24 Mayıs 2016 Salı

Anamıza Avradımıza Küfredin


"Seyirciden rica ettim, doksan dakika sabredin, doksan birinci dakika maçı kaybedince anamıza avradımıza küfredin."

Yılmaz Vural
Adana Demirspor Teknik Direktörü

Elazığspor maçı sonrası duygularını açıklarken

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Thank You, Mister


Ukrayna'da geçen 12 senenin hesabı...
Hiç de fena değil...

Stoichkov'dan Vefa


Bulgarların yetiştirdiği en ünlü topçulardan olan Hristo Stoichkov, dün gece "50 yıl 8 Numara" sloganıyla 50. yaş gününe özel bir gösteri maçı düzenlerken, bu sene içinde hayata gözlerini yuman eski takım arkadaşı Trifon Ivanov ile hocası Johan Cruyff'u da unutmadı. Tugay Kerimoğlu, Rüştü Reçber, Giga Hagi, Gheorghe Popescu, Maldini, Zamorano gibi eski yıldızların da yer aldığı gösteri maçı başlamadan Stoichkov, Ivanov'un eşi ve çocukları sahaya davet edip, onlara forma hediye ederken, gözyaşlarını tutamadı. Öte yandan saha kenarında top toplayan çocuklar da maç boyu 3 numaralı Ivanov forması ile görevlerini yaptılar. Hristo Stoichkov'un takımının 4-1 kazandığı maçın 14. dakikasında da maça ara verilip, Hollandalı efsane için saygı duruşu yapıldı.






17 Mayıs 2016 Salı

Avrupa'nın Şampiyonları


Görsel harika...
2016'nın Avrupa'da en değerli kupayı kaldıran takımları...

Portekiz EURO 2016 Kadrosu



Fransa'daki Avrupa Futbol Şampiyonası F Grubunun favori takımlarından Portekiz'de teknik direktör Fernando Santos 23 kişilik kamp kadrosunu açıklamış... Fenerbahçe'den Nani ve Bruno Alves'li Portekiz kadrosu aşağıdaki oyunculardan oluşacak:

Kaleciler: Rui Patrício (Sporting) Anthony Lopes (Lyon), Eduardo (Dynamo Zagreb)

Savunmacılar: Cédric Soares (Southampton), Vieirinha (Wolfsburg), Pepe (Real Madrid), Ricardo Carvalho (Monaco), José Fonte (Southampton), Bruno Alves (Fenerbahce), Rafael Guerreiro (Lorient), Eliseu (Benfica)

Orta Sahalar: William Carvalho (Sporting), Danilo (FC Porto), André Gomes (Valencia), Adrien Silva (Sporting), João Mário (Sporting), João Moutinho (Monaco), Renato Sanches  

Forvetler: Cristiano Ronaldo (Real Madrid), Nani (Fenerbahce), Ricardo Quaresma (Besiktas), Rafa Silva (Braga), Éder (Lille)

Hırvatistan EURO 2016 Kadrosu



Avrupa'da bir çok ülkede ligler sona erip, şampiyonlar büyük ölçüde belirlenirken, gözler de Fransa'daki Avrupa Şampiyonasına çevrilmeye başlandı. Biz de ultras/Movement blog olarak uzun bir süredir ara verdiğimiz maç yazılarımıza EURO 2016 maçları ile geri dönüş yapmayı planlıyoruz, umarım bir aksilik çıkmaz, bir sıkıntı olmaz da klavyemiz el verdiğince maçlarla siz sadık okurlarımızla birlikte oluruz. Yaz günlerimizi futbola doyuracak turnuvaya dair ilk haber olarak grupta ilk maçımızı oynayacağımız Hırvatistan'dan gelsin. Hırvatların çiçeği burnunda hocası Ante Cacic 27 kişilik EURO 2016 kadrosunu açıklamış. Beklenildiği gibi "Bana forma garantisi vermezseniz, milli takıma gelmem" diyen Dejan Lovren kadroda yok. Buna rağmen hoca Liverpool'lu savunmacıya kapıyı tam olarak kapamamış: "Takım arkadaşları ve hocasına nasıl davranması gerektiğini anlayacaktır, o zaman tekrar milli formayı giyebilir..."
Ante Cacic, Moldova ve San Marino hazırlık maçları sonrası takım kadrosunu 23'e indirecek ve nihayi listeye UEFA'ya bildirecek...

İşte Hırvatların 27 kişilik EURO 2016 aday kadrosu:


Kaleciler: Danijel Subasic (Monaco/FRA), Lovre Kalinic (Hajduk Split), Ivan Vargic (Rijeka), Dominik Livakovic (Zagreb)

Savunmacılar: Darijo Srna (Shakhtar Donetsk/UKR), Vedran Corluka (Lokomotiv Moscow/RUS), Domagoj Vida (Dynamo Kiev/UKR), Ivan Strinic (Napoli/ITA), Gordon Schildenfeld (Dinamo Zagreb), Sime Vrsaljko (Sassuolo/ITA), Tin Jedvaj (Bayer Leverkusen/GER), Duje Caleta-Car (Salzburg/AUT)

Orta Sahalar: Luka Modric (Real Madrid/ESP), Ivan Rakitic (Barcelona/ESP), Ivan Perisic (Inter Milan/ITA), Mateo Kovacic (Real Madrid/ESP), Milan Badelj (Fiorentina/ITA), Marcelo Brozovic (Inter Milan/ITA), Alen Halilovic (Sporting Gijon/ESP), Domagoj Antolic (Dinamo Zagreb), Marko Rog (Dinamo Zagreb), Ante Coric (Dinamo Zagreb)

Forvetler: Mario Mandzukic (Juventus/ITA), Nikola Kalinic (Fiorentina/ITA), Andrej Kramaric (Hoffenheim/GER), Marko Pjaca (Dinamo Zagreb), Duje Cop (Malaga/ESP)

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Modric'e Saldırı


İspanya'da Barcelona'nın şampiyonluğunu ilan etmesinin ardından, bu sene de kupa göremeyen Real Madrid'li taraftarlar takımlarının kamp tesislerinin dışında belki de Madrid takımının en "kibar" topçusu Luka Modric'e tükürerek hakaret ettiler. Oyuncuların çıkışını bekleyen iki "ufaklık" arka planda yer alan muhtemelen babalarının "gazlamasıyla" Hırvat oyuncunun arabasına tükürürken, Modriç oralı olmayıp yoluna devam etti.  Bugün tükürenler, yarın Şampiyonlar Ligini kazanması durumunda bu topçuları yere göğe sığdıramayacaklardır. Lanet olsun, böyle taraftarlığa...


12 Mayıs 2016 Perşembe

Forma Mı Bu Şimdi?


İspanya Dördüncü Lig takımlarından Club Deportivo Palencia, dikkat çekmek istemiş olacak ki, insanın vücudunu andıran forma dizayn ettirmiş kendisine. Bu işe taraftarlar ne der bilmem de, ben bu fotolara bakınca anatomi dersinde hissediyorum kendimi?


7 Mayıs 2016 Cumartesi

Hartlepool Taraftarı ve Son Deplasman Ritueli


Koca sezon iç saha dış saha maç kaçırmamışsındır, her maçın kendine özgü bir anısı, hatırası vardır mutlaka da yine de sonlar her zaman özeldir, hele ki deplasmanda olanlar... İşte İngiltere İkinci Liginde mücadele eden Hartlepool United takımının taraftarları bu anları ölümsüzleştirmek ve dikkat çekmek için ligin son deplasmanına farklı farklı kostümlerle gitmeyi adet edinmişler, bir sene Bob Marley olmuşlar, bir sene Şirinler, başka bir yıl Penguen... Bu sezonun son dış saha maçına da Star Wars kostümü ile gitmeyi uygun bulmuşlar Pool taraftarı...Fikir dikkat çekici de, umarım hava bunaltıcı sıcak değildir, bayılırlar o kıyafet içinde, hele hele bira olayına girerlerse, tuvalet ihtiyacı gidermek oldukça meşakatli olacak, zira tulum baştan aşağı çıkmalı...







Liverpool Sokakları

Liverpool sokakları...
Eski günler geri mi geliyor?


6 Mayıs 2016 Cuma

Yönetim Gibi Yönetim


İngiltere'de Leicester City "peri masalı" gibi bir sezon sonrası ligi zirvede bitirmeyi garantilerken, dünyada da taraflı tarafsız her futbolseverin sempatisini kazandı. Bu başarıda tabii ki en büyük pay Ranieri ve topçularınındır, bu inkar götürmez de, bu kadroyu bir araya getiren, futbolcuların sadece saha içine odaklanmasını sağlayan yöneticilerin de emekleri görmezden gelinmez. Bizde en ufak başarıda televizyon stüdyolarına "çadır kuran" başkan ve eşrafının tersine, adlarını dahi bilmediğimiz bu idare kadrosu, nasıl başarılı olduklarını gösterircesine Leicester City'nin bu hafta iç sahada oynayacağı maç öncesi taraftarına pizza, bira ve cips dağıtma kararı almış. "Bu tarihi başarıda bir an bile bizi yalnız bırakmayan siz taraftarın da payı var, sevinç ve coşkunuza biz de karınca kararınca destek olalım" dercesine mavi-beyazlı taraftarlara jest yapan bu "kravatlı abilere" imrenmemek elde değil. Hele ki bizde her başarı sonrası, bilete nasıl zam yapsak, sezon biterken elde kalmış formaları nasıl yuttursak gibi düşüncelerle taraftarı soyacak kaz gibi gören yöneticiler akla gelince, topçunla, hocanla, yöneticinle, taraftarınla "ne mutlu şampiyonsun be Leicester" diye kıskanıyoruz işte...



1 Mayıs 2016 Pazar

İki Dakika Düşün

Geçtiğimiz hafta Trabzon'da oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının bitmesine iki dakika kala bir taraftarın sahaya girip çizgi hakemini darp etmesi sonrası, Federasyon bu hafta oynanacak maçlar öncesi "2 Dakika Düşün" sloganıyla karşılaşmaları 2 dakika geç başlatma kararı aldı. Üç dört yöneticinin bir araya gelip, karar alması kolay da, bu sporun hitap ettiği kitlelere danışılmazsa böyle durumlar, ortaya trajikomik sahneler de çıkabiliyor, kaş yapacağım derken göz de çıkabiliyor. İşte, haftanın açılış maçında Bursa'da Fırat Aydunus bunu denedi, tribünlerden gelen ıslıklar sonrası 10-15 saniye geçmeden "2 Dakika Düşün" eylemini sonlandırmak zorunda kaldı. Eskişehirspor-Trabzonspor maçında da Trabzonsporlu topçuların sırtlarını dönerek yaptıkları " protestonu protesto ediyoruz" tavrı pek de manidardı.
Tamam, tribündeki adam, yöneticisi, hocası, futbolcusu "futbol nereye gidiyor" diye iki dakika düşünsün de, hakemler de "biz ne yapıyoruz" diye bırakın iki dakikayı, 22 saat düşünseler yeridir... Geçen hafta Fenerbahçe maçında Trabzonspor'un lehine çalınmayan penaltı ile dün Eskişehirspor maçında aleyhlerine çalınan penaltıları yan yana koyunca, "iyi ki Trabzonsporlu değilim, isyandan, sinirden, kahırdan, öfkeden çatlardım herhalde televizyon başında" demeden edemiyor insan...
Herkes iki dakika düşünürken...
Hakemler de iki dakika utanır mı acaba...



Tribün Emekçilerinin Bayramı Kutlu Olsun

Sen maça dakikalar kala gelirsin ya...
Kuyruk beklemek bile seni sıkar ya...
Onlar günler öncesinden gelirler o tribünlere...
Geceler boyu boyarlar o pankartları...
Sabahın erken saatlerinde stada girip dağıtırlar kartonları, bayrakları, flamaları teker teker boş koltuklara...
Sen hazır kartonu iki dakika kaldırmaya üşenirsin ya...
Sahayı göremiyorum diye "ahlar" vahlarsın" ya...
Onlar maç boyu bakmazlar sahaya...
Tek dertleri iki dakikalık koreografinin hatasız olması...
Tek istekleri takımlarına bir ses, bir destek olmaları...
Yaşasın tribün emekçileri...
Yaşasın tribün çocukları...
Bugün sizin de bayramınız...
Kutlu olsun...

30 Nisan 2016 Cumartesi

ultrAslan UNI Hep Yanında


Sanma ne şampiyonluk,
Ne de kupa umrumda
ultrAslan-UNI hep yanında...


Şampiyon Galatasaray


"Sadece Nisan'ın yirmiyedisinde öykü kitabının kapak fotoğrafı çekilecek"...

Kaldığımız yerden devam edelim...
O fotoğraf çekildi...
Çekilmek zorundaydı da zaten...
Onbeş bin kişilik Abdi İpekçi Spor Salonunda, 20 bin taraftarın önünde kaldırıldı beklenilen kupa...
Deplasmanda dört sayıyla mağlup dönünce, ki bir buçuk baskete eş değer bir fark, Ergin Hoca isyanlardaydı, böyle kötü hücüm edemezdi bu takım...
Fransa'ya özgüymüş demek... İç sahada fırtına gibi, şimşek gibi, bora gibi başladılar...
Üçer üçer attılar, üçer üçer arttırdılar farkı...
Tribüne mi baksınlardı, sahaya mı konsantre olsaydılar Fransızlar...
Aslında onlar da İstanbul'a "turistik seyahata" geldiklerini biliyorlardı da, "çıkmadık candan ümit kesilmezdi" zorladılar şanslarını...,
Bir ara ümitlendiler de... Sadece ümitlendiler...
Yeri geldi taraftar... Yeri geldi Sinan, yeri geldi Eric , çok da kritik yerlerde "cimbombomun çocuğu Göksenin  "This is Ipekçi" olduğunu hatırlattı...
Zor olmayacaktı, olmadı da...
O kupa Türkiye'ye geldi...
O kupa Ergin Ataman'ın kollarında havaya kalktı...,
O kupa Sinan'ın ellerinde soyunma odasına gitti...
Tebrikler Cim Bom, tebrikler...


David Beckham


Dünden bügüne David Beckham...

25 Nisan 2016 Pazartesi

ultrAslan Edirne


Geçtiğimiz hafta sonu bir Edirne seyahatı gerçekleştirdik, öyle deplasman filan değil, gezip görmeydi amacımız. Limon Cafede kahvaltı, Selimiye Camii ziyareti, Tunca nehri fotoğraflaması ve ciğer ziyafeti derken, şehrin bir çok yerinin ultrAslan Edirne grubu tarafından stickerlandığına şahit olunca, "gözümüz gönlümüz" açılıverdi... Bir Samsun deplasmanı hatırlıyorum, Radu Niculescu'nun golüyle galip gelmiş ve üçüncü yıldızı takma yolunda büyük bir engel atlatmıştık, işte orada yolda gördüğümüz tüm tabelaları, mola yerlerinde tuvaletleri, stadyum içinde tüm deplasman koltuklarını ultrAslan stickerlerı ile süslemiştik, Edirne'yi gezerken o günler akla geldi...




8 Nisan 2016 Cuma

Son Topa Kadar


Son topa kadar dediysek...
Bu kadar da ciddiye alacağınızı bilmiyorduk...
Şimdi nedir bu Galatasaray, nedir söyle?
Son topla maçı uzatmaya götür...
Son topla maçı kazan, finale çık...
Ulan Galatasaray....
Ulan...
İyi ki varsın be...
İyi ki varsın...
İyi ki Galatasaray'lıyız...
Unutmadan...
Bu kadar heyecan...
Bu kadar adrenalin...
Bu kadar "ruh teslim" etmeler...
Bize yeter de artar...
Şu kupayı güle oynaya kazanalım, olmaz mı?
Bırakın bu finalin de hikayesi olmayıversin, değil mi?
Zaten bizim hayatımız Çehov'un, Sait Faik'in hikayelerini çoktan solladı...
En güzel...
En saf...
En gerçekçi....
En tutkulu hikayeleri hep Galatasaraylılar yazmadı mı?
Bu hikayenin sonuna zaten biz noktayı çoktan koyduk...
Sadece Nisan'ın yirmiyedisinde öykü kitabımıza kapak fotoğrafı çekilecek...
O kadar...

2 Nisan 2016 Cumartesi

İsmail İsa'dan Osmanlı Tokadı




Altı sene önce Lokomıtiv Mezdra ile CSKA Sofya arasında oynanan maçta İsmail İsa'nın attığı golden sonra kırmızı-beyazlı taraftarlara "sus" işareti yapması ile tribünün sahaya inmesi olayını ultras/Movement blog takipçileri hatırlayacaktır. Bugün İsmail İsa'nın facebook fan sayfasında attığı golleri izlerken, o gün dikkat etmediğim bir ayrıntı gözüme ilişti. İsmail neden susturdu CSKA'lıları? Neden mi? Sen tribünde " Turkey is not Europe" pankartı açarsan, Türk çocuğu sana Osmanlı tokadını yapıştırıverir... Buyrun video burada...

Ercan Güven'den Volkan Konusuna Nokta


Volkan Demirel'in milli takıma dönme konusu iyice kabak tadı vermişken, özür dileyip dilememesi tartışılıırken, ki bu polemikleri aslında Fatih Terim sonlandıracaktır ama o da nedense bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor, Ercan Güven "okkalı" bir yazı yazmış... Herkes bu köşe yazısını okuyup, kendine gelsin, ve bıraksın artık Volkan Demirel muhabbetini... Türkiye'de Fenerbahçe formasıyla gittiği her deplasmanda ıslıklanan adam Milli Takım kalecisi olabilir mi? Tüm memleketi tek yürek haline getirmeyi amaç edinen Fatih Terim bu sorunun cevabını düşünerek, ulusal takım kadrosunu açıklasın, özür mözür zaten hikaye....

Git şehit yüzbaşıdan özür dile!
Bıktık şu Volkan Demirel olayından!.. Gına geldi... Her gün “ölümcül” sorunlarla uyanan, günü şehit cenazeleri canlı yayınlarıyla geçiren, gece yorganı endişeyle çeken, sokaktan/stattan korkacak hale gelmiş bir ülkede Volkan’ın meseleyi şehvetle kaşımasına yazıklar olsun bir kere... Kimin umurunda kalede hangi Volkan’ın olduğu?
Hiçbirisi akrabamız değil ki... Volkan veya İbraham; uyduruk gol yiyor mu, yemiyor mu ona bakarız biz.
Soyadı Babacan olan Volkan pekala işini yapıyorsa, ne bizimle ne de takımla arasında güven sorunu yoksa, görev yerini terk etmiş Demirel için ne konuşuyoruz devamlı?
Hadi biz konuşuruz... O nasıl konuşuyor asıl?
YÜZBAŞI HALİL ÖZDEMİR HAKKINI HELAL EDER Mİ MESELA?
Hani milli forma kutsal bir vatan göreviydi? Kardeşim, sen küfür yedin diye milli görevini bırakırken kurşun yedikleri halde görevini aksatmayan vatan evlatlarına ne diyeceğiz sonra? Yarasını sardırıp askerlerinin başına koşan ve şehit olan yüzbaşı Halil Özdemir hakkını helal eder mi mesela?
Milli takıma davet alabilmesi için okkalı bir özür gerekirmiş... Cevaba bakın; kimse Volkan Demirel’den özür beklememeliymiş.
Boş verin bu işleri.
Olaya sadece “sportif çıkar” açısından bile baksanız, tıkır tıkır yürüyor Milli Takım. Gün olur Volkan Babacan formdan düşerse yerine bir başkası geçer; aynen devam... Hem garantisi mi vardı Volkan Demirel’in tek gol bile yemeden bizi finale taşıyacağının?
Yoktu...
Lakin, böylesine göze soktuğu yumuşak karnını kullanmak isteyenler olursa, yine en olmadık yerde bırakıp gitme ihtimali “sıfır”dı diyemez kimse.
İster özür dile, istersen dileme sevgili kardeşim... Allah Milli Takım’ı sana muhtaç etmesin!

Blog Widget by LinkWithin