29 Ocak 2015 Perşembe

Cosmin Moti Tribünü


Cosmin Moti'nin hikayesini hatırlayacaksınız, Ludogorets'in Steaua Bükreş le oynadığı Şampiyonlar Ligi eleme maçının uzatmalarında kalecisinin kırmızı kart görmesi sonrası kaleye geçip, kurtardığı penaltılarla takımını şampiyonlar Liginde gruplara taşımıştı. Maçtan sonra Bulgar ekibinin başkanı Domuschiev, Razgrad'a yapılacak yeni stadyumun bir tribününe Cosmin Moti adını vereceklerini söylemişti. Başkan sözünü tuttu ve yeni stadyumu daha yapamadıkları için şu an maçlarını oynadıklarını Ludogorets Arena'nın bir tribününe Cosmin Moti ismi verildi. İspanya'da devre arası kampta olan Ludogoretsli topçuya müjdeyi veren başkan bir de ondan isterse eski takımı olan Dinamo Bükreş'in taraftarlarını oynayacakları Beroe kupa maçına davet etmesini söylemiş... Var mıdır mutlusu Rumen topçudan?

Arda Turan ve Ayakkabısı



Ne kadar öfkelenirsen öfkelen, ne kadar haklı olursan ol, ki pozisyonda haklı da değilsin, kramponu yan hakeme fırlatmak kabul edilebilir bir davranış değil Arda kardeşim. Zaten, bu hareket maçın da önüne geçti, hem memlekette hem de yabancı medyada senin kramponun konuşuluyor dün geceden beri.. Reklamın iyisi kötüsü olmaz dersen, anlarım da hani sen bizi temsil ediyordun ya, sık sık verdiğin demeçlerde, bu da Türk insanını temsil etmenin bir türü mü?








Eskişehirspor:1-0:Galatasaray


Kupada ilk maçı kazanınca, gruptan çıkmayı da büyük ölçüde garantileyen Galatasaray, sonraki karşılaşmalarda "iyice salınca" mağlubiyetler de peşi sıra gelmeye başladı. Önce Sami Yen'de Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a kaybettiler, dün gece de Eskişehir'den puansız döndüler liderlik maçından. Hafta sonu ligde oynanacak olan Bursaspor maçını hesap ederek diğer karşılaşmalara göre daha fazla rotasyonlu bir kadroyu saha süren Hamza hoca, oyunculardan umduğu performansı göremeyip istediği üç puanı alamayınca kupada sonraki turda da işi zora soktu. Zira, Zirrat Türkiye Kupasının yeni statüsü gereği gruplarında ikinci olanlar, diğer grubun lideriyle tek maçlık eleme üsülü karşılaşıyor ve maç lider takımının evinde oynanıyor, yani grubun son maçında Eskişehirspor deplasmanda Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a kaybetmezse, Galatasaray Ankara'da Gençlerbirliği ile karşılaşacak kupada yoluna devam edebilmek için. Tek maç olunca da her türlü skorun çıkabileceği maçlar yaşanacak... Bakalım hayırlısı...
Puanlar ve liderlik uçup gitti de daha da vahim olanı Pandev'in bir korner atışı sonrası oldukça rahat pozisyonda golü yapamaması dışında, Galatasaray'ın ev sahibinin genç kalecisi Ali'yi zorlayacak bir atağının olmaması. Korkum, Hamza hocanın yarattığı bahar havasının böyle mağlubiyetlerle yavaş yavaş sönmesi ve takımın tekrar "kaybetme" alışkanlığına başlaması...


Olcan Adın:
Yaz döneminin şaşalı transferiydi Olcan, büyük beklentilerle geldi Karadeniz'den İstanbul'a, ne de olsa Trabzon'dan gelen Burak olsun, Selçuk olsun, Engin olsun, Ceyhun olsun, hatta Fransa "aktarmalı" gelen Umut olsun taraftarın yüzünü hep güldürdüler ama Olcan Adın şu ana kadar kendisine verilen şansı hiç kullanamadı, kazandığı parayı hak ettiğini gösteremedi. Dün gece 90 dakika sahada kalan Olcan, doğru dürüst tek bir orta daha yapamazken, işin savunma tarafında ise özellikle maçın 49. dakikasında Eskişehirspor'un atağında savunması gereken rakip oyuncuyu bırakıp amaçsız bir şekilde penaltı noktasına koşarken, arkasında bomboş pozisyonda topla buluşan Andaç az kalsın takımının ikinci golünü atıyordu. Hamza Hoca karakteri ve kişiliği gereği her oyuncuyu kazanmak istiyor, Olcan'a da güveniyor ama kadro dışı kalan ve A2 takımıyla maçlara çıkan Engin Baytar şu form durumu itibarı ile Olcan'dan daha verimli olur takıma...

Eskişehirspor Taraftarı:
Sezon başından beri televizyon yorumcuları, gazeteciler, yöneticiler, teknik adamlar ve futbolcular tribünlerdeki taraftarların azlığından yakınıyorlar ve bu sıkıntıya kendilerince bahaneler üretip, çözüm bulmaya çalışıyorlar. Lakin kimse yüksek sesle bu işin tek nedeninin e-bilet olduğunu söyleyemiyor. Dün gece Eskişehir'deki salkım saçak tribünler "kör göze parmak" misali bu sene neden seyircinin maçlara gelmediğini gösterdi. Kupa maçlarında e-bilet uygulaması olmayıp, eski düzen kağıt bilet satılınca tribünlerde görebildiğimiz kadarıyla tek boş koltuk yoktu...


Stat: Eskişehir Atatürk
Hakemler: Barış Şimşek, Serdar Diyadin, Mehmet Cem Hanoğlu
Eskişehirspor: Ali Şaşal Vural, Berkay Dabanlı, Birol Parlak, Kamil Çörekçi, Kaan Kanak (Dk. 85 Ergün Teber), Toto, Causic, Feyzi Yıldırım, Lawal (Dk. 82 Eyüp Koçoğlu), Andaç Güleryüz (Dk. 67 Sissoko), Mori
Teknik Direktör: Michael Skibbe
Galatasaray: Eray İşcan, Tarık Çamdal, Hakan Balta, Koray Günter, Olcan Adın, Hamit Altıntop (Dk. 46 Emre Çolak), Dzemaili, Selçuk İnan, Sinan Gümüş (Dk. 76 Telles), Yasin Öztekin (Dk. 46 Bruma), Pandev
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Gol: Dk. 40 Andaç Güleryüz (Eskişehirspor)
Sarı Kartlar: Dk. 62 Berkay Dabanlı, Dk. 81 Causic, Dk. 90+3 Sissoko (Eskişehirspor); Dk. 52 Sinan Gümüş, Dk. 71 Selçuk İnan, Dk. 72 Olcan Adın, Dk. 79 Dzemaili (Galatasaray)

27 Ocak 2015 Salı

Galatasaray:2-0: Çaykur Rizespor


Beşiktaş galibiyeti sonrası oynansaydı Çaykur Rizespor maçı, derbi moraliyle dertsiz tasasız bir hazırlık haftasının ardından çok rahat kazanılıp, üç puanla bitirilecekti 2014-2015 sezonun ilk yarısı.  Ne Burak ve Semih sakat olacaktı, ne de Chedjou Afrika Kupasına gitmiş olacaktı... Ama, manasız bir şekilde devrenin son maçı oynanmadan verilen ara, topçuların tatile çıkması, sonrasındaki hazırlık kampı, orada oynanan ve Burak'ın, Semih'in, Koray'ın, Dzemaili'nin sakatlıklara kurban gittiği maçlar ve kadro kurma matematiği ile kafa yorulan bir Rizespor maç öncesi...

 Üç gün evvel oynanan Diyarbakır Belediyespor maçında test edilen Melo-Hakan ikilisi hocadan kırık not alınca, sağlık ekibi fazla mesai yaparak Koray Günter'ı yetiştirdi pazar gecesine de bir de sürprizi vardı doktor arkadaşların, Burak Yılmaz da oynayacak duruma gelmişti. Hamza hoca işler rayında giderse, riske etmeye hiç niyeti yoktu golcüsünü ama Galatasaray maça öyle bir başladı ki, hatta isim verelim Sneijder öyle istekli bir oyun oynadı ki ilk devre 2-0 bitti ama defans arkasına atılan toplarda Burak olsa, skorbordda 5-0 yazması olmayacak iş değildi. 

Umut ilk yarıda olduğu gibi ikinci devre de kaçırdıkça tribünlerdekilerin "ah Burak olsa şimdi" serzenişi, kulübede maçı seyreden Burak'ın da "Şu maça girsem de bu dağınık defansa iki tane atsam" hayaliyle örtüşünce, daha sonra Hamza hocanın belirttiği gibi, Burak'ın maça girme ricasını hoca kıramayınca, güle oynaya giden maç birden Burak'ın oyuna adım atmasını takip eden 3 dakika içinde kabusa dönüverdi. Devre arası kampında River Plate karşısında maçın sonlarına doğru attığı deparda baldırından kas çekmesiyle sakatlanan Burak Yılmaz, dün gece maça girdikten sonra daha topa dokunmadan atılan uzun pasa yaptığı koşu sonrası yere yığılıverdi... Prandelli faciası sonrası takımın başına gelerek kara bulutları dağıtan, puanları toplayan Hamza Hamzaoğlu en kritik hatasını yapmıştı: İhtiyaç olmadan, hiç gerek yokken, sakatlıktan yeni kurtulmuş, belki tam kurtulamamış oyuncusunu oyuna sürmüştü. Kırmak istemedi belki Burak'ı, gözündeki oynama arzusunu gördü ama lider olmak karşısındakinin iyiliği için yeri geldiğinde onu kırmak, üzmektir...

Rahat kazanılan, farkın kaçırıldığı için üzülünesi gereken maç, Burak'ın üç dakikada sakatlandığı Rize maçı olarak biz taraftarın hafızasında kalacaktır. 


 Wesley Sneijder:
Kuşkusuz takımın en yetenekli topçusu, kariyeri de bunu gösteriyor, kimsenin Sneijder ismine itirazı olamazken, Prandelli zamanında küstürülmeye çalışıldı,yedek bırakıldı, medyada Sneijder düşmanlığı pompalandı ve devre arası satılacak konuma gelmişken Hollandalı yıldız, Hamza hocanın gelişi ile tekrar yüzü gülmeye başladı. Hafta içi kupada oynanan Diyarbakır Belediyespor maçında takım arkadaşlarının isteksizliği, hakemin vurdumduymazlığı kızdırmış Sneijder'i ve oyundan alınırken, soyunma odasına gitmesi çakal gazetecilere malzeme olmuştu. Rize maçına çok istekli çıktı 10 numara, topla buluştuğunda hep tehlike yarattı Serkan'ın kalesinde, ustaca bir gol attı, bir de nefis bir asist yaptı Bruma'ya ama Umut'un, Bruma'nın, Telles'in futbol zekası Wesley'e yaklaşabilseydi, daha zevk alacaktı Hollandalı oynadığı oyundan. Dün gece Sneijder'i izlerken, Hagi'nin Ergün'ü, Hakan Ünsal'ı, Filipescu'yu azarladığı maçlar aklıma geldi, bağıra çağıra maç içinde pozisyon almayı öğretiyordu takım arkadaşlarına efsane Hagi... Hamza hoca bir bölgeye sabitlemeyip, bir de serbest bırakınca saha içinde 10 numarasını, böyle tadından yenmez bir 90 dakika seyrettik biz de...

 Felipe Melo:
Biz sevdikçe, arkasında durdukça, dışardan Melo eleştirileri de artıyor da şüphe götürmez bir gerçek var o da takımın hamalı Felipe Melo olduğudur. O iyi oynarsa Selçuk daha iyi oynuyor, Sneijder daha rahat hareket ediyor, savunma daha güvenli karşılıyor rakip defansı. İlk geldiği sezon ekstra işler yapıp, bolca da gol atınca, hep akıllarda o performans var ama Melo'nun tek işi var: Savaşmak... O da bunu hakkıyla yerine getiriyor... Boşuna demiyoruz, Felipe Melo'nun askerleriyiz diye...


Koray Günter:
Bir sene önce devre arasında "bir kamyon dolusu" transferle birlikte Galatasaray formasıyla tanıştı Koray. O günden bugüne kadar çok az şans buldu, yetenekliydi ama gösteremedi kendisini, ne Mancini, ne de Prandelli güvendi. Başakşehir maçında zorunluluktan Hakan'ın partneri olmuştu Koray da o maç kim iyi oynadı da Koray oynasındı.Semih'in sakatlığı, Chedjou'nun Kupa yolcusu olması genç stopere bir şans verdi, o da dün gece bu imkanı iyi değerlendirdi. Uyum içinde savundular Muslera'nın kalesini Hakan'la, sadece savunmakla kalmadı, oyun kurmada da maharetli olduğunu gösterdi Koray. Savunmacıya ihtiyaç duyulan bu dönemde önce Eskişehir kupa maçı, ardından Bursa maçında sergileyeceği başarılı performans Koray'ı savunmanın vazgeçilmesi yapabilir, Chedjou döndüğünde formaya hasret kalabilir.


Stat: Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena
Hakemler: İlker Meral, Orkun Aktaş, Hakan Yemişken
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Koray Günter, Hakan Balta, Telles, Bruma, Selçuk İnan, Melo (Dk. 86 Sinan Gümüş), Emre Çolak, Sneijder, Umut Bulut (Dk. 78 Burak Yılmaz-Dk. 81 Hamit Altıntop)
Çaykur Rizespor: Serkan Kırıntılı, Koray Altınay, Orhan Ovacıklı, Sylvestre, Eren Albayrak, Tevfik Köse (Dk. 46 Sercan Kaya), Kıvanç Karakaş, Obraniak, Holosko (Dk. 78 Kağan Söylemezgiller), Ümit Korkmaz (Dk. 80 Liban Abdi), Deniz Kadah
Goller: Dk. 7 Sneijder,  Dk. 44 Bruma (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 53 Orhan Ovacıklı (Çaykur Rizespor), Dk. 88 Selçuk İnan (Galatasaray)

Bir Teknik Direktör Portresi


Maç başında sarmaş dolaş...



Maç içinde "hadi len" havası...




ve maç sonu...

İşte memleketten bir teknik adam portresi...

Blog Widget by LinkWithin