24 Ekim 2014 Cuma

Havana / Küba

 
Gezme-tozma:
 
1.gün
  • Küba'nın tüm şehirleri gibi Havana da sokaklarına girip çıkılarak şehrin neşeli Latin insanlarıyla temas kurarak gezilecek bir kent. Dolayısıyla yerel hayat içerisine daldıkça şehirden daha fazla keyif almaya başlayacaksınızdır.
  • Şehrin açılışını Fidel Castro'nun eskiden her sene 1 Mayıs'ta konuşma yaptığı Devrim Meydanı'yla (Plaza de la Revolucion) yapın. Meydandaki Che Guevara görselini ve "Hasta la Victoria Siempre!" (Daima Zafere Doğru) sloganının büyüsünü platform arkasındaki kuleye çıkarak daha net hissedebilirsiniz. 
  • Ara sokaklarda geze geze Barcelona'daki La Rambla Caddesi'ni andıran halk adıyla Prado olarak bilinen Paseo de Marti'ye doğru gidin. Cadde üzerindeki seyyar satıcılara, dükkanlara uğrayarak sahile doğru yürümeye devam edin.
  • Prado'nun ortalarında Colon sokağına döndüğünüzde Devrim Müzesi'ne (Museo de la Revolucion) ulaşacaksınız. Devrik lider Batista'nın sarayı olarak kullanılan binanın yan tarafında Castro'nun Domuzlar Körfezi çıkarmasında bindiği Grandma teknesinin de müzesi bulunuyor.
 
  • Tekrar Prado'ya çıktığınızda cadde bitiminde sizi sahile atacaktır. Körfezin altından tünelle karşı tarafa geçip Havana'nın en ucunda bulunan 1589 yapımı Morro Kalesi'ne gidin. Kaleden Havana'nın genel fotoğrafını çekebilirsiniz. Morro Kalesi'nde 81,80 metre ile dünyanın en uzun pürosunu imal eden Jose Castelar Cueto'yu görebilir, isterseniz mağazadan hediyelik püro alabilirsiniz.  

  • Tekrar tünelden geçerek karşı tarafa geçin. Sahilyolunda Avenue Del Puerto üzerinde giderken Parque Cespedes önünde üzerinde "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" yazılı Atatürk Büstü'nü göreceksiniz.  
  • Sahilyolunda yürümeye devam edin, limanın karşısında Havana Club adıyla dünyaya yayılan Küba'nın ünlü Rom içkisinin müzesini (Museo Del Ron) göreceksiniz. Müzede rom içkisinin yapılış yöntemini adım adım takip edip, farklı farklı senelerde bekletilen romların tadına bakabilirsiniz.  

 
2.gün
  • Güne Küba'nın meşhur pürolarının üretiminin yapıldığı fabrikalardan birinin ziyaretiyle başlayın. Bu konuyla ilgili iki alternatif önerim olacak: La Corona (Galiano Sskak 93) veya H.Upmann (Amistad sokak 407).
  • Fabrikayı ziyaret etmeden önce yaklaşık 10 CUC ödeyerek kayıt yapıp bilet almanız gerekiyor. Rezervasyonlar otellerden de yapılıyor, bu sebeple otelinizden gitmeden önce bilgi almanızı tavsiye ederim.
  • Fabrika içerisine fotoğraf makineleri alınmıyor, artık kaçak göçek cep telefonları ile çekmeye çalışacaksınız. İşçilerin püro satması da yasak ama ayaküstü yapacağınız pazarlıklarla taze taze üretilmiş pürolardan alma şansınız bulunuyor. Fabrikalarda çalışanlara hoparlörden kitap okunurken, tütün yapraklarının elle işlenerek nasıl adım adım püroya dönüştüğünü görmenizi tavsiye ederim.
 
  • Turdan sonra şehre yarım saatlik mesafede bulunan San Francisco de Paula'daki nobel ödüllü Amerikan yazar Ernest Hemingway'in şu an müze olan evine gidin. Evin içerisine girilmesine izin verilmese de; bahçesi, terası ve seyir kulesi ile Hemingway'in nasıl bir keyif adamı olduğunu anlayabiliyorsunuz.
  • Evden çıktıktan sonra tekrar bir yarım saatlik yolculukla Hemingway'in meşhur "Old Man and the Sea" romanını yazdığı Cojimar Köyü'ne gidin. Bu şirin köyde sahildeki fenerin karşısındaki Hemingway Büstü'nünden başlayarak yapacağınız turun sonunda Hemingway'in sıkça gittiği " La Terazza Restaurant"ta denize nazır bir yemek yiyebilirsiniz. 
3.gün
  • Havana'ya yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki Pınar Del Rio'ya gidin. Yol üstünde birçok aracın durduğu Vinales Vadisi'nin manzarasını görebileceğiniz bir mola yeri göreceksiniz. Bu vadinin manzarasını dönüşte gün batımına doğru da izlemenizi tavsiye ederim. Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'nde olan bu doğa mucizesini izleyebilir, yine uygun pazarlıkla puro alabilirsiniz.
  • Pınar Del Rio'da Benito'nun tütün tarlasını mutlaka görün. Benito size tütünün fermante edildiği saman evde tütün yapım yöntemini gösterecek ve hatta 1 tanesinin tadına baktıracaktır. Benito'nun çiftliği,  arabası ve evini gezip 1 pezoya taze pürolardan alabilirsiniz.
 
  • Çıkışta Vinales Vadisi'ne inin ve Cueva del Indio (Kızılderili Mağarası) içerisine girin. Mağarada içerisinde bulunan derede tekne turu yapmak da mümkün.
  • 1961 yılında Meksikalı ünlü ressam Morales'in öğrencisi Morillo tarafından bir kaya üzerine yapılan ve evrim sürecini betimleyen "El Mural de la Historia" adlı çalışmayı göreceğiniz açık hava müzesine gidin. Buradaki kafede hindistan cevizi-rom karışımı olan pina colada içemenizi tavsiye ederim.

4.gün
  • Bu sefer ülkenin doğusuna, Santa Clara'ya doğru gidin. Küba'nın efsane devrimcisi Che Guevara'nın anıt mezarını ziyaret edin. Anıt mezarın içerisindeki müzeye fotoğraf makinesi sokulmuyor ama cep telefonu ile çaktırmadan birşeyler çekebilirsiniz. Müze içerisinde Che'nin çocukluk döneminden son zamanlarına kadar çeşitli fotoğraflar ve özel eşyalar sergileniyor.
  • Che Guevara'nın 18 adamıyla ağır silahlarla donanmış General Batista'nın ordusunu bindikleri treni devirerek yendiği Monumento a la Tma del Tren Blindado'ya gidin. Burada devrilen tren o zamanki haliyle sergilenmek üzere bırakılmış durumda.
  • Şehrin içerisine girin ve Palacio Provincial, La Casa de la Cuidad ve 1748 yapımı Iglesia de Nuestra Senora del Carmen Kilisesi'ni gezip tekrar 3 saatlik yolculukla Havana'ya dönebilirsiniz.

Yeme-içme:
  • Cabana Restaurant: Havana merkezde bulunan yerel bir restaurant. Yemek sırasında yanımızda müzik çalan grup oldukça başarılıydı. Congri denilen siyah fasulyeli pilavı mutlaka tadın.
  • La Bodeguita: 1942 yılından beri faal olan, mojitonun icat edildiği yer olduğu rivayet edilen Ernest Hemingway'ın uğrak yeri olan iki katlı küçük bir bar. Plaza Catedral yakınında Empedrado sokağında.
  • Heladeria Coppelia: Avenida 23 sokağındaki bir parkta bulunan Havana'nın meşhur dondurmacısı.
  • Museo Del Chocolate: Eski Havana'da Mercaderes ile Amargura sokaklarının kesişiminde bulunan ünlü çikolatacı.
  • Restaurante Dos Hermenos: Santa Clara'ya gittiğinizde öğle yemeğinizi burada yiyebilirsiniz. Açık büfe servisinden dilediğinizi seçin ve rengarenk papağanların bulunduğu bahçesini de mutlaka gezin.
  • Rancho San Vincent: Vinales'te mağara çıkışında bulunan yerel yemekler sunan bir restaurant.
  • La Terezza Restaurant: Hemingway'in sıkça gittiği Cojimar Köyü'ndeki müthiş deniz manzaralı restaurant. Hemingway'in buraya geldiğinde mutlaka içtiği daiquiri eşliğinde balık çorbası ve karidesli paella yemenizi tavsiye ederim.
  • La Mina Restaurant: Palacio de los Capitanes Generales meydanında biraz turistik bir restaurant. Yemekler ve servis pek tatmin edici değildi.
 
Yatma-kalkma:
  • Melia Cohiba Hotel:   Sahilyolunda Avenida Paseo'da bulunan 5 yıldızlı otel. Havana'da bulunabilecek ender lüks otellerden. İki kişilik oda fiyatı 100-150 Euro civarında, biraz pahalı ama karşılığını veriyor. Yemeklerde içicek ekstraya giriyor bilginiz olsun.
Püf noktaları:
  • Küba'ya giderken temsili bir vize alınıyor. Turizm acentalarına pasaport bilgilerinizi vermeniz ve ücreti yatırmanız vize almak için yeterli.
  • Küba'ya Avrupa üzerinden çeşitli şehirlerden aktarmalı uçuşlar bulunuyor. aktarmadaki transfer süresini minimumda tutacak şekilde biletinizi ayarlarsanız havaalanlarında sefil olmazsınız.
  • 1 Ocak 1959'daki diktatör Batista'yı yıkan, içerisinde Arjantinli devrimci Che Guevara'nın da yer aldığı Fidel Castro liderliğindeki gerilla hareketinden sonra Küba'da sosyalist düzene geçildi.
  • Küba'da eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz. Devlet evlenenlere dayalı döşeli bir diare veriyor. Ana gıda malzemeleri çok ucuz. Bunun sonucunda ülkede okuma-yazma oranı %100 ve suç oranı sıfır. Gece vakti dilediğinizce sokaklarda dolaşabilirsiniz, sadece birşeyler satmak isteyen seyyar satıcılar musallat olabilir, bunun dışında hiçbir tehlike yoktur.
  • Küba'da iki çeşit para kullanılıyor. Normal peso ve convertible peso (CUC). 1 CUC = 25 peso. CUC dükkanlarda dolar işaretiyle simgelenir, Amerikan doları ile karıştırmayın. Normal peso sadece halka açık fırın ve bakkallarda geçiyor. Onun dışında her türlü restaurant, müze ve tursitik yerlerde CUC ile ödeme yapılıyor. Alışveriş yaparken para üstünü normal peso olarak almamaya dikkat edin.
  • Küba'da tropikal iklim hakim, dolayısıyla kışın dahi gitseniz mutlaka yanınıza hafif giysiler alın.
  • Alışverişlerinizde, taksilerde vs. pazarlık etmekten çekinmeyin. Pazarlıkta ne tutturursanız o fiyata almanız mümkün. Taksilerde 5 CUC'dan fazla vermemeye çalışın.
  • Havana'ya gelmişken mutlaka üstü açık eski model bir taksi ile şehir turu yapın. Bir saatlik tur 25 CUC, yarım saatlik tur 15 CUC civarında.
  • Yakındaki semtlere giderken araç kiralamanız mümkün. Normal sınıfta bir aracın kirası günlük yaklaşık 70 CUC. Ayrıca, günübirlik otobüs turları da oluyor, otelinizden konuyla ilgili bilgi alabilirsiniz.
  • Her türlü gider devlet tarafından karşılanınca maaş olarak çalışanlar ortalama 25 CUC civarı para kazanıyor. Dolayısıyla, turizm sektöründe çalışan birçok avukat, doktor vs. görmek mümkün. Ayrıca, fuhuş da Küba'da oldukça doğal bir para kazanma yöntemi. Geceleri gideceğiniz barlarda sizinle muhabbet kurmaya çalışacak jineteros denilen erkekler ve jineteria denilen kadınlar olacaktır.
  • Congri, Kübalıların en sevdiği yiyecek. Devlet çocuklara ücretsiz süt dağıttığı için inek kesmek yasak, dolayısıyla et yemeğine fazla rastlanmıyor. Domuz eti Küba'da en çok tüketilen yiyeceklerden.
  • Küba'nın milli içeceği rom. Rom kullanılarak hazırlanan sangria, pina colada, daiquiri popüler içecekler. Ayrıca, Cristal ve Bucanero isimli iki adet yerel birası mevcut.
  • Küba'da futbol yok. Atletizm, beyzbol ve voleybol en çok rağbet gören sporlar.
  • Küba'ya gitmişken püro almamak olmaz. Sokakta açıkta satılan pürolar ucuzdur, amblajlı olmadığı için kuruma ihtimali vardır, pürodan anlayan kişilere buradan almayın. Eski Havana'da devletin püro sattığı resmi dükkanlar mevcut. Ayrıca Pınar Del Rio'dan da püro alınabilir. Püro fabrikasında el altından püro almak da bir seçenek.
  • Hemen hemen her sokakta ve yemek yiyeceğiniz restaurantta sizi sokak çalgıcıları karşılayacaktır. Müziklerini icra ettikten sonra CD'lerini satıp sizden bahşiş talep edeceklerdir.
  • Turistik yerlere girmeden önce sizden garip bir şekilde fotoğraf çekme parası talep edilecektir. Bir ilk başlarda ciddiye alıp para veriyorduk ama sonra gördük hiç takmadan içeri girmek en mantıklısı, para vermesiniz de fotoğraf çekebileceksinizdir.

Zero Tolerance or Euro Tolerance


Trabzon insanı pes etmiyor, Trabzonlu hakkını arıyor...




23 Ekim 2014 Perşembe

Galatasaray:0-4:Borussia Dortmund


"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."
Ali Sami Yen

1989 senesiydi, kış günüydü zannedersem. Daha ufak çocuğuz, işimiz gücümüz oyun, okul, maç. Evdekilerde hararetli bir çalışma var, uzun uzun kalasları birbirlerine çakıyorlar da  "upuzun" bir şey yapmanın gayretindeler ki ucuna anteni yerleştirince anlıyorum maksatlarını: Türkiye kanallarını-ki zaten TRT 1 var tek kanal- seyretmek için anten kurmuşlar. Komunizm rejimi Bulgaristan'da, siyah-beyaz ortam, her şey yasak, tek bildiğimiz Bulgar televizyonu. Köyden birileri Türkiye'den televizyon kanallarını seyredermiş de biz de yapmışız böyle bir anten, bir de maç var, bizimkiler Fransızlarla oynayacaklarmış. Galatasaray'mış bizim takımın adı, sarı ve kırmızıymış renkleri. Karıncalı, cızırtılı, yer yer yayın gitse de o gece kalabalık bir aile ve komşu cemaatiyle seyrettiğimizi hatırlıyorum Galatasaray-Monaco maçını da Prekazi'nin o füzesiyle göz yaşlarına boğulan koskoca adamları hiç ama hiç unutamam. O gece Galatasaraylı oldum, Galatasaraylı olduk...  Sonrası Steaua maçları filan izledik de o anten bir müddet sonra çekmez oldu, radyodan Türk freakansı bulup Galatasaray haberlerine yine de az kulak kabartmadık...

Ben ve etrafımdakiler böyle Galatasaray'lı oldu da, Galatasaray Avrupalıları tokatladıkça nice çocuk bir ömür uğruna kalplerini hoplatacakları sarı-kırmızıya aşık olmuşlardır, hepsinin ayrı hikayesi vardır ama sevdası tektir: Galatasaray. İşte böyle bir takımdır Galatasaray. Avrupa takımdır Galatasaray. Türkiye'de ne sonuçlar alırsa alsın söz konusu Avrupa olunca bir başka "kükrerdi" aslanlar, taraflı tarafsızın birleştiği tek cümle vardı: Galatasaray Avrupa'da bi' başka oynuyor kardeşim... Yaşım elverdikçe tanıdığım, aklıma kazınmış bütün yerli yada yabancı hocalar da kulübün misyon ve vizyonunu özümsemiş, Avrupa maçlarına asılırlardı kendilerini ispatlamak için. Yenerdik, yenilirdik, ilk turda elenir, UEFA kupası da alırdık ama "Avrupa'da bi' başka oynardık"... Taa ki bu sene Cesare Prandelli'nin takımın başına gelişine kadar. Anderlech ve Arsenal maçlarında sahadaki oyun olsun, hocanın maç sonu söylemleri olsun bize bir şeyler gösteriyordu, söylüyordu da alışmıştık ya Avrupa Kupası maçlarında destan yazmaya "Galatasaray varsa umut vardır" diyerek Dortmund maçını da heyecanla bekledik, futbolculara moral olsun diye "Gücünü Tarihinde Al" koreografisi hazırlandı da sahada uyurgezer bir takım vardı, Almanlar oynadı, biz seyrettik, Almanlar golleri attı, biz santra yaptık, Almanlar koştu biz baktık, 4-0 sahadan mağlup ayrıldık.


Skora mı üzülsek, ortaya konulan ruhsuz futbola mı kızsak derken işin aslını Cesare Prandelli açıkladı: meğerse biz Şampiyonlar Ligi maçlarını "hazırlık" maçı gibi görüyormuşuz, asıl hedef ligmiş, futbolcularımızı Avrupa Maçlarında yormayıp lig karşılaşmaları için saklıyormuşuz. Evet, dinlerken kanımızı donduran açıklamalar bunlar. İşte Prandelli'nin ağzından maç sonu dökülenler:

"Güçlü bir takıma karşı oynadık. İyi koşan, komple birlikte oynayan bir takım. Uzun yıllardır birlikteler ve Şampiyonlar Ligi’ni hedefliyorlar. Bizim gelişmemiz, daha iyi olmamız gerekiyor. Hedefimiz her zaman söylediğimiz gibi ligde başarılı olmak. Olcan, Fenerbahçe maçında dişlerini sıkarak oynamıştı, bir sakatlığı vardı. Ona rağmen oynadı, teşekkür ediyorum. Ayrıca Pazar günü oynayacağımız maçın daha önemli olduğunu düşündüğüm için o maça sakladım. Veysel ise çok koşan, çok mesafe kat eden bir oyuncu, dinlendirmek istedim. Adım adım ilerlememiz gereken bir süreç bu. Ben buraya dördüncü yıldız için geldim, her gün bunun için çalışıyoruz. Şu anda ligde ikinciyiz ve şampiyonluğu hedefliyoruz. Şampiyonlar Ligi’nde ise daha güçlü takımlarla karşılaşıyoruz ve ligi daha çok önemsiyoruz"

Kuruluş amacı "Türk olmayan takımları yenmek" olan bir takımın hocasının söyledikleri bunlar. Amacımız lig diyen bir hoca Anderlecht, Arsenal ya da Borussia Dortmund maçı öncesi soyunma odasında takımını nasıl motive eder ki? Hal böyle olunca maçtan 1-2 saat evvel topçular ellerinde akıllı telefonları twitterda tweet de atarlar, kulübede oturan yedekler manita da "followlarlar", sahada kendilerini de sıkmazlar, formayı da ıslatmazlar...


Takımın başında herhangi başka bir hoca olsa  bu başarısız üç maç sonrası bile "Galatasaray bitti demeden hiç bir şey bitmez" derdik ama Cesare Prandelli amacını açıkladı: 4. yıldız. İlk iki sıra zora girdi de grupta üçüncü olup UEFA Avrupa Ligine gider miyiz diye düşünmeye de gerek yok, hoca onu da hedef olarak koymayacaktır ileriye dönük planlarına. Hatta korkarım Türkiye Kupasını da yük olarak görüp, ilk turda zayıf bir ikinci lig takımına elenme "başarısı!?" göstermemiz...



Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler:  Antonio Mateu Lahoz, Pau Cebrian Devis, Roberto Diaz Perez Del Palomar (İspanya)
Galatasaray: Muslera, Tarık Çamdal, Chedjou, Semih Kaya, Telles (Dk. 62 Yasin Öztekin), Melo, Hamit Altıntop (Dk. 61 Dzemaili), Sneijder, Selçuk İnan, Pandev (Dk. 78 Emre Çolak), Burak Yılmaz
Borussia Dortmund: Weidenfeller, Piszczek, Subotic, Hummels (Dk. 69 İlkay Gündoğan), Sokratis, Mkhitaryan, Bender (Dk. 55 Ginter), Kehl, Reus, Kagawa (Dk. 82 Ramos), Aubameyang
Goller: Dk. 6 ve 18  Aubameyang, Dk. 41 Reus, Dk. 83 Ramos  (Borussia Dortmund)
Sarı kartlar: Dk. 25 Sneijder, Dk. 68 Semih Kaya  (Galatasaray)

** Line ultrasMovement Canlı Maç Anlatımı***
 Canlı maç anlatımlarımızı takip etmek ve sürpriz hediyeler kazanmak için telefonuna ücretsiz Line uygulamasını indir, "Arkadaş Ekle" sekmesine gel, "Resmi Hesaplar" dan ultrasMovement'ı bul ve sen de bize katıl...

14:48 ultrasMovement Galatasaray-B.Dortmund karşılaşmasına saatler kala Prandelli'den sürpriz karar: İtalyan hoca bu geceki maçın kadrosuna Olcan Adın, Veysel Sarı ve Bruma'yı almadığını açıkladı.
15:30 ultrasMovement Yaptığı koreografilerle tartışmasız dünya tribünlerinin zirvesine kurulan ultrAslan, bu gece de yine adından söz ettirecek bir görsel şov yapacak maçtan önce. TT Arena Kuzey Tribünde gerçekleştirilecek şov için maçı kuzey tribünden izleyecek olan taraftarlarımızdan ricamız koltuklarına bırakılan kartonların yerlerini değiştirmemeleri ve talimatlara uygun hareket etmeleri.
16:02 ultrasMovement UEFA Gençler Ligi karşılaşmasında Galatasarayımız, Borussia Dortmund'u Kerem Çalışkan, Uğurcan Köse ve Doğan Can Davas'ın golleriyle 3-2 mağlup etti. Darısı bu gece abilerinin başına... Saldır Galatasarayımız oley!
19:58 ultrasMovement Takimimizin B.Dortmund karşısında ilk onbiri belli oldu:  Muslera, Tarık, Semih, Chedjou, Telles, Selçuk, Melo, Hamit, Sneijder, Pandev, Burak
21:33 ultrasMovement Karşılaşmanın başlamasına 15 dakika kaldı. Maçı 21.45ten itibaren sizlere aktaracağız. Fenerbahçe derbisindeki yarışmaların kazananlarını yarın açıklayacağız...
21:39 ultrasMovement "GÜCÜNÜ TARİHİNDEN AL" yine müthiş bir kareografi takımımızı karşılıyor
21:46 ultrasMovement Maça takımımız başlıyor haydi CİMBOM
21:54 ultrasMovement Dakika 6> Çok erken bir gol yedik. Soldan gelen atakta Aubameyang golu attı. 0-1
22:02 ultrasMovement İlk 15 dakika geride kaldı erken yenen golun şokunu atlatmaya çalışıyoruz
22:03 ultrasMovement Dakika 16> Selçuk'un kafasında top defanstan döndü elle oynama itirazları var
22:04 ultrasMovement Dakika 18> Maalesef skor 0-2. Soldan yapılan ortada Aubameyang yine boş pozisyonda golu atıyor
22:11 ultrasMovement Dakika 24>Kagawa karşı karşıya kaldı Muslera şutu kurtardı
22:11 ultrasMovement Dakika 25>Sneijder ceza sahası içinde hakemi aldatmadan sarı kart gördü
22:15 ultrasMovement Dakika 28> Selçuk'un ara pasında Burak karşı karşıya kalacaktı ama yavaş kalınca defans kornere çeldi
22:17 ultrasMovement Dakika 30> Dortmund seri paslarla yine tehlike yarattı. Aubameyang yine boş pozisyonda bu sefer direğe nişanladı
22:24 ultrasMovement Dakika 38> Orta alanda top kaybı sonrası Dortmund yine çok hızlı çıktı Telles son anda araya girdi
22:27 ultrasMovement Dakika 41> Reus ceza sahası dışından çok sert vurdu ve golu attı. 0-3
22:32 ultrasMovement Dakika 42>Mkhitaryan'ın şutunu Muslera çeldi
22:33 ultrasMovement İlk yarıyı 0-3 yenik bitiriyoruz
22:47 ultrasMovement İlk devre oyuncularımız sahada sadece yürüdüler ve koşan, isteyen, mücadele eden Dortmund arzuladığı golleri attı. Maalesef bu sene Avrupa'da beklediğimiz oyunu ve mücadeleyi gösteremiyor topçularımız.
22:48 ultrasMovement İkinci yarıya Dortmund başlıyor
22:56 ultrasMovement Dakika 53> Selçuk uzaktan şansını denedi top yandan auta çıktı
22:58 ultrasMovement Dakika 55> Sakatlanan Bender yerine Ginter giriyor
23:02 ultrasMovement Dakika 59> Reus ceza sahası içinde kötü vuruyor ve topu auta atıyor
23:04 ultrasMovement Dakika 61> Hamit ve Telles yerine Dzemaili ve Yasin giriyor
23:09 ultrasMovement Dakika 66> Kagawa ceza yayı önünde çalım atıp şutu çekti top yandan dışarı çıktı
23:10 ultrasMovement Takımımızda moraller oldukça bozuk maalesef etkili olamıyoruz
23:11 ultrasMovement Dakika 68> Semih kontra atağı faulle kesince sarı kart gördü
23:12 ultrasMovement Dakika 69> Hummels çıkıyor İlkay oyuna giriyor
23:17 ultrasMovement Dakika 70> Dortmund yine çok rahat geldi Mkhitaryan'ın şutunu Muslera kurtardı
23:21 ultrasMovement Dakika 78> Pandev çıkıyor Emre giriyor. Pandev'e tribünlerden tepki var
23:25 ultrasMovement Dakika 82> Kagawa yerine Ramos giriyor
23:26 ultrasMovement Dakika 83> İlkay'ın pasında Ramos karşı karşıya pozisyonda golu attı. 0-4
23:36 ultrasMovement Karşılaşma sona erdi. Galatasaray.0 B.Dortmund.4

22 Ekim 2014 Çarşamba

Gol Yağmuru


21/10/2014 Salı gecesi Şampiyonlar Ligi organizasyonu için unutulmaz gecelerden biri olarak tarihte yerini alacaktır. Bu gece oynanan 8 maçta toplam 40 gol izledi "futbol dilencileri", kelimenin tam manasıyla gole boğuldular da gecenin tadını kaçıran, rekor kırılmasını engelleyen maç tek golle sonuçlanan APOEL-PSG maçı oldu. Peki Şampiyonlar Liginde en fazla gol atılan gecede kaç gol oldu? 44 golle rekor 1 Ekim 1997 gecesine ait...
İşte bu gecenin sonuçları:

Roma:1-7:Bayern Münih,
Chelsea:6-0:Maribor, 
BATE Borisov:0-7:Shakhtar Donetsk,
Schalke 04: 4-3: Sporting Lisbon,
CSKA Moskova: 2-2 Manchester City,
Porto:2-1: Athletic Bilbao
Barcelona:3-1:Ajax
APOEL:0-1:Paris Saint Germain,


20 Ekim 2014 Pazartesi

Taraftarın Masraflarını Karşılayacağım


Kaleciliğin en zor tarafı nedir? Bence yediği golden sonra topu filelerden çıkarmak olmalı ki çoğu zaman o topu almaz bile kaleciler, bir defans oyuncusu üfleye püfleye ağlara sarmaş dolaş olan meşin yuvarlağı yerinden alır da santra vuruşu için arkadaşlarına yollar. Bu hafta sonu oynanan Southampton-Sunderland maçında deplasman takımının kalecisi Vito Mannone bir yada iki kez değil, tam tamına sekiz defa topu filelerden çıkarmak zorunda kaldı. Böyle utanç verici bir maçtan sonra İtalyan kaleci, kendilerini desteklemek için bin kilometreden fazla yol kateden taraftarından özür dilemek için arkadaşlarıyla görüşüp deplasmana gelenlerin yol ve bilet masraflarını geri ödemek için çalışma başlatacağını söylemiş. "Kendimizden utanmalıyız, iyi çalışmadık, maça kendimizi veremedik ama böyle sadık bir taraftara sahip olduğumuz için şanslıyız çünkü eğer ben tribünde olsam ve takımım 8 farklı mağlup olsa taraftarımızın davrandığı kadar soğukkanlı olamazdım." diyen 26 yaşındaki file bekçisi bu kadar fazla golü sadece idmanda yediğini ve her golde kendisinin de hatalı olduğunu belirtmiş. Mannone taraftarın deplasman harcamalarını geri ödeyerek özür dileme yolunu seçmiş ama takımın menajeri Gus Poyet o kadar da iyi niyetli değil: "Bu maçta oyuncularımı daha iyi tanıma fırsatı buldum, bazıları hemen maçı bıraktı ve onların kim olduğunu transfer sezonu geldiğinde açıklayacağım."

Blog Widget by LinkWithin