23 Temmuz 2014 Çarşamba

Santiago Munes ve James Rodriguez


Santiago Munes.Tanıdık geliyor mu bu isim? Meksikalı fakir ailenin futbola yetenekli oğullarının Los Angeles'ta keşfedilip Premier ligde Newcastle'da başlayan futbol macerasının Real Madrid'in Los Galacticos'una kadar uzanan hikayesindeki kahraman Santiago. Evet, sinemalarda az sayıdaki futbol filmlerinden olan Goal'ün kahramanı Santiago Munes. Dünya Kupasındaki çıkışından sonra Real Madrid transferi konuşulmaya başlandığında James Rodriguez'in aklıma birden Santiago Munes düştü, sanki genç James'i anlatıyordu filmin yönetmeni, sevinmeleri, üzülmeleri, fiziksel görünüşleri de birbirine benziyordu Santiago ile James'in. Filmin ilkinde Newcastle'da zirve yapmıştı Santi de Goal II'de Zidane'lı Beckham'lı Real Madrid'e transfer olmuştu. Ama orada işler istediği gibi gitmez, menajeriyle, kız arkadaşıyla kavga eder, gazeteci döver, hapse girer, o yetmezmiş gibi bir de sakatlanır, kadroya giremez ama "film bu ya" sona doğru kara bulutlar dağılır ve Real Madrid'in Arsenal'i Şampiyonlar Ligi finalinde 2-0dan 3-2 yenmesini sağlar genç Munes. Bakalım Porto ve Monaco'da kendini gösterdikten sonra Ronaldo'lu, Benzeam'lı, Bale'li Los Galacticos'a gelen James Rodriguez'in Madrid günleri de benzeyecek mi sinemadaki Santiago'ya?


Los Galacticos vol.2




Ronaldo, James Rodriguez , Bale, Kroos ve Benzema. Küçük bir ülkenin milli ekonomisi kadar bu oyuncuların toplam bedeli. Peki, sözleşme kağıtlarında bol sıfırlı değeri olan bu topçular ne kadar etkili olabilirler yeşil zeminde? Ya da şöyle soralım, Real Madrid'in 2003 senesindeki Los Galacticos'u mu 2014 yılındaki Los Galacticos 2 mi daha etkileyici sizce? Sokak diliyle soralım, Real Madrid 2003 mü yener Real Madrid 2014 mü?

 Real Madrid 2003: Casillas - Salgado Hierro, Huelgera, Roberto Carlos - Beckham, Figo, Zidane, Makelele - Raul, Ronaldo

Real Madrid 2014: Casillas - Carvajal, Varane, Ramos, Marcelo - Kroos, Modric, James - Bale, Benzema, Ronaldo

20 Temmuz 2014 Pazar

Sabri'nin Kıyafeti ve Galatasaray Düşmanlığı


Sabri Sarıoğlu ve Galatasaray'dan koparılış süreci ile ilgili uzun uzadıya bir yazı yazılacaktır bu blogda, renklere aşık bir futbol emekçisinin gidişi bu kadar kolay olmamalı, biz bunu bu kadar basit bir olaymış gibi sineye çekemeyiz, bu bir kenara yazılsın da, Galatasaray karşıtlarının medyada nasıl hareket ettiğini, nasıl kamuoyu oluşturduğunu göstermesi anlamında aşağıdaki haber oldukça manidar.
Prandelli'nin Sabri'yi yurt dışı kamp kadrosuna almaması şaşkınlık yaratırken, İtalyan hocanın ağzından bu olayla ilgili tek cümle çıkmamışken, sadece başkanın "kilo" ile ilgili bir eleştirisi varken, aşağıdaki haberin adını vermekten sakınan yazarı oturmuş ve hayal gücü ile nefretini bir araya getirip sallamış ta sallamış...

"Sabri için şok iddia! Göbek!..
Galatasaray'da kamp kadrosuna alınmayan kaptan Sabri Sarıoğlu için Prandelli'nin düşündükleri konusunda ilginç haberler var...

Galatasaray'da camiayı şoke eden Sabri Sarıoğlu'nun kadro dışı bırakılması olayının detaylarına ulaşıldı.
Vatan'daki haber şu şekilde:
15 yıldır sarı-kırmızılı forma ile mücadele eden oyuncunun bileti yeni teknik direktör Cesare Prandelli'nin önceki gün aldığı kararla kesilirken İtalyan teknik adam aldığı kararı başkan Ünal Aysal ile de paylaştı.
Selefi Roberto Mancini ile G.Saray hakkında görüşüp bir rapor aldığını belirten Prandelli, Sabri'yi takımda neden düşünmediğini ise şu sözlerle Aysal'a anlattı:
"Öncelikle Mancini'nin raporuna baktım. Sabri için 'Teknik açıdan yetersiz ve dağınık' yazıyordu.
Florya'ya gelince ben de kendi çalışmamı yaptım 4 gün boyunca. İşin doğrusu Florya'ya geldiğim ilk gün Sabri'yi karşımda gördüğümde şok oldum. G.Saray gibi bir takımın kaptanının çok daha değişik bir tarzı olmalı.
Gerek Sabri'nin kıyafeti gerekse de bana yaklaşımı, G.Saray kaptanından beklentilerimin çok uzağındaydı. Ayrıca göbekli oluşu dikkatimi çekti. Takım kaptanının her özelliği ile diğer oyunculara örnek olması gerekir. Göbekli kaptan mı olur?
"TEKRAR DÜŞÜNECEĞİM"
Kendi izlenimlerimle Mancini'nin raporunu birleştirince Sabri'yi kamp kadrosuna almadım. Ama kendisi ile ilgili son kararım bu değil. Onu kadroya almayışım bir uyarı özelliği taşıyor. Sabri gerekli uyarıyı alır, İstanbul'da çok çalışır, göbeğinden kurtulur ve istediğim forma girerse kendisini kadroya almayı tekrar düşünürüm.
Ama onu kadroya almam, tekrar kaptan yapacağım anlamına gelmez.
Sabri, benim idealimdeki G.Saray kaptanından çok uzakta. Gerek stil olarak gerekse de tarz olarak Sabri isteklerimin uzağında."

"Gerek Sabri'nin kıyafeti gerekse de bana yaklaşımı, G.Saray kaptanından beklentilerimin çok uzağındaydı." 
Bu cümle Prandelli'ye mal edilmiş, hocanın ağzından böyle bir cümle çıkmaz, çıkamaz zira Sabri'nin yaptığı bir hata yok, ne davranışında ne de kıyafetinde. Galatasaray kaptanı hocasını karşılamış ve giydiği kıyafet yanındaki menajer Cenk ile aynı neredeyse, gömlek ve kot pantalon. Ne giyecekti Sabri, smokin mi? Bu arada "Sabrikarşıtı" bu yazar Pranedlli'nin eski öğrencisi Ujfalusi'nin parmak arası terlikle Florya'ya sözleşme imzalamaya geldiği günleri unutmuşa benziyor...
 Biz bu tip haberlere alıştık, kafaya da takmıyoruz, dostu düşmanı iyi tanıdık da, bunlara safça inanan genç nesil Galatasaraylıları bilinçlendirmeyi de bir vazife biliriz...




2015 model Türkiye Kupası

Bu memlekette değişimden yalama olmuş iki şey var sanırım:

1. Üniversiteye ve liseye giriş sınav sistemi
2. Türkiye Kupası

Bundan daha 2 sene önce uygulanmaya başlayan yeni sistem geçen sene 4 büyükten 3ünün gruplara kalamaması sonucunda "federasyona göre" çökünce, işin uyanıkları tekrardan devreye girdi. Yeni sisteme göre alt liglerdeki takımlardan 4 turdan oluşan eleme müsabakalarının sonunda kalan 29 takım, Süper Lig'i ilk 5 sırada bitiren takımlarla beraber 4erli toplam 8 grup oluşturuyor. Böylece, ligimizin büyüklerinin kazayla elenip gruplara kalamamasının önüne geçilmiş oluyor. Son 8e giren takımların oluşturduğu gruplardaki karşılaşmaların nasıl tatsız, tutsuz geçtiğini hatırlayalım ve bu sefer bunun son 32 takım arasında oynanacağını hayal edelim.
 
İlk iki gruptan çıktıktan sonra, grubu üstte bitiren takımın sahasında oynanacak şekilde tek maçlı eleme turuna geçiliyor. Büyük takımlarımız hafif siklet rakiplerinden oluşan gruplarını büyük ihtimal 1. bitirecek ve kendi sahasında karşılaşacağı kendinden zayıf rakiplerini kolayca ham yapabilecek. Ardından oynanacak çeyrek ve yarı finaller ise çift maçlı eleme usuluna göre oynanacak ki ilk maçta büyüklerimiz kazaya uğrarsa ikinci maçta telafi edebilsin.

Kupanın en büyük sıkıntısı olan gelir dağılımına değinilmediği gibi, alt liglerdeki takımların sürpriz yaparak kendilerini gösterme platformu olması gereken sistem, böylelikle tamamen güçlünün zayıfı ezdiği bir şekle bürünmüş oluyor. Önümüzde İngilizlerin, Almanların ve daha birçok futbol ülkesinin seribaşsız tek maçlı eleminasyon sistemi varken, bu şekilde kurnazlığa gitmek çivisi çıkmış futbolumuzun son halkası olsa gerek. Ahmet Kaya'nın yıllar önce söylediği gibi: "Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!".

Galatasaray 2014-2015 Formaları


Yeni sezon formaları internete çok evvelden sızdı, biz de haklarında birşeyler karaladık, görüşümüzü belirttik. Tabii sadece biz değil, Galatasaray taraftarı da sosyal medyada beğenisini, öfkesini, talebini, nefretini belirtti. Forma dizaynı konusunda kaale alınmadı taraftar ama ürünlerin piyasaya çıkış tarzı hakkında pazarlama departmanına değişik stratejiler denetti. Bu sezon Galatasaray futbol takımının giyeceği formalar arasında parçalı yok, taraftarın en büyük tepkisini çeken gelişme bu. Bunun hasarını atlatmak için taraftarın duyguları sömürüldü ve "Metin Oktay" ismi kullanılarak "Yeni geleneksel sarı kırmızı iç saha forması, kulübün efsanevi oyuncularından Metin Oktay tarafından giyilen formadan esinlenilen dinamik grafiklerle öne çıkıyor."  cümlesiyle çizgili formanın tanıtımı yapıldı. Peki, Galatasaray müzesindeki Metin Oktay heykelinin üzerindeki forma neden çizgili değil? Metin Oktay demek parçalı demektir, bu kadar açık ve net... Bir de "yeni geleneksel iç saha forması" denilerek sanki bu çizgiliyi yıllarca kullanmışız gibi bir intibah da uyandırılmaya çalışılmış da "laf salatası"ndan başka bir şey değil.


Beyaz formada da yine taraftarın hislerine, duygularına dilenmişler ve "UEFA ruhundan" dem vurmuşlar pazarlama ekibindeki elemanlar. "Galatasaray’ın yeni deplasman forması ise kulübün hem Türkiye liginde hem de uluslararası arenada en büyük başarılarını yaşadığı 2000 yılında giydiği ilk beyaz formadan ilham alınarak hazırlandı." İlk beyaz forma ne demek? Daha önce hiç beyaz forma giymedi mi takım, yoksa 2000 senesinde bir kaç adet beyaz forma türü mü vardı? Cümle kurarken bile zorlanmışlar... keşke UEFA değil de Neuchatel zaferi deselermiş, zira 2000 deki formada sarılar daha fazla varken, Neuchatel'i parçalayan takımın giydiği ekipman bu sene satışa sunulana daha çok benziyor.



Ama esas sıkıntı mor formada ortaya çıkıyor. Kimin fikriydi, kimin tercihiydi, ya da Nike'a karşı mı koyamadılar bilinmez de bu sene takıma bir de mor forma yaptırmışlar. Taraftar buna her platformda karşı çıkıp, tepkide bulununca, resmi sitede formanın tanıtımını yapamamışlar. Çizgili ve beyaz formalar anlatılmış, süslenmiş, bezenmiş de mordan bahseden yok. Tanıtılması için ne bekleniyor? Balotelli'yi transfer edip, "Balotelli'nin giydiği forma" diye mi tanıtılacak? Belki de Arda'nın giydiği mor forma derler de Aziz ve Acun'un kankisi Arda'yı buralarda sallayan bulurlar mı, zor. Peki, sen formanı taraftara sunacak kadar o formaya güvenmiyorsan, neden öyle bir şey yaparsın be Galatasaray?


Mor, çubuklu ve beyaz... Peki ortadaki bizim istediğimiz gibi parçalı olsaydı ne olacaktı? 2009-2010 sezonunda adidas'ın hazırladığı kataloğun aynısı mı olacaktı? Buna mı itiraz etti Nike ve parçalıdan vazgeçirdi bizim yöneticileri? Hal böyleyse moru neden elemediniz de bir kalemde sildiniz parçalıyı?

Formalarla ilgili sorular bol, şikayetler bitmez ve bir an önce Galatasaray yönetiminden yetkili biri çıkıp, mantıklı açıklamalar ve cevaplarla ikna etmeli taraftarı yoksa bu sene forma satışlarında hüsran yaşanır ki daha önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi işportada alternatif parçalı çıkar, GS Store'a nal toplatır seyyarlar ciroda...

Blog Widget by LinkWithin