25 Eylül 2016 Pazar

Beşiktaş:2-2:Galatasaray


Maç önü ile başlayalım. Dursun Özbek'i "günahım kadar sevmem", önce bunu belirteyim ama "adamın" doğrularını da inkar edecek değilim. Bugün ilk defa bir Galatasaray Spor Kulübü başkanı taraftarla birlikte deplasman maçına gitti, Taksim Gümüşsyundan İnönü stadına kadar tribün liderleriyle kol kola yürüdü, ister buna PR çalışması deyin, ister samimi duygular deyin, inkar edilmeyecek tek gerçek başkanın halkın içine karışmasıdır... Özlemişiz bu duyguyu diyeceğim de, hiç yaşamadık ki daha önce...


Maça gelirsek, bu gece Vodafone Arena'dan beraberlik ile Florya'ya dönüyor Galatasaraylı topçular ama bilsinler ki aslında onlar Mayıs ayında Florya'da şampiyonluk coşkusu yaşayacak topçular olacaklar. Aldırmayın siz "lacivert" medyanın bu gece ve yarın yazacaklarına, Galatasaraylı topçular deplasmanda "harika" bir mücadele ortaya koydular. Kime karşı? Geçen senenin şampiyonuna karşı? Nerede? İlk derbi maçı olması gibi tarihi öneme sahip Vodafone Arena'da...
Tıka basa dolmuş tribünlerde "ev sahibi" avantajlıdır, ilk 20 dakikada golü atar ve skoru lehine çevirir de, bu sefer "Bay Riekerink"in Galatasaray'ı golcüsü Eren ile öne geçiverdi. Eren, Caner'den seken topu boş kaleye yuvarladı ama golcüler böyledir, bazen rövaşata atarlar, bazen iki "kule" arasından kafa atarlar, bazen de defans bakarken aradan sıyrılıp boş kaleye yuvarlarlar meşin yuvarlağı.  Sadece gol değil, oyun olarak da Galatasaray ilk devre baskın tarafken, Sneijder ile farkı ikiye çıkmasını beklerken, Bruma transfer ücretini 3-4 milyar yukarıya çıkaran harika bir golle arkadaşlarını ve taraftarı devreye rahat yolladı.  Herkes içeri girerken Eren'in yediği tekme "es" geçildi de, bu da Ali Palabıyık'ın hanesine eksi not olarak yazılmıştır umarum.


Buraya kadar "Bay Riekerink" iyi ve dahi bir hocaydı da, Beşiktaş'ın 70lerde attığı iki "zoraki" gol sonrası mı "tukaka" oldu? Ey Galatasaray taraftarı, senin takımın gümbür gümbür geliyor, sen gözünün gördüğüne bak, televizyonlarda gazetelerde yazılanlara inanma, Mayıs ayında formanı bayrağını hazırla tura çıkacaksın. Aslında, o kadar da beklemeye bile gerek yoktu, son dakikada Josue topu Fabri'nin altından yuvarlasa, köşe yazarları yarınkı yazılarını tekrar yazdıracaklardı gazetedeki stajyerlerine, ama olmadı. Varsın olmasın, biz sahadan göğüsü önde, başı dik ve galibiyeti kaçırarak ayrılan bir Galatasaray izlemeyi özlemişiz.
Daha ligin 5.ci, yazıyla "beşinci" haftasındayız, bu takım her geçen gün üzerine koyuyor ve hedeflerine doğru emin adımlarla yürüyor. Tünelin ucunda şimdiden ışık göründü, bunu sadece biz değil, rakipler de görüyor ve etrafı "karartmaya" başladılar bile. Hocamıza sahip çıkalım, takıma inanalım ve 2017'de 5.ci yıldız için ilk adımı atalım.
Son söz Beşiktaşlı takipçilerimize, Fenerbahçe'nin "kovduğu" Gökhan Gönül ve Caner Erkin'i Beşiktaş ne maksatla aldı bilemem de, Süleyman Seba'nın oluşturduğu saygı duyulası Beşiktaş'ı Aziz Yıldırım'ın "nefret" edilen Fenerbahçesine benzetmek için ellerinden geleni yapıyor bu iki arkadaş. İçinize sindiriyorsanız ne ala... Afiyet olsun...


Stat: Vodafone Arena
Hakemler: Ali Palabıyık, Mehmet Cem Satman, Ceyhun Sesigüzel
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Caner Erkin, Hutchinson, Gökhan İnler, Olcay Şahan (Dk. 46 Abouakar), Oğuzhan Özyakup (Dk. 46 Talisca), Quaresma, Cenk Tosun (Dk. 85 Adriano)
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu (Dk. 78 Cavanda), Chedjou, Hakan Balta, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 78 Josue), Sneijder, Bruma (Dk. 88 Sinan Gümüş), Eren Derdiyok
Goller: Dk. 8 Eren Derdiyok, Dk. 44 Bruma (Galatasaray), Dk. 73 Marcelo, Dk. 77 Cenk Tosun (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 22 Sneijder, Dk. 65 Tolga Ciğerci, Dk. 83 Muslera (Galatasaray), Dk. 55 Quaresma, Dk. 90+3 Tosic (Beşiktaş)


18 Eylül 2016 Pazar

Galatasaray:2-0:Çaykur Rizespor


İç sahadaki ilk maç seyircisiz olunca, Galatasaray'ın taraftarıyla buluşması Çaykur Rizespor maçına kalmıştı. Üç maçtan alınan 7 puanın da keyfiyle sarı-kırmızılı taraftarlar TT Arena'yı mümkün olduğunca doldurmuşken, Eren Derdiyok'un hoşgeldiniz golü uzun yıllar unutulmayacak türdendi. Galatasaray forması ile 100. maçına çıkan Wesley Sneijder'in ortasında Eren Derdiyok fiziğinden beklenmeyecek şekilde havada öyle bir uzandı ki, o topu çıkaracak kaleci daha anasından doğmamıştı... Bu golü ve Eren'in ikinci golünü seyrettikçe, bunca zaman Umut'la, Burak'la geçen kayıp yıllara acıyor insan...


Maça neredeyse 1-0 önde başlayana Galatasaray'ın durmaya hiç niyeti yok gibiydi aslında. Bruma'yla Yasin'le kanatlardan gümbür gümbür gelirken, kaptırılan toplarda ise ikili üçlü baskılarla "canla başla" mücadele edip, topu da tekrar ele geçiriyorlardı. Geçen akşam NTVSpor'da Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay'ın Arda ile yapmış olduğu röportaj bugüne damga vurdu, Arda'nın Fatih Terim'e cevabı çokça konuşulurken, benim aklımda kalan ise Arda'nın Barcelona'nın oyun stili ile ilgili söyledikleriydi. "Bizim görevimiz mümkünce topu aramızda çevirip, rakibi yormaktır, Pique'ye atarım topu o da bana, yine Pique'ye atarım, o da yine bana atar, topu koşturup, rakibi yormaktır maksadımız. Top rakibe geçtiğinde ise 3 saniye içinde tekrar ele geçirmek tek amacımızdır." diyordu eski kaptanımız. Bu geceki Galatasaray'da da maçın ilk 20 dakikasında Barcelona esintileri izledik. Sürekli top dolaştırdılar, pas yaptılar, yordular Rize'yi de, topu kaptırdıklarında da Eren, Sneijder, Tolga, Selçuk'la ileride basarak saniyeler içinde tekrar meşin yuvarlağı kazanmayı bildiler. Bu gece ilk 20 dakika ile ikinci devrenin başlarında bu performansı seyrettirdi sarı-kırmızılı topçular da, ilerleyen haftalarda özellikle iç sahada tutulamaz bir takıma dönüşecek Galatasaray. Bir de Sabri'nin yerine hücumu seven Cavanda iç saha maçlarında düşünülürse, bu takım "tadından yenmez"...


Riekerink "Bey"le birlikte Bruma da her geçen gün büyülüyor oynadığı oyunla, ve "maalesef" bu performansla seneye parçalıyla görmeyebiliriz Portekizli genci. İlk geldiği sezonda kanada hapsedilmiş ve sadece orta yapması beklenen bir oyuncuyken, şimdi ise takımın ayrıcalıklı topçularından biri haline getirilmiş. Topu kanatlarda taşıyor, ceza sahasına dalıyor, uzaktan şutlarla kaleyi yokluyor... Arkasında duran bir hocası olmasa bu kadar rahat, bu kadar özgüvenli, bu kadar sorumluluk alarak oynayabilir mi 21 yaşındaki bir topçu? Fena mı yapıyor, aksine daha da denesin, daha da çabalasın...

Son dakikalarda atılan golle iki farklı bitti maç ama farkın üç ya da beş olması da mümkündü, maçın hakemi Tolga Özkalfa biraz daha dikkatli olsa. İlk yarıdan sarı kartı olan Orhan'ı maçın ikinci yarısında Bruma'yı arkadan çekmesine rağmen oyundan atamamışken, Yasin'e, Eren'e ceza sahasında yapılan faulleri görmezden gelince deplasman takımının "gücüne güç katıverdi"... Maç kazanılıp, üç puan haneye yazılınca bu hatalar tolere ediliyor da, umarım Galatasaray'ın yürüyüşünü durduracak hale gelmez bu hatalı düdükler...


"Takımı Sneijder yapıyor" diyen "densizlere" de tokat gibi cevap son dakikalarda kazanılan penaltıyla verilmesi de pastanın çileği kıvamındaydı. Sarı-kırmızılı formayla 100. maçına çıkan ve iki asist de yapan Wesley Sneijder, kazanılan penaltıyı atıp bu tarihi maçta golle de buluşabilirdi ama top Selçuk'a verildi. Selçuk kaptandı, Selçuk takımın penaltıcısıydı, Selçuk lige kötü başlamış ve eleştirilerden moralsizdi. Topu filelere yollaymadı Selçuk ama bu geceki gibi istekli oynasın, varsın gol atamasın... Sıkıntı yok...




Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Tolga Özkalfa, Ekrem Kan, Baki Tuncay Akkın
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Chedjou, Hakan Balta, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Yasin (Dk. 80 Sinan Gümüş), Sneijder, Bruma, Eren Derdiyok
Çaykur Rizespor: Diallo, Orhan Ovacıklı, Oboabona, Ümit Kurt, İsmael (Dk. 74 Recep Niyaz), Saadane, Petrucci, Emrah Başsan (Dk. 61 Ahmet İlhan Özek), Oğuzhan Aynaoğlu (Dk. 46 Robin Yalçın), Janster, Atiemwen
Goller: Dk. 6 ve 89 Eren Derdiyok (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 27 Atiemwen, Dk. 37 Orhan Ovacıklı, Dk. 76 Petrucci (Çaykur Rizespor), Dk. 57 Bruma (Galatasaray)

15 Eylül 2016 Perşembe

Legia Varşova






Sahadakiler 5 yedi ama tribündekiler 5 yıldızlık bir gösteri yaptı Varşova'da bu gece. Koreografi müthiş oldu da, Dortmund'lu ultralar kaşınınca deplasman tribüne geçmek isteyen Legia Varşova taraftarı ile stad güvenliği arasında "bibergazı" savaşları çıkmış. Umarım yakılan meşalelere, çıkan olaylara UEFA ceza vermez, zira 2 Kasımda Real Madrid ve 7 Aralıkta Sporting Lizbon ile içerde oynayacaklar. Real maçı günü bin küsür liralara uçak bileti var ama Sporting maçı için 300 lira gidiş-geliş bilet satıyor internet siteleri. Tribün gibi tribün görmek için neden gitmeyelim...



14 Eylül 2016 Çarşamba

Kayserispor:1-1:Galatasaray


Bayram arifesi olunca eş dost, hısım akraba ziyareti diyerekten İstanbul'dan uzaklaştık, gittiğimiz yerde de maçı teknolojinin nimetinden yararlanıp cep telefonundan izledik izlemesine de, maç yazısını yazmayı ancak bu geceye sarkıttık. Hal böyle olunca, sıcağı sıcağına kafamızdakileri klavyeye dökemeyince de "gazı kaçmış gazoz" misali bi' karalamaca ortaya çıktı, zira o heyecanla yazılacaklar, söylenecekler akıldan uçtu gitti. Akılda kalanlar ise Galatasaray'ın deplasmanda olmasına rağmen ilk yarım saatte ev sahibini baskı altında tutması (özlemişiz böyle maçları), Bruma'nın asistinde Yasin'in harika golü, devre biterken Kayserispor'un Hakan Balta'nın asistiyle eşitliği sağlaması, maçı çevirmek için Riekerink'in cesurca ikinci devreye başlarken Selçuk ve Yasin'i kenara alıp De Jong ve Josue ile oyuna başlaması, Tolga'nın uzaktan şutlarla gol arayışları ve Galatasaray'ın ilk puan kaybı...
Üçte dokuz olsaydı tadından yenmezdi ama üçte yedi de hiç fena değil...




Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Kayserispor: Ahamada (Dk. 29 Muammer Yıldırım), Levent Gülen, Anıl Kararer, Kana Bıyık, Ufuk Budak, Sow (Dk. 59 Kubilay Sönmez), Mijailovic, Deniz Türüç (Dk. 86 Traore), Nakoulma, Welliton, Umut Bulut
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Hakan Balta, Chedjou, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan (Dk. 46 Nigel De Jong - Dk. 90 Hamit Altıntop), Yasin Öztekin (Dk. 46 Josue), Bruma, Sneijder, Eren Derdiyok
Goller: Dk. 12 Yasin Öztekin (Galatasaray), Dk. 40 Welliton (Kayserispor)
Sarı kartlar: Dk. 67 Kubilay Sönmez, Dk. 81 Levent Gülen (Kayserispor), Sabri Sarıoğlu (Maçtan sonra) (Galatasaray) 

6 Eylül 2016 Salı

Daha İyisini Yapacaksan Buyur Yap


- Yazıklar olsun, yazıklar... Sen hayatımda gördüğüm en berbat hakemsin. Senden daha kötü hakem yoktur, olamaz.
-Öyle mi? Daha iyisini yapabileceğini mi düşünüyorsun, buyur yap o zaman!
-Evet, daha iyisi mümkün... Ve evet, deneyeceğim, göreceksin...

Szymon Marciniak ile maçın hakeminin Polonya Liginde bir karşılaşma sırasında birbirlerine sarf ettikleri sözler yukarıda...

Futbola oyuncu olarak başladı Szymon Marciniak ve beş yıl boyunca da top peşinde koştu, taa ki haksız yere kırmızı kartla oyun dışına atılana kadar... Evet, sinirli bir oyuncuydu, hırslıydı ve hakemlerin kabusuydu, maç içinde sürekli hakemle konuşur ve onlara beddualar da ederdi ama kariyerini sonlandırdığı o gün, hakeme hiç bir şey dememişti lakin haksızlık yapılmıştı kendisine.
Oyundan atılmasını takip eden günlerde hakemlik kursuna yazılan Marciniak futbol oynamanın da verdiği avantajla basamakları hızla tırmandı, yönettiği maçlarda iyi puanlar aldı ve yeni bir kariyere başladı. Hikaye bu ya, bir gün de kendisini bu "yola" iten hakem meslektaşı ile tanıştı. "Onu görür görmez ondan özür diledim. Elimi tuttu ve dedi ki:'Dinle. Hani sahadan çıkarken bana bağırmıştın ya, haklıydın.' "
Hakem tabii ki Marciniak'ı affetti ve ikili o andan itibaren çok iyi arkadaş oldular. Birlikte "kafa çekmeye" de gittiler, maç analizi de yaptılar, saha içinde oyunculara nasıl davranacaklarını da tartıştılar, orta hakem ve yan hakem olarak da birlikte maçlar yönettiler.

Ve 35 yaşındaki Szymon Marciniak 2011 yılından beri FIFA hakemi olarak maç yönetirken, futbolcuların kendisine diklenmesinden hoşlanmazken, yeni diller öğrenmeye düşkünlüğünden "nasılsa anlamaz" diyerek arkasından "sallayan" oyunculara da kart göstermekten büyük zevk duymaktadır.

5 Eylül 2016 Pazartesi

Masalımızın Kahramanı


Kimbilir;
Masalınızın Kahramanı, 
Başka Bir Hikayenin Figüranı Olmaya Gitmiştir Belki de. 
Değer mi Gitmesine, 
Gitmezdi Değmese...

Nazım Hikmet Ran

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Hakim Ziyech Ajax'ta


Fenerbahçe ne zaman şampiyonluğu kaybetsin, yaz sezonunda taraftarın tepkisini azaltmak, taraftarı oyalamak için "transfer" hamlelerine başvurur, bu sene de transfer balonlarından biri Twente'nin orta saha oyuncusu Hakim Ziyech'ti. Bir gün bir gazete ertesi gün bir spor sitesi Faslı topçu ile Fenerbahçe'yi aynı cümle içinde kullanıyordu. Taraftarlar şiir bile yazmış ve sosyal medyada paylaşma rekorları kırmıştı Hakim Ziyech'e yapılan güzellemeler. Parayı da basarız diyordu Fenerbahçe, yeter ki gelsindi genç topçu. Ve geçen gün oynadığı maçtan sonra eski kulübü Twente'ye veda busesi yollayınca twitter hesabından "oldu bu iş" diye havaya uçtu Fenerbahçeli taraftarlar da bilmedikleri bir gerçek vardı Hollanda futboluna dair: Bir topçuyu Ajax transfer etmek istiyorsa, o topu kırmızı-beyazlılara koşa koşa gider.
İşte, Hakim Ziyech de Ajax adını duyunca, dört nala koşmuş Amsterdam ekibine, geride Fenerbahçe kalmışmış, milyon eurolarmış, hepsi "hava cıva"...





30 Ağustos 2016 Salı

GDO CSKA Sofya


Sen "patrondan" aldığın paralarla pankart yapıp, başarı için tribüne gelip, istediğin kadar "Biz Gerçek CSKA'yız" de, adamlar sana bi' pankart açar, tribünden soğursun. Litex'ten devşirme CSKA-Sofya'nın yeni adıyla Bulgaristan Pırva Liga (Bulgaristan Birinci Ligi)nde oynadığı Slavia Sofya karşılaşmasında rakip tribünlerden açılan "Against Modern Football"(Modern Futbola Karşı) pankartındaki GMO yani Genetically Modified Organism (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) pankartı Bulgaristan futbolunda son aylarda yaşanılanların özeti gibiydi...
Sadece rakipler de "vurmuyor tekmeyi", CSKA Sofya'lı veteranların " gerçek ve hakiki" CSKA Sofya'yı yaşatmak adına kurmuş olduğu ve amatörden futbol yaşamına başlayan  CSKA 1948 takımı da armasına Централен Cпортен Kлуб на Aрмията (Ordu Merkez Spor Kulübü) yazdırarak kimin gerçek CSKA olduğunu da göstermiş oldu...
Stadyumu, armayı, futbolcuları, tesisleri, hatta taraftarın "başarıya ve paraya aç olanını"satın alan Grisha Ganchev'in parası bakalım CSKA ruhunu da satın alabilecek mi?


29 Ağustos 2016 Pazartesi

Zaferden Bir Santimetre Ötede


2014 Dünya Kupası... A grubunun birincisi Brezilya, B grubunun ikincisi Şili ile karşılaşıyor. Oyuna hızlı başlayan ev sahibi ilk 20 dakikada 1-0 öne geçerken, Şili çok geçmeden Sanchez ile rakibine cevap veriyordu. Brezilya taraftarın da desteği ile Şili kalesine saldırıyor ama kaleci Bravo'yu geçmekte zorlanırken, maç beraberlikle sonuçlanıyor ve uzatmalar başlıyor. Ekstra zamanda da iki takım da gol atmayı beceremezken, 120. dakikada Şili'nin ani gelişen atağında Mauricio Pinilla'nın şutu üst direkten dönüyordu. Penaltılara giden mücadelede üst tura çıkan takım ise Brezilya olurken, Pinilla kaçırdığı golün sancısını günlerce atamıyor ve soluğu dövmecide alıyordu. "Ne yapsam, etsem bu anı aklımdan silemiyorum, elini çabuk tut ve vucuduma o topun direğe çarpma anını resmeyle" diyen şanssız topçu "Zaferden Bir Santimetre Ötede" diyerek kariyerinin en unutmak istediği anı bir ömür sırtında taşımayı kabullenmiş oluyordu...


28 Ağustos 2016 Pazar

Biz Seni Yasaklarda Sevdik


Seyircisiz oynanan Denizlispor maçında Adana Demirspor taraftarlarının stadyuma yakın bir apartmanda açtığı pankart...
"Biz seni yasaklarda sevdik"


Akhisar Belediyespor:1-3:Galatasaray


Geçen hafta Kardemir Karabükspor karşısında atılan son saniye golünün rehaveti sanki üzerindeymişçesine Galatasaraylı topçuların, Akhisar o rahatlıktan faydalandı ve erken bir golle öne geçiverdi.  Erken yenilen gol, sarı kırmızılıları sarstı ve kendine getirdi de Akhisarlıları da daha ikinci dakikadan itibaren skoru koruma telaşına düşürdü. Koskoca bir 45 dakika, ev sahibi takım kaleci dışında 10 kişi savundu kendi kalesini, olursa da kontra ile farkı açarım dedi ama Vaz Te'nin bir kafa vuruşu dışında hiç mi hiç Galatasaray kalesine gelemediler. Sarı kırmızılılar ise Riekerink hocanın da maç sonu röportajda dediği gibi yenilen gol dışında "mükemmel" bir 45 dakika oynadı. O mükemmel 45 dakikanın da yıldızı Wesley Sneijder'di. Hollandalı topçu, her haliyle "Bu maçı kazanacağız!" der gibiydi. Bütün duran topların başına geçti, kaleyi gördüğünde sürekli "denedi" ve her şeyden ötesi "Bu geminin kaptanı benim" dedi, topla buluşan Galatasaraylı topçular hep 10'u aradı. Maçta Sneijder'ı seyrederken, bir ara Hagi'yi izler gibi oldum, orkestra yönetir gibi takımı yönetmesi, sorumluluk alması, kaleyi yoklaması, en önemlisi de kazanma hırsı...


Eren Derdiyok'un geçen haftaki golüne benzer kafa golüyle soyunma odasına beraberlikle giden Galatasaray, ikinci devre de bıraktığı yerden devam edecekti lakin maç boyunca rakip stoperlerden kaçmak için orta sahaya kadar gelen, top rakipteyken de kendisini marke eden savunma oyuncularına basan Eren Derdiyok, halsiz kalıp, bayılacak gibi olunca kenara alındı ve Galatasaray'ın sıkıntısı ortaya çıktı: İkinci forvetinin olmaması. Riekerink, Eren'in yerine Josue'yi oyuna sürdü, Portekizli ileri uçta arkadaşının yaptığını yapamadı, Akhisar savunmasına Galatasaray baskı kuramadı ve ev sahibi daha rahat geldi Muslera'nın kalesine. İşte bu da Galatasaray'lı "hızlılar" Yasin ve Bruma'nın işine geldi, rakibin bir hatasından bu ikili takımı öne geçiren golü buldu. Mağlup duruma düşen yeşil-siyahlılar oyuna giren Muğdat ile birlikte beraberlik golü için son dakikalarda daha da yüklendi ama Cihat hocanın da dediği gibi "Muslera haksız rekabet yaratmaya devam ediyordu", kalesini gole kapadı, transfer döneminde adı Galatasaray ile anılan Rodellega'nın kendilerini üzmesine izin vermedi.

Tuhaf oyundur bu futbol, bir buçuk saat boyunca dökülürsün, hakem son düdüğü çalmadan bir hareketle maçın kahramanı oluverirsin, Carole da öyle bir gece seyrettirdi Galatasaray taraftarına. Daha maçın başında topu ıskalaması ve Akhisar'ın golünü getiren kornerler serisinin baş aktörü olması bir tarafa, hücuma çıkışlarında orta yapmayıp, topu sürekli geriye atması, ikili mücadeleleri kaybetmesi ile "Acaba sol tarafa Hakan Balta ya da zorlanarak Cavanda'yı mı denemeli milli maç arasından sonra Riekerink" diye düşünürken, maç boyu deneyip top kaptırdığı çalımlardan birini üç rakibe karşı denedi, onlardan geçti, Josue ile duvar pası yapıp, Bruma'ya harika bir ters pas attı. Portekizli de maçı bitirdi...


Geçen hafta maçın uzatmalarında kazanmıştı Galatasaray, son saniyeye kadar pes etmemek önemliydi, bu akşam da mağlubiyetten gelerek bir üç puan daha yazdırdı hanesine sarı-kırmızılar. Bu tür galibiyetler üç puandan da değerlidir, takıma özgüven verir, moral aşılar ve geleceğe daha ümitle bakmasını sağlar. En nihayetinde kazanmak güzeldir, yüzleri güldürür de kaptan Selçuk'un iki haftadır düşen performansı Hollandalı hocayı düşündürüyordur. Takımının Eren'le bulduğu golde topu Rodellega'dan çalıp atağı başlatması, ilk devre Bruma'ya ince bir ara pas atması gözümüzden kaçmadı ama Selçuk maç içinde bunların çok daha fazlasını yapabilecek kabiliyette bir oyuncu, oysa ki iki haftadır işin kolayına kaçıyor, kolundaki bandın verdiği sorumluluğu bırakıp sürekli yana ve geriye oynayarak "kolaycılık" yaparken, takımı da "el freni" gibi yerinde saydırıyor. Josue'nin transfer edildiği, Diarra ve Tiote gibi orta sahaların adının geçtiği yerde, kendine çeki düzen vermezse kaptan Selçuk, Hamit'le eski günleri yad ederler yedek kulübesinde takım arkadaşlarını seyrederken.


Stat: Manisa 19 Mayıs
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz
Akhisar Belediyespor: Fatih Öztürk, Miguel Lopes, Douglao, Caner Osmanpaşa, Kadir Keleş, Custodio, Nguemo (Dk. 80 Ömer Bayram), Aykut Çeviker (Dk. 46 Onur Ayık), Soner Aydoğdu, Vaz Te (Dk. 69 Muğdat Çelik), Rodallega
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Chedjou, Hakan Balta, Carole, Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 90+1 Sinan Gümüş), Sneijder, Bruma, Eren Derdiyok (Dk. 58 Josue)
Goller: Dk. 3 Vaz Te (Akhisar Belediyespor), Dk. 35 Eren Derdiyok, Dk. 63 Yasin Öztekin, Dk. 90+2 Bruma (Galatasaray)
Sarı kart: Dk. 54 Carole (Galatasaray)

23 Ağustos 2016 Salı

Galatasaray:1-0:K.Karabükspor


Ligin ilk maçı oldukça zor geçer, transferler son anda yapılır, oyuncular birbirlerine henüz alışmamıştır, bir de iç sahada seyircisiz oynarsanız işiniz daha da meşakatli olur. İşte bu gece Galatasaray ligin çiçeği burnunda takımı Karabükspor karşısında böyle bir karşılaşma seyrettirdi televizyon karşısındakilere.  Aşağıdan gelen takımlarla açılış yapmak, geçen sene Antalyaspor'un yaptığı gibi "fantastik" transferler yapmadıkları sürece avantaj gibi gözükse de, teknik direktörlüğe Igor Tudor'u getiren ve ligin tecrübeli oyuncularıyla harmanlanmış "taş gibi" bir Karabük takımı bırakın bir puanı, üç puanı alıp dönecekti memleketine az kalsın. Galatasaray taraftarı Süper Kupa maçında yakılan meşalelerden dolayı cezalıydı ama deplasman tribünü açıktı, lakin orada bu takıma inanmış sadece 57 seyirci vardı maalesef, oysa bu topçuların arkasında durursa Karabük halkı, ligi tarihlerinde hiç görmedikleri yerde bitirebilirler...


Maça dönersek, Jan Olde Riekerink sakat olan Podolski dışında Süper Kupayı kazanan takımı bozmadan çıktı ligin ilk hafta maçına. Konya'da eski şampiyon karşısında Bruma ve Sinan'la oyuna iyi başlayan bir Galatasaray varken, Arena'da oyunu domine eden konuk takım olmuştu. Karabükspor, Linnes'in arkasına Serdar ve Yatabare'ye attığı toplarda biraz daha becerikli olsa hakem su molası verdiğinde 3-0 önde yudumlayabilirlerdi sularını. Rakip forvetler beceriksiz, Muslera "panterleşince" Galatasaray bu nemli Ağustos gecesinde soğuk duş almaktan kurtulurken, rakip kalede duran toplarlar dışında  pozisyon bulmaktan uzaktı. İkinci yarı da aynı senaryo devam etti, Karabükspor topu Galatasaray'a "verdi", savunmaya "otobüsü park etti" ve kaptığı toplarla Galatasaray savunmasını gafil avlamaya çalıştı. Başaramadılar. Savunma kapanınca Bruma ve Sinan'ın kanat etkinliği sona erdi, özellikle Rumen sol bek Latovlevici hatasız oynadı, hal böyle olunca ortadan delmeye çalıştı savunmayı Galatasaray ama orada da Selçuk yokları oynadı, Sneijder istekliydi ama özellikle Tolga son yarım saatte takımı rakip alana sürükleyen adam oldu da, maç boyunca orta saha olsun, ceza sahası önü olsun neredeyse tüm kafa toplarını alan Eren Derdiyok'a ceza sahası içine "orta yapmayı" akıl erdiren tek topçu maçın son saniyesinde stoper Chedjou oldu. Tek orta, gol ve üç puan...


Süper Kupa fiyakalısı Galatasaray, bu gece oldukça etkisizken, takım kaptanı Selçuk'un "kendi var aklı yok" gibiydi sahada. Özellikle hakemin görmediği, hiç gereği yokken daha maçın ilk dakikalarında Serdar'a topsuz alanda attığı tekme, durduk yere penaltıya sebep olacaktı. Josue'nin transfer edilmesı kaptanın aklını karıştırmış anlaşılan, artık o bölgede alternatifsiz değil ve böyle "vurdumduymaz" oynarsa çok geçmez kulubeyi ısıtmaya başlar, devre ortasında da sıcak para peşinde koşan Dursun Özbek, Selçuk'u "kankisi" Burak'ın yanına Çin'e satabilir. Maç beraberliğe bağlanmışken, dümene geçmesi gereken kişinin kaptan Selçuk yerine takımla ikinci resmi maçını oynayan Tolga Ciğerci'nin olması manidar. İyi başlamadı Selçuk...


Kötülerden biri de Linnes oldu, hazine bulmuş gibi madene çevirdi onun kanadını Karabükspor ve devreye kadar bile sabredemedi Riekerink Norveçli sağ beke. Manchester ile oynanan hazırlık maçında kötüydü Linnes, sağ bek istedi hoca ve Cavanda alındı apar topar. Beşiktaş maçında toparlayınca Norveçli, bu gece ilk onbirde çıktı ama şansını kullanamadı. Bundan sonraki maçlarda orada Cavanda denenecektir ama Sabri de her zaman "hazır" olarak görev bekleyecektir. Seveninden çok sevmeyeni var Sabri'nin ama ne zaman görev verilse, "reis" işini eksiksiz yapıyor. Bu gece de oyuna girdikten sonra Karabük'ün o akınları sona erdi...


Golü atan Eren'le bitirelim bu geceki yazıyı. Drogba takımdan ayrıldığından beri Galatasaray hava toplarını alamıyordu rakip ceza sahası içinde, bu gece Eren uçan kaçana dokundu, indirdi, bir tanesini de gol yaptı. Ama takımında böyle hava hakimiyeti güçlü bir forvet varken, Galatasaray'lı "pasörler", başta Selçuk olmak üzere sanki Burak'la oynarcasına sürekli defansın arkasına uzun top atıp Eren Derdiyok'u kaleciyle karşı karşıya bırakmaya çalıştılar, istedikleri de olmadı tabii, hem Eren öyle bir topçu değil, hem de rakip savunma alanını pek terk etmeye meraklı değildi. Transfer sezonunun bitmesine iki hafta kala Eren'in indireceği toplara "tek vuruş" yapabilecek bir golcü alınırsa Galatasaray'ın geleceğine umutla bakabiliriz...


STAT: TT ArenaHAKEMLER: Bülent Yıldırım, Serkan Ok, Asım Yusuf Öz
GALATASARAY: Muslera, Linnes (Sabri dk. 39), Chedjou, Hakan, Carole, Tolga, Selçuk, Sinan, Bruma (Yasin dk. 73), Sneijder, Eren
KARDEMİR KARABÜKSPOR: Ahmet, Kerim, Dany (Barış dk. 17), Kokalovic, Latovlevici, Ceyhun, Poko, Traore (Skulason dk. 81), Serdar, Tanase (İlhan dk. 72), Yatabare
GOL: Eren (dk. 90+3)SARI KARTLAR: Linnes, Tolga (Galatasaray), Ceyhun (Kardemir Karabükspor)

16 Ağustos 2016 Salı

Bir Bilene Sormalı



Memlekette eski stadların yerine "arena" yapılması modası Gaziantep'e de uğramış ve kırmızı-siyahlı ekibe yeni sezon için yepyeni bir stadyum yapılmış. Buraya kadar her şey hoş güzel de maraton tribüne "GAZİANTEP" yazılmaya kalkışılınca işler karışmış. Dokuz harfli kelime tribündeki bloklara sığdırılamayınca bazı bölümlere iki harf yazılarak, "işin içinden çıkılmış." Şimdi soruyorum kendi kendime, sen daha koltukları düzgün sıralayamıyorsun, acaba koca stadyumun temelini, kolonlarını, katlarını, betonarmesini, tuğlalarını nasıl ölçtün, dizdin, yaptın? Oysa çok da zor değildi orantılı bir şekilde GAZİANTEP yazmak, çağırsaydınız tribünden gençleri,anlatsaydınız derdinizi, onlar size o maraton tribüne sadece GAZİANTEP değil EN BÜYÜK GAZİANTEPSPOR yazardı en kralından, en fiyakalısından...



14 Ağustos 2016 Pazar

Beşiktaş:1-1:Galatasaray (0-3)


Süper Kupa... Adı üstünde, o ligin en büyük kupası... Uzun bir lig maratonu sonu şampiyonluk ipini göğüslemiş takım ile bir çok elemeden hasarsız atlamış ve ülkenin ikinci kupasını almış ekibin kapışması... Sezonun en iyi iki kulübünün "en iyilerin iyisi" olma mücadelesi... İşte böyle "manalı" bir maçın takımlar yeni kamptan dönmüşken Ağustos ayında değil de sezon finali olarak Haziran ayında, daha takımlar tatile gitmeden oynanması lazım, başka bir deyişle takıma yeni katılan topçularla değil de Süper Kupa arenasında mücadele etmeye hak kazanan topçularla oynanması gerekir fikrindeyim yıllardır. Belki şampiyon olmuş kadrosuna güvenmesinden, belki de bizim gibi düşünüp "hak eden topçulara hakkını verdiğinden" Şenol Güneş, yeni transferleri kenarda tutup, takımda geçen yıldan kalan futbolcularla çıktı sahaya Konya'da... Jan Olde Riekerink ise zaten geçen sene "yırtık yamalı" bir kadroyla kazandığı Türkiye Kupası'nın verdiği krediyle Olcan, Umut, Tarık gibi esame listesini dolduran "boş" topçuları da kadro dışı bırakarak, yeni oluşturulan Galatasaray'da Tolga Ciğerci ve Bruma'yi eklemişti geçen sezonun "eskilerinin" arasına.


Bruma, hazırlık kampının yıldızıydı da Tolga Ciğerci kimdi? Lucas Leiva, Johansen, Lassana Diarra derken Melo'nun boşluğunu doldurma görevi Tolga Ciğerci'ye verilmişti ve Riekerink eldeki Dzemali, Hamit ve Donk'tan daha formda görüp takımla henüz 3-4 idman yapan genç topçuya formayı teslim etmişti. Kadrolar açıklandığında "acabalar" vardı akıllarda ama 120 dakika ve penaltılar bittiğinde soru işaretleri "Hımmm, olur bu çocuk"a dönmüştü. İzlediğimiz kadarıyla iyi bir kesici Tolga, rakibe dişini gösteriyor, öyle elini kolunu sallaya sallaya geçilmeyecek Galatasaray orta sahası.  "Yumuşak karın" bu sene sertleşeceğe benziyor... Bir de penaltı attı... Sneijder, Eren, Bruma dururken... Cesaretli ve özgüvenli de...


Bruma demiştik, Süper Kupa'nın kahramanı kurtardığı penaltılar ile Muslera oldu ama karşı kale tarafında Galatasaraylıları heyecanlandıran hep Bruma oldu. Hazırlık maçlarında attığı "plase" gollerle "Thiery Henry'yi mi seyretmiş bir sene boyunca" dedirtti de onun işi bu sene fileleri sarsmaktan ziyade "asist" olacak. Lakin, daha genç, daha da pişmesi lazım, her geçen gün de üstüne koyarak gidecektir. Bir pozisyonda Beck'in üzerinden aşırttığı top ve sonrasında Marcelo'yu geçip Beşiktaş ceza sahasına girdiğinde, tecrübeli olsa herkesin beklediği kale çizgisinin önüne atmak yerine meşin yuvarlağı penaltı noktası cıvarında boş durumdaki arkadaşına aktarırdı ama Bruma kolayı seçti maalesef. Şimdilik yeri garanti gözüküyor da "sarı" Sinan, Yasin ve Podolski rekabeti bakalım ne düzeyde olacak ters kanat için.


Linnes de fena gözükmedi gözüme aslında dün gece, oysa Manchester United maçında yapılan hatalar sonrası apar topar "sağ bek" arayışına girilmiş ve Cavanda transfer edilmişti Trabzonspor'dan. Yeri gelmişken bir dip not, ne zaman Trabzon'dan topçu alsak şampiyon olmuşuz, istatistik bilimi böyle söylemiş. ( Selçuk, Burak, Olcan geldikleri sezonlarda şampiyonluk yaşamışlar) Konumuza dönelim, maça çok iyi başlamış olmasa da,  iyi bitirdi Linnes, özellikle Quaresma karşısında bocalamadı. Cavanda rekabeti "rahatını" bozacak, idmanda forma mücadelesi kıran kırana olacak. Ters tarafta Carole de maçın ilk dakikalarında yaptığı hatalı bir geri pas dışında fena değildi, şimdilik en sağlam onun mevkisi ama Cavanda'nın da sol bek oynamışlığı var, oraya da devşirebilir hoca Belçikalıyı...


Hollanda'nın Fransa'da Avrupa Şampiyonası oynamaması Galatasaray için büyük şans oldu. Hatta Uruguay'ın da Copa Amerika'dan erken elenmesi başka bir piyango bizim takım adına. Zira Sneijder ve Muslera yaz tatilini aileleriyle doyasıyla geçirdiler, kafa dinlediler, hazır döndüler takıma.  Kampta olsun, hazırlık maçlarında olsun Wesley takımın en formda ve hırslı oyuncularından, dün gece de öyleydi, çoğu sezon bu aylardaki "göbekli" görünüşünün tersine fit hali ve dayanıklılığı gözlerden kaçmadı. Orta sahada rakibine bastı, kaleyi gördüğünde "sağlam" yapıştırdı...

Geçtiğimiz günlerde sürpriz bir kararla kaleci hocamız Claudio Taffarel Galatasaray'dan ayrıldığını açıklamıştı, yemek verdi bizimkiler onun onuruna, pasta kesildi, çiçeklerle uğurlandı Tafo ama "branştaşına" en klas vedayı Muslera yaptı. Türkiye'ye geldiği ilk yıllarda Dünya Kupası maçlarında kurtardığı penaltılarla nam salmıştı Claudio Taffarel. Hatta Arsenal finalinde onun kalede olması kaçırtmıştı Suker'e Viera'ya penaltı atışlarını.  "Hocasını" da kurtardığı iki penaltı ve kaledeki kendinden emin duruşuyla Cenk'e kale direğinin üzerinden topu auta attırmasıyla uğurladı Muslera dün gece. Sadece kaleciliği de değil, sempatikliği de kapmış Taffarel'den Uruguaylı eldiven, Neydi o kurtardığı penaltı sonrası dansı?


Son olarak gelelim tribünlere. Pasoligin olmaması, derbide iki takım taraftarına da eşit yer ayrılması özlediğimiz görüntülerdi. Tribünler de pankartlarla, bayraklarla ve meşalelerle derbinin atmosferine renk kattılar. Tabii yine maç yorumcularından "nasıl sokuyorlar bunları" laflarını duyduk da, meşalenin futbolun ruhu olduğunu öğretemedik. Meşale, konfeti, davul, pankart, bayrak, bunlar tribünün olmazsa olması... Ama sahaya atmayın be kardeşim? Hele ki Muslera'yı da çıldırttıysak, vardır bi' yerde bi hata, değil mi ama?



Galatasaraylıların  "başkanıyla hocasıyla, oynanan maçlarıyla yaşanılan krizlerle"  kısaca "keşke hiç yaşanmış olsaydı"dediği bir sezonda kazanılacak üç kupanın ikisini almak Galatasaray'ın büyüklüğünü bir kez daha ispatladı dosta düşmana. Mehmet Demirkol'un da dediği gibi "Galatasarayın genetiğinde zafer var"... Kazanılacak bir kupa varsa, Galatasaray finaldeyse, maçın sonucu zaten bellidir...



Stat: Konya Büyükşehir
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar, Ali Palabıyık
Beşiktaş: 29- Tolga Zengin (K), 6- Dusko Tosic, 10- Olcay Şahan, 13- Atiba Hutchinson, 15- Oğuzhan Özyakup, 18- Tolgay Ali Arslan (Dk. 73, 17- Ömer Şismanoğlu), 20- Necip Uysal (Dk. 106, 3- Adriano Correia), 21- Kerim Frei (Dk. 46, 7- Ricardo Quaresma), 23- Cenk Tosun, 30- Marcelo Antonio Guedes, 32- Andreas Beck.
Galatasaray: 1- Fernando Muslera, 8- Selçuk İnan (K), 10- Wesley Sneijder, 11- Lukas Podolski (Dk. 43, 9- Eren Derdiyok), 14- Martin Linnes, 18- Sinan Gümüş (Dk. 87, 7- Yasin Öztekin), 20- Bruma, 21- Aurelien Chedjou, 22- Hakan Kadir Balta, 23- Lionel Carole, 27- Tolga Ciğerci.
Sarı Kart: Dk. 57 Andreas Beck, Dk. 87. Oğuzhan Özyakup, Dk. 99 Necip Uysal (Beşiktaş), Dk. 77 Tolga Ciğerci (Galatasaray)
Goller: Dk. 100 Hakan Kadir Balta (Galatasaray), Dk. 107 (Kendi kalesine) Aurelien Chedjou (Beşiktaş)

Blog Widget by LinkWithin