22 Şubat 2017 Çarşamba

Sen De Artık Herkes Gibisin




"Beni Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya yakıştırdıkları için teşekkür ederim ama oranın hocası bana göre Aykut Kocaman’dır. Eğer Aykut hoca Konyaspor’da devam edecek ve Fenerbahçe Kulübü bana bir teklifle gelirse tabi ki sıcak bakarım. Aslında geçtiğimiz haftaya kadar ‘Ben Galatasaray camiasına mâl olmuş biriyim, bizi sevenleri üzmeyelim’ düşüncesi içerisindeydim fakat boşta olmama ve Galatasaray ile büyük başarılar yakalamama rağmen başka bir teknik adamla anlaşılması beni açıkçası kırdı. Artık fikrim gerçekten değişti, sonuçta profesyonel insanlarız ve futbola güzellik katmak istiyoruz, Fenerbahçe’den böyle bir teklif alırsam sıcak bakabilirim."

Bunlar Hamza Hamzaoğlu'nun basında ismi Fenerbahçe ile anılmasından sonra Star Gazetesine verdiği röportajındaki sözleri. Galatasaray'a hoca olarak geldiği sezonda 3 kupa kazanarak ismi kulüp tarihine geçen, lakin sonrasında yaptığı oyuncu seçimleri ile takımı "enkaz" haline getiren ve gönderilen Hamza hoca, çocukluk aşkı Fenerbahçe'yi duyunca "kalbi yine pır pır etmiş" ve göreve talip olduğunu belirtmiş. Aziz Yıldırım'ın Dirk Advoocat'ı yollasa dahi Galatasaray ve Bursaspor'daki başarısız kariyeri sonrası Hamza Hamzaoğlu'nu takımın başına getireceğini hiç düşünmüyorum da, birileri boşta olan Hamza hoca için "yol yapmaya" başlamış ve hoca da sinyali yakmış... Nereye gidecekse gitsin, kimi çalıştıracaksa çalıştırsın, da yeter ki bizden uzak dursun artık... Bugüne kadar yaptıkları için kendisine karşı bir saygımız kaldıysa bile, artık onu da kopardı attı içimizden Hamza Hamzaoğlu... Ne demişti Nazım usta bir zamanlar:


Mâziye karışıp sevda yeminim, 
Bir anda unuttum seni, eminim 
Kalbimde kalbine yok bile kinim 
Bence artık sen de herkes gibisin

21 Şubat 2017 Salı

Buraya Kılıçla Gelirseniz, O Kılıçla Ölürsünüz



Rusya 2018 Dünya Kupası ev sahipliğini aldığında Devlet Başkanı Putin, dünyaya barış ve eğlence vaat etmişti ama Fransa'daki Avrupa Şampiyonasında İngilizlere sokakları dar eden Rus holiganlar aynısını düşünmüyor. BBC Televizyonunun yapmış olduğu bir belgeselde ülkelerinde yapılacak olan turnuvayla ilgili görüşüne başvurulan bir taraftar "Bazıları için futbol festivali olacak ama diğerleri için şiddet festivali olacak" derken, Spartak Moskova'lı bir taraftar da "Bu ülkenin tarihinde her zaman savaşlar olmuştur ve savaşmak bizim kanımızda var. Eğer buraya kılıçla gelirseniz, o kılıçla ölürsünüz" diye tehdit etmektedir Rusya'ya gelecek ülke taraftarlarını... "İşkembeden de sallamıyor" Ruslar, zira şimdiden fitness salonlarında başlamışlar idmanlara, boş tarlalarda dövüşlere...
BBC'nin 1 saate yakın belgeseli de burada...


20 Şubat 2017 Pazartesi

Futbol İki Yüzlüler ve Kıskançlarla Dolu


"Futbol iki yüzlüler, kıskançlar ve yanlış arkadaşlarla dolu. Barcelona'daki son üç senemde sürekli beni takımda düşünmediklerini duyuyordum ama bunu benim yüzüme söyleyecek yönetici yoktu. Böyle bir kararı bana bildirecek saygıları bile yoktu ki ne zaman FIFA'dan transfer yasağı geldi, o zaman bana geldiler ve sözleşme yenileme talebinde bulundular... Şu an Barcelona'yı yönetenler futbolculara nasıl davranacaklarını bilmiyorlar bile."

Dani Alves
Juventus'lu Futbolcu

Barcelona'dan ayrılışını anlatırken


Video Hakem ve İlk Kırmızı Kart



Dünya Kulüpler Şampiyonasında Viktor Kassai'nin "olay görüntülerini" izleyip penaltı kararı vermesinin ardından video hakem uygulaması konusulmaya başlanmıştı ve maç görüntüleri karşılaşma esnasında tekrar izlenerek de ilk kırmızı kart Amerika'dan geldi. New York City'nin Houston Dynamo ile karşılaştığı hazırlık maçında David Villa bir korner atışı esnasında "çaktırmadan"rakibine yumruk attı ve olaya tam hakim olamayan maçın hakemi video görüntülerine başvurdu, pozisyonu izledi ve İspanyol oyuncu da "video hakem uygulamasıyla kırmızı kart gören ilk futbolcu" olarak tarihe geçti...

19 Şubat 2017 Pazar

Çaykur Rizespor:1-1:Galatasaray


Öncelikle hoş geldin Igor Tudor...
Umarım Galatasaray'da uzun yıllar görev yaparsın...
Lakin bu gece ve yarın televizyona bakar, gazeteleri okursan senin Galatasaray'da kalıcı olup olmayacağını saha sonuçları değil, Galatasaray düşmanı medyanın olduğunu anlayacaksın...
Bunu bil ve ona göre davran hocam...
Nasıl Riekerink'in gitmesi için uğraştılarsa, daha takımla üç idman yapmış olmana rağmen Rize'de alınan beraberlik sonrası sana "çakmaya" çalışıyorlar ya, daha da emin oluyoruz ki Riekerink de iyi hocaydı, sen de bu takıma lazım adamsın...
Biz bunun farkındayız da, yönetim için aynısını söyleyemeyeceğim...

Maça geçelim...
Bruma'nın son haftalarda takıma yarardan çok zarar verdiğini blogta maç yazılarında da, twitter üzerindeki paylaşımlarımızda da belirtmiştik. Portekizli oyuncu sezona iyi başladı da, gün be gün takımın yıldızı havasına büründü, Messi olmaya özendi, tek başına rakip savunmayı delebileceğini düşündü, hem arkadaşlarını oyuna küstürdü, hem de çok top kaybetmeye başladı. Jan Olde Riekerink de mutlaka bizim gördüğümüzü görmüştür de zaten az olan kredisini Bruma'yı yedek bırakarak tüketmek istememiştir. Oysa, Igor Tudor genç oyuncuyu yedek bırakmış, Bruma da isyan edince, Rize uçağında kendisine yer bulamamıştı...
Galatasaray'da futbolcuya dayalı düzenin değişmesini isteyenler basında ve televizyonlarda Tudor karşıtlığı yapanların gazına gelmeleri yerine, Tudor'un Bruma'nın "burnunu sürtmesini" alkışlamaları ve desteklemeleri gerekir... Böylece arzulanan Galatasaray ruhu geri gelecektir...


Ruh demişken, özlediğimiz gibi başladı Galatasaray Rize deplasmanında oyuna, ilerde basarak ve top rakipteyken 10 adamla topun arkasına geçerek... Tabii ki hocanın elinde sihir değnek yok 3 idmanda kafasındakileri topçulara yansıtacak, zamanla olacak bir çok şey ama ilk devre ve ikinci yarıda topçular yorulana kadar iyi bir Galatasaray izledik. Hiç koşmadığı kadar koştu Selçuk, uzun top atmaya çalıştı, "istatistik kasmaya" çalışmadı, "bu takımın stoperi benim" dedi Chedjou ve "Carole kulübeye alışsın" mesajı verdi Linnes. Semih'e değinmeden de geçmeyelim, ilk devre kritik bir hata yaptı ama sonrasında hatasızdı da, Kayserispor maçının son dakikaları ve bu gece son anlarda kanattan ileri çıkışları ve yaptığı isabetli ortalar gözden kaçmasın... Riekerink geçen sezon derbi maçlarda dahi onu sağ bek denemişti, Chedjou ve Ahmet Çalık'lı stoper ikilisinin yanında sağ beke Semih Kaya monte edilebilir. Türkiye'nin değil, belki de dünyanın en "net ve temiz" vuruş yapan oyuncusu Podolski ile öne geçti Galatasaray karşılaşmada, ikinci yarıda Rodriguez ile de ikinci golü buldu ama son haftalarda Galatasaray'a karşı yapılan "bariz" hakem hataları yine tekrar etti, yan hakem rakibinden 15 santimetre geride olan Josue'nin pozisyonuna bayrak kaldırdı... İkinci devrenin ortalarında takımın temposu düşünce, Galatasaray kötü oynar gibi gözükse de aslında rakibe pozisyon da vermedi de, Tolga'nın futbolda en temel kural olan "rakibin sırtı dönükken faul yapmamak" ilkesini unutup, alakasız bir faul yapıp Özgür Çek'in serbest atış golüyle iki puanı bıraktı Karadeniz'de...

Biz de "ah Yasin ah" diyerek bu yazıyı noktalayalım...


Stat: Çaykur Didi
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Hakan Yemişken
Çaykur Rizespor: Diallo, Mehmet Akyüz (Dk. 62 Nosa Igiebor), Oboabona, Ümit Kurt (Dk. 43 Yakoubi), Özgür Çek, Petrucci, Recep Niyaz, Dhurgham İsmail, Ahmet İlhan Özek, Janster (Dk. 71 Tuszynski), Edomwonyi
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Chedjou, Semih Kaya, Linnes (Dk. 72 Ahmet Çalık), De Jong, Selçuk İnan (Dk. 78 Sinan Gümüş), Rodrigues, Yasin Öztekin, Josue (Dk. 60 Tolga Ciğerci), Podolski
Goller: Dk. 23 Podolski (Galatasaray) Dk. 75 Özgür Çek (Çaykur Rizespor)
Sarı kart: Dk. 13 Podolski (Galatasaray)

17 Şubat 2017 Cuma

Bi' Huzur Verin


Galatasaray, bu hafta iç sahada kaybedilen Kayserispor maçından sonra teknik direktör Jan Olde Riekerink ile yollarını ayırırken, yerine Igor Tudor'u getirdi. Bu ayrılıkta takımın son maçlarda aldığı başarısız sonuçların etkisi de varken, esas sebep olanlar ise hala Hollandalı hocaya "çakmaya" devam ediyorlar maalesef. Galatasaray'ın kaybettiği ve bariz hakem hatalarını rakiplerin teknik adamları ve başkanlarının dahi kabul ettiği Karabük ve Başakşehir maçlarından sonra bile hakemi sayfalarının "kıyısına köşesine" koyup, hocayı manşetlere taşıyarak "algı yaratanlar" yine "döktürmüşler" klavyelerinden hikayelerini...


Neymiş, "Riekerink formayı elinin tersiyle itmişmiş" "Galatasaray taraftarı bu tepkiye şaşırmışmış"... Mışta mış...
Bu ülkenin gördüğü en naif ve kibar hocalardan biri olan Riekerink'e karşı bu tavrın sebebi mutlaka bir "kuyruk acısıdır", Halil Özer'in "Galata Sarayı Efendileri" kitabında bahsettiği Florya'dan "sızmaları" belli ki yok ettiği, bazılarının istediği "ayrıcalıkları" vermediği ve en önemlisi işini adam gibi yaparak Galatasaray'ın menfaatlerini koruduğu olsa gerek... Kendisi hakkında çıkan haberler üzerine  Hollandalı hoca şahsi instagram hesabından aşağıdaki açıklamayı yapmış:

"Dün kulüpten çıkarken her zaman olduğu gibi tesise gelen taraftarlarımız için durdum ve formalarını imzalayıp fotoğraf çektirdim...Bu sırada gazetecilerin geldiğini görünce imza vermeyi bırakıp yoluma devam etmek istedim ve sonrasında çıkan formaları imzalamadı,fotoğraf çekilmedi gibi haberler beni çok üzdü...Tesise gelen bütün taraftarlarımız çok iyi bilir ki herkesle tek tek fotoğraf çekilip imza veririm...Galatasaray taraftarı benim için hep önemli oldu ve hayatım boyunca hep önemli olmaya devam edecek..."

Bizler zaten hocanın Galatasaray'a karşı olan duygularının farkındayız, böyle haberleri "bi tarafımıza takmıyoruz" bile de, haberde bahsedilen Numan Biçen adlı taraftar da hocanın paylaştığı kalem fotoğrafının altına şu cümleleri sarf ederken, basındaki Galatasaray karşıtlarına çakmış voleyi doksana:

" adam formayı itmedi dün yapılan haber kesinlikle yalan forma imzalatan bendim ben verdim tam imza atarken 5 6 kişilik basın mensupu foto çekmek istedi o yüzden bıraktı biraz ileri gitti beni bekledi güvenlik yasak bölge dedi yine de herşey için teşekkür ediyorum kalem sahibi bnm dün floryadan almıştım böyle bir paylaşım yaptığınız için adam gibi adamsınizzz"

Şimdi bu haberi yapan utanır mı dersiniz?
Ben hiç zannetmiyorum...

16 Şubat 2017 Perşembe

Subasiç'ten Sevgilerle


Bilmem hatırlayan olacak mı Darijo Srna'nın Hırvatistan'dan 20 ton mandalina getirtip, Donetsk'te çocuklara dağıttığını...Adamsın Srna demiştik. Bir vefa hikayesi de  Srna'nın milli takımdan arkadaşı kaleci Danijel Subasiç'ten geldi.  Monaco'da futbol kariyerini sürdüren milli kaleci futbola başladığı NK Zadar takımına fırsat buldukça maddi yardımlarda bulunurken, geçtiğimiz günlerde de 30a yakın çift futbol ayakkabısı göndermiş... "Monte Carlo'dan bize bir paket dolusu spor malzemesi geldi, çok teşekkürler @subasicdanijel " diye Hırvat ekibi resmi twitter hesabından bu jesti duyururken, eminiz ki Subasiç'in bu son yardımı olmayacak kendisini yetiştiren kulübüne...

14 Şubat 2017 Salı

Teşekkürler Jan Olde Riekerink


Teşekkürler güzel kalpli ve yalnız adam... 
Kurulduğu 1905 yılından beri Galatasaray'ı çalıştıran onlarca hocadan biriydin, bu kulübün tarihine şampiyonluk kazandıran hocalar arasında yerini alamadın ama "adam gibi adam" duruşunla, insanlığınla, "Galatasarayli benim"diyenden çok Galatasaray'ın değerlerine gösterdiğin ilgi ile özenle bu güzide kulübün tarihine adını yazdırdın... 
Gelişin çok şatafatli olmamıştı, Avrupa kupasına dahi gitme hakki alamayacak haldeki bir takımın başına geçmiş, ezeli rakip Fenerbahçe'den kupayı almıştın... O zaman konuklarını korudukların varsın şimdi seni görevden alsınlar... 
Takımda yatarak milyonları götüren Umut'lari Tarik'lari, Olcan'lari kadro dışı bırakıp Gökay'ları, Mustafa'ları, Birhan'ları kampa aldığında "Riekerink bey" diyenler varsın şimdi "Riekerink bye" desinler...
Super Kupada Beşiktaş'ı yendiğinde Konya'da sevinç gözyaşları döktürdüklerin varsın şimdi istifa diye tribünde bağırsınlar... 
Böyle nankördür futbol işte... 
Hayat gibi... 
Senden önce gitmesi gerekenler senin gidişini hazırladılar ama şunu bil ki dokunduğun sari kırmızı kalplerde hep sevgiyle ve 'adam gibi adamdı" sözleriyle anılacaksın... 
Adamlığı taşıyamayanların adları bile unutulacak, ama sen unutulmayacaksın... 
Güle güle sari saçlım mavi gözlüm...

12 Şubat 2017 Pazar

Galatasaray:1-2:Kayserispor


Beşiktaş 44 puan ...
Başakşehirspor 42 puan...
Galatasaray 39 puan...
Fenerbahçe 35 puan...

Hafta sonuna girilirken Galatasaray, liderden 5 puan geride, Fenerbahçe'den 4 puan öndeydi ve tüm rakipler maçlarını oynadıktan sonra pazar gecesi kapanışı yapacaktı sarı-kırmızılılar. Şans bu ya, cuma akşamı lider deplasmanda kaybetmiş, ikinci sıradaki Başakşehir bugün Kasımpaşa'dan 4 yemiş, peşimizdeki Fenerbahçe de Bursa'da iki puan bırakmıştı... Kayserispor karşısında kazanacak olan Galatasaray sezonun en beğenilen takımı Başakşehir ile puanları eşitleyecek, Beşiktaş ile farkı tek maça indirecekti. Bitmedi,  Fenerbahçe'yi de psikolojik olarak bitirecekti...
Ama...
TT Arena'da sahaya çıkan iki sarı kırmızılı takımdan Galatasaray olanını tanıyamadık... Oyuna baskılı başlayan da, ilk şutları atan da Kayserispor oldu... Gol ve golleri de buldu deplasman takımı da 11 puanlık maça çıkan evsahi bir "hiç" olan bir ilk devre oynadı ne yazık ki...
Sneijder yoktu ve Galatasaray sanki 10 kişi, hatta 9 kişi oynar gibiydi rakibi karşısında... Şaşkın şaşkın top çeviriyordu ev sahibi topçular... Belki Josue ile başlardı Riekerink ama o da Portekizli'nin son haftalarda taraftardan aldığı tepkilerden etkilenmişti, taraftarın istediği kadroyu çıkarmıştı: Yasin-Rodriguez-Bruma...
Tamam da bunlara top kim atacaktı?
Çok koşmasıyla meşhur Tolga da o işi yapamadı, mücadeleci De Jong da...
İkinci devre Eren ve Sinan girdiler ama yine değişen bir şey olmadı, zira Galatasaray'lılar orta yapmayı akıllarına getiremiyorlardı bir türlü...
Bizim gördüğümüzü Jan Olde Riekerink de görmüştür de alacağı tepkiden dolayı Bruma'yı çıkarmaktan korkmuş olmalıydı... Oysa ki Bruma, her geçen maç bencillikte tavan yapıyor, takıma zarar veriyor. Maç içinde bir kez doğru bir hareket yaptı, o da Eren'in attığı goldeki ortası...
Kendisine en lazım maçta 5 dakikalık bir oyun oynadı Galatasaray ve o sürede bir gol attı, bir attı hakeme takıldı ve akıl almaz bir pozisyonu Eren harcadı... Aynı istek ve hırsı maça yaysaydı, belki de bu gece şampiyonluğu getirecek maçtan bahseder olurduk...
Ama...
Ama şimdi belki de şampiyonluğu kaybettiğimiz maçı yazıyoruz...
Yazık oldu....


Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Hüseyin Göçek, Ali Saygın Ögel, Mehmet Can Hanoğlu
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu (Dk. 66 Josue), Semih Kaya, Hakan Balta, Linnes, De Jong, Tolga Ciğerci, Yasin Öztekin (Dk. 46 Eren Derdiyok), Rodrigues (Dk. 46 Sinan Gümüş), Bruma, Podolski
Kayserispor: Ahamada, Hakan Aslantaş, Kana Bıyık (Dk. 18 Levent Gülen), Mabiala, Erkan Kaş, Rotman, Lawal (Dk. 64 Sow), Güray Vural, Deniz Türüç, Varela, Umut Bulut (Dk. 79 Welliton)
Goller: Dk. 29 Mabiala, Dk. 45+4 Levent Gülen (Kayserispor), Dk. 89 Eren Derdiyok (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 52 Rotman, Dk. 68 Erkan Kaş, Dk. 90+3 Varela (Kayserispor)

The Sun'a Liverpool Yasak


Kulüp gibi kulüp... Protesto gibi protesto... Tavır gibi tavır...
Öyle göstermelik, üç beş günlük tepki değil, bir ömür sürecek bir tepki gösteriyor Liverpool, İngilizlerin tabildot gazetesi The Sun'a...
Bundan 28 sene evvel meydana gelen Hillsborough faciasının hemen ardından The Sun gazetesi Liverpool taraftarının ölen kişileri gaspettiğini ve ölenlerin üstlerine idrarlarını yaptıklarını yazmış, Liverpool şehri ayaklanmıştı. The Sun'a tepki o kadar büyük olur ki, Liverpool'un ezeli rakibi Everton taraftarları da "Liverpool şehrinde The Sun satılmayacak" diyerek protestoya katılmışlardı.
Faciadan günümüze 28 sene geçmesine rağmen taraftarlar protestolarını devam ettirirken, Liverpool kulübü de cuma günü yaptığı bir açıklamayla The Sun muhabirlerinin kulübün her türlü bina, tesis, antrenman sahası gibi birimlerine girişini yasaklamış...
Dedik ya, kulüp gibi kulüp, protesto gibi protesto...
Bizde olduğu gibi taraftarın gazını almak için akreditasyonu iptal edip, üç gün sonra affedip,bir de kulüp televizyonuna çıkarmıyorlar "yalan" haber yapanları adamlar...


8 Şubat 2017 Çarşamba

Suç ve Ceza


Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanını okumayan çoktur da, adını duymayan pek azdır. Parasızlık yüzünden hukuk fakültesini yarıda bırakmak zorunda kalan Raskolnikov'un zengin bir tefeci ve onun kız kardeşini öldürmesi sonrası vicdan azabı çekmesini anlatıyordu ya Rus yazar, son günlerde spor aleminde gelişen "mevzular"dan sonra acaba birilerinin vicdanı rahatsızlık duyuyor mu ya da her suçun cezası olması gerektiğinin farkında mı?


Felipe Melo'nun Türk futbol, hatta spor tarihinde bir ilk olarak twitter üzerinde yaptığı paylaşımdan dolayı iki maç ceza aldığını hatırlayacaktır blog okurları. Bir Galatasaray taraftarının Aziz Yıldırım ile ilgili küfürlü paylaşımında Melo'yu etiketlemesi ve Brezilyalı topçunun da bunu retweetlemesi sonrası Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri "yemedi içmedi" bizim pitbull'a bastı cezayı. O günleri hatırlıyorum da yazılı ve görsel medya da "linç ediyordu" Melo'yu, ahlak dersleri üst üste veriliyordu ekranlarda...
Felipe Melo'nun olayına benzer bir gelişme de geçtiğimiz günlerde e-sporda yaşandı. Nedir, ne değildir pek bilmem, bilenin de az olduğunu zannettiğim bir çeşit bilgisayar oyunu için Galatasaray, Fenerbahçe ve bir kaç değişik takım bir araya gelmiş ve lig kurmuşlar, birbiriyle karşılaşıyorlar. Tabii, Galatasaray ve Fenerbahçe de karşılaşmış ve Galatasaray'lı bir oyuncu ( Broken Blade) bilgisayarından "Fener ağlama" tezahüratı çaldırmış. Sen misin o tezahüratı yapan? Söz konusu ligi düzenleyenler yapıştırmış çocuğa iki maç cezayı...


Suç ve ceza kavramları Galatasaray'lılar söz konusu iken mükemmel işlerken, Fenerbahçeli bir oyuncu söz konusu olunca nedense sekteye uğramakta...
Fenerbahçe basketbol takımının Galatasaray'ı yendiği Euroleague maçı sonrası Volkan Demirel'in parkeye fırlayıp Galatasaray'a ettiği küfürlerin videosunu izlemeyen kalmamıştır herhalde. Fenerbahçeli kaleci sadece kendisi küfür etmekle kalmamış, basketbolcuları da "gazlamış", taraftarı da küfürlü tezahüratın içine katmıştır.
Bu durumda herkesin beklentisi Türkiye Futbol Federasyonun bir an önce harekete geçmesi ve ceza prosedürünü uygulamasıydı ama hem Galatasaray kulübünün resmi başvurusuna, hem de sosyal medyada Galatasaraylı taraftarların federasyonu harekete geçirme çağrılarına şu ana kadar herhangi bir cevap gelmedi... İşin daha da ironik tarafı şu ki, Volkan Demirel ile ilgili olarak soruşturma açması gereken kuruluş Türkiye Futbol Federasyonu iken İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 6222 sayılı kanun çerçevesinde kendisi hakkında soruşturma başlatmış...


Ben bu satırları yazmaya yeltendiğim günlerde bizi doğrular bir olay daha gerçekleşti maalesef...
2003 senesinde İnönü'de oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçında attığı golden sonra Pascal Nouma elini şortunun içine sokmuş ve "tombala" hareketi yapmıştı. O günler tüm memleket "ayaklanmış" ve Federasyon siyah-beyazli topçuya 7 ay sahalardan men cezası vermişti. Bu pazar da yine İnönü Stadında Beşiktaş ve Fenerbahçe, Türkiye Kupası maçında karşılaşmış ve sarı lacivertli oyuncu Robin van Persie rakibi Tosiç'e doğru aynı "ahlaksız" hareketi utanmadan yapıvermişti.
Pascal Nouma olayında olduğu gibi Federasyonun harekete geçmesini beklerken, medyanın bu olayı "lanetlemesini" umarken, bir de baktık ki televizyonlarda söz konusu hareketin "şort düzeltme" eylemi olduğu anlatılıyor, van Persie de PFDK'ya "dil çıkarma" hareketi dolayısıyla sevk ediliyor...
Şimdi sormak hakkımız değil mi?
Kural ve kaideler Fenerbahçeli futbolcular olduğunda farklı mı işliyor?


5 Şubat 2017 Pazar

Medipol Başakşehirspor:2-1:Galatasaray


Daha dakika bir bile değil... Orta sahaya yakın bir bölgede topla buluşan Podolski, "yaradana sığınıp" yolluyor topu Volkan'ın koruduğu kaleye de direk izin vermiyor Galatasaray'ın gol sevincine...
Daha bir coşkulu bağırıyor tribündeki Galatasaray taraftarı... Daha maç başındaki üçlüyü bitirememişken...
Oyunu elinde tutmak istiyor Galatasaray... Deplasmanda oynuyor "beyaz formalılar" lakin, "kupa beyi" biziz diyor.
Ama şanssızlık bu ya, daha on dakika geçmeden Sneijder sakatlanıyor... Takımın beyni kenara alınmak zorunda kalıyor... Küfrediyoruz böyle kadere...
Yine de moraller bozulmuyor, oynuyor ve "oynamaya çalışıyor" sahadaki Galatasaraylılar...
İyi ya da kötü...
Koşuyor ya da koşmuyor...
Orası Galatasaray'ın meselesi de, iş garantiye alınacak ya birden hakemler devreye giriyor...
Doka'nın attığı ara pasında Visca kaleye en yakın savunmacıdan iki adım ilerde olmasına rağmen, yan hakem Ceyhun Sesigüzel ne hikmetse bayrak kaldırmıyor... O pozisyon kupa maçlarının "beceriksiz" kalecisi Cenk'in de hatasıyla gidiyor gol oluyor, Galatasaray geriye düşüyor...
Pozisyona itiraz eden mi? Yok... Kaptan Selçuk nerede? Bilinmiyor...


Geriye düşünce biraz yalpalıyor takım ama yine de Bruma'yla, Podolski'yle ileriye gitmeye çalışıyor... Pozisyon da buluyor Portekizli de, top direği yalıyor...
Çalışsın dursunlar Galatasaraylılar... Nafile uğraş... İzin verecek olan kim...
Hakem Mete Kalkavan devreye giriyor... Emre Belözoğlu, sağ sol dirsekleri çakıyor Josue'ye ama maçta adaleti sağlayacak olan hakem oralı bile değil. Ayıp olmasın diye itirazlardan sonra "küçük" Emre'ye sarı kart gösteriyor da, ağzı kanlar içinde kalan Josue  de "canı acıdığı" için olsa gerek sarı karttan nasibi alıyor.
Bu arada takım arkadaşı dirsek yemiş, yerde yatarken, Galatasaray kaptanı Selçuk, oralı olmuyor ve orta sahaya doğru yöneliyor... Formayı kim mi savunuyor, Hollandalı De Jong ve biraz da Semih...



Arkadaşını "Emre abisinin" korkusuyla kanlar içinde yerde bırakan "sözde" kaptan, yine "Emre abisinin" göstermelik baskısını görünce topu Doka'ya veriyor ve Başakşehirspor'un 2 farklı öne geçmesine katkı sağlıyor...
Yine uğraşıyor skoru çevirmeye Galatasaray da, karşıda da lig ikincisi bir takım var, kalelerini iyi koruyorlar...
Devrenin bitmesine 1 dakika kala "anlayana ders" olacak gibi, "küfür gibi", Carole'u değiştirmek isteyen Riekerink, Fransızın şansına topun oyundan çıkmamasıyla Linnes'i ikinci yarı oyuna almak zorunda kalıyor. "Kendisine güvenenlere ihanet etmemek" hayat duruşudur ama Carole bu sene çokça satıyor hocasını... Artık zor forma şansı bulur...
"Sözde kaptan" Selçuk'u da çıkartmak istemiştir belki de ama "futbolun asla sadece futbol olmadığını" çok da iyi biliyor Hollandalı hoca... "Kör ölür badem gözlü olur" misali değere biniverecekti sekiz numara eğer oyundan alınsaydı. Bereket ki "sakatlık numarası" uydurdu da tribünden küfür yemeden kendisi çıktı sahadan bitime yarım saat kala...
O an Galatasaray başladı oynamaya... Bakmayın "Biz topu bilerek Galatasaray'a verdik" demeçlerine Abdullah Avcı'nın, Sneijder sakatlanmasaydı görürdü "hanyayı konyayı"... Maç sonlarındaki temiz Türkçesi ve "samimi?!" anlatımıyla yıllarca göz boyayan Abdullah Avcı'nın da kişiliği kendini ele veriyor maçtan sonra: Ne haksız ofsayt golünden bahsediyor Avcı, nede de Emre'nin kırmızı kartlık hareketinden...
Galatasaray bitime dakikalar kala golü buluyor da, sadece hakemler değil o gece turun ev sahibinin olması için çaba sarf edenler, saha kenarındaki top toplayıcılar bile tembihlenmişler maçtan evvel, üç-beş saniyenin hesabını yapıyor 11 yaşındaki velet...
Hal böyleyken, Galatasaray tribünleri Riekerink istifa diye bağırıyor...
Hoca gitsin istiyor sarı kırmızı sevdalıları...
Hollandalı elbet gidecektir, kalbi kırılarak gidecektir.
Herkes kaçarken, en zor zamanda, üç kuruş maaşa geçip takımın başına, kupa kaldırmıştı da, unutulur bunlar...
Hagi'ye bile küfretmedi mi bu taraftar... Riekerink kim ki?
Dedik ya Riekerink elbet gidecek ama...
O bu zincirin en sonlarındaki halka...
Ondan önce Galatasaray'ı açıkça doğrayan ( Karabük'te Cüneyt Çakır'ın çaldığı penaltı, bu gece Mete Kalkavan'ın kararları) bu Federasyon ve hakemlere laf edilmeyecek mi?
Galatasaray'ın katledildiği maçtan sonra "Hakem ipimizi çekti" deyip evinin yolunu tutan Dursun Özbek ve arkadaşları hala kulübü yönetecek mi?
Yıllar evvel formayı ve kaptanlık bandını çıkaran Selçuk ve "avareleri" hala bu kulübün parasını banka hesaplarından çekecekler mi?
Önce bu sorular cevaplansın...
Rikerink zaten gider...



Stat: 3. İstanbul Başakşehir Fatih Terim
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Serkan Ok
Medipol Başakşehir: Volkan Babacan, Caicara, Bekir İrtegün, Epureanu, Ferhat Öztorun, Emre Belözoğlu, Attamah, Visca, İrfan Can Kahveci (Dk. 81 Holmen), Doka (Dk. 67 Cengiz Ünder), Mustafa Pektemek (Dk. 67 Adebayor)
Galatasaray: Cenk Gönen, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Ahmet Çalık, Carole (Dk. 46 Linnes), Selçuk İnan (Dk. 51 Eren Derdiyok), De Jong, Yasin Öztekin, Sneijder (Dk. 6 Josue), Bruma, Podolski
Goller: Dk. 15 ve 27 Mustafa Pektemek (Medipol Başakşehir), Dk. 90+2 Eren Derdiyok (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 20 Emre Belözoğlu, Dk. 90 Cengiz Ünder (Medipol Başakşehir), Dk. 20 Josue, Dk. 66 De Jong, Dk. 88 Podolski (Galatasaray)

3 Şubat 2017 Cuma

Dünyanın En Vurdum Duymaz Topçusu


"Taraftarlar tembel topçuları sevmezler. Onlara göre futbolcunun "has"ı, sahada varını yoğunu verip, formasını terleterek yeşil zemini terk edendir. Bir kişi hariç... Dimitar Berbatov... O bütün bu tanımlamanın dışında kalmaktadır. Bulgar futbolcu "kan ter" içinde kalmaz zira o bir asalet temsilidir. En zor durumlardaki umursamaz hareketleriyle, iki adımdan gol kaçırdıktan sonraki vurdum duymaz bakışlarıyla Dimitar Berbatov hakkında sayfalar dolusu kitap yazılabilir."


31 Ocak 2017 Salı

Galatasaray:6-0:Akhisar Belediyespor









Yurt dışında olduğumuzdan dolayı sezonun Galatasaray adına en farklı maçını kaçırmış olduk. Bu hafta maç fotoğrafları ile yetineceğiz...
Affola...


Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Ali Palabıyık, Mehmet Cem Satman, Ekrem Kan
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Hakan Balta, Carole, Selçuk İnan, Josue, Yasin Öztekin (Dk. 71 Rodrigues), Sneijder, Bruma (Dk. 84 Sinan Gümüş), Podolski (Dk. 78 Eren Derdiyok)
Akhisar Belediyespor: Fatih Öztürk, Miguel Lopes, Caner Osmanpaşa, Orhan Taşdelen, Ömer Bayram, Adu (Dk. 46 Aykut Çeviker), Sissoko, Olcan Adın (Dk. 76 Muğdat Çelik), Hasan Ali Adıgüzel (Dk. 46 Onur Ayık), Özer Hurmacı, Vaz Te
Goller: Dk. 9 Semih Kaya, Dk. 25 ve 41 Bruma, Dk. 33 Yasin Öztekin, Dk. 79 Selçuk İnan (Penaltıdan), Dk. 87 Sinan Gümüş (Galatasaray)
Sarı kart: Dk. 44 Adu, Dk. 68 Aykut Çeviker, Dk. 86 Ömer Bayram (Akhisar Belediyespor)

23 Ocak 2017 Pazartesi

Güle Güle İlhan Cavcav


"Benim yaşım 80. Anamdan doğduğum zaman Gençlerbirliğili doğmadım. Ben 10 yaşında futbola başlamış adamım. Benim amcam zamanında Galatasaray'da oynamış. İstanbul'da askerliğimi yaptım ve daima Galatasaray'ın maçlarına giderdim. Bir insanın Galatasaraylıyım demesi suç mu kardeşim?"
İlhan Cavcav
Gençlerbirliği Eski Başkanı

Mekanın cennet olsun İlhan Cavcav...
Türk futbolunun başı sağ olsun...

22 Ocak 2017 Pazar

Kardemir Karabükspor:2-1:Galatasaray


Maç yazısı yazacaktık değil mi?
Maç yazısı?
Maç...
Futbol...
Bizim bildiğimiz futbol...
Onbirer kişiyle oynanan ve hakemlerin adalet dağıttığı "güzel" oyun...
Güzel oyunmuş...
Hakemler adalet dağıtırmış...
Eskidenmiş eskiden...
Artık bırak adaleti, kazananı belirliyor bu ligin hakemleri...
Hele arkasında geniş kamuoyu varsa, istediği şekilde düdük çalabiliyor ligimizin hakemleri...
Galatasaray'dan galibiyeti aldı, belki de şampiyonluğu aldı Cüneyt Çakır ama Galatasaray'ın başında bir Özhan Canaydın, bir Ünal Aysal olmayınca, bugün, yarın, önümüzdeki hafta yine mutlu mesut hayatını sürdürecek, maçlarda görev alabilecek Cüneyt Çakır... Maalesef...
Oysa Ali Aydın'a nasıl da düdük astırmıştı rahmetli Canaydın...
Ve yine memleket medyası "torpilli" Cüneyt Çakır'ı konuşmayacak ve Jan Olde Riekerink'i taşıyacak manşetlere...
Konya maçının yıldızı Rodriguez'le neden başlamamışmış, Eren'i oyuna almak için neden bu kadar beklemişmiş, Galatasaray neden az koşmuşmuş... Muş muş muş...
Oysa ki, Cüneyt Çakır sahneye çıkana kadar, Galatasaray maçın hakimiydi... Golü bulmuş, ikinci gol için zorluydu ev sahibini ama... Ama... Ama...
Her zaman yaptığı gibi ( Biz blogda yazmaktan bıktık, o Galatasaray maçlarında taraflı olmaktan bıkmadı. Üşenmiyorsanız, zamanınız varsa tıklayın ve okuyun Bkz link: Cüneyt Çakır) yine kendisini ön plana çıkarıverdi Cüneyt Çakır...
Öyle bir penaltı çaldı ki...
Komik mi dersin...
Küfür mü dersin...
Şike mi dersin...
Ne dersen de...
İki üç metreden çalması daha da vahim...
Görmedim,,,
Duymadım...
Kaçırdım...
Deme şansı olmayan bir düdük...
Galatasaray-Trabzonspor maçında gösterdiği kırmızı kartlarla hakemlik kariyeri biten Deniz Ateş Bitnel bile bu kadar saçma kararlar vermemişti...
Türkiye'nin en iyi hakemi(!) denilen Cüneyt Çakır penaltı çaldı...
Karabükspor hocası Tudor'un bile "penaltı değil" bir pozisyonda düdük çaldı Galatasaray lehine...
Sadece o da değil...
Galatasaray'ın gol attığı pozisyonda Yasin'e sorarak Yasin'i de taraftarın önüne attı. Maç boyu ıslıklandı Yasin ev sahibi taraftar tarafından...
Maçın hakemi sensin, el ya da değil...  Bir karar vereceksin ve maçına bakacaksın ama "uyanık" Cüneyt Çakır, Yasin'e giderek, "topu Galatasaray'lı topçuya attı"...
Peki, şimdi soralım, penaltı pozisyonunda neden Carole'a sormadın hocam?
Neden?
Neden?
Cevap veremezsin...
Ama hesap vereceğin bir gün gelecek...
Allah'a inanıyoruz ya...
Mahşer gününe inanıyoruz ya...
Ben dün gece "Baba Galatasaray kazandı mı?" diye soran çocuğuma senin verdiğin penaltı yüzünden yenildiğimizi söyleyemeyip, üzülmesin diye "Kazandık kızım, kazandık" diye yüreğim kanayarak yalan söyledim ya...
Öbür dünyada senden alacak bir hesabım olsun be Cüneyt...


Stat: Dr. Necmettin Şeyhoğlu
Hakemler: Cüneyt Çakır, Mustafa Emre Eyisoy, Tarık Ongun
Kardemir Karabükspor: Ahmet Şahin, Kerim Zengin, Dany, Gaman, Barış Başdaş, Latovlevici, İlhan Depe (Dk. 86 Kokalovic), Ceyhun Gülselam, Lazarevic (Dk. 76 Bliznichenko), Tanase, Seleznov (Dk. 79 Serdar Deliktaş)
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Yılmaz Çalık, Hakan Kadir Balta, Carole, De Jong, Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 65 Rodrigues), Josue (Dk. 84 Eren Derdiyok), Bruma, Podolski
Goller: Dk. 15 Yasin Öztekin (Galatasaray), Dk. 31 Seleznov (Penaltıdan), Dk. 82 Serdar Deliktaş (Kardemir Karabükspor)
Kırmızı kart: Dk. 85 Hakan Kadir Balta (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 26 Seleznov, Dk. 50 Kerim Zengin, Dk. 62 Lazarevic, Dk. 83 Serdar Deliktaş (Kardemir Karabükspor), Dk. 32
Podolski, Dk. 45 Ahmet Yılmaz Çalık (Galatasaray)

16 Ocak 2017 Pazartesi

Atiker Konyaspor:0-1:Galatasaray


Sakat ve cezalıların bolca olduğu, harici ve dahili "Galatasaraysevmezlerin" mutlak puan kaybı beklediği Konya deplasmanından, Jan Olde Riekerink "Bey"in Galatasaray'ı "sağ açık" oynayan Sabri "Reiz"in golüyle üç puanla İstanbul'a dönüp, bizler mutlu mesut bir hafta sonu yaşarken, rakipleri bastı mı bir heyecan? ( Fenerbahçe'nin bu geceki puan kaybı tesadüfü mü?)


Alanyaspor maçında gördüğü sarı kart ile cezalı duruma düşüp, maç farklı kazanılırken, ikinci bir sarı alıp cezasını kupa maçında çekmek opsiyonunu kullanmayan Bruma ve kupa maçında "ihanet" gibi bir kırmızı kart gören Yasin'in yokluğunda oyuna Josue ve Sabri ile kanatlarda başlayan Galatasaray'da, gol umudu Eren'di ama koca bir 45 dakikada takım arkadaşları Eren'i sadece bir kez topla buluşturabildiler. Galatasaray, belki çok şut çekmedi Serkan'ın kalesine, etkili pozisyon da bulamadı rakip ceza sahası içinde ama deplasmanda nasıl oynanması gerekiyorsa, öyle bir oyun sergiledi yeşil-beyazlı ev sahibi karşısında. Oyuncularını çok koşturmak ve topu Galatasaray'a verip, kontra ile fırsat aramak dışında planı olmayan Aykut Kocaman'ın Konya'sı, Galatasaray'a transfer olduğundan beri en "rezil" topunu oynayan Carolle'un kanadından iki pozisyon buldu da, kırık parmakla kalesini koruyan Muslera korkusu, yeşil-beyazlılara istedikleri vuruşları yaptırmadı. Brett Forrest'in "Büyük Şike" kitabını okuyorum da şike kartellerinin futbolu nasıl manipule ettiğini, topçuların ve hakemlerin ne denli rahatça maç sattığına şahit oldukça, futbola bakış açım iyice değişti. Kitabın bir bölümünde yazar şöyle diyor: "Orta Amerikalı ya da Afrikalı bir oyuncu, Avrupa'da bile oynadığı herhangi bir yerde şike yapabilir" Oldukça ürkütücü bir tespit. Carolle'un adam kaçırmalarını, daha önce hiç rastlamadığım şekilde görev yerinin aksine sağ kanatta manasızca takıldığını gördükçe, sormadan edemedim:"Acaba bu çocuğun ailesi uzak bir yerlerde Galatasaray'ın mağlubiyetine bahis yapmış mıdır?"


Lionell Carolle takımı her ne kadar "mağlup etmeye gayret etse (!)" de Semih Konya'dan galip çıkmak için elinden geleni yaptı. Serdar Aziz'in sakatlığı, Chedjou'nun "ipinin çekilmesi" sonrası formayı sırtına geçiren Semih, Ahmet Çalık'ın ciddi bir bonservis ücreti karşılığında takıma katılmasıyla ilk onbirde yerinin "garanti" olmadığını görmüş olacak ki, Fatih Terim'in elinde ilk çıkış yaptığı sezona benzer bir oyun sergiledi. Sadece o değildi tabii, kendisini gösteren, Linnes de "Sabri ileride oynayacaksa, sağ bek bana emanet" dercesine yıldızları hanesine yazdırırken, hücuma çıkışları, adam eksiltmeleri ve orta yapmadan önce kafasını kaldırıp "görerek" orta yapmasıyla "hücumu de severim" mesajı verdi. Geçen hafta bir programda Mustafa Denizli, Linnes için "Ben onu transfer ederken klasik bir sağ bek değil, sağ açık da oynayabilecek bir topçu olarak almıştım" diyordu, Riekerink hoca Norveçli'yi oralarda da kullanabilir.


Belki Norveçli'yi Konya karşısında kanatta denemedi Hollandalı hoca ama futbola orta saha ve hucum oyuncusu olarak başlayıp, sonradan sağ beke devşirilen Sabri'yi sürdü Konyanın sol beki üzerine. Mücadeleci yapısı, inatla pres yapması ile Sabri görevini yerine getirdi, bir de gol atarak galibiyette pay sahibi oldu. Maçı anlatan spiker "Sabri 5 yıl sonra gol attı" derken, çok tuhaf geldi, zira bizim bildiğimiz Sabri "Reyiz" her sezon öyle böyle gol atardı, hayret. İnatçılığı dedik ya, Sabri golde ısrarcılığının ödülü aldı, ben golcüyüm diyen bir çok forvet ilk vuruşu kaleci kurtardığında "elleri başında" ahlar vahlar içinde kalırken, Sabri iyi bir refleksle dönen topu kaleciye ikinci şans vermeden filelere yolladı.


Puanlar uçtuğunda, maçlar kaybedildiğinde sahaya sürdüğü onbirler, oyuna sokmadığı topçulardan dolayı teknik direktörler eleştirilirken, yaptıkları değişikliklerle maç kazanıldığında övgü de hakları. İlk yarı sahada "yokları" oynayan Josue'nin yerine çiçeği burnunda yeni transfer Rodriguez'i sahaya süren Jan Olde Riekerink, üç puanın pay sahiplerinden olurken, yeni transferin 45 dakikalık oyunu Galatasaray taraftarına tekrardan şampiyonluk şarkıları söyletmeye yetti de arttı bile. Bruma'nın takıma dönecek olması ve Rodriguez'in bir kaç hafta sağlam "idman yemesiyle"  becerikli bir Galatasaray forveti, gol krallığında zirveyi zorlar.

Maç bitiminde Aykut Kocaman'ın eski adı Lig TV, yeni ismiyle BeinSport kanalına verdiği demeçte, hakemin kendi oyuncusunu atmasından dert yanarken, "İtiraza sarı kart mı olur?" derken, devre arasında hakemle konuşan Sneijder'a Mete Kalkavan'ın sarı kart çıkarmasına ne demeli?



Stat: Konya Büyükşehir Belediyesi
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Atiker Konyaspor: Serkan Kırıntılı, Skubic, Ali Turan (Dk. 68 Hadziahmetovic), Vukovic, Mehmet Uslu (Dk. 77 Volkan Fındıklı), Jonsson, Ali Çamdalı, Ömer Ali Şahiner, Milosevic, Rangelov (Dk. 68 Fofana), Bajic
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Hakan Balta, Carole, De Jong, Selçuk İnan, Linnes, Josue (Dk. 46 Rodrigues), Sneijder (Dk. 90+3 Ahmet Çalık), Eren Derdiyok (Dk. 83 Podolski)
Gol: Dk. 51 Sabri Sarıoğlu (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 71 Ali Çamdalı (Atiker Konyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 36 Ali Turan, Dk. 89 Fofana (Atiker Konyaspor), Sneijder (Devre arasında) (Galatasaray)

10 Ocak 2017 Salı

Fatih Terim, Arda Turan ve FIFA Ballon d'Or Ödülleri (2)


FIFA'nın 2016 senesinin en iyilerinin ödüllendirildiği gecede geçmiş senenin alanında en başarılıları FIFA'ya üye federasyonların milli takım hocaları, takım kaptanları ve bir medya temsilcisinin oylarıyla belirlenirken, geçen sene olduğu gibi bu sene de bizi Fatih Terim ve Arda Turan temsil ederken, medya grubundan geçen seneden farklı olarak Selçuk Manav'ın yerini Mehmet Arslan aldı. 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak bitirme ihtimali bahisçiler tarafından 5000'e 1 oran verilen Leicester City'i şampiyon yapan "kurt" hoca Claudio Ranieri yılın teknik adamı olarak seçilirken, Portekiz'i tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonluğuna taşıyan ve Real Madrid ile Şampiyonlar Ligi kupasını havaya kaldıran Cristiano Ronaldo 2016'nin en iyi oyuncusu seçildi. Bu iki tercih de sürpriz değildi ki, Barcelonalılar gala gecesine gelmeye bile zahmet etmediler... Peki, Ranieri ve Ronaldo ödüllerini alırken, bizimkiler kime oy verdiler acaba? Arda Turan'ın, geçen yıl Fatih Terim'in telkinlerinden etkilenip kendi takımının hocası Simeone dururken, yılın teknik adamı için Jose Mourinho'yu yazması ve yine Terim gibi Messi'yi es geçip Benzema'ya oy vermesini eleştirmiştik. Bu sene "akıllı", daha doğrusu "kurnaz" davranmış bizim Arda ve yılın topçusu oylamasında üç oyuncuyu da kendi takımından yazarken, hoca seçiminde de listenin başına hocası Luis Enrique'yi yazıvermiş, bir de Simeone'ye de 3 puan vererek geçen seneden "vicdan rahatlatmış".  Bir yıl evvel aralarından su sızmayıp "tek liste" veren milli takım kaptanı ile hocasının Euro 2016 sonrasında açılan araları "zoraki milli takım" barışmasına rağmen oylamada dahi soğukluğunu göstermiş...
Bitirirken geçen yıl sormuştuk, cevap bulamadık, yine soralım, Mehmet Arslan hangi kritere göre memleket medyası adına oy verdi bu seneki oylamada?

2 Ocak 2017 Pazartesi

Akrep Giroud



Oliver Giroud'un Crystal Palace ağlarına gönderdiği golden sonra adı "akrep"e çıkarken, 2017'nin ilk gününde atılan bu golün yılın golü hazırlanışı ve son vuruş itibarıyla senenin en güzel golü olmayacağını kim söyleyebilr ki?


1 Ocak 2017 Pazar

2017


Hiç de iyi başlamadın ama umarım devamını iyi getirirsin be 2017...
Goller, şampiyonluklar, kupaları artık geçtim...
Barış getir huzur getir...
Herkese sağlık getirir be 2017...


Blog Widget by LinkWithin