15 Aralık 2017 Cuma

CSKA-Sofya:2-1:Ludogorets



Bulgaristan'da son haftaların en ilgi çekici maçı bu akşam Bulgaristan Kupasında CSKA-Sofya ile Ludogorets arasında oynandı ve ev sahibi iki harika golle eski şampiyonu kupa dışına iterek yoluna devam etti. Bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan karşılaşmada daha iki ekip birbirlerini yoklarken, orta saha yuvarlağı çevresinde yatarak kaptığı topla ilerleyen CSKA'lı Nikolay Bodurov, ceza sahasına girmeden uzaktan vurduğu sert vuruşla takımını 1-0 öne geçirmesini biliyordu. Bu nefis golün verdiği moral ve taraftarının desteği ile ev sahibi ikinci gol için ataklarını arttırırken, tecrübeli Ludogorets oyun kontrolünü tamamen rakibine vermeyip, ani ataklarla beraberliği yakalamak arzusunu gütmekteydi ki, bu amacını gerçekleştirdi ve 34. dakikada kazandığı penaltı atışıyla beraberliği yakaladı. İlk yarıda başka gol olmayıp, iki ekip ikinci yarı da öne geçme fırsatı yakalayamayınca maç uzatmaya gitti ve uzatma dakikalarının ilk devresinde, Bulgaristan'ın "maç başı 1 gol" gibi inanılmaz istatistiğine sahip Brezilyalısı Fernando Karanga'nın Hagivari asistiyle topla buluşan genç forvet Despodov bu sene Ludogorets'i bir kez daha yıkan golü kaydediyordu.


CSKA'nın uzatmalarda maçı kazanmasını sağlayan harika asisti yapan Fernando Karanga ilk devrede kırmızı beyazlıların gerçekleştirdiği bir atakta ofsayt bayrağı kaldıran hakeme ortağı parmağını gösterdi ama yayıncı kuruluş dışında olayı "gören duyan" olmadı. Bakalım şimdi gözlemci raporunda bu hareket yazılacak mı, yazılması halinde Brezilyalı kaç maç ceza alacak?


Karşılaşma bitiminde deplasman takımının "hakem kırmızı kartı herhalde evde unuttu" diye itiraz ettiği o kadar pozisyon arasında en ciddisi, maçın 48 dakikasında yaşandı. Konup ekip Ludogorets'in uzun bir topla Virgil Misidjan'ı savunma arkasına kaçırdığı pozisyonda son adam olan Alexandre Barthe'nin "yaka paça" rakibini yere indirmesine düdük çalan Georgi Kabakov, cebinden sarı kartı çıkarınca eleştirilerin odağı oluverdi. Karanga'nın "orta parmağını" görmeyen, bu pozisyonu sarı ile geçiştiren, Despodov'un rakibine "tokat" atmasına seyirci kalan Kabakov ve arkadaşları, 110. dakikada Natanael Pimienta'nın Despodov'a topsuz müdahalesine kırmızı kartı gösteriverdi...

Kırılma anları vardır ya futbolda, kimi zaman hakemin göstermediği bir kart, kimi zaman da kalecinin kurtardığı bir pozisyon olur. bazen de öyle goller kaçar ki, bir bakarsın maç diğer takıma dönüvermiş. İşte o anlardan biri Ludogorets Razgrad'ın başına geldi dakika 59da. Lukoku'nun ceza sahası dışında CSKA kalecisinin üzerinden aşırttığı top  süzüle süzle hareket edip kale çizgisi önünde yere sekti ve gol olmak yerine üst direğe vurarak oyun içinde kalmayı yeğledi. İki takım oyuncuları ve seyircilerinin kalp atışlarının durduğu bu bir kaç saniyede şanslı olan ev sahibi oluyordu.


Başakşehir maçlarıyla memleket olarak Ludogorets'i tandık ama umarım "futbolcu simsarıyım" diyenlerin Karanga ve Despodov'tan haberleri vardır. Özellikle yazının başındaki şu 2 dakikalık özeti bile seyreden Fernando Karanga'nın ne kadar özellikli bir forvet olduğunu anlar ve transferi için girişimlere başlar. Belli ki CSKA'nın kapısını Brezilyalı forvet için çalanlar vardır ki, onlar da bu gece açıkladıkları Jean Carlos Blanco transfer ile Karanga'nın alternatifini şimdiden hazırlamışlar bile.








12 Aralık 2017 Salı

Saygı İstiyorsan Hak Edeceksin


İngiltere Premier Liginde konuk ettiği lider Manchester City'e yenilerek puan farkının 11e çıkmasını engelleyemeyen Jose Mourinho, maçta sonra rakip soyunma odasına gidip "Ayıp olmuyor mu beyler, bu kadar abartılı sevinilmez ki" diyerek ateşe barutu atmış, ardından kendi oyuncularının da gelmesiyle iki takım kafa-göz birbirine girmiş..."Dün dündür, bugün bugün" derse kurtulur da , Real'ı çalıştırdıkları dönemde City'yi 3-2 mağlup etmeleri sonrası abartılı sevinç hala aklımıza geliyor... O zaman ayıp olmamış mıydı hocam?


11 Aralık 2017 Pazartesi

Gracias Xabi

Bayern Münih'in Şampiyonlar Ligi son 16 kurasında Beşiktaş'la eşleşmesinin ardından kuraları çeken Bild gazetesi Bavyera ekibinin eski oyuncusu Xabi Alonso'ya "kendi dilinden" teşekkür eden bir haber yayınladı."Gracias Xabi" diye manşet atan gazete editörleri, dişli rakipler arasından Bayern'e Beşiktaş'ın çıktığını, Real Madrid'e de Paris Saint Germain geldiğini belirttiler.


Almanlar ne kadar mutluysa, İspanyollar da o kadar memnuniyetsiz bugünkü kuradan ve Alvaro Arbeloa'nın tweetini alıntılayarak "Alonso'nun ayaklarının ellerine göre daha iyi çalıştığını biliyoruz" diye manşet atmayı ihmal etmemişler. İspanyol takımlara mı kim çıktı:
Barcelona-Chelsea
Real Madrid-PSG
Sevilla-Manchester United


Zorro Fonseca


Şampiyonlar Ligi kuraları çekildikten sonra Manchester City ve Napoli ile aynı gruba düşüp, "gruptan çıkarsak Zorro kıyafeti giyerim" diyen Shakthar Donestk teknik direktörü Paulo Fonseca, bu hafta içi kendi sahasında Manchester City'i yenip son 16ya kaldıktan sonra sözünü tutarak basın mensupları karşısına Zorro kıyafetiyle çıktı. Şimdi merak edilen, Shakthar'a yarınki kura çekilişinde kimin çıkacağı ve turu geçmesi halinde Fonseca'nın hangi kostümle basın toplantısına çıkacağı...


Fernando Karanga


18 maçta 17 gol... Ya da 1494 dakikada 17 gol, başka bir deyişle 87 dakikada 1 gol... Kimin istatistikleri mi bunlar? Bulgaristan A Grupada şampiyonluk mücadelesi veren CSKA-Sofya'nın Brezilyalı golcüsü Fernando Karanga'nın gol istatistikleri... Ligin ilk maçına Slavia Sofya karşısında golle başlayan Karanga, zorlu Botev Plovdiv deplasmanında hattrick yapmış, ardından CSKA'nın Lokomotiv Plovdiv'i 4-1 yendiği maçta tek golle galibiyete katkı sağlamıştı. Gollerine 1 hafta ara veren Brezilyalı golcü, ardından Vitosha, Beroe, Vereya, Cherno More, Dunav kalecilerinin peşi sıra hatırlarını tek golle sorarken, Etar deplasmanında 2 golle altı maç arka arkaya gol atma serisini sonlandırdı. Pirin, Levski ve Slavia maçlarında 3 haftalık gol orucuna giren Karanga, Ludogorets karşısında attığı golle 2-1lik galibiyete katkı sağladı ama kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı. Cezasını çektiği Botev maçında takımını tribünden destekleyen golcü oyuncu Sempemvri Sofya ağlarına da golünü attıktan sonra, bugün de Beroe karşısında bu sezonki ikinci hattrick'ini yaptı ve gol sayısını 17'ye çıkardı...


Geçen sezon devre arasında CSKA-Sofya'ya 550 bin euro bonservisle gelip iki buçuk yıllık kontrat yapan Brezilyalı golcü, bu istatistiklerini sürdürdüğü taktirde sözleşme sonuna kadar başkente kalamayacağa benziyor zira şimdiden talipliler kırmızı beyazlı kulubun kapısını aşındırmaya başladılar bile. Bizim scuotlar ne yapıyorlar bilmem de Bulgaristan ligiyle yakından ilgilenen Abdullah Avcı devre arasında takımını Fernando Karanga ile takviye ederse kimse şaşmasın...

10 Aralık 2017 Pazar

Çatalcaspor:0-1:Manisa Büyükşehir Belediyespor


TFF 3.Lig 1 Grupta zirvedeki Manisa Büyükşehir Belediyespor ile sonlardaki Çatalca'yı karşı karşıya getiren mücadelede deplasman takımı bir attı üç aldı ve evine şen şakrar döndü. Geçen sene de aynı grupta yer alıp, 2. Lige çıkma mücadelesinde play offlarda elenen iki takımdan, Çatalcaspor sezona iyi başlayıp, ilk haftaları ligin üst sıralarında geçirdikten sonra, düşüşe geçmiş ve hem içerde hem dışarda peşi sıra mağlubiyetler alarak son sıradaki Orhangazispor'un önüne "demir atmıştı"... Deplasman takımı ise en yakın rakibi Düzcespor'a 7 puan fark yapıp geldiği Çatalca deplasmanından kayıpsız dönerek taraftarını mutlu etti.

Puan tablosuna bakıldığında iki takım arasında 23 puanlık bir fark göze çarpıyor lakin Ziya Altınoğlu Stadında maçı seyredenler iki denk kuvvetin çarpışmasına şahit oldular. Skorun sebebi ise Çatalcaspor kalecisi Doğan Özcan ve maçın hakemi Mehmet Terece oldu. Takip edebildiğimiz kadarıyla geçen sezon Play-Off rövanş maçında Erbaaspor karşısında evlere şenlik bir gol yiyen Doğan Özcan, bu sene de aynı "komik" golleri yemeye devam ediyor. Çatalca'da oynanan ve ev sahibinin yine tek farkla kaybettiği Halide Edip Adıvar mücadelesinde de ceza sahası dışından gelen topu sektiren Doğan, rakip takıma 3 puan armağan etmişti. Bugün de Manisa takımının ceza sahası dışından vurduğu topu amatör kaleci edasıyla yumrukla uzaklaştırmak yerine avuç içiyle yumuşatınca  ofsayt pozisyonundaki tecrübeli Ali Öztürk için meşin yuvarlağı ağlara yuvarlamak zor olmadı. Maçı yöneten Mehmet Terece golde orta yuvarlağı gösteren düdüğü çalmak için tereddüt ederken, yan hakem bayrak kaldırmayınca, arkadaşına uydu ama hatalı karar verdi, zira tribünde herkesin gördüğü gibi pozisyon ofsayttı.

Türk hakemlerinde klasiktir, hata yaptıklarını düşündüklerinde "ayar" peşine girerler de Mehmet Terece tam tersi davrandı, lider takımın "koruyucusu" gibi dolaştı durdu sahada. Özellikle Sadık Arda Yılmaztürk'e arkadan yapılan faullerde elini kartına götürmeyip, ceza sahasında yapılan müdahaleye "oyna" diyerek Kadir Akbulut'u çileden çıkardı. Sadece Kadir hoca değildi öfkeden çıldıran, centilmenliği ile nam salan Çatalcaspor tribünleri ilk defa bir maç bitişinde hakemlere yabancı maddeler yağdırdı...

Maçı kazanması halinde, lideri yenmenin moraliyle çıkışa geçebilecek olan sarı-kırmızılı Çatalcaspor için çanlar çoktan alarm şeklinde çalmaya başladı. İlk devrenin son maçında Batman deplasmanına gidecek olan Kadir Akbulut ve talebeleri, ligte zirve yarışı yapan rakibinden puan koparabilirse en azından ilk devrenin arasına biraz moralli girer ve yapılacak olan takviyelerle tehlikeli bölgeden uzaklaşma şansı yakalar.


Galatasaray:4-2:Teleset Mobilya Akhisarspor


Türk Telekom Stadında karşılaşmanın hakemi Ümit Öztürk ilk 45 dakikanın bitiş düdüğünü çaldığında başlamıştı "Tudor İstifa" ve "Yönetim İstifa" protestoları... Aslında, deplasman takımı 1-0 öne geçip, Galatasaray istediği baskıyı kuramayıp dakikalar ilerledikçe skorda eşitliği sağlayamadığında da "homurtular" düşük frekansta yayılıyordu Seyrantepe'de de, vardı yine bir ümit maçın döneceğine dair. Tuhaf olan da yeni stada taşınılması mı desek, sosyal medyanın bu kadar yaygınlaşması mı desek, sebebini sosyologların açıklaması gereken bir gerekçeyle Galatasaray tribünlerinde ortaya çıkan "bencil" yeni nesil taraftarın, dün gece için takımın en zayıf halkası olarak gördükleri ve işler iyi gitmediğinde "şamar oğlanı" yapmak istedikleri Linnes'i ıslıklayacakları sırada iki hafta evvel Latovlevici'yi protesto ettikleri akıllarına gelip "yuh seslerinin" kursaklarında kalmış olmasıydı. Öyle beter bir hastalıktır ki bu "maça para veriyorum, takım beni mutlu etsin" egoluğu, kendisine nice başarılar yaşatmış, saha içi ve özel yaşamı örnek olan Muslera gibi bir oyuncuyu da iki maçta linç edebiliyordu...


Oysa geçen sezonun bitişiyle beraber Dursun Özbek'in Galatasaray'a başkan, Igor Tudor'un da hoca olamayacağı görülmüş, Sneijder'in gönderilmesiyle bu takımın oyun aklının "başından alındığı" belirtilmiş ama "transfer hastası" taraftarların gözü Belhanda ile boyanmıştı... "Mutluluk kaynağımız Galatasaray" olunca, onun başarılı olması tek dileğimizken, "ben yazmıştım, haklı çıktım" egosu şişireceğime, keşke Belhanda bana yazdıklarımı "yalatsaydı" da Galatasaray ikişer üçer atarak tokatlasaydı rakipleri ama maalesef öyle olmadı. Takımın "oyun kurucusu" Belhanda, sahada geziniyor, sorumluluk almaktan kaçıyor, "dünya yansa umurumda değil" havasında bir hal takınıyor. Durum böyle olunca, kendisi üzerine oyun kuran hocası Igor Tudor'a da Hırvatistan yolları gözükmeye başladı. Karşılaşmanın 15. dakikasında Yasin'in ara pasında kaleci Lukaç ile karşı karşıya kalan Belhanda, kaleye şut çekmek yerine Umut Bulut'un "en güvensiz" günlerinde yaptığı gibi görmeden ve "ezbere" penaltı noktası cıvarına pas atmayı tercih etti. Doğal olarak orada ne Gomis vardı ne de başka bir sarı-kırmızılı oyuncu. Yine 38. dakikada Feghouli'nin yaptığı ortada arka direkte müsait pozisyondaki "10 Numara" şansa rakip kalede pozisyon yakalamış bir stoper gibi "kalasça" bir vuruşla heba etti atağı. Ama Faslı Belhanda'nın "zihince" maça ne kadar hazır olmadığını gösteren pozisyon ilk devre biterken gerçekleşti. Galatasaray'in Yasin'i Akhisar savunmasının arkasına kaçırdığı pozisyonda Miguel Lopes faulle durdurmuş Galatasaray'ın sol açığını ve oyundan atılmıştı. Sneijder'in gözü kapalı kaleye yollayabileceği bir yerden kazanılan serbest vuruşu Belhanda stadyum dışına attı. Öyle bir vuruş nasıl yapılabilirdi? Tribünler, saha içindeki oyuncular şaşkınken, o dalgınlıkla savunma ve Muslera'nın zincirleme hataları Akhisar'ın ikinci golü bulmasına vesile olmuştu. O "berbat" serbest vuruş sonrası artık Tudor mu söyledi, ki Belhanda onun prensi, Tudor'un söyleyeceğini zannetmiyorum, kendisi mi topun başına geçmek istemedi bilmem ikinci devre Selçuk'un, Sneijder'in rahatlıkla gol yaptıkları serbest vuruş bölhelerinden "halı saha maçı" gibi deneme tahtasına döndü Galatasaray'ın kullandığı atışlar, bir Yasin vurdu, bir Rodrigues denedi ama "taklacı 10 numara" hiç oralı olmadı...


Takımın 2-0'dan reaksiyon gösterip, 4-2 maçı kazanması kimseyi kandırmasın, dün gece 3 puan alınıp, "sular biraz durulduysa" bu başta Galatasaray taraftarının verdiği müthiş destek ve başta N'Diaye ile Fernando olmak üzere Feghouli ve Serdar Aziz'in  arzulu oyunu sayesinde olmuştur. Zaten, sıkıntı da burada baş gösteriyor, her maçı Sami Yen'de oynamıyorsun, haftada bir de deplasmana gitmek zorundasın ve orada işler "sarpa sarınca" ne takımı düzeltecek bir teknik adam var saha kenarında, ne de "Bi' sakin olun, olay benim kontrolümde" diyecek bir 10 numaran...

Karşılaşma bitimi Okan Buruk, açmış ağzını yummuş gözünü, haddi olmayan konulara da "sıçramış" ve kendisine bir sus diyen olmamış. Zaten artık Galatasaray yönetiminden Galatasaray'ın haklarını savunmalarını beklemiyoruz, öyle bir güçleri yok, onlar sadece çıkıp localarından taraftara "el kol" yaparlar, ama kongre geliyor, gitmeleri yakındır... Okan'a dönersek, "Bu kadar vasıfsız bir insan, Galatasaray kulübesinde duruyorsa gerçekten bundan eski Galatasaraylı olarak utanç duyuyorum" demiş Akhisar'ın teknik adamı. Boyunu aşan sözler sarf ederken, tek doğru laf etmiş, "eski Galatasaray"lı... Ve öyle kalacak bir şahsiyet.. Yeni nesil pek hatırlamaz, eskiler de hiç unutmaz, 2001 yılının bir mayıs akşamı oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçını. Dört sene üst üste şampiyon olmuş Galatasaray, beşinci şampiyonluğa doğru koşarken, iç sahada kaybettiği bu maçla tarihi bir rekorun sahibi olamamıştı. O maçta ne mi olmuştu, İnter'le ön sözleşme yapmış Okan "herhangi bir sakatlık" sonrası transferinin gerçekleşmeme ihtimaline karşı daha ilk yarıda kırmızı kart ile sahayı terk etmiş, "kardeşi" Emre Belözoğlu da maç boyu sahada yürüyüp durmuştu. İşi daha dramatik yapan sözler özel bir toplantıda Galatasaray eski yöneticisi Celal Gürcan'dan gelmişti: "Takıma iyi bir kaleci aradığımız dönemlerde Çanakkale Dardanel'de oynayan Engin İpekoğlu adı söylendi bize. Dardanelli yöneticilerle şartları konuştuk, bizden oynatmadığımız bir kaleci, Okan ve bir miktar para istediler. Okan'ın adını duyunca, 'Okan Galatasaray'ın çocuğu, sakatlığından dönemese de, Florya'da dursun bize yeter' diye transferi orada noktaladık. Oysa bizim zamanımda sahip çıktığımız evladımız, İnter'e giderken İtalyanların 'Galatasaray'la sözleşme yenilemeyin, onlara vereceğimiz bonservisin bir kısmını size verelim' teklifine hayır diyememişti."  
Böyle bir Galatasaray geçmişi olan Okan Buruk, umarım bir daha Galatasaray ismini ağzına almaz... Bu taraftar iyiliği de kötülüğü de, "Biz sağlıklı yaşam için spor yapmıyoruz" diyeni de, "Gelin sözleşme yapalım, Galatasaray para kazansın" diyeni de, Okan'ı da, Ümit Davala'yı da unutmaz...

Ümit Öztürk'ün Gomis'e gösterdiği "komik ötesi" kırmızı kartı da blog arşivine ekleyelim... "Hakem oyuna müdahil oldu ve bizi bitirdi" diyerek ağlayan Okan Buruk'a soralım biz de, ilk attıkları golde Yasin'e yapılan faulu çalmayan ve görmediği halde Mustafa Yumlu'nun "Oscarlık" hareketi sonrası "ortamlarda Gomis'i attım" şekli yapmak adına Galatasaray'lı topçuyu kenara yollayan Ümit Öztürk acaba kimin canını yaktı? Miguel Lopes'in atılmasında kırmızı kart vermese de zaten sarısı olan bir oyuncu, rakibine dirsekle müdahale edip, düşürüyorsa kart görür., ikinci sarıdan kırmızıyla oyun dışına atılır. Boşuna "Anadolu takımı eziliyor" mağdur edebiyatı yapmamak lazım..


STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Ümit Öztürk, Kemal Yılmaz, Asım Yusuf Öz
GALATASARAY: Muslera, Mariano (Dk. 10 Denayer), Maicon (Dk. 46 Rodrigues), Serdar Aziz, Linnes (Dk. 69 Eren Derdiyok), Fernando, Ndiaye, Feghouli, Belhanda, Yasin Öztekin, Gomis
TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR: Lukac, Miguel Lopes, Caner Osmanpaşa, Mustafa Yumlu, Kadir Keleş, Sissoko, Olcan Adın, Soner Aydoğdu, Aykut Çeviker (Dk. 73 Muğdat Çelik), Onur Ayık (Dk. 46 Alperen Babacan), Paulo Henrique (Dk. 54 Ömer Bayram)
GOLLER: Dk. 16 Maicon (Kendi kalesine), Dk. 45 Olcan Adın (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 49 Fernando, Dk. 51 Gomis, Dk. 70 Belhanda, Dk. 90+4 Feghouli (Galatasaray)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 43 Miguel Lopes (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 68 Gomis (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 17 Yasin Öztekin, Dk. 55 Feghouli, Dk. 90+2 Muslera (Galatasaray), Dk. 36 Sissoko, Dk. 63 Olcan Adın, Dk. 90 Orhan Taşdelen (Yedek kulübesinde) (Teleset Mobilya Akhisarspor)

2 Aralık 2017 Cumartesi

Maç Kaybettiğimde Dünyam Kararıyor


"Ben bir maç kaybettiğimizde dünyam kararır, o gece kendime gelemezdim. Yaşadığım hayalkırıklığı çok büyük olurdu. Bugün oyuncular maçtan sonra bir selfie çekip internete koyuyor. Buna deliriyorum" 

Gennaro Gattuso
Milan Teknik Direktörü

Beşiktaş:3-0:Galatasaray


Gece ve gündüz gibi, yaz ve kış gibi, soğuk ve sıcak gibi birbirinden farklı bir maç izledik İnönü Stadında. İlk devre Galatasaray, deplasmanda oynamasına rağmen maçın ilk dakikasında Cenk'in kaçırdığı pozisyon dışında ev sahibine gol fırsatı vermeyerek oldukça dengeli bir oyun oynarken, yakaladığı pozisyonlarla da öne geçme fırsatı yakaladı ama son vuruşlarda oldukça başarısız oldu.
Maçlarda penaltılar, kırmızı kartlar hakemlerin iyi ya da kötü olduğunun en büyük belirteci olarak değerlendirilir de, esas  maç içinde çalınan düdükler maçın hangi takıma gideceğine karar verir. Hakem Fırat Aydınus, kaleci Fabri'nin Serdar Aziz'i tokatlamasına göz yumarken, penaltıyı kolayca "es geçti" Galatasaray adına ama esas ilk devre oyun içinde çaldığı düdüklerle maçın "yönünü" belirledi. Tolgay'ın kendi aleyhine çalınan bir faul sonrasında topa vurmasına göz yumarken, Feghouli'nin aynı şekilde düdükten sonra topa vurmasına sarı kart çalmaya "utanmadı" Fırat Aydınus. Beşliktaş'ta Oğuzhan'ın ceza sahasında kendini "bırakmasına" devam kararının taraftarca protesto edilmesine ayar çekmek için 41. dakikada N'Diaye'nin top çalıp Galatasaray'ın 3'e 2 pozisyonunu durdurdu... Buna benzer pozisyonlarla ilk devre golsüz biterken, ikinci yarı Galatasaray adına bir felaket oldu.

Önce Muslera, yenecek o kadar golü kurtarıp, amatör kalecinin tutacağı bir pozisyonda adına yakışmayan bir hata yaparak, Beşiktaş için maçın kapısını açarken, ardından Galatasaray durdu, Beşiktaş oynadı... Beşiktaş akın akın geldi, takımın 10 numarası, saha aklı (!) Belhanda seyretti, Tudor seyretti, siyah beyazlılar belki de tarihi farkı kaçırdı... Bereket Quaresma kanatta başarılı olduğu kadar ceza sahası içinde beceriksizdi de, şu an üç golden farklı bir skordan bahsetmiyoruz.  İlk golden sonra cesaretlenen Beşiktaş ikinci gol için Galatasaray kalesine gelirken, sarı-kırmızılılar kendi yarı sahalarından top çıkarmada etkisizdi, paniklediler ve rakiplerine fırsat verdiler.  Fernando kaydı düştü, N'Diaye top kaybetti, Maicon hatalı pas verdi de bu tür anlarda sahaya çıkması gereken takımların 10 numaraları olurken, Galatasaray'da bu işi yapacak Belhanda'yı gören yoktu saha içinde. Sene başında bin bir oyunla Sneijder'i kovup, Belhanda'ya bel bağlayan başta Dursun Özbek olmak üzere, Wes'in yollanmasına onay veren Igor Tudor, 10 numarayı itirazsız sırtına geçiren Belhanda bu geceki mağlubiyetin baş mimarlarıdır... Bakalım geçen hafta Latovlevici'yi ıslıklayan "çok bilmiş(!)" Galatasaray taraftarı, önümüzdeki hafta Belhanda'yı nasıl karşılayacak... Tabii, 200-400 bin euroya alınan"bek"e vurmak kolay, 8-10 milyon euro bonservisli adama sallamaya bakalım cesaret edebilecekler mi? Yoksa hala "takla" atmasını mı bekleyecekler Faslı oyuncunun...


Kadrolar açıklandığında sol kanatta Linnes yerine vakti zamanında Galatasaray'a transfer olmak için Manchester City'den havaalanında "derbeder halde" haber beklediği için taraftarın sevgisini kazanan ama oynadığı maçlarda takıma katkısını pek göremediğimiz Denayer'i "moralimiz" bozulmuştu da Belçikalı oyuncu golü yiyene kadar oynadığı oyunla bizi haksız çıkardı. Belli ki Igor Tudor, deplasmanda hücüma gidecek bir bek oyuncusundan ziyade savunma yapacak, Quaresma'yı kitleyecek savunmacı tercih etmişti ve Denayer görevini sonuna kadar yapmıştı ama ikinci devre o da takımla birlikte gözden kayboldu gitti, son beş dakika yerini Linnes'e bıraktı...


Sezona fırtına gibi başlayan Galatasaray, aldığı puanları bönkörce çarçur ederken, belki de bu hafta liderliği de kaybedecek... Bol sıfırlı eurolar harcanarak oluşturulan bir kadro var ve onu yönetmekte sıkıntı çeken bir hoca... Şimdilik Ali Sami Yen'de (Türk Telekom Arena ya da Stadı demek hiç hoşuma gitmiyor) taraftar desteği ile kazanıyoruz da, ya orada da kaybetmeye başlarsak? Yönetim Igor Tudor'la devam edecekse, hoca kendi selameti adına "abuk sabuk istatistiklere" bakıp Belhanda'ya güveneceğine, Faslıyı kulubeye çekip, forma atma olayından beri gönlüm razı olmasa da Selçuk'la çıkmalı maçlara... Devre arasında da Alanyaspor'dan Emre Akbaba gelirse, yeni 10 numaramız bulunmuş olur...

Son söz: Fernando Muslera, sen üz biz inadına severiz seni...

STAT: Vodafone Park
HAKEMLER: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 82 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 65 Medel), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun (Dk. 88 Negredo)
GALATASARAY: Muslera, Mariano, Maicon, Serdar Aziz, Denayer (Dk. 85 Linnes), Fernando, Ndiaye, Rodrigues (Dk. 58 Yasin Öztekin), Belhanda (Dk. 69 Selçuk İnan), Feghouli, Gomis
GOLLER: Dk. 46 Cenk Tosun, Dk. 70 Tosic, 90+1 Negredo (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Dk. 25 Pepe, Dk. 53 Tolgay Arslan, Dk. 61 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 35 Feghouli, Dk. 48 Fernando, Dk. 65 Gomis (Galatasaray)

1 Aralık 2017 Cuma

Bana Her Gol Seni Hatırlatıyor





Bulgaristan Liginde Slavia Sofya, Cherno More'yi 2-0 mağlup ederken, İvan Minchev'in ceza sahası dışından attığı golden sonra saha kenarındaki kar birikintisinde sevincini kutlaması, size kimi hatırlatıyor?



29 Kasım 2017 Çarşamba

Galatasaray:5-1:Sivas Belediyespor








STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Suat Arslanboğa, Mustafa Sönmez, Samet Çavuş
GALATASARAY: Carrasso, Tarık, Donk, Ahmet Çalık, Linnes, Koray, Selçuk (Dk. 79 Barış), Sinan Gümüş, Feghouli (Dk. 46 Emrah), Yasin (Dk. 79 Recep), Eren
SİVAS BELEDİYESPOR: Osman, Nuri Melih, Uğur, Tunay, Seyid Ahmet (Dk. 83 Batuhan), Feyyaz (Dk. 79 Ali), Samet, Ozan, Hüseyin, Hakan (Dk. 66 Ahmet Arı), Sinan Akaydın
GOL: Dk. 4 - Dk. 75 Yasin, Dk. 70 Emrah, Dk. 87 Sinan Gümüş, Dk. 90 Eren (Galatasaray) - Dk. 78 Sinan Akaydın (Sivas Belediyespor)
SARI KARTLAR: Emrah, Yasin, Ahmet Çalık (Galatasaray) - Ozan (Sivas Belediyespor)

26 Kasım 2017 Pazar

Lokomotiv Plovdiv-CSKA Sofya Maçı Mevzuları



Bulgaristan A Grupada oynanan Lokomotiv Plovdiv-CSKA Sofya maçının ilk yarısında son dakikalara yaklaşılırken, deplasman takım taraftarının sahaya girmesiyle çıkan olaylar, maçın yarım saat kadar durmasına neden oldu. Lokomotiv Plovdiv taraftarının Rusya'dan gelen Spartak Moskova taraftarını stada alması ve "ev sahibinin dostlarının" CSKA tribüne yakın bir bölgeye koğuşlanıp maçın başından beri "deplasmancıları" provake etmesi kırmızı-beyazlıların tel örgüleri aşıp sahaya girmesiyle sonuçlanırken, Lokomotiv Plovdiv'lilerin Rus kardeşleri Spartak Moskova'dan gelen destekle çıktıkları "muharebede" kendi sahalarında mağlup olmalarını konuşuyor şimdi Bulgar tribün çevreleri. Aslında CSKA tribünleri de eski gücünde değil, takımın borçlar nedeniyle amatöre düşürülmesi sonrası "sonuna kadar armanın arkasındayız" düşüncesiyle hareket ederken, Litex'le birleşme tribünleri ikiye bölmüştü. Bir kısmı "hormonlu" bu takımı desteklemeyeceklerini belirtip, üçüncü amatör ligde mücadele eden CSKA 1948'i desteklerken, azınlık olan grup A Grupada şampiyonluk hedefiyle kurulan CSKA-Sofya'nın peşine takıldı.
Olayların yatışması sonrası devam eden maçı da CSKA , Kiril Despodov'un golüyle 1-0 kazanmayı bildi.










Emzikli Gol Sevinci


Giresunspor deplasmanında maçın bitimine 8 dakika kala attığı golle takımını liderliğe taşıyan Ankaragüçlü'lü Kehinde attığı golü oğluna adamış. Futbol böyle güzel işte...


Galatasaray:2-0:Aytemiz Alanyaspor


Bir hafta evvel deplasmanda Başakşehir karşısında alınan farklı mağlubiyet ve peşinden tüm hafta boyunca ortada dolaşan "Tudor gitti, Terim geldi" dedikodularına karşın sahaya müthiş konsantre çıkan Galatasaraylı futbolcular öncelikle büyük alkışı hak ediyorlar. Böyle haftalarda toparlanmak zordur, sendeleyip tepe taklak düşmeni bekleyen çoktur da, esas buyukluk ve tecrübe böyle zamanlarda ortaya çıkar... Igor Tudor da macera aramaktan vazgeçip, "kazan takıma dönünce", Galatasaray, takipçilerinden Beşiktaş'ın da iki puan kaybettiği haftada Alanyaspor'u 2-0 yenerek haftaya oynayacağı Beşiktaş maçı öncesi büyük avantaj yakaladı, Hırvat teknik adam da maç sonu gazetecilere bu güvenle "açtı ağzını yumdu gözünü"...

Kolay takım değildi Alanyaspor ama golcüsü Vagner Love ve Junior Fernandes'in yokluğunda Saffet Susiç, yelkenleri erken indirip, Galatasaray'ı favori ilan edip, akıllarının sonraki hafta oynayacakları maçta olduğunu söylemişti. Hal böyle olunca, iki ihtimalli bir maç oynadı deplasman takımı, kontra bulmak ve yan toplarla gol atmaktı hedefleri... Bir kaç pozisyon da buldular da, hepsi o kadar... Galatasaray ise daha ilk saniyelerde Rodriguez'le başladı yoklamaya Haydar'ın kalesini de, tecrübeli file bekçisinin inanılmaz kurtarışları sayesinde maç bitimine kadar 10a yakın pozisyondan sadece iki gol çıkarabildi ev sahibi.


Galatasaray-Alanyaspor maçına dair saha içinden çok saha dışında yaşanılanlar damga vurdu benim nazarımda. Öncelikle, Ali Sami Yen'in yıkılması ve Seyrantepe'ye taşınılmasıyla Galatasaray taraftarının "genetiği" değişti. Mecidiyeköy'de "yenilsen de yensen de taraftarın senle" olan sarı-kırmızılı tribünler, pasoligli sistemde yeni stadlarında "topçunun biri ayağını yamuk bassın da ıslıklayalım" derdinde. Formayı çıkaran, kaptanlık bandını atan, armaya laf eden pek tabii ki ıslıklanır da, bu gece takım maçı 1-0 önde götürürken Latovleviçi neden ıslıklandı? Dedik ya, yeni nesil bir taraftar türedi, onlar yeni yeni "hastalıklar" da getirdi tribünlere, bir ya da iki maç önce kötü oynayan topçunun protestosu bu geceki maçta yapılır mı? Oysa biz, futbolcu kötü oynasa da sesimizi çıkartmaz, maç bitimiyle "haftaya düzelir" düşüncesiyle resetlerdik gördüklerimizi... İşin daha da vahimi, Lato'yu ıslıklayan taraftar yaptığı davranışta haklı çıkmak adına, kendi oyuncusunun hata yapmasını beklemekte içten içe... Nerden mi anlıyorum? Linnes oyuna girdikten sonra, iki adım yanındaki arkadaşına verdiği isabetli pasta alkış kopmasından... "Benim oyuna aldırdığım adam başarılı olsun", gerisi hikaye egosu... Linnes'in oynamasını biz de istiyoruz da, bu iş sahada oynayan oyuncuyu ıslıklayarak olmaz...


Tabii, illaki ıslıklamak istediğin bir oyuncu ararsan, Assamoah transferi yatınca sol taraftaki boşluk dolsun diye 3 kuruşa aldığın Latovleviçi değil de Sneijder gibi bir "adam"ı kovdurtup eski takımına 8 milyon euro, kendisine yıllık 3.5 milyon verilen Belhanda'yı verelim... Olur mu? Ona yeter mi gücünüz ıslıklamaya? Yoksa işin kolayına kaçıp, "naylon" istatistiklerle yine savunacak mısınız Faslı oyun kurucuyu. Biraz samimiyse, biraz futbolu biliyorsa "yeni nesil taraftar", oyun kuramayn "play maker"a tepki gösterir... Tabii, o da maç içinde değil, maçtan sonra ıslıklamak şartıyla...

Islıklamak demişken, Tolga'nın ısınırken sakatlanmasıyla son dakikada ilk onbire yazılan ve sosyal medyada "nargileli fotoğrafları" dolaşan Yasin aslında bu gece hedef tahtasına konulacaktı ama Gomis'in şutunda kaleciden seken topu ağlara gönderip, takımın golünü atınca kurtardı "paçayı"... İlginç oyun futbol, hiç hesapta yokken kadroya alınıyorsun ve maçı kurtaran adam oluyorsun... Ama, hızlı yaşıyor yeni nesil futbolu, ilk hatasında bir kaç hafta sonra ilk yuhlanacaklardan biri de Yasin'dir...


Tribünden dem vurmuşken, Galatasaraylı topçuların aslında ne kadar şampiyonluğa kenetlendiğinin göstergelerinden biri de Maicon'a yapılan sert hareketten sonra tribündeki eşinin Alanyalı futbolcuya "boğaz kesme" işareti yapmasıydı... Ailecek inanılmışsa Mayıs'taki şampiyonluğa, bu iş olacaktır...


Hüseyin Göcek'in Galatasaray lehine vermediği penaltı, Maicon'a yapılan kırmızı kartlık hareketi, Emre Akbaba'ya ikinci sarıdan kırmızı verilememesi 2-0lık galibiyet sonrası pek konuşulmayacak ama arşiv olarak dursun burada... Nasılsa yarın öbür gün biri çıkar, Hüseyin Göçek zamanında Galatasaray'da basketbol oynadı diye, onu Galatasaray yanlısı ilan eder ya, daha önce yönettiği Galatasaray aleyhtarı maçlarla birlikte söyleyecek iki çift lafımız olsun...

Stat: Türk Telekom
Hakemler: Hüseyin Göçek, Bahattin Duran, Mustafa Emre Eyisoy
Galatasaray: Muslera, Mariano, Maicon (Dk. 90 Ahmet Çalık), Serdar Aziz, Latovlevici (Dk. 70 Linnes), Selçuk İnan, Ndiaye (Dk. 90 Koray Günter), Rodrigues, Belhanda, Yasin Öztekin, Gomis
Aytemiz Alanyaspor: Haydar Yılmaz, Gassama, Fofana, Tzavellas, Nsakala, Maniatis (Dk. 76 Cenk Ahmet Alkılıç), Sackey (Dk. 64 Berkan Emir), Emre Akbaba, Efecan Karaca, Welinton, Mbilla (Dk. 29 Lungu)
Goller: Dk. 33 Yasin Öztekin, Dk. 88 Gomis (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 37 Tzavellas, Dk. 43 Emre Akbaba, Dk. 45+3 Gassama, Dk. 71 Lungu, Dk. 86 Welinton (Aytemiz Alanyaspor), Dk. 83 Serdar Aziz (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin