21 Nisan 2017 Cuma

8 Değil 18 Penaltı Atılsa, Fabri Kurtaramazdı


"Ah be Fabri, insan bi' penaltı kurtarmaz mı be Fabri?" diye ahlanıyordu fırında simit kuyruğunda bekleyen Beşiktaşlı bu sabah. Kargalar daha kahvaltısını etmemişken, teknik taktik kasmak istemediğim için aldırış etmedim de "Kurtaramazdı efendim, sekiz penaltı değil onsekiz penaltı atılsa yine de kurtaramazdı"... Futbolun artık dev bir sanayi haline geldiği,  şansın mümkünce minimize edildiği yerde, Lyon dersine iyi çalışmış öğrenci görünümündeyken, Beşiktaş penaltı atışlarında sınıfta kaldı dün gece kendi taraftarı önünde. İlk maçın 2-1 ile sonuçlanması neticesinde, deplasmana gelecek olan Fransızlar, her türlü skorun yanında karşılaşmanın eşitlikle sonuçlanıp, penaltı atışlarına da gitmesini hesaba katıp, antrenmanlarında 11 metre atışlarını da tecrübe etmişler, hem de ciddiyetle, bilimsel verilerle... Oysa Şenol Hoca, takımın belki de en iyi topa vuran topçusu Talisca'yı son penaltıcı yazarak, acemice bir karar vermiş, penaltı işini pek de hesaba katmadığını göstermişti. Bereket, Brezilyalıdan önce topun başına gelen dört arkadaşı hata yapmadı da sıra Talisca'ya geldi, hatırlanacağı üzere çeşitli final karşılaşmalarında yaşanılan onca acı tecrübeden sonra hocalar penaltıcıları seçerken en iyi atanları listenin en başına yazmaktadırlar... Neden mi, 5 penaltı atacağın garanti mi? Ya sıra gelmezse?

Dün geceki penaltı atışlarına dönersek, Beşiktaş'ta en başarılı atışı kullanan oyuncular Ryan Babel ve Atiba Hutshinson oldu. Hollandalı, bir kaleci için en zor yer olan bel üstüne topu vurarak, Lopes'i, çaresiz bırakırken, Atiba da sağ üst köşeye attı, direkten gol oldu.  Öte yandan, takımı adına ikinci penaltıyı kullanan siyah beyazlı oyunculardan Cenk yerden sağ alt köşeye attı ki Lopes köşeyi tuttu, uzanamadı, Tolgay kaleciyi terse yatırdı ama o da sol alt köşeye attı. Serbest vuruşlarda köşelerden örümcek avlayan Talisca da kendisinden beklenmeyen bir vuruş yaptı, Cenk gibi sağ alt köşeye vurdu, Lopes yine az kalsın çıkarıyordu.

Rakip takımda ise Fekir kalenin sol üst köşesine, Ghezzal yine sol üst köşeye, penaltı atışları için oyuna giren Rybus da yine sol köşeye attı ama istediği gibi bir vuruş yapamadı, top kalecinin diz kapağı hizasında gitti. Beşinci penaltıyı atan Valbuena da çalıştıkları gibi sağ üst köşeye attı.
Tolisso en kötü penaltı atan oldu, sağ alt köşeye vurdu ki Fabri'nin kurtarışa en yakın atıştı, mümkün ki hocasının dedikleri dışında hareket etti Lyon'lu topçu.

Seri atışlara geçildiğinde senaryo yine aynen devam etti, Necip kalenin sol alt köşesine atarken, Lyon'lu savunmacı Diakhaby hocasının çalıştırdığı gibi kalecinin sol üst tarafına atıyordu topu. Beşiktaş'ta sıra Tosiç'e geldiğinde, Sırp futbolcu Cenk ve Talisca'nın yaptığı gibi kalecinin sağ alt tarafına vurdu ama şans bu sefer Lopes'in yanındaydı.  Maçı kazanma topunu alan Jallet, maç öncesi konuştukları gibi kalecinin çaresiz kalacağı taraf olan üst köşeye garanti bir vuruş yaptı ama ayarı kaçırınca elini başının arasına almak zorunda kalıyordu. Futbol tanrıları Beşiktaş'a maç boyunca verdikleri şanslardan birini daha vermişti ama Mitroviç diğer arkadaşları gibi "spontane" bir vuruş yaptı, kalecinin sağ alt tarafına attı, Lopes kolayca topa hakim oldu. Tur penaltısı için meşin yuvarlağı beyaz noktaya diken Gonalons, Fabri'nin sağ üst tarafına atarak geceyi sonlandıran futbolcu oldu...

Dedik ya, sekiz penaltı değil on sekiz penaltı atılsa Fabri'nin yapacağı hiç bir şey yoktu zira Lyon'lular derslerine iyi çalışmış, kaleciye hiç şans bırakmamışlardı...


12 Nisan 2017 Çarşamba

Medipol Başakşehir:4-0:Galatasaray


Futbolcularla iç içe olan, antrenmanlarda onları izleyen takımın teknik direktörüdür, o sebeple sahaya çıkan oyuncuların form durumunu en iyi Hırvat hoca Tudor bilecektir, bizim "Sneijder oynasın, Podoslki oynasın" isteklerimiz dilekten öteye gidemez...  Hoca da sezonun en kritik maçını kaybetmek isteyecek kadar "hain" olmadığına göre, Medipol Başakşehir karşısındaki farklı mağlubiyet ve "hayalet" oyunun sebebi nedir?
Rakip kaleye şut atamayacak kadar kötü mü Galatasaray'lı futbolcular?
Üç pası arka arkaya yapamayacak kadar kabiliyetsiz mi?
Hayır...
Peki, neden rakip takım futbolcularına maç sonunda Şampiyonlar Ligi müziği eşliğinde kahkahalar attıracak duruma geldik?
Cevap Igor Tudor'un yayıncı kuruluş mikrofonlarına verdiği röportajda saklı:
"Futbolcularım sanki Nou Camp'ta Barcelona ile oynar havasındaydılar"
Farklı skormuş, yenilgiymiş, Şampiyonlar Ligi hedefinden uzaklaşmakmış, inanın bunlar çok ta üzmüyor bizi de, Galatasaray forması tek başına şampiyonluğa oynarken, şimdi o formanın içindekiler rakipten korkar hale gelmiş... İçimizi acıtan da tam olarak bu...
Ne diyelim, ne zaman ki formaya yıldızlar konulmaya başlandı, formanın içindekiler ruhunu, hırsını kaybetmeye başladılar demek...



STAT: 3. İstanbul Başakşehir Fatih Terim
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Tarık Ongun, Alpaslan Dedeş
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR: Volkan Babacan, Caicara, Yalçın Ayhan, Epureanu, Alparslan Erdem, Emre Belözoğlu, Mahmut Tekdemir (Dk. 88 Attamah), Visca, Mossoro (Dk. 73 Samuel Holmen), Cengiz Ünder, Adebayor (Dk. 76 Mustafa Pektemek)
GALATASARAY: Muslera, Semih Kaya (Dk. 67 Lukas Podolski), Ahmet Çalık, Chedjou, Linnes, Selçuk İnan, Josue, Yasin Öztekin, Bruma, Rodrigues (Dk. 67 Wesley Sneijder), Eren Derdiyok
GOLLER: Dk. 11, 44, 57 Adebayor, Dk 86 Mustafa Pektemek (Medipol Başakşehir)
SARI KARTLAR: Alparslan (Medipol Başakşehir), Yasin Öztekin, Josue (Galatasaray)

7 Nisan 2017 Cuma

Curvalar Geri Döndü





Ne derbi dediler, ne Avrupa maçı... "O bariyerler kale arkalarından sökülmezse biz yokuz" dediler, evleri bildikleri 'curva'ları terk eylediler... Ve aylar süren protestolar sonrası ultraslar istediklerini aldılar, bariyerler söküldü ve başkent Roma'nın düşman kardeşleri İtalya Kupası rövanş maçında olmaları gereken yerlerde boy gösterdiler... Onlar geri dönünce de, maçtan ziyade tribünler ilgi odağı oldu, Lazio kazandı, Totti üzüldü... Biz de İtalyanlara özenip, e-bilet protesto edip, ilk "şatafatlı" maçta davamızı satıp, varalım "ultrasçılık" oynayıp duralım...





CSKA Sofya'nın 70. Yıl Logosu

5 Mayıs 2018'de 70. kuruluş yılını kutlayacak olan CSKA Sofya, 70. yıl özel logosunu kulübün web sayfasından taraftarlara duyurdu. Yapılan açıklamada, iki seçenek üzerinde durduklarını, ya Juventus gibi yepyeni bir logo yapacaklarını, ya da klasik logoyu süsleyeceklerini belirten kulüp yetkilileri, ikinci seçeneği CSKA tarihine daha çok yakışacağını belirttiler. Bu arada kulüp 70. seneye özel logo çalışmalarında bulunuyor lakin kulübün amblemi şu an kendi ellerinde değil zira CSKA Sofya'nın ambleminin kullanım hakkı için geçen hafta yapılması planlanan açık arttırma, taraftarın teklif veren adayları açık arttırmanın yapılacağı salona sokmaması ile ileri bir tarihe ertelenmişti.

3 Nisan 2017 Pazartesi

Galatasaray:4-0:Adanaspor


Şampiyonluktan matematiksel olarak kopmuş olmasak da, Beşiktaş'ın deplasmanda zorlandığı maçlara karşın iç sahada güvenli oyunu ile aldığı puanlar ve aradaki 9 puan can sıkarken, hedefsizliğin sıkıntısında Şampiyonlar Ligine katılma yarışı ve haftaya ikinci Başakşehirspor ile karşılaşılacak olması tekrar heyecanımızı artırmaya yetti bile. Rakip Adanaspor'du, zayıftı, sorun çıkaracak gücü yoktu da, Fenerbahçe ile Kadıkoy'de 2-2 berabere kalmış olmaları, bazılarının aklına "acaba?" sorusunu sokmaya yetiyordu.
Beklediğimiz gibi rahat kazandı Galatasaray, daha 60. dakikada 4 farklı öne geçince, maç da erken kopmuş oldu. Tudor, son maçlarda kıpırdanmaya başlayan, "istatistik kağıdına" oynamak yerine kendisinden beklenildiği gibi takım arkadaşlarını oynatmak için uzun paslar atmayı akıl edebilen Selçuk İnan'ı alkışlatmak için bitime yarım saat kala yanına alırken, günün skordan ziyade en fazla konuşulacak olayı, Sneijder'in yedek kalıp, 20 dakika kala sahaya girmesiydi. Ve memleketim medyası kendine nur topu gibi bir gündem daha yaratmayı becerdi: Galatasaray Sneijder'le mi Sneijder'siz mi oynar?
Sanki Galatasaray çok umurlarındaymış gibi kendilerince bu soruyu sorgularken, esas niyet Sneijder üzerinden Tudor'u yıpratmak... "Sneijder mutsuz", "Sneijder tempoyu kaldıramıyor", "Tudor, Sneijder'ı sildi", "Tudor'un gelecek planında Sneijder yok" buna benzer önümüzdeki haftalarda çok cümle okuyacağız. Oysa şundan eminiz ki, Igor Tudor elindeki yıldızı harcayacak kadar tecrübesiz değil, Sneijder de "ona buna göre hareket edecek" kadar amatör değil...


Martin Linnes'te ısrar edilmesinden yanaydık, hala da aynı fikirdeyiz, takımın belki de en profesyonel topçusu, "gel dersen gelir, git dersen gider", her zaman oynamaya hazır Norveçli oyuncu. Carole'un sakatlığında bulduğu forma şansını, umarım Tudor ona lig sonuna kadar verir.  Aynı şekilde Ahmet Çalık'tan da faydalanılması gerekmektedir ki görüldüğü üzere Galatasaray'ın savunması Semih ile Ahmet'e emanet edilecek önümüzdeki maçlarda, tabii Serdar Aziz'in seneye dönüşü sonrası savunmada rekabet artacaktır.

Josue şu anda kiralık oynamakta ama anlaşılan o ki Hırvat hocanın gelecek planlarında Portekizli oyuncu yer alacak, bonservisi Braga'dan istenebilir. Josue de yeni hocasının gelmesiyle birlikte vites arttırdı, mücadelesi ve koşmasıyla takıma faydalı işler yapıyor. Sneijder ile dönüşümlü kullanabilir kendisini Igor Tudor önümüzdeki haftalarda... İzleyip, göreceğiz...




Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Serkan Olguncan, Serkan Çimen
Galatasaray: Muslera, Cavanda, Ahmet Çalık, Semih Kaya (Dk. 68 Sneijder), Linnes, Rodrigues, Josue, Selçuk İnan (Dk. 62 Tolga Ciğerci), Yasin Öztekin (Dk. 78 De Jong), Eren Derdiyok, Podolski
Adanaspor: Itandje, Digao, Ramos, Didi, Halil İbrahim Pehlivan, Foguinho, Koman, Mustafa Samican Keskin (Dk. 23 Tevfik Altındağ), Vinicius (Dk. 83 Reynaldo), Ahmet Dereli (Dk. 76 Cem Özdemir), Magaye
Goller: Dk. 25 Podolski, Dk. 47 Rodrigues, Dk. 56 ve 59 Selçuk İnan (Penaltılardan) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 5 Cavanda, Dk. 33 Linnes, Podolski (İlk yarı bitiminde), Dk. 63 Josue (Galatasaray), Dk. 36 Koman, Dk. 55 Digao, Dk. 85 Tevfik Altındağ (Adanaspor)

23 Mart 2017 Perşembe

Video Hakem






Futbolda video hakem tartışmaları her geçen gün artarken, basketbolda hakemlerin sık sık monitörden destek aldıklarına alıştık artık. Dün gece Euroleague'te play-offu yakından ilgilendiren maçta Kızılyıldız evinde Olympiakos'u konuk etti. Oldukça çekişmeli geçen karşılaşma uzatmaya gitti ve deplasman ekibi kendilerine zamanında Euroleague şampiyonluğunu getiren Printezis'in set oyunuyla Kızılyıldız'ı 66-64 yenerken, uzatmanın son 20 saniyesinde meydana gelen tartışmalı pozisyonda hakemlerin monitör karşısındaki "hanımefendiyle" yakın teması ilginç görüntüler ortaya çıkardı. İki dakikaya yakın süren pozisyon incelemesinde maçın hakemleri oldukça memnun gözükürken, "hanımefendi"nin sıkıntılı hali gözlerden kaçmadı...



20 Mart 2017 Pazartesi

Trabzonspor:2-0:Galatasaray


Galatasaray'da iyi niyetiyle hizmet etmeye çalışan Jan Olde Riekerink gitti... Daha doğrusu gönderildi... Daha da açık bir dille yazarsak Galatasaray karşıtı medya tarafından kulübün pasif yönetimine "göndertildi"...
Şimdi sırada Igor Tudor var... Galatasaray'a geldiği günden beri kendi sistemini yerleştirmeye çalışan, tribündeki taraftarın arzuladığı "savaşçı" oyunu futbolcularına oynatmak için uğraşan hoca hedef tahtasına oturtulmaya çalışılıyor...
Bütün bu oyunlar ve kara propagandaların hepsine yıllardır alıştık ama son yıllarda sosyal medyanın hayatımızın içine dahil olmasıyla "kendi takımını acımasızca eleştiren" yepyeni bir Galatasaray taraftar "türü" türedi... Basın ve televizyonlarda köşeler kapmış "Galatasaraysevmezlerin" sözleriyle hareket eden bu yeni nesil, akıllı telefonlarıyla, tabletleriyle, bilgisayarlarıyla hocadan topçuya saldırmaktan haz almaktadırlar...
Hal böyle olunca, saha içinde Galatasaray da her maç hakemler tarafından acımasızca ve cesurca doğranmaktadır... Galatasaray'ın hakem hatalarından bu kadar çok puanının gittiği başka bir sezon hatırlayan var mı? Başkanı "başkanlık vasıflarına sahip olmayınca", taraftarı da takımının arkasında durmayınca, meydan Cüneyt'ten, Mete'den, Ali'den sonra dün gece meydan da Halis'e kaldı... Meireless'in tükürüğünden sonra hakemliği bırakıp, şu anda görev yaptığı okulda sporcu öğrenciler yetiştirmesi gereken Halis Özkahya, Galatasaray lehine iki penaltıya göz yumarak, "görevini başarıyla tamamladı"...
Yeni taşındığı stadında ilk derbi maçına çıkan Trabzonspor'un baskılı oyunu karşısında Galatasaray ilk devre boyunca rakip kaleye şut çekemeyecek kadar etkisiz bir oyun oynamış olabilir, rakip takım on kişi de kalmış olabilir, Galatasaray beraberliği ya da kazanmayı da hak etmemiş olabilir ama hakemin görevi saha içinde kuralları uygulamaktır, gördüğü pozisyonlarda gerekli düdükleri çalmaktır, kuralsızlıklara göz yummak değildir...
Dedik ya, daha önceki bariz hatalara hesap soran olmayınca, Halis Özkahya da kafasına göre "rahat" bir maç yönetti...
İğneyi geçtim, biz sürekli çuvaldızı kendimize batırdıkça, yakında bıçaklar, kılıçlar, baltalar bize karşı  rahatlıkla çekilecektir, karşı duracak halimiz kalmayacaktır...
Tudor'un Trabzonspor karşısındaki Cavanda ve Carole'lu savunma üçlüsünü görünce "eyvah" çekmedim dersem yalan söylemiş olurum da, özellikle Cavanda pek eleştirilecek bir oyun oynamadı. Belki hocalarının onları sahaya sürme sebebi olan klasik stoperlere nazaran "topa ayaklarıyla hükmetme" yeteneklerini gösterip savunmadan oyun kurmada başarılı olamadılar ama bunda rakibin arzulu oyununu da göz ardı etmemek lazım. Maçı izlerken aklıma geldi, Igor Tudor savunmada Carole yerine Rodriguez'i deneyemez miydi? Hatta Chedjou ortada, sağda Semih solda Rodriguez'li bir anlayışı önümüzdeki maçlarda denese nasıl olur? Nasılsa her maç gol yeme alışkanlığı kazandık, en azından hücuma sağlam destek gelir Rodriguez'le... Çılgınlık mı? Denemeden bilemeyiz...

Ersun Yanal, Gençlerbirliği ve Ankaragücü günlerinden bildiğimiz "adam seni geçerse indir" anlayışını Trabzonsporlu topçulara da benimsetmiş ki, Bruma'ya, Rodriguez'e yürüme şansı dahi tanımadılar bordo mavililer. Belki oyundan atıldılar, ama o anlayıştan vazgeçmediler. Oysa Galatasaray'ın yediği ikinci golde Trabzonspor'lu Olcay taç çizgisi kenarında topu kaparken, ne Linnes onu düşürdü, ne de Carole yanından geçen rakibini yere indirip pozisyonu sonlandırmayı aklına getirebildi. Zaten o pozisyon maçın kırılma anıydı ki atılan gol Trabzonspor'u iyice rahatlattı...

Ayrıntılar çok şeyi anlatır ya, aynı taç çizgisi kenarında ilk devrede Galatasaray'ın ani atağa çıktığı bir anda Trabzonlular, Yasin'i düşürürken, Igor Tudor oyunu bir an önce başlatması için yanda çırpınırken, Yasin Öztekin ağır çekimde takla atmakla meşgüldü. İşte, Hırvat hocanın Galatasaray'da başarılı olması için mesai harcayacağı durumlardan biri. Yasin, hocasının istediği "at" gibi koşuları yapmaya başladı ama teknik direktörünün istediği oyun zekası seviyesine de çıkmalı...

Yeni hocayla birlikte olumlu yönden değişen biri de Selçuk İnan oldu. Gençlerbirliği maçından sonra dün gece de sahanın Galatasaray adına en arzulu ve istekli futbolcusu Selçuk oldu. Pabucun pahalı olduğunu görmüş olmalı ki Selçuk, Galatasaray'a geldiği sezonki oyununa benzer bir karşılaşma çıkardı... Devamını bekliyoruz...

Guardiola'nın City'de, Kloop'un Liverpool'da oynatmaya çalıştığı sistem esnasında aldığı mağlubiyetler ve gelen eleştiriler, hatta Conte'nin bu seviyeye gelmeden Chelsea'de kovulmanın ucuna geldiği günümüz futbol anlayışında Igor Tudor da her hafta acımasızca eleştirilecektir de Galatasaray taraftarının görevi hocasına sahip çıkmaktır. Sadece son 20 dakikada bile hakem gördüğünü çalsa, Sinan boş kaleye topu yuvarlasa, Yasin biraz daha becerikli olsa Galatasaray maçı alabilecekken, Tudor'un idmanları ve hırsıyla bütünleşecek Galatasaray'ın önümüzdeki haftalarda neler yapabileceğini  hayal etmek içimizi ısıtıyor...




Stat: Medical Park Arena
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Mehmet Cem Hanoğlu
Trabzonspor: Onur Recep Kıvrak, Pereira, Uğur Demirok, Medjani, Mas, Okay Yokuşlu, Onazi (Dk. 70 Mustafa Akbaş), Olcay Şahan, Yusuf Yazıcı (Dk. 84 Bero), Castillo (Dk. 63 Yusuf Erdoğan), N'Doye
Galatasaray: Muslera, Cavanda, Semih Kaya, Carole, Yasin Öztekin, Tolga Ciğerci (Dk. 79 Sinan Gümüş), Selçuk İnan, Linnes (Dk. 57 Rodrigues), Sneijder (Dk. 62 Josue), Bruma, Podolski
Goller: Dk. 23 N'Doye, Dk. 49 Yusuf Yazıcı (Trabzonspor)
Kırmızı kart: Dk. 65 Uğur Demirok (Trabzonspor)
Sarı kartlar: Dk. 51 Podolski, Dk. 90 Yasin Öztekin (Galatasaray), Dk. 66 Yusuf Yazıcı, Dk. 71 Pereira, Dk. 90+3 Bero (Trabzonspor)

12 Mart 2017 Pazar

Galatasaray:3-2:Gençlerbirliği


Sneijder'ı yedek takımla birlikte ısınırken gördüğümde aklımda senaryoyu hemen kurguladım: "Maç beraberlikle giderken, son dakikalara doğru Sneijder oyuna girecek ve kazanılan bir serbest vuruşla örümcek ağlarını temizlerken, üç puanını da getiren isim olacaktı"... Nerden mi kurguladım bu senaryoyu, Hagi aklıma geldi de, bir Samsun maçı hatırlıyorum, Hagi yedek başlamış, kale arkasında ısınıyordu ve Galatasaray Popescu ile penaltı kaçırmış, rakip kaleci çılgınca sevinirken, Hagi ona dönüp, "Birazdan oyuna gireceğim ve sana gol atacağım" işareti yapmıştı. Öyle de oldu, Hagi oyuna girdi ve topla buluştuğu ilk pozisyonda kaleci Göksel'i avlamıştı. Bu gece Sneijder oyuna son 20 dakikada girdi de son dakika "freekick" golü Selçuk'a nasip oldu. Selçuk da biri penaltıdan atmış olduğu iki golün gazıyla, maç sonu kameraları görünce gene saçmaladı da, o konuya maç yazısında değinmeyelim...


Daha topa dokunmadan kalesinden meşin yuvarlağı çıkarmak zorunda kaldı Galatasaray, ligin de en erken atılan golüyle yenik duruma düştü de, iki dakika sonra kazanılan penaltı ile skoru eşitledi. Yeri gelmişken yazalım, topun ele çarpmasıyla oluşan penaltı kararlarında artık terazi iyice şaştı, topun ele her dokunuşunda artık penaltı çalınmaya başlandı, oysa eskiden kural basitti: "El topa gidecek, o kadar"... El açıkmış, kapalıymış, uzamışmış, kısalmışmış, iyice saçmalandı. Fırat Aydınus'un bu gece çaldığı üç penaltıdan bir tek Tolga Ciğerci'nin voleybolcu gibi elle topa dokunmasına düdük çalınır, diğer ikisinin penaltı ile alakası olmamalı... Ama ilk yarıda Rodriguez'in ceza sahasında düşürülmesine göz yummamalıydı maçın hakemi...


Selçuk attığı gollerle, Muslera kurtardığı penaltı ile, Rodriguez göz okşayan çalımlarıyla maça damga vurdu kimilerine göre ama ikinci devre iki net pozisyon kaçırmış da olsa, maçın adamı Podolski'ydi bana göre ve bu gece onu izlerken, sene sonu yollarımızın ayrılacak olmasına da kahrolmadım değil.  Lukas, Ronaldo ve Messi de dahil, izlemiş olduğum topa en net vuran oyunculardan biridir, yıllarca dağa taşa vuran oyuncuları izlerken, "Ulan Avrupa'da ne güzel ceza sahası dışından gol atan oyuncular var" diye iç çekerken, takımımıza gelmiş böyle bir adamı 4 ay sonra uğurlayacak olmak ne kadar büyük talihsizlik. Önce Felipe Melo'yu, şimdi de Lukas Podolski'yi Galatasaray'dan koparan Dursun Özbek, "düş yakamızdan" artık...

Podolski gecenin aydınlık yüzüyken, Tolga Ciğerci ise karanlık tarafıydı Tudor'un takımının. Tamam koşuyor, mücadele ediyor, pekte kaale almadığım istatistik kağıtlarında üst sıralarda yer alıyor gurbetçi futbolcu ama maalesef oyun zekası diplerde sürünüyor. Altyapılarda hocaların sürekli söyledikleri "Topu ayağına aldığında kafanı kaldır, boştaki arkadaşını gör" talimatının tamamen tersini yapıyor Tolga, kafa sürekli yerde ve terse oynama alışkanlığı yok derecede kötü. İlk devre oyun Galatasaray'ın sol tarafına sıkışmış, rakipler o bölgeye yoğınlaşmış ve Sabri sağ kanatta "pas pas" diye yırtınıp çırpınırken Tolga'nın hiç oralı olmaması benim için yapmış olduğu penaltıdan daha fenaydı...



7 Mart 2017 Salı

Elit Galatasaray Mı?





''Biz Galatasaraylılar herkesi almayız kulübe. Belli bir kontenjan vardır. Bunun sebebi Galatasaray'ı daha elit bir kulüp haline getirmektir. O kültürü yaşatmaktır. Bu karar camiada tartışılıyordu. Bunun içinde başkan bulamazsınız deniliyordu."
Bu talihsiz açıklama 7 ay gibi kısa bir süre başkanlık yapmış Duygun Yarsuvat'a ait... Liseci zihniyetin kelimelere dökülmüş halleri... Sizler elitlik peşinde koşabilirsiniz, bizler için gerçek Galatasaraylı taraftarlar yukarıda resimlerde görüldüğü gibi kalbi sarı-kırmızı ile atan binlercesidir...

Antalyaspor:2-3:Galatasaray

 

Kulübün başkanı etkisiz olabilir...
Yönetim kurulu ondan da pasif olabilir...
Galatasaray formasını hak etmeyen bir çok topçu parçalı ile sahada eli belinde gezebilir...
Lakin Galatasaray sahipsiz değildir...
Bu takımın temel direği taraftarıdır ve kimse Galatasaray taraftarını hafife almasın, 
bu büyük taraftarın sabrını sınamayı denemesin...
Galatasaray halktır...
Galatasaray Türkiye'dir...
Galatasaray üzerine oyun oynamayın, zira altında kalır, ezilirsiniz...

Karabük, Başakşehir ve Beşiktaş maçlarındaki izahi olmayan hakem kararlarından (hata demiyorum, bilerek verilmiş kararlar olduğuna inancım tam) sonra dün gece de sahneye Ali Palabıyık çıktı. Hani Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçında taraftara dil çıkaran Van Persie'ye kayıtsız kalıp, Bruma'nın "sus" işaretine kartını çıkaran, aynı kupa maçında Şenol Güneş'in Fenerbahçeli topçunun çenesini sıkmasına seyirci kalıp, Igor Tudor'un yedek kulübesindeki doktor çantasına tekme atmasına hocayı tribüne yollayan Ali...
Hakemle ilgili görüşümüzü daha adını ilk duyduğumuz günlerde blog okurları ile paylaşmıştık, fikrimiz hala sabit...
"Egosunun altında ezilen gerçekten kötü bir hakem"


Ali Palabıyık oyunu berabere bitirmeye gayret gösterse de, Eren Derdiyok sahneye çıktı ve tüm planları bozdu. Galatasaray'ın bu sezonki yeni golcüsü birbirinden harika iki golle maça damga vururken, sahada da basmadık yer bırakmadı. Sneijder, Podolski ve De Jong gibi Dünya Kupası finali görmüş yıldızların yokluğunda deplasmanda alınan bu galibiyet oldukça manidar zira takımda yeni hocanın izleri görülmeye başladı bile. 
Pabucun pahalı olduğunu anlamış Galatasaraylı topçular, ne diyordu Yasin maç sonu basın toplantısında "Hoca bana at gibi koş dedi" ve ekranda koşu mesafeleri gözüktüğünde 10 kilometre koştuğu için hayıflanıyordu... Semih de göze batmaya başladı Tudor'un gelişiyle, hem takımın en fazla mesafe kat eden topçularından biriydi Antalya deplasmanında, hem de kritik anlarda kritik hamleleri ile galibiyette söz sahibi oldu...

Sonradan geldiğin takımda, hele hele senin seçimin olmayan topçularla "aklındaki formasyonu" uygulamak şüphesiz ki zor ve Igor Tudor bu zorluğun peşinde son iki maçtır. Semih-Chedjou ve Ahmet'li üçlü savunma ile kaleyi koruyup, Yasin ve Carole'u hem ofansif hem de defansif oynatıp orta saha ve rakip alanda sayısal çoğunluğu sağlamak niyetinde Hırvat hoca. Bu alışkanlığı oyuncularına kazandırırken de yeşil alan dışında, oyunu onlarla birlikte yaşıyor Igor Tudor... Hal böyle olunca da, tribüne de yollanabiliyor...
Olsun...
İnandığım bir doğrum vardır, sahadan atılan hoca, bizim gibi maçı yaşan hocadır...
Dolayısıyla başımıza gelen en güzel şeydir...



Hakemler: Ali Palabıyık, Baki Tuncay Akkın, Serkan Olguncan
Antalyaspor: Fornezzi, Celustka, Chico, Diego (Dk. 78 Horic), Sakıb Aytaç, Salih Dursun (Dk. 46 Zeki Yıldırım), Charles, Danilo, Deniz Kadah, Serdar Özkan (Dk. 75 Emre Güral), Mbilla
Galatasaray: Muslera, Semih Kaya, Chedjou, Ahmet Yılmaz Çalık, Carole (Dk. 64 Linnes), Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Yasin Öztekin, Josue (Dk. 75 Rodrigues), Bruma, Eren Derdiyok
Goller: Dk. 24 Bruma, Dk. 36 ve Dk. 90+6 Eren Derdiyok,(Galatasaray), Dk. 44 Mbilla, Dk. 53 Deniz Kadah (Antalyaspor)
Kırmızı kart: Dk. 84 Bruma (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 57 Tolga Ciğerci, 90+6 Eren Derdiyok (Galatasaray), 90+1 Sakıb Aytaç, 90+4 Chico (Antalyaspor)

2 Mart 2017 Perşembe

Galatasaray:0-1:Beşiktaş



Maça dair yazacak ne var ki?
Yukarıda fotoğraflar her şeyi anlatmıyor mu?
Penaltı düdüğü çalıp, sonra da aut atışında karar kılan bir hakemin yönettiği maçın nasıl bir yorumu yazılabilir ki?
Şiş yanmasın, kebap yanmasın, kimseye bir şey olmasın da sen niye derbi yönetmeye çıktın be Bülent Yıldırım?
Galatasaray'ın penaltısını verme, sonra da Selçuk'a kırmızı vermeyip, Carol'un Quaresma'yı indirmesine göz yumunca, aklında neyi nasıl eşitledin acaba?
Yıllarca "Vahap Beyaz, Ahmet Çakar" diye bağıran Beşiktaşlıların da artık nur topu gibi bir Bülent'leri oldu...
Hayırlarını görürler inşallah...
Son söz de TT Arena'ya deplasmana gelen Beşiktaşlılara:
Fenerbahçe ile ezeli bir rekabetimiz vardır, günahlarımız kadar sevmeyiz birbirimizi ama bir kez dahi ne onların Ali Sami Yen'e, ne de Metin Oktay'a küfrettiklerini duymadım.
Keza, bizler de Can Bartu'lara Lefter'lere kötü söz etmedik...
Oysa sizin Ali Sami Yen'e ettiğiniz küfürler de neyin nesi?
Neyse, bizim Süleyman Seba'ya saygımız baki, mekanı cennet olsun...




Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Bülent Yıldırım, Ekrem Kan, Asım Yusuf Öz
Galatasaray: Muslera, Semih Kaya, Chedjou, Hakan Balta, Yasin Öztekin (Dk. 76 Rodrigues), Selçuk İnan (Dk. 60 Tolga Ciğerci), De Jong, Carole, Sneijder (Dk. 75 Eren Derdiyok), Bruma, Podolski
Beşiktaş: Fabricio, Gökhan Gönül (Dk. 67 Beck), Atınç Nukan, Marcelo, Adriano, Hutchinson, Oğuzhan Özyakup (Dk. 83 Gökhan İnler), Quaresma, Talisca (Dk. 71 Tolgay Arslan), Babel, Cenk Tosun
Gol: Dk. 47 Talisca (Beşiktaş)
Sarı kartlar: Dk. 22 Talisca (Beşiktaş), Dk. 37 Selçuk İnan, Dk. 90+3 Podolski (Galatasaray)

26 Şubat 2017 Pazar

Kebapçı Mesut


Arsenal, bu hafta rakibi Southampton'ın kupa maçı olması sebebiyle hafta sonunu maç yapmadan geçirirken, Mesut Özil de soluğu sıköa gittiği Londra'daki Likya Kebap Salonunda almış ve dönerin başına geçmiş.Yakışmış mı? Bir gün topçuluğu bırakırsa, kebapçılık işine de el atar, neden olmasın?

Pele'nin Oğluna 13 Yıl Hapis Cezası


Brezilya'lı futbol efsanesi Pele'nin ilk evliliğinden olan oğlu Edinho, ülkesinde uyuşturucu tacirlerine para akladığı gerekçesiyle 12 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Daha önce Santos Futbol takımının kaleciliğini de yapan Edinho, tüm suçlamaları reddedip, "Benimle ilgili ellerinde delil yok, sadece suçlularla olan arkadaşlığımı kanıt göstererek beni suçluyorlar" derken, avukatları bu cezaya itiraz ettiler ve hakim 33 yıllık hapis cezasını 12 yıl 10 aya indirerek son noktayı koydu... Konu ile basın mensuplarının sorularını cevaplayan Pele, oğlunun suçsuz olduğuna inanarak, adaletin yerini bulacağına inandığını belirtti.

22 Şubat 2017 Çarşamba

Sen De Artık Herkes Gibisin




"Beni Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya yakıştırdıkları için teşekkür ederim ama oranın hocası bana göre Aykut Kocaman’dır. Eğer Aykut hoca Konyaspor’da devam edecek ve Fenerbahçe Kulübü bana bir teklifle gelirse tabi ki sıcak bakarım. Aslında geçtiğimiz haftaya kadar ‘Ben Galatasaray camiasına mâl olmuş biriyim, bizi sevenleri üzmeyelim’ düşüncesi içerisindeydim fakat boşta olmama ve Galatasaray ile büyük başarılar yakalamama rağmen başka bir teknik adamla anlaşılması beni açıkçası kırdı. Artık fikrim gerçekten değişti, sonuçta profesyonel insanlarız ve futbola güzellik katmak istiyoruz, Fenerbahçe’den böyle bir teklif alırsam sıcak bakabilirim."

Bunlar Hamza Hamzaoğlu'nun basında ismi Fenerbahçe ile anılmasından sonra Star Gazetesine verdiği röportajındaki sözleri. Galatasaray'a hoca olarak geldiği sezonda 3 kupa kazanarak ismi kulüp tarihine geçen, lakin sonrasında yaptığı oyuncu seçimleri ile takımı "enkaz" haline getiren ve gönderilen Hamza hoca, çocukluk aşkı Fenerbahçe'yi duyunca "kalbi yine pır pır etmiş" ve göreve talip olduğunu belirtmiş. Aziz Yıldırım'ın Dirk Advoocat'ı yollasa dahi Galatasaray ve Bursaspor'daki başarısız kariyeri sonrası Hamza Hamzaoğlu'nu takımın başına getireceğini hiç düşünmüyorum da, birileri boşta olan Hamza hoca için "yol yapmaya" başlamış ve hoca da sinyali yakmış... Nereye gidecekse gitsin, kimi çalıştıracaksa çalıştırsın, da yeter ki bizden uzak dursun artık... Bugüne kadar yaptıkları için kendisine karşı bir saygımız kaldıysa bile, artık onu da kopardı attı içimizden Hamza Hamzaoğlu... Ne demişti Nazım usta bir zamanlar:


Mâziye karışıp sevda yeminim, 
Bir anda unuttum seni, eminim 
Kalbimde kalbine yok bile kinim 
Bence artık sen de herkes gibisin

21 Şubat 2017 Salı

Buraya Kılıçla Gelirseniz, O Kılıçla Ölürsünüz



Rusya 2018 Dünya Kupası ev sahipliğini aldığında Devlet Başkanı Putin, dünyaya barış ve eğlence vaat etmişti ama Fransa'daki Avrupa Şampiyonasında İngilizlere sokakları dar eden Rus holiganlar aynısını düşünmüyor. BBC Televizyonunun yapmış olduğu bir belgeselde ülkelerinde yapılacak olan turnuvayla ilgili görüşüne başvurulan bir taraftar "Bazıları için futbol festivali olacak ama diğerleri için şiddet festivali olacak" derken, Spartak Moskova'lı bir taraftar da "Bu ülkenin tarihinde her zaman savaşlar olmuştur ve savaşmak bizim kanımızda var. Eğer buraya kılıçla gelirseniz, o kılıçla ölürsünüz" diye tehdit etmektedir Rusya'ya gelecek ülke taraftarlarını... "İşkembeden de sallamıyor" Ruslar, zira şimdiden fitness salonlarında başlamışlar idmanlara, boş tarlalarda dövüşlere...
BBC'nin 1 saate yakın belgeseli de burada...


20 Şubat 2017 Pazartesi

Futbol İki Yüzlüler ve Kıskançlarla Dolu


"Futbol iki yüzlüler, kıskançlar ve yanlış arkadaşlarla dolu. Barcelona'daki son üç senemde sürekli beni takımda düşünmediklerini duyuyordum ama bunu benim yüzüme söyleyecek yönetici yoktu. Böyle bir kararı bana bildirecek saygıları bile yoktu ki ne zaman FIFA'dan transfer yasağı geldi, o zaman bana geldiler ve sözleşme yenileme talebinde bulundular... Şu an Barcelona'yı yönetenler futbolculara nasıl davranacaklarını bilmiyorlar bile."

Dani Alves
Juventus'lu Futbolcu

Barcelona'dan ayrılışını anlatırken


Video Hakem ve İlk Kırmızı Kart



Dünya Kulüpler Şampiyonasında Viktor Kassai'nin "olay görüntülerini" izleyip penaltı kararı vermesinin ardından video hakem uygulaması konusulmaya başlanmıştı ve maç görüntüleri karşılaşma esnasında tekrar izlenerek de ilk kırmızı kart Amerika'dan geldi. New York City'nin Houston Dynamo ile karşılaştığı hazırlık maçında David Villa bir korner atışı esnasında "çaktırmadan"rakibine yumruk attı ve olaya tam hakim olamayan maçın hakemi video görüntülerine başvurdu, pozisyonu izledi ve İspanyol oyuncu da "video hakem uygulamasıyla kırmızı kart gören ilk futbolcu" olarak tarihe geçti...

19 Şubat 2017 Pazar

Çaykur Rizespor:1-1:Galatasaray


Öncelikle hoş geldin Igor Tudor...
Umarım Galatasaray'da uzun yıllar görev yaparsın...
Lakin bu gece ve yarın televizyona bakar, gazeteleri okursan senin Galatasaray'da kalıcı olup olmayacağını saha sonuçları değil, Galatasaray düşmanı medyanın olduğunu anlayacaksın...
Bunu bil ve ona göre davran hocam...
Nasıl Riekerink'in gitmesi için uğraştılarsa, daha takımla üç idman yapmış olmana rağmen Rize'de alınan beraberlik sonrası sana "çakmaya" çalışıyorlar ya, daha da emin oluyoruz ki Riekerink de iyi hocaydı, sen de bu takıma lazım adamsın...
Biz bunun farkındayız da, yönetim için aynısını söyleyemeyeceğim...

Maça geçelim...
Bruma'nın son haftalarda takıma yarardan çok zarar verdiğini blogta maç yazılarında da, twitter üzerindeki paylaşımlarımızda da belirtmiştik. Portekizli oyuncu sezona iyi başladı da, gün be gün takımın yıldızı havasına büründü, Messi olmaya özendi, tek başına rakip savunmayı delebileceğini düşündü, hem arkadaşlarını oyuna küstürdü, hem de çok top kaybetmeye başladı. Jan Olde Riekerink de mutlaka bizim gördüğümüzü görmüştür de zaten az olan kredisini Bruma'yı yedek bırakarak tüketmek istememiştir. Oysa, Igor Tudor genç oyuncuyu yedek bırakmış, Bruma da isyan edince, Rize uçağında kendisine yer bulamamıştı...
Galatasaray'da futbolcuya dayalı düzenin değişmesini isteyenler basında ve televizyonlarda Tudor karşıtlığı yapanların gazına gelmeleri yerine, Tudor'un Bruma'nın "burnunu sürtmesini" alkışlamaları ve desteklemeleri gerekir... Böylece arzulanan Galatasaray ruhu geri gelecektir...


Ruh demişken, özlediğimiz gibi başladı Galatasaray Rize deplasmanında oyuna, ilerde basarak ve top rakipteyken 10 adamla topun arkasına geçerek... Tabii ki hocanın elinde sihir değnek yok 3 idmanda kafasındakileri topçulara yansıtacak, zamanla olacak bir çok şey ama ilk devre ve ikinci yarıda topçular yorulana kadar iyi bir Galatasaray izledik. Hiç koşmadığı kadar koştu Selçuk, uzun top atmaya çalıştı, "istatistik kasmaya" çalışmadı, "bu takımın stoperi benim" dedi Chedjou ve "Carole kulübeye alışsın" mesajı verdi Linnes. Semih'e değinmeden de geçmeyelim, ilk devre kritik bir hata yaptı ama sonrasında hatasızdı da, Kayserispor maçının son dakikaları ve bu gece son anlarda kanattan ileri çıkışları ve yaptığı isabetli ortalar gözden kaçmasın... Riekerink geçen sezon derbi maçlarda dahi onu sağ bek denemişti, Chedjou ve Ahmet Çalık'lı stoper ikilisinin yanında sağ beke Semih Kaya monte edilebilir. Türkiye'nin değil, belki de dünyanın en "net ve temiz" vuruş yapan oyuncusu Podolski ile öne geçti Galatasaray karşılaşmada, ikinci yarıda Rodriguez ile de ikinci golü buldu ama son haftalarda Galatasaray'a karşı yapılan "bariz" hakem hataları yine tekrar etti, yan hakem rakibinden 15 santimetre geride olan Josue'nin pozisyonuna bayrak kaldırdı... İkinci devrenin ortalarında takımın temposu düşünce, Galatasaray kötü oynar gibi gözükse de aslında rakibe pozisyon da vermedi de, Tolga'nın futbolda en temel kural olan "rakibin sırtı dönükken faul yapmamak" ilkesini unutup, alakasız bir faul yapıp Özgür Çek'in serbest atış golüyle iki puanı bıraktı Karadeniz'de...

Biz de "ah Yasin ah" diyerek bu yazıyı noktalayalım...


Stat: Çaykur Didi
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Hakan Yemişken
Çaykur Rizespor: Diallo, Mehmet Akyüz (Dk. 62 Nosa Igiebor), Oboabona, Ümit Kurt (Dk. 43 Yakoubi), Özgür Çek, Petrucci, Recep Niyaz, Dhurgham İsmail, Ahmet İlhan Özek, Janster (Dk. 71 Tuszynski), Edomwonyi
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Chedjou, Semih Kaya, Linnes (Dk. 72 Ahmet Çalık), De Jong, Selçuk İnan (Dk. 78 Sinan Gümüş), Rodrigues, Yasin Öztekin, Josue (Dk. 60 Tolga Ciğerci), Podolski
Goller: Dk. 23 Podolski (Galatasaray) Dk. 75 Özgür Çek (Çaykur Rizespor)
Sarı kart: Dk. 13 Podolski (Galatasaray)

17 Şubat 2017 Cuma

Bi' Huzur Verin


Galatasaray, bu hafta iç sahada kaybedilen Kayserispor maçından sonra teknik direktör Jan Olde Riekerink ile yollarını ayırırken, yerine Igor Tudor'u getirdi. Bu ayrılıkta takımın son maçlarda aldığı başarısız sonuçların etkisi de varken, esas sebep olanlar ise hala Hollandalı hocaya "çakmaya" devam ediyorlar maalesef. Galatasaray'ın kaybettiği ve bariz hakem hatalarını rakiplerin teknik adamları ve başkanlarının dahi kabul ettiği Karabük ve Başakşehir maçlarından sonra bile hakemi sayfalarının "kıyısına köşesine" koyup, hocayı manşetlere taşıyarak "algı yaratanlar" yine "döktürmüşler" klavyelerinden hikayelerini...


Neymiş, "Riekerink formayı elinin tersiyle itmişmiş" "Galatasaray taraftarı bu tepkiye şaşırmışmış"... Mışta mış...
Bu ülkenin gördüğü en naif ve kibar hocalardan biri olan Riekerink'e karşı bu tavrın sebebi mutlaka bir "kuyruk acısıdır", Halil Özer'in "Galata Sarayı Efendileri" kitabında bahsettiği Florya'dan "sızmaları" belli ki yok ettiği, bazılarının istediği "ayrıcalıkları" vermediği ve en önemlisi işini adam gibi yaparak Galatasaray'ın menfaatlerini koruduğu olsa gerek... Kendisi hakkında çıkan haberler üzerine  Hollandalı hoca şahsi instagram hesabından aşağıdaki açıklamayı yapmış:

"Dün kulüpten çıkarken her zaman olduğu gibi tesise gelen taraftarlarımız için durdum ve formalarını imzalayıp fotoğraf çektirdim...Bu sırada gazetecilerin geldiğini görünce imza vermeyi bırakıp yoluma devam etmek istedim ve sonrasında çıkan formaları imzalamadı,fotoğraf çekilmedi gibi haberler beni çok üzdü...Tesise gelen bütün taraftarlarımız çok iyi bilir ki herkesle tek tek fotoğraf çekilip imza veririm...Galatasaray taraftarı benim için hep önemli oldu ve hayatım boyunca hep önemli olmaya devam edecek..."

Bizler zaten hocanın Galatasaray'a karşı olan duygularının farkındayız, böyle haberleri "bi tarafımıza takmıyoruz" bile de, haberde bahsedilen Numan Biçen adlı taraftar da hocanın paylaştığı kalem fotoğrafının altına şu cümleleri sarf ederken, basındaki Galatasaray karşıtlarına çakmış voleyi doksana:

" adam formayı itmedi dün yapılan haber kesinlikle yalan forma imzalatan bendim ben verdim tam imza atarken 5 6 kişilik basın mensupu foto çekmek istedi o yüzden bıraktı biraz ileri gitti beni bekledi güvenlik yasak bölge dedi yine de herşey için teşekkür ediyorum kalem sahibi bnm dün floryadan almıştım böyle bir paylaşım yaptığınız için adam gibi adamsınizzz"

Şimdi bu haberi yapan utanır mı dersiniz?
Ben hiç zannetmiyorum...

16 Şubat 2017 Perşembe

Subasiç'ten Sevgilerle


Bilmem hatırlayan olacak mı Darijo Srna'nın Hırvatistan'dan 20 ton mandalina getirtip, Donetsk'te çocuklara dağıttığını...Adamsın Srna demiştik. Bir vefa hikayesi de  Srna'nın milli takımdan arkadaşı kaleci Danijel Subasiç'ten geldi.  Monaco'da futbol kariyerini sürdüren milli kaleci futbola başladığı NK Zadar takımına fırsat buldukça maddi yardımlarda bulunurken, geçtiğimiz günlerde de 30a yakın çift futbol ayakkabısı göndermiş... "Monte Carlo'dan bize bir paket dolusu spor malzemesi geldi, çok teşekkürler @subasicdanijel " diye Hırvat ekibi resmi twitter hesabından bu jesti duyururken, eminiz ki Subasiç'in bu son yardımı olmayacak kendisini yetiştiren kulübüne...

Blog Widget by LinkWithin