1 Mayıs 2016 Pazar

İki Dakika Düşün

Geçtiğimiz hafta Trabzon'da oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının bitmesine iki dakika kala bir taraftarın sahaya girip çizgi hakemini darp etmesi sonrası, Federasyon bu hafta oynanacak maçlar öncesi "2 Dakika Düşün" sloganıyla karşılaşmaları 2 dakika geç başlatma kararı aldı. Üç dört yöneticinin bir araya gelip, karar alması kolay da, bu sporun hitap ettiği kitlelere danışılmazsa böyle durumlar, ortaya trajikomik sahneler de çıkabiliyor, kaş yapacağım derken göz de çıkabiliyor. İşte, haftanın açılış maçında Bursa'da Fırat Aydunus bunu denedi, tribünlerden gelen ıslıklar sonrası 10-15 saniye geçmeden "2 Dakika Düşün" eylemini sonlandırmak zorunda kaldı. Eskişehirspor-Trabzonspor maçında da Trabzonsporlu topçuların sırtlarını dönerek yaptıkları " protestonu protesto ediyoruz" tavrı pek de manidardı.
Tamam, tribündeki adam, yöneticisi, hocası, futbolcusu "futbol nereye gidiyor" diye iki dakika düşünsün de, hakemler de "biz ne yapıyoruz" diye bırakın iki dakikayı, 22 saat düşünseler yeridir... Geçen hafta Fenerbahçe maçında Trabzonspor'un lehine çalınmayan penaltı ile dün Eskişehirspor maçında aleyhlerine çalınan penaltıları yan yana koyunca, "iyi ki Trabzonsporlu değilim, isyandan, sinirden, kahırdan, öfkeden çatlardım herhalde televizyon başında" demeden edemiyor insan...
Herkes iki dakika düşünürken...
Hakemler de iki dakika utanır mı acaba...



Tribün Emekçilerinin Bayramı Kutlu Olsun

Sen maça dakikalar kala gelirsin ya...
Kuyruk beklemek bile seni sıkar ya...
Onlar günler öncesinden gelirler o tribünlere...
Geceler boyu boyarlar o pankartları...
Sabahın erken saatlerinde stada girip dağıtırlar kartonları, bayrakları, flamaları teker teker boş koltuklara...
Sen hazır kartonu iki dakika kaldırmaya üşenirsin ya...
Sahayı göremiyorum diye "ahlar" vahlarsın" ya...
Onlar maç boyu bakmazlar sahaya...
Tek dertleri iki dakikalık koreografinin hatasız olması...
Tek istekleri takımlarına bir ses, bir destek olmaları...
Yaşasın tribün emekçileri...
Yaşasın tribün çocukları...
Bugün sizin de bayramınız...
Kutlu olsun...

30 Nisan 2016 Cumartesi

ultrAslan UNI Hep Yanında


Sanma ne şampiyonluk,
Ne de kupa umrumda
ultrAslan-UNI hep yanında...


Şampiyon Galatasaray


"Sadece Nisan'ın yirmiyedisinde öykü kitabının kapak fotoğrafı çekilecek"...

Kaldığımız yerden devam edelim...
O fotoğraf çekildi...
Çekilmek zorundaydı da zaten...
Onbeş bin kişilik Abdi İpekçi Spor Salonunda, 20 bin taraftarın önünde kaldırıldı beklenilen kupa...
Deplasmanda dört sayıyla mağlup dönünce, ki bir buçuk baskete eş değer bir fark, Ergin Hoca isyanlardaydı, böyle kötü hücüm edemezdi bu takım...
Fransa'ya özgüymüş demek... İç sahada fırtına gibi, şimşek gibi, bora gibi başladılar...
Üçer üçer attılar, üçer üçer arttırdılar farkı...
Tribüne mi baksınlardı, sahaya mı konsantre olsaydılar Fransızlar...
Aslında onlar da İstanbul'a "turistik seyahata" geldiklerini biliyorlardı da, "çıkmadık candan ümit kesilmezdi" zorladılar şanslarını...,
Bir ara ümitlendiler de... Sadece ümitlendiler...
Yeri geldi taraftar... Yeri geldi Sinan, yeri geldi Eric , çok da kritik yerlerde "cimbombomun çocuğu Göksenin  "This is Ipekçi" olduğunu hatırlattı...
Zor olmayacaktı, olmadı da...
O kupa Türkiye'ye geldi...
O kupa Ergin Ataman'ın kollarında havaya kalktı...,
O kupa Sinan'ın ellerinde soyunma odasına gitti...
Tebrikler Cim Bom, tebrikler...


David Beckham


Dünden bügüne David Beckham...

25 Nisan 2016 Pazartesi

ultrAslan Edirne


Geçtiğimiz hafta sonu bir Edirne seyahatı gerçekleştirdik, öyle deplasman filan değil, gezip görmeydi amacımız. Limon Cafede kahvaltı, Selimiye Camii ziyareti, Tunca nehri fotoğraflaması ve ciğer ziyafeti derken, şehrin bir çok yerinin ultrAslan Edirne grubu tarafından stickerlandığına şahit olunca, "gözümüz gönlümüz" açılıverdi... Bir Samsun deplasmanı hatırlıyorum, Radu Niculescu'nun golüyle galip gelmiş ve üçüncü yıldızı takma yolunda büyük bir engel atlatmıştık, işte orada yolda gördüğümüz tüm tabelaları, mola yerlerinde tuvaletleri, stadyum içinde tüm deplasman koltuklarını ultrAslan stickerlerı ile süslemiştik, Edirne'yi gezerken o günler akla geldi...




8 Nisan 2016 Cuma

Son Topa Kadar


Son topa kadar dediysek...
Bu kadar da ciddiye alacağınızı bilmiyorduk...
Şimdi nedir bu Galatasaray, nedir söyle?
Son topla maçı uzatmaya götür...
Son topla maçı kazan, finale çık...
Ulan Galatasaray....
Ulan...
İyi ki varsın be...
İyi ki varsın...
İyi ki Galatasaray'lıyız...
Unutmadan...
Bu kadar heyecan...
Bu kadar adrenalin...
Bu kadar "ruh teslim" etmeler...
Bize yeter de artar...
Şu kupayı güle oynaya kazanalım, olmaz mı?
Bırakın bu finalin de hikayesi olmayıversin, değil mi?
Zaten bizim hayatımız Çehov'un, Sait Faik'in hikayelerini çoktan solladı...
En güzel...
En saf...
En gerçekçi....
En tutkulu hikayeleri hep Galatasaraylılar yazmadı mı?
Bu hikayenin sonuna zaten biz noktayı çoktan koyduk...
Sadece Nisan'ın yirmiyedisinde öykü kitabımıza kapak fotoğrafı çekilecek...
O kadar...

2 Nisan 2016 Cumartesi

İsmail İsa'dan Osmanlı Tokadı




Altı sene önce Lokomıtiv Mezdra ile CSKA Sofya arasında oynanan maçta İsmail İsa'nın attığı golden sonra kırmızı-beyazlı taraftarlara "sus" işareti yapması ile tribünün sahaya inmesi olayını ultras/Movement blog takipçileri hatırlayacaktır. Bugün İsmail İsa'nın facebook fan sayfasında attığı golleri izlerken, o gün dikkat etmediğim bir ayrıntı gözüme ilişti. İsmail neden susturdu CSKA'lıları? Neden mi? Sen tribünde " Turkey is not Europe" pankartı açarsan, Türk çocuğu sana Osmanlı tokadını yapıştırıverir... Buyrun video burada...

Ercan Güven'den Volkan Konusuna Nokta


Volkan Demirel'in milli takıma dönme konusu iyice kabak tadı vermişken, özür dileyip dilememesi tartışılıırken, ki bu polemikleri aslında Fatih Terim sonlandıracaktır ama o da nedense bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor, Ercan Güven "okkalı" bir yazı yazmış... Herkes bu köşe yazısını okuyup, kendine gelsin, ve bıraksın artık Volkan Demirel muhabbetini... Türkiye'de Fenerbahçe formasıyla gittiği her deplasmanda ıslıklanan adam Milli Takım kalecisi olabilir mi? Tüm memleketi tek yürek haline getirmeyi amaç edinen Fatih Terim bu sorunun cevabını düşünerek, ulusal takım kadrosunu açıklasın, özür mözür zaten hikaye....

Git şehit yüzbaşıdan özür dile!
Bıktık şu Volkan Demirel olayından!.. Gına geldi... Her gün “ölümcül” sorunlarla uyanan, günü şehit cenazeleri canlı yayınlarıyla geçiren, gece yorganı endişeyle çeken, sokaktan/stattan korkacak hale gelmiş bir ülkede Volkan’ın meseleyi şehvetle kaşımasına yazıklar olsun bir kere... Kimin umurunda kalede hangi Volkan’ın olduğu?
Hiçbirisi akrabamız değil ki... Volkan veya İbraham; uyduruk gol yiyor mu, yemiyor mu ona bakarız biz.
Soyadı Babacan olan Volkan pekala işini yapıyorsa, ne bizimle ne de takımla arasında güven sorunu yoksa, görev yerini terk etmiş Demirel için ne konuşuyoruz devamlı?
Hadi biz konuşuruz... O nasıl konuşuyor asıl?
YÜZBAŞI HALİL ÖZDEMİR HAKKINI HELAL EDER Mİ MESELA?
Hani milli forma kutsal bir vatan göreviydi? Kardeşim, sen küfür yedin diye milli görevini bırakırken kurşun yedikleri halde görevini aksatmayan vatan evlatlarına ne diyeceğiz sonra? Yarasını sardırıp askerlerinin başına koşan ve şehit olan yüzbaşı Halil Özdemir hakkını helal eder mi mesela?
Milli takıma davet alabilmesi için okkalı bir özür gerekirmiş... Cevaba bakın; kimse Volkan Demirel’den özür beklememeliymiş.
Boş verin bu işleri.
Olaya sadece “sportif çıkar” açısından bile baksanız, tıkır tıkır yürüyor Milli Takım. Gün olur Volkan Babacan formdan düşerse yerine bir başkası geçer; aynen devam... Hem garantisi mi vardı Volkan Demirel’in tek gol bile yemeden bizi finale taşıyacağının?
Yoktu...
Lakin, böylesine göze soktuğu yumuşak karnını kullanmak isteyenler olursa, yine en olmadık yerde bırakıp gitme ihtimali “sıfır”dı diyemez kimse.
İster özür dile, istersen dileme sevgili kardeşim... Allah Milli Takım’ı sana muhtaç etmesin!

Stoichkov Ava Giderse


Avcıların yalanları kadar vurdukları hayvanlarla çektirdikleri fotoğraflar meşhurdur da, Bulgarların efsanesi Hristo Stoichkov Afrika'da gittiği safaride "katledilen" zebra ve zürafalarla yanyana pozlar verip, çekilen fotoğraflar internet sitelerinde yayılınca, hayvanseverlerin büyük hışmına uğradı. Bulgar medyasına hayvanları avlayan kişinin Stoichkov olduğunu iddia ederken, hayvan koruma dernekleri, ünlü golcünün yaptığının tamamen barbarlık olduğunu belirtmekteler. Memlekette oluşan tepkiye Hristo Stoichkov şimdilik sessiz kalmakta lakin 26 Mayıs'ta Vasil Levski Ulusal Stadyumunda 50. yaşı onuruna yapacağı özel maçta tribünler ya da hayvansever örgütlerden protesto gelirse kimse şaşırmasın...




1 Nisan 2016 Cuma

Luis Enrique-Zidane Kavgası


Her El Clasico'nun kendine özgü hikayesi meşhurdur da bu sene ön plana çıkacak olan Luis Enrique ile Zinedine Zidane'nın karşı karşıya gelecek olmasıdır. Tabii bu iki kulübün tarihine damga vurmuş iki eski topçunun, bugünün teknik adamının karşılaşması değil de, 13 sene önce bu ikilinin sahada kapışmasıdır. İspanyol medyası bu "anı" Barca'nın hocasına sorduğunda Luis Enrique," böyle bir olayı hatırlamadığını" belirtip Zidane'a saygı duyduğunu söylese de, İspanyol basını şimdiden bu ikisinin karşı karşıya gelmesini dört gözle beklemekte...


28 Mart 2016 Pazartesi

Ayak Takımı


Türk sinemasında son zamanlarda pek çok yapım ortaya çıkıyor, televizyon kanallarında diziden geçilmiyor da futbol ve özellikle taraftara yönelik filmler, dizilere pek kafa yorulmuyor. Hal böyle olunca, bizim sevdamıza dair ortaya çıkan bir eser görünce de çölde vaha misali yüreğimiz kıpır kıpır oluyor. İşte Naz Gündoğdu ve Friedemann Pitschak'ın yönetmenliğini yaptığı Ayak Takımı belgeselinin de haberini alınca, 9 Nisan Cumartesi gecesi gösterimin yapılacağı Ankara'daki EskiYeni Cafe'ye işi gücü bırakıp gidesim geldi...  Başta Pasolig olmak üzere, memleket tribünlerinin yaşadığı sıkıntıları dile getiren belgeselle ilgili bilgiler ayaktakimi.info adresinde mevcut. Bu arada ilk gösterimin 5 lira olduğu ve gelirinin de pasoligle mücadelede ön saflarda olan Taraf-Der'e bağışlanacağını belirtmeden geçmeyelim...

Volkan'la Şampiyon Olacaksak, Olmayalım



İsveç milli maçı sonrası medyadaki "Volkan Demirel milli takıma alınsın"  gizli kampanyasını gördükten sonra bloga bu konuda bir şeyler karalamak aklımdan geçerken, Hıncal Uluç'un aşağıdaki yazısına denk geldim. Hıncal eski topraktır, medyada  yeri sağlamdır bu sebeple düşündüklerini rahatça söyleyebildiği için kamuoyunun hisslerini dökmüş kağıda... Buyurun okuyun, ne kadara haklı değil mi yazdıklarında Hıncal Uluç... "Türkiye eğer Volkan'la Avrupa Şampiyonu olacaksa olmasın" öyle değil mi?


Başta Rıdvan Dilmen, medyamızda bir Volkan Demirel pazarlaması başladı ki, aklım almıyor.. Rıdvan milli maçı anında yorumlarken bile, harika bir kurtarış yapan Volkan Babacan'ı eleştirdi.. "Topu yanlış yere yumrukladı" diye.. Çünkü aklında "Bir hata yaptı çocuk. Fatih Terim ağabeylik yapıp, affetmeli" diye başını çektiği "Volkan Demirel" kampanyası var..
Türkiye eğer Volkan'la Avrupa Şampiyonu olacaksa olmasın!..
Bazı değerler o kadar önemlidir.. Türk gencinin önüne konacak örnekler ise, hem de nasıl önemlidir..
Türkiye yüzde beşlere inmiş şansı ile sahada ısınıyor. O maçta tek puan kaybederse, her şey bitecek. Öyle kritik bir maç ve başlamasına 15 dakika kala o takımın kalecisi tribünlerde aleyhine tezahürat yapılmasına kızdığı iddiası ile, sadece sahayı değil, stadı da terk ediyor.. Çekiyor ve gidiyor.. Kimi neyi, hangi kutsallığı satıp gittiğine bakmadan..
En kritik maçtan 15 dakika önce, kalecin gidiyor. Kendinizi o takımın oyuncularının yerine koyun, ne hale gelirsiniz.
Daha acısı.. Daha sonra stat kameraları inceleniyor. Öyle bir tezahürat yok. Volkan bir kişiyi gösterip mahkemeye veriyor. O da fos çıkıyor.. Yani ortada sadece bir kapris, bir şov ve orası Ali Sami Yen Arenası ya, Galatasaray seyircisini aşağılama çabası var..
Volkan çekip gidiyor. Yerine gelen Volkan Babacan ve takım, geri kalan maçlarda öyle harikalar yaratıyor ki, play off için yüzde 5 şansı kalmış takım, Fransa'ya hem de "Doğrudan" gitme hakkını kazanıyor..
..Ve işte o zaman, Milli Takım Kaçağı hiç sıkılmadan ortaya çıkıyor. "Fransa'da oynamak istiyorum" diyor..
Savaştan kaçacaksın. Sonra kazananların önüne geçip Fransa keyfi, Fransa şovu yapacaksın öyle mi?.
Hadi senin ayıbını unutalım.. (Milli davadan kaçmak nasıl unutulur o ayrı ya..) Hadi unutalım..
Peki oraya gitmeyi aslanlar gibi savaşarak hak edenleri nasıl harcayıp, yerlerine seni koyalım, "Kaçak?."
Rıdvan Dilmen ve arkasındakiler bu soruma cevap versinler..
Ve de milyonlarca Türk gencine desinler ki..
"Bu ülkeyi, bu insanı, bu formayı bırakıp kaçmak yanlıştır ama, merak etmeyin.. Bir "Ağbi" çıkar sizi affeder!..

Romanya'dan Matematik Dersi




Romanya Futbol Federasyonu, ülkede eğitime verilen önemi arttırmak ve özellikle de çocukların "pek sevimsiz" gördükleri matematik dersini sevimli hale getirmek için İspanya maçı öncesi bir proje başlattı. Buna göre futbolcuların idman forması ve eşofmanlarının arkasına toplamadan çıkarmaya, kesirli sayılardan üslü sayılara çeşitli matematik işlemleri yazdırdı ve topçular öyle çıktılar antrenmana. "Ülkemizde okulu bırakma oranı Avrupa Birliği ülkeleri arasında oldukça dramatik bir seviyede, bu sebeple biz çocuklara sevdikleri bir oyun olan futbol sayesinde matematiği de aşılamaya çalışıyoruz. Futbol ve matematik aslında ayrılmaz ikililer" diyen federasyon başkanı Razvan Burleanu, İspanya maçı öncesi de stadın skorbordundan eğitici videonun gösterileceğini belirtti.




26 Mart 2016 Cumartesi

Cristiano Ronaldo:2 Vladislav Stoyanov:2




Oynadıkları takım itibarı ile pek de sık karşılaşmaz Ronaldo ve Stoyanov ikilisi ama kaderin cilvesi olsa gerek, ne zaman birbirlerine rakip olsalar o maçta hakem ceza sahası içindeki beyaz noktayı gösterir ve düello başlar... Real Madrid'li Cristiano Ronaldo ile Ludogorets'in kalecisi Vladislav Stoyanov ilk olarak 1 Ekim 2014 tarihinde Sofya'da karşı karşıya gelirler. Ludogorets'in destan yazarak çıktığı Şampiyonlar Ligi gruplarının ikinci hafta maçları oynanmaktadır. Ev sahibinin Real Madrid karşısında "peri masalını" devam ettirircesine 1-0 önde götürdüğü maçta hakem penaltı noktasını işaret eder ve topun başına Ronaldo geçer.  Portekizli golcu kendisinden emin bir şekilde kalecinin sağ tarafına yapar atışı ama Stoyanov başarılıdır... İlerleyen dakikalarda hakem bir kez daha penaltı kararı verir misafir takım lehine, yine Ronaldo ve Stoyanov baş başa kalırlar, Portekizli bir daha sola vurur, Bulgar kaleci yine sola atlar ama bu kez sevinen Ronaldo olur... Dedik ya bu ikisi karşılaşınca penaltı vermek farzdır diye, Madrid'de 9 Aralık gecesi oynanan grubun son maçında Real Madrid, Ludogorets'i 4-0 yenerken, ev sahibinin ilk golünü Cristiano Ronaldo penaltıdan atacaktır,  Stoyanov'u ters köşe yaparak... Ronaldo "penaltı düellosunda" 2-1 öne geçer de, o iş orada bitmez... Avrupa Şampiyonasına hazırlanan Portekiz, hazırlık maçında kendisine rakip Bulgarlar seçince bu gece oynanan Portekiz-Bulgaristan hazırlık maçında Belçikalı hakem bu ikiliyi bir kez daha karşı karşıya getirir. Ronaldo aradan geçen zaman ve o kadar maç ve penaltı sonrası Stoyanov'u unutmuş belli ki, lakin Bulgar kaleci "intikam soğuk yenen bir yemektir" misali dersine iyi çalışır ve Portekizli'nin sağ tarafa yaptığı vuruşu kurtararak takımının maçı 1-0 kazanmasında önemli rol oynar. Ronaldo-Stoyanov düellosunda şimdilik durum 2-2, bakalım zaman kimi galip çıkaracak bu amansız rekabette...



25 Mart 2016 Cuma

Güle Güle Johan Cruyff

Dün bugün futbol dünyası adına kötü haberler peş peşe geliyor. Hollanda futbolunun efsanelerinden Johan Cruyff da dün yaşama gözlerini yumdu ve aramızdan ayrıldı... Yaşımız kendisini canlı canlı izlemeye yetmese de "sarı fare"yi hep o unutulmaz Hollanda-Almanya finalindeki bant görüntüleriyle anacağız... "Futbol basit oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır" sözünü zikrettiğimizde, gittiği yerde bir selam yollayacağız artık Johan Cruyff ustanın...

Güle Güle Zafer Koç


Biz ne kadar yazsak boş, hocamın bu zamansız gidişiyle ilgili duygularını eski öğrencilerinden Ferhad Rehber aşağıda belirtmiş. Mekanın cennet olsun hocam, bu kulübe verdiğin katkıları gerçek Galatasaraylılar asla unutmayacaklardır, seni Galatasaray'dan uzaklaştıranlar ve varsa bu zamansız gidişine sebep olanların günahları boyunlarına... Herkes hak ettiğini er ya da geç bulacaktır...

Olmadı bu baba..Bu kadar evladını geriye bırakıp bu şekilde veda yakışmadı sana.. Gerçi evlatların sana ne kadar sahip çıktı o da bir çelişki ama sen bu yanlış düzenin bozamadığı en DOĞRU en DÜZGÜN ADAMDIN.. Şaka yapıyorsun Hocam bize böyle öğretmedin hayatı. Hayata küsmemeyi senden öğrendim ben hocam elim ayağım birbirine dolandı. Bu veda yakışmadı sana..İlk defa evlatlarına iyi örnek olamadın

23 Mart 2016 Çarşamba

Bunu Bize Yapamazsın Arjen


"Bayern Münih ile Şampiyonlar Ligi finali oynuyorduk ve 83. dakikada Thomas Muller'in kafa vuruşuyla yenik duruma dusmustuk. Oyunu yeniden başlatmak için topu santraya götürürken 'Hayır... Hayır... Hayır... Olamaz' dediğimi hatırlıyorum. O an sadece 24 yaşında olan Juan Mata beni cesaretlendiren kişi oldu' Hayır Didier, pes etmemelisin. İnanmalisin.İnanmalisin...'  Beraberliği yakaladık ve maçı uzatmaya goturduk. O dakikalarda hakem Bayern lehine penaltı verdi ve topun başına Arjen Robben geçti. 'Arjen sen bir Chelsea'lisin, bunu bize yapamazsın. Yapma. Zaten topu hangi köşeye atacağını da biliyoruz'diyerek Robben'in kafasını karıştırmaya çalıştım. İşe kesinlikle yaradı da, normalde atması gerekenden daha zayıf bir vuruş yaptı ve Petr penaltıyı kurtardı."
Didier Drogba
Chelsea'li eski futbolcu

Kazandıkları Şampiyonlar Ligi finalini anlatirken



22 Mart 2016 Salı

Galatasaray Yarı Finalde


Sene başında  ne hikmetse Galatasaray Euroleague'a alınmayıp, Darruşafaka seçilmişti basketbolun en prestijli ligine, oysa Galatasaray önceki senelerde ortaya koyduğu oyunla, taraftarın salonu doldurmasıyla, koreografileriyle orada olmayı çoktan hak etmişti. Hal böyle olunca ULEB Avrupa Ligi kupasını hedef olarak koydu Ergin Ataman takımına. İyi de takım kuruldu sene başında lakin sakatlıklar, oyuncuların kaprisleri derken bir sendeleme dönemi sonrası tekrar toparlanarak hedefine doğru sağlam adımlarla ilerledi Galatasaray. Önce Karşıyaka "paramparça" edildi Abdi İpekçi'de, sonra rakip Euroleague'den gelen Bayern Minih'ti... Deplasmanda fena da oynamadı "Yenilmez Armada" ama son dakikada basit bir kaç hatayla  10 sayı farkla bitiverdi maç. 10 sayı... Dile kolay, 10 sayı... Ama Galatasaray Abdi İpekçi'de taraftarının desteği ile oynayacaksa 10 sayının hiç mi hiç önemi kalmaz... Unutmayalım geçen sene önce 7 kişiyle, sonra da 5 kişiyle iki maçta da "full kadro" Fenerbahçe'yi parkeye gömmüştü sarı-kırmızılı basketçiler... Terör olayları nedeniyle iki gece evvel derbi ertelenmiş, herkeste bir korku varken, Galatasaray taraftarı doldurmuştu Abdi İpekçi Spor Salonunu... Bu havada Almanların oradan çıkma şansı yoktu da, olmadı da... İlk devre mükemele yakın oynarken bizimkiler, maçın ikinci devresi rakip biraz kıpırdanır gibi oldu, farkı turu getirecek sayılara getirdi ama Ergin Ataman istiyordu kupayı, veremezdi o maçı... Vermediler de... Yarı Finale adını yazdırdı Yenilmez Armada... Helal olsun herkese, oyuncusundan hocasına, taraftarından malzemecisine... Bu gurur Galatasaraylıların...



Fenerbahçe Milli Takım Mı?

Kariyerine Amerika'da, Kolej Ligi'nde devam etme kararı aldıktan sonra bir anda hem kulübü hem de federasyon yetkililerini karşısında bulan genç basketbolcu Ömer Faruk Yurtseven'e Fenerbahçe'nin ardından Milli Takım kapısı da şimdilik kapandı.

Yetiştiği takım olan Fenerbahçe'nin profesyonel kontratını, NCAA (Amerika Kolej Ligi) fırsatını değerlendirmek için kabul etmeyen Ömer Faruk Yurtseven bu kararı sonrası çok sert eleştirilere maruz kalmıştı ve geçtiğimiz hafta kulübü tarafından A Takım ile olan ilişiği kesilmişti.

Ömer kulübündekinden sonra yeni bir şoku da Milli Takım'da yaşadı.Yaş kategorisinde Milli Takımın en önemli oyuncusu olan Ömer, Genç Milli Takım'ın son aday kadrosunda olmasına rağmen kampa davet edilmedi. Ömer 25 Mart ile 3 Nisan arasında Almanya'da düzenlenecek Albert Schweitzer turnuvasının aday kadrosunda yer almış bu da TBF'den resmi olarak açıklanmıştı.

KAMP BAŞLAMADAN KADRO DIŞI
CNN Türk'ün aldığı bilgiye göre Ömer Faruk aday kadroda yer aldığı Genç Milli Takım'dan kamp başlamadan önce çıkarıldı. Ömer'in adı dün kampın başladığını duyuran TBF'nin haberindeki listede hala yer alıyor fakat antrenman fotoğraflarından da görüleceği üzere Ömer Faruk kampta bulunmuyor.

TBF NOT DÜŞTÜ
Resmen açıklanan aday kadroda hala adı bulunmasına karşın genç oyuncunun neden kampta olmadığına dair TBF'den bir açıklama yapılmadı. Ancak CNN Türk'teki haber üzerine Türkiye Basketbol Federasyonu bir not düşerek Ömer Faruk Yurtseven'in kadrodan çıkartıldığı bilgisini verdi.

ERDENAY VE TÜRKOĞLU ELEŞTİRMİŞTİ 
Hatırlanacağı üzere Ömer Faruk Yurtseven'in aldığı kararı hem Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Harun Erdenay hem de Türkiye Basketbol Federasyonu CEO'su Hidayet Türkoğlu eleştirmiş ve Türkoğlu oyuncuların kaçarak NBA yolunu tutmalarının doğru olmadığını söylemişti.
Haber yukarıda... Fenerbahçe nin genç oyuncularından Ömer Faruk Yurtseven kulübü ile kontrat yapmak istememiş ve Fenerbahçe tarafından kadro dışı bırakılmış. Oyuncu açısından bakıldığında kendince haklı sebepleri var, bir basketbolcu olarak bu işin zirvesi Amerika'da oynamak bir hayal, bir hedef, hele ki kolej liginde yer almak başlı başına bir hedef, zira bildiğimiz kadarıyla sporcuları burslu olarak kabul ediyorlar, Ömer hem basketbol kariyerine devam edecek hem de diploma sahibi olacak. Bir de kolej ligi NBA'in sürekli radarinda, göz önünde olmak istemiştir genç oyuncu. Fenerbahce'de özellikle Euroleague maçlarında sahadaki 5 oyuncunun tamamının yabancılardan oluştuğu düşünülürse, ne zaman forma giyecek bu genç çocuk.

Fenerbahçe tarafından baktığımızda da kulüp haklı, kendi yetiştirdiği oyuncuya mukavele yapmak istiyor ki ileride başka kulube transfer durumunda bonservis ücreti isteyebilsin. Biz ne kadar duygusal ve romantik yaklaşsak da spor dünyası para etrafında dönüyor, özellikle Aziz Yıldırım yaptığı yatırımlarının sonucu ısrarla bekleyen bir başkan. Oyuncu kulübünün sunduğu kontratı kabul etmeyince, onu kadrodan çıkarmak da genç takıma yollamak da kulübün kararı...

Lakin Ömer Faruk'un milli takımdan çıkarılma gerekçesi nedir? Kulübünun kontratını geri çevirip, kendi geleceğini kurmak istemesi milli formayı cikarttirma sebebi olabilir mi?  Özellikle potansiyeli olan ve ulusal takıma büyük fayda sağlayacak bir basketbolcu, Fenerbahce'nin maddi çıkarlarına aykırı davranıyor diye milli takıma hizmet etmekten alikonulabilir mi? Yoksa Fenerbahçe Milli Takım mi? Ergin Ataman konusunda olsun, Galatasaray kadın basketbol takımını hükmen mağlup ederken olsun, Türkiye Basketbol Federasyonun Aziz Yıldırım'in etkisinde kalmış izlenimi veren eylemlerinin bir benzerini de Ömer Faruk vakasında mi yaşıyoruz acaba? Merak etmiyor değiliz hani... Harun Erdenay Fenerbahce'de top oynamış olabilir ama tarafsız bir başkan olması gerektiğini aklından çıkarmamali yoksa basketbolculuk kariyeri boyunca kazandığı saygıyı çok çabuk tüketebilirler...

Blog Widget by LinkWithin