19 Nisan 2009 Pazar

Şampiyon Fenerbahçe!


Ajansları okurken,Fenerbahçe'nin Masa Tenisinde şampiyonluğa ulaştığı haberini öğrendim. Aslında bugüne kadar bu dalda yarıştıklarını bilmiyordum. Haberin fotoğrafına bakınca iki yabancı oyuncu da transfer ettikleri anlaşılıyor, bu alana yatırım yapıldığı belli. Kendilerini bu başarıdan dolayı tebrik ederken, umuyorum ki diğer iki "İstanbullu" da bunun altında kalmaz ve kendi masa tenisi takımlarını kurarlar, belki de vardır, varsa da güçlendirirler... "Uzağa tükürme yarışında" bile rekabet halinde olan Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş kulüpleri, amatör branşlara da önem verip, rekabetlerini sadece futbol ve basketbolla sınırlı tutmazlarsa, Türk sporunun da gelişmesine büyük katkı sağlarlar. Beşiktaş hentbol takımının Avrupa'daki başarısı sonrası Galatasaray ve Fenerbahçe de kendi hentbol takımlarını kurup, liglere katılırlarsa, 2-3 sene sonra salonlardaki coşkuyu tahmin etmek zor olmasa gerek. Ya da Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın su topu sporuna yapacakları yatırım ile Galatasaray taraftarı havuzlarda 5-10 karşı takım taraftarıyla değil, binlerce rakip taraftarla "ses yarışına" girer, kendi oyuncuları suyun içinde kıyasıya mücadele ederken... Atletizmde Fenerbahçe'nin karşısına sarı kıırmızı ve siyah-beyaz formalı atletler çıkarsa Olimpiyat Stadının yarısı Türkiye Şampiyonalaraında dolmaz mı? Güreş-boks gibi "kontakt" sporlarını hiç saymıyorum bile, Akdeniz'in sıcakkanlı ülkesinin insanlarının gönül verdikleri renkler bu dallarda yarışırsa, "kapali gişe oynar" , biletler karaborsaya düşer...
Türk sporu neden Olimpiyatlarda başarısız. Bu tartışmasız bir gerçek. şimdiye kadar yurt dışından gelen "soydaşlar" ve devşirme sporcular ile kürsüye çıkıp, İstiklal Marşı okuduk. Kendi yetiştirdiğimiz gençlerle bu işi "tam" olarak başaramadık. Olimpik sporlardaki başarısızlıklara sebep olarak da Gençlik ve Spor Müdürlükleri ile Milli Eğitime Bağlı okullardaki Beden Eğitimi öğretmenleri sorumlu tutulup, onlar etrafında çözüm aranıyor. Oysa ki, Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş kulüplerinin kendi imkanları ya da devlet desteği ile bulacakları sponsorlarla atletizmden su topuna, güreşten cirit atmaya, akla gelen değişik sporlarda kuracakları amatör şubeleri ile Türk sporu olimpik sporlarda büyük sıçrama yapacaktır. Gelelim bu yazıya neden olan habere: Eğer Fenerbahçe masa tenisinde kazanmayıp da rakibi Adana Masa Tenisi İhtisas Kulübü kazansaydı, belki de ulusal medyada yer bulmaz, yerel medyanın bir haberi olarak sınırlı kalırdı. İşte, üç "İstanbullu"nun amatör branşlara eğilmesi medyanın da ilgisini çekecek ve televizyonlarda yayınlanan spor haberlerine futbol dışında başka "spor"lar da girecektir. Hentbola meraklı bir gencin Beşiktaş takımında mı oynamak istediği, yoksa "X Belediyesinde" mi, su topuna başlayacak bir miniğin Galatasaray'da mı yoksa "X İhtisas Kulübünde" mi yüzmek istediği sorularının cevabı da aslında Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş'ın amatör şubelere yapacakları yatırımların, ülke sporu üzerinde nasıl büyük etkisi olduğunu göstermiyor mu?

5 yorum:

Alper Öcal dedi ki...

3 büyüklerin amatör branşlarda yarışmacı olması önemli. Yazdıklarına katılıyorum.

Geçen sezon da Avrupa Kupası'nda final oynayıp kaybetmişti bu masa tenisi takımı.

Fenerbahçe amatör branşlarda hayli başarılı. Sebebi de Aziz Yıldırım oraya kaynak yaratmak dışında anladığını sanıp burnunu sokmaması, şube kaptanlarına bırakması işleri.

Darısı futbolun da başına.

Adsız dedi ki...

abi eline sağlık öncelikle, güzel bir yazı ve amatör şubeler hakkındaki düşüncelerine katılıyorum ama şubenin içini yakından bilen biri olarak bunları yazmam gerektiğini düşündüm.

senin de gözlemlediğin gibi uzakdoğulu oyuncular var 3 tane. 3'ü de çinli, 100. yılda her dalda şampiyonluk parolasıyla getirildiler. aslında 2 senedir biz forma giyiyorduk takımda ama 100. yıl gelince bu arkadaşların takıma katılmasıyla direkt olarak 2. plana atıldık. o zamana kadar bizler temsil etmiştik takımı ama çinden genç yaşta onların yaşam standartlarına göre iyi paralar teklif edilerek buraya getirdiler ve Milli Takım'ı öne sürerek Türk yapıldılar. ve tabi takımdan maaş alan bizler ve bir arkadaşının ricasıyla (bu arkadaş şube başkanı gürhan abi, resimde ortada takım elbiseyle duruyor) fenerbahçeye bizi getiren hocamız kapı önüne konulduk. en hazır olduğumuz senede, belki de 3-4 senedir beklediğimiz Türkiye şampiyonasını ıskaladık bu yüzden, ve ben çok sevdiğim bu sporu bıraktım. oysa ki ben fanatik bir Galatasaraylıyım ve fenerbahçeyi herhangi bir alanda temsil etmek (değil masa tenisi miskette bile) istememe rağmen, sırf beni yetiştiren hocamı yarı yolda bırakmamak için bu takıma geldim. daha sonra dünyaca ünlü hoca slavko ve yıldızlar grubunda asya şampiyonu olan bir çinli daha getirildi, Türk yapıldı ve gerisi kendiliğinden geldi zaten. bu yüzden tebrik falan edemeyeceğim fenerbahçeyi, çünkü başarıyla ulaşmak için her yolun mübah olduğuna asla inanmadım.

bu yazıyı okuyanlar kuyruk acısı geyiği yapabilir ancak tekrar hatırlatayım ben zaten bir Galatasaraylı olarak hiç hevesli değildim fenerbahçeyi temsil etmeye, hele ki Türkiye şampiyonasında, beni sinir eden hocamın ve arkadaşlarımın çabalarının boşa gitmesiydi ve haberi aldıklarında suratlarındaki hayal kırıklığıydı. açıkça söyleyeyim Türkiye şampiyonasında fenerbahçeye bir derece kazandırmaktan son anda kurtulduğum için çok da mutsuz değildim.

senin de dediğin gibi amatör sporlara önem verilmeli ancak bu şekilde değil, çinden orta sınıf yabancıları alıp Türk yaparak olimpiyatlarda bir yere gelebileceğimizi düşünmüyorum. (gelsek çok mu gurur duyacağız, ayrıca orta sınıf dediğim elemanlardan asya şampiyonu olan genci tenzih ederim)

bana kalırsa asıl şampiyon adana masa tenisi ihtisas kulübüdür, en azından kendi yetiştirdikleri oyuncularla mücadele etmekteler masa tenisinin chelsea'sine karşı. aziz yıldırım masa tenisini bile endüstriyelleşmeyi başardı gerçekten, amatör sporların abramovich'i gibi kendisi, bunun gibi adamlar çirkinleştiriyor sporu, tebriği falan da hak etmiyorlar..

cannksk dedi ki...

adsız bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekir, adana oyuncularının da tümü çinlidir o yüzden asıl şampiyonluk falan yoktur. ayrıca fb takımının da hepsi yabancıdır türk gibi olan adam da Slobodan Grusiç'dir. masa tenisini bu hale getirenler utansın hadi a.yıldırım her haltta şampiyonluk hedefiyle bu çirkinlikleri yapıyor ama bu adamların oynamasına izin verenlere ne demeli?

bulutto dedi ki...

adana ihtisasın oyuncuları da uzak doğuluydu be abi. bi tane türk vardı sanırım o da gelmemiş yarışmaya hükmen yenik sayıldı. fenerbahçedeki çekik gözlü olmayan eleman da grujic. o da tük değil. bayanlarda ise çukurova üni. final serisinde 1-0 önde 2 yapan bitirir.

Adsız dedi ki...

masa tenisini bırakalı yaklaşık 3 sene oldu ve o zamandan beri takip etmiyordum, bu yüzden bilmiyordum adana ihtisas'ın oyuncularının yabancı olduğunu, kusura bakmayın. onlara da helal olsun, ne diyelim..

Blog Widget by LinkWithin