Amatör Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amatör Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2015 Perşembe

Basın Yalan Yazıyor



Geçtiğimiz günlerde Eskişehir'de oynanan amatör lig karşılaşmasında futbolcu ile hakem arasında yaşanılan olayı futbolseverler anımsayacaktır, hani topçunun hakeme kafa atıp, hakemin hastanelik olduğu müsabaka... Büyük puntolarla yer bulmuştu internet sitelerinde, "inanılmaz olay" diye lanse edilmişti kamuoyuna... İlk defa duyanlara da şöyle bir bilgi geçmekte fayda var, "Eskişehir futbolcu hakeme saldırı" diye google'da arattığımızda önümüze çıkan ilk siteden alıntılayalım:

Eskişehir'de oynanan bir amatör futbol müsabakasında, kırmızı kart gösterdiği futbolcu tarafından kafa ile darp edilen hakem hastaneye kaldırıldı.
HAYATİ TEHLİKESİ YOK
Tepebaşı'na bağlı Hisar Mahallesi'nde oynanan futbol müsabakasında karşı takım oyuncusuna yaptığı müdahale sonrası kırmızı kart gören A.A., maçın hakemi M.H.'ye kafa attı. Futbolcu tarafından darp edilen maçın hakemi 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hakem A.A.'nın hayati bir tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
Öte yandan futbolcu A.A. hakkında adli soruşturmanın başlatıldığı belirtildi.

Bu kadar da olur mu, futbol bu, ölüm-kalım savaşı mı diye kırmızı kart sonrası hakeme kafa atan A.A.yı lanetlediğinizi duyar gibiyim... Lakin, işin aslı acaba ajansların bize aktardığı gibi mi? Bunu asla bilemezdik, taa ki Çukurhisar Spor Kulübü Başkanı çok değerli dostum Mesut Türker'in kişisel facebook hesabından yaptığı açıklamayı okuyana kadar. Ne mi yazmış Mesut başkan:

Kamuoyu Bilgilendirme
06.12.2015 Pazar günü Çukurhisar' da oynan Çukurhisar Spor - Tepebaşı Kolej maçında yaşanan bir olay ile ilgili hem yerel hem de ulusal basında çıkan haberlerle ilgili açıklamamızdır.
Maç sırasında yaşanan olay İHA' nın dağıtmasıyla tüm basın tarafından kullanılan metindeki gibi olmamıştır.
İHA' nın kim tarafından yazıldığı belli olmayan bu metin, Emniyet güçlerinden aldığı "sağır duymaz uydurur" bilgisi saçmalığından başka birşey değildir.
Hakem arkadaşımızın maç sırasında oyun kuralları dahilinde verdiği ve saygı duyduğumuz kararlardan biri olan ikinci kırmızı kart sonrasında, futbolcumuz hakeme itiraz etmek suretiyle üzerine yürümüş ve eliyle hakemi itmiştir. Bu fiziksel temas sonunda hakem yere düşmemiş, haberlere konu olan hayati tehlikesi olacak bir durum olmamıştır.
Maçı tatil etmesinin tek sebebi verdiği yanlış kararların altında daha fazla ezilmesi ve seyirci baskısıdır.
Zaten darp raporu için gittiği hastaneden herhangi bir darp izine rastlanmadığına dair raporu ve emniyette verdiği ifadede oyuncumuzun kafa atması veya bu şekilde bir temasın olmadığı resmi ifadelerinde yer almaktadır.
Fiziksel temas sonucunda şikayetci olduğunu ve maçı tatil ettiği için şikayettinde vazgeçmeyerek yasal prosedürlerin uygulanmasını karşılıklı olarak karar verilmesi sağlanmıştır.
Fakat gelinen nokta itibariyle hakem kardeşimizin, futbolcumuzun içinde bulunduğu bu zor duruma sebep olması yanına kar olarak kalmıştır.
Çukurhisar Spor Yönetimi olarak futbolcumuzun maç stresi ile yaptığı hareketi onaylamadığımızı fakat sonrasında hakem arkadaşımızın fevriliği ile düştüğü zor durumu anlıyor ve futbolcumuzun arkasında olduğumuzu ve bu işi sonuna kadar takip edeceğimizi bilmesini isteriz.
Eğitimsiz insanlara verilen yetki ve sorumluluk sonucunda yaşanan sosyal olaylardan biridir aslında bu hafta sonu yaşadığımız olay. Bir gün öncesinde yönettiği maç hakkında hiç yorum bile yapmıyoruz bu hakem arkadaşımızın. İl Hakem Kurulu başkanımız dahil, hem bu olayın detaylarını, hem de hakem arkadaşımızın niyetini çok iyi bilmektedirler. Gerekli açıklamayı kendilerinden aynı olgunlukla bekliyoruz.
Son söz; Çukurhisar Spor, içinde bulunduğu her lige renk ve heyecan katan, daha iki sezon önce tek bir kırmızı kart görmeyerek en centilmen takım olan, taraftarı ve yeni sahası ile bu liglerin değişmez takımı olan kulübüz hakkında bir olayla negatif algı yaratılmasını kınıyoruz.
Çukurhisar Spor Yönetim Kurulu adına;
Mesut Türker
Çukurhisar Spor Kulübü Başkanı
Sami Yen günlerinde meşhur bir tezahüratımız vardı, "Basın yalan yazıyor, şampiyon olmayınca" diye... Süper lig, amatör lig fark etmez, medyanın eline düşmeyegör, siyahı beyaz, beyazi siyah yapmakta üstlerine yok... Geçmiş olsun Mesut başkan, artık hakemleri de yenmek zorundasınız, kolay gelsin...


15 Şubat 2015 Pazar

Kitap Okuyun, Okutun


Konya'nın Ereğli ilçesinde oynanacak olan Ereğlispor-Kadırhanıspor maçı öncesinde "futbol sahalarında hep görmek istediğimiz" bir eylem gerçekleşti: Bütün tribünler, sahaya çıkan takımlar ve hakemler hep birlikte aynı anda kitap okudu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlik kitap sevgisini aşılamak ve okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla gerçekleştirilirken, diliyoruz ki bu sadece tek maçla kalmaz, Ereğli'deki tüm maçlarda uygulanır, sonrasında da memleket geneline yayılır ve Süper Lig karşılaşmaları öncesinde kitap okuma etkinliği gerçekleşir. Maça elinde kitapla giden taraftar görmek, kitapçı vitrinlerinde futbol edebiyatına dair onlarca kitap görmek ütopya olmaktan çıksa hiç fena olmaz hani...

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Edirnespor GK:0-1:Çatalcaspor



  • Sultanbeyli Belediyespor galibiyeti sonrası finaldeki rakibin kim olacağını tahmin etmek üzere TFF'nin web sayfasından BAL grubu birincilerini incelerken "Rakip Edirne olsun, maç da ortada Tekirdağ'da olsun da Tekirdağ köftesi yemeye gidelim" lafı çıkınca ağızdan, kuralar sonrası bizim tahmin tam isabet olunca, "köfte"nin hatırına deplasman otobüsünden vazgeçip, atladık arabayla erkenden yol aldık Tekirdağ'ya doğru...
  • Şehrin girişinde "Nerede bu stad?" diye bakınırken, Rumeli Et Lokantası gözümüze çarptı, köfte vazifesini yerine getirip, öyle maça geçme fikri ağır bastı, daldık mekana. Tavsiye edilesi köftesi var, iki porsiyon zor doyurdu karnımızı, dönüşte de 1 kilo daha aldık, kutlamada meze niyetine...
  • Namık Kemal Stadına maçtan 2 saat evvel erken gittiğimizi düşünürken, arabayı park edecek yer bulamazken, aracı bir ara sokağa bıraktıktan sonra stada doğru yürürken, Edirneli ve Çatalcalı taraftarlardan ziyade her yer Tekirdağspor atkılı gençlerle doluydu. 


  • Tribüne girdiğimizde de manzara aynıydı, Tekirdağsporlular içerde Edirne'ye ve Hakan Sedefçi'ye küfür ediyorlardı. BAL Liginde son iki sezondur aynı grubun iki takımıydı Edirnespor GK ve Tekirdağspor ve aralarındaki maçlar pek dostane geçmemiş olacak ki, ev sahibi Çatalca'dan yana Edirne'nin karşısındaydı. Sadece maçtan evvel değil, maç içinde de Çatalcaspor için otobüslerle, özel araçlarla Tekirdağ'a kadar gelen taraftarı oturmuş çekirdek yerken, Çarşı Meydan grubunun çocukları hiç susmadan bağırdılar. 

  • İki takım da sarı-kırmızı formalı olunca Edirne sarı-kırmızı çubuklu ekipman, bizimkiler de beyaz formalarla çıkmak durumunda kaldılar maça. Onları öyle beyazlar içinde görünce, 2000 UEFA finali aklıma geliverdi. Kopenhag'ta gülmüştük, Tekirdağ'da da güldük...

  • Maç başladı da Edirne taraftarı pek gözükmüyordu meydanda ki 5. dakika sonrası onlar da kendilerine ayrılan yere geldiler. Edindiğimiz bilgilere göre, şehir girişinde Edirne'den gelen otobüsleri polis durdurmuş ve herhangi bir çatışmaya meydana vermemek için toplu halde eskort eşliğinde stada getirmiş. Tabii, maçın başına yetişemeyince, Edirneliler de ikinci yarının başında takımlarını tribüne çağırdılar, moral verdiler. Devre arasında da protokol tribüne bayağa su şişesi yağdırdılar. Bizim olduğumuz tribünden pek gözükmüyorlardı da, meşale, konfeti "sağlam" gelmişler maça...
  • Bugüne kadar bir çok maçını suni çimde oynamış Çatalcaspor, gerçek çimde oldukça zorlandı. Atılan paslarda top sanki çamura saplanmış gibi yavaşlamakta, koşarken topçuları yoruyordu zemin. Bizimkiler, sahaya alışmaya çalışırken, kendi sahaları çim olan Edirneliler daha başarılıydı top kontrolü ve paslaşmalarda. İki kalede de pek pozisyon yok, devre golsüz bitecek derken, Fatih'in pasında Osman kaleciyi geçti ve boş kaleye topu yuvarlayıverdi. 

  • Kaleci demişken Edirne kaleciyle çok uğraştı Tekirdağ'lılar ki İlkay küfürlere ve laf atmalara dayanamayıp, Kadir Hoca ve ekibine tribünleri şikayet etti de onlar ne yapsınlar, kendisini yatıştırıp, sahaya yolladılar...

  • Böyle kritik maçlarda ilk golü atmak önemliydi, Çatalca bunu başardı ve ikinci devre daha kontrollü bir oyunu seçti. Zaten BAL liginde oynadığı maçlarda kalesine pek fazla gol görmemişti, Kadir Hoca güvendi savunmasına  ve rakibi üzerine çekerek, kontralarla farkı açmayı denedi. Edirne oyunu Çatalca sahasına yıktı ama kale önünde tehlikeli pozisyon yaratmaktan uzaktı. Kornerlerle, uzaktan şutlarla beraberlik aradılar da istediklerini alamadılar.

  • Maçın bitimiyle Çatalcasporlu topçular hak ettikleri coşkuyu yaşarken, bu başarının mimarı Kadir Akbulut'un mütevaziliği dikkatlerden kaçmadı. Oyuncular hocalarını kucaklarına alıp, havaya atarken yüzü kızaran hoca, taraftarlar "İmparator Kadir hoca" diye tezahürat yaptığında da topçuları gösterip, "başarı onların, onları alkışlayın" diye işaret ediyordu.

  • Üçüncü lige çıktık çıkmasına, şimdi sevinme zamanı, bayram günleri yaşanacak bir müddet ama sonrasında "çuvaldızı kendimize batırıp" ona göre hareket etmek lazım. Öncelikle kadro yenilenecektir üst ligde mücadele için, bu şart. Ve Çatalca tribünlerine taraftarlık ve tezahürat kültürü oluşturmak ikinci vazife olmalı. Kulüp tarihinin en kritik maçında seyirci tribünü dolduruyor ama "sus pus" oturuyor, maç içinde yardımcı hocalar, yedek futbolcular, yöneticiler tellere kadar gelip, "Bağırın, bağırın, haydi" diyorsa, 12. adamın desteğinin hayati önem arz ettiği 3. ligde bu sıkıntı başa bela olacaktır. 

  • Ve stadın gerçek sahibinin bayrağı layik olduğu yere dikiliyor...  Tebrikler Kadir hoca ve öğrencileri, teşekkürler Tekirdağspor Çarşı Meydan grubu... Seneye 3. ligden deplasmanlarla yine blog sayfalarında olacağız... Takipte kalın...

  • Hakemin son düdüğü ve maç sonu coşkusu:




STAT: Namık Kemal
HAKEMLER: Hasan Avcı, Faik Polat, Gökhan Esen / Hamza Onur Zenginer
EDİRNESPOR GENÇLİK: İlkay, Semih, Tayfun, Volkansel, Murat, Celalettin, Orhan, Sertaç(Dk.81 Ramazan), Tayfun(Dk.60 Ceyhun), Turgut, Mustafa
ÇATALCASPOR: Nihat, Gökhan, Oğuzhan, İsmail, Murat Tanburacı, Umut, Fatih(Dk.85 Soner), Murat Davutoğlu(Dk.90 Ozan), Önder, Osman, Murat Yılmaz(Dk.46 Berk)
GOL: Dk.41 Osman
SARI KARTLAR: Dk.50 Sertaç, Dk.63 Emrah / Dk.90+2 Önder, Dk.90+4 Nihat

27 Nisan 2014 Pazar

Sultanbeyli Belediyespor:0-2:Çatalcaspor


  • Bölgesel Amatör Lig 10. grupta tek mağlubiyetle Zonguldak Kömürspor'un ardından Çatalcaspor ikinci olduktan sonra merak ettiğimiz rakibimizin kim olacağından çok, maçın nerede oynanacağıydı. Play-Offlarda tarafsız saha "muhabbetinden" dolayı, takımı 1.Turda yalnız bırakma "tehlikesi" vardı ki, Sultanbeyli Belediyespor rakip olarak belirlenip, müsabaka "arenası" da Vefa Stadı olunca, ilçede başladı bir "mini deplasman" telaşı... Maça da sayılı gün kalmışken, sosyal medya "sağolsun" duyurular yapıldı, otobüsler ayarlandı, duyan duymana haber saldı...
  • Maç günü otobüslerin kalkacağı stadyum cıvarına gittiğimizde "güzel" bir kalabalık vardı ve beş otobüsten fazla saydım Karagümrük'e gidecek "kervanı"... Köylerden gelen araçlar da eklenince 3.lig yolculuğu başladı. Bizim çok deplasman görmüşlüğümüz var da, daha yolun başında dağıtılan kumanyalara ilk defa şahit olduk; ekmek arası kaşar ve meyve suyu... İyi düşünülmüş... Aklımızda yiyecek yoktu, maça gitsek yeterdi de, kulüp taraftara jest yapmış... İl dışı olsaydı deplasman demek ki, başkan güzel bir tesiste ağırlayacaktı deplasecileri. Çok uzun seneler olmuştu taraftar otobüsünde bulunmadığımız, içilen sigaralar, duman altı olmamız bile rahatsız etmedi, tatlı tatlı tebessüm ettirdi geçmişi yad ederek...
  • Karagümrük'teki Vefa stadına ilk defa gittim ve oldukça beğendim. 1926 senesinde yapılmış olan stadyum, buram buram tarih kokuyor. Stadyum bir proje adı altında para harcanarak her tarafı restore edilse, tarihi dokusu bozulmadan kapasite arttırılsa İstanbul'un uluslararası piyasaya reklamının en başarılı yapılacağı mekan olur. Stada giriş, sonrasında tribüne varana kadar olan ağaçlıklı sokak misali alan ve nostaljik tribünler. Tek kelime ile hayran kaldım Vefa stadına ama o suni çim hiç ama hiç olmamış. Ne olursa olsun bu tarihi doku içindeki alana gerçek çim yapılmalı...

  • İçeri girdiğimizde Çatalca taraftarı diğer otobüsleri de beklediği için stadyum dışında "volta atarken" rakip yeşil-beyazlı SultanS grubunun yerlerini çoktan aldıklarını gördük. Kalabalık ve örgütlü gelmişlerdi, pankartlarını asmışlar, atkılarıyla bir bütünlük içinde tezahürat yapıyorlardı... Karagümrük lehinde de bağırıyorlardı ki "mekan sahibi"ni kendi taraflarına çekmek maksatlarıydı... 
  • Oyunun başlamasına 15 dakika kala da sarı-kırmızılı "Çatalcalı Aslanlar" Belediye Başkanlarını da aralarına alarak "teşrif ettiler" ki "az mı geldik acaba?" derken, bizim tribün doluverdi. İyi bir huy sahibidir Çatalca taraftarı, maçtan önce rakip takımı da tribüne çağırıp, alkışlar, bugün de aynısı oldu, davet edildi yeşil-beyazlılar tribüne. Hal böyle olunca, SultanS da Çatalcasporlu topçuları çağırdı, "Fair-Play" tavan yaptı Play-Off maçında...

  • Maç başlamadan hangi yöneticinin aklına geldiyse bilmem, Çatalcasporlu topçular kulüp dolaplarında duran genç takım, basket takımı, voleybol takımı, A takım idman malzemesi ne varsa "zimmetten düşercesine" taraftara dağıttı. Seneye demek ki formalar yenilenecek, eskileri elden çıkarmışlar. Doğal olarak da tribünde basketçi formalı, voleybol kolsuz formalı amcalar görmek tuhaf oldu.

  • Oyuna Sultanbeyli iyi başladı da rüzgarı arkasına alan Çatalcaspor çok geçmeden "dizginleri tuttu", Volkan'ın kalesine saldırdı ve daha 12. dakikada penaltı kazandı. Beraberliğin olmayacağı, üstünlük sağlanmadığında penaltılara gidecek maç öncesi topçuların idman bitimi özel penaltı çalıştıklarını biliriz de Çatalca'lı Ali Cemal'in kullandığı atış bütün bu tezleri çürütmekte. CV'sine bakıldığında o penaltıyı en rahat atması gereken topçu, çok acemice bir vuruşla takımını öne geçiremedi. Gol olsa Çatalca işin yarısını halledecekken, bu fırsatın kaçması rakibe moral, kendi arkadaşlarına "demoral" oldu. Yine de gol için geldi sarı-kırmızılılar ama soyunma odasına önde gidemediler.

  • İkinci devre rüzgarın desteğini arkasına alan Sultanbeyli Belediyesporlu oyuncular Nihat'ın kalesine saldırdılar da saldırdılar. Onlar geldikçe Çatalcalı topçular panikledi, baskı bunalttı ve "top çıkaramaz" duruma geldiler. Tabii, onlar "garip" vuruşlar, "çaylakça" paslar yaptıkça yanda Kadir Akbulut deyim yerindeyse "kafayı yedi"... Ama yılların tecrübesi devre girdi, 56. dakikada Ali Cemal, biraz da memnuniyetsiz" sahayı terkederken, yerine enerjik ve genç Murat girdi. O dakikadan sonra sarı-kırmızılı topçular oyunda biraz daha kendilerini hissettirdi ve yakaladıkları bir korner sonrası yapılan ortada İsmail'in kafası "bizim" takımı 1-0 öne geçirmeye yetiyordu. Geriye düşmenin ve 15 dakika kadar bir zamanın kaldığı telaşıyla yeşil-beyazlılarda herkes "kurtarıcı" olmaya soyundu ki, sistem-taktik bir kenara paçavra gibi bırakıldı. Geldi Nihat'ın kalesine Sultanbeyliler de çoğunlukla İsmail'e takıldılar. Bir keresinde de penaltı itirazlarında bulundular lakin top Oğuzhan'ın eline çarpmasına rağmen, rakip oyuncu kendisini pozisyon başında itince, arzuladıkları "beyaz noktayı" kazanamadılar. Maç böyle biter derken, kontra atakta topu önünde bulan Murat Davutoğlu, Çatalcaspor'u finale çıkaran skoru tayin ediverdi: 2-0.
  • Oyun başında "centilmenlik" gösterisindeki tribünler son dakikalarda birden parladılar, ayaklandırdılar cevik kuvet ekibini, set çekildi aralarına... Gölge düşecekti dostluğa da "ateş" büyümeden önlendi, söndürüldü...
  • Deplasman yolculuklarını özlemiş dedik de, maç çıkışı tribünde bekletilmek de pek yabancı gelmedi. Önce "ev sahibi?!" konumundaki Sultanbeyli Belediyespor taraftarı terk etti Vefa stadını, onlardan en az yarım saat sonra açıldı kapılar Çatalca'ya gidecek olanlar için.

  • Meşale yakıldığında herkes görüntüsünü beğeniyor, televizyoncular jeneriklerde kullanıyor, kulüpler poster,takvim,lisanslı ürün pazarlamalarında kullanıyor da bu manasız yasağın kalkması için neden kimse bir girişimde bulunmuyor. Maç başlamadan tribünde meşale yaktığı tespit edilen 4-5 kişi stadyum çıkışı emniyete alındı...

  • Semt takımı olunca kutlama stadyumda bitmiyor, ilçe sokaklarına merkezine de yayılıyor, "muzaffer komutan" edasıyla Çatalca'ya giren taraftar otobüsleri, yüklerini boşaltıp, garajlara yollanırken, taraftarlar ilçe merkezinde kutlamalarına devam ediyorlardı...
  • E-bilet'in gündem olduğu, tartışıldığı, boykot edildiği bu günlerde ultras/Movement blog okuyucularını amatör maçlara davet ediyorum. Gelsenize... Hayat burada... Futbol burada...

29 Ekim 2013 Salı

Başkanın İsyanı

Aziz Yıldırım'ın devre aralarında soyunma odasına girmesi, Ünal Aysal'ın Juventus maçı öncesi motivasyon konuşması yapması, Vefaspor başkanı Mesut Gülbaran'ın Dikilitaş beraberliği sonrası soyunma odasına girip, hocayı kovduğu konuşmanın yanında "solda sıfır" kalır. İşte o meşhur konuşma, ya da isyan, ya da sitem, ya da beddua... Adını siz koyun...

"Yedi yüz milyarlık takım kurdurdun bize, senin hiçbir işine karışmadık, istediğin bütün oyuncuları aldık ama oynanan oyun ve alınan skorlar harcanan paralarla hiç doğru orantılı değil, takım top oynamıyor, maçta gol pozisyonumuz yok, 10 kişilik takımı yenemiyoruz. Biz hangi takımı yeneceğiz, takım ilerisi için bana hiç umut vermiyor, bizler bu paraları cebimizden veriyoruz . Hiç bir yerden destek almıyoruz . Sen bunları bildiğin halde bizlere bu kadar para harcattın. Bir başarı olsa helal hoş olsun ama o da yok. Bunların bütün sorumlusu sensin, takım kamp istedi bizde büyük fedakarlık yaparak beş yıldızlı otelde kamp yaptırdık. Sonuç bu mu olmalıydı? Sana olan haklarımı helal etmiyorum bunu böyle bilesin.'' 

2 Aralık 2012 Pazar

Çatalcaspor:0-0:Kütahyaspor

Üç haftalık mağlubiyet serisinden sonra mutlak kazanılması gereken bir maçtı ama maalesef puanlar paylaşıldı ve Çatalca'nın tekradan zirveye ortak olma şansı uçup gitti. Sadece 2 puan değildi kaybolan, bir de kaleci Anıl maçın 20. dakikasında şanssız bir şekilde sakatlandı ve kasığında yırtık şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Son dakikada yenilen goller, şanssız sakatlıklar, maçlara atanan acemi hakemler, takımın üzerinde bir kısmetsizlik var ve  bakalım bu hafta Sağlıkspor maçında şeytanın bacağı kırılacak mı?



18 Kasım 2012 Pazar

Çatalcaspor:0-1:Akçakocaspor


10 dakika gecikmeyle vardık Çatalca Ziya Altınoğlu Stadına ve bizim takımın iç sahada yenik başlama huyunun klasikleşmeye doğru yol aldığını gördük: Akçakoca 1-0 önde yazıyordu skorbordda. Nasıl oldu, ne oldu bilmem ama sonrasında izlediğim 80 dakika kelimenin tam manasıyla "vakit kaybıydı". Deplasman takımı sürekli geriye yaslandı, kontralarla ikinci golü aradı, Çatalcaspor ise "yalandan" baskı yaptı. Kırmızı formalılar sürekli rakip yarı alan çevresindeydi ama kaleci Cihan'ın forması maç bitiminde pırıl pırıldı. Hafta içi kupa maçı da yok, şampiyonlar ligi mücadelesi de ama Kadir hoca nedense rotasyona gitmişti, sağ bek Ömer'i kenarda tutmuş, Ömercan'ı sağ tarafa, Çağrı'yı sola yerleştirmişti. Orta sahada klasik olarak Murat ve Emir yer alırken, forveti çiftlemiş ve Deniz'le Önder yan yana oynatmıştı Kadir Akbulut. Bizim beğendiğimiz Cenk'i hoca beğenmemiş olmalı ki, kulübede tutarken Serkan ve Ramazan Balkan'ı kanatlara yollamıştı. Bu rotasyon ilk 45 dakika sonuç vermeyince ikinci devreye sağ bek ve sağ açık alarak beraberlik için yolladı sahaya hoca ama oyunda bir kıpırtı olmadı. Devre arasında Cenk'in ısınmasına dikkat ettim de oldukça iyi hazırladı kendini maça, sahada yer alabilseydi "fark yaratabilirdi" lakin hocanın 75. dakika değişikliğinin adı belliydi: Samet. İstatistikle pek işim olmaz ama merak ettim araştırdım Samet'in oyuna girdiği dakikaları çıkardım:

Çatalca-Dikilitaş: 72. dakikada oyuna girdi
Akyazı-Çatalca:72. dakikada oyuna girdi
Çatalca-EskişehirDemir: 67.dakikada oyuna girdi
Dumlupınar Üniversitesi-Çatalca: 77.dakikada oyuna girdi
Çatalca-İstanbul: Oyuna girmedi
Adapazarı-Çatalca:76. dakikada oyuna girdi

Galatasaray'da bir zamanlar Safting döneminde Arif bu tarz joker olarak hep aynı dakikada oyuna girer ama golünü atardı. Fenerbahçe'de Semih sonradan oyuna girmeleriyle "nöbetçi golcü" lakabı kazanmıştı, Çatalca'da da Samet skorbord 70i göstermeye başlayınca hazırlıklara başlayıp, 75.te oyuna giriyor ama oyunun gidişatını değiştirdiğine rastlamadım. Umarım ileriki haftalarda oyuna girme amacını gerçekleştirir.

Bölgesel Amatör Lig 10. grupta zirve yarışını sürdürmesi adına iç sahadaki bu mücadeleyi mutlak kazanması gereken Çatalcaspor, 3 puanı rakibine vererek onları da yarışın içine dahil ettiler. Deplasmanda zaten zor kazanan sarı-kırmızılılar, iç sahada puanları dağıtırlarsa, bu işin sonu "geldiğin yere dönmek" olabilir zira Bölgesel Amatör Ligin statüsü oldukça karışık ama tek anladığımız İstanbul takımlarının kendi aralarında yarıştığı ve şimdilik bizimkiler bir tek İstanbulspor'u altına alabildiler sıralamada... Dikkatli olmanın zamanı geldi artık...

4 Kasım 2012 Pazar

Çatalcaspor:3-2:İstanbulspor Kulübü

Bir hafta boyunca garip bir hava vardı Çatalca'da; güneş bütün haşmetiyle kendini gösterir, sonbahar temkinlilerine ceket-mont attırır ama birden kara bulutlar gökyüzünü kaplar ve bırakın bardaktan boşalmasını, "sürahiden dökülürcesine" yağan yağmur sel korkusu yaşattıktan sonra gökyüzü tekrar açılır ve güneş sahnedeki rolünü yeniden alır. Bugün de Bölgesel Amatörün 10. grup maçında Çatalcaspor, evinde konuk ettiği İstanbul Erkek Lisesinin İstanbulspor Kulübünü 3-2 mağlup ederken, bölgenin havasından pek de farklı bir oyun izletmedi saha kenarındaki takipçilerine.

Yeni transferlerle güçlenmiş kadrosuyla kendi taraftarının önünde oynamanın rahatlığı ile fırtına gibi başladı karşılaşmaya sarı-kırmızılı Çatalcaspor, öyle ki daha dördüncü dakikada kaçıranın kızılcık sopasıyla dövüleceği bir pozisyonda taze Çatalcalı Deniz topu auta attığında "Kim bu uzun çocuk?" sorusu "Beykoz'dan yeni transfer." cevabını bulup, "Peki adı neymiş?" sualine yanıt gelmeye vakit kalmadan 20 numaralı golcü skorborda şık bir dokunuşla adını yazdırıyordu. Seyircinin beklentisi fırtınanın kasırgaya dönmesiydi ama havadaki bulutların aniden dağılması gibi Çatalca defansındaki Burçak ve Oktay sezonun en kötü ilk devresinde tuz-buz olunca sarı-siyahlı İstanbulspor, güneşin parlaması gibi 11. dakikada Gökmen  ve ardından Yakup'la öne geçiverdi daha devrenin ortası olmadan. Öne geçmenin avantajıyla maçı yavaşlatan konuk ekibin "oyununa" maçın bayan hakemi de alet olunca hızlı başlayan maç durdukça durdu, tadı tuzu kalmadı ve devreye Çatalcaspor 2-1 geride girdi.

İkinci yarıya Cenk'in yerine Önder'i oyuna alıp, forveti ikileyen Kadir Akbulut, fırtınanın tekrardan Serkan'ın kalesine esmesi amacı gütmüştü 15 dakikalık soyunma odası taktiğini verirken. İlk yarının başında olduğu gibi, yine tüm hatlarıyla bastırdı Çatalcaspor ve yine daha beş dakika olmadan arzuladığı golü buluverdi iki yeni transferin ortaklığı ile. Ceza sahası önünde kazanılan serbest vuruşu Ramazan Balkan sol ayağı ile sahanın en uzunu Deniz Satılmış'ın kafasına "kondurunca" genç golcüye de skorbordu değiştirmek düşüyordu. Beraberlik sonrası rakip kaleyi düşünmeye başlayan İstanbulspor, bir kaç pozisyon bulsa da, bu devre Burçak ve Oktay daha dikkatli olunca, tabelayı değiştiremiyordu. "Dünyanın her yerinde olur, lakin Türkiye ırkçılık olmaz" hipotezini güçlendirircesine, alkış ve coşku içinde son 15 dakikada oyuna dahil olan Nana, Ferhad'ın markajında yokları oynarken, bir kez kurtuldu 3 numaralı sol bekten ve onda da Deniz'i rakip ceza sahasında yalnız bırakıverdi.  İlk devrenin henüz başında daha kolayını auta atan Deniz, önündeki topu öyle bir yere vurdu ki, Ümit Aktan'ın meşhur deyimiyle "Değil Serkan, Schmeichel yahut bütün Michaeller gelse çıkaramzdı".

Kaybedilse ya da berabere bitse Çatalcasporluların üzülmesi, sinirlenmesi, kendini hırpalaması gereken bir maçtan son dakikalarda da olsa Çatalca 3 puan alarak, zirve iddiasını sürdürürken, maçın yıldızı da hattrick yapan Deniz Satılmış oluyordu. Bölgesel Lig maratonunu tek forvet Önder ile zor tamamlayacaktı Kadir hoca ve transferin son günü takıma önemli bir takviye yapılmış oldu Beykoz'dan. Deplasman takımının göze batan oyuncusu ise sol bek oynamasına rağmen, savunmada bütün pozisyonlarda yer alan Ferhad oldu. Galatasaray minik takımında kaptanlık yaparken, yaşadığı trafik kazası sonrası annesini kaybeden ve hayatı değişen  "minik kaptan"ı Çatalca'da göreceğimiz nereden aklımıza gelirdi ki. Selamlar olsun sana Ferhad, yolun daima açık olsun...

Baştan yazayım, kadınların toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olmasından yanayım, futbol da oynasınlar, hakemlik de yapsınlar ama bugünkü orta hakem o kadar berbat bir yönetim gösterdi ki, erkek olsa "dayak yemeden" sahadan çıkamazdı. Maçı tribünden izleyen bir seyirci edasıyla bırakın faul pozisyonlarında düdük çalmayı, yardımcılarının ofsayt bayraklarını ya 3-5 pozisyon sonra gördü ya da umursamadan devam ettirdi oyunu. Bereket ki futbol şansı yanındaydı da goller temiz oldu, ceza sahasında tartışılacak pozisyon meydana gelmedi. Halk arasında "ehliyeti bakkaldan mı aldın?" sorusu sorarlar ya acemi şöförlere, hakemlik kokartını nasıl aldığını merak ettik durduk bu kızcağızın maç boyunca...

30 Eylül 2012 Pazar

Çatalcaspor:2-2:Dikilitaşspor


Tarihinde ilk kez Bölgesel Amatör Ligde mücadele eden Çatalcaspor, 10. grubun ilk hafta maçında evinde konuk ettiği Beşiktaş ilçesi takımı Dikilitaşspor ile 2-2 berabere kaldı. İki takım adına da oyun ve maça konsantrasyon anlamında birbirinden farklı iki ayrı devrenin gerçekleştiği pazar öğleden sonrası karşılaşmasında, daha ilk yarım saatte 2 farklı geriye düşerek "şoke olan" sarı-kırmızılı topçular, devre biterken Erhan'ın penaltıdan attığı golle soyunma odasına umutlu girerken, ikinci 45 dakikada oyunun hakimiyetini elinde tutan taraf olup, Erhan'ın jeneriklik serbest atış golü ile beraberliği yakaladı...

Hangi seviyede olursa olsun, ilk maçlar oldukça zordur, favoriler kaybeder, galibiyet ihtimali verilmeyen takımlar büyük sürpriz yapar ve hesapta olmayan 3 puan alır ama karşılaşmalar çoğunlukla berabere biter. Bugün de Çatalca'da mevsim normalleri dışında sıcak olan bir öğleden sonrada Ziya Altınoğlu Stadı tribününün tek tarafını "tıka basa" dolduran taraftarlar böyle zorlu bir mücadele izlediler. İlk hafta merakı, hafta sonu aktivitesi, ilçenin değişik bölgelerine asılan ilan ve afişlerin etkisiyle oturacak koltuk bulunmazken tribünlerde, karşı taraf ise bomboştu, sebep deplasman tribünü. Çatalca'da bir kaç hazırlık maçına çıkan ama ilk defa böyle bir kalabalığı arkasında gören sarı-kırmızılı futbolcular, oyuna başlarken akıllarından kim bilir ne güzel duygular geçirmişlerdir ama yenik duruma düşünce belki de kulaklarına inanamadılar: Daha maçın 30. dakikası, ligin ilk maçı, her şey yeni başlamış ve bariz sinkaflar. Yine de "enseyi karartmamak lazım" zira toplu değildi küfürler, "bir kaç kendini bilmezin" bilinçsizliği olarak akıllarda kaldı. Ama bizim insanımıza biri bu ligin Bölgesel Amatör Lig olduğunu, geçen yıllarda izledikleri 1. Amatör ve Süper Amatör Lig takımlarından "çok güçlü" rakiplerle karşılaşacaklarını ve bu zorlu yolda galibiyetlerin de mağlubiyetlerin de olacağını anlatmalı. Çatalca'da futbolu bilen, bu güzel oyunu seven bir çok kalender insan var, onlar bu "seyirci" yığını içinde şimdilik azınlıkta kalıyor ama bir kaç haftaya yine tribünler gerçek Çatalcalı taraftara kalacaktır.

Saha dışından yeşil alana girdiğimizde, ilk yarı dağınık bir Çatalcaspor izledik. Genç yaşına rağmen CV'sine bakıldığında takıma tecrübe getireceğini beklediğimiz Burçak, tribünden kendisine yakıştırılan "saatli bomba" deyimini doğrularcasına "verimsiz" bir karşılaşma çıkarırken, Oktay da ileri çıkışında penaltı kazandırmasına rağmen, takım arkadaşının eksiklerini tamamlamaktan uzaktı. Savunma oyuncuları "tutukken", orta sahadan Tobby, Serkan ve Emir de günlerinde olmayınca, Çatalcaspor istediği baskıyı kuramadı iç saha maçında. Forvette Önder "iyi niyetle" mücadele ediyor lakin yanına mutlaka "striker" tabir edilen bir golcü lazım. Kadir hoca, o bölge için Erhan'ı düşünüyor ama o "serbest" oynaması durumunda daha fazla katkı verecektir...

İlk hafta kaybetseler de maruz göreceğimiz sarı-kırmızılı topçular, iyi bir geri dönüş sergileyerek belki de 3 puandan daha değerli olan "özgüveni" kazandılar. Puan ve puanlar önemlidir ama Çatalcalı Aslanların tribüne astığı pankartta yazılan kendilerinden beklenileni özetliyordu: "O Forma Sırılsıklam Olsun"

23 Eylül 2012 Pazar

Çatalcaspor:4-2:Sultangazispor


Bölgesel Amatör Ligin başlamasına bir hafta kala 10. ve 11. grupta yer alan iki İstanbul takımı Çatalcaspor ile Sultangazispor son provasını Çatalca Ziya Altınoğlu stadında yaptılar. Misafir takımı yakından takip edemediğimiz için, onlar hakkında detaylı bilgi verme şansımız olmayacak ama orta sahada oynayan 11 numaralı Samet ve  eski Çatalcaspor'lu Erdem bu ligde isimlerinden söz ettirecek futbolculardan olarak dikkatimi çekti.
Çatalcaspor'a gelirsek, bir kaç hafta evvel izlediğim Vefaspor maçından bu yana oldukça yol kat etmiş Kadir Akbulut'un takımı. Özellikle son olarak takıma katılan Erhan ve Burçak'ın takıma ekstra güç kattığı açık seçik belli ediyor kendisini, ki Erhan attığı iki golün yanında oyun içinde tecrübesi ve ağırlığını hissettiriyor arkadaşlarına.

Kalede maçı Serhad'la tamamlayan Kadir hoca, anlaşılıyor ki, Bölgesel Amatör Lig maçlarında da kendisine görev verecek. Genç kaleci geçen sezon bir çok maçta başarılıyla kalesini rakip forvetlere kapamıştı ama kritik hatalarla da hocasına "kulübeye tekme attırdığı" da akıllardan çıkmamalı. Bu sene kulübün yaptığı başarılı transferlerden biri de bölgede oynadığı futbolla beğenilen eski kaleci Cem Çalışkan'ın kaleci antrenörü olarak takıma kazandırılması. Kaleden takımı yönetme ve hızlı oyun kurma gibi konulardaki eksikliklerini kapatması adına Serhad'a Cem hoca yardım edecektir. Yedek kaleci Anıl'ı seyretme şansımız olmadı, bu sebeple karşılaştırma yapacak veriler de elimizde yok.




Savunmada bu sene Burçak ve Oktay stoper oynarken, Ömer ve Çağrı kanatlarını kapatacak rakip ekiplerin. İki sene evvel Cahit Erçevik dönemindeki Suat ve Serkan ikilisinden beri "boylu poslu" yapılı stoper eksikliği çeken ve rakip forvetler karşısında etkisiz kalan Çatalcaspor savunmasına bu sene "hızır" gibi Burçak yetişti. Oyun içinde rakip gol elemanlarını tatlı sert yıldıran Burçak, bu günün göze batan topçularından biriydi. Genç oyuncunun partneri ise Alibeykospor'dan transfer edilen Oktay olacak gibi. İki stoperden Oktay daha dağınık bir görüntü veriyor, kendisi de savunma oyuncu olan Kadir Akbulut, defansa yönelik idmanlara daha ağırlık vermeli. Geçen yıldan kalan iki oyuncu olan Çağrı ve Ömer'den, bugünkü maç sonrası sol bek oynayan Çağrı'ya alternatifler düşünüyordur tecrübeli hoca.





Çatalcaspor'un en güçlü yanlarından biri bu sene orta sahası olacaktır. Takıma yeni katılan Tommy, Erhan, Serkan ve Cenk kendilerine verilen görevin üstesinden gelecek yapıda oyuncular. 2 senedir takımda oynayan Emir de her hocanın takımında görmek istediği özelliklerde bir oyuncu. Defansla orta alan arasında bağlantı bu sene Emir'den sorulacaktır, tabii cezalar ve sakatlıklar geçen yıllarda olduğu gibi bu sene peşini bırakırsa. Alternatifini de bulmuş Kadir hoca Emir'in: siyahi oyuncu Tobby. Bugünkü maça Erhan ortada, Cenk sol açıkta başladı ama maç içinde değiştikleri gibi, BAL ligi maçlarında da Erhan'ın kanada geçip, Cenk'in ortada oynaması iki topçuyu daha da rahatlatacaktır.İki topçu da maçı kazandıran golleri, "sevdikleri" bölgede oynarken attılar...


Ve ileri uç. Sarı-kırımızılı ekipte Önder renkdaşı Galatasaray'daki Elmander gibi hava toplarını alıyor, rakip stoperlere iyi baskı yapıyor ama yanına mutlaka bir Necati lazım. Oyun içinde rakip savunmacılarla boğuşmaktan genç forvetin gol bölgelerinde topla buluşmaya "mecali" kalmıyor, oysa yanına tek vuruşları iyi yapabilecek, Sultangazispor'daki Erdem gibi çabuk bir forvet bulunursa Çatalcaspor BAL'da çok takımın canını yakabilir. Kadir hoca, Önder'in yanına siyahi Nana'yı yetiştirmeye çalışıyor ama Nijeryalı oyuncu henüz istenilen düzeyde değil.

İyisi kötüsü ile hazırlık dönemi sona erdi ve Çatalca'nın merakla beklediği Bölgesel Amatör Lig maçları yaklaştı... Bu gün dört atıp hafta sonunu mutlu kapatan sarı-kırmızılılar, umarım haftaya da konuk edecekleri Dikilitaşspor'a aynı tarifeyi uygularlar...

18 Nisan 2012 Çarşamba

Ah Amatör Vah Amatör



Geçen Cumartesi İnönü Stadında oynanması gereken Beşiktaş-Galatasaray Süper Final maçı yoğun yağmurun sahayı ağırlaştırması nedeniyle 2 gün sonraya ertelendiğini, bu kararı spor dünyasının haklı bulduğunu ve saygı ile karşıladığını blog okurları hatırlayacaktır.
Medyanın gözü önündeki maç ertelenirken, kamuoyunun pek de alakadar olmadığı amatör ligler her zamanki gibi "üvey evlat" muamelesi görmeye devam ediyor. İşte İstanbul Amatör U-16 Ligindeki Ortaçeşme-Çiğdem maçında sahanın durumu ve bu ağır koşullarda "top oynamaya" çalışan gençler.
Bu memlekette futbol niye gelişmiyor, niye bizim bir ekolümüz yok diyenlere, cevap yuklardaki fotoğraflarda...

*Fotoğraf: Haber1908 sitesinden

20 Mart 2012 Salı

Çılgın Sedat Avcılar'da

"Sen beni Ataköy'de bir kata, Tarabya'da bir yata, ve beş para etmez bir cep telefonuna, sattın!"
sözleriyle girdi hayatımıza Çılgın Sedat. Biz onu "delikanlılığın kitabının" yazar biliyorken, 2008 senesinde 35 yaşında olmasına aldırış etmeden kendi cebinden lisans ücretini ödeyerek Zeytinburbuspor'a transfer oldu. Orada 4 sene sağ açıkta top koşturduktan sonra, bu yıl ikinci amatör lig ekiplerinden Avcılar Cihangirspor'a transfer oldu "Çılgın" Sedat. İstanbulamator.com sitesinin haberine göre de takımın en disiplinli ve en çalışkan topçusu olan Sedat, şimdiden kendini yeni takımına kabul ettirmiş bile...

3 Mart 2012 Cumartesi

Tekirdağspor Marşını Arıyor


Daha bir çok Süper Lig takımında yokkken, Amatörün "Süper" Liginde mücadele eden Tekirdağspor yönetimi takıma kalıcı bir marş kazandırma adına bir yarışma düzenlemişler. 1 Mart ile 1 Nisan arasında bestekarlardan sarı-siyahlı takımı temsil edecek marş adaylarını kabul edecek Tekirdağspor, daha sonra oluşturulacak komite tarafından birinciyi seçerken, bestekara 3 bin lira ödül verecektir.Ayrıca, katılan her yarışmacıya ufak tefek ödüllerin de olacağı Tekirdağspor resmi sitesinde yazılan bilgiler arasında. Tribün bestekarlarına duyurulur...


Geçmişteki görkemli günlerimizi , gelecekte ise hep zirvede görmek istediğimiz kulübümüze yakışır coşkulu ve kalıcı bir marş oluşması için Ödüllü Marş Yarışması düzenlenmektedir.
   Sezon basında göreve geldiğimiz günden beri hedeflenen  sportif başarının yanında, kurumsal kimlik , kulübün misyon ve vizyon faaliyetlerini gerektiği,arzulanan yere taşımak isteyen  yonetim kurulumuz bir ilke daha imza atmak istiyor.
   Tüm bu çalışmalar doğrultusunda geçmişteki görkemli günlerimizi , gelecekte ise hep zirvede görmek istediğimiz kulübümüze yakışır coşkulu ve kalıcı bir marş oluşması arzusu içerisindeyiz. Yönetim kurulumuzda aldığımız karar ile 01 mart - 1 nisan süreleri içerisinde  3.000 TL   ödüllü tekirdağspor marşı yarışması düzenlemiş bulunmaktayız.
   Başvurular  1 nisan tarihinde toplandıktan sonra yönetim kurulumuzdan seçilmiş üyeler ve profesyonellerden oluşan KOMİTE tarafından yarışmanın 1.si  seçilerek  hak ettiği ödül takdim edilecek ,diğer tüm katılımcılarada hediyeleri verilecektir.
   Başvurular: Tekirdağspor Tesisleri (Çınarlı mah. Şehit Osman cad. No:1 Tekirdağ)
 SAYGILARIMLA
  E.BENAN UTKU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ

21 Şubat 2012 Salı

SAL Play Off Maçları


İstanbul Süper Amator Ligi grup maçları tamamlandı ve Bölgesel Amatör Lige yükselecek ekiplerin belirleneceği Play Off grubuna ilk ikiye kalan takımlar doğrudan yükselirken, 3. sırada olanlar yarın "var mısın-yok musun" maçı yapacak. Bu hafta sonu başlayacak Play Off grubu maçların aşağıda yer alan fikstürü, yarınki 3 baraj maçı sonrası tam olarak netleşecek...
Baraj maçı oynayacak takımlar:
(1. ve 2. grup üçüncüleri) Ömerlispor-Yıldırım Bosnaspor
(3. ve 4. grup üçüncüleri) Bağcılarspor- Zara Ekinlispor
(5. ve 6. grup üçüncüleri)Bağlarbaşıspor-Vardarspor

Tek devreli lig usulü olan ve tarafsız sahada yapılacak müsabakaların bizim açımızdan sevindirici yanı, geçen yılların aksine bu sene Çatalca'ya maç verilecek olması...Kötü haberi de sona sakladım, bir çok maç hafta içi günlerde yapılacak. Maçların gündüz 2 buçukta yapılacağı düşünülürse ya tribünler boş kalacak ya da semt aşkıyla tribünleri dolduracak taraftar patronlarla karşı karşıya gelmek zorunda kalacak... Haydi hayırlısı...



1.Hafta
14:30 İncirlispor-Vefaspor (Yıldıztabya Stadı)
14:30 Dikilitaş-Alibeyköyspor (Paşabahçe Stadı)
14:30 Çıksalın-Çatalca (Bağcılar Stadı)
14:30 Gazi Mahallesi (3 ve 4. grupların galibi) (Namık Sevik)
14:30 Çengelköyspor (5 ve 6. grupların galibi) (Başıbüyük)
12:00 Leventspor-Halide Edip Adıvarspor (Paşabahçe Stadı)
14:30 Arnavutköy Belediyespor (1 ve 2. grupların galibi) (Avcılar Turgut Özal)
Tuzlaspor (Bay)

2.Hafta
14:30 İncirlispor-Tuzla  (Selimiye Stadı)
14:30 Vefaspor-Çatalcaspor (Esenyurt Hakan Şükür)
14:30 Dikilitaş-Çengelköy (Yıldıztabya )
14:30Çıksalın–3-4 maçının galibi (Çayırbaşı)
14:30 Gazi Mahallesi-Arnavutköy Belediyespor (Mahmutbey Stadı)
14:30 Halide Edip Adıvar-5-6 maçının galibi (Bayrampaşa Belediye)
14:30 Leventspor 1-2 maçının galibi (Paşabahçe stadı)

3.Hafta
İncirli – Çatalca
Tuzla – Alibeyköyspor
Vefa – 3-4 Galibi
Çıksalın – Arnavutköy Belediyespor
Dikilitaş – Halide Edip Adıvar
Gazi Mahallesi – Levent
5-6 Galibi – 1-2 Galibi
Çengelköy BAY

4.Hafta
İncirli – Alibeyköy
Çatalca – 3-4 Galibi
Tuzla – Çengelköy
Vefa – Arnavutköy Belediyespor
Çıksalın – Levent
Dikilitaş – 1-2 Galibi
Gazi Mahallesi 5-6 Galibi
Halide Edip Adıvar BAY

5.Hafta
İncirli – 3-4 Galibi
Alibeyköyspor – Çengelköy
Çatalca – Arnavutköy Belediyespor
Tuzla – Halide Edip Adıvar
Vefa – Levent
Çıksalın 5-6 Galibi
Dikilitaş – Gazi Mahallesi
1-2 Galibi BAY

6.Hafta
İncirli – Çengelköy
3-4 Galibi – Arnavutköy Belediyespor
Alibeyköyspor – Halide Edip Adıvar
Çatalca – Levent
Tuzla 1-2 Galibi
Vefa – 5-6 Galibi
Çıksalın – Dikilitaş
Gazi Mahallesi BAY

7.Hafta
İncirli – Arnavutköy Belediyespor
Çengelköy – Halide Edip Adıvar
3-4 Galibi – Levent
Alibeyköyspor – 1-2 Galibi
Çatalca – 5-6 Galibi
Tuzla – Gazi Mahallesi
Vefa – Dikilitaş
Çıksalın BAY

8.Hafta
İncirli – Halide Edip Adıvar
Arnavutköy Belediyespor – Levent
Çengelköy – 1-2 Galibi
3-4 Galibi – 5-6 Galibi
Alibeyköyspor – Gazi Mahallesi
Çatalca – Dikilitaş
Tuzla – Çıksalın
Vefa BAY

9.Hafta
İncirli – Levent
Halide Edip Adıvar – 1-2 Galibi
Arnavutköy Belediyespor - 5-6 Galibi
Çengelköy – Gazi Mahallesi
3-4 Galibi – Dikilitaş
Alibeyköyspor – Çıksalın
Tuzla – Vefa
Çatalca BAY

10.Hafta 
İncirli – 1-2 Galibi
Levent – 5-6 Galibi
Halide Edip Adıvar – Gazi Mahallesi
Arnavutköy Belediyespor – Dikilitaş
Çengelköy – Çıksalın
Alibeyköyspor – Vefa
Çatalca – Tuzla
İncirli – 5-6 Galibi
3-4 Galibi BAY

11.Hafta 
1-2 Galibi – Gazi Mahallesi
Levent – Dikilitaş
Halide Edip Adıvar – Çıksalın
Çengelköy – Vefa
3-4 Galibi – Tuzla
Alibeyköyspor - Çatalca
Arnavutköy Belediyespor BAY

12.Hafta 
İncirli - Gazi Mahallesi
5-6 Galibi – Dikilitaş
1-2 Galibi – Çıksalın
Halide Edip Adıvar – Vefa
Arnavutköy Belediyespor – Tuzla
Çengelköy – Çatalca
3-4 Galibi – Alibeyköyspor
Levent BAY

13.Hafta
İncirli – Dikilitaş
Gazi Mahallesi – Çıksalın
1-2 Galibi – Vefa
Levent – Tuzla
Halide Edip Adıvar  - Çatalca
Arnavutköy Belediyespor – Alibeyköyspor
Çengelköy – 3-4 Galibi
5-6 Galibi BAY

14.Hafta
İncirli – Çıksalın
Gazi Mahallesi –Vefa
1-2 Galibi  - Çatalca
Levent – Alibeyköyspor
Halide Edip Adıvar – 3-4 Galibi
Arnavutköy Belediyespor – Çengelköy
Halide Edip Adıvar -3-4 Galibi
5-6 Galibi - Tuzla
Dikilitaş BAY

15.Hafta
Çıksalın – Vefa
Dikilitaş – Tuzla
Gazi Mahallesi – Çatalca
5-6 Galibi – Alibeyköyspor
1-2 Galibi – 3-4 Galibi
Levent – Çengelköy
Halide Edip Adıvar- Arnavutköy Belediyespor
İncirli BAY

19 Şubat 2012 Pazar

Beykozspor 1908:1-0:Edirne Gençlik Spor

 Bölgesel Amatör Lig 11.Grubun son sırasındaki Beykoz 1908, cezası sebebiyle seyircisiz maçta grubun ikincisi Edirne Gençlik Spor'u İstanbul'un bir diğer ucu Çatalca'da konuk etmişti. Engel değildir mesafeler aşkı yaşamaya, sarı-siyahın sevdalıları da almıştı soluğu belki de ilk kez geldikleri Ziya Altınoğlu Statında. "Sefte" gelmişlerdi Avrupa'nın bu yakasına ama nevaleleri ellerinde bölgenin amatör futbol sevdalılarının statta piiz yaptıkları mekanı bulmuşlardı bile...

 Belki onları bu "yalnız maça" beklemeyen Beykozspor'lu topçular da, sahaya çıktığında tanıdık simaları görüp, "Büyük Beykoz burayaaa" sloganlarını duyunca, tebessümle koşmuşlardı tribüne. "Boğazın Yargıçları" sahadakileri, 11 Beykozlu da tribünün dışındakilerini alkışlamıştı karşılıklı "minnet" duygusuyla...

Beykozlular, İstanbul'un bir ucundan öbür tarafına "deplase" olurken, Trakya'nın en ucundaki Edirne'den, İstanbul'un en ucundaki Çatalca'ya da gelen Gençliksporlular da vardı. Çatalcalılarla birlikte maçı takip ederken, sürekli sorulan soruydu, "Bu Edirne'nin renkleri sarı-kırmızı değil miydi? Turkuaz ne ayak?" Bir zamanların efsanesi Edirnespor düşüşe geçip, amatöre kadar inince, bölgeden yükselen takımdı turkuaz formalı Edirne Gençlik Spor ve BAL liginde temsil ediyordu Keşanspor'la birlikte en batıdaki ilimizi...

Taraftar dışarıda tellerin arkasında kendine soğuk kış gününde güneş alacak yer alırken, boyunlarında birer kartla "Ne kadar da çok görevli varmış" dedirtecek sayıda "yetkili" vardı tribünde... Seyircisiz maçın şanslı "seyircileriydi" onlar...

Maç boyu sahadaki oyun puantajı da yansıtıyordu aslında, bol puanlı Edirne Gençlik Spor oyunu rakip yarı sahaya yıkarken, onur savaşındaki Beykoz, kontralarla "bir çaksam" hesabı içindeydi. Sarı-siyahlılarda 11 numaralı Kaptan ile 10 forma numaralı orta saha göze batarken, deplasman ekibinde siyahi oyuncu dışarıdaki taraftarın beğenisini almış, "2 Ligde bile rahat oynar" yorumlarını alıyordu...

Saha içindeki oyun nasıl olursa olsun, kale arkasındaki Boğazın Yargıçları, susmadan tezahüratlara devam ediyordu. Kâh takımları lehine bağırıyorlar, kâh ezeli rakipleri Feriköy ve Karagümrük'ün kulaklarını çınlatıyorlardı. İşin ilginç yanı, Edirne takımına karşı herhangi bir olumsuz söz duyulmuyordu "Boğazın Yargıçları" pankartının arkasından...

Golsüz biten ilk devrenin ardından, ikinci 45 dakikaya yine baskılı başlamıştı Edirne'nin "Gençleri". Belki de üzerlerindeki Derince'nin berabere kalarak 2 puan kaybettiğini duymuşlardı, fazla adamla bastırıyorlardı Beykoz'un kalesine. Ve futbolun yazılı olmayan "atamayana atarlar" kuralı kendini hatırlatıyor, ani bir atakla beyaz formalılar taraftarını tellere tırmandıracak coşkuyu yaratan golü atıyor ve öne geçiyordu. Maçın bitimine 15 dakika kalmıştı, Edirne takımı bastıracak, Beykozlular ise savunacaktı kalesini "Çanakkale Geçilmez" parolasıyla...
Saate bakarken geçmiyordu dakikalar, Beykoz file bekçisi için de bir ömründen ömür geçmişti hakem son düdüğü çalana kadar ve soluğu taraftarının yanında alıyordu günün başarılı oyuncusu. Sadece o mu, bütün takım kendilerini destekleyen "vefalılarına" koşarken, Beykoz sevdalıları da engelleri tanımıyor, kucaklaşıyordu onur mücadelesinden başarıyla ayrılan oyuncularına... Coşku büyüktü, bu galibiyeti beklemeyen çoktu, onlar inanmışlardı ve başarmışlardı. Bir de Feriköy, Keşan'a kaybedince, grubun dibinde artık Beykoz yazmıyordu...

Bir file bekçisi sevinirken, diğeri de boynu bükük ayrılıyordu büyük ümitlerle geldiği "seyircisiz" maç deplasmanından. Futbol böyledir işte, sonucunu asla bilemezsin...


Ve günün karesi...

Blog Widget by LinkWithin