Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2023 Salı

R.I.P Michalis Katsouris


Futbol şiddeti maalesef bir taraftarın daha hayatına mal oldu. 

Dün gece Atina'da AEK'nın mabedi olan Ayasofya Stadında ya da sponsorlarının taktığı isim olan OPAP Arena'da AEK ve Dinamo Zagreb son idmanlarını yapmış, hocalar basın karşısına çıkmış ve herkes salı gecesi oynanacak olan maça konsantre olmuşken, OPAP Arena etrafındaki esnaf ve semt sakinlerinin polisi aramalarıyla orta çağdan kalma savaş sahnelerini andıran görüntüler medyaya yansıdı ve saatler ilerledikçe de kötü haber internet sitelerine düştü: Dinamo Zagreb ve AEK taraftarları arasında çıkan çatışmada 29 yaşındaki Michalis Katsouris hayatını kaybederken, bir çok taraftar vücutlarına aldıkları darbeler sonrası hastaneye kaldırıldı...

Peki, olaylar nasıl gerçekleşti, önlenemez miydi?


AEK ile Dinamo Zagreb arasında oynanacak olan Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı öncesi UEFA, deplasman takımının Atina'ya seyirci getirmesini yasaklamıştı. Tabii, sorunların çözümünde yasaklamanın bir işe yaramayacağı, hatta işleri daha da çözülmez duruma getirdiği bir kez daha, hem de bir insanın canı pahasına görülmüş oldu. Dinamo Zagreb'in Bad Blue Boys (BBB) grubu, Panathinaikos'lu kankaları ile iş birliği yapıp, Airbnb'den evler kiralayıp, "turist" olarak Atina seyahati planlarlar. 100den fazla taraftar minibüs ve özel araçlarla Arnavutluk sınırından geçip Atina'ya gelirler. Yol üzerinde peşi sıra geçen Hırvat plakalı araçlar yoldaki vatandaşların dikkatini çeker de Yunan polisi bu işi pek ciddiye almaz. Oysa ki 2 gün önce Hırvat yetkililerden Yunan meslektaşlarına gelen resmi belgede şöyle yazmaktadır:

"8 Ağustos 2023 Salı günü saat 21.45'te OPAP Arena'da AEK-GNK Dinamo Zagreb Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı oynanacaktır. Hırvat emniyet birimlerinin güvenilir ve doğrulanmış kaynaklardan aldığı bilgiye göre  150 kadar Dinamo Zagreb taraftarı ülkenize gelecek, bunların 100e yakını organize olan Bad Blue Boys grubu mensubu ki, bu taraftarlar Panathinaikos taraftarı tarafından karşılanacak, bazıları kendi tuttuğu Airbnb evlerinde kalırken, bazıları Panathinaikos'un dernek binalarında konaklayacak"

Bir gün sonra ise Yunan emniyeti yerel birimlerine şöyle bir belgeyi gönderir:

"AEK ve Dinamo Zagreb arasında oynanacak maçla ilgili daha önce elimize gelen bilgilere ek olarak, AEK taraftar grupları taraftarlarını OPAP Arena çevresine kombine bileti dağıtmak için davet etmektedir."


Aslında bu iki bilgi dikkatle incelenip, gerekli güvenlik önlemleri alınsa, belki bugün taraftar şiddeti yerine maç konuşulacaktı başkent Atina'da ama görevi olanlar işlerini "hafife" alınca, geriye evladını kaybetmiş bir ana, ertelenmiş bir maç, tutuklanan 100e yakın taraftar ve görevden alınan emniyet mensupları kalıyordu.

Dün geceye dönersek, çeşitli yollarla Atina'ya gelen BBB üyeleri, Pao'lu "dostları" ile buluşup, bir kaç bira içtikten sonra, metro ile OPAP Arena etrafına giderken, ellerinde meşaleler, tezahüratlar eşliğinde etrafa saldırmaya başlarlar, hatta işi daha ileri götürüp OPAP Arena'ya girmeye yeltenirler. Görgü tanıklarının ifadesine göre, polisin o anda orada olması olayları başlamadan önlemeye yetecekken, ancak yarım saat sonra olay yerine gelmiş Yunan emniyeti. Tabii, bu esnada 200 cıvarındaki "deplasman" taraftarına karşılık evlerini savunan 20-30 AEK taraftarı da kalabalıklaşmaya başlayınca molotof kokteyler, taşlar, sopalar, sandalyeler, ne varsa havada uçuşmaktaymış. O esnada bıçaklar da devreye girince 29 yaşındaki Michalis Katsouris çeşitli yerlerine aldığı darbeler sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş.





Bu olaylar sonrası bugün oynanacak olan karşılaşma Ağustos 18-19 tarihine ertelenirken, UEFA'dan gelen bilgiye göre Hırvatistan'da yapılacak olan rövanş maçı da önümüzdeki hafta ilk maç olarak seyircisiz oynanacak.

Yunan emniyeti şimdi bir yandan olayın faillerini yakalamakla uğraşırken, bir yandan da 16 Ağustos'ta Manchester City ile Sevilla arasında oynanacak olan UEFA Super Kupa maçında hem İngiltere hem de İspanya'dan gelecek taraftarlar arasında benzer olayların çıkmaması için alınacak önlemleri düşünmekte.

19 Şubat 2022 Cumartesi

R.I.P. Alkis Kampanos

 


Şubat ayının ilk günüydü ve üniversiteli Alkis Kampanos "Gece geç kalmam, döndüğümde sınavlara çalışacağım" diyerek babasına güle güle demiş, arkadaşlarıyla takılmak için Selanik sokaklarına doğru yol almıştı. Keyifli bir gecenin ardından, evlerine dağılmadan karşılarına çıkan bir grubun "Hangi takımlısınız?" sorusuna "Aris" cevabı verince bıçaklı ve sopalı "hooliganlar"ın saldırısına uğramışlardı, zira saldırganlara göre doğru yanıt: PAOK'tu...

Aris'in Kleanthis Vikelidis Stadyumuna çok yakın bir bölgede saldırıya uğrayan Aris'lilerden ikisi ağır yaralarla hastaneye kaldırılırken, Alkis vücudunun çeşitli bölgelerine aldığı yaralar ve ayağına gelen bıçak darbeleriyle kan kaybı yaşayıp, hayatını kaybeder.  "Vurmayın, daha fazla vurmayın" yakarışları hala olay yerine yakın oturanların kulaklarında yankılanmakta...

Alkis'in hayatını kaybettiği yerde bugün Aris'in renkleri olan siyah-sarı bir çok atkıyla birlikte, mumlar yanmakta. Sadece Aris taraftarları yas tutmuyor 19 yaşındaki genç için, Barcelona ve Liverpool gibi dünyanın bir çok taraftar grubu baş sağlığı mesajlarını yollamış. "Rekabet sahada olur, sokakta değil" diyerek de bir çok PAOK taraftarı üzüntülerini bildirmiş.

Olayın adli boyutuna gelirsek, cinayete karışan 11 kişi yakalanıp, göz altına alınırken, bir kişinin daha mahkemeye çıkması bekleniyor. Ayrıca, cinayetin baş sorumlularından olan ve PAOK taraftar grubu üyesi olan baş zanlının Arnavutluk'a kaçtıktan sonra emniyet güçlerine teslim olduğu belirtiliyor.

"Ateş düştüğü yeri yakar" derler, Alkis'in vefatı elbette bir çok kişinin canını yaktı ama düne kadar sıradan bir hayat yaşayan baba Aristides ve anne Melina, televizyon ekranlarına çıkarken, acılarını kalplerine gömüp, vakur bir ifade sergilemekteler. Her ikisi de futbol şiddetinin sona ermesi için çağrı yaparken, onlara katılan bir çok anne baba Selanik sokaklarında yürüyüp, "Artık bu son olsun" diye bağırmaktalar...

Alkis'in herhangi bir taraftar organizasyonuna dahil olmaması ve ülke genelindeki şiddet ve öfkenin masum bir üniversite öğrencisinin hayatını alması acıyı daha da derinleştiriyor. Ayrıca, bu cinayetin maç günü olmaması ve bir kaç güne Aris'in kendi sahasında PAOK'u konuk edecek olması gelebilecek daha başka felaketler için insanları ve yetkilileri endişelendiriyor.

Alkis'e saygısını gösteren, iki çocuk babası George, oğluna dışarda Aris forması giymemesini tembihlediğini belirtirken, bir çok babanın da aynı düşüncede olduğunu anlatıyor. Genç üniversitelinin katledildiği yere çiçekler bırakan bir kız " Sebepsiz yere hayatını kaybettin arkadaşım ama senin ölümün dünyada futbol kavgalarını bitirecek" yazılı notu da iliştirmiş bukete.

Bir çok kişi bu cinayetlerin sebebi olarak kötü ebeveynliği gösterirken, Yunanistan'daki kötü ekonomik yapı ve işsizlik oranlarının artması da şiddeti tetikleyen etmenler. Bazı insanlar, fakirliğin arttığı bu günlerde onlara zenginlik getireceği düşüncesi ile gençlerin çetelerle takıldığını söylüyorlar.

Gençken, futbol maçlarında kavga etmekten hoşlandığını ama yıllar önce bunu bıraktığını belirten bir inşaat işçisi Alkis'in anısına mum yakarken "Futbol için olmasa da bu kişiler adam öldürmek için başka bahaneler de bulacaktı. Bu sadece bir bahane. Bunlar aşırılar, fanatikler, rakip taraftarlar olarak biz yıllarca kavga ediyoruz ama kimse hayatını kaybetmedi" diye başka bir gerçekten bahsediyor.

Bu hafta Yunan hükümeti, futboldaki şiddetin sona ermesi için bir dizi ceza tasarısını parlamentoya sundu. "Topluma ve genç nesle görevimiz olduğu kadar, ülke çapındaki iyi taraftarlara karşı sorumluluğumuz var" diye görüşlerini açıkladı hükümet sözcüsü Giannis Oikonomou.

Yeni Covid-19 tedbirleri nedeniyle stadyumlara sadece 1.000 taraftarın girmesine izin verildiğinden dolayı son iki haftada çok az taraftar olayı meydana gelirken, "taraftar kulüpleri" Yunanistan'da problem olarak görülmekte, zira maç günleri "şiddet yanlısı" taraftarlar dışları grafitilerle boyanmış ve terkedilmiş binalarda toplanıp, suç teşkil edecek olaylar planlamaktalar. Bu tür yerlerin "holiganlar" için oldukça uygun "sığınaklar" olduğunu düşünen Yunan emniyeti de ülke boyunca eş zamanlı yaptığı baskınlarla bugüne kadar bir kaç yer kapatırken, bıçaklar, meşaleler, çekiçler ve daha nice suç unsuruna el koymuş. Yeni çıkacak yasalarla birlikte, eğer bu tarz kulüpler suç teşvik ederse, ivedilikle kapatılabilecek.

Bir çok taraftar ise bütün taraftar kulüplerin anlatıldığı kadar "kötü" olmadığını ve taraftarların kimseye zarar vermeden takımlarını tutkuyla destekleyebileceklerini belirtiyor. Hatta bu gibi organizasyonların yaptıkları sosyal projeler ile toplumdaki yardıma muhtaç bireylere sayısız yardımda bulunduğunun da unutulmamasını umuyorlar. Alkis'in ölümü sonrası bir PAOK taraftar grubu kendi facebook sayfasında şu ifadelere yer vermiş: "Bu futbol şiddeti şimdiye kadar son bulmalıydı. Biz üzerimize düşen sorumluluğu alıyoruz. Takımlarımıza aynı tutkuyla bağlıyız, günlük hayatta aynı sıkıntıları yaşıyoruz ve taktığımız atkıların renkleri farklı diye insan hayatını hiçe sayamayız. Bir çok takım taraftarı ile bir araya gelip, futboldaki rekabeti bir daha başka annelerin ağlamaması için değiştirmeliyiz."

Alkis'in anısına PAOK ile Aris arasında bir dostluk maçı önerilmekte ama gerçek şu ki Yunanistan'da dostluk maçı diye bir şey yok.

Şiddet olaylarının artarak devam etmesi nedeniyle 2015 yılında Yunanistan'da Süper Lig'e ara verildi. Başkent Atina'nın iki takımı Olympiakos ve Panathinaikos sosyal, kültürel ve bölgesel farklılıklar nedeniyle çatışırken, Selanik'te 1926'da İstanbul'dan göçenlerin kurduğu PAOK ile 1914'te kurulan Aris rekabeti var. Ayrıca Atina ile Selanik arasında da rekabet bulunmakta. 


Mart 2018'de PAOK başkanı Savvidis, AEK maçında hakem yönetimini beğenmediği için belinde silahla sahaya dalmış ve maç tatil edilmişti. Bu olaylardan sonra lige tekrar ara verilirken, Savvidis ruhsatsız silah bulundurmaktan değil de sahaya girmekten dolayı ceza almıştı.

O günden beri Yunanistan'da büyük maçlar problem olmaya başladı.

2018'de PAOK ile AEK arasında oynanan Yunanistan Kupası finalinde her yedi taraftara bir polis memuru düşecek şekilde 35 bin taraftarın olduğu maça 5 bin polis görevlendirilmişti. Buna rağmen maç öncesi yine taraftarlar birbirlerine taşlar ve meşalelerle saldırmış, maç esnasında tribünler de karışmıştı.

Ertesi sene yine iki takım aynı yerde finalde karşılaşınca, bin taraftara bilet satılmış, polis sayısı arttırılmış ama yine de şiddet eylemleri haber yapılmıştı.

Kasım 2021'de oynanan PAOK-Aris maçının sonlarında taraftarlar sahaya girmiş, hakemleri ve rakip takımı soyunma odasına kadar kovalamış, bir çok taraftar tutuklanmıştı. Tamamen dolu olduğunda PAOK'un Toumba stadı Avrupa'nın en göz korkutucu stadyumları arasında yer almakta. PAOK'un en ateşli taraftarlarının olduğu "Gate Four"un dışında duvar grafitilerle doluyken, kuru kafalar ve ölüm meleği şekillerinin yanında "Fuck Athens" yazmakta.


Yunanistan hükümeti boş stadyumlar istemiyor, futbola odaklanmış "normal" taraftarların tutkusunu yok etmek istemiyor. Kulüplerin maça girecek taraftarları kayıt altına alması gibi bir düşünce ortalıkta dolaşıyor ama bunun gerçekçi olması pek de olası değil. Ayrıca, bu kulüpler sadece futbol kulübü de değil, basketbol, voleybol gibi şubeleri de var ve taraftarlar bu müsabakalarda da kavga ediyor.

"Su topu maçında bile kavga gördüm" derken bir AEK taraftarı, Aris'li bir diğer taraftar şöyle ekliyor: "Her iki takımdan 250şer taraftarın olduğu basketbol maçındaydım, sadece bir halat ayırıyordu iki tribünü birbirinden. Tabii ki kavga çıktı ama cinayet, asla."

Stadların etrafında güreş, judo, kickboks ve yüzme gibi kulübün diğer branşlarının reklamları var ve bir spor branşına girmek Yunanistan'da topluma karışmak manasına geliyor. Alkis'in öldürülmesi yetkilileri başka trajediler konusunda endişelendiriyor zira maalesef sadece arkadaşlarıyla yemek yemeğe giden masum bir genç "taraftar çetesi" olarak adlandırılan kişiler tarafından katledildi.



Bu makale The Athletic dergisinden tercüme edilmiştir.

29 Şubat 2020 Cumartesi

Fenerbahçe-Galatasaray Maçı Fotoğraf ve Videolar

Kadıköy'deki "destanı" yerinden izleyen Tevfik arkadaşımızın çekmiş olduğu fotoğraflar ve videolar...
Başka yerde yok:)


























22 Şubat 2020 Cumartesi

Levski Sofya'yı Taraftar Kurtaracak


Geçen hafta yapılan Beşiktaş Genel Kurulunda Beşiktaş'ın "çiçeği burnunda" yeni başkanı Ahmet Nur Çebi "Şu an kulüpte elektrik faturasını ödeyecek para yok" diye gözleri sulanmış, çaresizliğini belirtiyordu. Yanlış transferler, menajer ücretleri, hesapsız yatırımlar derken asırlık kulüpler günümüzde ekonomik krizin sancılarını en acı şekilde yaşıyorlar. Bu kulüplerden biri de Bulgaristan'ın Levski Sofya kulübü. Kulübü borçlardan kurtarmak için başkanlığa gelen Vasil Bojkov'un yurt dışına kaçması ile sahipsiz kalan mavi-beyazlıları yaşatmak için taraftarlar ellerini taşın altına koymuş ve bağış kampanyası başlatmışlar. Buna göre Futbol Federasyonuna her ay 143 bin Bulgar levası ödeyip borcu kapatmayı planlamışlar ve şimdilik bağışlardan ve satılan bilet ile kulüp ürünlerinden toplanan miktar 288 leva, yani Mart ayının taksidi bile toplanmış... Sofya ekibinin yöneticileri de taraftara stadı doldurma çağrısı yaparak, eğer tüm biletler satılırsa 130 bin leva kazanacaklarını ve Nisan ayı taksidi için de rahat olacaklarını belirtmişler...



16 Şubat 2020 Pazar

İçerde Misin Bojkov?


Kafatası lakabıyla anılan ve 1.5 milyar dolar servetiyle Bulgaristan'ın en zengin adamı olarak bilinen Vasil Bojkov'un geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirliklerinde yakalandığı haberi düşmüştü internet sayfalarına. Vergi kaçakçılığı, insan ticareti, kültürel değerlerin özelleştirilmesi, mafya kurma ve devlet memurlarına rüşvet gibi onbire yakın suçtan Bulgar emniyeti tarafından aranan Bojkov, "paçayı kurtarmak" için Rus ortaklarının yardımı ile Rus Hükümetine sığınıp, Bulgaristan'a iade edilmek yerine Rusya'ya sığınma talebinde bulunmuş. Peki, Vasil Bojinov'u ultras/Movemet blog sayfalarına taşıyan olay nedir?

1999-2006 yılları arasında CSKA Sofya'nın başkanlığını yapan "Kafatası" Bojkov, kırmızı-beyazlı kulübün 3 Bulgaristan Ligi Şampiyonluğu ve 2 de Bulgaristan Kupası almasında katkıda bulunurken, onun zamanında Sofya'nın "kırmızılıları" Bayer Leverkusen'i UEFA Kupasında elerken, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarında Liverpool karşısında da 1-0lık bir galibiyet almışlardı. Kulübe "maddi" olarak her ne kadar fayda sağlamış olsa da CSKA taraftarı Bojkov'a beklediği ilgiyi göstermeyince, Bulgar iş adamı da kulübü bırakmıştı 2006 yılında.

Aylar yıllar geçti, Vasil Bojkov servetine servet kattı ve geçtiğimiz aylarda da 16 milyon euro gibi bir borçla lisans alamayacak duruma gelen CSKA Sofya'nın ezeli rakibi Levski Sofya'ya "yardım eli" uzattı. Zamanında başkentin "kırmızılılarını" kurtarmış olan Bojkov'un "mavileri" sahiplenmesine Levski'nin ileri gelenleri razı olmadı ama ne yaparsın, "denize düşen yılana sarılır"dı ve verilmişti mavi-beyazlı kulübün anahtarı Bojkov'a... Bu arada Bojkov'un CSKA Sofya ile bağlantısı aslında kopmamıştı zira zengin iş adamı alttan alta CSKA 1948 projesine sponsorluk yapıyordu. ( CSKA Sofya'nın borçlar nedeniyle amatöre düşürülmesinden sonra kırmızı-beyazlı kulüp Litex'in lisansını alarak tekrar Bulgaristan A Grupa'da mücadele etmeye devam etmiş ama takımın bir çok efsane oyuncusu ve yöneticisi bu olayı kabullenmeyip, orjinal CSKA'yı yaşatmak için CSKA 1948'i kurmuştu)

Bojkov, Levski Sofya'yı finansal yönden ayağa kaldırmak için "bahis şirketlerinden" birini kullanıyordu ama Bulgaristan Hükümeti anayasada bir değişiklik yaptı ve bütün özel bahis şirketlerini yasakladı, böylece Bojkov'un Levski'ye para kaynağı da "yasa dışı" hale gelmiş oldu. İşin kötüsü Bulgar emniyeti "memleketin zengini"nin mal varlığını araştırınca, bir çok suçu da gün yüzüne çıkmış oldu ve Bojkov soluğu Birleşik Arap Emirliklerinde aldı...

"Sizi iflastan kurtaracağım" diyerek Levski'yi satın alan ama daha sonra yurt dışına kaçıp, yakalanınca da servetine el konulması gündeme gelen ve mavi-beyazlıları "iflas endişesine" sevk eden Bojkov'un ezeli rakipte yarattığı travmayla "kafa bulmak" için Vasil Bojkov'un kırmızı-beyazlı atkılı "Gerçek CSKA'lı" yazan polarlı resmini kullandı CSKA'lılar kale arkası tribünde... "En büyük CSKA'lı Levski'ye en fazla zarar verendir" demiş kırmızılılar...  O zaman biz de soralım "İçerde misin Bojkov?"



9 Nisan 2019 Salı

Tribünlerde Tabut, Kutlamalarda Kafatası


Liverpool'un efsane hocası Bill Shankly'nin "Futbol ölüm kalım meselesi değildir, ondan daha mühim bir şeydir" sözünü doğrularcasına Güney Amerika'dan gelen iki haber futbol "çılgınlığının" geldiği nokta bakımından "daha ötesi olabilir mi?" diye sordurtuyor insana.
Geçen hafta Arjantin'de Racing Club beş sene aradan sonra şampiyonluğu kazanırken taraftarı da sokaklarda çılgınca eğleniyordu. Bu kutlamalar arasında biri vardı ki, elinde tuttuğu "kafatası" ile tüm dikkatleri üzerinde toplamıştı. Gabriel Aranda'ydı bu çılgın taraftar ve tek başına çıkmamıştı şampiyonluk kutlamalarına, koyu bir Racing taraftarı olan yıllar önce gözlerini hayata kapamış dedesini de yanına almıştı. Tüyler ürpertici değil mi? "Büyük babamı da getirdim. Racing oynarken sürekli bana bakıyordu ve takıma şans getirmişti, onun da burda olmaya hakkı var"


Çılgınca değil mi?
Evet ama daha delicesi Kolombiya'dan geldi...
Kolombiya'da bir kaç gün önce Cristopher Jacome adlı 17 yaşında bir genç Kukuta'nın kenar mahallelerinde futbol oynarken vurulur ve hayatını kaybeder. Her Güney Amerikalı gibi futbola düşkün olan Cristopher'in arkadaşları da talihsiz gence karşı son vazifelerini yaparlar ve naaşını tabutuyla birlikte taraftarı olduğu Deportivo Kukuta'nın maçına getirirler. İşin tuhafı tabut tribünlere gelene kadar Deportivo 1-0 mağlupken, Cristopher'in naaşının gelmesiyle takımı beraberliği sağlar ve maç bitimiyle beraber taraftarlar cenazeyi gömmek üzere mezarlığa götürür...



Ne kadar da haklıymış değil mi Bill Shankly... Futbolu sadece 22 adamın bir topun peşinden koştuğu oyun olarak görenlere selam yollayalım... Futbol hayattır, hayat...

1 Nisan 2019 Pazartesi

Kelt Haçı Cezası


Geçtiğimiz günlerde UEFA'nın Dinamo Zagreb'e Benfica ile oynadığı UEFA Avrupa Ligi karşılaşması sonrası 65 bin euro ile iki maç seyircisiz oynama cezası verdiğini duyduk spor sitelerinden. Peki neydi bu cezanın nedeni? UEFA Disiplin Komitesi gerekçeli kararında ev sahibi taraftarlarının meşale yakmasını, sahaya yabancı madde atması,  merdiven boşluklarını boş bırakmamasını ve ırkçılık yapmasını sebep göstermiş. Hırvatlar meşele, yabancı madde ve merdivenlere "tamam" diyor da "ırkçılık" ne alaka diye merak ediyorlar...
Hırvat basını da sormuş soruşturmuş ve Blue Lions grubunun pankartındaki kelt haçının ırkçılığa sebep olabileceğine kanat getirmişler. Orta Çağ Britanyasında Keltlerin Hristiyanlığa geçişiyle ortaya çıkan Kelt Haçı, 20 yüzyılda bazı ırkçı grupların simgesi olarak kullanıldığı için ırkçılığı çağrıştırmış olabilir.
Lakin bu simgeye UEFA ceza veriyorsa, formasında Kelt haçı kullanan Celtic FC ile Kuzey Irlanda milli takımlarına neden tolerans gösteriliyor diye de sormadan edememiş Hırvatlar? "Onların tarihinde bu sembol var diyecekse UEFA, bizim de köklerimizde Kelt Hacı var" diye de haksızlığa karşı duruşlarını sergilemişler.


Öte yandan, bu Hırvat takımlarının taraftarlarının pankart ya da bayrakta kullandığı bir simge yüzünden aldığı ilk ceza değil. Torcida taraftar grubunun bayraklarında Amerikan iç savaşı sırasında kullanılan konfederasyon bayrağına yer vermesinden dolayı Hajduk Split kulübü de UEFA tarafından defalarca ceza yedi.
Bu yazıyı yazarken Beşiktaş'ın Çarşı grubunun ismini pankartlara dökerken anarşizm A'sı kullanması aklıma geldi, UEFA yarın öbür gün bu konuda da bir sıkıntı çıkarmaz umarım...



28 Mart 2019 Perşembe

Lewis'in Bayrağı


Bayraklar, atkılar, pankartlar taraftarlar için değerlidir, önemlidir, kutsaldır. Hatta o kadar kıymetlidirler ki, rakip takım taraftarına kaptırıldığında o pankartı çaldıran kişi tribün hayatına veda eder, tribün grubu kendini fesh eder. Hal böyle olunca da maçlar öncesi taraftarlar stat dışında karşı karşıya geldiklerinde birbirlerinden ganimet alıp, maçta onu ters çevirip, rakip tribünü küçük düşürmek istemektedirler.
Avrupa Şampiyonası eleme grubu maçı için Karadağ'a gelen İngiliz futbolseverlere saldıran ev sahibi taraftarlar rakiplerinden ona yakın bayrak alırlar da, kaptıkları bayrak arasında oldukça özel bir bayrak da vardır. Üzerinde "2002 LEWIS 2006" yazan kırmızı beyaz bayrak neden bu kadar önemlidir?
Dört yaşındayken acımasızca öldürülen oğlu için bir bayrak yapan acılı baba ve büyük oğlu, o kara  günden bugüne kadar West Ham'ın ve İngiliz Ulusal Takımının tüm maçlarında bu bayrağı tribünlere asıp, çocuk yaşta kaybettikleri evlatlarını anmaktadırlar. İngiliz bir taraftarın twitter hesabından paylaştığı bu hikayeyi duyan Karadağ'lı ultralar, yine sosyal medya aracılığı ile pankartı iade ettiklerini  bildirmişler.
"Herkesin kendine göre ganimeti vardır ve bizim coğrafyamız olan Balkanlarda rakip tribünden bayrak almak oldukça önemlidir. Milli maç için ülkemize gelen İngiliz taraftarlardan da küçük büyük bayraklar aldık ama aralarından LEWIS'a ait olanın oldukça özel olduğunu sonradan öğrendik. Bayrağın hikayesini öğrendikten sonra İngiliz Konsolosluğuna gittik ve sahibine teslim edilmek üzere oradaki görevlilere bıraktık."
Facebook hesaplarından bayrağı iade ettiklerini duyuran Ultra CrnaGora grubunun bu jestine Lewis'in babası da "Bayrağın İngiliz Konsolosluğuna teslim edildiğini ve yarın elime geçeceğini öğrendim. Bir kere daha herkese teşekkür ederim" diyerek sevincini dile getirmiş...


7 Mart 2019 Perşembe

Taksici Manchester United Taraftarını Bıçakladı


Şampiyonlar Ligi son 16 turununun rövanş maçında Paris'te Paris Saint Germain'i 3-1 yenip sürpriz bir şekilde tur atlayan Manchester United'ın sevincini Fransız emniyetinden gelen haber "boğazında bıraktı". Karşılaşmanın bitiş düdüğü ile birlikte Parc des Princes stadından tezahuratlarla ayrılan İngiliz taraftarlardan bir grup, taksi tutup otellerine giderken, araç içinde de bestelere devam edince, taksi sürücüsü aralarında bir kadının da olduğu gruba dönüp, bu "şamataya" bir son vermelerini ister. Manchester United'li grup uyarıya aldırış etmeden "bağrış çağrışa" devam edince taksici kenarda aracı durdurup, kılıca benzer bir bıçak ile İngilizleri tehdit eder. Bu esnada gruptan bir taraftarın üzerine gelmesi sonrası Fransız sürücü bıçağını üzerine gelen taraftarın göğsüne saplayıp, olay yerinden uzaklaşır. Etraftan geçen araç sürücülerinin yardımı ile hastaneye kaldırılan İngiliz taraftar, ameliyata alınıp yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken, Fransız polisi olaya karışan taksiciyi yakalamış, lakin "kılıç"tan haber yokmuş...

5 Mart 2019 Salı

Başın Sağ Olsun Ankaragücü


Gencecik iki can... Küme düşmeme mücadelesi veren takımına inanıp, arma uğruna başkentten kalkıp, Antalya'ya deplasman yapmışlar. Sarı-lacivertli topçular da onlara şükranlarını 3 gol ve 3 puanla göstermiş... Mağlup biten maçlardan sonra deplasmanın geri dönüşü çekilmez de, galip gelince takım, o otobüs bambaşka bir hal alır... Tezahüratlar bitmez, laylayın sonu gelmez, bir sonraki maç için planlar yapılır da kimse uyumak istemez... Eren ve Mert de bu "son deplasman" dönüşünde belki yeni bir besteye başlamışlar, belki de bir hafta sonra içeride oynayacakları maçı konuşuyorlardı o aracın kendilerini taşıyan otobüse çarptığı anda...
Kara haber tez yayılır ya, deplasman otobüsünün kaza yaptığı, iki "tribün şehidinin" olduğu haberleri de çabuk duyuldu... "Futbol sana ne veriyor?" sorusunu ukalaca soranlara verdiğimiz cevapta dediğimiz gibi "Dostlar veriyor, dostlar", dünün "düşmanları" dostluk duygusuyla koştular Ankara'ya daha önce ne adını duydukları ne de yüzünü gördükleri "arma sevdalılarına" son görevlerini yapmak için... Sakaryalısı Kocaelilisi, Bursalısı Karşıyakalısı, Ankaragüçlüsü Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı Fenerlisi kol kolaydı Eren ve Mert'i sonsuzluğa uğurlarken...
Gecekondu tribün lideri Ali İmdat da bu "tribün dayanışmasına" kayıtsız kalmadı ve Ankaragücü tribün grupları olarak diğer bütün taraftar gruplarıyla geçmişten gelen husumeti bitirdiklerini ve bundan sonra herkesle dost olduklarını beyan etti...
Cennete uçan iki melek, bu dünyadan göç ederken, kalpleri gibi dostluk içinde tertemiz tribünler de bırakıp gittiler geride...
Mekanları cennet olsun... Bu dünyadaki son yolculuklarında değişik takımların atkılarıyla uğurlandıkları gibi, gittikleri yerde onları karşılayacak yine her türlü renge ait atkılar takan tribün şehitleri olacaktır...
Başın sağ olsun Ankaragücü..
Başımız sağ olsun tribün camiası...



25 Şubat 2019 Pazartesi

Levski Sofya -CSKA Sofya Derbisinden Geriye Kalanlar


15 bin taraftarın izlediği Levski Sofya-CSKA Sofya derbisinde kırmızı beyazlılar kendilerine ayrılan tribün biletlerini tamamen tüketirken, mavi-beyazlıların tarafında ise boşluklar göze çarpıyordu. Maçtan önce ise Sofya'daki Dostluk Köprüsü cıvarında Levski Sofya'nın iki taraftar grubu arasında çıkan kavgada iki polis memuru yaralanırken, 7 taraftar da göz altına alındı. Tabii, olaylar bununla da bitmedi, Serdika alış veriş merkezi önünde CSKA'lı ve Levski'li taraftarlar da birbirine girince 32 taraftar da orada göz altına alındı Bulgar polisi tarafından...  Bunlar saha dışındaki gelişmeler, peki Vasil Levski stadının içinde ne mi oldu, işte tribün fotoğrafları:













CSKA Sofya tribünleri...










Levski Sofya tribünleri...

Blog Widget by LinkWithin