UEFA Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2025 Cuma

Galatasaray:2-2:Az Alkmaar


"Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."...

Rahmetli Jupp Dewrall'in sözü. Hagi'nin de söylemişliği vardır...

"Futbol hayata fena halde benzer" düsturunu şiar edinen biri olarak benim de günlük hayatımda kılavuz edindiğim bir cümle...

Galatasaray da Hollanda'da kaybettiği 4-1lik maçın rövanşına bu düşüncelerle çıktı:

"Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."

Karış karış her metresine aşina olduğu iç sahada oynayacak, ilk maçta cezalı olan Osimhen, Sanchez ve Torreira kadroda olacak ve en önemlisi dünyada saygı duyulan taraftarı arkasında olacaktı...

Bir de erken atılacak bir gol, gençlerden oluşan rakibi bozmaya yetecekti. Sonrası zaten gelirdi, çok defa başarmamış mıydı Galatasaray bunu?


Öyle de başladılar maça. Arzulu ve istekliydi sarı-kırmızılılar...

Ama bu aşırı motivasyon "acelecilikle" karışınca istediğini yapamıyordu sahadaki Galatasaraylılar.

Oysa rakip, ilk maçın avantajıyla daha rahat oynuyor, "kafası golde" olan ev sahibinin savunmada bıraktığı boşlukları değerlendiriyordu.

Hele ki bir Poku vardı ki? 21 yaşındaki "çocuk" iki maçın da yıldızıydı... Topu önüne vurup gidiyor, Abdülkerim'i, Jelert'i, Barış'ı peşinden sürüklüyordu...

Galatasaray'ın bulması gereken pozisyonları deplasman ekibi buluyor da kalede Günay "ahtapotlaşıyordu"... Sosyal medya taraftarının yok ettiği onlarca topçudan bir diğeri olan Muslera yedekteydi, Günay sahadaydı bu maçta. Maç boyu belki ondan fazla kurtarışla, ki 2-3 tanesi karşı karşıya ve gol şansı %99 olan pozisyonlarda kalesini kapayarak arkadaşlarını ayakta tuttu Günay da, ilk devre biterken Sara'nın uzaklaştırdığı top Maikuma'ya çarpıyor, gol oluyor, ikinci yarı da ceza sahası dışından Kasius'un vuruşu fileleri sarsıyordu...




Devre biterken takımı ıslıklayanlar, Berkan oyuna ayak bastığında yuhlayanlar kalede Muslera olsa bu iki golü de Nando'ya "yazacaklardı" değil mi? Göztepe maçında Romulo topla giderken Sanchez'in vuruşu Brezilyalıya çarpıp Muslera'yı yanıltıp gol olduğunda da, Az Alkmaar ilk maçında Mijnans'ın serbest atışı doksana gittiğinde de suçlu Muslera değil miydi?


İlk devre 1-0 sona erince tur ümidi de zora girince Okan Buruk, "yüzyılın derbisini" de düşünerek Sanchez ve Mertens'i yanına alıp, Metehan ve Kerem Demirbay'ı sahaya sürdü. 

Deplasman ekibi iki farklı öne geçip, bir dakika sonra da Torreira'nın asistinde maçı en fazla arzulayan Osimhen golü attı ama sahadaki oyun pek de ümit vermeyince, Torreira da pazartesiye korunmak için kulübeye geldi, tıpkı sonraki dakikalarda Sara ve Osimhen'in yaptığı gibi...

Sahaya adım atarken yuhlanan Berkan'ın "golün asistinin asistinde" Barış, Sallai'ye rahat bir pas verdi, "Alkmaarsever" Macar topçu da ilk maçtan sonra Sami Yen'de de Owusu-Oduro'yu mağlup etmesini bildi.


2-0dan beraberliği sağlamak kağıt üstünde Galatasaray adına başarı sayılabilir lakin Avrupa'dan bu genç takıma elenmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. Ama "şimdi" bunun sırası ve yeri hiç değil... Sene sonu herkes şapkasını önüne alır, hesabını verir...

Şimdi iki sene olduğu gibi, haftada tek maç yaparak, o maça full konsantre olarak, yorulmadan sakatlanmadan üçüncü şampiyonluğu kazanma vakti...

İlk maç da karşı tarafın isteğini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyen Türkiye Futbol Federasyonun bir ilki yerine getirip, maçı yönetmesi için "yönetmeliklere aykırı" olarak göreve davet ettiği Slovenyalı hakemin düdük çalacağı Fenerbahçe derbisi...

Haydi bakalım, dünü unutup, önümüze bakma zamanı...

"Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır." demiş Baba Gündüz, medyası, federasyonu, rakipleri herkes Galatasaray'a karşı pozisyon almışken, biz kendi içimdeki "küçük hesapları" bırakıp, kapalıdaki "Konsantrasyon" pankartı etrafında birleşip, "Mayıslar bizimdir" demek için kenetlenmeliyiz...

Dün gece maçın başından sonuna kadar tezahüratlarla, oyunculara destek sloganlarıyla ultrAslan bu meşalenin ateşini yaktı...

Gazamız mübarek olsun, sonu 5. yıldız olsun...

 




Stat: Rams Park "Ali Sami Yen"

Hakemler: Anthony Taylor, Gary Beswick, Ian Hussin

Galatasaray: Günay Güvenç, Carlos Cuesta, Davinson Sanchez (Metehan Baltacı dk. 46), Abdülkerim Bardakcı, Elias Jelert, Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 61), Gabriel Sara (Yusuf Demir dk. 73), Barış Alper Yılmaz, Dries Mertens (Kerem Demirbay dk. 46), Rolland Sallai, Victor Osimhen (Berat Luş dk. 80)

Yedekler: Fernando Muslera, Jankat Yılmaz, İsa Halidi, Kadir Subaşı, Hasan Turan, Çağrı Balta, Efe Akman

Teknik Direktör: Okan Buruk

AZ Alkmaar: Rome-Jayden Owusu-Oduro, Seiya Maikuma, Wouter Goes, Alexandre Penetra, David Wolfe (Mees De Wit dk. 87), Peer Koopmeiners, Kristijan Belic (Kees Smit dk. 61), Ernest Poku, Sven Mijnans (Zico Buurmeester dk. 12), Mayckel Lahdo (Denso Kasius dk. 46), Troy Parrott (Ibrahim Sadiq dk. 87)

Yedekler: Hobie Verhulst, Jeroen Zoet, Bruno Martins İndi, Maxim Dekker, Ro-Zangelo Daal, Sem van Duijn

Teknik Direktör: Maarten Martens

Goller: Victor Osimhen (dk. 56), Rolland Sallai (dk. 70) (Galatasaray), Seiya Maikuma (dk. 43), Denso Kasius (dk. 55) (AZ Alkmaar)

Sarı kart: Elias Jelert (Galatasaray)

31 Ocak 2025 Cuma

Ajax:2-1:Galatasaray


 "Mükemmel oynamasak da mükemmel pozisyonlar ürettik" diyordu Okan Buruk ilk sekize kalma maçında Ajax'a 2-1 kaybettikten sonra yaptığı basın toplantısında. On gün önce iç sahada Dinamo Kiev'e sürpriz şekilde 2 puan verince, Hollanda deplasmanında puan kaybına tahammül yoktu ama hücümda bulunan onca pozisyon heba edilip, savunmada da "amatörce" hatalar yapınca, Galatasaray UEFA Avrupa Liginde yoluna devam etmek için play-off oynamak zorunda kalıyordu.

Ama mağlubiyetten daha da kötüsü Osimhen, Sanchez ve Torreira'nın cezalı duruma düşmüş olması... Yani takımın omurgası sonraki maçta olmayacak...


Maçın içine kısaca dönersek, dakikalar on sekize gelirken Barış'ın ortasında Osimhen'in kafası direği yalıyor, üç dakika sonra "apokerim"in uzun pasında yine Osmhen topla buluşup, karşı karşıya çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak bu defa diğer direği yalıyordu... "Mükemmel pozisyonlar" diyordu ya Okan hoca...

Ve yine bir klasik, golü ararken hemen peşinden topu kalenden çıkarıyorsun... Ev sahibinin hızlı geldiği bir anda Akpom'un plasesinde Muslera uzanarak topu çeliyor lakin Jakobs'un yerine sol bek oynayan Berkan'ın acemiliğinde boşta bekleyen Traore topu filelere yolluyordu.

Ev sahibi attığı golle "havaya" girmişti de Galatasaray yine pozisyon buluyordu, özellikle devre biterken Sara'nın ara pasında bu kez Yunus savunma elemanlarını peşine takıp ceza sahasına giriyor, yapılan müdahalede düşse penaltı olacakken ayakta kalıyor sonrasında da pas tercihi yerine kaleyi deneyince, pozisyon heba oluyordu...


İkinci devre yine tehlikeler Galatasaray'dan geliyordu, Sara'nın plasesi auta gidiyor ki pozisyonda penaltı tartışmaları yapılabilir, Kaan Ayhan'ın uzaktan aşırtmasını kaleci zorlukla kornere yolluyordu. 

Ve yine gol ararken, biz korner atarken hızlı çıkan Ajax, ceza sahasında Berkan'ın da ıskasıyla Fitz-Jim çaprazdan vuruyor, ilk devre Osimhen ve Yunus'un yapamadığını yapıp, topu çizgiden geçiriyordu...


Deplasmanda 2-0 geriye düşmek zordur, oradan maç çevirmek daha da zordur ama Galatasaray bunu başaracak fırsatları da buldu. Sara'nın şutunda kaleciden seken topu bom boş pozisyonda Batshuayi auta atıyor, bir dakika sonra savunmanın hatasından yararlanan Osimhen kaleciyi de geçiyor ama çaprazdan şutu yan ağlarda kalıyordu... 

Tekrar Okan Hocanın sözüne dönelim "Mükemmel oynamadık ama mükemmel pozisyonlar bulduk"...

O kadar net fırsat kaçınca, teselli mahiyetinde uzatmalar biterken kazanılan korner atışında oluşan karambolde Osimhen golü atıyor ama bu gol skoru değiştirmekten öteye gitmiyordu...


Stat: Johan Cruijff Arena.

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Diego Barbero, Angel Nevado (İspanya).

Ajax: Pasveer, Gaaei, Sutalo, Baas, Hato, Fitz-Jim (Dk. 79 Mokio), Henderson (Dk. 79 Rugani), Taylor, Traore (Dk. 73 Berghuis), Godts (Dk. 12 Akpom), Brobbey (Dk. 73 Weghorst).

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez (Dk. 90 Nelsson), Abdülkerim Bardakcı, Berkan Kutlu (Dk. 61 Batshuayi), Torreira, Sara, Yunus Akgün (Dk. 61 Jelert), Mertens (Dk. 69 Yusuf Demir), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90 Efe Akman), Osimhen.

Goller: Dk. 23 Traore, Dk. 58 Fitz-Jim (Ajax), Dk. 90+4 Osimhen (Galatasaray).

Sarı kartlar: Dk. 38 Osimhen, Dk. 53 Torreira, Dk. 79 Sanchez (Galatasaray), Dk. 72 Traore (Ajax).

21 Ocak 2025 Salı

Galatasaray:3-3:Dinamo Kiev


İsterseniz tarih tekerrüden ibaret deyin, isterseniz deja vu diyebilirsiniz, nasıl adlandırmak isterseniz size kalmış da Galatasaray'ın Sami Yen'de 3-0dan 3-3 e gelen Kasımpaşa maçının bir benzerini aynı sahada Dinamo Kiev karşısında bir kez daha seyretti Galatasaray taraftarı...

Ülkesinin yaşadığı savaştan dolayı uzun yıllar memleketten uzak olan, Avrupa'nın değişik stadlarında top oynayan bir zamanların efsane takımı Dinamo Kiev, sanki o meşhur "ölüm kalım" savaşında yaptığı gibi kolayca pes etmedi İstanbullu rakibine, onur mücadelesine girişti ve grupta ilk puanını alıp evine dönemedi, yine "misafir" olduğu ülkeye gitti de Sami Yen tribünlerinde Ukrayna bayraklarıyla takımlarını destekleyenlerin yüzü bir nebze de olsa gülüyordu...


Aslında fırtına gibi başladı Galatasaray maça, daha 4. dakikada Mertens'in kornerden ortasında Abdülkerim'in kafasını savunma çıkarırken, ikinci kornerde bu sefer Sanchez'in kafası skoru değiştiriyordu. Erken dakikada erken gol, Galatasaray'ı rahatlatmıştı ve oyun da zaten ev sahibin elindeydi.

Galatasaray rakibini kendi yarı sahasına hapsetmiş, tüm hatlarıyla ikinci golü aradığı bir anda top Abdülkerim'in önüne düştü, başarılı stoper kafasını kaldırdı, mesafeyi tarttı ve "yaradana sığınıp" topu bir füze edasıyla yolladı ve savunmaya da çarpan top ağlarda nefesleniyordu...


İki stoper ve iki gol...

Galatasaray taraftarı ultrAslan'ın da 24. yaş gününde parti havasına girmiş, yaptıkları tezahüratlarla ortalığı inletiyor, sahadaki aslanlar da Dinamo'ya tarihi bir yenilgi tattırmak arzusundaydı...

Mertens'in ortaları tehlike yaratıyor, Barış'ın boş kafası auta gidiyor, Barış'ın ortasında Osimhen'in şık topu pası kaleye giderken savunma oyuncusu sırtıyla çeviriyor, Torreira'nın kaptığı topta Berkan'ın şutu auta gidiyordu. 

Galatasaray pozisyonları bulup, kaçırdıkça tempo da yavaşlamaya başlıyor, oyun durağanlaşırken, rakibin ani bir atağında, yardımcı hakemin de desteği ( top taça çıkmışken, oyna kararı verdi) ile Dinamo Kiev Vanat ile farkı bire indiriyordu...


İkinci devre oldukça ilginç başladı, Galatasaray'ın kullandığı korner atışında Barış arka direkte topa elle müdahale etti ve hakem genç topçuyu ikinci sarı karttan oyundan ihraç etti. Tabii VAR Dinamo'nun ilk golünde yardımcı hakem gibi olaya seyirci kalmadı, hakemi ekrana çağırdı ve "olayın aslını" izletti: Dinamo'lu topçu Barış'ı grekoromen tarzı kündeye alınca bizimki de düşerken elle topa dokunmuş. Karar penaltıydı, Barış'ın kartı da iptal oldu.


Topun başına gelen Osimhen sert bir vuruşla farkı tekrar ikiye çıkarıyordu... Taraftar tekrardan zafer şarkılarına dönmüştü...

Takım da canlandı, Mertens'le Barış'la topu rakip ceza sahasına taşıyor, pozisyonlar buluyordu. 62. dakikada Belçikalının ortasında Osimhen'in topunu kaleci çizgide yakalıyor, bir kaç dakika sonra Yunus'un ayak dışı plasesi direği yalayarak ahlar vahlar içinde reklam panolarında sonlanıyordu. 


Atamayana atarlar derler ya, yine Kasımpaşa maçının benzeri şekilde kornerde Jakobs'un şaşkınlığını değerlendiren Yarmolenko arka direğe gelen topa dokunarak farkı tekrar bire indiriyordu. Sami Yen tekrar sessizliğe bürünmüştü...

Kasımpaşa, Riga, Elfsborg maçlarında öne geçip, skoru koruyamama "sendromu" hem taraftara hem de sahadaki topçulara sirayet edince, Galatasaray istemsiz bir şekilde savunmaya çekilince Dinamo Kiev takımı da eşitlik için Muslera'nın kalesine geldi ve yapılan bir ortada Yarmalenko Sanchez'in üzerinden kafayı vurdu, top Muslera'nın uzanamayacağı yere giderek skoru belirliyordu: 3-3...


Kalan dakikalarda ev sahibi panikle tekrar öne geçecek pozisyonları aradı da rakip savunmada dikkatliydi ama 90 +2 de Osimhen istediği kafayı altı pastan vurdu da kaleci günündeydi, top kucağında kaldı ve maç da eşitlikle sonlandı...

Tabii, rakip sevinirken, Galatasaray'da ilk defa Avrupa Liginde iç sahada puan kaybetmenin hayal kırıklığı yaşanıyor ve ilk sekize kalma hayalleri son Ajax deplasmanına kalırken, fatura ilk gol hariç gollerde suçu olmayan Muslera'ya kesiliyordu...



Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Kristo Tohver, Silver Koiv, Sander Saga

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Batshuayi dk. 86), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jabobs, Berkan Kutlu (Kerem Demirbay dk. 73), Torreira, Yunus Akgün, Mertens (Yusuf Demir dk. 90+1), Barış Alper Yılmaz (Jelert dk. 86), Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Nelsson, Berat Luş, Yalın Dilek, Efe Akman, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

Dinamo Kiev: Neshcheret, Tymchyk, Bilovar, Mykhavko, Vivcharenko, Buyalskyi (Salenko dk. 87), Mykhailenko, Shaparenko (Pikhalonok dk. 46), Voloshyn (Yarmolenko dk. 46), Kabaiev (Guerrero dk. 74), Vanat (Ponomarenko dk. 90+4)

Yedekler: Bushckan, Morgun, Diachuk, Rubchynskyi, Karavaiev, Dubinchak, Braharu

Teknik Direktör: Oleksandr Shovkovskyi

Goller: Sanchez (dk. 6), Abdülkerim Bardakcı (dk. 22), Osimhen (dk. 53 pen.) (Galatasaray), Vanat (dk. 45), Yarmolenko (dk. 68 ve 81) (Dinamo Kiev)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Jaboks, Sanchez, Osimhen, Okan Buruk (Galatasaray), Shaparenko, Tymchyk, Pikhalonok, Mykhailenko, Vivcharenko (Dinamo Kiev)

30 Kasım 2024 Cumartesi

Az Alkmaar:1-1:Galatasaray


Maça geride başlamak tabiri vardır ya, sanki dün gece Galatasaray'ın daha ilk dakikada yediği gol sonrası sarı-kırmızılılar için söylenmiş gibiydi. Üçlü savunma, ikili forvet düzeniyle deplasmana çıkan Okan Buruk'un öğrencileri Apo'nun hatalı orta sahaya çıkması, Yunus'un savunma özelliği eksikliği sebebiyle havadan gelen topu yere düşürmesi, Nelsson ve Muslera'nın ağır kalışları ile "zincirleme hatalı" bir gol yedi...


Genç ekipti rakip Az Alkmaar, kimine göre de "çoluk çocuktu" ama futbolun doğrularını öğrenmiş, ödevini yapmış ve sahada da çalıştığını gösteriyordu ev sahibi oyuncular. Topu ayaklarında tutmadan, tek paslarla geçiş hücumlarında pek maharetliydiler ki, biraz becerikli olsalar ya da Muslera kötü gününde olsa Galatasaray'lılar kendilerine gelene kadar maçı koparacak skoru da ele geçirebilirlerdi...


Ama bir de Galatasaray gerçeği vardı. Bu ligde hedefleri olan, kaliteli ve tecrübeli oyunculara sahip bir Galatasaray. Özellikle 20. dakikadan sonra oyunda hakimiyeti ele geçiren deplasman takımı Zoet'in kalesine gelmeye başladı, Mertens'in ortasında Sara'nın kafasından seken topta Osimhen golü bulamadı ama devre biterken yine Mertens'in ortasında Osi yine kafayla eşitliği sağlayan golü buldu...

Golü yazmak üç beş cümleyle kolay ama maçın Rumen hakemi Fesnic, ikinci devre biterken uzatmalarda Sanchez'in düşürülmesine nasıl "kör" kaldıysa, Osimhen'in kafasında kale çizgisini 2 metre geçen topta kayıtsız kaldı, şükür ki VAR vardı da gol geçerlilik kazandı. Kendi ligimizdeki hakemleri beğenmeyip, yabancı hakem isteyenler Türkiye Süper Ligine kimin geleceğini zannediyor böyle bir durumda? Fesniç gibi sertliğe müsaade etmekle faule izin vermeyi karıştıran hakemler gelecek bizim lige...

Icardi-Osimhen birlikteliğinin faydalı olduğunu gören Okan Buruk, çift forveti Batshuayi-Osimhen yapınca aynı faydayı sağlayamadı. Üç gün önce Bodrum'da sonradan oyuna girip galibiyet golünü attı atmasına Bats ama oyun yapısı olarak Icardi'den çok farklı ve bu düzenin "adamı" değil. Icardi bir çok pozisyonda orta sahaya kadar gelip, bir 10 numara maestro gibi ara paslar atarken, Batshuayi maalesef top kontrol edemiyor, "duvar pası"nda arkadaşlarına duvar olamıyor. Hal böyle olunca da takım atağa kalkarken birde kontra görebiliyor kendi kalesinde...

Yine de iki golcüsünde ısrar etti Okan Buruk ve ikinci yarıya genç Metehan'ı Nelsson'un yerine sürdü sahaya. Alkış alan işler de yaptı Metehan, özellikle rakibin iki net pozisyonunu keserek hocasının güvenini boşa çıkarmadı. Danimarkalı stoperin ise düşüşünün nedeni nedir, Okan hoca ve ekibinin çözeceği bir soru olarak karşılarında duruyor.


Nasıl ki ev sahibi maça golle başladı, Galatasaray da ikinci yarıya gol sevinci ile başlayacaktı ama Mertens'in ortasında Batshuayi'nin altı pasta kafasını kaleci Zoet iyi bir refleksle kornere yolladı. Çift forvetle aradığı golü bulamayınca Galatasaray, Okan Buruk  Bats'ı çıkarıp Dayı'yı sahaya yolladı ve Mertens'i Osimhen'in yanına görevlendirdi. Saha dizilişi değişti, rakip kendi ceza sahasına gömüldü ve Galatasaray onları yarmayı denedi ama 74.'te Sara'nın ortasında Abdülkerim'in kafasında direk golü engelledi... Bodrum'da Galatasaray'a 2 puan veren direkler, şimdi de borcu tahsil ediyordu... Futbol böyle işte...




Yine de 3 puan yazılıyordu Galatasaray'ın hanesine, sağ kanattan yapılan ortada Osimhen kafayla topu ağlarla kucaklaştırdı ama yardımcı hakem bayrağı kaldırıverdi. Ofsaytı gören hakem, keşke düdük çalmadan maç yöneteceğini zanneden orta hakemi Alkmaar'lı oyuncunun Sanchez'i yaka paça indirdiği için bayrak sallasaydı... O sallamadı, öbürü de görmedi, penaltı güme gitti...


Tottenham'a sahayı dar ettikten sonra Galatasaray'dan Az karşısında mutlak galibiyet bekleyenler bu skor karşısında hayal kırıklığı yaşamıştır da mini şampiyonlar ligi gibi olan bu yeni tarz Avrupa Ligi turnuvasında deplasmanda kazanılan her puan değerlidir. Önümüzdeki haftalarda bunun değerini çok daha iyi anlayacağız.

Son olarak maçın yıldızına gelelim...

Her Avrupa deplasmanında olduğu gibi ultrAslan-Avrupa ve buradan deplasmana giden "tribün çocukları" maç boyu AFAS Stadını Ali Sami Yen'e çevirdiler, topçulara deplasmanı ev yaptılar. Sağ olsunlar, var olsunlar...



Stat: AFAS.

Hakemler: Horatiu Fesnic, Valentin Avram, Alexandru Cerei (Romanya).

AZ Alkmaar: Zoet, Maikuma, Penetra, Koopmeiners, Wolfe, Clasie (Dk. 46 Kwakman), Mijnans, Buurmeester (Dk. 72 Smit), Lahdo (Dk. 72 Kasius), Ruben van Bommel (Dk. 46 Poku), Parrott (Dk. 81 Meerdink).

Galatasaray: Muslera, Abdülkerim Bardakcı, Nelsson (Dk. 46 Metehan Baltacı), Sanchez, Barış Alper Yılmaz (Dk. 86 Berkan Kutlu), Torreira, Sara (Dk. 87 Ziyech), Yunus Akgün (Dk. 86 Jelert), Mertens, Batshuayi (Dk. 65 Kerem Demirbay), Osimhen.

Goller: Dk. 2 Mijnans (AZ Alkmaar), Dk. 43 Koopmeiners (KK) (Galatasaray).

Sarı kartlar: Dk. 6 Ruben van Bommel, Dk. 73 Parrott (AZ Alkmaar), Dk. 84 Mertens, Dk. 88 Osimhen, Dk. 89 Sanchez (Galatasaray).

Kırmızı kart: Dk. 90+2 Smit (AZ Alkmaar).

8 Kasım 2024 Cuma

Galatasaray:3-2:Tottenham Hotspur


Ayaktopunu İngilizlerin icat edip, sömürgeler vasıtasıyla gittikleri ülkelerde tanıtmaları sonrası geçen yıllarla birlikte her millet kendi çapında bir tarz benimsemişti. İngilizler uzun top atmayı severken, İtalyanların "catenaccio"su  gol yememeyi önceler.  Brezilyalılar "samba" ile işin gösteri kısmındayken, Cruyff'un Hollandası "Total Futbol"dan yanadır. Ruslar komunizmin de etkisiyle "soğuk ve sistemkar" olurken, Almanlar Gegenpressing'çidir... Baltık ülkelerinden Afrika'nın çöllerine kadar her milletin kendine özgü bir oyun tarzı varken, biz Türklere özgü bir sistem yoktur. İllaki ki zorlayarak bir şeyler bulacak olursak, "vatan millet Sakarya" gazıyla kaos futbolunu tercih ederiz. Tabii, kimi zaman bu sonuç verir, milleti sokağa dökecek tarihi galibiyetler alırız, çoğu zaman da felaket sonuçlarla karalar bağlarız.

Avrupa Şampiyonalarında, Dünya Kupalarında maçları seyrederken, hep benim de ülkemin bir futbol tarzı olsun istemişimdir yıllar yılı... Lakin, ne federasyon başkanları, ne de gelen teknik adamlar bu konuda bir adım atamamıştır...

Ama, Avrupa'ya Türklere özgü bir oyun tarzı olabileceğini kazandığı UEFA Kupası ile gösteren Fatih Terim ekolünden gelen Okan Buruk, Galatasaray'ın başına geldiği iki yılda takıma oynattığı rakip alandaki pres oyunu ile Türk Oyun Sistemini icat etmiştir...

Şampiyonlar Liginde kendisinden kat be kat kuvvetli Bayern Münih, Manchester United gibi takımlara karşı Galatasaray'ın sergilediği oyun herkesin alkışını alırken, ligde de derbilerde aynı oyun tarzıyla uzun yıllardır alınmayan galibiyetleri kolayca kazanıyordu...


Ve dün gece...

"Mini Şampiyonlar Ligi" gibi olan UEFA Avrupa Liginin yeni formatının en güçlü şampiyonluk adayı Tottenham karşısında tüm beklentilerin karşısında Okan Buruk yine rakip ceza sahası önünde basan ve stoperlerini de orta sahaya kadar çıkaran pres oyununu, hem de İcardi ve Osimhen gibi iki forvet adamıyla sahneledi ve rakibini tek kelimeyle "mat" etti...


Yunus'la son haftalarda olduğu gibi yine duran toptan başlayan bir pozisyonda harika bir golle öne geçti Galatasaray, ardından golü atan Yunus'un savunma zaafi İngilizlere beraberliği getirdi ama 20 ile 70. dakikalar arası öyle şiddetli bir baskı yaptı ki Galatasaray, Tottenham hocasının maçtan sonra dediği gibi Manchester City bile olsa bu baskıya dayanamazdı... 37 yaşındaki Mertens Tottenham kalecisine "pres yapıyor", Seria A da yılın futbolcusu rozetli Icardi ve 100 milyon avroluk Osimhen stoperlerin pas yollarını kapatıyor, Sara ve Torreira onlardan seken topları pirana gibi bekliyor, Sanchez,Kaan ve Abdülkerim de duvarı orta sahaya çizgisinde kuruyordu. 

Hal böyle olunca ne mi oldu?

Geçen sene Bayern Münih'in içeride dışarıda "şansa bala" ve de hakem katkısıyla kurtulduğu Galatasaray, Premier Ligde 10 maçta 11 gol yemiş Tottenham'a 3 attı, 9-10 tane de net gol kaçırdı... Bunun dışında da en az 15 tane de pozisyon vardı...  Peki Premier Ligin en fazla gol atan ekibi, Muslera'yı kaç kez zorladı? İlk devre iki defa, ikinci yarı da 4 defa...


Cevat Prekazi demişti, "Topun canı var, isterse girer, istemezse girmez" diye, ilk devre üç defa filelrle sarmaş dolaş olan meşin yuvarlak ikinci yarı nedense ultrAslan tribünün önündeki kaleye girmek istemedi, Galatasaray da rakibine ölümcül darbeyi vuramayıp, 90+7. dakikaya kadar İngilizleri oyunun içinde tuttu.

Anyalya maç yazısını yazarken, Osimhen'in rovaşeta golünü Louvre Müzesine asalım teklifini sunmuştum, Okan Buruk da Tottenham maçını ustalık eseri olarak CVSinin en üstüne yazabilir. Bakmayın Osimhen-Kerem Demirbay değişikliği sırasında "şımarık" futbolbilmezlerin ıslıklamasına, Galatasaray'ın hocası dün gece sadece Türk Stili Futbolun "prömiyerini" yapmadı dünya futboluna, aynı zamanda şahsi olarak kendi Avrupa kariyerinin de kapısını açtı.


Aslan payını hocaya verdik ama futbol da "kaliteli ayaklarla oynanır". Antrenmanda, taktik tahtasında, video analizlerde tüm yapılacakları gösterirsin de "yetenek" yoksa o ayaklar o topu beynin hükmettiği yere yollayamazlar. Ama elinde Mertens ve Sara gibi kadife ayak varsa, meşin yuvarlak da gideceği yere itiraz etmez, Icardi ve Osimhen gibi golü koklayan golcü varsa, o topu filelerle buluşturur, Sanchez ve Kaan gibi tecrübe varsa, rakip senin kalene kolay kolay gelemez...

Her güzelin kusuru varsa, tarihi gecenin de "acısı" Icardi'nin sakatlığı... Mauro en az 6 ay sahalardan uzak kalacak maalesef. Aşkın Olayım'ı Sami Yen'de özleyeceğiz lakin Galatasaray forması ile en fazla gol atan yabancı oyuncu olmak için atılması gereken bir 14-15 gol var, o sakatlık geçecek, o goller atılacak...


Maç sonu skorbordda yer alan görsel ise pastanın çileği gibiydi: Ali Sami Bey'in Galatasaray'ın kuruluş amacını belirten o meşhur sözü:

“Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir."

Yeniyoruz başkanım, yenmeye de devam edeceğiz, sen rahat uyu...


Stat: RAMS Park.

Hakemler: Lawrence Visser, Rien Vanyzere, Thibaud Nijssen (Belçika).

Galatasaray: Muslera, Sanchez, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Sara (Dk. 85 Berkan Kutlu), Torreira, Yunus Akgün (Dk. 80 Jelert), Mertens (Dk. 73 Ziyech), Icardi (Dk. 85 Batshuayi), Osimhen (Dk. 80 Kerem Demirbay).

Tottenham Hotspur: Forster, Porro, Draguşin, Davies, Gray, Bergvall (Dk. 66 Solanke), Bissouma, Maddison (Dk. 65 Sarr), Johnson (Dk. 46 Bentancur), Son (Dk. 46 Kulusevski), Lankshear.

Goller: Dk. 6 Yunus Akgün, Dk. 31 ve 39 Osimhen (Galatasaray), Dk. 18 Lankshear, Dk. 69 Solanke (Tottenham Hotspur).

Kırmızı kart: Dk. 60 Lankshear (Tottenham Hotspur).

Sarı kartlar: Dk. 16 Mertens, Dk. 54 Sara, Dk. 90+6 Torreira (Galatasaray), Dk. 32 Draguşin, Dk. 48 Kulusevski, Dk. 60 Bissouma, Dk. 90+3 Bentancur (Tottenham Hotspur)

27 Ekim 2024 Pazar

Galatasaray:4-3:IF Elfsborg


Üçlü defans mı, yoksa dörtlü savunma mı?

Icardi ve Osimhen yana yana oynar mı?

Mertens ilk on bir mi başlar, sonradan mı oyuna girmeli?


Osimhen'in transfer döneminin son günlerinde takıma katılmasından sonra canı sıkılanın sorduğu sorulardan bazıları yukarıda...

Okan Buruk'un Galatasaray'ı iki sene arka arkaya şampiyon yapan bir sistemi vardı, iyi giden plan bozulmazdı ama gol atmak için "yaratılmış", gencecik, enerjik bir golcü "talih kuşu" olarak Florya'ya konunca, "kapris" yapmaya da gerek yoktu...

Bir teknik adam için hem zor hem de en zevkli "ev ödevi" başlıyordu, nasıl ir ilk onbirle, hangi rakibe karşı oynayacaktı...

İç sahada, taraftarın da desteğini arkasına alıp 12 kişi oynayacağını hesap eden Okan Buruk, Elfsborg karşısına hücumda Icardi ve Osimhen ile başladı... Aslında bunun bir provasını sonu pek mutlu bitmese de ligde Kasımpaşa maçında yapmıştı... Çift forvet ve arkasında Mertens, onun sağ ve solunda da Barış Alper ve Yunus. Orta saha da Sara ve Torreira'ya emanet olacaktı. Rakibin geçiş ataklarından, ki ben kontra deyimini daha çok severim, gol bulma oranın yüzde 60tan fazla olduğunu belirten Okan Buruk, savunmadaki Kaan, Sanchez ve Apo üçlüsüne destek olarak Barış ve Yunus'un "ileri geri" mekik dokumasını istemişti...


Kağıt üstünde planlandığı gibi de başladı oyun, Galatasaray işten erkek çıkan ya da okulu kırıp saat 17.30 gibi alışık olmadığı bir saatte başlayan mücadeleye gelen taraftarının desteği ile rakip kaleye baskılı başladı, Icardi ve Osimhen'in kafalarında kaleci Pettersson yızdızlaştı Mertens ve Barış'ın şutlarında savunma duvar ördü de ilk yarım saate gelirken Osimhen'in savunma arkasına koşusu ve onun Mertens'i görmesinde, Ciro'nun babasının şutu direkleri salladı ama "kurt" Icardi boş kaleye topu yuvarlamak için bekliyordu.  Gelen gol, rakibin de dengesini bozdu, on dakika sonra Sara'nın ortasında Apo'nun kafasında bir zamanlar Lazio kalecisinin yaptığı gibi Isveçli kaleci de topu içeri alınca Galatasaray iki farklı öne geçiverdi.


Galatasaray, rakibini öyle bir boğmuştu ki, misafirler bir kaç geçiş hücumu denedi ama orada da savunma elemanları ve kaleci Günay tetikteydi, hata yapmadılar ve Sara'nın portföyünde ön plana çıkan savunma arkasına paslarında bu sefer Barış topla buluştu, kontrol ve şut...

İlk yarı üç farkla sona erdi ama 45+'da peşi sıra Icardi ve Sanchez'in kornerlerden kaçan pozisyonları yarı gol değerindeydi, atmak kaçırmaktan daha kolaydı...

İkinci devre Icardi partneri Osimhen'e "sen de golü kutla" dercesine bir pas attı, Nijeryalı değerlendiremedi ama deplasman ekibi o çok namlı olduğu paslı oyununu gösterdi ve Sami Yen'de siftahı yaptı. İşlerin Kasımpaşa maçına döneceği kimsenin aklına gelmezdi ki o "unutulmaz" maçta olduğu gibi uzun uzun incelemeler sonrası Slovenyalı hakem VAR desteği ile Barış'ın elle oynamasına penaltı çaldı ve Elfsborg farkı bire indirdi.


Golün hemen ardından Barış hatasını affetirmek için Icardi'ye "al da at" pası attı ama Arjantinli forvet bu sefer "Aşkın Olayım"ı çaldıramadı Ali Sami Yen'de. Top Galatasaraylı topçuların ayağındaydı, oyun ev sahibinin kontrolündeydi ama herkesin kafasında "acaba" sorusu vardı. Ve son 10 dakikaya girilmişken, sahneye Yunus çıktı, Osimhen ile paslaşması sonrası ceza sahası içinde slalomlar yapıp, meşin yuvarlağı köşeye asıverdi...

Tribünler tekrar havaya girmiş, zafer şarkıları söylerken, kuzeyliler inatçıydı, pes etmediler, baskı kurdular Galatasaray kalesinde ve Apo'nun çıkarken kaptırdığı topla da tekrar farkı bire indirip, ümitlendiler. Onların gol için geldiği dakikalarda Sanchez'in savunmadan pasında Osimhen'in yerine oyuna giren Batshuayi iyi kontrol ve kalecinin yanından topu filelerle kucaklaştırıp, stad hoperlörlerinde ismi anılırken, hakem çoktan ofsayt kararı verip, oyunu başlatmıştı...

İlk devresi bitmesini istemediğimiz bir macera filmi, ikinci yarısı ise ara ara korku öğeleri serpilmiş sıkıcı bir sanat filmi tadında olan UEFA Avrupa Ligi üçüncü haftasındaki Elfsborg maçını Galatasaray dört gol atıp, kalesinde üç gol görerek tamamladı ve 7 puanla maç fazlasıyla zirveye oturdu... Darısı 15 gün sonra oynanacak olan Tottenham maçına...



Stat: Rams Park

Hakemler: Matej Jug, Matej Zunic, Manuel Vidali

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz (Kerem Demirbay dk. 74), Lucas Torreira (Victor Nelsson dk. 89), Gabriel Sara, Yunus Akgün (Elias Jelert dk. 86), Dries Mertens (Berkan Kutlu dk. 74), Victor Osimhen (Michy Batshuayi dk. 86), Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Atahan Ordu, Hakim Ziyech, Yusuf Demir, Ali Yeşilyurt, Efe Akman, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

IF Elfsborg: Isak Pettersson, Ibrahim Buhari, Sebastian Holmen, Terry Yegbe (Johan Larsson dk. 90), Simon Hedlund, Besfort Zeneli (Andri Baldursson dk. 77), Timothy Ouma, Niklas Hult, Ahmed Qasem (Rami Kaib dk. 82), Arber Zeneli (Jalal Abdullai dk. 76), Michael Baidoo (Emil Holten dk. 82)

Yedekler: Melker Uppenberg, Marcus Sorensen, Gustav Henriksson, Jens Thomasen, Eggert Gudmundsson

Teknik Direktör: Oscar Hiljemark

Goller: Mauro Icardi (dk. 28), Abdülkerim Bardakcı (dk. 39), Barış Alper Yılmaz (dk. 44), Yunus Akgün (dk. 83) (Galatasaray), Niklas Hult (dk. 52), Michael Baidoo (dk. 65 pen.), Johan Larsson (dk. 90+2) (IF Elfsborg)

Sarı kartlar: Terry Yegbe, Niklas Hult (IF Elfsborg)

5 Ekim 2024 Cumartesi

Rigas Skola:2-2:Galatasaray


Tarih tekerrürden ibarettir derler...

Bir çok olay zaman dilimleri içinde tekrarlanır.

İnsanoğlu bu yaşanmışlıklardan ders alıp, geleceğini inşa eder.

En azından "medeni" devletler bunu yapar...

Galatasaray da 5 gün evvel kendi sahasında yaşadığı 3-3lük Kasımpaşa maçının bir benzerini UEFA Avrupa Liginde Rigas Skola karşısında yaşadı...

2-0 öne geçip, güle oynaya bitireceği maçı 2-2 bitirip, büyük bir kaosla döndü memlekete...


Brad Pitt ve Morgan Freeman'ın 1995 yapımı Seven filmini seyreden vardır. İnsanoğlunun 7 ölümcül günahından bahseder ve bunlardan beşincisi "kibirdir"...

Galatasaraylı topçular son iki maçtır bu ölümcül günahın cezasını çekiyor, bedelini taraftara ödetiyorlar. Nasıl ki Kasımpaşa'yı küçümsedi ve 6-7 kişilik rotasyon yaptı Okan Buruk, Galatasaraylı topçular da doğru dürüst sahası olmayan Letonya takımını "ciddiye almadı". Neredeyse Galatasaraylı herhangi bir oyuncunun aldığı maaşla koca takımı kuran Rigas Skola karşısında as kadro ile sahaya çıkıp, ilk 40 dakikada da pozisyon vermeyip, %70 topla oynayıp, Mertens ve Yunus'un attığı hem organizasyon hem son vuruş olarak şapka çıkarılacak ile golle 2-0 öne geçince, kafalara "nasılsa kazandık" düşüncesi girince, rakip 2 kere geldi, iki de gol atıverdi...

"Futbol hayata fena halde benzer" sözü yaşam sloganımdır. Nasıl ki hayatta kibirli olmayacaksınız, futbolda da kibirli olanı cezalandırırlar...  Daha ligin erken haftalarında alınan bu dersler umarım sarı-kırmızılılar için faydalı olmuştur...

Seven filminde bir de "Tembellikten" bahseder... O da ölümcüldür... Geçen yıldan beri sayısız maç oynayan Galatasaraylı topçuların maçların ikinci devreleri oyundan düşmelerini "yorgunlukla" açıklamak isterim. Ama ya "kibirle birlikte tembellik varsa"... Antrenmanlarda dört dörtlük çalışma yapmıyorlarsa? Orada devreye Okan Buruk girecektir, "arkadaşlık başka, iş başka" deyip, forma adaleti sağlamalıdır, hak edene vermelidir parçalıyı önümüzdeki maçlarda...


Maçları sürekli tuttuğumuz takımın penceresinden değerlendiriyor, rakibi yok varsayıyoruz da, perşembe gecesi sahada derli toplu, sistemli ve haddini bilen bir rakip vardı. "Otobüsü çekmek" deyimini gerçekleştirircesine, 11 kişi ile savunma yaptılar, top kaptıklarında da uzun vurup ileri uç adamlarından şans beklediler, çalıştıkları da oldu, bir puanı kaptılar... Bundan sonra puan alabilirler mi, seyredeceğiz, göreceğiz...

Bitirirken, 600 bin euroya oynayan Ikounieks'i bizim Süper Lig takımları bir değerlendirsin bence, fena oyuncu değil...

Stat: Daugava

Hakemler: Filip Glova, Daniel Polacek, Peter Bednar (Slovakya)

RFS: Ondoa, Savalnieks (Dk. 46 Bolodis), Prenga, Lipuscek, Njie, Marhiev, Panic, Odisharia (Dk. 90+4 Stuglis), Ikounieks, Kouadio (Dk. 77 Osuagwu), Ndjiki (Dk. 26 Zelenkovs)

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan (Dk. 64 Batshuayi), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Dk. 86 Berkan Kutlu), Jakobs, Torreira (Dk. 77 Kerem Demirbay), Sara, Barış Alper Yılmaz, Mertens (Dk. 87 Yusuf Demir), Yunus Akgün, Icardi

Goller: Dk. 12 Mertens, Dk. 38 Yunus Akgün (Galatasaray), Dk. 40 Ikounieks, Dk. 55 Odisharia (RFS)

Sarı kartlar: Dk. 18 Yunus Akgün, Dk. 85 Kerem Demirbay (Galatasaray), Dk. 31 Panic, Dk. 83 Ikounieks (RFS)

28 Eylül 2024 Cumartesi

Galatasaray:3-1:PAOK

 


İzmir marşı ile karşıladık...

Gençlik marşı ile uğurladık...

25 Eylül gecesi Galatasaray'ın yeni formatıyla UEFA Avrupa Liginde oynadığı PAOK maçının kısa özeti yukarıdaki iki cümlede saklı...

Futbol müsabakalarını siyasi zemine çekmek, futbol taraftarından ziyade siyasilerin işine daha çok gelir. Yunanistan ve Türkiye arasında bizim çocukluğumuzda oluşan gerginlik son yıllarda nihayete ermiş, özellikle bu yaz Türk turistler Yunan adalarında tatillerinde geçirmiş, komşu ekonomiye can vermişti...

Lakin, hiç gereği yokken PAOK sosyal medyasında deplasman taraftarlarını gösteren fotonun altına "Konstantinopolis Yolu" yazması tepki çekince, maçın havası spordan siyasete çekiliverdi..


Buna rağmen, Galatasaray futbolu takımı saha içinde kalmayı tercih etti. Okan Buruk'un takımı Rize maçından beri yakalamış olduğu olumlu havayı bozmadan, aynı hırs ve ciddiyetle sahaya çıktı ve çok "temiz" bir oyunla hem 3 puan kazandı, hem de +2 averaj yapmış oldu. Bu yeni formatta averaj ve atılan goller çok ama çok değerli olacaktır.

Cezalı Muslera dışında Kadıköy fatihi kadro ile maça başladı Okan Buruk, zaten hocayı yakından bilenler bilir, pek fazla değişikliği sevmez, inandığı ve güvendiği oyuncularla çıkar maçlara. Takım da cumartesi gecesinin devamını oynar gibiydi, daha dakika dolmadan Kaan'ın ortasında Osimhen boş kafayı vurdu, auta gitti.

Kırılma anları derler ya, çarşamba gecesi Sami Yen'de çok vardı onlardan. Osimhen atsa ilk dakikada maç çok farklı olacak, 45'te PAOK'lu Konstantelias'ın şutunu Günay çıkarmasa iş çok değişik yere gidecek. Bu arada Yunanlı bu genç forvetin adını bir kenara not edelim, iyi topçu olacak...


Dakika 75 kenarda yedekler beklerken top taca çıksa, Yunus oyundan alınacak ama oyun devam edince Kaan-Mertens-Osimhen paslaşmalarından Yunus takımı öne geçiriverdi...

Futbol, kırılma anları, tahmin edilmezliği ile çok daha güzel...


Tahmin edilmezlikten devam edelim, Jakobs transferi ilk duyulduğunda Paris'te sürgünde olan Cem Uzan'ın bir tweeti vardı: Jakobs gece kulübünde, alemde diye... Çocuk daha gelmeden algı yapıldı, bir çokları sol beki "çöp" diye mimledi... Oysa ki, önce Kadıköy'de Tadiç'i oyundan silmesi, sonra PAOK maçında ileri geri mekik dokuması ile tüm algıları çökertti Jakobs... Diyelim ki alemleri seviyor, sahada bu mücadeleyi göstersin, gece hangi barda soluğu alırsa alsın, bana ne, ahlak bekçisi miyim?

Galatasaray öyle bir maç çıkardı ki, oyuncuların saha içinde yüzlerinden yaptıkları işten zevk aldıkları çok belliydi. "Ne yaparsan yap, aşkla yap" der ya ultrAslan'ın kuruluş toplantılarına da katılan Galatasaraylı Kenan Doğulu,  severek yapılan işin başarısız olması mümkün değil... 

Maçın İspanyol hakemi Hernandez, çok düdük çalmayı sevmeyen biri belli ki, ikili mücadelelerde sürekli "oyna devam " dedi de, 25te Mertens'e atılan dirsek ile 89'da Icardi'nin ayağına vurulması futbol kurallarında "penaltı" cezası gerektiriyordu ama "futbol erkek oyunu" diyen hakem bunları "yumuşak" gördü...


Futbol Erkek Oyunu diye bir söz vardı da, artık bu lakırdı Galatasaraylılar için tedavülden kalkmalı zira PAOK maçından dakikalar önce Cekya'da oynan Şampiyonlar Ligi Play Off maçında Galatasaray Kadın Futbol Takımı, Slavia Prag'ı 2-1 mağlup ederek Türkiye Kadınlar Futbol liginde ilk defa bir Türk takımı Şampiyonlar Liginde gruplara kaldı... Kızları tebrik edelim, erkek meslektaşlarının bu sene başaramadığını onlar başardı...

Galatasaray bu sene transfer yapamadı diye "ağlayanların önüne" Okan Buruk Yunus'u koydu. Geçen sezon Sami Yen'de Fenerbahçe'ye kaybedilen maçtan sonra Mert Hakan koridorlarda bağırırken Yunus tepki vermiş ve o gün demiştim "Bu sene Galatasaray'ın en iyi transferi Yunus olacak" diye... Şimdilik haklı çıkardı beni, sağ olsun... Abdülkerim de yanında Sanchez olunca daha bir güvenli oynuyor, eski havasını buldu, hem top kesiyor hem de hucuma çıkışlara başladı. Sara, Sergio Oliveira'nın ilk sezonu gibi ipleri eline aldı, rakip ceza sahasına giren 8 numara oldu, rakibe eşleşme problemi çıkarıyor, topu ayağına aldığında da kadife paslarla arkadaşlarını oyuna sokuyor. Mertens yıllanmış şarap gibi, seyretmeye doyamıyoruz, bek top kaptırınca onun kademesine Mertens koşuyor, maşallah... Milyonluk Osimhen ise egosuz arkadaşlarına asist yapmayı gol atmaya tercih ediyor. Bir de gol vuruşlarına son anda biri değmese de Osimhen'e yazılsa, Rize'de Apo, burda Baba, Nijeryalıdan rol çaldılar...


Ve Icardi... Bir nesil Metin Oktay'ı gördü... Biz Hagi'yi seyrettik... Bu nesil de o kadar şanslı ki Icardi'yle coşuyor Galatasaray maçlarında... Kerem'in pasında ceza sahası köşesinden o plaseyi kaç topçu yapar? Bir elin parmaklarını geçer mi? Sanmam... Bir kez de yapmadı, daha önceki maçlarda da aynı vuruşla "Aşkın Olayım" çaldırdı stadyum hoparlorlerinden...



Stat: RAMS Park

Hakemler: Alejandro Hernandez, Jose Naranjo, Diego Sanchez Rojo (İspanya)

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan (Dk. 84 Jelert), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jakobs, Torreira, Sara, Barış Alper Yılmaz (Dk. 87 Batshuayi), Mertens (Dk. 77 Kerem Demirbay), Yunus Akgün (Dk. 88 Berkan Kutlu), Osimhen (Dk. 77 Icardi)

PAOK: Kotarski, Jonny, Kedziora, Colley, Baba, Camara (Dk. 81 Bakayoko), Ozdoev (Dk. 77 Schwab), Zivkovic, Konstantelias (Dk. 77 Despodov), Taison, Chalov (Dk. 71 Tissoudali)

Goller: Dk. 48 Baba (Kendi kalesine), Dk. 75 Yunus Akgün, Dk. 90+5 Icardi (Galatasaray), Dk. 67 Konstantelias (PAOK)

Sarı kartlar: Dk. 28 Ozdoev (PAOK), Dk. 56 Kaan Ayhan (Galatasaray)

18 Eylül 2021 Cumartesi

Galatasaray:1-0:Lazio



Baş koymuşuz Cim bom senin yoluna 

Sarı kirmizı rengine ölurum Cim bomum 

Avrupa'da destan yazdı aslanlar

Fatih'in Aslanlarıyla kükresin Cim bomum, kükresin Cim bomum, kükresin Cim bomum...


Çocukluk yıllarımı hatırlayınca nedense hep bu tezahürat aklıma geliyor. Ülkece "annemizin liginde" mücadele edip, Avrupa'dan "şerefli" mağlubiyetler aldığımız dönemde bir güneş gibi ortaya çıkan Fatih Terim kurduğu"yepyeni" takımla Avrupalılara Sami Yen cehennemini yaşatırken, bizim de gururumuz oluyordu...

Perşembe gecesi çimleri yenilenmiş Ali Sami Yen'de Galatasaray'ı Lazio karşısına seyrederken birden kendimi "Fatih'in aslanlarıyla kükresin Cim Bomum" tezahuratını söyler buldum...

Pazar günü Trabzonspor karşısında özellikle ilk yarıda sergilediği oyunla gelecek adına ümitleri yeşertmişti genç aslanlar ve tecrübeli ve kalbur üstü oyunculardan kurulu Lazio karşısında da aynı azim ve coşkuyla başladılar maça. Deplasman ekibi de Galatasaray'ın önceki maçlarını analiz edip, savunma oyuncularına baskı yapıp, kapacağı toplarla soğuk bir duş aldırmayı planlıyordu ev sahibine ama Galatasaray savunmasında uzun bir aradan sonra Marcao vardı. Kerem'le yaşadığı talihsiz kavga sonrası Türkiye liginde 8 maç ceza almış, Randers maçında da sarı kart cezalı olunca kadroda yer bulamamıştı kendisine ama bu takımın değişmez dişlilerinden biriydi Brezilyalı. Marcao sola, Nelsson da sağa konuşlanınca, Galatasaray da o çok arzuladığı savunmadan paslarla oyun kurma işini başarıyla yürütüyordu. Sadece oyun kurmuyor, rakip ataklarda da zamanında müdahaleler ile arkadaşlarına da güven veriyordu.


Maçın Galatasaray adına ilk iki atağının da Marcao'nun başlattığı akınlarla olması pek şaşırtıcı gelmese gerek. İlkinde Berkan arkadaşına pas atmakta gecikirken, ikincisinde Cicaldau'nun şutu auta gitmişti. Ve yine savunmadan başlayan ve neredeyse her sarı-kırmızılı futbolcunun topa değdiği bir atakta, Kerem'in pasıyla ceza sahasında topu alan Halil'in gol sevincini son anda Luis Alberto engelliyordu.


Galatasaray daha çok topa sahip olup, paslarla atak ararken, Lazio ise savunma arkasına attığı uzun paslarla sarı-kırmızılı stoperleri gafil avlamanın niyetindeydi ki, bu akınların birinde Muslera kalesini zamanında terk edip uzaklaştırdığı topta, hakeme göre ceza sahası önünde rakibini düşürdüğü için sarı kart görüyordu. Sonraki dakikalarda da kalesinde güven veriyordu Fernando Muslera, deplasman ekibinin her iki yarıda da geldiği anlarda, uzaktan çektiği şutlarda iyi yer tutması ve Milinkoviç-Saviç'in 69. dakikada karşı karşıya aşırtmasındaki tecrübesi ile "Ben buradayım" diyordu. Oysa ki rakip kaleci Strakosha'nın hem seyircinin etkisi hem de Galatasaraylı oyuncuların baskısı ile tereddütlü davranışları gözden kaçmıyordu ki, yediği talihsiz gol de pek sürpriz olmasa gerekti.

Yine bu savunma arkasına atılan topların birinde Yedlin, bir diğerinde Marcao Immobile'den topu "tereyağından kıl çeker" gibi alınca, Italyan topçu hakeme penaltı için baktı ama Slovak hakem devam kararı verdi. 


Galatasaray'ın her oyuncusu bir makine düzeni içinde çalışırken göze iki eksiklik çarpıyordu: Bunlardan biri Kerem'in top kontrollerindeki "sakarlıklar" ve top kayıpları ile van Aanholt'un Babel misali topla fazla oynama sevdası. Bu iki topçunun hataları da arkadaşları tarafından tolere edilince, Lazio aradığı golü bulamıyordu. Bir de hatasız oynamasına rağmen Taylan'ın pas tercihlerinde "ürkek" davranıp garantiye kaçması, Kasımpaşa maçı sonrası taraftarın gösterdiği tepkiden olsa gerek...

Galatasaray'ın yine paslarla geliştirdiği bir akından Kerem'in Berkan'a attığı pasta, Berkan topun üstünden atlayınca, Morutan Galatasaray forması ile ilk golüne çok yaklaştı ama direk maalesef izin vermedi onun sevinmesine. 

İkinci yarıya da Galatasaray iyi başladı, hatta Kerem'in savunmanın hatasıyla kaptığı topla gole çok yaklaştı ama kaleci zamanında kalesini terk edince bu atağı savuşturunca, Lazio hocası Sarri oyuncu değişikliklerine baş vurdu: Milinkoviç-Saviç ile Muriç oyuna girdi de Galatasaray taraftarının desteğini arkasına almış, tribünde "Dağ başını duman almış" marşı başlamış, Fatih'in aslanları akın akın geliyordu. Önce Morutan'ın pasında Kerem penaltı noktası üzerinden çerçeveyi bulamadı, sonrasında Kerem'in pasında Cicaldau topu auta attı. 

Peşi sıra gelen bu ataklar sonrası kameralar Fatih Terim' dönmüş ve tecrübeli teknik adam UEFA kupası finalinde Hagi'nin kırmızı kart görmesi sonrası uzatma dakikalarında yaptığı gibi oyuncularına savunmaya değil de hücuma gitmeleri talimatı veriyordu.

Ve bu akınlardan Lazio savunması o kadar bunalmıştı ki, Morutan'ın ceza sahasına yolladığı topta hiç bir Galatasaraylı oyuncu olmamasına rağmen Lazzari topu havalandırdı, kaleci Strakosha da kornere atmak yerine topu tutmayı deneyince elinden kaçan meşin yuvarlak ağlarla buluşuyordu...


Yenik duruma düşen Lazio, eşitlik için Galatasaray kalesine doğru akınlarını yoğunlaştırırken, gözlerim saha kenarındaki Fatih Terim'e odaklandı. Maça başlarken üzerinde olan hırkayı atan hoca, beyaz gömleğini ter su içinde bırakmış, bir basket koçu misali kendisine ayrılan bölgede oyuncularıyla birlikte sağ sola koşarak savunma yapıyordu. Taraftardaki bu isteği, hocalarındaki bu hırsı gören gencecik çocukların saha içinde yürümesi beklenemezdi ki takımın 118 km (Berkan 13, Cicaldau 12)  koşması tuhaf gelmemesi gerekir.


Grubun bir diğer maçında Moskova'da Lokomotiv ile Marsilya berabere kalınca, Galatasaray, Şampiyonlar Ligi olan UEFA Avrupa Ligi E grubu ilk haftasını zirvede tamamladı. Liderlik tabii ki güzel de, genç aslanların sergilediği mücadele hepsinden daha önemli. Kazanırken övdüğümüz bu çocukları, yenildikleri zamanlarda da desteklersek, çok ama çok başarılı olacaklar ve bize tekrar marşlar söyletecekler:

Baş koymuşuz Cim bom senin yoluna 

Sarı kirmizı rengine ölurum Cim bomum 

Avrupa'da destan yazdı aslanlar

Fatih'in Aslanlarıyla kükresin Cim bomum, kükresin Cim bomum, kükresin Cim bomum...



Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Matej Jug, Matej Zunic, Manuel Vidali (Slovenya)

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Marcao, Nelsson, Van Aanholt, Berkan Kutlu, Taylan Antalyalı (Dk. 78 Emre Kılınç), Morutan (Dk. 85 Feghouli), Cicaldau (Dk. 90 Luyindama), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 79 Babel), Halil Dervişoğlu (Dk. 90 Mustafa Muhammed)  

Lazio: Strakosha, Lazzari, Luis Felipe, Acerbi, Hysaj, Akpa-Akpro (Dk. 56 Milinkovic-Savic), Lucas Leiva (Dk. 83 Cataldi), Luis Alberto (Dk. 66 Basic), Felipe Anderson (Dk. 66 Rodriguez), Zaccagni, Immobile (Dk. 56 Vedat Muric) 

Gol: Dk. 67 Strakosha (Kendi kalesine) (Galatasaray) 

Sarı kartlar: Dk. 8 Muslera (Galatasaray), Dk. 42 Akpa-Akpro, Dk. 88 Vedat Muric, Dk. 90 4 Zaccagni (Lazio)

Blog Widget by LinkWithin