Futbol Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2016 Cuma

Türkiye Futbol Fanzinleri Sergisi


Avrupa Futbol Taraftarlar Derneğinin geçtiğimiz günlerde İzmir'de düzenlediği bir dizi aktivite arasında bir de Futbol Fanzinleri Sergisi yer alıyordu. Futbola dair her türlü koleksiyonlarıyla tanınan Barış Karacasu'nun arşivinin konuk olduğu sergide bizim ultras/Movement Fanzini de görmek bizi mutlu etti. Blog yazmaya başlamadan çıkarmıştık u/M fanzini ve yazılarımızı ikinci sayıyla devam ettirmek amacındaydık ama bloga yazmak, okuyucularla interaktif iletişimde olmak daha cazip gelse gerek, bir türlü ikinci sayıyı çıkaramadık. Bu yaz blogda yer alan yazılardan bir derleme ile ikinci sayıyı çıkarma planım vardı ama yaz bitiyor, hala bu işe başlayamadık, o da "yalan" olacak gibi. Ama bir gün ikinci sayı çı-ka-cak...





15 Şubat 2015 Pazar

Kitap Okuyun, Okutun


Konya'nın Ereğli ilçesinde oynanacak olan Ereğlispor-Kadırhanıspor maçı öncesinde "futbol sahalarında hep görmek istediğimiz" bir eylem gerçekleşti: Bütün tribünler, sahaya çıkan takımlar ve hakemler hep birlikte aynı anda kitap okudu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlik kitap sevgisini aşılamak ve okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla gerçekleştirilirken, diliyoruz ki bu sadece tek maçla kalmaz, Ereğli'deki tüm maçlarda uygulanır, sonrasında da memleket geneline yayılır ve Süper Lig karşılaşmaları öncesinde kitap okuma etkinliği gerçekleşir. Maça elinde kitapla giden taraftar görmek, kitapçı vitrinlerinde futbol edebiyatına dair onlarca kitap görmek ütopya olmaktan çıksa hiç fena olmaz hani...

1 Eylül 2013 Pazar

Futbol Kütüphanesi




Türkiye'nin ilk ve tek futbol kütüphanesi 24 Ağustos günü Trabzon'da açıldı. Ayak topunu seven, onun üzerine fikir yürütmekten hoşlanan ve futbolla alakalı yayınları okumaktan haz duyan bir grup Trabzonlu gencin başlattığı proje ile bir dükkan kiralanmış ve içine elde avuçta kaç dergi, kitap, atkı varsa getirilerek futbol temalı kütüphanenin açılışı yapılmış. Sahaflarda, kitapçılarda futbola dair ne varsa toplamaktan hoşlanan biri olarak bu çalışmayı taktir ettim ve Trabzonlu arkadaşlara ultras/Movement ve elimde bulunan diğer fanzinler ile kitaplardan yollayarak destek olmak niyetindeyim. Siz de bu çabaya katkıda bulunmak isterseniz buyurun iribat adresleri:

Trabzon Fikir ve Futbol Kültürü Derneği (Joganita) Tel numarası : 0462 321 2529
Çarşı mahallesi Çınaraltı Sokak Yavuz Selim iş merkezi Kat 1 No 75

Facebook: https://www.facebook.com/Joganita

17 Temmuz 2013 Çarşamba

İmalat-ı Harbiye Fanzin



"Bu fanzin bir grup SOKAK çocuğu tarafından çıkartılmıştır. Her hakkı Ankaragücü tribünlerinde saklıdır. Periyodu yoktur, canı istediğinde çıkar." diye tanımlamışlar İmalat-ı Harbiye fanzini Ankaragücü sevdalıları... Blogların temelini atan "yazar çizer" taraftarın staj mekanıydı fanzinler, Tribün Derginin başını çektiği, "inadına" , "pankart", "semtimiz sevdamız", "halkın takımı", "kuva-yi kafsin kaf" , "turuncu", "deplase", "dahke" ilk akla gelenlerken, bizde ultras/Movement'in ilk sayısını çıkarıp, blog işine girince "sanala" bıraktık kendimizi. Ama başkentin sokak çocukları vazgeçmemişler fanzin sevdasından ve beşinci sayılarını çıkarmışlar. Bu gayretlerinden dolayı tebrik ediyoruz kendilerini, sokak fanzinin ilk sayısındaki çağrımızı da yineliyoruz: Bize de bir adet numune yollar mısınız?

10 Şubat 2012 Cuma

Aslan Yürekliler


Memlekette futbol kitabı az çıkıyor, futbolun edebiyatı da pek yapılmıyor, maalesef. Aslında kitap çıksa ne olur, tribünleri dolduran binler eline kitap alıp okumuyorlar ne yazık ki, spor gazetelerindeki "pembe yalanlarla" bezenmiş günlük transfer haberleri daha cazip geliyor bizim sözümona "futbolseverlere." Bu kadar olumsuzluğa rağmen, pek sık olmamakla beraber yine de bazı "Don Kişot"lar çıkıp, futbol edebiyatı külliyatına bir eser daha ekleyebiliyor. İşte onlardan biri de Galatasaray tribününe senelerini vermiş ve "Bestekar" namıyla anılan Orhan Ölçen. Bestekar Orhan, "Aslan Yürekliler" adını verdiği kitabında tribünlerde yaşadıklarından, yaptığı deplasman yolculuklarından, maç öncesi ve sonrası başına gelen olaylardan yola çıkıp, gözlemlerini de ekleyerek Galatasaray'ın Tribün Tarihini yazmış. Doğan Kitap'tan çıkacak olan yayın, 15 Şubattan itibaren D&R Mağazaları ve Galatasaray Storelarda 33 TL'ye satışa çıkacakmış.
Kütüphanemize bir kitabın daha ekleneceği ümidiyle Aslan Yürekliler'in raflarda yerini almasını dört gözle beklerken, fiyatının pahalı olması satış rakamları hakkında kafamda soru işaretleri uyandırdı. Başta belirttiğim gibi, zaten okumayan bir toplumuz, bir de 33 TL olunca fiyat, kitap raflarda tozlanacak gibime geliyor, zira futbol kitapları 8 ile 15 lira arasında satış fiyatlarıyla yer buluyor kendine kitapçılarda ama yüzlerine bakan bile olmuyor...
Yine de Orhan Ölçen'e yazmış olduğu kitabı için teşekkür ederken, tek dileğimiz kitabın Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonsporlu demeden, hayatını tribünlere adamış bütün futbolseverler tarafından edinilip, okunmasıdır...

19 Aralık 2010 Pazar

Moskova'daki Penaltı Atışları

...
Grant'lı Chelsea, Moskova'daki 2008 finaline çıkınca, profesör, Ignacio'nun araştırmasının Grant'a faydalı olabileceğini düşündü ve iki adamı bir araya getirdi. Igancio, Grant'a Manchester United ve penaltılarla ilgili dört maddelik bir rapor gönderdi:
1-Van der Sar, bir çok kaleciye göre, atıcının "doğal" tarafına yatmaya çok daha fazla meyillidir. Bu da sağ ayağını kullanan bir atıcıyla karşılaştığında , Van der Sar'ın genellikle kendi sağına, solak bir atıcı karşısında ise kendi soluna yatacağı anlamına gelir. Yani eğer Chelsea'nin sağ ayağını kullanan atıcıları "doğal olmayan tarafa", Van der Sar'ın soluna doğru vuruş yaparlarsa, şansları daha yüksek olur.

2-Van der Sar'ın kurtardığı penaltıların çoğu ortalama yüksekliğe(1-1.5 metre yüksekliğe) yapılan vuruşlardır. Yani Van der Sar'ın koruduğu kaleye ya yerden ya da çok yüksekten şut çekilmelidir.

3-Cristiano Ronaldo da başka bir özel durum. Ronaldo genellikle topa doğru koşarken bir an durur. Eğer durursa muhtemelen (%85lik bir ihtimal) kalecinin sağına doğru atış yapacaktır. Ronaldo son anda bile topu nereye atacağı konusundaki fikrini değiştirebilir. Yani kalecinin erken davranmaması önemlidir. Kalecinin erken davranması durumunda Ronaldo tüm atışlarını gole çevirmiştir.

4-Penaltı atışlarında atılan yazı turayı kazanan takım, atışlara hangi takımın başlayacağına karar verir. Ama bu çok da önemli bir ayrıntı değildir: Kazanan takım her zaman ilk atışı yapar.. İlk atışı yapan takım, maçların %60'ında atışalrı kazanır. Bunun nedeni tahminen, oyunu kazanmak için muhakkak gol atması gereken ikinci takımın üzerinde çok fazla baskı olmasıdır.
......
Chelsea'li oyuncuların hepsi Ignacio'nun raporundaki tavsiyelerine harfi harfine uymuştur-Nicholas Anelka hariç...

Yukardaki alıntı Simon Kuper ve Stefan Szymanski'nin dilimize Futbolun Şifreleri diye çevrilen Soccernomics kitabından. Bu bilgiler doğrultusunda şampiyonlar ligi finalindeki penaltı atışlarını izlediğimizde hayretler içinde kalıyoruz. bakalım ne olmuş Moskova'daki penaltı atışlarında...

Kura atışını Manchester United kazanır ve ilk penaltıyı Tevez, takımı adına gole çevirir, sıra Ballack'a gelir. Alman oyuncu sağ ayaklıdır ve raporda belirtildiği gibi kalecinin soluna ve yüksekten atar topu: Gol... Manchester adına Carrick golü yapar ve sırada Belletti vardır Londralılarda. O da maç öncesi belirtildiği gibi Van der Sar'ın soluna ve yerden yapar atışını, kolay bir gol olur...
Sırada Ronaldo vardır. Portekizli topu beyaz noktaya koyar, gerilir ve vuruş için hareket ettiğinde bir anda duraklar. Raporda böyle bir anda Ronaldo'nun topu kalecinin sağına atacağı yazıyordur, ayrıca kalecinin hareketsiz olması gerektiğini de belirtmişti İsrailli uzman yazdığı raporda, Cech vuruş yapılana kadar hareket etmez ve kendisine tavsiye edildiği gibi sağ tarafa atlar: Penaltıyı kurtarır...
Avantaj Chelsea takımına geçer, sağ ayaklı Lampard gelir ve yine kalecinin soluna atar topu: Gol olur. Manchester adına Hargraves zorla da olsa atışı gole çevirir, kupanın ucundan hala tutar Ferguson'un takımı.
Penaltı atışlarında sırada Cole vardır ve sol ayaklıdır. Rapora göre kalecinin sağ tarafına atması gerekirken o sola vurur, yani kalecinin atlayacağı tarafa ve az kalsın Hollandalı kaleci kurtarışı yapacaktır ama raporda yazıldı gibi yerden vurduğu için yine de gol olur Cole'un atışı... Nani de kırmızı şeytanlar adına atışı gole çevirince, vuruş sırası sağ ayaklı Terry'e gelir. Rapora göre kalecinin soluna atması gereklidir kaptanın ve öyle de yapar, Van der Sar'ı terse yatırır ama şans istatistiği yener ve top direğe çarpar...
Kaçan penaltı ile durum eşitlenir ve herşey en baştan başlar. Anderson golü yapınca, Chelsea adına sırada sağ ayaklı Kalou vardır ve o da hocasının okuduğu rapor doğrultusunda kalecinin soluna ve yüksekten vurur: Gol... Giggs yedinci penaltıda tecrübesini konuşturarak Cech'i terse yatırınca kupanın sahibinin belirleneceği an gelir: Anelka topun başına geçer.
Sağ ayaklı olan Anelka'nın kalecinin soluna atması lazım gelir penaltıyı ama o an Van der Sar, sol eliyle sol tarafı işaret eder. Sanki "Hepiniz oraya attınız, sen de mi oraya atacaksın" der gibi. Anelka'nın kafası karışır, Fransız topçu da kararını değiştirir ve kalecinin atlamaya meyilli olduğu tarafa vurur, raporu önemsemez. Sadece atacağı köşeyi değiştirmekle kalmaz, topu ne yerden ne de yüksekten vurur, kalecinin kurtaracağı 1-1.5 metre yüksekten vurur ve kupa elden uçar gider...
Dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık penaltı atışlarında yaşanılanları ama en güzeli ekonomist Ignacio'nun raporu doğrultusunda videoyu seyretmek. Buyurun...

1 Ekim 2010 Cuma

Uğur Önver'den Messi


Okuyan bir toplum muyuz? Bu sorunun cevabı tabii ki hayır! Bunun bir çok sebebi olmakla birlikte, en önemli etken küçük yaştan itibaren bizleri sevebileceğimiz konuları içeren kitaplarla tanıştırmayan büyüklerimizdir. Çocuk yaşta çizgi roman delisiyken, bir müddet sonra onlar yasaklanıp, önüme "roman" dedikleri bol tasvirli, birilerinin dert ve tasalarının anlatıldığı kitaplar dayatıldı okumam adına, Türk ve Dünya edebiyatının önemli klasikleriymiş ama beni içine çekmiyordu ki, benim için sıkıcı birer kitap olmaktan öteye gidemediler ve üniversiteye kadar ne zaman kitap okumaya niyetlensem, 20-30 sayfadan sonra bir kenara atar ve televizyonda spor programı izlemeyi seçerdim... Oysa benim de sevebileceğim kitapların olduğunu üniversiteye gidip, kitapçıların "özenle sakladıkları!" hobi bölümlerini keşfedince öğrendim: futbol edebiyatı... O gün cebimdeki paranın yetebileceği kadar kitap aldım oradan ve başladım okumaya, hem de tekrar tekrar, altlarını çizerek okudum ilk kitaplarımı, kimisi 150, kimisi 200den fazla sayfaydı...

Bu hikayeyi anlatma sebebim ise Star TV spikeri Uğur Önver'in çıkarmış olduğu Messi kitabının sadece edebiyat dünyasına bir katkı sağlamaktan öte, kitap okuyan bir nesil yetiştirmeye de büyük faydasının dokunacağına inanmam. Televizyon ve bilgisayarlar ile büyüyen zamane gençleri, her şeyi hazır bulup, kolayca tüketen bir yaşam tarzına sahipken, konusunu sevmedikleri kitapların yanına hiç ama hiç yaklaşmıyorlar. Kızlarımız, İpek Ongun sayesinde küçük yaşta kitaplarla tanışırken, erkeklerimiz ise okul bahçesinde top koşturup, geçen akşamki maçı tartışmayı yeğlemekteler. Kitap okumalarını tavsiye ettiğimizde ise, zevklerine göre bir şeyler bulamamamktan şikayetçidirler... İşte bu noktada onları kitapla tanıştıracak kişi Uğur Önver'dir, Messi kitabıdır... Teşekkürler Uğur Önver...


Bit lakaplı bir devin öyküsü: Messi!

Son zamanların başarılı spor spikeri Uğur Önver, yeni kitabı ile futbolseverlerin gönlüne taht kuracak. İlk kitabı özledim.com ile liseye giden dört gencin hayatını anlatan ve gençlerin büyük ilgisiyle karşılaşan Uğur Önver, bu kez bir dünya devinin hayatını kaleme aldı.

Alçakgönüllü ve yetenekli bir futbolcu olan Messi daha küçük yaşlarda futbola merak salar. Gerek tekniği gerekse becerisiyle diğerlerinden kolayca sıyrılır. Ancak boyu o kadar kısadır ki… Hatta arkadaşları ona Bit lakabını taktılar. Ama boyunun kısalığı aslında bir hastalığa dayanmaktadır. Büyüme hormonunda bir sorun vardır. Yaşıtlarına oranla daha yavaş büyümektedir. Gelişimi için her gün iğne olmak zorundadır. Ve iğneler hayli masraflıdır.

O sıralar River Plate, Messi’yi bünyesine almak istemiştir. Ama hastalığını duyunca ona yatırım yapmak istemezler. Messi ailesi için umutlar tükenmektedir. Ama bir gün bir futbolcu menajeri kapılarını çalar. Onları Barcelona ile tanıştırır ve Messi, Barcelona’da profesyonel hayatına başlar. Çalışırsa insanın zorlukları yeneceğini anlatan bir roman Messi…

9 Temmuz 2010 Cuma

Dünya Gözüyle Futbol/Cogito

Eskiden Dünya Kupası maçlarını sadece izlemek için değil aynı zamanda turnuva başlamadan önce çıkan dergi, kitap ya da gazete promosyonları için beklerdik ve turnuvanın düzenlendiği ayın arifesi ile sonrası futbol külliyatı arşivcileri için "tadından yenmez" zamanlardı. Diğer turnuvalara nazaran Afrika'daki bu kupa bizim için oldukça "kurak" geçti, ne bir kitap çıktı, ne de bir dergi, hatta gazeteler maç fikstürü bile vermedi ( Benim görmediğim, duymadığım varsa, yorumlar bölümüne belirtiniz ki, araştırıp arşive ekleme şansım olsun). Bu verimsiz dönem içinde Yapı Kredi yayınlarının çıkarmış olduğu Cogito dergisi "vahada su" gibi çıktı karşımıza. Kendilerine teşekkür ederken sizi derginin tanıtımıyla baş başa bırakıyorum:

2010 Dünya Kupası’na eşlik edecek bir Futbol sayısı hazırlıklarına başladığımızda ortaya bu kadar renkli ve çoksesli bir sayı çıkacağını biz de tahmin etmiyorduk. Cogito’nun futbol sayısı, “güzel oyun”un toplumsal yapıyla, yaşamla, siyasetle benzerliklerine ve bunların futbol sahasındaki izdüşümlerine eğilen; cinsiyetçilik, milliyetçilik, siyaset, sosyal adaletsizlik, ırkçılık, müzik ve futbol ilişkisini ele alan yazılardan oluşuyor.
İlker Aktükün’ün “Futbolun Siyasi Tarihine Kenar Notları” başlıklı ve futbolun üç temel döneminde siyasetle doğrudan ya da dolaylı ilişkisini ele alan makalesiyle açılan dosya, Kıvanç Koçak’ın futbol ve milliyetçilik ilişkisini ele aldığı ve milliyetçiliğin futbolu bir “av sahası” olarak kullanışını Türkiye’den çeşitli örneklerle gösterdiği yazısıyla devam ediyor. Tanıl Bora, “Yeşil Kırmızi, Şark’ın Yıldızi” başlıklı yazısında Diyarbakırspor’un kişiliğini ve Süper Lig’deki kimliğini, geçtiğimiz sezon çıkan olayları da yorumlayarak okuyor. Antonio Negri’nin 1998’de Rebibbia Cezaevi’nde kaleme aldığı yazıda, “herkesin gırtlağına kadar futbola batmış durumda olduğu” İtalya’da, değerler bunalımı sonucu safların nasıl değiştiğini Ulus Baker’in çevirisinden okuyoruz.
Hande Birkalan-Gedik’in futbolun cinsiyetini, feminizm ve futbol üzerine kapsamlı bir literatür araştırmasıyla sorguladığı yazısına Gülengül Altınsay’ın bir kadın futbol yazarı olarak deneyimlerini aktardığı yazısı eşlik ediyor. Selçuk Candansayar, “Futbol, Delinin Aşkı”nda futbolun öğelerini ele alıp psikanalitik bir okumaya tabi tutarken, Nelson Rodrigues, 1956 tarihli yazısında Brezilya futbolunun tek eksiğinin bir psikanalist olduğunu öne sürüyor.
David Inglis ve John Hughson’ın “Güzel Oyun ve Gündeliğin Proto-Estetiği” başlıklı çalışması, futbolun sanatsallaştırılması üzerinden, estetik süreçlerin pratiğin alanını şekillendirişini okurken, Allan C. Hutchinson’ın “Derrida Futbol Oynamış Olsaydı” başlıklı yazısı, felsefenin Maradona’sı Derrida’nın futbol sevdası üzerinden, “içkin bir tasarımı ya da doğal amacı olmayan büyük oyun alanı”nı okuyor.
Tunca Arslan’ın “Ofsaytta Yaşayanlar Paslaşıyor” başlıklı yazısı, Burcu Göknar’ın “Vefa” projesinden hareketle ve sanatçının sergisinden fotoğraflar eşliğinde kaleme alınmış, futbolun “parıltısız” ve vefalı yüzüne dair bir inceleme. Futbolun bir diğer yüzünü ele alan Doruk Yurdesin, mega futbol organizasyonlarının milyonlarca kişiyi evinden edip yersiz yurtsuz bıraktığına dikkat çekerek, ekranda futbolun keyfini çıkarırken, bunun milyonlarca insanın yaşamını nasıl etkilediğini bilmenin bir vicdan borcu olduğunu hatırlatıyor. Futbolu bir medeniyetler çatışması olarak ele alan Bartosz Weiss, rakip taraftar imgelerine odaklanıyor. Emre Sarıkuş da bugün “sanayi devrimini” yaşayan futbolun psikopatolojisine odaklanıyor. Ulaş Başar Gezgin’in “Gezgin Heyecan Kuramı”, yazarın anlatı kuramını futbola uyarlayarak, futbolun neden sanatsal etkinliklerden daha çok izleyici çektiğini açıklıyor.
Tan Morgül ve Turgut Yüksel’in futbol güzellemesiyle açtığımız dosyanın ikinci kısmı ise Dünya Kupası üzerine yazılardan oluşuyor. Vishanthie Sewpaul’un makalesi, Güney Afrika’nın 2010 Dünya Kupası’na evsahipliği yapmasının sosyoekonomik ve sosyopolitik sonuçlarına eğiliyor. Özgür Dirim Özkan, küreselleşen dünyada futbolun çekiciliğinin sırrını araştırırken, Barış Karacasu “Futbol Şarkılarının Dünü”nde Dünya Kupası’nın müzikli, resmi ve kısa bir tarihçesini çıkarıyor. Avrupa çapında 1997’den beri her yıl İtalya’da düzenlenen Mondiali Antirazzisti (Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası) organizasyonuna 2009 yazında, Adana Demisporlularla birlikte katılan Yavuz Yıldırım Başka Bir Dünya Kupası izlenimlerini aktarıyor.

Futbol sayımız arzu ettiğimiz gibi Dünya Kupası’nın başına yetişmedi ama “ofsayta da düşmedik”...

1 Temmuz 2010 Perşembe

Semtimiz Sevdamız Fanzin

Bundan 3-4 sene evvel tribünlerde bir fanzin furyası yer almaktaydı, eli kalem tutan, ağzı laf yapan taraftarlar maç anılarını, futbol bilgilerini, renk aşklarını yazıya döker ve bir kaç arkadaş bir araya gelip fanzin bastırırlardı. Blogların hayatımıza girmesiyle, herkes işin kolayına kaçtı, ki biz de ultras/Movement fanzinin ilk sayısını çıkardık, hesapta daha ikincisini çıkaracağız, herkes blog dünyasına verdi kendini ve fanzinler unutuldu gitti. Öyle ki, eskiden İstiklal Caddesindeki kitapçıları her ziyaret ettiğimde, eve dönüşte otobüste okuyacağım bir futbol fanzini bulurken, artık kitapçıların o rafları bomboş...
Yok olmaya yüz tutmuş fanzin kültürünü yaşatanlardan biri de Beykoz'lu arkadaşlar olmuşlar ve bir çok zahmeti göze alarak Semtimiz Sevdamız Fanzini dağıtıma hazır hale getirmişler, kendilerine teşekkür ediyoruz bu geleneği yaşattıkları için. Fanzinle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz...
Bu arada sizin de çıkarmış olduğunuz fanzin varsa, bize mail atın, burada dilimiz döndüğünce tanıtalım, bu geleneği hep birlikte yaşatalım...

20 Mayıs 2010 Perşembe

u/M Blog Futbol Dergisi'nde


Romanista Bukowski blogtan Yağız'ın da aralarında bulunduğu 7 "futbol dilencisinin" online olarak "kuşe kağıt" dergi kalitesinde çıkarttıkları Futbol Dergisi'nin mayıs sayısında ultras/Movement blog tanıtıldı. Derginin futbol blogları bölümünde bizim blogla beraber Ceza Sahasının Dışı, Galatasaray Formaları, Artemio Franchi ve Bilet Kolleksiyonu blogları da okuyuculara anlatıldı... Dergide ayrıca, son haftalarına kalecilerin damga vurduğu ligte Serkan Kırıntılı, Franco, İvesa ve Rüştü konuşulurken, dergi gündeme uzak kalmayıp en iyi 20 kaleciyi anlatan bir dosya hazırlamış ama bu ayın en önemli bombası kapaktan da anlaşılacağı üzere "Büyük Kaptan Bület Korkmaz"... Kaptan, dergiyi hazırlayan arkadaşların bütün sorularına içtenlikle cevap vermiş ve bilinmeyenlere açıklık getirmiş... Ravanelli, Hop Dedik Ayhan, Nash, La Liga, Roma Derbisi derginin diğer incelediği konulardan bazıları... Dergiye abonelik yok lakin sık kullanılanlara eklemek serbest...

3 Ekim 2009 Cumartesi

Why England Lose: and Other Curious Phenomena Explained



"Futbol Asla Sadece Futbol Değildir" ile futbol kitaplığıma giriş yapan, daha sonra da "Ajax, Hollandalılar ve Savaş" kitabını ilk gördüğüm yerde satın aldığım Simon Kuper, Ağustos ayında ekonomist Stefan Szymanski ile beraber "Why England Lose: and Other Curious Phenomena Explained" orjinal adıyla yeni kitabını sunmuş İngiltere'deki okurlara. Yazarın, araştırmacı hali bu eserde de kendini göstermiş ve İngiliz futbolundaki ilginçlikler, istatistiklere dayanarak gözler önüne serilmiş. "Neden İngiltere Dünya kupalarında başarısız olur?", "Neden Newcastel her zaman yanlış oyuncular transfer eder?" ,"Zamanında Avrupa kupasının kazanan Nottingham Forrest nasıl alt liglere düşer?" gibi taraftarların akılarındaki sorulara bir ekonomistin analizleri ve spor yazarının kaleminden ulaşabilir kitabın okurları... Biz şimdilik beklemedeyiz bu ilginç kitabı, zira Türkçesinin yayınlanması uzun yıllar alır, burada 10 pounda satılıyor orjinali ama Amazon'dan da hiç alışveriş yapmadım, nasıl olur bu işler anlamam...

6 Eylül 2009 Pazar

Cennette Bir Yıl


Barcelona'nın başarılı orta sahası Iniesta, Barcelona formasıyla geçirdiği güzel günleri "Cennette Bir Yıl" adlı kitabında anlatmış. Sique Rodriguez ve Dani Senbar adlı gazetecilerin yardımıyla çıkan kitapta Iniesta, geçen yıl kendisi için önemli olan sekiz olayı anlatmış: Stamford Bridge'teki golü, Guardiola'nın gelişi, sakatlıkları, 6-2lik Real Madrid galibiyeti, kupa finali, lig şampiyonluğu, Roma'daki final ve üçlemenin kutlamaları... Katalnaca çıkacak olan kitap, daha sonra İngilizce'ye de çevrilecekmiş... Belki de bizim memlekete getirir biri, ordan oraya atılır, biz de sahaflarda bulur kolleksiyona ekleriz...

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Yenilsen De Yensen De



"Taraftarlık hatırlanmakta zorlanılacak kadar anı biriktirmektir" diye hoş bir söz vardır, tribünlerle ilgili konuşulmaya başlandığında. Futbola gönül veren hepimizin de saha içi ve dışına ait o kadar çok anısı vardır ki, maç kuyruklarında yaşanılanlar, bilet bulma telaşları, deplasman otobüsü geyikleri, son dakika atılan golün coşkusu, kaybedilen maçın üzüntüsü... Başkent Ankara'nın iyi bir futbol dilencisi olan-hem Ankaragücü hem Gençlerbirliği, yeri geldiğinde PTT, Şekerspor, Petrolofisi- Necdet Özkazancı da yaşadıklarını futbol taraftarını, "maç"seyircisinden en iyi ayırt eden sözle adlandırdığı kitabında anlatmış: Yenilsen De Yensen De... Gençlerbirliği'nin www.alkaralar.com sitesine yazmış olduğu anılarının bir derlemesi olan kitapta, Polatlılı ve Emre 82'nin babası lakapları etrafında, Gençlerbirliği ekseninde "bir futbol dilencisinin" öyküleri yer almakta... Her fırsatta antrenman sahasında soluğu almak, 50-100 değil sadece 5 kişiyle takıma moral ziyareti yapmak, kendi sahasında deplasman seyirci muamelesi görmek, Gençlerbirliği maçı öncesi, ana yemekten evvelki çorba misali izlenen amatör lig müsabakaları izlemek, deplase girişimlerinde bulunmak, kısacası şehrinin takımına aşık bir taraftara ait hikayeleri okurken, insan ister istemez kendinden birşeyler buluyor kitapta. Bir tribün insanın ağzından bu anıları bir kitapta okumak başlı başına nimet iken, Necdet Abi, kitabı bir yayınevine satmak yerine kendi imkanlarıyla bir matbaada bastırtınca endüstriyel futbola da fiyakalı bir gol atmış oluyor... Eline, kalemine, klavyene sağlık Necdet Özkazancı... Sahi "Kar fırtına bora sükün bulacak/Sana yıldırımlar selam duracak/Her yerde inlesin gürleyen sesin/Ankara yıldızı Gençlerbirliği" marşını ezberletebildiniz mi "çekirdekçilere"...

12 Şubat 2009 Perşembe

Sokak Fanzin



Ankaragücü taraftarlarının ilk fanzini olma niteliği taşıyan "Sokak Fanzin" bu hafta sonu taraftarla buluşacak. Fanzinin yazar kadrosundan Duygu "Bu fanzin en çok bizi anlatacak, sonra Ankaragücü tribünlerini, sonra aklımıza ne geldiyse onu..." diyerek betimleşmiş fanzini, içeriğini de şu şekilde belirtmiş güçlüler:
1. http://www.sokaktayiz.net i tanıtan bir yazı
2. taraftar olmak üzerine bir deneme,
3. Ankaragücü tribün gruplarının tanıtımına dair bir yazı dizisinin ilk yazısında gecekondu tribünleri,

4. sokak müziği yazı dizisinin ilk yazısında rap,
5. başkent kulüpleri yazı dizisinde ilk sayıda hertha berlin,

6. bursaspor kardeşliği,

7. doğantepe semti,

8. cebeci stadı,

9. denizli deplasman yazısı,

10. sokak grubuna ve Ankaragücüne dair söylenenlerle ilgili bir derleme

11."sokak" yazıları


Özellikle Bursaspor kardeşliği ile ilgili yazı ilgi çekecektir, bir de başkent kulüpleri yazı dizisi umarım uzun soluklu olur... Fanzine ulaşmak için tribündergi forumlarından Anıl'a ulaşmak yeter... u/M olarak biz de bekliyoruz bir adet numune...

31 Ocak 2009 Cumartesi

Ultras Life Magazine 9-10-11


#9


#10


#11

Rusların bu fanzin konusundaki hızlarına yetişemeiyoruz, dur durak vermeden yazıp çizmeye, birşeyler ortaya çıkarmaya devam ediyorlar ve Ultras Life Magazine'in 9, 10 ve 11. sayılarını da çıkarmışlar... İmrenerek seyrediyoruz, elimize nasıl ulaşır bilmiyorum, ulaşşsa da nasıl okuruz o da ayrı bir sorun, resimlere bak, Bulgarca ile ortak kelimelerden birşeyler çıkarırız artık... Rusya'ya gidenlere ricamız olsun, görürlerse duyarlarsa bu fanzini, bizim için de birer kopya alıversinler... Çok mu istedik?
Ultras Life Magazine #1, #2, #, #4
Ultras Life Magazine #5
Ultras Life Magazine #6, #7, #8

27 Ocak 2009 Salı

Başkalarının Sakatladığı Çocuklar


Futbol edebiyatınba ait kitap koleksiyonuma eklemek için geç kalmış olduğum bir kitap "Başkalarının Sakatladığı Çocuklar" Oray Eğin, ki seveni de çok, sevmeyeni de bir o kadar çok memlekette, orada burada futbolcularla röportajlar yapmış, bilinenin dışında bir çok ilginç olayı almış bizim topçuların ağzından ve kitabına aktarmış. İlgi çekici bir çalışmaya benziyor, bir de Oray Eğin'in kaleminden çıkınca okunacak bir eser... Kitabı online almak isteyenler için burada bir link mevcut, aşağıda da tanıtım yazısı:
Başkalarının Sakatladığı Çocuklar, kilometrelerce yol, tesislerin önünde, otel lobilerinde saatler süren bekleyişler, kamplardaki manevralar sayesinde yazıldı… Oray Eğin, Türkiye’nin en ünlü futbolcularının hiç kimsenin girmesine izin vermedikleri dünyalarına girdi ve onları kendilerinin bile tahmin etmediği konularda konuşturdu…

Emre Bölezoğlu bir işçi çocuğu olarak slow şarkı dinleyince hüzünlendiğini, Ümit Karan Almanya’daki ırkçılarla yaptığı kavgaları, Serkan Balcı yetimhanede geçirdiği günleri, Kemalettin Şentürk aileden gelen solculuğunu, İlhan Mansız kendisini nasıl beğendiğini, Nihat Kahveci Bağcılar’da geçen çocukluğunu, Gökdeniz Karadeniz ilk kez soyunma odasına girdiğinde hissettiklerini, Ünal Karaman MHP’ye olan bağlılığını, Kompela nasıl Türk olduğunu, Selçuk Şahin Aleviliğini, Kemal Aslan da eczanede çalıştığı günleri anlattı. Başkalarının Sakatladığı Çocuklar, dünyanın en güzel çocukları için yazılmıştır.

23 Ocak 2009 Cuma

Örnek Kişi: Metin Oktay



Hilmi Özcan, futbola dair bir blog yapıyormuş ve bizim blogtan da bir kaç resim kullanacakmış, bu konuda bir mail atmış, "helal hoş olsun" dedik tabii ve kişisel web sayfasını incelerken gördüm fotoyu... Daha önce de görmüş ve başka bir kitapta da adı geçtiği için ikisini beraber koyarım bloga demiş, sonra kalmıştı. Bugune kısmetmiş... Metin Oktay sadece tribünlerde ve gazetelerin spor sayfalarında değil, aynı zamanda örnek kişiliği ile Milli eğitim Bakanlığının okul kitaplarında da yer alıyor... Üstteki resim ilköğretim kitabından alınma, altttaki de lise 2 İngilizce kitabından... Bu arada okul demişken, 15 gün tatil yapacak bütün öğrenci ve öğretmenlere iyi tatiller dileklerimizi iletelim...


6 Eylül 2008 Cumartesi

Halkın Takımı Fanzin#3



"....Davranın hey soğuk yürekler.. Şölen veriyoruz tanrılara
Beyinlerimize limonlar sıkıp ruhlarımızdan salatalar yapacağız
Ve reçine kokulu kanlarımızı sunacağız kafataslarımızda
Davranın ulan söğüş vücutlar
Kendimize yediremediğimiz ne varsa onlara yedireceğiz
O koca kıçlı doymak bilmez iştahları doyuracağız bugün
Dillerinizi kesin teker teker ve atın şu içimizde ağır ağır kaynayan kazana
Getirin gözünüzden sakındığınız ne varsa gözlerinizi de hatta getirin
Bir tek ayaklarımız kalana dek yedireceğiz ne varsa
Bir tek ayaklarımızı vermeyeceğiz, onlar kalacak tek varlığımız
Onlarla tabanlayacağız çünkü işgallemesine ezeceğimiz evreni
Tüm evrenin acıkmayan tek hayvanıyız, çünkü biz
Ayak Takımıyız...."

diyerek 3. sayının tanıtımına girişmiş Halkın Takımı fanzini hazırlayan arkadaşlar. Daha önce birinci ve ikinci sayıları çıkarıp, "okur-yazar" taraftarın beğenisini almanın coşkusuyla 3. sayıyı da bitirmişler ve beğeniye sunmuşlar. Tamin edip okuyacağız en erken zamanda. Merak edenler için fanzini bulabilecekleri adres:

*KİTAPİÇİN - Sahaf-Kitabevi
Murat UNCU
Meşrutiyet caddesi 19
Galatasaray,Beyoğlu


*Mephisto Kitabevi
( İstiklal Caddesi No : 197 Beyoğlu)

bir de internet adresi var tabii ki:
www.halkintakimi.com


10 Ağustos 2008 Pazar

Ultras Life Magazine 6-7-8






Rusların ultras life dergi ekibi dur durak bilmeden yayınlarına devam ediyor. En son 5. sayıyı tanıtmıştık, geçen zamanda 6-7 ve 8. sayıları piyasaya sürmüşler. şimdi de 9. sayıları hazırmış ve içinde bizim için hoş bir güzellikle satışa çıkaracaklarmış: Bursaspor Texas tribünlerine ait bir yazı ve inadına fanzinin tanıtımı yapılacakmış. Hatta adamlar inadına fanzini kendi ülkelerinde dahi satmayı önermişler Bursasporlu arkadaşlara. Bizim memlekette fanzinlere "fotokopi parçası" gözüyle bakılırken, "el alem" nasıl değer veriyor yazılı materyallre. Bravo Ruslara...

11 Mayıs 2008 Pazar

Turuncu Fanzin


Fanzinleri tanıtırken, unutmuşuz ya da yeni sayı çıkmadığı için dikkatimizden kaçmış Turuncu fanzin.. Diğer fanzinlerden farklı olarak dikey olarak basımı yapılmış, fanzine emeği geçenlerin dediği gibi "okunabilirlik açısından"... Tanıtımını yine Hakan kardeşime bırakıyorum, bize Adana'dan bildirsin bakalım:
"Şimdiye kadar 2 sayı çıkarabildik. 1. sayı 2007 Temmuzuna ait. 3ligden 2B' ye çıktığımızda yayımlamıştık. 2.sayıyı da 2008 şubatında çıkardık. a4 'ü dikey katlayıp da bir biçim verdik fanzine. Hem farklı hem de kullanışlı olmasını düşünmüştük. 16 sayfayı şimdilik yeterli gördük. İş,okul, siteler ve tribün yoğunluğu fazlasına imkan vermiyordu. Fotokopiyle çoğalttık, bunun için turuncu kağıtları kullandık. ikinci sayıdaki başlıklarımız: Turuncu, Beyaz, Adana ve Adanapor/ Futbol Ne Kadar Futbol/ Adanasporlu Olmak/ Turuncu Fanzin/ Bir Daha Doğsam/ Turbeyler/ Ömrümüzün En Güzel Hikayesi/ Gölgesi Ağır Adam (Gündüz Tekin Onay)/Adana'da Yağmur/ Futbol Nedir, Ne Değildir/ Unutulmazlar/ Slogan Araraken/ Asativata'nın Seslenişi/ Arjantin Köşe.."

Ben edinmek isterim kendi adıma, kargo filan yaparlar diye düşünüyorum, diğer edinmek isteyen arkadaşlar için mail adresi hakantabakan@yahoo.com ...


Blog Widget by LinkWithin