9 Temmuz 2010 Cuma

Dünya Gözüyle Futbol/Cogito

Eskiden Dünya Kupası maçlarını sadece izlemek için değil aynı zamanda turnuva başlamadan önce çıkan dergi, kitap ya da gazete promosyonları için beklerdik ve turnuvanın düzenlendiği ayın arifesi ile sonrası futbol külliyatı arşivcileri için "tadından yenmez" zamanlardı. Diğer turnuvalara nazaran Afrika'daki bu kupa bizim için oldukça "kurak" geçti, ne bir kitap çıktı, ne de bir dergi, hatta gazeteler maç fikstürü bile vermedi ( Benim görmediğim, duymadığım varsa, yorumlar bölümüne belirtiniz ki, araştırıp arşive ekleme şansım olsun). Bu verimsiz dönem içinde Yapı Kredi yayınlarının çıkarmış olduğu Cogito dergisi "vahada su" gibi çıktı karşımıza. Kendilerine teşekkür ederken sizi derginin tanıtımıyla baş başa bırakıyorum:

2010 Dünya Kupası’na eşlik edecek bir Futbol sayısı hazırlıklarına başladığımızda ortaya bu kadar renkli ve çoksesli bir sayı çıkacağını biz de tahmin etmiyorduk. Cogito’nun futbol sayısı, “güzel oyun”un toplumsal yapıyla, yaşamla, siyasetle benzerliklerine ve bunların futbol sahasındaki izdüşümlerine eğilen; cinsiyetçilik, milliyetçilik, siyaset, sosyal adaletsizlik, ırkçılık, müzik ve futbol ilişkisini ele alan yazılardan oluşuyor.
İlker Aktükün’ün “Futbolun Siyasi Tarihine Kenar Notları” başlıklı ve futbolun üç temel döneminde siyasetle doğrudan ya da dolaylı ilişkisini ele alan makalesiyle açılan dosya, Kıvanç Koçak’ın futbol ve milliyetçilik ilişkisini ele aldığı ve milliyetçiliğin futbolu bir “av sahası” olarak kullanışını Türkiye’den çeşitli örneklerle gösterdiği yazısıyla devam ediyor. Tanıl Bora, “Yeşil Kırmızi, Şark’ın Yıldızi” başlıklı yazısında Diyarbakırspor’un kişiliğini ve Süper Lig’deki kimliğini, geçtiğimiz sezon çıkan olayları da yorumlayarak okuyor. Antonio Negri’nin 1998’de Rebibbia Cezaevi’nde kaleme aldığı yazıda, “herkesin gırtlağına kadar futbola batmış durumda olduğu” İtalya’da, değerler bunalımı sonucu safların nasıl değiştiğini Ulus Baker’in çevirisinden okuyoruz.
Hande Birkalan-Gedik’in futbolun cinsiyetini, feminizm ve futbol üzerine kapsamlı bir literatür araştırmasıyla sorguladığı yazısına Gülengül Altınsay’ın bir kadın futbol yazarı olarak deneyimlerini aktardığı yazısı eşlik ediyor. Selçuk Candansayar, “Futbol, Delinin Aşkı”nda futbolun öğelerini ele alıp psikanalitik bir okumaya tabi tutarken, Nelson Rodrigues, 1956 tarihli yazısında Brezilya futbolunun tek eksiğinin bir psikanalist olduğunu öne sürüyor.
David Inglis ve John Hughson’ın “Güzel Oyun ve Gündeliğin Proto-Estetiği” başlıklı çalışması, futbolun sanatsallaştırılması üzerinden, estetik süreçlerin pratiğin alanını şekillendirişini okurken, Allan C. Hutchinson’ın “Derrida Futbol Oynamış Olsaydı” başlıklı yazısı, felsefenin Maradona’sı Derrida’nın futbol sevdası üzerinden, “içkin bir tasarımı ya da doğal amacı olmayan büyük oyun alanı”nı okuyor.
Tunca Arslan’ın “Ofsaytta Yaşayanlar Paslaşıyor” başlıklı yazısı, Burcu Göknar’ın “Vefa” projesinden hareketle ve sanatçının sergisinden fotoğraflar eşliğinde kaleme alınmış, futbolun “parıltısız” ve vefalı yüzüne dair bir inceleme. Futbolun bir diğer yüzünü ele alan Doruk Yurdesin, mega futbol organizasyonlarının milyonlarca kişiyi evinden edip yersiz yurtsuz bıraktığına dikkat çekerek, ekranda futbolun keyfini çıkarırken, bunun milyonlarca insanın yaşamını nasıl etkilediğini bilmenin bir vicdan borcu olduğunu hatırlatıyor. Futbolu bir medeniyetler çatışması olarak ele alan Bartosz Weiss, rakip taraftar imgelerine odaklanıyor. Emre Sarıkuş da bugün “sanayi devrimini” yaşayan futbolun psikopatolojisine odaklanıyor. Ulaş Başar Gezgin’in “Gezgin Heyecan Kuramı”, yazarın anlatı kuramını futbola uyarlayarak, futbolun neden sanatsal etkinliklerden daha çok izleyici çektiğini açıklıyor.
Tan Morgül ve Turgut Yüksel’in futbol güzellemesiyle açtığımız dosyanın ikinci kısmı ise Dünya Kupası üzerine yazılardan oluşuyor. Vishanthie Sewpaul’un makalesi, Güney Afrika’nın 2010 Dünya Kupası’na evsahipliği yapmasının sosyoekonomik ve sosyopolitik sonuçlarına eğiliyor. Özgür Dirim Özkan, küreselleşen dünyada futbolun çekiciliğinin sırrını araştırırken, Barış Karacasu “Futbol Şarkılarının Dünü”nde Dünya Kupası’nın müzikli, resmi ve kısa bir tarihçesini çıkarıyor. Avrupa çapında 1997’den beri her yıl İtalya’da düzenlenen Mondiali Antirazzisti (Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası) organizasyonuna 2009 yazında, Adana Demisporlularla birlikte katılan Yavuz Yıldırım Başka Bir Dünya Kupası izlenimlerini aktarıyor.

Futbol sayımız arzu ettiğimiz gibi Dünya Kupası’nın başına yetişmedi ama “ofsayta da düşmedik”...

1 yorum:

Seçkin dedi ki...

sayı 63 diyor. hiç rast gelmemişim. paylaşım için teşekkürler.

Lenovo Warcraft 3 Ligi

Blog Widget by LinkWithin