Kayserispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayserispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2026 Pazartesi

Galatasaray:4-0:Kayserispor


Vanspor maçında Hagi, Konyaspor maçında İliç, Kasımpaşa maçında Icardi, Akhisar maçında Drogba, Kayseri maçında Gomis ve Ümraniye maçında Mertens...  Dün gece bu listeye adınız yazdırma şansını daha hakemin başlama düdüğünün yankısı bitmeden Sallai'nin ortasında bomboş kafayı auta vurarak kaçırıyordu çiçeği burnunda transfer Noa Lang...


Bir çok potansiyel transferin adının geçtiği ama sadece Lang ve Aspirlla'nın kadroya dahil edildiği kadroda Manchester City maçının ardından ev sahibi sarı-kırmızılılar cezalı Barış Alper'in yokluğunda Hollandalı yeni transferini ilk onbire yazarak başladı Kayserispor maçına. Hava soğuk ve yağmurluydu, tribünlerde yer yer boşluklar vardı da maça saatler kala çıkan "Icardi Juventus'a gidiyor" asparagası sosyal medyada heyecan yaratmış, bu ateş Sami Yen tribünlerine de yansımıştı da sanalla gerçek çok farklıydı. Sosyal medya "kralı tahtından etmiş, biletini kesmişti" ama tribünler ortalığı Icardi diye inletiyordu maçtan önce topçular sahaya çıktıklarında...


Rakip ligde can çekişen Kayserispor olunca, Galatasaray için kendi evinde kağıt üzerinde rahat bir maça çıkacaktı, gerçek de öyle oldu. İlk dakika Lang kafayı kaçırdı ama yedinci dakikada Yunus'un ortasında Kayserispor'lu Opoku ters bir vuruşla gol perdesini açıyordu ev sahibi adına. Devamında da bir kaç dakika sonra Sallai yine ortaladı, bu defa Eren rahat pozisyonda kafayı dışarı atıyordu. Arzuluydu Galatasaray, Osimhen ve Yunus'la rakip ceza sahası önünde baskı kuruyor, top da kapıyordu ki, bu anların birinde Lang'ın şutunu Bilal kurtarıyordu. Gözlerin üzerinde olduğu yeni transfer istekliydi, çalışkandı ama ilk maçı olduğu için de hata yapmamak için biraz daha garanti oynuyordu. Barış'ın kanadında ondan daha teknik ama onun kadar güçlü olmayan bir oyuncu gelmiş Galatasaray'a... Hollandalı topçu 17'de Eren'i de savunma arkasına kaçırdı, onun pasında Osimhen'in şutu kale direğini yalayarak auta gidiyordu.


Galatasaray oyunu rakip sahaya yoğmış, savunmacılara da pres yaptığı bir anda kaleciye atılan kısa topu kapan Osimhen gole giderken Bilal tarafından düşürülünce hakem penaltıyı gösteriyordu. Herkes kırmızı kart beklerken, yeni kurallar hem penaltı hem kırmızıya izin vermiyordu. Topun başına geçen Osimhen yerden sert vuruşla farkı ikiye çıkarırken, takımını da rahatlatıyordu.

Maçın hakemi Adnan Deniz Kayatepe oyunu sık sık durdururken, 33. dakikada Lemina'ya öyle bir sarı kart gösterdi ki... Kelimeler kifayetsiz... Bu kartla Gabonlu oyuncu bir hafta sonraki Rize maçında cezalı duruma düşüyordu. Lemina demişken, Lang'ın serbest vuruş ortasında Torreira'nın aşırttığı topa yaptığı rövaşetayı Bilal zorlanarak kornere atıyordu... 

Deplasman takımının forvetleri Sanchez ve Abdülkerim arasında ezilirken, maçın başında Furkan'ın şutu dışında devre biterken Uğurcan'ın hatasıyla topu önünde bulan Onugkha'nın plasesi auta gidiyordu.


İkinci devre Uğurucan'ın uzun mesafeli pasında Osimhen'in topu indirip Sara'nın neredeyse golüyle başlayacaktı da Bilal yine başarılıydı ama dönen topta Osimhen kafayı kaldırsa Lang'a ilk maçta ilk golün asistini yapacaktı. Devamında Galatasaray üçüncü golü atmak için baskıyı arttırdı, pozisyonlar sonuç vermezken, son yarım saate girilirken Sallai'nin uzun mesafeli pasını kovalayıp yakalayan Osimhen Sara'nın eliyle işaret ettiği bölgeye meşin yuvarlağı bırakınca Brezilyalı da son haftalardaki gol serisini devam ettiriyordu. Son üç maçında dört gol atan Gabriel Sara, 101 defa topla buluşup 95 isabetli pasla Süper Ligde kendi rekorunu kırarken, saha içinde de ayak basmadık yer bırakmazken, Osimhenle birlikte yaptığı presle Mertens'i de hatırlatıyordu.

 Farkın açılmasıyla Okan Buruk, Lemina, Abdülkerim ve Sallai'nin yerine Icardi, Kazımcan ve Kaan'ı oyuna dahil edince takımın ritmi bozulunca Kayserisopor Uğurcan'ın kalesine daha fazla gelmeye başladı ki, bir de gol attılar lakin pozisyon ofsayttı...


Ve bitime 20 dakika kala Lang kenara gelip Asprilla sahaya girince, taraftar bir diğer yeni transferi de seyretme şansı buluyordu. Kolombiyalı genç oyuncu biraz tedirgindi, top ayağına yakışıyordu ama ilk maç ilk heyecan yeteneklerini çok da sergileyemedi ama bir çalım sonrası şutu az farkla yan ağlara takılınca taraftarı yine de oturdukları koltuklarından zıplattı. 


Maçta uzatmalar oynanırken Ahmed Kutucu'nun şutunda top rakip savunmacıdan dönerken, hakem VAR uyarısıyla maçı durdurup bir karar bekliyordu. "Böyle de penaltı olmaz" derken, monitöre çağrılan Adnan Deniz Kayatepe penaltı noktasını gösteriyordu. Tabii ki topu eline alan oyuncu kaptan Icardi olacaktı, Arjantinli'nin füzesinde Bilal yerinden bile kıpırdayamazken, İcardi Hagi'nin 72gollük rekorunu egale ediyordu...

Maç sonu ise üçlü çektiren Lang, Asprilla ve Icardi olurken, Lang ultrAslan bayrağı ile sahayı dolaşıyordu... Tabelada artı üç puan yazılmışken, kafalarda ise o bitmeyen soru vardı: Yönetim transferler nerede?



Stat: RAMS Park

Tarih: 01/02/2026

Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, Süleyman Özay, Mehmet Kısal VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sallai (Kazımcan Karataş dk. 65), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 65), Eren Elmalı, Lemina (Icardi dk. 65), Torreira, Yunus Akgün, Sara, Lang (Asprilla dk. 73), Osimhen (Ahmed Kutucu dk. 82)

Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, İlkay Gündoğan, Gökdeniz Gürpüz, Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kayserispor: Bilal Bayazit, Aaron Opoku (Katongo dk. 87), Semih Güler, Denswill, Carole, Bennasser (Dorukhan Toköz dk. 78), Ramazan Civelek (Mane dk. 46), Furkan Soyalp (Makarov dk. 59), Benes, Cardoso, Onugkha (Mendes dk. 59)

Yedekler: Onurcan Piri, Burak Kapacak, Tuci, Görkem Sağlam, Talha Sarıarslan

Teknik Direktör: Radomir Djalovic

Goller: Aaron Opoku (dk. 8 k.k.), Osimhen (dk. 26 pen.), Sara (dk. 60), Icardi (dk. 90+4 pen.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Eren Elmalı, Lemina (Galatasaray), Bilal Bayazit, Ramazan Civelek, Furkan Soyalp, Denswill, Makarov (Kayserispor)

26 Ağustos 2025 Salı

Kayserispor:0-4:Galatasaray


 "Ya paranın ne olduğunu bilmiyor ya da parayı sevmiyor" idi 1 Aralık 1973 yılında Hürriyet gazetesinin spor sayfasının manşeti. 18 kişilik ailesinin bütün yükü üzerinde olan Metin Kurt'un Galatasaraylı idarecilerin temdit olarak tüm futbolculara sezon başında 110 bin lira teklifini reddetmesini anlatıyordu haber. "Adalatesizlik" diye karşı çıkan Metin, 110 bin lira yerine temdit hakkı olan 28 bin lirayı istemiş, antrenmanlarda da herkesten fazla çalışmıştı...

Galatasaray ligde rakiplerine kaleyi göstermeden attığı 6 golle 6 puan toplamış, "Hedef 26" yolunda şahane bir başlangıç yapıp, yoluna Kayseri'de devam edecekken Barış Alper vakası baş göstermiş, maç ikinci plana düşmüştü. Bu süreç her mecrada uzun uzadıya konuşulduğu için blog sayfalarında bu tatsız konuya girmeyeceğim ama Barış'a Metin Kurt'un hayatından anektodlar anlatan Vecdi Çıracıoğlu'nun Gladyatör kitabını tavsiye edebilirim, hak nasıl aranırmış konusu Metin Kurt'tan daha iyi bilen olmaz değil mi?


Okan Buruk'un Galatasaray'ın başındayken en sıkıntı çektiği deplasmanlardan biri olan Kayseri'ye Barış ve Lemina'dan yoksun giden Galatasaray'da iki haftalık "ezber" kadro değişecekti doğal olarak, tabii Osimhen de forvete kurulmuştu çoktan. Hal böyle olunca Okan Buruk şapkadan Eren Elmalı'yı Barış'ın yerine çıkarıverdi, Lemina'nın boşluğu da beklentilerin aksine Kaan Ayhan'la değil Sara ile doldu.

Kayserililere kurnaz derler de bence ticareti iyi bilirler ve çalışkandırlar, alın teriyle kazandığını da tasarruf etmelerinin zararı yok ama Kayserispor başkanının deplasman tribünü için belirlediği 3838 liralık maç bileti tarifesi kurnazlıkla ya da iş bilirlikle açıklanamaz. En hafif tabirle ayıp kere ayıp etmiş başkan. "Kadrosunda maliyeti 100 milyon euroları bulan Galatasaray ile oynayacağımız maçın bileti 3689 lira olan Beşiktaş maçından daha da pahalı olacaktır" diye kendini savunurken sarı-kırmızılı ekibin başkanı, pastırma ile ciğeri ayıramıyor mu acaba bir Kayserili olarak? Osimhen'e 75 milyon Galatasaray yönetiminin kasasından çıkıyor da maç bileti olan 3838 lira Kayseri'de oturan, fabrikada çalışan ya da okuyan vatandaşın cebinden çıkıyor... 

Bu ayıbı bir yere yazdık derken, Kayseride Galatasaray kafilesinin konakladığı hotelin önünde bekleyen "Cimbomlulara" saldıran Kayserililer de ikinci ayıbı ettiler. Tribüncülük ya da ultra kültürü bu değil sevgili dostlar...


Saha içine dönersek ev sahibinin Karagümrük'ten örnek alıp Galatasaray'a ilerde basacağını beklerken, onların hesabı Osimhen'i iki stoperle kilitleyip, Cardoso'nun kontralarına güvenmekti. Markus Gisdol ligi bilen hocadır, Samsun'da iyi işler de yaptı ama pazar gecesi planı pek tutmadı zira Sanchez Cardoso'yu bitirince hücumda etkisiz kaldılar, tüm maç Galatasaray'a karşı kaleyi savunmak da "intiharla eş değerdi" ki Osimhen'i tutarsan topu filelere yollayacak bir başkası çıkacaktı, o da Barış'ın yerine geçen Eren oldu. Önce Torreira şansını denedi, direk engel oldu, sonra Yunus-Sane ipleri ellerine aldı, "slalomlarla" yordu Jung ve Denswil'i de dakikalar 35e gelirken Yunus'un geçen yılı hatırlatan bir top sürüşü ve Sane'ye klas pasında Alman topçu gole yaklaştı, olmadı da seken topu boş kaleye Eren plaseleyiverdi... "Hatice-netice" deyimi var ya, Eren'in golü tabelayı değiştirdi ama 5 dakika önce Osimhen'in sırtı kaleye dönük topu göğsü ile kontrol edip, dönerek volesi gol olmadı ama bu ayak topunun da "haticesi"ydi ilk devre adına.


Devre arası tuvalet sırası bekleyenler ya da büfeden çay-kahve alıp koridorda lakırtı yapanlar Eren Elmalı'nın Sane'nin ortasında gelen ikinci golü seyredemediler tabi. Çalışılmış pozisyondu Galatasaray adına, santra ile top rakibin köşe direği tarafına vurulup, oradan atak yapılması beklenirdi, çok maç denendi, burada başarı geldi. Dış sahada ve pek de gücü olmayan rakip önünde iki farklı öne geçmek Galatasaray'ı rahatlattı ki ev sahibi de ana planından çıkıp "şeref" golü için saldırınca Yunus-Sane-Osimhen'in çok arzuladığı boş alanlar da ortaya çıkıverdi. Özellikle Sane'nin ikramını "sol ayağına güvenmediği" için geri çeviren Osimhen, maç bitimine 5 dakika kala Icardı'nin "klas ve tecrübe" kokan pasıyla Zaniolo'yu hareketlendirdiğinde İtalyan dostunun ikramını geri çevirmedi, derin bir "oh" çekti kendi adına. Geçen hafta Icardi Torreira'ya jest yapsın demiştik, bu hafta Osimhen'in hediyesini bekler Zaniolo...


Galatasaray bir haftayı daha 3 atıp gol yemeden bitirecek diye beklerken, belki de gazetelerin erken manşetlerini uzatmalarda Bilal'i üzen Sane değiştirtti. Alman topçu Berkan'ın pasında ceza sahası dışından topa abandı, meşin yuvarlak Kayserili savunmacıya da çarpınca zaten taraftardan protestolar işiten Bilal'i iyice çaresiz bırakıp, tıngır mıngır kaleye süzülüverdi. Sane de siftahı yaptı, o da derin bir nefes çekmiştir.

3838 lira ödeyip Galatasaray'ı desteklemeye gelen deplasman tribünündeki taraftar da verdiği paranın hakkını 4 gol görüp, transfer döneminin yıldızları Osimhen ve Sane'nin gollerini izleyerek almışlardır umarım. Bir de Yunus'un Mertensleştiği anlar da gözlerinin pasını sildiğini düşünüyorum.


Muslera'nın kaleyi emanet ettiği halefi Günay'la bitirelim yazımızı. Günay Güvenç bu sezon 3 maçta da "clean sheet" yaptı, yani kalesini gole kapadı ve hala kaleci transfer etmeyen yönetime de "Bulamıyorsanız, rahat olun, ben varım" mesajı iletti... Müthiş bir istatistik de tutturdu Günay: Galatasaray forması ile ilk onbirde başladığı ilk altı maçta gol yemedi Günay... Darısı haftaya Rize maçına...






Stat: RHG Enertürk Enerji

Tarih: 24/08/2025

Hakemler: Alper Akarsu, Caner Özaral, Mehmet Kısal VAR: Davut Dakul Çelik

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı, Jung, Denswil, Carole, Benes (Karimi dk. 69), Dorukhan Toköz (Ackah dk. 60), Ramazan Civelek (Mane dk. 69), Mendes, Cardoso, Opoku (Tuci dk. 60)

Yedekler: Onurcan Piri, Abdulsamet Burak, Burak Kapacak, Baran Ali Gezek, Nurettin Korkmaz, Talha Sarıarslan

Teknik Direktör: Markus Gisdol

Galatasaray: Günay Güvenç, Sallai (Metehan Baltacı dk. 79), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Torreira (Berkan Kutlu dk. 85), Sara (Icardi dk. 72), Sane, Yunus Akgün (Zaniolo dk. 79), Jakobs (Kaan Ayhan dk. 72), Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Ahmed Kutucu, Jelert, Kazımcan Karataş, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Eren Elmalı (dk. 37 ve 46), Osimhen (dk. 86), Sane (dk. 90+3) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 45 Sara , Dk. 77 Günay Güvenç (Galatasaray), Dk. 45 Cardoso, Dk. 76 Gökhan Sazdağı (Kayserispor).

24 Mayıs 2025 Cumartesi

Galatasaray:3-0:Kayserispor

 


"Ben genelde ikinci sezonda bir şeyler kazanırım” diyen Tottenham hocası Ange Postecoglou
Bütün iyi TV dizilerinde her zaman üçüncü sezon, ikinci sezondan daha iyidir.” şeklinde özlü bir söz etmiş UEFA Avrupa Ligini kazandıktan sonra...

Ange'nin takımını Sami Yen'de madara eden Okan Buruk da meslektaşı bu sözleri sarf ettikten 3 gün sonra Türkiye Süper Liginde arka arkaya üçüncü şampiyonluğunu kutlarken hem birinci sezon, hem de ikinci sezondan çok daha zor ama anlamlı bir şampiyonluk kazanıyordu...
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Gençliğe Hitabesi"ne atıfta bulunarak yazmak gerekirse, yazılı ve görsel ile sosyal medyanın "kaleleri zapt edilmiş", TFF ve MHK'da "iktidar sahipleri gaflet ve dalalete düşmüş", Galatasaray'ı üçüncü şampiyonluktan mahrum etmek isteyen "dahili ve harici bedhahlar" ellerinden geleni arkalarına koymazken, Okan Buruk'un Galatasaray'ı Süper Lig tarihinin belki de en zor şampiyonluğunu, en kolay şekilde sonlandırıyordu... Hikayeleri severiz ya, dramatik sonlu, kanlı canlı olanlar daha da dikkati çeker, unutulmaz da, ligin bitimine iki hafta kala iç sahada Kayserispor'a karşı "elini kolunu sallayarak" kazanılan maç pek o kategoriye girmez ama, TFF başkanı ve Dursun Özbek arasında başlayan savaşta galip gelmek önemliydi, 5. yıldızı takmak gerekiyordu, "futbol romantizmi" biraz kenarda dursa kimseye zarar gelmezdi...


"Mayıslar Bizimdir" kadar rakiplerde korku ve hezeyan uyandıran başka bir söz de "Ali Sami Yen Kapalısına vuran güneş"tir. Kayseri maçı başladığında da televizyon kameraları tribünleri gösterirken, kırmızı formaları giymiş Galatasaray sevdalıları güneşin altın sarısı rengine boyanıyor, şampiyonluk nameleri söylüyordu.

Bu coşku içinde Galatasaray da arzulu başladı, bir an evvel golü bulup rahatlamak isterken, Kayserispor da iyi kapanıp ani ataklarla rakibini avlamak arzusundaydı ki Galatasaray'ın Barış ve Osimhen'le attığı iki şuttan daha tehlikelisini Ramazan Muslera ile karşı karşıya kalarak yaşatıyor, tecrübeli kaptan gemisini kurtarıyordu. Şampiyonluk modunu açmıştı Nando ama kalbi bu sene kırıktı, Galatasaray tarihinin en fazla kupa kazanan oyuncusu Sami Yen'de yuhalanmayı unutamıyordu. 


Muslera rakibe gol şansı vermeyince ev sahibi sarı-kırmızılılar daha da etkili gittiler Bilal'in kalesine, Osimhen bir gol attı, yardımcı hakem ofsayt kaldırdı ama bir dakika sonra bir Galatasaray klasiği gerçekleşti: Sara kornerden ortaladı, Osimhen kafayı vurdu ve gol.
Nijeryalı golleri atıyor, rekorları kırıyor da Galatasaray taraftarı içten içe Nazan Öncel'den "Gitme kal bu şehirde" şarkısını mırıldanıyordu. Bu uğurda her yol deneniyor, gol anasonu Osimhen'in kızı yapıyordu "Victooooor Osimheeeeeen"


Çok geçmeden yine Galatasaray'ın rakip sahada yaptığı baskıda Kayserisporlular gelişi güzel vurunca, Torreira kafayla Barış'a gol asisti yapıyor, genç topu bu fırsatı geri çevirmiyor ve maç o anda kopuyordu...
Şampiyonluk maçı olunca, bir gün önceden düşünülenler sahneleniyor, Barış gol sevincini yandan aldığı bir telefonla öz çekim yaparak kutluyordu... Tabii, sarı kart görmeyi de göze almıştı...

Tribünler şampiyonluk havasına girmiş, Galatasaraylı oyuncular oyunun kontrolünü eline almışken, deplasman ekibi bir gol için fırsat kolluyor, 30. dakika Ramazan'ı Sanchez engellerken, Cardoso'ya da Muslera geçit vermiyordu.
Torreira'nın pasını asiste çeviren Barış Alper, Sara'nın ustalık kokan pasında ise ayağını zemine dengeli basmayınca üçüncü golden ediyordu takımını....

İkinci devre yine baskılı başladı Galatasaray, Sallai, Sara, Barış ve Yunus ile çok net pozisyonlar buldu da tabelayı değiştiremedi. Özellikle Sara, belki de Galatasaray forması ile en iyi 5 maçından birini çıkarırken, Okan Buruk klasik değişikliğini yapıyordu: Sara out, Morata in... İspanyol golcü de sahaya ayak bastıktan bir kaç dakika sonra Sallai'nin al da at pasında klasina yakışmayan bir vuruşla topu dışarı gönderiyordu...


Dakikalar ilerliyor, taraftarlar tezahüratı arttırıyor, İcardi tribünde hop oturup zıplıyor, Okan Buruk oyuncularını alkışlatmak için yanına alırken, az forma şansı bulanları sahaya sürerken, Osimhen'in pasında Morata kaleci ile karşıya kalınca, düşürülüyor ama Ali Şansalan kanıksadığımız bir şekilde aut diyordu da VAR'da Özgür Yankaya "hocam, gel bir bak, o iş öyle değil" dercesine ekrana davet ediyordu Ali Şansalan'ı...

Ve penaltı kararı çıkınca, tribünler inliyordu: Musleraaaaa, Musleraaaaaa, Musleraaaaa...


Okan Buruk da izin verince, kaptan Nando meslektaşı Bilal'in de gönlünü alıp, topun başına geçiyor ve 14 yıllık Galatasaray kariyerini bir golle noktalıyordu... Galatasaray forması ile 500e yakın maç ve 19 kupa... Bütün bunlardan daha önemlisi takım içi bağları kuvvetlendiren, arkadaşlarını yüreklendiren, yabancı oyunculara ev sahipliği yapan bir kaptan... Galatasaray taraftarı Muslera'nın değerini seneye çok daha iyi anlayacak...


Skor 3-0 olmuş, şampiyonluğun resmi olarak ilan edilmesi için geri sayım son hızla sayılırken, Okan Buruk yayıncı kanalın kameralarına beş yıldızlı "The Real One" yazısı gösteriyor, saha kenarında oyuncular çocuklar gibi şen şakrak eğleniyor, Muslera parçalı forma ile geçirdiği yılları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirip duygulanıyor ve hakem 2024-2025 sezonun şampiyonunu ilan eden düdüğü çalıyordu...

Galatasaray Şampiyon...

Galatasaray ilk ve tek 5 yıldıza sahip takım...









Stat: RAMS Park

Hakemler: Ali Şansalan, Volkan Ahmet Narinç, Mehmet Kısal

Galatasaray: Fernando Muslera, Roland Sallai (Przemyslaw Frankowski dk. 71), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 71), Eren Elmalı, Lucas Torreira, Mario Lemina (Berkan Kutlu dk. 82), Gabriel Sara (Alvaro Morata dk. 63), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz (Dries Mertens dk. 81), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Ismail Jakobs, Kerem Demirbay, Ahmed Kutucu, Carlos Cuesta

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı (Carlos Mane dk. 66), Majid Hosseini, Joseph Attamah (Mehmet Eray Özbek dk. 75), Lionel Carole (Hasan Ali Kaldırım dk. 75), Ali Karimi (Baran Ali Gezek dk. 46), Kartal Kayra Yılmaz, Ramazan Civelek, Mehdi Bourabia (Julian Jeanvier dk. 66), Miguel Cardoso, Duckens Nazon

Yedekler: Onurcan Piri, Dimitrios Kolovetsios, Kayra Cihan, Nurettin Korkmaz, Talha Sarıarslan

Teknik Direktör: Sergej Jakirovic

Goller: Victor Osimhen (dk. 26), Barış Alper Yılmaz (dk. 29), Fernando Muslera (dk. 89 pen.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 15 Sallai, Dk. 15 Okan Buruk Dk. 30 Barış Alper Yılmaz, Dk. 42 Sara, Dk. 90 Muslera (Galatasaray), Dk. 87 Bilal Beyazıt (Kayserispor).

22 Aralık 2024 Pazar

Kayserispor:1-5:Galatasaray


Kayseri'de karşılaşma sona ermiş, Galatasaray koskoca bir 2024 senesini deplasmanda maç kaybetmeden bitirmiş, oyuncular tatile gitmeden sevinçlerini taraftarla paylaşırken, Muslera gencecik Berat'ı en öne yollayıp, üçlü çektiriyordu... Bitmiyordu, maç fotosu olarak da Berat en önde, arkadaşları arkasında objektiflere poz veriyordu...

Gün içi babannesinin vefat haberini almıştı Berat, buna rağmen gencecik yaşına rağmen "dirayet" göstermiş, maça çıkmıştı... Arkadaşlarının özverisini takdir ediyor, onun acısını da paylaşıyordu Muslera ve arkadaşları...


Rakiple formasını değiştiren ve bu soğukta sadece atletle kalan Sanchez'e de bir anne duyarlılığı ile kabanını giydirmeye çalışıyordu Mertens...

"Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır." demişti ya Baba Gündüz, işte onun tarif ettiği takım bugün Kayseri'deydi...

Nasıl yeneceksin bu Galatasaray'ı? Nasıl?


Ara ara dolu, bazen de yağmur atıştıran soğuk bir pazar gününe Galatasaray, ilk atakta bulduğu penaltı golüyle içini ısıtarak başladı taraftarının. Son iki sezonda bu sahada üç puan alamamıştı Okan hoca ama şimdi rakibi Fenerbahçe'ye 8 puan fark yapma şansı vardı... Bundan daha büyük motivasyon olur muydu?

Golün arkasında fark ikiye çıkacaktı ki Osimhen'in Yunus'a "al da at" pasında ev sahibi savunma daha dikkatliydi. Galatasaray oyunu rahat götürecek diye hesap ederken, kullanılan bir köşe vuruşunda adam paylaşımındaki hatalar Bahoke'yi boş bıraktı, onun kafa vuruşunu herkes seyretti. Kayseri attığı eşitlik sayısının moraliyle Muslera'nın kalesine daha cesurca gitti, ikiyi de bulacaktı ki Sanchez hızır gibi rakibinin şutunu yatarak engelledi.

Son haftalarda Galatasaray'ın parlayan yıldızı kimdir? Şüphesiz bir çoklarının cevabı Yunus olacaktı. işte o Yunus, Trabzon maçından sonra Kayseri'de de "Messileşti", orta sahadan aldığı topla rakip savunma üzerine Alberto Tomba misali slalomlarla gitti, Osimhen'e aktardığı topta Nijerya'lının pasında Mertens kaçırdı ama Barış affetmedi. 


Galatasaray yine öne geçmişti, topa eskisi kadar hakim olamıyor, orta sahada pres yapıp rakibi eksik yakalayamıyor, sol tarafı Jakobs'la "yol geçen hanı" olmuş ama tabelada öndeydi. Zira kaliteli ayaklara sahipti, Sara savunma arkasına topu yolluyor, Barış'tan önce savunma kornere atıyor, rakibin gol için Karimi ile heyecanlandığı anda Muslera "No Pasaran" diyordu...


"Atamayana atarlar" tabiri futbolun yazılı olmayan kurallarındandır. İkinci yarının başında yine Galatasaray'ın sol tarafından Kayserispor'un geliştirdiği bir akında Muslera bir kez daha Boa Morte'ye geçit vermezken, dönüşünde Yunus resital yaparak farkı ikiye çıkarıyordu. Kayserispor'un kullandığı korner atışında topla buluşan genç yıldız, meşin yuvarlağı sürdü, sürdü, sürdü ve Onurcan'ın koruduğu kalenin ceza sahasına girmeden bir hafta önce Uğurcan'ı avladığı gibi Onurcan'ı da kurbanlarının listesine ekledi... Ne goldü ama... Messi izlese alkışlamaktan avuçları patlardı... Dries Mertens ve Osimhen ise şaşkınlıkla bakakalıyordu...

Skoru ele geçiren deplasman ekibi, daha öz güvenli oynamaya, ev sahibi sarı kırmızılılar da motivasyonu kaybedince Kayserispor kalesinde pozisyonlar da daha sık görülmeye başlandı. Jakobs siftahı denedi, az farkla korner oldu, Yunus'un jeneriklik şutu ahlar vahlar arasında direği sıyırdı da Muslera'nın uzun topunda yine sahneye Yunus çıktı, Osimhen'i boş gördü, "kral" da ikinci golünü yazıverdi tereddütsüz.


Üç dakika sonra Osimhen'in "al da at"ını çömertce harcayan Barış, oyun bitmeden Yunus'un ikramında Karadeniz inatçılığı ile topa abandı, bereket üst direk kırılmadı ama tabela değişiyordu: 1-5...


Atılan her golü Berat'a armağan eden topçulara nazire yaparcasına Okan hoca da genç topçuyu son dakikalar oyuna aldı, o da bı kısıtlı sürede yeteneklerini göstermekten geri kalmadı, Batshuayi o harika pası gol yapsa, hanesine asist de yazdıracaktı genç Berat...

Hakem oyunu 9 dakika uzatsa da, maçın skorunu bağlamıştı futbolun ilahları, Sanchez'in iki adımdan şutu Onurcan'ın yüzünde patlıyor, bir dakika sonra Muslera'dan seken top boş kaleye yuvarlarken Boa Morte, yine araya Galatasaray ile 100. maçına çıkan Abdulkerim'in o "Tanrının ayağı" engel oluyordu...

5 yıldız yolunda rakibi Fenerbahçe'nin puan kaybettiği haftada hanesine üç puan yazdıran Okan Buruk artık sayısını akılda tutamadığımız onlarca rekoruna bir başka rekor daha eklerken, senenin son maçının bitiminde herkes 2025 yılında görüşmek dilekleriyle mutlu mesut tatile çıkıyordu...

İyi tatiller...



Stat: RHG Enertürk Enerji

Hakemler: Mehmet Türkmen, Mehmet Emin Tuğral, Serkan Çimen

Bellona Kayserispor: Onurcan Piri, Gökhan Sazdağı, Jeanvier, Attamah, Carole (Dk. 83 Nazon), Hasan Ali Kaldırım, Karimi (Dk. 58 Bourabıa), Kartal Kayra Yılmaz, Cardoso (Dk. 75 Ackah), Boa Morte, Bahoken (Dk. 83 Talha Sarıarslan)

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Dk. 78 Jelert), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jakobs (Dk. 78 Berkan Kutlu), Torreira (DK. 88 Berat Luş), Sara, Yunus Akgün, Mertens (Dk. 78 Batshuayı), Barış Alper Yılmaz, Osimhen (DK. 86 Metehan Baltacı)

Goller: Dk. 4 (Penaltıdan) ve Dk. 71 Osimhen, Dk. 29 ve Dk. 87 Barış Alper Yılmaz, Dk. 51 Yunus Akgün (Galatasaray), Dk. 14 Bahoke (Bellona Kayserispor)

Sarı kart: Dk. 70 Bourabia (Bellona Kayserispor)

14 Ağustos 2023 Pazartesi

Kayserispor:0-0:Galatasaray


İlkokuldaki sınıfımı hatırlamaya çalıştıkça gözümün önüne gelen tek tablo duvarda bir yılda dört mevsim olduğunu öğretmek için asılan bir poster geliyor: İlbahar rengarenk çiçekler, yaz açmış güneş, sonbaharda sarı yapraklar ve kışın kar topu oynayan çocuklar...

Mevsimleri böyle öğrendik çocuk yaşlarda da, yıllarca futbol izlemiş olarak kırklarımızın ortalarına geldiğinde futbolda da dört mevsim olduğunu öğrenecekmişiz yeni nesil veletlerden:

Ligin ilk devresi, ara transfer sezonu, ligin ikinci devresi ve yaz transfer sezonu...

Ve işin trajikomik tarafı da bu mevsimlerin hepsinde başarılı olmak şartoğlu şartmış...

Kurak geçirdiğin bir transfer sezonu, bir önceki sezon şampiyon dahi olsan, yönetim götürebilirmiş...

Biz böyle bilmezdik, yeni neslin "şahidiyim" ben...

Geçen yılın şampiyonu Galatasaray, yaptığı "fiyakalı" transferlerle "yaz transfer sezonunun" da şampiyonu olmaya aday gösterilirken, yeni sezonun ilk maçında karşısında "transfer tahtası kapalı" bir Kayserispor buldu. İşte tam da bizim "veletlere" göre çantada keklik bir maç, Galatasaray güle oynaya kazanması gerekiyordu, hatta mecburdu, şarttı, şart...

Ama futbol hayata fena halde benzer deriz ya, hayat "sanal"a benzemez, hayat acımasızdır, kendi kuralları vardır, ağlasan da sızlasan da uymak zorundasındır...

Futbol da insanların oynadığı "kanlı-canlı" bir oyun, psikolojinin, sosyolojinin, biyolojinin, fizik ve kimyanın içinde olduğu bir "oyun"... Yok öyle Play Stationdan gibi oyuncuyu transfer edip, takım kurmak. Yeni transferlerin takım arkadaşlarına alışma dönemi; onların dilini, huyunu suyunu öğrenme aşaması; çoluk-çocuğuna kalacak bir ev, okutacak okul bulma telaşesi; eskilerin tatilden dönüp, form tutma süresi; kafaların Şampiyonlar Ligi gibi bir hedefe yoğunlaşması; sıcak havanın etkisi; sahanın zemininin zorluğu... Ve en önemlisi de karşında senin kadar kazanmayı isteyen bir rakibin olması...

Yani, futbolu "ruhsuz" makinelerin değil de insanların oynadığını anlatmak için sayısız neden sıralanabilir...

İşte Galatasaray da Kayseri'de bütün bu yazdıklarımı göz önüne alınca "kağıt üstünde" kazanması gereken maçtan bir puanla ayrıldı... 


Geçen sezon tek kulvarda mücadele eden Galatasaray, bu sene Şampiyonlar Ligi hedefi de koyunca, dört gün önce Slovenya'da maç yapıp, bir iki günlük İstanbul aktarmalı Kayseri'de aldı soluğu. Şampiyon takımla ilk yarıda skoru bulup, rahatlamak isteyen Okan Buruk, yenileri kulübeye oturtup, bildiği oyuncularla maça çıktı, tek istisna Bakambu vardı forvette Icardi'nin yerine.

Oyuna kafa yoran, taktik analizi seven Çağdaş Atan da ev sahibi takımına öncelikli hedef olarak Galatasaray'ın "akın akın" gelen kanatlarını durdurmayı tembihlemişti 6-2-2 gibi bir formasyonla. Buna rağmen bozuk zeminde daha çok ilk devre Galatasaray yine pozisyonlar buldu da ya topu çizgiden geçirmede maharetsizdi ya da kaleci Bilal günündeydi. Özellikle devre biterken Boey'in Mertens'e al da at diye verdiği pasta Belçikalı klasına yakışmayan bir kontrolsüzlük örneği sergiledi. İkinci yarı Oliviera'nın Icardi'nin kafasına servis ettiği topta, Arjantinli golcü geçen sezon çokça yaptığını bu defa yapamadı... Slovenya'da maçın iyilerinden Barış Alper ve Kerem de "yorgunluktan olsa" yokları oynayınca kanat atakları etkisiz, Berkan canla başla mücadele etmesine rağmen Torreira'yı aratınca da oyunun kontrolünü bir türlü eline alamadı son şampiyon.

Galatasaray gol ararken, renktaşı ev sahibi Kayserispor da "tilki kurnazlığında" rakiplerinin hatalarını değerlendirip, ciddi pozisyonlar buldular, Gökhan'ın füzesi direkten döndü, Cardoso ve Ramazan'la tabelayı değiştirecek net pozisyonlarda beceriksiz davrandılar.


İlk devre her ne kadar bol pozisyon bulsa da gol atamayan Galatasaray'da Okan Buruk Icardi, Zaha, Kerem Demirbay, Angelino, Halil gibi yeni ve hücum elemanlarını sahaya sürse de onların yeteneklerine karşın takıma uyumsuzlukları baş gösterince deplasman takımı adına daha az pozisyon ve golsüz bir maç ortaya çıkıverdi. 


İlk maçta gözler yenilerde olur ya, biz de gördüklerimizi yazarsak, Kerem Demirbay'a top yakışıyor, top kontrolü, kafasını kaldırıp, uzun atacak adam araması göze seyir zevki veriyor; Zaha topla oynamayı seviyor ve atacağı çalımlarken çokça bizi sevindirecek ama bazen de saç baş yolduracak, kaptıracağı topların sigortası için hep biri hazırda olmalı; Angelino "et mi tavuk mu" daha belli etmedi de Boey'den daha fazla asist yapacaktır ama savunmada stoper arkadaşlarının yükünü arttıracaktır. Halil ve Icardi zaten eski topçularımız, görevleri topu filelerle buluşturmak...


Yazıyı bitirmeden iki satır da saha dışı konularda edersek, Kayserispor'un deplasman tribününe biçtiği fahiş bilet fiyatını protesto etmek için ultrAslan maça gelmeyeceğini açıklayınca, ev sahibi tribünler münferit gelen kişilere, Galatasaray formalılara saldırmışlar. Bunlara hiç gerek yok, rekabeti tribünde yapın, sokakta değil. Bir yüz kızartan olay da Galatasaray forması ile stada giren iki kız çocuğuna formaları ters giydirilmiş, yapmayın, üzmeyin çocukları, ahı çıkar, altında kalırsınız...



SAHA: RHG Enertürk Enerji

HAKEMLER: Halil Umut Meler, Mustafa Emre Eyisoy, Kerem Ersoy

KAYSERİSPOR: Bilal Beyazıt, Uzodimma (Dk.87 Kolovetsios), Arif Kocaman (Dk.65 Ramazan Civelek), Carole, Attamah, Kemen, Baran Ali Gezek (Dk.46 Ackah), Ali Karimi, Cardoso (Dk.82 Carlos Mane), Gökhan Sazdağı, Thiam

GALATASARAY: Muslera, Boey, Dubois (Dk.55 Angelino), Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Berkan Kutlu, Barış Alper Yılmaz (Dk.82 Halil Dervişoğlu), Oliveira (Dk.70 Kerem Demirbay), Kerem Aktürkoğlu, Mertens (Dk.70 Zaha), Bakambu (Dk,55 Icardi)

SARI KARTLAR: Baran Ali Gezek, Uzodimma (Kayserispor) - Barış Alper Yılmaz, Boey (Galatasaray)

19 Mart 2021 Cuma

Kayserispor:0-3:Galatasaray

Türkiye Süper Ligi 30. Hafta
13.03.2021/ 19.00

Belhanda
'nın Sivasspor beraberliği sonrası yayıncı kuruluşun muhabirinin de kışkırtması ile "ağzını açıp, gözünü yummasıyla" sarf ettiği sözler nedeniyle hafta için yönetim kararı ile sözleşmesinin tek taraflı fesh edilmesi ile Galatasaray'da yine ortalık karışmış, herkes konuşmuş, tek Fatih Terim suskunluğunu korumuştu. Kayseri deplasmanında Galatasaray'ın sergileyeceği oyun kadar Fatih Terim'in Belhanda ile ilgili söyleyecekleri merak ediliyordu, yönetime mi "çakacaktı"  yoksa "soğukkanlı" bir açıklama mı yapacaktı... Ve Fatih Terim, Galatasaray'ı kaos içinde görmek isteyenleri hayal kırıklığına uğratacak sözler sarf edip, her zaman yaptığı gibi yine Galatasaraylıları birleştiriyordu:

"Biz Belhanda'yı; 6 ay yazmadığımız Nagatomo'yu, Gomis'i, Drogba'yı, Melo'yu nasıl gönderdiysek onu da 4 sene hizmet etmiş bir oyuncumuz olduğu için sahanın kenarında tüm çalışanlara, emek verenlere, güzel Galatasaray kültürüne yakışır şekilde yolcu ettik. Bizim için orada tamamlandı. Belhanda mevzusunun bize zarar vermesine müsaade etmem, özellikle takımımda. Çünkü Galatasaray büyük bir camiadır, kulüptür... 

Temsilcilerimiz her yerde. Harry Kewell Galatasaray'ın Avustralya'da temsilcisidir, Melo, Drogba öyledir. İyi ayrılmak, hizmetlerine teşekkür etmek, Galatasaray'ın bir kültürü olmalıdır. Kulüp bu kararı almıştır. Orada da bitmiştir.  Kimsenin unutmaması gereken bir şey var, tek önemli kelime Galatasaray'dır."

Bu sözleri de "Galatasaray efsanesi olarak adlandırılan beni bile, iki sene şampiyon olmuşken yolladılar, o yuzden hepimiz geçiciyiz, aslolan Galatasaray" diyerek gülerek, olumlu enerji yollayarak sarı-kırmızılı taraftara noktalıyordu.


Fatih Terim
'in motive edici demeci sonrası Galatasaray'ın Kayseri'de puan kaybedeceği endişesi yaşayanlar bile kahvelerini hazırlayıp, rahatça maç seyretmeye koyulmuşken, saha içindeki düzen de herkesi mutlu etmişti. Mostafa Mohammed'in transferi sonrası göstermiş olduğu müthiş form ve Falcao'nun son haftalarda "eski Falcao" olma yolundaki performansı ile "adaletli" bir tercihle her iki forvetini de sahaya sürmüştü İmparator. Onların arkasına da Belhanda'nın görevini yapmak üzere Emre Akbaba yer alacaktı. Emre ismi bir çok Galatasaraylı tarafından tepki ile karşılanmış ama "Galatasaray'ın çocuğu" maç içinde hocasının tercihini de boşa çıkarmamıştı. İlk devre kaleciden dönen bir kafa şutu, ikinci yarı şahsına münhasır uzaktan bir şut ve Marcao'nun aşırtması ile kale direğinin dibinden giden bir kafa vuruşu gol adına girdiği pozisyonları işaret ederken, savunma ile forvet arasında köprü olması, harcadığı enerji ile oyunda kaldığı dakikalar boyunca kenardan bolca alkış almıştı...


Rakibin golle "alakası olmayıp", ligin ilk devresindeki maçı tekrarlama isteğinde olması sebebiyle, gömülü savunma yapıp, kontralarla Galatasaray'ın kalesine gelme girişimlerinde sahanın her yerinde olan Gedson Fernandes ile Taylan ön plana çıkıp, topun sürekli deplasman ekibi olan sarı-kırmızılılarda kalmasını kalmasını sağlıyorlardı. Özellikle Portekizli topçu "harika" zemini bulunca sokakta top oynayan çocuklar gibi şendi, bilmem kaç defa rakibinin sağından atıp solundan geçti, topuk pası yaptı, ara pas denedi... O kadar istekliydi ki, topsuz oyunda da vardı, Yedlin'in savunmasına da bolca girdi, Amerikalı arkadaşının hep arkasını korudu...

Galatasaray rakip kalede gol ararken, Luyindama'nın "ikramı" ile Kayserisporlu Henrique Muslera ile karşı karşıya kaldı da "Muslera korkusundan" olsa gerek top sürüşünde tereddütlü davrandı ve takımını öne geçirecek pozisyonu çömertçe harcadı. Sonraki dakikalarda yine savunmanın tereddütlü geri pasında oluşan karambolde Taylan sarı kart görüyor ev cezalı duruma düşüyordu.  


Bu sezon çokça yaptığı gibi de Galatasaray soyunma odasına girmeden, Sarrachi'nin ortasında Falcao'nun "golcü kurnazlığı" ile beklediği golü buluyordu. Galatasaray ligin devre arasında bir çok transfer yaptı ama belki de o transferlerle birlikte İspanya'daki tedavisinden dönen Falcao, takımın en iyi transferiydi... "Diri bir Falcao" her zaman fark yaratan bir golcüdür ve klasını da konuşturduğu haftalar geldi ve geçiyordu...

İkinci yarıya da Galatasaray aynı oyun anlaşışı ile başlarken, rakibin beraberlik için Galatasaray kalesine gelmeye yeltendiği dakikalarda Fatih Terim elindeki oyuncu havuzundan da yararlanarak Kerem ve Onyekuru'yu oluna alıp, Mostafa'yı kenara çekerek tek forvetli bilindik sistemine dönüverdi. Bu değişiklikler de çok olmadan meyvesini verdi, Henry'nin Falcao'ya "al da at pasında" Kolombiyalı golcünün şutu direkten dönerken, Onyekuru farkı ikiye çıkaran golü atmıştı. Sonraki dakikalarda da ikinci yarıya oyuna giren Feghouli-Babel-Onyekuru iş birliği ile Galatasaray sezonun en güzel gollerinden birini buluyordu. Babel'in savunmacısını orta sahaya kadar çekmesi ile oluşan koridoru gören Feghouli cetvelle çizilmiş gibi bir pasla Onyekuru'yu kaleci Doğan'la karşı karşıya bırakıyor, Nijeryalı topçu da bu ikramı golle sonuçlandıyordu...


Fikstür üzerinde kolay geçip puanların toplanmasının beklendiği Ankaragücü ve Sivas maçlarından sadece bir puan alan Galatasaray, kendisi için hayati olan Kayserispor maçından 3 puan alarak tekrar yarışın içine dahil olurken, Taylan'ın gördüğü sarı kart ile cezalı olması ağzımızda ekşi bir tat bırakmıştı. Kart demişken Halis Özkahya hakkındaki görüşlerimizi de blog okurları iyi biliyorlar, Meireless'in kendisine tükürdüğü raporunun "sümen altı" edilmesi neticesinden hakemliği bırakıp, herkesin saygısını kazanacakken, düdük çalmaya devam etmesi ile "amaçsız, kendi halinde" tuhaf bir hakeme dönüştü Halis Özkahya... Bereket Galatasaray arzuladığı golleri attı da muhtemel bir hakem faciasından kurtulmuş oldu...



Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has 

Hakemler: Halis Özkahya, Hakan Yemişken, İbrahim Bozbey 

Hes Kablo Kayserispor: Doğan Alemdar, Aziz Eraltay, Kolovetsios, Uğur Demirok (Dk. 28 Sapunaru), Ramazan Civelek (Dk. 85 Sabovic), Attamah (Dk. 85 Emre Demir), Muhar, Avramovski (Dk. 67 Kvrzic), Lennon, Pedro Henrique (Dk. 67 Luckassen), İlhan Parlak 

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Luyindama, Marcao, Saracchi, Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes (Dk. 75 Feghouli), Emre Kılınç (Dk. 82 Etebo), Emre Akbaba (Dk. 67 Onyekuru), Mustafa Muhammed (Dk. 67 Kerem Aktürkoğlu), Falcao (Dk. 82 Babel) 

Goller: Dk. 44 Falcao, Dk. 81 ve 89 Onyekuru (Galatasaray) 

Sarı kartlar: Dk. 35 Taylan Antalyalı (Galatasaray), Dk. 42 Uğur Demirok (Yedek kulübesinde), Dk. 77 Muhar (Hes Kablo Kayserispor)

Blog Widget by LinkWithin