13 Nisan 2026 Pazartesi

Galatasaray:1-1:Kocaelispor


"Kızgın değilim, kırgınım. Koskoca Galatasaray gol yedikten sonra reaksiyon vermediği için. Umutsuz değilim, mutsuzum. İçeride kolay kolay maç vermeyen takımım puan kaybettiği için. Fakat bunların hiçbiri için -bizi bugüne getiren- ekibe sövmem. Sezon sonunda kupa bizim olacak." diye yazmıştı Gamze twitterda. Dün gece maçtan sonra bloga yazı yazmak için oturum, yaz sil, yaz sil, yarım saat oyalandıktan sonra bilgisayarı kapayıp, gözlerin yorgunluktan kapandığı sabahın dördüne kadar beyni uyuştursun diye Amazon'da dizi seyretmiştim... O doksan dakikayı hatırlamak, özellikle son 20 dakikayı aklımdan çıkarmak istiyordum...  Futbolla ilgilenmeyen insanlar ne kadar şanslı diye de düşünmedim değil, film eleştirmenin derdi nedir ki? Ya da müzikle ilgilenenin? Kitapseverler mesela, sevdiği yazar kötü kitap yazdı diye geceyi zehir eder mi kendine? Hiç sanmam... Ama futbol böyle bir tutku işte, daha kötüsü de taraftar olmak, hele ki "canım feda" diyenden, öfke geçsin diye topçusuna, hocasına sövmeyip, içine atan... Omurga sahibi olmak belki de, bugün "çöp" dediğin topçuyla fotoğraf çektirmek için yarışmamak, "istifa etsin hoca" dediğin teknik adam şampiyon olduğunda onu övüp övüp bitirememek gerekir ama "o eski çamlar bardak oldu" diyelim geçelim...

Ligde son haftalara yaklaşırken, şampiyonluk için her puan önemliyken, Galatasaray'ın Göztepe deplasmanında kazandığı üç puandan sonra kendi taraftarı önünde Kocaelispor'u "rahatlıkla" yenip yoluna emin adımlarla devam etmesi bekleniyorduk, ki 70. dakikaya kadar da öyle oldu, ilk devre Sane'nin kaptırdığı bir topta Agyei'nin şutunu Uğurcan'ın çıkarması dışında Kocaelispor'un tek atağı yokken, Jakobs'un Can'dan çalım yemesi sonrası siyah-yeşilli oyuncunun ortasında Abdülkerim'in ıskası ile oluşan karambolde Petkoviç eşitliği sağladı ve Galatasaray maçı çeviremedi, iki puan kaybetti. Sami Yen'de Gaziantep'e de iki puan vermişti, Konya deplasmanında da üç puan bırakmıştı... İç burkan kayıplar bunlardı, yoksa, Trabzon'a, Beşiktaş'a, Fenerbahçe'ye, Kocaelispor'a deplasmanda puan vermek çok da can yakmıyordu...


Deplasmandaki Kocaelispor maçında yapılanlar hatırlatılmıştı Okan Buruk tarafından maçtan önce, taraftar da motive olmuştu, stad dolmuştu tıklım tıklım da içerde ertesi maç Fenerbahçe derbisi olunca ceza almamak için biletler devredilmiş, gelenler de pek suskundu. Yine de Felipe Melo'nun ultrAslan tribününde sete çıkması hep de özlemle beklediğimiz bir andı, çok da yakıştı "capoluk" Melo'ya...


Kalede her zamanki gibi Uğurcan vardı, sağ bekte Boey, stoperde Sanchez ve Abdülkerim yer alırken, sol bek Jakobs olacaktı. Lemina dinlenirken Torreira ve İlkay savunma önünde yer alıyor, kanatlarda Sane ve Sallai varken, Sara ortada, ilerde de Barış olacaktı. Kadro fena değildi ama iç sahada kapanan bir takıma karşı Barış kanatta, Icardi ceza sahasında olmalıydı, lakin fena halde bitirildi Icardi Galatasaray'da. Sosyal medya ergenleri ve "teknisyen" youtuberlar Okan Buruk'u da etkilediler diye düşünüyorum ki hoca "kral"ı sildi defterden...


10. dakikada Uğurcan'ın uzun pasında Barış auta attı, sonrasında Sara'nın ara pasında Barış dokunamadı. Tüm takımla kapanan rakibini kanatlardan açmaya çalışırken Galatasaray, en göze batan topçu Sane oluyordu ki onun kanattan çaprazlama dalışları sonrası Boey boş kalıyor ama onun da ortaları sonuç vermiyordu. Jakobs'ın taç atışında Abdülkerim'in kafası kalecide kalırken, yedi dakika sonra Sara'nın şutunu yine genç kaleci çıkarıyordu. Tabii, pozisyonun dönüşünde de Jakobs'un itilmesine penaltı çalacak bir hakem kadrosu yoktu sahada...


Ve iki dakika sonra da Jakobs'un kanattan ortasında Kocaeli savunmasının ıskasında Sane uzun aradan sonra kafayla fileleri havalandırıp, takımını rahatlatıyordu.  Takım öyle "rahataladı" ki devre bitene kadar da başka kayda değer atak yapmadı, oyunu rolantiye aldı.

İkinci yarıya Sane'nin ceza sahası dışından sert şutunu yine kaleci Serhat çıkarırken, üç dakika sonra da ani gelişen atakta Sane penaltı noktası üzerinde Sara'ya verdi onun yavaş şutu kalecide kaldı, tıpkı Atletico Madrid maçının son dakikalarındaki pozisyon gibi, aynı topçu, aynı kale...


Topu ayağında tutuyordu Galatasaray da beklenilen net tehlikeleri yaratamıyordu ve oyuna çeşitlilik katmak için Sallai ve Boey çıkıp, Lang ve Singo dahil oluyor ama onlar ad pek faydalı olmuyordu ki, Kocaelispor Petkoviç ile eşitliği sağlayınca Torreira ve İlkay'ın yerine Yunus ve Lemina girdi, Sara çıktı Icardi girdi ama Lang'ın uzaktan auta giden şutu ve Yunus'un uzatmalarda direği ıskalayan şutu dışında Galatasaray üç puanı alacak pozisyonu bulamamıştı... Oysa deplasman takımı 83te Agyei ile ikinci gole de kavuşacaktı da direk müsaade etmedi.


Galatasaray'ın içerde Anadolu takımlarına puan verdiği maçların hakeminin de Oğuzhan Çakır olması  tesadüf mü? Kocaelisporluların bir çok sertliğine devam diyen hakem, Galatasaray'ın serbest vuruş kazandığı anda ilk devreyi bitirmiş, uzatmalarda sürekli ayaklarında "çekme" olduğu bahanesiyle zaman çalan yeşil-siyahlıları  ödüllendirircesine uzatmayı uzatmamıştı... Jakobs'un itilmesini bahsettik de Kocaelispor'un attığı golde Uğurcan'ın önündeki oyuncuya "pasif" ofsayt neden çalınmadı pek anlamadık? İlk devre Kocaeli'de Galatasaray'ın böyle bir golü iptal edilmiş, yetmedi Konya'da da geçersiz sayılmıştı...


Maç sonu herkeste büyük hayal kırıklığı vardı, topçuların yüzü asılmış, Okan hoca hakeme isyan ederken, ultrAslan yine ateşi yaktı, takımı tribüne çağırıp moral verdi. Bakmayın sosyal medyada yangın çıkaranlara, onları dikkate almıyorum artık... Bu takım, hu hoca, bu yönetim üç yıldır bizi şampiyon yaptı, bu sene de yapacak ve burda en büyük etken haftada bir maç oynayıp konsantre olacak topçular... Yeter ki Galatasaraylıyım diyenler yarın utanacakları sözleri bugün söylemesinler... Beş maçlık mini bir lig başladı ve Galatasaray alnın akıyla oradan çıkacaktır...


Stat: RAMS Park

Tarih:12/04/2026

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Ceyhun Sesigüzel, Mehmet Kısal VAR: Adnan Deniz Kayatepe

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Wilfried Singo dk. 67), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Mario Lemina dk. 75), İlkay Gündoğan (Yunus Akgün dk. 75), Leroy Sane, Gabriel Sara (Mauro Icardi dk. 80), Roland Sallai (Noa Lang dk. 66), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Batuhan Şen, Eren Elmalı, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Ahmet Oğuz, Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Rigoberto Rivas (Can Keleş dk. 64), Mahamadou Sissoho (Tayfur Bingöl dk. 53), Manuel Show, Habib Keita, Daniel Agyei (Darko Churlinov dk. 87), Joseph Nonge (Massadio Haidara dk. 46), Serdar Dursun (Bruno Petkovic dk. 64)

Yedekler: Gökhan Değirmenci, Karol Linetty, Deniz Ceylan, Furkan Gedik, Samet Yalçın

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Goller: Leroy Sane (dk. 30) (Galatasaray), Bruno Petkovic (dk. 72) (Kocaelispor)

Sarı kart: Joseph Boende (Kocaelispor)

9 Nisan 2026 Perşembe

Göztepe:1-3:Galatasaray


Tüm maçlar hakemin ilk düdüğü çalmasıyla mı başlar? Hiç mi hakemin bitiş düdüğü ile başlayan karşılaşma yoktur? Bence var, ve en yakını da dün gece İzmir'de oynanan Göztepe-Galatasaray maçı... 

Nasıl mı?

Cihan Aydın, üç gün önce Trabzon'da Galatasaray'ın kaybettiği maçın son düdüğünü çaldığında stat hoparlörlerinden Galatasaray'a küfürlü şarkılar başlarken, 17 yaşındaki topçu Abdülkerim'e sinkaflı laflar ederken, Okan Buruk ve Günay'ın "Galatasaray kendisine yapılanlara şampiyonluk kutlamasında cevap verecek" cümlesiyle başlamıştı aslında Göztepe maçı sarı-kırmızılılar için. "Acaba Galatasaray'dan şampiyonluğu alabilir miyiz" diyen Trabzonlular, kendi elleriyle hazırlamışlardı Galatasaray'ı çarşamba gecesi İzmir'de oynayacağı deplasmana...


Avrupa'dan elenmiş ve haftada tek maç oynayacak Galatasaray'ın neler başarabildiğini son üç yıl memleket dahilinde herkesin malumuydu ve Göztepe'yi etüt eden Okan Buruk ve ekibinden Galatasaraylıların şüphesi yoktu lakin sahaya çıkan kadroyu görünce şaşırmadık desek, yalan söylemiş oluruz... Zira Okan hoca hiç de alışık olmayan bir takımla çıkıyordu deplasmana: Kalede Uğurcan, sağ bek Boey, sol bek Eren ve stoperde Abdülkerim'in yokluğunda Singo ve Sanchez tamamdı da, Torreira'nın yerine İlkay, Sara'nın yerine Asprilla hiç de beklenmiyordu. Icardi de yedekteydi de Barış en uçta görev alacaktı, kanatlarda da Sane ve Sallai olacaktı... Riskli bir seçimdi, kazanırsa deha, kaybederse hain olacaktı Okan Buruk...

Kazandı ve de rahatladı Okan Buruk... En yakın rakibiyle puan farkını dörde çıkardı ve daha teri kurumamışken bir sonraki Kocaelispor maçının da ateşini yaktı verdiği demeçle...

Peki, ne yaptı, nasıl kazandı Galatasaray?


Ev sahibinin savunmada boylu poslu ama ağır adamlarla kendisini karşılayacağını etüt eden Okan Buruk, kapalı savunmayı açmak için de en uca hareketli ve güçlü Barış'ı koyup, etrafına da "pırpır" denen Asprilla, Sane, Sallai gibi topçuları serpiştirmişti. Daha da ötesi, Lemina ve İlkay ile topu çevirip, Göztepelileri üzerine çekip, boşluklarla savunmayı yarmak da planın içinde vardı. İlk devre bu senaryo fena halde de işledi. Ne zaman ev sahibi çokça kullandığı taç atışlarıyla Galatasaray kalesine gol için gelse, dönen topu kendi kalesinde tehlike olarak gördü. Sallai'nin hatasında Arda'nın karşı karşıya kaçırdığı pozisyonun dönüşünde Sallai-İlkay işbirliğinde Galatasaray ikinci golü bulması Göztepe için acı bir deneyimdi. Golü kaydeden İlkay'ın arkadaşlarının tebriklerini aldıktan sonra teniste sıkça gördüğümüz "pardon" sayısı gibi Lis'ten özür dilemesi de sahalarda az karşılaştığımız örneklerdendi. Gol sevinci demişken, daha dakikalar beşi göstermeden Sane'nin serbest atış ortasında Barış'ın kafayla maçın gol perdesini açması sonrası Trabzon'da Galatasaray'ın kullandığı 7-8 köşe atışını neden Barış'ın kullandığı sorusu bir çok taraftarın aklına gelmiştir. Abdülkerim ve Icardi'nin yokluğunda koluna kaptanlık bandını takan Barış'ın gol sonrası pazubandına bakış atması, sezonun akılda kalacak fotoğraflarından olacaktır.


Erken öne geçen Galatasaray'da maç önü planı öyle işledi ki, ev sahibi sahada donakaldı, reaksiyon veremedi ve Sallai biraz becerikli olsa ya da cömert davransa soyunma odasına giderken skorbord belki de 4 farklı bir skoru gösterecekti.

İlk yarı Arda'nın kaçırdığı ve Cherni'nin auta giden cılız vuruşu dışında taraftarını heyecanlandıran pozisyonu olmayan Göztepe, ikinci devreye Juan'ın Barış'ın golünün benzeri ile başladı. Futbolu bilen taraftarının desteği ile eşitlik sayısı için de 15 dakika kadar dalga dalga geldiler Uğurcan'ın kalesine. Göztepeliler arzuluydu, baskı yapıyorlardı da Galatasaraylılar da başta Singo olmak üzere, Sane'si, Sara'sı ile ayaklarındaki topu rakiplerine "armağan" ediyorlardı. Cherni'nin kafası ve Efekan'ın uzaktan şutunda Uğurcan "şampiyonluk modunu" açmışken, Juan'ın aşırttığı ve kaleye süzülen topa yarım metreden Janderson'un auta atması ise 2023 senesinde Sami Yen'de oynanan Galatasaray-Karagümrük maçının uzatma dakikalarında ofsaytta olduğu halde kaleye giden topa dokunup takımını golden eden Serdar Dursun'u hatırlatıyordu.


"Atamayana atarlar" derler ya, ev sahibi peşi sıra pozisyonları harcarken, Galatasaray ise ikinci devre ilk defa Göztepe kalesine geldi, kazanılan köşe vuruşunu Sara kullandı ve Lemina üç gün önce Trabzon'da yapamadığını İzmir'de yaptı ve attığı kafa golü ile takımını rahatlattı, Göztepe'nin eşitlik umutlarını söndürdü. Sonrasında da zaten Torreira, Icardi ve İlkay'ın oyuna girmesiyle Galatasaray tekrar soğukkanlı bir şekilde sahaya yayıldı, topu çevirdi ve maçın son düdüğünü bekledi...


Maçı yöneten Alper Akarsu oyun genelinde pek ön plana çıkmadı lakin onuncu dakikada Sallai'nin kaleciden seken topuna kafa vurmak için havaya sıçrayan Asprilla'ya yapılan müdahaleyi görmemesi, Dennis'in İlkay'a müdahalesine sarı kartı çıkarmaması, 60. dakikada Asprilla'nın formasından çekilip düşürülmesine devam ettirip ev sahibinin atağına izin vermesi, Icardi'nin yüzüne atılan dirseğe devam demesi ve en kötüsü de Barış sakatlanıp yerde yatarken oyunu başlatması kendisi adına maçta eksi puan olacak kararlardı...


Lucescu ile de bitirelim... Galatasaray ve Beşiktaş'da şampiyonluk yaşamış, ulusal takımı çalıştırmış Rumen teknik adamın vefatı sonrası Galatasaray ısınmaya üzerinde Lucescu t-shirtleri ile çıkıp, sahaya da "Seni Unutmayacağız" pankartı ile ayak basmışken, İstiklal Marşı öncesi yapışan saygı duruşunu ıslıklamak Göztepe taraftarı gibi futbolu bilenlere yakışmadı. Son nefesini yeşil sahada verecek kadar futbolu seven bir futbol emekçisini tribün kültürünü 14 Haziran 1925ten beri yaşatanlar tarafından ayakta alkışlamasını beklerdik. Olmadı, hayal kırıklığı yaşadık...



Stat: Gürsel Aksel

Tarih:08/04/2026

Hakemler: Alper Akarsu, Gökhan Barcın, Esat Sancaktar VAR: Sarper Barış Saka

Göztepe: Mateusz Lis, Taha Altıkardeş, Heliton, Allan, Arda Okan Kurtulan, Novatus Miroshi, Anthony Dennis (Filip Krastev dk. 79), Cherni, Efkan Bekiroğlu (Alexis Antunes dk. 73), Juan, Janderson (Jeferson dk. 79)

Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Mehmet Şamil Öztürk, Uğur Kaan Yıldız, Ogün Bayrak, Musah Mohammed, Guilherme Luiz

Teknik Direktör: Stanimir Stoilov

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey, Davinson Sanchez, Wilfried Singo, Eren Elmalı (Ismail Jakobs dk. 62), İlkay Gündoğan (Lucas Torreira dk. 79), Mario Lemina, Leroy Sane (Mauro Icardi dk. 85), Yaser Asprilla (Gabriel Sara dk. 63), Roland Sallai (Kaan Ayhan dk. 85), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Günay Güvenç, Renato Nhaga, Noa Lang, Yunus Akgün, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Juan (dk. 50) (Göztepe), Barış Alper Yılmaz (dk. 5), Allan (dk. 19 k.k.), Mario Lemina (dk. 75) (Galatasaray)

Sarı kart: Barış Alper Yılmaz (Galatasaray)

6 Nisan 2026 Pazartesi

Trabzonspor:2-1:Galatasaray


Liverpool maçında yaşanılan sakatlıklar, sonra milli takımdan sakat dönen oyuncular derken Galatasaray uzun bir aradan sonra "eksik" bir kadro ile Trabzon deplasmanına gelirken, rakibin de üç temel oyuncusu yoktu sahada ama onların maça bir kaç gün kala "gaza" getirilen seyircileri vardı. "Galatasaray ile ilişkileri askıya aldık" diyen Trabzon başkanı, bir de söylentilere göre Galatasaray aleyhine yapılacak koreografinin de "sponsoru" olmuştu... Maç günü ortam fena gerilmişti, tüm tepki de Galatasaray'a transfer olurken kulübünden" izin" almış ve takımına 36 milyon euro kazandırmış olan Uğurcan'a karşıydı... O gün "para tatlı" gelirken, bugün Uğurcan "hain" ilan ediliyor, ısınmaya çıktığı dakikadan itibaren "annesine" küfür ediliyordu...

Bir zamanlar Galatasaray forması yakılan Trabzon stadında, dün gece de maçın başından tribünlerin boşaldığı anlara kadar Sezen Aksu'nun "Şinanay" şarkısını eşliğinde Galatasaray'a küfürler edilirken, yayıncı kuruluş da saha içinde canlı yayınla evlere taşıyordu bu küfürleri. Oysa daha bir kaç gün önce RTÜK'ün aldığı kararlar ortadayken.


Maça dönersek, Uğurcan eski takımına karşı kaleyi korurken, sağ bekte Trabzonspor'un uzun forveti Onuachu'yu durdurmaya yardım etmesi için Singo görev alırken, stoperler Sanchez ve Abdülkerim'ken, sol bekte Jakbos vardı. Orta sahada Torreira ve Lemina'nın önünde Sara'nın yerine Yunus takıma 10 numaralık yapacakken, bir kanatta Barış, diğerinde sargılı eliyle Lang ve ilerde Icardi gol arayan elemanlardı. Kağıt üzerinde çok da fena olmayan bir kadroydu ama onlar daha maça alışmadan Pina'nın şahsi beceriyle getirip ortaladığı topta Sanchez kafayla ıskaladı ve korkulan oldu: Onuachu kafayla fileleri havalandırdı...

Bu sezonun Galatasaray adına yenilen en erken golüydü ve rakip takımı cesaretlendirip, tribünleri de ateşlemesi de cabasıydı. Sonrasında Zubkov'un şutu auta giderken, 18'de Augusto'nun vuruşunu Uğurcan kurtarıyor ve dakikalar 25i gösterirken Nwakaeme'nin ceza sahası dışından vuruşu da herkesin bakışları arasında direği yalayarak auta gidiyordu.


Ev sahibi Galatasaray kalesinde pozisyonlar bulurken, sarı-kırmızılılar topu ayaklarında tutuyor, savunma arkasına Barış ve Lang'ı kaçırmaya çalışıyor, onların çabası kornerle neticeleniyor ama köşe vuruşlarından beklenilen sonuç gelmiyordu ki ilk yarım saat dolarken, Barış'ın köşe vuruşunda Lemina'nın kafasını Onana çıkarıyor, bu da Galatasaray'ın ilk 45 dakika en tehlikeli atağı oluyordu. Takımlar soyunma odasına gitmeden Trabzonspor Onuachu ile bir gol daha buldu ama yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyordu...

İkinci yarıya Torreira ve Jakobs'u içerde bırakıp, İlkay ve Eren değişiklikleri ile başladı oyuna Okan Buruk ve eşitlik sayısını da iki dakika sonra Barış'ın arka direğe ortasında Singo ile buldu. İlkay tecrübesi ile topun daha çok Galatasaray'ın ayağında kalmasını sağlayıp, akıllı dağıtınca Galatasaray'ın da beklediği ataklar geliyordu ki, Erkan Engin sahneye çıktı.


Kim mi Erkan Engin? Geçen sezon Fenerbahçe kendi sahasında Kasımpaşa'ya puan kaybedecekken maçın hakemi Cihan Aydın'ı "el ve penaltı" için monitöre çağırıp, penaltı kararı verdiren ve sonrasında hakem eğitimlerinde kendisine bu karar sorulduğunda "hissiyatım" öyleydi diyen kişi. Dün gece Erkan Engin sahadaki hakem olan Cihan Aydın'ı bir kez daha "kurban" ediyordu ki kimsenin kırmız kart beklemediği bir anda VAR monitörüne çağırdı ama Cihan Aydın tecrübeliydi, aynı "tongaya" bir kez daha düşmedi. Bu arad Cihan Aydın demişken, Galatasaray-Trabzonspor maçlarını neden hep Cihan Aydın yönetiyor diye soracağım da "ben yaptım oldu"ya dönüşen futbol ikliminde mantıklı bir cevap gelmeyeceğini biliyorum... Hakem demişken maçın sonuna verilen 4 dakika uzatma da Cihan Aydın'ın Galatasaray burada bir gol filan atarsa başıma bela alırım çekincesi ile verilen bir karar olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem zira Barış'ın faul pozisyonunda düdüğü çaldığında saat 50.38, hakemin VAR'dan dönüşü 53.53 ve oyunun tekrar başlaması ise 54.16'ydı. Yani burada geçen süre 3 dakika 38 saniye ve uzatma 4 dakika...

Galatasaray eşitliği sağlamış, galibiyet golü beklenirken, Abdülkerim'in rakibiyle mücadelesine faul düdüğü çalındı ve yapılan ortada Nwaiwu kafayla takımını tekrar öne geçiriyordu. Geriye düşen Galatasaray eşitliği ararken, ev sahibi kontralarla geliyordu ki Zubkov'un bir şutunu da Sanchez kornere çeliyordu diziyle.

Kırılma anları vardır her maçta, Galatasaray adına da 69da kullanılan korner sonrası oluşan karambolde Icardi'nin şutu kaleye iki adımda bekleyen Lemina'nın önüne düştü de, "kötü" şutu az farkla auta gidiyordu. Oysa, orada kale yerine pası düşünde Sallai boş kaleye meşin yuvarlağı plaseleyecekti. Kalan dakikalar ev sahibin kalesini savunmak ve Galatasaray'ın eşitlik için çabaladığı dakikalar olarak geçti, Sallai'nin zayıf vuruşu Onana'da kalırken, dakikalar 90'ı gösterirken Asprilla'nın sert şutu direği yalayıp auta gidiyordu.

Maç sona ermiş, ev sahibi sevinip, misafir takım üzülürken ki saha içinde centilmence geçen bir maç sonrası stat hoparlörlerinden çalınan o şarkı ve taraftarın küfürlerine eşlik eden Onuralp Çakıroğlu adında Trabzonlu bir genç topçu, Abdülkerim'den gereken cevabı alırken, ortalık karışıyor ve Galatasaray stoperi ikinci sarı kartı alıp, kırmızı kartla hafta içi İzmir'de cezalı duruma düşüyordu. 


Galatasaray şampiyonluk yarışındaki rakibine kaybederek, aradaki puan farkını bire indirdi ve gözünü hafta içi oynayacağı Göztepe erteleme maçına çevirdi. Geçen sezon Beşiktaş mağlubiyeti sonrası Kadıköy'den galibiyetle çıkıp, lig ve kupayı kazanan Okan Buruk ve takımı, bu sezon da aynısını yapmaya çabalayacak... Yapabilir mi, neden olmasın? Biz onlara güveniyoruz ki zaten Trabzon'da yapılanlardan sonra, bu yazının yazıldığı bu dakikalarda Fenerbahçe-Beşiktaş maçında Fenerbahçe lehine çalınan penaltıyı gördükten sonra herkes Galatasaray'ın 26. şampiyonluğunu engellemeye çalışırken sarı-kırmızılıların taraftarından başka kimi var ki? Galatasaray taraftarı özellikle sosyal medyada değişik değişik hesaplardan Icardi'ye, Okan Buruk'a, Yunus'a, Sanchez'e ve son olarak Torreira gibi topçulara yapılan itibarsızlaştırmalara kulak asmayıp, takımın arkasında olup "en iyi yaptığı işi" yani takımı şampiyonluğa götürmeyi yapmalıdır... Bizim birbirimizden başka dostumuz olmadığını bir kez daha gördük Trabzon'da... Ve maçtan sonra Günay'ın dediği gibi "Galatasaray camiası unutmaz. Yapılanların cevabı da şampiyonluk kutlamasında verilecek..."



Stad:Papara Park

Tarih:/04/04/2026

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duran, Süleyman Özan VAR: Erkan Engin

Trabzonspor: Onana, Pina, Saviç, Nwaiwu, Mustafa Eskihellaç (Salih Malkaçoğlu dk. 90), Ozan Tufan (Umut Nayir dk. 87), Folcarelli, Nwakaeme (Lovik dk. 79), Zubkov (Okay Yokuşlu dk. 87), Augusto (Bouchouari dk. 79), Paul Onuachu

Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Onuaralp Çakıroğlu, Taha Emre İnce

Teknik Direktör: Fatih Tekke

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdüllkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 46), Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 46), Mario Lemina (Yaser Asprilla dk. 84), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Ahmed Kutucu dk. 88), Noa Lang (Roland Sallai dk. 68), Mauro Icardi

Yedekler: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Arda Ünyay, Sacha Boey

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Paul Onuachu (dk. 4), Chibuike Nwaiwu (dk. 62) (Trabzonspor), Wilfried Singo (dk. 48) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Okan Buruk, Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ozan Tufan, Fatih Tekke, Pina, Onana (Trabzonspor)

24 Mart 2026 Salı

Liverpool:4-0:Galatasaray


Dakikalar 23.43 gösteriyor ve Wirtz'in zayıf ortasını Jakobs kapıp, orta saha yakınındaki Sara'ya yolluyor. Galatasaray'ın Brezilyalısı kendine has vücut çalımı ile rakibini geçmişken, Gravenberch kolundan çekiyor lakin hakem Raczkowski oralı olmayınca ev sahibi Galatasaray kalesine gelip, maçtaki ilk köşe vuruşunu kazanıyor. Sonrası Konate'nin Sallai'ye faulu de "görmezden" gelinince Liverpool aradığı golü atmış oluyor...

Koskoca 25 dakika Ekitike'nin cılız şutu dışında pozisyonu olmayan Liverpool bu şekilde tura ortak ediliyor...


Maç yazısını belki de kimsenin bahsetmediği, lakin maçın da kırılma anı olan pozisyon ile açmak istedim... Galatasaray'ın Liverpool'a 4-0 kaybettiği ve Şampiyonlar Liginden elendiği maçı bir hafta sonra tekrar izleyip, maç yazısını yazarken, bu anda dondum kaldım...


Ev sahibi olmanın avantajıyla Liverpool baskılı başlamıştı da Galatasaray da topu rakibe vermesine rağmen iyi direniyordu ki Osimhen'in şansız sakatlığı meydana geldi. O andan sonra Nijeryalı golcünün sadece adı vardı sahada, kendisi maalesef yoktu da olayın sıcaklığı ile kimsenin aklına "kırık" olacağı gelmedi, Osimhen de kolay pes eden topçu değildi, bırakmadı maçı...


10 kişi "gibi" oynayan Galatasaray pozisyon dahi vermezken Liverpool'a, Marciniak'ın yerine sahaya çıkan Raczkowski bu seviyenin hakemi olmadığını gösteriyordu. Saha kenarında Arne Slot'un "şaklabanlıklarına" destek verircesine maç yönetiyordu Polonyalı hakem. Öyle ki Frimpong'un Lemina'ya dirseğine, Mac Allister'in Torreira'nın ayağına basmasına, Gravenberch'in Sara'yı çekmesine, Konate'nin Sallai'yi tutmasına ve 29. dakikada Barış'ın topu atmış kanattan yardırırken Kanote tarafından çekilmesine faul dahi çalamıyordu. Hal böyle olunca iş Kadıköy derbisindeki Yasin Kol'un koskoca bir ikinci devre Galatasaray lehine faul çalamamasına benzemişti.


Galatasaray lehine faul çalamayan Polonyalı hakem devre biterken ne de kolayca penaltı veriyordu ev sahibi lehine, o da inanmıyordu penaltıya ki 3-4 saniye duraklayıp düdüğü üflemişti... Penaltı basitti de Salah kolayı başaramadı, ya da başka ifadeyle Uğurcan topu çıkarıyordu... 

İlk yarı gol avantajı ve Osimhen'i kaybeden Galatasaray ikinci devreye Lang ve Sane'yi oyuna alarak başladı, maçta da dengeyi sağladı, sol kanattan Barış ve Lang'ın ataklarıyla tehlikeler yaratıyordu ki Alisson'un kalesinde, Salah'a atılan bir ara top, onun da pasıyla Ekitike iki maçtır mağlup edemediği Uğurcan'ı geçiyordu. Sonrası ise Galatasaray'ın klasik deplasman hastalığı: soğukkanlığı kaybedip, panikle birlikte kalesinde pozisyon verme. İki dakika sonra Salah'ın şutu bir kez daha çıkaran Uğurcan, dönen topta Gravenberch'in golünü çaresizce seyrederken, Singo da kendi kalesine atıyor bir kaç dakika sonra ama VAR ofsayt kararı veriyordu. 

Okan Buruk'un oyuncu değişiklikleri de rakibi durduramıyor, Liverpool "moral olarak çöken" rakibinin üzerine geliyor, Uğurcan tek başına direniyor ama Salah illaki gol atmaya niyetli olunca 62deki plasesine dokunsa da başarılı kaleci golü engelleyemiyor ve skorbordda fark dörde çıkıyordu...


Osimhen'in sakatlığına üzülürken bir de Noa Lang'ın parmağının reklam panolarına sıkışması sonrası sedye ile sahada çıkarılması gecenin acı hesabını daha da katlıyordu... Ve bu sakatlık sonrası herkes de moraller bozulurken, maç Galatasaray adına bitse de gitseğe dönerken, Liverpool farkı da arttırmak istedi ama karşılarında Uğurcan vardı, arzu ettiklerini yapamadılar...

Berbat gecenin kötüleri arasında en başta maçın hakemi Raczkowski yer alırken, Arne Slot'un yaptıkları ise bir Hollandalıya asla yakışmıyordu, Cruyff bu maçı seyretmiş olsaydı kendisiyle aynı nüfus kağıdını paylaşmaktan utanç duyardı. Öte yandan maçta "kasap" gibi önüne geleni biçen Konate'nin yere düşen Lang'ı kaldırmaya çalışan Frimpong'u çekmesi ve Icardi'yi Lang'ın sakatlandığı reklam panolarına doğru itmesi ise "karakterini" sergilemekteydi.

Şampiyonlar Liginde tüm İngiliz takımlarının saf dışı kalması sonrası Liverpool'u UEFA'nın koruduğunu söylemek belki komplo teorisi olarak görülebilir de sakat olan Marciniak'ın bu maça atanması ve Galatasaray taraftarına verilen deplasman cezasını düşününce komplonun gerçeğe dönüşmediğini kim iddia edebilir ki?

Gönül ister ki hep kazanalım lakin bu oyunda kaybetmek de var ve Galatasaray Liverpool'da kaybederek bu sezonki Şampiyonlar Ligi macerasına sonlandırdı lakin geriye bakıldığında kazandığı maçlar ve sergilediği performans ile alkışı da hak ederek veda etti devler arenasına... Şimdilik bu filme reklam arası vermiş olalım, seneye kaldığımız yerden devam ederiz...

Stat: Anfield

Tarih:18/03/2026

Hakemler: Pawel Raczkowski, Tomasz Listkiewicz, Adam Kupsik VAR:Marco Di Bello

Liverpool: Alisson, Jeremie Frimpong (Curtis Jones dk. 67), Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez, Ryan Gravenberch (Trey Nyoni dk. 89), Alexis Mac Allister, Dominik Szoboszlai, Mohamed Salah (Cody Gakpo dk. 74), Florian Wirtz (Rio Ngumoha dk. 89), Hugo Ekitike (Federico Chiesa dk. 89)

Yedekler: Mamardashvili, Freddie Woodman, Joe Gomez, Andrew Robertson, Amara Nallo, Kieran Morrison

Teknik Direktör: Arne Slot

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Noa Lang dk. 46, Mauro Icardi dk. 80), Wilfried Singo, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 73), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Yunus Akgün dk. 60), Mario Lemina, Roland Sallai, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Leroy Sane dk. 46)

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla, Gökdeniz Gürpüz, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Dominik Szoboszlai (dk. 25), Ekitike (dk. 51), Gravenberch (dk. 53), Mohamed Salah (dk. 62) (Liverpool)

14 Mart 2026 Cumartesi

Galatasaray:3-0:Başakşehir


Aslanın dişine kan değmişti dün gece Fenerbahçe'nin lig sonuncusu Karagümrük karşısında kaybetmesi ile... Mayıslar bizim demek için, dört sene üst üste şampiyonluk rekorunu egale etmek için sayılı maçlar kalmışken, Ali Sami Yen cehenneminde Başakşehir'i konuk edecekti...

Abdülkerim ve Sane cezalıydı, üstelik teknik direktörü de saha kenarında olmayacaktı ama dedik ya, üç puan alınmalıydı, alınacaktı da...


Okan Buruk saha kenarında yoktu ama "Liverpool karşısında topçularım yoruldu" diyerek rotasyon peşinde koşmayıp, "güvendiği ve hazır olan" kadrosunu sürmüştü sahaya. Kalede Uğurcan yer alırken, Sallai ve Eren bek, cezalı Abdülkerim'in yerine Sanchez'in partneri Singo olacaktı. Torreira ve Sara savunma önünde pozisyon alırken, gol arayacak isimler de Barış, Yunus, Lang ve Osimhen olacaktı... Kenarda da Icardi, Lemina, İlkay, Boey ve Jakobs gibi oyuncular da vardı.


Hafta içi Liverpool maçı başlamadan önce Osimhen'e yapılan dev pankart ile Nijeryalı golcü göz yaşlarına boğulurken, bu sefer de Torreira'nın kalbine dokunuyordu Galatasaray taraftarı. Sadece Uruguaylıyı da değil, tüm topçulara yönelik "Yediden yetmişe bütün aile gurur duyuyor sizlerle" yazan pankart vardı. Yaşlılar haftası nedeniyle çocuklar yerine abiler-ablalarla maça çıkan iki takım alkışı alırken, Liverpool maçında yapılan Osimhen pankartını diken teyzeler de Osimhen'le birlikteydi seramonide.


İlk tehlikeli atak konuk Başakşehir'den gelirken, sonrasında Eren'in pasında Sara'nın vuruşu auta gidiyordu. Nuri Şahin Galatasaray'ı iyi etüt etmiş, ev sahibinin baskısını kaleciden başlayan toplarla pas yaparak kırıyordu da Galatasaray'ın ataklarında da iyi kapanıp, kalesinde pozisyon vermiyordu. Öte yandan Sanchez ve Singo'nun arkasına attığı toplarla pozisyon arıyordu, bu ataklarda da Yusuf'la bir kaç tehlikeli pozisyon buldu da Uğurcan yine kalesini gole kapamıştı.

Uğurcan'ı uzun toplara zorlayan Başakşehir, ev sahibini belki durdurmuştu ama Juventus, Liverpool'un durduramadığı Barış'ı Ebosele mi durduracaktı? Galatasaray sağ kanattan zorlarken rakibini, en tehlikeli atak da 25 dakikada Eren'in sol kanattan getirip penaltı noktası üzerinde Yunus'a yolladığı topla geldi de kaptanlık bandını takma gururu yaşayan Yunus topu auta yolluyordu.

28'de Barış'ın kavalında krampon izleri bırakan Ebosele kırmızı görmezken, maçın ileri dakikalarında atılacağı sinyalleri verdi ki, bir 28 dakika daha oynadıktan sonra oyundan atılıyordu.

İlk yarım saat ortada geçen oyundan sonra Galatasaray'ın atakları gelmeye başladı, özellikle Sara'nın şutları kaleyi tutmazken, Lang'ın ortasında Singo'nun en tepeye çıkıp kafayı vurması direkle sonuçlanırken, Sanchez fileleri havalandırıyor ama yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyordu. 4 dakika sonra Lang'ın bir başka köşe vuruşunda Osimhen boş pozisyonda olduğu halde kafayla auta atıyordu topu. Yine sonrasında Torreira'nın topu kapıp, Barış-Sara ortaklığında meşin yuvarlak yine üç direğin arasından geçmiyordu.


Golsüz biten ilk devre sonrası Galatasaray ikinci kırk beş dakikaya "fırtına" gibi başladı, Sallai'nin füzesini Muhammed harika çıkarırken, Yunus'un savunma arkasına topunda Barış kaleyi ıskalıyordu. Başakşehir'in ikinci devre ilk ve tek atağında kanattan yerden yapılan ortada Selke topa dokunamazken, sonrasında Ebosele'nin Sallai'nin ayağına basması sonrası oyundan atılıp kazanılan serbest vuruşta Singo Galatasaray forması ile ilk golünü atıyordu. 


Bir kişi eksik rakibini kalesine hapsetmiş olan Galatasaray ikinci gol için "haldır haldır" gelirken, Barış'ın sol ayağıyla ortasında Osimhen ceza sahası çaprazından öyle bir "dömivole" vurdu ki, üst direk fena halde sarsılırken, Puşkaş Yılın Golü ödülü de kaçıyordu. Ama Osimhen'in üzülmesi çok uzun sürmedi, iki dakika sonra Yunus'un ara pasında Osimhen iyi kontrol etti ve şutu farkı ikiye çıkarıyordu...



Fark ikiye çıkınca, rakip de çok gelemeyince Uğurcan'ın kalesine İrfan hoca değişikliklere başladı, Boey, İlkay, İcardi, Kaan ve Nhaga oyuna dahil oldu ve Galatasaray taraftarı yine başladı genç topçuyu her topla buluştuğunda alkışlamaya. Bu alkışlar da bitime beş dakika kala Lang'ın Yunus'u savunma arkasına kaçırması sonrası Yunus'un Nhaga'ya al da at pası ile alkışlar gol sevincine dönüşüyordu. "Biz bir aileyiz" sadece bir cümle değildi, Nhaga'nın VAR kararını bekleme süreci ve hakemin orta noktayı göstermesi sonrası ortaya çıkan coşku ile vucüt buluyordu...

Zorlu fikstürde oynanan Başakşehir maçında fark üçe çıkmış, tribünlerin dört tarafında "sarı-kırmızı-şampiyon-cimbom" tezahüratları yükselirken, Eren'in ortasında Icardi'nin kafasını Muhammed iki hamlede zorla tutarken, bu gece tribünlere "Aşkın Olayım"ı söyletmiyordu...


Galatasaray taraftarı için güzelliklerle geçen maçın en şık hareketi de ilk devre Yusuf'un şutunda Uğurcan topu kornere atmışken, yardımcı hakemin aut göstermesi sonrası sarı kırmızılı file bekçisi hakemi uyarıp, pozisyonun korner olduğunu belirtiyordu... Bravo Uğurcan... Sadece son üç maçta kaleni gole kapamakla kalmadı, aynı zamanda "adamlığın" da kitabını yazdı...



Stat: RAMS Park

Tarih: 14/03/2025

Hakemler: Batuhan Kolak, Çağlar Uyarcan, Kerem Ersoy VAR: Abdullah Buğra Taşkınsoy

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sallai (Nhaga dk. 82), Sanchez, Singo (Kaan Ayhan dk. 79), Eren Elmalı, Torreira (Boey dk. 74), Sara, Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 74), Yunus Akgün, Lang, Osimhen (Icardi dk. 75)

Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, Ahmed Kutucu, Asprilla, Lemina

Teknik Sorumlu: İrfan Saraloğlu

Başakşehir: Muhammed Şengezer, Ömer Ali Şahiner, Duarte, Opoku, Ebosele, Kemen, Umut Güneş (Onur Ergün dk. 79), Yusuf Sarı (Onur Bulut dk. 59), Shomurodov (Crespo dk. 70), Brnic (Ba dk. 58), Selke (Bertuğ Yıldırım dk. 70)

Yedekler: Doğan Alemdar, Berat Özdemir, Nuno da Costa, Kaluzinski, Harit

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Goller: Singo (dk. 57), Osimhen (dk. 66), Nhaga (dk. 84) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Ebosele (dk. 56) (Başakşehir)

11 Mart 2026 Çarşamba

Galatasaray:1-0:Liverpool


We Are Family and Family is Everything (Biz bir aileyiz ve aile her şeydir) yazarken bir kale arkasında, diğerinde de Liverpool'un dünyaca meşhur sloganı You'll Never Walk Alone (Asla yalnız yürümeyeceksin)'a atıfta bulunan You Are Alone in Sami Yen Hell pankartı beliriyordu. Ve başta hakem arkasında iki takımın topçuları Şampiyonlar Ligi marşını dinlemek için yeşil sahaya ayak basarken hemen karşılarında "The World Met Hell Here, Welcome To Hell" uyarısı beliriyordu... Şampiyonlar Liginin yeni formatında grupta birbiriyle eşleşen Galatasaray ve Liverpool bir kez daha Sami Yen'de kozlarını paylaşacaktı: Tarih tekerrür mü edecekti yoksa İngilizler Galatasaray'a karşı İstanbul'daki makus talihlerini yenecek miydi?


Handel'in 1727 yılında bestelediği Zadok the Priest bestesinden uyarlanan Şampiyonlar Liginin o ikonik müziği çalarken başta kaptan Abdülkerim olmak üzere Uğurcan, Sanchez, Lemina, Osimhen, Sara, Torreira, Jakobs, Singo, Lang ve Barış şeklinde sıralanan sarı-kırmızılılar arasında şüphesiz en duygulanan oyuncu Victor Osimhen'di, zira bir kaç hafta evvel bir internet sitesine yazmış olduğu hayat hikayesinde yaşadığı zorlukları anlatırken anne özlemini belirtmiş ve bu herkesi derinden yaralamışken Galatasaray taraftarı da annesinin ve kızının olduğu bir koreografi ile oyuncularına "Biz Bir Aileyiz" diyerek kucak açıyordu... Maçı anlatan spikerin dediği gibi Osimhen bu günü asla unutmayacaktır... Tıpkı yaşlısı genci bütün Galatasaray taraftarları gibi...


Eylül ayında 1-0 kaybettikleri maçta taraftarın yoğun tezahüratından etkilenen İngilizler, bu sefer "cehenneme" biraz daha alışıklardı ki Galatasaray'ı kendi silahıyla vurmayı seçmişlerdi: Rakip sahada çok adamla baskı kurup, kapılacak toplarla gol aramak. Gil Manzano'nun ilk düdüğü ile Ali Sami Yen'de taraftarın yarattığı "kulakları sağır eden" tezahürattan Liverpool'luların rahatsız olması beklenirken, Galatasaraylı topçuların "eli ayaklarına dolanıyordu" ki daha maçın skorbordu ikinciyi dakikaya geçmeden deplasman takımı öne geçecekti ki Wirtz boş kaleye topu yuvarlayamadı. Devamında yine Sanchez'ten, Torreira'dan, Singo'dan pas hataları derken, Galatasaraylıların hafızalarından silmek istedikleri bir 6 dakikalık süreç yaşanırken, bu kâbus tünelinden çıkış anahtarı Lang oluyordu.  Hollandalı teknik direktör Slot Barış Alper'i yakın markajla Kerkez'e durdurma emri vermiş ama ters taraftaki vatandaşını "hafife almanın" cezasını yediği golle öderken, Galatasaray'ın savunmadan çıkmakta zorlandığı dakikalarda Noa Lang nefes oluyordu. İşte yine Lang'ın kişisel gayretle taşıdığı top sonrası kazanılan köşe atışında, Sara ortaladı, Osimhen en yükseğe zıpladı ve kafa pasında Lemina "tekmeye kafa koyarak" maçın tek golünü kaydediyordu... İki yıla yakın süredir duran toptan gol yemeyen İngilizler bir ilki de tadıyordu...


Erken gol Liverpool'un oyun planını bozmadı, yine çok adamla oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediler ama kaptırdıkları toplar yahut Singo ve Abdülkerim gibi savunmacıların orta sahayı topla geçmesiyle savunmalarında eksik yakalandılar ki 9. dakikada Osimhen'in kazandığı topta Barış pas vermede başarılı değilken, iki dakika sonra Jakobs'un ortasında Osimhen yine en yükseğe zıpladı, kafa vuruşu az farkla auta gidiyordu. İki takım çok dikkatli davranıyor, birbirini iyice tartıyordu ama pozisyonlar da yine basit hatalardan geliyordu ki deplasman ekibi uzun süre top çevirip, en boştaki Wirtz'i gördüğü bir anda Alman topçunun vuruşunu Uğurcan çeliyordu. Sonrasında Konate'nin uzaktan denemesi tribünlere giderken, Galatasaray'ın farkı ikiye çıkarma, belki de Liverpool'a Juventus "şoku" yaşatacak atakları peşi sıra gerçekleştiriyordu. Önce Lang'ın kavisli plasesini Gürcü kaleci eliyle değil şansına dirseğiyle kornere atarken, sonrasında Sara'nın ortasında Sanchez'in bomboş kafasını uçarak kornere çeliyordu Mamardashvili. Ve 5 dakika sonra Singo'nun kanattan yardırıp ortaladığı topu Konate Osimhen'e ikram etti de Victor'un sert vuruşu kaleyi tutmuyordu. İşte bu anlardan gelecek bir gol, belki de maçın Galatasaray adına kırılma noktası olacaktı.


Juventus maçlarında rakiplerini oyundan attıran Barış Alper, bu defa Kerkez'i de attıracaktı da İspanyol hakemler insaflıydı, sarı kartla cezalandırıyordu aşil tendona basılmasına ki maçtan sonra Slot yine ilk karşılaşmada olduğu gibi yine hakemden dert yanarken, bu pozisyondan bahsetmeyecektir.


İlk devrede olduğu gibi ikinci yarıya yine Liverpool baskılı başladı, Szoboszlai'nin şutunu Uğurcan çeldi, sonra ceza sahasında oluşan karambolde Mac Allister kaleyi tutturamazken, Galatasaray'ın ilk atağı Abdülkerim'in çaprazdan yan ağları sarsan sert şutuydu. Liverpool eşitlik ararken, Galatasaray ise savunmadan vurduğu uzun toplarla ikinci golü hedefliyordu ki, bunu da başardılar, Osimhen'in başlattığı atakta Lang ortaladı, Konate ıskaladı ve düşerken, Osimhen bomboş kaleye meşin yuvarlağı gönderiyordu ama yardımcı hakem topla alakası olmayan Barış için ofsayt bayrağı kaldırıyor ve Manzano da ona uyuyordu... Gol geçersizdi...


Ofsaytta kalarak golün geçersiz olmasına neden olan Barış, bir kaç dakika sonra Ekitike'ye al da at pası attı ki Uğurcan "ahtapotlaşmasa" Barış'ı çarmıha germek için bekleyenler davul zurna ile kutlama yapacaklardı. Sene başı transferin son günlerinde Trabzon'dan transfer edildiğinde "dudak bükenler" şimdi Uğurcan'ı avuçları patlarcasına alkışlarken, bu transferde ısrarcı olan Dursun Özbek de purosunu keyifle tüttürüyordur her kurtarış sonrası...


Kendi liglerinde köşe atışlarında rakip savunmayı ve kaleciyi "itip kakmaya" alışık olan İngilizler, bunu her pozisyonda yapmaya çalıştılar da İspanyol hakem dikkatliydi, özelikle kaleciye temaslara izin vermedi ama bir karambolde top Uğurcan'ı geçti lakin VAR hakemi Konate'nin elle temasını yakaladı, golü geçersiz kılıyordu. İlk maçın son dakikalarında kazandırdığı penaltıyı VAR engelleyen Konate, bu gece de takımının attığı golde bir kez daha VAR'a takıldı...


Lang ve Lemina'yı kenara alıp Yunus ve Sallai ile kuvvet tazeleyen Okan Buruk, yaptığı değişikliklerden de istediği sonucu aldı, zira Barış sol kanada geçince daha verimli oldu ve Galatasaray pozisyonlar da bulmaya başladı, önce Osimhen'in çaprazdan şutunu kaleci çıkarmışken Singo kaleyi tutturamıyor, ve bitime beş dakika kala Barış'ın yine kanattan sürüklediği topta Sara'ya topukla pasında Brezilyalı oyuncunun füzesi yine yağ ağlarda patlıyordu. 

Ekitike'nin auta giden kafası ile Gakpo'nun kaleyi tutmayan şutu deplasman ekibinin cılız atakları olarak istatistiklere geçerken, Jakobs'un dışarı giden gol denemesi de Galatasaray adına maçın son pozisyonu oluyordu.

Kaleci Uğurcan dahil bütün savunma elemanlarının sarı kart cezası sınırında oldukları bir maçı neredeyse kart görmeden tamamlamak üzereydi Galatasaray da Gil Manzano Sanchez'e faul dahi olmayan bir pozisyonda sarı kart çıkarıyor ve İngiliz şampiyonunu ikinci defa yenme mutluluğuna limon sıkıyordu...


Tarih tekerrür mü etti, yoksa deja vu der futbol ulemaları bilemem de Okan Buruk ve öğrencileri "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diye kulübün kuruluş hedefinin açıklayan Ali Sami Bey'in izinden gittiklerini bir kez daha göstermiş oldular.

İyi ki varsın Galatasaray, iyi ki...





Stat: RAMS Park

Tarih: 10/03/2026

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Angel Nevado, ,Guadalupe Porras Ayuso VAR: Guillermo Cuadra Fernandez

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 90+3), Mario Lemina (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 87), Noa Lang (Yunus Akgün dk. 77), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Mauro Icardi, Leroy Sane, Ahmed Kutucu, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Liverpool: Giorgi Mamardashvili, Joe Gomez, Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez (Andy Robertson dk. 60), Alexis Mac Allister, Ryan Gravenberch, Mohamed Salah (Jeremie Frimpong dk. 60), Florian Wirtz (Cody Gakpo dk. 73), Dominik Szoboszlai, Hugo Ekitike

Yedekler: Freddie Woodman, Kornel Misciur, Curtis Jones, Trey Nyoni, Amara Nallo, Kieran Morrison, Rio Ngumoha

Teknik Direktör: Arne Slot

Gol: Mario Lemina (dk. 7) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez (Galatasaray), Milos Kerkez, Virgil van Dijk, Ryan Gravenberch, Dominik Szoboszlai (Liverpool)

Blog Widget by LinkWithin