"Kızgın değilim, kırgınım. Koskoca Galatasaray gol yedikten sonra reaksiyon vermediği için. Umutsuz değilim, mutsuzum. İçeride kolay kolay maç vermeyen takımım puan kaybettiği için. Fakat bunların hiçbiri için -bizi bugüne getiren- ekibe sövmem. Sezon sonunda kupa bizim olacak." diye yazmıştı Gamze twitterda. Dün gece maçtan sonra bloga yazı yazmak için oturum, yaz sil, yaz sil, yarım saat oyalandıktan sonra bilgisayarı kapayıp, gözlerin yorgunluktan kapandığı sabahın dördüne kadar beyni uyuştursun diye Amazon'da dizi seyretmiştim... O doksan dakikayı hatırlamak, özellikle son 20 dakikayı aklımdan çıkarmak istiyordum... Futbolla ilgilenmeyen insanlar ne kadar şanslı diye de düşünmedim değil, film eleştirmenin derdi nedir ki? Ya da müzikle ilgilenenin? Kitapseverler mesela, sevdiği yazar kötü kitap yazdı diye geceyi zehir eder mi kendine? Hiç sanmam... Ama futbol böyle bir tutku işte, daha kötüsü de taraftar olmak, hele ki "canım feda" diyenden, öfke geçsin diye topçusuna, hocasına sövmeyip, içine atan... Omurga sahibi olmak belki de, bugün "çöp" dediğin topçuyla fotoğraf çektirmek için yarışmamak, "istifa etsin hoca" dediğin teknik adam şampiyon olduğunda onu övüp övüp bitirememek gerekir ama "o eski çamlar bardak oldu" diyelim geçelim...
Ligde son haftalara yaklaşırken, şampiyonluk için her puan önemliyken, Galatasaray'ın Göztepe deplasmanında kazandığı üç puandan sonra kendi taraftarı önünde Kocaelispor'u "rahatlıkla" yenip yoluna emin adımlarla devam etmesi bekleniyorduk, ki 70. dakikaya kadar da öyle oldu, ilk devre Sane'nin kaptırdığı bir topta Agyei'nin şutunu Uğurcan'ın çıkarması dışında Kocaelispor'un tek atağı yokken, Jakobs'un Can'dan çalım yemesi sonrası siyah-yeşilli oyuncunun ortasında Abdülkerim'in ıskası ile oluşan karambolde Petkoviç eşitliği sağladı ve Galatasaray maçı çeviremedi, iki puan kaybetti. Sami Yen'de Gaziantep'e de iki puan vermişti, Konya deplasmanında da üç puan bırakmıştı... İç burkan kayıplar bunlardı, yoksa, Trabzon'a, Beşiktaş'a, Fenerbahçe'ye, Kocaelispor'a deplasmanda puan vermek çok da can yakmıyordu...
Deplasmandaki Kocaelispor maçında yapılanlar hatırlatılmıştı Okan Buruk tarafından maçtan önce, taraftar da motive olmuştu, stad dolmuştu tıklım tıklım da içerde ertesi maç Fenerbahçe derbisi olunca ceza almamak için biletler devredilmiş, gelenler de pek suskundu. Yine de Felipe Melo'nun ultrAslan tribününde sete çıkması hep de özlemle beklediğimiz bir andı, çok da yakıştı "capoluk" Melo'ya...
Kalede her zamanki gibi Uğurcan vardı, sağ bekte Boey, stoperde Sanchez ve Abdülkerim yer alırken, sol bek Jakobs olacaktı. Lemina dinlenirken Torreira ve İlkay savunma önünde yer alıyor, kanatlarda Sane ve Sallai varken, Sara ortada, ilerde de Barış olacaktı. Kadro fena değildi ama iç sahada kapanan bir takıma karşı Barış kanatta, Icardi ceza sahasında olmalıydı, lakin fena halde bitirildi Icardi Galatasaray'da. Sosyal medya ergenleri ve "teknisyen" youtuberlar Okan Buruk'u da etkilediler diye düşünüyorum ki hoca "kral"ı sildi defterden...
10. dakikada Uğurcan'ın uzun pasında Barış auta attı, sonrasında Sara'nın ara pasında Barış dokunamadı. Tüm takımla kapanan rakibini kanatlardan açmaya çalışırken Galatasaray, en göze batan topçu Sane oluyordu ki onun kanattan çaprazlama dalışları sonrası Boey boş kalıyor ama onun da ortaları sonuç vermiyordu. Jakobs'ın taç atışında Abdülkerim'in kafası kalecide kalırken, yedi dakika sonra Sara'nın şutunu yine genç kaleci çıkarıyordu. Tabii, pozisyonun dönüşünde de Jakobs'un itilmesine penaltı çalacak bir hakem kadrosu yoktu sahada...
Ve iki dakika sonra da Jakobs'un kanattan ortasında Kocaeli savunmasının ıskasında Sane uzun aradan sonra kafayla fileleri havalandırıp, takımını rahatlatıyordu. Takım öyle "rahataladı" ki devre bitene kadar da başka kayda değer atak yapmadı, oyunu rolantiye aldı.
İkinci yarıya Sane'nin ceza sahası dışından sert şutunu yine kaleci Serhat çıkarırken, üç dakika sonra da ani gelişen atakta Sane penaltı noktası üzerinde Sara'ya verdi onun yavaş şutu kalecide kaldı, tıpkı Atletico Madrid maçının son dakikalarındaki pozisyon gibi, aynı topçu, aynı kale...
Topu ayağında tutuyordu Galatasaray da beklenilen net tehlikeleri yaratamıyordu ve oyuna çeşitlilik katmak için Sallai ve Boey çıkıp, Lang ve Singo dahil oluyor ama onlar ad pek faydalı olmuyordu ki, Kocaelispor Petkoviç ile eşitliği sağlayınca Torreira ve İlkay'ın yerine Yunus ve Lemina girdi, Sara çıktı Icardi girdi ama Lang'ın uzaktan auta giden şutu ve Yunus'un uzatmalarda direği ıskalayan şutu dışında Galatasaray üç puanı alacak pozisyonu bulamamıştı... Oysa deplasman takımı 83te Agyei ile ikinci gole de kavuşacaktı da direk müsaade etmedi.
Galatasaray'ın içerde Anadolu takımlarına puan verdiği maçların hakeminin de Oğuzhan Çakır olması tesadüf mü? Kocaelisporluların bir çok sertliğine devam diyen hakem, Galatasaray'ın serbest vuruş kazandığı anda ilk devreyi bitirmiş, uzatmalarda sürekli ayaklarında "çekme" olduğu bahanesiyle zaman çalan yeşil-siyahlıları ödüllendirircesine uzatmayı uzatmamıştı... Jakobs'un itilmesini bahsettik de Kocaelispor'un attığı golde Uğurcan'ın önündeki oyuncuya "pasif" ofsayt neden çalınmadı pek anlamadık? İlk devre Kocaeli'de Galatasaray'ın böyle bir golü iptal edilmiş, yetmedi Konya'da da geçersiz sayılmıştı...
Maç sonu herkeste büyük hayal kırıklığı vardı, topçuların yüzü asılmış, Okan hoca hakeme isyan ederken, ultrAslan yine ateşi yaktı, takımı tribüne çağırıp moral verdi. Bakmayın sosyal medyada yangın çıkaranlara, onları dikkate almıyorum artık... Bu takım, hu hoca, bu yönetim üç yıldır bizi şampiyon yaptı, bu sene de yapacak ve burda en büyük etken haftada bir maç oynayıp konsantre olacak topçular... Yeter ki Galatasaraylıyım diyenler yarın utanacakları sözleri bugün söylemesinler... Beş maçlık mini bir lig başladı ve Galatasaray alnın akıyla oradan çıkacaktır...
Stat: RAMS Park
Tarih:12/04/2026
Hakemler: Oğuzhan Çakır, Ceyhun Sesigüzel, Mehmet Kısal VAR: Adnan Deniz Kayatepe
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Wilfried Singo dk. 67), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Mario Lemina dk. 75), İlkay Gündoğan (Yunus Akgün dk. 75), Leroy Sane, Gabriel Sara (Mauro Icardi dk. 80), Roland Sallai (Noa Lang dk. 66), Barış Alper Yılmaz
Yedekler: Batuhan Şen, Eren Elmalı, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Renato Nhaga
Teknik Direktör: Okan Buruk
Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Ahmet Oğuz, Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Rigoberto Rivas (Can Keleş dk. 64), Mahamadou Sissoho (Tayfur Bingöl dk. 53), Manuel Show, Habib Keita, Daniel Agyei (Darko Churlinov dk. 87), Joseph Nonge (Massadio Haidara dk. 46), Serdar Dursun (Bruno Petkovic dk. 64)
Yedekler: Gökhan Değirmenci, Karol Linetty, Deniz Ceylan, Furkan Gedik, Samet Yalçın
Teknik Direktör: Selçuk İnan
Goller: Leroy Sane (dk. 30) (Galatasaray), Bruno Petkovic (dk. 72) (Kocaelispor)
Sarı kart: Joseph Boende (Kocaelispor)























.png)









































