Randers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Randers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2021 Cuma

Galatasaray:2-1:Randers


 Ooooo kafamız çok güzel

Asmalı, Tünel, Pera

Beyoğlu aşık sana

Cim Bom Bom anlasana!


Galatasaray taraftarının Sami Yen'den sonra tribün yapmayı en sevdiği stadların başında olan Kasımpaşa stadında yankılanıyordu yukarıdaki beste... Gündüz çalışma, öğleden sonra dostlarla Nevizade'de takılmaca ve akşam da yürüyerek Galatasaray maçına... Daha iyi bir maç günü olabilir miydi?

Taraftarıyla bütünleşen Galatasaray'ı kim durdurabilirdi ki? Bu rakip Randers hiç olamazdı ve Galatasaray da bir kâbus gibi çöküverdi deplasman takımının üzerine. Sağlı sollu ataklarla Randers'in nefesi kesilirken, Taylan ve Feghouli'nin şutları kaleyi tutsa, maç zaten o dakikada bitmişti.

Ama futbolu sevmemizin nedenlerinden biri olan içinde barındırdığı bilinmezlikti, kim tahmin edebilirdi ki Randers ilk atağında gol sevinci yaşayacak. Gelişen bir kontra atakta, ki Babel'in top kaptırmasından, van Aanholt'un yerini kaybetmesine, Alpaslan'ın maçtaki tek hatası olan zamanlama yanlışından Luyindama ile Muslera'nın yanlış pozisyon alması ile biten zincirleme hatalar sonrası Egho sürpriz bir gol atıverdi. Sahadakiler buz kesti de tribünlerin susmaya niyeti yoktu...

Ooooo kafamız çok güzel

Asmalı, Tünel, Pera

Beyoğlu aşık sana

Cim Bom Bom anlasana!

Taraftarlar ve tribündekiler Galatasaray'ın galibiyetinden emindiler ama sahadaki topçular garip bir şekilde 10 dakikaya yakın bir duraklama periyoduna girdiler. Hal böyle olunca da misafir takım cesaretlendi, özellikle Kehinde ile tehlikeler yarattı Muslera'nın kalesinde. "Genç takım kuruyoruz deyip, neden Fatih hoca Feghouli, Arda, Babel gibi topçuları oynatıyor" diye eleştirenlere cevap bu 10 dakikalık "kriz" anında saklı... Gençler enerjik, hırslı ama işler ters gittiğinde hemen "demoralize" olabiliyorlar, işte onları o krizlerden çıkaracak da tecrübeli abileri...


Golün şokunu atlatan Galatasaray, kapalı Randers savunmasını delmek için çabalarken, karşılaşmanın hakeminin sertliğe gereğinde fazla taviz vermesi de konuk takımın işini kolaylaştırıyordu. Forvet ve orta saha oyuncularını daha çok ceza sahasının önüne çekerek kanatları boşaltan Galatasaray'da Boey ve van Aanholt'un ortaları ya da duvar paslarıyla içeriye dalışları rakip kalede tehlikeleri arttırıyordu ki Kerem'e yapılan bir müdahale penaltı olarak çalınmıyor, Diagne boş kale yerine topu direğe nişanlıyordu... 

İstekliydi, arzuluydu, diriydi Galatasaray ve arkasında da susmadan tezahürat yapan taraftarı olunca maçı çevirmemesi için herhangi bir neden yoktu. O top bir şekilde panterleşen Carlgren'in koruduğu kalenin fileleri ile sarmaş dolaş olacaktı. İlk devre olmadı ama ikinci yarı mutlaka arzulanan goller gelecekti...

İkinci 45 dakika başlamadan saha kenarında Barış Alper Yılmaz'ı görenler Babel'in çıkacağını beklerken, Kerem gelmiyordu takımla beraber. Lig ve Avrupa maçlarında sürekli oynayan ve gittikçe fiziksel olarak da düşen ve Marcao ile yaşadığı tartışmanın etkisini hala atlatamadığı hissedilen genç oyuncu, ilk devre pozisyonların içindeydi ama çok da top kaybı yapmıştı. Şimdi gözler genç Barış'ta olacaktı ve çok az kişi bu genç çocuğun rakibin sol kanadını otobana çevireceğini ve maçın yıldızı olacağını tahmin edecekti...

Fatih Terim'in hocalığını yeni yeni tanımaya başladığımız Milli Takım dönemleri ve 90ların sonundaki Galatasaray'da, hep söylenen bir durum vardı "Fatih Terim'in en büyük özelliği soyunma odasındaki motivasyonu..." Randers karşısında ikinci devre izlediğimiz Galatasaray'ı görünce o günler bir çok kişinin aklına düşmüştür.  Rakibini köşeye sıkıştırmış sağlı sollu yumruklarla karşısındakini yere devirmeye yemin eden boksör misali kelimelerle anlatılması tarifsiz bir baskı sonrası önce Babel'in asistinde van Aanholt beraberliği getirdi, 10 dakika sonra panik halindeki Randerslilar topu uzaklaştırmak isterken kendi kalelerine yolladılar. Tabii bu fırtına süreci içinde Diagne'nin karşı karşıya atamadığı, Diagne'nin direkten dönen, Alpaslan'ın çizgiden çıkan pozisyonlarını hatırlatmadan geçmeyelim...


Diagne'den söz açılmışken belki bir golcü için hanesine eksi yazılacak şekilde gol atamadan tamamladı karşılaşmayı ama verdiği mücadele, arkadaşlarına desteği, o golü atmak için "canla başla" mücadelesi taraftarın da gönlünü çalıyor, hem oyun esnasında hem de çıkarken tribünler "Diagneeee, Diagneeee" diye alkışlıyordu King Kong'u...

Skoru eline geçiren Galatasaray, oyunu rolantiye alıp, tur için gol bulması gereken rakibi üzerine gelince, ani ataklarla farkı açma şansı yakaladı ama özellikle 90 artılarda, Mustafa'nın ve emre Akbaba'nın şutlarında kaleci Carlgren yine parlarken, van Aanholt'un şutuna direk müsaade etmiyordu...


Yeni bir takım kurarken sıkıntılı günleri atlatmak için UEFA Avrupa Liginde gruplara katılmak önemliydi ve bunu başaran topçular hem üzerlerindeki baskıyı kaldırdılar, hem de taraftarlarına derin bir nefes aldırdılar. Özellikle Marcao'nun yokluğunda savunma sıkıntısı çekilmesi beklenirken Luyindama'nın her geçen maç yükselen formu ve Alpaslan'ın "kırk yıllık Galatasaraylı" gibi takıma uyumu maçı kolaylaştırırken, Boey'in müthiş performansına ters kanattaki van Aanholt da katıldı. Orta alanda Taylan ve Berkan'ın savaşçılığının yanına oyuna akıl koyacak, koroya maestroluk yapacak bir topçu arıyordu Fatih Terim, onu da takımın içinden çıkardı: Feghouli... Ve yabancı oyuncu sınırlaması sonrası ligin diğer hocaları gibi kadro kurmakta zorlanan Fatih Terim'in yeni kozu Barış Alper Yılmaz... 

"Savaş izleri gururla taşınır, ben de izimi gururla taşıyacağım. Her şey Galatasaray için" diyen Alpaslan'la bitirelim... Her şey Galatasaray için...


Stat: Recep Tayyip Erdoğan  

Hakemler: Aleksei Kulbakov, Dmitri Zhuk, Oleg Maslyanko (Belarus) 

Galatasaray: Muslera, Boey, Alpaslan Öztürk, Luyindama, Van Aanholt, Taylan Antalyalı (Dk. 80 Aytaç Kara), Berkan Kutlu, Feghouli (Dk. 88 Emre Akbaba), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 46 Barış Alper Yılmaz), Babel (Dk. 73 Emre Kılınç), Diagne (Dk. 87 Mustafa Muhammed) 

Randers: Carlgren, Kallesoe, Piesinger, Marxen, Kopplin (Dk. 63 Oliver Kristensen), Kehinde (Dk. 83 Filip Kristensen), Johnsen, Lauenborg, Tibbling (Dk. 63 Ankersen), Egho (Dk. 70 Kamara), Mistrati (Dk. 63 Klysner)

Goller: Dk. 11 Egho (Randers), Dk. 48 Van Aanholt, Dk. 59 Lauenborg (Kendi kalesine) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 39 Van Aanholt, Dk. 54 Alpaslan Öztürk, Dk. 70 Luyindama, Dk. 90 Muslera (Galatasaray), Dk. 54 Egho, Dk. 66 Johnsen, Dk. 71 Kamara, Dk. 90 1 Piesinger, Dk. 90 5 Filip Kristensen (Randers)

21 Ağustos 2021 Cumartesi

Randers:1-1:Galatasaray


 Bir hafta önce gidilen İskoçya deplasmanından sonra bu kez de rota Kopenhag'ta UEFA kupası sevinci yaşadığımız Danimarka'nın bir başka sehri Randers'tı. St.Johnstone'u saf dışı bırakan Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi gruplara kalmak için mavi-beyazlı ekiple ilk maçı deplasmanda yaptı ve iki devrede de karşılıklı atılan gollerle maç 1-1 berabere bitti.

Peki nasıl bir karşılaşma seyretti bu maç için stada giden ya da ekran başında vaktini harcayanlar?

Üç günde bir maç oynamanın ve birbirinden uzak şehirlere yolculuk yapmanın getirdiği yorgunluğu en aza indirmek için Fatih Terim en son oynanan Giresunspor maçından daha farklı bir kadro ile sahaya sürmüştü Galatasaraylıları. Fransa'dan gelen genç oyuncu Boey'in yerine Yedlin, cezalı Marcao'nun yerine Alpaslan, orta sahaya iki Emre (Kılınç ve Akbaba) ve forvete de Diagne'nin yerine Mostafa Mohamed. Yedek kadroda da Arda, Babel, Falcao, Aytaç gibi skoru değiştirebilecek "kaliteli ayaklar" vardı...


Kendi evinde oynayan ve ülke futbolunun karakteristik yapısı gereği fizik gücünü kullanan rakibine karşı "enerjik" oyunculardan kurulu Galatasaray on biri maça baskılı ve etkili başladı ama ilk tehlikeli atak ev sahibinin kullandığı bir köşe atışında meydana geldi ki, Muslera ve Alpaslan tehlikeyi bertaraf etmekte başarılıydı. Karambol demişken, Galatasaray da Randers ceza sahası önünde meydana gelen "itiş-kakıştan" Emre Kılınç'ın çalımları ve Kerem'in plasesi ile az kalsın golü bulacaktı, kaleci Carlgren iyi bir refleks ile golü önledi.

Kendilerine ayrılan deplasman tribünü tıka basa doldurmuş, hatta rakip tribünlerden de bilet alarak Galatasaray'ı desteklemek için çevre ülkelerden deplasman yapmış ultrAslan-AVRUPA, Cepheus Park'ı Ali Sami Yen'e çevirmiş ve "Burası Sami Yen, Burdan Çıkış Yok" tezahüratları ile parçalı formalıları yüreklendirirken, Galatasaray da topu "bolca çevirerek" yarı sahaya konuşlanmaya çalışıyor, karşılarına serilen "Viking Duvarını" uzaktan şutlarla değil de "ince işçilikle", çalım ya da duvar paslarıyla aşmayı deniyordu. Çabalar sonuçsuz kalırken, yine Taylan'ın getirdiği bir atakta, Mostafa Kerem'e verdi ve genç oyuncu dönerek uzaktan şutla şansını denedi ve rakibe de çarpan top yolculuğunu Randers ağlarında sonlandırıyordu... 

Gol sahadaki ve televizyon başındaki Galatasaraylıları oldukça sevindirmişti ama Kerem'in yüz ifadesinde sevinçten ziyade bir kin ve öfke hakimdi. Bir kaç gün önce Giresun'da Marcao ile yaşadıkları olayda hem takım arkadaşları, hem hocası hem de taraftarlar genç oyuncuya sahip çıkmış, hatta bazı "kendinibilmezler" işi terbiyesizlik boyutuna götürüp Brezilyalı oyuncunun eşine de ceza kesmeye kalkmıştı. Marcao da olayın ertesi günü yayınladığı video ile hem Kerem hem de ailesinden özür dilerken, Kerem'in mevzuyu sürdürürcesine hal ve tavırları Galatasaray taraftarını rahatsız etmişti. Maç içinde de gol dışında pek varlık gösteremeyen, savunmaya yardıma gelmeyip, aldığı topları ya kaptıran da ya da cömertçe kullanan Kerem'e bir tavsiyemiz olsun: "Genç kardeşim, "aslolan Galatasaray" diyorsan, Galatasaray menfaatleri doğrultusunda bu mevzuyu bir an evvel sonlandırıp, etrafındakilerin (aile büyüklerin ve akrabalarının) gazına gelmeyip kafanı sahaya vermelisin. Kimse vazgeçilmez değildir..."


Öne geçen Galatasaray'ın baskıyı arttıracağını beklerken, ev sahibi biraz daha yürekli gelmeye başladı Muslera'nın kalesine ki, golden sonra biraz daha becerikli olsalar beraberliği de sağlayacaklardı. Bu arada Muslera dedik, akıllardaki soruyu soralım: "Neler oluyor Nando sana? Bir sıkıntın var ama hayırdır inşallah"... PSV ve St.Johnstone maçlarındaki "akılalmaz" hatalardan sonra daha beterini 14. dakikada Egho'ya verdiği pasla yaptı Uruguaylı file bekçisi ama pasın asist olmasını yine kendisi önledi yaptığı kurtarışla... Hata yapmayan kaleci yoktur, hatalı gol de yer kaleciler, Muslera da çok fena goller yedi Galatasaray kariyerinde ama bu sezon "ilginç" şeyler yaşanıyor ve bunları formsuzlukla açıklamak oldukça zor, umarım özel hayatında kötü bir durumlar yoktur...


Berkan'ın sahada basmadık yer bırakmadığı, Taylan'ın takımın oyun aklı olduğu ilk devre Alpaslan'ın kullandığı serbest vuruşta kaleyi isabet ettirememesi ve Hammershoy'un bomboş pozisyonda kafasıyla topu Muslera'nın kucağına atmasıyla son buldu. Alpaslan'ın Göztepe'de kafa gollerini bilirdik de ceza sahası önünde serbest vuruş olduğunda van Aanholt'tan topu alması ilginçti. 

Fatih Terim elindeki her oyuncudan maksimum verim almak için rotasyon yapıp, Boey'in yerine Yedlin'le başlamıştı ama Amerikalı oyuncunun aklı hiç mi hiç maçta değildi. İlk devre pek sahada gözükmese de rakip de onun bölgesini çok kullanmadı lakin ikinci devre Randers hocası "maden"i bulmuş ve Galatasaray'ın sağ kanadına yönlendirmişti takımını. 48'de Yedlin'in bölgesinden tehlikeli geldiler, Muslera "golü" önlerken, 5 dakika sonra yine sağ kanattan atılan bir taç ve oluşan karambolde top uzaklaşmayınca, Lauenborg'un dokunuşu Randers şehrini ayağa kaldırıyordu...

"Genç bir takım kuruyoruz, sahaya Arda, Babel, Falcao, Feghouli giriyor" diye isyan eden renktaşların bu değişikliklerdeki amacın fiziken yorulmuş rakibe hem tecrübe hem de yaratıcılıkları ile baskı kurup, oyunun hakimiyetini tekrar ele alıp, ikinci golü bulmak olduğunu anlayamamış olamazlar...  Fatih Terim'in bu niyetini pek ala biliyorlar da amaç "üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olunca" böyle mesnetsiz isyanlarda bulunabiliyorlar. Yapılan değişikliklerle Galatasaray tekrar oyunda ipleri eline aldı, Randers tekrar "duvarı ördü" ve maçı da beraberlikle bitirmeyi bildi. 


"Yenilsen de yensen de taraftarın senle"yi sadece bir şarkı olarak söyleyenler ve istedikleri skor gelmeyince en son söylenilecekleri ilk söyleyenler pek tabii dün geceki oyundan memnun değillerdir ama Feghouli'nin son dakikalarda rakipten önce davranıp çaldığı ve sürükleyip vurduğu ve kalecinin kafasından dönen topu gol olsaydı, "skorseverler" takımı göklere çıkaracaklardı bile... 


Stat: Cepheus Park Randers  

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Diego Barbero, Angel Nevado (İspanya) 

Randers: Carlgren, Kallesöe (Dk. 76 Oliver Kristensen) , Piesinger, Marxen, Kopplin, Klysner (Dk. 64 Kehinde), Johnsen, Lauenborg, Tibbling (Dk. 64 Ankersen), Mistrati (Dk. 76 Filip Kristensen), Egho (Dk. 87 Brock-Madsen) 

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Alpaslan Öztürk, Luyindama, Van Aanholt, Taylan Antalyalı (Dk. 84 Aytaç Kara), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 61 Babel), Emre Akbaba (Dk. 61 Feghouli), Berkan Kutlu, Emre Kılınç (Dk. 61 Arda Turan), Mustafa Muhammed (Dk. 76 Falcao) 

Goller: Dk. 26 Kerem Aktürkoğlu (Galatasaray), Dk. 54. Lauenborg (Randers)

Blog Widget by LinkWithin