Gezi Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2014 Cuma

Havana / Küba

 
Gezme-tozma:
 
1.gün
  • Küba'nın tüm şehirleri gibi Havana da sokaklarına girip çıkılarak şehrin neşeli Latin insanlarıyla temas kurularak gezilecek bir kent. Dolayısıyla yerel hayat içerisine daldıkça şehirden daha fazla keyif almaya başlayacaksınızdır.
  • Şehrin açılışını Fidel Castro'nun eskiden her sene 1 Mayıs'ta konuşma yaptığı Devrim Meydanı'yla (Plaza de la Revolucion) yapın. Meydandaki Che Guevara görselini ve "Hasta la Victoria Siempre!" (Daima Zafere Doğru) sloganının büyüsünü platform arkasındaki kuleye çıkarak daha net hissedebilirsiniz. 
  • Ara sokaklarda geze geze Barcelona'daki La Rambla Caddesi'ni andıran halk adıyla Prado olarak bilinen Paseo de Marti'ye doğru gidin. Cadde üzerindeki seyyar satıcılara, dükkanlara uğrayarak sahile doğru yürümeye devam edin.
  • Prado'nun ortalarında Colon sokağına döndüğünüzde Devrim Müzesi'ne (Museo de la Revolucion) ulaşacaksınız. Devrik lider Batista'nın sarayı olarak kullanılan binanın yan tarafında Castro'nun Domuzlar Körfezi çıkarmasında bindiği Grandma teknesinin de müzesi bulunuyor.
 
  • Tekrar Prado'ya çıktığınızda cadde bitiminde kendinizi sahilde bulacaksınız. Körfezin altından tünelle karşı tarafa geçip Havana'nın en ucunda bulunan 1589 yapımı Morro Kalesi'ne gidin. Kaleden Havana'nın genel fotoğrafını çekebilirsiniz. Morro Kalesi'nde 81,80 metre ile dünyanın en uzun pürosunu imal eden Jose Castelar Cueto'yu görebilir, isterseniz mağazadan hediyelik püro alabilirsiniz.  

  • Tekrar tünelden geçerek karşı tarafa geçin. Sahilyolunda Avenue Del Puerto üzerinde giderken Parque Cespedes önünde, üzerinde "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" yazılı Atatürk Büstü'nü göreceksiniz.  
  • Sahilyolunda yürümeye devam edin, limanın karşısında Havana Club adıyla dünyaya yayılan Küba'nın ünlü Rom içkisinin müzesini (Museo Del Ron) göreceksiniz. Müzede rom içkisinin yapılış yöntemini adım adım takip edip farklı farklı senelerde bekletilen romların tadına bakabilirsiniz.  

 
2.gün
  • Güne Küba'nın meşhur pürolarının üretiminin yapıldığı fabrikalardan birinin ziyaretiyle başlayın. Bu konuyla ilgili iki alternatif önerim olacak: La Corona (Galiano Sskak 93) veya H.Upmann (Amistad sokak 407).
  • Fabrikayı ziyaret etmeden önce yaklaşık 10 CUC ödeyerek kayıt yapıp bilet almanız gerekiyor. Rezervasyonlar otellerden de yapılıyor, bu sebeple gitmeden önce otelinizden bilgi almanızı tavsiye ederim.
  • Fabrika içerisine fotoğraf makineleri alınmıyor, artık kaçak göçek cep telefonları ile çekmeye çalışacaksınız. İşçilerin püro satması da yasak ama ayaküstü yapacağınız pazarlıklarla taze taze üretilmiş pürolardan alma şansınız bulunuyor. Fabrikalarda çalışanlara hoparlörden kitap okunurken, tütün yapraklarının elle işlenerek nasıl tek tek püroya dönüştüğünü görmenizi tavsiye ederim.
 
  • Turdan sonra şehre yarım saatlik mesafede bulunan San Francisco de Paula'daki nobel ödüllü Amerikan yazar Ernest Hemingway'in şu an müze olan evine gidin. Evin içerisine girilmesine izin verilmese de; bahçesi, terası ve seyir kulesi ile Hemingway'in nasıl bir keyif adamı olduğunu anlayabiliyorsunuz.
  • Evden çıktıktan sonra tekrar bir yarım saatlik yolculukla Hemingway'in meşhur "Old Man and the Sea" romanını yazdığı Cojimar Köyü'ne gidin. Bu şirin köyde sahildeki fenerin karşısındaki Hemingway Büstü'nünden başlayarak yapacağınız turun sonunda Hemingway'in sıkça gittiği " La Terazza Restaurant"ta denize nazır bir yemek yiyebilirsiniz. 
3.gün
  • Havana'ya yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki Pınar Del Rio'ya gidin. Yol üstünde birçok aracın durduğu, Vinales Vadisi'nin manzarasını görebileceğiniz bir mola yeri göreceksiniz. Bu vadinin manzarasını dönüşte gün batımına doğru da izlemenizi tavsiye ederim. Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'nde olan bu doğa mucizesini izleyip yine uygun pazarlıkla puro alabilirsiniz.
  • Pınar Del Rio'da Benito'nun tütün tarlasını mutlaka görün. Benito tütünün fermante edildiği saman evde size tütün yapım yöntemini gösterecek ve hatta 1 tanesinin tadına baktıracaktır. Benito'nun çiftliği,  arabası ve evini gezip 1 CUC'a taze pürolardan alabilirsiniz.
 
  • Çıkışta Vinales Vadisi'ne inin ve Cueva del Indio (Kızılderili Mağarası) içerisine girin. Mağarada içerisinde bulunan derede tekne turu yapmak da mümkün.
  • 1961 yılında Meksikalı ünlü ressam Morales'in öğrencisi Morillo tarafından bir kaya üzerine yapılan ve evrim sürecini betimleyen "El Mural de la Historia" adlı çalışmayı göreceğiniz açık hava müzesine gidin. Buradaki kafede hindistan cevizi-rom karışımı olan pina colada içemenizi tavsiye ederim.

4.gün
  • Bu sefer ülkenin doğusuna, Santa Clara'ya doğru gidin. Küba'nın efsane devrimcisi Che Guevara'nın anıt mezarını ziyaret edin. Anıt mezarın içerisindeki müzeye fotoğraf makinesi sokulmuyor ama cep telefonu ile çaktırmadan birşeyler çekebilirsiniz. Müze içerisinde Che'nin çocukluk döneminden son zamanlarına kadar çeşitli fotoğraflar ve özel eşyalar sergileniyor.
  • Che Guevara'nın 18 adamıyla ağır silahlarla donanmış General Batista'nın ordusunu bindikleri treni devirerek yendiği Monumento a la Tma del Tren Blindado'ya gidin. Burada devrilen tren o zamanki haliyle sergilenmek üzere bırakılmış durumda.
  • Şehrin içerisine girin ve Palacio Provincial, La Casa de la Cuidad ve 1748 yapımı Iglesia de Nuestra Senora del Carmen Kilisesi'ni gezip tekrar 3 saatlik yolculukla Havana'ya dönebilirsiniz.

Yeme-içme:
  • Cabana Restaurant: Havana merkezde bulunan yerel bir restaurant. Yemek sırasında yanımızda müzik çalan grup oldukça başarılıydı. Congri denilen siyah fasulyeli pilavı mutlaka tadın.
  • La Bodeguita: 1942 yılından beri faal olan, mojitonun icat edildiği yer olduğu rivayet edilen Ernest Hemingway'ın uğrak yeri olan iki katlı küçük bir bar. Plaza Catedral yakınında Empedrado sokağında.
  • Heladeria Coppelia: Avenida 23 sokağındaki bir parkta bulunan Havana'nın meşhur dondurmacısı.
  • Museo Del Chocolate: Eski Havana'da Mercaderes ile Amargura sokaklarının kesişiminde bulunan ünlü çikolatacı.
  • Restaurante Dos Hermenos: Santa Clara'ya gittiğinizde öğle yemeğinizi burada yiyebilirsiniz. Açık büfe servisinden dilediğinizi seçin ve rengarenk papağanların bulunduğu bahçesini de mutlaka gezin.
  • Rancho San Vincent: Vinales'te mağara çıkışında bulunan yerel yemekler sunan bir restaurant.
  • La Terezza Restaurant: Hemingway'in sıkça gittiği Cojimar Köyü'ndeki müthiş deniz manzaralı restaurant. Hemingway'in buraya geldiğinde mutlaka içtiği daiquiri eşliğinde balık çorbası ve karidesli paella yemenizi tavsiye ederim.
  • La Mina Restaurant: Palacio de los Capitanes Generales meydanında biraz turistik bir restaurant. Yemekler ve servis pek tatmin edici değildi.
 
Yatma-kalkma:
  • Melia Cohiba Hotel:   Sahilyolunda Avenida Paseo'da bulunan 5 yıldızlı otel. Havana'da bulunabilecek ender lüks otellerden. İki kişilik oda fiyatı 100-150 Euro civarında, biraz pahalı ama karşılığını veriyor. Yemeklerde içicek ekstraya giriyor bilginiz olsun.
Püf noktaları:
  • Küba'ya giderken temsili bir vize alınıyor. Turizm acentalarına pasaport bilgilerinizi vermeniz ve ücreti yatırmanız vize almak için yeterli.
  • Küba'ya Avrupa üzerinden çeşitli şehirlerden aktarmalı uçuşlar bulunuyor. Aktarmadaki transfer süresini minimumda tutacak şekilde biletinizi ayarlarsanız havaalanlarında sefil olmazsınız.
  • 1 Ocak 1959'daki diktatör Batista'yı yıkan, içerisinde Arjantinli devrimci Che Guevara'nın da yer aldığı Fidel Castro liderliğindeki gerilla hareketinden sonra Küba'da sosyalist düzene geçildi.
  • Küba'da eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz. Devlet evlenenlere dayalı döşeli bir diare veriyor. Ana gıda malzemeleri çok ucuz. Bunun sonucunda ülkede okuma-yazma oranı %100 ve suç oranı sıfır. Gece vakti dilediğinizce sokaklarda dolaşabilirsiniz, sadece birşeyler satmak isteyen seyyar satıcılar musallat olabilir, bunun dışında hiçbir tehlike yoktur.
  • Küba'da iki çeşit para kullanılıyor. Normal peso ve convertible peso (CUC). 1 CUC = 25 peso. CUC dükkanlarda dolar işaretiyle simgelenir, Amerikan doları ile karıştırmayın. Normal peso sadece halka açık fırın ve bakkallarda geçiyor. Onun dışında her türlü restaurant, müze ve tursitik yerlerde CUC ile ödeme yapılıyor. Alışveriş yaparken para üstünü normal peso olarak almamaya dikkat edin.
  • Küba'da tropikal iklim hakim, dolayısıyla kışın dahi gitseniz mutlaka yanınıza hafif giysiler alın.
  • Alışverişlerinizde, taksilerde vs. pazarlık etmekten çekinmeyin. Pazarlıkta ne tutturursanız o fiyata almanız mümkün. Taksilerde 5 CUC'dan fazla vermemeye çalışın.
  • Havana'ya gelmişken mutlaka üstü açık eski model bir taksi ile şehir turu yapın. Bir saatlik tur 25 CUC, yarım saatlik tur 15 CUC civarında.
  • Yakındaki semtlere giderken araç kiralamanız mümkün. Normal sınıfta bir aracın kirası günlük yaklaşık 70 CUC. Ayrıca, günübirlik otobüs turları da oluyor, otelinizden konuyla ilgili bilgi alabilirsiniz.
  • Her türlü gider devlet tarafından karşılanınca maaş olarak çalışanlar ortalama 25 CUC civarı para kazanıyor. Dolayısıyla, turizm sektöründe çalışan birçok avukat, doktor vs. görmek mümkün. Ayrıca, fuhuş da Küba'da oldukça doğal bir para kazanma yöntemi. Geceleri gideceğiniz barlarda sizinle muhabbet kurmaya çalışacak jineteros denilen erkekler ve jineteria denilen kadınlar olacaktır.
  • Congri, Kübalıların en sevdiği yiyecek. Devlet çocuklara ücretsiz süt dağıttığı için inek kesmek yasak, dolayısıyla et yemeğine fazla rastlanmıyor. Domuz eti Küba'da en çok tüketilen yiyeceklerden.
  • Küba'nın milli içeceği rom. Rom kullanılarak hazırlanan sangria, pina colada, daiquiri popüler içecekler. Ayrıca, Cristal ve Bucanero isimli iki adet yerel birası mevcut.
  • Küba'da futbol yok. Atletizm, beyzbol ve voleybol en çok rağbet gören sporlar.
  • Küba'ya gitmişken püro almamak olmaz. Sokakta açıkta satılan pürolar ucuzdur, amblajlı olmadığı için kuruma ihtimali vardır, pürodan anlayan kişilere buradan almayın. Eski Havana'da devletin püro sattığı resmi dükkanlar mevcut. Ayrıca Pınar Del Rio'dan da püro alınabilir. Püro fabrikasında el altından püro almak da bir seçenek.
  • Hemen hemen her sokakta ve yemek yiyeceğiniz restaurantta sizi sokak çalgıcıları karşılayacaktır. Müziklerini icra ettikten sonra CD'lerini satıp sizden bahşiş talep edeceklerdir.
  • Turistik yerlere girmeden önce sizden garip bir şekilde fotoğraf çekme parası talep edilecektir. Bir ilk başlarda ciddiye alıp para veriyorduk ama sonra gördük hiç takmadan içeri girmek en mantıklısı, para vermesiniz de fotoğraf çekebileceksinizdir.

29 Ağustos 2013 Perşembe

Bozcaada

Gezme-tozma:

1.gün
  • Pansiyona bavulları attıktan sonra adanın havasına girmek için Rum ve Türk mahallesinin sokaklarında gezintiye çıkabilirsiniz. Dar sokakları, sarmaşıklarla ve çiçeklerle süslü kapıları gezerken, adanın sunduğu iki farklı kültürü ve mimariyi hissedebilirsiniz.

  • Bozcaada'nın sahilleri gerçekten mükemmel. İnce, altın sarısı kumlardan iliğinize işleyecek derecede soğuk suya atlamanın tadı bir başka. İlk gün adadaki plajlar içerisinde sosyal tesis bakımından en zengini olan Ayazma Plajı’nı deneyebilirsiniz. Koreli’nin alt tarafı biraz taşlıdır, şezlongunuzu diğer taraftan seçin.
  • Gün ortasında plajın hemen üstünde yer alan mekanlardan birine geçip gözleme, patates, midye ve çeşitli mezelerin yanında tercihinize göre rakınızı veya biranızı yudumlayabilirsiniz.
  • Akşamüstü plajdan dönerken Veli Dede’den veya Çiçek Fırın’dan damla sakızlı bademli kurabiyenizi alıp meydandaki Çınaraltı Cafe’ye kurulun. Kahvenizi sade alabileceğiniz gibi damla sakızlı kahvenin tadına da bakabilirsiniz. Hem kurabiye hem de kahve damla sakızlı olunca istenen etkiyi yapmayabiliyor.
 
  • Akşam yemeğinden önce merkezden iskeleye doğru sıralanan tezgahları gezebilir, hediye eşya, kolye, takı, reçel vs. çeşitlerini inceleyebilirsiniz. 
  • Geldik benim adıma işin en keyifli kısmı olan akşam yemeğine. Rum mahallesinde bulunan meyhanelerden birinde adaya özgü sıcak ve soğuk mezeleri; dost sohbetleri ve fonda çalan Türk ve Rum nameleri eşliğinde çay bardağında rakı ile mideye indirmenin zevki apayrı.
  • Yemekten sonra kahvenizi kale önündeki kordon boyunda bulunan kafelerden birinde için. Çakırkeyif bir halde sahil kenarında şezlonga uzanarak, tercihe göre damla sakızlı kahve, çay veya nargile ile gecenin sessizliğini dinleyebilirsiniz.
2.gün
  • Kimilerine kale ziyaret etmek sıkıcı gelebilir ama şahsen gezdiğim şehirlerin kalelerini görmek, o şehrin tarihini gözümde canlandırmam adına benim için olmazsa olmazdır. Cenevizliler zamanından kalan kalenin Çanakkale'ye bakan kısmındaki top mevzileri adaya yapılacak saldırılara karşılık verilebilecek en güzel açıya yerleştirilmiş.
  • Deniz girmek için bu sefer Habbele Plajı'nı tercih edebilirsiniz. Alternatif olarak da adı gibi suyu da akvaryum gibi olan Akvaryum Koyu'nu da önerebilirim. Yalnız, Akvaryum'da şemsiye ve şezlong olmadığından tedarikli gidilmeli. Ayazma'daki gibi yeme içme tesislerinin  diğer plajlarda bulunmadığını hatırlatalım.
  • Plaj çıkışı gün batımını seyretmek ve adanın fotoğraflarını çekmek için rüzgar santrallerinin bulunduğu bölgedeki Polente Feneri'ne gidebilirsiniz.
  • Akşam için istikamet yine Rum mahallesindeki meyhanelerden biri olacaktır.
Yeme-içme:
  • Çiçek Fırın: Karadeniz'den gelen eski bir fırıncı aile, adadaki işletmelerden birini satın alarak damla sakızlı kurabiye üretimine başlar. Şimdiki sahiplerinin geçmişi çok eski olmasa da tanıtımlarında 1959 yılını kullanmaları güzel bir pazarlama stratejisi olsa gerek. Çiçek Fırın'ın sahil tarafında bulunan kafesinde de sakızlı muhallebinin tadına bakmak mümkün.
 
  • Veli Dede: Bozcaadalı Veli Dede, adanın meşhur bademli damla sakızlı kurabiyesinin yanı sıra Anna Badem'in de tadına bakabileceğiniz şirin bir dükkan. Çiçek Fırın adanın biraz daha turistik yanını temsil ederken, Veli Dede daha yöreye özgü kalmış durumda. 
  • Rıhtım Cafe: Damla sakızlı kahve ile birlikte sunulan likör ve çikolatalı sigara ile deniz kenarında bir şezlonga uzandığınızı düşleyin. Kahvenin yanında sunulanlar içmeyen insana bile içtiriyor ama eğer kullanmıyorsanız iade edin, fiyat yarıya düşüyor.
 
  • Çınaraltı Cafe: Adanın merkezindeki koca bir çınarın gölgesinde kahve, limonata içip damla sakızlı muhallebi yiyebilirsiniz.
  • Ada Cafe: Hemen Çınaraltı Cafe'nin karşısında adaya özgü gelincik şurubunu içebileceğiniz bir mekan.
  • Vahit'in Yeri: Ayazma plajının sonuna doğru bulunan, öğle arası atıştırmalıklarınızı yapıp bira ile serinleyebileceğiniz güzel manzaralı bir mekan.
  • Asmalı Meyhane: Adaya özgü mezelerle birlikte, asmalar altında rakınızı yudumlayabileceğiniz Rum mahallesindeki bir mekan. Soğuk mezelerden akla zarar, avutma; sıcak mezelerden de feta sahanaki, rakıyla çok iyi gidiyor. Servis, lezzet, ortam çok güzel, öte yandan fiyatlar da bir o kadar güzel.
  
Yatma - kalkma:
  • Evren Pansiyon: Geziyi son dakikada planladığımız için asıl kalmak istediğimiz pansiyonlarda yer bulamadık. Rum mahallesinde bulunan pansiyonun sahibi Civan Hanım çok hoş sohbet bir insan ve anlatacak bolca anısı var. Kahvaltıyı pansiyonun önündeki dar sokakta ağaçların altında, Civan Hanım'ın kendi yaptığı reçellerle ve rezeneli omletle yapıyorsunuz. Beğendiğiniz reçelleri kavanozu 10 TL'ye satın alabiliyorsunuz. Banyoda duşakabin olmaması, arka odaların karanlığa bakması gibi sıkıntıları var. Kişi başı 75 TL'ye kaldığımız düşünülürse önceden yapılacak bir araştırmayla bu fiyata daha iyi yerler bulunabilecektir.

Püf noktaları:
  • Bozcaada'ya Geyikli'den kalkan arabalı vapurla yaklaşık yarım saatte geçebiliyorsunuz. Arabalı fiyat 58 TL, yaya ise 6 TL. İlk başta uçuk geliyor ama dönerken ücret alınmadığını görünce biraz olsun içiniz rahatlıyor.
  • Bozcaada'nın son zamanlarda fazlaca yapılan reklamlarıyla birlikte adadaki fiyatlar oldukça yükselmiş. Adaya gelmişken meşhur reçelini alayım diye gaza gelirseniz yarım kilosuna 10 TL ödemeniz gerekiyor. Sabredip karşı kıyıya geçtiğinizde, Geyikli'de aynısını daha ucuza bulabilirsiniz.
  • Adada plaj bölgelerine minibüsler gidiyor. Alternatif olarak bisiklet veya motosiklet kiralayıp da ulaşımı rahatlıkla yapabilirsiniz.
  • Bozcaada'ya gelmişken buraya özgü şaraplardan almamak olmaz. Biz Corvus Şarap Fabrikası'nı tercih ettik. Eşe dosta hediye, eve yedek derken bir koliyi doldurup döndük, pişman da olmadık. Eskiden fabrikada üretim gezileri de oluyordu ama yeni kanunlarla birlikte maalesef yasaklanmış.
  • Arabayla geldiyseniz kalenin yan tarafında ücretsiz otopark bulunuyor. Adanın merkezini gezerken park edebileceğiniz en güzel yer orası.
  • Adada her bankanın bankamatiği bulunmuyor. Örneğin, Yapı Kredi bu sene ilk kez mobil bir bankamatik kurmuş. Meyhanelerde ve pansiyonlarda da kredi kartı geçmeme olasılığı yüksek. O yüzden feribota binmeden önce tedariğinizi yapmakta fayda var.
  • Adada naylon poşet kullanımı yasaklanmış, herşey kese kağıdında veriliyor. Uygulamanın diğer şehirlere de örnek olmasını diliyorum.

30 Ekim 2012 Salı

Atina

 
Gezme-tozma:
 
1.gün
  • Metro ile Acropolis istasyonuna gidin. Ana caddenin sağında Hadrian Kapısı'nı ve arkasında Zeus Tapınağı'nı göreceksiniz. Gişeden 12€'ya hem Zeus Tapınağı'na hem de Acropolis'e giriş biletini alabilirsiniz.
  • Zeus Tapınağı'nın içerisinde bir zamanlar Dünyanın 7 harikasından biri olan Zeus Heykeli bulunmaktaydı. Her harika gibi bu da yıkılmış ve bazı parçaları Louvre Müzesi'nde sergileniyor.
  • 15+1 kolonu ayakta kalmış Zeus Tapınağı'nı ve antik kente ait kalıntıları gezdikten sonra Acropolis'e doğru yol alabilirsiniz.
 
  • Atina'nın ilk kurulduğu yer olan Acropolis'e çıkış biraz dik ve kaygan olduğundan ona göre ayakkabı götürülmesinde fayda var.
  • Buradaki en önemli yapı Atina'nın simgesi olan Panthenon Tapınağı. Yine büyük kısmı yıkılmış olan tapınak biz gittiğimizde restorasyon halindeydi. Bunun dışında antik çağa ait anfi tiyatrolar, tapınaklar ve yapıları gezmek bayağı vaktinizi alacak.
  • Yunan bayrağının dalgalandığı teras, hem Zeus Tapınağı'nın hem de Atina'nın fotoğraflarını çekmek için en uygun yer.
       
  • Eski Agora'daki tapınakları ve Rüzgar Kulesi'ni gezdikten sonra Adrianou caddesi tarafından çıkmanızı öneririm. Ağaç altına kurulmuş masalarıyla sıralanmış kafelerden birinde mola verebilirsiniz.
  • Plaka'ya doğru yürüyün. Ermou caddesinde alışveriş için birçok mağaza bulabileceğiniz gibi, Plaka'nın içerisinde de Yunan müzikleri eşliğinde yemeğinizi yiyebileceğiniz birçok taverna görebileceksiniz.
2.gün
  • Evangelismos metro durağına gidin. Konsoloslukların bulunduğu Ploutarhou caddesinde biraz yorucu bir tırmanış yaptıktan sonra sizi Lycabettus (Lykavittos) Tepesi'ne çıkaracak fünikülere ulaşabilirsiniz. Yürümek de alternatif olabileceği gibi, fünikülerle çıkış-iniş 7€, bilet yukarıdaki kafede de %20 indirim sağlıyor.
  •  280 metre yüksekliğindeki Lycabettus (Lykavittos) Tepesi'nden Atina'yı panaromik olarak izleyebilirsiniz.  Atina beyaz binalardan kurulu fazla yeşilliği, doğal güzelliği olmayan bir şehir olduğu için, gece fotoğraflamak daha güzel görüntü verecektir. Füniküler bu amaca uygun olarak gece 3'e kadar açık.
  • Tepedeki kafe manzaraya hakim şekilde konumlandırılmış, içkinizi yudumlayıp keyif yapabilirsiniz.
  • Aşağı indikten sonra şehrin merkezi Syntagma metro istasyonuna gidin. Parlamentonun önünde Meçhul Asker Anıtında nöbet bekleyen komik kıyafetli askerlerle fotoğraf çektirmek serbest. Saat başında nöbet değişimi de turistler tarafından seyredilen bir aktivite.
  • Mitropoleos caddesi üzerinden Monastiraki'ye doğru yürüyün. Monastiraki Meydanında Osmanlı döneminden kalan şu an seramik müzesi olan bir cami görebilirsiniz. Ayrıca meydanda bir şeyler atıştırabileceğiniz bir çok sokak üzeri kafe-restoranlar mevcut.
  • Akşam eğlencesi için Psiri bölgesine geçip hem ara sokakların keyfini çıkarıp hem de zevkinize uygun bir taverna bulabilirsiniz.
Yeme-içme
  • Dia Tauta: Akropolis gezinizden sonra dinlenebileceğiniz Adrianou caddesi üzerindeki kafelerden birisi. Yaprak sarma ve musakka denemiştik, fena değildi. Adrianou 37 numara.

  • Stamatopoulos Old Tavern: Plaka bölgesinin en eski tavernalarından birisi. Kapısındaki Türk görevli sayesinde anlaşılması kolay, nezih bahçesinde canlı müzik eşliğinde leziz mezeler ve deniz ürünleri eşliğinde uzonuzu yudumlayabileceğiniz şık bir mekan. Bir akşam yemeğinizi buraya denk getirin. Lusiou 26 numara.
       
  • Thanasis Souvlaki: Monastiraki Meydanında bulunan sokak üzerinde masası bulunan restoranlardan. Garson Thanasis kebabını çok önerdi ama biz beğenmedik, çok yağlıydı. Ortam güzel ama deneyecekseniz başka bir şey yerin derim. Mitropoleos 69
  • Manh-Manh: Syngrou Caddesinin arkasında bulunan yerel bir restoran. Yemekleri lezzetli, ortam sıcak, fiyatlar hafif pahalı. Turistik yerlerden çok yerel halkın yediği yerlerden birini görmek istiyorsanız uğrayabilirsiniz. Falirou 10 numara.
Yatma-kalkma
  • Acropolis Museum Boutique Hotel: Syngrou-Fix metro istasyonuna çok yakın, Acropolis'e yürüme mesafesinde. Atina'nın kuzeydeki Omonia tarafı göçmenlerden dolayı gece dönüşlerde sıkıntı yaratabiliyor, bu sebeple güney tarafında otel seçilmesini öneririm. Otelin çalışanları çok yardımsever, odalar temiz. Fiyat kişi başı kahvaltı dahil 35 €.
Püf noktaları
  • Atina diğer şehirlerin aksine denize kıyısı olmasına rağmen sahilde kurulmamış bir şehir. Restoranlar, tavernalar sahil şeridi yerine şehrin içerisinde bulunuyor. Bu sebeple sahil tarafı olan Piraeus, Atina'dan ayrı bir şehir gibi.
  • Atina'nın iki büyük takımı olan Olympiakos ve Panathinaikos'un futbol olmadı basketbol maçlarından birine gidip tribünleri görmenizi tavsiye ederim.
  • Atina'da 3 metro hattı bulunmasına rağmen her yere metroyla ulaşılabiliyor. Günlük bilet 4 €. Yalnız havalimanından şehir merkezine metro bileti 8 €.
  • Atina 2 günde gezilebilecek bir şehir. Eğer daha fazla vaktiniz varsa araba kiralayıp Mora Yarımadası turu yapılabilir veya Piraeus'dan ve Rafina'dan kalkan feribotlarla Mykonos, Tinos, Syros gibi yakın adalara gidilebilir.
  • Yunanlar Türklere oldukça sıcak davranıyorlar. Hemen hemen hepsi birkaç Türkçe kelime biliyor. Türk olduğumuzu söylediğimizde hep kardeş sözleriyle karşılandık. Müziği, yemekleri bize çok benziyor. Yalantzi dolmades (yaprak sarması), tzatziki (cacık), yoghurt, souvlaki (şiş), gyros (döner), pitta (pide), Greek salad (çoban salatası), baklava, kadayıf gibi... Ouzo'yu zaten herkes biliyordur.
  • Taksiler taksimetre ücreti olarak Avrupa'ya göre ucuz ama bavul ve havalimanı için ekstra ücret alıyorlar.

Blog Widget by LinkWithin