10 Ekim 2026 Cumartesi

Galatasaray:3-1:Kasımpaşa


Ne zaman bir şiir yazmak istesem

Hep aklıma sen geliyorsun

Aklım yüreğimde

Hiç aklımdan çıkmıyorsun

der Sakaryaspor ve Kahramanmaraş'ta top koşturmuş emektar topçu Musa Pekin "Bir Futbolcunun Toplu Sevda Şiirleri" adlı kitabında. Şair kalemi eline aldığında sevdiğini hatırlarken, benim de 19 günlük "milli arada" ne zaman top peşinde koşan adamlar görsem Galatasaray geldi aklıma ve dün gece hasret bitti, yerini büyük bir coşku ve ümit deryasına bıraktı. Özlemişim Galatasaray'ı, özlemişim Sami Yen'i...

Son olarak Trabzon'da alınan farklı mağlubiyet moralleri bozmuş, üç puan kaybedilmiş, Lesley ve Okan hoca da kırmızı kart görerek Kasımpaşa karşısında takımı eksik bırakmışlardı. Yaraları iyileştirmek için aralar iyidir, "zaman çaresidir bir çok derdin" derler, kafalar toparlanıp, sakatlar iyileşti de ulusal bayraklarını savunmak için ülkelerine giden topçuların İstanbul'a yorgun dönmesi de ağızda ekşi tat bırakmadı değil...


Milli takımda kalesini gollere kapatamayan Uğurcan kalede yer alırken, Okan Buruk sağ beke Sallai ve Singo'nun sakat olması vesilesiyle Barış'ı görevlendirmişti. Çıkış yaptığı ve formayı "tapuladığı" dönemlerde savunmada gösterdiği performans ile dikkati çeken Barış, cuma gecesi Kasımpaşa karşısında da "geride" oynadı, ilk dakikalarda yerini yadırgadı lakin dakikaların ilerlemesiyle pozisyonuna uyum sağladı, rakiplere set olurken, hücuma da "efektiflik" kattı, çalışmasının ödülünü de galibiyet golünü atarak kazandı. Öyle bir etki bıraktı ki Barış, maç sonu kale arkasındaki taraftarlar "Barış gelmeden çıkmıyoruz" diyerek soyunma odasından genç topçuyu çıkarıp, üçlü çektirip öyle terk eylediler stadyumu...

Savunmanın diğer elemanları da klasik olarak Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs olmuştu. Onların önünde Torreira ve Sara yer alırken, Rusya milli takımında başarılı maçlar çıkaran Batrakov "orkestra şefi" rolünde, Yunus ve Leao kanatlarda ve genç Deniz forvetteydi. Sakatlıkları geçen Lemina, Osimhen, Sallai ile Sane ve İlkay gibi "pahalı" yıldızlar kulübedeydi.

19 günlük ara sadece milli maçlarla geçmedi, Federasyondaki istifalar, bahis oynayan yöneticiler, MHK başkanının ve "derbi hakemi!" Yasin Kol'un tutuklanması gibi "kaos" ortamı ile geçerken, İngiliz danışman Anthony Taylor "İstanbul derbisine" Halil Umut Meler'i görevlendirdi ki FIFA kokartlı hakem maça damgasını vurmak istercesine daha ikinci dakikada Leao'nun rakibine tartışılan temasında sarı kartı çıkarıverdi... İlk çeyrek saat biterken de Barış'ın pasında Kasımpaşalı topçunun elle topa teması "oyna devam" diye geçilirken, 22. dakikada Kerem Demirbay'ın Yunus'un bileğine basması kırmızı kart yerine sarı kart ile cezalandırıldı. İkinci devre Yunus'un ceza sahasında düşürülmesi penaltı verilecek ağırlıkta değildi ama "turpun büyüğü" sonra ortaya çıkacaktı. Dakikalar 60ları gösterirken, Sanchez'in rakibinin dirsek darbesi ile yerde kalması sonrası oyun kenarında 1 dakika bekletilmesi esnasında Kasımpaşa'nın atağında Benedyczak'ın Abdülkerim'i itmesi "görülmeyip!" devamında Torreira'nın VAR marifeti ile oyundan atılması hakem Halil Umut Meler ve VAR hakemi Gustavo Fernandes Correira'nın kararlarını sorgulatır nitelikteydi. Topun oyunda kaldığı 46 dakika ile ligin en az top oynanan süresinin olduğu maçta FIFA oyunun hızlanması için aut ve taç atışlarında hakeme süre sayma yetkisi verirken, Halil Umut Meler 1 saniyeyi 60 salise değil 120 salise olarak hesaplarken, uzatma dakikalarında Nhaga ve Osimhen'e yapılan faullere devam diyerek rakibe atak şansı veriyordu... Genç oyunculardan oluşan Kasımpaşa'nın savunma yapıp, kontralarla gol aradığı ve oyunun sürekli Galatasaray'ın hakimiyetinde olduğu maçta hakemin ön plana çıkması gerekmezdi ama Halil Umut Meler kendisini oyunda unutturmak istemedi maalesef.


Maça dönersek, milli aradan sonra yapılan karşılaşmaların zorlukları göz önüne alındığında Galatasaray yedi "net" pozisyondan yararlanamayıp, üç golle rakibini semtine yolcu ederken, yarım saat bir kişi eksik oynamasına rağmen "büyük takım refleksi" gösterip üç puanı hanesine yazdırırken, Batrakov'un bir asist, 32 pastan 29 isabet, 4 kilit paslık performansı ön plana çıkarken, Sara'nın "kötü oyunu" maça topçu ıslıklamaya gelen "seyirciye?" fırsat veriyordu. Geçtiğimiz sezonlarda korner ve serbest atışlarda "adrese teslim" paslar atan Brezilyalı bu sezon o maharetlerinden oldukça uzak görünüyor ki, Başakşehir maçında attığı golü bile unutturan bir serbest atış ve üçe ikiye giderken veremediği pasla teknik direktörü bile çıldırttı ki oyundan alındı. Oysa ki maçı tribünden izleyen Okan Buruk Torreira'nın kırmızı kartı sonrası Lemina'yı oyuna alırken, maçın iyilerinden Batrakov'u çıkarıp, her şeye rağmen kendisine güvenini gösteriyordu...


Osimhen'in varlığının Galatasaray adına ne kadar büyük bir güç olduğunu kimse yadsıyamazken, dün gece de son çeyrek saatte sahaya girmesi ile oluşan sinerjiye bir kez daha şahitlik ettik. 10 kişilik takım Nijeryalı forvetin aralarına dahil olması ile 12-13 kişilik bir ekip gibi oynamaya başlayıp, galibiyeti getiren iki golün biri onun başlattığı atak ve diğeri de asisti ile geliyordu. Biraz şanslı olsa, kornerde oluşan karambolde iki adımdan plasesi kale çizgisini de geçecekti ve girer girmez gol sevinci yaşayacaktı Osimhen.  Elbette, Osi'yi her daim sahada görmek isteriz de onun yokluğunda istatistiklere yansımasa da Deniz'in takıma katkısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Galatasaray'ın ilk devre ilk atağında çaprazdan cezasına girip çektiği şut kaleciden dönerken, 58'de sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip Sara'ya penaltı noktası üzerinde verdiği pas da "usta golcü" meziyetindeydi.  En yakın maçta bu çabasını golle süslerse, kendine öz güveni de gelecektir Deniz'in...


Bir kaç hafta evvelki Kocaelsipor maçının bir benzeri sergilenirken, Abdülkerim'in de o maçtan sonra Kasımpaşa'ya gol atması sadece takımına katkı yapmakla kalmayıp, "efsane kaptan" Bülent Korkmaz'ın Galatasaray forması ile attığı gol sayısını geçmesi anlamına geliyordu. Bu gol, özellikle son haftalarda formsuz gözüken Abdülkerim'in özgüvenini yerine getirecektir diye umuyorum. Gol demişken, yarım saatlik mücadelesini golle süsleyen Lemina için de bir kaç cümle etmek zaruri. Gabonlu oyuncu, her ne kadar bir çok kişi tarafından görülmese de, sahada kaldığı sürece takımına hem taktik yönden hem de liderlik anlamında büyük fayda sağlamaktadır. Sakatlanmadan önce ilk devre oynadığı Başakşehir maçında olsun, Kasımpaşa maçında olsun savunmaya katkı sağlarken, Galatasaray'ın alamet-i farikası hücum presinde ön plana çıkarken, Osimhen'in ikramında da rakibinin belini kırıp attığı şutla çabasını golle süslüyordu.

Kasımpaşa maçı son dakikalarda atılan gollerle kazanıldı da Leao taç çizgisi kenarında maharetli olduğu kadar ceza sahası içinde topu filelere yollamakta becerikli olsa oyun çok erken kopabilirdi, Barca maçı için rotasyon denenebilirdi. Dakikalar 18i gösterirken Batrakov'un "al da at" pasında Portekizli gol sevinci yaşayamazken, ikinci devrenin başında yine ceza sahası içinde Kasımpaşalı oyuncuyu "pazara gönderip" kaleye yolladığı top kaleciden dönüyordu. 


Galatasaray evindeki yenilmezlik rekorunu 39 maça çıkarırken, kazandığı üç puanla da tekrar liderlik koltuğuna otururken, gecenin tek can sıkıntısı Torreira'nın kaybedilmiş olması. Daha maç bitmeden iki hafta sonra oynanacak olan Fenerbahçe derbisi de hesaba katılırken, "Torreira iki maç ceza alacak" algısı da sosyal medyada başlarken, kural kitapçığında şöyle denilmekte:

"MADDE 43 – KURAL DIŞI HAREKETLER Futbol oyun kurallarına aykırı olarak sert ve ciddi faul yapan futbolculara 2 ila 4, şiddetli harekette bulunan futbolculara ise 3 ila 6 müsabakadan men cezası verilir."

Lucas, herhangi bir sert hareket yapmayıp, aslında temasın bile olduğu şüpheli bir pozisyonda ki Yunus'un penaltı beklediği atakta da temasın şiddeti aynı derecedeydi, sadece gole giden adamı düşürdüğü için bir maç ceza alıp, Gençlerbirliği deplasmanında takımını yalnız bırakacaktır.




Stat: RAMS Park

Tarih: 09/10/2026

Hakemler: Halil Umut Meler, Bersan Duran, Murat Temel VAR: Gustavo Fernandes Correira

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Leroy Sane dk. 77), Ismail Jakobs, Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 88), Lucas Torreira, Yunus Akgün, Aleksey Batrakov (Mario Lemina dk. 67), Rafael Leao (Eren Elmalı dk. 67), Deniz Gül (Victor Osimhen dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, Rolland Sallai, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan

Teknik Sorumlu: İrfan Saraloğlu

Kasımpaşa: Andreas Gianniotis, Claudio Winck, Kevin Mouanga, Matei Ilie, Ayberk Karapo (Jakob Jessen dk. 78), Andri Baldursson, Güven Yalçın (Thiemoko Diarra dk. 57), Elson Mendes, Kerem Demirbay (Haris Hajradinovic dk. 70), Ali Yavuz Kol (Jeserun Rak-Sakyi dk. 58), Adrian Benedyczak

Yedekler: Ali Emre Yanar, Adem Arous, Atakan Müjde, Marcus Rafferty, Emirhan Boz, Emin Bektaş

Teknik Direktör: Emre Belözoğlu

Goller: Abdülkerim Bardakcı (dk. 45), Barış Alper Yılmaz (dk. 90), Mario Lemina (dk. 90+6) (Galatasaray), Jeserun Rak-Sakyi (dk. 68) (Kasımpaşa)

Kırmızı kart: Lucas Torreira (dk. 65) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Rafael Leao, Davinson Sanchez (Galatasaray), Elson Mendes, Kerem Demirbay, Ali Yavuz Kol, Andri Baldursson (Kasımpaşa)

Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin