Son günlerde futbol takım formalarını sadece taraftarlar maça giderken giymiyor ayrıca futbolla pek alakası olmayanlar da günlük kıyafet olarak jean ya da keten bir pantolon üstüne geçiriyor formaları. Bu modanın da bir adı var: Blokecore. Galatasaray pazarlama ekibi de bu akıma kayıtsız kalmadı ve Osimhen ile Sane "kutularından" sonra Barış Alper Yılmaz için de harika bir forma sundu taraftarın beğenisine. Formanın tanıtım videosu ile ilgili gereksiz polemikler olsa da bence oldukça şık bir ürün olmuş. Özellikle formaların göğsünde reklam olmasında nefret edenler için "Invincible (yenilmez) " yazısı pek de can sıkmayacaktır. 4.999,99 Türk Lirasından satılan formalara bakalım taraftarın ilgisi nasıl olacak...
8 Kasım 2026 Pazar
Blokecore Barış
Son günlerde futbol takım formalarını sadece taraftarlar maça giderken giymiyor ayrıca futbolla pek alakası olmayanlar da günlük kıyafet olarak jean ya da keten bir pantolon üstüne geçiriyor formaları. Bu modanın da bir adı var: Blokecore. Galatasaray pazarlama ekibi de bu akıma kayıtsız kalmadı ve Osimhen ile Sane "kutularından" sonra Barış Alper Yılmaz için de harika bir forma sundu taraftarın beğenisine. Formanın tanıtım videosu ile ilgili gereksiz polemikler olsa da bence oldukça şık bir ürün olmuş. Özellikle formaların göğsünde reklam olmasında nefret edenler için "Invincible (yenilmez) " yazısı pek de can sıkmayacaktır. 4.999,99 Türk Lirasından satılan formalara bakalım taraftarın ilgisi nasıl olacak...
Galatasaray:4-3:Amed Sportif Faaliyetler
"Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 88. yılına bir kaç gün kala Galatasaray Ali Sami Yen'de Amedspor'u konuk ederken maç öncesi Atatürk fotoğraflı t-shirt ile ısınmaya çıkarken, maçta da göğsünde Ulu Önder'in fotoğrafının olduğu "Özlemle Anıyoruz" forması ile arz-ı endam ediyordu.
Bu sezon Süper Lige çıkmış Amedspor özellikle iç sahada aldığı "sansasyonel" galibiyetlerle ligin zirvesine tutunmuş, geçen "milli arayı" lider kapamış ve bir kez daha ulusal maçların oynanacağı lig boşluğuna lider çıkmak için Galatasaray'a konuk olurken, Teknik Direktörleri Besni Hasik maçla ilgili oldukça gerçekçi bir tespit yapmıştı: "Galatasaray'a karşı kendimizi test edip, gerçek gücümüzü göreceğiz." Bir hafta evvel iç sahada Eyüpspor'u farklı mağlup ederken, hattrick yapan Ballet'i uzatma dakikalarında gördüğü kırmızı kartla kaybetmişti Diyarbakır ekibi ama sakatlıktan dönen Yira Sor kadroda yer alacaktı.
Galatasaray ise salı gecesi kazandığı Stuttgart maçının morali ve yorgunluğu ile liderliğini korumak için maça hazırlanırken, bir gece evvelki Osimhen'in ameliyat olacağı için kadrodan çıkarılma haberi ile "sarsılmıştı"... Nijeryalı golcünün olmadığı maçlarda Deniz'le başlayan Okan Buruk, bu kez forvete Barış'ı yerleştirmiş, sol açığa da Leao'yu yazmıştı. Kalede Uğurcan varken, savunmada cezalı Abdülkerim'in yerine Sanchez'in partneri Jakobs olurken, Sallai sağ bek ve Eren de sol bek pozisyonundaydı. Son haftaların formda ikilisi Torreira ve Lemina orta sahada savaşmaya hazırken, Batrakov ve kaptan Yunus da "gol yollarının" diğer elemanları olacaktı.
Zemin için bir zamanlar yönetime sitem eden Belhanda'nın kulaklarını çınlatıyordu maçı seyreden futbolseverler Ali Sami Yen'in "balçık" halini gördükçe. Bu "rezalette" yönetimin de mutlaka günahı vardır lakin çok kısa süre önce tüm zemini yenilettiren de onlar olduğu için, eleştiri oklarının bu işi yapan "çimci" firmaya dönmesi gerekir, yok mudur bu işin garantisi?
Hem saha şartlarına hem de birbirlerinin oyununa alışmaya çalışan iki takım ilk beş dakikayı pozisyonsuz geçerken, Batrakov'un ayak dışı pası ile ceza sahasına çaprazdan giren Leao'nun sert şutu üst direği yalayıp yayıncı kuruluşun da kamerasını sarsarak auta çıkıyordu da bir dakika sonra deplasman ekibi o kadar da şanslı olmayacak zira Torreira'nın "harika" göğüs kontrolü" sonrası Portekizli'ye aktardığı pas kalecinin bacakları arasından ağlara giderken asiste dönüşüyordu. Gol sonrası Leao "surf" sevinci yaparken, Stuttgart galibiyeti sonrası gece kulübü çıkışı gazetecilerden saklanan Jakobs'un "halini" taklit ediyordu arkadaşları formalarını kafalarına geçirerek. Peşi sıra gelen galibiyetlerle birlikte "takımdaşlık havası" da zirveye çıkıyordu...
Maça golle başlayan Leao, yüzündeki gülümseme ile sadece rakip geçerken "fantezi" denemiyor, paslarını da kolay yerine "fotojenik" atmaya çalışıyordu maçta da yine öyle taraftarı ayağa kaldıran bir "topu pası" denediğinde de ikinci devrenin başında sakatlanıyordu. İlk devre Amedspor'u fena halde zorlayan yıldızından ikinci devre yararlanamayacaktı Okan Buruk.
"Koca bir maçı beş savunmacı ve önlerinde üç orta saha ile geçiremem" diyen Besnik Hasi Ballet'in yokluğunda çift forvet Diagne ve Orban'ın arkasına Dia Saba ile Galatasaray'a önde baskı kuruyor, Uğurcan'ı uzun toplar yapmaya zorluyordu, kaptığı toplarla da savunma arkasına forvetlerini kaçırmayı deniyordu. Bu atakların ilk devre en tehlikelisi Saba'nın ceza sahası dışından plasesini Uğurcan parmak ucu ile kornere atarken, köşe vuruşundan yapılan ortada Diagne kafa ile meşin yuvarlağı dışarı yolluyordu.
Dakikalar 22yi gösterirken Eren ve Leao'nun birlikte getirdikleri atakta Portekizli yıldızın savunma arasından plasesini kaleci çıkarırken, bir dakika akabinde Torreira kale yerine reklam panolarına isabet ettiriyordu topu. Rakibin çok adamla gol aradığı dakikalarda Torreira'nın ters kanada yolaldığı topu iyi kontrol eden Leao bir kez daha hızlı geldi, pasında ceza sahası içinde Batrakov klasına yakışmayan bir kontrol ile topu kaptırıyordu da 36'da Amed'li Ermal Krasniqi'nin Eren'i "bir sağ bir sola" yatırdıktan sonra şutu bir o kadar kötüydü.
Lig ikincisine karşı Galatasaray'ın oynadığı oyun taraftarın da beğenisini kazanıyordu ki "Şampiyonlar Ligi" maçlarına benzer bir ıslık ve destek tezahüratı çınlatıyordu kulakları.
Konuk takımın köşe atışında paslaşırken kaptırdıkları bir topta Galatasaray Yunus'la geldi, yanında bir Amed'liye karşılık üç arkadaşı vardı ve "yüzde yüzlük" gol pozisyonunu Batrakov ile zayıf paslaşmalar sonrası felaket şekilde harcarken, son haftaların yükselen yıldızı Aleksey Batrakov bir dakika sonra kendini afettirircesine ceza sahasına çaprazdan girerken orta-şut karışımı vuruşunda kaleci Lafont'un da eline çarpan top gol oluyordu... Golü Fransız asıllı kaleciye yazıyordu resmi kaynaklar lakin tribünler Kalinka ile coşuyordu.
Devre biterken atılan gol Okan Buruk'a derin bir nefes aldırırken, Amedspor hocasının "yorulacak olan Galatasaray'a ikinci yarı vuracağı darbeyi" zora sokuyordu. Diagne ve Gökhan Gül'ü kenara alıp, Yira Sor ve Ali Turap'ı sahaya süren Arnavut hoca, takımını alışık olduğu düzene sokunca, pozisyonlar da buldu konuk takım ki onlardan birinden Dia Saba bir vakitler Furkan Soyalp'in Muslera'yı avladığı gibi bir denemede bulundu ama Uğurcan meslektaşından daha dikkatliydi. Galatasaray adına ise Barış ve Yunus'un uzaktan şutları sonuç vermedi ama 58de Batrakov'un plasesi savunmaya da çarpıp Lafont'un bakışları arasında filelerle kucaklaşıyordu. İstatistiklere belki yazılmayacak ama gol öncesi rakip çıkarken Torreira'nın topu kapan gayreti "olağanüstüydü" aynen Galatasaray'ın attığı dördüncü gol öncesi Lemina'nın rakip ceza sahası önündeki "insanüstü" baskısı gibi.
Tabelaya üçü yazdıran Galatasaray tam rahatlayacaktı ki maç içinde kendisini pek zorlayacak pozisyon olmayan Halil Umut Meler ortaya çıkıp "uydurma" bir serbest vuruş düdüğü çalıverdi Amedspor lehine. Bir kaç hafta evvel BeinSport spikerinin betimlemesi ile "Doğunun Maradonası" Dia Saba klas bir vuruş yaptı, Uğurcan topa değdi ama çabası golü engelleyemedi. Ve deplasman ekibi üç dakika sonra ligin sürpriz golcüsü Gift Orban'ın Jakobs'un hatası ile bomboş pozisyonda attığı kafa ile farkı bire indirirken, bir puan için de ümitleniyordu.
Sara ve Sane'yi oyuna alarak Okan Buruk maçta tekrar ipleri eline almaya çalıştı ve istediği de oldu. Önce Batrakov'un serbest atıştan ortasında Deniz çok rahat pozisyonda kafayla Lafont'u geçemedi ama Sane-Sara paslaşması sonrasında Galatasaray forması ile yüz maçı geride bırakan Brezilyalının ortasında Barış fileleri sarsıyor ve Gift Orban'a "nazire yapan" ilginç bir gol sevinci sergiliyordu.
Farkı tekrar ikiye çıkaran ev sahibinde dakikalar 81i gösterirken Sane'nin pasında Sara "fişi çekmeye" çok yaklaştı ama onun şutu direkten dönerken, üç dakika sonra Sane asiste bir kez daha yaklaştı, bu kez Deniz karşı karşıya topu üç direk arasından geçirmek yerine tribünlere yolluyordu.
Okan Buruk'a en çok yapılan eleştirilerden biri Nhaga, Lesley, Bitshiabu gibi gençleri yeterince oynatmadığı yönünde ama dün Nhaga'nın oyuna girdikten sonra sergilediği "güçsüz görüntü ki uzatmalarda Yira Sor'un attığı golde rahat pozisyonda kaybettiği top başarılı hocanın bu topçulara neden "ciddi" maçlarda forma vermediğini kanıtlar gibiydi.
Bir önceki milli aradan sonra Kasımpaşa maçı ile başlayan hem lig hem Şampiyonlar Ligi maratonunda sadece Barcelona'ya kaybederek harika bir grafik yakalayan sarı-kırmızılılar Osimhen'in olmadığı bir maçta da en yakın takipçilerine dört gol atarak hem özgüven kazandılar, hem de "bu takım Osimhensiz de oynuyor" dedirttiler futbolseverlere. Şimdi artık biraz dinlenme, sakatların iyileşme süreci ve devamında da kaldıkları yerden kazanma serisine devam etme zamanı...
Stat: RAMS Park
Tarih:08/11/2026
Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Çağlar Uyarcan, Abdullah Bora Özkara VAR:Fabio Melo
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı (Wilfried Singo dk. 83), Lucas Torreira (Gabriel Sara dk. 69), Mario Lemina, Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 68), Aleksey Batrakov (Renato Nhaga dk. 83), Rafael Leao (Deniz Gül dk. 50), Barış Alper Yılmaz
Yedekler: Günay Güvenç, El Chadaille Bitshiabu, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Kazımcan Karataş
Teknik Direktör: Okan Buruk
Amed Sportif Faaliyetler: Alban Lafont, Ermal Krasniqi, Lumbardh Dellova (Mehmet Yeşil dk. 63), David Bates, Umut Meraş, Gökhan Gül (Ali Turap Bülbül dk. 46), Rayan Raveloson (Cem Üstündağ dk. 90+2), Furkan Soyalp (Rayan Lutin dk. 77), Dia Saba, Mbaye Diagne (Yira Sor dk. 46), Gift Orban
Yedekler: Burak Bozan, Miraç Acer, Amadou Cisse, Kahraman Demirtaş, Mohamed Khalil
Teknik Direktör: Besnik Hasi
Goller: Rafael Leao (dk. 7), Alban Lafont (dk. 45 k.k.), Aleksey Batrakov (dk. 59), Barış Alper Yılmaz (dk. 80) (Galatasaray), Dia Saba (dk. 62), Gift Orban (dk. 65), Yira Sor (dk. 90+2) (Amed Sportif Faaliyetler)
Sarı kartlar: Rayan Raveloson, Gift Orban, David Bates (Amed Sportif Faaliyetler)
5 Kasım 2026 Perşembe
Galatasaray:2-0:Stuttgart
Senden önce, senden sonra
Senden önce, senden sonra
Daha kaç vücut gerek bana
Benim seni unutmama?
diyor ya Teoman "hayatla ölüm arasında" bir uçurum kıyısında, Hagi'den sonra kimseyi yerine koyamam zannetmiştim, sonra Lincoln geldi, kalbimiz çaldı, ama o da gidince içimiz burkuldu ki Melo tekrar aşkı hatırlattı. Çok sevmiştik, bizden biri yapmıştık da onun zamanı da doldu, Sneijder devraladı bayrağı ama "vefasızca" koparıldı parçalıdan. Sonra uzun süre bekledik 10 numarayı taşıyacak bir bayrak adamı. Gelenler oldu, iz bırakmadan unutuldular da futbolun son baharında Mertens çıka geldi, tadı damağımızda 3 sene bıraktı ve dünya turuna yolculandı Ciro ile... Ve şimdi, pırıl pırıl gencecik bir delikanlı giriyor hayatımıza... O soğuk Rusya'dan sevimli bir genç, Aleksey Berbatov Galatasaray taraftarının Hagi'si, Lincoln'ü, Melo'su, Sneijder'i, Mertens'i oluyor, hem de ne olması, 50 bin kişiye kalinka söyletiyor her maç tribünlerde... Barcelona, Lille derken, salı gecesi Ali Sami Yen'de Almanların filelerini bir kez değil hem de iki defa sarsarak hem adını tarihe yazdırıyor Alyoşa, hem de Galatasaray'ın "en büyük" kupada 6 puana ulaşmasının baş aktörü oluyordu.
Şampiyonlar Ligine "Dingil!" yüzünden Sporting Lizbon mağlubiyeti ile başlayan Galatasaray, içerde Barcelona'ya kaybedince "var mısın yok musun" maçında Lille'i yenip "bu lig" kurulduğundan beri ben de varım" deyip puan toplamaya başladı ve içerde oynayacağı Stuttgart maçı "hayati" önemliydi. Okan Buruk rakibin oyun planını detaylıca analiz edip maçı kazanacak on biri şöyle diziyordu: Uğurcan kalede, savunmada Sallai, Sanchez-Lemina-Abdülkerim-Jakobs, onların önünde Torreira, kanatlarda Yunus ve Barış ile on numara pozisyonunda Batrakov ve golcü Osimhen...
Savunmada üçlü dizilip, forveti çiftleyen Stuttgart takımı, Galatarasay gibi rakip sahada baskı yapıyor ve kanatların desteği ile rakibi çok zor durumda bırakıyordu. Onlar da bugüne kadar Bratislava ve Viking'i yenmiş, Atletico Madrid ile berabere kalarak Şampiyonlar Liginde üstleri hedefliyorlardı.
Çok yakın zamanda elden geçirilen Ali Sami Yen zemini, aşırı yağmurlardan mıdır, kalitesiz çim ve işçilikten midir bilinmez ilk düdükle birlikte "balçık tarlasına" dönmüştü. Ve bu zeminde de topçuların kalitelerini göstermeleri zorlaşırken, Atakan'ın Lemina'ya müdahalesi sarıdan çok "turuncuyu" andırıyor ama İngiliz hakem konuk takımı eksik bırakmak istemiyordu. Maç içinde bolca yaptığı gibi "takdir haklarını" Stuttgart'tan yana kullanan Kavanagh'ın aksine futbolun tanrıları Galatasaray'ın yanındaydı. Öyle olmasa 7. dakikada sol taraftan yapılan ortada boş pozisyondaki Leweling'in şutu iki direğe de çarpıp dışarı çıkmazı.
Almanlar kaçan golün hesabını yaparken, Torreira'nın ince pasında ceza sahasına giren Sallai'nin ortasında savunmadan seken top Batrakov'un önünde kalınca, Aleksey kalenin köşesindeki örümcek ağlarını temizliyordu. Bir zamanlar "aşkın olayım" diyen tribünler şimdi Kalinka" diye çıldırıyordu. Ve daha o tezahüratın coşkusu bitmeden Okan Buruk'un talimatı ile Yunus'un savunmacısıyla birlikte orta sahaya gelmesi ile Sanchez'in boşlukta Batrakov'a uzun mesafeli pasında Rus topçu ceza sahasına girip sert vuruyor, meşin yuvarlak kaleci Bredlow'un bacakları arasında ikinci defa filelere gidiyordu. Sahadaki sarı-kırmızılılar sarmaş dolaş kutlarken golü, tribünler de hep bir azdan haykırıyordu: Aleeeks, Batrakov, Batrakoov, Batrakooov...
Masal gibi başlamıştı oyun, tribünler "üç, üç, üç" diye bağırırken, Almanlar da farkı azaltmak gayretindeydiler ki daha önceki tehlikelerinin benzerinde sol kanattan Führich ortaladı, arka direkte Leweling auta atıyordu topu da bir kaç dakika sonra Batrakov'un başlattığı akında Barış'ın pasında genç oyuncu ceza sahasında rakibini yatırıp şutunda kaleci Bredlow hattrick'i önlüyordu.
Öndeki baskıya, hakemin "göz yumması" ile bir de sert oyunu ekleyen rakip takım Galatasaray'ın top çevirmesini engelliyor ve başta Uğurcan olmak üzere savunma elemanlarının sürekli topu "şişirmesini" sağlıyordu. O anlarda Barış'ın ve Osimhen'in çabası pozisyonları "yoktan var ediyordu" ki kazanılan bir köşe atışında Yunus ortaladı Osimhen havada "yaka paça" indirildi ama hakem penaltı noktası yerine aut atışını gösteriyordu.
Almanlar sert onuyor ve hakem de göz yumuyor demiştik ya, dakikalar 36'yı gösterirken Batrakov'a dirsek atıldı kaşı açıldı, devamında atağa kalkan Jakobs düşürüldü ve Barış da taç çizgisinden yedek kulübesine doğru itilince saha kenarı ısındı, Deniz Ündav da kibriti çaktı, "alevlendirdi" ortalığı.
Ağır zeminde, bol tempolu ve "kıran kırana" mücadele içindeki geçen maçın ilk devresinde sona yaklaşırken, kırmızı-beyazlılar bir kez daha gole yaklaştılar, Führich'in plasesinde Sallai'den seken top kornere çıkarken, iki dakika sonra Barış Alper'in topuk pasında bu kez deplasman ekibinin savunması Osimhen'e gol sevinci tattırmıyordu.
Soyunma odası dönüşü Galatasaray, Yunus'un pasında Torreira ile bir kez daha gole yaklaştı, top kornere giderken, 55'te ise Davison'la başlayan ve neredeyse tüm hücum oyuncularının ayağına değen topu son olarak Osimhen kaleye yolladı, kaleci iyi yer tutuyordu. Bir dakika sonra ise önce Stuttgart Führich ile çaprazdan kaleyi isabet ettirmezken, aynı dakika içinde Yunus'un ara pasında Osimhen yan fileleri sarsıyordu.
Galatasaray'ın geçen dakikalarla birlikte hem yorulmanın hem de skorun da etkisiyle savunmaya çekilmesini fırsat bilen konuk ekip, Bilal El Khannous ile şut denedi Uğurcan başarılıydı, 62'de Deniz ceza sahası dışından vurdu Uğurcan yine başarıyla topu kornere yollarken, iki dakika sonra Führich'in şutunda yine milli kaleci geçit vermiyordu.
Okan Buruk fiziksel olarak ayakta kalmak için yorulan ve sarı kartları olan Barış Alper ile Sallai'ye kenara alıp Leao ve Singo'yu oyuna dahil etti ama rakibin atakları gelmeye de devam etti ve Deniz'in direkten dönen topu sonrası Führich ile golü de buldular ama VAR'dan ofsayt kararı çıkıyordu.
Sane ve Eren'in maça dahil olması ile enerjiyi daha arttırmak isteyen Okan Buruk, son on dakikada maçın kahramanlarından Lemina'nın yerine Sara'yı da alıp daha kontrollü bir oyun aradı da Singo'nun ileri çıkıp kaptırdığı top sonrası gelişen "geçiş atağında" Deniz'in "al da at" pasında Uğurcan karşı karşıya Pejcinovic'e gol izni vermiyordu.
Her maç yaşanılan olay bir kez daha yaşanıyor, Sara'nın savunma arkasına pasında Sane yine bir adım geç kalıyor ve savunma topu uzaklaştırıyordu. Aylar, haftalardır gole hasret olan alman topçu, "biraz daha hızlı" olsa şimdi dört golü olmuştu.
Maçta uzatmalara oynanırken, Stuttgart ve Galatasaray'ın birer atağı sonuçsuz kalınca dört dakikalık uzatmanın sonunda Chris Kavanagh'ın düdüğü ile Yunus ve Torreira yorgunluktan yere yığılırken, Galatasaray puanını altıya çıkarıyordu.
UEFA Rus oyuncuları görmezden geliyor söylemlerini boşa çıkarırcasına Aleksey Batrakov maçın oyuncusu ödülünü alırken, yeni öğrenmeye başladığı İngilizcesi ile Galatasaray taraftarını çok sevdiğini söylüyordu.
Stat: RAMS Park
Tarih:03/11/2026
Hakemler: Chris Kavanagh, Gary Beswick, Ian Hussin VAR: Darren England
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 68), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 77), Lucas Torreira, Mario Lemina (Gabriel Sara dk. 83), Yunus Akgün, Aleksey Batrakov (Leroy Sane dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Rafael Leao dk. 68), Victor Osimhen
Yedekler: Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Bitshiabu, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Deniz Gül
Teknik Direktör: Okan Buruk
Stuttgart: Fabian Bredlow, Ramon Hendriks, Julian Chabot, Maximilian Mittelstadt, Jamie Leweling (Lorenz Assignon dk. 74), Grischa Prömel (Nikolas Nartey dk. 75), Atakan Karazor (Yanik Spalt dk. 18), Chris Führich (Tiago Tomas dk. 82), Ermedin Demirovic (Dzenan Pejcinovic dk. 74), Bilal El Khannous, Deniz Undav
Yedekler: Marius Funk, Dennis Seimen, Ameen Al Dakhil, Luca Jaquez, Finn Jeltsch, Jarzinho Malanga
Teknik Direktör: Sebastian Hoeness
Goller: Aleksey Batrakov (dk. 11 ve 15) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Roland Sallai, Lucas Torreira (Galatasaray), Atakan Karazor, Deniz Undav, Yanik Spalt, Grischa Prömel, Ramon Hendriks, Nikolas Nartey (Stuttgart)
Yazı: ultras/Movement Saat 00:54 0 Yorum Var / Bi' De Sen Yaz
Dosya: Galatasaray, Maç Günü, Stuttgart, Şampiyonlar Ligi
31 Ekim 2026 Cumartesi
Konyaspor:0-4:Galatasaray
2023 Eylül'ünde Nelsson'un Başakşehir maçında oynamaması, aynı sezon Mitsjö'nün Fenerbahçe derbisini kaçırması ve 2024 yılında Sara'nın Adana Demirspor maçı öncesi İngiltere'ye gidip Adana'ya gidememesi Pep Guardiola'nın David Silva'ya, Southgate'in Fabian Delph'e, Pacheta'nın Javi Sanchez'e "aile her şeyden önemlidir" ve "git eşinin yanında ol" demelerinde olduğu gibi doğumlarında eşlerinin yanlarında olma sebebindedir. Okan Buruk'un "saha içindeki" teknik direktörlük yetilerinin yanında oyuncularıyla kurduğu iletişim de çok önemlidir. Icardi'ye, Torreira'ya, Muslera'ya "ailevi sebeplerle" verdiği izinler çokça tartışılsa da "aile olmanın" sadece futbolcularla restoranda yemek yemekten öteye gittiğini bildiği için Konya maçı öncesi de Osimhen'i İstanbul'da eşinin yanına yollayıp getirmişti takımını deplasmana... Lider fedakarlık yaparsa, onun arkasında olanlar da şüphesiz ki "elinden geleni yapacaktır" ve Victor Osimhen de eşinin doğumu sonrası çocuğunu öpüp koklayıp Konyaspor maçına yetişti.
Fenerbahçe derbisinde alınan üç puanı daha da değerli kılacak olan Konya deplasmanında alınacak olan galibiyetti lakin peşindeki Stuttgart maçı da Avrupa'da ilerlemek için hayati öneme sahipti. Bu sebeple "geçen sene mağlubiyet" yaşanılan deplasmanda Okan Buruk hiç çekinmeden "rotasyonlu" bir kadro ile sahaya çıkıyordu, tabii bu seçimleri gören "Okan Buruk haterları" avuçlarını okşamaya başlamışlardı bile. Kalede Uğurcan yer alırken, ki Konya'ya gelip kadroda yer almayan Jankat ile ilgili bir sorun olduğu konuşuluyor, savunmada Sallai, Sanchez ve cezalı Abdülkerim'in yerine Singo ile "dinlendirilen" Jakobs'un yerine Eren yer alıyordu. Orta sahada "banko" Torreira ve Sara sahaya çıkmış, ileri hatta ise Yunus, Batrakov, Leao ve Osimhen forma giymekteydi. Okan Buruk'un "as kadrosundan" Barış, Lemina, Jakobs "dinlendiriliyordu"...
Konyaspor yönetiminin led ışıklardaki Türk Bayraklarını ön plana çıkarmak için karanlıklar içinde İstiklal Marşı okutma işini maçı anlatan spiker cumhuriyetin karanlıktan aydınlığa geçişi olarak manalandırsa da ulusal marşı pırıl pırıl ışıklar altında söylemek taraftarıyım ben. Öte yandan Fenerbahçe maçında olduğu gibi Konya'da da Galatasaray 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı t-shirtleri ile ısınmaya çıkmıştı.
Konyaspor'un ilk devre Galatasaray'ı en çok zorlayacağı sol kanatta Dompe ile ev sahibi ilk dakikada tehlikeli geldi, Uğurcan başarılıydı da ikinci dakika yine ön alanda yeşil-beyazlılar baskı yaptılar, Uğurcan zorlukla topu uzaklaştırıyordu. Sonrasında Galatasaray ipleri eline aldı, takıma gittikçe alışan ve öz güveni gelen Batrakov plase denedi top kaleye isabet etmezken, dakikalar altıyı gösterirken Yunus'un pasında Leao az kalsın "siftah" yapıyordu. Oyun hakimiyetini eline alan Okan Buruk'un takımı ilk on dakika biterken de Sara'nın özlediğimiz serbest atış asistlerinden biriyle Osimhen'le golü buluyordu. Tüm takım Osimhen'e koşmuş, o da golü eşi ve yeni doğan bebeğine armağan etmişti de topçular Bebeto'nun Amerika 94'teki meşhur "Bebek Sallama" sevincini yapsa tadından yenmezdi.
Derbiden öz güvenle çıkmış Galatasaray'lı topçular erken dakikalarda rakibi çözen golü bulunca iyice rahatladılar ki Konyaspor'lular da katı savunma yerine ileride basmayı tercih edince tam da Leoa ve Yunus'un istediği boş alanlar önlerine çıkıyordu. Özellikle Portekizli yıldız, ki maçtan sonra yaptığı röportajda daha yüzde yüzünde olmadığını açıklıyor, sanki "sokak futbolu" oynar gibi "hoplaya zıpla" gülerek zevk alarak koşuyordu topun peşinde, yapıyordu "fantezi" hareketlerini. Sadece o da değil, sakatlıktan çıkan Singo da "Messivari" çalımlarlar cezasına kadar girip Messi olmadığını son harekette fark ediyordu. Bu oyuna ikinci bir gol de gerekiyordu ki köşe vuruşunda Sara bu kez ortalamadı, yanındaki Batrakov'a verdi, o da boşta bekleyen Yunus'a yuvarlayınca meşin yuvarlağı kaptan sert ve isabetli vurdu: 2-0... Golün güzelliğini Osimhen ve Leao'nun şaşkınlıkları da süslüyordu...
Tabelada iki farklı mağlup duruma düşen ev sahibi santrayla Galatasaray kalesine yüklendi, kendileri adına maçın en iyi Dompe'nin ortasında Toth'ın kafası Eren'e de çarpıp yön değiştirince Uğurcan son anda topu kale çizgisinden tokatlıyordu ki devamında Galatasaray'ın atağında Batrakov Osimhen'i ceza sahasına soktu da onun çaprazdan sert şutu yan ağları sarsıyordu. Konyaspor on dakika sonra Deniz'in terse attığı uzun pasla bir kez daha Dompe ile geldi, Fransız forvetin ortasında bu kez Muleka Singo'nun maç içinde belki de tek hatasından faydalanıp kafayla direği nişanlıyordu. Devre biterken Dompe bir kez daha sol kanattan getirdi, ortasında Sanchez'in kafası Torreira'ya çarpıp Galatasaray kalesine giderken Uğurcan bir kez daha kurtarıyordu.
Ve devre biterken Uğurcan'ın uzun pasında Leao "ayak dışıyla" Osimhen'e öyle jeneriklik bir pas veriyor ama Victor'un bunu kaçırması asiste de yazık ediyordu.
İkinci yarıya bıraktığı yerden devam etti Galatasaray, önce ilk devre Bahadır'ın sakatlanmak pahasına kurtardığı gibi Deniz de benzer şekilde Leao'nun gol sevincine izin vermedi. Bu pozisyonun köşe atışında ev sahibi savunma oyuncusunun Torreira'ya dirseğine Cihan Aydın ve VAR hakemi sessiz kalırken, Galatasaray'ın bir penaltısı da "çöpe" gidiyordu. Lakin Galatasaray daha goller atacaktı ki, Sara'nın savunma arkasına uzun pasında Batrakov topu alıp Jevtoviç'in acımasızca tekmesinden de kurtulup sol gösterip Deniz'in sağından topu filelere yollarken kendisini ilk tebrik eden de Osimhen oluyordu.
"Groggy" haldeki Konyaspor'u nakavt edecek darbe de Singo'nun Sara'ya nazire edercesine ayak dışı ile ara pasında Leao ile geliyor, Portekizli topçu ceza sahası içinde düşürülünce Cihan Aydın köşe vuruşunu işaret ederken, VAR hakeminin uyarası ile karar penaltı olarak düzeltiliyordu. Takımın penaltıcısı ve taze baba Osimhen, Leao'nun "İkinci çocuğun oldu, bugün iki gol atmalısın" sözlerine rağmen siftah yapamayan arkadaşı Leao'ya topu bırakması Galatasaray'daki dayanışmanın bir diğer örneği değil mi? Rafael Leao demişken Portekizli oyuncunun Bahadır oyundan çıkarken yanına koşup, bir kez daha özür dilemesi de "karakter" göstergesiydi. Penaltı mı ne oldu? Tabii ki Leao "ampul gibi" doksana astı ve "surf" sevincini yaptı...
Okan Buruk'un "yarım düzine" oyuncu değişikliği yapmadan öncesinde Sara kornerden ortaladı Osimhen yine en yükseğe zıplayıp kafayla golü denedi de Deniz çizgiden izin vermiyordu beşinci defa sevinmelerine sarı-kırmızılıların.
Farkı elde etmiş, rakibini oyundan düşürmüş Galatasaray'da Okan Buruk dört gün sonraki Şampiyonlar Ligi maçını hesaba katarak Yunus, Batrakov, Torreira, Osimhen ve Sara'yı kenara alıp daha az şans bulan Sane, İlkay, Lesley, Deniz ve Nhaga'yı sahaya sürerken, bir kaç pozisyon sonrasında da Sanchez'in yerine Bitshiabu Galatasaray forması ile siftah yapıyordu.
Son 30 dakika ev sahibi Konyaspor için "şeref sayısı" bulmak anlamına gelirken, Galatasaray için ise "yedeklerin" kendini göstermesi için tertiplenen bir hazırlık maçı gibiydi. O anlarda 63'te Sane Deniz'i ceza sahasına soktu, şutunda top dışarı gitti. On dakika sonra İlkay'dan beklediğimiz savunma arkası paslardandan birinde Sallai'nin vurulu kaleciden dönerken yan hakem bayrak kaldırıyordu. 84'te Sane-Leao işbirliğinde savunmadan seken top Sallai'nin önüde kalıyor, onun pasında bir kez daha ev sahibi defans oyuncuları golü engelliyordu. Konyaspor adına ise Bardhi ve Enes'in denemeleri tabelayı değiştirmek için yeterli olmazken Galatasaray "güle oynaya" bir deplasman maçından üç puanla ayrılıyordu.
Stat: Medaş Konya Büyükşehir Stadyumu
Hakemler: Cihan Aydın, Anıl Usta, Mehmet Salih Mazlum VAR:Alan Kijas
Tarih:30/06/2026
Konyaspor: Bahadır Güngördü (Deniz Ertaş dk. 39), Andzouana (Uğurcan Yazğılı dk. 55), Rayyan Baniya, Awaziem, Masuaku, Jevtovic, Melih İbrahimoğlu (Enis Destan dk. 81), Deniz Türüç, Toth (Enis Bardhi dk. 46), Dompe (Colley dk. 71), Muleka (Mustafa Muhammed dk. 46)
Yedekler: Ahmet Oğuz, Arif Boşluk, Gonçalves, Emir Bars
Teknik Direktör: İlhan Palut
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez (Bitshiabu dk. 69), Singo, Eren Elmalı, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 61), Gabriel Sara (Ugochukwu dk. 61), Leao, Batrakov (Nhaga dk. 61), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 61), Osimhen (Deniz Gül dk. 61)
Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, Barış Alper Yılmaz, Lemina
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Osimhen (dk. 12), Yunus Akgün (dk. 28), Batrakov (dk. 48), Leao (dk. 55 pen.) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Sara (Galatasaray), Deniz Türüç, Jevtovic (Konyaspor)
Yazı: ultras/Movement Saat 10:17 0 Yorum Var / Bi' De Sen Yaz
Dosya: Galatasaray, Konyaspor, Maç Günü
27 Ekim 2026 Salı
Galatasaray:2-1:Fenerbahçe
Yıl 1905'te sen geldin dünyamıza
Sarınla kırmızınla renk verdin sahalara
Kalbimizdesin, gönlümüzdesin seviyoruz seni
Bak yine onbinlerce doluştuk statlara
Yağmurda çamurlarda Cim Bom Bom çığlığıyla
Kalbimizdesin gönlümüzdesin seviyoruz seni...
Ezici ve üstün bir oyunla hak ederek kazanılan bir derbi maçından sonra stadyumda rakip takım ve taraftarını "tahrik edici" bir sürü şarkı çalındı da, ben pazartesi gün boyu işte, yolda, yemekte kendi kendime mırıldandığım besteyi maç sonunda da evin salonunda bağırarak kutladım zaferi:
Yıl 1905'te sen geldin dünyamıza
Sarınla kırmızınla renk verdin sahalara
Kalbimizdesin, gönlümüzdesin seviyoruz seni...
Tabii bir de Kalinka melodisi ile "A -leks Bat-rakov, Bat-rakov, Bat-rakov..." Kızıl Ordu Korosunun klasikleri Spotify listesinde çoktan yer aldı da, bu sarışın Rus çocuğu bize kütüphaneden Tolstoy'ları, Dostoyevski'leri de çıkarttıracak gibi...
Kıtalararası Derbi adını veriyorlar bizim Galatasaray-Fenerbahçe rekabetine de "bilmem kaçıncı kez" iki takım hafta içi oynadıkları Şampiyonlar Ligi maçlarından sonra derbi için pek uygun olmayan (derbiler pazar olmalı) bir günde Sami Yen'de karşı karşıya geldiler. Galatasaray alışıktı Şampiyonlar Ligi sonrası lige dönüşlere de Fenerbahçe uzun yıllar sonra "Devler Ligine" girince, oranın ağırlığını, yorgunluğunu ve sakatlıklarını yaşamaya başladı ve derbiye de İsmail Kartal "tuhaf" bir dizilişle çıkı. Okan Buruk cephesinde ise Lille deplasmanında boy gösterenlerden tek fark "formsuz" Sara yerine "Türkiye'de derbi tecrübelisi" Lemina vardı. Kalede Uğurcan; savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs; önlerinde Torreira ve Lemina ile hücum hattı Yunus, Batrakov, Barış ve Osimhen...
Şüphesiz ki Türkiye'de Gazze'deki soykırım konusunda en duyarlı tribün Galatasaray tribünü ve hem Avrupa maçlarında hem ligde yaptıkları pankartlarla oradaki insanlık dramını dünyaya duyurmaktalar ve derbide de yine Gazze ile ilgili pankartlar vardı ama bir kaç gün sonra Cumhuriyet Bayramını kutlayacağımız haftanın içinde olmamız vesilesiyle topçuların ısınmada giydikleri t-shirtlerin üzerindeki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı yazısı dışında başka bir pankart ve flama yoktu maalesef stadyumda.
Oyun maç öncesinde konuşulduğu gibi başladı, Galatasaray zaten ön alanda baskıyı severdi, buna bir de rakibin Avrupa maçlarında savunmadan çıkarken top kaptırmaları ile oluşan ürkekliği ile Ake'nin olmaması eklenince tamamen oyun taktiğini bunun üzerine kurdu Okan Buruk. Fenerbahçe'de İsmail Kartal da her ne kadar maçtan evvel "lafta" kazanmak için geldik dese de çıkardığı kadro ile Galatasaray'dan çekindiğini gösterince, topçularına "Kaleyi savunun, Galatasaray'ı bozun" talimatı vermiş gibiydi. "Bozmayı" yanlış anlamış olacak ki sarı-lacivertliler daha ilk dakikalarda "bam-güm" daldılar meslektaşlarına, kavga aradılar ve Avrupa'da neredeyse iki maçta bir sarı kart gören ama Türkiye'de "iltimas" geçilen Skrinar'ın önce Batrakov'a, sonra Barış'a "sarı kartlık" müdahaleleri" yine kartsız bırakıldı. Galatasaray'ın uzun yıllardır Fenerbahçe derbilerinde başarılı olmasının sırrı rakibin tahriklerine gelmemek oluyor ve pazartesi gecesi de oyun gücünün farkında olup, top oynayarak kazanabileceklerini bilip, öyle yaptılar.
Önce 6. dakikada Batrakov'un kornerinde Davison'a çarpan top Ederson'da kalırken, 12'de diğer köşeden yine Aleksey'in köşe atışında Osimhen en yükseğe sıçrayıp, topu kafayla dışarı attı. İki dakika sonra ise tribünler ayağa kalkıyor, Jakobs'un ara pasında Barış ceza sahasına girip, çaprazdan kaleyi deneyince Ederson ayaklarıyla kurtarıyordu golü. Ve yine bu atağın iki dakika sonrasında Barış Lemina'dan aldığı topla rakip oyuncuları "birbirine çarptırıp" ceza sahası dışından kaleyi yokluyor ama top bir kez daha Brezilyalı file bekçisinde kalıyordu.
"Çiçeği burnunda" zeminin İstanbul'daki yoğun yağışlardan payına düşeni aldığını topçuların ayaklarının buz pateni pistindeymişçesine kaydığını görünce televizyon başındakiler de anlıyordu ama maç sonu basın toplantısında Okan Buruk'a sorulan sorudaki ki "top oynamaya elverişsiz" bir zemin de değildi. İlk devre istatistikler açıklandığında her parametrede "sıfır" çeken Fenerbahçe'nin Galatasaray kalesine geldiği iki atak vardı: 19'da Oğuz'un serbest vuruşu az farkla auta giderken, 25'te de Kante'nin ortasında Sanchez'in Lukaku'dan önce müdahalesi direğe çarpıp korner oluyordu.
Galatasaray'ın önde baskısının meyvesi ilk yarım saat dolarken veriliyor, rakibin gelişine uzun vurduğu hava topunu Sanchez kafayla Osimhen'e atıyor, onun Barış'la "al verinde" Nijeryalı ceza sahasına girer girmez sağ ayakla kontrol ve solla sert şutunda Ederson'un bakışları arasında top filelerde yuvarlanıyordu. Beklenen gol gelmiş, taraftar daha da maça girmiş, Fenerbahçe şaşırmış, İsmail Kartal kulübeye gömülmüşken, Galatasaray "dalga dalga" ikinci gol için geliyordu. Hatta öyle bir devre yaşanıyordu ki, "şampiyonluk adayı" Fenerbahçe sıradan bir Anadolu kulübü gibi çaresiz kaderine razı bir şekilde hiç top yapamayıp, sadece kalesini savunuyordu. O anlarda Jakobs'un ortasında Osimhen'in topukla şutu dışarı gidiyor, 37'de maçın iyilerinden Batrakov'un "akıl dolu" ara pasında Osimhen'in "pis burun"unu Ederson parmak uçlarıyla kornere çeliyordu. Burada "akıl dolu" kelimesini açarsak, maç sonu Osimhen yaptığı açıklamada Aleksey'in eski takımında maçlarını seyrettiğini ve topu forvetlere nerede buluşturduğunu çalıştığını belirtirken, genç oyununun da maç öncesi kendisine nereye koşu yapması gerektiğini söylediğini belirtiyordu. "Başka takıma gitseydi, kıskanırım" dediği Batrakov ile Osimhen iş birliğinden çok goller seyredeceğiz...
İrfan'ın Sallai'ye "rövanş" faulünde sarı kart göstermeyen Atilla Karaoğlan, dakikalar 42ye geldiğinde de Skrinar'ın kafasından kornere çıkan topta yardımcısının da etkisiyle taç atışı veriyordu. Ama o anda "ilahi adalet" devreye giriyor, Jakobs'un elle kullandığı uzun mesafeli atışta Ederson topu yumrukluyor, meşin top ceza sahası dışındaki Sanchez'in önüne düşünce Kolombiyalı sert bir vole ile kaleyi deniyor ve Osimhen Jardel misali "fırsatçı" bir kafa teması ile fileleri ikinci defa sarsarken, kameralara da "ağlama" mimikleri yapıyordu... Fark ikiye çıkmış, "aslanın dişine kan değmişti"... Rakibi ringin köşesine sıkıştırmış boksör edasıyla yumruklayıp, "nakavt" için uğraşan Galatasaray'da "zil çalmadan" Batrakov'un Barış'ın pasında şutunu bir kez daha Ederson parmaklarıyla çıkarırken boşta kalan topu ofsayt pozisyonda olan Osimhen direğe nişanlıyordu.
İkinci devreye de Galatasaray kaldığı yerden başladı, Batrakov'un Yunus'la al verinde Rus topçu ceza sahasına girdiği, kaleye yolladığı top savunmaya da çarpıp Skrinar ve Ederson'un "çaresiz" bakışları arasında kornere gidiyordu. Tarihi farkın kapısını açacak kırılma anlarından biriydi bu pozisyon maçta. İki dakika sonrasında ise Osimhen'in maç içinde sıkça yaptığı hava topunda "feyk" gösterip Skrinar'ı aldattığı bir başka pozisyonda Barış ceza sahasına girip topu arka direkte bekleyen Nijeryalı forvete ortalayınca, onun kafa vuruşu yan ağlara gidiyor ama hem tribünler hem de Osimhen gol diye seviniyordu ilginç bir şekilde, öte yandan yan hakem ise bayrak sallıyordu... Aynı dakika içinde Lukaku maçta olduğunu hatırlatıyor, ara pasta Uğurcan'la karşı karşıya kalınca milli takım kalecimiz de Brezilyalı meslektaşından geri kalmadığını gösteriyordu yaptığı kurtarışla. Fenerbahçe derbideki en tehlikeli pozisyonda golü atamazken, Galatasaray dakikalar 54'ü gösterirken Sallai'nin ortasında Jakobs'la üçüncüye yaklaşıyor ama onun kafası direkten dönüyordu.
Galatasaray "fişi çekecek" golünün peşinde olduğu dakikalarda yaptığı bir top kaybı sonrası gelişen Fenerbahçe atağında Kerem'in ortasında Oğuz'un asistinde İrfan Can "dömivole" ile Uğurcan'ın topa temasına rağmen farkı tek sayıya indiriyordu. Gol "jeneriklikti" de Abdülkerim'in o pozisyonda "tekmeye kafa uzatmaması" maçın rehavetinden olsa gerekti.
Gol Fenerbahçe'yi yüreklendirip, Galatasaray kalesine daha çok gelmeye itince, Okan Buruk da yorulan Barış'ı çıkarıp topu rakip kaleye hızla taşıyacak Leao'yu oyuna dahil ediyordu. Portekizli topçu sol kanatta "göze hoş gelen" işler de yaptı, 74 ve 86'da gole de yaklaştı da sonradan Yunus'un yerine oyuna giren Sane gibi ( o da 90'da fişi çekiyordu, plasesini Ederson çıkardı) sadece topla oyunda var olunca, savunma görevlerini eksik bıraktılar ve rakip Galatasaray kalesine daha rahat geldi. Bu iki kanat oyuncularının performansını görünce insan ister istemez yorgun Barış ile Yunus hiç çıkmasa çok daha faydalı olurlardı diyor.
Galatasaray'ın Crying One kitabını yayınevine baskıya yolladığı 2024 senesinin eylül ayında Kadıköy'de çaldığı penaltı ile Fenerbahçe'yi kendi evinde tarihi hezimetten kurtaran Atilla Karaoğlan, dün gece de "çalmadığı" penaltı ile sarı-lacivertlilerin bir kez daha yardımına koşuyordu. Lemina'nın ortasında Osimhen penaltı noktası üzerindeki Batrakov'a topu indiriyor, onun çalımında Guendouzi Rus oyuncunun ayağına basıyor ama Atilla Karaoğlan gözü önündeki faule düdük çalmıyordu. İki dakika önce Skrinar'ın Osimhen'e tekmesine ses çıkarmayan VAR'ın da kendisini uyarmasını beklemek "polyanacılık" olacaktı. İspanyol VAR hakemi Carlos Del Cerro'nun VAR potokolünü de "hiçe sayıp" 82'de auta giden topta hakemin korner vermesine sessiz kalması ise başka bir skandaldı. Maçtan sonra bütün "hakem hocalarının" penaltı dediği "basmaya" düdük çalmayan Atilla Karaoğlan dakikalar 88'i gösterirken Leao'nun Nene'ye aynı şiddete müdahalesine hem düdük çalıyor, hem de sarı kart çıkarıyordu. Üstelik pozisyona daha uzak olduğu halde.
Penaltı çalınmadı ama Galatasaray farkı arttıracak gol için yine gitti rakip kaleye, 69'da Yunus'un pasında Torreira topu auta atarken, iki dakika sonra Batrakov'un kornerinde Sanchez Osimhen'in ikinci golünde olduğu gibi yine ceza sahası dışından voleyi yapıştırdı, Torreira altı pastan zoru başarıp geçen sene yaptığını yapamadı. Peşi sıra Jakobs ve sonrasında Osimhen'in denemeleri de auta giderken, Okan Buruk, Yunus, Batrakov ve Jakobs'u kenara alıp Sane, Sara ile Eren'i sahaya sürünce takıma "taze kan" getirmeyi planlıyor ama bu topçuların "vasat altı" oyunu maç sonunda hocanın hanesine eksi olarak yazılırken, skoru korumanın da arzusuyla son dakikada Osimhen'in yerine Singo oyuna dahil ediliyordu.
Davison Sanchez'in Kadıköy'de Galatasaray'ın kazandığı derbide çizgiden röveşata ile topu çıkardığını hatırlayanlar 26 Ekim 2026'da da Lemina'nın 89'da Skrinar'ın kafasını çizgiden çıkardığını unutmayacaklardır. Underrated diye bir kavram var ya, Gabonlu orta sahaya da Galatasaray taraftarı hak ettiği değeri vermiyor, oysa Okan Buruk'un pres oyununda olmazlardan biri Lemina, özellikle de konsantre olduğu maçlarda "tadından yenmiyor". Dün gece derbide de Galatasaray'ın orta sahada Kante ve Guendouzi'ye üstünlük kurmasında Torreira ile birlikte önde gelen topçuydu Mario.
Hafta içi oynadıkları Slavia Prag maçında oyundan alındıktan sonra "yuhalanan" Kerem Aktürkoğlu, Mert Hakan Yandaş'ın "komutan yardımcılığına" terfi etmek için onun yöntemlerine de başvurması şaşırtıcı olmayacaktı. Önce maç başında elinde çay bardağı tek başına tribünleri dolaşıp, kendisine "küfürler" ettirmeye tahrikleri, sonrasında oyuna girer girmez Sallai'ye sataşıp, "ağzını kapatıp" bir şeyler demesi ve baç biterken kazanılan serbest atışta topu dikip atacağı golle "kahraman olma" çabası. Bütün bunlar nafile çaba olarak kalınca, maçın bitiş düdüğü ile "sahayı da karıştıran şahıs" olarak yine ön plana çıkıyordu. Önce Sallai'ye saldırıyor, oradan koşa koşa Galatasaray istatistik sorumlusunun boğazına yapışıyor ve sonra kalabalıklar arasında kaybolup gidiyordu, tıpkı kariyerinin olacağı gibi. Maç sonu kargaşa demişken, Brown'ın futbol dışı zamanlarda "boks" çalışan Abdülkerim'e sataşıp, sonrasında Galatasaray kaptanının altında kalması ise derbinin "trajikomik" fotoğrafı oluyordu.
Trabzon deplasmanında "kötü" bir yenilgi alan Galatasaray, bu sezon ilk derbisini rahat bir oyunla kazanırken, Barcelona yenilgisi sonrası Gençlerbirliği, Lille ve Fenerbahçe karşısında aldığı üçer puanlarla kazanma alışkanlığını tekrar elde edip, sarı lacivertlilerle farkı 6 puana çıkardı gözleri Konya ile deplasmanda oynayacağı maça çevirdi. Okan Buruk ve topçularının beşinci peşi sıra şampiyonluk yolunda bu virajdan da başarıyla çıkacaklarına inanıyoruz ve diyoruz ki:
Bak yine onbinlerce doluştuk statlara
Yağmurda çamurlarda Cim Bom Bom çığlığıyla
Kalbimizdesin gönlümüzdesin seviyoruz seni...
Stat: RAMS Park Ali Sami Yen
Tarih:26/10/2026
Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay VAR: Carlos Del Cerro
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 80), Lucas Torreira, Mario Lemina, Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 80), Aleksey Batrakov (Gabriel Sara dk. 80), Barış Alper Yılmaz (Rafael Leao dk. 64), Victor Osimhen (Wilfried Singo dk. 88)
Yedekler: Jankat Yılmaz, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Renato Nhaga
Teknik Direktör: Okan Buruk
Fenerbahçe: Ederson, Nelson Semedo, Milan Skriniar, Archie Brown, Levent Mercan (Kojo Oppong dk. 56), Matteo Guendouzi, N’Golo Kante (Vedat Muriqi dk. 83), Mason Greenwood (Kerem Aktürkoğlu dk. 55), İrfan Can Kahveci (Mert Hakan Yandaş dk. 78), Oğuz Aydın (Dorgeles Nene dk. 78), Romelu Lukaku
Yedekler: Mert Günok, İsmail Yüksek, Yiğit Efe Demir, Mert Müldür, Bartuğ Elmaz
Teknik Direktör: İsmail Kartal
Goller: Victor Osimhen (dk. 29 ve 44) (Galatasaray).İrfan Can Kahveci (dk.62)
Sarı kartlar: Davinson Sanchez, Okan Buruk (Teknik Direktör), Rafael Leao (Galatasaray), İrfan Can Kahveci, Milan Skriniar, N’Golo Kante, Nelson Semedo, Archie Brown (Fenerbahçe)
Maçtan sonra kartlar:
Sarı kartlar: Roland Sallai (Galatasaray) Kerem Aktürkoğlu (Fenerbahçe)
Kırmızı kartlar: Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Archie Brown (Fenerbahçe)
Yazı: ultras/Movement Saat 23:37 0 Yorum Var / Bi' De Sen Yaz
Dosya: Derbi, Fenerbahçe, Galatasaray, Maç Günü
22 Ekim 2026 Perşembe
Lille:2-4:Galatasaray
"Lille iyi bir takım. Yarın kazanıp galibiyeti taraftarımıza ve doğum günü olan Okan hocamıza armağan etmek istiyoruz.” diyordu Yunus Akgün Galatasaray'ın Lille deplasmanında oynayacağı maçtan bir gün evvel yapılan basın toplantısında. Bazı laflar "öylesine" sadece ağızdan çıkmaz, tutulması gereken sözler olarak da tarihe yazılır ve Pierre Mauroy stadyumunda maç başlar başlamaz daha bir dakika dolmuşken Yunus Berke'nin koruduğu kalenin filelerini sarsarak perdeyi açıp, doğum günü pastasının ilk mumunu yerleştiriyordu.
Şampiyonlar Ligine Galatasaray gibi "kötü" bir başlangıç yapmış olsalar da Fransa Lig 1'de zirveyi paylaşan bir ekipti Lille ve kendi sahasında taraftarının desteği ile "devler liginde" puan siftahı peşindeydi. Galatasaray da Sporting ve Barcelona maçlarından sonra geçen yılki başarıyı tekrar etmek için puan hatta puanlar alması gereken bir maça çıkıyorken, Okan Buruk "macerayı" bırakıp kritik maçlarda hep yaptığı gibi "güvendiği" adamlarla yolla çıkmıştı: Kalede Uğurcan, savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim,Jakobs; orta sahada Torreira ve Sara ( Rakibin topu Galatasaray'a bırakacağı hesaplanıp, Lemina'ya göre ayağı daha "temiz" olan Sara) ve ileri uçta Barış, Yunus, Batrakov ile Osimhen vardı. Geçen sene bir çok zor maçı kazanan kadrodan tek farklı isin Batrakov'du...
Fransa'da son haftalarda öğrencilerin okulların fiziksel şartları ile öğretmen eksikliklerini protesto etmek için çıktıkları sokaklarda, onların bu haklı isyanını provoke eden "vandalların" dükkanlara saldırıp önüne geleni yağmalaması ile belli saatler arasında sokağa çıkma yasağı gelince Pierre Mauroy stadı bu kritik maçta pek dolmazken, ev sahibi taraftardan boşalan koltukları Galatasaraylı taraftarlar dolduruyordu.
Girizgahta da belirttiğimiz gibi Barış Alper Yılmaz'ın genç rakibinden sıyrılıp ceza sahasına getirdiği topu penaltı noktası üzerinde Yunus sahiplendi ve Galatasaray tarihinin Şampiyonlar Ligindeki en erken golünü atmış oldu. Üç dakika sonra Barış bir daha getirdi, bu sefer Sara ceza sahası içinde topu kötü kontrol ediyordu. Osimhen'in başlatıp, Batrakov ve Yunus'la devam eden rakip sahadaki presle Galatasaray topu kapıp, erken dakikalarda ikinci golü ararken, savunma oyuncusu Alexsandro'nun kendi yarı sahasından Galatasaray sahasına girip bir maestro edasıyla defans arkasına atılan ara pasta Sallai "zayıf" kalıp yere düşünce Lille genç oyuncusu Soriba Diaoune ile eşitliği yakalıyordu. Tabelaya beraberliği yazdıran Lille'li oyuncuları bu gol yüreklendirirken, Galatasaray tekrar öne geçmek için pozisyonlar aradı: Jakobs'un uzun taç atışında Osimhen'in kafası auta giderken; Sallai'nin ara pasında Osimhen pas imkanı varken kaleyi denedi ve top yine dışarı çıktı. Dakikalar 27ye gelirken Yunus'un ara pasında Osimhen ceza sahasına girdi, Berke de yatarak topu aldı ama hakem penaltı noktasını gösteriyordu, oysa genç kalecinin rakibine teması yoktu ve pozisyon VAR'dan haklı olarak dönüyordu ki on dakika sonra Yunus'un yine savunma arkasına ara pasında Barış kaleyi çaprazdan görüp, sert şutu yan fileleri sarsıyordu.
Galatasaray bir kez daha öne geçmek istiyordu da Ancelotti'nin takımı da Galatasaray'ın boşluklarından faydalanıp bir gol daha kaydetmek arzusundaydı. Önce Diaoune kafasını Uğurcan kornere yollarken, on dakika sonrasında Alexsandro'nun başlattığı atakta Andre'nin ortasında yaşanılan karambol sonrası Haraldsson topu auta atarken 37'de Bakwa'nın ceza sahası dışından şutunda Uğurcan topu rahatlıkla kucaklıyordu da bir dakika sonra Galatasaray'ın orta sahada kaybettiği bir topta Bentaleb savunma arkasına Bakwa'yı kaçırıyor, onun ortasında oluşan karambolde Diaoune ikinci golü kaydediyordu. Golden sonra Lille'in Türk file bekçisi Berke'nin "abartılı" sevinci ekranlara yansırken, Galatasaray'a transfer süreci günlerinde "on yaşında çocuk cahilliği ile" yaptığını iddia ettiği Galatasaray'a küfürler akıllara geliyordu ister istemez.
Öne geçip, sonrasında kalesinde gördüğü gollerle Galatasaray'ın bu sezon çok kırıldığı maç vardı ve aynı senaryonun gerçekleşmesini bekleyenlere Sallai'nin bir sürprizi oldu: Macar topçu Noa Lang'ın deyişiyle "Ronaldinho" misali bir çalımla rakibini pazar yollayıp ceza sahası içine ortalıyor ve Lyoşa kafayla eşitliği sağlıyordu. Önce Barcelona maçı, şimdi de Lille... Aleksey (Koruyucu) Batrakov (tarım işçisi) adı gibi bu sezon bu takımı savunmaya gelmiş gibiydi. Gol sonrası eşine yolladığı "Kore kalbi" ise onun klasiğiydi.
"Devre arasında güzel bir ses yükseldi soyunma odasında. Bu çok tatlı. Oyuncular pozisyonları tartıştılar. Bu tepkiyi vermeleri de çok iyiydi. Bunu futbol olarak ikinci yarı çok iyi gösterdiler" diye açıklıyordu Okan Buruk maçtan sonra verdiği basın toplantısında ikinci kırk beş dakikada topçularının Lille kelimenin tam anlamıyla sahadan silmesini. İlk devre olduğu gibi ikinci yarıya da golle başladı Galatasaray, Sara'nın kullandığı köşe atışında Torreira ön direkte kafayla topa yön verdi ve savunmaya da çarpan top Berke'nin şaşkın bakışları arasında filelerde yolculuğunu sonlandırıyordu. Uruguaylı'nın gol sevinci ise Manchester'da uçan Icardi'yi hatırlatıyordu...
Tekrar geriye düşen Lille'li topçular şaşkınlık yaşarken, Galatasaray "şok presi" ile onların oyun kurmasına zorluk çıkartırken, savunmadan Davison ve Abdülkerim'in kaptığı toplarla ani ataklara çıkıyordu. 54'te gelişen ani atakta Batrakov'un pasında Barış'tan önce savunma araya girdi ama 60ta Abdülkerim'in kaptığı topu Aleksey getirdi, onun pasında Barış-Osimhen paslaşmasında Nijeryalı golcü yıllar evvel rakipleri üzdüğü sahada eski takımını üzerken, gol sevincinde ise sakin kalıp, kalp işareti ile vefayı gösteriyordu.
Farkı ikiye çıkaran Galatasaray'da Okan Buruk Sara'nın yerine Lemina'yı oyuna dahil ederken, hem orta sahaya daha fazla sertlik yüklüyor, hem de Gabonlu oyuncunun top kapma becerisi ile rakibini savunmasız yakalamak hedefindeydi ki üç dakika sonra Jakobs'un pasında Osimhen karşı karşıya kalıyor kaleci ile Barış'a pas vermek yerine şutu deneyince savunmadan top kornere çıkıyordu. Aynı ikili on dakika sonra tekrar sahneye çıkıyor, Jakobs'un "al da at" kavisli pasında Osimhen milimetre farkı ile meşin yuvarlağı kalenin içine itemiyordu.
İlk golün başlangıcı ile dördüncü golün asistini yapan ve takımın en fazla ikili mücadele kazananı Barış Alper ile Yunus'un "yorulmaz" baskısı ev sahibi takım için işleri iyice "içinden çıkılmaz" hale sokarken, son 15 dakikada "pilleri tükenen" bu topçuları Okan Buruk, Eren ve Sane ile değiştiriyordu. Maçın sonuna 7 dakika kala da maçın adamı ödülü alacak olan Osimhen yerini Deniz'e bırakırken, bütün stat onu ayakta alkışlıyordu. Ev sahibinin de yaptığı oyuncu değişiklikleri, ki 40 yaşındaki Olivier Giroud bunlardan biriydi, onlar adına pek fayda sağlamazken, maçta son dakikalara girilirken iki Kuzeyli olan Haraldsson'un ortasında Kjaergaard çok rahat pozisyonda topu yan ağlara nişanlıyordu.
Ve maç biterken Sanchez'in Lille'in ilk golünde Alexsandro'nun yaptığı gibi topla hareketlenip savunma arkasına arkadaşını kaçırma denemesinde Sane'den önce savunma topu uzaklaştırırken, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarından sonra Lille maçında da Alman oyuncu "bir adım" geç kalıyordu topla buluşmaya...
Şampiyonlar Liginde Türk takımlarının aldığı galibiyetlerin yarıdan fazlasını elde eden Galatasaray, Lille'e attığı dört golle de bu ligde bir Fransız takımına dört gol atan ilk Türk takımı oluyordu. Sahadaki oyuncular ve tribünlerdeki taraftarlar Batrakov'un galibiyet üçlüsü ile çoşkuyla kutlama yaparken, Okan Buruk ise pazartesi günü yapılacak derbiyi kafasında oynamaya başlıyordu bile.
Stat: Pierre Mauroy
Tarih:21/10/2026
Hakemler: Rade Obrenovic, Jure Praprotnik, Matej Zunic VAR:Matej Jug
Lille: Berke Özer, Maxima Goffi (Nianzou Kouassi dk. 63), Nathan Ngoy, Alexsandro Ribeiro, Calvin Verdonk, Ngalayel Mukau (Olivier Giroud dk. 63), Nabil Bentaleb (Başar Önal dk. 75), Benjamin Andre (Maurits Kjaergaard dk. 63), Dilane Bakwa, Soriba Diaoune (Gaetan Perrin dk. 75), Hakon Haraldsson
Yedekler: Orlando Gill, Thomas Sajous, Loun Srdanovic, Isaac Cossier, Romain Perraud
Teknik Direktör: Davide Ancelotti
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 62), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 76), Aleksey Batrakov (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 76), Victor Osimhen (Deniz Gül dk. 84)
Yedekler: Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Bitshiabu, Wilfried Singo, Lesley Ugochukwu, Renato Nhaga, Berat Luş
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Soriba Diaoune (dk. 7 ve 39) (Lille), Yunus Akgün (dk. 2), Batrakov (dk. 44), Bentaleb (dk. 52), Osimhen dk. 61) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Nabil Bentaleb, Benjamin Andre, Gaetan Perrin (Lille), Ismail Jakobs (Galatasaray)
Yazı: ultras/Movement Saat 21:29 0 Yorum Var / Bi' De Sen Yaz
Dosya: Galatasaray, Lille, Maç Günü, Şampiyonlar Ligi



































































