19 Ağustos 2011 Cuma

Engin Baytar Mevzuya Geldi!

Mevzularıya ünlü Engin Baytar, Galatasaray kampına katılır katılmaz mevzunun ortasına düşmüş.
Fotoğraf galatasaray.org sitesinden, Fatih Terim ve yardımcıları Barcelona-Real Madrid maçını analiz ederken, Engin'in odaya girdiği sırada projeksiyonda El Clasiconun sonunda meydana gelen ve gündeme damga vuran mevzu görüntüleri yer alıyordu...
Tesadüfün böylesi...

Tanıl Bora da Bıraktıysa...

Taraftarlık kimliğimizin yanına futbol üzerine yazılar yazan blogger etiketinin yerleşmesini sağlayan kişilerin başında gelir Tanıl Bora. Ondan önce futbol izlerdik, ondan sonra futbol okumaya da başladık...
Bu alemin naif ve kendine has yazarlarından Tanıl Bora'nın son yazısının başlığı yukarıda, bizim ligi yazmayacağını belirtmiş son gelişmeler sonrası...
Futbol gün batımı kızıllığından gecenin karanlığına yol alırken, yolumuzu aydınlatan bir pırıltı da sönmüş oldu...
Geçmiş olsun...


Uğur Vardan’ın pazartesi sabah yazdığı gibi oldu. Federasyon, dağa sezaryenle fare doğurttu. Aktif sürüncemeye geçtiler.
Etik Kurul’un şikeye teşebbüsü tespit ettiğine ama teşebbüsün neticesinden emin olamadığına dair bir haber sızmış. Teşebbüsün şike demek olduğunu bir onlar kabul etmiyor herhalde. Zaten meselenin püf noktası burası değil mi? Futbolun hukuku, asliye ceza veya borçlar hukuku değildir. Şikeyle ilgili karar, mahkemeden çıkmaz. Futbol düzeninin etik ölçülerini gözeten, futbol-içi bir karar organından çıkar. Futbol Federasyonu’ndan beklenen: Türkiye’deki mevcut futbol rejimi aynen devam edecek mi etmeyecek mi? Bunun kararını vermesiydi. ‘Durmak yok, yola devam’ kararı verdi.
Futbolu yöneten kurulların mevcut yapısından başka bir şey beklenebilir miydi? Ceza Kurulu’na sevk edilmesine kızan Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’in “Benim de federasyonda 4-5 adamım olsaydı böyle mi olurdu!” diye hayıflandığı bir yapıdan söz ediyoruz. ‘Büyük’ kulüplerin ve ‘ligin ekonomik değeri düşmesin’ derdindeki oligarkların markajı altında ses vermeye çalışan kamuoyu baskısı, statükoyu kırmaya yetmedi. ‘Statüko kırıcı’ sıfatıyla böbürlenen hükümet mi yapacaktı bunu? Karardan üç gün önce Başbakan’ın Fenerbahçe Başkanı’yla akçeli konularla ve Federasyon seçimleriyle ilgili ‘istişareleri’ hakkında telefon kayıtları yayımlanmışken? Ankaraspor’un Bank Asya 1. Lig’e geri alınışına dair pazarlıkların alenen cereyan ettiği bir etik ortamda? Daha ‘derine’ inelim: Yıllarca Diyarbakırspor’un ve Doğu-Güneydoğu takımlarının üst liglere terfilerinin resmen ‘teşvik edildiği’, yani basbayağı devlet eliyle şike yapılan bir düzende? İsmail Uyanık’ın Radikal’deki açıkladığı üzere, milli maçlar dahi ‘ayarlanırken’?
Bunları zaten bilen biliyordu, rivayeten, sezgi yoluyla veya aklederek pek çoğumuz biliyorduk. Fakat apaçık ortaya dökülmesi başka bir şeydir. Görmezden gelinen bir kabahatin yüzlenmesinin hayatı ve ilişkileri değiştirmesi gibi. Bazılarının daha eşit olduğunu hep bilirken, ‘sözde’ bir ilke olan ‘Herkes eşittir’ ilkesinin açıkça reddedilmesinin başka bir şey olması gibi. Şike bütün dünyada tipik bir ‘Herkesin bildiği sır’ vakasıdır; sır faş olduğu zaman, varsın sırf düzeni sürdürmek için olsun, bir onarım yapılması gerekir. Hiçbir şey yapmamak, insanları alenen hiçe saymaktır.
‘Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ filminde Erkan Can’ın çocuklara söylediği laf var ya: “Hayat futbola fena halde benzer.” Güzel yanından, ikisinin de takım oyunu olmasından hareketle söyler o bunu. Ama çirkin yanı da var: ‘Gücü gücü yetene helâl’ düzeni, paranın iktidarı, kolpa... Bunlarda da futbolla hayat fena halde birbirlerine benzemiyorlar mı? Taraftar milletinin kahir ekseriyeti, tıpkı hayattaki gibi, ‘öyle veya böyle’ kazanmayı istemiyor, saha dışı etkenleri de ulu kulübünün gücünü göstermesinin meşru bir aracı saymıyor mu?
Gazeteler, Federasyon’un eyyam kararını öngören yatırımcıların borsada voli vurduğunu yazıyor. Kulüplerin hisseleri yükselmiş. Borsa ‘bilmiş’ yani. Zaten: Şüphesiz o her şeyi bilendir. Ve malûm, borsanın memnuniyeti önemli.

Bu ligin sohbeti çekilmez
Hakan Kulaçoğlu 25 Haziran’da Fotomaç’ta, Trabzonspor’un Halil Altıntop transferi hakkındaki değerlendirmesini ‘Ayrıca, borsaya da bildiririm’ sözleriyle bağlamıştı. Kulüplerin transfer görüşmelerini ve neredeyse her meselelerini ‘borsaya bildirmeleri’ ‘söyleminin’ ironik bir taklidiydi bu. Ben de, 11 yıldır bu sütunlarda yazdığım haftalık lig değerlendirmelerini artık sürdürmeyeceğimi borsaya bildiririm. Bu ligin sohbetini yapmak içimden gelmeyecek. Lige verilen aralarda yazdığım yazılar var ya; gol sevinçleri üzerine, çirkin futbolcular üzerine, ‘fark attıkça atmak caiz midir yoksa bir noktada merhamet edip durmak mı gerekir?’ üzerine filan... En iyisi hep öyle şeylerden bahsetmek. Futbol hevesi benim için, lige verilmiş uzun bir aradadır artık.

Galatasaray'dan Açıklama

Türkiye Futbol Federasyonun hafta başında futboldaki şike ve teşvik soruşturması ile alakalı olarak yapmış olduğu açıklama sonrası en çok beklenen Galatasaray kulübünün tepkisiydi ve bugün kulüpten "şamar" gibi bir bildiri geldi. Buyurun:

Galatasaray Spor Kulübü'nden Kamuoyuna Açıklama

TFF’nin son kararından sonra Türk futbolunun geleceği açısından ciddi endişe duyduğumuzu belirttik. Bu endişenin nedenlerini açıklıkla dile getirmenin zamanı bugündür.

Futbol, dünyada bir çok ülkenin en önemli imaj unsurlarından biri haline gelmiştir. Globalleşen dünyada, oyunun tek bir kuralı vardır: Rekabet. Bu rekabet tabii ki uluslararası kurallar çerçevesinde yapılır. Aksi halde futbolun marka gücü, değeri ve evrenselliğinden söz edilemez. Herkes, kendi kurallarını uygulayacak olursa, başarının evrensel ölçüsü kalmaz.

Dünya çapında sıfır hata toleranslı bu rekabetin ardındaki neden, sadece imaj meselesi değildir. Bu rekabetin ekonomisi de son derece ciddi boyutlara ulaşmıştır. 2010-2011 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde dağıtılan gelir tutarı 754 milyon Euro’ya ulaşmıştır. Ülkemiz, bu gelirin sadece 20 milyon Euro'sunu elde edebildi. Diğer uluslararası rekabet alanlarını ve dolaylı gelirleri hesaba kattığımızda Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ve futbol aşkının son derece yaygın olduğu ülkemizin bu ekonomiden aldığı pay %2’nin altındadır. Önemli bır futbol ülkesi olan İngiltere'nin aldığı pay 200 milyon Euro'dur.

UEFA Kupası ve Süper Kupa almış kulübe, Dünya üçüncüsü ve Avrupa dördüncüsü olmuş bir Milli Takıma sahip ve nüfusunun yarısından fazlası 24 yaşın altında olan Türkiye’ye, yakın bir zamana kadar futbolun geleceğe damgasını vuracak yeni yıldızı olarak bakılmaktaydı. Son dönemde yaşadıklarımızdan sonra bu noktadan ne kadar uzaklaştığımız ortadadır.

Üstelik oluşan kararsızlık ortamının, daha geçtiğimiz günlerde Olimpiyatlara yeniden ve büyük bir şevkle aday olan, gün geçtikçe uluslararası organizasyon kabiliyeti ve kredibilitesi artan ülkemizin, tüm spor dünyasındaki imajı açısından da büyük bir olumsuzluk yarattığı ortadadır.

Türk futbolunun bugün verdiği sınav, yıllar sonra nice uğraş sonucu elde edilen özerklik konumuna rağmen kendini yönetme becerisine ve erkine sahip olup olmadığı sınavıdır.

Gelişmelerin ilk gününden beri son derece açıklıkla belirttik: Hiç kimsenin üzüntüsü, acısı, bizim sevincimiz olamaz. Hepimiz aynı gemideyiz ve geminin adı Türk Futbolu’dur. Gerçek şudur ki, gemimiz ağır bir yara almış, futbolumuz mahkemelere düşmüş, kişisel ve toplumsal dramlar ortaya çıkmıştır. Ancak alınan bu yara, her gün biraz daha büyürken, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak daha büyük maliyetlere yol açacaktır. Gün dövünme, tartışma, kavga günü değildir. Hep beraber oturup ortak bir akıl ve strateji oluşturma günüdür.

Bu strateji “zaman kazanma”ya dayandırılamaz. Kendimizi yönetme becerisi ve erkine sahip olduğumuzu kanıtlamamız için atılması gerekli adımlar bellidir. Geciktikçe bedel daha da ağırlaşacaktır. En kötüsü bu adımları biz zamanında atmaz isek, başkalarının bizim adımıza atması kaçınılmazdır. Kurallar çerçevesinde hatalarımızla yüzleşip gereğini biz yapmazsak dünyada bunu üst kuruluşlar yapar. Kendi kangrenli parmağımızı kendimiz kesmezsek, birileri gelir kolumuzu keser. “Biz yapamadık, onlar yaptı” diyemeyiz. Uygar dünyanın saygın bir üyesi olmak, öncelikle hatalarımızla yüzleşip, kendimize karşı dürüst olmaktan geçer.

Türk Futbol endüstrisinin yöneteni bellidir. Futbol tarihimizin en önemli problemi önlerine gelmiştir. Böyle bir meselede adaleti tam ve net olarak sağlamak çok zordur. Ancak onun görevidir. Bu görevi başkalarına bırakamaz, devredemez. Bizlere düşen ise kendilerine sonuna kadar destek vermek ve yardımcı olmaktır.

Futbolumuzdaki bazı şahsiyetlerin hırsları, bir an için akıllarının önüne geçmiş olabilir. Bu her bireyin, her an başına gelebilir. Bu durum bazı haksızlıklar ve adaletsizlikler yaratmış olabilir. Ancak dünyada barışın en büyük çimentosu olan spor dünyasında hiç kimsenin söz konusu rakibi de olsa bir tek gün bile özgürlüğünün sınırlanması istenemez.

Ama ne anlayış, ne acıma, ne dostluk duygularımız hataları ortadan kaldırmaz. Yapmamız gereken, FIFA ve UEFA'nın tüm kurallarını, uluslararası futbol camiasının örf ve adetlerini eksiksiz yerine getirmektir. Ne eksik ne fazla. Böyle bir uygulama hata yapan futbol yöneticilerimizi, spor insanlarımızı hapisten kurtaracağı gibi, Türk futbolunun kaderini kendimizin çizmesi demek olacaktır. Bu uygulamayı başkasına bırakmak, yapacağımız en büyük hata olur.

110 yıllık geçmişi olan, artık kültürümüzün bır parçası olmuş futbolumuzun kaderini, başkalarının çizmesini kabullenmek gibi bir tarihi hatayı yapma lüksümüz yoktur, olamaz.

Aksi takdirde tarih, hepimizden hesap sorar.

GALATASARAY SPOR KULÜBÜ

Bıyıklı Adam!


30 yıldır Nou Camp stadında futbolcuların sahaya çıktıkları çıkış tünelinden sorumlu olan Francesc Satorra, bir gün bu kadar ünlü olacağını hiç hayal etmiş midir acaba? Barcelona-Real Madrid maçının sonu yaklaşırken futbolcular arasında çıkan arbedeye Mourinho da dahil olup, Barcelona yardımcı hocası Vilanova'nın gözüne parmağını soktuğu fotoğrafta, Satorra arka fonda olayları izleyen kişi olarak yer alıyordu. Bu resim sanal alemdeki bloglar, facebook, twitter üzerinden o kadar paylaşıldı ki, "bıyıklı adam" dünyaca meşhur oldu. Twitter üzerinden #eldelbigote hashtagı ile artarken popularitesi Satorra'nın, facebook üzerinden de "Mourinho ve Vilanova'nın arkasındaki bıyıklı adam" adıyla 2 bini aşkın takipçisi olan grup kurulmuş. Bu populariteyi paraya çevirmeyi düşünen bir grup da "The Observer" adıyla Satorra'nın t-shirtlerini de satışa çıkarmış...

Çok Güzel Hareketler Bunlar


Beşiktaş-Alania maçında gol atan Guti Türk bayrağını öperken, Almeida, asker selam vermiş...
Bu acılı günlerde iki yabancının göstermiş olduğu hassasiyet oldukça anlamlı...
Gracias Guti, obrigado Almeida...

18 Ağustos 2011 Perşembe

Steaua Bükreş:2-0:CSKA Sofya


Başlıktaki maç skorunu görenler, Rumenlerin iç sahada oynadıkları UEFA Avrupa Ligi Play Off turu ilk maçında rahat bir oyun sonrası, turu alacak skoru kazandıklarını düşünebilirler ki, oldukça normaldir, fakat Cluj'un Constantin Radulescu stadında oynanan karşılaşmanın baş rollerinde deplasman takımı ve taraftarı yer alıyordu.
Steaua Bükreş'in kendi sahasına lisans alamaması sonrası bu karşılaşma için Bulgaristan sınırına en uzak yerlerden biri olan Cluj'u seçmesine rağmen, kırmızı-beyazlı taraftarlar kendilerine ayrılan tribünü doldururken, maç öncesi de yol parası kadar kara borsaya bilet için para dökmek zorunda kaldılar. 20 bin kişilik stad tamamen ev sahibi taraftarlar tarafından doldurulurken, meşaleler yakan, ses bombası atan, tribünde görsel şovlar ve tezahürat yapan ise CSKA'lı ultraslar oluyordu. Özellikle de "kardeşlik diyalogları" olan Steaua'lı ultraslara destek için açmış oldukları "Becali, paralarını al ve git! Steaua'yı bırak" pankartı, ev sahibi tribünlerden alkış alıyordu.
Taraftar deplasmanı nasıl "Bulgarska Armia" stadına çevirdiyse, Radukanov'un takımı da evde oynar gibi baskılı başlamıştı oyuna, zaten hoca da takımı bozmamış, deplasmanda oynamasına rağmen Platini, Zicu ve Delev'den oluşan üçlü forvetini muhafaza etmişti. İlk 15 dakikada oyun CSKA'nın hakimiyetindeyken, sonrasında ev sahibi Tatu ve Tanase ile M'Bolhi'nin kalesinde tehlikeler yaratma uğraşı veriyordu. Bu ataklardan birinde CSKA defansı "uyukuda" yakalanınca Costea'nın iki adımdan vuruşunu M'Bolhi klas bir şekilde çizgi üzerinde kurtarıyor ama dönen topta CSKA'lı savunmacılar ikinci kez aynı hatayı yapınca bu kez Galamaz takımı öne geçiriyordu. Golün şaşkınlığını atan kırmızı-beyazlılar, ki maçta siyah formayı tercih etmişti, Steaua kalesine Bandalovski ve Ademar'ın kanat bindirmeleriyle giderken, kahramanımız Delev, 30. dakikada topu beraberlik fırsatı yerine kale arkasındaki taraftarına yolluyordu. Devrenin bitmesine yakın ise futbol dilencilerinin "ağzının sularını akıtacak" pozisyonlar gerçekleşiyor, bir tarafta Tatu, penaltı noktasının 5 adım ilerisinden boş pozisyonda topu M'Bolhi'ye nişanlıyor, dönen atakta Ademar'ın vuruşunu Tatarushanu kornere çeliyordu.
İlk yarıyı geride bitiren Radukanov, ikinci devreye Nelson'ı oyuna sokarak başlıyor ve iyice ablukaya alıyordu Steaua kalesini lakin aradıkları gol bir türlü gelmiyordu. Platini vuruyor, Yanchev plaseliyor, Bandalovski Messileşiyor ama CSKA'lılar aradıkları golü kaydetme becerisi gösteremezken, ilk yarı iki adımdan topu kaleye sokamayan Tatu, takımının ikinci yarıdaki tek pozisyonunda, ceza sahası dışından yerden sert vuruyor ve Steaua taraftarının maç boyunca ilk defa tezahürat yapmasını sağlıyordu. İki farklı geriye düşen CSKA Sofya'lı topçular, kendilerine avantaj getirecek gol için bastırdıkça bastırıyor ama "olmayınca olmuyor" kuralı da devreye çoktan girmiş gözüküyordu: 89. dakikada Zicu'nun topu boş kaleye sokamamasına başka ne denir ki?
Deplasmanda belki de gruplara kalmayı garantileyeceken CSKA Sofya, şimdi bir hafta sonra Vasil Levski stadındaki rövanş maçına 2-0lık bir dezavantaj ile başlayacak, ama bu geceki oyunu sergilemeleri halinde taraftarlarının da desteği ile iki gol atmaları imkansız da değil, yeter ki kalelerinde gol görmesinler, zira böyle bir talihsizlik durumunda 4 gol atmaları gerekecek ki, bu da hiç kolay değil...

Adını Siz Koyun


Bir otobüs dolusu City'liye karşı tek başına bu hareketi yapabilmenin adı nedir?
Siz söyleyin...

Mourinho'nun Yarası

Aşağıda Mourinho'nun kaybetmeye dayanmayıp, Barcelona yardımcı antrenörü Tito Vilanova'ya yaptığı terbiyesizliğin fotoğrafını kullandık, videosu burada. Portekizli sadece bununla kalmamış, maç sonunda Vilanova'yı tanımadığını söyleyip, "Pito Vilanova mı? O da kim" diyerek aklınca da dalga geçmiş.
Maçı seyrederken de Mourinho'nun ağzı, burnu, eli, kolu nedense hiç durmuyor, sürekli birilerine "salça olma"nın derdindeydi...
Peki neydi hocanın yarası?
Buyrun istatistikler aşağıda...
Barcelona'ya karşı 7 El Clasico'ya çıkan Jose Mourinho, bunlardan sadece birini kazanabilmiş. Üstelik kalesinde 14 gol görürken, Messi'den yediğinin bir fazlasını yollamış Valdez'in kalesine...
İstatistiklerde açık ara geriyken, sahada oynadıkları futbolda da Pep'in takımı Mourinho'nun on birininden hep daha fazlasını yapmış...

Hal böyleyken, Mourinho çıldırmakta haklı galiba!?

29 Ekim 2010/Barcelona:5-0:Real Madrid/Gol:Xavi,Pedro,Villa(2),Jeffren
16 Nisan 2011/Real Madrid:1-1:Barcelona/Gol:Ronaldo-Messi
20 Nisan 2011/Barcelona:0-1:Real Madrid/Gol:Ronaldo
27 Nisan 2011/Real Madrid:0-2:Barcelona/Gol:Messi(2)
3 Mayıs 2011/Barcelona:1-1:Real Madrid/Gol:Pedro-Marcello
14 Ağustos 2011/Real Madrid:2-2:Barcelona:Gol:Mesut,Alonso-Villa,Messi
17 Ağustos 2011/Barcelona:3-2:Real Madrid/Gol:Iniesta, Messi(2)-Ronaldo,Benzema

Hazımsız!


Kaybetmeye mahkümsun zira adam değilsin!


17 Ağustos 2011 Çarşamba

Galatasaray'ın Kaptanı Sabri

Arda Turan'ın Atletico Madrid'e transferi sonrası ilk akla gelen sorulardan biriydi Galatasaray'da kaptanlık pazu bandını kimin takacağı. Kulüp şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapmazken, Fatih Terim, takımın en tecrübelilerinden ve zaten ikinci kaptan olan Ayhan'ın takımın başında sahaya çıkacağını belirten bir açıklama yapmıştı. ultras/Movement blog olarak Arda'nın gidişatı sonrası başlatmış olduğumuz ve bir hafta süren anket sona erdi ve takipçilerimiz Galatasaray'ın yeni kaptanı olarak Sabri Sarıoğlu'nu belirledi. Sabri en fazla oyu alırken, Baroş ikinci ve yeni transfer Selçuk üçüncü oldu. ultras/Movement takipçileri ise Ayhan'ı pek desteklememiş gözüküyor, Fatih Terim'in aksine...

Aaron Biber


Aaron Biber, bu blogta anlatmaya alışık olduğumuz üzere bir futbolcu ismi değil, o Tottenham'da yıllardır berberlik yapan 89 yaşında biri. Geçtiğimiz hafta Londra'da başlayan isyan hareketleri sırasında, yağmacılar bu yaşlı adamın dükkanını da hedef almışlar ve camlarını kırıp, dükkana girip, içindekileri yağmalamışlar, arkalarında sadece Peter Crouch'un imzalı resmini bırakmışlardı... Yukarıdaki fotoyu gördüğümüzde içimiz acımış, üstelik Biber'in söyledikleri sonrası yağmacı veletlere sağlam bir küfür de sallamıştık: "Büyük ihtimal dükkanı kapatacağım, zira ne sigortam var ne de bu hasarı tamir ettirecek param"

Sosyal medyada bu fotoğraflar paylaşılınca, İngilizler Aaron Biber'e yardım için bir kampanya başlatmış ve şimdiye kadar 35 bin pound para toplamışlar. Dükkanı toparlayacak paraya sevinen Aaron'a, bir de sürpriz yapılmış ve imzalı resmini dükkanında bulundurduğu, en sevdiği topçu olan Peter Crouch, bu yaşlı berberi ziyaret edip, saç traşı olmuş... Sabah sabah dünyada güzel şeylerin olduğunu görmek de güzel...


16 Ağustos 2011 Salı

Aslanlar Sezonu Açtı


Özlemiştik kendilerini. Harika ve hikayelerle süslü epik bir sezondan sonra tatillerini yapıp yorgunluklarını attı oyuncularımız. Yazın bizim açımızdan çok hareketli geçti. Transferlerle ve yeni yapılanmayla ilgili ayrıca bir sezon değerlendirmesi yapacağız. Hamle açısından geçen olumlu 2 aylık dönemden sonra açıkçası heyecanla bekliyorduk yeni sezonu. Sezon açılışına milli takımlarında bulunan oyuncularımız Ender, Furkan, Andric, Songaila ve Lakovic katılamadılar. Ayrıca yine yeni transferimiz genç oyuncu Doğukan Sönmez'de izinli olduğu için yer almadı. Bunların dışında yeni transferler Jamon Gordon ve Cevher Özer, sezonun ilk antrenmanında yer aldı.


Yeni yüzleri takımda görmenin güzelliği dışında yeni gelişmeler de yaşandı geçen süre zarfında. Cafe Crown ile yapılan isim sponsorluğu bitti ve bir çok kurumun isim sponsorluğu için teklifde bulunduğu dile getirildi. Ancak şimdilik herhengi bir kurumsal anlaşma yapılmış değil. Benim temennim ismin bu şekilde kalması ancak sponsor spor çağının en önemli unsuru. Dolayısıyla yeni bir sözleşmeye imza atılacağını düşünüyorum. Ayrıca yeni forma sponsorumuz kulübün Adidas ile sözleşmesi bittiği için Basketbol'da(voleybolda da) Ünlü italyan Errea markası oldu. Bize yeni sezonda bol şans getirmelerini diliyorum. Bunların dışında Maçlarımız yine adeta mademiz olan ve bizi fazlasıyla yansıttığını ve bütünleştiğimizi düşündüğüm Abdi İpekçi Arena'da oynanacak. Antrenmanlarımız da yine Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonunda gerçekleştirilecek.

Geride bıraktığımız sezon her açıdan takımımız açısından olağanüstüydü. Herkes yeni sezonu merak ediyor haliyle. Galatasaray geçtiğimiz sezon karakter olarak çıtayı en yükseğe koydu. Bu sezon için sorulacak en kritik soru bence o karakteri tekrar yakalayıp yakalamamak oalcaktır. Çünkü kadro, kağıt üstünde zaten üst düzey. Şampiyonluk ve başarılarla süslü bir sezon olması dileğiyle...




Agüero'nun Gazabı

"Eğer dikkatli olmazlarsa bu Agüero takımlara çim yedirecek. Tanrı bizi Agüero'nun gazabından korusun, bazı takımlar için haydi dua edelim."
Emmanuel Eboue
Futbolcu
Agüero'nun Swansea maçında attığı 2 gol sonrası twitterda yorumda bulunurken

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Ultras Muslera


Lazio forması giydiği dönemde AS Roma Merda pankartı ile kendi taraftarının önünde poz veren ultras Muslera...

Fenerbahçe derbisinde buna benzer bir pankartla dolaşırsa Galatasaray tribünlerini, "bayrak" adam olur, ultrAslan Muslera olur...

CSKA Sofya:1-0:Chernomorets


Bulgaristan A Grupanın ilk haftasında Lokomotif Sofya'yı mağlup ettikten sonra, kritik Steaua Bükreş maçı öncesi ligin ikinci haftasında Chernomorets önüne çıkan CSKA Sofya, rakibini Zicu'nun 79. dakikada attığı golle mağlup ederek geçen yıldan farklı olarak lige "sağlam" bir başlangıç yapmış oldu. Kırmızılılar galip gelirken, ligin iddialı ekiplerinden Litex, Vidima Rakovski ile 1-1 berabere kalırken, Levski Sofya ise "karadeniz" deplasmanında Cherno More'ye 3-1 kaybedince kulüpte başta hocanın olmak üzere, bazı topçuların da suyu ısınmış oldu...



ЦСКА - Черноморец 1:0
1:0 Зику - 79'
ЦСКА: Мболи, К. Стоянов, Попов, Трифонов, Бандаловски, Янчев, Галчев (Адемар - 75'), Зику, Платини, Нелсън (Живец - 85'), Делев (П. Стоянов - 90')
Черноморец: Колев, Дянков, Бонев, Николов, Кишишев, Фо-Поре, Балджийски (Христов - 83'), Дяков (Кики - 87'), Цонков, Хамрун (Крумов - 77'), Андонов

Fabregas Barcelona İdmanında

Cecs Fabregas Barcelona ile sözleşme imzaladıktan sonra Guardiola ile ilk idmanda...

Bundan Sonra Ne Olacak?

"Birşeyi anlamakta güçlük çektim, şu anda tutuklu bulunanların disiplin kuruluna sevkedilmiş olmalarını anlayamadım. 2-TFF anladığımıza göre bu şike ve teşvik konusuyla ilgili kararları adli mecrilerin son çalışmalarından sonra verecek. O zaman şunu sormak istiyorum; acaba bundan böyle lig fikstürünü Spor Toto Teşkilatı, haftalık maç cezalarını Adalet Bakanlığı mı verecek yoksa TFF bu uygulamalarına devam edecek mi?"
Kemal Belgin
Spor Yazarı
TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'a soru sorarken

Güle Güle İmparator

Imparator imparator
Sensiz olmaz Bursaspor...

Mekanın cennet olsun Nejat hocam...

13 Ağustos 2011 Cumartesi

"Doktor! Kes Şu Ayağı!"

"Futbolu bıraktıktan sonra ayak bileğimde ağrılar meydana geldi. Bir keresinde doktora ayağımı kesmesini bile söyledim ama o 3 sene önce ayağımı ameliyat etti. Şimdi futbol oynayamıyorum ama tenis oynabiliyorum ve eskisi gibi ağrılar hissetmiyorum".
Gabriel Batistuta
aka Batigol
Eski Futbolcu
"Batistuta ne ayakta duruyor ne yürüyebiliyor" dedikodularına cevap verirken

Hodri Meydan,Tatangalar ve Usame

Nasıl bıraktın o mübarek sakalı
Nasıl vurdun Amerika'yı
Usame Baba bize kıyak yapsana
Sakarya'yı bombalasana

Kocaeli manyak mısın?
Kaç kez k...k anlamadın
Usame'ye çağrı yaptın
Bu kadar mı aciz kaldın?

Hafta Sonu Şifresiz Maçlar

13 Ağustos Cumartesi
16.30 Wolfsburg-Bayern Munih/ TRT3
19.30 Mönchengladbach-Stuttgart/ TRT3
14 Ağustos Pazar
00.50 Portekiz-Arjantin/ TRT3
03.55 Meksika-Kolombiya/TRT3
16.00 Revan baku-Neftchi/ Space TV
16.30 Kaiserslautern-Augsburg/ TRT3
18.30 Bayer Leverkusen-Werder Bremen/ TRT3
19.00 Baku-Simurg/ İdman TV
20.55/ TRT Ankara Kupası Finali/ TRT3
23.00 Real Madrid-Barcelona/ Kanal D
01.55 Brezilya-İspanya/ TRT3

"Dünya Fidel'in Heykelini Yapmalı"

Arjantin'in ilk gecekondu kültürü dergisi olan ve fotoğrafçısından sayfa tasarımcısına kadar bütün çalışanlarının gecekondularda yaşan halktan olan La Garganta La Poderosa'ya bir röportaj veren Diego Armando Maradona, dünyanın açlıkla boğuştuğu ve 14 milyon Afrikalının yiyecek bir dilim ekmeği olmadığı bir ortamda, Kübalılar rahatlıkla karınlarını doyurabiliyorsa, Fidel Castro'nun yaptıkları örnek alınmalı ve dünya onun büyük bir heykelini yapmalı diye konuşmuş. "Politikacı olarak tek saygı duyduğum lider Fidel Castro'dur, çünkü halkı için yaşadı ve hayatını halkı için riske attı. Bu sebeple bütün devrimlerin de babasıdır. Kübalıların belki renkli plazmaları yok ama yiyecek yemekleri var." diyen Maradona, hastalıkla mücadele eden Venezuela başkanı Hugo Chavez'e de geçmiş olsun dileklerini iletip, Castro'nun yolundan gitmesi için tanrının kendisine uzun yıllar sağlık vermesini dilerken, Amerika başkanı Obama'ya da "Neden bana Amerika vizesi vermiyorsunuz?" diye sormayı da ihmal etmemiş. 10 sayfalık röportajda Maradona, sadece politika hakkında konuşmayıp, geçmişinden de bahsederek "Ben gecekonduların olduğu fakir bir semtte dünyaya geldim ve ömrüm boyunca da bununla gurur duydum." diyerek röportajı sonlandırmış...

Hoşgeldin Cesc

Ve yıllarca süren pembe dizi en sonunda izleyenlerine veda ederken, Cesc Fabregas, Puyol ve Pique'nin arasına katılıyor. Barcelonalı topçular, twitter üzerinden yeni takım arkadaşlarına "hoş geldin" twittleri atarken, takip etmek isteyenlere de twitter adrselerini yazalım bu üçlünün:

12 Ağustos 2011 Cuma

Yıldırım Bosna Spor Logosu

İstanbul Amatör küme ekiplerinden Yıldırım Bosna Spor, yeni sezona yeni logo ile başlayacak. Eski logodan farklı olarak takımın kökenini simgelemek adına Mostar köprüsü yeni logoya eklenirken, sağ ve sol taraftaki aslanlar da dikkati çekmekte...


Premier Lig ve Kramponlar


İngilizlerin Daily Mail gazetesi ilginç bir araştırma yapmış ve bu yıl ligde mücadele edecek olan topçuların hangi marka krampon giyeceklerini listelemiş. Top oynayan gençler çok meraklıdır ayakkabı markalarına, bu yazı da onlara gelsin:



Umbro Geometra

Kim Giyer: Jordan Henderson (Liverpool), Joe Hart (Man City), Jonas Gutierrez (Newcastle), Nedum Onuoha (Man City) Phil Jagielka (Everton).

Fiyat: £120




Umbro GT

Kim Giyer: Connor Wickham (Sunderland), Kyle Walker (Tottenham), Gael Clichy (Man City).

Fiyat: £80


Umbro Speciali-R

Kim Giyer: John Terry (Chelsea), Darren Bent (Aston Villa), Michael Owen (Manchester United), Andy Carroll (Liverpool)

Fiyat: £80


Adidas Predator

Kim Giyer: Steven Gerrard (Liverpool), Nani (Manchester United), Robin van Persie (Arsenal).

Fiyat: £155


Adidas adiPure ve F50

Kim Giyer: adiPure - Frank Lampard (Chelsea), Tom Cleverley (Manchester United), Gareth Barry (Manchester City), Jack Rodwell (Everton); F50 - Ashley Young (Manchester United), Gareth Bale (Tottenham), Samir Nasri (Arsenal), Luis Suarez (Liverpool), David Silva (Manchester City), Jermaine Defoe (Tottenham).

Fiyat: £120 (adiPure); £210 (adizero F50)


Puma King

Kim Giyer: Mikel Arteta (Everton), Michael Carrick (Manchester United)

Fiyat: £130


Puma v1.11 ve PowerCat

Kim Giyer: Steven Pienaar (Tottenham), Peter Crouch, Emmanuel Eboue (Arsenal), (Tottenham), Michael Dawson (Tottenham).

Fiyat: £135 (v1.11); £135 (PowerCat)


Nike Tiempo Legend IV

Kim Giyer: Ashley Cole (Chelsea), Javier Hernandez (Manchester United), Joe Cole (Liverpool).

Fiyat: £275


Nike CTR 360 MAESTRI II

Kim Giyer: Jack Wilshere, Cesc Fabregas (Arsenal)

Fiyat: £235


Nike Vapor Superfly III

Kim Giyer: Luka Modric (Tottenham), Theo Walcott (Arsenal), Didider Drogba (Chelsea)

Fiyat: £280


Nike Total 90 Laser III

Kim Giyer: Wayne Rooney (Manchester United), Fernando Torres (Chelsea), Clint Dempsey (Fulham), Ben Foster (West Brom) Rio Ferdinand (Manchester United)

Fiyat: £255


Mutu ve Tamas'a Milli Yasak

Çarşamba günü San Marino ile Romanya'nın yapacağı hazırlık karşılaşması öncesi pazartesi gecesi kampı terk edip bir gece kulübünde eğlenen Adrian Mutu ile Gabriel Tamas'a ömrü boyu milli forma yasağı geldi. "Bu iki yetenekli oyuncu için yazık olacak ama ne yapalım, kurallar açık ve oldukça sert ve onlar da yaptıkları eylemin başların ne gibi felaket getireceğini bilmek durumundaydılar" şeklinde konuşurken Milli Takım hocası Victor Piturca, Rumen basını da bu iki oyuncunun daha önce de buna benzer "kaçamaklarının" bulunduğu ve Piturca'nın kararında haklı olduğunu belirtmişler. 2012 Avrupa şampiyonası elemelerinde D grubunda mücadele eden Romanya, 13 puanlı lider Fransa'nın 5 puan gerisinde yer alırken, önümüzdeki günlerde Lüksemburg ve Fransa ile önemli karşılaşmalara çıkacak...

Blog Widget by LinkWithin