28 Ocak 2013 Pazartesi

Galatasaray.2 Beşiktaş.1

  • TT Arena'dan en son  Fenerbahçe galibiyetinin keyfiyle ayrılan Galatasaray taraftarı aradan sadece 40 gün geçmesine rağmen, bu sefer çok değişik heyecanlarla mabedine geri döndü. Memleketimin korsanı da 6 gün önce geleceği kesinleşen Hollandalının atkılarını ilk maçta tezgaha yetiştirerek Türkiye'nin nasıl bir tekstil ülkesi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
 
  • Stada girdiğimizde Sneijder'ın etkileri buram buram hissediliyordu. Doğu tribün önüne açılan "Burası Galatasaray! Wesley efsane olmak için yüreğini ortaya koymalısın" pankartıyla taraftar Quaresma, Lincoln benzeri vakaların akıllarında olduğunu belirtiyordu. Yumruk şov için tribünlere ilk çağrılan isim de henüz Sneijder değil. 
  • Şahsi olarak şunu söyleyebilirim, eskiden maç öncesi oyuncular ısınırken hep gözüm Hagi'de, onun şut antrenmanını izlerdim. O zamandan bu yana ısınmalarda dikkatle izlediğim bir oyuncu olamadı ne yazık ki. Umarım Sneijder maç öncesi keyfimizi de geri getirir.
 
 
  • Takım daha santra yapılmadan, sahadaki hareketlerinden maça ayrı bir motivasyonla hazırlandığını belli ediyordu. Başta Melo ve Muslera olmak üzere tüm oyuncular birbirlerini maça hazırlamaya çalışıyordu. 
  • Bu gazlamanın etkisini erkenden gördük. Baskıyla maça başlayan Galatasaray daha 3.dakikada golu bularak işini çok kolaylaştırdı.
 
  • İlk yarı tribünün de desteğiyle oyunun hakimiyeti birçok iç saha maçında olduğu gibi yine Galatasaray'daydı. Göze batan isimler eski günlerine benzer şekilde tekmeye kafa sokarcasına oynayan Melo, defansın vazgeçilmezi Semih, ciğerine ciğer katan Hamit ve rakip defansı geçen sene olduğu gibi rahatsız eden Elmander'di. .Maç oynanırken tribündeki taraftarın ise aklında hep 2. golu bulup skoru garantiye alarak bir şekilde Sneijder'i izlemek vardı.
  • Beklenen gol de soyunma odasına gitmeden hemen önce gelince devre arasında taraftara Sneijder'in kaçıncı dakikada gireceği ile ilgili konuşma fırsatı doğdu.
 

  • Fatih Terim de taraftarın gönlünden geçeni çok iyi bildiği için hemen 2.yarının başında Engin'le birlikte Sneijder'i ısınmaya yolladığında tribünler gol olmuşcasına ayaklandı. Böyle bir anı Real Madrid - Zürih maçında Cristiano Ronaldo'nun ısınmaya çıktığında yaşamıştım, bir anlık dejavu oldu.
  • Millet aşık aşık Sneijder'in açma germe hareketlerine bakarken, Beşiktaş tam zamanında şaplağı yapıştırıp herkesi gerçek dünyaya geri döndürdü.
 


  • Aslında o golun ardından Sneijder girmez diye düşünmüştüm ama Fatih Terim kafasındakinden vazgeçmedi, Engin'le birlikte yeni yıldızı da oyuna alarak vuslatı gerçekletirdi.
  • Yine Hagi'yle kıyaslama ihtiyacı hissedeceğim ama; Hagi denince aklıma gelen ilk şeylerden biri de Sami Yen'deki ilk maçı olan, arabada şehirlerarası yolda giderken radyodan dinlediğim  Galatasaray-Trabzonspor karşılaşması ve o maçta attığı attığı frikik goludur. Acaba yıllar sonra bugünkü sahne de akıllarda yer edecek mi, "Karlı bir İstanbul akşamı Beşiktaş maçıydı, oyundan Emre çıkmıştı..." diye başlayan hikayeler anlatılacak mı?


  • Lakin gerine gerine ağız tadıyla Sneijder'i izlemek Melo'nun gördüğü kırmızı kartından sonra başka bahara kaldı. Fatih Terim hala manasını çözemediğim Elmander-Hakan Balta değişikliğine gidince, Sneijder asıl mevkisi olmayan forvete geçti ve zaten formsuz olan, bir de üstüne alışık olmadığı sol açık mevkisinde oynayan Hakan Balta ile pas alışverişi yaparak pozisyon üretmek zorunda kaldı.
  • Umarım yanılıyorumdur ama bazı pozisyonlarda oyuncuların Sneijder'e pas vermeyi tercih etmediğini hissettim. Özellikle Riera'nın sol kanattan yaptığı bir atakta yayda Sneijder boştu ama o gereksizce çalım atmayı denedi.
  • Kırmızı karttan sonra, yazın oynanan Süper Kupa finalinde Fenerbahçe'ye karşı 10 kişi kalan Galatasaray'ı gördüm sahada. UEFA finaliyle ilgili çekilen belgeselde Fatih Terim'in 10 kişi kalma ihtimaline karşı antranmanda 10 kişiye göre de taktik çalıştırması yaptırdığını görmüştüm. Sanırım bu çalışma aynı şekilde devam ediyor.
  • Hakeme de çok ufak değinmek istiyorum. Kişisel fikrim futbolun mücadele oyunu olduğu ve biraz sertliğe müsaade edilmesi gerektiğidir. Tolga Özkalfa gelene geçene faul çaldı ama hiçbir faule kart göstermedi. Kırmızı kartı bile 2 kere göstermek zorunda kalması kontrolu kaybetme göstergesiydi. Kırmızı karttan sonra ise kartlarını bolca kullanarak uygun bir fırsatta Beşiktaş'ı da 10 kişi bırakma eyyamında olduğunu hissettim.
  • Maç sonu kutlamalarda takımın Sneijder'i de katarak yaptığı sevinç görüntüleri maç sırasında oluşan önyargımı biraz olsun hafifletti. Soyunma odasına giderken bizim Hollandalı da herkes gibi Abdürrahim Albayrak'tan elbette ki nasibini aldı. 




  • Maçtan çıktık, otoparka doğru gidiyorduk ki bir başka bomba yayıldı etrafa. Antalyaspor maçıyla aynı gün bizimle ilgili plan yapmak isteyenlere bir mazeretimiz var: "Bu akşam Drogba'yı izlemeye gidiyorum da..."


26 Ocak 2013 Cumartesi

Cantona'nın Rolls Royce'u

Eric Cantona artık futboldan öte bir figür oldu, bunu bilmeyen kalmadı. Ünlü Fransız geçtiğimiz günlerde Amerikalı meşhur grafiti üstadı "JonOne"ı davet edip, 84 model Rolls Royce'unu boyatıp kimsesizler yararına çalışmalarda bulunan Abbe Pierre vakfının açık arttırmasında satışa sunmuş. Müzayedede 125 bin euroya alıcı bulunan arabadan topladığı parayı da vakfa hediye ederken "Rolls Royce'lar zenginliğin sembolü, ben de zenginin malını fakire vererek, memleketteki zenginlerin kimsesizleri görmesini istedim" diye niyetini açıklamış...

Ajax'ın Kaleci İdmanı

 Futbola taktik teknik yönden bir çok yenilik getiren Hollanda'lılar, şimdi de kalecilerin penaltı kurtarışları üzerine çalışmaya başlamışlar. Ajax kulübü idmanlarda üzerinde kamera olan gözlükleri kalecilerine taktırıp, onların topu görüş açıları ve refleksleri hakkında bilimsel çalışmalarla file bekçilerini yetiştirmeye başlamış. Bu çalışmaların meyvesi de görülüyor: Kaleci Kenneth Vermeer, bu sezon Hollanda liginde Ajax kalesine atılan 3 penaltının 3ünü de kurtardı...



Arkadaşının Aşkı

Manchester United, Crystal Palace'ta top koşturan Wilfried Zaha'yı sezon sonunda kadrosuna dahil edeceğini açıkladıktan sonra, genç oyuncuyu sağlık kontrollerinden geçirmek üzere Manchester'daki Bridgewater hastanesine davet etti. Büyük heyecanla hastaneye gelen Zaha, giydiği t-shirtle birden "sosyal medya"nın gündemine oturuverdi. Futbolcunun üzerindeki t-shirtte yarı çıplak vaziyette görünen modelin İngiliz medyası Ryan Giggs'in eski sevgilisi Imogen  Thomas olduğunu iddia ederken, bazılarına göre ise River Island'dan 8 pounda alınan bir t-shirtteki sıradan bir fotoğraftan öteye olmadığı yönünde. İşin aslı her neyse de, Zaha  Manchester United'da sadece forma savası vermeyecek, bir de kendisini anlatmaya çok uğraşacak bu yaz...

Kim Kimden Kime #18

  • Transfer dönemleri lig dönemi kadar heyecanlı, kimisi için de maçlardan da öte adrenalinin tavan yaptığı zamanlardır. Biri ortaya bir söylenti atar, o diğerini bunu "ballandırarak" anlatır, başkası üstüne bir kaç yorum katar ve futbol gündemi birden değişiverir. Umutsuz yaşamak "beş para etmez ya", o gelecek, bu gelecek ümidiyle gazete almak, televizyon başına geçmek yahut interneti açmak paha biçilmez olsa gerek. Transfer aylarında aktif olan "Kim Kimden Kime" başlığını da tekrar "tozlu raflardan" çıkarıp, biz de duyduğumuzu, okuduğumuzu yazalım buralara dedik...
  • Bizim gurbetçi Barış Özbek, takımın çalkantılı dönemlerinin kurbanı olmuş, Trabzonspor'a yollanmıştı. Orada da şanssızlık yaşadı, sakatlandı ve "kadronun değişmezi" olamadı, unutuldu gitti. Bugün öğrendim ki tekrar "Almanya acı vatana" dönmüş. Barış, 2016 senesine kadar Union Berlin'le anlaşmış. Bir çok taraftarın aksine severdim Barış'ı, yolu açık olsun...
  • Yunan Gekas, Akhisar Belediyespor'a transfer olmuş, Egeliler mutlu olurken, Karadenizliler üzülmüştür. Gekas Samsun'u, Samsunlular da Gekas'ı çok sevmişti, keşke kırmızı-beyazlılar biraz çaba gösterip alsalardı Yunan golcüyü, takımı dipten yukarılara doğru çıkmasında büyük katkısı olurdu. 
  • Samsunspor'dan ayrılırken "Ben burayı çok sevmiştim ama kızıma ve nişanlıma daha yakın olmak için Türkiye'den ayrılıyorum. Bir gün tekrar geri döneceğim" diyen Simon Zenke'nin memleketimizden ayrılığı pek uzun sürmedi ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a transfer oldu. Bülent Korkmaz da son ayların modası "kontraya iyi çıkabilen takım" yaratma hevesine girmiş anlaşılan...
  • Keita, Şanlıurfaspor yolundaymış, hatta imzanın an meselesi olduğu yazılıyor. Urfa'ya büyük heyecan getireceği kesin, sene başında bizimkiler biraz zorlamışlardı ama olmadı transfer, TT Arena'da oynayamaz mıydı, hem de nasıl kaldırırdı ayağa tribünü...
  • Drogba'nın menajerlerinin İstanbul'da olduğu hatta transferinin Beşiktaş maçından sonra açıklanacağı haberini okudum sosyal medyada... Olur mu?
  • Casillas sakatlanınca "paçaları tutuşan" Mourinho, Sevilla'dan Diego Lopez Rodriguez'e transfer etti. "Bana Adan yeter" diyordu Portekizli bir aralar ama...


Futbolcular Arkadaşlık Sitesinde


Paparazziler bar, pub yahut disko çıkışı yanlarında sarışın hatunlarla çıkan futbolcu bekleyedursun, İngiltere'deki topçular artık akıllanmış ve çapkınlıklarını sanal aleme taşımışlar. İngiltere'nin en fazla üyeye sahip arkadaşlık sitelerinden olan undercoverlovers.com'dan bir yetkilinin belirttiğine göre site üyeleri arasında Manchester United ve Chelsea'den olmak üzere 40tan fazla Premier Lig ve Championship oyuncusu yer almakta. Emily Pope adlı yetkili: " Son bir yıldır tabloid gazetelerde futbolcuların eşlerini aldattığı haberleri ve resimlerini görmediğimizin farkında mıyız? Bu birden bizim memleket topçularının rahip olduğu anlamına gelmiyor herhalde. Aynı şey, futbolcu eşlerinin rahibeliğe geçişi de demek değildir. Biz arşiv taramasında son bir sene içinde 44 tane profesyonel futbolcunun sitemize kayıt yaptırdığına şahit olduk.Üyelerimize gizlilik garanti ettiğimiz için futbolcuların adlarını söyleyemiyoruz ama Manchester ve Chelsea'den de oyuncuların olduğunu söyleyebilirim sadece." diye konuşurken, siteleri üzerinden "eş boynuzlama" eylemine kalkışan üyelerinin %89'unun asla yakalanmadığını da "gururla" belirtiyor.
İngilizler sanal aleme geçiş yapmışlar da bizim kiler ne alemde acaba?


Şanslı Ronaldo


"Ronaldo şanslı bir herif, her seferinde en ön sıradan bilet bularak Messi'nin ödül alışını seyrediyor."
Zlatan İbrahimovic
PSG'li Futbolcu
Ronaldo'nun Messi'ye kaybedişini espirili şekilde anlatırken


24 Ocak 2013 Perşembe

Avrupanın En Soğuk Takımı

 Kaç derece soğukta futbol oynarsınız?
-3 yahut -5 ?
Finlandiya'nın Kuzey kutbuna en yakın bölgesinin takımı olan Rovaniemen Palloseura idmanlarını -14 derecede yapıyor, maç günleri çoğunlukla da termometre -17 ve -18leri gösteriyor.
Yerel futbolcular belki bu soğuk havalara alışık da, takımda 3 Nijeryalı, 1 Meksikalı ve 1 El Salvadorlu'nun olmasına ne demeli?



Messi Flamengo'da!

Futbolcunun eline formayı tutuştur, omuzuna sarıl ve sırıtarak pozu ver... Sonra da fotoyu gazeteye maille ve manşeti patlat: X futbolcu Y takımında!
Memleket basının en sevdiği klişelerdendir yukarıdaki senaryo transfer mevsiminde...
Şimdi Messi ne alaka diyecek olursak, Barcelona'da yaşayan restoran sahibi Benehilton Alves, Messi'yi görünce taraftarı olduğu Flamengo'nun formasını Arjantinliye vermiş ve hatıra pozu çektirmiş, paylaşım sitelerinde yayınlamış, altına da gerçekçi bir yorumda bulunmuş:
"Messi, bizim takımda ancak 38 yaşına geldiğinde oynar"

Futbolcular Mı Sadece Maç Kazandırır?



Futbol sadece 22 topçunun oynadığı bir oyun mudur? Maçların kazanılmasında sadece beyaz çizgilerle işaretlenmiş alanın içindekiler mi etkilidir? Hocaların ve taraftarın maçın gidişatına etkisi tartışılmaz tabii ki ama ya saha kenarındaki top toplayıcılar? Kimisi el çabukluğu ile bazen takımına gol attırır, kimisi de boş kaleye giden topu sahaya girerek durdurur. İşte dün geceki Capital One Cup ya da bilinen adıyla İngiltere Lig Kupası yarı final maçında Swansea City'li 17 yaşındaki Charlie Morgan da takımının peri masalına katkıda bulunan top toplayıcılardan oldu. 2-0'lık karşılaşmanın rövanşında durum golsüz devam ederken, auta giden bir topu eline alan ve Chelsea'li Eden Hazard'a vermemek için üzerine yatan genç taraftar, Belçikalıyı sinirlendirip tekme yeme pahasına "oyundan zaman çalıp" takımına final yolunda destek olmakla kalmadı, bir de mavi beyazlı ekibin son 10 dakikayı sahada bir kişi eksik tamamlamasını sağladı. 6 senedir top toplayıcı olarak saha kenarında bulunan ve babası da kulübün hissedarlarından olan Charlie aslında maçtan önce yazdığı tweette niyetini de açıkça belli ediyordu: " Top toplayıcıların kralı final sahnesini sergilemek için geri döndü. #zaman çalmaya ihtiyaç var"

Yaptığı olayla İngiltere'de gündem yaratan ve birden 75 bin cıvarında Twitter takipçisi yaratan Charlie ile hakemden kırmızı kart görerek oyun dışı kalan ve muhtemelen 5 maç ceza alacak olan Eden Hazard'ın maç sonu Chelsea soyunma odasında buluşup birbirlerinden özür dilemeleri ise istenmeyen mevzunun "mutlu sonu" olarak gecenin kapanışı oldu...




22 Ocak 2013 Salı

Kardan Messi

Messi sevgisi kar kış tanımıyor...
Hak etmiyor da değil ama...

Di Canio ve Taraftar


İngiltere'de hafta sonu başlayan yoğun kar yağışı bir çok 1.lig maçının oynanmasını engellerken, Swindon Town menajeri Di Canio'nun çağrısıyla kırmızı-beyazlı taraftarlar bir gece önceden sahayı temizleyerek, ertesi günkü 2-0lık galibiyette pay sahibi oldular. "Bu durumla baş etmek oldukça zordu- kar birden yağmıştı ve acil bir durum olmuştu. Taraftara çağrı yaptık, öncelikle 60 kişi vardı ama birden 200 kişi oluverdi karların üzerinde. Bu fedakarlığa karşılık pizza sipariş ettik ama bir dakika içinde kutular boşalınca yeterli olmadığını anladık" diye durumu gülerek anlatan başarılı çalıştırıcı, maç günü de soyunma odasında oyuncularını taraftar adına oynamaları için motive ettiğini belirtti. İşte bizim gün be gün "modern futbola" kurban verdiğimiz ve özlediğimiz "güzel oyun" bu...



UEFA'dan Ajax'a Ceza


Ajax taraftarının Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Manchester City maçında açtıkları "modern futbola hayır" pankartı nedeniyle Hollanda kulübüne UEFA tarafından 10.000 euro ceza geldi. Rakip takım ve taraftarı "provake "ettiği sebep gösterilerek "kesilen cezada" Hollandalılar, para babası Arap şeyhlerini yeşil sahalarda istemezken, ultras felsefesinin gereği olarak da deplasman takım taraftarına ödetilen 80 euroya karşı da pankart açmışlardı...



Bugs Bunny Pijamaları


Manchester United'lı  Anderson, Patrice Evra, van Persie ve Alexander Buttner, Katar seyahatinde Bugs Bunny'li pijamalarıyla  uykuya dalmaya hazırlanan ana okulu çocukları misali...



21 Ocak 2013 Pazartesi

Dövme Kültürü#9





 Wesley Sneijder ve dövmeleri...

20 Ocak 2013 Pazar

Wesley Sneijder Galatasaray'da


Wesley Sneijder Hakkında Açıklama

FC Internazionale profesyonel oyuncularından Wesley Sneijder'ın transferi için kulübü ve oyuncunun kendisiyle mutabakata varılmştır. 

Oyuncunun sağlık kontrollerinin ardından anlaşma imzalandığında şartları hakkında kamuoyuna açıklama yapılacaktır.

Ayrıca, oyuncunun varış saati bildirilecektir.

Galatasaray Spor Kulübü

18 Ocak 2013 Cuma

Aslolan Galatasaray'dır

“Unutmamamız gereken önemli bir gerçek var. Ne teknik direktör, ne oyuncular, ne yöneticiler, ne başkan, ne transfer edilen ne de transfer edilmesi düşünülen futbolcular… Bunların hiçbiri Galatasaray’dan büyük değildir, başta da ben olmak üzere… Bir tek gerçek vardır o da aslolan Galatasaray’dır.”
Fatih Terim
Galatasaray Teknik Direktörü
Kasımpaşa maçı sonrası gündemi değerlendirirken

Kasımpaşa:2-1:Galatasaray

 
Şampiyonlar Ligindeki gruptan çıkma başarısı dışında pek de umduğu sonuçları alamamasına rağmen ligin ilk yarısını 3 puan avantajla kapatan Galatasaray için 2013'ün ilk lig maçı yeni umut, yeni başlangıç anlamına gelmekteydi. Afrika Kupası mesaisi için ulusal takımlara giden Eboue ve Amrabat'ın eksikliğini Sabri ve Emre ile dolduran Fatih Terim, devre arası kampında formda gördüğü Elmander'i de Umut'un yerine sürmüştü Kasımpaşa karşısında.

Galatasaray'ın üzerlerine geleceğini hesaplayan Şota, takımı geriye yaslamış, Burak ve Elmander'i Yalçın-Barış ikilisiyle "kelepçelemiş", Sarmov'u da rakibin ataklarının kalbi olan Selçuk'a "yakın markaj"la görevlendirmişti. Beklendiği gibi de oldu, Galatasaray baskılı başladı, uzun aradan sonra forma şansı bulan Sabri'nin takviyesiyle Hamit'in kanadından pozisyonlar, hatta golü de buldu. "Güzel goller yiyoruz" diyordu ya Fatih Terim, yine klas bir gol rakibe beraberliği getiriyor, ondan daha harikası da Kasımpaşa'yı öne geçirince, Şota'nın yazdığı senaryo devreye giriyordu.

İlk 25 dakikada lig maçı ciddiyetinde sahada üç puan için koşturan Galatasaraylılar, sonrasında ise devre arası kampı havasında takıldılar yeşil sahada. Kenarda hoca oyuncu değişiklikleri ile takımı biraz da olsa kıpırdatmak istese de Galatasaraylı oyuncular "kış uykusundan" uyanamadılar ve yeni seneye hiç de iyi bir başlangıç yapmadılar...






Stat: Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan
Hakemler: Bülent Yıldırım, Selçuk Kaya, Asım Yusuf Öz
Kasımpaşa: Isaksson, Abdurrahman Dereli, Barış Başdaş, Yalçın Ayhan, Elyasa, Viudez, Ernst, Sarmov, Özer Hurmacı (Dk. 90+2 Halil Çolak), Ibricic (Dk. 68 Adem Büyük), Uche
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Dany, Riera, Hamit Altıntop (Dk. 46 Aydın Yılmaz), Melo (Dk. 73 Yekta Kurtuluş), Selçuk İnan, Emre Çolak, Elmander (Dk. 65 Umut Bulut), Burak Yılmaz
Goller: Dk. 18 Elmander (Galatasaray), Dk. 28 Ibricic, Dk. 50 Viudez (Kasımpaşa)
Sarı kartlar: Dk. 14 Riera (Galatasaray), Dk. 57 Ibricic, Dk. 66 Elyasa, Dk. 80 Barış Başdaş, Dk. 80 Ernst (Kasımpaşa)

13 Ocak 2013 Pazar

Zayıf, Çelimsiz, Maskeli Çocuk

Sene 2006. Hatta başıydı sanırım. Soğuk bir kış günü sevgili abim aynı zamanda da ilk antrenörüm, şimdi Darüşşafaka'da hem Beden eğitimi öğretmeni hem de alt yapı antrenörü olan Serkan Aydoğdu ile rutin yaptığımız işlerden birini icra ediyoruz: Kocaeli Adliyespor'un maçını izlemek. O zamanlar üniversitedeyim Bursa'da. Reno, Tofaş maçları da sürekli akarken, ben ana kuzusu olmanın ve Bursa'ya alışamamanın verdiği etkiyle ben Karamürsel'e gelip gelip Serkan abi ile İzmit'e gidiyorum. Lafı uzatmayayım. Yine maça gidiyoruz.  Sordum Serkan abi'ye "rakip kim?" diye "FMV Işıkspor" dedi. "Antrenörü de Orhun Ene..." Vay dedim. "Bugünkü maç güzel. Adliye'nin çakma yabancısının akıl ermeyen şovmen hareketlerine değecek desene bugün." Lafını etmişken konuşalım bari. O zamanlar alt yapıda 1 yabancı hakkı vardı takımların. Adliye'de nereden bulmuş bilinmez bir oyuncu getirmiş fizik desen 2.05-2.07 civarı, kas kütlesi bir siyahi oyuncu. Ama o kadar gerisi yok. Adamın aklına Futboliye filminde Aydemir Akbaş'ın yaptığı çakma Yugoslav topçu tiplemesini getiriyor hemen. Yani yabancı olsun da çamurdan olsun sorun yok denilen dönem.(gerçi hala öyle de neyse.) Girdik Kocaeli'nin emektar salonuna. Işıkspor bençinin arkasına oturduk. Hava buz gibi, haliyle salon da buz gibi. Birer çay aldık. Gözümüz Orhun Ene'yi ararken titreme içinde hemen buluverdik sahada. Isınan oyunculara bakarken sahada zayıf, çelimsiz ama pek bi' uzun. suratında siyah bir maske olan biri dikkatimizi çekti. O zaman wifi, android, ı phone falan hak getire. Samsung E-250'nin hayalini kurduğum günler. Gerisini sen düşün. Yani şartlar yok ki bakalım bu oyuncu kim. Neyin nesi. Anca eve gidince bakarız ama yüzündeki maskeden dolayı herifin tipi belli olmuyor. Serkan abi beyaz Amerikalı'dır diyor, ben diyorum Hırvat olabilir, Yugoslav'da olabilir. Ama görüntüye bak zannedersin Sahada Finlandiyali basketbolcu Hanno Möttöla gibi bir tip var. Bembeyaz. Aldığı her topu içine vuruyor. Uçanı kaçanı blokluyor. Adam kaçırdı mı Orhun Ene'den azarı işitmekten kaçmıyor falan. Biz kararı verdik. Türk olmadığı kesin. Eve gidince google'a yumulup arattırdım. Kim olduğunu bulmaya çalıştım, sayfanın linkini Serkan abi'ye mesıncırdan attım. O da herhalde bu dedi.

Evet oydu. O zayıf, çelimsiz, peynir reklamından fırlamış gibi görüntüsü olan maskeli adam maskesini çıkardığı gibi oyununu da çıkardı. Sevgili Alaattin Yakan'ın dikkatini çekti. Alaattin Hoca onu Alpella'da oynattı. Onu geliştirdi. Fenerbahçe'ye transfer oldu. Başta Tanjevic ona pek süre vermese de formayı kaptı bir daha bırakmamak üzere. Radikal bir karar aldı NBA Draft'ına girdi ve seçildi. Herkes şaşırdı çünkü ribaunt ve blok dışında bir özelliği yoktu. Herkes(ben de dahil) bir şeyi unutuyordu. Bu adam yeteneğini çalışmasıyla parlatıyordu. Mehmet Abi'sinin yolundan gitti. Hemen NBA'e gitmek yerine oyununu biraz daha geliştirip şartlarını oluşturmak istedi. Doğrusunu yaptığını geçtiğimiz yıl Chicago'nun savunmasının temel direklerinden biri olduğunda anladı, anladık. Çevresinde hep doğru adamlar oldu. Onun payını en güzel şekilde aldı. Bu yaz takımı Chicago onu tutmak için çok uğraştı ama onbu tutacak maddi güce sahip değillerdi. Birçok takıma gidebilir, kolay yoldan şampiyonluk kazanmak isteyebilirdi. Bir hikayede tip olmaktansa, başka bir hikayede karakter olmayı tercih etti. Çünkü kendi bir karakterdi öncelikle. Houston ona 3 yıl için 25 milyon dolar verdiğinde herkesin ağzı açık kaldı bizim ülke topraklarında. Çünkü biz önce kaç sayı attığına bakarız ya. Skor önemlidir her zaman. Doğru karar verdiği NBA.com'daki fotoğrafındaki gülümsemesinden belli oluyor. Kimden bahsettiğimi anladınız. O zayıf, çelimsiz, maskeli çocuk Ömer Aşık.Bugün 2012-2013 sezonunda 15'inci double double'ını yaptı. 11.1 ribaunt ortalamasıyla bu kategoride ribaunt canavarları Dwight Howard ve Zach Randolph'un arkasından 3. sırada. 10 küsür yıllık basketbol kariyerinde zirve yapmış durumda. Rakamlar bizi her zaman yanıltır. Bu sayıların başkası için bir anlamı olmayabilir. Ancak Ömer Aşık gibi bir figürü izlemek, anlatmak nerelerden bu seviyeye geldiğini bilmektir bizi mutlu kılan. Yolu açık olsun

9 Ocak 2013 Çarşamba

Futbol Çalışanları Sendikası

Rahmetli Metin Kurt'un yıllardır kurulması için çabaladığı Futbol Çalışanları Sendikası (Futbol-Sen) nihayet kuruluş çalışmalarını tamamladı ve ilk genel kurulunu yaptı. Futbol-Sen'in sendika merkezinin bulunduğu binada yapılan oylamada başkanlık için tek aday olan eski Beşiktaşlı Rahim Zafer, 26 delegenin 14'ünün oyuyla başkan seçildi. Futbolcuların , özellikle de amatör ve üçüncü ligde top koşturan oyuncuların, haklarının aranması ve korunması için "olmazsa olmazlardan" olan sendikanın kurulup, çalışmalarına başlaması ümit verici bir gelişme ama tek adayın olduğu ve sadece 26 kişinin oy kullandığı yerde Rahim'e verilmeyen 12 oyun nedeni nedir acaba? Hala birlik olmayı beceremiyor muyuz yoksa?

8 Ocak 2013 Salı

Messi'nin Ceketi

Messi'den Maradona'ya sevgi ve saygılarla...

Dört Sene Üst Üste

Dört sene üst üste yılın futbolcusu Lionel Messi...
Bu rekoru bırakın kırmayı, egale edecek başka bir topçu çıkar mı, çıksa da biz görür müyüz...
Çok zor çok...
Peki 2013'te podyumda kim olur?
Messi mi?
Neden olmasın...

2009
2010
2011
2012

Acının Rengi Olmaz

Geçmiş olsun Giray...
En yakın zamanda "tekmeye kafa uzatmanı" bekliyoruz yeşil sahalarda...


6 Ocak 2013 Pazar

Beyin Fırtınası


Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki koreografi o kadar etkili oldu ki, biz taraftarı bırakın akademisyenleri bile etkilemiş ve sınav sorusu olarak öğrencilerin karşısına çıkmış...
Bundan sonra ertesi gün sınavı olduğu halde televizyon karşısında Galatasaray'ın maçını seyreden evlada "Yavrum, yarın sana yazılıda Galatasaray'ı mı soracak öğretmen?" diyen ebeveyne, verilecek cevap yukarıda....

2 Ocak 2013 Çarşamba

İbrahimovic'in Ronaldo Sevgisi

İbrahimovic, Ronaldo ve Malmö günleri...

1 Ocak 2013 Salı

Şikenin 3 Temmuz'u

Trabzonspor taraftarı şikeyi unutmuyor, unutturmak istemiyor, yurt içi olsun, memleket dışı olsun çeşitli toplantılar, protesto gösterileri, yürüyüşler ile haklarını arıyorlar. Bu bağlamda yeni senenin 4 Ocak günü de Trabzon'un Zorlu Grand Otel'inde saat 6'da Fotomaç Gazetesinden  Turgay Demir, Taraf gazetesinden Mehmet Baransu , Zaman Gazetesinden Erdal Hoş, Avukat Hakan Oran ve Avukat Erdem Egemen'in katılımıyla "Şikenin 3 Temmuz'u" adıyla bir panel düzenliyor Trabzon Kürsüsü...

Komando Aykut


“ Askerliğe karşı küçüklüğümden bu yana sevgi ve saygı besliyorum. Zaten disiplini seven, mücadeleden kaçmayan, çalışmayı prensip edinmiş bir yapım var. Takımımın kazanması için sonuna kadar savaşan, elinden geleni yapan bir futbolcuyum. Fenerbahçe’de oynayan eski takım arkadaşım Orhan Şam bu özelliğim nedeniyle ‘Komando Aykut’ diye hitap ederdi bana. Ondan sonra tüm arkadaşlarım aynı şekilde seslenmeye başladı.”

Aykut Demir
Gençlerbirliği Oyuncusu

Lakabının nerden geldiğini anlatırken

Ayakta Maç İzlemek Yasak

Pankart, meşale, tezahürat yasakları derken, endüstriyel futbol kendini şimdi de Sunderland'ın "Stadium of Light" stadında gösterdi. Kırmızı-beyazlı kulübün yönetimi aldığı kararla maçları ayakta izleyen 38 taraftarın kombinesini iptal ederken, "diğer taraftarların haklarını koruma görevini yerine getiriyoruz" diyerek kendilerini savundular. Sunderland taraftarı forumlarda uygulamayı eleştirirken, bizim memlekette Bursaspor taraftar grubu Teksas geleceği şimdiden görerek bugünlerde gündemde olan e-bilet uygulamasına karşı bir bildiri yayınladı bile.

Mutlu Yıllar


Hoşgeldin 2013...

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve "bol gollü" yıllar dileriz...

ultras/Movement

Blog Widget by LinkWithin