10 Haziran 2011 Cuma

Galatasaray:97-93:Fenerbahçe

Dün geceki maçın teknik analizini Gürkan maçtan sonra sıcağı sıcağına yapmış ve parkenin dışını anlatmak üzere topu da bana atmış, onu kırmayalım, bu yoğun günlerde Abdi İpekçi’deki derbi ile alakalı izlenimlerimizi karalayalım bloga.
Biletlerin çıkar çıkmaz tükendiği maça gitmek pek de planlarımda yoktu düne kadar, ne biletim vardı, ne de Çatalca’dan kalkıp Zeytiburnu’na gidecek kadar boş vaktim ama Bilal’ın bir bilet ayarlamasıyla iş çıkışı aldık soluğu Abdi İpekçi Salonunun önünde. Seride 2-0 geriye düşmemiz, hatta ilk maçta fark yememiz taraftarın derbiye olan ilgisini azaltmamıştı, aksine salon spor dünyasının klasik deyimiyle “tarihi günlerinden birini” yaşıyordu. Bunda futbol sezonun bitmesi, rakibin Fenerbahçe olması, futbol takımının iyi bir sezon geçirmemiş olması gibi etkenler sayılabilir ama tartışmasız ki geçen sene basketbol şubesinde yaşanılanlardan dolayı Galatasaray taraftarı salonlara ayrı bir gözle bakmaya başladı ve her geçen gün “basketbol seyircisi” tamlamasını hak eder duruma geldi. Seyirci salona ilgi gösteriyor lakin maç öncesi vakit geçirecek mekan sıkıntısı yaşanıyor Zeytinburnu’nda, oysa ki ne zaman konu açılsa vurgularım, basketbol salonları statların yanına yapılırsa, seyirci daha fazla ilgi gösterecektir maçlara. Bursa Atatürk Spor Salonu ile Bursa Atatürk Stadını bilenler bilir, iç içe, dip dibedirler ve basketbol maçından çıkan taraftar, futbol maçına akabiliyor rahatlıkla, maç öncesi de Kültür Park ve çevresindeki mekanlarda zaman geçirebiliyor, Tofaş’ın başarısında seyircinin rolünü kim inkar edebilir ki?
Dış mekan izlenimlerinden sonra salona girmeye yeltendiğimizde, spor sahalarında ikinci kez “fotoğraf makinesi yasak hemşerim” kriziyle karşı karşıya kaldım. Geçen yıl Olimpiyat Stadında oynanan Bursaspor-Trabzonspor Süper Kupa maçında fotoğraf makineleri yasaklanmış ve bir çok taraftar İkitelli “çöllerinde” emanetçi aramak zorunda bırakılırken, dün de makinenin yasak olduğu belirtildi aramayı yapan görevli tarafından. Bu konuda herhangi bir uyarı okumadığımı belirtip, amir arkadaşın inisiyatifi ile salona girebildik, lakin merak ediyorum, böyle bir yasak var mıdır, yok mudur? Varsa, kulüp bunu resmi siteden belirtemez mi, yahut Biletix’in sitesinde yazmakta mıdır böyle bir uyarı? Salona girdiğimde maçın başlamasına 40 küsür dakika varken, koltukların neredeyse tamamı doluydu, pota arkalarının üst kısımlarında boşluklar göze çarpıyordu ki maçın başlamasına yakın oralara da taraftar oturmaya başladı. Bu “rengarenk” kalabalığı görünce, neden yönetimin salona giren taraftara kırmızı t-shirt dağıtmadığı sorusunu acaba tek soran ben miydim? Cimrilik yapıp, cepten vermek istemediklerini düşündüm, o zaman da 5 liralık bileti 10 liradan satıp, t-shirt ücretini de çıkarır, kimse de ses etmez ve görüntü açısından da tribünler mükemmel hale gelirdi. Yine de haklarını yemeyelim, BEKO sponsorluğunda sesli gösteri balonları bırakılmıştı her koltuğa.
Taraftarın galibiyete inancı parkelerdeki sporcuları da kamçılamıştı ki, maça sağlam bir savunma ile başladı Galatasaray ama Ömer Onan olağanüstü bir şut yüzdesi ile oynadı ve Fenerbahçe’yi ayakta tuttu. Galatasaray’da ise bu seri öncesi şüphe ile baktığım Johnson takımı hızıyla sürüklüyordu. Taraftarın da yarattığı müthiş ortam ile Galatasaraylı basketçiler maça asılırken, savunmadan kaptıkları topları sayıya çevirince taraftarı da ateşliyorlar, taraftar ateşlenince basketçiler daha da hırslanıyor ve bu döngü Fenerbahçe dışında herkesi mutlu edecek şekilde devam ediyordu. Bu esnada Fenerbahçe’de tek göze çarpan oyuncu Ömer’di, hırsıyla mı desek şansıyla mı, attıkça atıyordu. Bu yüzdeyi başka bir maçta tutturmuş mudur bilenler yorumlarda eklesinler…
İlk iki çeyrekte hakemler göze çarpmazken, ki bu iyidir, hakemin maça etki etmediğinin belirtisidir, ikinci devre çaldıkları düdüklerle iki hocayı da çılgına çevirdiler. Gözlemleyebildiğim kadarıyla, Galatasaray aleyhine bir çok faul çalınmışken, Oktay hoca Fenerbahçe’nin koçuna göre daha sakin kalabiliyordu.
Faulü gördü görmedi, bunlar tartışılır da maçın oynandığı esnada hakemlerin hocalara pozisyon hakkında izahatta bulunmalarına gerek var mı? Sen Spanja’ya neden faul çalmadığını anlatırken, Galatasaray’lıya yapılacak olan faulü kaçırma ihtimalin yok mu? Hele de pozisyon senin tarafında olup, diğer hakemler sana güveniyorsa o pozisyonda… Memleketin tecrübelilerinden Recep Ankaralı’nın bu tarihi derbide ön plana çıkma çabası ise nafile. O duruşlar, pozlar, sert bakışlar, kabadayıvari yürüyüşler hiç yakışmıyor kendisine…
Galatasaray taraftarının desteği ile sürekli önde götürdüğü maçı, uzatmalarda da olsa kazandı ve yarına daha büyük bir heyecan taşıdı. İlk iki maçtaki sonuca göre “yelkenleri önceden indiren” bir avuç taraftar yarın salona gelince, Abdi İpekçi’de tek boş koltuk kalmayacak ve tezahürat daha da fazla olacaktır, zaten Galatasaray’ı Fenerbahçe’nin önüne geçiren de taraftarın maça etkisi. Bu serideki ilk iki maçı televizyondan izlemiş biri olarak, Fenerbahçe taraftarının maça etkisi olmadığını izlemişken, maç sonu eve dönerken, yolda karşılaştığım bir taraftar, kendisinin iki maçı Sinan Erdem’de izlediğini ve bu geceki ortamın orada hiç yaşanmadığını belirtti. Bakalım, oyuncu kalitesi olarak üstün olan Fenerbahçe mi, yoksa taraftarı ile birlikte tek ruh olmuş Galatasaray mı galip ayrılacak finalin dördüncü maçından…

1 yorum:

juvenal dedi ki...

fenerbahce seyırsının abdı ıpekcı benzerı bır atmosfer yaratmasına gerek yok cunku ztn takımı 20 sayıyla kazanıyor. taraftarda işin keyıf kısmına bakıyor. ama sizin takımı ıtmenız lazım çunku barız kalıte farkı var. ancak saha avantajıyla kapanabılır bır fark. bunuda çok ıyı yaptınız herkes kabul edıyor ama gelıp fenerbahçe taraftarı reröree demek saçma oluyor. aynı oyunu sınan erdemde bız oynasak yıne 20 sayıyla bıterdı siz uzatmada ancak kazandınız. 4-1 bıter serı.

Blog Widget by LinkWithin