17 Aralık 2012 Pazartesi

Galatasaray.2 Fenerbahçe.1

 
  • Normalde pazar günü oynanan lig karşılaşmalarının başlangıç saati 7 iken, bugünkü maç neden saat 8'e alındı? Koskoca Manchester derbisi öğle saatinde oynanırken, staddan malum sürelerde çıkılabilen memleketimizde, neden insanların makul zamanlarda evine gidip yorumları, tekrarları vs. ertesi günün sabahını düşünmeden izlemesi sağlanmaz? Amaç maçın gece oynanması ise İstanbul'da 4.30'da hava kararıyor, başlat 5'te olsun bitsin.
  • Maç öncesi hazırlanan kareografi hem mesaj hem emek bakımından, bence şu ana kadarkilerin en güzeliydi. Kadere bakın ki, bu mayıs da tarihin tekerrür etmesi olası. Böyle şık 3 boyutlu gösterilere çok alıştık, UltrAslan her seferinde çıtayı yükseltip kendi işlerini kendileri zorlaştırıyor.
 
 
 
  • Maç öncesi Hamit'e özel ilgi vardı. Tüm tribünler tarafından tek tek çağrılarak motive edilen gurbetçi futbolcunun bu muamele bile talihsizliğini yenmesine yetmedi. Yine direk, yine direk...
 
  • Genel itibariyle Galatasaray'ın oynadığı Fenerbahçe'nin kazandığı karşılaşmaların dönemi Aykut Kocaman ile sona ermiş görünüyor. Gerek maç öncesinde gerekse maç sonrasında yaptığı açıklamalardan rakibinden çekindiği ve bu sebeple enerjisini başka konulara harcadığı çok net görünüyor.
  • Bu mantık çerçevesinden baktığımızda Galatasaray'ın maçın kontrolunu eline alıp, çok garip bir durum olmaması durumunda rahat bir galibiyet alacağı şahsi fikrimdi. Maçın ilk yarısı, beraberlik golunden sonraki 5-10 dakika hariç, böyle oldu. Geçen sene tek kale oynanıp kaybedilen maçta Fatih Terim'in dili oldukça yanmış, 2.yarı doğrudan skoru korumayı ön plana aldı. Manchester maçında da tutan bu taktik, büyük takımların özellikle böylesine maçlarda sahip olması gereken bir nitelik.
  • Selçuk'un frikik golune ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Faul pozisyonundan sonra tribünler fotoğraf makinelerini yavaştan hazırladı, parmaklar deklanşörde beklemeye başladı. Geçen sene Selçuk'tan soluna gelen toptan gol yiyen Volkan, bu tecrübesini bu pozisyonda kullanmak istedi. Hasan Ali ile ufak bir toplantı yaptı, barajını kurdurdu, köşeyi gösterdi. Kumar oynadı, sonucuna katlandı. Gözümde Alex'in bir kupa maçında Kadıköy'de Aykut'a attığı gol canlandı. Dediğim gibi işler tersine döndü.
 
 
 
  •  Maç öncesinde ve sırasında alışdığın dışında sakin bir ortam vardı. Daha otoparka girerken bizi karşılayan sakin ortam, metro sonrası üst aramanın olmamasıyla devam etti. Fatih Terim de diğer maçların aksine sakindi, hatta çoğu tartışmada oyuncularına sakin olmaları konusunda fırça attı. O kadar sakindi ki, 2.yarıda kontrolün Fenerbahçe'de gözüktüğü dönemlerde dahi herhangi bir oyuncu değişikliği ile müdahale etme gereği duymadı.
  • 80.dakikalarda Elmander bir koşu ısınmayı bırakıp, değişiklik için kulübeye girdi. Teknik kadro arasında gerçekleşen hararetli tartışmaların ardından dakika 90 oldu, bir baktık kulübeden Emre çıkıvermiş. Sanırım 6 yabancı kuralı son anda hatırlandı.
  • Caner-Eboue arasındaki ilk yarım saat olan itiş kakıştan başka, Kuyt'ın Süper Kupa maçındaki itici tavrının üzerine koyduğunu gördük. İlaveten, kırmızı karttan sonra Meireles'in formayı şevkle öpüşünden onun da çocukluğunda Fenerbahçeli olduğunu anlamış olduk.
 
 
  • Maç sonrası kutlamalara güzel hazırlanılmış. "Mini mini bir kuş donmuştu" şarkısı favorimdi. Abdürrahim Albayrak da yine kendine has kucaklamalarına devam ediyor. Düşündüğümüz gibi bir oyunla gelen bir galibiyet olmadı ama öte yandan düşündüğümüz oyunu oynayıp saçma sapan mağlubiyetlerden biri de olabilirdi. Hangisini tercih edersin derseniz, oyunu çirkinleştirse de sadece Fenerbahçe maçları için ben bugünkü oyuna evet derim.




 


1 yorum:

aksilaz dedi ki...

sondan 3. fotoyu blogda kullanıyorum izninizle.

Blog Widget by LinkWithin