5 Mayıs 2008 Pazartesi

Adana Turuncudur





Hafta sonu dünyanın değişik yerlerinde değişik derbiler ve kader maçları vardı: River-Boca, İnter-Milan, Steaua Bükreş-Dinamo Bükreş, Osasuna-Real Madrid ve ligimizin şampiyonluğunu etkileyen Sivasspor-Galatasaray maçı gündemimizi oldukça meşgul etti ama bu yoğunluk içinde gözden kaçan, uzaklarda kalan bir derbi vardı Adana'da: Adanaspor-Adana Demirspor... Hakan Tabakan arkadaşımız, her ne kadar turuncu tarafta olsa da mümkün mertebe objektif olarak maçı yazıp yollamış, hatta fotolarla da süslemiş, kendisine çok teşekkür ediyoruz, u/M okuyucularını bu keyifli yazıyla baş başa bırakıyorum, keşke mavi taraftan da bir yazı gelse de yayınlasak:

Adana Turuncudur

Adanaspor- Demirspor maçı, on yılların rekabetinin tipik bir tekrarıydı. Taraflar hem tribünde hem de sahada maça oldukça "sıkı" hazırlanmıştı. Tribün renkliliği her iki takımda da süper lig niteliğindeydi. Maça başka bir şehirden gelen herhangi bir futbolsever Adana 5 Ocak'taki atmosferi süper lig hallerinden biri sanırdı.

Demirspor maça büyük bir puan ve moral farkıyla başladı. Bir beraberlik bile son iki haftaya önemli bir avantajla girmelerini sağlayacaktı. Olası bir galibiyette de ezeli rakipleri Adanaspor önünde bir şampiyonluk sevinci yaşayacaklardı. Bu, onlar için tarihi bir fırsattı.

Adanaspor ise son iki haftada 5 puandan olmuş, en avantajlı takımken bu konumunu kaybetmişti. (Teknik direktör Hüseyin Kalpar gitmiş yerine alt yapı hocaları, aynı zamanda Adanaspor’un eski futbolcuları olan Eyüp ve Feyzullah gelmişti.) Adanaspor için tek yol galibiyetti.

Böyle bir fotoğrafla başlayan maç genelde dengeli geçti. İki takım da birbirini kolluyordu. İlk dakikalarda Adanaspor daha baskılı göründü, bir iki pozisyondan yararlanamadı. Devamında Demirspor dengeyi kurdu ve hatta Adana savunmasının ve kalecinin anlaşmazlığında bir topları direkten de döndü. Bu, Demirspor'un en önemli pozisyonuydu. Şans Adanaspor'dan yanaydı o dakikada. Net gol pozisyonlarının olmadığı bir maçtı. Çünkü kimse hata yapmak istemiyordu. Ama mücadele üst düzeydeydi.

İkinci yarıya Adanaspor biraz daha tempolu başladı. Gol için daha çok yüklendi ve Kaptan Yılmaz o müthiş serbest vuruşlarından biriyle sahneye çıktı. Yaklaşık 30 metreden vurdu ve skoru da belirledi: Adanaspor–1 Demirspor–0

Karabük'ün evinde puan kaybetmesiyle de bu tarafta işler iyice karıştı... Yükselme grubunda izlenmeye değer bir "son iki hafta" ortaya çıkıverdi... Sözün kısası futbolun bu diyarında kendince bir süper lig heyecanı yaşanmaktadır...















Milan:2-1:İnter









4 Mayıs 2008 Pazar

CSKA Sofia:3-0:Çernomorets



Hafta içi şampiyonluğu garantileyen CSKA Sofia, bu pazar oynadığı maçta Çernomorets'i Florentin Petre'nin 17, 27 ve 51. dakikalarda attığı gollerle 3-0 geçmesini bildi... Kırmızılılarda hedef ligi namağlup şampiyon bitirmek, bakalım kalan haftalarda bunu becerebilecekler mi? Ezeli rakip Levski ise kendi sahasında Lokomotif Sofia'ya 1-0 yenildi... Şimdi gözler 10 mayıs cumartesi günü oynanacak CSKA-Levski derbi maçında...
CSKA'nın bugünkü maç kadrosu:
22.Илко Пиргов
2.Ненад Настич
3.Александър Тунчев
6.Кирил Котев
13.Никола Вуядинович
18.Флорентин Петре
5.Тодор Янчев
11.Емил Гъргоров
21.Удоджи
9.Хосе Гарсес
99.Неи
Puan durumu:

№ Отбор М П Р З ГР Точки
1 ЦСКА 28 23 5 0 50 9 41 74 т.
2 Левски 28 18 4 6 53 17 36 58 т.
3 Локомотив (Сф) 28 15 8 5 44 28 16 53 т.
4 Литекс 28 14 8 6 47 24 23 50 т.
5 Славия 28 13 7 8 37 26 11 46 т.
6 Черно море 28 12 8 8 36 28 8 44 т.
7 Черноморец 28 12 8 8 37 30 7 44 т.
8 Пирин (Бл) 28 13 5 10 30 26 4 44 т.
9 Локомотив (Пд) 28 11 6 11 30 26 4 39 т.
10 Вихрен 28 9 6 13 25 26 -1 33 т.
11 Ботев (Пд) 28 8 6 14 34 49 -15 30 т.
12 Спартак (Вн) 28 7 6 15 19 34 -15 27 т.
13 Берое 28 6 7 15 21 34 -13 25 т.
14 Беласица 28 5 5 18 17 42 -25 20 т.
15 Видима-Раковски 28 4 6 18 16 52 -36 18 т.
16 Марек 28 5 3 20 16 61 -45 18 т.

Şampiyonlar#6








Hafta içi deplasmanda farklı bir yenilgi alarak, favori olduğu UEFA kupasına veda eden Bayern Münih'li futbolcular bugün deplasmanda Wolfsburg ile 0-0 beraber kalarak ligin bitimine 3 hafta kala en yakın rakibi olan Werder Bremen ile aradaki puan farkını 10 a çıkardı ve matematiksel olarak şampiyonluğu garantiledi...Kutlamalar da doğal olarak bira ile yapıldı...


Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Galatasaray



Medya, Sivas maçı galibiyetiyle ilgilenirken, hayatta olduğu gibi gene ikinci planda kalacaklar büyük ihtimal Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan Engel(siz) basketbolcuları... Bugün Madrid'te yapılan final maçında Alman RSV Lahn-Dill takımını 61-53 yenen aslanlar, ülkemize şampiyonlar ligi kupasını getirdiler, hem de namağlup olarak, zaten Galatasaray geleneğidir, namağlup şampiyon olmak, UEFA kupası yolunda da yenilgi yüzü görmemişlerdi sarı-kırmızılılar... Şimdi Galatasaray taraftarına düşen görev, bu aslanları havaalanında en güzel şekilde karşılamak, Sivas dönüşü otobüsler Yeşilköy'e gidecektir, gitmelidir de...

Banel Nicolita



Steaua'nın "Jardel"i bu gece görücüye çıkıyor. Steaua Bükreş'in idari menajeri Adrian İllie- özledik seni be buz adam-, bu akşam oynanacak olan Steaua Bükreş-Dinamo Bükreş derbi maçını izlemek için Aston Villa, Everton, Blackburn ve West Bromwich Albion's-dan "yetenek avcılarının" stadda olacağını söyledi... Her ne kadar bu sezon istediği performansı gösteremediyse de Nicolita, Steaua'nın oynadığı maçlardaki çalışkan, yılmaz ve inatçı kişiliği ile günümüz futbolunda aranan özelliklere sahip. Her ne kadar bu gece olumlu ya da olumsuz puanlar alacaksa olsa da Nicolita, esas kendisini göstereceği vitrin Euro2008 olacak... Şurada, Steaua'lılar kendisiyle ilgili bir klip hazırlamışlar, buyrun...

Gary Johnson


"Bildiğim en iyi şey insanların bana güvendiğidir. Takım çalıştırıcıları ile taraftarlar arasındaki güveni oluşturmak zaman alır ama bizde bu çabuk oldu, çünkü onlar ve takım için en iyisini yaptığımı biliyorlar... Bundan dolayı burada başarılı işler çıkarıyoruz..."

Gary Johnson
Bristol City Teknik Direktörü
Takımını Premier lige çıkarma uğraşı verirken, 6-0 dahi kaybettiği maçlar sonrası ayakta alkışlanması üzerine

Neydim Ne Oldum#8


Robin van Persie


Steven Gerrard

Bir Onur Daha



Geçen yıla dair yapılan bütün ödül törenlerinde en başta aynı isim vardı: Ricardo Izecson dos Santos Leite yani bilinen adıyla Kaka... Artık 2008in ortalarına gelirken, bir ödül de Amerika'dan geliyor Brezilyalı topçuya... Ünlü Time dergisi, 2007 senesine damga vuran 100 kişiyi seçmiş ve aralarında 1 futbolcu var, o da tabii ki Kaka... Amerikalı kaleci Keller, dergiye verdiği röportajda: "Günümüzde kadın, araba ve tartışmalarla vakit geçiren topçularının aksine Kaka gibi sosyal konulara duyarlı bir futbolcunun sahalarda olması az da olsa insanın içini ferahlatıyor" diyor, Brezilyalının bu ödüle neden uygun görülmesi gerektiğini belirtirken... Kutlarız Kaka'yı...

Başbakan Gibi





Şimdilik sadece Galatasaraylılar Derneği başkanı...

Hakan Şükür'ün Kutlu Doğum Haftası sözüne karşılık Galatasaraylılar Anıtkabir'de Atamızın huzurunda...

Sona 1 Kala



İngiltere de şampiyonunu belirliyor... Geçen hafta oynana Chelsea-Manchester United maçında, Chelsea'nin galibiyeti sona iki maç kala puanları eşitlemiş, Londralıları da yarışın içine iyice sokmuştu ve kalan iki haftada baskı altında olması beklenilen takım Manchester idi ama ne baskı? Dün "kırmızı şeytanlar" West Ham'ı "hallaç pamuğu gibi attılar"... Hele, Ronaldo, sezondaki gol sayısını 40a çıkarttı, bir de bütün maçlarda tam oynasa, kim bilir kç gol yapardı... Gazetecilikte sevilen bir tamlama vardır: "gol makinesi" diye, olur olmaz, 3-5 gol atan adama bu sıfatı yakıştırılar, eğer onlar gol makinesiyse, Cristiano Ronaldo "gol uzay mekiği" filan olmalı... Daha West Hamlılar tribünlere bakarken dakika 3te çakıverdi golünü Portekizli, sonra da iki dakikada bir gol atılan 24.-28. dakika periyodu yaşadık, bir o takım, bir o takım santra yapıyordu... 59. da da Carrick yazınca bir tane daha, Manchester 4-1 kazanarak, bugünü beklemeye koyuldu... Chelsea'nin puan kaybı kırmızı şeytanları televizyon başında şampiyon yapacak, ama Londralılar kazansın ki, Manchester haftaya maçtan sonra kutlasın şampiyonluğu, böylesi daha güzel. Akıttıkları terleri sırtındayken, bir başarının sevinci başka bir şeye değişilmez...

Manchester Utd: Van der Sar, Hargreaves, Brown, Ferdinand, Evra, Nani, Carrick, Scholes (O'Shea 72), Park (Giggs 61), Ronaldo (Fletcher 64), Tevez. Yedekler: Anderson, Kuszczak.

Kırmızı kart: Nani (37).

Sarı kart: Ronaldo.

Gol: Ronaldo 3, 24, Tevez 26, Carrick 59.

West Ham: Green, Pantsil, Tomkins, Neill, McCartney, Noble, Parker, Mullins (Sears 75), Boa Morte (Solano 52), Ashton (Cole 56), Zamora. Yedekler: Walker, Collison.

Sarı kart: Neill, McCartney, Zamora.

Gol: Ashton 28.

Seyirci: 76,013

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Gebze Tribün Fanzin



Gebzespor taraftarları da kendi fanzinlerini çıkarmışlar ve tribün aleminin beğenisine sunumuşlar...İsmi "Gebze Tribün"... Tribünlerin kendini ifade etmesi adına her birinin web sitesi var ama "kağıda" yapılan baskının yerini hiç birşey tutamaz... Bu işin ne kadar zahmetli, ne kadar masraflı ve yorucu olduğunu en iyi bilenlerden olduğum için Gebzeli arkadaşları bu yayınlarından dolayı tebrik ediyorum ve kalemlerine, klavyelerine sağlık diyorum... Umarım uzun soluklu ve kalıcı olur... Fanzinin içeri şöyle:

*Futbolcumuz Murat Dilek Gebzespor tribünleri hakkinda yazdi *Eski kalecimiz "Kerem Türker" söylesisi *Deplasman Yazilari Serisi 1 *Eskicarsi Dosyasi » Dün, Bugün, Yarin *Tribün amigolari Ersin Akyel ve İrfan Kaya röportajlari *Tribün büyüklerinden Yoshi Ender *Gebzeli müzik grubu "6'dan sonra" ile Gebzespor ve Gebze'de müzik üzerine söylesi *Sürpriz "esnaf" yazarlar *Baba Tarik *Eskilerden bu yana pankartlar *Mor Beyaz Tribünler

Gebze Tribün fanzinden edinmek isteyenler fanzin@eskicarsi.com
adresine bir maille isteklerini belirtebilirler, kendilerine bir şekilde ulaşacaktır talepleri...


Parola; Dakika 63


Bursaspor'da yıllardır istenilen başarının yakalanamaması artık taraftarı isyan noktasına getirdi... Şehirde başarının sağlanması için herşey mevcut, en başta taraftar desteği bir çok kulübü imrendirecek boyutta... Gaziantepspor'un 2000 senesinde şampiyonluğa koştuğu sezonda, kulüp başkanı Celal Doğan: "Bende Bursaspor seyircisi olsaydı, kesin şampiyon olurduk" demişti... İşin ekonomik boyutu da halledilecek seviyede aslında, ülkenin ekonomisinin can damarlarından Bursa şehri, bir çok sanayici ve iş adamına sahip, yeter ki onları bir araya toplayabilecek bir organizasyon yapılabilsin... Sportif başarıyı yakalayabilecek, şartları olmasına rağmen, nedense Bursaspor, bir türlü başarılı olamıyor. Bunun da en büyük nedeni "içsel çekişmeler"... Kendi yönetimi zamanında 4. olan takımın , diğer yönetim zamanında 3. olmasını kaldıramıyor Bursaspor'da görev yapmış yöneticiler, ve başlıyor "kazanı kaynatmaya"... Kimi medya gücüyle, kimi de bilinçiz taraftarı kışkırtarak görevdeki yönetimi zor durumda bırakıp, istediklerini alıyorlar... Bu durumda da olan "vefakar ve cefakar" Bursaspor taraftarına oluyor... Artık, taraftarlar da bu oyunda bir "taraf" olduklarını göstermek için protestoya karar vermişler... Pazar günü oynanacak Kayseri maçının 63. dakikasında toplu olarak stadı terk edecekler, "sevgimizi bugüne kadar kullandınız, bizsiz ne haliniz varsa görün" diyecekler yönetime ve şehrin ileri gelenlerine... Umarım, gniş katılımlı bir protesto olur da, mesaj gitmesi gereken yere gider... www.bursasporum.com sitsindeki duyuru da burada:
Parola; dakika 63

Bursaspor taraftarları son yılların en fazla ses getirecek eylemine hazırlık yapıyor.

Yıllardır süre gelen başarısızlıktan yakınan taraftarlar sitemizin forum alanında ilginç bir öneri getirerek bu hafta oynanacak sezonun son iç saha maçı olan Kayserispor karşılaşmasının 63. dakikasında stadı terk etmeyi planlıyor.

Her sene aynı vaadlerle sezona başladıklarını dile getiren taraftarlar artık bu tür söylemlere karnımız tok, plansız programsız günlük politikalarla bizlere bugüne kadar bir şey veremediler. Her yıl kombinemizi alıyoruz, stadı dolduruyoruz. Biz görevimizi her sene layıkıyla yapıyoruz. Bu taraftarın önüne böyle bir Bursaspor sunulmamalı. 45 yıldır bir kez olsun yüzümüzü güldüremeyen bu camiada gerçekten bir şeylerin değişmesi için bizlerde en anlamlı şekilde tepkimizi dile getirerek stadı 63. dakikada terk ederek seneye böyle bir takım görmek istemediğimizi belirteceğiz.

Bütün Bursaspor taraftarlarını "Parola; dakika 63" eylemine davet ettiklerini dile getirdiler.

Bursasporum.com

Sana Değmez

Üç Hürel'in bu muhteşem şarkısını Demet Tuncer, oldukça sağlam yorumlamış. youtube'ta bulamadım klibini, bir tane hemen hazırladım ve blog okurlarımın beğenisine sunuyorum... Bizde hizmet bitmez:)




Nasıl sevmişse bu divane gönül
Bu böyle gidecek unutmasını da
Nasıl esir olmuşsa gözlerine
Başka gözlerle avunmasını da

Akıtma gözümün kanlı yaşını
Uğrunda ağlayıp yanmaya değmez
Bir kaç mektupvari saramış resme
Bakıpta seni anmaya değmez
Sana değmez

Ne acılar çektik, ne dertler gördük
Senin yokluğun bana nedir sanki
Üç gün, beş gün, bilemedin bir kaç ay
Sonunda bir gün söküp atmak çok kolay

Akıtma gözümün kanlı yaşını
Uğrunda ağlayıp yanmaya değmez
Bir kaç mektupvari saramış resme
Bakıpta seni anmaya değmez
Sana değmez

2 Mayıs 2008 Cuma

Haydi Söyle Kim O?


"Her Cumartesi sabahı maç kadrosunu teknik direktörüne fakslayan başkan tanıyorum."
"Sir" Alex Ferguson

"Sir" söylememiş ismini ama acaba Benitez'i, Grant'ı mı yoksa Sven-Goran'ı mı suçluyor ?

Boulogne Boys


PSG'lilerin Marsilya maçındaki pankartları
"Viva La Sodomisacion"
"Yaşasın Sadomazoşizm"

Helal Olsun Size...



Fotoğrafı 3Puan blogundan aldım, müthiş bir kare yakalamışlar... Böyle futbolcu çok az takıma nasip olur, "ben profesyonelim" diyenlere selam olsun... Demisporlular topçularınızla ne kadar övünseniz azdır...

Çekilsene Be Kadın#28[3-4Mayıs]


3 Mayıs Cumartesi
14.45 M. United - West Ham United (Fox)
16.30 Schalke 04 - Hannover 96 (Ntv Spor)
17.00 Middlesbrough - Portsmouth (Fox)
18.10 Nice - O. Lyon (Kanal A)
19.00 İBB - Trabzonspor (Lig Tv)
21.00 A. Madrid - R. Huelva (Ntv Spor)
23.00 R. Zaragoza - Deportivo (Ntv Spor)

4 Mayıs Pazar
15.00 Kocaelispor - Giresunspor (Bjk Tv)
15.00 GBB - Antalyaspor (D Spor)
15.00 Karşıyaka - Eskişehirspor (Gs Tv)
15.30 Arsenal - Everton (Fox)
16.00 Milan - İnter (24)
18.00 Wolfsburg - B. Münih (Ntv Spor)
18.00 Villarreal - Getafe (Ntv)
19.00 Sivasspor - Galatasaray (Lig Tv)
19.00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği (Digiturk Kanal 78)
19.00 Ankaragücü - Beşiktaş (Digiturk Kanal 90)
19.00 Catania - Fiorentina (24) Bant
19.00 S. Etienne - Lille (Kanal A)
20.00 Barcelona - Valencia (Ntv Spor)
21.55 Marsilya - Bordeaux (Kanal A)
22.00 Osasuna - Real Madrid (Ntv Spor)
23.00 Boca Juniors - River Plate (Ntv) Bant
01.15 Lazio - Palermo (24) Bant

Bir Sevmek Bin Defa Ölmekmiş


aşkın şarabından
bilmeden içtim
sevda yolundan
bilmeden geçtim
aşkın bir alevmiş
yar yar
bir ateş parçası
bilmeden gönlümü
ateşe verdim
bilmeden gönlümü
ateşe verdim

bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bin defa ölüp de
hiç ölmemekmiş
bin defa ölüp de
ölememekmiş

şarabı zehirmiş
içtikçe öldüm
yolu hep uçurum
düştükçe öldüm
aşkın bir alevmiş
yar yar
bir ateş parçası
ateşe gönlümü
yaktıkça öldüm
ateşe gönlümü
yaktıkça öldüm

bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bin defa ölüp de
hiç ölmemekmiş
bin defa ölüp de
ölememekmiş

bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bir sevmek bin defa
ölmek demekmiş
bin defa ölüp de
hiç ölmemekmiş
bin defa ölüp de
ölememekmiş
bin defa ölüp de
hiç ölmemekmiş
bin defa ölüp de
ölememekmiş

"Brave Heart" Ruhu



0-0 ve 1-1 beraberliklere, ya da en çok 2 gol atarak kazandıkları maçlarla yarı finale kadar gelen İskoçlar, İtalya'da da gol atamadan finale çıktılar... Mor menekşeler, kendi evlerinde 1 tane atar ve klasik İtalyan futboluna döner, skora yatarlar diye düşünmüştüm maç öncesi ama "cesur yürek" Rangers savunması 90 dakika geçit vermedi İtalyan forvetlere, Fiorentinalılar arzuladıkalrı golü atamadılar, "ekstra zamanda" da topu Rangers kalesine sokamayınca, penaltılara götürdüler işi... Aslında Sebastian Frey, kaptan Ferguson'un penaltısını kurtararak final yolunu açmıştı takım arkadaşlarına ama Liverani ile Vieri ev sahipliği örneği gösterdiler, final biletini misafir İskoçlara armağan ettiler... Penaltı atışları burada:



FIORENTINA: Frey; Jorgensen, Gamberini, Ujfalusi, Gobbi; Donadel (Kuzmanovic 41), Liverani, Montolivo; Santana, Pazzini (Vieri 79), Mutu.

Yedekler: Avramov, Dainelli, Semioli, Osvaldo, Pasqual.

RANGERS: Alexander; Broadfoot, Cuellar, Weir, Papac; Davis (Novo 80), Ferguson, Hemdani, Thomson, Whittaker; Darcheville (Cousin 65).

Yedekler: G. Smith, Buffel, Boyd, Dailly, Faye.

Zihniyet Bulanıklığı


Mehmet Demirkol, bugünkü yazısında Ercan Saatçi'nin Galatasaray-Fenerbahçe derbisi sonrası yazmış olduğu "provakatif" köşe yazısına değinmiş. Forumlarda ve bloglarda Galatasaraylılar zaten "damat beye" gereken şekilde cevabını verdi ama bir Fenerbahçeli yazardan da bir "tokat yemesi" belki "eski şarkıcıyı" kendine getirir, buyurun okuyun:

Zihniyet bulanıklığı
İyi yazmasını bilen yazan yazsın. Burada kimse beyin cerrahlığı yapmıyor. Halkın beğenisi belirler işi.
Ercan Saatçi de yazsın. Yazılarını sayfaya koymaya değer bulanlar varsa koysun. Bunda bir mesele yok. Mutlaka Saatçi’nin yazılarını da merakla bekleyenler vardır. Ama onun sahip olduğu bu hak pazartesi yazısında işlediği ‘suç’u da gizlemiyor.
Galatasaray tribünlerinin gayet başarıyla uyguladığı tribün gösterisine attığı çamur maalesef suçtur. Konuyla hiç ilgisi olmayan hoş bir şovda yeşil zemini canlandırmayı bile manalı bulan bulanık bir zihniyettir bu. Fazla fanatizmin zihin bulanıklığı yapması bir vakadır. Fazla fanatik olanların maç günü yazı yazmamasını tavsiye ederim.
Öte yandan Attila Abi’nin çok hoş yaklaşımın da altını çizmem gerekir. ‘Bütün renkler masumdur’ yaklaşımını...
Evet, sarıyla kırmızı ne kadar benim rengimse yeşil de o kadar rengimdir. Terör örgütü uydurması değil ki o renkler. O renkler güneydoğunun kültürü zaten. 30 yıl önce bir terör örgütü çıktı diye, bin yıllık renkleri mi yasaklayacağız?
Biliyoruz ki bu ülke ne çektiyse renkleri reddetmekten çekti. Renkleri kabul etmek kendi varlığının da tescilidir.
Ve Saatçi unutmasın ki çok sevdiği Fenerbahçe’nin de armasında sarı-kırmızı ve yeşil yan yana durur.

Dejavu Olmadı!


UEFA kupasının en büyük favorisiydi Bayern Munich, ellerindeki kadro zenginliğine bakınca, ama grup maçlarından sonra pek de "ahım şahım" top oynamıyorlardı, içerde ve dışarda maç kazanarak atladıkalrı tur yoktu ki, en son Getafe maçında bir mucizeyi gerçekleştirmişlerdi Toni ile... Riise'nin Liverpool'u soktuğu zor duruma Lucio'da Bayern'i sokmuştu ve Rusya'ya "gol ve goller" atma amacıyla gittiler... Ev sahibi Zenit ise daha rahat pozisyonda olan takımdı, bir de UEFA kupasında gol krallığı koşan Pogrebnyak gibi bir golcüleri vardı... Bayern'in Luca Toni ile beraber bu seneki en büyük yıldızı Ribery'nın hatası herşeyin sonunu hazırladı, barajda "kıçını" dönüp zıplayacaksan ne işin var...

"Futbolu hatalarıyla sevaplarıyla seviyoruz" ne yapalım, Almanları yarı finale getiren en kritik goller de Fransız topçudan gelmedi mi? Zaten bundan sonrası "çorap söküğü" gibi geldi, Kahn artık kesin bırakması gerektiğini anladı, Advocaat tekrar hatırlandı, finalde oynayamayacak olan Pogrebnyak'a da yazık oldu... Maçın özeti de burada...



Georgi Sholevski


Bu ismi belki de ilk defa duyuyoruz, ama ilerde çokça duyabiliriz... CSKA'nın genç takımının 16 yaşındaki kalecisi İngiltere'ye gidiyor, Blackburn Rovers ile idmanlara çıkacak ve beğenilirse genç takıma transef edilecek... Endüstriyel futbolun "alıp başını geriye bakmadan ilerlediği" bu yıllarda takımlar artık genç yetenekleri keşfetmenin yollarını arıyorlar ve 16 yaşındaki topçulara yöneldiler... Bu blogta böyle transferlere değinmiştik, Galatasaray'dan da Cem Sultan'ın ismi geçiyordu Empoli'ye transfer olacağı yönünde... Buna benzer çalışmayı Fatih Hoca zamanında Appiahları Gana'dan getirttiğinde yapmıştı ama Appiah ve Kingston dışında adını duyuran pek çıkmadı bu çocuklardan... Konuyu dağıtmadan Sholevski hakkında yapılan amatör tanıtım klibi de burada... Yan toplara hakimiyetini beğendim, bir de topu oyuna hızlı sokuyor, "kumaş" var, işlenirse "takım elbise" olur, Erman Toroğlu deyişiyle...

Adidas Dream Big


Impossible is Nothing

İlker Yasin


"Drogba bu sene sonu Chelsea'den ayrılıyor, İtalya'ya gidecek, olmazsa İnter'e gidecek."

İlker Yasin
Chelsea-Barcelona maçı sırasında Drogba'nın transfer söylentileri ile ilgili olarak konuşurken...

1 Mayıs 2008 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Üzerine



İlk olarak şu son bir haftalık zaman diliminde benim gibi "futbol dilencisini" futbola fazlasıyla doyuran bütün takımlara teşekkür etmek istiyorum... Keşke her hafta salı-çarşamba günleri şampiyonlar ligi yarı final maçları olsa... Umarım yaklaşan Avrupa Şampiyonası da aynı lezzeti verir, yoksa yazın sıcağında izlemek işkence olur, izmeden de duramayacağımıza göre, eziyet olur, kabus olur... Galatasaray galibiyeti sonrası Ercan Saatçi'nin polemikleri yaşanırken, Manchester United-Barcelona maçı unutturdu herşeyi... İlk maçta Ronaldo penaltı kaçırmış ama yenilmeden dönmüştü evine İngilizler, umutluydular... Barcelona ise sezonu kupasız kapamayı istemiyordu, bir mucize olursa onu da Messi yapar, hayallerindeydi Rijkaard... Yapacaktı da, daha maçın başında ama düşürdüler, olmadı o mucize...

Sonra da Scholes'un o füzesi geldi, kesin Şampiyonlar Ligi Top10'unda yer alır... Gole sevinirken, ki Rijkaard'lı Barca'dan nefret eder oldum, maçın uzamayacağına da üzüldüm, güzel maçlar hiç bitmesin isterim, tabii mümkün mertebe tarafsız baktığım zamanlar... İlk yarı karşılıklı güzel hareketlerel geçti, bir yandan Messi, öbür tarafta Ronaldo... Bir de İlker Yasın vardı... Salı ve Çarşambanın tartışmasız en bomba ismi... İkinci devrede, Katalanlar, kaybedecek bir şeyleri olmadığı için, biraz daha gitmeye çalıştılar "kırmızı şeytanların" kalesine ama "bir adamla" olmuyor ki bu işler... Henry girdi, belki o stadı tanır-bilir, orada çok kez yuvarladı topu "kırmızılıların" kalesine diye ama, o da "fıs" çıktı ve Sir'un takımı finalin ilk biletini kaptı...

Çarşamba günü esas beklenen maç vardı, geçen hafta son dakikada yediği golle işi zora sokan Liverpool, kaç senedir Stamford Bridge'te yenemediği Chelsea'yi yenmeye gitmişti... Kızıl Moskova'da "kırmızı" bir final görmek arzusu vardı içimde... Premier ligi pek iplemeyen Benitez'in bir şekilde Londralıları yeneceğini düşünüyordum... Ama maç başlayıp dakikalar geçtikçe, Liverpool hiç de keyif verici oynamıyordu, bir kontra bulursam çakarım, düşüncesi var gibiydi... Öte tarafta Ballack ve Drogba oldukça "gaza" gelmiş gibiydiler... Drogba müsait pozisyonda kaçırınca, "derin bir uhhhh " çektik ama Fildişilinin, Kalou'nun vurup Reina'nın çıkardığı topa vuruşu da "yuh hayvan dedirtecek" cinstendi... Kalbimizde "Liverpool alsın" dilekleri, mantığımızda ise "Chelsea kazanır" düşüncesi çarpışırken, Torres'in golü ümitlerimi yeşertti... Bir tane daha atsalardı, final bileti alınacaktı ama olmadı ve o kalbe ziyan uzatmalar geldi... Hypia, neden o kadar dikkatsiz dalar, Liverpool defansı Anelka'dan neden bu kadar kolay çalım yer diye yenilen gollerden sonra kendi kendime kızarken, ikinci uzatma devresinde hakem faktörü çıkıverdi sahneye, Sami'yi düşürdükleri pozisyonda penaltı verse, Liverpool atardı, bir tane daha diyorum, dünden beri... Zaten Babel de attı, hem de sağlam attı... Kalan 3-5 dakika 3.gole yetmeyince bu sefer finale mavili takım çıktı... Lampard'ın penaltı golü sonrası ağlayışı ve Avram Grant'ın maç sonrası yere çöküşü duygusal anlardı... Cumartesi günü serbets atış pozisyonu için tartışan Ballack ile Drogba'nın dün gece aynı yerden kazanılan başka bir pozisyonda bir diğerine topu armağan etmesi de birlik beraberlik gösterisi...


Moskova Yolcuları


Bilet:1 Manchester United


Bilet:2 Chelsea

ЦСКА шампион!!!











Başlığı Bulgaristan ligini 31. kez kazanan CSKA'nın şerefine Bulgarca attım: CSKA Şampiyon... Deplasmanda Nei'nin 2 ve Petre'nin bir golü ile Botev'i 3-1 yenerek ligin bitmesine 3 hafta kala şampiyonluğu garantiledi başkentin kırmızı beyazlıları... Bütün bir sezonun yorgunluğunu atma sırası onlarda ama esas kutlamanın yapılacağı zaman bitişe 1 hafta kala içerde oynanacak Levski derbisi... İşte kupanın garantilendiği maçın kadrosu ve 27. hafta sonrası puan durumu:
12.Ивайло Петров 30.Йордан Тодоров 3.Александър Тунчев 6.Кирил Котев 13.Никола Вуядинович 18.Флорентин Петре 5.Тодор Янчев 28.Маркиньос 21.Удоджи 11.Емил Гъргоров 99.Неи
№ Отбор М П Р З ГР Точки
1 ЦСКА 27 22 5 0 47 9 38 71 т.
2 Левски 27 18 4 5 53 16 37 58 т.
3 Локомотив (Сф) 27 14 8 5 43 28 15 50 т.
4 Литекс 27 13 8 6 43 24 19 47 т.
5 Славия 27 13 7 7 37 25 12 46 т.
6 Черноморец 27 12 8 7 37 27 10 44 т.
7 Черно море 27 12 7 8 35 27 8 43 т.
8 Пирин (Бл) 27 12 5 10 29 26 3 41 т.
9 Локомотив (Пд) 27 11 6 10 29 24 5 39 т.
10 Вихрен 27 8 6 13 23 26 -3 30 т.
11 Ботев (Пд) 27 8 6 13 34 47 -13 30 т.
12 Берое 28 6 8 14 20 31 -11 26 т.
13 Спартак (Вн) 28 6 7 15 17 33 -16 25 т.
14 Беласица 27 5 4 18 16 41 -25 19 т.
15 Марек 27 5 3 19 16 57 -41 18 т.
16 Видима-Раковски 27 3 6 18 13 51 -38 15 т

29 Nisan 2008 Salı

Kurcala Kurcala...


Galatasaray'ın yeni yaptığı marş ya da tezahüratı yazmıştık, alanında bir ilk diye, maça özgü marş diye... Günün konusu olmuş, nedense... Hafta sonu Galatasaray'ın kazandığı ve hakemin herhangi bir tesiri olmadığı derbiden sonra, saldıracak ve bulaşacak yer arayanlar, ilk olarak yapılan kareografide yer alan "yeşil" renkleri bahene bularak, neden Galatasaray taraftarı terör örgütünün renklerini kullanıyor, şehitlerimizin kemikleri sızlamıyor mu dediler... Yapılan "street fighter" çalışmasında yeşil renk "futbol sahasını" temsil ediyordu, bunu anlamayacak çok az insan vardır, ama "kusur" bulma telaşındaysan herşeyi, kullanırsın.. Bu olayı "ucuz reklam malzemesi" yapma derdinde olanlar, tuttukları takımın amblemindeki renkleri ise pek düşünmemişler nedense... Tabii, bunu "kör gözlere" sokunca, konu da hemen değişti ve yeni marşa döndü... "Neymiş efendim, çalıntıymış"... İki gün boyunca bu işlerle uğraşan kişi ise Hürriyet gazetesinde "damat" torpili sayesinde köşe yeri bulan Ercan Saatçi... İlk olarak hiç kimse Sos Cagon'u, "bizim orjinal bestemiz" diye sahiplenmedi, tüm tribün gruplarının yaptığı gibi bir melodi üzerine sözler yazıldı... youtube'a girildiğinde bunun değişik ülkelerde, değişik versiyonları mevcuttur... Kimse bir şey saklamıyor ve inkar etmiyor... Ama, "temizliğe başlarken, herkes kendi evininin önünden başlamalıdır" diye çok sevdiğim bir söz var. Araştırmadım, bilenler yorumlar bölümünde belirtsinler, acaba "bay damat" Fenerbahçe'nin 100 yıl marşı diye lanse edilen Kıraç'ın bestesi ile 2 gün sonra 1 Mayısta çalınacak olan İşçi Marşınin benzerlikleri hakkında nasıl bir yorum yapmıştır... Gazetecilik, "köşe sahibi olmak" araştırmayı gerektirmiyor mu? Fenerbahçe resmi marşı ile Viva Espana olayına hiç değinmeyeceğim... Gündem sapıtmak için belden aşağı çalışacağımıza, Ortega kardeşim gibi medenice kabul etmek lazım mağlubiyeti... aceto'nun meşhur cümlesiyle bitirelim "hala aynı havayı soluyoruz Ercan Saatçi ile"...

Blog Widget by LinkWithin