27 Ekim 2007 Cumartesi

Alibey, Çatalca'da kazandı...[0-4]


  • B Gençler Ligi'nin Çatalca'da oynanan maçında Çatalcaspor, Alibeyspor'u konuk etti kendi sahasında... Tek kanallı dönemde kalma söz ile " hava ve saha şartları" futbol oynamaya müsaitti...Öğle üzeri güneş tepeden maksimum sıcaklığı ile "güzel bir maç ortamı" için elinden geleni yaptı...
  • Çatalcaspor'un gençleri sahaya kırmızı forma, siyah şort ve siyah "tozlık"( bu tabire ilk duyduğum günden beri "hastayım") ile çıkarken, misafir oyuncular "ekipman" olarak beyazın ağırlıkta olduğu forma-şortlar ve yeşil çoraplar ile çıkmışlardı...Hakemler ise hakemi hakem yapan "siyah" kıyafetlerini giymişlerdi...Hakemlerin renkli forma giymesini sevmedim, sevemeyeceğim...
  • Tribünlerde günün ilk maçı olması ve gençlerin oynamasından dolayı çok az seyirci vardı, gelenler de "evlatlarını" izlemeye gelen anne babalar, abilerini gururla izleyen "minik" kardeşler, ve sınıfındaki "platonik" aşkını gizliden takip eden kızlardı...Unutmadan, bizim gibi "güzel futbol dilencileri" de vardı tribünlerde tek tük...
  • İlk yarıda denk mücadele içinde geçen maçta, misafir Alibeyköy'ün ağır bastığı görülüyordu lakin meşin yuvarlağı, kale çizgisinden sokmayı beceremediler...Ev sahibi ise, kontra ataklarla, öne geçme uğraşı veriyordu...Başta belirttiğim gibi, çabalar nafile kaldı ve gol sevinci yaşanmadı Çatalca Ziya Altınoğlu Stadında...
  • İkinci yarıya oyuncu değişikliği yaparak başlayan sarı-kırımızılılar, oyuna da aktif başladılar ama 50-55.dakkika cıvarı yedikleri gol sonrası, oyuna ilgileri dağıldı...Zaten gençlerde böyledir, gol yedikleri anda, tüm ilgi alaka biter..
  • Alibeyspor, attığı ilk golden sonra iyice oyuna ağırlığını koydu ve maç sonuna kadar 3 gol daha atarak maçı 4-0 ile kazanmasını bildi...
  • Yabancı transferi, yabancı sayısı diye yırtınan "3 İstanbullu" Süper Lig takımı, ağırlığı altyapılara verseler, amatör ligleri gençleri bir izleseler...Ne yetenekler yetişiyor ülkemizde..Alibeyspor'da 10 numara ile oynayan genç, elinden tutulursa çok iyi yerlere gelir...Zidanvari çalımlar, ince paslar, oyunu okuması ile izleyenleri kendine hayran bıraktı...
  • Ülkemiz insanı futbolu seviyor, gençlerimiz internetin yaygınlaşması ve uydu yayınlarının evlere gelmesi ile Dünya futbolunu çok iyi biliyor ve yakından takip ediyor... Saçlarından ayakkabılarına kadar, tozluklarındaki plasterden kollarındaki kaptanlık bantlarına kadar herşey televizyonda izledikleri abileri gibi...Kendilerine idöl seçme çağlarında olan gençlere, büyüklerinin "örnek model" olması gerekiyor ama Milli takım kaptanımızın el kol hareketleri yapması( kendince haklı sebepleri olsa da) basın mensuplarına, nasıl örnek olacaksa...
  • Herşey hoş güzel gelişiyor da, şu kırık çıkıklar olmasa...Tamam, futbolun doğasında var sertlik ama, saha içinde kırılan kol, maçın tadını kaçırıyor...Bugun gene kırık, çıkık, burukuk şüphesiyle hastaneye gitti iki genç topçu...
  • Amatörün en sevdiğim yanlarından biri de maç sonundaki "primleridir"...Endüstriyel'in henüz ele geçiremediği gençler, galibiyeti başkanın ısmarladığı köfte-ekmek- duruma göre dürüm- ve ayran üçlüsü ile şakalaşar kutlamayı bilmektedirler...Tabii, köfte ekmek zifayeti esnasında, "Beyler idman pazartesi 5te, ona göre" duyurusu gelmese...

26 Ekim 2007 Cuma

Rwanda'da Bir Maç Günü

Mario Alberto Kempes nam-ı diğer El Matador

Toprak Sahalarda Bu Hafta #1 [27-28 Ekim]

TarihStatSaatTakım 1Takım 2KategoriGrup
27 10 2007 CumartesiÇATALCA SAHASI13:00ÇATALCAALİBEYB.G.2
27 10 2007 CumartesiÇATALCA SAHASI15:00MURATBEYSELİMPAŞA1.A.L.1
28 10 2007 PazarÇATALCA SAHASI15:00ÇATALCAAKALAN1.A.L.2

Çekilsene be Kadın #3[26-29 Ekim]

26.10.2007 CUMA
19.00 Fürth-B.Monchengladbach / http://www.sporx.com
20.00 Kayserispor-Trabzonspor/ Lig Tv
21.30 E.Frankfurt-Hannover 96/ http://www.sporx.com

27.10.2007 CUMARTESİ
13.00 Kocaelispor-Elazığspor/ D Spor
16.30 Stuttgart-B.Leverkusen/ http://www.sporx.com
16.30 Schalke 04-W.Bremen/ Ntv
17.00 M.United-Middlesbrough/ Fox
18.10 Metz-Nancy/ Kanal A
19.00 Kasımpaşa-Fenerbahçe/ Lig Tv
19.00 Torino-Cagliari/ 24
23.00 R.Madrid-D.La Coruna/ Ntv
23.10 Cruzeiro-Atletico/ Lig Tv

28.10.2007 PAZAR
13.00 Kartalspor-Sakaryaspor/ D Spor
15.00 Köln-Paderborn/ http://www.sporx.com
15.30 Bolton-Aston Villa/ Fox
16.00 Beşiktaş-İstanbul BŞB/ Lig Tv
16.00 Palermo-İnter/ Ntv
16.00 Milan-Roma/ 24
18.00 B.Dortmund-B.Münih/ Ntv
18.00 Liverpool-Arsenal/ Fox
19.00 Lens-Rennes/ Kanal A
19.00 Denizlispor-Galatasaray/ Lig Tv
20.00 Barcelona-Almeria/ Ntv
21.30 Genoa-Fiorentina/ 24
22.00 Paris SG-O.Lyon/ Kanal A

29.10.2007 PAZARTESİ
19.00 Karşıyaka-Antalyaspor/ D Spor


Kaynak

25 Ekim 2007 Perşembe

Hakkını Verin Sadece...



Görüntüler Arsenal-Slavia Prag maçı sonrası...7-0 la kaybeden Praglılar, kendilerini desetklemeye gelen taraftarlarının önünde diz çökmüş af diler durumda...Taraftar da ne kadar kızgın olsa da alınan mağlubiyete, yine büyüklük gösterip bağışlamış vaziyette...Aslında, af diletmek, diz çöktürmek değil bizim çabamız, "o forma kutsaldır nasip olmaz herkese" diyoruz, topçularımız da göğüsleri üzerlerinde taşıdıkları armanın tribünlerdeki bizler için neler ifade ettiğinin farkına varıp,"hakkını verseler sadece" bize yeter de artar bile...

24 Ekim 2007 Çarşamba

"mutluydum, o uyudu..."


Live...

Animation...
Bir iskambil falında, çıkmıştık birbirimize
o güzel kupa kızıydı, sinek valesiydim bense
geceyarısı o perşembe rastladım köprü üstünde
ağlama dedim, o ağladı trabzanlardan indiğinde

saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim
senin için rüzgarda hep yağmur mu var
gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan
hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?

bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna
bir kar tanesi eri ağzımda

sırılsıklamdı soyundu, vücuduma dokundu
biraz pürüzlü tenimde yaşam hücrelerimi buldu
mutluydum o uyudu sarıldım sayıklarken
tanımadığım o adları yanımda, çırılçıplak

rüyamda gururluydum, biliyordum diyordum
inanmak lazımmiş meğer iskambil fallarına
uyandım, bakakaldım, hayali bir parmağın
bıraktığı yazıya, pencere camının buğusuna
hoşçakal

22 Ekim 2007 Pazartesi

Donatalım Dört Bir Yanı Bayraklarla

Sizleri yarın sabahtan itibaren Aziz şehitlerimizin uğruna, onların tabutlarını saran aziz ve şanlı Türk Bayrağı ile evlerimizi ve iş yerlerimizi donatmaya davet ediyoruz. Ülkemizin dört bir yanı al bayrağımız ile donatılsın ki, vatanımızın sahipsiz olmadığı görülsün...

Büyük Kaptan'dan Buraya Kadar...

Bugün itibariyle Büyük Kaptan Bülent Korkmaz, Bursaspor'daki misyonunu tamamlamış olup,artık kendisini sarı-kırımızı formalı oyuncuların başında antrenör olarak görmeyi dilemek çok fazla bir şey istemek değildir..Bu genç takım da olur, PAF takım da olur, A takım da...
Gel kaptan gel kaptan
Alınacak çok kupa var be kaptan

Bizden Biri Lincoln

21 Ekim 2007 Pazar

Bu Vatan Bölünmez Bu Böyle Biline!!!


21 Ekim 2007 günü saat 00.20 sıralarında, Irak'ın kuzeyinden topraklarımıza sızan PKK terör örgütü mensupları tarafından, Hakkari/Dağlıca'da konuşlu Piyade Taburunun emniyet unsuru olan bir bölüğümüze kalabalık bir grupla üç ayrı bölgeden silahlı saldırıda bulunulmuştur.

Çıkan çatışmada 12 şehit, 16 yaralı verilmiştir.

Saldırıya anında misliyle karşılık verilmiş; teröristler, silahlı helikopterler tarafından görerek, mevcut ateş destek vasıtaları ile görmeyerek ateş altına alınmıştır. Şu ana kadar 23 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca, olay bölgesinin güneyinde teröristlerle yeniden temas sağlanmış olup, çatışmalar devam etmektedir.

Teröristlerin kaçış istikametleri manevra birlikleriyle takip edilmektedir. Birliklerin harekatı ile koordineli olarak, 63 adet muhtemel hedef ağır silahlarla ateş altına alınmıştır.

Kamuoyu gelişmelerden ayrıca bilgilendirilecektir. Saygı ile duyurulur.

Şehitler Ölmez...Vatan Bölünmez...Mekanları Cennet Olsun...

Referandummuş, Evetmiş, Hayırmış, Seçimmiş, Yüzdelik dilimlermiş, zartmış zurtmuş, Puan kaybıymış, galibiyetmiş, vesaire vesaire...Söz konusu vatansa gerisi teferruattır...Şehitlerimizin yerini ne doldurabilir ki? Sözlerin bittiği nokta bu olsa gerek...

20 Ekim 2007 Cumartesi

Fatih Uras'ın "kolej" takımı....


  • Küresel "ısınmaya" inat, iyice soğuyan havada oynandı Akalanspor-Fatih Üniversitesi maçı Çatalca Ziya Altınoğlu Stadında...Bir de gökyüzünde ağırdan ağıra nazlanarak hareket eden bulutlar iyice üstümüzde kasvetli bir hava yarattılar...Sadece içimizi karartmakla kalmadılar, bir de hafiften ıslattılar bu maçı izlemeye gelen 3-5 futbol "manyağını"...
  • Seyircinin sayıca azlığı maç başındaydı, lakin Fatih Üniversitesi'nin başında eski milli kalecimiz Fatih Uraz'ın olduğu pekte çabuk yayılmış olacak ki ilçede, birer ikişer "şöhret görme" meraklıları doldurmaya başladılar tribünleri..
  • Akalanspor klasik beyaz üzeri sarı-kırmızı çizgili formasıyla çıkarken sahaya, rakip ise mavi formayı tercih etmişti..
  • Hakem triosu, iki hafta önce olduğu gibi yine maça geçikmeli çıktı ve tribünlerden"Hocaaa, davul zurna mı getirseydikk başla diye beyaaaaa" narası duyuldu ki, soğuktan titreyen bünyelere ılık bir meltem tebessümü estirdi...
  • Hanı basında hep duyarız ya, "Galatasaray'da kolej havası var", "Ertuğrul Sağlam kartalda kolej havası estirdi", "Roberto Carlos kolej takımına gelmiş gibiyimi dedi" tarzı "kolej" meraklısı haberler, esaslı "gerçek" kolej takımını Fatih Uras oluşturmuş..Adı üstünde kolej=üniversite... Gencecik çocuklar mücadele hissi ile oradan oraya koşuşturuyorlar, yandan hocaları sürekli bağırıp yönlendiriyor..İlerki haftalarda çok can yakacak bu takım...Bir de üniversite öğrencileri maçlara gelse de tribün desteğini de alsalar arkalarına..
  • Maç başlarında hakem oyun kontrolunu ele almak için sert davrandı ve Fatih üniversitesi yardımcı antrenörünü saha dışına attı..Ne fayda ki, amatörde saha içi ile saha dışı sadece 1 yazıyla "bir" metre mesafede...
  • Akalanspor ilk golü buldu maçta ama soyunma odalarına önde gidemedi ve ceza sahasında elle yapılan müdahaleye hakemin verdiği penaltı sonrası durum 1-1 eşitlendi...
  • İlk yarıda etkisiz olan Fatih Üniversitesinden 11 numaralı oyuncu (amatörün kötü yanı topçuların adlarını bilemememiz) yerini 13'e bıraktı...Fatih Hoca'nın bağırşalrından adının Musa olduğunu anladığımız bu topçu oldukça yetenekli.. Kabiliyet demişken, kumaşı sağlam bir topçu da Fatih Üniversitisenden 8 numarayla oynayan Murat..O da ikinci devre yorularak oyun dışı kaldı...
  • İkinci yarının ortalarında Akalan defasının hatasını değerlendiren 10 Numaralı Okan, üniversite takımını 2-1 öne geçirdi...
  • Maçın bitişine 15 dakika kala Fatih üniversitesi 10 kişi kaldı ve genç takım tecrübesizlik örneği göstererek geriye çekildi ve sürekli akın yedi...Ve son dakikada olan tartışmalı penaltı sonrası Akalanspor durumu 2-2 ye getirdi..Taraflar pek memnun kalmasa da puanları paylaştı...
  • Maçın hakemi oldukça kötü bir yönetim sergiledi...Ama bir yan hakem vardı ki, evlere şenlik...Gözü önünde 2 metre dışarı çıkan topa bayrak kaldırmama gafletinde bulundu ki, herkese güldürdü kendini...
  • Saha içinde 60lı yaşlarda herşeye müdahale eden, oyuncalara "otur yerine", hocaya "hocam tamam sakin ol" seyirciye "gereksiz bağırmayın" diyen bir kişi vardı, üstünde tanıtım kartı filan da yoktu..Onun hareketlerine isyan edip, hakeme şikayet eden Fatih Üniversiteli yedek oyunculara da, bahsi geçen şahıs, saha komiserine numaralarını not ettirerek, disiplin kuruluna vereceğini belirtti...Maçın hakeminin yedek kulübesine kadar depar atıp gelerek belirttiğine göre "şahıs" Federasyon Temsilcisiymiş...Sen kartını boynuna takma, tanıştırma kendini, sonra ceza yazdır..ne güzel memleket...
  • Maç sonu gene amatöre has manzaralar vardı, hakeme saldırılar, itiş kakış, bizim sahada görüşcez tehditleri...
  • Tribünde söylenilenlere göre aynı grupta yer alan Çatalcaspor, deplasmanda Karacaköy'ü 2-0 yenmiş yönündeydi...Şöyle bir ayrıntı var ki, bir önceki hafta Akalanspor-Karacaköy oynamış, Karacaköyden 2 oyuncu atılmış, birinin kolu kırılmıştı..Aynı hafta da Çatalcaspor, Batıköy'ü farklı yenmiş, Batıköylü oyuncular bir önceki haftadan cezalıymışlar...Akalanspor, bu hafta da Çatalcaspor'a çalıştı, iki hafta sonra Fatih Üniversitesi ile oynayacak olan Çatalca gene rakibini eksik yakalama şansına erişti..
  • Son olarak Fatih Uras'tan o kadar bahsettik, edebiyatçı yönünü de analım ve yazmış olduğu Kaleciyi Vurun ve Futbolun Arka Bahçesi kitaplarını tavsiye ederim..Futbolun toprak sahalarından milli maçlara kadar herşeyi dolu dolu yaşamış Fatih Hoca...

19 Ekim 2007 Cuma

Efsane Forma Vol.#2


"Forma dediğin uzun kollu olur" idi hep düşüncem ve söylemim..Ve efsane Metin Oktay formasının uzun kollusunu da çıkartarak kulübümüz benim gibi düşünenlere güzel bir hediye vermiş oldu...Fiyat olarakta kısa kollu forma gibi uygun bir fiyat belirlemişler...Bize de koleksiyonumuza eklemek düşer artık...
Formaya ulaşmak için tıklayın...

Fortis Türkiye Kupası

Kupa'da kuralar çekildi..İşte grubumuz...

D GRUBU
GALATASARAY
SARIYER
DENİZLİSPOR
GENÇLERBİRLİĞİ OFTAŞSPOR
BURSASPOR

ve fikstür şöyle:

Hafta

1.MÜSABAKA

2.MÜSABAKA

BAY TAKIM


31 Ekim 2007

SARIYER
-
G.BİRLİĞİ OFTAŞ

GALATASARAY A.Ş
-
DENİZLİSPOR


BURSASPOR


6 Ocak 2008

BURSASPOR
-
GALATASARAY A.Ş

DENİZLİSPOR
-
SARIYER


G.BİRLİĞİ OFTAŞ


9 Ocak 2008

G.BİRLİĞİ OFTAŞ
-
DENİZLİSPOR

SARIYER
-
BURSASPOR


GALATASARAY A.Ş


16 Ocak 2008

GALATASARAY A.Ş
-
SARIYER

BURSASPOR
-
G.BİRLİĞİ OFTAŞ


DENİZLİSPOR


23 Ocak 2008

DENİZLİSPOR
-
BURSASPOR

G.BİRLİĞİ OFTAŞ
-
GALATASARAY A.Ş


SARIYER

Film Çekseydiniz Be Basel...


Çekilsene be Kadın #2 [20-21 Ekim]

20 Ekim Cumartesi
----------------------------------------------------
14:00 Orduspor - Karşıyaka / D Spor
14:30 Rangers - Celtic / Business Channel
14:45 Everton - Liverpool / Fox
16:00 Trabzonspor - Beşiktaş / Lig Tv
16:00 Sakaryaspor - Eskişehirspor / D Spor
16:30 Bochum - Bayern Münih / Ntv
17:00 Middlesbrough - Chelsea / Fox
19:15 Aston Villa - Manchester United / Fox
20:00 Fenerbahçe - Konyaspor / Lig Tv
20:30 PSV Eindhoven - VVV Venlo / Business Channel
21:00 Villarreal - Barcelona / Ntv
21:30 Reggina - Inter / e2
23:00 Espanyol - Real Madrid / Ntv

21 Ekim Pazar
----------------------------------------------
05:00 Palmeiras - Parana / Lig Tv
16:00 Livorno - Lazio / e2
20:00 Galatasaray - Ankaraspor / Lig Tv

Kaynak

Yakma Bunu Yakma...

Yazık değil mi bu kadar atkıya ama şimdi...


18 Ekim 2007 Perşembe

Deplasmana biiiirrrrrr kiiiiiiii....


Otobuslerdir deplasman yolculuklarının değişmezi...Bir koltuk bulmak nimettir, olmazsa da sıkışırsın bir yere, oturursun koridora...Bazen de trenle gidersin ya da 3-5 arkadaş olup kendi arabanızla...Pek sık olmasa da vapurla da yapılır "deplase", Beşiktaş'tan Kadıköy'e, Karşıyaka'dan Alsancak'a, Yalova'dan İstanbul'a...Lakin, ya kamyonla...Bir videoda Eskişehirlilerin arızalanan deplasman otobüsünü bırakıp, maça yetişmek için bir kamyon durdurduklarına şahit olmuştum, ama yoktur pek bizim kültürümüzde böyle şeyler...Bu resim de birden karşıma çıkıverdi, Japonların deplase tarzı da böyle olsa gerek...

Matildas


17 Ekim 2007 Çarşamba

Yalnız Bir İmparator vol.1

Güneş her akşam batıp hergün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana
(ben neden hep aynı kalayım söyleyin bana)

Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
Elbette daldan dala konup sonra uçacağım
Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım
Elbette bazen söyleyip bazen susacağım

İnanmadım asla inanamam
Herşeyin bir sonu olduğuna

Paul Breitner

"binlerce insanın katledildiği stadyumlarda top oynamam"


16 Ekim 2007 Salı

Kenarda hoca, bağır bağır bağırıyor...

Milli Takımlar Teknik Direktörü Terim de saha çizgisi kenarında 'rahat duramayan' isimlerden.

Milli maç ve Fatih Terim vesilesiyle, bir üslup ve 'motivasyon' meselesi: Teknik direktörlerin 'bağıran adamlığı' hakkında ne düşünmeli? Ve tabii kalecilerin, soylu yalnızlıklarının paradoksu olan vokal çalışmaları hakkında

TANIL BORA

Gençlerbirliği'ndeki teknik direktörlüğü beş lig haftası kadar süren Fuat Çapa, futbolcularla vedalaşırken, kaleci Gökhan Tokgöz şöyle söylemiş ona, mealen: "Hocam, sen bize medeni insanlar gibi davrandın, ama biz bundan anlamadık, anlamayız; senin bize bağırman lazımdı..." Zaten, ajanslara göre, kaptan Erkan'ın sözcülüğünü yaptığı bir heyet başkan İlhan Cavcav'a çıkmış ve demiş ki: "Bu hoca çok değerli bir insan, onu bırakmayın... Ama söyleyin, bize bağırsın..."
Nadir bir istek parçası olmadığını biliyoruz bunun. Tribün ahalisinin, yöneticilerin, yorumcuların ve bizzat futbolcu milletinin çoğunluğu değilse bile büyük kısmı, teknik direktörün bir bağıran adam olmasını istiyor. Hem hırs gösterisi (gösterişi) bakımından, topçular 'motive olsun' diye... Hem otoritenin baş alameti saydığından; otoriteyi işi lâyıkıyla bilmekte değil boruyu öttürmekte görerek... Ama bir zamandır, karşı görüş de güçleniyor. Geçen sene Bursa kanalı Olay TV'de pazartesi akşamları yayımlanan, Bursaspor'un ıcığının cıcığının çıkarıldığı sohbet programında, yorumcuların bu bağırma meselesinde ikiye bölündüğünü hatırlıyorum. Bir taraf Engin İpekoğlu'nun kulübesinde efendi efendi oturmasını yadırgıyor, diğer taraf ise sözgelimi Mesut Bakkal'ın taç çizgisinden içeri yarı beline kadar sarkmış, ağzından tükürükler saçarak bağırmasına anlam veremiyordu. (Cavcav'ın Bakkal'a ilk 'uyarısının' gerekçesi de bu olmuştu: "Sporculara fazla bağırıyor.")

Lobanovski örneği
Evet, gerçekten de bir teknik direktör bütün ilmini maçın oynandığı 90 dakikaya sığdıracakmışçasına hiç durmadan kenardan talimatlar haykırıyorsa, bunda bir yanlışlık var demektir. Talim-terbiyesini vaktiyle vermiş olmalıydı, oyuna müdahalesini özlü talimatlar ve pratik değişikliklerle yapabilmeliydi. 'Motivasyon' denecekse, kuşkusuz morali sendeleyen bir oyuncunun ateşlenmesi elzemdir ama eğitim çavuşu tarzında değil herhalde.
Peki herkes Lobanovski gibi olabilir mi? Kiyevski Dinamo'nun büyük üstadı, takımının zembereğini kurup çayıra saldıktan sonra, maç boyunca uykulu-asık bir suratla oturduğu bankta hafifçe ileri geri sallanmaktan başka bir 'müdahalede' bulunmazdı. Geçtiğimiz yaz 17 yaş altı dünya şampiyonu olan Nijerya'nın teknik direktörü Yemi Tela onu bile yapmıyordu, kulübesinde kıpırtısız bir münzevi idi.
Tekniği-taktiği boş verirseniz; futbolun folkloruna gönül verenler için hepsi ayrı ayrı neşe kaynağıdır bunların. Ayak parmakları üzerinde yükselmiş, ellerini boru yapmış, her bir elemana ayrı ayrı anlık taktik yetiştirircesine bağıran Yılmaz Vural da var bu folklorun içinde; iki parmağını dudağının kıyısına iliştirmiş, kaşlarının altından oyunu süzerken, 'Acaba küçük rok mu yapsam filimi mi çıksam' muhasebesi yaptığı izlenimini veren Mourinho da. Bazen de hüzünlüdür; eğitim çavuşuna değil, bir imdat çığlığına benzetebilirsiniz teknik direktörün bağırışını ("Eyvah, geliyorlar!"). Demirel tabiriyle 'çare bulma yerinde' oturanın çaresizliği...

Çenesi çıkan kaleci
Bir de kaleci bağırtısı var. Dünyanın her yerinde, kalecinin saha
içinde ha bire çene yapması beklenir. Önündeki personelle sürekli konuşup onları tavında tutmalı, icabında topu bırakmaları için uyarmalı, onlara yer göstermeli, barajın koordinatlarını ayarlamalı, korner kalabalığına nizam vermelidir. Bu bağırtılı çağırtılı sosyalleşme tarzı, kalecinin soylu yalnızlığının bir paradoksu gibidir. Lâkin burada da farklı üsluplar var. Kimi kaleci kalendermeşrep bir sükûnetle, arada bir ellerini çırpıp 'Haydi, haydi' diye ünlemekle yetinir, kornerlerde neredeyse bezgin jestlerle direk nöbetini hatırlatır ya da belalı bir rakibi işaret eder, o kadar. Buna karşılık mesela Peter Schmeichel, Toni Schumacher, nasıl da boyun damarları kabara kabara bağırır, kapı önünde top oynayan çocukları paylayan amcalar teyzeler gibi azarlarlardı o azman stoperleri! Ligimizde şimdilerde Orkun Usak vokalleriyle dikkat çekiyor. Kimseyi azarladığı yok ama top yarı alanına geçtiği anda öyle bitmek bilmez bir arya söylevine başlıyor ki; sanırsınız ek iş olarak radyoda maçı anlatıyor.
1966-1978 arasında Manchester United'in kalesini koruyan, şampiyonluklar gören, İngiltere milli kazağını giyen Alex Stepney de böyleymiş, çok bağırırmış. 1975 senesinde bir maçta Stepney'in başına gelen, ibretliktir: önündeki savunmacılara öyle bir bağırmış ki, şaka değil, çenesi çıkmış adamcağızın! Velhasıl, abartmamak lâzım.

15 Ekim 2007 Pazartesi

Deplasman Otobüsü


Dün gece bir kız gördüm çarşıda,
Altında yeşil-kırmızı tanga,
Domalmış çarşı'nın ortasında,
Veriyor ona buna...


vakit geçmiyor
alkol yetmiyor
a.q. yolu bitmek bilmiyor
cem uzan gelsin
tüm derler bitsin
bütün deplasmanlar 1 saate insin


Üzüntünde Kederinde En Kötü GÜNDE
Varsın Alem Ceksin Gitsin Biz Hep Seninle
Sanma Ne Sampiyonluk Ne Kupa Umrumda
TARİH YAZMAMIS Kİ BÖYLE BÜYÜK BİR SEVDA !

9 Ekim 2007 Salı

Başarılar "Mohikan"

Ünal Kahraman'ın Ümit Milli Takımdan Konyaspor'un başına geçmesiyle takımı yönetmek görevini devralan Son Mohikan Ümit Davala'ya başarılar...Yolun açık olsun Ümit, yolun açık...Futbol oynarken yaptikların, antreörlükte yapacakalrının temiantıdır, ki bunu ''Birçok takımda görev aldım, birçok hocayla çalıştım. Oyuncularıma bu birikimlerimi aktaracağım'' diyerekte belirtmişsin...

Unutulmayan an, işte bu an...UEFA şampiyonluğunun ilk adımı...

Alayına İsyan İnadına Ankaragücü


Taraftarın edebiyat alemine bir katkısı da Ankaragücü tribününden geldi..Duygu -Berkay ikilisinin hazırlamış oldukları kapsamlı araştırma, tüm "ultras"lara bir selam mahiyetindedir..Yayın Epos yayınevinden çıkmış, bugün yarın raflarda yerini alacaktır...Kitaptan bir alıntı yapalım ve biz de selam çakalım bir kez daha yazarlara:

"...: Taraftarlık, deplasman otobüsündeki “geyiktir”. Maçı izlemeden gidip gelinen yüzlerce kilometredir. Taraftarlık hatırlamakta zorlanacak kadar anı biriktirmektir. Şenliktir. Taraftarlık kavgadır, abartmadır bazen yalandır. Taraftarlık hem sıradan olmak, hem aykırı olmaktır. Dostluktur, sürekli yeni insanlarla tanışmaktır. Egemen medyaya alternatif oluşturmaktır. Taraftarlık espridir, ayrıntılara dikkat etmektir. Hayal kurmaktır, şu acımasız ve illüzyon dünyasında Behrengi’nin “küçük kara balık”ı olmaktır. Taraftarlık eylemektir, yüksek sesle bağırmak, ses tellerine garezi olmak ve sürekli “ergen” olma halidir. Aşktır, tutkudur, hesapsızlıktır. Taraftarlık müziklerden rocktır, protest olanıdır ve elbette arabesktir; illa klasik batı müziğinden örnek verilirse Beethoven’in Dokuzuncu Senfoni’sidir. Taraftarlık cop ve biber gazı yeme olasılığının yüksekliğidir, kendini Don Kişot hissetmektir. Tenefüs zilidir ve tenefüsün kendisidir. Kimi zaman kurgulanan bir itaattir. “Beleş biletle” işi olsun olmasın bu süreci bilendir. Taraftarlık örgütlü olmaktır, Kıvılcımlıcı bakışla “ilkelliktir”. Haylazlıktır, tebessümdür, “sert yapmaktır”. Her dinlediği müzikte “beste çıkar mı” diye düşünmektir. Çokça dendiği gibi “hayata gider yapmaktır”. Taraftarlık bazen kronik depresif hal, kimi zaman gülme krizidir. Sokaktır, gece parkta kalmayı bilmektir. Kuşak çatışmasıdır, çelişkidir. Amire, patrona ve yetkiliye bazen içinden, bazen kamusal olarak sövmektir. Ayar vermektir, şakadır. Yıldızlı gökyüzü, sıkılmış yumruktur. Bir açıdan bataklıktır, kaybeden olmaktır. Düğünlerde kesin sahnede olmaktır veya köşede durup sürekli ters bakmaktır. Komedi, gerilim, macera ve romantik filmdir. Çocukluğun Şeker Bayramı anılarıdır. Havadan ve sudan konuşmaktır. Efes’in efsane şişesine, sadece bir basit “şişe” gözüyle bakmamaktır. Dumandır, sistir, Bob Marley’dir, arka mahalledir. Duygudur, tatili sevme halidir, “damat” Lafargue’nin bahsettiği tembellik hakkıdır. Getto’dur, evde musluktan su içmektir. Taraftarlık, İtalya’da “ultras”, İngiltere’de “holigan”, Arjantin’de “barras bravas” olmaktır. Çocuklar gibi tedbirsiz, gezginler gibi tetikte olma halidir...

Yolumuz Açık Olsun...

Bugün yapılan kura çekiminde rakiplerimiz belli oldu olmasına ama tribünsel açıdan memnun olmadım, sebep ise istediğimiz tribünleri göremeyeceğimizdir Sami Yen'de...
İşte kuradan bize gelen takımlar ve maç günleri:

H Grubu:
Bordeaux
Austria Wien
GALATASARAY
Panionios
Helsinborg

(25 Ekim 2007) Bordeaux - Galatasaray.
(8 Kasım 2007) Galatasaray - Helsingborg.
(29 Kasim 2007) Panionios - Galatasaray.
(5-6 Aralık 2007) Maç Yok.
(20 Aralık 2007) Galatasaray - Austria Wien.

TSC Bırakıyor mu?


Avrupa şehri Bursa'ya Avrupai "ultras" tribünü yerleştirmek amacıyla kurulan Texas Supporters Club, bu hafta itibariyle faaliyetlerine son vermiş bulunmaktadır...Gerçi bu "jet haber" grub lideri Duka Mesut tarafından doğrulanmasa da, sezon başında grubtan ayrılıp maratona geçen çok sayıda Bursaspor sevdalısı vardı..Gruptan ayrılanların yarıdan fazlası da TSC'yi kuran kişilerdi...Tek başına grubu sürükleme görevi lider Duka'da kalmıştı ama o da buraya kadar sabredebilmiş..
Yaptıkalrı meşale showlar, zekice hazırlanmış pankartlar, saha içi ve dışında oluşturdukları kardeşçe ortam için kendilerine tesekkürü bir borç biliriz..

8 Ekim 2007 Pazartesi

Superclasico Bitti, ya Sonrası...


River maçın ilk devresinde attığı goller ile, biri de yakından tanıdığımız Ortega'nın, bizce ve bazı kaynaklara göre ölmeden yapılması gereken 50 "şeyden" biri olan dünyanın en büyük derbisi Super Clasico'yu kazandı 2 gole karşı kalesinde gol yemeyerek...Maç bitti ya sonrasında ne oldu diye düşünürken, Çinli Jiang Yuxia'ın bir yazısına rastladım:

BUENOS AIRES, Oct. 7 (Xinhua) -- Some 150 Argentine soccer fans were arrested on Sunday around Buenos Aires soccer stadium the Monumental, where Argentine soccer giant River Plate defeated Boca Juniors 2-0.
Police arrested River fans for breaking drugs laws or parole terms and arrested Boca fans from the La Doce (The 12) hooligans club, when they began fighting over ticket allocations on the away fans' stand. Sunday's security operation involved 1,300 officers, a record for such events.
Doce's members had previously fought a week ago in the Argentine city of Rosario, capital of Santa Fe province, where Boca lost 1-0 to rival Rosario team Newell's Old Boys. Police there arrested Doce's leader, Mauro Martin, and another Doce member, holding them for three days.
Two months ago, gunmen murdered Gonzalo Acro, a member of River hooligans squad Los Borrachos del Tablon (The Stand Drunkards). Rival Borrachos leaders Alan Schlenker and Adrian Rosseau are also feuding.
Kısaca tercüme edersek, derbiden sonra 150ye yakın taraftar Monumental stadı etrafında göz altına alınmış,Riverlı taraftarların suçu haplanmak ve emniyet tedbirlerine uymamak iken, La Doce'den içeri alınan taraftarların kabahatı ise bilet kavgasıydı...Bu arada editörün belirttiği ve rekor dediği duruma göre 1300 kişilik bir emniyet kuvveti yer almış stad etrafında...Doce üyeleri daha önceki hafta da mevzu yapmışlar, grup reisi Mauro Martin ve başka bir taraftar tutuklanmış, 3 gün boyu içerde kalmış...Bunun dışında, bu konuyla ilgilenler bilir ki River'ın lideri Gonzalo Acro vurulmuştu ve hala kan davası sürmektedir...

Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez...


Genelkurmay Başkanlığı, Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğe, terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda 13 silahlı kuvvetler mensubunun şehit edildiğini bildirdi.
Genelkurmay Başkanlığı’nın konuya ilişkin basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:
"Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğimize, 07 Ekim 2007 tarihinde terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda, 13 Silahlı Kuvvetler mensubu şehit edilmiştir.
Terör örgütü mensupları, yurt içerisinde operasyon birliklerimizle, yurt dışına kaçış noktalarında ise ateş destek vasıtalarıyla takip edilmektedir.
Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerde ortaya çıkan bu tablo, mücadele azmimizi ve kararlılığımızı daha da artırmıştır."

Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez...Başımız Sağolsun..Mekanları Cennet Olsun...


7 Ekim 2007 Pazar

Amatörde Bi' Pazar Günü...

  • Günün ilk maçı Mavi-Kırmızılı Karacaköy ile sarı-kırmızı renklerle sahip Akalanspor, zaten Trakya'da "acayıp" şekilde sarı kırmızı renklere sevdalı köy, ilçe ve bucak takımı var..Edirnespor, Çorluspor,çatalcaspor vs. vs... daha maçın başı bir çok olaylara gebe olacağını gösteriyordu ve hakem Karacaköy'ün kalecisini bir penaltı sonucu atıverdi..Tabii, yedek kaleci olmayınca santrafor kaleye geçti...Gol atmak başka, gol korumak başka tabii ki, neredeyim, ne oluyor diyemeden Karacaköy kalesinde 3 gol gördü...
  • Tribünler bir amatör ligten beklenmeyecek şekilde kalabalıktı..Hani derlerdi eskiden TRT1 de maçlar yayınlanırken, "yazdan kalma bir gün" diye, aynen öyle , belki de bu güzel pazar gününde iftar saatini bekleyen "kalabalık", köylerini desteklemek için yeni yapılan stadta yerlerini almışlardı..
  • Maçın ilk yarısının bitmesine az kala işlerin tersine döneceğinin ilk sinyali verildi ve Karacaköy hem penaltı kazandı hem de rakip kalecisiz kaldı..Neyse ki onların yedek kalecisi vardı...Devre 3-1 Akalanspor üstünlüğü ile bitti...
  • İkinci yarıya hakemler biraz gecikmeli çıktı..Neden niçin belirsiz...Ama ikinci yarıdaki kararları ile bu şüpheli gecikme, kafalarda soru işaretleri uyandırdı...
  • Karacaköy öyle bir başladı ki oyuna, arka arkaya goler bularak maçı 4-3 kazandı...
  • Karacaköy'de bir 8 numara vardı, adam bu işi biliyor...Hırslı, uyanık, kurnaz, vs vs...
  • Herşeyi yapıyoruz ama maalesef milletçe hep bir şeyi eksik yapıyoruz..Sen koskoca stad yap, herşeyini hazırla, hatta maç öncesi oyuncu isimlerini oku hoperlor ile ama maça bie ambulans getirmeyi unut, yada "getirteme"...Orada top oynayanlara yazık değil mi..Günün en kötü anı, Karacaköy oyuncusunun elinin kırılması ve "bağıra bağıra" saha dışına çıkarılıp, şahsi oto ile hastanaye götürülmesidir..Ambülans geldi tabii, ama hep görüp bildiğimiz gibi, iş işten geçince...
  • Amatörde hakem olmak için ya "sağır" olacaksın ya da çelik gibi sinir olacak...Miletimin insanı futbol profesörü olduğu için, her pozisyonda yan hakemin 7 değil 77 değil, 777 sülalesinin hatrı soruldu...Bravo yani elemana, bir dönüp tribüne bakmadı...allah bilir o da içinden "kayıyordur"...
  • Günün ikinci maçı ise Çatalcaspor ile Batıköy arasında oynandı...Arada kalite farkı belli ediyordu kendisini...Batıkoy'ün de kalecisi kart cezalısı olduğu için, yedek kalecinin güvensiz hareketleri sonucu Çatalcaspor erken gol buldu ve gol yağmuru tüm maç boyu sürdü...Sonuç mu:11-0...Düzüne olmaya 1 gol kaldı...
  • 9 numara Ramazan(?) bayağı bi gol attı..Kaç tane olduğunu sayamadım ya da unuttum...
  • 3-0 sonrası iftar hazırlığı için ve skor garanti olduğu için sdat aniden boşalıverdi..Devrede ise kalan 3-5 kişi de gitti...Sözde futbolu seviyoruz...Biz futbolu değil kendimiz seviyoruz...
  • İlk hafta 3-0 yenilen Çatalcaspor, bu hafta kazanarak 3 puanla tanıştı ve averaj düzeltti..
  • Çatalcaspor'a kırmızı formalar yakışıyor..sarı ağırlıklı formadan vazgeçmeleri iyi olmuş...
  • Akalanspor maçının yan hakemi bu maçta da yan hakem olarak çıktı ve gene tribün tarafındaydı..ve hakemlerin değişmez kaderi olarak "yine yeni yeniden" küfür üstüne küfür yedi...
  • Maç sonunda hakemlerin herhangi bir koruma olmadan ellerini kollarını sallayarak ilçe meydanında dolaşmaları da bir garip..ya maç boyu kendisine küfredenlerden biri, fiziksel tacizde bulunsa...Amatöre federasyon acilen el atmalı...Yoksa Tepecik Belediyespor maçı sonrası yaşanılanları çok duyarız, çok ah vah çekeriz...
  • Amatör futbola dair "ilginç" anlardan biri, oyuncuların maç sonunda, hemen ellerine sigarayı alıp 90 dakika boyunca temizlenmiş ciğerlerini zehirleme çabalarıdır...
  • Maçları izlerken en çok kalecilere acıyorum...İnsan iki kale arkasına 2 çocuk koyar ki, auta çıkan topları getirsin diye, ama neredee...Kaleciler, "zavallılar", 50 m. uzağa giden topları koşa koşa alıp, aut noktasına dikip, elleri belinde liberonun ne kadar uzağa vuracağına bakıyorlar ya....Ben de onlara dalıp kalıyorum...
  • Ramazan ayı olmasından dolayı çekirdekçiler bu hafta pek iş yapamadılar ama önümüzdeki haftalar son sürat çalışacaklardır...

6 Ekim 2007 Cumartesi

Green Street Hooligans

Sarhoş olmak ve dövüşmek. Hayatta yapacak başka ne var ki?

Tuttuğun takımın maçındasın. Stadyum dolu, tüm taraftarlar ayakta. Kıran kırana ve sert bir maç. Oysa sahada olup bitenler daha sonra olacaklar için sadece bir ısınma. Kargaşa başladığında sakın kaçma.
Kendini sonuna kadar savun. Savaş. Nefret ettiğin birini düşün.
Diye yapılmış filmin tanıtımı...Basit bir hooligan filmi önyargılarından sıyrılıp izlendiğinde insan psikolojisi ve toplum sosyolojisi hakkında önemli ipuçları veren bir yapım...Mutlaka edinip, izlenmesi gereken Green Street Hooligans'ın trailer'ı da aşağıda...

En Güzel Gol

Çekilsene be Kadın #1 [06-07 Ekim]

6 Ekim Cumartesi
FOX 14:45 Man.United - Wigan (Canlı)
NTV 16:30 Schalke 04 - Karlsruher(Canlı)
LİG TV 20:00 Manisaspor - Fenerbahçe (canlı)
NTV 21:00 Efes Pilsen - M.Timberwolves (Canlı)
Business Channel 21.00 PSV EINDHOVEN-WILLEM II TILBURG
24 21:30 Inter - Napoli (canlı)

7 Ekim Pazar
Business Channel 13.30 SPARTA ROTTERDAM-AJAX
FOX 14:00 Arsenal - Sunderland (canlı)
24 16:00 Fiorentina - Juventus (canlı)
NTV 16:00 Parma - Roma (canlı)
LİG TV 16:00 BJK - Gençlerbirliği (canlı)
Fox 17:00 Man.City - M'boro (canlı)
NTV 18:00 Barcelona - Atl.Madrid (Canlı)
LİG TV 20:00 Kayserispor - Galatasaray (canlı)
e2 20.00 Boca Juniors-River Plate (Canlı)
24 21:30 Lazio - Milan (canlı)

Zevkini Çıkara Çıkara...

"el Superclasico" River - Boca

07 ekim 2007 Pazar günü saat 20.00da NTV'nin uydudan yayın yapan e2 kanalında......tribünleriyle, futbol kalitesiyle, golleriyle beklentilere cevap verir umarım...

Çocuklar temiz kalsın...


Haber aşağıda:
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Emre Belözoğlu'nun, kızı Merve ile evleneceği için Macaristan maçındaki hareketi nedeniyle Federasyon'dan ceza almadığı şeklindeki iddiayı ortaya atan Onur Belge'yi mahkemeye verdi. Terim, avukatı İhsan Coşkun aracılığıyla mahkemeye başvuruda bulunarak Onur Belge hakkında 100 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı.
Avukat Coşkun, davalı Onur Belge'nin 17 Eylül 2007'de katıldığı Sporvizyon adlı programdasarfettiği "İsviçre maçında yaşanan olayların elebaşıları Fatih Terim ve Emre Belözoğlu'dur. ZatenEmre Belözoğlu'nun Fatih Terim'in kızıyla ilişki yaşadığı ve Terim'in damat adayı olduğu iddiaları var" şeklindeki sözler nedeniyle mahkemeye başvurduklarını ifade etti..

Artık çok fazla olmaya başladılar...Çocuklar temiz kalsin bari...Futbolcu ya da antrenör kendisiyle ilgili yapılan doğru-yanlış, ki çoğunlukla yanlış, haberlere alıştı ama, n'olur hemen bırakın aileler ve çocukları da bu pis dünyaya bulaştırmayın...

5 Ekim 2007 Cuma

Kim Çıkarsa Çıksın...


Sali günü, ayın 9'unda çekiliyormuş kuralar...Grup maçları yapacağız rövanşsız, bir takımla içerde diğeriyle dışarda, "tek devreli lig usülü" dedikleri...torbalara göre takımlar belirlenmiş, birer birer çekilecekler içinden ..İlk olarak bakalım kimler gruplara kalabilmiş...

1.TORBA
Villarreal 78.374.
B.Münih 73.640.
AZ Alkmaar 63.995.
Panathinaikos 55.415.
Basel 54.869.
Bordeaux 49.706.
Leverkusen 45.640.
Anderlecht 41.594.

2.TORBA
Tottenham 40.618.
L.Moskova 38.920.
Zenit 38.920.
Sparta Prag 37.851.
AEK Athens 36.415.
Hamburg 34.640.
Bolton 32.618.
A.Vien 30.104.

3.TORBA
S.Moskova 27.920.
Braga 27.107.
GALATASARAY 26.791.
A.Madrid 25.374.
Getafe 25.374.
Everton 24.618.
Fiorentina 21.808.
Rennes 20.706.

4.TORBA
Hapoel 19.338.
Kızılyıldız 19.256.
Kopenhag 19.129.
Toulouse 17.706.
D.Zagreb 17.3.
Panionios 16.415.
Nürnberg 14.640.
Boleslav 13.851.

5.TORBA
Aris 13.415.
Aberdeen 11.064.
Zürih 9.869.
Larissa 8.415 .
Aalborg 7.129.
Brann 6.509.
Elfsborg 4.478.
Helsinborg 3.478.

Bunlar arasından 4 takım bize rakip olacak, 2 si Sami Yen'e gelecek..Kim gelirse gesin fark etmez ama tahmin yapayım, ya da içimden geçeni yazayım....
1-Panathinaikos gelsin..Ama iç sahada oynayalım...Gate 13 de gelsin..Mutlaka gelsin...
2-L.Moskova gelsin...Fenerbahçeliler de Loko'ya başarı pankartı assın..
3-GALATASARAY
4-Kızılyıldız gelsin...Sami Yen'de Sırp taraftarlarla atışmak güzel olur...
5-Zürich gelsin...Beşiktaş'tan sonra bir tokat da bizden gelir...

Şampiyonlar ligi gibi grup oldu ama güzel oldu...

Yürüyoruz Biz Bu Yolda... [GS vs Sion]

  • 5-1 lik skor.." 2000 ruhu geri mi geliyor" türü düşünceler başladı tribünlerde...Herkes mutlu halinden ama bazılarının da sıkıntıları var gibi...İşte bir kaç örnek: Hürriyet demiş ki "Faciaya davet", sebep merdiven boşluklarının bırakılmması, bununla da yetinmeyip hakem meşale için uyarı yaptı filan da eklemiş...Akşam gazetesi ise Hakan Şükür çimlere "okunmuş su döktü" diyerek olayı dini yöne çekmek gayreti göstermiş...Takvim gazetesi ise Lincoln'un Kalli'ye bakmadığını söyleyerek, topçu-antrenör kavgası yaratmak için kıvılcımlar atıvermiş ortaya...Onlar birşeyler yazmış durmuş, peki biz ne diyoruz : "Yürüyoruz Biz Bu Yolda/Göğüs Gerdik Zorluklara...."
  • Lincoln'ün golü Hagi'yi hatırlattı..Hani UEFA şampiyonluğu yolunda Dortmund'a sallayıvermişti ceza sahası çizgisi üzerinden...sadece gol değil, yaptı asistler, attığı paslar, mest ediyor mest...
  • Barış "adamım" olma yolunda ilerliyor..Savaşıyor koşuyor...Kalli "formanı terletmeden soyunma odasına girme " demiş, görevini Alman disiplini içinde yapıyor bizim "Almancı"...
  • "Söz konusu Galatasaray ise her şey teferruattır" pankartı vardı tribünlerde... Hoş manalı bir pankart, şimdi bazıları çıkıp, Ata'mızın ""Söz konusu vatansa ise her şey teferruattır" sözünden alıntı diyecek, kimse de bunu inkar etmez ama takımı bölmeye bozmaya çalışanlara ince bir mesaj oldu bu pankart.
  • Lincoln-Arda yan yana leziz oynuyor...Seyrettir bize bu ikiliyi Kalli hocam...Gollerde birbirlerine nazir yaparcasına şık vuruşlar yaptılar...
  • Bouzid bir gol attı ki, tam attı...Futbola başladığında kaleciymiş, sonraları defansa yerleştirmişler boy uzun, hava topu bırakmaz rakibe diye..Ama dün gece, aslında golcü de olabileceğini gösterdi.."Servet ara sıra çıkıp gol atar da, ben atamam mı" dercesine bir vuruş yaptı...
  • Kırmızı forma da yakışıyor takıma...Parçalıdan sonra favori formam bu...2000de beyazlarla kazanmıştık kupayı, bu sene de kırmızı olsun bizim modamız...
  • Ümit Karan, atıyor hala gollerini...Devam eden sadece gol atması değil, gol sevinci de yıllardır aynı, saç sakal imajı da...Yakışıyor mu, yakışıyor ....
  • Gecenin en mutlusu Kalli...Yaptığı her şey başarıyı getiriyor, kimse de üstüne pek gidemiyor başarı olunca...Hele o sevinç gösterisi ne öyle be beyaz tilki...Hani yanlış anlayacaklar şimdi...
  • Tribünlerde seyirci olunca maçın tadı tuzu oluyor...Dün gece de seyirciyle herşey güzeldi.Bir meşaleye basın laf ediyor, yukarda belirmiştik, ama bunu sahaya atmayınca, sorun yok be kardeşim..Ne güzel renk katıyor ortama..Gol pastasının kreması bu meşaleler...Bu arada sevmiyorsun meşaleyi sözde ama nedense bütün spor programı jeneriklerinde gösteriyorsunuz..
  • VIP'ten bir kare...Adnan Polat bir başkan havasında; Fatih Hocam inceden inceye süzüyor takımı, İsviçre'ye hıncı hala geçmemiş gibi; ve "yapma bunu, yapma bunu" dedirtecek bi abi...

3 Ekim 2007 Çarşamba

bir pankart ve getirdikleri...

Bir pankart asılır Moskova'da ve bizim ülke çalkalanır...Ezeli rakip, rakibinin Avrupalı rakibine neden başarılar dilemiş...Yanlışmış, ayıpmış, öyleymiş böyleymiş...Bir kere isteyen isteyene başarılar diler...Rusya'da bildiğim kadar özgürlük var...İkinci olarak, madem benim ezeli rakibim, ben onun yenilmesini isterim, bu doğal değil mi? Ama burda hemen "sözde milliyetçilik" duyguları ortaya çıkıyor..."gavur"a karşı birlik olunmalıymış...Eyvallah kardeşim, vatan millet edebiyatını yapalım ama spordan önce başka yerlerde, biz sanki millet olarak her konuda birlik olduk da, bir tek futbol kaldı geriye...Ve bu konuda veryansin edenler, çok vakit ötede değil, bundan 3-5 sene evvel, kendi tribünlerinde takmadık, sipariş etmedik Avrupalı takım atkısı bırakmadılar...Herkesin atkısı kendine derken, rakibimi Avrupa'da desteklediğimde kazanacağı puanlar ve alacağı Euro-Dollar bazında ikramiyeler ile yapacağı transferlere de alkış mı tutmalıyım...Maalesef halk olarak samimi olamıyoruz...Duygularımızı açığa vurmaktan korkuyoruz...Yeri geldi mi "Avrupa'lı olmak lazım" diyoruz, ama Avrupalılar gibi davranınca da "bu gavur adetleri nereden çıktı" deyiveriyoruz...Asan asmış pankartını, maç oynanmış, iki takım puanları paylaşmıiş, başlamışlar hesaplar yapmayı bir sonraki maçlara, oysaaaa...Bazıları hala polemik, hala tartışma , hala sansasyon peşinde....

2 Ekim 2007 Salı

Endüstriyel'e Karşı Metin Oktay Forması

Beklenilen forma en nihayet çıktı satışa...hem de beklenilmeyecek fiyata...100 yıl formasındaki, bu kulübün tarihine adını yazdırmış yıldızların isimlerinin üstüne avea reklamını yapıştırmakta sakınca görmeyen zihniyet, nasılsa reklamsız saf bir forma çıkardı...Biz de hemen ediniriz ve üstümüzden çıkarmayız artık...Yıllardır forma almıyordum sırf reklamlara inat, şimdi verdik siparişi...Ne diyordu ultrasManifestte
"forma numaraları 1den 11e kadar olmalı; futbol takımları her sene aynı forma ile mücadele etmeli; forma arkasına isim yazılmamalı"
Manifesto'ya uygun bir forma bulmamız ne kadar büyük bir zevk...Yaşasın aveasız, adidassız, reklamsız Metin Oktay forması...Tez yoldan herkes edine...

1 Ekim 2007 Pazartesi

Puma advert...

Puma...Nostalji yapalım dedik bir yerde çıkınca karşıma...resmi bir reklam değil denmişti bir zamanlar kendisi hakkında, ama markanın reklamcılara para dökerek yaptıracağı tanıtımdan daha fazla tanıttı markayı...

Nery Castillo #21

Forza Castillo der, işimize bakarız...

Blog Widget by LinkWithin