14 Ağustos 2013 Çarşamba

Neydim Ne Oldum #34


Selçuk İnan
Galatasaray


13 Ağustos 2013 Salı

Mihai Stoica ve Yaptıkları



Bu hafta sonu oynanan ve Steaua Bükreş'in 2-1 galibiyetiyle biten Steaua-Dinamo derbisi öncesinde sahaya çıkan ve orta sahada serili olan Dinamo Bükreş bayrağını çiğneyip, tekmeleyen, ardından taraftara parmak gösterip tribün olaylarının çıkmasına neden olan Steaua Bükreş menajeri Mihai Stioca'ya Romanya Futbol Federasyonu 4 ay hak mahrumiyeti ve 16 bin Romen Lei para cezası verdi. Stoica, geçen sezon da Rapid Bükreş-Steaua Bükreş maçında yaptıkları sonrası 5 ay ceza almış, Tahkim Kurulu cezayı sonradan 1 aya indirmişti.


Galatasaray:1-0:Fenerbahçe


Bizim cepheden değişen bir şey yok, final kazanmaya, kupa almaya devam ediyoruz, hatta artık "işi abartıp" hocasız gerçekleştiriyoruz bunları. Fenerbahçe ise Aykut Kocaman sonrası Ersın Yanal'la dün gece gösterdi ki derbilere eski heyecanı getirecek, zira çekinerek oynamadılar, 2-3 yıldır alışılageldiği gibi, üstüne üstüne gittiler Galatasaray'ın ama aradaki kalite farkı sonucu belirledi.

Londra'da Porto ve Arsenal galibiyetleriyle alınan kupanın morali ve peşi sıra ikinci kez Türkiye'nin "süperi" olmak için Kayseri'de sahaya çıkan Galatasaray'ın kadrosuna baktığımızda Türkiye Futbol Federasyonunun Galatasaray ve ötekiler arasındaki dengeyi sağlamak için aldığını düşündüğüm "yabancı sınırlamasının", Fatih Terim'i ne kadar da sıkıntıya soktuğunu görebiliyoruz. Defansa Fransa'da yılın savunmacısı seçilen yeni transfer Chedjou, geçen yıl sol bekin yükünü tek başına sırtlayan Riera, özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında stoperde alkış alan Dany, sahada varlığı güven veren Elmander tribünden seyrederken bu kapışmayı, onların yerini Türk topçularla doldurmaya gayret etmiş Fatih hoca ve ligde sık sık izleyeceğimiz bir "B" takım ortaya çıkmış. Başka transfer yapılmadığını varsayarak konuşursak Şampiyonlar Liginde Riera solda, Chedjou defansta, form durumları ve sakatlıklara göre de Dany de Gökhan ve Semih'in yerine oynayacaktır ama bir zamanların meşhur sözüyle söylersek "anamızın liginde" sol bek Hakan'ın, savunma Semih ve Gökhan'ın olacaktır. Amrabat'ın form durumu ve "gelip giden futbol zekasının" hocayı "çileden çıkarmasına" göre, Sneijder ve Drogba'nın aklımıza getirmek istemediğimiz "sakatlık" hadiseleri cereyan etme ihtimali, Melo'nun "kart" cezası yemesi gibi "aksiliklerde" Kayseri'de yeşil zeminde olamayan yabancılar topla buluşacaklardır.

 Yabancı-yerli dengesini Terim ve ekibi bir şekilde oturtmaya gayret ederken takımın temeli Drogba ve Sneijder üzerine kurulacaktır, bu "net". Sezon öncesi kampını verimli geçiren iki yıldız uyumları, duruşları, futbol zekalarıyla "şan ve şöhretlerinin" boşa olmadığını ispatlıyorlar sahada. Bir çoğumuz halı sahada, yeşil çimde, okul bahçesinde, spor salonunda çift kale maç yaparken, bizim takımda yahut karşıda bir vakitler futbolu lisanslı oynamış, profesyonellikten ekmek yemiş "abilerle" aynı havayı solumuşuzdur. Biz koşarız, düşeriz,kalkarız, terleriz ama onların koşmadan, "topu iki dürtmeyle" yaptığını yapamayız. İşte, bu sene Sneijder ve Drogba'yı seyrederken aklımdan geçenler, Arda'nın da gelmesini istememe nedenim de bu: Takım içinde oluşan "generaller ve askerler" uyumunu bozacağı endişesi. Ersun Yanal'ın Emre, Baroni ve Topal'a "oynatmayın" komutu verdiği ikili Selçuk ve Sneijder'dan, Hollandalı saha içinde pek gözükmezken, pozisyon yaratan pasların başlangıcı hep ondan geliyor, Drogba "winner" olduğunu bir kez daha gösteriyordu. İstatistikler pek aklımda kalmaz, araştırmayı da fuzuli bulurum, bu sayıların futbolun ruhunu öldürdüğü inancındayım da, bir yerde gözüme çarptı bizim "Çare Drogba" çıktığı her finalden kupayla ayrılmış neredeyse...

Geçen sene Erzurum'da olduğu gibi maçta bol gol bekleyenleri bu sene geçen yıl aynı kupanın "şanssızı" Fenerbahçe kaleci Mert Günok hayal kırıklığına uğrattı. Genç kaleci, Galatasaray'ın özellikle ilk devrede Drogba ve Amrabat'la "iki adımdan" yakaladığı pozisyonlarda kalesini başarıyla korurken, Fenerbahçe'nin oyundan düşmeye başladığı ve Alves'in atıldığı dakikalar sonrası yine tek başına direndi. Sadece Mert değildi skorun kısır olmasına etken, Selçuk, Hamit, Sneijder'la yapılan "füze saldırısında" şans denen meret de pek istemedi topun filelerle buluşmasını...

Erzurum'da kupayı alırken, Engin'i bırakmış, ağızıarda ekşimsi bir tadla dönmüştük İstanbul'a, "şükür" bu sene topçular mutlu mesut, uçakta "halaylar çeke çeke" döndüler evlerine, dileriz ki bu neşeleri sene boyunca artarak devam etsin...


Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has
Hakemler: Bülent Yıldırım, Ekrem Kan, Asım Yusuf Öz, Serkan Gençerler, İlker Meral, Mustafa İlker Coşkun.
Galatasaray: 25- Fernando Muslera, 3- Felipe Melo, 4- Hamit Altıntop (Dk. 80 19- Umut Bulut), 5- Gökhan Zan, 8- Selçuk İnan, 10- Wesley Sneijder (Dk. 108, 52- Emre Çolak), 11- Didier Drogba, 22- Hakan Balta, 26- Semih Kaya, 27- Emmanuel Eboue, 53- Nordin Amrabat (Dk. 80, 24- Erman Kılıç).
Fenerbahçe: 23- Fehmi Mert Günok, 3- Hasan Ali Kaldırım, 4- Bekir İrtegün, 5- Mehmet Topal, 7- Moussa Sow, 9- Pierre Webo (Dk. 80, 24- Michal Kadlec), 11- Dirk Kuyt, 16- Cristian Baroni (Dk. 58, 26- Alper Potuk), 22- Bruno Alves, 25- Emre Belözoğlu (Dk. 103, 88- Caner Erkin), 38- Mehmet Topuz.
Gol: Dk. 99 Didier Drogba (Galatasaray)
Kırmızı Kart: Dk. 63 Bruno Alves (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 28 Nordin Amrabat, Dk. 37 Hamit Altıntop, Dk. 49 Gökhan Zan, Dk. 80 Felipe Melo, Dk. 114 Didier Drogba, Dk. 119 Fernando Muslera (Galatasaray), Dk. 46 Mehmet Topuz, Dk. 59 Bruno Alves, Dk. 61 Pierre Webo, Dk. 120 Caner Erkin (Fenerbahçe)

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Anfield Road'da Yasaklar

Liverpool kulübü Anfield Road'da söylenmesi yasak olan sözcüklerin listesini çıkarıp taraftara dağıtmış.(Tek tek manalarını yazmadım, merak eden zargan'dan baksın) Utanmasalar, maça girişten çıkışa kadar taraftarın yapacaklarının "senaryosunu" çıkarıp, dağıtacaklar. Ha, KOP bunları takar mı, orası ayrı mesele de, endüstriyel futbolun geldiği noktayı belirtmesi anlamında oldukça manidar... Bizde şimdilik meşale yasak, deplasman yasak, davul yasaklanmaya çalışılıyor da, ilerde demek ki elimize bir liste verip, bu sözcükler de yasak diyecekler... Ne diyelim #direntribün...

Culio, Deportivo La Coruna'da

Romanya'da parmakla gösterilen topçular arasındayken, Galatasaray'a transfer olan ve o buhranlı dönemde yaptığı mücadele ve teknik yapısıyla beğeni toplayan lakin Ünal Aysal'ın başkanlığa gelişiyle "yıldız" transferler arasında kendine yer bulamayan ama hep Fatih Terim'in aklının ucunda olan, -Orduspor başkanı ile Culio için televizyon ekranlarında restleşen- Culio, bu sene Türkiye Futbol Federasyonunun almış olduğu yabancı oyuncu sınırlandırması kararı sonrası Galatasaray ile yollarını ayırmıştı. Kumaşı kaliteli topçular, boşta pek beklemezler, sözleşme biter bitmez Culio soluğu İspanya'da aldı ve Deportivo La Coruna ile anlaştı. "Rekabet ortamına geldim ama ben rekabeti severim, burada da formayı kapacağım" diyen Arjantinli, Galatasaray gibi tarihi bir kulüp olan Deportivo'da oynamaktan mutluluğunu da belirtmeden edememiş imza töreninde...

Böyle Ayrılık Olur

"Böyle ayrılık olmaz" diyor ya şarkıcı, evet böyle ayrılık olur, Cavani'nin Napoli'den PSG'ye transferi sonrası Corrierra della Sport'a verdiği tam sayfa ilan bazı ayrılıkları sempatikleştirmiyor mu?

"Sizinle beraber 1000 unutulmaz gün, 104 unutulmaz özel an. "Maviler" her zaman benim kalbimde olacaktır, bütün sevginiz için teşekkürler. Teşekkürler Napoli"


Kim?


Kim bu fotoğraftaki Benfica'lı?

"Tek Sorumlu Benim"

Hareketler, mimikler, jestler birebir tamam da Vojvodina maçı bitimi Fatih Terim'in kötü zamanlarda, mağlubiyet sonralarında "Tek sorumlu benim" vecizesini bilerek yahut bilmeyerek tekrar etmeye kalkınca Hikmet Karaman, Bursaspor yönetimi de "madem öyle işte böyle" deyip, hocanın sözleşmesini fesh ediverdi. Aslında "kredi" meselesi, "karizma" olayı bu işler, Fatih Hoca topçuların üzerindeki yükü kendi üstüne çekerken, yaptıklarıyla sağladığı kredinin farkında, Hikmet Hoca "delikanlılık" yapayım dedi ama çalıştığı yerin Bursa olduğunu da unutuverdi. Futbol şehridir Bursa, tutkuludur taraftar, yeşil-beyazla yatar ve kalkar, ayak topunu da iyi bilir, hatta yönetim alır, yönetim getirir kulübün başına, sen "büyük konuşup,küçük oynarsan" tiz kellesi vurula fetvasını da yersin...


9 Ağustos 2013 Cuma

Futbol, Cinayet ve Medya

Geçen salı Sofya'daki Millenium casinosu önünde bir grup alkollü vatandaş arasında meydana gelen kavgada 36 yaşındaki Peter Aleksov hayatını kaybeder. Belki gazetelerin ikinci sayfasında kalacak olan haber, spor sayfalarına çıkaran ise cinayet suçlamasıyla göz altına alınan zanlının Slavia Sofya takımının topçusu olması. 22 yaşındaki Borislav Yordanov Baldzhiyski casionada kumar oynarken, o sırada orada Partizan-Ludogorets maçını izlemekte olan Peter Aleksov ile sözlü bir münakaşaya girişir ve tartışma dışarıda da devam ederken, ikilinin itiş kakışında yere düşen Aleksov başını kaldırım taşına vurur ve hayatını kaybeder. Tabii, bu acı olay raiting peşinde koşan, halkı galeyana getirmeyi "marifet" sayan bir kısım Bulgar "medyasına?!" nasıl yansır: "Levski'li topçu CSKA taraftarını öldürdü!"
Borislav Baldzhiyski'nin Levski Sofya alt yapısında yetişmiş olması-ama daha sonra Levski'de hiç oynayamayıp, esas gelişimini Chernomorets'te gösterip Slavia'ya transfer yapması önemsenmemiş bile- futbolcuyu "fanatik" Levski' taraftarı yaparken, hayatını kaybeden Aleksov'un CSKA ile bağlantısı diğer haber ajanslarında hiç yer almamış bile. Kısaca cinayet, derbiye kolayca bağlanıvermiş. Bu haberi okurken, aklıma bizim medyanın gerçek yüzünü gösterdiği Burak Yıldırım cinayeti geldi ister istemez. Araştırmadan, etmeden "Galatasaraylılar bir Fenerbahçeli taraftarı bıçakladı" diye son dakika haberleri geçenler, işin aslının ne kadar da farklı olduğunu öğrendiklerinde nedense ortalarda görünmediler bile..
İnsan kendisine sormadan edemiyor, bizde bu provokatif haber sonrası başka bir taraftar hayatını kaybetseydi yahut şimdi Bulgaristan'da CSKA'lılar "intikam" için bir Levski taraftarının canını alsalar, sattığınız gazeteler, aldığınız raitingler, sitelerinizdeki tıklanma sayıları "beş para" eder mi, yoksa sizin "dininiz imanınız" para mı?

Thank U UEFA



Trabzonspor taraftarından UEFA'ya teşekkür pankartı...

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Diren Tribün


Kırklarelispor taraftarından son zamanlardaki yasaklara tepki...

Bulgaristan A Grupa/ 3.Hafta

Geçen hafta Bulgaristan A Grupada CSKA Sofya, bildiğiniz gibi, kaybetmiyor da, kazanamıyor da, hatta dün oynadığı amatör Sportist Svoge ile oynadığı hazırlık maçında da 1-1 berabere kaldı, bu hafta Razgrad'a Ludogorets'e gidiyorlar, ilginç maç olacak. 3. Haftada kendi evinde Cherno More'yi konuk eden kırmızı-beyazlılar, bir türlü taraftarını sevindirecek golü bulamadı, deplasman takımı ise "Bir puan iyidir, kontra bulursak 3 puana da hayır demeyiz" mantığıyla, iyi savundu kalesini ve Bulgarska Armia stadından gol sesi çıkmadı. Yeni transferlerden Bruno Moreira yine kendisini gösteremedi, memleketlisi Revson da ilk devre oyundan alındı. Yabancılardan Omar Kosoko gelecek adına ümit verirken, Stoicho Mladenov henüz takım olamadıklarından yakındı maç sonunda, taraftarlar ise galibiyet görememelerine rağmen takıma sahip çıkmaya niyetliler, Razgrad'a "deplasman" organizasyonu düzenlemeye başladılar bile. Deplasman takımında ise 19 yaşındaki Bekir Rasim radarımıza girdi...


 Lider Botev Plovdiv, hafta içi taraftarıyla bütünleşerek hem sahada, hem tribünde "alkış aldı" ama Stuttgart'ı devirememenin ( 1-1 bitti müsabaka) üzüntüsüyle çıktığı zorlu Litex maçında golsüz berabere kaldı ve zirvenin kayıpsız iki takımı da "ilk puan kayıplarını" yaşadılar. Botev'in hocası Stoilov, rotasyona giderek takımın genç yıldızı Nedelev, Ognianov, Romario ve Enrique'yi yedek soyundurdu, ikinci devre oyuna aldı ama skor değişmedi. Ev sahibinde ise Gjasula, Jordan ve Vayushi ile Zagorçiç, "yorgun" rakibini alt etmeye çalıştı ama o da Bulgaristan'da ilk puan kaybıyla tanıştı.
Cherno More ile birlikte ligde henüz gol sevinci yaşayamayan Slavia, Partizan yorgunu Ludogorets'e iç sahada 0-3'lük sonuçla kolayca teslim olurken, adı neredeyse "Kaybedenler Kulübüne" çıkacak olan Levski, ilk galibiyetini Pirin deplasmanında Genkov ve Rodriguez'in golleriyle aldı. Mavi-beyazlılar kazandı da, "galibeytin" formülü ne hocasında, ne de topçuların yeteneğinde saklıydı, zira hafta içi taraftarlar idman sahasına gelip, oyuncularla bir görüşme yaparak "aklınızı başınıza alın" mesajı vermişlerdi, "Nush ile uslanmayı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmaynın hakkı kötekdir" sözü de Bulgaristan'da gerçekliğini bulmuş oldu böylece.

Ligin sürprizlerinden biri şimdilik Lokomotif Plovdiv, "şirinler" CSKA beraberliği, Levski Sofya galibiyetinden sonra Beroe'yi de 3-1'le yenerken,ev sahibibinden N'Diae ve Martin Kambourov , Beroe'den Kayado attıkları gollerle, gol sayılarını ikiye çıkardılar üç hafta geride kalırken.
Gol krallığında zirveyi zorlayan bir diğer oyuncu ise ligin "çömezi" Neftohimic'e attığı 2 golle Chernomorets deplasmanında galibiyeti getiren Chipev oldu. (Chernomorets:2-Neftohimic:3) CSKA alt yapısından yetişen 24 yaşındaki orta saha oyuncusu, geçen yıl Svetkavitsa'da geçirdikten sonra bu sezon Neftohimic'le anlaşmış ve ilk golünü de Litex karşısında kaydetmişti. 3 haftada bir diğer "yeni" Lyubimets de iç sahada Lomokomif Sofya'yı 2-1 ile geçerken, Ludogorets galibiyetinin sürpriz olmadığını ispatlamış oldu.



Teşekkürler TFF !


Türkiye Futbol Federasyonu, resmi sitesinde ( ki şu giriş sayfasında da kaç gündür hatalı link var, fark edip, düzeltemediler) yeni Futbol Müsabaka Talimatı, yeni Futbol Disiplin Talimatı, yeni Yayın Talimatı ve yeni Akreditasyon Talimatlarını yayınladı. Yayın Talimatı televizyon kuruluşlarını çıldırttı da bu "medyanın işi, benim gözüme çarpan Disiplin Talimatının 52. maddesindeki 12 numaralı bendi:


(12) Herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını aşağılamak, tahrik veya taciz etmek
amacıyla; etnik veya bölgesel ayrımcılık içeren ya da herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını suç failleri veya suç örgütleriyle özdeşleştirecek şekilde toplu olarak ve devamlılık arz eden bir biçimde tezahürat yapılması ya da bu içerikte pankart açılması veya benzeri eylemlerde bulunulması halinde sorumlu kulübe ilk ihlalde; Süper Lig için 130.000.-TL’den 260.000.-TL’ye kadar, 1. Lig için 45.000.-TL’den 90.000.-TL’ye kadar, 2. Lig için 20.000.-TL’den 40.000.-TL’ye kadar, 3. Lig için 10.000.-TL’den 20.000.-TL’ye kadar para cezası, saha kapama cezası veya seyircisiz oynama cezası eylemin ağırlığına göre birlikte veya ayrı ayrı verilebilir.
Anılan yasağın aynı sezon içerisinde ikinci kez ihlali halinde sorumlu kulübe bir
müsabakayı seyircisiz oynama cezası ve bir üst paragrafta gösterilen para cezalarının üst
sınırı kadar para cezası birlikte verilir. Anılan yasağın aynı sezon içerisinde üçüncü kez
ihlali halinde sorumlu kulübe iki müsabakayı seyircisiz oynama cezası ve bir üst paragrafta
gösterilen para cezalarının üst sınırının 2 katı kadar para cezası birlikte verilir. Anılan
yasağın aynı sezon içerisinde dördüncü kez ihlali halinde ve takip eden her ihlalde sorumlu
kulübe üç puan indirme cezası verilir.

Aslında bu çok da yeni değil, 3 Temmuz sürecinden sonra bulanıklaşan futbol denizini "durultmak" adına maçlarda şike tezahüratları yasaklandı, medyada bununla ilgili haberlere sınırlamalar getirildi. 2013/2014 sezonu için hazırlanan "yeni" Disiplin Talimatında da "şike ile ilgili tezahürat" yapılması yasaklanmış. Yasaklansın, şike yapmak da yasak zaten de, iş eylemleri gerçekleştirenlere verilecek cezalara gelince, "yol ayrımına" geliyoruz, "komedinin sahneleri açılıyor."

Ne demiş Disiplin Talimatı: Taraftar şike ile ilgili tezahürat yaparsa, kulübe 130 bin-260 bin TL arası para cezası, eylem tekrar olursa, kulübe seyircisiz maç oynama cezası, üçüncü tekrarında kulübe iki maç seyircisiz oynama cezası ve para cezası, dördüncü defa olursa da kulübe üç puan silme cezası verilir. Yani? Taraftar ile kulüp birbirinden ayrılamaz bir bütündür...

3 Temmuz'da ne ortaya çıkardı Türk Emniyeti? Memleketin önde gelen bir kulüp başkanı, bir değil, 2 değil, üç hiç değil, 7-8 defa "maç bağlama" işine karışmış, şike, teşvik, kısaca fair play dışına çıkacak eylemlerde bulunmuş bir kısım yönetici arkadaşı ve "parasever" futbolcuyla birlikte. Tapeler, mahkeme süreçleri, hapis cezaları, değişen 58 madde, UEFA kararları ve CAS davaları günlük yaşantımızın bir parçası olurken, Türkiye Futbol Federasyonunun Tahkim Kurulu kararları sonrası ortaya şu tablo çıkmadı mı:
Yöneticiler şike yapmaya teşebbüste bulunmuş, futbolcular şike yapmış ama bunların eylemi kulübü bağlamaz, şahıslar ceza alırken, kulüplere ceza tayinine yer yoktur...

Şimdi geçelim "teşekkür" faslına. Biz taraftarlar yıllardır "kulübün gerçek sahibi biziz, tribünler olmadan takımlar birer hiçtir "derken, ne medyası, ne yönetici, ne spor adamı aldırış etmezken bu söylemlere, Türkiye Futbol Federasyonu yayınladığı Disiplin Talimatı ve verdiği Tahkim Kurulu kararları ile kulüplerin asıl sahiplerinin taraftarlar olduğunu, başkanların, yöneticilerin kulüplerle "bağlarının" olmadığını resmileştirmiştir (Taraftarın eylemi kulübe ceza getirirken, başkan-yöneticilerin eylemi getirmiyorsa, bundan başka ne anlam çıkar ki?). O halde Galatasaray Divan Kuruluna sorumuzdur: Sebo Reis başkanlık mazbatasını ne zaman alacak?


6 Ağustos 2013 Salı

Bu Gün De Ölmedim Anne

Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım 
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum 
Sıkıldım, dertlendim ,sevgilimle buluştum 
Bu gün de ölmedim anne. 

Kapalıydı kapılar,perdeler örtük 
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk 
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük 
Bu gün de ölmedim anne. 

Üstüme bir silah doğruldu sandım 
Rüzgar, beline dolandığında bir dalın 
Korktum, güldüm, kendime kızdım 
Bu gün de ölmedim anne. 

Bana böylesi garip duygular 
Bilmem niye gelir ,nereye gider? 
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar 
Bu gün de ölmedim anne.

"Bu gün de ölmedim anne" şiirini Ahmet Kaya'dan bilirdik de, şairi Ahmet Erhan'ın Adana Demirspor'da sol açık olduğunu bilmezdik... Geçtiğimiz günler de Ahmet Erhan da unutulmaz sol açık Metin Kurt'un yanına göçtü bu diyardan, yaradan mekanını cennet eylesin, bu güzel insanın ardından Hürriyet'te Okan Konuralp, şöyle sıralamış duygularını:


Biz, yeni yetme üniversiteliler, şimdilerde eski şanını kaybetmiş, başka bir “şey” olmuş Büyük Ekspres’e “ONLAR” için giderdik.
Kulak misafirliğinin tüm raconlarını biliyor olmamız, sıklıkla “ONLARIN” masasına en yakın masaya oturmamızdandır. Henüz ilhamı tamamlanmamış, demine ermemiş, ermiş de görücüye çıkmamış, henüz dergiye düşmemiş, kitaba girmemiş dizelere kulak kesilişimiz boynumuzu, boyumuzu uzatmıştır.
BÜYÜK EKSPRES KUŞAĞI
Murat Koçak, seksen sonrası Ankara’nın şairliğini “Büyük Ekspres Kuşağı” olarak adlandırıyorsa, anlamlıdır, biz o kuşağın masalarının çevresini kuşatan komşularıydık, gençliğimizin övünç madalyonudur, yüreğimizde taşıyoruz, kişisel tarihimizin en güzel komşuluğudur.
Hatta bazen birer bira, bir tek rakı içme zamanını masalarında geçirmişliğimiz vardır, içkimiz bitmez de bitmezdi. Kulağımızın misafirliğe çıktığı o masaların en farklısıydı Ahmet Erhan, uzaktan hayran olduğumuz ağabeyimizdir. Haydar Ergülen, Adnan Satıcı, Akif Kurtuluş, Behçet Aysan ve ve Ahmet Erhan… Havada “Deniz.. Unutma adını” kitabından bir dize yakalayıp, gülümsemiş miyizdir?
CAMUS, AHMET ERHAN HAYRANIDIR
Albert Camus, aslında Cezayirlidir; Cezayir Üniversitesi Futbol Takımı kalecisi, “Yaşama dair ne öğrendiysem futbol sayesindedir.
Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi” der. Ahmet Erhan hayranıdır. Masasının komşuları olarak, Albert Camus’un da Paris’te bir cafede Ahmet Erhan’ın şiirlerine okuyarak kahvesini yudumladığını hayal etmişliğimiz vardır.
Camus, Ahmet Erhan hayranıdır. Fransız L’Express dergisi yazarı Albert Camus ile Büyük Ekspres Kuşağı’nın büyük şairi Ahmet Erhan arasındaki “Ekspress” akrabalığı biraz da futboldandır, hayal etmek güzeldir.
GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ SOL AÇIK
Adana Demirspor’un gelmiş geçmiş en iyi “sol” açığıdır Ahmet Erhan. Bizce öyledir.
Adıyamanspor’un sağ beki tarafından kırılmıştır kaval kemiği; kaval kemiği bir sağ bek tarafından kırılmışsa, pozisyonu bizce sol açıktır.
Futbola vedası bir “sağ bek” kastıdır, ağabeyimizin. Sahaya “kocaman” bir kırık sesi yayılıyorken, yaşıtı takımdaşı Fatih Terim o sağ bekin üzerine yürümüş müdür? Bu kaval kemiği kırıklığı yakınlaştırdı biraz da şiire kendisini. İnce hassas, ağabeyimizdir, futbola devam etseydi şairliği olmazdı ama futbolu için “Şiir gibi” derlerdi, inandığımızdır.
BUGÜN DE ÖLMEDİM ANNE
Kimileri için “Çağın en güzel yüzlü Edebiyat Öğretmeni” Hiç edebiyat derslerine Ahmet Erhan’ın girdiği öğrencilerle, girmeyen öğrenciler bir olur mu? “…Üstüme bir silah doğruldu sandım/ rüzgar, beline dolandığında bir dalın/ korktum, güldüm ,kendime kızdım/ bugün de ölmedim anne..” dizelerine meftun genç adamlardık. “Yetmiş altı yılında, bir haziran ayazında alkolden ölünce babası, bayrağı kaptığı gibi meyhaneye koşan, o gün bu gündür camlarında buğu olan” ise Ahmet Erhan.
SON AYAKTA YATILMALIDIR
Herkes beni “Anneci” sanır, deyip Babacılığını ilan eden de Ahmet Erhan. “Babamın yaşı 51’i geçmeye çalışıyorum” demişti bir söyleşisinde, 55 yaşında ölmüştür. At yarışını severdi ağabeyimiz, son ayakta yatan kuponlarıyla da mutludur. Son ayakta yatılmalıdır bu gece ağabeyimizin şerefine… Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın. Hoşçakal…

4 Ağustos 2013 Pazar

Real Madrid'den Yılın Transferi


Ne İllarramendi, ne Isco, ne de transfer etmek için kulübün varını yokunu döktükleri Bale...
Real Madrid, "yılların" transferini Amerika'dan yapmış ve 11 yaşındaki Joshua Pynadath'ı Futbol Akademisine katmış...

Patronun Arabası


"Futbolculuk kariyerimi sürdürseydim, bırakın böyle lüks bir arabaya binmeyi, şu anki bolluk içinde bile yaşayamazdım"
Ionut Lutu
Eski Futbolcu
Gigi Becali'nin hapse girmesi sonrası patronunun arabasını kullanırken

2 Ağustos 2013 Cuma

CAS, Rapid Bükreş'i Küme Düşürdü

Romanya Liga I başladı, iki hafta geride kaldı ama CAS'ın bugün aldığı karar bütün ligi birden alt üst ediverdi, zira şimdiye kadar 2 maç yapmış olan Rapid Bükreş'in küme düşürülmesini ve Concordia Chiajna'nın ligde yer alması gerektiğini buyurdu futbolun en üst mahkemesi. Peki, olaylar nasıl gelişti, bir bakalım:

Romanya Liga I başlamadan evvel, Romanya Futbol Federasyonu Universitatea Cluj ve Rapid Bükreş'e ligde yer almak için finansal kriterleri karşılayamadığı için lisans vermedi, hatta UEFA da Başkent ekibine 1 yıl Avrupa Kupalarına katılmama ve 130 bin dolar para cezası verdi. Lakin, Cluj'un CAS'a yaptığı itiraz sonrası, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi Cluj'u haklı buldu ve Liga I de oynamasına müsaade etti. Bunun üzerine Romanya Futbol Federasyonunun "gönlü" Rapid'i alt lige düşürmeye "el vermedi" ve apar topar küme düşmen takımların en fazla puanlısı Concordia Chiajna ile bir "play-out" maçı düzenledi. "Şapkadan çıkan" bu karşılaşmayı uzatmalarda başkent ekibi kazandı ve ligde kaldı, ama Concordia takımı hakkını aramak için CAS'a başvurdu ve bugün CAS yargıçları şu açıklamayı yaptı: "Rapid'in böyle bir play-out maçına katılmaya lisansı yok ve ayrıca yapılan müsabakanın yasal dayanağı da yok, Romanya Futbol Federasyonu hemen Concordia'yı Rapid'in yerine üst lige almalı" Bu karar sonrası yarın oynanacak olan Steaua-Rapid derbisi de iptal olurken, geride kalan iki haftanın akibeti ise merakla bekleniyor...

CAS'ın Roomanya'da aldığı bu karar sonrası bizim memlekette "Ülke federasyonlarının iç işlerine ne CAS ne UEFA müdahale edemez" diyenler belki bir kez daha düşünürler.

Futbol Aşkı


Başlık da, fotoğraf da Yaz Bu Sözü twitter hesabından...
Şikedir, hakem hatalarıdır, endüstriyel futboldur, pahalı bilettir, taraftarı hiçe sayan yöneticilerdir, hani bazen insan usanır ya futboldan, uzaklaşıp gitmek ister ya daha sakin hobilere, işte böyle anlar, böyle görüntüler
"iyi ki varsın be futbol" dedirtip, "otur oturduğun yere be futbol dilencisi" deyiveriyor...

Napoli 2013-2014 Formaları

Forma işi bizim pek ilgi alanımıza girmese de, bu yaz o kadar "garip" giyim kuşam gördük ki, ister istemez bunlara blogda yer vermek durumunda kalıyoruz. İşte yukarıda Napoli'nin bu sezon giyeceği formalar. Mavi olanında sıkıntı yok, kulübün olmazsa olmazlarından olan mavi forma, sarı da alternatif yapılmış ama "camo fight" adını verdiklerine ne demeli, resmen askeri kamuflaj. Ordu milli takımları dahi böyle "haki yeşil" renklerden oluşan ekipmanlar yapmazken, İtalyan Macron firması ne mantıkla bu formayı tasarlamış, Napoli yöneticileri nasıl kabul etmiş vardır mutlaka bir açıklaması diyelim...





1 Ağustos 2013 Perşembe

Delev, Las Palmas'ta

Mersin İdman Yurdunda istenileni veremeyen ve CSKA'ya geri dönen Bulgarların genç yeteneği Spas Delev, İspanya İkinci lig takımlarından Union Deportiva Las Palmas'a transfer oldu. Yeni takımında 22 numaralı formayı giyecek olan oyuncu, Türkiye'de kendini gösteremediğini, idolü olan Stoichkov gibi İspanya'da kariyerine yeni bir sayfa açtığını belirterek, takımının La Liga'ya çıkması için elinden geleni yapacağını söyledi. Delev, Kanarya Adalarına bonservis ücreti olmadan giderken, bizim buralarda "hem yetenekli" hem de "beleş" topçu neden bulunmuyor merak etmiyor da değilim...

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Futbol Asla Sadece Futbol Değildir

 Güney Kore-Japonya maçında ev sahibi taraftarın açtığı iki pankart. Biri Japon işgaline karşı savaşan Yi Sun-Sin, öteki de Japon yönetiminin temsilcisini öldüren suikastçi Ahn Jung-Geun. Yetti mi? Bir de "Tarihini unutan milletin geleceği olamaz" yazmazlar mı? Çıldırmış Japonlar... 1969'da Honduras'la El Salvador'un tarihe "Futbol savaşı" olarak geçen 100 saatlik kapışmasına benzer bir "mevzu" çıkar mı bu işten, biraz zor ama Japonlar, Kore'ye resmi olarak "Ne iş?" sorusunu sormuşlar bile...


30 Temmuz 2013 Salı

Bulgaristan A Grupa/ 2.Hafta

Endüstriyel futbolun azı dişlerinden olan televizyonların maç fikstürü ve yayın günü belirlemesine Bulgarlar da katıldı ve cumadan pazartesiye dört güne yaydılar 2 haftayı, hal böyle olunca da CSKA'nın Beroe deplasmanındaki maçı da pazartesiye kalmış oldu. Parasız pulsuz "amatör" ruhla oynayan topçulardan oluşturduğu takımla Mladenov bu sene kırmızı-beyazlıların tarihinde "destan" yazmaya niyetli, taraftar da kendisine ve oyunculara oldukça fazla güveniyor ve inanıyor ama takımın da daha zamana ihtiyacı var. Dün gece Beroe karşısında ilk yarıda topa sahip olan CSKA olmasına rağmen, pozisyon bulmakta zorlandılar ki, ikinci devre ev sahibi bastırdı, durdu ama bir pozisyon haricinde kaleci Cherny'i geçemedi. Avrupa Liginde Hapoel Tel Aviv'e elenmenin üzüntüsünü CSKA karşısında alacakları galibiyetle hafifletmek isteyen yeşil-beyazlıların sevincini kursağında bırakan isim CSKA'nın 19 yaşındaki genç golcüsü Grigor Dolapchiev oldu. Genç oyuncu ceza sahası dışından biraz şans, biraz beceri öyle bir astı ki topu köşeye değil Karadjov, Peter Cech gibi bir kule gelse yine baka kalırdı o topa... Sahadaki rekabet kadar tribünlerdeki "didişme" de dikkat çekiciydi zira ev sahibi konfetiler ve dev bayraklarla takımlarını ateşlerken, deplasmancılar ise aldıkları "ganimetleri" sergilemekteydiler...



Hafta içinin iki mutlu takımından Botev Plovdiv, zayıf Pirin önünde Stoilov'un 5 oyuncuyla rotasyona gittiği maçtan 7-1 galip ayrıldı ama maçın skoru 15-1 de olsa, kimse şaşmazdı zira sarı-siyahlılar attığı kadar da kaçırdı. İlk devreyi 3-0 önde kapatan Botev'de, hoca perşembe günü oynanacak olan Stuttgart maçını da düşünerek Nedelev ve Ognianov'u da kenara aldı ama yerlerine giren Anicet ve Romario olunca, fark da açılmaya devam etti. Radarımızdaki Nedelev bu haftayı da boş geçmedi ve gol sayısını üçe çıkardı, Romario da 2 haftada 2 gol atmış oldu...

Lige sürpriz bir mağlubiyetle başlayan eski şampiyon Ludogorets, Şampiyonlar Liginde üst tura çıkmanın moraliyle Chernomorets karşısında kendini sıkmadan 1-0 galip gelmesini bildi ve dikkatini Partizan maçına çevirdi. Razgradlıların çiçeği burnundaki hocası Stoev şimdilik ikide iki gidiyor, bakalım yarınki maç ne olacak?

A Grupaya sağlam başlayanlardan biri de Litex oldu, turuncu-yeşilliler Sofya'da Lokomotiv'i de yendiler 6 puanla zirvenin ortağı oldular. Geçen hafta Gjasula ön plana çıktı, bu hafta Jordan ve Slavchev galibiyeti getirdi.
Herkes iyi kötü puanları toplarken, Levski, "tarih yazmaya" devam ediyor. Mavi-beyazlılar ikinci haftanın ardından A Grupada sıfır puanla son sıraya demir attılar. Hoca değişikliği ve taraftarın baskısı da işe yaramadı şimdilik Levski'de, mavililer "şirinler"e (Lokomotiv Plovdiv) iç sahada 2-1 kaybettiler. Lazarov'un  asistiyle N'diae 500 cıvarındaki deplasman seyircisini coştururken, Levski Genkov'la ümitlendi ama Kamburov müthiş bir füzeyle deplasman takımına 3 puanı getirdi.

Diğer sonuçlar:
Cherno More:0-0:Slavia
Neftohimic:1-0:Lyubimets


27 Temmuz 2013 Cumartesi

Bursaspor 2013/2014 Formaları


Kulüpler bir bir yeni sezon "gardıroplarını" açarken, Bursaspor da 2013/14 sezonunda giyeceği formalarını sunmuş taraftara. İbrahim Öztürk'ün üzerindeki yeşil-beyaz çubukluya kimse burun kıvıramaz, tek kelimeyle harika olmuş ki zaten efsane forma olarak kulübün 50. senesine özel tasarlanmış. Bursastore'da kapış kapış gidecektir çubuklu ama ondan geriye kalmayacak olan da Belluschi'nin tanıttığı ortası yeşil çizgili beyaz forma. Puma'nın tasarladığı formalara saygımız hep olmuştur ama son iki ( beyaz ve yeşil) formalar sanki maçta değil de idmanda giyilecek gibi, olmadı Puma, kırıldı puanlar...




25 Temmuz 2013 Perşembe

Sarı Kırmızı Barça


Ne de güzel yakışmış...
ne diyordu Barış Manço:
"Tüh tüh tüh tüh maşallah, nazar değmez inşallah"

Gerçek Holiganı Nasıl Tanırız?

1980lerde Daily Mirror'da çıkan bu fotoğraf, "gerçek holiganın" kim olduğuna dair bilgiler verme misyonu edinmiş... Kimmiş bakalım gerçek holigan:

"Gerçek bir taraftarla vahşi bir katili ayırabilir misiniz? Demir uçlu bot giyen soldaki model kavgaya hazır gibi görünürken, sıradan giyinen sağdaki model aslında kendini gizliyor zira gerçek katil o. Onun 300 poundluk giyim kuşamı oldukça şık görünebilir ama giydiği bu İtalyan ceketin içinde ölümcül bir Stanley bıçağı saklıdır muhtemelen. Soldaki "arkadaşın" üzerindeki tek pahalı ekipman olan Doc Marten botları ve tehditkar bakışı ile "tam bir holigana" benzese de aslında o gerçek bir taraftar..."




Mourinho Sekse Aç


"Jose Mourinho is hungry for sex... succ... success"

Dili sürçtü işte yahu...

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Bulgaristan A Grupa/ 1.Hafta

Bulgaristan A Grupa geçen hafta sürpriz maçlarla "start" alırken, biz de elimizden geldiğince-vaktimiz oldukça- her hafta sonu komşudan genel değerlendirme yazılarına yer vermeye çalışacağız ultras/Movement blogda. Zaten bloglar okunmuyor artık, bir de kimsenin "tınında"olmayan Bulgar Ligi mi yazacaksın, diyenleri duyar gibiyim ama daha önce sosyal medyada bir çok kez dillendirdiğim gibi "inatla" blog yazacağız, "ısrarla" dışlanmışın yanında olacağız...

Bulgaristan'da 2012-2013 sezonunu şampiyon Ludogorets bitirdi ama bütün yaz CSKA'nın halinin ne olacağı konuşuldu. Borçlar ve kulübün ekonomik durumu nedeniyle Avrupa Kupalarına gitme "izni" koparamayan başkentin kırmızı-beyazlıları kah Litex'le birleşme çabasına girdi, kah lige yeni çıkmış Neftohimic'in lisansıyla A Grupada mücadele etmek istedi ama bütün gayretler nafile çıktı. Ülke çapında milyonlarca taraftarı olan, Bulgarların en fazla şampiyonluk kazanan takımı göz göre göre "amatör" lige düşerken, taraftar Bulgar Futbol Federasyonunu bastı, "Bu takım düşerse, memlekette iç savaş çıkar" mesajı verdi ve birden sihirli cümle dökülüverdi federasyon başkanının ağzından: CSKA 2013/2014 sezonunda A Grupada mücadele edecek. Bu sevindirici haberin ışığı altında apar topar transferler yapan-elindeki sağlam adamları satmıştı- CSKA, Stoicho Mladenov yönetiminde, büyük bir taraftar desteği ile çıktığı Lokomotiv Plovdiv maçında belki taraftarına galibiyet armağan edemedi ama her CSKA'lının görmek istediği bir oyun sergiledi: Her topa koştular, sahada basmadık yer bırakmadılar, düştüler, kalktılar, pozisyon yarattılar ama hem direkler ( 2 top direkten döndü) hem de yardımcı hakem maçın galibinin olmasına izin vermedi  ve lige golsüz 1 puanla başlamış oldu iki takım da. Yazmadan geçmeyelim, bizde 30'una gelen "Ne zaman jübile yapacaksın?" sorusu gelirken, 37 yaşındaki Zdravko Lazarov hala Lokomotiv Plovdiv'te top koşturuyor...

CSKA Sofya'nın ilk hafta puan kaybı Bulgar spor kamuoyunu pek şaşırtamazken, eski şampiyon Ludogorets'in A Grupaya "merhaba" diyen Lyubimets'e 1-0 mağlup olması haftanın sürprizi oldu. Lyubimets sadece 3 puan almadı, aynı zamanda Ludogorets'i 2 sene şampiyon yapan eski hocaları olan İvailo Petev'i de koltuğundan etmiş oldu. Hafta içi şampiyonlar ligi ön elemelerinde Slovan Bratislava'ya 2-1 mağlup olan Razgrad ekibi, Bulgarlara uygun bir hareket olan "sonuçlarını düşünmeden, ilk akla geleni yap" hareketiyle ligde de kaybedince hocayı hemen kovuverdi ve Razgradlı Stoycho Stoev'i göreve getirdi. ( Not düşelim, hoca sezonu tamamlayamaz Ludogorets'te). Maçta tek golü atan oyuncu ise CSKA alt yapısından yetişen 22 yaşındaki Türk Samir Ahmet Aess.


Eski sezonu güler yüzle bitirip , yeni sezona sancılı başlayan başka bir takım olan Levski oldu. Başkentin mavi-beyazlıları Avrupa Ligi Ön Elemelerinden elenirken, taraftar Botev Plovdiv maçında "sizden utanıyoruz" pankartı ile tepkisini göstermişken, Levski, Gary Rodriguez ile öne geçtiği maçta Bulgaristan'da ilk haftanın en değerli oyuncusu seçilen Todor Nedelev'in 2 "harika" golüne engel olamadı ve evine puansız dönmek zorunda kaldı. Ev sahibinde Nedelev bu sene radarımızda yer alacakken, Kasımpaşalı eski oyuncu Sarmov ile 17 yaşındaki Türk Serkan Hüseyin de sezon içinde Botev'in zirve mücadelesine yardımda bulunacak. Galibiyette payın büyük kısmı da Bulgaristan'ın önde gelen taraftarlar gruplarından Bultras'a ait. Bir not daha düşelim, Botev'in hocası Fenerbahçelilerin de tanıyacağı Stanimir Stoilov ve hoca Bulgaristan'da oldukça populer, maddi sıkıntılar çıkmazsa bu yıl "madenciler" zirvenin en büyük adayı...





Nedelev gibi 2 golle takımı Litex'in Neftohimic karşısında 4-1 galip gelmesini sağlayan başka oyuncu da Arnavut Jürgen Gjasula oldu. Freiburg alt yapısında yetişen ve Almanya ve İsviçre'de tecrübe edinen 27 yaşındaki Gjasula, bu sene çok can yakacağa benziyor. Stoichkov'dan sonra bir vakit Adanaspor'da da forma giyen Zagorçiç'le hocalık için anlaşan turuncu-yeşilliler, yeni sezonda eski günlerine dönmek arzusundalar.

Hafta içi iç sahada Hapoel Tel Aviv'e 4-1 mağlup olan Hubçev'in Beroe'si ise Sofya deplasmanında Slavia'yı 2-0 yenerken, "turistik seyahat" için gidecekleri İsrail'deki formalite maçı öncesi moral bulmuş oldu.

A Grupanın diğer sonuçlar ise şu şekilde:
Chernomorets-Cherno More: 1-0
Pirin-Lokomotiv Sofya: 2-2


Manchester City 2013/2014 Deplasman Forması

Nike formalardan bu sene bi' siyah modası almış başını gidiyor, bizim siyah (sevimsiz) formadan sonra Manchester City için de kömür karası bir ekipman tasarlamış Amerikalılar. Galatasaray'ın kara formasına ne kılıf buldular bilemem ama City'lilere demişler ki, bu sizin kulübün temellerini atan Ardwick AFC'nin 1890-91 sezonunda giydiği formanın aynısı... Beğenen beğensin, ben hiz hazzetmedim...





Blog Widget by LinkWithin