21 Eylül 2014 Pazar

Balıkesirspor:2-0:Galatasaray

 
Daha ligin üçüncü haftası, bu koprunun altından çok sular akacak, mağlubiyetler, galibiyetler, beraberlikler goreceğiz ama formayı terletmeden, mücadele etmeden, emekli olmuş amcaların sabahları sağlıklı yaşam yürüyüşüne çıkmış halleri modunda doksan dakikayı tamamlayan  oyuncuları görünce insanın kalbi acıyor, bir de mağlubiyet işin tuzu biberi oluyor. Daha da kötüsü bu sonuç kaç haftadır "bağıra bağıra" gelirken, teknik ekibin bu gidişata seyirci kalması düşündürücü. Futbolu bilen, kalbi Galatasaray için çarpan herkes dili döndüğünce gözüken sıkıntılar için bir çözüm sunarken, Prandelli bildiğini okumaya devam ederken, hem kendi kredisini tüketiyor hem de "oyuncularımı kazanacağım" diye Selçuk ve Burak başta olmak üzere topçularını ateşe atıyor...

Dün gece Balıkesirspor teknik direktörü İsmail Ertekin Galatasaray'ın gücünden çekinmiş ve takımına 9 oyuncuyla kaleyi koruma ödevi vermiş, gol için de "göbeklenmiş" Sercan ve Gökhan Gönül'e ümit bağlamıştı. Rakibinin daveti üzerine maç boyu rakip yarı sahada bulunan Galatasaray'ın ikinci dakikada Sneijder'in şutu dışında gole yakın pozisyonu bulunmazken, ev sahibi futbol şansının da yardımıyla iki gol attı da, Sercan kadar koşamayan Yekta, taç çizgisindeki topa iki arkadaşı basarken dahil olan Semih de skora katkı sağlayan "elemanlar" oldular.

Gece Galatasaray adına kötüydü de ev sahibi takım için unutulmaz oldu, maç öncesi taraftarın tribün gösterileri alışı hak etti, sahadaki topçuların mücadelesi de tebrik edilesiceydi ama kaleci Emrullah'ın Fenerbahçeli Volkan'a özenircesine yaptığı hareketler az kalsın galibiyete leke sürüyordu. Bir de Sercan'ın gol sevincine takıldık izlerken, pek doğal hakkıdır futbolcunun attığı gol sonrası sevinmesi, gol sevincinin her türlüsüne de varız da bonservisinin olduğu takımdan sanki haksızca koparılmış ve intikam alırmışçasına "deliler" gibi coşmasına mana veremedik...

Son olarak Prandelli'ye yine soruyoruz, "Dün gece de sağ beke hücüm oyuncusu Yasin'i devşirdin, hala Sabri bu takımda oynayamaz diyor musun hocam?"


Stat: Balıkesir Atatürk
Hakemler: Çağatay Şahan, Nihat Mızrak, İsmail Şencan
Balıkesirspor: Emrullah Şalk, Okan Alkan, Kulusic, Coelha, Bülent Cevahir, Santos, Aykut Çeviker, Jabbie, Alanzinho (Dk. 66 Vargas), Sercan Yıldırım (Dk. 88 Ali Öztürk), Gökhan Ünal (Dk. 57 İlhan Depe)
Galatasaray: Muslera, Yasin Öztekin (Dk. 79 Pandev), Chedjou, Semih Kaya, Tarık Çamdal, Dzemaili (Dk. 61 Umut Bulut), Yekta Kurtuluş, Selçuk İnan, Sneijder, Bruma (Dk. 61 Emre Çolak), Burak Yılmaz
Goller: Dk. 22 Sercan Yıldırım, Dk. 44 Gökhan Ünal (Balıkesirspor)
Sarı kartlar: Dk. 48 Alanzinho, Dk. 49 Gökhan Ünal, Dk. 77 Vargas, Dk. 84 Emrullah Şalk (Balıkesirspor), Dk. 17 Burak Yılmaz, Dk. 74 Yasin Öztekin, Dk. 77 Yekta Kurtuluş (Galatasaray)

***Line ultrasMovement Canlı Maç Anlatımı***
19:24 ultrasMovement Balıkesirspor karşısında sahaya çıkacak ilk onbirimiz: Muslera-Yasin, Chedjou, Semih Kaya, Tarık-Selçuk, Yekta, Dzemaili-Bruma, Sneijder-Burak Yılmaz
19:25 ultrasMovement Yedeklerimiz ise: Sinan Bolat, Hakan Balta, Veysel, Furkan, Emre Çolak, Goran Pandev, Umut Bulut şeklinde oluşuyor...
19:32 ultrasMovement Maç öncesi Prandelli: "Bizim düşüncemiz kazanmak, kendi oyunumuzu oynamak ve iyi oyun oynamak.
Bizim maçımızı oynamamız, karakterimizi sahaya yansıtmamız ve profesyonelliğimizi konuşturmamız gerekiyor. Başka yapacak bir şey yok.
Yasin kararı hafta içerisinde alındı. Yasin'i orada denedik ve zorlamamız gerektiğini gördük. Olcan konusunda ise, takımda çok fazla oyuncu var. Ben antrenmanlarda kendisini gösteren oyuncuları takıma alıyorum. Bu hafta da bu kararı aldık."
19:35 ultrasMovement Galatasaray taraftarı Balıkesir deplasmanında maçın başlamasını bekliyor.
19:57 ultrasMovement Takımımız bu sene ilk defa göğsünde Huawei reklamlı beyaz formalarıyla sahaya çıkıyor.
19:57 ultrasMovement Balıkesir tribün gruplarından 10kolikler kapalı tribünde sopalı pankartlarla güzel bir görsel şov hazırlamışlar...
20:00 ultrasMovement Karşılaşma takımımızın vuruşuyla başladı. Başarılar Galatasarayım...
20:03 ultrasMovement Dakika 2> Sneijder'in ceza sahası içinden vuruşu önce rakibe sonra direğe çarparak kornere çıktı. Golü erken buluyorduk...
20:14 ultrasMovement 10 dakika geride kalırken, Balıkesirspor oyunu kendi yarı alanında kabul edip, Sercan ve Gökhan'la ani ataklarda gol bulmak amacında. Takımımızda ise Sneijder'in liderliğinde ilerde Burak'a pozisyon yaratma mantığı var.
20:18 ultrasMovement Dakika 17> Burak Yılmaz sarı kart gördü.
20:24 ultrasMovement Dakika 21> Alanzinho'nun pasında Sercan sağ kanattan ceza sahamıza girdiği pozisyonda vuruşu Chedjou'ya çarparak Muslera'yı yanılltı ve Balıkesirspor'u öne geçiren gol oldu. Balıkesirspor:1-0Galatasaray:0
20:25 ultrasMovement Dakika 23> Dzemaili'nin pasıyla ceza sahasında topla buluşan Burak gelişine vurdu ama top kalecide kaldı...
20:29 ultrasMovement Dakika 27> Yekta'nın aşırtma pasıyla defansın arkasında topla buluşan Burak iyi kontrol edemeyince takımımız bir golden oldu...
20:34 ultrasMovement Karşılaşmada 30 dakika geride kalırken 1-0 mağlubiyetimiz devam ediyor maalesef...
20:40 ultrasMovement Dakika 37> Sneijder'in ceza sahası dışından sert şutunu kaleci Emrullah ayaklarıyla çeldi dönen topu Burak iki hamlede filelere yolladı ama pozisyon ofsayttı.
20:46 ultrasMovement Dakika 43> Ceza sahamızda seken top Gökhan'ın onunde kaldı ve Glkhan'ın sert vuruşunda fark ikiye çıktı. Balıkesirspor:2-0:Galatasaray
20:49 ultrasMovement İlk devre sona erdi: Balıkesirspor:2-0:Galatasaray
21:06 ultrasMovement İkinci yarı başladı. Galatasaraylı gibi oynayın ve cevirin şu maçı...
21:08 ultrasMovement Dakika 46> Sneijder'in serbest vuruştan uzak mesafeli şutu az farkla auta gitti.
21:09 ultrasMovement Dakika 47> Alanzinho Yasin'i dusurdu ve sarı kart gördu. İtiraz eden Gokhan Unal da sarı kart gordu.
21:19 ultrasMovement Dakika 57> Bruma çalımlarla ceza sahasına girerken uzaktan vurdu top kalecide kaldı.
21:22 ultrasMovement Dakika 60> Balıkesirspor ceza sahası içinde oluşan karambolde penaltı noktası uzerinde top Sneijder'in önunde kaldı ama onun vurusu kaleyi tutmadı.
21:22 ultrasMovement Dakika 61> Bruma ve Dzemaili çıktı yerlerine Emre ve Umut girdi...
21:27 ultrasMovement Dakika 65> Balıkesirspor'da Alanzinho çıkıyor Vargas oyunda
21:34 ultrasMovement Dakika 72> Burak Yılmaz'ın serbest vuruşunda kaleci Emrullah başarılıydı.
21:35 ultrasMovement Dakika 73> Yasin Öztekin sarı kart gördü.
21:37 ultrasMovement Dakika 76> Yekta ve Vargas sarı kart gördü.
21:39 ultrasMovement Dakika 78> Yasin çıkıyor Pandev oyunda.
21:41 ultrasMovement Dakika 79> Sneijder'in serbest vuruşunda Emrullah yine başarılıydı.
21:45 ultrasMovement Dakika 83> Balıkesirspor kalecisi Emrullah sarı kart gördü.
21:48 ultrasMovement Dakika 86> Sercan çıkıyor Ali Öztürk oyuna giriyor Balıkesir takımında.
21:57 ultrasMovement Karşılaşma sona erdi: Balıkesirspor:2-0:Galatasaray... Oyuncularımızın taraftara bir özür borçları var, önümüzdeki maçlarda bunu telafi etmeleri gerekecek...

17 Eylül 2014 Çarşamba

Galatasaray:1-1:Anderlecht


Biz bloga en son Eskişehirspor maçını yazmışız da arkasından bu geceki maç yazısına nasıl oturmuşsak, Galatasaray futbol takımı da cumartesi Es-Es'e karşı golsüz bitirdikleri maçın devamını oynar gibiydiler Şampiyonlar Ligi arenasında Belçika'nın Anderlecht'ine karşı. Her ne kadar passoligin etkisi Avrupa maçına taşınsa da, yine de azımsanmayacak sayıda seyirci vardı da, onlar takımı coşturacaklarına, sarı-kırmızı formalıların tutuk ve durağan oyunu tribünlere de "afyon" verdi, uyudu tüm TT Arena, taraftar da, futbolcu da, teknik adamlar da, Belçikalılar hariç tabii. Öyle derin uyku ki bu, koskoca 45 dakikada Anderlecht'in üçüncü kalecisi gencecik Roef'in nabzını arttıracak tek şut bile atılamıyor kaleye ama deplasman takımı bizim yüreğimizi ağzımıza getiriyor, kaçırıyordu golleri. Devre dönüşü yine aynı manzara yaşanırken, daha Eylül ayında Galatasaray'ın mabedinde başlıyordu protestolar, ıslıklar, homurdanmalar, sırtını dönmeler... Hele bir de gol gelmez mi Anderlecht'ten... Tam fiyasko! Sonrasında Prandelli takımın hocası olduğunu ve kulübede oturanların da sahaya girebileceklerini hatırlıyor, Bruma'yı Pandev'le değiştirerek oyuna hareket getiriyordu. Bruma tamam da çıkacak olan Pandev mi olmalıydı, Burak mı denirse, Burak'tan yana kullanırdım hakkımı, zira o da kaptanı Selçuk gibi "ruhsal bunalımlar" yolculuğuna çıktı çıkacak havasında. Portekizli oyunu hareketlendiriyor da, ona da son toplara nasıl vuruluru öğretmesi gerek biri, üç adamı ipe dizip pas veremedikten yahut kaleciyi geçemedikten sonra Usain Bolt'un futbol oynayan halinden öteye gidemezsin. Galatasaray beraberliği ararken, Prandelli takımın "el freni" olan Selçuk'u kenara alıp Umut'u oyuna sürüyor ve o dakikadan sonra mücadele de başka bir hal alıyordu. Kaptanlık bandını koluna geçiren Sneijder, daha çok topla buluşuyor, insiyatif alıyor, Melo'yla birlikte tempoyu arttırınca  taraftarın özlediği saldıran, oyunu rakip kaleye yıkan, gol için sağlı sollu bastıran takım ortaya çıkıyor, futbolcular seyirciyi de oyuna çekiyor ve Anderlecht'in İstanbul'a gelirken korktuğu cehennemden bir "fragman" sunuyordu. Umut'la, Burak'la galibiyeti getirecek pozisyonlar çömertce harcanırken, sezon başında Güney Amerika'dan stoper getirme macerasına "kurtulmaya" çalışılan Chedjou'nun Bruma'ya ders niteliğinde ceza sahası köşesinden aldığı topla adam geçip, "al da at" pasında Burak hem puanı kurtarıyor hem de kendisini hedef tahtasından alıyordu. Ama gol sevincinde takımın çoğu Chedjou'ya giderken Burak'ın arkadaşına koşmaması da gözlerden kaçmıyordu.

Ve Selçuk İnan... Galatasaray'a geldiği ilk sezon oynadığı futbolla taraftarın sevgilisi olmuş, Prekazi'nin efsane 8 numaralı formasıyla yere göğe sığdırılamayan Selçuk'un düştüğü bu durumun izahını kim yapabilir? Geçen seneden başlayan form düşüklüğü ve yokuş aşağı yuvarlanma Fenerbahçe derbisindeki forma çıkarmaya daha da hızlanırken, Prandelli'nin gelişi ve oyuncusunu sahiplenişi, kaptanlık verilişi de çöküşü durdurmuşa benzemiyor, maalesef Selçuk battıkça batıyor. Serbest atış olduğunda kale arkasında golü fotoğraflamak için yarışan taraftarlar artık golü geçti, Selçuk İnan'dan sadece isabetli pas atmasını bekliyor ama maalesef ruhsal tedirginlik içindeki "kaptan" o pasları bile atamıyor, hata yapmaktan korktuğu her halinden belli oluyor. En son Hakan Şükür'de görmüştük böyle bunalımlar ama golcü o sıkıntıları çok koşarak, pres yaparak, defansif yönünü sergileyerek bir nebze telafi ediyordu da Selçuk onu da yapamıyor. Maç içinde rakipten top kapmayı geçtim, savunmada rakibe "escortluk" yapıyor, "şakacıktan" baskı kuruyor, Anderlect'in attığı golde kolayca çalım yiyor, ayağını uzatmıyor ve takımın yediği gole seyirci kalıyor. Prandelli, çok haklı olarak oyuncusunu  kaybetmek istemiyor, onun yeteneğinden yararlanmayı umuyor ama önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi hem Galatasaray hem de Selçuk için en iyisi onun 3-5 maç kulübeden seyretmesi takım arkadaşlarını. Selçuk'a da bir öneri, bayanlar depresyona girdiğinde, işleri istediği gibi gitmediğinde kuaföre gidip saç kestirir, saç boyatır ya, "Ulan cümle aleme Selçuk'un kim olduğunu göstereceğim" de içinden, al makası jileti kes su saçlarını ve yepyeni Selçuk olarak tekrar dön sahalara, fethet kalpleri, havalandır fileleri...

Son söz de Prandelli hocama: "Hala Sabri bu takımda oynayamaz diyor musun hocam?"


Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Istvan Vad, Istvan Albert, Peter Berettyan (Macaristan)
Galatasaray: Muslera, Veysel Sarı, Chedjou, Semih Kaya, Telles (Dk. 79 Tarık Çamdal), Dzemaili, Melo, Selçuk İnan (Dk. 72 Umut Bulut), Sneijder, Pandev (Dk. 57 Bruma), Burak Yılmaz
Anderlecht: Roef, Deschacht, Nuytinck (Dk. 23 Suarez), Mbemba, Praet (Dk. 78 Dendoncker), Defour, Tielemans, Najar, Acheampong, Conte, Mitrovic (Dk. 66 Kljestan)
Goller: Dk. 52 Praet (Anderlecht), Dk. 90+1 Burak Yılmaz (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 2 Nuytinck, Dk. 33 Conte, Dk. 39 Defour, Dk. 64 Acheampong  (Anderlecht), Dk. 62 Melo, Dk. 90+2 Dzemaili (Galatasaray)

***Line ultrasMovement Canlı Maç Anlatımı***
20:46 ultrasMovement Galatasaray ilk 11i: Muslera - Veysel - Semih - Chedjou - Telles - Melo - Dzemaili - Selçuk - Sneijder - Burak - Pandev
21:19 ultrasMovement Anderlect ilk 11i: Roef - Najar - Mangulu - Nuytinck - Deschacht - Defour - Tielemans - Conte - Praet - Acheampong - Mitrovic
21:45 ultrasMovement Maça Galatasaray başladı.
21:47 ultrasMovement Dakika 2 > Burak'a faul yapan Nuytinck sarı kart gördü.
21:53 ultrasMovement Dakika 8 > Dzemaili sağ kanattan yerden içeri ortaladı Burak ıskaladı.
21:59 ultrasMovement Galatasaray ilk 10 dakikada biraz dağınık görüntü çizerken Anderlect kontra ataklarla pozisyon arıyor.
22:07 ultrasMovement Dakika 22 > Sneijder sağdan serbest vuruşu kullandı, Burak'ın kafa vuruşu dışarı çıktı.
22:08 ultrasMovement Dakika 23 > Anderlect'te sakatlığı nedeniyle Nuytinck çıkıyor Suarez giriyor.
22:11 ultrasMovement Dakika 26 > Anderlect çok tehlikeli geldi. Sağdan gelen ortada altıpas kenarından Conte vurdu, top az farkla dışarı çıktı.
22:13 ultrasMovement Dakika 27 > Mitroviç Semih'i çalımlayıp ceza sahası yayından plase vuruş yaptı, top Muslera'da kaldı.
22:17 ultrasMovement Dakika 30 > Galatasaray.0 Anderlect.0
22:18 ultrasMovement Dakika 33 > Telles'e faul yapan Conte sarı kart gördü.
22:20 ultrasMovement Dakika 35 > Melo ceza sahası dışından vurdu, savunmaya çarpan top az farkla kornere çıktı.
22:24 ultrasMovement Dakika 39 > Pandev'in pasında elle oynayan Defour sarı kart gördü.
22:25 ultrasMovement Dakika 40 > Serbest vuruşu Selçuk kullandı, top kalecinin sağından dışarı çıktı.
22:32 ultrasMovement Galatasaray.0 Anderlect.0 İlk yarı sona erdi. Takım tempoyu yakalayamayınca taraftar da havaya giremedi. İkinci yarı ola hayrola.
22:46 ultrasMovement İkinci yarı başladı.
22:52 ultrasMovement Dakika 51 > Melo'nun kaldırdığı topa Sneijder voleyi vurdu top kalecide kaldı.
22:54 ultrasMovement Dakika 52 > Galatasaray.0 Anderlect.1 Praet sol kanatta çalımını atıp şutunu vurdu, direğe çarpan top ağlarla buluştu.
22:56 ultrasMovement Dakika 55 > Anderlect 2.gole yaklaştı. Mitroviç Muslera ile karşı karşıya kaldı vuruşu yandan dışarı çıktı.
22:58 ultrasMovement Dakika 57 > Pandev sağ çaprazda topla buluştu, vuruşunu kaleci ayağıyla çıkardı.
22:59 ultrasMovement Dkaika 57 > Pandev oyundan çıkarken Bruma giriyor.
23:01 ultrasMovement Dakika 59 > Telles soldan ortaladı top Bruma'nın önünde kalacakken son anda defans araya girip topu kornere çeldi.
23:04 ultrasMovement Daika 62 > Melo sarı kart gördü.
23:05 ultrasMovement Dakika 64 > Veysel'e faul yapan Acheampong sarı kart gördü.
23:07 ultrasMovement Dakika 66 > Anderlect'te oyuncu değişikliği. Mitroviç çıkıyor Kljestan oyuna giriyor.
23:11 ultrasMovement Dakika 69 > Selçuk'un pasıyla topla buluşan Burak ceza sahasında yerde kaldı, karar devam.
23:13 ultrasMovement Dakika 72 > Selçuk oyundan çıkıyor, yerine Umut giriyor.
23:19 ultrasMovement Dakika 78 > Praet çıkıyor yerine Dendoncker oyuna giriyor.
23:24 ultrasMovement Dakika 80 > Telles'in yerine Tarık giriyor.
23:27 ultrasMovement Dakika 86 > Melo vurdu savumadan döndü, top Umut'un önünde kaldı onun şutu defansa çarpıp kornere çıktı.
23:29 ultrasMovement Dakika 88 > Sneijder'in uzun pasında ceza sahasına giren Burak şut yerine pas vermeyi tercih edince pozisyon kayboldu.
23:33 ultrasMovement Dakika 90 > Gooooollll... Chedjou soldan müthiş bir şekilde sıfıra indi, çıkardığı topta Burak golu attı. Galatasaray.1 Anderlect.1
23:34 ultrasMovement Dakika 90+1 > Dzemaili itirazdan dolayı sarı kart gördü.
23:34 ultrasMovement Karşılaşma sona erdi. Galatasaray.1 Anderlect.1

15 Eylül 2014 Pazartesi

Galatasaray:0-0:Eskişehirspor


Zaten passolig sebebiyle boşalmaya yüz tutan tribünlerde "sessizlik"le açılan Süper Lig maçlarından memnuniyetsizce bahsedilirken, birden neden verildiği "akla ziyan" olan bir seyircisiz oynama cezası sonrası "bomboş" tribünlere oynandı Galatasaray-Eskişehirspor maçı. Aslında sezon başlamadan evvel Federasyon başkanının "artık tamamen seyircisiz maçlar olmayacak, tribün kapatma cezası uygulayacağız" demecini "havada bırakmamak" için Eskişehirspor taraftarı stada alınmıştı ama dedik ya onlar da memleket genelindeki taraftarlar gibi kağıt bilet istiyorlardı, elektronik bilete soğuk bakınca bu "sessiz oyuna" siyah-kırmızı bir katkı da onlardan gelmiş oldu.

Yeşil zemindeki topçular işi gevşek tutunca, taraftarın homurdanması, slogan atması, meşale yakması, bir beste patlatması maçı biraz olsa da heyecanlandırır da, cumartesi gecesi Arena'da öyle de bir etki olmayınca, ağır çekim modunda, uyku havasında bir doksan dakika seyretti televizyon başında maça zaman ayıranlar. Sezon öncesi kampı pek verimli geçmemiş, teknik adamını geç bulmuş, transferleri son güne sığdırmış Galatasaray'ın Fenerbahçe süper kupa maçından beri buna Bursaspor galibiyeti de dahil oyunu pek zevk vermezken, Eskişehir karşısında da sahadaki topçular "memur" havasında "salla başı al maaşı" temposunda mesai dolduruyordu. Oysa ki maç günü Taçsız Kral Metin Oktay'ı kaybetmemizin 23. senesiydi ve Metin Oktay forması içindeki sarı kırmızılılar elleri kalplerinde Metin  selamıyla başlamışlardı oyuna. Maç başındaki seremonideki duruşlarına uygun davranabilselerdi sahada, 90 dakika sonrası bu sene hedef konulan "4. yıldız" yolunda bir 3 puan daha eklenecekti haneye ama tempo düşüktü, istek yoktu, ruh Arena semalarından çok uzaktaydı. Takımda bu tip durumlarda fitili ateşleyen Sabri vardı, A2 takımla maçlara çıkar olmuştu, Melo vardı twitter cezası yemişti. Gemiyi yürütmek kaptan Selçuk'a kalıyordu ama o bedenen sahada kafaca çok başka yerlerdeydi, takımı ileriye yöneltecekken, Selçuk'un maç sonu istatistiklerde paslarının %80den fazlasının geriye yaptığı ortaya çıkıyordu. Bu da 8 numaranın aslında özgüveninin de kaybettiğinin bir göstergesi, araya pas atıp isabetsiz pas yapmaktansa, garanti olarak arkasındaki Semih'e, Chedjou'ya, yanındaki Yekta ve Dzemaili'ye topu aktarmayı tercih ediyordu. Onun tam tersi defansif ön libero olan İsviçreli Dzemaili ise paslarının büyük çoğunluğunu rakip kaleye doğru yapmış olduğu ortaya çıkıyordu. Prandelli'nin "Pirlom benim, biricik sevgilim" dediği Selçuk'u yanına oturtup, bir kaç maçı kulübeden seyrettirmeli ki formanın ucuz olmadığını anlasın takımın kaptanı.

Orta saha ve forvetin aksine, takımın defans hattı şimdilik güven veriyor ki, hala topu ağlarımızdan çıkarma "üzüntüsü" yaşamadık. Özellikle sene başında satılması gündemde olan Kamerunlu Chedjou'nun yüksek performansı "maşallah" dedirtiyor sevenlerine. Sol kanada alınan ve yaptıklarından daha fazla bedelle takıma gelen Tarık'a biraz burun bükerek bakmıştım lakin cumartesi gecesi eski takımına karşı sergilediği mücadeleyle geleceğe yönelik ümit verdiği, kendisine yapılan yatırımın boş olmayacağı sinyalleri verdi. Herhangi bir sakatlık, ceza olmaması durumunda Tarık-Chedjou-Semih-Veysel dörtlüsü beraber oynadığı her maç daha alışacak birbirine ve daha başarılı olacaktır. Tabii, Muslera'nın arkalarında olması hem onlara hem de taraftara güven verecektir.

Prandelli "Düzeleceğiz, düzelteceğim" diyor, daha erken haftalar, kendisine inanıyoruz, güveniyoruz ama bu memleket basını acımasızdır, taraftarı da kolay etkiler, gelecek olumsuz sonuçlar sonrası sakalları daha da ağarır ve İstanbul'un daha gezilecek mekanlarını dolaşmadan bavullarını toplayabilir, bir yakın dostu ona bunu hatırlatmalı. Bir de geldiği günden beri kim ki onun kulağına "Sabri işe yaramaz, Selçuk memleketin Pirlosu, Burak vazgeçilmez, Umut seni kurtarmaz" gibi laflar fısıldıyorsa hoca onun futbol bilgisinden ve samimiyetinden artık şüphelenmeli...



Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Barış Şimşek, Mehmet Metin, Samet Çavuş
Galatasaray: Muslera, Veysel Sarı, Chedjou, Semih Kaya, Tarık Çamdal, Dzemaili, Yekta Kurtuluş, Selçuk İnan, Sneijder (Dk. 71 Olcan Adın), Bruma (Dk. 60 Umut Bulut), Burak Yılmaz (Dk. 76 Pandev)
Eskişehirspor: Boffin, Kamil Ahmet Çörekçi, Berkay Tolga Dabanlı, Birol Parlak, Kaan Kanak, Lawal, Hürriyet Gücer, Sissoko (Dk. 80 Serdar Özkan), Erkan Zengin (Dk. 76 Causic), Mirkan Aydın (Dk. 63 Ömer Şişmanoğlu), Mori
 Dk. 67 Semih Kaya, Dk. 81 Yekta Kurtuluş, Dk. 90+2 Veysel Sarı (Galatasaray), Dk. 69 Sissoko, Dk. 90+2 Lawal  (Eskişehirspor)

***Line ultrasMovement Canlı Maç Anlatımı***
20:03 ultrasMovement Karşılaşma başladı. Galatasaray taraftarı ceza nedeniyle bulunmazken Eskişehirspor taraftarları deplasman tribünde yerlerini aldı.
20:07 ultrasMovement Dakika 4 > Sol kanattan gelişen Eskişehirspor atağında Erkan'ın ceza alanına ortasında Mirkan ve Semih topa birlikte hareketlendiler ama Mirkan'ın kafa vuruşunda top dışarıya gitti.
20:09 ultrasMovement Dakika 6 > Galatasaray atağında Veysel sağ çaprazdan ceza sahasına girdi, şutunu Boffin son anda çeldi.
20:16 ultrasMovement Dakika 10 > Sol kanattan gelişen Galatasaray atağında Dzemaili, ceza sahasının solunda kaleciyle karşı karşıya kaldı, Burak'a pas vermeye çalıştı ama top Burak'ın arkasında kaldı.
20:24 ultrasMovement Dakika 20 > Paslaşılarak kullanılan köşe vuruşunda Bruma soldan ceza sahasına girdi, şutu auta çıktı.
20:28 ultrasMovement Dakika 24 > Sneijder ceza sahası dışından vurduğu şutla şansını denedi ama top dışarı çıktı.
20:32 ultrasMovement Dakika 30 > Galatasaray.0 Eskişehirspor.0
20:35 ultrasMovement Dakika 32 > Bruma Sneijder'in pasında topla buluştu, ortasını yaptı, savunmanın ters vuruşunu Boffin son anda kurtardı.
20:42 ultrasMovement Dakika 37 > Rakip yarı alanın ortalarından kullanılan serbest vuruşta top ceza sahasına ortalandı, Burak kafayı vurdu ama top yandan dışarı çıktı.
20:46 ultrasMovement Dakika 42 > Bir anda gelişen Eskişehirspor atağında Ahmet Muslera ile karşı karşıya kaldı ama Muslera açıyı kapattı ve top son olarak Ahmet'ten dışarıya gitti.
20:49 ultrasMovement Dakika 45 > Serbest vuruştan yapılan ortada Veysel'in kafa vuruşu az farkla dışarı çıktı.
20:50 ultrasMovement İlk yarı sona erdi. Galatasaray.0 Eskişehirspor.0
21:07 ultrasMovement İkinci yarı başladı.
21:13 ultrasMovement Dakika 49 > Eskişehirspor'un kullandığı köşe vuruşunda ceza alanına top ortada kaldı, defans son anda topu uzaklaştırdı.
21:17 ultrasMovement Dakika 57 > Bruma ceza sahasında topu Sneijder'e çıkardı, Sneijder'in şutu savunmadan döndü. Galatasaraylıların penaltı beklentisi var ama Barış Şimşek "devam" dedi.
21:20 ultrasMovement Dakika 60 > Bruma çıkıyor Umut oyuna giriyor.
21:22 ultrasMovement Dakika 62 > Erkan'ın şutunu Muslera biraz önde olmasına rağmen müthiş bir şekilde kurtardı ve topu kornere çeldi.
21:29 ultrasMovement Dakika 66 > Sneijder'in sol kanattan ceza alanına ortasında Umut'un kafa vuruşu sağ direkten geri döndü.
21:30 ultrasMovement Dakika 67 > Sissoko, Semih Kaya tarafından çekiliyor. Semih sarı kart gördü.
21:30 ultrasMovement Dakika 69 > Tarık'a faul yapan Sissoko sarı kart gördü.
21:31 ultrasMovement Dakika 71 > Sneijder'in yerine Olcan oyuna girdi.
21:35 ultrasMovement Dakika 72 > Sağ kanattan kullanılan köşe vuruşunda Chedjou'nun kafa vuruşu yerden sekti ve son anda Boffin kornere çeldi.
21:37 ultrasMovement Dakika 76 > Eskişehirspor'da Erkan çıkıyor Goran Causic giriyor, Galatasaray'da ise Burak çıkıyor yerine Pandev oyunda.
21:43 ultrasMovement Dakika 82 > Eskişehirspor'da Sissoko'nun yerine oyuna Serdar Özkan girdi.
21:44 ultrasMovement Dakika 83 > Hızlı gelişen atakta Yekta Lawal'e faul yaptı ve sarı kart gördü.
21:46 ultrasMovement Dakika 86 > Lawal rakibinden sıyrılıp Mori'ye pasını attı, Mori'nin sert vuruşu kaleci Muslera'da kaldı.
21:52 ultrasMovement Dakika 90 > Veysel ve Lawal tartıştıkları için sarı kart gördü.
21:55 ultrasMovement Karşılaşma 0-0 sona erdi.

13 Eylül 2014 Cumartesi

21 Sene Evvel Bugün

21 sene evvel bugün...
Foggia karşılaşmasında kır saçlı Ravanelli'nin yerine sahaya giren Alessandro del Piero...
Siyah-beyazlı formayla ilk resmi maçı...
Forma ve şort bu çaylak oyuncuya emanet gibi dursa da, Alessandro o kutsalı o günden sonra 513 maç gururla sırtında taşıdı, kupalar kaldırdı, kaptanlık yaptı...
Terk etmedi gemiyi ikinci lige düşürüldüklerinde...
Bayrak adam oldu...

Kurt Maskeleri


Her yiğidin yoğurt yemesi farklıdır sözündeki ki her teknik adamın da idmanı çeşitlidir, kimisi kondisyona önem verir, topla oynatmaz topçuyu, kimisi "futbol adı üstünde meşin yuvarlakla oynanan bir oyundur der" atar topu futbolcuların önüne, kimisi videolarla slaytlarla çalıştırır takımını da Meksika'nın Puebla takımını çalıştıran Jose Luis Sanchez Sola'nın kurt maskeleriyle yaptığı idmanı yapan hoca da yoktur herhalde bu alemde. İdmanda oyuncularına kurt kafası maskeleri giydiren Sola, onlardan defans yaparken kurtların bir sürüdeki birlik beraberlik içindeki halleri gibi davranmalarını beklemekte ve avlarına birden saldıran kurt sürüsü gibi 8 saniyede topu rakipten kazanmayı amaçlamakta. "Aslında maske bir mesaj, sahaya çıkan oyuncularımın şunu hatırlamasını istiyorum, bizler bir kurt sürüsü gibiyiz ve yeşil zemindeki top için savaşmalı, onu rakipten çalmalı ve korumalıyız" diye oyun görüşünü açıklayan Sola'nın kurtlarının ilk rakibi de Queretero takımına transfer olan "tavşan dişli" Ronaldinho. Bakalım Meksika Liginde tavşan mı kaçacak, kurtlar mı parçalayacak avlarını...

Sampdoria ve Sin City 3D


Kulüpler sponsor bulmakta sıkıntı çekiyorlar, kimisi bunu "formamıza reklam almıyoruz" diye geçiştirip, üretici firmanın koskocaman logosunu gözlerin içine sokarak geçiştiriyor, kimisi de açık açık "forma reklamı bulamadık" demekten kendini alamıyor. İtalya'da da yeni sezon için formasına reklam verecek bir şirket bulamayan Sampdoria kulübü hiç yoktan üç beş kazanırız diye üç maçlığına Key Films şirketiyle anlaşıp formalarında vizyona yeni girecek olan Sin City 3D filminin reklamını yapmaya karar kılmışlar... İç sahada karşılaşacakları Torino ve Chievo takımlarıyla ve deplasmanda oynayacakları Genoa maçında mavi-beyazlı topçular Sin City 3D'li formalar giyerken, filmin yapımcıları da Roma'daki galada Samdoria formasıyla sevenlerine imza dağıtacaklar...

10 Eylül 2014 Çarşamba

UEFA Finalinden Amatör Lige


Yükselişler, başarılar her zaman heyecanlıdır, merdivenler tırmandıkça özgüven artar, yüzlerde tebessüm oluşur da, düşüşler sıkıntılıdır, mutsuzlukla eş değerdir ama dört sene evvel UEFA Avrupa liginde final oynarken, şimdi amatör Solva FC'de ter döken eski Fulhamlı Simon Davis gibi bu iniş endüstriyel futbola bir tekme çakmak için yapılmışsa, alkışı hak eder, "yıldızlı pekiyi" atılır oyuncunun kariyer hanesine. Bir zamanlar Everton, Tottenham ve Fulham'da oynayan Davis, iki sene önce Fulham'la sözleşmesi sona erdikten sonra kendisine gelen teklifleri bir kenara atarak futbola başladığı ve kardeşinin de kaptanlık yaptığı Galler'in Solva FC takımıyla anlaşma yaptı. Üstelik futboldaki profesyonel sözleşmelerin tersine, Davis oynayacağı her maç için takımına 3 pound verecek, çok para mı diyecek olursanız, takımın maçlık su ihtiyacını karşılamaya yeter bile diye cevap veririz amatörler bizi iyi anlar. "Kardeşim ve eski arkadaşlarımla oynamak bana heyecan verecek" diyen Simon Davis şimdiden ilk maçı büyük heyecanla beklemekte...

Melo'nun Askerleriyiz

''Sizi ve Galatasaray'ı cok seviyorum. Hep savaştım, bundan sonra da savaşmaya devam edeceğim. Bazı günler kötü oynayabilirim ama her zaman Galatasaray ve sizin icin savaşacağım.'
Felipe Melo


Seni Seviyoruz Drogba


"Bu sabah gözümü açtığımda harika ülke ve onun harika insanlarına kalpden tekrar teşekkür etmem gerektigini hissettim!! Seni çok seviyorum Türkiye! Hep, herzaman ve ebedi kalbimde olacaksın. Çare Türkiye"
Didier Drogba
Instargram Hesabında Türkiye sevgisini belirtirken

7 Eylül 2014 Pazar

Endülüste Raks (?)


Yahya Kemal Türk Edebiyatı'nın nevi şahsına münhasır karakterlerindendir. İstanbul'un taşına toprağına yazdığı şiirleri, sembolizmi iliklerine kadar sömürdüğü imgeleri, bu imgeleri Türk tarihi ile birleştirmesiyle ayrı bir boyuttadır. Süleymaniye camiine gitmeden önce "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" şiirini benliğinizde yaşamanızda fayda vardır. Çünkü caminin ihtişamıyla Türk tarihini birleştirir dizelerinde. Adeta bir sanat eseri ortaya çıkarmıştır. "Sessiz Gemi" imgesini sadece ölümle bağdaştıran çok büyük hata etmiş olur çünkü şair derin düşünce dünyasını öyle etkili kullanmıştır ki okuyucu o dönemde hangi düşünceye sahipse "sessiz gemi" onun için odur. Özlem, yaşam, sonsuzluk düşüncesi, dostluk vs. İstanbul'da yaşanacak yeri İçerenköy olarak belirler. Bir gün de İspanya'ya gider ve Endülüs tarihine olan ilgisini şairliği ile yoğurur. İspanya'yı, Endülüs'ü, oradaki tarihi  "Zil, Şal ve Gül" imgeleri ile özetler. Aynı zamanda şiirlerinin bestelenme özelliği Yahya Kemal'in şiirlerinde temele yerleştirdiği musiki anlayışının yansımasıdır. Bu şiirin bestelenmesi ne kadar zor ise yorumu da bir o kadar zorlayıcıdır. Münir Nureddin ustaya selamımızı gönderip son dönemin en güzel sesi Birsen Tezer yorumuyla dinlemenizi de tavsiye ederim.

İspanya'da 10 gündür basketbolun dibi yaşanıyor. Orada geçici olarak nüfus eden takımlardan biri de bizimkisi bilindiği üzre. Grup maçları başladı başlayacak derken kendimizi 2.turda buluverdik ve geçtiğimiz günlerde kendimizce meramımızı dile getirdik. Yeni Zelanda ile oynadığımız ve hala nasıl kazandığımızı etüt etmekte zorladığımız bir başlangıç yaptık. Amerika maçındaki özgüven ile takım kimliğimizi bulduk. Ukrayna'dan tokadı yedik ve önümüze baktık. Sonrasında Finlandiya ile Road Runner- Çakal ilişkisini andırır bir maç oynadık. Finlandiya Road Runner misali kaçtı biz de Çakal gibi bitmek tükenmek bilmeden kovaladık. Acme'nin her eve lazım sorun giderme yöntemlerinde son sözü Cenk kozu ile söyledik. Bu sefer çakal kazanmış oldu. İtiraf etmeliyim ki yıllarca çakalın tarafındaydım çizgi film özelinde konuşacak olursak. Dominik maçı mı? 2. tur kesinleştikten sonra hazırlık maçı havası taşıdı.

Yahya Kemal deyimiyle ifade edecek olursak yukarıda özetlediğimiz bölüm "ZİL" bölümü idi. "ŞAL" bölümünde partnerimiz Avustralya. Ekol olarak Yeni Zelanda kadar olmasa da ters bir takım. Ayrıca oyuncu kalitesi olarak daha üst düzeydeler. Yolu bizim ülkeden geçmiş fazlaca oyuncu var. Bizim Jawai, Eski Fener'li David Andersen, Beşiktaş'ta koç Ataman'ın da oyuncusu olmuş Bred Newley, Geçtiğimiz yıl Beşiktaş'ta yer almış olan ve aynı zamanda bana göre ligin en iyi guard performansını göstermiş oyuncu Ryan Broekhoff, Son şampiyon Maccabi'nin dümenindeki Joe İngles başlıca kaliteli oyuncular. Ayrıca Aron Baynes, Dante Exum gibi Nba semalarına uçmaya çalışan genç oyuncular da mevcut. Maric ve Patrick Mills'ın bu sene kadroda olamadıklarını da hatırlatalım. İlk turda bizimle aynı galibiyet mağlubiyet oranını yakalasalar da onlar averaj farkıyla 3. olup bizimle eşleşmeyi tercih ettiler. (Amerika ile karşılaşmamak için son maçta Angola'ya yenildikleri iddiası var.)

Bizim yapabileceklerimiz ortada. Bizim için mücadele bu turnuva için geçer akçe boyutunda. Avustralya kağıt üstünde güçlü gibi görünse de takım kimliği bakımından oturmamış bir düzene sahipler. Maçın başında olabildiğince yükleneceklerdir. Sabırla ve inatla oyunu en ideal şekilde oynamak gerekir. Çeyrek final ancak bu şekilde gelir. Düşünce olarak da başka bir planımızın olduğunu düşünmüyorum. Başlıktaki soru işareti "GÜL" evresinin tamamlanıp tamamlanamayacağı ile ilgili şüphelerimle alakalı. Çeyrek Finale çıktığımız takdirde muhtemel rakipler Slovenya ve Yeni Zelanda, Avustralya ayarında değil. Çeyrek final sonunda raks için gerekli evre tamamlanmış olur. Ayrıca turnuvada son derece güzel maçlar oluyor. Bu tatil günü için art arda 4 maç bayram niteliğinde geçebilir; keyfini sürmeniz dileğiyle.




4 Eylül 2014 Perşembe

Bu Geri Dönüşlerin Bir Anlamı Olmalı

Takım sporlarının en zevkli yanıdır turnuvalar. Özellikle söz konusu basketbolsa ve bizim takım gibi sizi poponuzun üzerine oturtmadan, tırnaklarınızı kemirtmeden, totemler yapmadan yakanızı bırakmıyorsa. Basketbol momentumun en üst seviyede tutulduğu bir spordur ve birbirine ters gelen takımlar bir yarışa girişirse orada muazzam işler olur. 

Turnuvanın açılış yazısını yazıp uçak yapıp İspanya semalarına doğru fırlattık geri dönmeyeceğini bilerek. Buralarda yazdıklarımızla bir sinerji oluştururuz ümidiyle belki de, düşüncelerimizi dile getirdik. Bizim isteğimiz "mücadele" temelli bir dilekti ve sevgili Hakan Üstünberk'in basketbol dünyasına kazandırdığı terimle ifade edecek olursak; "son topa kadar" yüreğini ortaya koymalarıydı. İlk gün ilk heyecan dedik Yeni Zelanda karşısına çıktık. Okyanus ötesi ülkenin artık dansıyla boy gösterdiği turnuvaları geride bıraktığını biliyorduk ama haka dansını izlemek de turnuvaların ayrı bir rengi oluyor. Tabi bizimkiler dans devam ederken bench'e doğru yönelince dansın sonunda hareketler bize doğru yönelmiş oldu. Durup dururken kızdırdık adamları ve onlar da maça bayağı bir motive olarak başlamış oldu. İlk günden midir, şanssızlıktan mıdır nedir Yeni Zelanda 3 periyodu domine etti. Şunu da söylemek gerekirse bizim gibi alameti farikası belli takım yapıları için Yeni Zelanda çok ters bir takımdır. Oyunu takip etmekten yorulan gözler karşısında bedenin iflas etmesi gayet normal oluyor. Bizimkiler yine de oyuna konsantrasyonlarını üst seviyede tutup maçtan kopmayınca son dakikalarda vitesi artırıp son 5,5 dakikayı 15-1 gibi ezici bir üstünlükle geçirmiş oldular. Böylelikle Haka dansı, yerini Zeybek'e bırakmış oldu. Bize ters gelen bu takımdan gelen galibiyet bizi turnuva için hemen umutlandırmış oldu. Oğuz Savaş'ın Yeni Zelanda maçı performansına şapka çıkartmayı da unutmayın.

İkinci günün rakibi "Cream Team" tadındaki ABD idi. Her ne kadar Durant, Howard gibi oyuncular dinlenme etabında olsa da İspanya'ya gelen bu takım son derece aç ve atletik. Bir 2004 olimpiyat kadrosu kadar da kötü değiller hani. 2004 kadrosunda Tim Duncan olmasa en kötü takım yaftasını yapıştıracağım. Bu takım ise çok genç ve enerjileri ile bizi yendiklerini söylemeliyiz. Bundan önceki Amerika maçlarında daha ilk periyotta yuları ellerine verdiğimizi gün gibi hatırlıyoruz. Ancak bu maç öyle güzel ve inatçı bir şekilde başladı ki üç periyodu domine etme onurunu yaşama anlarına canlı tanık olmanın gururunu yaşadık. Öyle bir ruh haline girmişiz ki twitter da şu sözü yazma cesaretini kendimde bulmuşum:

"Şaka maka ilk yarıyı önde bitiriyoruz.Şu an harika oynuyoruz.Psikolojik üstünlük de bizde.Bunları Abd ye karşı yazacağım aklıma gelmezdi :-)"

Sonuç ise beklendiği gibiydi. Bir yerden sonra enerjimiz yetmedi ve direnemedik. Ancak 3 çeyrek Abd'yi peşinden sürüklemek bile "çoluk çocuğa gururla bahsedilecek anılar" bölümüne çoktan girmiş oldu. 2 maçtaki mücadele, hırs, takım olgusu, birliktelik şapka çıkaracak cinstendi.

Bu tarz turnuvalarda bir gün ara vermek her zaman dezavantaj olmuştur. Nitekim ilk 2 maçta yakaladığımız momentum araya boşluk girince dağılma özelliği gösterebilebilirdi. Nitekim öyle de oldu. Ukrayna maçının tamamında oyundan hem fiziksel olarak hem de mental olarak kopuktuk. Ukrayna da Yeni Zelanda tarzı bir takım ve oyun seviyenizi kusursuz seviyede tutmanız gerekiyor. Ayrıca Abd maçının verdiği özgüvenin de boy gösterdiği gün gibi aşikardı onu da belirtelim. Sonuç gerçekten hüsrandı ve spor medyasının çizgisi bel altı vurma ile göklere çıkarma çizgisi arasında gidip gelmeye başlamıştı.

Biz ülke olarak zoru seviyoruz. Boğulursak derin sularda boğuluyoruz. Kolaylaştırabileceğimiz durumumuzu zora sokup yeni durumdan bir mucize, heyecan, şapkadan tavşan çıkarma vs. adına ne derseniz artık bizim sihrimizi göstereceğimiz özellikler belirlemiş oluyoruz. Finlandiya evet 3’lüklerle yaşayan ama onun dışında özelliği olmayan bir takım. Dolayısıyla oyun planı ve düşünce belli olmalı. Dünkü maçın ilk yarısında açıkça belli olan bir şey vardı ki bizim klasik hastalığımız “hallederiz” düşüncesi yine bizi esir almıştı. İlk yarıdaki 14 sayılık farkın en büyük nedeni budur. Yan nedeni ise Finlandiya’nın momentumu yakalayıp konsantrasyonu üst seviyeye çekmesidir. Attıkları 73 sayının 45’i üçlükten gelmiş. Artık konsantrasyonu siz düşünün.

İkinci yarı daha ilk başta müthiş direnç kendini gösterdi. Yapılan tam saha baskı, mücadele, hırs, devre arasındaki konuşmalar takımı tekrar maça dahil etti. Son dakikalara kafa kafaya girildi. Mucize bazen gelişinden fark ediliyor belki ama o heyacanla anlamayabiliyoruz. Emir’in 3 serbest atıştan birini sokması sonrasında Koponen’in 2 serbest atışı da kaçırması, oyununu ve şutunu bu sezon kusursuza yakın seviyeye getiren Cenk’in eli titremeden şutu sokması… Bunların hepsi yıllar sonra anlatacağımız hikayenin satırbaşları olarak kayıtlara geçti. O psikolojik üstünlüğü yakaladıktan sonra da uzatmada kazanmamamız imkansızdı.

Evet bu geri dönüşlerin bir anlamı olmalı ancak bozuk saatin günde iki defa doğruyu göstermesi kadar anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ergin Ataman antrenörlüğünün her ayrıntısını kullanıyor oyuncular yüreklerini koyuyor eyvallah diyeceğimiz yok. Ancak geri döndüğümüz takımlar Finlandiya ve Yeni Zelanda idi. Dominik’te bu kumar tutmayabilir. Bugün koltuklarımızda rahat rahat oturup içeceğimizi keyifle yudumlama niyetindeyiz. Bir mucize daha kaldırır bu bünyeler sorun yok ama 2. tur için bugünlük bu opsiyonu tercih etmemeliyiz.



3 Eylül 2014 Çarşamba

Babasının İzinde


Ianis Hagi...
Topu saklaması, rakibini uzaklaştırması, yüz ifadesi...
Babasının oğlu işte...


2 Eylül 2014 Salı

Bursaspor:0-2:Galatasaray


Yeni sezon, yeni heyecandır da senenin ilk resmi maçı öncesi oynanan Fenerbahçe derbisindeki "silik" oyun moralleri bozmuşken, bir de pasolig uygulamasını protesto eden Galatasaray taraftarının deplasman yapmaması, Bursalıların da A2 takımlarının maçına gitmesi, yeni uygulama gereği iki tribünün kapalı olmasıyla maç heyecanı bitmiş, "alalade" bir maç havasına gşrmişti Bursaspor-Galatasaray karşılaşması. Eskiden deplasman otobüsünde, bilet kuyruğundan, tribünlerden paylaşılan fotoğraflar yerini televizyon karşısına kurulan rakı sofralarına, eş dostla çekilen selfilere bırakmıştı. Düşünün heyecanın nabzını...  İki takım da taze hocalarıyla yeni yeni oluşuyor, bu süreçte de kaybettikleriyle pek havalarında değildi, Galatasaray Süper kupayı kaybetmiş, Bursaspor adı sanı duyulmamış bir Gürcü takımına elenmişti Avrupa kupalarında. Prandelli, pazartesi gecesi ilk on birinden Yasin, Telles ve Olcan'ı kulübeye oturtmuş, Bruma, Hakan ve Yekta'yı onların yerine sahaya sürmüştü. Selçuk'un formsuzluğunda Yekta ile orta sahayı güçlendirmek mantıklı bir kararken, henüz takıma ısınamayan Yasin'in yerine Bruma da herkesin beklediği bir hamleydi. Olcan gibi topcunun kenarda oturması da kulübeye güç veren bir hamle olarak gözükebilir zira rakibin fiziksel olarak düştüğü anlarda, yahut gole ihtiyacın olduğu vakitlerde skora etki edebilecek bir taze kuvvettir, hani derler ya "kulüben kadar güçlüsündür", o hesap işte...


Oyuna rakip alanda presle başlayıp, ilk beş dakikada mücadeleyi Bursa yarı sahasına yıkmaya çalıştı Galatasaray ama zamanla Bursa da ev sahibi olmanın avantajıyla dengeyi kurdu, Volkan ve Fernandao ile Muslera'yı zorlamaya çalıştılar yeşil-beyazlı çubuklu formalılar. Sarı kırmızılılar ise Serdar-İbrahim ikilisinin arkasına ve arasına attıkları toplarla Burak'ı kaçırmaya çalıştılar, pozisyonlar da bulmaya başlamışlardı lakin Şenol Güneş teknik direktör olmanın hakkını verdi, o gediği çabuk kapatmayı bildi. Boşluklar kapanınca oyun da kilitlenir oldu, Bruma'nın çalımlarla adam eksiltmesi, Sneijder'in uzaktan füzesi dışında da kayda değer bir pozisyon izleyemedi Galatasaray sevdalıları.


İkinci yarıya daha farklı ve canlı başlayan Galatasaray, çok da vakit geçirmeden Burak-Bruma-Burak alışverişiyle de jeneriklik bir golle öne de geçti. Gol sonrası hamile eşine selam çakacak olan Burak'a top toplayıcı çocuğun topu vermemesi ilginçti, Bursalı taraftarların büyük sempatisini toplamış ufaklık. Yenik duruma düşen yeşil-beyazlılar ilk devreye göre daha fazla gol aradılar Muslera'nın kalesinde ama Uruguay'lı gol yememeye niyetliydi, Fernandao ve Volkan'ın gol olabilecek iki topunu çıkardı ki, skor Bursa'nın galibiyetine dönüşmesi an meselesiydi, kalesini gole kapatırken Muslera takıma da moral verdi. Brezilya'da Arjantin'de stoper arayan Galatasaray yönetimine Chedjou "Noluyor yahu, ben varım" dercesine çıkardığı karşılaşma sonrası transferin bittiği bu günlerde de Tarık, Dzemaili ve Pendev alınıp, defansımız sağlam mesajı verildi. Karşılaşmanın bitmeye yakın son çeyrek saatinde Bursa'nın gol için defans güvenliğini bırakıp, ileri çıkacağı hesabıyla yorulmuş Bruma, Sneijder ve Burak kenara alınırken, taze kuvvet Yasin, Umut ve Olcan oyuna dahil olup, ikinci golü atarak da hocalarını yaptığı işte haklı çıkardılar.


Bursa gibi bir deplasmanda alınan üç puan sezonun ilk maçı için büyük bir kazançtır ama Selçuk'un formsuzluğu da hala devam ediyor ve Prandelli'nin "Pirlo"sunun derdine bir an evvel çare bulmak gerekiyor. 8 numaranın "sahada yokları" oynayan bu hal tavrı devam ederse, İtalyan teknik adam Selçuk'u yanına alıp, Dzemaili, Melo, Yekta, gerekirse Umut Gündoğanlı bir kadro düşünmeli...


Stat: Atatürk
Hakemler: Halis Özkahya, Ekrem Kan, Kemal Yılmaz
Bursaspor: Harun Tekin, Şener Özbayraklı, Serdar Aziz, İbrahim Öztürk, Aziz Behiç, Volkan Şen, Ozan Tufan, Bekir Yılmaz (Dk. 84 Josue), Ferhat Kiraz (Dk. 25 Belluschi), Traore (Dk. 72 Holmen), Fernandao
Galatasaray: Muslera, Veysel Sarı, Chedjou, Semih Kaya, Hakan Balta, Selçuk İnan, Yekta Kurtuluş, Melo, Sneijder (Dk. 77 Yasin Öztekin), Bruma (Dk. 68 Olcan Adın), Burak Yılmaz (Dk. 88 Umut Bulut)
Goller: Dk. 52 Burak Yılmaz, Dk. 90+1 Olcan Adın (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 17 Bekir Yılmaz, Dk. 90+3 Volkan Şen (Bursaspor), Dk. 25 Melo, Dk. 49 Selçuk İnan, Dk. 51 Chedjou, Dk. 57 Yekta Kurtuluş (Galatasaray)

***Line ultras/Movement Canlı Maç Anlatımı***
17:59 ultrasMovement Bursaspor maçında sahaya çıkacak ilk onbirimiz belli oldu: Muslera-Veysel Sarı, Chedjou, Semih Kaya, Hakan Balta-Yekta, Felipe Melo, Selçuk İnan-Wesley Sneijder-Bruma, Burak Yılmaz
17:59 ultrasMovement Yedekler ise şu şekilde: Sinan Bolat, Alex Telles, Olcan Adın, Umut Bulut, Furkan Özçal, Yasin, Koray Günter
18:18 ultrasMovement Rakibimiz Bursaspor'un ilk onbiri: Harun, Şener, İbrahim, Serdar, Aziz Behich, Ozan Tufan, Bekir, Volkan, Ferhat, Traore, Fernandao
18:36 ultrasMovement Maçın başlamasına yarım saat kaldı, sizce skor ne olur, goller kimlerden gelir?
18:58 ultrasMovement Bursa'da yeni uygulama gereği Maraton ve Kale arkası (Teksas) tribünü cezalı. Taraftar sadece tek Açık Kale Arkasında ve Kapalı tribünde var.
19:03 ultrasMovement Karşılaşma Bursasporlu futbolcuların vuruşuyla başladı. Başarılar Galatasaray. Vurduğun gol olsun...
19:10 ultrasMovement İlk beş dakika geride kalırken iki takım da oyun anlayışlarını birbirlerine kabul ettirmeye çalışırken, Galatasaray rakip alanda baskı ile top kapmaya çalışıyor.
19:20 ultrasMovement Dakika 16> Galatasaray gole çok yaklaşmışken, hakem kart gösterme bahanesiyle oyunu durdurdu, oysa avantaja bıraksa oyuncumuz kaleciyle karşı karşıya kalmıştı...
19:22 ultrasMovement Dakika 17> Bursaspor'da Bekir sarı kart gördü
19:27 ultrasMovement Dakika 24> Galatasaray'da Melo sarı kart gördü. Bursaspor'da oyuncu değişikliği Ferhat çıkıyor, Belluschi oyunda.
19:35 ultrasMovement Dakika 31> Sneijder ceza sahası dısından oldukça sert ve kavisli vurdu, top az farkla auta çıktı.
19:46 ultrasMovement Dakika 42> Sneijder'in mukemmel pasıyla topla bulusan Bruma ceza sahası içindeki Burak'a verdi pasını ama kaleci son anda çıkıp topa hakim oldu.
19:50 ultrasMovement Karsılaşmada ilk yarı sona erdi: Bursaspor:0-0:Galatasaray
20:06 ultrasMovement İkinci yarı başladı... Gol bekliyoruz Galatasarayım...
20:08 ultrasMovement Dakika 46> Bruma çalımlarla ceza sahasına girdi, şutunda kaleci Harun topu kornere çeldi.
20:10 ultrasMovement Dakika 48> Selçuk sarı kart gördü. Oysa Selçuk'un rakibine herhangi bir müdahalesi yok. Hakem bugün oldukça formsuz...
20:12 ultrasMovement Dakika 50> Chedjou sarı kart gördü.
20:14 ultrasMovement Dakika 51> Goooooooooooooooooollllllll Buraaaaaaaakkkkk. Takımımızın kontra atağında Burak, boş pozisyondaki Bruma'ya verdi, Bruma da ceza sahası içine koşan Burak'a ortaladı ve golcü gelişine mükemmel vurdu. Bursaspor:0-1:Galatasaray
20:16 ultrasMovement Burak golden sonra topu formasının içine koyarak da hamile olan eşine selam yolladı...
20:17 ultrasMovement Dakika 55> Bursa'da Ozan Tufan ceza sahasına girdi ve sert vurdu ama top auta çıktı.
20:19 ultrasMovement Dakika 56> Yekta sarı kart gördü.
20:21 ultrasMovement Dakika 59> İbrahim'in hatasında topla buluşan Burak ceza sahasına girer girmez sert vurdu ama top auta çıktı...
20:24 ultrasMovement Dakika 61> İkinci yarıda oyun daha hareketlendi. Kornerden ceza saha içine düşen topa Traore gelişine vurdu lakin kaleyi tutturamadı...
20:29 ultrasMovement Dakika 67> Bruma çıkıyor Olcan Adın oyunda.
20:33 ultrasMovement Dakika 71> Bursaspor'da Holmen oyuna girerken Traore sahayı terk ediyor.
20:37 ultrasMovement Dakika 73> Bursaspor'un sağ kanadından yapılan ortaya Fernandao rövoşetayla kalemize yolladı Muslera mükemmel kurtardı.
20:37 ultrasMovement Dakika 75> Volkan'ın ceza sahası içinden vuruşunu yine Muslera yatarak kornere çeldi.
20:37 ultrasMovement Dakika 76> Sneijder çıkıyor Yasin oyunda.
20:39 ultrasMovement Dakika 77> Olcan'ın pasıyla ceza sahası içinde kaleciyle karşı karşıya kalan Burak'ın vuruşunu Harun son anda kornere çeldi.
20:44 ultrasMovement Dakika 83> Bursaspor'da Bekir çıkıyor Josue sahada
20:49 ultrasMovement Dakika 87> Takımımızda Burak çıkıyor yerine Umut Bulut oyunda.
20:50 ultrasMovement Dakika 89> Yasin'in ceza sahası dışından yerden vuruşunu Harun yatarak kontrol etti.
20:52 ultrasMovement Dakika 90> Gooooooooooolllllll Olcaaaaaaaaan! Orta alanda organize gelişen atağımızda Veysel topla defansın arkasında buluştu, ceza sahasına girer girmez kaleye paralel yaptığı ortada Olcan'a sadece dokunmak kaldı.
20:55 ultrasMovement Dakika 91> Volkan sarı kart gördü.
20:56 ultrasMovement Karşılaşma sona erdi: Bursaspor:0-2:Galatasaray. Gollerimiz Burak ve Olcan'dan geldi.  Sezonun ilk maçında Bursa deplasmanından 3 puanla ayrılmak şampiyonluk yolunda başarı... Tebrikler Aslanlar...

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Yüreğini Koy!


Resmi sponsor temayı belirlemiş ve "12 Dev Adam"dan sonra yeni bir marş ile yola çıkmış. Bize de teması üzerinden yürümek düştü açıkçası. Çünkü hazırlık maçları, kadronun yapılanma süreci, oynanan oyun, evrilen yapı sonrası ortaya çıkan görüntü çerçevesinde varılacak yegane nokta burası. Avrupa şampiyonalarındaki kayıp yıllar, 2006 ve 2010 Dünya kupasındaki iyi dereceler ekseninde baktığımızda ise tablo net bir şekilde ortaya çıkıyor. 2006'da Japonya'da yerime oturamadan seyretmiştim bütün turnuvayı. O yıl elde edilen 6.'lık, 2010'daki "Maddi, manevi" 2.likten daha hayırlı idi her açıdan. Japonya'da -havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez- bir birliktelik söz konusuydu. Ermal parmağı çıktıktan sonra maç sonunda "sol  el abi onla şut atmıyorum sıkıntı yaratmaz." derken o milli takımın düşüncesini ortaya koyuyordu. Bu güne kadar öyle bir birliktelik daha oluşmadı açıkçası. Tanjevic döneminde heba edilen turnuvaları saymaktan yorulduk, dinlemekten bıktınız. Hele hele aralardaki Avrupa şampiyonalarında Mirsad Türkcan Mehmet Okur Hidayet Türkoğlu üçgenindeki ego savaşı Mehmet Okur'un milli takıma veda etmesiyle sonuçlandığı günler dün gibi aklınızda. 2010 ise ev sahibi avantajı ve fikstürün de adeta arkadan itelemesiyle tarihimizin kağıt üstünde en başarılı turnuvası olarak tarihe geçmişti ancak Hidayet'in önünü çektiği "Maddi Manevi" muhabbetleri sonrası ortaya çıkan dedikodular, mide bulandırıcılığı ile kaldı. Başarı da gölgelenmiş oldu. Son yılların en yetenekli ve en üst düzey jenerasyonu 2006'daki yürekleri ile tarihteki yerini aldı.

Amacım öncelikle eleştiri değil ama eleştirinin de dibine vuracağım sanırım. İlk olarak biraz gerçekçi bakmak gerektiğini düşünüyorum. En yakınları hatırlatacak olursak, 2011'de Litvanya'da, 2013'te Slovenya'da dökülen milli takımı görmek isteyen varsa beri gelsin. 2011'in maç sonrası ekran yüzü olarak tescillenen Oğuz Savaş'ın günah keçisi olarak toplumun önüne atıldığı günleri unutmadık. Çocuk iyi niyetinden her yenilgiyi sonrası çıktı güzel güzel derdini anlatmaya çalıştı. Bugün o Oğuz Savaş yine milli takımda. Süresinin kısıtlı olacağını bile bile her turnuvaya katılıyor, emeğini mücadelesini ortaya koyuyor ve yine koyacağından şüphemiz yok. Ancak kimsenin küstürülmediği, emeğin önemsendiği, mücadelenin ortaya konduğu, birlik olunduğu, yenilsek de son ana kadar mücadele ettik diyebileceğimiz takım görmek istiyoruz sahada. Rüzgarın itelemesiyle, rakibin yediği veya atacağı sayıyla, herkesin ekrana çıkabileceği bir anlayışla, elini, ayağını, kolunu, bacağını düşünmeden bütün bedenini ortaya atan 1. dakikada dışarı çıkan top için tribünlere uçabilen bir takım görmek istiyoruz. "Ahmet olsaydı Mehmet çağırılsaydı" gibi muhabbetlerin bir kenara bırakıldığı bir turnuvaya yaşamak istiyoruz ve yaşamalıyız. Toplum olarak kahramanlara ihtiyaç duymak en önemli hastalığımızdır ve kaybedişimiz de hep bundandır. Takım sporlarının hüviyeti adında zaten yazar. Hoca geçenlerde yaptığı bir açıklamada "takımda bulunan oyuncuların tamamı kulüplerinde 1. opsiyon değil" derken fotoğrafı net bir şekilde çekti ve takım olma vurgusu yaptı. Hoca'yı seversiniz sevmezsiniz. Oyucuları da seversiniz sevmezsiniz. Ay yıldızlı forma birlik beraberlik yeridir. Kahramanını kendi içinden çıkarır. Öbür türlü 2011 ve 2013'te olduğu gibi fal atıp Hido'nun iyi oynayacağı günü bekler gibi azapla geçer bu turnuva da.



Bu güne kadar her turnuvada takım, oyuncu,oyun, sistem değerlendirmesi yaptık. Bugün birlik beraberlik mesajı yayınlayıp ulusa sesleneyim istedim. Çünkü doğru olan bu. Hoca'yı, tercihlerini, sistemi sonradan değerlendiririz. Mücadelesiyle, takım ruhuyla, taraftarıyla, bütünlüğüyle güzel bir turnuva olur umarım. Yüreğini ortaya koyacaklarına olan inancımız tamdır. İçi boşalan 12 Dev Adam dolaylamasını tekrar doldurmaları veya Çak bir üçlük potaya şarkısıyla devam etmeleri dileğiyle. Basketbolseverlerin bayramı, Türk milletinin de zafer bayramı kutlu olsun!

Gazamız Mübarek Olsun


Şampiyonlar Liginde kuralar çekildi gruplar belli oldu ve Galatasaray, Arsenal, Borussia Dortmund ve Anderlecht'in olduğu grupta yer aldı. Kağıt üzerinde zor grup olarak gözükse de Beşiktaş karşısında izlediğimiz Arsenal ile Almanya'da iç sahada oynarmışçasına oynayacağımız Dortmund maçlarından oldukça ümitliyim. Anderlecht de "çantada keklik" olur yeter ki Galatasaray gibi oynayalım... İşte maç fikstürü:

16 Eylül 2014 Salı Galatasaray - Anderlecht
1 Ekim 2014 Çarşamba Arsenal - Galatasaray
22 Ekim 2014 Çarşamba Galatasaray - Borussia Dortmund
4 Kasım 2014 Salı Borussia Dortmund - Galatasaray
26 Kasım 2014 Çarşamba Anderlecht - Galatasaray
9 Aralık 2014 Salı Galatasaray - Arsenal

28 Ağustos 2014 Perşembe

6 Küçüktür 1


"6 küçüktür 1'den çünkü önemli olan paradır, futbol değil."

6-1 Celtic'i elemeleri sonrası cezalı oyuncu oynattıkları için UEFA tarafından yenik ilan edilen Legia Varşova taraftarı

Bir Futbol Hikayesi


Aslında Şampiyonlar Ligi play off maçlarının belki de en kıyıda köşede kalan maçıydı Ludogorets Razgrad-Steaua Bükreş. Eski güçlerinden uzak Bulgar ve Rumen şampiyonlarının birbiriyle mücadelesini sadece Balkan futboluna meraklılar ilgiyle takip ederken, maç sonunda ise ortaya futbol filmlerine taş çıkartacak bir hikaye yazılıyordu. Bir hafta evvel Romanya'da oynanan maç Steaua'lı Chipciu'nun 88. dakikada attığı golle 1-0  sona erken, Ludogorets kalecisi Stoyanov, Chipchiu'nun penaltı atışını kurtarıyor ve takımının ikinci maç için bir nebze de olsa şans oranını arttırıyordu. Razgrad kentindeki stadlarının Şampiyonlar Ligi maçı yapılacak kriterleri karşılamadığı için Sofya'da maç yapmak zorunda kalan Ludogorets'in karşısındaki Steaua deplasmanda yalnızları oynamıyor, Romanya'dan gelen taraftarıyla birlikte kardeş kulüp CSKA Sofya'nın taraftarı da onların yanında yer alıyordu. İlk karşılaşmada olduğu gibi denk güçlerin mücadelesi şeklinde geçen oyun sona erdi erecekken "filmin" de heyecanlı anları başlıyordu aslında. Dakikalar 90'ı gösterirken Ludogorets'in kullandığı korner atışında Steaua ceza sahası dışına gelen topu Wanderson bekletmeden kaleye yolluyor ve maç uzatmalara gidiyordu. Uzatma dakikalarında gol çıkmayıp, iki takım da artık penaltıları beklerken, Ludogorets defansı arkasına atılan topta kaleci Stoyanov rakibini ceza sahası dışında düşürüyor ve 119. dakikada kırmızı kart görüyordu. Üç oyuncu değişikliğini kullanan Bulgar takımın hocası Georgi Dermendziev kaleci formasını Rumen stoper Cosmin Moti'ye veriyor ve takımın kaderi bir defans oyuncusunun "emanet" eldivenlerine kalıyordu. İşin daha da ilginç yanı, ilk penaltıyı Moti atıyor,Steaua kalecisi Ariauskis'i mağlup ederken, kaleye geçip penaltı kurtarma vazifesine girişiyordu. İlk penaltıda köşeye tutsa da topu çıkaramıyor stoperden devşirme kaleci ama ikinci penaltılarda Ludogorets'in son dakika golünü atan Wanderson başarısız olup, ev sahibi taraftar elenme endişesi yaşarken, Moti Pirvilescu'nun penaltısını kurtarıp, skorun değişmesine izin vermiyordu. Peşi sıra gelen penaltılarda gol kaçıran olmazken, 7 atışlarda Ludogorets gol yapıp, Cornel Rapa'nın penaltısını kurtaran Cosmin Moti takımını Şampiyonlar Liginde gruplara çıkarırken, Bulgaristan'da gecenin kahramanı oluyordu. Hikayenin daha da ilginç tarafı, Moti'nin Steaua Bükreş'in ezeli rakibi Dinamo Bükreş'in eski oyuncusu olması ve Bulgar Ludogorets'in galibiyeti CSKA'lıları üzerken, Rumen takımı olan Steaua Bükreş'in elenmesi başka bir Rumen takımı olan Dinamo Bükreş taraftarını sevindiriyordu... Futbol işte, hayata fena halde benzer ve içinde bir çok hikayeler barındırır...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Yüzsüzdür İnsanoğlu




Yüzsüzdür insanoğlu kimse bilmez fendini, 
Kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini.
 M.Akif ERSOY





Galatasaray:0(2)-0(3):Fenerbahçe


Futbola kana kana doyduğumuz Dünya Kupası maçları sonrası "yerele" dönüp, sezonu Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle açmak fikri çok cazip görünse de dün gece seyrettiğimiz maçtan sonra "keşke bu maç oynanmasaydı" diyesi geliyor insanın zira hafızalarda kalacak hiç bir şey izlemedi futbol insanları: ne doğru dürüst bir Süper Kupa seramonisi, ne maç oynanacak kaliteli bir stat, ne sahada bir mücadele, ne çekişme, ne itiş ne kakış. Hakkını yemeyelim, Volkan penaltı atışları sırasında bu sönük oyuna "derbi havası" katmak için Melo'ya uçar tekme salladıysa da hakem Mustafa Kamil Abitoğlu maça çıkarken aklına soktuğu "etliye sütlüye karışmadan, "idareten" bir maç yöneteyim" anlayışından kırmızı kartına kıyamayıp, tekme atan Volkan ve mağdur Melo'ya sarıları paylaştırınca,"bi kırmızı kart" bile çıkmadan golsüz pozisyonsuz, penaltıların bile zor gol olduğu bir "Süper" kupa maçı tarih sayfalarında yerini aldı.


Mancini sonrası Prandelli ile yeni bir hava yaratılmasını beklerken, takım aksine daha da geriye gitmiş durumda. Oyunun başında göstermelik bir 5-6 dakikalık baskı dışında topçuların derbi havasına dahi girmemiş oldukları gözükürken, sanki hepsi güneşlendikleri plajlardan toplanmış birbirini hayatlarında hiç görmemiş futbolculara "zorla maç yaptırılmış" havasında "iki pası" birbirlerine atmaktan aciz haldeydiler Galatasaraylılar. Pas demişken, bu işi en iyi yapacak olanlardan Prandelli'nin "Pirlo"su Selçuk, geçen yıl başlatmış olduğu "dibe dalış" macerasını bu sene de devam ettiriyor maalesef. Kaptanlık pazu bandının takılması bile Selçuk'u motive edememiş, sahada dolaştı durdu, pas atamadı, o serbest vuruşlardan kale köşesinde örümceği avlayan halinden penaltıda kaleyi isabet ettiremeyen oyuncuya dönüşü oldukça dramatik. Psikolojisi ve hal tavırları "ben penaltıyı atamayacağım" diye bas bas bağırırken, Selçuk'u o kritik yerde görev vermek de Prandelli'nin ayrı bir "başarısı!" olsa gerek. Bir derbi maçında Galatasaray kaptanının bu hallerini görünce insan Sabri'nin günahı neydi diye sormadan edemiyor. Sabri'nin oyuna katkısı, yeteneği, oyun sezgisi, fiziki gücü bunları tartışabiliriz ama dün gece olduğu gibi "ruhsuz" maçlarda özellikle sonradan oyuna dahil olarak takım arkadaşlarını daldıkları "kış uykusundan" uyandırma becerisini kim yadsıyabilir ki? Selçuk İnan'dan söz açılmışken, ufukta gözüken bir tehlikeden daha bahsedelim, geçen sene başlayan "illaki Burak'a pas atacağım" saplantısı bu sene de devam ederken, bir de Olcan'ın gelmesi Selçuk için alternatifleri arttırırken, diğer topçularda ise "pas alamama" endişesini iki katına çıkardı.


Hakan Şükür sürekli söyler "Kötü oynayabilirsiniz ama kötü koşamazsınız". Tribündeki taraftar da biliyor futbolcuların "makine" olmadıklarını, her maç aynı üst düzey performans gösteremeyeceklerini lakin sarı-kırmızılı formayı sırtında taşıyanlardan tek beklentileri mücadele etmek, elleri belinde dolaşmak değil. Sen savaşırsın da, kaybedersin, mühim değil ama savaş... Derbide savaşmayı dahi unutmuştu bizimkiler ki bırakalım savaşmayı, mücadele etmeyi, centilmenlik hapının dozunu da fazla kaçırmışlardı. Rakip takımda Emre, Caner, Emenike el kol hareketleriyle hakemi ve Galatasaray'lı topçuları "azarlar", tehdit ederken, sarı-kırmızılı "beyefendiler" maç içinde rakibin başını okşamak ve tatlı tatlı sırıtmakla meşgul haldeydiler. Her münakaşada hep yardıma Melo koşarken, Volkan'ın Melo'ya "arkadan" saldırısına pek de kayıtsız kaldı takım arkadaşları, ilginçtir. Takım olmak mı? Prandelli'ye acil çözmesi gereken bir sorun işte...

Memleket futbolunda bir Volkan vakası var ve her geçen gün azıtıyor maalesef. Şimdi "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan" sorusu gibi "taraftar mı Volkan'ı, Volkan mı taraftarı tahrik ediyor" gibi "kimin başlattığı" tartışmalarına en iyi cevap Muslera'da. Maç içinde Volkan'a atılan yabancı maddelerden sonra tahrik olan Fenerbahçe taraftarı da Muslera'ya meşale, su, maytap attı bir gazla ama onlara cevap vermeyen Uruguay'lı kaleciyi de maç sonu alkışladı sarı-lacivertliler. Oysa Volkan Trabzon'da olsun, Manisa'da olsun, TT Arena'da olsun hep tepki çekiyor. "Gerilimle beslendiğine " de inanıyorum artık, özellikle kazanılan bir maçtan sonra verdiği "Belediye sokak köpeklerini zehirlemeli" demecinden sonra. Fatih Terim'e de görev düşüyor bu konuda, ulusal takım kalecisinin bu "anormal" ve antipatik halleri insanları milli takımdan soğutuyor, "Bu adamın olduğu takımı mı destekleyeceğim" sözlerini artık yüksek sesle dillendirildiğini görüyoruz, sonra da "milli maçlara neden taraftar gelmiyor"...




Stat: Manisa 19 Mayıs
Hakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu, Serkan Ok (Dk. 73 Ali Palabıyık), Aleks Taşçıoğlu
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bekir İrtegün, Alves (Dk. 82 Kadlec), Caner Erkin, Kuyt, Meireles, Emre Belözoğlu (Dk. 88 Alper Potuk), Mehmet Topal, Sow (Dk. 116 Mehmet Topuz), Emenike
Galatasaray: Muslera, Veysel Sarı, Semih Kaya, Chedjou, Telles (Dk. 104 Hakan Balta), Selçuk İnan, Melo, Olcan Adın, Sneijder (Dk. 60 Bruma), Yasin Öztekin (Dk. 60 Yekta Kurtuluş), Burak Yılmaz
Sarı kartlar: Dk. 31 Emre Belözoğlu, Dk. 35 Alves, Dk. 58 Emenike, Dk. 90+1 Kuyt, Volkan Demirel (penaltı atışları sırasında) (Fenerbahçe), Dk. 29 Selçuk İnan, Dk. 58 Veysel Sarı, Dk. 68 Burak Yılmaz, Dk. 92 Telles, Melo (penaltı atışları sırasında) (Galatasaray)

***Line ultras/Movement Canlı Maç Anlatımı***

19:50 ultrasMovement Takımımızın Fenerbahçe karşısındaki ilk on biri belli oldu: Muslera-Veysel Sarı, Chedjou, Semih Kaya, Telles-Felipe Melo, Selçuk İnan-Olcan, Sneijder, Yasin Öztekin-Burak Yılmaz
19:50 ultrasMovement Yedekler ise: Sinan Bolat, Hakan Balta, Furkan Özçal, Bruma, Yekta Kurtuluş, Amrabat, Umut Bulut
19:53 ultrasMovement Rakibimiz Fenerbahçe'nin ilk on biri:Volkan, Gökhan, Bekir, Alves, Caner, Mehmet Topal, Emre, Meireles, Kuyt, Sow, ve Emenike
19:55 ultrasMovement Taraftarımız tribünlere hala akın ediyor, dışarda sadece iki kapıdan yapılan girişlerde içeri girmeyi bekleyen Galatasaraylılar var.
20:00 ultrasMovement Yeni transferimiz Yasin Öztekin bu gece ilk onbirde. Peki kimdir Yasin, tanıyalım oyuncumuzu: http://ultrasmovement.blogspot.com.tr/2014/08/yasin-oztekin.html
20:04 ultrasMovement Prandelli: "Soma için buradayız, pozitif bir futbol oynayıp maç sonunda kupayı kazanmak istiyoruz. İlk resmi maçımda derbi olması da beni ayrı bir heyecanlandırıyor ve bu maça hazırız."
20:29 ultrasMovement Kalecimiz Muslera bu sezon 1 numaralı formayla çıkacak maçlara. Yeni numarasının kendisine ve takımımıza uğurlar getirmesini diliyoruz.
20:36 ultrasMovement Maça takımımızın vuruşuyla başlanılacak. Başarılar Galatasarayımız....
20:45 ultrasMovement Dakika 7> Takımımız rakibe baskı ile başlarken, 7 dakikada Yasin'in uzaktan sutunu Volkan yatarak çıkardı...
20:53 ultrasMovement Dakika 15> Oyunda ilk çeyrek saat geride kalırken, iki takım da ufak ufak birbirlerini yoklarken, set hücümlarıyla rakip kaleye gelmeye çalışıyorlar.
21:00 ultrasMovement Dakika 22> Yasin'in şutu dışında iki kalede de tehlikeli atak görülmezken, şu an hakem su molası verdi...
21:06 ultrasMovement Dakika 28> Emre'nin yakarışları sonrası hakem Selçuk'a sarı kart gösterdi.
21:08 ultrasMovement Dakika 31> Burak'ı düşüren Emre Belezoğlu sarı kart gördü
21:12 ultrasMovement Dakika 33 >Kontra atağa çıkan Burak'ı düşüren Alves sarı kart gördü.
21:13 ultrasMovement Dakika 34> Taraftarımız tribünlerde meşaleler yakarken, Olcan'ın ceza sahası dışından vuruşu az farkla auta gitti, gole oldukça yaklaşmıştı takımımız.
21:18 ultrasMovement Dakika 40> Kornerden gelen ortada Mehmet Topal'ın vuruşu Muslera'da kaldı.
21:19 ultrasMovement Dakika 41> Fenerbahçenin sol kanattan atağında Sow'un vuruşu Muslera'da kaldı.
21:25 ultrasMovement İlk yarı sona erdi: Galatasaray:0-0:Fenerbahçe
21:43 ultrasMovement İkinci yarı Fenerbahçe'nin vuruşuyla başlanacak. İki takımda oyuncu değişikliği yok.
21:50 ultrasMovement Dakika 48> Veysel sağ kanattan mükemmel hareketlerle ceza sahasına girdi, şutu auta çıktı.
21:51 ultrasMovement Dakika 50> Caner'in ceza sahasından vuruşu auta çıktı.
21:58 ultrasMovement Dakika 57> Emenike ve Veysel Sarı sarı kart gördü.
22:00 ultrasMovement Dakika 58> Yasin ve Sneijder çıkıyor, Yekta ve Bruma oyunda.
22:07 ultrasMovement Dakika 65> Burak'ın ceza sahasına girerken Alves tarafından düşürülmesine hakem devam dedi.
22:08 ultrasMovement Dakika 66> Burak sarı kart gördü.
22:13 ultrasMovement Dakika 70> Yardımcı hakem sakatlandı ve yerine dördüncü hakem geçiyor.
22:19 ultrasMovement Dakika 77> Bekir'in ceza sahası dışından vuruşunda Muslera topu kornere çeldi.
22:22 ultrasMovement Dakika 80> Fenerbahçe'de Alves çıkıyor Kadlec oyunda
22:26 ultrasMovement Dakika 84> Olcan'ın pasıyla ceza sahası ön çizgisinde buluşan Bruma'nın vuruşu az farkla auta gitti.
22:27 ultrasMovement Dakika 86> Defansımızın hatasında topla buluşan Emenike'nin vuruşunu Muslera çıkardı.
22:28 ultrasMovement Dakika 87> Emre çıkıyor Alper oyunda
22:31 ultrasMovement Dakika 89> Kuyt sarı kart gördü.
22:36 ultrasMovement Karşılaşma 0-0 sonuçlandı ve maç uzatmalara gidiyor.
22:43 ultrasMovement Karşılaşmada ilk uzatma devresi başladı. Haydi Galatasaray...
22:45 ultrasMovement Dakika 91> Telles sarı kart gördü, sebebini sadece yardımcı hakem biliyor?!
22:54 ultrasMovement Dakika 100> Olcan'ın pasında ceza sahasında Burak'ın vurusu yan ağlarda kaldı.
22:56 ultrasMovement Dakika 102> Telles çıkıyor Hakan Balta oyunda
22:58 ultrasMovement İlk uzatma devresi bitiyor: Galatasaray:0-0:Fenerbahçe
23:00 ultrasMovement İkinci uzatma devresi takımızın vuruşuyla başladı... Son 15 dakika. Saldır Galatasaray...
23:10 ultrasMovement Dakika 115> Sow çıkıyor Mehmet Topuz oyunda.
23:15 ultrasMovement Karşılaşma sona erdi. Süper kupayı müzesine götürecek takım penaltılar sonrası belli olacak...
23:22 ultrasMovement Olcan vurdu ve gooooool : Galatasaray:1-0:Fenerbahçe
23:23 ultrasMovement Kuyt vurdu ve gol: Galatasaray:1-1:Fenerbahçe
23:24 ultrasMovement Selçuk vurdu ve top dışarda: Galatasaray:1-1:Fenerbahçe
23:25 ultrasMovement Caner vurdu Muslera çıkarttı Galatasaray:1-1:Fenerbahçe
23:26 ultrasMovement Melo vurdu ve top dışarda. Galatasaray:1-1:Fenerbahçe
23:27 ultrasMovement Mehmet Topuz vurdu Muslera kurtardı. Galatasaray:1-Fenerbahçe:1
23:29 ultrasMovement Yekta vurdu Volkan kurtardı. Galatasaray:1-1:Fenerbahçe
23:30 ultrasMovement Meireless vurdu ve gol:Galatasaray:1-2:Fenerbahçe
23:31 ultrasMovement Burak vurdu ve goool: Galatasaray:2-2:Fenerbahçe
23:32 ultrasMovement Kadlec vurdu ve gol:Galatasaray:2-3:Fenerbahçe
23:39 ultrasMovement Takımımıza önümüzdeki maçlarda başarılar diliyoruz...

15 Ağustos 2014 Cuma

Yazıklar Olsun

Türk futbolunun en naif, en centilmen, en dostane adamlarından biri hayatını kaybedince, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Buraspor televizyonlarını yayınlarını kesip Süleyman Seba özel programları yaparken, futbol kulüpleri gerek web sayfalarında gerekse twitter hesaplarında "baş sağlığı" mesajları yayınlarken, sadece futbol ve spor çevrelerinden değil, siyaset, ekonomik ve eğitim dünyasından bir çok sima taziyelerini belirtirken, memleketin spor gazetelerinden biri işte böyle bir manşetle güne merhaba dedi maalesef... Onlar için günün önemi Ersun Yanal'ın idmana getirdiği kadınlarmış demek, magazin, sansasyon, dedikodu daha ilgilerini çekmiş, memleketin fair-play sembolü Süleyman Seba'yı kaybetmemiz ikinci planda kalmış... Yazıklar olsun...

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Başımız Sağ Olsun


Adam gibi adam... Başkan gibi başkan...
Mekanı cennet olsun...
Türk spor dünyasının başı sağ olsun...

Steaua Bükreş Sofya'da Yalnız Olmayacak


27 Ağustos günü Şampiyonlar Ligi Play Off rövanş maçında Sofya'daki ulusal "Vasil Levski" stadında Bulgaristan'ın Ludogorets Razgrad takımına konuk olacak olan Romanya'nın köklü Steaua Bükreş ekibi deplasmanda yalnız kalmayacak. Tuna'nın diğer ucundan takımlarını desteklemek için deplase olacak taraftarlara esas destek tribünde "kardeş" oldukları CSKA Sofya taraftarından gelecek. İki tribün grup liderlerinin bir araya gelip konuşması neticesinde deplasman tribününde 7 bine yakın taraftarın olöası bekleniyor. Yeşil-beyazlı Ludogorets ekibi sahasının UEFA normlarını karşılamaması nedeniyle kendi evinde değil de Sofya'da oynamakta maçlarını ve onların da taraftarı başkente otobüslerle gelecek. Kısaca sahada mücadele edecek iki takım da deplasmanda oynarken, ev sahibi CSKA olacak ve kırmızı-beyazlılar "Ülke puanı da neymiş, yaşasın kardeşlik" diyerek o gün Bulgar takımı için değil Steaua için bağıracak.

Blog Widget by LinkWithin