22 Ocak 2012 Pazar

Barcelona 2012-2013 Formaları

Sport gazetesinin  Barcelona'nın 2012-2013 sezonunda giyeceği yeni formaların cizim hallerini yayınlamasının ardından Sırbistandan yayın yapan www.barcabalkan.com  sitesi yeni formanın fotosunu paylaştı takipçileriyle. Bu yıl kullandıkları çubuklu formalardan vazgeçmişe benziyor Katalanlar. Ben kendimce beğendim mavi ve kırmızının iç içe geçmiş halini. İkinci forma da geçmiş yıllarda olduğu gibi turuncu olacakmış... O da güzel... Ama üçüncü forma mı antrenman t-shirtü mü anlayamadım doğrusu...

21 Ocak 2012 Cumartesi

Maradona'dan Pele'ye Bir Başka Kapak

"Messi ne zaman ki 1283 gol atıyor 3 dünya kupası kazanıyor, o zaman benimle karşılaştırılır, ama şimdi değil."
Pele
Messi'nin kendisiyle karşılaştırılmasına tepki gösterirken

"Bu sözlerini onun yaşına vermek lazım. Son 20 yılda hiç bir şey yapmayan birini suçlayamazsınız, ben onu süpermarkette bile görmedim. Pele'yi tek göreceğiniz yer, uzaktan kumandayla hareket eden bir oyuncak gibi resmi seromonilerde FIFA başkanın yanında bulunurken..."
Maradona
Pele'ye cevap verirken...

Kural Aynı Hakem Farklı

Geçmiş hafızası zayıf toplumuz ya, eskileri unutuveriyoruz ama sağ olsun internet ve teknoloji gün be gün gelişiyor, dünü bize hatırlatma adına çeşitli çeşitli olanaklar sunuyorlar. Bugün Bursaspor maçında Hüseyin Göçek'in verdiği penaltıyı görünce, hemen youtuba sarıldım ve Bülent Yıldırım'ın Engin'e kırmızı kart gösterdiği Galatasaray-Sivasspor maçındaki enstantaneyi buldum. Görüntü aşağıda, Carson'un pozisyonu da hem yukarıda fotoğrafta yer alıyor hem de ligtv.com.tr sitesinde video halinde bulunuyor... Ne farkı var? Fark yok, hatta Sivasspor kalecisi Borjan'ın pozisyonu daha da ağır ama hakemlerin kararları farklı... Oysaki hakemler aynı kural kitabına göre düdük çalmak durumundalar, iki pozisyonda da penaltı noktasını işaret etmeleri lazım ama burası Türkiye... Şike yapan bile küme düşmekten kurtuluyorsa, hem de küme düşme mücadelesi veren kulüplerin rızasıyla, biz neyi konuşuyoruz ki, ha penaltı ha kırmızı kart...

20 Ocak 2012 Cuma

Njongo Priso CSKA'da, Fernando Yolda

Devre arasında gelen cazip tekliflere karşı koyamayıp, eldeki oyuncuları satan CSKA yönetimi, boşlukları da kendi imkanlarına göre doldurma hesaplarını sürdürüyor. Geçen gün Carlos Diogo'yu Sofya'ya getiren Titan yönetimi, Ziku'nun boşluğunu da Kamerunlu Njongo Priso ile dolduracak. Kıbrıs Rum Kesiminin AEK Larnaca takımından transfer edilecek olan forvet oyuncusu, sarı-yeşilli takımla UEFA Avrupa Liginde oynadığı 6 maçta 1 gol atarken, 2010 yılında Valetta'dan Kıbrıs'a geldi. CSKA bu transferle sadece hücüm hattını güçlendirmekle kalmıyor, ezeli rakibi Levski'ye de "çalım" atmış oluyor zira mavi-beyazlı yöneticilerden Nikolay Kostov Aralık ayında AEK ile oyuncunun transferi için görüşmeler yapmış, takımın sportif direktörü Jordi Cruyff Priso'nun ayrılmasına izin vermemişti.
23 yaşındaki forvet oyuncusu ile her şartta anlaşan ve imza için Sofya'ya bekleyen CSKA'lı yöneticiler, aynı zamanda daha önce Real Madrid forması da giyen Fernando Escribano'dan da "olumlu" haber beklemekteler. Real Madrid'de pek forma şansı bulamayan ve Valladolid'e kiralanan, ardından Betis ve Malaga formaları giyen Fernando, yaz ayında Malaga'dan ayrıldı ve henüz herhangi bir takımla anlaşmadı. Orta saha ve hücüm hattında oynayabilen 32 yaşındaki oyuncu, tecrübesiyle Penev'in güvenebileceği bir oyuncu olacaktır...

19 Ocak 2012 Perşembe

Futbolun Güzel İnsanları




Futbolun güzelliğini, saflığını, romantikliğini arayanları toprak sahalara, amatör liglere davet ediyoruz blogumuz vasıtasıyla fırsat buldukça. Yayıncı kuruluş, havuz sistemi, reklam geliri, sponsorluk anlaşması derken, ayak topunun yerini "parasal hesapların" aldığı ilişkiler ve  bunlar yetmezmiş gibi rakibinin şike yaptığını bile bile para kaybetmek korkusuyla "olsun, zararı yok" diyen Süper Lig takımlarını seyretmek yerine yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz güzel insanlar gibi taraftarlarla yan yana olmayı tercih eder olduk artık...
Fotoğraflar Paşabahçespor sevdalısı Love is Pasabahce blogtan... 
Semt takımları uğruna yağmur-çamur demeden tribünü dolduran bu güzel insanlara her semtte rastlamak mümkün, onlara siz de eşlik edebilirsiniz. Bu hafta sonu çıkın, semtinizin amatör maçına gidin, futbolun güzelliğini yaşayın...

Bu arada Paşabahçe demişken, kulübe destek amacıyla bir tiyatro oyunu tertip etmiş takımın hocası. 24 Ocak Salı günü saat 8'de Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezinde Şıpsevdi oyunu sahnelenecektir.
Detay burada...

Anadolu Hisarı Yerle Bir!

Haber1908.blogspot.com'daki haberi yorumsuz yayınlıyoruz...








1913..Yani Anadoluhisarı İdmanyurdu Spor Kulübünün Kuruluşu...bulundukları yerin mülk sahibi Marmara Üniversitesi...birçok kez tahliye etmeleri,boşaltmaları istendi...baskılara uğradılar...bir ara anlaşma yoluna gidip belli bir süre için kiracı pozsiyonunda kaldılar...ancak bu kez işi şansa bırakmayıp!!! sabak şafağında Güvenlik Güçleri destekli yıkım ekipleri geldi bölgeye,hani sizin bizm onun sabah işe gitmek için çıktığı karanlık, jilet gibi kayan yollarda kayıpta düşmemek için 5 dakikalık yolu 15 dakikada aldığımız anlarda geldiler yıkıma...amaç tepki oluşmasın, kimse görmesin, duymasın...
Mülkiyet Sahibi Marmara Üniversitesi, tebligatı alan Büyükşehir Belediyesi Zabıta Ekipleri, Yıkıma engel olunmasın diye önlem alan Güvençlik Güçleri...daha sabah ezanı bile okunmadan bölgeye gelip tebligatın gereğini yerine getirdiler!!!! hem de Anadoluhisarı İdmanyurdu Spor Kulüp Başkanı Ankara'da iken bir rivayete göre Cumhurbaşkanlığı Makamına bile çıkacak iken, Türkiye'nin 1 asırlık bir tarihinin tarih sayfalarında kalmaması için...
Halı Sahasnın halılarını bile söküp attılar, doğazlgaz kutusnun kapağı bir tarafta, bir tarafta masalar,tost makinası, sandalye,bayrak, kırılan kulüp armasını içeen tabela...diğer tarafta tarihi Anadoluhisarı Kalesi...Türklerin İstanbul'a ilk geldiklerinde yerleştikleri yerlerden, Beykoz İlçesinde Türklerin ilk yerleşim yeri, semtin yeğane eğlence-buluşma-hoşça vakit geçirme alanı yerle bir....üstelik bir de kaldırımlara araçla girilmesin diye dikilen kaldırım taşları...
Acaba bir orta yol bulunamaz mı idi diyesi geliyor? bir Eğitim Kurumuna yakışan bir davranış mı diyesi geliyor insanın...
İçinde bulunduğumuz 2012 Yılı Avrupa Spor Başkenti olan bir İstanbul'da 1 Asırlık Kulüp Tesisleri yerle bir...bir asrı birkaç sene önce aşan Beykozspor tesisleri Alkoliklere mekan, Kavacık-Çavuşbaşı Sahaları Çamur deryası, Ortaçeşme her sene onlara geçikmeli ilave olan!!! bir saha...Paşabahçe Stadı, Paşabahçespor'dan alınıp Beykoz Belediyesi Kontrolüne geçer, Beykoz Stadı, namı diğer hani Kongreden kararı geçse de bir İsmin verilmediği, Tabelanın asılmadığı İbrahim Kelle Stadına ya borcu ödeyin ya da terk edin tebligatı yapılır...Şahinkaya'daki Spor Kompleksi ile ilgili net bir açıklama duyulmamış iken...var oğlu var...nedir Beykoz üzerindeki bu kara bulutlar...
Kim haklı kim haksız, onun kanuni hakkı, onun manevi hakkı deme derdinde değiliz...ilçede o kadar ızır zıvır toplantılar yapılmakta ki adam akıllı bir Spor Surası, geniş kapsamlı bir toplantı isteyen yazılarımız arşivlerdeki yerini korurken, nedir Allahınızın aşkına bu sıkıntılar...bu işlerin sonu nereye varacak...yani stadları doldurup bazılarına çok ters itici gelselerde enerjilerinin eksi yönlerini birkaç kötü cız!!! sözcüklerle süsleselerde boşaltan taraftarlar...Beykoz düştü, daha da düşecek ne kaldı ise, takımlarımıznın hali perişan borç batağındalar...alacaklılar kapıda...Kavacıkspor gibi bazıları ligden çekildi bile...yani o tribünlerdeki gençler enerjilerini orada boşaltamayacaksa nerelerde giderecek! alın size bir sosyal ve gençlik patlaması kapıda...
Mustafa Babuz,"2 Yıldır mücadele etmekte idik"
Anadoluhisarı İdmanyurduspor Yönetim Kurulu Üyesi Ve A.Hisarı Turizm Kalkındırma Dernek Başkanı Mustafa Babuz, Facebook Adresi üzerinden bir mesaj yayınladı.Aynen aktarıyoruz ;

Arkadaşlar bazı kendini bilmezler olur olmaz,bilip bilmeden yorum yapıp duruyorlar,bir kez daha söylüyoruz,kulup başkanımız Sn.Adnan Güner bundan 1 ay önce rektör ile bilhakis kendisi görüştü bakınız bizlerin şu anda gidecek yerimiz yok kendimize bir yer tahsis edene kadar müsade istedi bunun üzerine 6 ay gibi bir zaman tanındı başkan bununlada yetinmeyip dün ankaraya bakanlığa kadar gitti ve onun... gitmesini fırsat bilen ve 6 ay zaman tanıyan zihniyet sabahın 06 sında dozerle 100 den fazla çevik kuvvet ve zabıta ile içindeki 100 yıllık tarihi resim,kupa,formalar daha niceleriyle beraber yıkım süresince buradan laf kalabalığı yapanlar sabah nerdeydiniz,bizler yaklaşık 2 yıldan fazladır külübümüzün ve çayırımızın üstüne oynanan oyunlar için çağrılar,paneller,etkinlikler yaptığımızda birine dahi katılmayan zihniyetler sakın ve sakın kimseye hesap sormaya kalkmasın,ilk önce ben semtim için ne yaptım diye kendini sorgulasın.
Allah sonumuzu hayreyleye...

"Pepe Tam Bir Salak!"


"Pepe tam bir salak. Bazen insanlar seni böyle çıldırtıyorlar"
Wayne Rooney
Manchester'lı Futbolcu
Pepe'nin El Clasico'da Messi'nin eline basması üzerine twitterda yaptığı yorum


"Rooney beni güldürdü. Eğer örnek almak istersen cennette bir çok aziz var, hata insanlara özgüdür."
Guti
Real Madrid'li eski oyuncu
Rooney'nin Pepe'yi eleştirmesine twitterdan cevap verirken

Budur!



"Bu işin teknik adamları var. Hatta, futbolcular derneği yerine futbolcular sendikası, antrenörler derneği yerine sendikası olsaydı, hakemler derneği yerine hakemler sendikası olsaydı, bakalım siz bunu yapabilir miydiniz, onlara danışmadan? Ben buna hiçbir zaman sıcak bakmadım."

Fatih Hoca TSYD seminerinde Playoff dayatmasının hatırlatılması üzerine, adeta bir ülke gerçeğini yüzümüze vurdu: Sendikalaşmak!.. Budur!

18 Ocak 2012 Çarşamba

Chelsea'nin 3 Transferi

Yukarıdaki kardeşler Chelsea'nin Luton Town'dan transfer ettiği Rio, Cole ve Jay Dasilva... 12 yaşında ve ikiz olan Rio ile Cole ve 13 yaşındaki Jay için Chelsea'nin kasasından çıkan miktar 2.3 milyon dolar cıvarında. Ufaklıkların bu kadar yetenekli olmasına şaşmamalı zira 19 yaşındaki abileri Ray Dasilva Luton Town'da profesyonel olarak futbol oynarken, babaları Trevor da zamanında futbolda ekmeğini çıkarmış topçular arasında...

Carlos Diogo CSKA Sofya'da

Bulgaristan A Grupada liglere verilen devre arasında ilk onbirde oynayan Delev, Ziku ve Nelson'ı satan CSKA Sofya, şampiyonluk yolunda kan kaybederken, taraftarın da tekisini çekmişti yönetimi elinde bulunduran Titan grubu. Verimli oyuncularını "uygun" fiyata elden çıkaran yöneticiler, elde ettikleri "kâr"la yeni oyuncular da almaya başladılar ve ilk transfer taraftardan ve Bulgar medyasından geçer not aldı: : Carlos Andrés Diogo Enseñat... Memleketinin River Plate Mondevideo takımında futbol kariyerine adım atan Uruguaylı oyuncu, 2004 yılında Penarol'a, oradan da Arjantin'in efsane kulübü River Plate'e transfer oldu. Arjantin'de gösterdiği başarılı futbol sonrası İspanya'ya Real Madrid'e geçen Diogo, kendisinden bekleneni veremeyince Zaragoza'ya yollanmıştı. Sofya havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Uruguay'lı oyuncu, kendisine başka tekliflerin de olduğunu ama CSKA'yı köklü geçmişinden dolayı tercih ettiğini ve sezon sonuna kadar sözleşme imzalayacağını belirtti. Orta saha ve defansta görev yapan Diogo, doping skandalı sonrası ceza alması gündemde olan Todor Yanchev'in boşluğunu dolduracaktır.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Biz de Soyunuruz

"Siz ıslak formayla sahaya çıkarsınız, biz sizin için soyunuruz! Gençlerbirliği maçının ikinci yarısında üzerimizdekileri çıkartıyoruz!”
Ankaragücü Taraftarları, takımlarının Sivasspor maçında formalarını kaloriferde ısıtıp, aynı formalarla sahaya çıkması üzerine Gençlerbirliği maçında sahadaki topçulara destek vermek adına maçın ikinci yarısı soyunacaklarını ilan etmişler. Taraftar futbolculara destek olmak adına para toplama kampanyası yapıyor, üzerindekini çıkarıyor ama "musluğun başındakiler" hala kıllarını kıpırdatmıyor... 
Yazık oluyor yılların kulübüne, yazık...

15 Ocak 2012 Pazar

Emre ve Ergün

"Sağlıklı yaşam için spor yapmıyorum. Kendimin ve bakmakla yükümlü olduğum kişilerin geleceğini düşünmek zorundayım"
Emre Belözoğlu
Fenerbahçeli Futbolcu


"Demek ki biz yıllarca bu işi amatörce yapmışız. Emre Belözoğlu profesyonelliğin gereği çerçevesinde Fenerbahçe ile anlaştı"
Ergün Penbe
Galatasaraylı Eski Futbolcu

Arda ve Suat

"Efsane oyunculara yaşarken sahip çıkmak lazım. Bülent Korkmaz da bayrak adam olduğu bu kulüpten 6 ay sonra gönderildi ve hala kalbi buruktur. Bu kulüpte yemek verilmediği zamanlar oldu. Büyük kulüpler; kendilerini başarılarla değil duruşlarla gösterir. Lefter Ağabey'in ailesini aradım ve başsağlığı diledim. Maçta siyah pazubant takmak için kulübüme başvurdum."
Arda Turan
Atletico Madrid'li Futbolcu

 "Arda'nın her hareketi Türkiye'de ki gibi manşet yapılmıyor. Bu yüzden doğduğu takımı eleştirip manşet olmak ona cazip geliyor."
Suat Kaya
Galatasaray'lı Eski Futbolcu

Islak Formalar


"Maç 3-0 bitti ama ben futbolcu arkadaşlarımın sahaya koyduğu, bu  kadroya, bu yetersizliklere rağmen ortaya koydukları mücadeleden memnunum,  kendilerine teşekkür ediyorum. Ben maç skorlarından daha çok Ankaragücü'nün içinde bulunduğu durumu hep değerlendirdim. Aslında sürekli de yakınmak  istemiyorum ama bu çocuklar, bugün sahaya anlaşmalı olduğumuz firmanın da  parasının ödenmemesinden dolayı tek formayla gelip ilk yarı giydikleri ıslak  formayla ikinci yarıya çıkmak zorunda olan bir takım. Yani bu çocuklar bu şartlarda mücadele ediyorlar. İlk yarı giydikleri ıslak formayla ikinci yarı sahaya çıkıyorlar, çünkü ikinci formamız yok şu an. Koskoca 102 yıllık bir  camianın ayıbı bu. Yani bu insanların hiç mi vicdanı sızlamıyor? Buna bir çare  bulmaları lazım."
Hakan Kutlu
Ankaragücü Teknik Direktörü
Takımın yaşadığı sıkıntıları anlatırken

14 Ocak 2012 Cumartesi

Galatasaray:5-1:Kardemir Karabükspor

İstanbul'daki elektrik kesintisi sebebiyle bu akşamki maçı takip etmek için pilli radyo aramaya koyulduğum sırada "ceryanların" geri gelmesiyle kendimi şanslı hissedebilirim zira Ali Sami Yen Arena'ya gitmek adına metroya binenler o kadar talihli değillermiş aldığımız bilgilere göre. 2012 Avrupa Kültür Başkenti olan bir şehir halkının bir sportif mücadeleyi izlemek yolunda toplu taşıma araçlarında sefil olması ancak bizim memlekete özgü bir durum ve bunu kanıksadık mı, alıştık mı, adını siz koyun. Metroda kalanların "çöldeki bedevi" misali, maça geç kalmak bir yana, bir de karşılaşmanın ilk golünü de kaçırdılar, bereket ki daha sonra 5 golle onları teselli etti sahadaki topçular. 


İki hafta evvel eski öğrencisi Arif'i konuk eden ve 4 golle uğurlayan Fatih Terim, bu gece de "büyük kaptanı" Bülent Korkmaz'ı ağırladı ve onu da  5 golle yolladı Karabük'e. Galatasaray'ın son haftalardaki performansını ve maçın skorunu göz önüne alanlar, ev sahibin oldukça rahat bir karşılaşma çıkardığını düşünebilirler ama bu "gevşeklik" oyunun ikinci yarısı için geçerli olacaktır, 10 kişilik rakip ve 3-0lık skor avantajı sonrası. Peki, ilk devre neler oldu?
Muslera yıldızlaştı... 5 gol atan takımın kalecisi yıldızlaştı...


Hakemin kolundaki saat daha 1. dakikayı göstermezken, Selçuk'un hatalı pasında topu alan Cernat bir çok defa yaptığı gibi topu ağlara yollayamıyorsa, Muslera olduğundandır karşısında. Yine 26. dakikada aynı iki topçunun buluşmasında Uruguaylı galip çıkınca, Karabükspor'un gücü "moral" olarak bitiyordu. Ve oyunun "kırılma anlarına" imza atan Muslera için yarın övgü dolu sözler yazılacakken, acaba ilk günler neler yazılmıştı, hatırlatalım mı? Bilgisayar oyunlarında bile gerçeğe yaklaşmak adına futbolcuları "robotlaştırmaktan" uzaklaştırma çalışmalarına kafa yorarken mühendis gençler, biz sahadaki topçuların nedense "makine" olduğunu zannediyoruz.  Yabancı bir ülkeden dilini bilmediği başka bir yere gelen her insan gibi Muslera da ilk günlerde alışma sıkıntısı çekti, hatalar yaptı, kusurlu goller de yedi ama haftaların geçmesiyle takım arkadaşlarına alıştı, çevreyi tanıdı, düzenini kurdu ve doğal olarak da eski formuna da kavuştu. "Eboue topçu mu?" eleştirisi yaparken de, "Elmander ne ayak, Hakan Şükür'ün tırnağı olmaz" derken de "uyum sorunu" tamlamasını aklımızdan çıkarıyoruz. Bir yandan Muslera kurtarırken, öbür yandan Baros ve Elmander de "golcü" golleri atıyor ve takımın galibiyet serisini devam ettiriyor, istatistikçilere yeni yeni malzeme çıkarıyordu. "Bilmem kaç maç galibiyet, kaç gol ortalaması, 2012de hep dört ve üzeri gollü galibiyet serisi, vs vs..." de bana A4 kağıda çıktı alınan rakamlar karmaşasından...


Forvetteki ikili sadece fileleri havalandırmıyor, aynı zamanda birbirlerine asist yaparak da futbolun güzelliğine güzellik katıyordu. Yüzleri güldüren sadece atılan goller değil, Melo'nun Fatih Terim'i kucaklaması, Elmander'in golde tercüman Mert Çetin'e koşması, Engin'in golünde topun Barcelona misali tek pas dolaştırılması, maç sonu Ujfalusi ile Semih'in "kırk yıllık dost" misali sarılmaları ilk akla gelenlerdir. Takımlar kazanır, goller atılır, puanlar alınır ama taraftarın yüzü gülmez, gülse de yalancı tebessümdür o, kalp yarına umutla bakmaz. Oysa kar soğuğu altında tribünleri dolduran Galatasaray'lıların dillerinde şampiyonluk türküsü büyük bir inaçla söyleniyor, ısıtıyor Ali Sami Yen tribünlerini...


Büyük Kaptan Bülent gibi, "deli" Orhun gibi, alt yapıdan Anıl gibi eski dostları izlediğimiz gecede Mustafa Sarp'ın aynı sezon içinde iki farklı formayla Galatasaray'a gol atmasına ne demeli? Hoşluklar ve tesadüfleriyle seviyoruz bu ayak topunu değil mi?
Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu , Volkan Narinç , Asım Yusuf Öz
Galatasaray: Muslera , Ujfalusi , Semih Kaya , Servet Çetin  (Dk. 61 Sabri Sarıoğlu), Hakan Balta , Kazım Kazım  (Dk. 61 Engin Baytar), Selçuk İnan , Melo , Emre Çolak  (Dk. 73 Sercan Yıldırım), Elmander , Baros
Kardemir Karabükspor: Orkun Usak , Erdem Özgenç , Hamza Çakır , Mabiala , Seric , Mustafa Sarp , Erkan Taşkıran  (Dk. 85 Bilal Kısa), Birol Hikmet , Kağan Söylemezgiller  (Dk. 55 Mehmet Çakır), Shelton , Cernat  (Dk. 55 Anıl Karaer)
Goller: Dk. 2 Baros, Dk. 42 ve 68 Elmander, Dk. 48 Melo (Penaltıdan), Dk. 87 Engin Baytar (Galatasaray), Dk. 66 Mustafa Sarp (Kardemir Karabükspor)
Kırmızı kart: Dk. 45+1 Mabiala (Kardemir Karabükspor)
Sarı kart: Dk. 55 Kazım Kazım (Galatasaray)

13 Ocak 2012 Cuma

Güle Güle Lefter


Mekanın cennet olsun Ordinaryus...
Bu kirlilik içinde temiz kalanlardan biriydin, biraz daha kirlendi şimdi dünya...
Güle güle...

Hafta Sonu Şifresiz Maçlar


14 Ocak Cumartesi
13.30 Giresunspor-Sakaryaspor/ TRT 3
17.00 Liverpool-Stoke City/ İdman TV
19.00 Sevilla-Espanyol/ İdman TV
19.00 Göztepe-Kartalspor/ TRT3
21.00 Mallorca-Real Madrid/ NTV Spor
22.30 Porto-Rio Ave/ RTP International
23.00 Valencia-Real Sociedad/ NTV Spor

15 Ocak Pazar
13.00 Atletico Madrid-Villareal/ NTV Spor
13.30 Akhisar Belediyespor-Çaykur Rizespor/ TRT 3
13.30 Kayseri Erciyeşspor-Tavşanlı Linyitspor/ TRT6
13.30 Elazığspor-Konyaspor/ TRT 1
15.30 Newcastle United- QPR/ İdman TV
16.00 Gaziantep BŞB-Karşıyaka/ TRT 3
18.00 Swansea-Arsenal/ İdman TV
19.00 Kasımpaşaspor-Bucaspor/ TRT 3
21.45 Milan-Inter/ Rah-e Farda
22.30 Barcelona-Real Betis/ NTV Spor

Quaresma Soyuldu


Correiro da Manha gazetesinin haberine göre geçtiğimiz çarşamba günü, bir arkadaşı ile Audi'siyle yolculuk ederken, üç maskeli ve silahlı kişi Quaresma'yı durdurup, ölümle tehdit edip üzerindeki  pahalı saatler, takılar ve para olmak üzere 90 bin dolar cıvarında soygun yapmışlar. Olay sonrası inceleme başlatan Lisbon polisi, 32 yaşında olan hırsızlardan birini dün gece yakalarken, diğerlerinin de izini yakalamak için değerli eşyaları satabilecekleri kuyumculara haber salmış bile.


Delev Mersin'le İmzaladı

İki defa imza aşamasına kadar gelip "CSKA aşkı" ağır bastığından dolayı Bulgaristan'a geri dönme sabıkası bulunan Spas Delev, en nihayetinde memleketi dışından bir takıma imza attı. Mersin İdman Yurdu formasını giyen ve 3.5 senelik bir kontrat yapan genç Bulgar, yeni takımıyla da ilk idmana çıktı. Mersinli taraftarlar yeni oyuncularını Antalyaspor maçında sahada görmek isteyeceklerdir ama Bulgaristan'da liglerin devre arasına girmesi 1 aydan fazla bir süre öncesine denk geldiği için, Delev o gün bugündür "ense yapmakta" ve form tutmak için bir kaç hafta geçmesi gerekli... Yine de belli olmaz Nurullah Sağlam, yedek kulübesine de oturtup, maçın gidişatına göre şans verebilir Delev'e...

11 Ocak 2012 Çarşamba

Spas Delev Mersin'de

CSKA Sofya'nın genç yeteneği Spas Delev'in sene başında Mersin İdman Yurdu'na transfer olacağını yazmıştık. Delev, az kalsın geliyordu da Mersin'e ama bonserviste anlaşma sağlanamayınca transfer de yattı., aslında ertelendi desek yeridir zira Nurullah Sağlam bu oyuncuyu memlekete getirmeye ısrarcı davranıp, genç Bulgar'ı davet etti şehre. Sabah erken saatlerde Bulgaristan'dan yola çıkan Spas Delev'in, bugün Mersin'e gelip, gerekli sağlık testlerinden sonra imza atması bekleniyor. Eğer her şey yolunda gider ve sözleşme yapılırsa, CSKA bu transferden 1 milyon dolar kazanmış olacak. Hava alanında açıklama yapan Delev'in menajeri Nikolay Djeynov, Türk ekibinin 3.5 yıllık bir kontrat yapmak istediği, oysa kendilerinin 2.5 senelik anlaşma düşündükleri ve yapacakları karşıklı görüşmeler sonrası orta yolda buluşacaklarını belirtti.
İlk yarısı sona eren Bulgaristan A Grupayı 2.sırada bitiren CSKA, devre arasında Rumen golcü Ziku'yu Kore'ye ve Gregory Nelson'ı da Metallurg Donetsk'e satmıştı...

10 Ocak 2012 Salı

Galatasaray:4-1:Adana Demirspor



Galatasaray adına hatalı pasın isabetli pastan daha fazla olduğu, Adana Demirspor'un Galatasaray'dan daha çok net pozisyon yakaladığı, Galatasaray'lı yedek oyuncuların kaç maçtır "neden kulübeyi ısıttıklarının" cevabını aldıkları, deplasman takımının topçularının Galatasaray formasına yenildikleri Türkiye Kupası maçı... Üzerine yazılacak başka ne var ki?
Ama hakkını yemeyelim, Boz Baykuşlar kusura bakmasınlar da, 20-30 kişiye oynayan Belediye takımları yerine 20-30 otobüs dolusu deplasman yapan, gittiği yerde koreografi yapmayı da ihmal etmeyen ve maçın skoru ne olursa olsun "gırtlak parçalayan" taraftara sahip  Demirspor gibi takımların yeri Süper Lig değil midir?



Yer: Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena
Tarih: 10.01.2012 Saat: 20.30
GalatasarayUfuk Ceylan, Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Gökhan Zan, Çağlar Birinci, Mertan Caner Öztürk, Ceyhun Gülselam, Ayhan Akman (Dk.46 Aydın Yılmaz), Engin Baytar (Dk.69 Okan Derici), Albert Riera (Dk.83 Berk Yıldız), Sercan Yıldırım
YedeklerAykut Erçetin, Felipe Melo, Aydın Yılmaz, Serkan Kurtuluş, Okan Derici, Berk Yıldız, Kazım Kazım
Adana DemirsporŞener, Tunay Acar, Hakan Vural (Dk.63 Süleyman), Soner, Burak Kesin, Uğurtan, Lütfi Tanıl (Dk.46 Erçağ Evirgen), İlhan, Emre Hasan, Burhan Çoşkun (Dk.46 Halil Cihan Ünal), Raşit
Sarı KartlarDk.31 Ayhan Akman (Galatasaray), Dk.18 Lütfi Tanıl, Dk.32 Tunay Acar (Adana Demirspor)
GollerDk.16 Ayhan Akman, Dk.36 Engin Baytar, Dk.40 ve 66 Sercan Yıldırım (Galatasaray), Dk.73 Erçağ (Adana Demirspor)

9 Ocak 2012 Pazartesi

Gövde Gösterisi

Stoichkov'u takımın başına getirdikten sonra, Litex başkanı "açtı kesenin ağzını" ve takıma bir anda 7 oyuncu transfer ediverdi. Bulgaristan'da bir çok kulüp ekonomik sıkıntılar ile eldeki topçularını satarken, başkan Trifon Popov'un çiçeği burnunda hocasına yaptığı bu jest Bulgaristan'da günün konusu oldu. Turuncu-beyazlı takıma transfer edilen oyuncular ve geldiği kulüpler:
No:1-Ilko Pirgov-Cherno More
No:2-Kiril Dinchev-Botev Vratsa
No:4-Vasil Bojikov-Miner
No:14-Armando Vajushi-Vlaznia Shkoder
No:15-Tomislav Kostadinov-CSKA
No:77-Galin Ivanov-Arminia Bielefeld
No:99-Marcelo Nicacio-Ceara

7 oyuncuyu transfer eden Litex, bir de isimlerini sır gibi sakladığı iki Fransız topçuyu transfer etme gayreti içinde. Kadroyu baştan aşağıya yenileyecekler gibi...

Yılın En İyi Golü


Messi tüm ödülleri silip süpürürken, FIFA, 2011 senesinin en iyi golü olarak da Santos'lu Neymar'ın Flamengo'ya attığı yukarıdaki golü seçmiş... Daha iyilerini de gördüm ama juri gol öncesi "bel kırma" hareketine tav olmuş olmalı...

Ballon d'Or Messi'nin

Sürpriz mi? Evet diyecek yoktur herhalde. Hak etti mi? Hem de sapına kadar... Xavi ve Ronaldo'nun önünde üçüncü defa arka arkaya Messi, "Dünyanın En İyi Topçusu" seçildi. İşin ilginci de daha yaşı 24 ve herhangi bir sakatlık geçirmediği takdirde, ileriki yıllarda her türlü rekoru kırabilir...
Messi, Ballon d'Or'u alırken, 2011 senensinin en iyi 11i de şöyle oldu:

Iker Casillas (Real Madrid), Dani Alves (Barcelona), Gerard Piqué (Barcelona), Sergio Ramos (Real Madrid), Nemanja Vidic (Manchester Utd), Andrés Iniesta (Barcelona), Xabi Alonso (Real Madrid), Xavi (Barcelona), Lionel Messi (Barcelona), Cristiano Ronaldo (Real Madrid), Wayne Rooney (Manchester Utd).

8 Ocak 2012 Pazar

Çatalcaspor:1-0:Arnavutköyspor

Sokakların yağan yağmurdan çamur olduğu, gökyüzünün kara bulutlarla kaplandığı ve Çatalca'nın yağmurdan usanıp kar yağışını beklediği bir hafta sonunda konuk edildi komşu ilçe Arnavutköy'ün kırmızı-beyazlı takımı Çatalca Ziya Altınoğlu stadında. Süper Amatör Lig 5. grupta zirveyi ilgilendiren bir karşılaşma olduğundan dolayı, iki takımın taraftarı da maça büyük ilgi gösterirken, emniyet güçleri de ilk defa olmak üzere tribünü ikiye ayırmış, araya güvenlik boşluğu bırakmış ve tribüne girişte üst-baş araması yapıyordu. Çatalcalı Aslanlar "yepyeni" pankartlarıyla gövde gösterisine hazırlanırken, deplasman tribününde bulunan Karmaşa Grubu ise kırmızı beyazlı atkıları ve tribünü kaplayan bayraklarıyla kendilerine ayrılan bölümü Arnavutköy'e çevirmişti bile. Oynadıkları 16 maç sonrası konuk Arnavutköy 33 puan toplarken, ev sahibi sarı-kırmızılılar ise 31 puanda yer alıyordu ve puantajda 2. ve 3. sırayı işgal ediyorlardı.


Yeni transferleriyle güçlendirdiği kadrosuyla sahaya çıkan sarı formalı Çatalcaspor, taraftarının da desteği ile oyuna daha istekli başlıyor ve rakip kalede pozisyonlar da arıyor lakin forvet Kenan ve Hüseyin "kafalarındaki düşünceleri ayaklarına yansıtamayınca" Kadir hocayı "gol " diye sıçratacak anı yaşatamıyorlarlardı. Onlara Selim de duran toplarda isabetsiz vuruşlarla eşlik edince soğuk altında tribünlerde gol bekleyen taraftarlar ilk yarı umduklarını bulamadılar. Yeşil alan çizgileri içinde belki kayda değer pozisyon olmadı ama tribünlerde dostluk gösterileri alkış topluyordu. Çatalcaspor ve Arnavutköyspor tribünleri karşılıklı olarak "sarı-kırmızı" ve sonra da "kırmızı-beyaz" diye tezahürat yaptıktan sonra "Tek kardeş Çatalca" ve "Arnavutköy sen bizim kardeşimizsin" sloganları atıp, atkı değiş tokuşu yapıyordu...


İkinci devre hava soğuk "dişlerini" daha da göstermişken, tribünün Çatalca tarafında boşluklar oluşmaya başlarken, deplasmancılar ise yaptıkları tezahüratlarla ısınmaya çalışıyordu. Onlar takımları lehine bağırdıkça, sahadaki oyuncuları da ilk yarı gelemedikleri Serhad'ın kalesine daha istekli gelmeye başladılar ve oyunu Çatalca yarı sahasına yıktılar. Topun daha çok kendi yarı sahasında dolaştığını gören tecrübeli hoca Kadir Akbulut, ileri uç elemanları Mahmut ve Oğuz'u aynı anda sahaya sürerek forvete taze kan yollarken, tekrar karşılaşmada ipleri eline aldı, planı sonuç da veriyordu, Taner'in vuruşu direkten dönmese...  Denk kuvvetlerin mücadelesi de "denk" bitecekken, son dakikada Kenan karşı karşıya altı pastan kalecinin üzerine vurunca, Arnavutköy'ün en başarılısı kaleci Anıl topu kornere çeliyordu. Uzatma dakikalarında kaçan pozisyonda, tribünler daha "ah vah" derken, rakipten kaptığı topla ceza sahasına giren Mahmut sert vuruyor, kaleciden dönen topa rahat pozisyondaki Kenan sadece dokunuyor ve buz gibi havada ısıtıyordu Çatalca tribünlerini...
Uzatma dakikalarında atılan gol deplasman takımını yıkarken, Çatalcaspor'u da grubun zirvesine çıkarıyordu, zira lider Bağlarbaşıspor, Kazım Karabekir Mevlanaspor maçında hiç beklemediği bir yenilgi alıyordu...



Kazım RODMAN




Kazım'a sarı forma yakışmıştı ama sarı saç hiç yakışmamış. Bana görür görmez Dennis Rodman'ı hatırlattı. Rodman kafasını renkten renge boyamıştı zamanında. Kazım'da öyle mi yapar bilinmez. Şu bir gerçek ki felaket bir tercih olmuş. Öyle bir hataya 2002 Dünya basketbol şampiyonası öncesi Erkek Basketbol milli takımı da düşmüştü ve İbrahim Kutluay dışındaki tüm oyuncular saçlarını sarıya boyatmıştı. Saçları sarıya boyatarak arkadaşlıklarını daha da üst seviyeye getireceklerini düşünüp, takım olgusuna katkı yapacaklarını zannetmişlerdi. Çok komik bir görüntüydü her açıdan. Neyse Kazım'a yeni saçlarının uğur getirmesi temennisini bir borç biliriz.

Ahlak ve Futbol


"Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi."
Albert Camus

Samsunspor:2-4:Galatasaray

4-1 kazanılan İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçı bitiminde, daha soyunma odasına gitmeden düşünmeye başlamıştı Samsunspor maçını ve Eboue'nin yokluğunu Fatih Terim. Afrika Kupası için ulusal takım kampına gidecek olan Fil Dişili topçunun alternatifi kim olabilirdi? 1.5-2 aydır sakat olan ve daha henüz kadroya bile girmemiş Sabri mi, sene başından beri kayıpları oynayan Serkan mı, yoksa iyi giden Semih-Ujfalusi birlikteliğini bozup Çek topçu mu? Eboue'nin "son bir maç" oynayıp gitmesi için her türlü seviyede girişim yapılmış ama hep "olmaz" yanıtı alınınca, hoca Sabri'yi çekmiş odasına ve "Kaptan, görev senin. Çık ve oyna" demiş. Parçalıya bizim gibi aşık Sabri de "kaç haftadır oynamıyorum" demeden, "tam iyileşmeden oynamak, sakatlığı nüksettirir mi?" diye düşünmeden ihtiyaç anında göreve hazır bir şekilde takımın başında çıkıyordu Samsun 19 Mayıs Stadına...

Fatih Terim, 7 maçtır kazanan takımı bozmamak adına 2-3 idmana çıkmış oyuncu "kumarını" oynarken, futbol tanrıları da memleketinde Sabri'ye pek misafirperver davranmıyor, sıkıcı ve boğuk bir hal almaya giden maçta ev sahibin golleri on dakika arayla Galatasaray'lı sağ bekin tarafından geliyordu. Sabri sakatlık sonrası eski formunda dönmemişti, mazereti vardı ama tatil ve ceza sonrası Melo'ya ne olmuştu öyle? Ligin ilk devresi izlemeye alışık olduğumuz "pitbull" gitmiş, ayağında top tutamayan, iki pas yapamayan "çaylak" bir ön libero sanki 10 numarayı giymekteydi. Melo'ya Engin de eşlik edince "formsuzlukta", Elmander ve Baros'la sarı-kırmızılı diğer topçuların bağı kopuyor, ev sahibi defans oyuncuları rahatlıyordu. Felsefesi saldırmak üzerine olan takım, ilerde etkili olamayınca, oyunda da bocalıyor ve devreyi 2-0 geride kapatıyordu.

Hocanın soyunma odası muhabbetini daha önce de yazdık, içerde kendi deyimiyle "futbolcuları uyarmıyor, uyarmak hafif kalıyor, uyarmaktan daha ileri gidiyor"  ve de o meşhur geri dönüşlere imza atıyor. Ama, bu sadece bağırıp çağırmakla yahut kuru "gazla" da olmuyor. Sağ bek Sabri'yi çıkarıp yerine sol açık Riera'yı oyuna alarak da topçulara kazanmak istediğini gösteriyor. Kazanmayı o kadar kafasına koymuş ki Terim,  2-2den sonra da Melo'yu çıkarıp Sercan'ı alarak  "ya galibiyet ya da hiç" mesajını veriyor oyuncularına. Bu kadar arzu edince de pek alışık olduğu geri dönüşlerinden birini yaşıyor ve 2-0 dan 4-2 kazanıyor Fatih Terim'in Galatasaray'ı...

"Kötü oynarken kazanmak" diye bir deyim vardır ya futbol sözlüğünde, bu akşam Samsun'da Galatasaray bunu becerdi. Üstelik sadece 3 puan kazanmadı, ilerki haftalar için büyük bir psikolojik moral desteğini de cebine koydu. Samsun gibi Anadolu'nun zor deplasmanlarında iki farklı geriden bile maçı çevirebilecekleri cesareti sarı-kırmızılıların bilinçaltına yerleşirken, rakiplerde de "Bu Galatasaray çok formda ve bizi her türlü yener" endişesi oluştu. Taraftarın maç öncesi yaptığı "Şampiyonluk Şarkısı Düşmesin Dillerden" koreografisinde belirtildiği üzere şampiyonluk şarkısı bu gece daha da yüksek sesle söylenir oldu...



Stat: 19 Mayıs
Hakemler: Özgür Yankaya, İsmail Şencan, Mehmet Cem Hanoğlu
Samsunspor: Ertuğrul, Kemal, Adem, Akaki, Hakan Arslan, Yenal, Murat Ceylan, Fink (Dk. 72 Dominguez), Murat Yıldırım (Dk. 80 Anıl), Zenke, Ekigho (Dk. 77 Serdar)
Galatasaray: Muslera, Sabri (Dk. 46 Riera), Semih, Ujfalusi, Hakan Balta, Emre, Melo (Dk. 76. Sercan), Selçuk, Engin Baytar (Dk. 56 Servet), Baros, Elmander
Goller: Dk. 22 ve Dk. 32 Ekigho (Samsunspor), Dk. 51 Semih, Dk. 70 Selçuk, Dk. 78 Baros, Dk. 84 Sercan (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 49 Ertuğrul (Samsunspor), Dk. 56 Melo (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin