24 Eylül 2012 Pazartesi

Galatasaray.3 Akhisar Bld.0

  • Daha 3 gün önce Old Trafford'da yüksek seviyede bir karşılaşma oynadıktan sonra Akhisar Belediye karşısına çıkmak Galatasaraylı futbolcuların birçoğunu kesmiyordur. Fatih Terim de böyle düşündü ki A2 takıma yakın bir 11 ile karşılaşmaya çıktı.
  • Öte yandan taraftar bu maçı o kadar da sıradan görmemiş olmalı ki yine 40 bine yakın bir kalabalık bu sefer biraz da fark beklentisiyle toplanmıştı.
  • Deplasman tarafında ise hiç taraftar görmeyeceğimi düşünürken Akigolar az da olsa Süper Ligdeki ilk senelerinin heyecanı ile Telekom Arena'da yerini almıştı. Maç başlamadan önceki seslerini çıkarma girişimi dışında skorun da etkisiyle takımlarına orada olduklarını hissettiremediler. 
 
  • Takımların maç öncesi galibiyet yeminlerine alışkınız da, Akhisarlılar farklı olarak yedeklerle birlikte yeminin çemberini biraz daha genişletti.
  • Hamza Hamzaoğlu denince, o dönemki kliplerden dolayı olsa gerek, hep Galatasaray'da sarı formasıyla oynadığı Manchester deplasmanı aklıma gelir. En son Siirt Jetpa formasıyla Ali Sami Yen'e çıkmıştı, yeni takımı T.T. Arena'ya ilk defa gelmesine vesile oldu. Yine bir Manchester maçı sonrası olması da güzel bir tesadüf.
 

  • Bir programda Hakan Ünsal, kanat oyuncusu olarak Fatih Terim'in önünde oynamanın nasıl zor olduğunu anlatmıştı. Emre Çolak da ilk devre aynı durumdan muzdarip oldu. Bir ara o kadar sık fırça yemeye başladı ki, Fatih Terim artık müdahale etmemek için kulübüye girdi ve sakinleşip çıktıktan sonra oyuncusunu yanına çağırarak gönlünü almasını bildi.
  • Bu enstantenenin 5 dakika sonrasında Emre orta sahadan kendi isteğiyle gitti topu aldı, Melo'yla ikiye bir yaptı çizgiye indi ve yaptığı ortayla golu attırdı. Bu kadar fırçayı ben yesem asla o topu alamazdım, Emre'nin her şeye rağmen hala insiyatif alması takdire değer.
 
  • 2.golun kolay bir şekilde gelmesinden sonra maç taraftar için bitmiş oldu. Eski açıkla başlatılan "Avrupa Avrupa duy sesimizi" tezahüratını, bayağı bir aradan sonra tekrardan tribünlerde söylenmesi beni çok eskilere götürdü. Fark olarak, Ali Sami Yen'de yeni açık tezahüratını yaptıktan sonra eski açığın cevabı 2-3 saniye geç gelirdi, burada iletişim daha hızlı gerçekleşiyor. 

  • Akhisar Belediye maçın sadece 10. ile 20. dakika arasında biraz baskı kurmaya çalıştı ama oyuncular heyecanlarına yenik düştüler. Forveti emanet ettikleri Mehmet Yılmaz maalesef kilolarına yenik düşmüş, 2.yarı nefes nefese kaldı. Hamza Hamzaoğlu ona 90 dakika tahammül ettiyse kulübede daha iyisi yok herhalde.
  • Galatasaray taraftarının kafasında bir türlü çözülemeyen sol bek sorunsalına bu sefer Riera ile çözüm bulmaya çalıştı Fatih Terim. Zor bir maç olmadığı için net birşey söylemek zor ama bende neden olmasın hissi uyandırdı.
  • Sol beke Riera gelip, Semih de rotasyona girince daha 2 sene önce Milli Takımın defans bloğunu oluşturan yerli 4lünün yabancılara emanet edilmiş olması da kısa sürede nelerin değiştiğinin göstergesi. Yalnız 4lü yabancı defans Melo ve Muslera gibi çıkarılması pek tercih edilmeyecek isimler ile, oyuncu değişiminde teknik kadronun işinin zorlaşmasına neden oluyor.

 
  • Tribünde yarın oynanacak maçın etkisiyle olsa gerek Trabzonspor formasıyla gelen de vardı. Maç kolay geçince 75.dakikadan itibaren stattan ayrılmalar başladı. Erkenden gidenlerin, 10 gün sonraki Braga maçından da böyle ayrılabilmelerini umuyorum.
  • Maç sonunda Abdürrahim Albayrak'ın oyuncuları tek tek öperek içeri yollaması da yine kendine has akıllarda kalan bir olaydı.

 

5 yorum:

Anonim dedi ki...

A2 takıma yakın bir 11 ile mi karşılaşmaya çıktı?? Hocam Riera ve Sercan dışında tam kadroyduk bu kadar da abartmayın lütfen..

Alper

zachpaulsen dedi ki...

Melo tamam da Muslera'ya nasıl yedek bulacaksın ki? daha iyisinin kaleci yedeği olmaz. Kalecinin yedeği çok iyi olursa zaten durmaz gider. O yüzden Muslera'ya bir şey olursa Ufuk'a güveneceğiz. Nasıl Fener, Mert'i oynatıyorsa, daha önce Rüştü ve Volkan'la kurdukları Türk kaleci geleneğini Muslera sonrası bizim de kurmamız gerekebilir. Zira Muslera bence 2014 dünya kupasından sonra kesinlikle EPL'e gidecektir.
Melo da artık üstündeki şu ataleti atsın. Sahada hırlayıp, havlamasına alıştık. Anladık gücü yok ama; hiç olmazsa 45 dakika yardırsın şimdilik bize yeter. Gerekise hoca alır. Ama böyle 90 dakika kaçak güreşmek böyle dominant ve insiyatif alan oyuncuya yakışmıyor. Ben Braga maçında Melo, Hamit, Burak, Amrabat gibi tutuk oyuncularımızdan patlama bekliyorum.

zachpaulsen dedi ki...

Melo tamam da Muslera'ya nasıl yedek bulacaksın ki? daha iyisinin kaleci yedeği olmaz. Kalecinin yedeği çok iyi olursa zaten durmaz gider. O yüzden Muslera'ya bir şey olursa Ufuk'a güveneceğiz. Nasıl Fener, Mert'i oynatıyorsa, daha önce Rüştü ve Volkan'la kurdukları Türk kaleci geleneğini Muslera sonrası bizim de kurmamız gerekebilir. Zira Muslera bence 2014 dünya kupasından sonra kesinlikle EPL'e gidecektir.
Melo da artık üstündeki şu ataleti atsın. Sahada hırlayıp, havlamasına alıştık. Anladık gücü yok ama; hiç olmazsa 45 dakika yardırsın şimdilik bize yeter. Gerekise hoca alır. Ama böyle 90 dakika kaçak güreşmek böyle dominant ve insiyatif alan oyuncuya yakışmıyor. Ben Braga maçında Melo, Hamit, Burak, Amrabat gibi tutuk oyuncularımızdan patlama bekliyorum.

csyasoo dedi ki...

2-3 sıra yanındaymışım herhalde. resimlere bakınca gördüm. dakka 75 de çıkmadın di mi? :)

gözbek dedi ki...

Yok hocam bilhassa maç sonrası sahadaki olanları da izlemeyi severim...

Zaten 75te çıkanlar için de trafik adına pek birşey değişmiyordur bence:)

Blog Widget by LinkWithin