11 Ağustos 2011 Perşembe

Açık ve Net!

“Pazartesi sezonu açıyoruz. Planımızı programımızı yaptık. Hiçbir sorun yok. Bu söylentiler nereden çıkıyor anlamıyorum. Şunu söyleyebilirim ki iddialar çok komik. Ben görevimin başındayım”
Oktay Mahmuti
Galatasaray Basketbol Takımı Antrenörü
(Basketdergisi.com )

Terbiyesizliğin Kaptanı


Dün Emre kendilerine "kol" yapınca Milli Takım kaptanına "saydıran"basın, bugün taraftara saydırıyor...
Dün dündür, bugün bugündür mü yoksa?

Buyurun Mehmet Demirkol'un yazısına...

Terbiyesizliğin kaptanı
O terbiyesiz adam 27 yaşında. 11 yıldır uluslararası arenada. 2 büyük ligde oynadı. 44 kez A Milli. İsviçre maçında rakip kovalayan, İngiltere'de hakkında ırkçılık soruşturması açılan, nihayet sahada milli formayla ve kaptanlık bandıyla hareket çeken adam benim milli takımımın kaptanı. Özür dilemiş. Tıpkı TSYD'nin açıklamasındaki gibi ben de kabul etmiyorum.
Eğer bu ahlak yoksunu adam, bir daha milli takım forması giyerse, onu çağıran da bu suça, bu terbiyesizliğe ortak olacak. Eğer bu adama bir ceza verilmez üstüne de prim alırsa bu ahlak yoksunluğunu federasyon da üstüne alacak. Ya maçı kaybetseydik ne olacaktı? Kime çekecekti o hareketi, koridorda Macar mı kovalayacaktı? Yoksa mixed zone'da muhabir mi dövecekti? Onu İngiltere'de buradakinden 5 kat fazla eleştiriyorlar. Yapabilecek mi oradaki basına aynı şeyi? Bekliyorum. Bir gün oynarsa görürüz herhalde.
Mehmet Demirkol
Spor yazarı
14.09.2007

Hayatta Sarı Kırmızı#3

Vapur@Yalova
Çiçek@Bursa
Plajda Bayraklar@Asos

Süper Ligden Kimse Küme Düşmeyecek#2


Futbol Federasyonu başkanı Mehmet Ali Aydınlar, bugün yaptığı açıklamada şike ve teşvik primi davalarıyla ilgili cezaların önümüzdeki hafta açıklanacağını belirtmesinden sonra, gözler 22 Ağustos tarihine çevrilirken, daha önce Tahkim Kurulunun vermiş olduğu bazı kararları değerlendirip "küme düşürme" cezasının olmayacağını tahmin etmiştik. Bugün de Yunanistan ve İtalya'dan gelen haberleri göz önüne aldığımızda başlıktaki iddiamızı daha kuvvetli dile getirme şansımız oluyor: Süper Ligden kimse küme düşmeyecek...

Bilindiği gibi Yunanistan Süper Liginde mücadele eden Kavala ve Olympiakos Volou takımları, şike yaptıklarından dolayı Yunanistan Süper Lig Disiplin Kurulu tarafından ikinci lige düşürülmüşlerdi. Bunun yanında iki takım da yüksek miktarda para cezasına çarptırılırken, başkanlar Ahilleas Beos ile Maki Psomiadi'ye 90 biner euro para cezası ve ömür boyu futboldan men cezaları verilmişti. Söz konusu takımların aldıkları cezalara yaptıkları itirazlar sonrası Yunanistan Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu küme düşürme cezasını kaldırdı ve takımlara Süper Ligde eksi puanla başlama cezası verirken (Olympiakos -10, Kavala -8 puanla başlayacak lige), kulüp yöneticilerinin cezaları ise onandı.

Yunanistan'daki kararların bir benzeri de İtalyan Futbol Federasyonunca alındı ve ismi şikeye karışan Atalanta kulübüne yeni yükseldiği Seria A'da eksi 6 puanla başlama cezası verdi. Atalanta'nın dışında Seria B de mücadele eden Ascoli'ye de eksi puanla lige başlama cezası verilirken, Atalanta kaptanı Cristiano Doni 3 yıl 6 ay, eski Lazio'lu Guiseppe Signori'ye de 5 yıl futboldan men edildi.

Bizde şike ve teşvik soruşturmasının başlaması sonrası Türkiye Futbol Federasyonu "işin sonuyla" ilgili net cümleler kurmaktan sakınıp, "topu oyalamayı seçerken", Kulüpler Birliği "küme düşürme cezası" istemediklerini belirten bir açıklamada bulunmuştu. Şimdi karar verme süreci sona ererken, İtalya ve Yunanistan'daki kararlar bizim Federasyona "örnek" teşkil edecek ve tahminimize göre 2011-2012 sezonu herhangi bir takım küme düşürülmeden başlayacaktır. Zaten Mehmet Ali Aydınlar'ın NTV televizyonunda söylediği "Kurumlarla kisileri ayirmak lazim. Bu islere karisanlara en agir cezalar verilecek. Kimsenin suphesi olmasin. Kisilerin yaptiklari kurumlara mal edilemez." sözleri sonrası İtalya ve Yunanistan'daki cezaları da düşününce, 22 Ağustos günü için hemen bir senaryo yazdırıyor insana:
Fenerbahçe, Beşiktaş, Sivasspor, Eskişehirspor lige eksi puanla başlarken, başkanlar ve yöneticiler ömür boyu, teknik direktör ve futbolcular da 3-5 yıllık futboldan men cezaları ile çeşitli miktarlarda para cezalarına çarptırılacak...

9 Ağustos 2011 Salı

Kolombiya'da Öyle,Bizde Böyle

Cumartesi sabahı bar çıkışında kendisinin milli takımı iyi yönetemediğini söyleyen bir kadınla girdiği söz dalaşı sonrası, sinirlerine hakim olamayarak tartıştığı kadını tokatlayan Kolombiya Milli Takım çalıştırıcısı Hernan Dario Gomez, yaptığı davranıştan dolayı bütün kadınlardan özür diledikten sonra görevini bırakırken, aynı gün ise ne yazık ki bizim memlekette antrenman sonrası evine gitmek üzere bindiği otobüste şort giydiği için genç bir voleybolcu kızımız sille tokat dövülüyordu...

Seni Özleyeceğiz BuralARDA


Tuna Kiremitçi, bundan 2 sene evvel Arda'ya gitmesini öğütleyen bir mektup yazmıştı, sanki bugünleri görür gibi. Arda, o yıl kendisine gelen teklifleri bir kenara attı, Galatasaray'lılığı ağır bastı, kaptan oldu, sonra sakatlandı, işler iyi gitmedi, üzerine gelindi, yeşil sahalarda yaptıkları bırakıldı, kız arkadaşına takıldı, giydiği pantolonu eleştirildi, Arda'nın kaderi Hasan Şaş'a benzemeye başlamışken, bugün Arda Turan'ın İspanya'nın Atletico Madrid takımıyla anlaştığı haberi geldi...
Şimdi gidiyor kaptan, Galatasaray'a 12 milyon euro gibi bir para kazandırarak ve arkasında kendisini özlemle anacak büyük bir kitle bırakarak...

Arda Turan’a kahır mektubu

Güzel kardeşim Arda;

Şimdi sana söyleyeceklerimi ne olur nasihat olarak alma. Zaten haddime düşmez. Ne de olsa “star” olan sensin, ben değil.

Ama bu memlekette senden daha fazla yaşamış birinin tavsiyeleri olarak al. Çünkü tam şu anda, hayati bir yol ayrımındasın. Kendine sorman gereken çok önemli bir soru var.


***


Bir gün “yaş otuz beş, yolun yarısı-kariyerin tamamı eder” dediğinde...

Yani gençlik denen nazlı kuş avcundan uçup gittiğinde...

Yani şimdiki hızın ve çevikliğin azalıp da adın artık dünya kulüplerinin transfer listelerinde geçmediğinde...

“Jübile” denen o acıklı kelime ufukta belirdiğinde yani...

İşte o zaman Hasan Şaş ağabeyin gibi mi olacaksın, yoksa Tugay Kerimoğlu ağabeyin gibi mi...

İşte bütün mesele...

***


İkisi de kuşağımın efsane isimleri. İkisi de senin gibi büyük futbolcu. Aralarında tek fark var.

Tugay vaktiyle UEFA Kupası’nı almaya koşan bir takımı bıraktı ve tuttu adanın yolunu...

Hasan ise Brezilya’ya gol atıp adını Afrika kabilelerindeki bebelere bile ezberlettiği devirde aynı treni kaçırdı.

Sonuçta ne oldu görüyorsun: Tugay hâlâ saygı görüyor, neredeyse takımının teknik patronlarından biri olacak.

Ama Hasan buradaki sıradan bir sezonun sonundaki dandik bir maç kaybedildi diye linç edilmek üzere...

***


Arda, güzel kardeşim.

Güzel ülkemiz maalesef böyle. Biraz unutkan, biraz eğitimsiz, biraz da mutsuz bir toplumuz.

Burada her şeyi çabuk unuturuz. Kadir kıymet pek bilmeyiz.

Bu yüzden sen de vakti gelince git. Artık İngiltere mi olur İspanya mı, orasını ailenle siz bilirsiniz.

İlla Chelsea olsun, Bayern, Barça olsun diye de hiç kasma... Ne bileyim Shalke’ye git, Villareal’e git, Boro’ya git...

Ama git Allah’ını seversen. Bizim gibi sevgisiz ve vefasız insanların bugün Hasan’a yaptığımızı yarın sana da yapmamıza izin verme.Tuna KİREMİTÇİ

Galatasaray Olunca Hemen


Fatih Altaylı

Bayern Münih Taraftar Ürünleri

Adidas'ın Bayern Münih taraftarı için yaptığı spor ekipmanlarının tanıtımını takımın topçuları yapmış, "ben en kral modelim" diyen mankenlere taş çıkartmışlar lakin benim esas beğenimi toplayan futbolcuların tanıttığı ürünler.
Benim gibi maçlarda forma giymeyi sevmeyen taraftarlar için, hem maçlarda giyilebilecek hem de günlük yaşamda kullanabileceği giysiler tasarlamışlar.
Yıllarca adidas Galatasaray'ın giyim sponsoruydu ben şu resimlerdekine benzer bir şeyler çıkardığını görmedim...
Kıskandım şimdi Bayern Münih taraftarını...

Bunlarla Oynamayalım


"Yıllardır konuşulan bir şeydi. Birinin çıkıp, bu işi sonlandırması gerekiyordu, yaptılar.İyi de yaptılar. Bu iğrenç bir şey. Ha karını satmışsın, ha takımını. Benim gözümde farkı yok. Türkiye'de artık yeni bir dönem başladı. Eskiden savcılar, bazı insanları ifadeye çağırmaktan korkuyordu. Artık öyle değil. Bu insanlara ceza verilmeyecekse, taraftarı olduğum Galatasaray ikinci lige insin. Bunlarla oynamayalım."

Nihat Doğan

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Dimitar Ivankov Serbest

Bursaspor'un şampiyonluğunda yaptığı kurtarışlar kadar attığı penaltı golleriyle de büyük pay sahibi olan Bulgar kaleci Dimitar Ivankov, bu sezon Bursa'dan ayrılıp, eski hocasının çalıştırdığı Anorthosis Famagusta takımına transfer olmuştu. Kıbrıs Rum Kesimi takımı UEFA Avrupa Ligi 3.Eleme Turu maçında Rabotnicki takımına elenip, Avrupa'dan uzak kalınca, Ivankov da sözleşmesini feshetti. "Buraya Stoilov için geldim ve 1 yıllık sözleşme yaptım. UEFA kupasından elenince Stoilov bana geldi ve takımın en pahalı oyuncusu olduğumu, UEFA'dan 3 milyon euro cıvarında bir gelir beklediklerini ama düşündükleri paraları alamayacaklarını ve transfer ödemelerimde sıkıntılar olacağını, en iyisi sözleşmemi karşılıklı feshetmek olduğunu söyledi." diyen Ivankov, Bulgar basınında yazdığı üzere Levski Sofya'ya gelmek istemediğini, yurt dışından bir teklif gelirse düşünebileceğini, yoksa futbolu bırakmayı düşündüğünü belirtmiş. Ivankov'u tanıtmaya gerek yok, "Ben hala kalecimi bulamadım" diyen memleket kulüplerine duyurulur...

Sarı-Kırmızı


Sarı-kırmızı
Şampiyon Cim Bom Bom...

CSKA Galibiyetle Başladı

Bulgaristan A grupanın ilk hafta maçında CSKA Sofya, başkent derbisinde Lokomotif Sofya'yı, Spas Delev ve yeni transfer Zicu'nun attığı gollerle 2-1 mağlup ederken, şampiyonluk parolasıyla başladığı lige de iyi bir giriş yapmış oldu. Maçın ilk düdüğünün hemen ardından rakibini baskı altına alan CSKA, Nelson'ın ara pasında artık marka olmaya başlayan "Delev koşusu"nu yapan Spas Delev, kaleci Galev'in altından topu yuvarlayınca kırmızı-beyazlıların 2011-2012 sezonun da ilk golünü atmış oluyordu. Geri kalan dakikalarda CSKA'lı topçular yine Galev'i zorlarken, "demiryolcular" CSKA'nın eski lakin yeni "transfer" kalecisi M'Bolhi'yi pek zorlayamazken, 29. dakikada Yordanov'un kafası üst direkten dönünce, maçın da Lokomotif adına tek pozisyonu oluyordu.
Devre dönüşü CSKA yine aynı tempoyu sürdürüp, Rumen golcüsü Zicu'nun attığı golle skoru 2-0a getiriyordu. Lokomotif takımı 2-0'dan sonra daha çok hucuma çıkmayı deneyince, 79. dakikada korner atışından gelen topu M'Bolhi ceza sahası dışına "asist" yaparcasına uzaklaştırınca, Romanov şık bir vuruşla skoru belirleyen golü atıyordu.


Локомотив София - ЦСКА 1:2
0:1 Делев - 3' 0:2 Зику - 59' 1:2 Романов - 73'
Локомотив София: Галев, Атанасов, Гаров, Лахчев, Добрев, Горанов (Караджинов - 68'), Янев, Писаров (Манолов - 74'), Романов, Дафчев (Мешич - 56'), Йорданов
ЦСКА: Мболи, Адемар, Бандаловски, Попов, К. Стоянов, Галчев, Янчев, Нелсън (Костов - 82'), Зику (Петър Стоянов - 87'), Платини (Живец - 64'), Делев

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Mustafa Sarp


Yeteneklidir, yeteneksizdir, o takımı yöneten hocanın işi.
Ben taraftar olarak sahada yapılan mücadeleye bakarım, hırsa bakarım, formayı terletmesine bakarım topçunun...
Hatta kırmızı karta bakarım...
Yukardaki fotoğraf da Mustafa Sarp hakkındaki düşüncelerim için bana yeter de artar bile.
Gerisi "internet elitlerinin" işi...
Yazadursunlar...




Süper Ligden Kimse Küme Düşmeyecek


Türkiye Futbol Federasyonu "topu sağ sola" atıp, süreci uzatırken, bu gece Cem TV'de yayınlanan Açık Tribün programında Arif Kızılyalın, şike soruşturması ile ilgili en merak edilen sorunun cevabını verdi: Tahkim Kurulu hiç bir kulübü ligten düşürmeyecek...
Arif Kızılyalın iddasına dayanak olarak da Tahkim Kurulunun 29.07.2011 tarihli kararını dayanak olarak sunmakta. Peki ne var bu kararda:

Hatırlanılacağı üzere Avrupa'yı sarsan bahis skandalının ardından, Bochum savcılığı Türkiye'yi de kara listeye almış ve Türk emniyetinin soruşturmaları sonrası aralarında Fatih Akyel, Recep Öztürk, Durmuş Bayram gibi futbolcular ceza evine gitmişlerdi. Bu futbolcuların mahkeme süreci devam ederken, Federasyon da kendilerine cezalar vermiş ve futbolcuların avukatları Tahkim Kuruluna söz konusu cezalar ile ilgili olarak iptal dilekçesi vermişti. İşte Tahkim Kurulunun gündemdeki şike davasına da emsal teşkil edecek olan kararı:

8. E.2011/237

Recep Öztürk'ün, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/334-1432 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/237 numaraya kayıtlı dosyada Recep Öztürk vekili tarafından dosyaya sunulan 29.07.2011 tarihli dilekçe okundu. Dilekçemin konusunun yürütmeyi durdurma istemi olduğu, dilekçe ekinde de gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Yapılan inceleme neticesinde şartlarının bulunduğu görülmekle yürütmenin durdurulmasına, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;

9. E.2011/251

Durmuş Bayram'ın, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/287-1477 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/251 numaraya kayıtlı dosyada yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olup Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;

10. E.2011/242

Umut Koçin'in, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/341-1476 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/242 numaraya kayıtlı dosyada yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olup Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;

11. E.2011/257

Muttalip Kandemir'in, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/284-1428 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/257 numaraya kayıtlı dosyada Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;

Bu da demek olmakta ki Etik Kurulu kendisine has "kozmik odada" belgeleri inceleyip, Federasyon Yönetim kuruluna şike ve teşvik suçuna karışan takımlar hakkındaki görüşünü belirtecek, Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki Futbol Federasyonu Yönetim kurulu bir karar verecek, farz edelim küme düşme kararı çıktı, takımlar bu karara itiraz edecek ve en son karar verme mercii olan Tahkim Kurulu da "Adli dava sonuçlanana kadar federasyonun verdiği kararı durduracak" ve herkes ait olduğu ligte oynamaya devam edecek.

Ultras Project


70li yıllarda İngiltere'de pub basmalar, tren istasyonu etrafındaki kovalamacalar gibi taraftarlar arasındaki sokak "mevzuları" hızla artarken, polis de maç öncesi ve çıkışında taraftarları birbirinden ayırmak için uğraşıyor, olaylara karışanları giydikleri forma ve atkılar sayesinde "ayıklamak" kolay oluyordu, özellikle Dr. Martens botlar giyen "skinhead"ler "arananlar listesinde" ön sıralardaydı, oysa kimse Adidas ayakkabı giyip, sırtına Lacoste t-shirt geçirenlerin Liverpool'un Urchins grubu elemanları olduğunu düşünmüyordu. Kırmızı-beyazlı hooliganlar Fransa deplasmanında "arakladıkları" Lacoste, Sergio Tacchini, Adidas marka ürünleri ülkede giymeye başlayınca, İngiltere'de de futbol taraftarları arasında "casual" giyim kültürü de başlamış oluyordu. Liverpool'luarı diğerlerinin takip etmesi pek zaman almıyor ve İngilizler formaları-atkıları atıp, Burberry, Fila, Stone İsland, Fred Perry, Lacoste, Adidas gibi pahalı markaları sırtlarına geçirip stadların etrafında boy göstermeye devam ediyordu.
Casual giyim İngiliz tribünlerinde ortaya çıkarken, zamanla diğer Avrupa kentlerinede yayılıyor ve deplasman seyahatlerinde taraftarın vazgeçilmez tercihi oluyordu. Özellikle de İtalya'da ortaya çıkan ultras felsefenin taraftarlar arasında benimsenmesiyle, her yıl değişen formalara para kaptırıp, endüstriyel futbolun pençesinden kurtulmak isteyenlerin tercihi de sırtına bir t-shirt geçirip, boyuna bağladıkları bir atkı ile takımın peşinden koşmak oluyordu, ne de olsa mabedde bulunmak ve gırtlak parçalamak en önemlisi değil midir?
Dışarda "futbol modası" böyle şekillenirken, bizde ise forma kültürü gün geçtikçe yerini sağlamlaştırmakta, Windows'un yeni sürümünü techno market kapılarında bekleyen Amerikalılar gibi neredeyse her yaz günü takımın çıkaracağı yeni formaları merak eden futbol sevdalıları doldurmakta tribünleri. Bu "sevda"ya da kulüpler "avuçlarını ovarak" kayıtsız! kalmamakta, web sitelerinde her maç öncesi takımın giyeceği formayı işaret ederek, "ey taraftar, koş git store ve kap bi' forma" mesajını yollamakta... Tabii, formasıyla taraftarlığını gösterenler yanında, orada bulunup, bağırarak, pankart hazırlayarak, rakibi ıslıklayarak sevdasına destek olanlar da var ki, pek azının sırtlarında "son model" forma vardır, ya bir lacoste t-shirt, ya da ait olduğu gruba ait bir atkı ve s-shirt maç günleri tercihleridir.

ultras/Movement blog yazarları olarak bizler de ikinci gruba giriyor, maç önceleri yaşadığımız tatlı telaşlardan biri de hangi t-shirt yahut atkıyı takacağımız olurken, iki gün önce rastladığımız bir site yüzümüzü güldüyordu: ultrasproject.com


Siteyi kuran arkadaşlar yaşadıkları ortamdan, içinde bulundukları tribün çevresinden ilham alarak, forma giymeyi sevmeyen taraftarlar için casual kültürü ve ultras felsefesini anlatan t-shirtler tasarlamışlar. Futbolseverleri "yolup", bu işten "köşeyi dönmek" de olmayınca niyetleri sınırlı sayıda bastırmışlar tasarladıkları ürünleri. Üstelik de her t-shirtün bir hikayesi olması uygulamaya koydukları projenin değerini daha da arttırmakta. Dükkan dükkan dolaşıp, üzerinde "futbol/football,/soccer" kelimeleri döşenmiş giyim-kuşam bulma çabasında olan benim gibi ayak topu sevdalıları bu işe "doksana takılan rövoşeta golü" misali sevineceklerdir ki, ben siparişlerimi verdim bile. Şimdilik sitede 7 adet ürün var, umarım yakında yeni hikayelerle, yeni t-shirtler de basılır ki biz de gardrobumuzu daha da genişletiriz.

Son olarak projenin ultras/Movement bloguyla ultras felsefeye gönül koymak dışında herhangi bir bağlantısı olmadığını belirtirken, ultras/Movement t-shirtü çıkaracakları günü de dört gözle bekliyoruz...

2 Ağustos 2011 Salı

CSKA'dan Delev İçin Hülle Yöntemi

Günden güne "altın misali" performans çizgisi sürekli zirveye çıkan CSKA Sofya'lı Spas Delev'in neden hala transfer yapamadığını araştırırken, CSKA'nın genç oyuncu için tasarladığı ilginç bir planla da karşılaşmış olduk bugünkü Bulgaristan haber turumuzda. CSKA, transfer sezonun son günlerinde Delev'i satmayı planlıyor ama öyle ismi geçen İtalyan, Rus ya da Türk kulüplerine değil, Bulgaristan İkinci ligi olan B grupada mücadele eden Akademik takımına. 2009-10 sezonunda CSKA'ya Pirin'den transfer olurken, Delev'in sözleşmesinde başka takıma transfer olması durumunda Pirin'in transfer ücretinin yarısını alacağı yazıyordu ama CSKA'lı yöneticiler Delev'den gelecek astronomik bonservis ücretini Pirin'le paylaşmak niyetinde değiller. Buna karşılık yapılan plan gereği Delev,CSKA'nın ikinci takımı olarak anılan Akademik takımına 10 bin euro karşılığında satılacak ve anlaşma gereği 5 bin euro Pirin kulübüne ödenecek. Bundan sonra da Delev, kendisini transfer etmek isteyen Avrupa kulübüne-ki son günlerde bu ismin PSV olduğu yazılıyor- kiralık verilecek ve Ocak transferinde de bonservisiyle satılacak. Bu hülle yöntemiyle de CSKA'nın Titanları, Delev'den gelecek milyon euroları cebe indirecek... Zamanında bu hülle Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray tarafından pek gözde bir metod iken, Bulgar futbol dünyası yeni yeni tanışacak bu tür "ayak oyunlarıyla"...

Kobe'nin Yeni Hedefi


Ne Beşiktaş'a gelecek, ne de Çin'e gidecek...
Kobe NBA'deki lockout sonrası yeni hedefini belirlemiş bile: Topu elle değil de ayakla oynamak...
Mia Hamm'ın Ünlüler Futbol maçında boy gösteren Kobe, marifetlerini aşağıdaki videoda sergilemiş...


Langırt


Zidane, Maradona ve Pele langırt masasında olunca...

Twitterdan Salladı ve Kovuldu

Hikayenin kahramanı Joey Barton olunca, başlık pek ilginç gelmeyecektir zira bugüne kadar yaptıklarıyla Gascoigne'in yeşil sahalardaki veliahtı olan Barton, Leeds United ile oynadıkları hazırlık maçını kaybedince soyunma odası ve takım otobüsünde takımın menajeri Pardew başta olmak üzere önüne gelene küfredip, twitter hesabından da yaşanılanları taraftara aktarınca, Newcastle yönetimi "sorunlu" oyuncunun "biletini kesti". Satılıklar listesinde yer almasına rağmen, twitter üzerinden Newcastle'dan ayrılmayacağını söyleyen Barton'ın gönderilmesi hocayı da sıkıntıya sokacak gibi, çünkü Joey her ne kadar disiplinsizlikleriyle meşhur olsa da geçen sene siyah-beyazlıların en başarılı topçusuydu. "Benim kötü şöhretim ben ölene kadar devam edecek ki bir çok insan hemen ölmemi istiyor" demişti Barton bir süre evvel verdiği demeçte, kendince haklı yanları vardı ama bu şöhreti de beslemek adına her hafta malzeme vermeden edemiyorsun be Joseph...

Marsilya 2011-12 Forması


Marsilya'nın Şampiyonlar Ligi maçlarında giyeceği yeni forması...
Adidas yine fantezi yapmış, renklerle oynamış dizaynırlar gönlünce Galatasaray'a yaptıkları mor, pembe ve turuncu formalar gibi...
Benim hoşuma gitmedi...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Atkı Tutan Eller


Bursaspor-Gomel UEFA Avrupa Ligi ön eleme maçında Bursaspor tribünlerinin açmış olduğu "Atkı tutan ellere vurdular şimdi kelepçe" pankartı ve tribün gösterisi...
Fotoğraflar teksas.org sitesinden

31 Temmuz 2011 Pazar

Giymedim Giydirdim


Sergio Aguero, Manchester City'nin idmanında giydiği kramponlar nedeniyle ufak bir sakatlık geçirince, hocası Mancini, ayağından çıkarıp kendi kramponlarını vermiş Arjantinli'ye...
Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, gözüm gibi baktım bu olsa gerek...

Bulgaristan'ın En Büyüğü CSKA



Dün gece oynanan Bulgaristan Super Kupa maçını A Grupa Şampiyonu Litex'i Delev'in iki ve yeni transfer Ziku'nun penaltı golüyle 3-1 mağlup eden CSKA Sofya kazandı. Burgaz'ın Lazur stadında oynanan karşılaşmaya atak başlayan CSKA Delev ile ilk pozisyonu harcıyor, lakin iki dakika sonra Litex 6. dakikada Kodo'nun ayağından bulduğu golle öne geçiyordu. Çok geçmeden Platini'nin milimetrik pasında Delev beraberliği yakalayan golü atıyordu. Beraberlikle biten ilk devrenin ardından CSKA yine oyuna hızlı başlıyor, kazandığı penaltıyı Ziku gole çevirince skorda üstünlüğü ele geçirirken, iki dakika sonra da Tom, Martin Dechev'e dirsek atınca kartın rengi kırmızı oluyor ve CSKA topçu sayısında da sayısal üstünlüğe hakim oluyordu. Şartlar Luboslav Penev'in topçuları için her bakımdan fenayken, 58de Delev yine kendisine has defans oyuncularının arkasına sarkarak skoru belirleyen golü kaydediyordu. Şampiyonlar Ligi ön elemelerinde ilk maçı iç sahada Wisla Krakow'a kaybedeb Litex için zor deplasman ve rövanş öncesi bu mağlubiyet moralleri bozarken, Penev şimdiden oyuncularını dün geceyi unutup, Wisla maçını düşünmeleri için terapi seanslarını başlattı bile. CSKA cephesinde ise geçen sezonun son haftalarında yakalanan üstün form grafiği devam ederken, Delev piyasa yapmayı sürdürdükçe sürdürüyor...

Litex 30. Alexandrov 3. Zanev 5. Onanga 33. Bodurov 6. Jos 15. Flores 16. Popov 19. Rumenov 21. Tsvetkov 17. Milanov 12. Kodo

Reserves: 31. Vinisius 8. Volume 9. S. Todorov 11. Marisema 18. I. Milanov 22. Nikolov 27. Tsvetanov Coach: Penev

CSKA 12. Karadjov 23. Dechev 6. Stoyanov 19. Popov 8. Trifonov 5. Yanchev - k 18. Galchev 27. Ziku 29.Nelson 7. Delev 9. Platini

Reserves: 88. Makendzhiev 2. Vidanov 3. Adhemar 14. Kostov, 17. Sadula 22. P. Stoyanov 77. Lublin Coach: Milen Radukanov

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Bay Ribaund: "Furkan Aldemir"


Fiba, düzenlediği 20 yaş altı Avrupa Şampiyonası süresinde Furkan Aldemir'in olağan üstü performansı üzerine kendisine "bay ribaund" ismini uygun gördü. Furkan, turnuvaya damga vurmakla kalmayıp yeteneğinin, mücadelesinin ve başarısının ödülünü en iyi beşe seçilerek almış oldu. Peki Furkan ne yaptı da bu güzel ünvanlara sahip oldu dersek:

- 2. turda oynanan Almanya maçında 15'i hücum olmak üzere 25 ribaund çekip bir maçta en fazla ribaund alan oyuncu olarak tarihe geçti. Furkan'dan önceki rekor 23 ribaund ile Romen oyuncu Titus Nicoara'ya aitti.

- Almanya maçında 25 ribaund alan Furkan'a karşılık Almanya takımının toplam ribaund sayısının 26 olması da maçın ilginç yanı olarak kayıtlara geçti.

- Furkan Aldemir bu performansıyla herhangi bir yaş kategorisinde bugüne kadar düzenlenen tüm altyapı organizasyonları içinde bir maçta en çok ribaund çeken oyuncular listesine girdi. 2006'da İngiliz Daniel Clark, ülkesi adına Lüksemburg karşısında 27 ribaund toplamıştı. Listede 26 ribaund alan beş oyuncu bulunurken, Furkan'ın dahil olduğu 25 ribaund alanlarda altı oyuncu daha bulunmakta.

- Furkan'ın performansı Almanya maçı ile sınırlı kalmadı. Çeyrek finalde oynanan Rusya maçında Rus uzunlarına rağmen aldığı 23 ribaund, 20 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası tarihinde, iki kez 20 ribaund barajını aşan ilk oyuncu olmasını sağladı. Ayrıca bu performansı sonrası üst üste 2 maç 20 ribaund barajını geçen ilk oyuncu olma onuruna erişmesini sağlamış oldu.

- Turnuva boyunca muazzam bir performans sergileyen Furkan, Milli takımımız 6. olmasına rağmen oyunuyla turnuvadaki seyircileri ve organizasyon komitesini adeta büyüledi. Fiba. internet sitesinde ana sayfada, yukarıda da değindiğim gibi manşet olarak "Bay ribaund" başlığı ile Furkan'ı tanıtan ve performansını süsleyen özelliklerini kaleme alan bir yazı yayınladı. Bu popülarite ve performans, kendisine turnuvanın en iyi beşine seçilme onurunu getirirken genç yıldızımız turnuvayı, 14,8 sayı 15,9 ribaund ortalamaları yakalayarak tamamladı ve Avrupa Şampiyonası'nın "ribaund kralı" oldu.

Furkan'ın bu tarz performansları dahil olduğu tüm alt yapı turnuvalarında sıkça yer alıyordu ancak böyle üst seviye bir performans belki de az oyuncuya nasip olmuştur. Furkan, Galatasaray'ın gelecek hamlesi içinde, takıma yerleştirdiği çok önemli bir parça ve adeta bir çok değerli bir maden gibi takımda yer alıyor. Furkan ile taraftar olarak ne kadar gurur duysak az. Ancak aynı turnuvada yer alan, geçtiğimiz sezon ortaya çıkan Galatasaray hikayesinin kahramanlarından Göksenin ve Sertaç'ın da performansını unutmamak lazım. Göksenin turnuvayı, 12,0 sayı 7,0 ribaund 3,2 asist gibi çok yönlü bir oyun ve ortalamayla tamamlayarak kalitesini gösterdi. Sertaç Şanlı ise 8,6 sayı 4,4 ribaund ortalamalarıyla pivot pozisyonunda önemli bir katkı yaparak turnuvayı tamamladı. Biz Galatasaraylılar için yeni sezon merakla beklenen bir sezon olarak yerini koruyor. İnşallah başarılar ve şampiyonlukla taçlanmış bir sezon olur.

24 Temmuz 2011 Pazar

Galatasaray Taraftarı Varsa, Meşale de Vardır


"No suprize to see a few fireworks, when Galatasaray fans come to town"
Galatasaray-Inter hazırlık karşılaşmasını anlatan spiker


Özledik Be!

Başlasın şu ligler artık...
Tatil filan da sıkıcı futbol heyecanı olmayınca bünyede...
Özledik...

Gerilla, Futbol ve Bir Başkan


Bu geceki Copa America finali öncesinde Metin Yeğin, Radikal gezetesi için Uruguay'dan yazmış. Paylaşmak istedim:

Radyo günleriydi. Tupamaros gerillası, spor radyosu Radio Sarandi’yi ele geçirdi. Derbi maçı radyodan canlı yayımlanıyordu, Nacionel-Estudiantes de la plata. Gerilla, bildiriyi okumak için devre arasını bekledi. Sonra radyodan çıkıp gittiler. Yakın bir pub’da maçın devamını dinlediler. Daha önce de diktatörün konuşma yapacağı bir radyo istasyonunu havaya uçurmadan, komşu evdekileri uyarmışlardı; komşunuzu bombalayacağız diye. Radyonun sahibi Pacheco Areco, başkan diktatörün yakını arkadaşı ve danışmanıydı. Radyoyu bombalamadan, iki radyo vericisini de kurtardılar. Patlamaktan ve diktatörden kurtulmuş vericiler, korsan radyo olarak daha sonra birçok yerde halka hizmet verdi.
Uruguay, Copa America’da finale çıktı. Bugün oynanacak. Bütün Uruguay bu finali bekliyor. “Brezilya’da en sevilen spor basketboldur” diyordu bir yazar. “Futbol mu? O spor değil dindir.” Uruguay’da bu daha da öte. Dine inanmayanlar var ama futbol seyretmeyen, asla. Eğer finaldeki rakibi Paraguay’a yenilirse en az iki-üç kişi kalpten ölür ve birkaç kişi intihar edebilir.
Jose Mujica, namı diğer Pepe. Tupamaros gerillası lideri. Yukarıdaki eylemlerin, şenlikli banka ve kumarhane soygunlarının sorumlularından. Yılbaşı öncesi yiyecek kamyonlarını ele geçirip yoksullara Christmas yemeği için dağıtıyorlardı. Yakalanan arkadaşlarını cezaevlerinden çıkarmak için elçileri kaçırmak gibi özel bir af yöntemi uyguluyorlardı. Pepe bugün Uruguay Devlet Başkanı. Doktorlar onun için de önlem aldılar. Maç sırasında kalpten ölebilir diye. Diktatörlük sırasında, uzun zamanı tecritte olmak üzere 14 yıl cezaevindeydi. Bir hücrede, kafasına çuval geçirilmiş ve tepesinde iki muhafızla bekletilirken o haftaki maç sonuçlarını soruyordu.
Uzun diktatörlük belleğe ve günlük yaşantıya iz bırakmış. Taksilerin önü ile arkası arasında kalın, saydam plastikten bir bölüm var. Şoförün kafasına vurulmaması için yapılmış. Şoförün kafasına vurma isteği uyandırıyor. Soluk kesici, tıkılmış, sıkıştırılmış ve yere yatırılmış kafanın üzerine bastırılmış hissediyorsun. Yani 12 Eylül günlerinde sokakta dolaşır gibi.
Bir de şoför sen arabaya bindikten sonra öndeki bir manivelayı çekerek seni içeri kilitliyor. İdeal bir panik atak yaratma biçimi. Sıkıysa parayı verme. Zaten parayı arkadan küçük bir bölmeye yerleştirip öne çevirdiğinde uzatabiliyorsun. Şoför para üstünü aynı yere koyup geri çeviriyor. Kola uzanıp kapıyı açıyor. İnip toprağı öpebiliyorsun. Soyguna karşı iyi bir önlem diyor Uruguaylılar gülerek, ufak bir sorun var; trafik kazasında kafasını bu bölmeye çarparak ölen sayısı soygunlardan kat kat fazla.
Bina kapıları da dairelerin içinden açılamaz. Aşağı inip anahtarla açmak zorundasın ve misafir giderken de yine inip kapıyı açman gerek. Arjantin’de de böyle. Cuntadan önce de mi böyleydi diye sormuştum Arjantin’de. Bilmem öncesi var mıydı dediler. Ama en azından misafire saygı için güzel. Kapıya kadar seni uğurluyorlar. İyi tarafları da var cuntaların. Bizde de taksilere taksimetre takılmıştı.
Tupamaros gerillası, şehirde bin kaplan gücündeydi. Mesela Amerikan milyarderi Rockefeller’ın ziyaretinden hemen önce General Motors şirketini bastı. Alman Bayer firmasını bombaladı. Bıraktıkları bildiride “Bir Nazi işletmesi olan Bayer, Vietnam’da Yankee’lerin kullandıkları gazı satıyor, bütün ölümlerin suç ortağıdır” diyordu. Biz Bayer’i sadece Aspirin yapar biliyorduk. Sahiden biber gazını bize kim satıyor?
Montevideo’da bir fotoğraf stüdyosu kurmuşlardı. Sahte polis kimlikleri, askeri geçiş izinleri, pasaportlar yapıyorlardı. Ernesto Che Guevara’nın Bolivya’ya giriş pasaportu da burada yapıldı. Sakalsız ve kel bir fotoğrafı vardı. Che bu fotoğraf için kafasının ortasını kazımış, efsanevi sakalını kesmişti.
Pepe Mujica ile Uruguay Parlamentosu’nda konuşuyordum. Che’nin neden Bolivya’ya gittiğinin de peşindeydim. Uruguay’da gerilla, Tupamaros hareketi Bolivya’dan çok güçlüydü. Neden Uruguay’a gelmedi diye sordum. “Sanırım devrimin ancak kır gerillası ile olabileceğini düşünüyordu. Burada biz şehirlerde örgütlüydük ve zaten Uruguay’ın çoğunluğu kentlerdeydi” diyordu.
Tupamaros hareketi altmışlarda Sosyalist Parti’den ayrılmıştı. Partinin, mücadeleyi burjuva yasallığı içine hapsettiğini söylüyorlardı. Pepe’ye “Hâlâ devrimci misiniz” diye sormuştum. Parlamento başkanı odasındaydık. “Biz Che Guevara çizgisinde çok önemli bir dönem yaşadık ama şu anda başka bir dönem var. Bir reform programı aslında çok küçüktür ama bizim için çok önemli sosyal değişiklikler yaratacağından, aynı zamanda önemli ve büyüktür... Şimdi zaten bu hükümet bir seçim hükümeti, bir cephe (koalisyon) hükümetidir. Bu hükümet biçimi zaten başka türlü bir değişikliğe de müsaade etmez. Bundan daha iyi bir yol olabilir ama bizim limitimiz bu; burada bundan daha büyük bir değişiklik yapamıyoruz, yapamadık... Gerçekliğin ne olduğunu anlamak zorundasınız. Düşünsel olarak, sosyal olarak anlamak zorundasınız. Biz yalnızca gerilla değiliz. Biz aynı zamanda mücadeleciyiz. Biz, kapitalizme karşı halkın yaşaması için mücadele ediyoruz; fantastik bir solu değil, gerçeğin solunu savunuyoruz...”
Bu akşam Uruguaylıyım. Bir gerilla grubunun maçı ortasında kesmesine de itirazım yok ama Pepe kızar mutlaka ve bütün Uruguay.

22 Temmuz 2011 Cuma

10 Liralık Fenerbahçe Sevgisi!

Maske bedava
T-shirt 10 lira
Taraftarın sevgisi paha biçilmez...

Master Card reklamına uyarlama yaparak bir giriş yapayım dedim yazıya. Bu gece Fenerbahçe taraftarı şike olayları sonrası sıkıntılı günler yaşayan başkanları ve takımlarına destek olmak adına Şükrü Saraçoğlu stadını hazırlık karşılaşması olmasına rağmen doldurup, tribünde kareografi hazırlarken, endüstriyel futboldan "sapına" kadar nasiplenmiş Fenerium yöneticileri, hazır bu kadar taraftarı ve onları bir araya getiren olayı yakalamışken "kar" yapmayı düşünmüşler, bir bakıma "sinekten yağ çıkarma" işine girişmişler. Ne sattılar, ne kazandılar beni ilgilendirmez, zaten 2-3 liraya mal olan bir penyeyi, "fırsattan istifade" 10 liraya satanların, Fenerbahçe sevgisinin sınırı de belli olmuştur, bıraksınlar dükkanlara yazdıkları "süslü püslü" lafları...

Şimdi "Gecenin bir yarısı Fenerbahçe taraftarını ilgilendiren bu yazıyı neden yazıyorsun?" derseniz, renkleri ne olursa olsun, taraftarın müşteri yerine konması kanıma dokunuyor da ondan...

21 Temmuz 2011 Perşembe

Etik Kurulu


Yaklaşık olarak bir aydır Türk futbolda elden ele gezen "saatli bomba" şimdi yukarıdaki beşlinin elinde.
Federasyon topu etik kuruluna attı.
İşleri oldukça zor.
Savcılıktan gelen dosyaları inceleyip, herkesin dört gözle beklediği kararları verecekler...
Herhangi bir etki altında kalmadan en doğru tespiti yapmalarını dilerken,
kolay gelsin diyelim şimdiden...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

2011 Model İbra

Zlatan İbrahimovic yeni sezona yeni saç modeliyle girdi.
Yakışmış mı? Bence , evet...

Gazoz Kapağı


"Biz TFF'ye dedik ki: Kurumlar ayrı, kulüpler ayrı. Şahsi işler kulüpleri bağlamaz, soruşturmada adı geçen kulüplerin düşürülmesine şiddetle karşı durduk. Eğer küme düşürme olursa Türk futbolu uçuruma gider"
İlhan Cavcav
Gençlerbirliği Başkanı

"Geçenlerde İlhan Cavcav'ı dinledim, Fenerbahçe, Beşiktaş'ın küme düşmesini istemiyorum dedi. Bu ne demek? Konya'nın Sivas'ın düşmesi umurunda değil. Beşiktas, Fener düşmesin. Geçen sene Galatasaray kötüydü, biliyorsun, Galatasaray son iki maçta kurtardı. Eğer son maça kalsaydı ve rakip Gençlerbirliği olsaydı, İlhan bey kendi takımının mı yoksa Galatasaray'ın mı kazanmasını isterdi. Hayatınızda böyle saçma sapan bir demeç duyar mısınız?"
Bilgin Gökberk
Gazeteci

EskiÇarşı Kulübe El Koydu


Gebzespor'un hem Gebze Belediye Başkanı hem de takım yöneticileri tarafından sahipsiz bırakılmasına dayanamayan Gebzespor'un EskiÇarşı taraftar grubu kulübe gelerek yönetime el koydu. Bir aydır hiç kimsenin kulübe uğramadığını, topçuların sahipsiz kaldığını belirten taraftar derneği başkanı Recep Avcı, kulübü sahiplenen "adam gibi bir yönetim" gelene kadar kendi imkanlarıyla Gebzespor'u yaşatacaklarını belirtmiş. Yurt dışında olduğunda "taraftarın vefası" diye haber yapmayı seven medya, bizim memlekette olunca "zorla tesise girip kulübe el koydular" demeyi uygun bulmuş...




Blog Widget by LinkWithin