Oktay Mahmuti
11 Ağustos 2011 Perşembe
Açık ve Net!
Oktay Mahmuti
Terbiyesizliğin Kaptanı
Süper Ligden Kimse Küme Düşmeyecek#2
9 Ağustos 2011 Salı
Kolombiya'da Öyle,Bizde Böyle
Seni Özleyeceğiz BuralARDA
Arda Turan’a kahır mektubu
Güzel kardeşim Arda;
Şimdi sana söyleyeceklerimi ne olur nasihat olarak alma. Zaten haddime düşmez. Ne de olsa “star” olan sensin, ben değil.
Ama bu memlekette senden daha fazla yaşamış birinin tavsiyeleri olarak al. Çünkü tam şu anda, hayati bir yol ayrımındasın. Kendine sorman gereken çok önemli bir soru var.
***
Bir gün “yaş otuz beş, yolun yarısı-kariyerin tamamı eder” dediğinde...
Yani gençlik denen nazlı kuş avcundan uçup gittiğinde...
Yani şimdiki hızın ve çevikliğin azalıp da adın artık dünya kulüplerinin transfer listelerinde geçmediğinde...
“Jübile” denen o acıklı kelime ufukta belirdiğinde yani...
İşte o zaman Hasan Şaş ağabeyin gibi mi olacaksın, yoksa Tugay Kerimoğlu ağabeyin gibi mi...
İşte bütün mesele...
***
İkisi de kuşağımın efsane isimleri. İkisi de senin gibi büyük futbolcu. Aralarında tek fark var.
Tugay vaktiyle UEFA Kupası’nı almaya koşan bir takımı bıraktı ve tuttu adanın yolunu...
Hasan ise Brezilya’ya gol atıp adını Afrika kabilelerindeki bebelere bile ezberlettiği devirde aynı treni kaçırdı.
Sonuçta ne oldu görüyorsun: Tugay hâlâ saygı görüyor, neredeyse takımının teknik patronlarından biri olacak.
Ama Hasan buradaki sıradan bir sezonun sonundaki dandik bir maç kaybedildi diye linç edilmek üzere...
***
Arda, güzel kardeşim.
Güzel ülkemiz maalesef böyle. Biraz unutkan, biraz eğitimsiz, biraz da mutsuz bir toplumuz.
Burada her şeyi çabuk unuturuz. Kadir kıymet pek bilmeyiz.
Bu yüzden sen de vakti gelince git. Artık İngiltere mi olur İspanya mı, orasını ailenle siz bilirsiniz.
İlla Chelsea olsun, Bayern, Barça olsun diye de hiç kasma... Ne bileyim Shalke’ye git, Villareal’e git, Boro’ya git...
Ama git Allah’ını seversen. Bizim gibi sevgisiz ve vefasız insanların bugün Hasan’a yaptığımızı yarın sana da yapmamıza izin verme.Tuna KİREMİTÇİ
Bayern Münih Taraftar Ürünleri
Bunlarla Oynamayalım
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Dimitar Ivankov Serbest
CSKA Galibiyetle Başladı
Локомотив София - ЦСКА 1:20:1 Делев - 3' 0:2 Зику - 59' 1:2 Романов - 73'Локомотив София: Галев, Атанасов, Гаров, Лахчев, Добрев, Горанов (Караджинов - 68'), Янев, Писаров (Манолов - 74'), Романов, Дафчев (Мешич - 56'), ЙордановЦСКА: Мболи, Адемар, Бандаловски, Попов, К. Стоянов, Галчев, Янчев, Нелсън (Костов - 82'), Зику (Петър Стоянов - 87'), Платини (Живец - 64'), Делев
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Mustafa Sarp
Süper Ligden Kimse Küme Düşmeyecek

Recep Öztürk'ün, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/334-1432 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/237 numaraya kayıtlı dosyada Recep Öztürk vekili tarafından dosyaya sunulan 29.07.2011 tarihli dilekçe okundu. Dilekçemin konusunun yürütmeyi durdurma istemi olduğu, dilekçe ekinde de gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Yapılan inceleme neticesinde şartlarının bulunduğu görülmekle yürütmenin durdurulmasına, Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;
9. E.2011/251
Durmuş Bayram'ın, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/287-1477 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/251 numaraya kayıtlı dosyada yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olup Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;
10. E.2011/242
Umut Koçin'in, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/341-1476 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/242 numaraya kayıtlı dosyada yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olup Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;
11. E.2011/257
Muttalip Kandemir'in, PFDK'nun 08.06.2011 tarihli ve 2010-2011/284-1428 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin E.2011/257 numaraya kayıtlı dosyada Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının beklenmesine; incelemenin devamına;
Ultras Project
70li yıllarda İngiltere'de pub basmalar, tren istasyonu etrafındaki kovalamacalar gibi taraftarlar arasındaki sokak "mevzuları" hızla artarken, polis de maç öncesi ve çıkışında taraftarları birbirinden ayırmak için uğraşıyor, olaylara karışanları giydikleri forma ve atkılar sayesinde "ayıklamak" kolay oluyordu, özellikle Dr. Martens botlar giyen "skinhead"ler "arananlar listesinde" ön sıralardaydı, oysa kimse Adidas ayakkabı giyip, sırtına Lacoste t-shirt geçirenlerin Liverpool'un Urchins grubu elemanları olduğunu düşünmüyordu. Kırmızı-beyazlı hooliganlar Fransa deplasmanında "arakladıkları" Lacoste, Sergio Tacchini, Adidas marka ürünleri ülkede giymeye başlayınca, İngiltere'de de futbol taraftarları arasında "casual" giyim kültürü de başlamış oluyordu. Liverpool'luarı diğerlerinin takip etmesi pek zaman almıyor ve İngilizler formaları-atkıları atıp, Burberry, Fila, Stone İsland, Fred Perry, Lacoste, Adidas gibi pahalı markaları sırtlarına geçirip stadların etrafında boy göstermeye devam ediyordu.

2 Ağustos 2011 Salı
CSKA'dan Delev İçin Hülle Yöntemi

Kobe'nin Yeni Hedefi
Twitterdan Salladı ve Kovuldu
Marsilya 2011-12 Forması
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Atkı Tutan Eller
31 Temmuz 2011 Pazar
Giymedim Giydirdim
Bulgaristan'ın En Büyüğü CSKA
Litex 30. Alexandrov 3. Zanev 5. Onanga 33. Bodurov 6. Jos 15. Flores 16. Popov 19. Rumenov 21. Tsvetkov 17. Milanov 12. Kodo
Reserves: 31. Vinisius 8. Volume 9. S. Todorov 11. Marisema 18. I. Milanov 22. Nikolov 27. Tsvetanov Coach: Penev
CSKA 12. Karadjov 23. Dechev 6. Stoyanov 19. Popov 8. Trifonov 5. Yanchev - k 18. Galchev 27. Ziku 29.Nelson 7. Delev 9. Platini
Reserves: 88. Makendzhiev 2. Vidanov 3. Adhemar 14. Kostov, 17. Sadula 22. P. Stoyanov 77. Lublin Coach: Milen Radukanov
30 Temmuz 2011 Cumartesi
Bay Ribaund: "Furkan Aldemir"

Fiba, düzenlediği 20 yaş altı Avrupa Şampiyonası süresinde Furkan Aldemir'in olağan üstü performansı üzerine kendisine "bay ribaund" ismini uygun gördü. Furkan, turnuvaya damga vurmakla kalmayıp yeteneğinin, mücadelesinin ve başarısının ödülünü en iyi beşe seçilerek almış oldu. Peki Furkan ne yaptı da bu güzel ünvanlara sahip oldu dersek:
- 2. turda oynanan Almanya maçında 15'i hücum olmak üzere 25 ribaund çekip bir maçta en fazla ribaund alan oyuncu olarak tarihe geçti. Furkan'dan önceki rekor 23 ribaund ile Romen oyuncu Titus Nicoara'ya aitti.
- Almanya maçında 25 ribaund alan Furkan'a karşılık Almanya takımının toplam ribaund sayısının 26 olması da maçın ilginç yanı olarak kayıtlara geçti.
- Furkan Aldemir bu performansıyla herhangi bir yaş kategorisinde bugüne kadar düzenlenen tüm altyapı organizasyonları içinde bir maçta en çok ribaund çeken oyuncular listesine girdi. 2006'da İngiliz Daniel Clark, ülkesi adına Lüksemburg karşısında 27 ribaund toplamıştı. Listede 26 ribaund alan beş oyuncu bulunurken, Furkan'ın dahil olduğu 25 ribaund alanlarda altı oyuncu daha bulunmakta.
- Furkan'ın performansı Almanya maçı ile sınırlı kalmadı. Çeyrek finalde oynanan Rusya maçında Rus uzunlarına rağmen aldığı 23 ribaund, 20 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası tarihinde, iki kez 20 ribaund barajını aşan ilk oyuncu olmasını sağladı. Ayrıca bu performansı sonrası üst üste 2 maç 20 ribaund barajını geçen ilk oyuncu olma onuruna erişmesini sağlamış oldu.
- Turnuva boyunca muazzam bir performans sergileyen Furkan, Milli takımımız 6. olmasına rağmen oyunuyla turnuvadaki seyircileri ve organizasyon komitesini adeta büyüledi. Fiba. internet sitesinde ana sayfada, yukarıda da değindiğim gibi manşet olarak "Bay ribaund" başlığı ile Furkan'ı tanıtan ve performansını süsleyen özelliklerini kaleme alan bir yazı yayınladı. Bu popülarite ve performans, kendisine turnuvanın en iyi beşine seçilme onurunu getirirken genç yıldızımız turnuvayı, 14,8 sayı 15,9 ribaund ortalamaları yakalayarak tamamladı ve Avrupa Şampiyonası'nın "ribaund kralı" oldu.
Furkan'ın bu tarz performansları dahil olduğu tüm alt yapı turnuvalarında sıkça yer alıyordu ancak böyle üst seviye bir performans belki de az oyuncuya nasip olmuştur. Furkan, Galatasaray'ın gelecek hamlesi içinde, takıma yerleştirdiği çok önemli bir parça ve adeta bir çok değerli bir maden gibi takımda yer alıyor. Furkan ile taraftar olarak ne kadar gurur duysak az. Ancak aynı turnuvada yer alan, geçtiğimiz sezon ortaya çıkan Galatasaray hikayesinin kahramanlarından Göksenin ve Sertaç'ın da performansını unutmamak lazım. Göksenin turnuvayı, 12,0 sayı 7,0 ribaund 3,2 asist gibi çok yönlü bir oyun ve ortalamayla tamamlayarak kalitesini gösterdi. Sertaç Şanlı ise 8,6 sayı 4,4 ribaund ortalamalarıyla pivot pozisyonunda önemli bir katkı yaparak turnuvayı tamamladı. Biz Galatasaraylılar için yeni sezon merakla beklenen bir sezon olarak yerini koruyor. İnşallah başarılar ve şampiyonlukla taçlanmış bir sezon olur.
24 Temmuz 2011 Pazar
Galatasaray Taraftarı Varsa, Meşale de Vardır
Gerilla, Futbol ve Bir Başkan
Radyo günleriydi. Tupamaros gerillası, spor radyosu Radio Sarandi’yi ele geçirdi. Derbi maçı radyodan canlı yayımlanıyordu, Nacionel-Estudiantes de la plata. Gerilla, bildiriyi okumak için devre arasını bekledi. Sonra radyodan çıkıp gittiler. Yakın bir pub’da maçın devamını dinlediler. Daha önce de diktatörün konuşma yapacağı bir radyo istasyonunu havaya uçurmadan, komşu evdekileri uyarmışlardı; komşunuzu bombalayacağız diye. Radyonun sahibi Pacheco Areco, başkan diktatörün yakını arkadaşı ve danışmanıydı. Radyoyu bombalamadan, iki radyo vericisini de kurtardılar. Patlamaktan ve diktatörden kurtulmuş vericiler, korsan radyo olarak daha sonra birçok yerde halka hizmet verdi.
Uruguay, Copa America’da finale çıktı. Bugün oynanacak. Bütün Uruguay bu finali bekliyor. “Brezilya’da en sevilen spor basketboldur” diyordu bir yazar. “Futbol mu? O spor değil dindir.” Uruguay’da bu daha da öte. Dine inanmayanlar var ama futbol seyretmeyen, asla. Eğer finaldeki rakibi Paraguay’a yenilirse en az iki-üç kişi kalpten ölür ve birkaç kişi intihar edebilir.
Jose Mujica, namı diğer Pepe. Tupamaros gerillası lideri. Yukarıdaki eylemlerin, şenlikli banka ve kumarhane soygunlarının sorumlularından. Yılbaşı öncesi yiyecek kamyonlarını ele geçirip yoksullara Christmas yemeği için dağıtıyorlardı. Yakalanan arkadaşlarını cezaevlerinden çıkarmak için elçileri kaçırmak gibi özel bir af yöntemi uyguluyorlardı. Pepe bugün Uruguay Devlet Başkanı. Doktorlar onun için de önlem aldılar. Maç sırasında kalpten ölebilir diye. Diktatörlük sırasında, uzun zamanı tecritte olmak üzere 14 yıl cezaevindeydi. Bir hücrede, kafasına çuval geçirilmiş ve tepesinde iki muhafızla bekletilirken o haftaki maç sonuçlarını soruyordu.
Uzun diktatörlük belleğe ve günlük yaşantıya iz bırakmış. Taksilerin önü ile arkası arasında kalın, saydam plastikten bir bölüm var. Şoförün kafasına vurulmaması için yapılmış. Şoförün kafasına vurma isteği uyandırıyor. Soluk kesici, tıkılmış, sıkıştırılmış ve yere yatırılmış kafanın üzerine bastırılmış hissediyorsun. Yani 12 Eylül günlerinde sokakta dolaşır gibi.
Bir de şoför sen arabaya bindikten sonra öndeki bir manivelayı çekerek seni içeri kilitliyor. İdeal bir panik atak yaratma biçimi. Sıkıysa parayı verme. Zaten parayı arkadan küçük bir bölmeye yerleştirip öne çevirdiğinde uzatabiliyorsun. Şoför para üstünü aynı yere koyup geri çeviriyor. Kola uzanıp kapıyı açıyor. İnip toprağı öpebiliyorsun. Soyguna karşı iyi bir önlem diyor Uruguaylılar gülerek, ufak bir sorun var; trafik kazasında kafasını bu bölmeye çarparak ölen sayısı soygunlardan kat kat fazla.
Bina kapıları da dairelerin içinden açılamaz. Aşağı inip anahtarla açmak zorundasın ve misafir giderken de yine inip kapıyı açman gerek. Arjantin’de de böyle. Cuntadan önce de mi böyleydi diye sormuştum Arjantin’de. Bilmem öncesi var mıydı dediler. Ama en azından misafire saygı için güzel. Kapıya kadar seni uğurluyorlar. İyi tarafları da var cuntaların. Bizde de taksilere taksimetre takılmıştı.
Tupamaros gerillası, şehirde bin kaplan gücündeydi. Mesela Amerikan milyarderi Rockefeller’ın ziyaretinden hemen önce General Motors şirketini bastı. Alman Bayer firmasını bombaladı. Bıraktıkları bildiride “Bir Nazi işletmesi olan Bayer, Vietnam’da Yankee’lerin kullandıkları gazı satıyor, bütün ölümlerin suç ortağıdır” diyordu. Biz Bayer’i sadece Aspirin yapar biliyorduk. Sahiden biber gazını bize kim satıyor?
Montevideo’da bir fotoğraf stüdyosu kurmuşlardı. Sahte polis kimlikleri, askeri geçiş izinleri, pasaportlar yapıyorlardı. Ernesto Che Guevara’nın Bolivya’ya giriş pasaportu da burada yapıldı. Sakalsız ve kel bir fotoğrafı vardı. Che bu fotoğraf için kafasının ortasını kazımış, efsanevi sakalını kesmişti.
Pepe Mujica ile Uruguay Parlamentosu’nda konuşuyordum. Che’nin neden Bolivya’ya gittiğinin de peşindeydim. Uruguay’da gerilla, Tupamaros hareketi Bolivya’dan çok güçlüydü. Neden Uruguay’a gelmedi diye sordum. “Sanırım devrimin ancak kır gerillası ile olabileceğini düşünüyordu. Burada biz şehirlerde örgütlüydük ve zaten Uruguay’ın çoğunluğu kentlerdeydi” diyordu.
Tupamaros hareketi altmışlarda Sosyalist Parti’den ayrılmıştı. Partinin, mücadeleyi burjuva yasallığı içine hapsettiğini söylüyorlardı. Pepe’ye “Hâlâ devrimci misiniz” diye sormuştum. Parlamento başkanı odasındaydık. “Biz Che Guevara çizgisinde çok önemli bir dönem yaşadık ama şu anda başka bir dönem var. Bir reform programı aslında çok küçüktür ama bizim için çok önemli sosyal değişiklikler yaratacağından, aynı zamanda önemli ve büyüktür... Şimdi zaten bu hükümet bir seçim hükümeti, bir cephe (koalisyon) hükümetidir. Bu hükümet biçimi zaten başka türlü bir değişikliğe de müsaade etmez. Bundan daha iyi bir yol olabilir ama bizim limitimiz bu; burada bundan daha büyük bir değişiklik yapamıyoruz, yapamadık... Gerçekliğin ne olduğunu anlamak zorundasınız. Düşünsel olarak, sosyal olarak anlamak zorundasınız. Biz yalnızca gerilla değiliz. Biz aynı zamanda mücadeleciyiz. Biz, kapitalizme karşı halkın yaşaması için mücadele ediyoruz; fantastik bir solu değil, gerçeğin solunu savunuyoruz...”
Bu akşam Uruguaylıyım. Bir gerilla grubunun maçı ortasında kesmesine de itirazım yok ama Pepe kızar mutlaka ve bütün Uruguay.






































