20 Kasım 2009 Cuma

Cemal Nalga Depremi


Galatasaray basketbol şubesi bayanlarda küme düşüp, erkeklerde de ikinci lige düşmemek için play out oynadığı yıllarda "ne büyük bir rezalet içindeyiz" diye dert yanıyorduk arkadaşlarla, yaşadığımız günlerin aslında bizim iyi zamanlarımız olduğunu bilmeden, esas kepazeliğin kaderimizde yazılı olduğunu hiç aklımıza getirmeden... Fenerbahçe maçında terlettiği forma henüz kurumadan, Cemal Nalga merkez üslü bir deprem yaşandı ki Galatasaray'da şu ana dek hala artçı sarsıntıları devam ediyor, herkes merakla arkasından büyük bir deprem mi gelecek, yoksa srsıntılar yavaşlayarak son mu bulacak diye merak ediyor. Konuyu uzun uzadıya yazmayacağım, medyada öyle geniş yer buldu ki, pazarda mandalina aldığım esnaf bile arkadaşıyla Cemal'in Tufan olmasını konuşuyordu... Yine de merak edenler için özetleyelim: Galatasaray ile Cibona Zagreb'in hazırlık maçında Cemal rakibine yumruk atar ve federasyondan 5 maç ceza alır. Bu turnuvanın son maçı olan Erdemir maçında oynamaz ve takım başka bir organizasyona katılmak için Almanya'ya uçar. Orada yapılan iki karşılaşmada da Cemal Nalga cezalı olmasına rağmen, Tufan'ın formasını giyerek maçlarda yer alır. Daha sonra Türkiye dönüşündeki İstanbul BB ve Yeşilyurt maçlarında da oynamayarak cezasını çeker... Aslında Cemal, hazırlık maçında ceza aldığı için, hazırlık maçlarında da oynamayarak bu cezayı tamamlayabilir ve herhangi bir sorun ortaya çıkmazdı ama nedense başka bir oyuncunun ismiyle Almanya'da sahaya sürülmüştü... İşte burada esas soru da bu: Neden?
Bu soruya yanıt verebilecek en yetkili kişi olan takımın coachu Okan Çevik kendini şöyle savunmuş: "Avrupa'da adeta Türk olmanın bir markası haline gelmiş Galatasaray Kulübü'nün takımı olarak hem Türklerden, hem de yabancılardan gördüğümüz yoğun ilgi ve sevgi hepimizi derinden etkiledi. Öyle ki oynayacağımız müsabakalar, aslında sezon öncesi yapılan sıradan hazırlık maçları olmasına rağmen, oyuncularımız ve teknik heyet olarak bizde adeta Avrupa'da oynayacağımız bir kupa maçı, hatta milli maç baskısı oluşturdu. Temel amacı takımın eksiklerini görmek ve tamamlamak olan sezona hazırlık maçlarını, mutlak kazanmamız gereken mücadeleler olarak görmeye başladık. İçine girdiğimiz bu psikoloji ve ruh hali nedeniyle yoğun bir kazanma arzusuna kapıldık ve çok büyük bir hata yaparak, eksik ve sakatımızın fazla olmasından dolayı, takımı güçlendirmek adına, cezalı durumdaki oyuncumuzu sakat olan diğer oyuncumuzun forması ile oynattım..."
Bu cevap bile Galatasaray basketbol şubesinin ne kadar amatörce, profesyonellikten uzak ve iş bilmez kişiler tarafından yönetildiğinin bir kanıtı aslında. 100 yılı geçkin bir camiayı temsil eden kişiler, kuralları çiğneyip, nasıl içgüdüsel hareket edebiliyorlar... "Kafalarına göre hareket edeceklerdir" zira, o görevlere de "kafadan ve keyfiyen" gelmektedirler. Takımın menajeri olan Mert Uyguç, hangi sıfatla, hangi CV ile o göreve layik görülmektedir. Galatasaray basketbol takımında oynamak dışında, ki sürekli ilk beşin dışındaydı, başka ne gibi bir özeliği var, babasının Galatasaray liseli olması bunda etkili olamaz mı? Olur tabii... Aynı, Koray Mincinözlü'nün kulübe ne verdiği tartışılırken, Etiler ve Bebek'teki kafelerden apar topar takımın idmanına çıkarıldığı gibi... Daha da karıştıracak olursak kirli sepetini, takıma küfreden Halil Üner ve Zafer Kalaycıoğlu'nun nasıl ve neden bu takımın başına getirldiklerini sormak lazım, hatta kepazeliğin başka bir boyutu da Zafer Kalaycıoğlu resmi olarak Fenerbahçe coachu iken Galatasaray'ın soyunma odasına girip taktik dahi verebilmesidir... Alınan vasıfsız yabancılara ödenen paralar, Galatasaray aşığı basketçilerin takımdan uzaklaştırılması, basketbol şubesinin çeşitli pozisyonlarına ahpap-çavuş ilişkisi içinde göreve getirilmeler, "iğrençlikler" listesinin uzayıp giden maddeleridir...
Bütün bu "tuhaf ilişkiler" belki böyle devam edecekti ama Cemal Nalga olayı patlak verdi ve Başkan Polat, hiç zaman kaybetmeden bütün sorumluların takımla ilişkisini kesti. Ardından Kulüp Divanı olağanüstü toplantı çağrısı yaptı ve Yiğit Şardan da Divan'da istifası istenmeden, belki de hiç bilgisi olmadığı bir olaydan dolayı istifasını başkana sundu... "Basketbolun başındaki adam bunu nasıl bilmez?" sorusu gelebilir hemen ama eğer takımla birlikte Almanya'ya gitmediyse, Cemal Nalga olayını bilemez Yiğit Şardan haklı olarak, söyleyeceklerini mi sanıyorsunuz Mert Uyguç'la Koray Minciözlü'nün ona böyle bir skandalı...
Ben hala hiç bir amacı olmayan bu oyuncu oynatma olayının neden yapıldığını kara kara düşünmekle meşgülklen, Fenerbahçe'nin de Federasyona'a Galatasaray ile ilgili itiraz dilekçesi yolladığını duyunca kahkahalar atmadan tutamadım kendimi... Dilekçenin içeriğinden haberim yok ama ne isteyebilirler ki? Cemal diskalifiyeye edildikten sonra 5 maç ceza almış, bunu ister hazırlık maçı olsun, ister resmi maç olsun bu hafta sonu oynanan Fenerbahçe maçına kadar her şekilde tamamlıyor, yani her türlü Fenerbahçe potasına 8 sayı atıp 14 ribaund alabiliyor... Ama, rakibim düştü mü, vardır bir hikmet, bir de ben tekme atayım mantığı işliyor maalesef ezeli ve edebi rakipte...

3 yorum:

birkan dedi ki...

Emin ol o mantıktaki yönetimden biz de tiksiniyoruz.
Fenerbahçenin başından defolup gitmesi dileğiyle.İsterse yaptırdığı stada adını verip öyle gitsin, yeterki defolsun.

Anonim dedi ki...

Bu skandalda Yiğit Şardan'la ilgili olarak anlayamadığım ve yazınızda eksik olduğunu düşündüğüm bir konu var. Yiğit Şardan'ı Galatasaray taraftarları olarak seviyoruz ve doğrudan hatalı olmadığı bir konuda başına böyle bir talihsizlik gelmesine üzülüyoruz doğal olarak AMA:
Yiğit Şardan Almanya'da vuku bulan bu rezaletten kafileyle birlikte orada olmadığı için haberdar olmamış olabilir bunu normal karşılayabiliriz de Oyak Renault maçı 19.10.2009'da oynanmış ve bu maçı Galatasaray 68 - 63 kazanmış. Bu maçın ardından Oyak Renault bu olayla ilgili olarak federasyona başvuruyor ve gereğinin yapılmasını istiyor. Yiğit Şardan bu noktada bu olaya dahil olup daha başvuru olduğu anda önlemlerini almalıydı. Kendisi teknik ekibe bu olayın aslı astarı nedir diye sormadı mı? Sorduysa kendisine ne yanıt verdiler? Yalan mı attılar, olanı biteni gizlediler mi bilemem ancak bu Yiğit Şardan'ın olaydaki sorumluluğunu ve yönetici olarak hatasını ortadan kaldırmıyor maalesef ki bana sorarsanız Yiğit Şardan'ı skandalın bir numaralı sorumlusu yapıyor. Bu noktada Yiğit Şardan'ın olayı bilmediği varsayımının biraz naif bir önerme olduğunu düşünüyorum.

Arkhe dedi ki...

Fenerbahçe itirazını bu olay patlak vermeden önce yaptı. Düştü mü bir tekme atayım gibi bir mantık yok.

Blog Widget by LinkWithin