30 Ocak 2026 Cuma

Manchester City:2-0:Galatasaray

 


Eylül ayında Şampiyonlar Ligi kuraları çekilip, maç fikstürü belli olduğunda City'nin çoktan "ununu eleyip eleğini sereceğini" ve Galatasaray karşısına yedek ağırlıklı bir kadro ile çıkacağı söylenirken, Galatasaray için ise ilk 24e devam etmek için kazanılması gereken bir maç olacağı yazılıyordu. Oysa, çarşamba gecesi tam tersi bir durum yaşandı, Galatasaray bir hafta evvel Atletico Madrid'ten 1 puan alıp devler liginde devam etmeyi garantilerken, Guardiola ise play-off oynamamak için Norveç'te kaybettiği puanları gol ve gollerle Galatasaray karşısında telafi etmek zorundaydı...

Ev sahibi kendi bildiği sahada oynarken, seyirci avantajı Galatasaray'da gibiydi zira maç boyu skordan bağımsız Etihad'ı inleten ve İngilizleri "Arap sermayesi ligimize geldi, takımlarımız güçlendi ama taraftarlığı kaybettik" diye düşündüren ultrAslan ve ultrAslan-Avrupa üyeleri vardı. Daha seremonide meşaleleri yakan, maçta "Gençlik Marşını" da "Yerine Sevemem"i de "Adanmış Hayatların Umudunu" da İngilizlerin beyinlerine kazıttılar kelimenin tam manasıyla.


Torreira'nın sakatlığı nedeniyle Okan Buruk ilk onbire İlkay'ı monte edip, onu eski takımına karşı kaptanlık pazu bandı ile sahaya çıkarıyordu. Yeni nesil her şartta kazanmaya odaklı olduğu için onların "materyalist" dünyasında futbolun insani tarafları pek dikkate alınmaz da Okan Buruk'un bu jesti de Günay'a Süper Kupa maçında Fenerbahçe'ye karşı forma şansı vermesi de o pek beğendiğim bestede dediği gibi "başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter" gibi asil bir hareketti, ne biz unuturuz, ne de İlkay ve Günay...

Kazanmak ile kaybetmek arasında "bir kaç milyon euroluk" harici çok bir fark olmayınca, Okan Buruk da Anadolu takımlarının kendisine sürekli yaptığı "otobüsü çekmek" yerine kendi oyun felsefesini devam ettirdi: Rakibe onların sahasında basıp kapacağı toplarla gol aramak... Plan şahaneydi de rakip hoca bu işin üstadlarından Pep'ti ve her ne kadar bir çok topçusu sakat ya da cezalı olsa da,  kalecisinden forvetine dünyanın en iyilerine sahipti...


O "en iyilerden" olan Haaland'ın çömertçe ikramı ile başladı maç aslında, bomboş kafayı auta atınca yakın zamanda gelecek golün sinyali yanmıştı ve on 8 dakika sonra Doku'nun ara pasında Norveçli Abdülkerim'in "ağır" kalmasından faydalanıp Uğurcan'ın üzerinden ağları havalandırıyordu. Erken gol ev sahibini rahatlatırken, Galatasaraylılar oyuna alışmakta zorluk çekiyordu ki Torreira'nın yokluğunda İlkay'la olmuyordu Okan Buruk'un oyunu. Aslında İlkay'ı seyrederken, Drogba'nın Chelsea deplasmanındaki "yokluğu" bir çok kişinin hafızalarında canlanıyordur muhtemelen. Tecrübeli topçulardı bunlar ama maalesef onlar bile bu duygu yoğunluğunu kaldıramıyor anlaşılan. Lemina ve Sara'nın çabaları sarı-kırmızılıları oyunda tutmaya çalışırken, ayakta kalan, ikili mücadeleleri kazana ve topu koşturan City'lilerdi. 23'te O'Reilly'nin füzesini Uğurcan kornere atıp ikinci gole izin vermezken, eski takımına karşı Sane'nin becerileri ve Osimhen'in çabası ile rakip ceza sahasına giriyordu Galatasaray. Tabii, eşitliği ararken Doku ile gelişen bir başka ani atakta, onun pasında Cherki ceza sahasında boş kalıyor ve skorbordu değiştiriyordu. 


Farkın ikiye çıkması sonrası Okan Buruk Lemina'yı da savunmaya alıp defansı üçlerken, rakibi biraz daha durdurmaya çalışıyor, Doku'nun sakatlanıp çıkması Galatasaray adına maçın "talih" dakikası oluyorken, mavi-beyazlıların tüm hatlarıyla gol için yüklendiği bir anda Osimhen-Sane ikilisinin kazandığı topta Osimhen topu sürmek yerine Sane'ye aktarmayı hesap edince belki de Galatasaray adına ilk devrenin en önemli pozisyonu harcanıyordu.

İkinci devre City'nin diğer maçların sonucunu öğrenip rahatlaması ve Okan Buruk'un da savunmada yaptığı değişikliklerle Galatasaray oyuna biraz daha ortak olup pozisyonlar da yakaladı. 52. dakika Sallai'nin savunma arkasına ortasında Osimhen bomboş beklerken son anda savunma araya giriyor ve on dakika sonra yine Macar topçunun pasında Osimhen'in gelişine şutunu Donnarumma iki hamlede zorlukla yakalıyordu.  Galatasaray pozisyon buluyordu da savunmada Abdülkerim'in hataları rakibe şans veriyor, Cherki'nin iki dakika arayla net pozisyonlarını Uğurcan çıkarıyordu...

Yapılan oyuncu değişiklikleri Galatasaray'ı oyunda tutuyor ama beklenen golü getirmeyince, herkesin kafası sahadaki mücadeleden çok telefonlarından gelecek gol haberlerindeydi ve son düdük çaldığında Galatasaray 20. sırada yer alırken, City de Real Madrid'in kaybetmesi ile ilk sekizde bitiriyordu grup aşamasını... Maç sonrası ise Okan Buruk ile Guardiola'nın, Uğurcan ile Donnarumma'nın, İlkay ile eski arkadaşlarının, Osimhen ile Haaland'ın muhabbetleri futbolun güzel anları olarak objektiflere yansıyordu...

Stat: Etihad

Tarih:28/01/2025

Hakemler: Alejandro Hernandez, Jose Naranjo, Diego Sanchez Rojo VAR: Carlos del Cerro Grande

Manchester City: Gianluigi Donnarumma, Matheus Nunes, Abdulkodir Khusanov, Nathan Ake, Rayan Ait Nouri, Bernardo Silva, Nico O’Reilly, Rayan Cherki (Nicolas Gonzalez dk. 82), Omar Marmoush (Tijjani Reijnders dk. 67), Jeremy Doku (Phil Foden dk. 37), Erling Haaland

Yedekler: James Trafford, Marcus Bettinelli, Charlie Gray, Divine Mukasa, Max Alleyne, Rico Lewis, Stephen-Nevin Mfuni

Teknik Direktör: Pep Guardiola

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 68), Ismail Jakobs, Mario Lemina, İlkay Gündoğan (Lucas Torreira dk. 68), Leroy Sane (Kaan Ayhan dk. 80), Gabriel Sara (Mauro Icardi dk. 86), Barış Alper Yılmaz (Yunus Akgün dk. 68), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Ahmed Kutucu, Dağhan Kahraman, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak, Wilfried Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Erling Haaland (dk. 11), Rayan Cherki (dk. 29) (Manchester City)

Sarı kart: Mario Lemina (Galatasaray)


Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin