20 Temmuz 2011 Çarşamba
10-0
Şampiyon Beşiktaş
19 Temmuz 2011 Salı
MANU Formasıyla Liverpool'lular Arasında
"Size Messi'yi Alayım Mı?"
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Galatasaray 2011-12 Sezonu Formaları
16 Temmuz 2011 Cumartesi
"En üste oynamaya alışık olduğum için Galatasaray'ı tercih ettim."

Jaka Lakovic, İstanbul'a gelerek kendisini aslan yapan imzayı atmış oldu dün itibari ile. Lakovic, Galatasaray sistemi için çok önemli bir konumda olacak. Özellikle Fenerbahçe ile oynadığımız final serisinde sıkıntısını çektiğimiz winner oyuncu eksikliğini fazlasıyla kapatabilecek bir portföye sahip olması çok önemli. İkili oyunlardaki uzmanlığı ise tartışılmaz. Resmi siteye bir dizi açıklamalar yapmış ama benim dikkatimi en çok, yazının başlığına koyduğum sözü ile "Herhangi bir söz veremem ancak her maç ve antremanda yüzde yüzümü vereceğimi söyleyebilirim. İstatistikler çok önemli değildir, takım oyunu benim için daha ön planda çekti." açıklaması oldu. Akıl dolu bu açıklamalara, alkışlarla birlikte hayırlı olsun dileklerimizi sunuyoruz blog adına. Hoş geldin Lakovic...
Jaka Lakovic ile Sözleşme İmzalandı
Galatasaray Erkek Basketbol Takımı, 2010-2011 sezonunda FC Barcelona Regal forması giyen Jaka Lakovic ile iki senelik sözleşme imzaladı.
Medical Park Bahçelievler Hastahanesi’nde gerçekleştirilen sağlık kontrollerinin ardından Erkek Basketbol Takımı Genel Menajeri Ali Türsan'ın da katıldığı bir imza töreni düzenlendi.
İmza töreninden önce GSTV'ye konuşan Sloven oyun kurucu, burada olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu, gelenekleri bulunan ve hedefleri çok büyük olan bir takıma geldiğini belirtti. Transfer sürecine de değinen oyuncu, bu evrenin çok hızlı ve kolay geçtiğini çünkü Galatasaray yönetiminin kendisine büyük bir ilgiyle yaklaştığını, ayrıca Galatasaray'ın Euroleague için mücadele edecek olmasının tercihini etkilediğini ifade etti. Yeni transferler ve antrenör Oktay Mahmuti hakkında "Daha önce pek çoğuyla karşı karşıya oynadım. Oktay Mahmuti yarışmacı bir takım kurdu" şeklinde bahsetti. İstanbul'a gelmeden önce milli takımdan arkadaşı, eski Efes Pilsen oyuncusu Bostjan Nachbar ve yine milli takımdan arkadaşı, Fenerbahçe Ülker'den Gasper Vidmar'dan şehir ve lig üzerine bilgi aldığını ve İstanbul'un çok güzel bir şehir olduğunu sözlerine ekledi. Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki rekabete de değinen Jaka Lakovic, maçlarda yaratılan atmosfere dair çok şey bilmediğini ancak hem Yunanistan'da Panathinaikos formasıyla Olympiakos'a karşı, hem de İspanya'da FC Barcelona Regal formasıyla Real Madrid'e karşı büyük maçlar oynadığını vurgulayarak, Türkiye'deki ortama çok çabuk uyum sağlayacağını ve bu tür maçların ligin gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi.
Bu özel röportajın sonrasında Jaka Lakovic basın mensuplarının sorularını da yanıtladığı törende imzayı attı.
"Galatasaray'ı daha önceden biliyordum. Çok iyi bir yapılanma ve en üste oynamaya alışkın bir kulüp. Ben de en üste oynamaya alışık olduğum için Galatasaray'ı tercih ettim. Antrenörümüz Oktay Mahmuti'yle telefonla pek çok kez görüştüm ve iyi, yarışmacı bir takım yarattığına inandım. İlk hedefimiz elbette Euroleague'e kalmak olacak ve Galatasaray bunu başaracak güçte."
2004 - 2005 sezonunda Panathinaikos formasıyla Oktay Mahmuti'nin çalıştırdığı Efes Pilsen karşısındaki seride mükemmel performanslar sergilediği hatırlatılınca "O seriyi çok iyi hatırlıyorum ve oynadığım en heyecanlı serilerden biriydi, gerçek bir derbiydi ve Final Four'a kalmıştık. Oktay Mahmuti de takımını çok iyi yönetmiş ancak bir takımın kazanması gerekiyordu."
Euroleague tarihinin 2001 - 2010 arası 10 yıllık en iyi takıma aday gösterilen 50 oyuncudan biri olan Jaka Lakovic'e, 2001 - 2002 sezonunda 38 sayı attığı ve index değerlendirme sıralamasında Euroleague ikincisi olmasını getiren Real Madrid maçındaki gibi istatistikler vaad edip etmediği sorusuna Sloven guard "Herhangi bir söz veremem ancak her maç ve antremanda yüzde yüzümü vereceğimi söyleyebilirim. İstatistikler çok önemli değildir, takım oyunu benim için daha ön planda" şeklinde cevap verdi.
Sloven guard Türkiye'den Roko Ukic ve Luksa Andric'i beğendiğini belirterek sözlerini tamamladı.
Jaka Lakovic'ten sonra söz alan Erkek Basketbol Takımı Genel Menajeri Ali Türsan "Geçen seneki isimlerden ziyade felsefeyi devam ettirmeye çalışacağız. "Son topa kadar mücadele"den ödün vermiyoruz. Felsefede bir değişiklik olmayacak." dedi.
Yeni sporcumuza Galatasaray kariyeri boyunca başarılar diliyoruz.
14 Temmuz 2011 Perşembe
Teksas'tan Davet
Bursaspor taraftarları olarak, gündemdeki 'şike ve teşvik primi' soruşturması ile ilgili daha önce yayınlamış olduğumuz açıklamalarımız ve görüşlerimiz doğrultusunda, Beşiktaş tribünlerince yapılan çağrıya yanıt vermek için bir kez daha açıklama yapma gereği hissetmiş bulunuyoruz. Futbolun endüstriyelleşme evresinde olduğu ve bu evrimi büyük ölçüde tamamladığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu evrim öyle bir evrimdir ki, her şeyden önce artık yüz binlerce insanın bir yaşam biçimi haline getirdiği bu ‘zevkin’ odağına futbolu değil, parayı adapte eder. Ve bu evrenin tamamlanmasına karşı durmamak ve bunu kabullenmek, işten çıkarmalar arttığında seyirci ortalaması düşen yani halkın takımı konumundaki hiçbir takımın onuruyla bağdaşmaz, bize yakışmaz. Bu kapsamda, Bursaspor taraftarı geçmişte olduğu gibi bugün de üzerine düşeni yapacaktır. Yeşil beyaz sevdalıları olarak bizler, “Temizlik ve temiz lig istiyoruz” sloganıyla çıktığımız bu yoldan asla dönmeyeceğiz. Bursaspor ile Beşiktaş tribünleri arasındaki sorunun, neye dayandığı hepinizin bilgisi dâhilindedir. Takımımızın küme düştüğü 2003-2004 sezonunda yaşanan çeşitli saha içi ve saha dışı olaylar, iki takım taraftarları arasındaki sorunun bu raddeye gelmesine neden olmuştur. Ancak bu sorunun asıl sebebi, bugün yayınladığı çağrı ile takdir toplayan Beşiktaş tribünlerinin, aynı tavrı o dönemde, aynı bugün olduğu gibi kanıtlarla ortaya konan bazı gerçeklere karşı gösterememiş olmasıdır. Bunu, sadece Beşiktaşlıların değil, tüm spor kamuoyunun değer verdiği bazı Beşiktaşlı merhum ve yaşayan spor yazarları da pek çok kez dile getirmiştir. Beşiktaş tribünlerinin daha önce açtığı bazı pankartlarla bu sorun giderilemez, önemli olan o pankartlarda ismi geçen kişilerin değil, Beşiktaş tribünlerinin gerçeklerle yüzleşmesidir. Bu konu, Beşiktaş tribünlerinin bir samimiyet sınavıdır. Ya geçecek, ya kalacaklardır. Bursaspor tribünleri, bu açıklamasıyla üstüne düşeni fazlasıyla yapmıştır. 2004 yılından kalan ve o gün kurulmadığı için bugün 51 renktaşımızın, kardeşimizin, ağabeyimizin cezaevinde olmasına sebebiyet veren o bir cümle ‘2004 senesiyle yüzleşiyoruz, Bursaspor ve tribünlerinden özür diliyoruz’ cümlesidir. Bu cümle, 7 yıldır kurulmadığı için büyük olaylar yaratan bir cümle olarak değil de, bu büyük gerilimi bir noktaya indirgemek için kurulan bir cümle olarak hatırlanabilir. Bu fırsat, hiç olmadığı ve bir daha hiçbir zaman olamayacağı kadar önümüzdedir. Gün, bizleri tel arkasında duran birer maymun olarak gördüğü ortaya çıkan kişilere ve oluşumlara karşı birlik günüdür. Stadyumda bir meşale yakıldığı için kulüplerin ceza aldığı bu devirde, ‘şike’ suçlaması delillendirilen kulüplerin ismi ve rengi ne olursa olsun TFF tarafından cezasız bırakılması, 2004 yılında ‘şike yapmadığı için düşen’ bizlerce kabul edilemez. Bizler, soruşturmanın odağında görülen kulüplerin sağduyu sahibi taraftarlarının da böyle düşündüğünü adımız gibi biliyoruz.Geçrek taraftarlar, hiçbir kupa veya başarıyı, onurunun önünde tutmamıştır, tutmayacaktır, tutmamalıdır. Son olarak, Kulüpler Birliği Vakfı’ndan çıkan ve altında tüm lig takımlarının imzasının bulunduğu bildirilen açıklamanın altına Bursaspor Kulübü imza atmışsa bile Bursaspor taraftarı asla imza atmamaktadır. Bunu bir kez daha tekrarlıyoruz. TEKSAS
İsmail İsa Golle Başladı
13 Temmuz 2011 Çarşamba
N'oldu Sana Ayı Gökmen

Bursaspor Taraftar Gruplarından Basın Bildirileri

Bu kirli düzene bizler dahil olmayalım!Her zaman hukukun üstünlüğüne saygı duyduk, güvendik ve yargı sürecindeki konularda bekleme kararı aldık. Türk futbolunda birşeylerin düzeleceğine olan inancımız artmaya başlarken, Türkiye Futbol Federasyonu'nun "Elimizde şike ile ilgili delil yok" açıklaması ile Kulüpler Birliği'nin, "TFF'nin alacağı kararı destekliyoruz" açıklaması bize samimi gelmedi. Bu açıklamanın altına kulübümüz de imza atınca içimiz burkuldu. Kulüpler Birliği'nin en yaşlı üyesi sıfatıyla konuşan İlhan Cavcav'ın, "Hiç bir kulübün ligden düşürülmemesi yönünde karar aldık" demesi ise bardağı taşıran son damla oldu.
Şike yüzünde canı yanan bir şehrin takımının başkanının, "Hiç birşey olmamış" tarzındaki açıklamalara imza atmış olacağını düşünmek bile istemiyoruz. Eğer şike yapan takımlar gerekli cezayı almaz ve bu olaya yönetimimiz sessiz kalırsa kendilerinden bu kulübün sahipleri olarak gereğini yapmalarını istiyoruz. Bizleri sorgusuz sualsiz idam sehpasına koyup, ipimizi çekenlere vakt-i zamanında neden ses çıkarılmadı? Kulüpler Birliği o dönem neden tek ses olamadı?
Sevgili Başkan...
7 yıldır bu konularda mücadele veren camianızı ve taraftarınızı hiçe sayamazsınız. Yoksa bunun vebalinin altından siz ve yönetiminiz kalkamaz. 2004 yılından beri, sırf futboldaki adaletsizliğe, Bursasporumuz'a karşı yapılan haksızlığa, ahlâksızlığa, şerefsizliğe karşı mücadele eden camianızı ve bu uğurda cezaevine giren taraftarınızı yok sayamazsınız.
Eğer bu kirli düzenin içinde, konunun muhataplarının yalan söylediklerini düşünüyor, açıklamalarını samimi bulmuyorsanız çıkın açıklamanızı yapın. Sizlerin arkasında duracak koca bir camia var, bunu unutmayın!
Temiz lig istiyoruzGündemdeki 'şike ve teşvik primi' soruşturmasına dair açıklamamızdır;Ülke futbolumuzda deprem etkisi yaratan şike ve teşvik primi soruşturması ile ilgili olarak bu güne kadar pek çok kişi, kurum ve taraftar gruplarından açıklamalar yapılmış, fakat Bursasporlular bu süreci izlemeyi ve sürece sağduyu ile yaklaşmayı tercih etmişlerdir. Ancak konuşma vaktimiz gelmiştir.Hukuki süreç devam etmektedir. Bize göre 'malumun ilanı' olan bu olayların ortaya çıkarılması ve adı geçen kulüplerin ve şahısların suçluluğu veya suçsuzluğu konusunda yorum yapmak bize düşmemektedir. Ancak Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki Türkiye Futbol Federasyonu'nun, kamuoyunun ve basının tavrı üzerine bu açıklamayı yapma gereği duymuş bulunuyoruz.Öncelikle şunu ifade etmek istiyoruz. Çeşitli sosyal paylaşım ve medya platformlarında dillendirildiği gibi 'şampiyonluğun kulübümüze verilmesi' gibi bir beklentimiz yoktur. Tek beklentimiz adaletin tecelli etmesi ve yerini bulmasıdır. Bu anlamda, gereken yapıldığında o tür bir durum ile karşılaşılması halinde de tavrımız aynı olacak, tarafımızca herhangi bir kutlama yapılmayacaktır. Bursaspor taraftarı, bir kupaya hiçbir zaman onurundan daha fazla değer vermemiştir.Türkiye Futbol Federasyonu'nun vermesi gereken kararın aciliyeti ortadadır. Ancak, acil bir karar alınması yönündeki gereksinim, görmekteyiz ki ilgilileri 'geçiştirici' bir karar almaya itmektedir. Kulüpler Birliği ve Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri arasında yapılan toplantıdan çıkan açıklamanın altına Bursaspor taraftarları olarak imza atmıyoruz. Bursaspor taraftarı, gerçek sahibi olduğu Bursaspor Kulübü'nün bu açıklamanın altına imza atması konusunda da gereken tavrı ortaya koymalıdır, koyacaktır. İlgili açıklamanın altına atılan imza, Bursaspor taraftarlarınca silinmelidir, silinecektir. Bursaspor taraftarı, 2004 senesini çok iyi hatırlamakta ve bu gibi 'şike' meselelerinde en keskin tavrı 7 senedir ortaya koymaktadır. 2004 senesi de, gerçekten ve herkes için adaleti savunan herkesin görmesi için 'tüm lekesiyle' mazide durmaktadır.Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA'ya üyedir ve bu üyelik, futbol konusunda uluslararası talimatlara uymaya söz verildiğini belirtir. Ancak mevcut durumda takınılan tavır, bu talimatlara aykırıdır ve UEFA'nın, bahsi geçen sonuçların çıkması halinde ülkemizi uluslararası etkinliklerden men etmesi kaçınılmaz olacaktır. Burada, Bursaspor'un suçu ne olacaktır?Olaylı geçen Beşiktaş maçının ardından, "Cezalar artırılmalı", "Verilecek ceza örnek teşkil etmeli", "Bursaspor küme düşürülmeli" diyenler neredeler? Sorma gereği duyuyoruz. İlgili maç hakkında çıkan ceza kararının açıklandığı konuşmada geçen "Kırılma noktası" terimi, ne oldu da bu olayda unutulmuştur?Bu soruşturmanın merkezinde bir Anadolu kulübü olması halinde, Türkiye Futbol Federasyonu'nun anında ve nasıl bir karar alacağını hepimiz biliyoruz. O yüzdendir ki, devir 'para ve havuz gelirleri' için imza atma değil, küçük balığı yiyen futbol düzenine baş kaldırma devridir. Anadolu kulüplerinin taraftarlarını, bu duruma karşı birleşmeye çağırıyoruz.Temizlik ve temiz lig istiyoruz!
Teksas.org
ultrAslan ve Çarşı'dan Basın Bildirileri
Son dönemdeki gelişmeleri müteakiben Türk futbolunun içine girdiği kaos ortamı tüm kamuoyunca malumdur.Futbolu temizleme adına yapılan bu operasyonları başlatan Büyük Türk Yargısı'nın kararlılığı, olayların üzerine gidişi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk' ün " Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." deyişiyle son derece örtüşmektedir.Hakedenlerin hakettikleri cezaları çekmeleri anlamında Türk Adaleti'ne olan inancımız tamdır ve bu sürecin Turk futbolunun temizlenmesi adına büyük bir fırsat ve milat olduğunu düşünmekteyiz.Ancak, olayların başladığı gün " ivedi karar vereceğiz, yargıyı beklemeyeceğiz " diyen Türkiye Futbol Federasyonu'nun, 6 gün sonra karar değiştirip "acele karar vermeyeceğiz" demesi de son derece manidardır.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun elinde kanıt olmadan harekete geçememesi ne kadar normalse, basına sızan belgeleri önemsememesi, böyle kritik bir ortamda ligin sağlıklı ve hakedenlerle başlatılması adına harekete geçmemesi ve geciken adaletle daha alt sıradaki takımların hakkının yenecek olması gerçeğiyle belgelerin bir an evvel temin edilebilmesi için uğraşı içinde olmamak ve bekleyeceğiz demekte bir o kadar anormaldir.Türk futbolunda eşi ve benzeri görülmemiş böyle özel bir durum oluşmuşken sadece gerekenlere cezaları vermek ve adaleti hemen sağlamak adına kamuya yansımış yani gizliliği kalmamış delilleri talep edip, bir an önce gereğini yapma kararını veremezken, Galatasaray Spor Kulübü başkanının açıklamasına yakışmıyor diye karar verebilmek ne kadar doğrudur.Ayrıca unutulmamalıdır ki, 1481'den beri kültürün simgesi, 1905'ten beri sporun beşiği olmuş Anlı, Şanlı Galatasaray Spor Kulübü'nün başkanına neyin yakışıp neyin yakışmadığını karar verecek tek merci sadece ve sadece yine Galatasaraylıların ta kendisidir.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun, sadece gecikmeyen adalet isteyen Sayın Başkanımız Ünal Aysal'ı disiplin kurallarını uygularım diye tehdit etmekte gösterdiği aceleciliği adaletin yerini bulması için göstereceğine inanmak ve Türk futbolunun üstündeki bu kara bulutların bir an önce kaldırıldığını görmek istiyoruz.ultrAslan olarak, kulübümüzün, başkanımızın ve bugüne kadar sarı kırmızıyı temsil etmiş herkesin yanında olduğumuz gibi, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.SaygılarımızlaultrAslan
"Futbol endüstriyelleşmiş olabilir.
Ama biz malul/meta değiliz.
Taraftarız.
Seyirciyiz.
Renklerine sevdalandığımız tutkunlarız.
Hangi Beşiktaşlı başarısızlıktan dolayı takımını terk etmiş?
Hangi Beşiktaşlı yenilgiden sonra takımına küsmüş?
Hangi Beşiktaşlı harama tevessül etmiş?
Yıllardır söyledik Şimdi bağırmak zamanı.
Şeref'inizle oynayın. Hakkı'nızla kazanın!
Beşiktaş'ı bir değerler manzumesine dönüştüren, "duruşumumzu" borçlu olduğumuz iki abide isme yakışanı yapın.Biz Beşiktaş taraftarları...
Elle atılan golle hüzünlendik. Hak etmemiştik.
Kendini yere atıp penaltı kazanan oyuncuya öfkelendik. Hak etmemiştik.
Rakibine dirsek vuranı, çelme takanı ıslıkladık. Efendi davranılmamıştı.
Haksız yere ceza gören rakip oyuncuyu savunduk. "Eyyamcı hakem" diye bağırdık.
Böyle olmalıydık.
Gündelik yaşamımızda peşinde koştuğumuz ahlakı, erdemi dürüstlük ve olgunluğu sahada da görmeliydik.
Bizler Hatice'nin ahvalini de önemseyen, neticenin ille de başarısının biricik kriteri olmadığına inananlardık.
Bugün Türk futbolu büyük bir sınavdan geçiyor. Kaybettiğimiz, üzüntüden kahrolduğumuz maçların nasıl parayla satın alındığını, nasıl "ille de başarı" diyenlerin hayatımızın biricik sevdasını istismar ettiğini öğreniyoruz.
Bugün maaşımızdan arttırdığımız bir biletin, umudumuzu bağladığımız bir kuponun, harçlığımızdan biriktirdiğimiz bir deplasman biletinin ardında aslında ne oyunlar oynandığını, ne hile ve düzenbazlıklar olduğunu öğreniyoruz.
Bugün sevdalandığımız renklerin süregelen soruşturmanın sadece mağduru değil, zanlısı da olabileceğini öğreniveriyoruz.
Mahkemenin kararını vereceği son güne kadar bu olayda ismi geçen bütün Beşiktaşlılar bizim için maumdur. Onlara önyargı ile bakmayacağız.
Ancak diğerlerinin yaptığı gibi arkalarından peşi sıra gitmeyi de reddetmeliyiz. Acı ve sancılı da olsa doğrusu budur.Artık "o" Beşiktalılar bize bizden olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Zira bizim yıllardır -perde arkasını bilmeden- yaşadığımız düş kırıklığını Kayseri'de yaşayan "Boz Baykuşlar" ile empati kurmadan gerçeğin peşinde koşamayız.
Şimdi iki takım var. Biri namuslu ve dürüst olanların takımıdır. Diğerinde ise şikeci, düzenbaz ve hile ile çıkar peşinde koşanlar var.
Biz Beşiktaşlılar ilkini temsil ediyoruz. Etmeliyiz.
Onun içindir ki masum olduğuna inandığımız, sonuna kadar inanacağımız "zanlı" Beşiktalılarla aramıza mesafe koymalıyız.
Masumiyetlerini kanıtlayıncaya kadar ne "büyük" diye bağırırız ne de "yanındayız" diye destek veririz.
Artık aidiyet değil hukuk devreye girmiştir. Adaleti simgeleyen o gözü bağlı kadın kadar tarafsız ve objektif düşünürüz.
Zira biliriz ki eğer ki ortada Beşiktaşımızı zan altında bırakacak bir iddia varsa. Biz utanacağız.
Eğer ki puan ya da kupa için anlaşılmışsa o kupaya saygı duymayacağız.
Eğer ki bir kişi bile vaatle Beşiktaş'a karşı yeterince koşmamızsa biz sevinemeyeceğiz.
Kimse "Beşiktaşk" dediğimiz için her şeyi mübah göreceğimizi beklemesin. Biz sevdiğimiz renklerin sevdalıyız, belalısız olmayacağız.
Diyoruz ki:
Arının... Temizlenin... masumiyetinizi sadece yargıya değil, bizlere de kanıtlayın.
Sizi kucaklayalım. Coşkuyla gücünüze güç katalım.
Ama siz de arınıncaya, temizleninceye ve masumiyetinizi kanıtlayıncaya kadar Beşiktaş'la aranıza mesafe koyun. Beşiktaş'a yapılacak en büyük iyilik budur.
Diyoruz ki:
Tarihi bir fırsat elimizdedir.
Adını dürüstlüğü ile bizleri "şerefli ikinciliklerle" onurlandıran efsanevi başkanımızın diliyle adlandıralım.
"Fitbol"da temizlik hareketini biz Beşiktaşlılar başlatalım.
Formalarımıza, atkılarımıza bir siyah kurdela bağlayalım. Bilelim ki o kurdela sahibi olan bizler "Fitbol'da Temizlik Hareketi"nin erleriyiz.
Manifestomuzu birlikte yazalım.
Ey diğer renklere gönül verenler...
Bu yazıdaki bütün Beşiktaş sözcüklerinin yerine kendi takımınızı, siyah beyaz yerine kendi renklerinizi yazın...
Var mısınız?"
Bire Karşı On Yedi Ama Haklı
Bu Ateş Üfleyerek Sönmez, Çözüm Zamana Yayılamaz
Türk futbolu çok ağır bir şaibe altında. Toplumumuzu sadece sportif açıdan değil sosyal açıdan da alt üst edecek kadar derin ve yaygın olduğu anlaşılan büyük bir sorunla karşı karşıyayız.
Göreve yeni başlamış olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne denli ağır bir sorumluluk altında olduğunun bilincindeyiz. Kararların geciktirildiği her gün Türk sporuna zarar vermektedir. Bilelim ki dünyanın saygın bir gücü olmaya soyunmuş bir ülkesi olarak asıl verdiğimiz sınav etik değerlere sahip çıkma konusundaki kararlılığımızdır.
Galatasaray olarak biz, Türk futbolunun içine düştüğü bu karanlıktan bir an önce çıkarılması için tüm mercilerin, gerekirse liglerin bir süre ertelenmesi kararı dahil, üzerlerine düşen tüm görevleri zaman kaybetmeden yerine getireceklerine ve kararın verilmesi için gerekli bilgi ve delillerin Federasyon’umuza ivedilikle iletilerek sürecin hızlandırılacağına inanıyoruz.
Galatasaray camiası olarak alınacak her karar ve uygulamanın en yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Ünal Aysal
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü
12 Temmuz 2011 Salı
Kişiler ve Kurumlar
11 Temmuz 2011 Pazartesi
10 Temmuz 2011 Pazar
Nou Camp'ta İlk Düğün
Unirea Urziceni Kapandı

9 Temmuz 2011 Cumartesi
Komşudaki Piliç
Son isim: Darius Songaila

Galatasaray'ın uzun süredir bir uzun alıp transferi kapatacağı söyleniyordu. Bir çok oyuncunun ismi anıldı. Son olarak ismi hiç geçmeyen biri geldi ve Darius Songaila Aslanlar kervanına katılmış oldu. Songaila, Litvanya'lı ve Litvanya ekolünde kazandığı takım oyunu, mücadele, ikili oyun anlayışları ile en bariz olarak da adeta atalarından miraz olan ve bütün Litvanya'lı basketbolscuların alameti farikası olan şut yeteneği ile yıllardır basketbol piyasasında üst seviye oyun oynadı. Avrupa kariyerinin ardından Tim Duncan'ın okulu olarak bilinen Wake Forest'da kolej kariyerini tercih eden Songaila 2002 draftinde Boston tarafından seçilip hakları Sacramento'ya takas edilmişti. Draft sonrası bir sezon Avrupa'da oynamayı tercih eden Songaila ertesi sezon Sacramento'ya geri dönüp Amerika macerasına başlamıştı Burada başlayan Nba kariyerinde kendisine önemli bir yer edinen Litvanya'lı 8 yıldır basketbolunu Amerika topraklarında idame ettirmekte idi. Ayrıca Yazları da sakatlığı olmadığı dönemlerde düzenli bir şekilde Milli formayı da terletmişti. Özellikle 2003'de şampiyon olan takımda yıldızını parlatan Songaila, daha sonra milli takım için en önemli uzun konumuna gelip 2005 ve 2007'de çok başarılı turnuvalar geçirdi. 2007'deki oyunuyla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan Litvanya'lının çeyrek finaldeki performansını herkes hatırlar. Oradan bugüne ise yaş 33'e gelip basketbolunun olgunluk döneminde Galatasaray formasını terletmeyi tercih etti.
Songaila 2.06'lık boyu ile pivot pozisyonunda adı geçse de aslında iyi bir 4 numara pozisyonu oyuncusudur. Üst düzey orta mesafe şutu ile hücumda etkili olan Songaila, savunmada da aktif ve atletik özellikleri ile ribauntlar konusunda bulunduğu takımlara her zaman önemli katkı vermiştir. Takım oyununa sadık kalan anlayışı, süre derdi olmaması, kazanma arzusu, isteği, hırsı ve güçlü fiziği ile takıma bolca katkı sağlayacaktır. Özellikle pick&roll oyunundaki üstün yeteneği Galatasaray takımının bu sezon tam anlamıyla 2'li oyunlara yöneleceğini gösteriyor. Ayrıca Songaila'nın orta ve uzak mesafe şutunun olması pick&pop oynama kalibresini de ortaya çıkaracaktır. Galatasaray'ın elinde 3 tane ikili oyun üstadı oyun kurucu(Ender-Lakovic-Tutku) üç tanede bitirici uzundan(Furkan-Andric-Songaila)oluşan bir yapı oldu. Bakalım bu sezon yapı nasıl şekillenecek. Songaila, Oktay hoca'nın üstün zekası ile karar verdiği yine çok isabetli bir transfer. Galatasaray bu sezon bir tık öteye çıkabilmek için tüm hamlelerini yapmış oldu. Hadi hayırlısı, yeni sezonu sabırsızlıkla beklemekteyim kendi adıma...
8 Temmuz 2011 Cuma
Tebrikler Sinem
7 Temmuz 2011 Perşembe
Kobe İle İrtibata Geçeceğiz
EuroLeague Yolunda ilk Rakip: Paok

Bu sezon başarı çıtasını daha da üste koymaya çalışan takımımız için olmazsa olmaz bir hedef EuroLig. Wildcard'ı alabilmek için çok fazla uğraştık ancak Basketbol adına Avrupa arenasında pek fazla atılımımızın bulunmamaından kaynaklı ön elemelerden başlamak suretiyle bize bir yol çizilmiş oldu. Bu noktada ise rakibimiz-daha doğrusu ilk rakibimiz- Yunan ekibi Paok oldu. Paok hakkında çok fazla bir bilgim yok. Halihazırda Yunanistan'daki ekonomik kriz onları da mutlaka etkilemiştir. Kadrolarına baktığımda öyle çok üst düzey oyuncular bulunmuyor. Önemli oyuncular için de Rawle Marshall'ı, Nba patentli Robert Dozier'ı, Todor Gechevski'yi ve Mihalis Giannakidis'i sayabiliriz. Paok'u Paok yapan ateşli ve basketbolu bilen taraftarıdır. Biz Paok'u rahat geçebilecek güçteyiz. Şayet maçlar Yunanistan'da oynanırsa sadece atmosfer zorlayabilir. Gurup maçlarının İstanbul'da oynanması için kulübümüz Uleb'e girişimde bulunmuş. Maçlar da İstanbul'da oynanırsa işin kaymağı olur. Resmi site adına Eren Paok'u tanıtan bilgi hazırlamış. Biz de o bilgileri burada da paylaşmış olalım.Ayrıca bu turu geçtiğimizde rakibimizin Asvel-Gravelines maçının galibi olacağını, elemenin final maçında ise diğer gurubun takımları olan Lietuvas Rytas-Buducnost eşleşmesi ile Cibona Zagreb - Cholet Basket eşleşmesinin galiplerinin yapacağı karşılaşmadan tur atlayan taraf olacağını belirtelim. Buradan da galip çıkarsak Eurolig'de statü gereği C gurubunda, Real Madrid,Maccabi Electra Tel Aviv,Partizan ve Anadolu Efes takımlarıyla top 16 mücadelesi verecek. Şimdiden hayırlı olsun.
-------------------------------------------------------------------------------------
Rakibimizi Tanıyalım: PAOK BC
1926 yılında Yunanistan'ın Selanik şehrinde İstanbul'dan göç eden Yunanlılar tarafından kurulan kulüp, basketbol şubesini 1928'de açtı. Yunan Ligi'nde 1959 ve 1992'de olmak üzere iki şampiyonluğu bulunan PAOK, 1980'lerden itibaren büyük bir takım olarak anılmaya başladı.
Yunanistan temsilcisi 1991'de İsviçre'nin Cenevre şehrinde düzenlenen finalde, CAI Zaragoza'yı 76- - 72 yenip Saporta Kupası'nı kazandı. PAOK, 1992 Saporta Kupası finalinde Ricky Brown'un son saniye basketine engel olamayıp 63 - 65'lik sonuçla ayrıldı parkeden. 1993'te Atina'da düzenlenen Euroleague Final Four'a kalıp, yarı finalde Tony Kukoç liderliğindeki Benetton'a 77 - 79'luk skorla boyun eğdi siyah beyazlılar. 1994'te Prelevic, Berry ve Zoran Savic'li kadrosuyla iki maç üzerinden oynanan finalde Stefanel Trieste'yi geçen PAOK, Koraç Kupası'na uzandı ve aynı sezon Yunanistan Ligi final serisinde Olympiakos'a kaybetti. İlk Yunanistan Kupası'nı 1984'te kaldıran takım, 1995 ve 1999'da da bu başarıya ulaştı. Yine 1998 ve 2000 yıllarında Yunanistan Ligi final serisine gelip, şampiyonluk hasretini dindiremedi PAOK.
Tarihinin en parlak dönemini 1990 - 2000 yılları arasında geçiren Yunan temsilcisi, 2000'den itibaren o pırıltılı günleri bir kez daha göremedi. PAOK, 2004 - 2005 sezonu ULEB Kupası Çeyrek Finali'nde, kupayı şampiyonlukla bitiren Lietuvos Rytas'a elendi. Yunanistan Ligi'ndeyse en iyi dereceleri 2009 - 2010'da beşincilik ve geçtiğimiz sezonda üçüncülük oldu.
Yunanistan Ligi Play Off Yarı Finali'nde elenen düşman kardeşler PAOK ve Aris, üçüncü ve son Euroleague biletini almak için beş maçlık bir seri oynadılar. Seride 2 - 1 geriye düşen PAOK ezeli rakibi Aris'i son iki maçta yenip seriyi 3 - 2'ye getirdi ve ön elemelerde oynamaya hak kazandı.
PAOK maçlarını, 2000 yılında açılan 8500 izleyici kapasiteli PAOK Sports Arena'da oynuyor ve bu salon, Efes Pilsen'in üçüncülükle bitirdiği 2000 Euroleague Final Four'a ev sahipliği gösterdi.
PAOK'un antrenörlüğünü geçtiğimiz günlerde sözleşmesini üç yıl daha uzatan Yunanlı Soulis Markopoulos yapıyor. 1993 - 1994, 2005 - 2006 sezonlarında PAOK'u çalıştıran Markopoulos 2009 - 2010 sezonundan bu yana da takımın başında yer alıyor. PAOK'un başında 130 maça çıkan Yunanlı antrenör, bu maçların 79'undan galibiyetle ayrıldı.
PAOK kadrosunda ana hücum silahı olarak Yunanistan Ligi'nde 16.5 sayı ortalamasına ulaşan forvet Rawle Marshall'ı bulunduruyor. Yine oyun kurucu olarak Dante Stiggers ve şutör guard olarak Dionte Christmas tercih ediliyor. Pivot bölgesinde 2009 NBA Draftı'nda Miami Heat tarafından 2. tur 60. sıradan seçilen 25 yaşındaki Robert Dozier ve ribaund uzmanı, basketbol zekası yüksek 33 yaşındaki Makedon Todor Gechevski'yi dönüşümlü kullanılıyor. Atletizmi ve çok yönlülüğüyle guard Mihalis Giannakidis, tecrübeli forvet Georgios Dedas, bir diğer forvet Zvonko Buljan, kenardan gelip takıma yer kaplama ve agresiflik kazandıran genç yetenek Dimitris Kalambakas, guard Giorgios Apostolidis de takımın diğer parçaları.
PAOK ateşli taraftarının da etkisiyle yarışmacı ruhunu, onurunu ve azmini taşımaya devam ediyor.
PAOK'un 2010 - 2011 sezonu kadrosu şu oyunculardan (forma numara / isim / mevki / boy / doğum tarihi sıralamasıyla) oluşuyordu;
4 Rawle Marshall - Forvet - 2,01 m - 1982
5 Dionte Christmas - Guard - 1,96 m - 1986
6 Dimitris Arapis - Forvet - 2,02 m - 1990
8 Giorgios Apostolidis -Guard - 1,97 m - 1984
9 Georgios Dedas - Forvet - 1,98 m - 1980
10 Robert Dozier - Pivot - 2,06 m - 1985
11 Dante Stiggers - Guard - 1,88 m - 1982
12 Zvonko Buljan - Forvet - 2,06 m - 1987
13 Mihalis Giannakidis - Guard - 1,92 m - 1988
14 Nikos Kalles - Pivot - 2,11 m - 1987
15 Todor Gechevski - Pivot - 2,10 m - 1977
16 Dimitris Kalampakas - Forvet - 2,02 m - 1989
17 Pavlos Savides - Guard - 1,82 m - 1992
18 Mihalis Kazakos - Guard - 1,93 m - 1992
19 Anastasios Spyropoulos - Fovet - 2,05 m - 1995
Antrenör: Soulis Markopoulos
Sen de Artık Herkes Gibisin
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin
Yukarıdaki fotoğraf için biz her ortamda Ümit Karan'ı savunacak bir şeyler bulurken, ne kadar da "romantik" ve saf duygularla bakıyormuşuz bu ayak topu işine...
Oysa ki, Alpaslan Abiden ultrAslan t-shirtünü alıp sırtına geçiren, göğüsüne GS yazdıran, koluna aslan dövmesi yaptıran ultrAslan kAran, Feberbahçe'nin şampiyonluğu için para alışverişi yaparken yakalanmış emniyet birimlerine...
Yazık...
Nazım'la bitirelim o zaman biz de:
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin
6 Temmuz 2011 Çarşamba
12 Dev Adam İçin Aday Kadro Belli Oldu

Basketbol adına çok yoğun geçen 2 aydan sonra artık yeni bir heyecan başlamış durumda. Her ne kadar Avrupa Şampiyonası 31 Ağustos'ta başlayacak olsa da hazırlıklar 10 Temmuz'da itibaren başlamış olacak. Gündem'de büyük ihtimal bu döneme kadar şike iddiaları ile yoğun olacak. Kadro açıklandı. Kişisel olarak kadroyu beğensem de bir kaç itirazım da olacak. Öncelikle aday kadroda kimler var dersek:
Sertaç Şanlı - Galatasaray
Ender Arslan - Galatasaray
Furkan Aldemir - Galatasaray
Barış Ermiş - Banvit
İzzet Türkyılmaz - Banvit
Cenk Akyol - Andolu Efes
Kerem Gönlüm - Anadolu Efes
Kerem Tunceri - Anadolu Efes
Doğuş Balbay - Anadolu Efes
Sinan Güler - Anadolu Efes
Emir Preldzic - Fenerbahçe Ülker
Oğuz Savaş - Fenerbahçe Ülker
Ömer Onan - Fenerbahçe Ülker
Ömer Aşık - Chicago Bulls
Semih Erden - Cleveland Caveliers
Ersan İlyasova - Milwaukee Bucks
Hidayet Türkoğlu - Orlando Magic
Enes Kanter - Utah Jazz
18 kişilik kadro bu şekilde oluştu. Aday kadro için tek itirazım ve serzenişim Cenk Akyol adına. Bütün bir sezon boyunca yatan, Ufuk Sarıca'nın Efes'in başına gelmesi üzerine çok büyük şans yakalmasına rağmen onu da kullanamayıp az süre alarak sezonu kapatan bir oyuncunun kadroda yer almasına şaşıyorum. Evet bu durum 12 kişilik kadroda yer alacak olması demek değil. Ancak 18 kişilik kadroda yer almasının bile sezon içinde çok iyi performans sergileyen Türk oyunculara haksızlık olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu sezona oyunlarıyla damga vuran Nedim Yücel ve Tutku Açık'ın aday kadroya çağırılmayı fazlasıyla hakettikleri aşikar. Bir başka gariplik ise ligde final oynayan Galatasaray'dan sadece Sertaç'ın çağrılması. Final oynayana tabiki kayırma durumu olmayacak ama Galatasaray'lı Türk oyuncuların performansı da yabana atılmış oluyor. Ender ve Furkan'a sevinsek de onlar yeni transfer ve eski kulüplerindeki performanslarının bunu sağladığını düşünmekteyim.
Bunların dışında kadroya genelden bakarsak, dengeli ve çok başarılı olabilecek bir harç olduğu görülüyor. 50 günlük kamp maratonunda özellikle Furkan, İzzet, Sertaç, Doğuş, Cenk gibi oyuncuların hem sonraki yıllar için hazırlık olduğunu görmeleri, hem de antrenmanlarda opsiyon olarak kullanılmaları sağlanacaktır. Geriye kalan kadroda 12 kişinin belirlenmesinde sakatlıklar ve performans etkili olacak. Zaten dünya ikincisi olmuş kadro tamamiyle bu aday kadroda yer alıyor. Yeni oyuncularımız ise abilerinden tecrübe ve farklılık konusunda önemli dersler alacaklardır. Son iki şampiyonada çok iyi grafik sergiledik. Başarımızın "Ev sahibi" olma ile sınırlı olmadığını göstermemiz gerekiyor. Hem gurup maçlarında hem de sonraki turlarda yolumuz çok zorlu. Ancak tüm bunların üstesinden gelebilecek bir kadroya sahibiz.
2 Temmuz 2011 Cumartesi
Lakovic Aslan oldu

Galatasaray basketboldaki hamlelerine bir yenisini ekledi ve dünyaca ünlü, yıldız oyun kurucu, Sloven Jaka Lakovic'i kadrosuna kattı. Uzun yıllar boyunca üst seviye basketbol oynayan Lakovic'in en önemli özellikleri hızı, ikili oyunlardaki üstün becerisi ve can yakıcı üçlükleri. Ayrıca bir winner olması, Eurolig, Avrupa ve Dünya şampiyonaları tecrübesi ve oynadığı tüm takımlarda lider karakterini sahaya yansıtması büyük artıları olarak göze çarpıyor. Ender ve Gordon ile penetre üzerine sık giden, Lakovic ve Tutku ile de ikili oyunları daha sık oynayabilecek bir guard rotasyonu oldu. Ender'in milli takımdaki gibi yer yer çift guardlı sistemde 2 numara oynayacağını düşünüyorum. Neyse, teknik değerlendirme sonra... Gaza gelmeyelim. Lakovic gibi büyük bir basketbolcu Galatasaray camiasına ve taraftarlarına hayırlı olsun. Galatasaray gün ve gün bu sezonun üstüne koymaya devam ediyor. Karakter zaten oturtulmuştu...
Peri Masalı Mutlu Sona Eriyor

Aslında masal sözcüğünü kullanmamamız gerekiyor sanırım. sonçta ortaya çıkan tablo gerçek ama isim de pek hoş durduğu için kullanıyoruz. Dün rakip Fransa'ydı. Son şampiyona karşılık ben Litvanya'nın gelmesini tercih edeceğimi söylemiştim. Yanıldığım için çok mutluyum çünkü kızlarımız dün bir kez daha inancın, karakaterli, kimlik sahibi bir takım olmanın önemini bir kez daha hatırlattılar. Geri düştüler, öne geçtiler, yoruldular, maç uzatmaya gitti ama uzatmada sadece 2 sayıya izin verip rakipleri Favori Fransa'yı darmadağın ettiler. Finale çıktılar. Ancak bir şey var ki ntvspor'un bu şampiyonayı yerinden takip etmek yerine, Türkiye'de stüdyodan anlatmaları çok kötü durdu. Final maçına giderler artık. Her ne kadar telefon bağlantıları bile bizi çok mutlu etse de görüntünün tadı ayrı. Finalde rakip Rusya. Gurup maçlarında yenilmiştik ancak guruplardaki Türkiye ile şimdiki Türkiye arasında fark çok.(tabi Rusya adına da) Ben bu savunma ve inancı gösterdiğimiz sürece rus uzunlarını devre dışı bırakacağımızı düşünüyorum. Bu turnuva bir kez daha gösterdi ki; turnuvalara nasıl başladığınız değil nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Kalbimiz sizinle periler.
(Bu arada Nevlin'in basketi üzerine ağlayan çocuğa çok üzülsem de olayın tesadüf olduğunu düşünüyorum. Çocuğa annesi istediğini vermemiş olabilir. Ama hoş bir enstantene oldu.)
1 Temmuz 2011 Cuma
Lokavt& NBA ve Kafa Karıştırıcı Sorunlar

Nba'de yıllar sonra takım sahipleri ile oyuncular anlaşamadı. Bunun karşılığında ise yine Lokavt ilan edildi. Son lokavt ilan edildiğinde 1998-1999 sezonu idi ve o sezon 50 maç ile sınırlandırılmış ve yarım sezon olarak adlandırılıan o yılki maratonda şampiyonluğunu ilan eden takım 2000'li yılların ilk dilimine damgasını vuracak olan takım San Antonio Spurs olmuştu. Ayrıca bu şampiyonluk Spurs organizasyonu adına ilk şampiyonluk oalrak da tarihe geçmişti. Daha ergen olmaya aday, Nba'i 2-3 yıldır takip eden biri olarak Spurs aşkı o dönemde oluşmuştu bende. Ancak Nba özelinde olan ya da Amerikadaki spor organizasyonları da diyebileceğimiz bu "Lokavt" isimli anlaşmazlık sorunu biraz farklı boyutta gelişmiş durumda. Kafa karıştıran bir sürü olgu var ve anlaşılması güç gerçekten. Bizim bildiğimiz Lokavta benzeyen ve hiç benzemeyen yanları da mevcut. Güzel ülkemin tarihinde bildiğiniz gibi genelde greve gidilme olayı tercih edildiği için lokavtı pek bilmeyiz. Nba takip edenler için de sevgili İsmail Şenol, ntvspor.net'te bu lokavtı tüm ayrıntıları ile inceleyen bir yazı kaleme almış. Yazının sonunda paylaşmış olduğum haberin yanısıra sevgili Mete Aktaş'ın twitter hesabında paylaştığı ve bu lokavtı espirili bir dille ve çok iyi özetleyen bir fotoğraf vardı. Onu da yazının başında kullanmış olduk. 1999'da sezon "yarım" da olsa oynanmıştı ancak bu sefer pek öyle görünmüyor. Böyle giderse bu sezon Nba'i izleyemememiz pek olası görünüyor...
-------------------------------------------------------------------------------------
NBA'de lokavtın devreye girmesinden sonra birçok soreu ortaya çıktı? İsmail Şenol, bu soruları ve cevaplarını sizler için derledi...
Lokavt nedir?
Lokavt, en basit anlamıyla “iş durdurma” demektir. İşveren ve işçi arasında anlaşmazlık olduğu zaman işverenin tüm faaliyetleri durdurma kararına lokavt denir.
NBA ile ilgisi ne? Neden NBA’de lokavt oluyor?
NBA’de lig, toplu iş sözleşmesi üzerinden yürür. Takım sahipleri ve Oyuncular Birliği Sendikası ligin işleyişi, kâr paylaşımı, oyuncuların hakları, takımların toplam harcamaları, transfer kuralları gibi birçok ayrıntıyı barındıran sözleşmenin altına imza atarlar. Sözleşmenin süresi bittiğinde eğer iki taraf yeni sözleşme üzerinde anlaşamazsa takım sahipleri “iş durdurma” kararı alıyor. Mevcut toplu iş sözleşmesi 30 Haziran 2011’de sona erdi. Anlaşmazlık çok büyük olduğu için takım sahipleri iş durdurma kararını aldı.
NBA’in iş durdurması ne demek?
NBA’in ilgilendiği bütün faaliyetlerin durması demek. Buna yaz ligi, yaz kampları, hazırlık maçları, normal sezon maçları, all-star organizasyonu, çaylakların oryantasyonu, oyuncu maaş ödemeleri, sakat oyuncuların tedavisi vs. gibi bütün konularda işin durması demek. Yani yeni anlaşma olana kadar oyuncular tedavilerini kendileri karşılayacaklar, lig oynanmayacak, all-star düzenlenmeyecek, NBA ile ilgili akla gelen her şey durdurulacak.
Lokavt ne kadar sürecek?
Oyuncular birliği ve takım sahipleri yeni bir toplu iş sözleşmesi üzerinde anlaşana kadar. Örneğin 1998-99 sezonu öncesinde benzer bir durum yaşanmış ve anlaşma geç geldiği için 82 maçlık NBA sezonu 50 maç oynanmıştı. Başkan David Stern ilk yaptığı açıklamada aradaki farkın büyük olduğunu anlattı ve sezonun iptal edilebileceğinin sinyalini verdi. Ancak şu aşamada kimse kozlarını kaybetmek istemiyor. Bu yüzden uzlaşmacı tavır yerine, her iki taraftan da suçlayıcı ve tehdit edici açıklamalar beklemek gerek. Birkaç aydan önce anlaşmaları da beklenmiyor.
Neyi paylaşamıyorlar peki? Hangi konu üzerinde anlaşamıyorlar?
1995’ten itibaren üç tane toplu iş sözleşmesi imzalandı. 1995, 1999 ve 2005. Hepsinde farklı konular ön plana çıkmıştı. 2011’de en büyük konu kârlılık. Takım sahiplerinin iddiası 30 takımın 22’sinin para kaybettiği yönünde. NBA yönetimi bunun çözümünü oyuncuların gelirlerini kısmakta arıyor. Şu anda tüm NBA’de basketbolun kazandırdığı tüm gelirler 3 milyar 600 milyon dolar civarında. Mevcut toplu iş sözleşmesine göre bu gelirin %57’si oyunculara gitmek zorunda. Ancak NBA yönetimi bu yüzdeyi %50-%50 şeklinde paylaşmak istiyor. Bu da 252 milyon dolarlık bir değişim. Kısaca NBA’in kurtulması için oyuncuların 252 milyon dolar vermesini istiyor takım sahipleri. Oyuncular birliği toplam %54.3’ün altına inmeme kararı aldı. Aradaki fark az buz değil.
Bu kadar mı? Daha uygun bir yüzdede anlaşırlarsa yarın lokavt biter mi?
Hayır bu kadar değil. NBA takım sahipleir ilk başta kontrat sürelerini kısaltmak, garanti kontratlar yerine maç başı sözleşmeleri getirmek ve oyuncu maaşlarını düşürmek amaçlı bir teklif yaptı. Bu teklif toplam oyuncu gelirlerinden 750 milyon dolarlık bir kesinti demekti. Oyuncular bunu reddetti.
Her şey parada mı bitiyor? Takım sahipleri oyuncu maaşlarından kesince iş çözülecek mi?
Para çok önemli bir kısmı. Ancak oyuncuların kabul etmediği bir değişiklik de maaş sınırıyla alakalı. Mevcut toplu iş sözleşmesinde NBA’de takımlar oyuncu maaşlarına 58 milyon dolar ödeyebiliyor. Ancak bu dengeyi sağlamak için yeterli değil. Bazı istisnalar, maddi gücü olan takımların bu sınırın üstüne çıkmasını sağlıyor. Örneğin Lakers ve Mavericks 90 milyon dolar civarında para harcıyorlar oyuncu maaşlarına. Lüks vergisini de ekleyince maliyeti 110 milyon doları buluyor her iki takımın da. NBA yönetiminin amacı bu istisnaları kaldırıp, her takımın yakın miktarlarda para ödemesini sağlamak. Yani tüm takımların aynı parayı ödemesini istiyorlar. Rekabeti bu şekilde çözeceklerini düşünüyorlar. Oyuncular bunu kesinlikle reddediyorlar.
İstisnalar kaldırılıp (hard cap) gündeme gelirse sınırın üzerindeki takımlar nasıl o seviyeye inecek?
NBA yönetimi teklifin detaylarını açıklamadı. Bu hâlâ cevap bulamamış bir soru. Kademeli olarak bir plan uygulayabilirler.
Oyuncular lokavttan para kaybetmeyecekler mi?
Evet. Ancak şu anda oyuncular fedakârlık yapacak durumda değiller. Elleri rahat, NBA’deki kontratların %90’ında ödeme planı Kasım 15’ten Nisan 30’a kadar. Yani lig yönetimine karşı Kasım ayına kadar çok sert bir direniş gösterebilir oyuncular birliği. Sonraki bölümde daha yumuşamalarını bekleyebiliriz.
Lokavt süresince oyuncular ne kadar para kazanacak?
Hiç. İş durdurma eyleminde takımlar oyunculara para ödemeyecekler.
Lokavt taraflara ne kazandıracak? Lokavt bittiğinde sorun çözülmüş mü olacak?
Lokavt taraflara pazarlık için süre verecek. İş durdurma oyuncuların ellerini zorlaştıran bir durum, pazarlık gücü düşecektir. Lokavtın bitimi sadece anlaşmayla olacağı için, lokavtın bitmesi sorunun çözülmüş olması demek.
NBA’de bu yıl maçlar oynanacak mı? Evetse ne kadar oynanacak?
Kimse bilmiyor. Taraflar arasında anlaşma olana kadar maçlar oynanmayacak. Anlaşma ne zaman biterse o zaman maçlar başlayacak.
Bütün bir sezon maçların oynanmaması ihtimali var mı?
Evet. Eğer anlaşmazlık uzun sürerse NBA tüm yıl oynanmayabilir.
NBA’deki Türk oyuncuların Türk takımlarında oynama şansları var mı?
Burası biraz karışık. NBA’deki tüm Türk oyuncuların kontratları devam ediyor. Ancak lokavt süresinde o kontratlar geçerli olmayacak. Teknik olarak, NBA’in iş durdurduğu zamanlarda oyuncular serbest ve istedikleri takımlarla anlaşabilirler. Fakat FIBA’da oynamak için bir temiz kâğıdı (Letter Of Clearance) almak gerekiyor. FIBA normal şartlarda teknik olarak bu oyunculara o temiz kâğıdını veremez.
Bu noktada hukuki yorum devreye giriyor. Bir bakış açısı oyuncuların lokavt süresince serbest olduğunu ve isteyenin istediği takıma gidebileceğini iddia eder. Karşısındaki bakış açısı da NBA’de sözleşmesi devam eden oyuncuların lokavt biter bitmez lige dönmek zorunda kalmalarından dolayı o kontratların bağlayıcı olduğunu iddia eder. NBA ya da FIBA’nın kesin olarak engelleyemeyeceği tek bir şey var, sözleşmesi bitmiş yıldızların kesinlikle birer yıllık sözleşmelerle Avrupa’ya gelebilirliği.
Yine de FIBA yönetiminin bu konuda bir açıklama yapması bekleniyor. Lokavt sonrası FIBA Avrupa sözcüsü ilk açıklamasında konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Net bir tavır bekleniyor. Öte yandan Euroleague yönetimi son toplantısında takımlara “Lokavt durumunda NBA’de sözleşmesi devam eden oyuncularla sözleşme imzalamayın” tavsiyesinde bulunduğu konuşuluyor. Anlaşılan odur ki, FIBA ve NBA yönetiminden kesin bir açıklama gelmediği sürece sözleşmesi devam eden oyuncuların belirsizliği sürecek.
Kimlerin sözleşmesi bitiyor? Bizim takım transferde kimleri hedefleyebilir?
Andrei Kirilenko, Carlos Arroyo, Tracy McGrady, Peja Stojakoviç, Tayshaun Prince, Nene, Shane Battier, Mike Bibby, David West, Josh Howard, Michael Redd, Jason Richardson, Grant Hill ve Yi Jianlian sözleşmesi biten yıldızlar arasında. Nenad Krstiç CSKA Moskova ile, Hilton Armstrong ASVEL ile imzaladı bile.
Hido Fenerbahçe’ye, Ersan Galatasaray’a, Pau Gasol Barcelona’ya, Tony Parker ASVEL’e, LeBron James Karşıyaka’ya haberleri yalan mı?
Tam olarak değil. Tabii ki basketbolcular mağdur olmamak ve para kazanmak için seçeneklerini araştıracaklar. Bu haberlerin çıkmasının sebebi oyuncu menajerleri zaten. Ancak tüm bu oyuncuların sözleşmeleri devam ediyor. NBA’de bir yılın tamamı iptal edilmezse (ki şu anda bu gerçekleşmedi) bu oyuncuların Avrupa’ya gelmeleri zor. Çünkü sözleşmeleri bağlayıcı. Diyelim Pau Gasol, FIBA’dan temiz kâğıdını alıp eski takımı Barcelona ile imzaladı. Fakat NBA yönetimi Aralık ayında ligin yeniden başlamasına karar verdi. O zaman geri dönmek zorunda kalacak. Kaç Avrupa takımı bu belirsizliği kabul eder, kaç NBA oyuncusu sakatlanıp NBA’deki kontratını kaybetme riskini göze alır, bilinmez.
Ya NBA yönetimi tüm sezonun iptal edildiğini açıklarsa?
O zaman Avrupa yolu açılır. Ancak NBA ile sıkı işbirliği içinde olan FIBA yönetiminin yine de NBA aleyhinde bir karar alması zor görünüyor.
Ne zamana kadar anlaşılmazsa tüm sezon iptal olur?
Yeni bir takvim ayarlamak için çok geç kalınırsa. Ancak NBA yönetimi daha net bir tavır ortaya koyup Ocak-şubat aylarını beklemeden sezonu iptal edebilir.
NBA’de kombine bilet sahiplerine ne olacak?
Hakları saklı tutulacak, bir sonraki sezon kullanacaklar.
Bundan sonraki 10 sene lokavtın olmayacağının garantisi var mı?
Son anlaşmalar altı yıllık yapılıyor. Lokavt bittiğinde altı yıllık toplu iş sözleşmesi imzalanırsa o altı yıl sonunda yeni bir anlaşmazlık çıkma ve doğal olarak yeni bir lokavt olma ihtimali var.
Enes Kanter ne olacak?
Enes Kanter resmi sözleşme imzalamadığı için şu anda serbest. İstediği takımla sözleşme imzalayabilir. Ancak FIBA kurallarına göre hakları altyapısından yetiştiği Fenerbahçe Ülker’de bulunuyor. Enes eğer Fenerbahçe yerine başka bir takımda oynamak isterse FIBA anlaşmazlık mahkemesine gidecek. Genelde oyuncu lehinde karar veren bu mahkeme Enes’e geçici lisans verip oynamasını sağlayacak ve sonrasında Fenerbahçe’ye belirli bir tazminat ödenmesi kararını verecek.
Milli Takım?
Enes Kanter “lokavt olursa milli takıma geleceğim” demişti. Lokavt gerçekleşti ve Enes’in milli takıma gelmesi bekleniyor.
NBA oyuncuları 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda forma giyebilecekler mi?
Burada sigortalar söz konusu. Sigorta bedellerini ya ülke federasyonları ya da oyuncuların kendisi ödemek zorunda.
Nike Seitiro
Önümüzdeki sezon Premier Lig, La Liga ve Serie A'da maçların oynanacağı, Nike'ın yeni futbol topu Seitiro görücüye çıktı. İlk olarak İtalya Süper kupasında Milan ile Inter arasındaki maçta kullanılacak olan Seitiro, Oregon'da bir çok testten geçmiş olup, 5 farklı katmandan oluşmakta. Özellikle şutlarda ve uzun paslarda yön değiştirmediği konusunda Nike yetkilileri oldukça iddialılar, zira yeni toplarını rüzgar tünellerinde dahi test etmişler ve istedikleri sonuçları almışlar. Son cümleyi yazarken, çocukluğumuzun plastik topları geldi aklıma, dikerdik topu aut kullanmak üzere kendi kalemizin önüne, Hami Mandıralıvari gerilip çekerdik şutu ama bizim top orta sahaya gideceği yere, bumerang misali rüzgarla bizim kaleye yön alırdı... Ah çocukluk ah...






























