9 Ağustos 2023 Çarşamba

Olimpija Ljubljana:0-3:Galatasaray


Teşekkürler SSport, çok teşekkürler...

Bizlere güzel bir nostalji yaşattın. Çocukluk yıllarımıza döndük, Cine5'i şifreli izlerdik, karıncalı bir görüntü ve sadece ses gelirdi, gözlerimiz bozulurcasına maç takip ederdik. 

Dün gece de sanal reklam almak uğruna yayının donmasına göz yumuldu ve Galatasaray taraftarı takımının deplasmanda oldukça üstün oynadığı ve taraftarına zevk verdiği bir maçı sinirler içinde küfürler ederek seyretmek zorunda kaldı... Bir de parasını verdiği halde, karşılığını almayarak...


Maça dönersek, Zalgiris maçından farklı olarak sol kanada Angelino'nun yerine Kazımcan ve forvette Bakambu ile başladı Galatasaray. Yine rakip sahada basan, kaptığı toplarla gol arayan bir Okan Buruk takımı varken, ev sahibi de hiç kapanma derdinde değildi, onlar da güçleri yettiğince bildikleri oyunu oynamaya çalışınca pozisyonların olduğu bir maç seyretti "seyredebilenler"...

Geçen sezon şampiyonluk kutlamalarında Şampiyonlar Ligi müziği çaldırıp hedefini gösteren Kerem'le de erken golü buldu Galatasaray. Maçın iyilerinden Barış Alper'in kazandığı ve getirdiği topta "sihirbaz" Kerem ayak içi plase ile perdeyi açıyordu. Geriye düşen Olimpija taraftarının desteği ile beraberlik kovaladı ama karşılarında Muslera vardı. Bir pozisyonda golü de buldu ev sahibi ama maçın hakemi Ekberg, Nelsson'a yapılan faulu görmemezden gelmedi, üstelik Ljubljana doğumlu UEFA başkanı Ceferin'in gözü önünde, eyyam yapmayan hakemlerin hastasıyız...


İkinci devreye de golle başladı Galatasaray desek yeridir zira 47. dakikada Mertens ara pasla Barış'ı koşturdu, kaleciden seken top yine Mertens'in önüne düştü ve onun plasesinde fark ikiye çıkıyordu. Golün arkasında rakip dağılırken, Galatasaray farkı açacak pozisyonlar buldu, bir tanesinde Bakambu-Kerem birbirlerini bozdular topu boş kaleye yuvarlayamadılar, 5 dakika sonrasında Mertens'in ortasında Abdülkerim kafayla topu ağlara yolladı da VAR ofsayt için hakemi ekrana çağırdı, Abdülkerim'in hamile eşine armağan ettiği gol geçersiz sayıldı. Yine 5 dakika sonra Nelsson kornerden topu ağlara yolladı da yine ofsayt bayrağı havada sallanıyordu.


Galatasaray sanki iç sahada oynar gibi "güle oynaya" dakikaları sayarken, 73. dakikada Bakambu'nun yerine Icardi sahne alıyordu. Icardi sahadaydı ama SSport'un yayınından pek de kendisini izleyemedik ama maçın bitimine yakın 90+7de Icardi'nin sağ kanada Boey'e yardıma gelmesi, hem de skor 3-0 iken, Arjantinli topçunun takıma bağlılığını göstermesi açısından unutulmazdı...

Rahat giden maçta Zalgiris deplasmanından sonra Ljubljana'da fileleri havalandıran Halil Dervişoğlu da Icardi, Zaniolo, Bakambu, Zaha, olası Tete transferi sonrası ileri uçta ben de varım mesajı yolladı Okan hocaya...


STAT: Stozice

HAKEMLER: Andreas Ekberg, Marcus Lundgren Klitte, Niklas Nyberg

OLIMPIJA LJUBLJANA: Vidovsek - Silva, Ratnik, Muhamedbegovic, Sualehe, Elsnik, Pedro (Dk. 86 Jakupovic), Seslar (Dk. 86 Nukic), Posavec (Dk. 77 Gavric), Fedida (Dk. 46 Motika), Bristric (Dk. 65 Pedro Lucas)

GALATASARAY: Muslera - Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş (Dk. 63 Dubois), Berkan Kutlu, Oliveira (Dk. 87 Kaan Ayhan), Barış Alper Yılmaz (Dk. 86 Halil Dervişoğlu), Mertens (Dk. 75 Yunus Akgün), Kerem Aktürkoğlu, Bakambu (Dk.75 Icardi)

SARI KARTLAR: Oliveira, Halil Dervişoğlu (Galatasaray), Motika, Jakupovic (Olimpija Ljubljana)

GOLLER: Dk. 9 Kerem Aktürkoğlu, Dk. 48 Mertens, Dk. 90+1 Halil Dervişoğlu

Galatasaray:1-0:Zalgiris

 "İlk elin günahı yoktur" dedik, deplasmanda 2-2 biten maçın rövanşında yeni adıyla Rams Park olan Ali Sami Yen stadında hesabı kesme vakti...

En ucuz biletin 500 lira olduğu maçta, yaz tatili de olmasına rağmen hatırı sayılır bir kalabalık vardı. 3-4 gün evvel de yeni transferlerin imza töreninde 35 bine yakın taraftarın olması, bu sene Galatasaray'ın kapalı gişe oynayacağına bir işaret, tabi iyi sonuçlar geldikçe, zira bir önceki yazıda da belirttiğim üzere yeni nesil başarıyı seviyor, "vefa" kelimesi artık sadece bir semt adı olarak kalmış.


Rakibin çok zayıf olması, Galatasaray'ın zaten güçlü olan kadrosuna yaptığı transferler, ezeli rakibine attığı transfer çalımları ile iki takım arasındaki farkın sahaya da yansıması bekleniyordu. Oyun olarak yansıdı da skorbordu Mertens'in 3 gole değer füzesi dışında değiştiren bir gol olmadı...


Zalgiris ilk maçta yaptığını biraz daha geliştirip 1 kaleci-5 savunma-5 ön libero gibi bir dizilişle oynadı, Oyewusi bile orta sahayı pek geçmeye niyeti yoktu. Gerçi yine rakibin maç boyu bulduğu 3 atağın ikisinde onun adı vardı, ilk devre bir top taşıdı, altı pas içinde kötü vurdu, ikinci yarı Abdülkerim ve Angelino'yu peşine takıp sürüklediği atakta Muslera başarılıydı. Bir pozisyonu da Muslera hediye etti, uzaktan atılan şut kaleyi bulmadı. Oyewusi demişken, 24 yaşındaki bu topçu Zalgiris'te çok cüzi rakama top koşturuyordur, bizim Anadolu kulüpleri Nijeryalı forveti alıp, hem takımlarına katkı sağlayabilir, hem de 1-2 seneye İstanbullulara milyon eurolara "okutabilir".

Rakibim katı savunmasını Angelino ve Boey'in destekleri ile kanatlardan açmaya çalıştı Galatasaray, oradan başarılı olmayınca Kerem ve Mertens'in Halil'le ver kaç yapıp ceza sahasına girmeye çalıştı ama oralarda hep "trafik" yoğundu, hareket alanı çok az bulundu. İlk şut 14te Mertens'le geldi, orta sahadan aşırtma denedi olmadı, Oliviera uzaktan füze yolladı kaleci yumrukladı ama 30. dakikada Kerem'in kornerden ceza sahası dışına yolladığı topa Mertens'in volesi şimdiden Puşkaş Yılın Golü için aday listesine girdi bile. Mertens'in gol sevincinde gol sopasıyla topa vurur hareketi ise sonra orta çıktı, oysaki maçtan önce Mata Belçikalıya gol atacağını söylemiş, o da arkadaşına hediye etmiş golü...


Mertens'in golü Galatasaray'lı oyuncuları rahatlatırken, tribünler de bir Avrupa maçı klasiğine başlamıştı bile: Dağ Başını Duman Almış, Gümüş Dere Durmaz Akar...


İkinci devreye Halil'in yerine Yunus'la başlayan Galatasaray, yine rakip kalede pozisyonlar buldu, Berkan ve Mertens ile tabelayı değiştirmeye çok yaklaştı ama Gertmonas başarılıydı, sarı-kırmızılılar ise biraz şanssız... İlerleyen dakikalarda Morutan ve Bakambu'nun da sahne alması Galatasaray'ın enerjisini yüksek tutmak anlamında önemli hamlelerdi Okan Buruk'tan...


STAT: Rams Park

HAKEMLER: Willy Delajod, Erwan Finjean, Cyril Mugnier

GALATASARAY: Muslera - Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Angelino, Oliveira (Dk. 69 Midstjö), Berkan Kutlu, Barış Alper Yılmaz (Dk. 79 Bakambu), Mertens (Dk. 79 Morutan), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 90 Kaan Ayhan), Halil Dervişoğlu (Dk. 45 Yunus Akgün)

ZALGİRİS: Gertmonas - Pavelic, Hnid, Vucur, Bopesu, Buff (Dk. 75 Karashima), Kendysh (Dk. 89 Verbickas), Gorobsov, Mamic (Dk. 59 Vilhjalmsson), Golubickas, Oyewusi

GOL: Dk. 31 Mertens (Galatasaray)

SARI KARTLAR: Mertens, Kaan Ayhan (Galatasaray), Bopesu, Oyewusi, Hnid (Zalgiris)

Zalgiris:2-2:Galatasaray

2022-23 sezonunda gelen "efsanevi" şampiyonluktan sonra sezonun ilk resmi maçı...

Son yıllarda takımlarımız Avrupa'dan elleri boş dönünce, bir zamanlar şampiyonun doğrudan Şampiyonlar Ligi gruplarına kaldığı, ikincinin ön eleme oynadığı günlerden, şampiyonun 3 ön eleme maçı yapacağı dönemlere düşünce, Galatasaray da Temmuz ortasında ilk resmi maça çıkmak zorunda kaldı.


Oynadığı takım da liglerin erken başladığı "kuzey" ülkelerinden olunca, rakip form tutmuş bir haldeydi, üstelik de maç "halı sahada" oynanınca, Zalgiris ne kadar Galatasaray seviyesinde olmasa da bir takımın bariz üstünlük kuracağı bir maç oynanmadı.

Elbette Galatasaray oyunu hep elinde tuttu, top çevirdi, savunmayı açmaya çalıştı da  Zalgiris haddini bilip, 10 adamla "Çanakkale geçilmez" savunması yapıp, takımın "100 metre şampiyonu atleti" Oyewusi'yi uzun toplarla kaçırmaya çalıştı. Bunda başarılı da oldu, Nelsson ve Abdülkerim ikilisi "konsantre" olmayınca pozisyonlar buldu rakip, bir de gol attı, öne geçiverdi.

Takıma "Beyler uyanın, hazırlık maçı yapmıyoruz" dercesine mesaj veren Okan Buruk, Mertens, Mitsjo, Halil ve Morutan'ı sahaya sürünce, Galatasaray pozisyonları da buldu, 3 dakikada iki gol atarak öne de geçti...


Ama, dedik ya sene başı, "gevşeklik" kaçınılmaz olunca daha konsantre olan ev sahibi uzatmada bir gol bularak beraberliği kurtarmış oldu...

"İlk elin günahı olmaz" derler, çok doğru bir sözdür. Tatilden sonra işe ya da okula başlamak çok zordur, bunu da anlayışla karşılamak gerekir lakin, günümüzde acımasız bir Z kuşağı ile karşı karşıyayız... Sokakta büyümeyen, el bebek gül bebek yetişen bu nesil, vefa ve empati kavramından oldukça uzak, sürekli elde etmek, sürekli kazanmak istemektedir. 30 kişinin olduğu bir sınıfta öğretmenden sürekli kendisi ile ilgilenilmesini bekleyen bu "gençler", ilk hatada da en yakın arkadaşlarını kolayca satabiliyorlar. Futbola dönersek, playstation ya da menajerlik oyunları oynayarak futbolu öğrenen bu nesil, nasıl ki orda sanalda oyuncu alıp, veriyor, iyi olanı oynatıp, kötüyü bir kalemde siliyor, gerçek hayatta da aynısını bekliyor ve ellerindeki akıllı telefon ve tabletler sayesinde futbolculara kolayca küfürler edip, kamuoyu yaratabiliyorlar. Bir zamanlar Marcao'nun, Muslera'nın başına gelenler, Zalgiris maçı sonrası en hafif tabirler "Go Home Nelsson" diyerek Danimarkalı savunmacının başına geldi. Oysa ki çok değil, daha 1 ay önce Kasımpaşa stadında oynanan İstanbulspor maçından sonra aynı "hesaplar" "I Love You Nelsson" tweetleri atıyordu...

Stat: LFF

Hakemler: Luis Godinho, Rui Teixeira, Pedro Almeida (Portekiz)

Zalgiris: Gertmonas, Pavelic, Hnid, Vucur, Bopesu, Buff (Dk. 80 Kazlauskas), Kendysh, Gorobsov, Golubickas (Dk. 60 Verbickas), Fofana (Dk. 60 Karashima), Oyewusi (Dk. 64 Antal)

Galatasaray: Muslera, Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Angelino (Dk. 84 Dubois), Berkan Kutlu (Dk. 62 Midtsjö), Oliveira, Yunus Akgün (Dk. 73 Morutan), Zaniolo (Dk. 73 Halil Dervişoğlu), Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz (Dk. 61 Mertens)

Goller: Dk. 47 Oyewusi, Dk. 90+1 Kazlauskas (Zalgiris), Dk. 75 Abdülkerim Bardakcı, Dk. 78 Halil Dervişoğlu (Galatasaray)

Kırmızı kart: Dk. 90+2 Kazlauskas (Zalgiris)

Sarı kartlar: Dk. 12 Berkan Kutlu (Galatasaray), Dk. 29 Gorobsov, Dk. 76 Hnid (Zalgiris)

8 Ağustos 2023 Salı

R.I.P Michalis Katsouris


Futbol şiddeti maalesef bir taraftarın daha hayatına mal oldu. 

Dün gece Atina'da AEK'nın mabedi olan Ayasofya Stadında ya da sponsorlarının taktığı isim olan OPAP Arena'da AEK ve Dinamo Zagreb son idmanlarını yapmış, hocalar basın karşısına çıkmış ve herkes salı gecesi oynanacak olan maça konsantre olmuşken, OPAP Arena etrafındaki esnaf ve semt sakinlerinin polisi aramalarıyla orta çağdan kalma savaş sahnelerini andıran görüntüler medyaya yansıdı ve saatler ilerledikçe de kötü haber internet sitelerine düştü: Dinamo Zagreb ve AEK taraftarları arasında çıkan çatışmada 29 yaşındaki Michalis Katsouris hayatını kaybederken, bir çok taraftar vücutlarına aldıkları darbeler sonrası hastaneye kaldırıldı...

Peki, olaylar nasıl gerçekleşti, önlenemez miydi?


AEK ile Dinamo Zagreb arasında oynanacak olan Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı öncesi UEFA, deplasman takımının Atina'ya seyirci getirmesini yasaklamıştı. Tabii, sorunların çözümünde yasaklamanın bir işe yaramayacağı, hatta işleri daha da çözülmez duruma getirdiği bir kez daha, hem de bir insanın canı pahasına görülmüş oldu. Dinamo Zagreb'in Bad Blue Boys (BBB) grubu, Panathinaikos'lu kankaları ile iş birliği yapıp, Airbnb'den evler kiralayıp, "turist" olarak Atina seyahati planlarlar. 100den fazla taraftar minibüs ve özel araçlarla Arnavutluk sınırından geçip Atina'ya gelirler. Yol üzerinde peşi sıra geçen Hırvat plakalı araçlar yoldaki vatandaşların dikkatini çeker de Yunan polisi bu işi pek ciddiye almaz. Oysa ki 2 gün önce Hırvat yetkililerden Yunan meslektaşlarına gelen resmi belgede şöyle yazmaktadır:

"8 Ağustos 2023 Salı günü saat 21.45'te OPAP Arena'da AEK-GNK Dinamo Zagreb Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı oynanacaktır. Hırvat emniyet birimlerinin güvenilir ve doğrulanmış kaynaklardan aldığı bilgiye göre  150 kadar Dinamo Zagreb taraftarı ülkenize gelecek, bunların 100e yakını organize olan Bad Blue Boys grubu mensubu ki, bu taraftarlar Panathinaikos taraftarı tarafından karşılanacak, bazıları kendi tuttuğu Airbnb evlerinde kalırken, bazıları Panathinaikos'un dernek binalarında konaklayacak"

Bir gün sonra ise Yunan emniyeti yerel birimlerine şöyle bir belgeyi gönderir:

"AEK ve Dinamo Zagreb arasında oynanacak maçla ilgili daha önce elimize gelen bilgilere ek olarak, AEK taraftar grupları taraftarlarını OPAP Arena çevresine kombine bileti dağıtmak için davet etmektedir."


Aslında bu iki bilgi dikkatle incelenip, gerekli güvenlik önlemleri alınsa, belki bugün taraftar şiddeti yerine maç konuşulacaktı başkent Atina'da ama görevi olanlar işlerini "hafife" alınca, geriye evladını kaybetmiş bir ana, ertelenmiş bir maç, tutuklanan 100e yakın taraftar ve görevden alınan emniyet mensupları kalıyordu.

Dün geceye dönersek, çeşitli yollarla Atina'ya gelen BBB üyeleri, Pao'lu "dostları" ile buluşup, bir kaç bira içtikten sonra, metro ile OPAP Arena etrafına giderken, ellerinde meşaleler, tezahüratlar eşliğinde etrafa saldırmaya başlarlar, hatta işi daha ileri götürüp OPAP Arena'ya girmeye yeltenirler. Görgü tanıklarının ifadesine göre, polisin o anda orada olması olayları başlamadan önlemeye yetecekken, ancak yarım saat sonra olay yerine gelmiş Yunan emniyeti. Tabii, bu esnada 200 cıvarındaki "deplasman" taraftarına karşılık evlerini savunan 20-30 AEK taraftarı da kalabalıklaşmaya başlayınca molotof kokteyler, taşlar, sopalar, sandalyeler, ne varsa havada uçuşmaktaymış. O esnada bıçaklar da devreye girince 29 yaşındaki Michalis Katsouris çeşitli yerlerine aldığı darbeler sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş.





Bu olaylar sonrası bugün oynanacak olan karşılaşma Ağustos 18-19 tarihine ertelenirken, UEFA'dan gelen bilgiye göre Hırvatistan'da yapılacak olan rövanş maçı da önümüzdeki hafta ilk maç olarak seyircisiz oynanacak.

Yunan emniyeti şimdi bir yandan olayın faillerini yakalamakla uğraşırken, bir yandan da 16 Ağustos'ta Manchester City ile Sevilla arasında oynanacak olan UEFA Super Kupa maçında hem İngiltere hem de İspanya'dan gelecek taraftarlar arasında benzer olayların çıkmaması için alınacak önlemleri düşünmekte.

6 Şubat 2023 Pazartesi

Galatasaray:2-1:Trabzonspor

Soğuk ve karlı bir gündü... Ali Sami Yen tıklım tıklım dolmuş, taraftar takımından galibiyet bekliyordu. Fena da oynamıyordu Galatasaray, skor da berabere giderken kaleci Fatih sağında Nelsson, solunda Marcao olmasına rağmen ortadaki Taylan'a veriyor topu, Taylan'ın yavaş topunu Trabzon'lu Visca kapıyor ve takımını öne geçiriyordu...

Tarih tekerrürden ibaret derler ya... Diyenler pek de boş söylememişler aslında... 

Aradan 378 gün geçmişti ki yine Ali Sami Yen tıklım tıklım dolmuş, taraftar takımından galibiyet bekliyordu. Maç yeni başlamış, kaleci Muslera sağında Nelsson, solunda Abdülkerim olmasına rağmen ortadaki Torreira'ya veriyor topu, Torreira'ın yavaş topunu Abdülkadir kapıyor, onun pasında Maxi Gomez boş kaleye topu yuvarlayıp, takımını öne geçiriyordu...


Süper Ligde 11 maç peşi sıra galibiyet sevinci yaşayan Galatasaray taraftarı için bu soğuk ve dondurucu havada "soğuk bir duş"tu Karadeniz Fırtınasının golü. Deplasman ekibinin hocası da maç öncesi "Bu akşam İstanbul'da fırtına var" tweeti atmıştı... Erken gol Galatasaraylı topçuları da şaşırtmıştı ki, skorbord daha 5. dakikayı göstermeden farkın iki ya da üçe çıkması işten bile değildi.

Galatasaray'ın galibiyet serisi bozulacak mıydı? Sami Yen'deki deplasman tribününü dolduran bordo-mavililer kadar, sıcacık evlerinden kalpleri Trabzonspor için çarpan siyah-beyazlı ya da sarı-lacivertli taraftarların da isteği buydu ama bir yıl önceki "genç" ve "moralsiz" Galatasaray ile Okan Buruk'un "istim üstündeki" Galatasaray'ı çok ama çok farklıydı...

İyi bir takım kuracaksan elbette genç ve enerjik topçulara ihtiyacın olacak ama bir de onların yanına Taffarel, Popescu, Hagi gibi "klas" liderleri koymalısın. Okan Buruk'un da Kerem, Barış, Boey, Abdülkerim gibi gençlerin yanında Muslera, Oliviera, Mertens ve Icardi'si vardı... İşte o "aslanlar" kazanmak istiyordu ve ilk şut Mertens'ten geldi, sonra Oliviera denedi, o yetmedi Barış golü aradı... Ve daha 20 dakika olmadan Kerem'in savunma arkasına koşusunu "maestro" Oliviera bir bilardocu edasıyla gördü, Icardi topla buluştu ve asistinde Mertens eşitliği sağlayıverdi...


Kaliteli ayaklar, tecrübe kokan, klas bir gol atmışlardı... Beraberlik sağlanmış, tribünler ikinci golü arzuluyordu... Karadeniz fırtınası "samyeline" dönmüş, taç atışlarında ya da kazanılan faullerde oyunu soğutmaya gayret ederken, hakem Halil Umut Meler saatini işaret edip "uzatacağım" diyordu da pek de süre eklemedi ilk devre sonunda...


Soyunma odasına gitmeden bordo-mavililerin "çaylak" Lahimi'nin uzaktan bir şutu ve Hugo'nun kafa-omuz karışımı vuruşu dışında iki pozisyonu vardı da, onlar da kaleye isabet etmemişti. Ev sahibinin Barış Alper ve Oliviera ile öne geçmesini kaleci Uğurcan engelliyordu... 

Aynı Uğurcan'ın devre biterken Abdülkerim'e yatarak çift dalmasını ise hakem "tecrübesini" konuşturup Galatasaray aleyhine faul vererek maç sonu tartışılmanın önüne geçiyordu...


Son haftalarda sergilediği mücadele ve gayret ile yeni "Felipe Melo " olmaya aday olan Torreira, ilk saniyelerde yaptığı hatanın etkisinden çıkamayınca, ikinci devre yerini Berkan'a bırakıyor; Boey ile arzulanan uyumu sağlayamayan Barış Alper'in yerine ise Yunus oyuna giriyordu. Rashica ise yabancı sınırını Türk futboluna getirenlere küfür ediyordu...

Gol arzusunu ikinci yarı da sürdüren Galatasaray, Tezeguet'nin Yunus'un ayağına basmasıyla "tartışmasız" bir penaltı kazanıyor ve Sami Yen tribünleri "Aşkın Olayım"ı söylemeye başlıyordu... 


Mağlubiyetten galibiyete geçen Galatasaray'ın duracak hali yoktu, farkı açmak için Kerem, Mertens ve Icardi ile rakip kaleye gitti ama Uğurcan'ı ve bu sezon alışık olduğu üzere direkleri geçemedi. Rakip ise 78. dakikada tartışmalı bir faul sonrası Bakasetas'ın çok uzaktan yollamış olduğu füze ile az kalsın beraberliği bulacaktı da, Muslera sakatlanmak pahasına golü önledi...


Pandemi sezonunda Rize maçında ofsayt olan pozisyonda sakatlanan Muslera, yine bir Karadeniz takımına karşı yine ofsayt olan bir pozisyonda sahayı sedye ile terk ediyordu. Belki galibiyet gelecekti, ki geldi ama sevinç yerine hüzün vardı Galatasaraylılarda... Bereket maçtan sonra gelen haberlerde kaptanın takımını uzun süre yalnız bırakmayacağı yazılıyordu... Uruguaylı kaleci yerde acılar içinde yatarken, meslektaşının durumuna endişelenen ve sahayı boydan boya gelip, geçmiş olsun dileyen Uğurcan'ın "adamlığını" da unutmayacaktır bu taraftar...


Kaleye Okan'ın geçmesi Abdülkerim ve Nelsson'u tedirgin edip, oyun anlayışlarını değiştirse de, Okan Buruk'un Mitsjo ve Kaan Ayhan'ı sahaya sürüp savunmayı güçlendirmesiyle Galatasaray 12 dakikalık uzatmalarda Umut Bozok ve Hugo'ya verdiği iki pozisyon dışında kalesinde sıkıntı yaşamadan hanesine 3 puan daha ekleyip, Okan Buruk'un adını da Galatasaray tarihine yazdırıyordu...

7 gün önce Giresun'da kazanılan maçın coşkusu yaşanırken Kaan Ayhan transfer haberi ile mutluluk tavan yaparken, pazar gecesi de maç biter bitmez Zaniolo haberleriyle başka bir boyuta geçiyordu sarı-kırmızı sevdalıları...

Bakalım transfer sezonu bitene kadar ne heyecanlar yaşanacak...

Stat: Nef

Hakemler: Halil Umut Meler, Cevdet Kömürcüoğlu, Ekrem Kan

Galatasaray: Muslera (Dk. 85 Okan Kocuk), Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Dubois, Torreira (Dk. 46 Berkan Kutlu), Oliveira (Dk. 90+5 Midtsjö), Barış Alper Yılmaz (Dk. 46 Yunus Akgün), Mertens (Dk. 90+1 Kaan Ayhan), Kerem Aktürkoğlu, Icardi

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Larsen (Dk. 70 Bartra), Hugo, Denswil, Eren Elmalı, Siopis (Dk. 69 Yusuf Yazıcı), Bakasetas (Dk. 80 Bardhi), Abdülkadir Ömür (Dk. 80 Umut Bozok), Trezeguet, Lahtimi (Dk. 46 Gbamin), Maxi Gomez

Goller: Dk. 1 Maxi Gomez (Trabzonspor), Dk. 18 Mertens, Dk. 53 Icardi (Penaltıdan) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 20 Eren Elmalı, Dk. 51 Trezeguet, Dk. 77 Gbamin (Trabzonspor), Dk. 20 Nelsson (Galatasaray)


22 Ocak 2023 Pazar

Galatasaray:2-1:Antalyaspor



Söylenmedi hiç

Sana layık düşler benden önce

Tutsak yüreğim

Biliyorsun sen de ince ince

Yangın yeri hep

Buralar sayende, yok şikâyet

Gel bir sarayım

Aşkın olayım


diye inliyordu NEF Arena tribünleri skorboard 49. dakikayı gösterirken... Onur Özdemir'in sözlerini yazıp müziğini bestelediği ve Simge'nin seslendirdiği 2018 yılında piyasaya çıkmış bu şarkıyı çoluk çocuk yaşlı gence bir iki haftada ezberleten bir futbolcu vardı: Mauro Icardi...


Nasıl ezberlemesinler, nasıl coşmasınlar ki, Gomis'in gollerini leblebi gibi sıraladığı  ve "Sen Olsan Bari"yi tribünlere ezberlettiği 2017'den beri hep bir kurtarıcı beklemiş Galatasaray taraftarı ama gelenler saman alevi gibi bir anda parlayıp, sonrasında hep hayal kırıklığı yaratmıştı... 

Ali Palabıyık'ın "katlettiği!" Alanyaspor maçıyla sarı-kırmızılı taraftara merhaba diyen Arjantinli golcü, Beşiktaş derbisinde memleket sahalarında görmeye alışık olmadığımız iki gol atıp, "aşkınıza talibim" derken, farklı Başakşehir maçında hem atıp, hem attırmış ve Fenerbahçe deplasmanında 15 dakikada "Gerçek Galatasaraylı" oluvermişti...

28 Ekim 2022 Cuma gecesi Olimpiyat Stadında kazandığı Karagümrük maçından beri ligde yenilgi yüzü görmeyen Okan Buruk'lu Galatasaray kulüp tarihinde bir rekora doğru koşarken, Antalyaspor maçının da kazanılması sonrası Okan Buruk da Mustafa Denizli ve Fatih Terim'i yakalayacaktı. Bu galibiyet serisi elbette topçuları doğal olarak motive ediyordu ama aynı zamanda üzerlerinde de bir baskı yaratıyordu... Bu stres de dün gece NEF Arena'da Ali Şansalan'ın ilk düdüğü ile beraber sarı-kırmızılıların üzerinde açıkça belli oluyordu, bir an evvel gol atıp, maçı kazanmayı düşleyen Galatasaraylı topçuların "aceleciliğine" Nuri Şahin'in oyuncularına verdiği "sakin" olun talimatı karşılık verince Galatasaray taraftarının telefonlarına kaydetmeyi beklediği goller ilk 45 dakikada deplasman ekibinin kalesine atılamadı. Nuri Şahin'in Galatasaray'ın çok alışık olduğu Torreira ve Oliviera ile oyun kurduğu sistemini bozmak için rakip alanda forvetleriyle pres yapıp bu iki oyuncuyu da orta saha oyuncularıyla marke ettiği oyun anlayışının yanında ayağının tozuyla kaleye geçen Brezilyalı Helton Leite'nin başarılı performansının da Galatasaray'ın gol kısırlığında etkisi yadsınamaz. Özellikle Boey'in belki de kariyer rekoru kırmasını Brezilyalı kaleci engelledi ilk devre...


Ama ikinci devrenin başlamasıyla birlikte Galatasaraylı topçular biraz da alışkın oldukları oyunu oynamaya çabalayınca beklenen gol Mauro Icardi'nin kafasıyla geliverdi. "Biz genç oyuncular ondan çok şey öğreniyoruz" diyen Kerem, "öğretmeninin" kafasına doğru yolladığı plaseyi tangocu kalitesini ispatlarcasına Leite'nin bakışları arasında uzak direğe atınca "Aşkın olayım" çoktan yankılanıyordu stadyum hoparlörlerinden... "Antalya Kalesi"nin kilidini açmış takım arkadaşlarına bir "oh be" çektirmişti Icardi nam-ı değer "aşk çocuğu"... Golün rahatlığı ve rakipte yarattığı hayal kırıklığı ile Galatasaraylı topçular biraz daha dikkatli olsa çok geçmeden farkı açacaktı ama 5 dakika sonra Antalyaspor memleketin hem aktif hem de emekli olup yorumculuk yapan hakemleri için turnusol kağıdı olabilecek bir pozisyonda beraberlik golünü atıverdi...

Hatırlanması uzun sürmeyecek zira 2-3 hafta önce Antalya'da oynanan Antalyaspor-Fenerbahçe maçının uzatma dakikalarında ev sahibi "şahane" bir gol atmış ama karşılaşmanın yardımcı hakemi ve VAR'daki Koray Gencerler "el birliği" ile golü iptal etmiş, gerekçe olarak da topla alakası olmayan pasif ofsayt pozisyonundaki Haji Wright'ın Osayi'nin koşusunu engellediği gibi bir gerekçe sunmalarıydı. Ne hikmet ki, aynı Antalyaspor 54. dakikada benzer bir gol attı ( Pasif ofsayt pozisyonunda olan Nakajima, Boey'in koşunu engelliyor) ama VAR'daki Koray Gencerler hakemi uyarmadı (Uyardıysa VAR kayıtlarını bekleriz)... Ne demişti Harry Kewell "Futbol, Türkiye'de Galatasaray'a karşı oynanan bir oyun"...



Hakem demişken, Galatasaray'ın gol aradığı ilk yarıda verilen 2 dakika uzatma, Galatasaray'ın galibiyeti korumaya çalıştığı ikinci devre süreye eklenen 9 dakika yetmezmiş gibi maçın 100 küsürde bitmesi, Güray'a ilk devre verilemeyen ikinci sarı kart, Icardi'nin penaltısının VAR'dan dönmesi, Güray'ın eline çarpan topa devam kararı çıkması ise Ali Şansalan ve yardımcıları ile VAR'daki hakemlerin hanesine eksi olarak yazılacak pozisyonlardı... Hani bazı algıcılar diyor ya, "Erden Timur Sezonu" diye, hadi be ordan...

Beraberlik golüne pek takılmayan sarı-kırmızılılar bildiklerini uygulamaya devam edince, yine bir kenar ortasında Sergio'nun kafa vuruşunda Antalyalı savunmacı Floranus ters bir vuruş yapınca ev sahibi tekrar öne geçmesini biliyordu. 


Sonrası ise haftalardır Galatasaray'ın oynadığı bir oyun, rakip beraberlik için açılınca, Galatasaray hızlı oyuncuları ile pozisyonlar buluyor, rakibin ataklarını ise konsantrasyonu üst düzey olan Abdülkerim ve Nelsson ile "şampiyonluk modunu" açmış Muslera engelelyip, Galatasaray hanesine bir 3 puan daha eklerken lig maçlarında 9'da 9 ya da yazıyla "dokuzda dokuz" galibiyet serisini devam ettiriyordu...

PFDK'nın NEF Arena'da Galatasaray taraftarına verdiği "rekor" 40 blok kapama cezası sonrası mabedi boş bırakmayan, belki de ilk defa maça gelen sarı-kırımızı sevdalıları da galibiyetin gelmesinde önemli rol oynadılar. Türkiye'de en fazla seyredilen iki maç vardır: Biri Galatasaray-Fenerbahçe, diğeri de Fenerbahçe-Galatasaray maçlarıdır. Bu gerçeği göz önüne alıp, Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra Fenerbahçe'ye 9 blok kapama cezası gelip, Galatasaray-Hatay maçından sonra Galatasaray'a 40 blok ceza gelmesi size de komik gelmiyor mu? Futbolun "kıyısından köşesinden" geçen herkes hangi maçta daha çok küfür edileceğini bilir de bazıları bilmiyormuş gibi yapıyor işte...



STAT: Nef

HAKEMLER: Ali Şansalan, Serkan Olguncan, Mehmet Emin Tuğral

GALATASARAY: Muslera - Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Emre Taşdemir (Dk. 79 Yunus Akgün), Oliveira, Torreira (Dk. 88 Berkan Kutlu), Mertens (Dk. 90 Juan Mata), Rashica (Dk. 79 Dubois), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 88 Barış Alper Yılmaz), Icardi

ANTALYASPOR: Helton - Floranus (Dk. 76 Bünyamin Balcı), Veysel Sarı, Ömer Toprak, Güray Vural, Ufuk Akyol (Dk. 76 Mustafa Erdilman), Soner Aydoğdu (Dk. 64 Erdal Rakip), Larsson (Dk. 64 Ndao), Nakajima, Mehmedi (Dk. 58 Sinan Gümüş), Luiz Adriano

GOLLER: Dk. 49 Icardi, Dk. 59 Floranus (K.K) (Galatasaray), Dk. 55 Luiz Adriano (Antalyaspor)

KIRMIZI KART: Dk. 90+10 Luiz Adriano (Antalyaspor)

SARI KARTLAR: Nuri Şahin (Teknik Direktör), Güray Vural, Larsson, Bünyamin Balcı (Antalyaspor), Oliveira, Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray)

21 Ocak 2023 Cumartesi

Mauro'nun Akli Fikri Takımında Mı?



Günlük twitter turumu atarken taraftar hesabı olsun, spor hesabı olsun bir çok hesaptan Wanda Nara'nın ağzından Icardi ile ilgili sözler etrafta uçuşuyordu. Kimi Wanda'nın Shakira ile aynı kaderi paylaştığından, kimi güçlü kadınların erkeklere yön verebildiğinden, kimi de ünlü çiftin boşanmasından bahsediyordu. Ama tümünde ortak bir cümle vardı "Mauro'nun aklı fikri takımında."





Kadıköy'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde oynadığı 10-15 dakikalık sürede bir asist bir golle galibiyete katkı yapan Arjantinli golcü, Galatasaray taraftarının gönlünde saray kurmak için beton temeli atmışken, sansasyonel sevgilisi Wanda'nın ağzından "Mauro'nun aklı fikri takımında." cümlesini duymak ister istemez biz Galatasaray taraftarının gönlünü okşarken, Arjantinli golcüye duyduğu hislerinin de karşılık görmesi pek de hoştu...

Ama... İşte o ama var ya... Blog yazmaya başladığım günlerden beri alışkanlık haline geldiği üzere haberi kaynağından doğrulamak alışkanlığı yok mu...Bakalım Wanda Nara bu sözlerin hepsini söylemiş miydi yoksa sanal medyada her zaman olduğu gibi takipçilerin duymak istediği sözcükler mi havada uçuşuyordu?

Wanda Nara ile yapılan röportajın kaynağı olarak Caras sitesi gösteriliyordu, ben de siteye girip röportajı buldum ve google translate yardımıyla İngilizce'ye, oradan da Türkçeye çevirdim. Bakalım neymiş orada söylenilenler:


Wanda Nara, L-Gante ile ilgili ilişkisi hakkında konuştu: "Onun başka ilişkileri olduğunu biliyorum ama birbirimizi seviyoruz."

Wanda Nara, Icardi'den ayrılığından, Maxi Lopez'le arkadaşlığına ve L-Gante ile ilişkisine kadar her şey hakkında konuştu.

Caras: "Özel hayatına geçelim, Icardi'den ayrıldın mı?"

Wanda Nara: "Evet Icardi'den ayrıldım ama aramızdaki seviyeli ilişki devam ediyor ve gelecekte de devam edeceğini umuyorum. Şu anda her iki taraftan da birbirine karşı büyük bir sevgi ve saygı var, ama gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Bir çok açıdan ele alarak sonuçlandırdığımız bir karardı zira ikimizin de yapacağı çok iş vardı, son üç aydır Arjantin'de olduğum için sevsek de sevmesek de bu fikir ayrılıkları bazı şeylerin başlamasına neden oldu."

Caras: "Bu resmi mi yoksa duygusal bir ayrılık mı?"

Wanda Nara: " Gerçek şu ki şu anda ayrıyız ama ne benim tarafımdan ne de onun tarafından boşanma prosedürleri başlamadı. Zaman her şeyi gösterecek. Kağıtlar benim yaşantımı ya da duygularımı değiştirmiyor. Ve bir buçuk yıl önce Mauro ile aramızdaki bu büyük kriz meydana geldiğinde tüm ekonomik konular çok önceden çözülmüştü. Her ne kadar ilişkimiz kötü gitse de, ben her zaman Mauro'nun yanında oldum ve onu kariyeri boyunca hep destekleyeceğimi söyledim. Ve her nereye giderse de çocuklarımı yanına götüreceğimi belirttim."

Caras: "Bu arada günler önce Maxi Lopez'in Buenos Aires'te sizi ziyaret ettiğini biliyoruz. Onunla ilişkiniz düzeldi mi?"

Wanda Nara: "Evet, ilişkimiz yıllar önce düzeldi. Çocuklar şimdi büyüdü ve ben de topu artık onların tarafına yolladım, her birinin kendi telefonu var ve canları ne zaman isterse babalarını aramakta özgürler, artık aralarındaki ilişki bana bağlı değil, tam tersi kendileri halledebilirler. Şanslıyız ki, uzun zamandır çok iyiyiz ve babası ile aralarındaki mesafe uzak olsa da çocuklar bunu hiç hissetmiyorlar."

Caras: "Onun tekrar baba olduğundan dolayı mutlu musunuz?"

Wanda Nara: "Evet, Maxi iyi bir baba ve şimdi bu tecrübeyi başka bir yaşta ve başka bir yoldan yaşayacak. Bizim çocuklarımıza baba olduğunda çok gençti, kariyerinin zirvesindeydi ve bir yerden başka bir yere sürekli taşınıyorduk. Bir baba olarak onunla ilgili harika anılarım var."

Caras: "Onun şimdiki eşi Daniela Christiansson'ı tanıyor musunuz?"

Wanda Nara: "Evet, çocuklarımın doğum gününden. Ben çok Arjantinliyim o ise çok Avrupalı. Aramızda da çok büyük farklar var, İsveçli bir kadın ile Arjantinli kadın arasında fark su ve yağ gibidir. Tabii ki o Maxi'ye saygı duyuyor çünkü o Maxi'nin seçtiği kadın."

Caras: "Hayatındaki erkeklerden konuştuk ve şimdi sıra L-Gante'de. O senin erkek arkadaşın mı, sevgilin mi, arkadaşın mı?"

Wanda Nara: "İyi soru çünkü ona hangi sıfatı vereceğimi daha önce hiç düşünmedim. L-Gante çok sevdiğim biri ve onun da beni sevdiğini hissediyorum. İşlerimizi yaparken tanıştık, aynı duygusal durumu yaşıyorduk ve eşlerimizden yıllar önce ayrılmıştık. Ve her ne kadar aramızda büyük bir yaş farkı olsa da, aramızda harika bir bağ var. Her iki tarafta da aşk ve şefkat var ve her zaman yaşamımda olacağını biliyorum."

Caras: "36 yaşındaki bir kadınla 22 yaşındaki bir erkek nasıl birbirine bağlanıyor?"

Wanda Nara: "Onun başka ilişkileri olduğunu biliyorum, ona tavsiyelerde bulunacak iyi bir arkadaş gibi hayatında olanlar hakkında benimle sakince konuşuyor. Dünyanın değiştiğini duyuyorum, yeni nesil ilişkilerini ad koymuyor, bunu anlamıyorum ve de buna gülüyorum.  Bir çok konuda farklı bakış açılarımız var. Ona her şeyi çıkar gözetmeden anlatacağımı biliyor ve bazen böyle karakterler ya da sanatçıların etrafında çok fazla yalaka var ama ben öyle değilim."

Caras: "Seni onunla gördüklerinde çocukların ne söylüyor?"

Wanda Nara: "Hiç birşey. Onlar L-Gante ile tanıştılar ve iyi bir ilişkimiz olduğunu biliyorlar. 'Senin arkadaşın L-Gante' diye sesleniyorlar, onunla video oyunları ve Play Station hakkında konuşuyorlar.  Onları bir araya getiren konular bunlar."


Evet, Caras'taki röportaj bu şekilde...

Shakira ile ilgili sözleri de burada...

Google Translate'e de pek güvenmediğim için, Arjantin, İtalya ve İspanya futboluna hakim bir abime de danıştım ve beni haklı bulunca bu yazıyı yazma gereği duydum...

Yine de bir açık kapı bırakalım ve "Mauro'nun aklı fikri takımında." cümlesinin geçtiği röportajı gören-duyan-bulan varsa yorumlara yazabilir...

Icardi'nin ağzından yazılan "Wanda Nara'dan ayrıldıktan sonra tamamen Galatasaray'a odaklandım. Bekarlık sultanlıktır." tweetini ise sadece güzel bir espiri olarak blog sayfalarına koyuyorum...

Zira Caras'ta gexerken "aşk çocuğunun" Paris Hilton ve Shannon De Lima'nın da instagram hesaplarında karşılıklı beğenilerde bulunduğu yazıyordu...

13 Kasım 2022 Pazar

Başakşehir:0-7:Galatasaray

 


"İntikam soğuk yenen bir yemektir" der ünlü bir İspanyol atasözü. 

Dün gece Başakşehir Fatih Terim Stadında Galatasaray, ev sahibini 7-0 gibi tarihi bir skorla geçerken, ultrAslan'ın yeni tabiriyle "Süper Sirke" evrilen Türkiye Futbol Liginde her türlü "engellemelere" karşın hem zirve inadını sürdürdü, hem de geçmişte yaşanılanların hesabını kesti...


Galatasaray
ligin en fazla şampiyonu olmasına karşı bazı yıllarda sarsıntılı dönemler geçirirken, çeşitli sponsorlar marifetiyle desteklenen eskinin İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u, yeni adıyla Başakşehir Futbol Külübü, Galatasaray'ı yendiği maçlardan sonra "tahrik edici" paylaşımlar yapıp, sevincini sarı-kırmızılı camianın üzüntüsü üzerinden yaşamayı yeğlemekteydi. Bu hadsizlik öyle bir boyuta gelmişti ki, kendileriyle alakalı olmayan ve Galatasaray'ın Avrupa'dan elendiği Östersunds maçından sonra "Bu zor gecenin ardından Medipol Başakşehir'e transfer olmak isteyen tüm taraftarlara kapımız açık." şeklinde çok tepki çeken bir tweet atmıştı...

Galatasaray, Fatih Terim'le birlikte 8 puan geriden gelip, Sami Yen'de şampiyonluk maçında Başakşehir'i yenip "Yaz Dostum" şarkısı eşliğinde kendilerine bir ders verdi vermesine de, dün gece sosyal medyada yayımlanan paylaşımla bu rekabete de son nokta konuldu: Biz daha iyisini yapana kadar, en iyisi bu.



Maçın yıldızı Kerem için de derin ve "acıklı" bir hikayesi vardı dün geceki zaferin. 17 yaşında geleceğe dair büyük umutlar ve hayaller ile transfer olduğu Başakşehir takımıyla idmanlara çıkan Kerem Aktürkoğlu, takımdaki "abileri!" tarafından dışlanmış, had bildirilmiş, küfür yemiş ve bütün bunlar olurken hocası Abdullah Avcı'dan herhangi bir destek görememişti. Abileri! ve hocasından ummadığı davranışlarla karşılanan genç oyuncu takım yöneticileri tarafından da benzer muamele görünce futbolu bırakma noktasına gelmiş, ailesi ve genç takım hocasının desteği ile ayakta kalmış ve Galatasaray'a transfer olmuştu. 5-6 sene evvel "had bildirilen", "Allahım bugün idmanda bana top gelmesin ki küfür yemeyeyim, sakatlanmayayım" diye dua eden o çocuk, dün gece sergilediği performans, attığı 3 gol ile kendisine inanmayan hem saha içinde hem de rakip kulübedeki eski takım arkadaşlarına "had bildirdi."

Ne diyordu Ezel dizisinde Ramiz dayı? "Kim ne derse desin yeğen, intikam güzel şey..."


Karşılaşmaya gelecek olursak, bir hafta önce Beşiktaş derbisini kazanmanın moraliyle Dünya Kupası arasına girmeden son maçına çıkacak Galatasaray'a bir motive edici mesaj Kadıköy'den de geldi ve Fenerbahçe'nin Giresunspor'a yenilmesi sonrası aradaki puan farkını ikiye indirme maçına dönüşüverdi Başakşehir karşılaşması. Oyuncuların kalitesinden şüphe yoktu da uyum süreci sıkıntılıydı, haftalar ilerledikçe de hem oyun anlayışı oturup, hem de topçular birbirini tanıdıkça beklenen farklı skorların geleceğinden şüphe yoktu, pozisyon bulan bu takım o topu bir gün üç direğinin arasından da ikiden fazla sokacaktı... Bu patlama da kaderin cilvesi olarak ligin ilk 4-5 maçında kalesinde gol görmemekle övünen Başakşehir'e kısmet oldu...

Geçen hafta Hatayspor karşısında yediği 3 golde bireysel hatalar yapan kaleci Volkan Babacan ve Ömer Ali'yi ilk on bire yazmayan Emre Belözoğlu, yine savunmada top çevirip, rakibi üzerine çekip, Traore, Keny ve Chouiar'in hızlı ataklarıyla gol bulmayı hedefliyordu. Okan Buruk ise eski ev arkadaşını "mat etmek" için klasik oyununu bozmayıp, rakip alanda pres yapıp, kaptığı toplarla "baskın basanındır" demişti. Aslında daha 15 saniyede ev sahibi savunmacılar top dolaştırırken, Oliviera topu kapıp, ceza sahası dışından şut atmış, maç içinde olacakların fragmanı sergilenmişti.

Devamında hiç de farklı bir senaryo seyretmedik, önce Oliviere-Kerem paslaşmasında Kerem siftahı yaptı, arkasından ev sahibi topla çıkarken Toreira'nın idmanda çalışıldığı belli presiyle kaptığı topla ceza sahasına girip, düşürülmesiyle penaltı kazanıldı ve "dünya yıldızı" Icardı, bir star tecrübesiyle tutulamayacak yere vurdu meşin yuvarlağı. İlk devre hiç beklemediği şekilde yediği gollerle dağılan Başakşehir savunması, devre biterken bir hafta evvel Beşiktaş savunmasının yapamadığı gibi Rashica'yı durduramayınca üçüncü golü de kalelerinde görüverdiler.


Şok bir skorla soyunma odasına giden ev sahibinde teknik direktör Emre Belözoğlu orta sahadan oyuncu çıkarıp Aleksiç ve Deniz Türüç'le ikinci devreye başladı ama Galatasaray'ın akınları duracak gibi değildi.  Abdülkerim'in ilk devredeki direğinden sonra Rashica da direkleri dövdü ama 10 dakika sonrasında "aşk adamı" Icardi futbola aşkını da Kerem'e gol asisti yaptığı topuk pasıyla gösterdi. Müthiş organiziasyon, harika gol...


Tabelada Galatasaray'ın hanesinde dört yazıyordu da sahada Mustafa Kemal imzalı beyaz formalıların durmaya niyetleri yoktu. Bu defa Kerem'in asistinde başka bir yıldız Mertens şık bir plase ile farkı arttırıyor, sonrasında Icardi bir kez daha Kerem'e gol pası veriyordu...

Skor altı olmuş, lige bir buçuk ay ara verilecek ama "Galatasaray'a yatmaya geldi" diye itibarsızlaştırılan Icardı 86. dakikada kaleci Muhammed'e pres yapınca, yanındaki arkadaşları da arzularını arttırıyor ve bu kez de Konya günlerinde çok seyrettiğimiz kafa gollerinden biri ile maçın skorunu ilan ediyordu Abdülkerim...

Karalama Defteri podcastlerde sürekli tekrarladığımız bir cümle vardı "Bu takım çok yetenekli, bu hafta girmeyen o goller bir gün fazlasıyla girecek" diye, o gün 12 Kasım 2022 Cumartesiymiş, tarihi bir skorla Dünya Kupası heyecanına yolcu etti Galatasaray sevenlerini...

Şimdi artık Muslera ve Toreira'lı Uruguay'ı, Seferoviç'li İsviçre'yi, Nelson'lu Danimarka'yı ve Mertens'li Belçika'yı seyretme vakti...

"Bu zor gecenin ardından Medipol Başakşehir'e transfer olmak isteyen tüm taraftarlara kapımız açık." mı diyordu Başakşehir sosyal medya ekibi? Maçta fark yedi olunca deplasman tribünü ile birlikte bütün stadyum ayağa kalkıp "Şampiyon Cim Bom Bom" tezahüratlarına başlayınca, zaten az olan seyircilerini de kaybettiklerini yüzümüzde tebessüm, büyük bir keyifle seyrettik...

STAT: Başakşehir Fatih Terim

HAKEMLER: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Serkan Ok

BAŞAKŞEHİR: Muhammed Şengezer- Caiçara, Ndayishimiye, Duarte, Hasan Ali Kaldırım, Mahmut Tekdemir, Biglia (Dk. 46 Aleksic), Traore (Dk. 63 Szysz), Berkay Özcan (Dk. 46 Deniz Türüç), Chouiar (Dk. 64 Serdar Gürler), Keny (Dk. 82 Okaka)

GALATASARAY: Muslera- Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Emre Taşdemir (Dk. 23 Kazımcan Karataş), Torreira (Dk 71 Berkan Kutlu), Oliveira (Dk. 80 Midtsjö), Rashica (Dk. 79 Barış Alper Yılmaz), Mertens (Dk. 71 Mata), Kerem Aktürkoğlu, Icardi

GOLLER: Dk. 14, Dk. 59 ve Dk. 85 Kerem Aktürkoğlu, Dk. 45 (P) Icardi, Dk. 45+4 Ndayishimiye (K.K), Dk. 65 Mertens, Dk. 88 Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray)

SARI KARTLAR: Ndayishimiye, Aleksic (Başakşehir), Rashica, Muslera (Galatasaray)

22 Ekim 2022 Cumartesi

Token 2049 Singapur'da social tradingle ilgili son gelişmeler Bitget’ten!

Token 2049 Singapur'da social tradingle ilgili son gelişmeler Bitget’ten!

Lider kripto para borsası Bitget, Singapur'daki Asya Kripto Haftası'nın amiral gemisi etkinliği olan Token 2049 Singapur'a katıldı. Dünyanın en büyük kripto konferanslarından biri olan Token 2049, Asya ve dünyadaki en iyi konuşmacıları kripto dünyası hakkındaki yenilikçi ve keskin görüşlerini paylaşmaya davet etti. Konferansta Bitget Yöneticisi Gracy Chen, Social Trading ve “Kriptodaki Kadınlar” hakkındaki gözlemlerinden ve görüşlerinden bahsetti.

BITGET’E ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN!

Gracy, “Social Trading Yatırımda Devrim Yaratıyor” başlıklı bir açılış konuşmasında kripto işlemlerine yeni başlayanları ve deneyimli traderları açık ve sağlam bir platformla destekleyen Bitget'in öngörülerini ve kripto paralar için social trading’deki en son trendleri paylaştı.

Gracy Chen, social trading’in büyümesini ve mevcut trendini vurguladı, “Küresel social trading platformu yılda %7,8 büyüyor. Social trading, işlem yapmanın işbirlikçi olabileceği fikrini benimseyen tüm traderlar için bir kazan-kazan durumu yaratıyor.”

Ayrıca Bitget'in kriptoda social trading uygulamaları üzerinde çalıştığı yenilikleri de tanıttı. “Amiral gemisi ürünümüz Tek Tıkla Copy Trade, sosyal işlemlerde bir öncü ve yaklaşık 1,1 milyon takipçisi olan 55.000'den fazla profesyonel traderı bir araya getirerek dünya çapında kripto traderlarının deneyimine ciddi bir yenilik getiren bir ürün. Bitget, kaliteli içerik, copy trade ve diğer stratejiler sağlamakta ve kullanıcıların social trading’de en iyi sonuçları elde etmesine yardımcı olan sosyal unsurlara sahip ürünler sunuyor.”

Bir kadın yatırımcı ve kripto endüstrisinde lider olan Gracy, “Kriptodaki Kadınlar” konulu panel tartışması sırasında deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştı. Kripto dünyasının ve kadınların gücünün karşılıklı olarak faydalı olacağını vurguladı, çünkü kripto ve blok zinciri teknolojisi, kadınların finansal bağımsızlık kazanmasına yardımcı olacak yeni araçlar olarak hizmet ederken, kadın katılımının da kripto dünyasının daha iyi bir versiyonuna yol açtığını vurguladı.

Konuşmanın yanı sıra, Bitget'in konferanstaki standı ve sonrasındaki parti, alanda geniş çapta takip edilen bazı influencer’lar da dahil olmak üzere katılımcılardan güzel tepkiler aldı ve önemli isimleri eğlenceli bir ortamda bir araya getirdi. Stant, katılımcıların sosyal işlemler ve platform eğitimleri hakkında bilgi edinirken eğlenceli aktivitelerin ve ödüllerin tadını çıkarması için 360 panoramik selfie ve bir çekiliş çarkı sundu.

Token 2049, Singapur'daki Asya Kripto Haftası'nın amiral gemisi etkinliği ve Formula 1 Singapur Grand Prix'sinin yanı sıra, etkinliğe Eylül ayı sonlarında dünyanın dört bir yanından 6000'den fazla katılımcı katıldı.

Gracy “Bitget, kripto alanında önemli ve lider bir oyuncu olarak bu yıl Token 2049'a katılmaktan mutluluk duyuyor. Günümüzde giderek daha fazla çevrimiçi zaman harcadığımız için farklı bölgelerden ve sektörlerden insanlarla yüz yüze tanışma fırsatına değer veriyoruz. Etkinliğe katılmak sadece partnerler, kullanıcılar ve ekiple ilişkilerimizi geliştirmemize izin vermekle kalmıyor, aynı zamanda piyasa trendlerini daha iyi anlamamıza ve gelecekteki gelişime ilişkin derinlemesine fikir edinmemize de ilham veriyor. Gelecek yılki konferansı sabırsızlıkla bekliyoruz ve organizatörlerin bunun gerçekleşmesi için harcadıkları zamanı ve çabayı takdir ediyoruz!”

BITGET’E ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN!

Bitget Hakkında

2018 yılında kurulan Bitget, sosyal ticarete odaklanan dünyanın önde gelen kripto para borsalarından biridir. Şu anda dünya çapında 50'den fazla ülkede iki milyondan fazla kullanıcıya hizmet veren Bitget, 600 kişilik bir işgücü ile merkezi olmayan finansmanı teşvik etme misyonunu hızlandırdı.

Bitget'in kripto türevleri piyasasında Haziran 2019'da resmi olarak piyasaya sürülmesinden bu yana, platform artık dünyanın en büyük kripto copy trade ve türev borsalarından biri haline geldi. Türev işlemler hacminde CoinMarketCap ve CoinGecko tarafından küresel olarak ilk beşte yer alıyor. Lider borsa, insanların sosyal ticaretle bağlantı kurma ve işlem yapma şeklini dönüştürmeye odaklanıyor. Amiral gemisi Tek Tıkla Copy Trade, sosyal ticarette bir öncüdür. Dünya çapında kripto türevleri traderları için deneyimlerine yenilik getirerek, yaklaşık 1.1 milyon takipçisi olan 55.000'den fazla profesyonel trader bir araya getirmiştir.

‘Better Trading, Better Life’, felsefesine sıkı sıkıya bağlı kalan Bitget, Web2 ve Web3'ü aşan, CeFi ve DeFi'yi birbirine bağlayan ve geniş bir köprü ile sonuçlanan portal olmayı hedefleyerek, global olarak kullanıcılara kapsamlı ve geniş kripto ağına güvenli işlem çözümleri sağlamayı taahhüt eder. Bitget, Eylül 2021'de dünyaca ünlü futbol takımı Juventus'un ilk forma partneri ve kısa süre sonra PGL Major'ün resmi espor kripto partneri olarak sponsorluğunu duyurdu. Önde gelen espor organizasyonu Team Spirit ve Türkiye'nin önde gelen ve köklü futbol kulübü Galatasaray ile ortaklıklar da 2022'nin başlarında duyuruldu.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Blog Widget by LinkWithin