26 Ağustos 2008 Salı

A.B.D.:118 - İspanya:107

Biraz geç oldu ama pazar sabahı oynanan ABD - İspanya 2008 Olimpiyatları basketbol finali hakkında yazmadan edemedim. Kazara uyandığım bir pazar sabahında televizyonda birşeylere dalıp uyuma niyetindeydim ama eurosportu açınca iyi ki uyanmışım dedim. Klasik Türk seyircisi olarak kendime tutacak bir takım belirleyip izlemeye başladım: İspanya.Ben izlemeye başladığımda 2.çeyreğin ortalarıydı ve İspanya 10 sayıdan fazla gerideydi. İspanya elinden geldiğince gaz yapıyor farkı eritmeye çalışıyordu ama Wade sırayla üçlükleri sokarak adamların hevesini kırıyordu. İspanyanın oyunkurucusu Navarroya hasta oldum, adam çok soğukkanlı ve son topların ustası. Nitekim ilk yarının son topunu da o kullandı ve kronometre sıfırı gösterdiği anda meşhur gözyaşı damlası atışını yaptı. İlk yarı sonunda skor sanki maç bitmiş gibiydi: 71-67.

Maçta İspanya bir türlü öne geçemedi. Tam farkın kapandığı anda Amerika birden sazı eline alıp yine farkı ne olduğunu anlamadan 10 sayıya çıkarıyordu. Amerika gerçekten işi ciddiye almış bu sefer o kadar yıldız var ki takımda hangisini tutacağını bilemeyen İspanya adına üzüldüm. Genelde takımda şu oyuncu faul problemi yaşasın da rahatlayalım dersin ama Amerikada kim çıkarsa çıksın aynı seviyede başkası hazır. Bir de Amerikalılar hakkaten bu işi yerinde sertlikle oynuyorlar, rakibi ciddi şekilde hırpalıyorlar.
Takımların ne kadar istekli olduğu yedek kulübesinden belli olur, İspanyanın yedeklerine baktığımda her basket sonrası hepsi ayağa kalkıyordu, arkadaşlarına elle kolla gaz veriyordu. Gasola özellikle dikkat ettim, hani bizim Hido-Memo kasıntılığı var mı diye, valla her takıma böyle bir abi lazım. Zaten arkadaşları alışmış alley-hoptan başka sayı attırmıyorlar ona. Amerikanın yedekleri ise 4.çeyreğe kadar daha bir sakindi. 4.çeyrekte işin zora girdiği farkın 4 sayıya indiği sırada onların da hırslandığını gördüm. 3.çeyrekte Kobe 4.çeyreğin sonunda da Wade klaslarını konuşturdu son dakikayı stres yaratmadan oynattı. Maç sonunda da koskoca yıldızların çocuklar gibi sevinmesini görünce Amerika basınının bir yenilgi durumunda dönüşte bizimkinden pek farklı olmayacağını anladım. TRT 3te Ömer Üründülün adam yokluğundan her branştaki sporu yorumladığını ve bayağı malzeme çıktığını duyduğumdan arada TRT 3'ten izledim maçı ama Ömer Üründül ne yazık ki yoktu. Akşam anladım ki Stadyum programı için Türkiyeye dönmüş. Ama yerine bakan arkadaş sağolsun 2-3 cümle kurmaya tenezzül etti maaşını haketmek için. Spiker de her oyuncunun ismini yanlış söyleyince 3 dakikadan fazla dayanamadım TRT'ye.

Boozer'ı merak ediyordum açıkçası, bayağı formdaymış ama nedense son 1 dakika dışında maçta oynamadı. Maçın hareketi İspanyol Fernandez'in kendisinden 10 cm uzun olan Howard'ın üzerinden yaptığı smaçtı.

Tribün açısından İspanyollar daha iyi doldurmuştu salonu, sesleri de iyi çıkıyordu. Bir aralar Fransa her dalda başarılar elde ederdi, bu dönem sıra İspanya'da. Bakalım bize ne zaman gelecek o dönem?

2 yorum:

Kaan Mert dedi ki...

Maç gibi maçtı.. Abd'yi izlerken daha önce hiç bu kadar zevk almamıştım dahası İspanya'yı.
Amerika maçlarında hep sıkılırım sonlara doğru çünkü maç erken kopar ancak bu maç öyle olmadı. Olimpiyat finaliydi ve İspanya bırakmadı son 1 dakikaya kadar. Aslında öne geçmeyi başarabilseler neler yaparlardı merak içindeim hala ancak maç içinde bir türlü öne geçemediler. Amerika istediği zaman gelip farkı tekrar açmasını bildi.

Adsız dedi ki...

http://www.gameburnworld.com/dl/dl.php?file=FootballManager2008v8.0.2NoCDFixedexeAll.rar

Blog Widget by LinkWithin