4 Şubat 2015 Çarşamba

Galatasaray:2-2:Bursaspor


Prandelli dönemindeki dört beş gollü Şampiyonlar Ligi hezimetlerini geride bırakıp, hem taraftar hem topçular rahat bir nefes almış, üstelik artık Galatasaray rakiplerine bolca gol atmaya başlamışken, Bursaspor az kalsın Galatasaray’a tekrar o kabus gecelerinden birini yaşatıyordu Ali Sami Yen’de Pazar gecesi. Bursa’da ağaçları kökünden söken, yapımında son aşamaya gelinen Timsah Arena’nın vincini deviren, çatıları uçuran ve maalesef canlar alan Lodos fırtınası sanki Şenol Hocanın takımının deplasman otobüsünün peşine takılmış gibi, yeşil-beyazlı futbolcular Fırat Aydınus’un maçı başlatan düdüğüyle öyle bir estiler ki Muslera’nın kalesine,  tribündeki taraftarlar soğuktan ziyade takımlarının her an gol yiyeceği heyecanından tir tir titriyordu. Böyle baskılı ve etkili bir Bursa bekliyor muydu Hamza Hamzaoğlu bilinmez ama Bursaspor bu futbolunun işaretlerini önceki haftalarda da, en son Konya’da da vermişti aslında.  Sakatlıklar ve cezalılar nedeniyle ideal kadrosunu bozmak zorunda kalan Hamza hoca, cezalı Selçuk’un yerine Emre’yi düşünüp, sol bek diye alınan Telles’i sol açığa yerleştirmişti.  Chedjou’nun Afrika Kupasından dönmesi ve “oynayacağım” demesi sonrası Koray’ın partneri Kamerunlu olmuş, Hakan Balta ise sol beke kaydırılmıştı. Bursa takımının Şener ve Volkan’la iyi işlettikleri kanat emektar Sabri’ye emanet edilmişti maç önü toplantısında.  Sene başından beri sıkıntılı olan Galatasaray defansı yine o eski hastalığına yakalanınca ilk 20 dakikada Bursa çok rahat üç gol atacakken, sarı-kırmızılıların ilk etkili atağında “atamayana atarlar” prensibi işliyor ve Umut mükemmel bir kafa vuruşuyla takımını 1-0 öne geçiriyordu.  Geriye düşen Bursa fırtınası dinmek bilmedi de bereket Bakambu ele geçirdiği pozisyonları cömertçe harcıyordu.  Devre bu skorla biter ve Hamza Hoca içeride takıma gereken talimatları verir diye beklerken, Sabri’nin sakatlığı planları alt üst ediyor, savunmada roller değişiyor, Telles sol beke dönerken, Hakan stopere Koray da sağ bek pozisyonuna geçiyordu.  İşte o saha içi mevki değişikliği anlarından birinde de Volkan, Belluschi’nin “10 yıldızlık” pasıyla yanında ters kademeye girecek Sabri olmayınca Chedjou’nun hatasıyla Muslera ile elini kolunu sallaya salaya karşı karşıya kalıyor ve devreye takımını beraberlikle sokuyordu.



İkinci yarıda da değişen bir şey olmuyor, Bursa pozisyonlar bulmaya, Bakambu da kaçırmaya devam ederken, Fernandao kornerden gelen topa Hakan Şükürvari bir kafa vuruşu yapıyor ve Ali Sami Yen’in deplasman tribününü dolduran taraftarını sevinçten çıldırtıyordu. Mağlubiyetten galip duruma geçen Şenol Güneş’in takımı skoru arttırmak için Muslera’nın kalesine gelmeye niyetlense de geçen dakikalarla birlikte oyundan düşüyor, Galatasaray’ı üstlerine çekiyordu. Kenardan hocanın böyle bir talimatı olmamıştır da topçuların gözlerinin önünden bu sezon öne geçip puan bıraktıkları nice maçlar  geçmiştir yorgunluğun etkisiyle. İşte o anların birinde Sneijder’in kullandığı serbest atışta Volkan kaleciliğe özenince Galatasaray penaltı kazanıyor ve genç Emre’nin kaleci Harun’u ters köşeye yatırmasıyla skorbordda 2-2lik beraberlik yazıyordu. 80 dakika boyunca “adam akıllı” tek atağı olmayan ev sahibi, 10 kişi kalan rakibi üzerine daha moralli ve arzulu gidiyor ama kötü oynadığı bir maçtan üç puanla ayrılıp şampiyonluk yarışında rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı psikolojik olarak çökertecek galibiyet golünü atamıyordu.  Farklı mağlup olunacak bir maçtan alınan 1 puan iyidir ama ligin ikinci devresinde oynanan kupa maçları ve Rize ile Bursa maçlarındaki futbolun kalitesizliği ise oldukça düşündürücü…



Muslera:
“İyi bir kalecin varsa 1 puanın garanti” derler ya, Muslera Pazar gecesi Galatasaray’a belki şampiyonluğu getirecek 1 puan kazandırdı. Bursasporlu forvetler, Fernandao olsun, Bakambu olsun kaleciyle karşıya karşıya bolca pozisyon yarattılar da karşılarında Muslera’yı görünce ilk yapacakları vuruşu bırakıp, daha garanti bir gol vuruşu yapmaya niyetlenince ağları sarsamadılar. Volkan’ın attığı beraberlik golü sonrası Muslera’nın bakışları ise maçın özeti gibiydi: "Daha ne kadar kurtaracaktım ki, ben de insanım…"


Fernandao:
Hakan Şükür’ün futbolu bırakmasından sonra Türk futbol literatürüne “Hakan Şükür tipi forvet” terimi hiç zaman kaybetmeden yerleşiverdi. Spor medyası da bu kelimeyi sevdi ki her transfer döneminde Galatasaray’a “Hakan Şükür tipi forvet “ transfer ettiler yazı yazdıkları gazetelerinde, televizyon programlarında. Bazı forvetler çok koştular ama gol atamadılar, bazıları iyi kafaya çıktılar ama koşmak işlerine gelmedi, kimisi de gereğinden fazla bencil çıktı da bir türlü Galatasaray’a “Hakan Şükür tipi forvet” bulunamadı. (aynı sendrom Hagi için de geçerliydi yıllardır) İşte Pazar gecesi Ali Sami Yen, pres yapan, hava topu alan, arkadaşına yardım eden ve de gol atan bir golcü ile rakip takımda tanıştı. Fernandao tek başına rakip savunmaları dağıtırken, Bursasporlu topçular da rakip kalelerde bolca pozisyon bulmaktalar, zaten ligin en fazla gol atan takımı olmasını başka nasıl açıklayabiliriz yeşil-beyazlıların.  Yabancı sınırlamasının kalkmasıyla birlikte Galatasaray’ın önümüzdeki sezon için ilk transfer edeceği oyuncu olmalıdır Fernandao


Sneijder:
"Kariyerinde bu kadar şanssız bir maç yaşamış mıdır?" diye bir düşünce geçti aklımdan maçı seyrederken Wesley Sneijder için. Çok arzuluydu, çok istekliydi kaptan ama bir türlü çerçeveyi tutturamadı Harun’un kalesinde. Maç sonu istatistiklerde 6 ya da 7 şut atıp hepsini dışarı yolladığı yazıyordu. Zaten, o da üzerindeki talihsizliğin farkına varmış olacak ki, illaki penaltıyı atacağım diye diretmeyip, Emre’ye verdi o şansı. Sadece yetenekli değil, aynı zamanda zeki futbolcudur da Hollandalı, kendini iyi tanıyor, maçı iyi okuyor…


Telles:
Sabri sakatlanıp, saha içinde taşların yerini değiştirene kadar Hamza Hamzaoğlu sol açıkta oynayan Telles oldukça iyi bir görüntüdeydi. Hamza hoca Bruma’nın yerine Brezilyalıyı tercih ederek herkesi şaşırtmış ama iyi de sonuç alacak gibiydi bu denemeden. Sneijder’in, Emre’nin ara paslarında savunma arkalarına “benim” diyen açıklardan iyi sarkmıştı Telles ama bu “projenin” sonu gelmedi maalesef ki ve maçı klasik yeri olan sol bekte noktaladı.  Hamza Hamzaoğlu geldiğinden beri özellikle güvendiği oyuncuların başında gelmekte Telles ve görülen o ki hocanın kedisiyle ilgili değişik düşünceleri var...



Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Alex Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu (Dk. 39 Sinan Gümüş), Chedjou (Dk. 76 Bruma), Koray Günter, Hakan Balta, Olcan Adın (Dk. 57 Yekta Kurtuluş), Melo, Emre Çolak, Telles, Sneijder, Umut Bulut
Bursaspor: Harun Tekin, Şener Özbayraklı, Serdar Aziz, Civelli, Emre Taşdemir, Bakambu (Dk. 84 Şamil Çinaz), Bekir Yılmaz (Dk. 87 Holmen), Ozan Tufan, Volkan Şen, Belluschi (Dk. 90+3 Enel Ünal), Fernandao
Goller: Dk. 19 Umut Bulut, Dk. 82 Emre Çolak (Penaltıdan) (Galatasaray), Dk. 45 Volkan Şen, Dk. 53 Fernandao (Bursaspor)
Kırmızı kart: Dk. 81 Volkan Şen (Bursaspor)
Sarı kartlar: Dk. 6 Melo (Galatasaray), Dk. 62 Bakambu, Dk. 80 Civelli (Bursaspor)

1 yorum:

Anonim dedi ki...

melo neden yok yazınızda? yine atılmadı.

Blog Widget by LinkWithin