8 Şubat 2012 Çarşamba

Ultraların Devrimi Devrim Ultraları


ultras/Movement blog olarak pek değer verdiğimiz Tanıl Bora, geçtiğimiz günlerde Mısır'da meydana gelen ve bir çok taraftarın hayatını kaybettiği tribün olayları özelinde Mısır devrimini Radikal'deki köşesinde yazmış. Buyurun...

Bu hafta El Ehli-Zemalik derbisini yazmayı tasarlamıştım. Aslında iki hafta önce oynanacakken, bu salıya ertelenmişti. Zira hükümet, bu deli derbinin, Mısır’daki devrimci enerjiye set çeken yeni statükoya karşı protestoları coşturacağından endişe ediyordu. Geçen çarşamba El Masri maçında El Ehli taraftarlarına dönük linç saldırısı üzerine lig süresiz tatil edildi. El Ehli deyince bir durmak lâzım. Afrika Futbol Konfederasyonu’nun ‘Afrika’da Yüzyılın Kulübü’ seçtiği bir kurumdan söz ediyoruz. Adı ‘Millî’ anlamına geliyor; ‘halk’ anlamında ‘millet’i de çağrıştıran bir millî. 1907’de sömürge yönetimine karşı mücadele eden öğrencilerce kurulmuş. Bu maya, ona muazzam bir popülarite getirmiş. Yaklaşık 75 milyon nüfuslu ülkede en mütevazı tahminle 30 milyon taraftarı var.

El Ehli taraftarlarının Tahrir direnişinde başı çekenlerden olduğunu herkes biliyor. ‘Arap Baharı’ denen hadise, bütün Mağrip’te, otoriter rejimlerin futbolu bir supap olarak kullanma politikasının ters teptiğini gösterdi. Tunus’ta da Esperance taraftarları ayaklanmanın öncüleri arasındaydı.

Mısır’da statlar, her nevi hoşnutsuzluğun küfür kıyamet dışa vurulabileceği yegâne alan olmak yanında, bilhassa polisin muamelesi nedeniyle muhalefetin biley taşı işlevi gördü. ‘Apolitik’ seyirciler bile, ağır silahlarla, atlarla, köpeklerle onları terörize eden polise nefret duyuyordu. El Ehli taraftarlarının 2007’de İtalya’yı örnek alarak kurdukları Ultra örgütlenmesi: Ultras Ehlevi, işte bu öfke birikimine hitap etti. Ultralar, polis şiddetine karşı koyan hatta karşı saldırıya geçen bir ‘eylem çizgisi’ geliştirdiler. Her biri iki ‘reis’ tarafından temsil edilen özerk alt gruplar halinde örgütlendiler. Belirli mekânları yoktu, haberleşerek değişik yerlerde toplanıyorlardı. Yaklaşık 40 bin kişilik bir kitleyi kontrol ederek, Kahire gençliğinin en güçlü muhalefet platformuna dönüştüler. Tahrir devrimi öncesinde, dört-beş yıldır, hemen her maçta kendi küçük Tahrir’lerini yaratıyorlardı.

Öfkelerini, slogan atmadaki ve kavga dövüşteki sınanmış tecrübelerini, Tahrir direnişi için seferber ettiler. Ultras Ehlevi sözcüsü Amr Fehmi, bir mülakatında şöyle diyordu: “Geçen yıllarda dayakçı polislerle ilgili çok deneyimimiz oldu. Sallanan coplardan ve göz yaşartıcı gazdan korkmuyorduk, bizim için yeni şeyler değildi. Bir savaştı ve biz kazandık.” Fehmi, devrimden sonraki ilk maçta herkesin gözünde aynı hissi okuduğunu anlatıyordu bir de: “Burada, artık her an bir plastik mermiye hedef olmayacağını bilen özgür Mısırlılar var.” Ne var ki polis, ‘seyircileri rahat bırakma’ anlayışını ifrada vardıran bir ‘taktik’ izledi. Geçen bahar, Zemalik-Esparance Afrika Süper Kupası müsabakasında seyirciler sahaya daldı, maç tatil edildi, polis bu esnada en ufak bir önlem almadı. Port Said’de de aynısı oldu. Güvenlik güçleri iki tribün arasındaki kapıları açtılar, kaçacak yerleri kapattılar, kendileri de ortadan kayboldular. Zemin hazırlamakla kalmayıp linçi örgütlemek için de ‘önlem aldıkları’ anlaşılıyor. El Masri’nin ultra grubu Yeşil Kartallar: “Bu işle alakamız yok, kimse Kahireli kardeşlerimize bunu yapamaz” dedi. Yerel gazeteler, aralarında salıverilmiş mahkûmların da olduğu, futbolla hiç alakalı görünmeyen ‘şüpheli’ grupların stat kapısında görüldüğünü aktarıyor.

Güvenlik güçleri, belli ki taraftarların tepkisini tahrik edip onları “terörizmle’ damgalamak ve olağanüstü hal yasalarına zemin hazırlamak istiyor. Ultras Ehlevi, uzun süredir, ordunun ve Müslüman Kardeşler’in, halkı evine geri gönderip kendi sultalarını kurma eğilimine karşı uyarıyor. Onların zaafı ise, kitlelerin üzerindeki kontrolü yitirme istidadı. ‘Ortadoğu futbolunun fırtınalı âlemi’ adlı namlı blog’unda (http://mideastsoccer.blogspot.com/) James Dorsey dikkat çekiyor buna. Ultras Ehlevi’nin kurucu kadrosu öğrencilere ve tahsilli zümrelere dayanıyordu, içlerinde etkili bir sosyalist ve anarşist çekirdek vardı.

Giderek tahsilsiz, işsiz, ‘lümpen’ kitlelerin ve onların kör öfkesinin heyelanına kapılıyorlar. Ama bu felaket onları toparlayabilir. Zamalek ultra’larıyla tavsayan işbirliklerinin canlandığına dair haberler geliyor. Mısır devrimi, başlı başına bir ‘En büyük taraftar’ hikâyesi...

2 yorum:

QuaresmA dedi ki...

Bunların ve İranlıların daha fazla özgürlük temalı devrimleri hep ellerinde patlıyor ya. Beceremiyorsan yapmayacaksın.

Anonim dedi ki...

@QuaresmA: 2023'den sonra sen de devrim yapmaya kalktığında böyle der umarım diğer halklar, sen de elinde kalırsın tek kitapla.

Blog Widget by LinkWithin