16 Şubat 2009 Pazartesi

Amatörde Bu Pazar


  • Çatalca yöresindeki amatör maçların cumartesi oynanları Fenerbahçe-Galatasaray maçına denk gelince, onları izleyemedik. Özellikle geçen haftanın glibi çakılköy'ün maçını zilemek isterdim ama şartlar müsait olmadı...
  • Pazar günü ise işi olmayanların dışarı çıkmadığı, buz gibi soğuk bir havada oynandı maçlar... Günün ilk müsabakası komşu iki köyün kendilerince "derby" sayılabilecek olan kapışmasıydı. Ev sahibi Gökçealispor siyahbeyaz çubuklu bir forma ve altında siyah şort ile suni çimde boy gösterirken, Subaşıspor ise geçen hafta ödünç giydikleri formaları bırakmışlar, kendi yeşil beyaz ekipmanlarına dönmüşlerdi... Daha maçın elektronik skorborduna takım isimleri yazılmadan Gökçealispor sol kanattan geliştirdiği atakla golü buldu... Golde özellikle topa çıkıp çıkmamada tereddüt eden kalecinin hatası büyüktü... Yedikleri golden sonra oyunu rakip sahaya yıkma düşüncesinde olan Subaşısporlular, her ne kadar bu amaca yönelik topu hep diğer yarı sahaya doğru gönderseler de, gol atmak için ceza sahasına girmek gerektiği gerçeğinde başarısız oldular. Onlar beraberlik golü arayıp dursunlar, Gökçealispor yine defansın arkasına attığı uzun topla farkı ikiye çıkaran golü buluverdi... Bu andan itibaren yeşil beyazlılar moralsiz, siyah beyazlıların ise kendilerine güveni daha gelmişti... İlk devrenin ardından oyuncu değişiklikleri ile başlayan mağlup takım, yine topu rakip yarı alana yolluyor ama ceza sahsında gol olabilecek pozisyon yaratmakta sıkıntı çekiyordu... Dakikalar ilerleyip arzu edilen gol gelmeyince de sinirler geriliyor ve her zaman olduğu gibi günah keçisi yine hakem oluyordu... Oysa ki maçın hakeminin herhangi bir takım tutması için elle tutulur bir neden yoktu: ne Subaşı köyünü bilir, ne de Gökçeali... Futbol adına kısır ama sertliklerin ve devamında da "artistçe" düşmelerin bol olduğu ikinci devrede iki takım da rakip fileleri sarsamayınca maç ilk yarıda atılan gollerle sona erdi:2-0...
  • Günün ikinci maçında rüzgar şiddetini arttırıp, soğuk bünyede kendini hissetirmeye başlayınca, bizleri ısıtacak şeyler ya iyi bir futbol ya da sıcak çay olcaktı... Çay takviyesi yapıldıktan sonra maçın da bol pozisyonlu olmasını beklemekteydi sıra... Ev sahibi İhsaniye, geçen yıl son anda kaçırdığı 1.Amatör lige bu sene katılmak için yine her zamanki gibi ciddi çalışmış, kadroda revizyona gitmiş, özellikle genç topçularla takımı güçlendirmişti. Alipaşaspor ise daha tecrübeli bir tertiple sahadaydı... İhsaniyespor yeşil-kırmızı formalar ile sahada yer alırken, Alipaşasporlular ise yeşil ağırlıklı giyinmişlerdi... Maçın benim için başka bir önemi de lise yıllarında okuttuğum ve okul takımında yer verdiğim 8 numaralı Yiğit'i İhsaniye forması ile izleyecek olmamdı... Maça başlar başlamaz ev sahibi rakibi üzerinde baskıyı kurdu ve erken dakikalarda öne geçen golü attı. İkinci golün gelmesi pek zaman almadı ve yine çalışılmış bir pozisyonla yeşil-beyazlılar 2-0 öne geçiyorlardı... Attıkları gollerden sonra bir kaç da net pozisyon kaçıran İhsaniyeliler karşısında Alipaşalıların yaptığı tek şey oyuncu değiştirmelti ama bu da çare etmedi ve ilk yarı 4-0 önde kapandı... İkinci yarıya yine aynı ciddiyet ile başlayan İhsaniyeli topçular "şapka çıkartılan" gollerle maçı da 7-0 kazanmasını bildiler... geçen hafta deplasmandan 3-0lık skorla dönen İhsaniyeliler, bu hafta da 7 atarak avarajı +10a çıkardılar. Beklerinin tecrübesizliği dışında taş gibi takım diyeceğimiz İhsaniyespor'da ise Yiğit maçın adamıydı... 20li yaşlardaki bu topçunun daha genç döneminde elinde tutulsaydı, şu anda çok farklı takımlarda Türk futboluna hizmet edebilirdi... Özellikle sitemizi takip eden süper amatör liglerdeki takım hocalarına buradan haber salalım, zaman fırsat olursa İhsaniyespor maçlarını, özellikle 8 numaralı oyuncuyu izleyin derim...

1 yorum:

Bahadır dedi ki...

Birader, eğer biraz futbolu biliyorsan, Gökçeali - Subaşı maçındaki hakemin ne kadar rezil bir maç yönettiğini de görmen gerekir. Gökçeali'yi yada Subaşı'nı bilmesine gerek yok tabiki. Ama ne hikmetse tüm takdir haklarını Subaşı'ndan yana kullandı. İki arkadaşımızın yedikleri kasti tekmelere utanmasa foul bile çalmayacaktı. Çocukların bir tanesinin tekmeliğinin altında bacağında koskocaman bir yarık var. Gel de hakeme sallama şimdi!!!

Blog Widget by LinkWithin