14 Aralık 2008 Pazar

Hakemlik Mesleği


Televizyonda ya da tribünde maçı izlerken sürekli olarak eleştirdiğimiz bir kesimdir hakemler. Eduardo Galeano'nun dediği gibi : "Futbolda taraftarların paylaştığı tek ortak nokta herkesin hakemlerden nefret etmesidir. Onu hiçbir zaman alkışlamazlar, o hep ıslıklanır." Ve bu nefret edilen kesim aslında yine ünlü yazarın dediği gibi sahada dikta rejimini sürdüren bir titandır da... Kullandığı kartlar ile de cellat sıfatını alabilir... İşte bu yukarda belirttiğimiz özellikleri kendisinde barındırmak isteyen kişileri Türkiye Futbol Federasyonu hakem olmak için çağırıyor. Herkes İçin Futbol isimli proje kapsamında aşağıdaki şartları taşıyan ve ben de maç yönetmek istiyorum diyenler, buraya tıklasınlar ve yapsınlar başvurularını:
• Sağlık Kurumundan hakemlik yapabileceğine ilişkin sağlık raporu almak,
• En az 15, en çok 55 yaşında olmak,

• Savcılıktan adli sicil bilgilerini gösterir belge almak,

• 18 yaşından küçükler için kaza-i rüşt veya anne ve baba muvafakatini almış olmak.

Futbol Oyun Kuralları#2


Kale Alanı
Kale direklerinin iç kenarlarından 5,5 m. (6 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik iki çizgi çizilir. Bu çizgiler, saha içine doğru 5,5 m. dik (6 yarda) uzatılır ve kale çizgisine paralel bir çizgi ile birleştirilir.
Bu çizgiler ve kale çizgisi ile sınırlı bu alan kale alanıdır.

Ceza Alanı
Kale direklerinin iç kenarlarından 16,5 m. (18 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik iki çizgi çizilir. Bu çizgiler, saha içine doğru 16,5m. (18 yarda) dik uzatılır ve kale çizgisine paralel bir çizgi ile
birleştirilir. Bu çizgiler ve kale çizgisi ile sınırlı bu alan ceza alanıdır.
Her bir ceza alanı içinde kale direklerinden eşit uzaklıkta ve kale çizgisine 11 m. (12 yarda) mesafede bir penaltı noktası işaretlenir.
Ceza alanı dışına merkezi penaltı noktası olan 9.15 m. (10yarda) yarıçaplı bir daire yayı çizilir.

Bayrak Direkleri
Her köşeye, en az 1,5 m. (5 feet) yüksekliğinde, ucu sivri olmayan ve bayrak takılan bir direk dikilir.
Bayrak direkleri ayrıca, orta saha çizgisi hizasında, taç çizgisinin en az 1 m. (1 yarda) dışına dikilebilir.

Köşe Yayı
Her bir köşe bayrak direğinden itibaren oyun alanı içine 1 m. (1yarda) yarıçaplı çeyrek daire yayı çizilir.

Kaleler
Her bir kale çizgisinin ortasına bir kale yerleştirilir.
Bir kale, bayrak direklerinden eşit uzaklıkta yukarı doğru dik iki direkle bunları birleştiren yatay bir üst direkten oluşur. Kale direkleri ve üst direk tahta, metal veya onaylanmış diğer cins malzemeden yapılmalıdır. Şekilleri, kare, dikdörtgen, yuvarlak veya elips olabilir ve oyunculara tehlike yaratmamalıdır.
İki direk arasındaki mesafe içten içe 7.32 m. (8 yarda), üst direğin alt kenarının yerden yüksekliği 2.44 m. (8 feet)’dır.
Her iki kale direği ve üst direk aynı genişlik ve derinliğe sahip
olmalı ve bu da 12 cm.’yi (5 inç) aşmamalıdır. Kale çizgileri kale direkleri ve üst direk ile aynı genişlikte olmalıdır. Kalelere kale ağları, direklere üst direğe ve yere iyice tutturulmak ve kaleciye hareket serbestisi vermek şartı ile takılabilir.
Kale direkleri ve üst direkler beyaz olmalıdır.

Güvenlik
Kaleler yere sağlam ve güvenli bir şekilde sabitlenmelidir. Taşınabilir kaleler sadece bu şartı karşılaması halinde kullanılmalıdır.

FIFA Yılın Futbolcusu



Fifa geçen günlerde yılın futbolcusu adayları için beş kişilik son listeyi açıkladı: Ronaldo, Messi, Kaka, Torres ve Xavi 2008'e isimlerini yazdırmak için yarışıyorlar. Ulusal takımların teknik direktörleri ve kaptanlarının oyları sonrası ödülün sahibi 12 Ocak günü açıklanacak. Kim kazanır bu ödülü? Bu sene Cristiano Ronaldo ne ödül varsa silip süpürür ama gönlüm Liverpool'lu olmasından dolayı Torres'ten yana. Sürpriz olur mu? Zannetmem... Yan tarafa bir anket koydum, FIFA sizin oyunuza baş vursaydı kimi seçerdiniz...

Pachuca(Mek.).4 - Al Ahly(Msr.).2

2008 Dünya Kulüpler Şampiyonası başladı. Son 3 senedir olduğu gibi bu sene de turnuvanın ev sahibi Japonya. Turnuvaya 6 kıtanın kupa1 şampiyonları katılıyor. Statü gereği Afrika -K.Amerika şampiyonları ve Okyanusya-Asya şampiyonları ön eleme maçları oynayıp kupanın favorisi olan G.Amerika ve Avrupa şampiyonları ile kapışıyorlar ve kazanan da final oynuyor.
2006'da bu turnuvada 3.olan ve bu turnuva için Afrika'nın gönderebileceği en terübeli takım olan Mısır temsilcisi Al Ahly ön elemede Meksika takımı Pachuca ile karşılaşacaktı. Mısır'da maçtan önce heyecan büyüktü. Takım bu sene oldukça formundaydı ve Afrika'daki kupalara ambargo koyuyordu. Herkes artık bu takımın Afrika sınırlarını aştığını ve şimdi gerçek gücünü Dünyaya göstermesi gerektiğini düşünüyordu. Takımın forması bile turnuva öncesi değiştirilip müstakbel final rakipleri Manchester'a gönderme yapıyorlardı. Teknik direktör Manuel Jose'nın maçtan önce ortaya attığı "Pachuca antrenmanımıza casus gönderdi" açıklaması tansiyonu daha da arttırdı. Rahat demeçler vermesi yerine Fifanın niye kendilerine ön eleme oynattıklarını gündeme getirip ilginç bir hava yarattı.

Rakip Pachuca da kupayı ciddiye alıyordu. Geçen sene Tunus takımı Etoile'ye yenildiklerinden bir kuyruk acıları vardı. Arjantinli golcüleri Bruno Marioni "İntikama inanırız" derken hocaları Enrique Meza "Geçen sene sebepsiz yere elendik, bu maçı final olarak görüyoruz" diyordu.



Karşılaşma benim sevdiğim tipte hafif gergin havada Al Ahly traftarının çoğunlukta olduğu 30.000 kişinin doldurduğu Tokyo Ulusal Stadında bizim saate göre sabah 06.45'te başladı. Maçın başlaması ile birlikte senaryo belli oldu, Pachuca saldıracak Al Ahly kontralarla rakibini bozacaktı. Daha 10.dakikada Mohamed Barakat defansın arkasına sarkarak kaçırdığı golle sinyalleri vermeye başladı. 28.dakikada 2006daki turnuvanın gol kralı Aboutrika orta sahadan kaptığı topu sol kanattan sürdü yaptığı rastgele orta Pintonun ters vuruşuyla ağlara gitti. Golden sonra Pachuca yine aynı disiplinle saldırırken ara ara gelen kontra ataklar oyuncuların sinirlerini bozmaya başlıyordu. 2.gol tam bir kontra atak dersi niteliğindeydi. Atılan uzun topu Aboutrika çok klas kontrol etti, Barakat'a pas verdi, o da vurmak yerine al ad at diye Angolalı takım arkadaşı Flavio'ya gönerdi. 2.yarıya Pachuca iki oyuncu değişikliği ile başladı. Değişikliğin biri olan Luis Montes daha ayağına gelen ilk topta golu atınca Pachuca teknik direktörü yaptığı doğru hamlenin gururuyla daha dik durmaya başladı. Erken gelen bu gol Al Ahly oyuncularını bariz şekilde tedirgin etti. Maç tek kale oynanırken Al Ahly ilk yarıdaki kontraları da yapamaz oldu. 33 yaşına gelmiş Avrupa görmüş Ahmed Hassan'ın bu sıralarda takımına nefes aldırmasını bekledim, ama maç boyunca sönük kaldı. 72.dakikada ceza sahasının yayından kazanılan serbest vuruşta Al Ahly barajı kapaması gereken köşenin tersini kapatırken birşeylerin yolunda gitmeyeceği belliydi. Yılların tecrübesi Christian Gimenez barajın yanından falsolu şekilde topu köşeye gönderdi: 2-2

Son 10 dakikada Al Ahly biraz toparlanır gibi oldu. Oyunda Al Ahly'nin kontrolu eline aldığı bu tek bölümde hakem bence penaltı olan pozisyonda Aboutrika'ya aldatmadan dolayı sarı kart göstererek bu maçta kendine ayrılan rolu oynamış oldu. Uzatma dakikalarına başlarken oyuncuların yüz ifadelerinden uzatmada gol olacaksa bu Pachuca'dan gelir denebiliyordu. 98.dakikada Damian Alvarez'in biraz şans biraz karambol ile bulduğu gol Al Ahly'nin yıkımı oldu. 110.dakikadaki gol Galatasarayın Ankaragücüne attığı 2.golun bir benzeriydi. Marioni'nin Lincolnvari verdiği pasta Arjantinli Gimenez Kewell'a göre biraz daha yakın mesafeden sol ayakla aynı köşeye bombaladı: 4-2
Maç öncesiyle, sonrasıyla çok zevkli geçti. Al Ahly'e açıkçası üzüldüm, takımın tecrübeli oyuncuları ön plana çıkmayınca baskıyı kaldırmadı. Afrika takımları hep turnuvalara renk katmıştır, biraz daha devam etselerdi güzel maçlar izleyebilirdik. Al Ahly, 18 Aralık'ta Avustralya temsilcisi Adelaide United ile lüzumsuz bir 5./6.lık maçı yapacak. Pachuca ise 17 Aralık'ta, Libertadores kupasını sürpriz bir şekilde kazanan Ekvador temsilcisi Liga Deportiva Quito ile yarı final karşılaşmasına çıkacak.

"Oyunumuz kontra-ataklara dayalıydı ve golleri de böyle bulduk. 2.yarı sanırım yorgunluk ve kazanma baskısı oyuncularımı etkiledi. Kontrolu kaybettik ve yediğimiz erken golle rakibi canlandırdık."
Manuel Jose, Al Ahly Teknik Direktörü
.
"İlk yarıyı 2-0 yenik kapamak bana göre adaletsizlikti. Yaptığımız değişiklikler meyvesini verdi ve oyunun hakimiyetini aldık. Kazanma inancımı hiç kaybetmemiştim. Geçen seneki tecrübemiz geride kaldı, artık elimizde yeni bir tarih yaşama şansı var."
Enrique Meza, Pachuca Teknik Direktörü

Galatasaray TV



Maçlar dışında televizyon karşısında pek vakit geçirmem, aslında bunu yapacak zaman da yok iş güçten, bir de kendime vakit buldukça bloga dalıyorum, o site bu site derken bakmışım hanım eve geliyor, müşterek hayatı paylaşmaya başlıyoruz... Bayram tatili boyunca akraba ziyaretleri sona erince ki pek fazla kimseye gitmem, televizyon karşısında oturup, gelme ihtimali olan yakınları beklemeye koyuldum ve zaman öldürmenin en etkili yolu televizyon karşısına geçtim. Doğal olarak "yemekteyiz, mavi şeker, izdivaç" gibi programlar değil de spor kanalları oldu tercihim. Bu kanalların arasında da Galatasaray TV'ye göz attım ne var ne yok bağlamında. Geçenlerde kapanma aşamasına gelen kanal, yeniden açılmış ama eski "bayatlığından" hiç bir şey kaybetmemiş. Programlar oldukça sıkıcı ve sürükleyici olmaktan uzak, programları sunan spikerlerin bazıları "yapmacık" gülümsüyor, bazıları ise tam somurtkan... Oysa ki bu işi severek yapsalar, gönülden çaba harcaslar ellerinde yayın yapacak o kadar büyük malzeme var ki... En basit olarak Televole'nin ilk çıktığı günlerdeki formatında bir yayın bile Galatasaray Televizyonunu izleme oranlarında çok tepelere çıkarabilir. Taraftar görüntülerinden oluşan klipler, futbolcuların maç öncesi görüntülerinden hazırlanan yayınlar kanalın kalitesini yükseltmesi açısından oldukça faydalı olacaktır. Bunlar bir kenara, D Spor ailesine bağlı olarak yayın yapan Galatasaray TV'nin maç yayınları da oldukça "berbat". Örneğin dün Galatasaray-Fenerbahçe voleybol maçını dönüşümlü olarak bir GS TV'de, bir de FB TV'de izledim. Sarı lacivertli televizyonda maçlar oldukça subjektif anlatılırken, ki taraftar televizyonunun politikası bu olmalıdır, Galatasaray TV de maçı anlatan spiker, Gökhan Telkenar'dı zannedersem, bırakın Galatasaray yanlısı maç anlatmayı, objektif bile davranamadı bir çok defa... Tabii bunun D Spor ile ortak yayın yapmalarının etkisi var. İşin daha vahim tarafı, sarı-kırmızılı voleybolcuların maçı kazanmaları sonrası taraftarlarıyla sevincini paylaşma görüntüleri gösterilmeyip, yayın kapatılırken, D Spor da ise maçın yayını devam ediyordu. Oysa sarı-kırmızılı taraftarın kanalı olan GS TV, kendi takımının kazandığı maç sonrası yayınını sürdürebildiği kadar sürdürmeli, taraftarın galibiyeti doyasıya kutlamasına katkıda bulunmalıdır... Dergicilikte ezeli rakiplerine fark atan Galatasaray, televizyon dünyasında Kadıköylü rakibinden oldukça geride... Bu yayınlar daha kaliteli hale getirilemez mi? Kanı Galatasaray için kaynayan, kendini yetiştirmiş ve yüksek notlarla fakültelerinden mezun olmuş bir çok tv-gazetecilik mezunu genç tanıyorum, bu arkadaşlara şans verilmesi durumunda oldukça verimli işlere de imza atacaklarını biliyorum ama onların yerinde nedense daha başarısızları görev yapıyor. Sebep mi? Bana değil, bu kanalın yöneticilerine sorun...

Profesyonellik


Küfürler...
Islıklar...
Yuhlamalar...
El-kol hareketleri...
Tacizler...
Sebep?
Profesyonellik...

Liverpool:2-2:Hull City


Erol Evgin'den "Ah Bu Hayat Çekilmez" şarkısı tam biz Liverpoollulara göre.
"Ah Bu Hayat Çekilmez/Sen Olmazsan Gerrard"

"Christmas'ı lider tamamlarsak, %80 şampiyon oluruz" der demez Rafa Benitez, kırmızılılar içerde yine puan kaybetti. Aslında 2-0dan geriye gelmek bir başarı olarak görülse de, kaybedilen 2 puan var ve bugun Chelsea kazandığı takdirde liderlik el değiştirecek. Hull City karşısında alınacak 3 puan oldukça önemli olacaktı, Arsenal ve Manchester United beraber kalmış, aradakı puan farkı iyice açılacaktı ama olmadı, olamadı... Daha önce de bahsettiğim gibi böyle maçlar kayıpsız atlatıldığı durumda, şampiyonluk için avantajlı duruma gelirsin. Kupayı oldukça fazla isteyenlerden Carragher'a da geçmiş olsun diyoruz, olur böyle vakalar, Gerrard kaptan halleder...


Liverpool: Reina, Arbeloa, Hyypia, Carragher, Dossena, Mascherano (Leiva Lucas 87), Alonso, Benayoun (El Zhar 74), Gerrard, Riera (Babel 82), Kuyt. Yedekler: Cavalieri, Agger, Keane, Ngog. Sarı Kart: El Zhar, Hyypia, Alonso. Gol: Gerrard 24, 32.

Hull: Myhill, McShane (Marney 27), Zayatte, Turner, Ricketts, Mendy, Ashbee, Boateng (Halmosi 66), Geovanni, Barmby (Windass 77), King. Yedekler: Warner, Garcia, Cousin, Giannakopoulos. Sarı Kart: McShane, Boateng, Marney. Gol: McShane 12, Carragher 22 kk.

"Korkmayın"



"Korkmayın. Kazanacaksınız."

Demeter György
Fenerbahçe Voleybol Takımı Antrenörü

2-0 galip durumdan 3-2 kaybettikleri Galatasaray maçı sırasında oyuncularını motive etmeye çalışırken

Barcelona:2-0:Real Madrid



Dün gece herkes gibi bol gollü bir Barcelona galibiyeti seyretmek için oturduk televizyon başına ailecek, farktmeyecekti hoca değişikliği rakipte, iç sahada oynuyordu Katalunyanın çocukları ve bu maça kadar da 5-6 atarak gelmişlerdi. Guardiola'nın takımı kesin favoriydi ama nedense iki taraftan birinin oldukça güçlü, diğerinin ise çöküntünün içinde olduğu maçlarda aklıma 99-2000 sezonundaki Galatasaray-Fenerbahçe maçı gelir, top istemezse bazı şeyler olmayabiliyor. Nou Camp'taki maça öz güveni yerinde bir Barca, taraftarının da desteği ile fırtına gibi başladı lakin maçın en kritik pozisyonlarından birini Drenthe ile Real gole çevirseydi, işler tersine dönebilirdi. O pozisyon hariç "kralların takımı" Real Madrid öyle korkak ve sinik bir top oynadı ki, zaten sabaha kadar oynasalar bu maçı alamayacakları belliydi. Barca ise ilk yarım saatteki baskısını sonraları unuttu, bizi de uyuttu. İkinci yarının başında biraz gelmeye çalıştılar ama o da göstermelik baskı olunca, "Berabere mi bitecek?" sorusu beynimizi ufaktan kemirmeye başladı ki ceza sahası içinde yapılan bariz çekmeye, hakem penaltı vermek dışında ne yapabilirdi? Eski Madridli Eto'o, bu El Clasico'yu da boş geçmek istemedi, kolay yoldan golü arzuladı lakin Casillas'ı maçın kahramanı yapıyordu az kalsın. Milli kaleci kurtardı, Kamerunlu çöktü ama 13 dakika sonra kendisini affettirmesini bildi. 1 puan hesabı yapan Madridlilerin hesap defteri karışınca bocaladılar, o sırada maçı en çok arzulayanlardan biri olan Messi de kapanışı yapan müthiş "zeki" bir gol atıverdi. Sport gazetesinin manşetiyle bitirelim: Güle güle Madrid. 12 puan!




Barcelona: Valdés; Alves, Márquez, Puyol, Abidal; Xavi (Keita dk 90), Touré, Gudjohnsen (Sergio Busquets dk 63); Messi, Etoo (Hleb dk 85), Henry.

Real Madrid: Casillas; Salgado, Cannavaro, Metzelder, Sergio Ramos; Sneijder (Palanca dk 35), Gago, Guti (Javi García dk 71), Drenthe; Higuaín, Raúl.


Futbol Oynamak


"Mourinho'nun sözleri mi? Ona sadece acıyorum, o futbol hakkında konuşamaz, çünkü hiç futbol oynamadı."

Sinisa Mihajlovic
Bologna teknik direktörü

Jose Mourinho'nun kendisi hakkında "Rakibin yüzüne tüküren adam nasıl İnter'de oynar" sözlerini yanıtlarken

13 Aralık 2008 Cumartesi

Karadeniz Zekası


Trabzonspor, dünyanın en büyük şehir takımı mıdır bilemem ama t-shirtlere harf bastırarak böyle uzun bir cümle başka bir tribün kurmamıştır dünyada... Tebrikler Trabzon taraftarı...

Futbolcu Damatlar



Maradona'nın kızına Aguero'nun takıldığı ve işin artık evlilğe doğru gittiğini hepimiz biliyoruz. Son günlerde başka bir damat vakası da Bulgaristan'dan geldi. Ünlü golcü Stoichkov'un kızına Barcelonalı Víctor Vázquez Solsona talip olmuş. Bizim "hırçın" Bulgar bu işe nasıl bakar bilinmez ama damat adayının Barca forması giymekte olması belki bu işin tatlıya bağlanması için bir neden olabilir. Bu haberden sonra "topçu damatlar" kimler diye bir düşündüm ve Salgado'nun Real Madrid başkanının kızı ile evli olması, Mustafa Denizli'nin kızı Selin'in İlhan Mansız ile beraber olması ve Fatih Terim'in kızı'nın Emre ile yakınlaşması aklıma ilk gelen isimler oldular. Yorumlara siz de bildiklerinizi ekleyin, magazinin "geyiğini" yapalım...

"Profesyonel" Ronaldo


Milan forması ile sakatlandıktan sonra, artık futbola dönmesi zor denilen, hayatını "göbek büyütmek" ve kızlarla gönül eğlendirmek ile geçirecek zannedilen Ronaldo'nun Rio sahillerindeki çalışmaları sonuç vermiş ve futbola dönmek için ülkesinin en fazla taraftara sahip kulüplerinden Corinthias ile 1 yıllık sözleşme imzalamış. Buraya kadar herşey hoş güzel ama bu dönüşe sevinmeyen bir çoğunluk var ki, onlar aldatıldıklarını ileri sürüp, Ronaldo'ya "hain" sıfatını yapıştırıyorlar. Kim mi bunlar: Corinthians'ın ezeli düşmanı Flamengo taraftarları. Son 4 aydır Ronaldo, memleketinin takımı Flamengo ile idmanlara çıkmış, onların sahasını kullanmış ve her türlü desteği almıştı. Bu "satışa" oldukça içeren Flamengolular "O, kaybetti" derken, Corinthians tarfarları ise Brezilya sokaklarını karnaval yerine çoktan çevirmişler. "Forma satmak için mi transfer ettiniz Ronaldo'yu?" sorusuna siyah-beyazlı kulübün başkanı "Hayır! Onun yeteneklerinin farkındayız. Oynayıp bize maçlar kazandırsın diye transfer ettik" cevabını verirken, acaba 32 yaşındaki golcünün ne kadar verimli olabileceğini düşünüyordu. 15 yaşından beri profesyonel olduğunu belirten Ronaldo ise yıllık 8 milyon dolar alacak olup, istediği zaman kontratını sonlandırabilecek bir mukavele yapmanın tadını çoktan çıkarmaya başlamıştır bile...



Trabzonspor'un Başarısının Sırrı


Bu sene Trabzonspor, geçen yıllara göre "jet" gibi bir çıkış yakalayarak ligin 14 haftası geride kalırken 31 puanla liderlikte yer alırken, bu başarının nedenlerini soruşturan bir anket düzenledik. Gelen cevaplar arasında büyük bir çoğunluk(%60) bu başarıyı Galatasaray-Beşiktaş-Fenerbahçe gibi şampiyonluk adaylarının başarısız performansına bağlarken, %21lik bir kesim de şans faktörünün etkili olduğuna inanmış. Yıl başında hem yurt içi hem de yurt dışından yaptığı transferler ile transfer rekoru kıran kulübün başarısına bu yeni oyuncuların etkisi de %18lik bir katılımla 3. sırada yer almış. Fikstürün faydası ise bu liderlikte çok fazla önemsenmemiş ve sadece %9luk bir çoğunluk tarafından etken olarak gözükmüş. Ankette en çarpıcı sonuç ise Karadeniz ekibinin başarısında Ersun Yanal faktörünün en az etkili olarak ortaya çıkması, sadece %6lık bir kesim (8 oy kullanan) "Trabzonspor'un başarısında Ersun Yanal'ın iyi yönetimi etkildir" cevabını tıklamış. Bakalım ligin ilerleyen haftalarında Trabzonspor liderliğini sürdürebilecek mi, yoksa u/M okuyucularının da belirttiği gibi 3 İstanbullu kendilerini toparladıkça Karadeniz fırtınasına yetişip, onu geçebilecekler mi? Ankara'dan 3 gol ve 3 puanla dönen Galatasaray, puan tablosunda 30 puanla 2. sıraya yerleşti ve Ersun Yanal'ın topçularının hemen arkasında yer aldı. Pazar günü Bursa'da oldukça kritik bir maça çıkacak bordo-mavililer, puan kaybı durumunda Sivas'ın kazanması ile liderlik gidebilir....

12 Aralık 2008 Cuma

UEFA Yılın Takımı


Geçen yıl olduğu gibi bu sene de UEFA, taraftarların oyu ile senenin takımını seçiyor. Adaylar arasında bizim diyarlardan da topçular ve hocalar var: Hamit, Aurelllo, Fatih Terim, Güiza, Aragones gibi... Ben kendimce takımımı seçtim, biraz duygusal oldu bizimki: Kaleye İspanya milli kalecisi Casillas'ı layik gördüm, defansı Liverpool'lu olsun da çamurdan olsun Carragher, Realli Ramos, kırmızı şeytan Ferdinand ve Alman Lahm'dan kurdum; orta sahanın defansif tarafını Xavi'ye verip, Ronaldo'yu seçmeyip büyük kaptan Gerrard'ı aldım sağ tarafa, solda ise "eski yavuklu" Ribery yer alırken, bu yılın gözde topçusu Arshavin sürpriz golcü olarak yer aldı bizim takımda. Forvet hattında ise tartışmasız favorim Messi ile Liverpool'un boğası Torres yer aldılar. Peki takımı kim çalıştırsın sorusu, en kolay cevap verdiğim sual oldu: Fatih Terim... Siz de takımınızı oluşturmak için tıklayın...

CSKA Sofia 2009 Takvimi



CSKA Sofia taraftarlarının 2009 yılında duvarlarını oldukça ilginç bir takvim süsleyecek. "Hep Pirelli'nin kızları mı soyunacak, bir de bizim topçular göstersin kendilerini" demiş kulübün ileri gelenleri ve girmişler stüdyoya, çıkarmışlar üzerindekilerini... Futbolcuların üzerlerinde sadece boxerları olduğu halde çektirdikleri fotoğraflardan oluşan takvim, Bulgaristan'da oldukça yankı uyandırdı. Tabii, böyle bir poza bütün takım gönüllü olmayınca, "medeni cesareti" yüksek olan topçuların katılımıyla oluşan takvim bu günlerde satışa çıktı...


Toprak Sahalarda Bu Hafta#22



TarihSaatTakım 1Takım 2
07 12 2008 Pazar14:00GAZİTEPEKARAAĞAÇ
13 12 2008 Cumartesi10:45KABAKÇAKARAAĞAÇ
13 12 2008 Cumartesi12:30KESTANELİKFENERKÖY
13 12 2008 Cumartesi14:15ÇATALCAÇİFTLİKKÖY
14 12 2008 Pazar12:30MURATBEYİNCİRTEPE
14 12 2008 Pazar14:15AKALANSELİMPAŞA

Çekilsene Be Kadın#38[13-15 Aralık]

13 Aralık Cumartesi
13:00 Diyarbakırspor - Manisaspor / D Spor
14:45 Middlesbrough - Arsenal / Spormax
15:00 Bursaspor - Trabzonspor / Lig Tv
16:30 Stuttgart - Bayern Munich / 24
19:00 Beşiktaş - MKE Ankaragücü / Lig Tv
19:30 Tottenham - Manchester United / Spormax
20:00 Le Mans - Bordeaux / Kanal A
21:00 Valencia - Espanyol / Ntv Spor
22:00 Rennes - Nantes / Kanal A
23:00 Barcelona - Real Madrid / Ntv

14 Aralık Pazar
13:00 Kasımpaşa - Gaziantep Bşb. / D Spor
16:00 Inter - Chievo / Ntv Spor
18:00 Hoffenheim - Schalke 04 / 24
18.00 Nice - Lille / Kanal A
18:00 Chelsea - West Ham United / Spormax
19:00 Fenerbahçe - Antalyaspor / Lig Tv
21:30 Juventus - Milan / Ntv Spor
22:00 O. Lyon - Marseille / Kanal A

15 Aralık Pazartesi
20:00 Malatyaspor - Kartalspor / D Spor


7 Aralık 2008 Pazar

Hollmann Mısır'da Yine Yapamadı

Bir ümitle gelmişti bu yaz Kahire takımı Zamalek'in başına. Geldiğinden beri işleri hiç yolunda gitmedi. Süper Kupada ezeli rakip Al Ahly'e kaybetti. Ligde ilginç mağlubiyetler aldı, şu an takım 6.sırada ve 4 haftadır kazanamıyor. Camia Şampiyonlar Ligi finali beklerken, gruplardan sonuncu olarak elendi. Sonuç beklendiği gibi oldu, kapı gösterildi. Galatasaray'da teknik danışman yardımcısı koltuğu boş, gelir mi acep?

Guti Saltanatı



Yakışır mı?
Madrid'li ama severim bu adamı...
Yakışır...

Pape Diouf'tan Çağrı


Marsilya başkanı Diouf dünkü Marsilya-Nice maçı öncesi sahaya inmiş, almış mikrofonu eline ve taraftaralara çağrıda bulunmuş. Bakalım ne demiş "üç kağıtçı" başkan: "Sevgili arkadaşlar. Hepimizin içinde Santos'un haksiz olarak cezalandırılmasından dolayı büyük bir öfke var, ama bizler soğuk kanlı davranıp öfkemizi dizginlemeliyiz. Bu hafta içi oynanacak olan Atletico maçında ağlama ve öfkemizi göstermek yerine, serinkanlı olmalıyız." Tabii bu konuşmalar taraftarlarca alkışlanmak yerine yuhlanmış, Santos için herhangi bir girişimde bulunulmaması kızdırıyor taraftarları. Marsilya tribün lideri Santos, bilindiği üzere İspanya'daki maçta çıkan olaylar sonarsı göz altına alınmış ve polise saldırdığı gerekçesiyle 3.5 yıl hapse çarptırılmıştı... Marsilya taraftarı maça girmeme kararı almış, tribünler boş kalacakmış ama stad dışında mahşeri bir kalabalık olması bekleniyormuş. Büyük güvenlik önlemleri altında Fransa'ya gelecek olan Atletico Madrid kafilesine karşı herhangi bir olay olmaz ama, İspanyol seyirci gelir mi maça, gelirse ne olur, salı günü izleyeceğiz...

Yanıyorum Sana



Dinamo Zagreb taraftarı


Top Nerede Saklı#31


Gerçek Top Nerede Saklı?

A-Beyaz Topun Altında
B-Kırmızı Topun Altında
C-Mavi Topun Altında
D-Yeşil Topun Altında

Top Nerede Saklı#30 Cevap


Gerçek Top Nerede Saklı?

A-Kırmızı Topun Altında diyen 10 kişi(%15)
B-Mavi Topun Altında diyen 17 kişi (%25)
C-Sarı Topun Altında diyen 9 kişi (%13)
D-Yeşil Topun Altında diyen 30 kişi (45) bulmacamıza cevap vermiş. Yorumlarda sarı top diyen maggadino'ya maalesef diyoruz ama blogunu da ziyaret ettik, haberi olsun, böyle devam etsin... Ve işte cevap:

Go On Liverpool


Bu sene sadece Şampiyonlar Liginde değil, Premier ligte de şampiyonluğa "ciddi ciddi" göz koyduğunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik Liverpool'un. Özellikle Carragher ve Gerrard bunu çok istiyorlar, tabii İngiltere ve dünyanın bir çok yerindeki "kırmızı forma" hayranları gibi. Dün de bizimkiler önemli bir deplasmandan galip gelmesini bildiler. Zaten bu sene büyük maçları kazanırken, "umulmadık taş çok başlar yardı". Artık dikkat etme vakti geldi de geçiyor bile... Paul Ince'in 9 maçtır galibiyetsiz geçen serisinde "ölüm-kalım" maçına çıktığı karşılaşmada, Benitez ise büyük beklentilerle transfer edilen fakat gereken verimi veremeyen Keane'ı yanında oturtup, Kuyt'u gol atması için görevlendirdi. Hollandalı topu rakip kale çizgisinden geçiremedi ama "yırtıcı" oyunu ile takımın ilerde rahat olmasın ve 3 gollü galibiyet elde etmesine katkıda bulundu. Katkı demişken de kaptanı anmadan geçmeyelim. Bu sene öyle değerli ve üretken oynuyor ki, Benitez her pazar kilisede Gerrard'ı sakatlıklardan koruması için Tanrıya dualar ediyordur.
Zirvenin diğer ortağı ve sakatlıklarla golcülerini kaybeden Chelsea de Bolton deplasmanında Anelka ve Deco'nun erken golleriyle 3 puanı kapmasını bildi. Sir Alex'in takımı bu sene geçen yıla göre daha kötü bir performans sergilerken, Sırp oyuncu Vidic'in 90daki golü onları liderin 8 puan gerisinde kalmaktan kurtardı. Bu yıl tökezleyen ve doğrulmaya çalışan bir başka takım olan Arsenal de Manchester gibi tek golle 3 puanı kaptı. Adebayor attı, topçular güldü...

Blackburn: Robinson, Ooijer, Samba, Nelsen, Warnock, Emerton, Andrews, Kerimoglu (Vogel 84), Pedersen (McCarthy 81), Roque Santa Cruz, Derbyshire (Treacy 90). Yedekler: Brown, Villanueva, Simpson, Fowler. Sarı Kart: Andrews, Warnock. Gol: Roque Santa Cruz 86.

Liverpool: Reina, Arbeloa, Carragher, Hyypia, Insua, Benayoun (Riera 87), Mascherano (Leiva Lucas 83), Alonso, Babel (El Zhar 64), Gerrard, Kuyt. Yedekler: Cavalieri, Dossena, Agger, Keane. Sarı Kart: Babel, Arbeloa. Gol: Alonso 69, Benayoun 79, Gerrard 90.

6 Aralık 2008 Cumartesi

Yılbaşı Hediyesi



"Yılbaşı hediyesi mi? Bir golcü olsun lütfen"

Luiz Felipe (Phil) Scolari
Chelsea Menajeri


Sakatlıklar sonrası golcü oyuncu sıkıntısı çektiğini belirtirken

Çekilsene Be Kadın#37[6-8 Aralık]

6 Aralık Cumartesi

13:00 Adanaspor - KDÇ Karabükspor / D Spor
14:45 Fulham - Manchester City / Spormax
17:00 Hull City - Middlesbrough / Spormax
19:00 Beşiktaş - Ankaraspor / Lig Tv
19:00 Manchester United - Sunderland / Spormax
21.00 B.Rovers-Liverpool / Spormax
21:30 Lazio - Inter / Ntv Spor
23.00 Bolton-Chelsea / Spormax
23:00 Barcelona - Valencia / Ntv

7 Aralık Pazar

13:00 Kartalspor - Çaykur Rizespor / D Spor
15:00 Trabzonspor - Kocaelispor / Lig Tv
18.00 West Ham-Tottenham / Spormax
19:00 Ankaragücü - Galatasaray / Lig Tv
21:00 Goias - Sao Paulo / Spormax
22:00 Real Madrid - Sevilla / Ntv Spor
23.00 W.Bromwich-Portsmouth / Spormax

8 Aralık Pazartesi

20:00 Sakaryaspor - Altay / D Spor


4 Aralık 2008 Perşembe

Topu Seven Adam



Dün gece takımlar maça çıktıklarında Lincoln'un maçı olacağı o kadar belliydi ki. Skibbe, Brezilyalıyı kaptan olarak sahaya sürmüş ve "komuta sende, oynat şu takımı" emrini vermişti. Zaten maçtan sonra yaptığı röportajda :"Ben maç sırasında hiç gergin ve stresli değildim, maçın zevkine vardım" diyordu, Lincoln gibi bir adamım olsun, ben de o orgazmı yaşarım... Aslında haftanın konusuydu onun yaptıkları, hatta Süleymen Abay'ın yanlış kartını bile geçmişti, maçın son dakikalarında neden topu sektirerek sürdü diye Erman Toroğlu'ndan Rıdvan Dilmen'e kadar"Lincoln'un ayağını kırma kampanyası" başlatmıştı bizim basınımız. Ama dün gece oynadığı oyunla yaptığı hareketlerle bir kez daha gösterdi Lincoln bu oyunu sevdiğini. Önemli değil rakibin kim olduğu ya da kaç kişi olduğu, mühim olan Brezilyalının keyfinin yerinde olması, işte o zaman tutmayın gitsin...Bu sezon eskiye göre oynamak istiyor, hem de çocuklar gibi doya doya, zevkini çıkara çıkara koşmak istiyor meşin yuvarlağın peşinde. Sağa bakıp, sola attığı paslar, topu pas atacak gibi yapıp, ani vites değiştirmeyle kaleye kendi yönelmesi ve bir çok "gösterivari" hareket... Seviyor Lincoln futbolu, bize de sevdiriyor, zevk aldırıyor. Aslında bu konuda çok uzun da yazmaya gerek yok. Yukardaki fotoğrafa bakmak yeterli... Galatasaray Baros ile golü bulmuş, öne geçmiş coşku ile birbirlerini kutlarken oyuncular, Lincoln "babasının hediye ettiği topu bırakmayan çocuk" gibi elinde topuyla gelmiş kutlama alanına... Resim manidar... Erdoğan Arıca'ya yollamak lazım, duvarına assın, baktıkça Pazar günü Lincoln'e karşı yaptığı terbiyeslik için belki pişmanlık duyar, ama hiç sanmam, kanında Kadirizm var çünkü, dayılanmak racondandır...

3 Aralık 2008 Çarşamba

R.I.P. Bellick


Prison Break'in 4. sezonuna ara vermiştim," biraz biriksin bölümler öyle seyrederim" dedim, geçenlerde bir vesile oldu bir arkadaşımın flash belleğinde hazır varmış 11 bölüm, attık benim bilgisayara ve geçen akşam oturdum gece 11 buçuğa kadar izledim geride kalan bölümleri. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bizim para hırslı Bellick, kendisini "arkadaşları!" için feda etti. İlk sezonda sevmediğimiz, hatta küfrettiğimiz adam bir baktım ölümüyle bizi üzdü... Senaristlere helal olsun diyorum, bu sebeptendir ki bu dizi izleniyor dünyanın dört bir yanında. Yarın 12. bölümü izleyeceğim ve cuma günü de artık 13. bölüm ile diziyi geriden gelip yakalamış olacağım. Bir blogta Ajan Don Self'in hıyanetini okumuştum, bakalım ne yapacak "havuç kafa"...

2 Aralık 2008 Salı

Ahlarla Vahlarla Liderliğe


Chelsea'nin kendi sahasında Arsenal'e kaybetmesinden sonra West Ham maçını kazanıp zirveye 3 puan farkla yerleşme şansı doğmuştu Liverpool'a, ama onlar ne yaptılar bizim Süper Ligteki Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş üçlüsü gibi "rakibim kazanmadıysa, ben de kazanmam" anlayışıyla golsüz beraber kaldılar. Bu kaçan puanlar umarım sene sonunda aranmaz ama Gerrard ve Carragher takım arkadaşlarını şampiyonluğa inandırmak için özel gayret sarf etmeli...

Ultras Hareket Poları



Blogumuzun Türkçe meali olan ultras hareket polarları çıkmış. Tribün dergi forumlarını gezerken rastladım ve ilgimi çekti. Resmi foruma koyan arkadaş da poları almak istediğini ama sadece "gruba" özgü yapıldığından bahsetmiş. Hangi grup bunu yaptırmış acaba? Ben tribünlere rastlamadım bu polara, gören bilen var mı?

İstanbul 2009



UEFA Kupası finali bilindiği üzere bu yıl Kadıköy Şükrü Saraçoğlu stadında oynanacak ve bu finali tanıtımı da yapıldı. Finalin afişi yukarda görüldüğü üzere ve bizleri en çok ilgilendiren konu olan bilet satışı işe şu şekilde yapılacaktır:

20 Mayıs 2009'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak UEFA Kupası Finali biletleri için talep toplama süresi 5 Aralık Cuma günü saat 12.00'de başlayacak ve 23 Ocak 2009 Cuma günü saat 12.00'de sona erecek. Bilet satın almak isteyen futbolseverler TFF'nin resmi internet sitesi tff.org.tr sitesinde yayınlanacak başvuru formunu dolduracaklar.

Türkiye Futbol Federasyonu başvuru yapan kişilere bir email yollayarak bu emailin başvuru sahibi tarafından imzalanmasını ve belirtilen faks numarasına fakslanmasını isteyecek. Faks gönderim işlemiyle birlikte başvuru kesinleşecek.

Başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009'da noter huzurunda kura çekilişiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek. Bilet ücretleri başvuru formunda belirtilen kredi kartı numarasından bu tarihten sonra çekilecek. Biletler 2 Şubat 2009'daki döviz kuru üzerinden fiyatlandırılacak. Her başvuru için 15 Euro hizmet ve gönderim bedeli alınacak. Bir kişi 2 biletten fazla alamayacak.

4 kategoriye ayrılmış biletlerden 1., 2. ve 3. bilet kategorilerinde Türk seyircilere yer ayrıldı. Ayrıca engelli bölümünde de yer ayrılmış olup yukarıda belirtilen siteden başvuru yapılabilecek.

Biletler 15-24 Nisan 2009 tarihleri arasında kargo vasıtasıyla futbolseverlere gönderilecek.

Finalin bilet fiyatları şöyle:
Kategori 1: 130 Euro
Kategori 2: 100 Euro
Kategori 3: 75 Euro

Artık bir şansımızı deneyeceğiz. Belki biz de bu biletlerden bir tanesine sahip oluruz...

Ronaldo Beklenildiği Gibi


Daha önce de belirtmiştik, Altın Top Ronaldo'ya gidecek diye, bir sürpriz yaşanmadı ve Portekizli France Football dergisinin ödülüne layik görüldü. Manchester Unitedli oyuncu 446 puan alırken, ikinci sırada 281 puan alan Lionel Messi ve üçüncü sırada liverpool'lu Fernando Torres yer aldı. İlk 20ye giren oyuncuların listesi aşağıda:

1. Cristiano Ronaldo (Manchester United), 446

2. Lionel Messi ( Barcelona), 281

3. Fernando Torres ( Liverpool), 179

4. Iker Casillas ( Real Madrid), 133

5. Xavi (Barcelona), 97

6. Andrei Arshavin (Zenit St Petersburg), 64

7. David Villa ( Valencia), 55

8. Kaka ( AC Milan), 31

9. Zlatan Ibrahimovic ( Inter Milan), 30

10 Steven Gerrard ( Liverpool), 28

11. Marcos Senna (Villarreal), 16

12. Emmanuel Adebayor (Arsenal), 12

13. Wayne Rooney (Manchester United), 11

14. Sergio Aguero (Atletico Madrid), 10

15. Frank Lampard (Chelsea), 8

16. Franck Ribery (Bayern Munich), 7

17. Samuel Eto'o ( Barcelona), 6

18. Gianluigi Buffon ( Juventus), 5

19. Michael Ballack ( Chelsea), Cesc Fabregas ( Arsenal), 4

21. Didier Drogba (Chelsea), Sergio Ramos (Real Madrid), Nemanja Vidic (Manchester United), 3

Bu ödülü bugüne kadar kazanan futbolcular ise:

1956 - Stanley Matthews
1957 - Alfredo Di Stefano
1958 - Raymond Kopa
1959 - Alfredo Di Stefano
1960 - Luis Suarez
1961 - Omar Sivori
1962 - Josef Masopust
1963 - Lev Yashin
1964 - Denis Law
1965 - Eusebio
1966 - Bobby Charlton
1967 - Florian Albert
1968 - George Best
1969 - Gianni Rivera
1970 - Gerd Muller
1971 - Johan Cruyff
1972 - Franz Beckenbauer
1973 - Johan Cruyff
1974 - Johan Cruyff
1975 - Oleg Blokhin
1976 - Franz Beckenbauer
1977 - Alan Simonsen
1978 - Kevin Keegan
1979 - Kevin Keegan
1980 - Karl-Heinz Rummenigge
1981 - Karl-Heinz Rummenigge
1982 - Paolo Rossi
1983 - Michel Platini
1984 - Michel Platini
1985 - Michel Platini
1986 - Igor Belanov
1987 - Ruud Gullit
1988 - Marco Van Basten
1989 - Marco Van Basten
1990 - Lothar Matthaus
1991 - Jean-Pierre Papin
1992 - Marco Van Basten
1993 - Roberto Baggio
1994 - Hristo Stoichkov
1995 - George Weah
1996 - Matthias Sammer
1997 - Ronaldo
1998 - Zinedine Zidane
1999 - Rivaldo
2000 - Luis Figo
2001 - Michael Owen
2002 - Ronaldo
2003 - Pavel Nedved
2004 - Andrei Shevchenko
2005 - Ronaldinho
2006 - Fabio Cannavaro
2007 - Kaka
2008 - Cristiano Ronaldo

Blog Widget by LinkWithin