12 Aralık 2017 Salı
Saygı İstiyorsan Hak Edeceksin
İngiltere Premier Liginde konuk ettiği lider Manchester City'e yenilerek puan farkının 11e çıkmasını engelleyemeyen Jose Mourinho, maçta sonra rakip soyunma odasına gidip "Ayıp olmuyor mu beyler, bu kadar abartılı sevinilmez ki" diyerek ateşe barutu atmış, ardından kendi oyuncularının da gelmesiyle iki takım kafa-göz birbirine girmiş..."Dün dündür, bugün bugün" derse kurtulur da , Real'ı çalıştırdıkları dönemde City'yi 3-2 mağlup etmeleri sonrası abartılı sevinç hala aklımıza geliyor... O zaman ayıp olmamış mıydı hocam?
11 Aralık 2017 Pazartesi
Gracias Xabi
Zorro Fonseca
Şampiyonlar Ligi kuraları çekildikten sonra Manchester City ve Napoli ile aynı gruba düşüp, "gruptan çıkarsak Zorro kıyafeti giyerim" diyen Shakthar Donestk teknik direktörü Paulo Fonseca, bu hafta içi kendi sahasında Manchester City'i yenip son 16ya kaldıktan sonra sözünü tutarak basın mensupları karşısına Zorro kıyafetiyle çıktı. Şimdi merak edilen, Shakthar'a yarınki kura çekilişinde kimin çıkacağı ve turu geçmesi halinde Fonseca'nın hangi kostümle basın toplantısına çıkacağı...
Fernando Karanga
18 maçta 17 gol... Ya da 1494 dakikada 17 gol, başka bir deyişle 87 dakikada 1 gol... Kimin istatistikleri mi bunlar? Bulgaristan A Grupada şampiyonluk mücadelesi veren CSKA-Sofya'nın Brezilyalı golcüsü Fernando Karanga'nın gol istatistikleri... Ligin ilk maçına Slavia Sofya karşısında golle başlayan Karanga, zorlu Botev Plovdiv deplasmanında hattrick yapmış, ardından CSKA'nın Lokomotiv Plovdiv'i 4-1 yendiği maçta tek golle galibiyete katkı sağlamıştı. Gollerine 1 hafta ara veren Brezilyalı golcü, ardından Vitosha, Beroe, Vereya, Cherno More, Dunav kalecilerinin peşi sıra hatırlarını tek golle sorarken, Etar deplasmanında 2 golle altı maç arka arkaya gol atma serisini sonlandırdı. Pirin, Levski ve Slavia maçlarında 3 haftalık gol orucuna giren Karanga, Ludogorets karşısında attığı golle 2-1lik galibiyete katkı sağladı ama kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı. Cezasını çektiği Botev maçında takımını tribünden destekleyen golcü oyuncu Sempemvri Sofya ağlarına da golünü attıktan sonra, bugün de Beroe karşısında bu sezonki ikinci hattrick'ini yaptı ve gol sayısını 17'ye çıkardı...
Geçen sezon devre arasında CSKA-Sofya'ya 550 bin euro bonservisle gelip iki buçuk yıllık kontrat yapan Brezilyalı golcü, bu istatistiklerini sürdürdüğü taktirde sözleşme sonuna kadar başkente kalamayacağa benziyor zira şimdiden talipliler kırmızı beyazlı kulubun kapısını aşındırmaya başladılar bile. Bizim scuotlar ne yapıyorlar bilmem de Bulgaristan ligiyle yakından ilgilenen Abdullah Avcı devre arasında takımını Fernando Karanga ile takviye ederse kimse şaşmasın...
10 Aralık 2017 Pazar
Çatalcaspor:0-1:Manisa Büyükşehir Belediyespor
TFF 3.Lig 1 Grupta zirvedeki Manisa Büyükşehir Belediyespor ile sonlardaki Çatalca'yı karşı karşıya getiren mücadelede deplasman takımı bir attı üç aldı ve evine şen şakrar döndü. Geçen sene de aynı grupta yer alıp, 2. Lige çıkma mücadelesinde play offlarda elenen iki takımdan, Çatalcaspor sezona iyi başlayıp, ilk haftaları ligin üst sıralarında geçirdikten sonra, düşüşe geçmiş ve hem içerde hem dışarda peşi sıra mağlubiyetler alarak son sıradaki Orhangazispor'un önüne "demir atmıştı"... Deplasman takımı ise en yakın rakibi Düzcespor'a 7 puan fark yapıp geldiği Çatalca deplasmanından kayıpsız dönerek taraftarını mutlu etti.
Puan tablosuna bakıldığında iki takım arasında 23 puanlık bir fark göze çarpıyor lakin Ziya Altınoğlu Stadında maçı seyredenler iki denk kuvvetin çarpışmasına şahit oldular. Skorun sebebi ise Çatalcaspor kalecisi Doğan Özcan ve maçın hakemi Mehmet Terece oldu. Takip edebildiğimiz kadarıyla geçen sezon Play-Off rövanş maçında Erbaaspor karşısında evlere şenlik bir gol yiyen Doğan Özcan, bu sene de aynı "komik" golleri yemeye devam ediyor. Çatalca'da oynanan ve ev sahibinin yine tek farkla kaybettiği Halide Edip Adıvar mücadelesinde de ceza sahası dışından gelen topu sektiren Doğan, rakip takıma 3 puan armağan etmişti. Bugün de Manisa takımının ceza sahası dışından vurduğu topu amatör kaleci edasıyla yumrukla uzaklaştırmak yerine avuç içiyle yumuşatınca ofsayt pozisyonundaki tecrübeli Ali Öztürk için meşin yuvarlağı ağlara yuvarlamak zor olmadı. Maçı yöneten Mehmet Terece golde orta yuvarlağı gösteren düdüğü çalmak için tereddüt ederken, yan hakem bayrak kaldırmayınca, arkadaşına uydu ama hatalı karar verdi, zira tribünde herkesin gördüğü gibi pozisyon ofsayttı.
Türk hakemlerinde klasiktir, hata yaptıklarını düşündüklerinde "ayar" peşine girerler de Mehmet Terece tam tersi davrandı, lider takımın "koruyucusu" gibi dolaştı durdu sahada. Özellikle Sadık Arda Yılmaztürk'e arkadan yapılan faullerde elini kartına götürmeyip, ceza sahasında yapılan müdahaleye "oyna" diyerek Kadir Akbulut'u çileden çıkardı. Sadece Kadir hoca değildi öfkeden çıldıran, centilmenliği ile nam salan Çatalcaspor tribünleri ilk defa bir maç bitişinde hakemlere yabancı maddeler yağdırdı...
Maçı kazanması halinde, lideri yenmenin moraliyle çıkışa geçebilecek olan sarı-kırmızılı Çatalcaspor için çanlar çoktan alarm şeklinde çalmaya başladı. İlk devrenin son maçında Batman deplasmanına gidecek olan Kadir Akbulut ve talebeleri, ligte zirve yarışı yapan rakibinden puan koparabilirse en azından ilk devrenin arasına biraz moralli girer ve yapılacak olan takviyelerle tehlikeli bölgeden uzaklaşma şansı yakalar.
Galatasaray:4-2:Teleset Mobilya Akhisarspor
Türk Telekom Stadında karşılaşmanın hakemi Ümit Öztürk ilk 45 dakikanın bitiş düdüğünü çaldığında başlamıştı "Tudor İstifa" ve "Yönetim İstifa" protestoları... Aslında, deplasman takımı 1-0 öne geçip, Galatasaray istediği baskıyı kuramayıp dakikalar ilerledikçe skorda eşitliği sağlayamadığında da "homurtular" düşük frekansta yayılıyordu Seyrantepe'de de, vardı yine bir ümit maçın döneceğine dair. Tuhaf olan da yeni stada taşınılması mı desek, sosyal medyanın bu kadar yaygınlaşması mı desek, sebebini sosyologların açıklaması gereken bir gerekçeyle Galatasaray tribünlerinde ortaya çıkan "bencil" yeni nesil taraftarın, dün gece için takımın en zayıf halkası olarak gördükleri ve işler iyi gitmediğinde "şamar oğlanı" yapmak istedikleri Linnes'i ıslıklayacakları sırada iki hafta evvel Latovlevici'yi protesto ettikleri akıllarına gelip "yuh seslerinin" kursaklarında kalmış olmasıydı. Öyle beter bir hastalıktır ki bu "maça para veriyorum, takım beni mutlu etsin" egoluğu, kendisine nice başarılar yaşatmış, saha içi ve özel yaşamı örnek olan Muslera gibi bir oyuncuyu da iki maçta linç edebiliyordu...
Oysa geçen sezonun bitişiyle beraber Dursun Özbek'in Galatasaray'a başkan, Igor Tudor'un da hoca olamayacağı görülmüş, Sneijder'in gönderilmesiyle bu takımın oyun aklının "başından alındığı" belirtilmiş ama "transfer hastası" taraftarların gözü Belhanda ile boyanmıştı... "Mutluluk kaynağımız Galatasaray" olunca, onun başarılı olması tek dileğimizken, "ben yazmıştım, haklı çıktım" egosu şişireceğime, keşke Belhanda bana yazdıklarımı "yalatsaydı" da Galatasaray ikişer üçer atarak tokatlasaydı rakipleri ama maalesef öyle olmadı. Takımın "oyun kurucusu" Belhanda, sahada geziniyor, sorumluluk almaktan kaçıyor, "dünya yansa umurumda değil" havasında bir hal takınıyor. Durum böyle olunca, kendisi üzerine oyun kuran hocası Igor Tudor'a da Hırvatistan yolları gözükmeye başladı. Karşılaşmanın 15. dakikasında Yasin'in ara pasında kaleci Lukaç ile karşı karşıya kalan Belhanda, kaleye şut çekmek yerine Umut Bulut'un "en güvensiz" günlerinde yaptığı gibi görmeden ve "ezbere" penaltı noktası cıvarına pas atmayı tercih etti. Doğal olarak orada ne Gomis vardı ne de başka bir sarı-kırmızılı oyuncu. Yine 38. dakikada Feghouli'nin yaptığı ortada arka direkte müsait pozisyondaki "10 Numara" şansa rakip kalede pozisyon yakalamış bir stoper gibi "kalasça" bir vuruşla heba etti atağı. Ama Faslı Belhanda'nın "zihince" maça ne kadar hazır olmadığını gösteren pozisyon ilk devre biterken gerçekleşti. Galatasaray'in Yasin'i Akhisar savunmasının arkasına kaçırdığı pozisyonda Miguel Lopes faulle durdurmuş Galatasaray'ın sol açığını ve oyundan atılmıştı. Sneijder'in gözü kapalı kaleye yollayabileceği bir yerden kazanılan serbest vuruşu Belhanda stadyum dışına attı. Öyle bir vuruş nasıl yapılabilirdi? Tribünler, saha içindeki oyuncular şaşkınken, o dalgınlıkla savunma ve Muslera'nın zincirleme hataları Akhisar'ın ikinci golü bulmasına vesile olmuştu. O "berbat" serbest vuruş sonrası artık Tudor mu söyledi, ki Belhanda onun prensi, Tudor'un söyleyeceğini zannetmiyorum, kendisi mi topun başına geçmek istemedi bilmem ikinci devre Selçuk'un, Sneijder'in rahatlıkla gol yaptıkları serbest vuruş bölhelerinden "halı saha maçı" gibi deneme tahtasına döndü Galatasaray'ın kullandığı atışlar, bir Yasin vurdu, bir Rodrigues denedi ama "taklacı 10 numara" hiç oralı olmadı...
Takımın 2-0'dan reaksiyon gösterip, 4-2 maçı kazanması kimseyi kandırmasın, dün gece 3 puan alınıp, "sular biraz durulduysa" bu başta Galatasaray taraftarının verdiği müthiş destek ve başta N'Diaye ile Fernando olmak üzere Feghouli ve Serdar Aziz'in arzulu oyunu sayesinde olmuştur. Zaten, sıkıntı da burada baş gösteriyor, her maçı Sami Yen'de oynamıyorsun, haftada bir de deplasmana gitmek zorundasın ve orada işler "sarpa sarınca" ne takımı düzeltecek bir teknik adam var saha kenarında, ne de "Bi' sakin olun, olay benim kontrolümde" diyecek bir 10 numaran...
Karşılaşma bitimi Okan Buruk, açmış ağzını yummuş gözünü, haddi olmayan konulara da "sıçramış" ve kendisine bir sus diyen olmamış. Zaten artık Galatasaray yönetiminden Galatasaray'ın haklarını savunmalarını beklemiyoruz, öyle bir güçleri yok, onlar sadece çıkıp localarından taraftara "el kol" yaparlar, ama kongre geliyor, gitmeleri yakındır... Okan'a dönersek, "Bu kadar vasıfsız bir insan, Galatasaray kulübesinde duruyorsa gerçekten bundan eski Galatasaraylı olarak utanç duyuyorum" demiş Akhisar'ın teknik adamı. Boyunu aşan sözler sarf ederken, tek doğru laf etmiş, "eski Galatasaray"lı... Ve öyle kalacak bir şahsiyet.. Yeni nesil pek hatırlamaz, eskiler de hiç unutmaz, 2001 yılının bir mayıs akşamı oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçını. Dört sene üst üste şampiyon olmuş Galatasaray, beşinci şampiyonluğa doğru koşarken, iç sahada kaybettiği bu maçla tarihi bir rekorun sahibi olamamıştı. O maçta ne mi olmuştu, İnter'le ön sözleşme yapmış Okan "herhangi bir sakatlık" sonrası transferinin gerçekleşmeme ihtimaline karşı daha ilk yarıda kırmızı kart ile sahayı terk etmiş, "kardeşi" Emre Belözoğlu da maç boyu sahada yürüyüp durmuştu. İşi daha dramatik yapan sözler özel bir toplantıda Galatasaray eski yöneticisi Celal Gürcan'dan gelmişti: "Takıma iyi bir kaleci aradığımız dönemlerde Çanakkale Dardanel'de oynayan Engin İpekoğlu adı söylendi bize. Dardanelli yöneticilerle şartları konuştuk, bizden oynatmadığımız bir kaleci, Okan ve bir miktar para istediler. Okan'ın adını duyunca, 'Okan Galatasaray'ın çocuğu, sakatlığından dönemese de, Florya'da dursun bize yeter' diye transferi orada noktaladık. Oysa bizim zamanımda sahip çıktığımız evladımız, İnter'e giderken İtalyanların 'Galatasaray'la sözleşme yenilemeyin, onlara vereceğimiz bonservisin bir kısmını size verelim' teklifine hayır diyememişti."
Böyle bir Galatasaray geçmişi olan Okan Buruk, umarım bir daha Galatasaray ismini ağzına almaz... Bu taraftar iyiliği de kötülüğü de, "Biz sağlıklı yaşam için spor yapmıyoruz" diyeni de, "Gelin sözleşme yapalım, Galatasaray para kazansın" diyeni de, Okan'ı da, Ümit Davala'yı da unutmaz...
STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Ümit Öztürk, Kemal Yılmaz, Asım Yusuf Öz
GALATASARAY: Muslera, Mariano (Dk. 10 Denayer), Maicon (Dk. 46 Rodrigues), Serdar Aziz, Linnes (Dk. 69 Eren Derdiyok), Fernando, Ndiaye, Feghouli, Belhanda, Yasin Öztekin, Gomis
TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR: Lukac, Miguel Lopes, Caner Osmanpaşa, Mustafa Yumlu, Kadir Keleş, Sissoko, Olcan Adın, Soner Aydoğdu, Aykut Çeviker (Dk. 73 Muğdat Çelik), Onur Ayık (Dk. 46 Alperen Babacan), Paulo Henrique (Dk. 54 Ömer Bayram)
GOLLER: Dk. 16 Maicon (Kendi kalesine), Dk. 45 Olcan Adın (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 49 Fernando, Dk. 51 Gomis, Dk. 70 Belhanda, Dk. 90+4 Feghouli (Galatasaray)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 43 Miguel Lopes (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 68 Gomis (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 17 Yasin Öztekin, Dk. 55 Feghouli, Dk. 90+2 Muslera (Galatasaray), Dk. 36 Sissoko, Dk. 63 Olcan Adın, Dk. 90 Orhan Taşdelen (Yedek kulübesinde) (Teleset Mobilya Akhisarspor)
2 Aralık 2017 Cumartesi
Maç Kaybettiğimde Dünyam Kararıyor
Beşiktaş:3-0:Galatasaray
Gece ve gündüz gibi, yaz ve kış gibi, soğuk ve sıcak gibi birbirinden farklı bir maç izledik İnönü Stadında. İlk devre Galatasaray, deplasmanda oynamasına rağmen maçın ilk dakikasında Cenk'in kaçırdığı pozisyon dışında ev sahibine gol fırsatı vermeyerek oldukça dengeli bir oyun oynarken, yakaladığı pozisyonlarla da öne geçme fırsatı yakaladı ama son vuruşlarda oldukça başarısız oldu.
Maçlarda penaltılar, kırmızı kartlar hakemlerin iyi ya da kötü olduğunun en büyük belirteci olarak değerlendirilir de, esas maç içinde çalınan düdükler maçın hangi takıma gideceğine karar verir. Hakem Fırat Aydınus, kaleci Fabri'nin Serdar Aziz'i tokatlamasına göz yumarken, penaltıyı kolayca "es geçti" Galatasaray adına ama esas ilk devre oyun içinde çaldığı düdüklerle maçın "yönünü" belirledi. Tolgay'ın kendi aleyhine çalınan bir faul sonrasında topa vurmasına göz yumarken, Feghouli'nin aynı şekilde düdükten sonra topa vurmasına sarı kart çalmaya "utanmadı" Fırat Aydınus. Beşliktaş'ta Oğuzhan'ın ceza sahasında kendini "bırakmasına" devam kararının taraftarca protesto edilmesine ayar çekmek için 41. dakikada N'Diaye'nin top çalıp Galatasaray'ın 3'e 2 pozisyonunu durdurdu... Buna benzer pozisyonlarla ilk devre golsüz biterken, ikinci yarı Galatasaray adına bir felaket oldu.
Önce Muslera, yenecek o kadar golü kurtarıp, amatör kalecinin tutacağı bir pozisyonda adına yakışmayan bir hata yaparak, Beşiktaş için maçın kapısını açarken, ardından Galatasaray durdu, Beşiktaş oynadı... Beşiktaş akın akın geldi, takımın 10 numarası, saha aklı (!) Belhanda seyretti, Tudor seyretti, siyah beyazlılar belki de tarihi farkı kaçırdı... Bereket Quaresma kanatta başarılı olduğu kadar ceza sahası içinde beceriksizdi de, şu an üç golden farklı bir skordan bahsetmiyoruz. İlk golden sonra cesaretlenen Beşiktaş ikinci gol için Galatasaray kalesine gelirken, sarı-kırmızılılar kendi yarı sahalarından top çıkarmada etkisizdi, paniklediler ve rakiplerine fırsat verdiler. Fernando kaydı düştü, N'Diaye top kaybetti, Maicon hatalı pas verdi de bu tür anlarda sahaya çıkması gereken takımların 10 numaraları olurken, Galatasaray'da bu işi yapacak Belhanda'yı gören yoktu saha içinde. Sene başında bin bir oyunla Sneijder'i kovup, Belhanda'ya bel bağlayan başta Dursun Özbek olmak üzere, Wes'in yollanmasına onay veren Igor Tudor, 10 numarayı itirazsız sırtına geçiren Belhanda bu geceki mağlubiyetin baş mimarlarıdır... Bakalım geçen hafta Latovlevici'yi ıslıklayan "çok bilmiş(!)" Galatasaray taraftarı, önümüzdeki hafta Belhanda'yı nasıl karşılayacak... Tabii, 200-400 bin euroya alınan"bek"e vurmak kolay, 8-10 milyon euro bonservisli adama sallamaya bakalım cesaret edebilecekler mi? Yoksa hala "takla" atmasını mı bekleyecekler Faslı oyuncunun...
Kadrolar açıklandığında sol kanatta Linnes yerine vakti zamanında Galatasaray'a transfer olmak için Manchester City'den havaalanında "derbeder halde" haber beklediği için taraftarın sevgisini kazanan ama oynadığı maçlarda takıma katkısını pek göremediğimiz Denayer'i "moralimiz" bozulmuştu da Belçikalı oyuncu golü yiyene kadar oynadığı oyunla bizi haksız çıkardı. Belli ki Igor Tudor, deplasmanda hücüma gidecek bir bek oyuncusundan ziyade savunma yapacak, Quaresma'yı kitleyecek savunmacı tercih etmişti ve Denayer görevini sonuna kadar yapmıştı ama ikinci devre o da takımla birlikte gözden kayboldu gitti, son beş dakika yerini Linnes'e bıraktı...
Sezona fırtına gibi başlayan Galatasaray, aldığı puanları bönkörce çarçur ederken, belki de bu hafta liderliği de kaybedecek... Bol sıfırlı eurolar harcanarak oluşturulan bir kadro var ve onu yönetmekte sıkıntı çeken bir hoca... Şimdilik Ali Sami Yen'de (Türk Telekom Arena ya da Stadı demek hiç hoşuma gitmiyor) taraftar desteği ile kazanıyoruz da, ya orada da kaybetmeye başlarsak? Yönetim Igor Tudor'la devam edecekse, hoca kendi selameti adına "abuk sabuk istatistiklere" bakıp Belhanda'ya güveneceğine, Faslıyı kulubeye çekip, forma atma olayından beri gönlüm razı olmasa da Selçuk'la çıkmalı maçlara... Devre arasında da Alanyaspor'dan Emre Akbaba gelirse, yeni 10 numaramız bulunmuş olur...
Son söz: Fernando Muslera, sen üz biz inadına severiz seni...
STAT: Vodafone Park
HAKEMLER: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 82 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 65 Medel), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun (Dk. 88 Negredo)
GALATASARAY: Muslera, Mariano, Maicon, Serdar Aziz, Denayer (Dk. 85 Linnes), Fernando, Ndiaye, Rodrigues (Dk. 58 Yasin Öztekin), Belhanda (Dk. 69 Selçuk İnan), Feghouli, Gomis
GOLLER: Dk. 46 Cenk Tosun, Dk. 70 Tosic, 90+1 Negredo (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Dk. 25 Pepe, Dk. 53 Tolgay Arslan, Dk. 61 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 35 Feghouli, Dk. 48 Fernando, Dk. 65 Gomis (Galatasaray)
1 Aralık 2017 Cuma
Bana Her Gol Seni Hatırlatıyor
Bulgaristan Liginde Slavia Sofya, Cherno More'yi 2-0 mağlup ederken, İvan Minchev'in ceza sahası dışından attığı golden sonra saha kenarındaki kar birikintisinde sevincini kutlaması, size kimi hatırlatıyor?
29 Kasım 2017 Çarşamba
Galatasaray:5-1:Sivas Belediyespor
STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Suat Arslanboğa, Mustafa Sönmez, Samet Çavuş
GALATASARAY: Carrasso, Tarık, Donk, Ahmet Çalık, Linnes, Koray, Selçuk (Dk. 79 Barış), Sinan Gümüş, Feghouli (Dk. 46 Emrah), Yasin (Dk. 79 Recep), Eren
SİVAS BELEDİYESPOR: Osman, Nuri Melih, Uğur, Tunay, Seyid Ahmet (Dk. 83 Batuhan), Feyyaz (Dk. 79 Ali), Samet, Ozan, Hüseyin, Hakan (Dk. 66 Ahmet Arı), Sinan Akaydın
GOL: Dk. 4 - Dk. 75 Yasin, Dk. 70 Emrah, Dk. 87 Sinan Gümüş, Dk. 90 Eren (Galatasaray) - Dk. 78 Sinan Akaydın (Sivas Belediyespor)
SARI KARTLAR: Emrah, Yasin, Ahmet Çalık (Galatasaray) - Ozan (Sivas Belediyespor)
26 Kasım 2017 Pazar
Lokomotiv Plovdiv-CSKA Sofya Maçı Mevzuları
Bulgaristan A Grupada oynanan Lokomotiv Plovdiv-CSKA Sofya maçının ilk yarısında son dakikalara yaklaşılırken, deplasman takım taraftarının sahaya girmesiyle çıkan olaylar, maçın yarım saat kadar durmasına neden oldu. Lokomotiv Plovdiv taraftarının Rusya'dan gelen Spartak Moskova taraftarını stada alması ve "ev sahibinin dostlarının" CSKA tribüne yakın bir bölgeye koğuşlanıp maçın başından beri "deplasmancıları" provake etmesi kırmızı-beyazlıların tel örgüleri aşıp sahaya girmesiyle sonuçlanırken, Lokomotiv Plovdiv'lilerin Rus kardeşleri Spartak Moskova'dan gelen destekle çıktıkları "muharebede" kendi sahalarında mağlup olmalarını konuşuyor şimdi Bulgar tribün çevreleri. Aslında CSKA tribünleri de eski gücünde değil, takımın borçlar nedeniyle amatöre düşürülmesi sonrası "sonuna kadar armanın arkasındayız" düşüncesiyle hareket ederken, Litex'le birleşme tribünleri ikiye bölmüştü. Bir kısmı "hormonlu" bu takımı desteklemeyeceklerini belirtip, üçüncü amatör ligde mücadele eden CSKA 1948'i desteklerken, azınlık olan grup A Grupada şampiyonluk hedefiyle kurulan CSKA-Sofya'nın peşine takıldı.
Olayların yatışması sonrası devam eden maçı da CSKA , Kiril Despodov'un golüyle 1-0 kazanmayı bildi.
Emzikli Gol Sevinci
Giresunspor deplasmanında maçın bitimine 8 dakika kala attığı golle takımını liderliğe taşıyan Ankaragüçlü'lü Kehinde attığı golü oğluna adamış. Futbol böyle güzel işte...
Galatasaray:2-0:Aytemiz Alanyaspor
Bir hafta evvel deplasmanda Başakşehir karşısında alınan farklı mağlubiyet ve peşinden tüm hafta boyunca ortada dolaşan "Tudor gitti, Terim geldi" dedikodularına karşın sahaya müthiş konsantre çıkan Galatasaraylı futbolcular öncelikle büyük alkışı hak ediyorlar. Böyle haftalarda toparlanmak zordur, sendeleyip tepe taklak düşmeni bekleyen çoktur da, esas buyukluk ve tecrübe böyle zamanlarda ortaya çıkar... Igor Tudor da macera aramaktan vazgeçip, "kazan takıma dönünce", Galatasaray, takipçilerinden Beşiktaş'ın da iki puan kaybettiği haftada Alanyaspor'u 2-0 yenerek haftaya oynayacağı Beşiktaş maçı öncesi büyük avantaj yakaladı, Hırvat teknik adam da maç sonu gazetecilere bu güvenle "açtı ağzını yumdu gözünü"...
Kolay takım değildi Alanyaspor ama golcüsü Vagner Love ve Junior Fernandes'in yokluğunda Saffet Susiç, yelkenleri erken indirip, Galatasaray'ı favori ilan edip, akıllarının sonraki hafta oynayacakları maçta olduğunu söylemişti. Hal böyle olunca, iki ihtimalli bir maç oynadı deplasman takımı, kontra bulmak ve yan toplarla gol atmaktı hedefleri... Bir kaç pozisyon da buldular da, hepsi o kadar... Galatasaray ise daha ilk saniyelerde Rodriguez'le başladı yoklamaya Haydar'ın kalesini de, tecrübeli file bekçisinin inanılmaz kurtarışları sayesinde maç bitimine kadar 10a yakın pozisyondan sadece iki gol çıkarabildi ev sahibi.
Galatasaray-Alanyaspor maçına dair saha içinden çok saha dışında yaşanılanlar damga vurdu benim nazarımda. Öncelikle, Ali Sami Yen'in yıkılması ve Seyrantepe'ye taşınılmasıyla Galatasaray taraftarının "genetiği" değişti. Mecidiyeköy'de "yenilsen de yensen de taraftarın senle" olan sarı-kırmızılı tribünler, pasoligli sistemde yeni stadlarında "topçunun biri ayağını yamuk bassın da ıslıklayalım" derdinde. Formayı çıkaran, kaptanlık bandını atan, armaya laf eden pek tabii ki ıslıklanır da, bu gece takım maçı 1-0 önde götürürken Latovleviçi neden ıslıklandı? Dedik ya, yeni nesil bir taraftar türedi, onlar yeni yeni "hastalıklar" da getirdi tribünlere, bir ya da iki maç önce kötü oynayan topçunun protestosu bu geceki maçta yapılır mı? Oysa biz, futbolcu kötü oynasa da sesimizi çıkartmaz, maç bitimiyle "haftaya düzelir" düşüncesiyle resetlerdik gördüklerimizi... İşin daha da vahimi, Lato'yu ıslıklayan taraftar yaptığı davranışta haklı çıkmak adına, kendi oyuncusunun hata yapmasını beklemekte içten içe... Nerden mi anlıyorum? Linnes oyuna girdikten sonra, iki adım yanındaki arkadaşına verdiği isabetli pasta alkış kopmasından... "Benim oyuna aldırdığım adam başarılı olsun", gerisi hikaye egosu... Linnes'in oynamasını biz de istiyoruz da, bu iş sahada oynayan oyuncuyu ıslıklayarak olmaz...
Tabii, illaki ıslıklamak istediğin bir oyuncu ararsan, Assamoah transferi yatınca sol taraftaki boşluk dolsun diye 3 kuruşa aldığın Latovleviçi değil de Sneijder gibi bir "adam"ı kovdurtup eski takımına 8 milyon euro, kendisine yıllık 3.5 milyon verilen Belhanda'yı verelim... Olur mu? Ona yeter mi gücünüz ıslıklamaya? Yoksa işin kolayına kaçıp, "naylon" istatistiklerle yine savunacak mısınız Faslı oyun kurucuyu. Biraz samimiyse, biraz futbolu biliyorsa "yeni nesil taraftar", oyun kuramayn "play maker"a tepki gösterir... Tabii, o da maç içinde değil, maçtan sonra ıslıklamak şartıyla...
Islıklamak demişken, Tolga'nın ısınırken sakatlanmasıyla son dakikada ilk onbire yazılan ve sosyal medyada "nargileli fotoğrafları" dolaşan Yasin aslında bu gece hedef tahtasına konulacaktı ama Gomis'in şutunda kaleciden seken topu ağlara gönderip, takımın golünü atınca kurtardı "paçayı"... İlginç oyun futbol, hiç hesapta yokken kadroya alınıyorsun ve maçı kurtaran adam oluyorsun... Ama, hızlı yaşıyor yeni nesil futbolu, ilk hatasında bir kaç hafta sonra ilk yuhlanacaklardan biri de Yasin'dir...
Tribünden dem vurmuşken, Galatasaraylı topçuların aslında ne kadar şampiyonluğa kenetlendiğinin göstergelerinden biri de Maicon'a yapılan sert hareketten sonra tribündeki eşinin Alanyalı futbolcuya "boğaz kesme" işareti yapmasıydı... Ailecek inanılmışsa Mayıs'taki şampiyonluğa, bu iş olacaktır...
Hüseyin Göcek'in Galatasaray lehine vermediği penaltı, Maicon'a yapılan kırmızı kartlık hareketi, Emre Akbaba'ya ikinci sarıdan kırmızı verilememesi 2-0lık galibiyet sonrası pek konuşulmayacak ama arşiv olarak dursun burada... Nasılsa yarın öbür gün biri çıkar, Hüseyin Göçek zamanında Galatasaray'da basketbol oynadı diye, onu Galatasaray yanlısı ilan eder ya, daha önce yönettiği Galatasaray aleyhtarı maçlarla birlikte söyleyecek iki çift lafımız olsun...
Stat: Türk Telekom
Hakemler: Hüseyin Göçek, Bahattin Duran, Mustafa Emre Eyisoy
Galatasaray: Muslera, Mariano, Maicon (Dk. 90 Ahmet Çalık), Serdar Aziz, Latovlevici (Dk. 70 Linnes), Selçuk İnan, Ndiaye (Dk. 90 Koray Günter), Rodrigues, Belhanda, Yasin Öztekin, Gomis
Aytemiz Alanyaspor: Haydar Yılmaz, Gassama, Fofana, Tzavellas, Nsakala, Maniatis (Dk. 76 Cenk Ahmet Alkılıç), Sackey (Dk. 64 Berkan Emir), Emre Akbaba, Efecan Karaca, Welinton, Mbilla (Dk. 29 Lungu)
Goller: Dk. 33 Yasin Öztekin, Dk. 88 Gomis (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 37 Tzavellas, Dk. 43 Emre Akbaba, Dk. 45+3 Gassama, Dk. 71 Lungu, Dk. 86 Welinton (Aytemiz Alanyaspor), Dk. 83 Serdar Aziz (Galatasaray)
19 Kasım 2017 Pazar
Başakşehir:5-1:Galatasaray
Ligde 12 hafta geride kalırken 8 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyetle Galatasaray lider... İlk yenilgi Trabzon'da alındı, bu da ikincisi... Aslında istatistiki olarak pek de fena bir tablo yok ortada. Geçmiş senelerde bu zamanlar buralarda mıydık? Değildik... Oyun olarak da Trabzon'da yenildiğimiz maçtan çok daha iyisini oynadık, orada zarzor atak yapmış, ilk şutumuzu da son dakikalarda Rodriguez'in gol attığı pozisyonda yollamıştık Onur'un koruduğu kaleye... Peki neden bu kadar veryansın?
Öncelikle Fenerbahçe medyası Aykut Kocaman'ın söylediği sözlerle Galatasaray karşıtı sağlam bir kampanya başlattı: "Puan farkı suni, Galatasaray güçlü takımlarla oynamadı ve puan kaybedecek... " Ligin zirvesini hedefleyen takımlara karşı puan kaybetmek kadar doğal bir şey yokken, Galatasaray'ın ikişer-üçer puanları yitirmesi sonrası sarı-kırmızı taraftarlarda "Eyvah, Aykut'un kehaneti gerçekleşiyor mu?" telaşı başladı... Aynı mantıkla, bir de Igor Tudor'un derbi kazanamaması ısıtılıp ısıtılıp ortaya çıkarılınca, Başakşehir mağlubiyeti daha da tepki topladı sarı-kırmızılı camiada...
Aslında, maçı tekrar izlediğimizde farklı skorun çokta sahadaki mücadeleyi yansıtmadığını görebiliriz. İki takımın dengeli başladığı, Galatasaray'ın biraz daha istekli ve baskılı olduğu oyunda, takımlar karşılıklı sadece birer pozisyon bulmuş ve birbirlerini çözmeye uğraş verirken, hakem Ali Palabıyık'ın iki yanlış kararı devrenin de skorunu belirleyiverdi. 25. dakikada Attamah'ın serbest atıştan kafayla attığı golden önce Latovlevici ve Visca gögüs gögüse çarpışmış, eski hakemlerden Deniz Çoban'ın da dediği gibi "Visca'nın oscarlık iş çıkarmasına" Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini katledip uzun bir ara "dinlendirilen" Ali Palabıyık faul çalmıştı. Böyle maçlarda ufak nüanslar farkı yaratırken, ev sahibinin ikinci golünün başlangıcında da Gökhan Inler'in "tabanla" dalmasına göz yuman hakem Ali Palabıyık, ev sahibi adına ikinci "asistini" yapmıştı...
Soyunma odasından 2 farklı mağlup dönen Galatasaray, farkı azaltmak ve maçı çevirmek için ilk devreden daha istekli bir performans sergilerken, aradığı golü de buldu ve oyunu tamamen rakip yarı sahaya yığmaya başlamışken, "şanssız" bir golle yelkenleri suya indiriverdi. Tamam, Adebayor çabaladı, arzuladı, istedi de "top da sevecek" bir takımı, Mariano'nun ayağına çarpıp, Muslera'yı ters ayakta bırakmayacak mesela.. Bu gol sadece Galatasaray'ı durdurdu, ne Ali Palabıyık asistlerine son verdi ne de Adebayor'un "hattrick" yapmasını engelledi. 76. dakikada Elia'nın Maicon'un üzerinden zıplayıp bizim Brezilyalının ayağına basmasıyla Palabıyık, Başakşehir adına üçüncü asistini yapıverdi. Sonrası Kerim Frei için futbol tanrılarının bir lütfü oldu, Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan sonra Galatasaray'a da gol atarak kendi adına ilginç bir istatistik gerçekleşti.
Şimdi de çuvaldızı kendimize batıralım biraz... Galatasaray sezona fırtına gibi başlamış, önüne gelene 3-5 atarken, Igor Tudor ne hikmetse takımla oynamaya başladı. Linnes'i kenara aldı, Latovleviçi'yi takıma monte etmeye çalıştı, Denayer'li bir kadro denemeleri başladı ve en nihayetinde son iki haftadır Eren-Gomis ikilisiyle forvet hattı denemelerinde. İç sahada Gençlerbirliği gibi zayıf bir ekibe karşı çift forvet "tuttu" ama deplasmanda Başakşehir maçında bu sistem işe yaramadı, top gitmedi hücüm oyuncularına. Oysa hata fark edilip ikinci yarı Eren'in yerine Rodriguez değişikliği ile başlansa, belki maçı çevirme şansı olabilirdi, zira Garry'nin oyuna girdiği dakikalardan sonra ciddi ataklar da yarattı Galatasaray. Sosyal medyada "Belhandacılar" adamlarını savunmak için değişik değişik istatistik yayınlayıp, Faslı topçunun "aslında ne kadar da faydalı" olduğunu anlatmaya çalışıyorlar da, görünen köy klavuz istemiyor, olmadı bu takıma Belhanda... Elinde Sneijder gibi "tecrübeli" bir adamı yollayıp, Belhanda gibi "şımarığa" güvenirsen, uzun lig maratonunda işin zor olur... Nitekim, tribünlerden de maçta Belhanda'ya ıslıklar gelmeye başlamış... Bekleneni vermeyen topçulardan biri de "sosyal medya transferi" olan Denayer. "Galatasaray için havaalanında beklemesi" romantik ama sahada varlık göstermesi gerekir bu aşamadan sonra. Cavanda'nın saçlarına takmıştım, bizden gittikten sonra kestirdi, Denayer'de de aynı sorunu "hissediyorum", sanki o saçlar ağırlık yapıyor ve koşamıyor gibi, dün geceki maçta arkadan gelen Adebayor kaç kez geçti bizim stoperi.
Mağlubiyet farklı olunca eleştiriler de sert oluyor ve hazır Fatih Terim takım çalıştırmıyorken, "Tudor gitsin, Terim gelsin" kampanyası başladı. Östersund "faciasından" sonra Tudor'u göndermeyen yönetim, Hırvat hoca "Ben gidiyorum" demedikçe bir adım atamaz da, yaz başında Fatih Terim boştayken, kendisine değil de Lucescu'ya gidenler hangi yüzle şimdi hocanın kapısını çalacaklar. Evet, mantık Fatih hocanın gelmesinden yana da, Galatasaray'ı bırakıp, Yıldırım Demirören'le "sırıtarak" verdiği pozu unutabilir mi gözlerimiz. Peki, "Kal bu sene kal bu sene alınacak çok kupa var bu sene" diye bağıran taraftara sırt çevirip, Fiorentina'ya imza atışı çok mu eskide kaldı... Buna da yürek derler, "zırt pırt" kırılmaya gelmez, üçüncü ihanete dayanamaz değil mi?
Son not: Ne kazanan takımın düzeniyle oynayın ne de formasıyla... Bu nasıl forma Allah aşkına...
Stat: 3. İstanbul Başakşehir Fatih Terim
Hakemler: Ali Palabıyık, Ceyhun Sesigüzel, Serkan Olguncan
Medipol Başakşehir: Volkan Babacan, Uğur Uçar, Attamah, Epureanu, Clichy, Gökhan İnler, İrfan Can Kahveci (Dk. 77 Hakan Özmert), Visca, Mossoro, Elia (Dk. 86 Kerim Frei), Adebayor (Dk. 90+1 Mevlüt Erdinç)
Galatasaray: Muslera, Mariano, Maicon, Denayer, Latovlevici, Fernando, Ndiaye, Belhanda (Dk. 79 Rodrigues), Tolga Ciğerci, Eren Derdiyok, Gomis
Goller: Dk. 25 Attamah, Dk. 42, 58 ve 76 (Penaltıdan) Adebayor, Dk. 89 Kerim Frei (Medipol Başakşehir), Dk. 55 Gomis (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 20 Fernando, Dk. 65 Ndiaye (Galatasaray)












































