30 Kasım 2008 Pazar

Çatalca Çanta'yı Devirdi


  • Bir hafta boyunca hazırlanmıştı Çatalca, kendilerince final adını verdikleri Çantaköy maçına... 1 Amatör 1.Grubun zirvedeki iki takımından Çatalca geçen hafta Batıköy deplasmanında 2 puan yitirmiş ve Çantaköy deplasamana +2puan lider girmenin avantajıyla gelmişti. İstanbul'un yeni oluşturulan ilçeleriyle beraber sayısı 40'a varan ilçesinden biri olan Çatalca'nın futbol takımının amatör liglerde olması içler acısıydı ve son iki yıldır büyük bir "maddi" özveriyle de takımı üste taşımaya çalışıyordu bu şirin ilçenin futbol sevdalıları... Bu amaçla daha liglerin bitmesine 5-6 hafta olduğu halde dünkü maçı "final" maçı ilan etmişlerdi...




  • Maçın öneminden dolayı ilçenin önemli alışveriş merkezleri ve kamu binalı maça davet yazılarıyla donatılmış, maç günü ise Çatalca Ziya Altınoğlu Stadında maçtan önce süsleme çalışması başlamıştı. Stadda yapılan bu çabaları Sami yen ya da Kadıköy'de bir derbi öncesi yapıldığı gibi onlarca kişinin bir araya gelip her tarafı pankart ve bayraklarla donatması olarak algılamamak gerekir, 3 Galatasaraylının (Çatalca ile Galatasaray sarı kırmızı renklere sahip) Çatalcalı Aslanlar pankartını asması ve ellerindeki sarı-kırmızı bayrakları boş tribünlere sermesinden ibaret olduğunu belirtmekte yarar var.
  • Bu hazırlıklara rağmen, hesapta olmayan bir durum ortaya çıkıverdi:Yağmur... Eğer yaptıkları çalışmaları profesyonelce yürütüyorsa Çatalca ve Çantaköy takımları, maç günü hava durumuyla ilgili meteorolojiden mutlaka haber almışlardır, hazırlıklarını ona göre yapmışlardır, biz futbol dilencileri için de Hülya Uğur tadında "Havalar nasıl olursa olsun, yeter ki maç olsun" düşüncesiyle 1 saat önce tribünlerde yerimizi almışken, zaten takımlarına pek destek göstermeyen Çatalca halkının yine tribünleri boş bırakacağı düşüncesi oluştu... Gelir miydi seyirci gelmez miydi derken, maça dakikalar kala tribünler görülmemiş biçimde dolmaya başladı, doldukça doldu ve benim 19 Mayıs kutlamalrı dışında o tribünleri ilk defa bu kadar kalabalık görmeme vesile oldu gelenler... Bir de hazırlıksız gelinmemiş, ilçenin tribüne takılan gençleri - eski açığa giden Galatasaraylılar- iki tane ultrAslan yazan davul ve 3 adet büyük Çatalcaspor bayrağı ile protokolün önünde yerlerini almışlardı... Ve son bir kaç maçtır, her ne kadar etraftakilerin "Bi' susun da maç izleyelim " diye seslerini kesmeye çalıştığı ama inatla tezahürat yapan gençler bu gün daha bir çoşkuyla ve kimseden çekinmeden bağrıyorlardı : "Çatalcaspooooor oleeeeeeey" diye...
  • Sahaya ilk çıkan ev sahibi Çatalcaspor oldu. Daha önceki maçlarından da bildiğimiz sarı renk form ve şort ile kırmızı tozluklar ile oyun alanına yayılırken, konuk ekip Çantaköy ise siyahın ağırlıkta olduğu sarılarla bezenmiş bir ekipmanla bu kritik maça çıkmıştı. Müsabakayı yönetecek hakem grubu ise pembe forma ve siyah şort-tozluk kombinasyonunu seçmişlerdi maç için. Bu satırları okuyanlar bilecektir, hakemlerin siyah giyinmesinden yanayımdır ama bu maç için bir özürleri var: Çantaköy'ün forması. Amatör liglerde de öyle zırt pırt 3-5 çeşit forması olmuyor takımların, seçme ve değiştirme şansları yok...
  • Maçın başlaması ile beraber ev sahibi seyircisinin "saldır" tezahürtlarına uygun şekilde yağmurlu bu günde şimşek gibi sağlı solllu saldırmaya başladı rakip kaleye. Misafir takım ise haddini bilerek, kontrollü oynamaya çalışıyordu. İlk dakikalardaki baskıyı atlatan Çantaköy, 13. dakikada geliştirdiği organize bir atakta Çatalca ceza sahası etrafında 2 olumlu pas yapıp üçüncüsünde topu kaptanları 10 numaralı oyuncuyla buluşturunca, bu oyuncunun da sert şutunda top ıslak zeminden de güç alıp Çatalca ağlarında yolculuğuna son verdi. Bu gol ev sahibi tribünleri sustururken, yedekler dahil 18-20 kişinin sevinç nidaları yükseliyordu bulutlarla kaplı siyah gökyüzüne. Geriye düşmenin ve kazanmak için 2 gol atmanın moral bozukluğu sarı-kırımızılı topçularda 5-10 dakika sürdüyse de yavaştan yine gelmeye başladılar Çanta kalesine doğru. Bu ataklardan birinde defansın arkasına sarkıtılan topa Çatalcalı Varol koşarken, Çanta Köylü 5 numaralı defans oyuncusunun müdahalesi ile yere düşünce hakem hiç tereddütsüz elini arka cebine attı ve çıkan kartın rengin kırmızı oldu. Maçın kırılma noktası olabilecek bu olaydan sonra birden daha da arzulu ve güvenli saldırmaya başladı Çatalca rakip kaleye, konuk sarı-siyahlılar ise oyun dışı kalan arkadaşlarının yerine de efor sarf etmeye başladılar. Eksik ama cesur Çanta belki de maçı koparacaktı ki, gole benzer bir vuruşta Çatalca kalecisi topu sektirince 2 adımdan golü yapmayı başaramayınca, "atamayana atarlar" prensibinin bu oyunda sahne alma zamanı gelmişti... Sarı kırmızılılar bir korner atışından dönen topu, Çatalcalı Ümit'in kaleye doğru doldurması, kalecinin bu havada tutmaktan ziyade yumruklaması gereken pozisyonda topu yakayamayarak sektirmesi sonrası arzuladıkları golü buldular. Gol olduğunda dakikalar 41i gösteriyordu... Geriye kalan sürede eksik ve moralsiz Çanta, Çatalcanın akınları savurmaya çalıştı ve başarılı da oldu...
  • Devre arasında oyuncular sahayı terk eylerken, taraftarlar da tribünleri boşaltıyorlardı. Yağan yağmur hiç bir tarafı kapalı olmayan Çatalca Ziya Altınoğlu stadındaki taraftarları 15 dakikalık da olsa kuru bir yerler arama amacıyla tribünden kovmuştu... Tabii şemsiyeye sahip olanlar nöbetçi gibi yerlerinden kıpırdamadan ilk yarının pozisyonlarını yorumlarken akşam oynanacak olan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini hakkında tahmin yapıyorlardı...
  • İkinci devre başlar başlamaz, daha stad dışına çıkanlar yerlerini almadan konuk ekip kendilerini öne geçirecek golü buluverdi... Çatalca ceza sahasına gelen topu 5 numaralı defans oyuncusu kontrol etti ama Servetvari bir düşünceyle kendisine baskı yapan 9 numaralı Çantalıya "çalım" atmaya kalkışınca ayağındaki meşin yuvarlağı rakibine verdi, o da 2 saniyelik bir duraklama sonrası kalecinin yanından topu yağmurla ıslanmış filelere yolladı. Çatalca için ikinci bir şok olmuştu. Rakip 10 kişi ve bir kez daha yenik durumdaydı ev sahibi takım... Hatayı yapan 5 numaralı kaptan hala o pozisyonda kalmışken, diğer oyuncular da manasız pas hataları yapıyordu, seyirci de ufaktan mırıldanmaya başlamıştı. Bu mırıntılar homurtuya dönüşecekti ki, Çantaköy ceza sahsı içinde meydana gelen karabolde 9 numaralı Varol dönerek topu kalecinin uzanamayacağı yere itekledi ve skorda eşitliği sağladı. Bu gol sonrası hem tribünlerin desteği arttı, hem de sarı-kırmızılı topçuların kendilerine olan güveni... Ve dakikalar 65i gösterdiğinde "çıkaçak" denilen topu Çatalcalı 7 numara Ömer ceza sahasına ortalayınca, Varol kalecinin önünde birden bitiverdi ve sadece topun filelerle buluşmasını izleyebildi stadı dolduran kalabalıklar... Öne geçen ve rakibine göre 1 kişi oynayan Çatalca rahatlamışken, liderliği kaybeden Çanta ise fiziksel olarak tükenmiş olmanın eksikliğini topu koşturarak talafi edip, "yakalarsak atarız" hesabında topu Çatalca yarı alanında tutmaya çalışıyordu. Bu anların birinde kazanılan serbest vuruşu çabuk kullanmaya çalışan rakibinin önünde 9.15ten yakın durup topa temas eden Çatalcalı Ümit ikinci sarı kart ve kırmızıyı görünce oyunda oyuncu sayısı eşitlenmişti. Bu andan itibaren sarı-siyahlılar rakip kaleye gelirken, ev sahibi defans yapıp skoru koruma düşüncesi taşıyordu. Kalan 10 ve +5 dakikada Çantaköy skoru dengeleyip tekrar liderliği alma becerisini gösteremeyince maç da 3-2 Çatalcaspor'un galibiyetiyle sonlandı. Maç sonu ise şampiyon olmuş gibi sevinen Çatalcalılar yeşil sunu çim zeminde kalırken, kaybeden misafir oyuncular soyunma odasının yolunu tutarken önündeki haftalı düşünüyorlardı...

1 yorum:

Anonim dedi ki...

İstanbul'un yeni oluşturulan ilçeleriyle beraber sayısı 40'a varan ilçesinden biri olan Çatalca'nın ???????????

Blog Widget by LinkWithin