7 Kasım 2008 Cuma

Sarhoşluğumsun


Bu başlığın sebebi maç esnasında Bulgaristan'dan getirilen 1 litreye yakın içtiğim ev yapımı saf erik rakısı değil, sensin Galatasaray... Evet, bu gece birçok inanmayana karşın inananlardır beni mesteden... Başta Alman Skibbe... Korkmadan, cesurca bir takım çıkardı, zaten savaşarak ölmek en asil davranış değil midir? "İllaki yenileceksek, korkakça değil, cesurca yenilelim, ama kazanmak da var unutmayalım" dedi... Morgan'dır başımızı döndüren, 2000li yıllara götüren, Taffarel'i hatırlatan. Tafi kurtarmış, "kupa geliyor" demiştik, Morgan kurtardı, "maç döndü" dedik... Servet ve Emre, ikiz kuleler gibiydiler... Bol hatalı oynayan Emre, bugün sırıtmadı hiç, hoplatmadı yüreğimizi, sövdürmedi kendine, bir de gol attı, rakımıza meze etti... Kalli'nin geçen sene yollayacağı Sabri, bu takımda her zaman var olması gerektiğini gösterdi, keza Hakan Balta da... Ne kadar yerinde ve "soğukkanlı" bastı Hakan... Ayhan... Yıllanmış şarap gibiydi İnegöllü Ayhan... Rahmetli babası onu Beşiktaş'ta görmek istermiş ama Galatasaray'da bayrak adamlığa gittiği maçları şimdi büyük bir gururla izliyordur çok uzaklardan... Lincoln'e ise ne demek lazım... Futbolu seviyor, sevdiriyor, parmak ısırtıyor, "böyle pas atılır mı" dedirtiyor, oynuyor Brezilyalı, taptırıyor kendine gün be gün. Sami Yen'de olsaydı maç, bu gece "Lincooooolllllln, Lincolllllllln" diye inletirdi eski açık stadı....Bir de gol ile süsleseydi bu oyunu, olmaz mıydı sanki, ey futbolun ilahları.... Öte taraftan Meira, memleketine karşı, hatta eski takımına karşı kusursuz oynadı... Ve Arda... Sen devam et böyle oynamaya, hem hücümda hem defansta "formanı ıslat" Arda... Oğlum olursa ismi çoktan ayırtıldı: Arda... Bir Liverpool maçı oynamıştı Ümit, bir de Roma aklıma gelen daha maçın ilk 10 dakikasında, Skibbe de izlemiş olmalı bunları, "çık aynısını oyna" demiş olmalı kaptan Ümit'e... Çıktı, oynadı, zıpladı, koştu ve golü çaktı... Partneri Baros şanssızdı... Olmayınca olmuyor demek, belki de "kurşunları" sonraki maçlara saklamıştır... Metalist maçında patlar "altı patlar" kim bilir... Bırakaçaktım maçı daha ilk yarıda, almıştım beklediğimi takımdan, deplasmanda bu kadar cesur ve mücadeleci bir oyun yeterdi bana, skoru çok da umrumda değildi, "ıslatmaktır formayı" benim için esas olan, "tekmeye kafa uzatmaktır" beklediğim topçulardan... Masamdaki kadeh tuttu beni televizyon başında, iyi de etti aslında... Golleri de gördüm, mücadelenin yanında... Çakırkeyiflikten, şarhoşluğa terfi ettim, deyim yerindeyse... Evet, sarhoşluğumuzun nedeni sensin Galatasaray, yoksa aramazdı annem Bursa'dan gecenin on ikisinde sevinç coşkusu içinde...

2 yorum:

Anonim dedi ki...

ü.karan ın lucescu zamanında deplasmandaki barça maçınıda unutmamak lazım.

Semt Aşığı dedi ki...

yine ayağının tabanıyla gol atmıştı,o top biraz daha yüksekti.Böyle bir türk forvet olabilir mi demişdim :)

Blog Widget by LinkWithin