25 Aralık 2017 Pazartesi
Galatasaray-Göztepe / O Anlar
Galatasaray:3-1:Göztepe
Malatya mağlubiyeti sonrası beklenen oldu ve Igor Tudor ile yollar ayrıldı. Hoca giderken, bir de sürpriz yaşandı, yönetim de olağanüstü kongreye gitme kararı aldı... "Yönetim istifa" ve "Tudor istifa" diye haftalarca bağıran taraftarın dileği yerine gelmişti ama pazar günü oynanacak maç öncesi Galatasaray sahipsiz kalmıştı. İşte o andan itibaren büyük Galatasaray taraftarı sosyal medyada kenetlendi: "Başkan yok, hoca yok ama biz varız. Sami Yen'i dolduracağız ve Göztepe maçını biz kazandıracağız" diyerek hashtagler açıp hafta sonuna odaklanmaya başladılar... Ama, perşembe gece yarısı hayatından futbolu çıkarmış olanları bile heyecanlandıran bir haberler sarsıldı Galatasaray camiası: Nerede kalmıştık diyordu Fatih Terim...
"Nerede kalmıştık?" Öyle böyle bir açıklama değildi bu, "Sosyal medyayı pek kullanmam da kızlarım istedi, ben de başkandan rica ettim, sağ olsun olumlu baktı" diye açıklamıştı transfer sürecini müjdeleme yöntemini Fatih Terim de, kullandığı cümle oldukça iddialıydı, sıradan "Hayırlı olsun" yahut "Geliyorum, müjdeler olsun" değil de kazanmış olduğum kupalara yenilerini eklemeye geliyorum der gibiydi hoca... Milli Takıma gidişi ve ayrılış süreci çok kalpler kırmıştı da, Federasyonundan medyasına bir çok kesimin Galatasaray'ın "diz çökmesini" bıyık altından gülerek izlediği bir ortamda "kenetlenme zamanıydı, başka Galatasaray yoktu" ve küskünlükler bırakılıp, "işimize bakmalıydık" Ne demişti rahmetli Alpaslan Dikmen, "Hadi bana küstün, Ahmet'e Mehmet'e küstün, ulan Galatasaray'a nasıl küseceksin?"... Çabamızın adı Galatasaray'dı, ve söz konusu Galatasaray olunca "tükürüğümüzü yutmalıydık"... Tuchel de iyi hocadır, Blanc da, Bielsa da takımın başında görmek istediğimiz hocaydı ama "doğru yer ve zaman" Fatih Terim'i gösteriyordu...
Dursun Özbek'in Fatih Terim kararının doğruluğu da daha hoca Galatasaray'la sahaya çıkmadan kendini gösteriyordu, önce Beşiktaş Sivas'tan puansız İstanbul'a dönüyor, gecesinde ise Fenerbahçe Konya'dan 1 puanla ayrılıyordu. "Şenol Güneş ve Aykut Kocaman'ın kimyası mı bozulmuştu, sahaların İmparatorunun dönüş haberi sonrası" diye sormadan edemedik... Yaptığı "tuhaf" denemelerle kendi takımını imha eden Igor Tudor yerine, "duruşuyla" ve heybetiyle "dosta güven, düşmana korku salan" Terim vardı artık saha kenarında...
Ve pazar gecesi Ali Sami Yen'e bir girişi vardı ki, gencinden yaşlısı coşkuyla ayağa kalkmış, bir savaş kahramanını karşılar gibiydi. Maç sanki ikinci plandaydı, dikkatler Fatih Terim'in üzerindeydi ama kazanılması gereken bir maç vardı ve Göztepe de hiç yabana atılacak bir takım değildi. Muhakkak ki Fatih hoca, renkdaş İzmirliler ile ilgili gerekli önlemleri anlatmıştır oyuncularına maçtan evvel ama yönettiği Galatasaray maçlarında Galatasaray'a 15 sarı ve 2 kırmızı kart gösterip, rakiplere sadece 8 sarı kart çıkarmış ve Galatasaray'ın 3 defa mağlup olmasına seyirci kalmış Yaşar Kemal Uğurlu'yu hesaba katmış mıdır? Pek zannetmiyorum... Eski Galatasaraylı futbolcu Evren Turhan'ın dediği gibi, "Bu arada ben bu YAŞAR KEMAL UĞURLU kadar art niyetli bir hakem görmedim...Futbolu bilmiyor ve bütün takdir haklarını rakip takıma kullandı...Oyuncuları germek ve Fatih hocayı çıldırtmak için elinden geleni yaptı ama başaramadı..." Evet, ilk fırsatta Göztepe lehine çaldığı penaltı ile kendini gösterdi hakem ve devamında çıkarmış olduğu sarı kartlar, Galatasaray'ın atağa kalktığı anlarda oyunu durdurması, Yasin'e yapılan penaltıya kayıtsız kalması ve sırtı dönükken kulübedeki itirazı "görmesi?!" gibi eylemleriyle "istatistikleri" doğrular nitelikteydi... Burada büyük fotoğrafa da bakmakta fayda var, uzun yıllardır Fatih Terim'e karşı bir antipatinin varlığı inkar edilmezken, ulusal takımdan ayrılışı esnasında Federasyonla yaşadıkları sonrası Fatih hocanın başarısız olması için "ellerini ovuşturanların" sayısı yadsınamaz. Komplo mu derseniz bilmem de, "hocaya çakmak adına Galatasaray'a oyunlar oynanabilir ligin ikinci devresi"...
Saha içine dönersek tekrar, iki üç günlük kısa sürede Fatih Terim'in takıma çok müdahale etme şansı yoktu, İgor Tudor'un çıkardığı gibi bir kadro ile oyuna başladı ama Linnes'i orjinal bölgesinde sağ tarafta oynatırken, Denayer'i sola koydu, maceraya girmeyip Maicon-Serdar ikilisini bozmadı. Onlar da mahçup etmedi yeni hocalarını, hem savunmada hem de attığı golle Maicon ve partneri Serdar Aziz gecenin iyileri arasındaydı. Maç bitiminde verdiği demeçte Brezilyalı savunmacı, "Fatih Hoca devre arası bizi "çok acayıp" motive etti" diyordu da esas maça sağlam konsantre olan ve belki de gecenin yıldızı olabilecekken sakatlanarak oyundan çıkan Rodriguez'di. Garry Rodriguez oyundan çıkarken göz yaşları içinde kalmıştı da, yerine giren arkadaşı Yasin kariyerinin en klas kafa golü ile tribündeki taraftarlarla birlikte renktaşının moralini de düzeltiyordu.
İlk devrede belirli dakikalar dışında rakibi önünde pek de etkili olamayan Galatasaray, yeni hocasının imzası olan "soyunma odası konuşması" sonrası ikinci devre oyunun mutlak hakimi olup, kazanmasını bildi. Fatih Terim devre arasında sadece "gaz" vermedi, ufak dokunuşlar da yaptı takımda, Belhanda'yı biraz daha ileriye attı, sorumluluk almasını istedi. Feghouli de daha çok ön plana çıkınca, zaten Fatih Terim'i tekrar ilk onbire girmek için şans olarak gören Yasin'in arzulu oyunuyla birlikte Galatasaray atakları arttı, goller geldi. Gol krallığında iddiali olan Gomis belki bu gece şanssızdı, bazen her şeyi yaparsın da o top üç kale direği arasından geçmez, Gomis de öyle bir gece yaşadı ama yaptığı asist ve Maicon'un serbest atış golünde kazandırdığı faul ile skora en fazla etki eden oyuncu oldu.
Maçın 34. dakikasında sarı kart görüp, bir sonraki lig maçı olan Kayserispor maçında cezalı duruma düşen Maicon'un skor 3-1e gelmiş ve oyunda son dakikalar oynanırken, ikinci sarı kartı görüp kırmızı kartla oyundan atılıp cezasını iki gün sonraki Bucaspor maçında çekme "cinliği" Fatih Terim'in düşünceleri arasında yoktu. Fair-Play diyoruz ya, keşke herkes böyle fair olsa...
STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Yaşar Kemal Uğurlu, Kemal Yılmaz, Samet Çiçek
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Maicon, Serdar Aziz, Denayer, Fernando (Dk. 90 Sinan Gümüş), Ndiaye, Feghouli, Belhanda (Dk. 77 Selçuk İnan), Rodrigues (Dk. 41 Yasin Öztekin), Gomis
GÖZTEPE: Beto, Sabri Sarıoğlu, Peybernes, Kosanovic, Tanju Kayhan (Dk. 66 Leo), Andre Castro, Rotman (Dk. 57 Scarione), Selçuk Şahin, Halil Akbunar, Gouffran (Dk. 82 Ghilas), Jahovic
GOLLER: Dk. 9 Jahovic (Penaltıdan) (Göztepe), Dk. 19 Rodrigues, Dk. 53 Yasin Öztekin, Dk. 70 Maicon (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 8 Muslera, Dk. 34 Maicon, Dk. 44 Fernando, Dk. 59 Koray Günter (Yedek kulübesinde) (Galatasaray), Dk. 57 Rotman, Dk. 72 Andre Castro (Göztepe)
24 Aralık 2017 Pazar
Herkes Gün Gelir Evine Döner
Ne kadar uzağa gidersen git başladığın yere dönersin sonunda,
Ne kadar değişirsen değiş,nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı
Ne kadar terbiye etsen de susturamazsın içindeki canavarı,
Nereye gidersen git yeğenim şunu unutma,
HERKES GÜN GELİR EVİNE DÖNER!
Cim Bom Başı Dik Yürür
21 Aralık 2017 Perşembe
Fatih Terim Galatasaray'da
Özgür Değilsen, Bırak Git!
18 Aralık 2017 Pazartesi
Yeni Malatyaspor:2-1:Galatasaray
Bir hafta evvel Akhisar karşısında ilk devreyi 2-0 mağlup kapayıp, protestolar eşliğinde soyunma odasına giden Igor Tudor, ikinci yarıya Maicon-Rodriguez değişikliği ile başlamış ve Galatasaray 90 dakikanın sonunda 3 puanı alan takım olmuştu. Söz konusu karşılaşma ile ilgili şöyle bir uyarıda bulunmuştuk:
"Takımın 2-0'dan reaksiyon gösterip, 4-2 maçı kazanması kimseyi kandırmasın, dün gece 3 puan alınıp, "sular biraz durulduysa" bu başta Galatasaray taraftarının verdiği müthiş destek ve başta N'Diaye ile Fernando olmak üzere Feghouli ve Serdar Aziz'in arzulu oyunu sayesinde olmuştur. Zaten, sıkıntı da burada baş gösteriyor, her maçı Sami Yen'de oynamıyorsun, haftada bir de deplasmana gitmek zorundasın ve orada işler "sarpa sarınca" ne takımı düzeltecek bir teknik adam var saha kenarında, ne de "Bi' sakin olun, olay benim kontrolümde" diyecek bir 10 numaran..."
Biz galibiyetin yanıltıcı olduğunu belirtmiştik ama Igor Tudor ve ekibi "zafer sarhoşluğundan" gerçekleri görmekten uzak kalmışlar ki, dün Malatya'da yine 2 farklı mağlup soyunma odasına girildiğinde Maicon-Rodriguez değişikliğinin skoru çözeceğini zannetti Hırvat hoca. Oysa işler öyle değildi, rakibi boğacak ve sana maçı aldıracak bir taraftarın da yoktu ve daha da vahimi 10 numaran ağzında sakız sahada dolaşıp, topuk pası atma derdindeydi... Maçın bitimine 15 dakika kala kaleye ilk isabetli şutunu atabilen takımın mağlup olması doğaldır ve Galatasaray da Igor Tudor'un deyimiyle "2 gol yiyip 1 gol atınca" mağlup oldu....
Bütün hafta futbolcularla iç içe olan, antrenmanlarda onları seyreden, kamplarda hal tavırlarına bakan teknik adamın oyuncu tercihlerine oturduğumuz yerden müdahalede bulunmak "ukalalığın dik alası" olur düşüncesindeyim yapı gereği, ama aklımın almadığı Belhanda olsun, Denayer olsun maçlarda bizim görmediğimiz hangi "harika!" performansı idmanda sergiliyorlar ki formayı hak ediyorlar. Ligin ilk haftalarında Maicon'la birlikte harika bir uyum sağlayan ve hem savunmada hem hücümda "hava hakimiyeti" kuran Serdar Aziz, kulübede otururken Galatasaray iki kafa golü ile Malatyaspor'a mağlup oluyor... Acınası durum!
Geçen hafta yine belirttik, Galatasaray'da serbest atış komedisi yaşanıyor diye... Malatya maçında sıra Feghouli'deymiş, o da dağlara taşlara attı, sırasını savdı. Bakalım bu hafta kim atacak, Linnes mi dener, yoksa Gomis mi, belki de Muslera topun başına geçer, belli mi olur. Oysa sene başında "benim sistemime uymuyor" diye yollanan Wesley Sneijder "hiçbirşey" yapmasa, böyle maçlarda girerdi devreye. Rakip kaleye şut dahi atamayacak kadar felaket bir oyun oynanırken, kazanılan bir serbest atışla skoru değiştiriverirdi Hollandalı... Nice'te mutsuz olduğu belli, Amerika'ya transfer haberleri dolaşıyor sosyal medyada, hazır Tudor'u yollama aşamasına gelmişken, devre arası "Sneijder-Belhanda" takası ile yaptığın hatayı telafi et be Dursun başkan... Olmaz ya, bizimkisi göle maya çalmak gibi, ya tutarsa...
STAT: Yeni Malatya
HAKEMLER: Ali Palabıyık, Serkan Olguncan, Serkan Çimen
YENİ MALATYASPOR: Ertaç Özbir, Chebake, Mina, Sadık Çiftpınar, Cissokho, Azubuike (Dk. 80 Rahman Buğra Çağıran), Murat Yıldırım, Aytaç Kara, Pereira (Dk. 71 Dening), Turgut Doğan Şahin (Dk 56 Adem Büyük), Boutaib
GALATASARAY: Muslera, Maicon (Dk. 46 Rodrigues), Denayer, Ahmet Çalık, Yasin Öztekin (Dk. 78 Sinan Gümüş), Ndiaye, Fernando, Linnes (Dk. 89 Eren Derdiyok), Feghouli, Belhanda, Gomis
GOLLER: Dk. 38 Pereira, Dk. 43 Boutaib (Evkur Yeni Malatyaspor), Dk. 74 Ndiaye (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 81 Cissokho, Dk. 88 Rahman Buğra Çağıran (Evkur Yeni Malatyaspor)
16 Aralık 2017 Cumartesi
İspanya, Rusya 2018 Dünya Kupasından İhraç Edilebilir
2018 yaz aylarında Rusya'da yapılacak olan Dünya Kupasına İtalya'nın önünde grup lideri olarak katılma hakkı kazanan ve Portekiz, Fas ve İran'la aynı gruba düşen İspanya, daha Moskova'ya varmadan kupadan atılma tehlikesiyle baş başa kaldı. İspanyol El Pais gazetesinin haberine göre geçen mayıs ayında yapılan seçimlerde İspanyol hükümetinin İspanya Futbol Federasyonu seçimlerine müdahale etmesi FIFA'nın İspanya'yı üyelikten atmasına, dolayısıyla Dünya Kupasına katılmaktan men etmesi anlamı taşımaktadır. Her ne kadar "Biz hakkımızla turnuva biletini kazandık, kimse bizi Dünya Kupasından atamaz" dese de İspanya Futbol Federasyonu başkanı Juan Luis Larrea, İtalyanlar FİFA nezdinden lobiye başlamışlar ve "avını bekleyen sırtlan misali" haklarıyla alamadıkları kupa biletini, İspanya'nın ihracı sonrası almayı beklemekteler.
15 Aralık 2017 Cuma
CSKA-Sofya:2-1:Ludogorets
Bulgaristan'da son haftaların en ilgi çekici maçı bu akşam Bulgaristan Kupasında CSKA-Sofya ile Ludogorets arasında oynandı ve ev sahibi iki harika golle eski şampiyonu kupa dışına iterek yoluna devam etti. Bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan karşılaşmada daha iki ekip birbirlerini yoklarken, orta saha yuvarlağı çevresinde yatarak kaptığı topla ilerleyen CSKA'lı Nikolay Bodurov, ceza sahasına girmeden uzaktan vurduğu sert vuruşla takımını 1-0 öne geçirmesini biliyordu. Bu nefis golün verdiği moral ve taraftarının desteği ile ev sahibi ikinci gol için ataklarını arttırırken, tecrübeli Ludogorets oyun kontrolünü tamamen rakibine vermeyip, ani ataklarla beraberliği yakalamak arzusunu gütmekteydi ki, bu amacını gerçekleştirdi ve 34. dakikada kazandığı penaltı atışıyla beraberliği yakaladı. İlk yarıda başka gol olmayıp, iki ekip ikinci yarı da öne geçme fırsatı yakalayamayınca maç uzatmaya gitti ve uzatma dakikalarının ilk devresinde, Bulgaristan'ın "maç başı 1 gol" gibi inanılmaz istatistiğine sahip Brezilyalısı Fernando Karanga'nın Hagivari asistiyle topla buluşan genç forvet Despodov bu sene Ludogorets'i bir kez daha yıkan golü kaydediyordu.
12 Aralık 2017 Salı
Saygı İstiyorsan Hak Edeceksin
İngiltere Premier Liginde konuk ettiği lider Manchester City'e yenilerek puan farkının 11e çıkmasını engelleyemeyen Jose Mourinho, maçta sonra rakip soyunma odasına gidip "Ayıp olmuyor mu beyler, bu kadar abartılı sevinilmez ki" diyerek ateşe barutu atmış, ardından kendi oyuncularının da gelmesiyle iki takım kafa-göz birbirine girmiş..."Dün dündür, bugün bugün" derse kurtulur da , Real'ı çalıştırdıkları dönemde City'yi 3-2 mağlup etmeleri sonrası abartılı sevinç hala aklımıza geliyor... O zaman ayıp olmamış mıydı hocam?
11 Aralık 2017 Pazartesi
Gracias Xabi
Zorro Fonseca
Şampiyonlar Ligi kuraları çekildikten sonra Manchester City ve Napoli ile aynı gruba düşüp, "gruptan çıkarsak Zorro kıyafeti giyerim" diyen Shakthar Donestk teknik direktörü Paulo Fonseca, bu hafta içi kendi sahasında Manchester City'i yenip son 16ya kaldıktan sonra sözünü tutarak basın mensupları karşısına Zorro kıyafetiyle çıktı. Şimdi merak edilen, Shakthar'a yarınki kura çekilişinde kimin çıkacağı ve turu geçmesi halinde Fonseca'nın hangi kostümle basın toplantısına çıkacağı...
Fernando Karanga
18 maçta 17 gol... Ya da 1494 dakikada 17 gol, başka bir deyişle 87 dakikada 1 gol... Kimin istatistikleri mi bunlar? Bulgaristan A Grupada şampiyonluk mücadelesi veren CSKA-Sofya'nın Brezilyalı golcüsü Fernando Karanga'nın gol istatistikleri... Ligin ilk maçına Slavia Sofya karşısında golle başlayan Karanga, zorlu Botev Plovdiv deplasmanında hattrick yapmış, ardından CSKA'nın Lokomotiv Plovdiv'i 4-1 yendiği maçta tek golle galibiyete katkı sağlamıştı. Gollerine 1 hafta ara veren Brezilyalı golcü, ardından Vitosha, Beroe, Vereya, Cherno More, Dunav kalecilerinin peşi sıra hatırlarını tek golle sorarken, Etar deplasmanında 2 golle altı maç arka arkaya gol atma serisini sonlandırdı. Pirin, Levski ve Slavia maçlarında 3 haftalık gol orucuna giren Karanga, Ludogorets karşısında attığı golle 2-1lik galibiyete katkı sağladı ama kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı. Cezasını çektiği Botev maçında takımını tribünden destekleyen golcü oyuncu Sempemvri Sofya ağlarına da golünü attıktan sonra, bugün de Beroe karşısında bu sezonki ikinci hattrick'ini yaptı ve gol sayısını 17'ye çıkardı...
Geçen sezon devre arasında CSKA-Sofya'ya 550 bin euro bonservisle gelip iki buçuk yıllık kontrat yapan Brezilyalı golcü, bu istatistiklerini sürdürdüğü taktirde sözleşme sonuna kadar başkente kalamayacağa benziyor zira şimdiden talipliler kırmızı beyazlı kulubun kapısını aşındırmaya başladılar bile. Bizim scuotlar ne yapıyorlar bilmem de Bulgaristan ligiyle yakından ilgilenen Abdullah Avcı devre arasında takımını Fernando Karanga ile takviye ederse kimse şaşmasın...
10 Aralık 2017 Pazar
Çatalcaspor:0-1:Manisa Büyükşehir Belediyespor
TFF 3.Lig 1 Grupta zirvedeki Manisa Büyükşehir Belediyespor ile sonlardaki Çatalca'yı karşı karşıya getiren mücadelede deplasman takımı bir attı üç aldı ve evine şen şakrar döndü. Geçen sene de aynı grupta yer alıp, 2. Lige çıkma mücadelesinde play offlarda elenen iki takımdan, Çatalcaspor sezona iyi başlayıp, ilk haftaları ligin üst sıralarında geçirdikten sonra, düşüşe geçmiş ve hem içerde hem dışarda peşi sıra mağlubiyetler alarak son sıradaki Orhangazispor'un önüne "demir atmıştı"... Deplasman takımı ise en yakın rakibi Düzcespor'a 7 puan fark yapıp geldiği Çatalca deplasmanından kayıpsız dönerek taraftarını mutlu etti.
Puan tablosuna bakıldığında iki takım arasında 23 puanlık bir fark göze çarpıyor lakin Ziya Altınoğlu Stadında maçı seyredenler iki denk kuvvetin çarpışmasına şahit oldular. Skorun sebebi ise Çatalcaspor kalecisi Doğan Özcan ve maçın hakemi Mehmet Terece oldu. Takip edebildiğimiz kadarıyla geçen sezon Play-Off rövanş maçında Erbaaspor karşısında evlere şenlik bir gol yiyen Doğan Özcan, bu sene de aynı "komik" golleri yemeye devam ediyor. Çatalca'da oynanan ve ev sahibinin yine tek farkla kaybettiği Halide Edip Adıvar mücadelesinde de ceza sahası dışından gelen topu sektiren Doğan, rakip takıma 3 puan armağan etmişti. Bugün de Manisa takımının ceza sahası dışından vurduğu topu amatör kaleci edasıyla yumrukla uzaklaştırmak yerine avuç içiyle yumuşatınca ofsayt pozisyonundaki tecrübeli Ali Öztürk için meşin yuvarlağı ağlara yuvarlamak zor olmadı. Maçı yöneten Mehmet Terece golde orta yuvarlağı gösteren düdüğü çalmak için tereddüt ederken, yan hakem bayrak kaldırmayınca, arkadaşına uydu ama hatalı karar verdi, zira tribünde herkesin gördüğü gibi pozisyon ofsayttı.
Türk hakemlerinde klasiktir, hata yaptıklarını düşündüklerinde "ayar" peşine girerler de Mehmet Terece tam tersi davrandı, lider takımın "koruyucusu" gibi dolaştı durdu sahada. Özellikle Sadık Arda Yılmaztürk'e arkadan yapılan faullerde elini kartına götürmeyip, ceza sahasında yapılan müdahaleye "oyna" diyerek Kadir Akbulut'u çileden çıkardı. Sadece Kadir hoca değildi öfkeden çıldıran, centilmenliği ile nam salan Çatalcaspor tribünleri ilk defa bir maç bitişinde hakemlere yabancı maddeler yağdırdı...
Maçı kazanması halinde, lideri yenmenin moraliyle çıkışa geçebilecek olan sarı-kırmızılı Çatalcaspor için çanlar çoktan alarm şeklinde çalmaya başladı. İlk devrenin son maçında Batman deplasmanına gidecek olan Kadir Akbulut ve talebeleri, ligte zirve yarışı yapan rakibinden puan koparabilirse en azından ilk devrenin arasına biraz moralli girer ve yapılacak olan takviyelerle tehlikeli bölgeden uzaklaşma şansı yakalar.
Galatasaray:4-2:Teleset Mobilya Akhisarspor
Türk Telekom Stadında karşılaşmanın hakemi Ümit Öztürk ilk 45 dakikanın bitiş düdüğünü çaldığında başlamıştı "Tudor İstifa" ve "Yönetim İstifa" protestoları... Aslında, deplasman takımı 1-0 öne geçip, Galatasaray istediği baskıyı kuramayıp dakikalar ilerledikçe skorda eşitliği sağlayamadığında da "homurtular" düşük frekansta yayılıyordu Seyrantepe'de de, vardı yine bir ümit maçın döneceğine dair. Tuhaf olan da yeni stada taşınılması mı desek, sosyal medyanın bu kadar yaygınlaşması mı desek, sebebini sosyologların açıklaması gereken bir gerekçeyle Galatasaray tribünlerinde ortaya çıkan "bencil" yeni nesil taraftarın, dün gece için takımın en zayıf halkası olarak gördükleri ve işler iyi gitmediğinde "şamar oğlanı" yapmak istedikleri Linnes'i ıslıklayacakları sırada iki hafta evvel Latovlevici'yi protesto ettikleri akıllarına gelip "yuh seslerinin" kursaklarında kalmış olmasıydı. Öyle beter bir hastalıktır ki bu "maça para veriyorum, takım beni mutlu etsin" egoluğu, kendisine nice başarılar yaşatmış, saha içi ve özel yaşamı örnek olan Muslera gibi bir oyuncuyu da iki maçta linç edebiliyordu...
Oysa geçen sezonun bitişiyle beraber Dursun Özbek'in Galatasaray'a başkan, Igor Tudor'un da hoca olamayacağı görülmüş, Sneijder'in gönderilmesiyle bu takımın oyun aklının "başından alındığı" belirtilmiş ama "transfer hastası" taraftarların gözü Belhanda ile boyanmıştı... "Mutluluk kaynağımız Galatasaray" olunca, onun başarılı olması tek dileğimizken, "ben yazmıştım, haklı çıktım" egosu şişireceğime, keşke Belhanda bana yazdıklarımı "yalatsaydı" da Galatasaray ikişer üçer atarak tokatlasaydı rakipleri ama maalesef öyle olmadı. Takımın "oyun kurucusu" Belhanda, sahada geziniyor, sorumluluk almaktan kaçıyor, "dünya yansa umurumda değil" havasında bir hal takınıyor. Durum böyle olunca, kendisi üzerine oyun kuran hocası Igor Tudor'a da Hırvatistan yolları gözükmeye başladı. Karşılaşmanın 15. dakikasında Yasin'in ara pasında kaleci Lukaç ile karşı karşıya kalan Belhanda, kaleye şut çekmek yerine Umut Bulut'un "en güvensiz" günlerinde yaptığı gibi görmeden ve "ezbere" penaltı noktası cıvarına pas atmayı tercih etti. Doğal olarak orada ne Gomis vardı ne de başka bir sarı-kırmızılı oyuncu. Yine 38. dakikada Feghouli'nin yaptığı ortada arka direkte müsait pozisyondaki "10 Numara" şansa rakip kalede pozisyon yakalamış bir stoper gibi "kalasça" bir vuruşla heba etti atağı. Ama Faslı Belhanda'nın "zihince" maça ne kadar hazır olmadığını gösteren pozisyon ilk devre biterken gerçekleşti. Galatasaray'in Yasin'i Akhisar savunmasının arkasına kaçırdığı pozisyonda Miguel Lopes faulle durdurmuş Galatasaray'ın sol açığını ve oyundan atılmıştı. Sneijder'in gözü kapalı kaleye yollayabileceği bir yerden kazanılan serbest vuruşu Belhanda stadyum dışına attı. Öyle bir vuruş nasıl yapılabilirdi? Tribünler, saha içindeki oyuncular şaşkınken, o dalgınlıkla savunma ve Muslera'nın zincirleme hataları Akhisar'ın ikinci golü bulmasına vesile olmuştu. O "berbat" serbest vuruş sonrası artık Tudor mu söyledi, ki Belhanda onun prensi, Tudor'un söyleyeceğini zannetmiyorum, kendisi mi topun başına geçmek istemedi bilmem ikinci devre Selçuk'un, Sneijder'in rahatlıkla gol yaptıkları serbest vuruş bölhelerinden "halı saha maçı" gibi deneme tahtasına döndü Galatasaray'ın kullandığı atışlar, bir Yasin vurdu, bir Rodrigues denedi ama "taklacı 10 numara" hiç oralı olmadı...
Takımın 2-0'dan reaksiyon gösterip, 4-2 maçı kazanması kimseyi kandırmasın, dün gece 3 puan alınıp, "sular biraz durulduysa" bu başta Galatasaray taraftarının verdiği müthiş destek ve başta N'Diaye ile Fernando olmak üzere Feghouli ve Serdar Aziz'in arzulu oyunu sayesinde olmuştur. Zaten, sıkıntı da burada baş gösteriyor, her maçı Sami Yen'de oynamıyorsun, haftada bir de deplasmana gitmek zorundasın ve orada işler "sarpa sarınca" ne takımı düzeltecek bir teknik adam var saha kenarında, ne de "Bi' sakin olun, olay benim kontrolümde" diyecek bir 10 numaran...
Karşılaşma bitimi Okan Buruk, açmış ağzını yummuş gözünü, haddi olmayan konulara da "sıçramış" ve kendisine bir sus diyen olmamış. Zaten artık Galatasaray yönetiminden Galatasaray'ın haklarını savunmalarını beklemiyoruz, öyle bir güçleri yok, onlar sadece çıkıp localarından taraftara "el kol" yaparlar, ama kongre geliyor, gitmeleri yakındır... Okan'a dönersek, "Bu kadar vasıfsız bir insan, Galatasaray kulübesinde duruyorsa gerçekten bundan eski Galatasaraylı olarak utanç duyuyorum" demiş Akhisar'ın teknik adamı. Boyunu aşan sözler sarf ederken, tek doğru laf etmiş, "eski Galatasaray"lı... Ve öyle kalacak bir şahsiyet.. Yeni nesil pek hatırlamaz, eskiler de hiç unutmaz, 2001 yılının bir mayıs akşamı oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçını. Dört sene üst üste şampiyon olmuş Galatasaray, beşinci şampiyonluğa doğru koşarken, iç sahada kaybettiği bu maçla tarihi bir rekorun sahibi olamamıştı. O maçta ne mi olmuştu, İnter'le ön sözleşme yapmış Okan "herhangi bir sakatlık" sonrası transferinin gerçekleşmeme ihtimaline karşı daha ilk yarıda kırmızı kart ile sahayı terk etmiş, "kardeşi" Emre Belözoğlu da maç boyu sahada yürüyüp durmuştu. İşi daha dramatik yapan sözler özel bir toplantıda Galatasaray eski yöneticisi Celal Gürcan'dan gelmişti: "Takıma iyi bir kaleci aradığımız dönemlerde Çanakkale Dardanel'de oynayan Engin İpekoğlu adı söylendi bize. Dardanelli yöneticilerle şartları konuştuk, bizden oynatmadığımız bir kaleci, Okan ve bir miktar para istediler. Okan'ın adını duyunca, 'Okan Galatasaray'ın çocuğu, sakatlığından dönemese de, Florya'da dursun bize yeter' diye transferi orada noktaladık. Oysa bizim zamanımda sahip çıktığımız evladımız, İnter'e giderken İtalyanların 'Galatasaray'la sözleşme yenilemeyin, onlara vereceğimiz bonservisin bir kısmını size verelim' teklifine hayır diyememişti."
Böyle bir Galatasaray geçmişi olan Okan Buruk, umarım bir daha Galatasaray ismini ağzına almaz... Bu taraftar iyiliği de kötülüğü de, "Biz sağlıklı yaşam için spor yapmıyoruz" diyeni de, "Gelin sözleşme yapalım, Galatasaray para kazansın" diyeni de, Okan'ı da, Ümit Davala'yı da unutmaz...
STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Ümit Öztürk, Kemal Yılmaz, Asım Yusuf Öz
GALATASARAY: Muslera, Mariano (Dk. 10 Denayer), Maicon (Dk. 46 Rodrigues), Serdar Aziz, Linnes (Dk. 69 Eren Derdiyok), Fernando, Ndiaye, Feghouli, Belhanda, Yasin Öztekin, Gomis
TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR: Lukac, Miguel Lopes, Caner Osmanpaşa, Mustafa Yumlu, Kadir Keleş, Sissoko, Olcan Adın, Soner Aydoğdu, Aykut Çeviker (Dk. 73 Muğdat Çelik), Onur Ayık (Dk. 46 Alperen Babacan), Paulo Henrique (Dk. 54 Ömer Bayram)
GOLLER: Dk. 16 Maicon (Kendi kalesine), Dk. 45 Olcan Adın (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 49 Fernando, Dk. 51 Gomis, Dk. 70 Belhanda, Dk. 90+4 Feghouli (Galatasaray)
KIRMIZI KARTLAR: Dk. 43 Miguel Lopes (Teleset Mobilya Akhisarspor), Dk. 68 Gomis (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 17 Yasin Öztekin, Dk. 55 Feghouli, Dk. 90+2 Muslera (Galatasaray), Dk. 36 Sissoko, Dk. 63 Olcan Adın, Dk. 90 Orhan Taşdelen (Yedek kulübesinde) (Teleset Mobilya Akhisarspor)
2 Aralık 2017 Cumartesi
Maç Kaybettiğimde Dünyam Kararıyor
Beşiktaş:3-0:Galatasaray
Gece ve gündüz gibi, yaz ve kış gibi, soğuk ve sıcak gibi birbirinden farklı bir maç izledik İnönü Stadında. İlk devre Galatasaray, deplasmanda oynamasına rağmen maçın ilk dakikasında Cenk'in kaçırdığı pozisyon dışında ev sahibine gol fırsatı vermeyerek oldukça dengeli bir oyun oynarken, yakaladığı pozisyonlarla da öne geçme fırsatı yakaladı ama son vuruşlarda oldukça başarısız oldu.
Maçlarda penaltılar, kırmızı kartlar hakemlerin iyi ya da kötü olduğunun en büyük belirteci olarak değerlendirilir de, esas maç içinde çalınan düdükler maçın hangi takıma gideceğine karar verir. Hakem Fırat Aydınus, kaleci Fabri'nin Serdar Aziz'i tokatlamasına göz yumarken, penaltıyı kolayca "es geçti" Galatasaray adına ama esas ilk devre oyun içinde çaldığı düdüklerle maçın "yönünü" belirledi. Tolgay'ın kendi aleyhine çalınan bir faul sonrasında topa vurmasına göz yumarken, Feghouli'nin aynı şekilde düdükten sonra topa vurmasına sarı kart çalmaya "utanmadı" Fırat Aydınus. Beşliktaş'ta Oğuzhan'ın ceza sahasında kendini "bırakmasına" devam kararının taraftarca protesto edilmesine ayar çekmek için 41. dakikada N'Diaye'nin top çalıp Galatasaray'ın 3'e 2 pozisyonunu durdurdu... Buna benzer pozisyonlarla ilk devre golsüz biterken, ikinci yarı Galatasaray adına bir felaket oldu.
Önce Muslera, yenecek o kadar golü kurtarıp, amatör kalecinin tutacağı bir pozisyonda adına yakışmayan bir hata yaparak, Beşiktaş için maçın kapısını açarken, ardından Galatasaray durdu, Beşiktaş oynadı... Beşiktaş akın akın geldi, takımın 10 numarası, saha aklı (!) Belhanda seyretti, Tudor seyretti, siyah beyazlılar belki de tarihi farkı kaçırdı... Bereket Quaresma kanatta başarılı olduğu kadar ceza sahası içinde beceriksizdi de, şu an üç golden farklı bir skordan bahsetmiyoruz. İlk golden sonra cesaretlenen Beşiktaş ikinci gol için Galatasaray kalesine gelirken, sarı-kırmızılılar kendi yarı sahalarından top çıkarmada etkisizdi, paniklediler ve rakiplerine fırsat verdiler. Fernando kaydı düştü, N'Diaye top kaybetti, Maicon hatalı pas verdi de bu tür anlarda sahaya çıkması gereken takımların 10 numaraları olurken, Galatasaray'da bu işi yapacak Belhanda'yı gören yoktu saha içinde. Sene başında bin bir oyunla Sneijder'i kovup, Belhanda'ya bel bağlayan başta Dursun Özbek olmak üzere, Wes'in yollanmasına onay veren Igor Tudor, 10 numarayı itirazsız sırtına geçiren Belhanda bu geceki mağlubiyetin baş mimarlarıdır... Bakalım geçen hafta Latovlevici'yi ıslıklayan "çok bilmiş(!)" Galatasaray taraftarı, önümüzdeki hafta Belhanda'yı nasıl karşılayacak... Tabii, 200-400 bin euroya alınan"bek"e vurmak kolay, 8-10 milyon euro bonservisli adama sallamaya bakalım cesaret edebilecekler mi? Yoksa hala "takla" atmasını mı bekleyecekler Faslı oyuncunun...
Kadrolar açıklandığında sol kanatta Linnes yerine vakti zamanında Galatasaray'a transfer olmak için Manchester City'den havaalanında "derbeder halde" haber beklediği için taraftarın sevgisini kazanan ama oynadığı maçlarda takıma katkısını pek göremediğimiz Denayer'i "moralimiz" bozulmuştu da Belçikalı oyuncu golü yiyene kadar oynadığı oyunla bizi haksız çıkardı. Belli ki Igor Tudor, deplasmanda hücüma gidecek bir bek oyuncusundan ziyade savunma yapacak, Quaresma'yı kitleyecek savunmacı tercih etmişti ve Denayer görevini sonuna kadar yapmıştı ama ikinci devre o da takımla birlikte gözden kayboldu gitti, son beş dakika yerini Linnes'e bıraktı...
Sezona fırtına gibi başlayan Galatasaray, aldığı puanları bönkörce çarçur ederken, belki de bu hafta liderliği de kaybedecek... Bol sıfırlı eurolar harcanarak oluşturulan bir kadro var ve onu yönetmekte sıkıntı çeken bir hoca... Şimdilik Ali Sami Yen'de (Türk Telekom Arena ya da Stadı demek hiç hoşuma gitmiyor) taraftar desteği ile kazanıyoruz da, ya orada da kaybetmeye başlarsak? Yönetim Igor Tudor'la devam edecekse, hoca kendi selameti adına "abuk sabuk istatistiklere" bakıp Belhanda'ya güveneceğine, Faslıyı kulubeye çekip, forma atma olayından beri gönlüm razı olmasa da Selçuk'la çıkmalı maçlara... Devre arasında da Alanyaspor'dan Emre Akbaba gelirse, yeni 10 numaramız bulunmuş olur...
Son söz: Fernando Muslera, sen üz biz inadına severiz seni...
STAT: Vodafone Park
HAKEMLER: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
BEŞİKTAŞ: Fabricio, Gökhan Gönül, Pepe, Tosic, Adriano, Hutchinson (Dk. 82 Talisca), Tolgay Arslan (Dk. 65 Medel), Quaresma, Oğuzhan Özyakup, Babel, Cenk Tosun (Dk. 88 Negredo)
GALATASARAY: Muslera, Mariano, Maicon, Serdar Aziz, Denayer (Dk. 85 Linnes), Fernando, Ndiaye, Rodrigues (Dk. 58 Yasin Öztekin), Belhanda (Dk. 69 Selçuk İnan), Feghouli, Gomis
GOLLER: Dk. 46 Cenk Tosun, Dk. 70 Tosic, 90+1 Negredo (Beşiktaş)
SARI KARTLAR: Dk. 25 Pepe, Dk. 53 Tolgay Arslan, Dk. 61 Cenk Tosun (Beşiktaş), Dk. 35 Feghouli, Dk. 48 Fernando, Dk. 65 Gomis (Galatasaray)

























































