2 Ocak 2011 Pazar

Mardin'de Bir Karşıyaka'lı

Mardin'in Karşıyaka sevdası
Mardin'in Kızıltepe'ye bağlı Karakuyu köyünde öğretmenlik yapan Deniz öğretmenin hikayesini yazmış Radikal gazetesi. Takım sevgisinin yer-mekan-mesafe tanımadığını göstermesi adına okunası bir yazı. Buyurun:

“Karşıyaka ağlamaz/ Hiç kimseyi ağlatmaz/ Ağlasa da kimse duymaz/ Unutma ki hiç kimse/ Aynur Kutlucan gibi Karşıyakalı olamaz.”

Mardin Kızıltepe’ye bağlı Karakuyu Köyü’ndeyiz. Çevredeki altı mezra ve iki köyden öğrencilerin her sabah servisle toplandığı Karakuyu İlköğretim Okulu’nun bahçesinde Aynur, elime çizgisiz dosya kâğıdına kurşun kalemle yazdığı bu şiiri tutuşturuyor. ‘Sende başka kopyası var mı?’ diye soruyorum, “Yok ama olsun. Karşıyaka aşkı var, yenisini yazarım” diyor. Şu anda açık lisede okuyan Aynur, Karşıyaka dışında ‘duygular, hisler ve elle uttulmayan şeyler’ üzerine şiir yazmayı seviyor.

Öğrenci sayısı 500’ü bulmayan bu küçük okulda öğretmeninden her boy öğrencisine herkesle ‘Karşıyaka aşkı’ üzerine konuşabilirsiniz. İzmir nere, Mardin nere? Aradaki binlerce kilometreyi bırakıp memleketin sıcak pusulasında bir daha soralım: İzmir nere, Mardin nere?

Deplasman turuyla Türkiye
Kıvılcımı çakan bir öğretmen: Deniz Özgür. İzmir’de mezun olduktan sonra tayini önce Cizre’ye çıkıyor. Hasta Karşıyakalı; zaten başka bir seviyede Karşıyakalı olunabileceğine inanmıyor.
Deniz Özgür ilk maçına beş yaşında gitmiş, lisede hafta içi maçlarında okula gitmeyen bir öğrenci olmuş. Öğretmen olduğunda tayini Cizre’ye çıkmış ama deplasman maçları dışında İzmir’den ötesini bilmiyor; bırakın Doğu’yu görmeyi…

Önyargıları olmadığı için, maça gidememek dışında bir sıkıntı yaşamadığını anlatıyor Cizre’de: “Menderes İlköğretim Okulu, Cudi Mahallesi’nde sürekli gösterilerin olduğu yerdedir. Okul mevcudu 3 bin 500’dü, eylem olduğunda 500’e düşerdi. Göstericilerin arasından geçerken, maskeli çocukların ‘Deniz Hoca, Deniz Hoca’ diye bağırdığını bilirim. Bunlarla uğraştığımız için orada Karşıyaka’yı çocuklara tanıtmaya sıra gelmedi. Ama ilişkimiz güzeldi. Birlikte çok da güzel yaşanabileceğine inandığım ve çocuklara bu elektriği verdiğim için sorun yaşamadım.”

En yakışıklı kim?
Üç yıl sonra, İzmir’de tanıştığı Ispartalı öğretmen eşinin yanına Mardin, Karakuyu’ya tayini çıktı Özgür’ün. Evleneceği kadını ilk buluşmada maça götürüp ‘gerçek yüzünü’ gösteren bir erkek olduğunu söylemeye gerek var mı?
Duvarlarında Karşıyaka takvimlerinin asılı olduğu okul binasında, önce müdür yardımcısının odasına giriyoruz. Müdür yardımcısı Mehmet Ali Yiğit’e hangi takımı tuttuğunu sorunca “Yurtiçinde Karşıyaka, yurtdışında Liverpool” cevabını veriyor. Bölge normalleri olan Galatasaray ile Karşıyaka’nın renktaşı Diyarbakırspor’un esamisi okunmuyor pek buralarda.

Özgür her şeyin, Mardin’deki tek 35 plaka sahibi olan otomobilinin arkasındaki atkıyla başladığını anlatıyor. Kırmızı-yeşil atkıdaki gerçekten iddialı bir slogan: ‘Herkes sever, biz ölürüz’. Çocuklar önce bunun ne olduğunu sormuş, ama anlamakta zorluk çekmemişler. Deniz Özgür “Bu bölge için sevmek ve sevdiğin için ölmek, uzak kavramlar değil” diyor.

Deniz Bey, alakayı görünce neredeyse bir misyoner gibi çalışmaya başlamış sonra. Kadroyu öğrenelim, şu videoyu da izleyelim derken salgın yayılıvermiş. Hem de sadece öğrencilere değil, onlar üzerinden ailelerine de… Sonra Facebook’a yüklediği videolar da bir ‘virüs’ gibi yayılınca… Şimdi zil çaldığında ‘kaf kaf’ çekerek koşturuyorlar merdivenlerden; öyle bir coşku…

Karşıyaka Taraftar Derneği’yle de yakın ilişkileri olan Özgür, bir süre sonra bu vaziyeti anlatmış İzmir’e. Hem şaşırmış hem mutlu olmuşlar. Okula önce takvim, bayrak nevi taraftar teçhizatı, sonra kitap, defter yardımları gelmeye başlamış. Karşıyakalı olmak okullarına bir saha, bir de kütüphane kazandırmış sonra. E, sevgi de artmış haliyle…

Dernek bununla da kalmayıp 2009’da bir grup öğrenciyi İzmir’de ağırlamış. Okul bahçesinde etrafımı saran öğrenciler arasında İzmir’e gidenler de var. Büyülenmiş gibi anlatıyorlar. Kızıltepe dışında Mardin’in merkezini görmemiş bir kız çocuğu için İzmir başka bir gezegen tabii.

Feride, İzmirlileri çok sıcak bulduğunu anlatıyor, Nesrin sokaklarda ayrı bir ‘coşku’ olduğundan söz ediyor. Karşıyaka’nın bir basket, bir futbol maçını izlemişler. Kim bilir kaç yüzüncü anlatışları, ama sanki dün gece dönmüşler…

Daha sonra bir ekip de minibüse doluşup Diyarbakır’daki maça gitmiş Deniz öğretmenleriyle birlikte… Ayrı bir macera. Onu anlatırken birden dümen sapıyor. Amanın, kızlar en yakışıklı Karşıyakalıyı seçmeye çalışıyor etrafımda, Tiago mu, Mustafa mı, Tolga mı? İnce hesaplar, hassas puanlamalar…

İki dil bir takım
‘İki Dil Bir Bavul’ filimini herkesten ayrı bir gözle izlemiş Deniz Özgür, çok da sevmiş. Fakat işinin o kadar da kolay olmadığını, bilimum tepki ve dedikoduyla da mücadele etmesi gerektiğini anlatıyor.
Bir kere bulunduğu yer Mardin; İzmir’den kitap yardımı yapıldığında öğrencilerin “Türkiye’den kitap gelmiş” dediği bir coğrafya… Özellikle Cizre’de öğrencilerle arasını iyi tuttukça onun ‘ajan’ olduğu söylentisi bile çıkmış. “Şüphe varsa bile İzmir’e gidilip Taraftar Derneği’nin misafirperverliğini gördükten sonra, köyde tavır bir anda değişti. Çocuklar dönüp evde anlattı çünkü” diyor.

Bir de işin ters cephesi var. Deniz Bey’in, İzmir’de ‘taş atan büyüklerin’ diyarında da meramını anlatması icap etmiş: “Koyu Türk milliyetçisi, buraları bir kere görmediği için, terör ya da maddi imkânsızlıklar yüzünden Batı’ya göç edenler üzerinden karar veriyor. Böyle yapınca da yanılabiliyor. Biz de bunu kırmaya çalışıyoruz zaten.”
Mesela Kızıltepeli olan Ahmet Türk ve konvoyu İzmir caddelerinde taşlandığında, “Güzel bir şey yapıyorsun ama artık bu Karşıyaka işinden çok bahsetme istersen. Negatif elektrik yayılabilir” laflarını çok duymuş. Ama çok da etkilenmemiş açıkçası.

Bir de İzmir’e giden çocukların mesuliyeti var. Kız çocuklarının ailelerinden izin almak bir mesele, statta o çocuklara sahip çıkmak ayrı… “Tribünün tepkisini merak ediyordum. O kadar Karşıyakalı arasında farklı düşünenler vardır, tepki gösteren de olabilirdi sonuçta” diyor Özgür. Fakat misafirlerinden haberdar olan 15 bin kişilik taraftar kitlesinin aynı anda “Mardin, Kızıltepe” diye bağırması bütün endişelerini almış götürmüş.

Peki Doğu’da Karşıyakalı olmak mı zor, Batı’da Kürt olmak mı? Deniz Özgür, önyargılar yüzünden ikisinin de zor olduğu görüşünde. Doğu’da Karşıyakalı olmanın zorluğuna, bir de sosyal hayat seçeneklerinin azlığını ekliyor. Diğer tarafta İzmir’in kendine has hususiyetleri var. “Bırakın Doğuluyu, bir Konyalı da İzmir’de bir uçurum hisseder” diyor.


“İşte o olmasın...”

Karşımızda ‘hasta’ bir Karşıyakalı duruyor, gitmiş Mardin’in bir köyünü komple Karşıyakalı yapmış. E, bu tribünün fazla ‘hareketli’ olmakla ilgili bir namı da var. Deniz Özgür’den tribünde nasıl bir insan olduğunu itiraf etmesini istiyorum.

Öncelikle Karşıyaka’nın şiddetle anılmasından şikâyetçi. “Maçlarda gerilim haliyle oluyor ama ben hep tatlı-sert bir tribün hayatını savunurum. Mesela sahaya hiçbir zaman yabancı madde atmadım” diyor gülerek. Biraz daha sıkıştırıyorum. Evet, yeri geldiğinde bazı ‘protestolarda’ bulunmuş ama yok, kimseyi dövmemiş.
Daha da kaşımaya niyetliyim. Karşıyakalıların, bir diğer İzmir takımı Göztepe’yle çok hoşlaşmadığı malumunuz. “Ya bu okula bir Göztepeli öğretmen tayin olur, o da Göztepe misyonerliği yaparsa…” Hislerini saklayacak değil ya, “İşte o olmasın…” diyor manalı manalı gülerek.



Vesile Market’in değişen kaderi
Okulun hemen dibinde olduğu için zil çaldığında öğrenciler Karşıyaka Market’in oraya üşüşüyor. Hepsinin elinde mini boy bir cips… Kapısında ‘Her şey bulunur’ yazan market köylünün de uğrak yeri, gerçekten içeride yok yok.
Kısa bir süre öncesine kadar bu bakkal irisinin ismi ‘Vesile Market’ti. Karşıyaka salgınının köyde yayılması ve Karşıyaka Taraftarlar Derneği’yle başlayan münasebet sonrasında ismini değiştirmeye karar verdiler.

Dişi buçuklar
Ben Kürtçe, Vesile Abla Türkçe bilmediğinden, sıkı sıkı sarılarak ve gülüşerek anlaşıyoruz. Durup durup öpüyor beni. Eşi Halil Bey’e, marketin ismi değişince Vesile Abla’nın üzülüp üzülmediğini soruyorum. Hayatında ilk kez tuttuğu takım Karşıyaka söz konusu olduğundan üzülmemiş.

Özgür’ün bir minibüs dolusu Karakuyuluyu götürdüğü Diyarbakır-Karşıyaka maçında Vesile Abla da varmış. Hayatının ilk tribünü… Karşıyaka’nın kadın taraftar grubu ‘Dişi Buçuk’ atkısıyla ayakta zıplayışı kayıtlara geçmiş, videoyu bulup izleyin bence…


Mardinli değil, 47,5 Kızıltepeli
İzmir’in 35’ine karşılık, Karşıyakalılar kendilerine ‘35 buçuk’ derler; o buçukla kendilerini ayrıştırırlar. Deniz Özgür, Karakuyu’da Karşıyaka’nın bu kadar sevilmesinin kökeninde benzer bir aidiyet meselesi yattığını söylüyor. Kızıltepeliler de sorulduğunda ‘Mardinliyim’ demezmiş. Kızıltepe de, Mardin’in 47’sinden, bir nevi
‘47 buçuk’ oluyor yani.

3 yorum:

kafsinkaf dedi ki...

Süper olağanüstü şükela :) İşte Karşıyaka'lı olmak böyle birşey.Bazı taraftar grupları(Bursa) gibi ırkçıkla uğraşmaz.Alt kimlikleri sorgulamaz Karşıyaka'lılık kimliğiyle ilgilenir iş sadece takım sevgisiyle ilgilidir.

Anıl dedi ki...

Deniz abi büyük Karşıyakalıdır.. Sürekli buradan yardımlar yolladık ona. En zor anlarımızda bile aklımıza bu küçük çocuklar, Deniz abimiz geldiğinde yüzümüz güldü. Herşey için tekrar sağol Deniz abi bizi onurlandırdın, gururlandırdın..

Adsız dedi ki...

güzel, romantik bir sahne. ama o kadar. oradaki durum asimile etmenin bir başka fotoğrafıdır. belki bilinçli değildir fakat masum da değildir!
Deniz Hoca'yı şahsında sevip kendi şehirlerinin kulübüne sevdalanmak ne güzeldi oysa.
hal böyleyken nerede kalır nasıl bir anlam taşır ülkemizde futbolu teslim almış "üç büyükler" erkine direnmek.
forma aşkı başka bir his, Mardin'de saflara futbolla girmek apayrı bir iş...

Blog Widget by LinkWithin