11 Ekim 2009 Pazar

Belçika:2-0:Türkiye


Saat 4 gibi başladım hazırlıklara, markete gidip rakı-şalgam tedarik etmeye. Bir gün önceden temizlenmiş-ayıklanmış hamsiler dolapta bekliyordu, u/M usulu pişmeye, marul, roka, mayonez zaten vardı, peynir dolabın vazgeçilmezi ve yazdan sakladığım "kışlık kavun" da kaç gündür bana göz kırpıyordu mutfağa girip çıktıkça... Hamsiler pişince kurdum televizyonun karşısına sofrayı, açtım rakıyı, kaldırdım şerefine Arshavin'li Rusların, "davay Rusya" dedim bordo formalılar saldırdıkça Almanların üzerine Dünya savaşının intikamını almak istercesine, ama 10 Alman ve 1 Türk iyi savundular kalelerini, bir de kontra yapınca soğukta dondurdular Rusları Moskova'da... Kadehleri arka arkaya sıralarken, Arshavin'in arkadaşları da ardı ardına gol kaçırmaya devam ediyorlardı 10 kişi kalmış Almanlar karşısında, bir iki yazı aşağıda Tanrı Arjantin'deydi demiştik ya, ondan önce Moskova'daydı kuşkusuz kaleci Adler'in hemen sol tarafındaki kale direği dibinde... Bir ara Estonya'ya "zapladım" tabelada 0-1 yazıyordu... Fondipledim elimdeki kadehi, nedense acı bir tad geldi ağzıma... Almanların zafer sevincini görmektense, Estonya'da "çıkmadık candan ümit kesilmez"in bir daha tekerrür etmesini bekledim, bekledim, bekledim... Şalgam bitmişti, kadehte rakı vardı, tazelerken şalgamı Ibiseviç, Pareiko'yu geçiyordu ve top ağlarla kuçaklaşıyordu usul usul... Acıydı şalgam, daha da acı geldi tadı bu sefer... Meze bitmeye koyulurken, zil çaldı, karşı komşuydu, bir tabak "sarı kanat" getirmişti... Buyurdum, başka güne söz aldık, misafirleri varmış, onlarda da çilingir sofrası hazırmış... Balık gelmişti, rakı vardı, devam edecekti gece gittiği yere kadar... Bir kadeh de Fatih Hoca için doldurdum, ağır ağır yudumlarken hatırladım geçmişi... "Sevmiyorum bu adamı" diyen dostları da hatırladım, gülümsedim, ben seviyordum hocayı... Nedense aklıma Hıncal Uluç geldi, yine "korkak" yazacaktı bizim kahramanımıza... İlk gittiğimiz Avrupa Şampiyonası geldi, Vedatlar, Ümitler, Alpaylar, Rüştüler... UEFA finali geldi, yalnız bir köşede Tanrıya şükrederken Popescu'nun penaltısı sonrası... "Kal bu sene, alınacak çok kupa var bu sene" diye bağırırken Yeni Açık'ta ağladığımı hatırladım, Fatih hoca hızla soyunma odasına giderken, gözü yaşlı kızlarıyla beraber... Fiorentina atkısı aradığım günleri anımsadım, rakımdan bir yudum daha alırken...Lucescu'yu da sevdim ama ben en çok onu sevmiştim, kazansa da kaybetse de... İsviçre maçını hatırladım, hem de içerde ve dışarda olanı, ama faturanın sadece bize kesildiğini... Memleketim ne kadar alışıkmış da kaybetmeye, rakibin elini sıkmaya, sadece Fatih Hoca "çirkefmiş", bir yudum daha aldım "acı" rakıdan... İki sene evveli hatırladım, ardı ardına bize kurdurttuğu masaları Fatih Hocanın, kazandırdığı bahisleri, çıkarttığı raki-bira paralarını... Karşısında kim olursa olsun, diklenmesini, üzerine yürümesini anımsadım, entellerin onu ayıplamasını da unutmadım... Şimdi tribündeydi, yanında vefalı dostu Müfit hocayla... Kadeh bitmişti bunları düşünürken, rakı da bitiyordu, son kadehi doldurdum ziyan olmasın son damla diye dibine de bir kaç "şamar" çaktım şişenin, amaçsız ve keyifsiz maç başlarken... Yensek ne olurdu, yenilsek ne olurdu, Mpenza golü attığında... Bir sonraki turnuvanın kuralarında kaçıncı torbada olacağımızın var mıydı bir önemi, sen sahada topunu oynayınca... Moralsizdi bizim çocuklar, kolay mı "kara" haber alıp sahada mücadele etmek... Bir ilk devre, bir de ikinci devre "sıkıştırıverdi" bizim kaleye devşirme Belçikalı Mpenza... Zaten rakı da çoktan bitmişti, kafa güzeldi, iyi gelirdi bir acı Türk kahvesi Maradona'nın maçı öncesi...

Stat: Roi Baudouin
Hakemler: Matteo Trefoloni, Cristiano Copelli, Massimiliano Grilli (İtalya)
Belçika
: Bailly, Swerts, Van Buyten, Lombaerts, Vermaelen, Fellaini, Vertonghen, Mirallas (Dk. 74 Hazard), Mpenza (Dk. 89 De Sutter), Dembele, Lamah (Dk. 79 Mudingayi)
Türkiye
: Volkan, Gökhan Gönül, Önder, Servet, Hakan Balta, Hamit, Ayhan (Dk. 61 Kazım), Ceyhun Eriş (Dk. 46 Semih), Nuri, Nihat (Dk. 71. Yusuf), Tuncay
Goller
: Dk. 8 ve 84 Mpenza (Belçika)
Sarı kartlar: Dk. 25 Van Buyten, Dk. 47 Lombaerts (Belçika), Dk. 87 Semih (Türkiye)

2 yorum:

Anonim dedi ki...

hocam yazını gecenin bu saatinde okudum.. adanalı'nın her daim arkasında olduğumu düşünerek. nereden yönlendirildiğimi de bilmiyorum.

blogunu uzun zamandır takip ediyorum kimi zaman fikir ayrılıklarına düşsek de...
gelgelelim; ceyhun eriş değil de başka bir ceyhun vardı o maçta 11'de. trabzonspor'lu ama hangi ceyhun hatırlayamadım soyismini :)

istersen bir düzeltme çek.

tekrardan, güzel yazı olmuş.

ultras/Movement dedi ki...

Yazımı beğendiğin için teşekkürler, Adanalı bu ülkenin önemli bir değeri ama nedense futbol entelijansına kendini kabul ettiremedi, gerçi çok da umrumuzda...
Ceyhun konusunda da hata yok, Ceyhun Eriş oynamıştı maçta...

Blog Widget by LinkWithin