10 Mart 2009 Salı

Meira Transferi


Song'un Galatasaray'dan yollanmasının taraftar üzerindeki negatif etkiyi azaltmanın yolu Avrupa'da tanınmış, kariyerli bir milli oyuncu transferi yapılarak olacaktı ki bu sene ilk defa olarak Galatasaray yönetimi transfer yapmaktan ziyade, gereken bölgelere yararlı olabilecek oyuncular getiriyordu ve defanstaki boşluğu doldurmak üzere Fernando Meira ile el sıkışılmıştı... Portekiz milli takımında oynayan, Stuttgart'ta kaptanlık yapmış, Skibbe'nin bildiği tanıdığı bir oyuncuydu Fernando... Hatırlıyorum da, geldi gelecek haberleri için o sıcak yaz günlerinde insanlar forumlarda ve resmi sitede F5 tuşuna basmaktan usanmışlardı...
Fakat ligler başlayınca Servet'le beraber oynaması beklediğimiz Meira, bir anda ön libero görevini üstlenmeye başlamasın mı? Ve kaybedilen şampiyonlar ligi rüyası, ligte alınan beraberlikler Meira'nın yerini sorgular olmamıza neden oluyordu... Portekizlinin yerini sorgularken, oyuncunun kredisi de taraftarın gözünde bitmeye başlamıştı... Alman hoca baktı ki bu iş böyle yürümeyecek, çekti Meira'yı Servet'in yanına ve her başarılı takımda görmeye alışık olduğumuz "sıkı ikili"yi Galatasaray'da oluşturmaya çalıştı. Bu düzende Avrupa ve lig maçlarında başarılı sonuçların alınması kara bulutları dağıttı ve 2009 senesine girildi...
Yeni yıl Galatasaray'a sağlık açısından hiç de yenilik getirmedi, üstelik sakatlara başkaları da eklendi... Defansta her zaman hazır olan Servet'i kaybetmekle kalmayan Galatasaray, bir de Emre Güngör'ü "hastaneye" yollayınca elde bir Meira bir de Emre Aşık kaldı... "Bu kadar da şanssızlık olmaz" dendiği dönemde defansif bölgede oynayabilecek olan Mehmet Topal'ın da uzun bir süre "oyun dışı" kalması Bülent Korkmaz'ın elini kolunu bağlıyordu... Büyük Kaptan bu sıkıntılarla uğraşırken, yönetim de elde avuçta kalanlardan birini daha koparmak üzereydi Galatasaray takımından... Ruslar, Fernando Meira'yı beğenmişler ve Galatasaray'a 6 milyon Euro para teklif etmişlerdi... 4.5 milyona aldığın oyuncuyu 6 milyona satıyorsun, paraya en muhtaç olduğun dönemde 1.5 milyon cepte, bir de Meira'ya ödenecek transfer taksitlerinin yazıldığı deftere bir çizik atıyorsun... Ekonomik yönden mantıklı gelen bu transferin önündeki engel ise taraftara verilen Kadıköyde final oynama sözüydü... Bu şartlar altında çıkılan Ali Sami Yen'deki Bordeaux maçı aslında yönetimin eline koz verecek şekilde de başlamıştı. Portekizli daha maçın başında bir hata yapmış ve Fransızlar öne geçmişlerdi... Kaybedilecek turun hesabı Meira'ya kesilecek, "bak yolladık haini" denecek, taraftarın desteği alınacak ve 6 milyon dolar ödenmesi gereken borçlar ve primler için ilaç gibi gelecekti ama hesapta olmayan biri vardı: Sabri Sarıoğlu... 3-3 giden maçın son dakikasında turu getiren golü attı ve Meira ile ilgili yapılan finans karalamalarına kocaman bir çizgi çekti...
Galibiyetin coşkusu transferi erteletmişti ama Zenit'liler yeni sezonda Türkiye'den bir oyuncu almayı kafalarına koymuşlardı... 6 mart tarihli Rus gazeteleri Zenit ya Meira'yı ya Lugano'yu alacak diye haber yapıyordu... Uruguaylı topçu soğuk Rusya yerine sıcak İtalya'yı düşündüğünü belirtince, ibre yine Meira'ya döndü... Portekizli topçuyu o kadar arzuluyordu ki Zenitliler, Fatih Tekke takasını dahi gündeme getirdiler ama oyuncu değil para lazımdı Galatasaray'a... Yönetimin uykusuz geçen "para mı tatlı başarı mı tatlı" ikiliminde, paradan yana davranılınca zorlu Hamburg deplasmanı öncesi Meira'nın satıldığı haberi yayınlandı bugün haber ajanslarından... Şu an ne Galatasaray, ne de Zenit resmi sitelerinde böyle bir transferden söz etmiyorlar. Rus spor gazeteleri de "Türk spor gazetelerinde Zenit Fernando Meira'yı transfer etti diye haberler bulunuyor" şeklinde veriyorlar bu transfer haberini... Geçen salı transfer oldu dendi, olmadı; bu salı tekrar oldu dendi, bakalım olacak mı?
Transferin bir de Bülent Korkmaz tarafı var. Hoca, Meira'yı kaybetmek istemiyordu ki gözden çıkarsa Konya ve özellikle Bursa maçlarında yerine oynatacağı Semih Kaya'yı deneyebilirdi, lakin böyle bir girişimde bulunmadı, olması muhtemel bu transfer Bülent Hocaya rağmen yapılmıştır ve bu da yönetim ile hocanın arasındaki ilk çatlak olarak tarih sayfalarına not edilmelidir... Bugün yarın Bülent Korkmaz'a "Böyle kritik bir dönemde neden Meira'yı sattınız?" sorusu gelince, kimse yönetimi taraftarın önüne atmasını beklemesin, Galatasaraylılık duruşu içinde "şartlar böyle gerektirdi" cevabını verecektir...
Sonuç olarak iki gün sonra Almanya'da oynanılacak olan Hamburg maçına Galatasaray, Fernando Meira'sız çıkabilir, ihtimal var diyoruz çünkü kulüplerden transfer haberi kesin olarak açıklanmadığına göre belki de Yeşim Salkım'ın "son bir sigara içelim, öyle git gideceksen" şarkısında dediği gibi Galatasaray yönetimi Zenit'ten Meira'yı son bir maça çıkarmak için izin koparma derdinde... Eğer başarısız olurlarsa Bülent Hoca 3 numaralı formayı giyer ve geri dörtlüde Emre Aşık'ın yanına saf tutar. Kinaye bir yana, Sabri-Emre Aşık-X-Hakan Balta dizilişindeki X kim olur? Gözler Semih Kaya'da... Ya da kalkar üçlü defans yapar, bu da Boğaz Köprüsünden intihar etmekle eş değerdir... Şu ana kadar Galatasaray'ın başında çıktığı maçlarda Fatih terim'den izler gördüğüm Bülent Korkmaz, İmparataor gibi bir sürpriz yapabilir Hamburg maçınca bekleyip göreceğiz...

1 yorum:

Walentino dedi ki...

selamlar..
listede bize yer varmıdır?

http://walentino.blogspot.com/

Blog Widget by LinkWithin