Alternatif Organizasyonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif Organizasyonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2018 Cumartesi

Galatasaray Antrenmanı


Yine bir Kadıköy deplasmanı öncesiydi, takımın başında Lucescu vardı, günlerce uğraştan sonra zar zor bilet bulabilmiştik derbiye ve takımın son idmanını ziyaret için Florya'ya gitmeye karar vermiştik. Tesislere vardığımızda kapılarının kapalı olduğunu gördük, "Taraftarız, takıma moral vermeye geldik" desek de, anlatamamıştık derdimizi. Pes mi edecektik? Ön kapı, arka kapı, teller, duvarlar derken, bir "delik" bulduk ve daldık tesislere. Bizi gören topçuların yüzlerinde tebessüm oluşurken, Lucescu'nun morali bozulmuştu da, artık içerdeydik, bizi dışarı çıkaracak kuvvet yoktu orada bizi.
Dün gece Fatih Terim'in organizasyonu ile Fenerbahçe maçı öncesi Galatasaray futbol takımının son antrenmanı taraftara açıldı. Hani taraftar sitelerini gezerken Brezilya'da olsun, Polonya'da olsun, Arjantin'de olsun derbi öncesi son idmanların taraftarlarca hınca hınç doldurulduğunu görür ve özenirdik ya, Galatasaray'ın idmanı da hafta içi mesai çıkışı bir saatte 28 bin taraftar karşısında yapıldı. Kenetlenmenin bir fotoğrafı bu ve dün gece orada bulunan 28 bin taraftar hayatları boyunca unutamayacakları tarihi bir ana şahit oldular.
Bu arada hani maçlarda meşale yasak ya, şu fotoğrafları gördükten sonra, "meşale serbest bırakılsın" demiyor musunuz acaba?





Antrenmanın tamamı şu linkte... Buyurun...

21 Eylül 2012 Cuma

Serbest Stil Futbol

Red Bull'un sponsorluğunda 2 oyuncunun 1 topla 3 dakika boyunca yaptığı bire bir mücadele olan Serbest Stil Futbol finalleri yarın gece İtalya'nın Lecce kentinde gerçekleşecek. Brezilya, Almanya, Arjantin gibi 50den fazla futbol "aşığı" ülkeden katılımcıların yarıştığı finaller saat 22.15ten itibaren buradan yayınlanacak. İnzaghi, Edgar Davids ve Cannavaro'nun jüri üyesi olduğu yarışmada memleketi "Yetenek Sizsiniz Türkiye"den tanıdığımız Erkan Yetim temsil edecek... Bir iş çıkmaz, internet başında olursak takip edeceğiz Erkan'ı ve diğer futbol cambazlarını...



23 Şubat 2012 Perşembe

Runfire Cappadocia

Spor dendiğinde futbol akla gelen memleketimizde maraton kelimesi de bir çoğumuza açık tribüne göre biletleri bir nebze daha pahalı olan tribünü çağrıştırır. Hal böyle olunca da olimpiyatı "kıtaların birleştiği kente" getirme çabalarımız nafile olmaktan öteye geçemiyor, Boğaz Köprüsü üzerinde piknik yapma cazibesi de olmasa   Kıtalararası İstanbul Maratonu da sadece sayılı profesyonel atletin katılımına kalacaktır. Buna rağmen yine de ülke genelinde atletizmi sevdirme, geniş kitlelere yayma çalışmalarını bıkmadan ve usanmadan yürüten organizasyonlar bulunmakta ki, bunlardan biri de Argos Kültür Sanat'ın organize ettiği Runfire Cappadocia Ultra maratonudur. Likya Yolu Ultra Maratonundan sonra bu sene de tarih ve doğanın bütünleştiği Kapadokya'da 7-15 Temmuz tarihleri arasında çöl sıcağı altında sırtlarında malzeme çantaları zorlu parkuru tamamlamaya çalışacak atletler. Amatör, profesyonel, her seviyeden "koşucunun" katılabileceği yarışmada, atletler bazen 1700 metre yükseğe, bazen de 900 metre derine inecekler...
Runfire Cappadocia'yu duyana kadar ultra maratondan haberdardım, sitelerini inceledim, ilginç geldi, yaz planlarımı netleştirdiğim takdirde katılmayı da düşünebilirim, blog okuyucularıyla da paylaşmayı istedim... Maratonla ilgili bilgi ve başvuru adresi de burada...

2 Nisan 2011 Cumartesi

Romario vs Renato



Brezilya'nın futbola kazandırdığı iki efsane Romairo ile Renato, bu kez aynı bayrak altında, farklı iki takım için, Dünya Kupasını bir kez daha kaldırmanın mücadelesini verecekler. Dünya Ayak Voleybolu Şampiyonasının yarı final maçında bu gece Romario'nun kaptanlığını yaptığı Brezilya 1 takımı ile Renato Gaucho'nun liderliğini yaptığı Brezilya 2 takımı finale çıkabilmek için yarışacaklar. Yarı finalin bir ayağında iki Brezilya takımı karşılaşırken, diğer finalist ise İtalya-Paraguay maçı sonrası belli olacak... Kimin kazanacağından ziyade, ortaya çıkan muhteşem hareketler için merakla izlendiğini düşündüğümüz turnuvada bir de sarışınlar-esmerler maçı yapılınca, Ipanema plajı tarihi günlerini yaşamış oldu...

30 Ocak 2011 Pazar

ultrAslan Sahaya İndi

Ali Sami Yen'de Galatasaray son maçı oynadı lakin mabedi sarı kırmızı formalar bir türlü terk etmek bilmiyor. Beypazarı Şekerspor maçının ardından Avea'nın sponsorluğunda taraftarların veda maçı düzenlenmiş ve stad kapılarını kapamışken, yarın çimlerin kaldırılacağının haberinin ardından bugün sürpriz bir organizasyon ile ultrAslan üyeleri sahaya çıkıp, yıllardır tribünden baktıkları sahada gönüllerince koşup, mabede veda etmişler...


1 Kasım 2010 Pazartesi

Türkiye Dünya Üçüncüsü


Kime sorarsanız sorun sporu, özellikle de futbolu oldukça çok seven bir ülkenin evlatlarıyız. Futbolla yatar, futbolla kalkarız, 70 milyon hakemiz, bir o kadar da teknik direktörüz. Kısaca futbol bizim için ekmek ve su gibi hayati önem taşımakta ama memleketimizde Dünya Şampiyonası yapılmakta ve hiçbirimizin bundan haberi bulunmamakta. Tabii, bizim haber almamız için medyamızın öncü olması lazım ama nerede, o araştırmacı gazetecilik bitti biteli, yıllar oldu, çok yazık...

Konumuza dönecek olursak geçtiğimiz günlerde Türkiye'de ilk defa düzenlenen Genç Erkekler ve Kadınlar Futbol Tenisi Dünya şampiyonasında milli takımımız kürsüye çıktı, bayrağımızı dalgalandırdı ama onları destekleyen tıklım tıklım tribünler vardı, ne de başarılarını duyuran basın mensupları...

Turnuvanın Genç Erkekler Triple'da Hırvatistan'ı 2-1 ile mağlup eden takımımız Dünya üçüncüsü olurken, Kadınlar Double'da Rusya'yı 2-0 geçen millilerimiz yine Dünya üçüncüsü ve Kadınlar Single'da da Rus rakibini 2-0 ile mağlup eden Hande Dünya Üçüncüsü olmuştur. Turnuvanın en başarılı takımı ise 5 birincilikle Romanya olmuştur...

11 Haziran 2010 Cuma

"Parmaklıklar Arkasında"


Bizler Mandela'nın memleketindeki Dünya Kupasının başlamasını heyecanla beklerken, Tayland'ta "meşin yuvarlak dönmeye" çoktan başlamış bile. Bankok'un Klong Prem Merkezi hapishanesinde değişik milletlerden mahkümların oluşturmuş olduğu 18 takım kıyasıya mücadeleye başlamışlar. 45 ülkeden binden fazla yabancının bulunduğu hapishanedeki "kader kurbanları", turnuvanın kuralları gereği ait oldukları memleketlerden başka bir ülke adına mücadele ederken, diğer mahkümlar sıkı güvenlik tedbirleri altında onları desteklemektedirler. Peki, maçlar sonunda kazananın ödülü ne olacak diye merak ediyorsanız, onlara da Dünya Kupasının ufak bir maketi hediye edilecek...








4 Mayıs 2010 Salı

Futbol ve Motosiklet



Futbol ve motosiklet...
Bu iki zevk bir araya gelince aşağıdaki sahneler meydana çıkıyor işte...





3 Aralık 2009 Perşembe

Başka Bir Futbol Kültürü Mümkün Mü?


ForzaLivorno sitesi bu cumartesi bir panel düzenliyor, duyurusu aşağıda, vakti zamanı olan mutlaka katılsın derim ben... Umarım Cumartesi bizi bu organizasyona katılmaktan engelleyen bir meşgale çıkmaz...

Futbolun sadece bir oyun olmadığı günümüzde, tribünlerde renklerin kardeşliğini ve egemen erkek diline karşı başka bir dilin de var olabilmesi için emek üreten ForzaLivorno forum sitesi, 05 Aralık 2009 günü İstanbul Makine Mühendisleri odasında panel düzenleyecek. Panelin ana konusu Başka Bir Futbol Kültürü Mümkün mü?

ForzaLivorno.org 3. senesinde endüstriyel spora karşı bilinç oluşturma kaygısıyla birçok etkinlik düzenledi. Spor müsabakaları, paneller, piknikler, dergi çıkarma ve bunun gibi birçok etkinlik düzenleyerek endüstriyel spora karşı bir bilinç oluşturma kaygısı taşıdı. Bu yüzden bu yöndeki tartışmaların başlatıcısı ve takipçisi olmaya çalıştı.

İtalya’nın liman kenti Livorno’nun takımı olan A.S. Livorno, sahip olduğu taraftar kitlesi ve endüstriyel futbol karşıtı duruşu bu projeye ilham kaynağı olmuştur. Kişisel çabalar sonucu kurulan “forum sitesi” aracılığıyla bir araya gelen bizler, zamanla sanal ortam birlikteliğini tribünlere ve sporun var olduğu tüm yaşam alanlarına taşıma hedefinde oldu. Ve geçen sürede bunu mütevazi adımlarda olsa başardı.

ForzaLivorno “taraftarizm” ile “taraftarlık” arasındaki ayrımı önemdi. Takımları putlaştıran zihniyeti kırmaya çalıştı. Taraftarlığı “zevk” için para ödeyen bir tür müşterilik olarak tanımlamadı. Taraftarı, bir takımı takım yapan ve bunu karşılıksızlık ilkesine göre, gönüllülük temelinde yapan olmazsa olmaz öge olarak gördü, takımın bir takımın varoluş sebebi olduğunu gösterdi.

Özellikle futbol denen spor çeşidini beğenen, seven ve oynayan kişiler olarak futbolun, kolektif, beraberlik ve birlikte hareket etme bilincini aşılayan ve insanların bedensel ve zihinsel gelişimini sağlayan bir araç olarak gördü. Kapitalist sistem her şeyi metalaştırdığı gibi, futbolu da metalaştırmakta ve onu insan üzerinden kar etmek için kullandığını deşifre etti. Ve buna devam ediyor.

5 Aralık 2009 Cumartesi 14:00’da şovenizmden ve sömürüden, kısacası bunun kaynağı serbest piyasa ekonomisinden arındırılmış bir futbol kültürünün münkün olup olmadığını masaya yatıracağız.

Futbola “soldan” bakanlar, mevcut futbol kültürünü değiştirme noktasında nasıl bir mücadele perspektifine sahip olmalı? Tribünlerdeki ırkçı şovenist dil ile mücadele için neler yapabiliriz? Buradan yola çıkarak nasıl bir futbol kültürü yaratabiliriz? Bu soruları hep beraber panelistlerimizle yanıtlamaya çalışacağız. Panelimize davetlerimizi kırmayan yazarlarımız:

Bawer Çakır (bianet.org sitesi yazarı)
Emine Özcan (bianet.org sitesi yazarı)
Kıvanç Koçak (Radikal Gazetesi Yazarı)
Bağış Erten (Radikal Gazetesi Yazarı)
Ahmet Tulgar (Birgün Gazetesi Yazarı)
Melih Şabanoğlu (Spor Araştırmacısı, Spor Yazarı)

Panelimize tüm sporseverler davetlidir.

4 Ekim 2009 Pazar

Devler Ligi


Ünlüler arası bir futbol ligi söylentisi dolaşıyordu uzun zamandır ortalıkta, futbolcuların kendi takımlarını kurup her hafta maçlar yapacakları yönünde. Ne zaman başlar bu derken, dünkü Nouma'lı "Yenilsen De Yensen De" programında dillendirdi Banu Yelkovan, Pascal'ın 3-4 gol attığını oynadığı maçta. Bir bakalım bu iş nedir diye google'a danışınca, Devler Ligi adı verilen organizasyonun başlamış olduğunu öğrendik. Acun Ilıcalı, spor muhabirliğinden yetişip, kendini "magazine" vermiş ve Türk insanının nabzına göre bir çok program yapmıştı: Acun Firar'da, Survivor, Fear factor ve en son olarak Var Mısın Yok Musun? programıyla kendisini medya dünyasının içinde tutmuştur. Ama, gözlemdeğimiz kadarıyla Acun'un içinde hep futbol izleyicisine yönelik projeler yapmak vardı, Survivor programını yaparken Aslanlar-Kanaryalar rekabetini orada uygulaması, Var Mısın Yok Musun'un önemli günlerinde futbolcuları davet etmesi bunlara örnektir. Ve nihayet arzuladığı projeyi de hayata geçirmiş Acun: Devler Ligi. Peki nedir bu organizasyon, kısaca anlatalım:
Eski ünlü futbolcuların kaptanlıklarını yapacakları takımlar, Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonunda kurulacak suni çimde 15er dakikadan iki devre halinde maçlar yapacaklar. 5 turlu lig usulüne göre oynanacak maçlar sonunda, her turda bütün takımlar birbiriyle oynayıp, son sırada olan iki tanesi play off maçı yapıp, bir tanesi lige veda edecek ve finale doğru yol alınacak. En sona kalan iki takım finalde yarışacak ve galip gelene 1 milyon liralık ödül verilecek. Maçları eskinin hakemi, şimdinin yorumcusu Erman Toroğlu yönetirken, maçlardan sonra da Rıdvan Dilmen ile Melih Gümüşbıcak yorumlarda bulunacaklar... Bir de takım kadrolarına göz atalım:

Sergen Yalçın'ın takımı: Gökhan Keskin, Recep Çetin, Ömer Gülen, Kaan Dobra, Sait Cemre Özbalkan, Hakan Yurtvermez, Erkan Avseren, Çetin Kahraman.

Pascal Nouma'nın takımı: Zafer Öğer, Rahim Zafer, Fikret Demirer, Zeki Önatlı, Bayram Bektaş, Tayfur Havutçu, Yusuf Tokaç, Metin Uzun.

Tanju Çolak'ın takımı: Hayrettin Demirbaş, Ergün Penbe, Osman Akyol, Mert Korkmaz, Tayfun Hut, Soner Tolungüç, Hamza Hamzaoğlu, Taner Alpak.

Hakan Ünsal'ın takımı: Ahmet Bulut, Bekir Gür, Ümit Davala, Vedat İnceefe, Ahmet Yıldırım, Uğur Tütüneker, Saffet Akyüz, Mehmet Gönülaçar.

Pierre Van Hooijdonk'un takımı: Nurettin Yıldız, Taygun Erdem, Semih Yuvakuran, Hakan Tecimer, İlker Yağcıoğlu, Sercan Görgülü, Elvir Baliç, Şenol Ustaömer.

Elvir Boliç'in takımı: Yaşar Duran, Saffet Akbaş, Cem Pamiroğlu, Saffet Sancaklı, Atilla Güneş, Kemalettin Şentürk, Zafer Tüzün, Tarık Daşgün.


Yapılan kura çekimi sonrası da ilk maçlar şu şekilde olacak:

1-Boliç'in takımıyla Hakan Ünsal'ın takımı
2- Tanju'nun takımı ile Nouma'nın takımı
3- Van Hooijdonk'un takımı ile Sergen'in takımı

Güzel ve ilgi çekici bir organizasyon olacak ama işin tek sevimsiz yanı, maçların banttan yayınlanacak olması... Bugüne kadar ilk maçlar oynandı lakin televizyondan izleme şansımız olmadı, yayına girildiğinde de ikinci ve üçünüc maçlar yapılmış olur büyük ihtimal. Belki final maçı canlı olur diye umut ediyoruz. Ama, maçları televizyonda değil de yerinden izlemek isteyenler Ayhan Şahenk'e gidip yerinden takip edebilir, tezahürat yapabilir...

24 Nisan 2009 Cuma

Ankara Tayfası, Mondiali Antirazzisti'de


1997’den beri İtalya’da ırkçılığa karşı dünya taraftarlarını bir araya getiren Mondiali Antirazzisti'ye Türkiye'den de katılım var: Locomotive Anatolia...
Adanademirspor sevdalısı Ankara tayfasının "biz de katılabilir miyiz acep" deyip, organizasyonun web sitesine yolladıkları maillerine "Ne bekliorsunuz. Biletlerinizi alın ve gelin" cevabı üzerine Adana Demirsporlular başlamışlar bile hazırlıklara... Yolculukla ilgili gelişmeleri bloglarından yakından takip ediyoruz.
Öncelikle pasaport-vize prosedürlerinde kolaylıklar dilerken, İtalya seyahati için de "Yolunuz açık olsun arkadaşlar"

20 Nisan 2009 Pazartesi

Nike Halı Saha


Havaların düzelmesiyle haftada bir gece yaptığımız halı saha maçlarını artık ikiye çıkarmışken, gittikçe de form tutup, rakipler aramaya başlamışken Nike'ın turnuvası ilaç gibi geldi... Nike, ülke genelindeki yetenekli gençleri ortaya çıkarmak için Nike Halı Saha Ligi kurmaya karar vermiş. Bu turnuvanın reklamlarını ilk olarak NTVSpor'da gördüm. Fuat Akdağ, Sergen Yalçın, Ercan Taner, Hakan Ünsal, hatta Burcu Esmersoy bile "hırs ve öfke" rolü yaparken, Rıdvan Dilmen "saldırgan olmak lazım" tarzı laflar ederken bile gülüyordu. O gülerken, biz de gülmüştük televizyon başında... Neyse turnuvada oldukça çekişmeli maçların olacağı kesin, halı saha grubumuzla 20li yaşlarımda olsaydık kesin katılırdık ama bu göbekli halimizle bizi orada yerler, en güzeli bize yakın sahalarda "güzel futbol dilenciliği yapmak"...Turnuvaya katılmak isteyenler yukardaki bannera tıklasınlar yeter...

11 Ocak 2009 Pazar

Sexy Soccer


2008 yılındaki Avrupa şampiyonasında Almanya'nın ev sahibi Avusturya'yı 1-0 yendiği maçtan önce oynanan Avusturya-Almanya "bayan" maçını "büyük çekişme" sonrası ev sahibi takım 10-5 kazanmış. Maçtan fotolar aşağıda bir demet halinde. Haberimiz yoktu, olsa gider miydik? Gidemezdik tabii ama en azından o bölgede olanları bilgilendirirdik, maçın zevkine varan 50-100 kişiden biri de blog okurlarımızdan çıkardı... "Tüh kaçırdık" diyenler için bir sonraki maç 2010 Dünya kupası maçlarından önce... Şimdiden not alınız...


30 Ağustos 2008 Cumartesi

Manchester Utd:1-2:Zenit St Petersburg







İkinci yarısından itibaren izlemeye başladığım Süper Kupa maçının, neden bu kadar gölgede kaldığını anlamış değilim. Aslında işin özüne bakılırsa "Süper Kupa" adı taşıyan bütün müsabaklar biraz heyecansız ve sönük oluyor. Bunun nedeni takımların yeni kadrolar oluşturması, hazırlık maçlarının havasından kurtulamaması olabilir. Aslında UEFA ve şampiyonlar Ligi finalleri biter bitmez hemen ertesi çarşamba koyacaksın Süper Kupa finalini, bakın Avrupa'nın en büyüğünün belirlendiği maç nasıl raiting rekorları kırıyor. Uzatmayalım, bunlar UEFA'nın işi, biz gördüklerimizi yazalım. Monaco gibi "capital"in egemen olduğu yerde çok sayıda Rus taraftar vardı ve tribün gösterisi yapıyorlardı gördüğümüz kadarıyla, İngilizler ise azınlıktaydı. Slavlar birbirine yakındır ama Manchester tribünlerindeki Bulgar bayrağı "istisna" olarak geçecektir kayıtlara. UEFA finalinde yer alamayan Pogrebnyak, kaldığı yerden devam ederken takımını izleyemediğimiz dakikalarda öne geçirmiş. İkinic devre de "Hakan Şükür tipi santrafor" olarak yıprattı Manchester defansını. Arshavin ise istediği oyuncağı alınmamış küskün çocuk misali, oyunu idare etti ama yerini Danny doldurunca Ruslar kupayı kazanmasını bildi. Danny'nin attığı gol için "hallaç pamuğu gibi" defansı dağıttı desek kimsenin itirazı olmaz. Kırmızı şeytanlar ise hala "tatil havasında" gibiydiler, bir tek Tevez bir şeyler yapmaya çırpındı ki o da sahanın her tarafına koşmaktan bulunması gereken yerlerde bulunamadı. Herkes Ronaldo2yu aradı ayaklarına top geldiğinde ama Portekizli de tribündeydi, aklı kim bilir nerelerde. Aklı Maradona'da olan Scholes ise maça noktayı koydu... 2000 senesinde Galatasaray'ın başardığını bu sefer Zenit başarmış oldu, tebrik ederiz...

Manchester Utd Van der Sar, Neville (Brown 76), Ferdinand, Vidic,Evra, Fletcher (O'Shea 60), Anderson (Park 60), Scholes, Nani,Rooney, Tevez.

Yedekler: Kuszczak, Gibson, Campbell, Possebon.

Kırmızı Kart: Scholes (90).

Sarı Kart: Scholes, Anderson, Tevez.

Gol: Vidic 73.

Zenit St Petersburg Malafeev, Krizanac (Radimov 70), Aniukov,Puygrenier (Shirokov 62), Sirl, Zyryanov, Danny, Denisov,Tymoschuk, Pogrebniak, Dominguez (Arshavin 46).

Yedekler: Contofalsky, Kim, Tekke, Faitzulin.

Gol: Pogrebniak 44, Danny 59.

Seyirci: 18,500

Hakem: Claus Bo Larsen (Danimarka)

15 Ağustos 2008 Cuma

Red Bull Street Style



Futbol topuyla ilk tanışmamız belki babamızın salonda ayağımızı tutup itiklettiği ve topa vuruş hamlesini gerçekleştridiğimiz şekilde oldu ama kendimizi bilerek ilk topa vuruşumuz evimizin karşısındaki sokakta olmuştur. Daha sonrasını anlatmaya gerek yok, hava kararıp yatsı namazı okunana kadar ter su içinde yapılan mahalle maçları, ikiye iki tek kaleler ya da "dokuz aylıklar"... Çocukluğumuzun bu saf halini Red Bull almış ve hem reklam yapmak hem de yetenekli gençlere şans vermek için "sokak futbolu" turnuvası düzenlemiş. Kurallar aşağıda:

3 dakika, 2 oyuncu ve 1 top. Oyuncular, ikili gruplar halinde karşı karşıya gelir ve müzik eşliğinde 3 dakika boyunca, futbol topuyla hünerlerini gösterirler. Toplam 3 dakikalık performans süresi içinde, 20 şer saniyede bir sıra diğer oyuncuya geçer. Amaç, en artistik haraketleri, çalan müzikle un uyumlu şekilde gerçekleştirmektir. Finallerde, jürinin 3 dakikalık performansta değerlendireceği kriterler, kontrol, yaratıcılık ve stil olacaktır. Her karşılaşmanın kazananı, bir sonraki tura geçer. Ellerin hiçbir şekilde kullanılmamazı ve 7 metre çapındaki sahne içinde haraket edilmesi gibi stardart kuralların dışında herhangi bir sınırlama yoktur.

Çok objektif olmadığı için kurallar, kaybeden her daim "hakkım" yendi fikriyle ayrılacak müsabakadan, keşke minyatür kale teke tek maç yapılsaydı, sokakta her zaman oynadığımız gibi. Kuralları değiştirme şansımız yok ama eğlenceli vakit geçirmek isteyenler Türkiye finallerini seyretmek için 20 Ağustos günü Beşiktaş meydanına gidebilirler. Hoş vakit geçireceğiniz kesin...

8 Ağustos 2008 Cuma

Olimpiyat Oyunları









İnsandan çok başka bir şeyin olmadığı Çin'de Olimpiyat yapılırsa açılışı da böyle olur. En ucuz malzeme olan "insanı" kullanarak Çinliler dillere destan bir açılış yaptılar. Bakalım oyunlar boyunca misafirperverlikleri nasıl olacak, izleyip göreceğiz.

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Kumda Gelenek Bozulmadı

2008 Plaj Futbolu Dünya Kupasında sürpriz olmadı. İtalya'yı finalde 5-3 yendikten sonra 44 yaşındaki kaptan Junior Negao (ki kendisi 1995'te Zico ile aynı plaj takımında oynamış) emekli olmadan önceki son kupasını gururla kaldırdı. Ben seyretmedim ama çeyrek finaldeki İtalya-Fransa maçı için müthişti diyorlar. Brezilya 4.kez düzenlenen kupayı 3.kez kaldırmış oldu. Kupada 3. ise İspanya'yı 5-4 yenen Portekiz oldu.

Blog Widget by LinkWithin