Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2021 Cuma

Karalama Defteri #59

 
Karalama Defteri'nin 59. bölümünü geçen cumartesi oynanan Fenerbahçe-Galatasaray derbisine ayırdık ve maçtan 2 gün sonra yaptık ki karşılaşmaya dair, öncesi, içi ve sonrası, her şeyi konuşmak istedik. Öyle de yaptığımızı düşünüyoruz zira 1 saat 13 dakika süren bir kayıt yaptık... Podcastte değindiğimiz başlıca konular aşağıda:

  • Seyircisiz Maç Nasıl Seyircili Oldu?
  • Fatih Terim'in Mont Uğuru
  • On Yıllık Bir Şilt Hikayesi
  • Cüneyt Çakır, Ali Palabıyık ve Yardımcıları
  • Albayrak'a Çirkin Saldırı
  • Golcü Mostafa Mohammed
  • Gizli Kahraman Taylan
  • Müthiş Transfer Muslera
  • Emre Kılınç Yerini Buldu
  • Özür Dileriz Arda
  • Fedakar Sarrachi
  • Erol Bulut'a Gelen Kağıt
  • ve daha fazlası..

Dinlemek için de Spotify linki burda...

Ama hazır bloga gelmişken yandaki uygulamadan da kaydı dinleyebilirsiniz...

Keyifli dinlemeler, yorumlarınızı bekliyoruz...

29 Aralık 2020 Salı

Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgası

 


Blog kültürü ile tanışmak 2007 senesine denk geliyor. Forumlarda yazıyoruz, yeni yeni hayatımıza giren sosyal medya ile tanışıyoruz, maçlara gidiyoruz, İngilizcemize ve Bulgarcamıza güvenip yabancı sitelerden "transfer haberi" kovalıyoruz, tribünlerden fotoğraf çekiyoruz ve hatta işi daha da ileri götürüp fanzin dahi çıkarıyoruz. Bir bakıma adı konmamış "gazetecilik" yapıyoruz... Yalnızca ben değil, özellikle Bülent abinin "aceto balasamico"sundan esinlenen herkes blogger olup, futbol yazıyor, lig takip ediyor. Tabii bu durumda ister istemez ortalık da Premier Lig, La Liga, Seria A ve Bundesliga'dan geçilmiyor. Bir kaç arkadaş Brezilya ligi yazıyor, bazıları da Fransa'dan bildiriyor. Karar verme aşamasındayım: Ya sürüye katılacağım, ya da farklı olan yolda yürüyeceğim... Aykırılık işlemiş ki ruhumuza, değişik olanı aradım ve futbolla ilk tanıştığım toprakları yazmaya başladım ultras/Movement blogda: Bulgaristan. Memlekette takip edilen bir lig mi, tabii ki değildi ama orada da futbol oynanıyordu, orada da "ölümüne" derbiler yaşanıyordu, orada da takımı için hayatını feda eden taraftarlar vardı... Bir haber, iki haber, bir röportaj tercümesi, tribünden bir fotoğraf derken, Bulgaristan futbolunu Türkiye'de yazan bir mecra haline geliverdi bu satırlar... Hiç de pişman olmadım, ve hep "iyi ki aykırı olmayı seçmişim" dedim durdum...

Şimdi yine "rahat battı" ve bir meceraya koyulduk. "Futbol izledik, futbol yazdık ve şimdi de futbol konuşuyoruz" diyerek Karalama Defteri adını verdiğimiz bir podcast vasıtasıyla ayak topuna dair tecrübelerimizi, anılarımızı ve izlenimlerimizi sesli olarak dillendirmeye başladık. Çok da keyif aldık, biz keyif aldıkça bizim sohbetimize dahil olan dostlar kümesini de büyüttük de büyüttük... Bir bakıma ultras/Movement blogun emekleme dönemlerini tekrar yaşadık... Karalama Defteri "laflarımızı" taşıyamayacak seviyeye gelince, futbolun güler yüzünü konuşmak için "Boş Mukavele"yi de ekledik podcastlerimize... Galatasaray'ımızı ve Türkiye Ligini "Karalama Defteri"nde, futbolun magazinini "Boş Mukavele"de konuşur olduk... Yetti mi? Yetmez... Madem blog olarak Bulgaristan futbolunun komşuya aşılan penceresi olduk, bir de başta Bulgaristan olmak üzere Balkanların sesi olmaya niyetlendik ve "Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgası" podcast ile kayıtlara başladık... Hiç beklemediğimiz kadar da "destekleyici" yorumlar aldık, almaya devam ediyoruz... Arkamızda da böyle bir "gaz" olunca dün gece beşinci bölümü çektik, yayına verdik... Umarım uzun soluklu oluruz...

Bu arada bu kadar işe girişmişken, ilk göz ağrımız ultras/Movement blogu da ihmal ettiğimin farkındayım ve bu içimde bir ukte olarak kaldı, maç izlerken tutulmuş bir çok not, bloga maç yazısı olarak yazılmayı bekliyor, geç de olsa yazılacak zira onların yeri ajandaların sayfaları arasında kaybolmak değil bu satırlarda gün yüzüne çıkmak...

Uzun zamandır yazmamışım, bu da iyi bir "dert dökme" oldu siz değerli dostlarla... Bizi hep desteklediniz, yeni yılda da desteklerinizi bekliyoruz...

ultras/Movement podcastleri Spotify üzerinden dinlemek için tık

ultras/Movement podcastleri Apple üzerinden dinlemek için tık

ultras/Movement podcastleri Google podcast olarak dinlemek için tık

Ya da hiç uğraşma, sayfanın sağında zaten yüklü, blog okurken oradan dinleyiver...



Sumi Sultan

 

Şumudica'nın Türkiye'deki başarısına sessiz kalmayan Gazetta Sporturol'un manşeti...
Seviliyorsun hocam...


29 Kasım 2018 Perşembe

Hüseyin Göçekseverler Derneği


Galatasaray başkanı Mustafa Cengiz'in geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada "düdüğü asmasını" istediği Hüseyin Göçek, Halis Özkahya ve Fırat Aydunus'tan Hüseyin Göçek ve Halis Özkahya'nın Merkez Hakem Kurulu tarafından "ikinci bir değerlendirmeye kadar" dinlendirilmesi kararının ardından Kulüpler Birliğinde bulunan Galatasaray dışındaki 17 takım başkanı bir deklarasyon imzalayarak bu iki hakeme sahip çıktıklarını belirtmişler.
Halis Özkahya'da çok canlar yakmıştı da özellikle Hüseyin Göçek'i bu kadar seven kulüp başkanlarını görünce, googlea "Hüseyin Göçek Tepki" yazdım ve bakın karşıma neler çıktı:



Kendi canları yandığında Hüseyin Göçek'ten her şekilde şikayetçi olan, maçlarına istemeyen, "şehirlerine sokmayanlar", söz konusu Galatasaray olunca birden hak hukuk unutup "Hüseyin Göçekseverler Derneğine" dönüşüvermişler... İlginç değil mi?

22 Haziran 2018 Cuma

Arjantin Galibiyeti Sonrası Hırvat Basını

 Hırvatların, Arjantin'i 3-0 yenerek büyük süske yaptığı maçtan sonra Hırvat basını aşağıdaki gibi manşetler atmış...


19 Haziran 2018 Salı

Helal Olsun Brandt


Son Dünya Şampiyonu Almanya, Rusya 2018'de oynadığı ilk maçta sürpriz bir Meksika yenilgisi alınca, Alman basını günah keçisini bulmuş: Julian Brandt... Maça son dakikalarda dahil olan ve çektiği şutla neredeyse takımını ipten almaya yaklaşan genç oyuncu, maç sonu taraftarla selfie çekmiş... Suça bak, suça... Zavallı çocuk da kendisini savunmuş: "Takım arkadaşlarımla çıkış tüneline doğru giderken bir çocuk adımı seslendi ve selfie çekinmek istediğini söyledi. Çocuğu kırmadı, başka bir şey düşünmedim o anda" diye cevap vermiş eleştirileri...
Sıkma canını be Julian, sen en doğrusunu yaptın... Takımını desteklemek için kilometrelerce yol yapmış, bilmediği bir ülkeye gelmiş ve galibiyet sevinci yaşayamamış bu çocuğa, taraftara sırt çevirmek mi adamlık yoksa onun yüzünü bir nebze de olsa güldürmek mi?  Endüstriyel futbol derken, tam da buna karşıyız işte: Oyunun bir ruhu var ve onu öldüremezsiniz... Taraftarlar, futbolcular robot değil, duyguları var, sevinçleri var, hisleri var, üzüntüleri var... Her şey kazanmak ya da kaybetmek değil... Bir şeyler paylaşabilmek de önemli... Taraftarı anlayabilmek de... O yüzden helal olsun sana Julien... Büyük topçu olacaksın, büyük...


13 Nisan 2018 Cuma

Loving Madrid


Hakem olmak da zor iş...
Nereden bileceksin ki eşinle gittiğin İspanya tatilinde çekildiğin fotoğraflar, gün gelecek başına dert açacak...
Real Madrid-Juventus maçının son dakikasında tartışmalı bir penaltı kararı verip, Buffon'u kırmızı kartla oyun dışına ihraç eden İngiliz hakem Michael Oliver'a İtalyanların öfkesi dinmek bilmiyor.
Siyah-beyazlı taraftarlar İngiliz hakemin eşi Lucy Oliver'ın twitter hesabından paylaştığı "Madrid'i Seviyoruz" ve "Bence, fena bir stadyum değil" mesajlı fotoğraflarını bulup, kendisini Real Madrid'i "tutmakla" suçluyorlar...


5 Nisan 2018 Perşembe

Liverpool'un City Galibiyeti Manşetlerde


 Dün gece Kloop'un Liverpool'u Pep'in City'sini "dağıtırken", İngiliz gazeteler de çoğunlukla Salah'ın gol sevincini manşetlere taşıyarak kırmızıların galibiyetini haber yapmışlar...








22 Ocak 2018 Pazartesi

Basın Yalan Yazıyor


Memleketin 2-3 spor gazetesinden biri olan Fanatik, bugün içeriğinde ve logosunda değişiklik yaparak okuyucusu karşısına çıktı. "Ülkemizde uzun uzadıya yazı okunmuyor" diyerek köşe yazarlarına yazılarını kısa notlar şeklinde yazdıran gazete, logosunu da L'Equipe tarzı yapmış. İmaj değişmiş ama zihniyet hala aynı... Olay mı ne?  Bugün gazetenin internet sitesine girdiğimizde yukarıda fotoda yer alan iki başlıkla karşılaştık. Gazetede çalışan arkadaşlar yememiş-içmemiş, daha yeni başkan mazbatasını almadan başlamışlar "haberlerine!?"... Gomis parasını alamadığı için sakatlık numarası yapıyormuş, Fatih Terim yeni başkanın önünü açmak için istifa edecekmiş... Oysa gazeteci oldukları için en iyi onlar tanımaları lazım Gomis'i, Fransız topçunun ne kadar profesyonel, işine ne kadar saygılı olduğunu ve bir sorun varsa bunu doğrudan muhattaplarıyla görüştüğü, "sinsi" numaralar peşinde olmayacağı. Ya da başkan Mustafa Cengiz'in adaylığını açıkladıktan beri sürekli ağzında Fatih Terim isminin dolaştığı ve Dursun Özbek'in hocayı takımın başına getirmeden önce Mustafa Cengiz ve yönetiminde yer alanların tek arzusunun Fatih hoca olduğunu...
Yıllar onca ultrAslan kale arkasında aşağıdaki pankartı açmıştı, maalesef seneler geçse de basındaki niyetler değişmiyor, sonra da gazetelerde çalışanlar ülkede gazete tirajları çok düşük, kimse okumuyor diye ağlıyor. Gerçek dışı haber yazdığınız sürece sizi kimse almaz...


20 Ocak 2018 Cumartesi

Samsun Trafik Anarşisine Yenildi


Böyle yazıyordu 21 Aralık 1989 günkü Milliyet'in manşetinde.  Malatya deplasmanına giderken meydana gelen kazada teknik direktör Nuri Asan, futbolculardan Muzaffer ve Mete ile otobüs şoförü Asım Özkan olay yerinde hayatını kaybetmiş, Yugoslav futbolcu Zoran Tomiç ise altı ay komada kaldıktan sonra ülkesinde vefat etmişti. Kırmızı-beyaz renklerine o gün siyahı da ekleyen Samsunsporlularun başı tekrardan sağ olsun, futbol şehitlerin mekanı cennet olsun...

16 Ocak 2018 Salı

İlk Günkü Destek Ruhuyla


Galatasaray geçen hafta Turkcell'le sponsorluk anlaşması imzaladı ve akabinde de bu sponsorluk kampanyası için çekilen reklam filmi internet alemine düştü. Ali Sami bey ve arkadaşlarının Galatasaray'ı kurdukları günleri anlatan filmde, forma için nasıl para topladıklarına vurgu yapılmış. O günkü ruhla bugün de Galatasaray için elimizi cebimize atmamız beklenirken, hali-hazırda Galatasaray 'ın başında olan idareciler nedense hep para lazım olunca biz taraftarı düşünüyorlar. Keşke kulübe uyelik şartlarını gözden geçirirken de bugün reklam filmleriyle ceplerindeki paraya göz diktikleri taraftarlar akıllarına gelse. Neyse, umarım yakın zamanda gerçekleşecek olan seçimde bizden birileri gelir de, Galatasaray'ın aydınlık geleceğine doğru adım atarız... Reklam filmi harika, sonundaki Turkcell hat bölümü dışında tabii, bir de buna benzer bir Galatasaray filmi çekiminin çalışmaları olduğunu duydum, müjdemiz olsun...

Come to Beşiktaş


Beşiktaş bu "Come to Beşiktaş" olayına iyice sardı, sloganın üzerinden yürümeye devam ediyorlar. Topçu transferinde kullandıkları sloganı şimdi Mevlana'nın sözlerini de İngilizceye çevirerek yurt dışı tanıtım kampanyasında kullanmışlar. Videoda Beşiktaş'tan giden (go) Cenk'in "Beşiktaş'a gel (come)" sloganında kullanılması da tebessüm ettirdi...

11 Aralık 2017 Pazartesi

Gracias Xabi

Bayern Münih'in Şampiyonlar Ligi son 16 kurasında Beşiktaş'la eşleşmesinin ardından kuraları çeken Bild gazetesi Bavyera ekibinin eski oyuncusu Xabi Alonso'ya "kendi dilinden" teşekkür eden bir haber yayınladı."Gracias Xabi" diye manşet atan gazete editörleri, dişli rakipler arasından Bayern'e Beşiktaş'ın çıktığını, Real Madrid'e de Paris Saint Germain geldiğini belirttiler.


Almanlar ne kadar mutluysa, İspanyollar da o kadar memnuniyetsiz bugünkü kuradan ve Alvaro Arbeloa'nın tweetini alıntılayarak "Alonso'nun ayaklarının ellerine göre daha iyi çalıştığını biliyoruz" diye manşet atmayı ihmal etmemişler. İspanyol takımlara mı kim çıktı:
Barcelona-Chelsea
Real Madrid-PSG
Sevilla-Manchester United


17 Şubat 2017 Cuma

Bi' Huzur Verin


Galatasaray, bu hafta iç sahada kaybedilen Kayserispor maçından sonra teknik direktör Jan Olde Riekerink ile yollarını ayırırken, yerine Igor Tudor'u getirdi. Bu ayrılıkta takımın son maçlarda aldığı başarısız sonuçların etkisi de varken, esas sebep olanlar ise hala Hollandalı hocaya "çakmaya" devam ediyorlar maalesef. Galatasaray'ın kaybettiği ve bariz hakem hatalarını rakiplerin teknik adamları ve başkanlarının dahi kabul ettiği Karabük ve Başakşehir maçlarından sonra bile hakemi sayfalarının "kıyısına köşesine" koyup, hocayı manşetlere taşıyarak "algı yaratanlar" yine "döktürmüşler" klavyelerinden hikayelerini...


Neymiş, "Riekerink formayı elinin tersiyle itmişmiş" "Galatasaray taraftarı bu tepkiye şaşırmışmış"... Mışta mış...
Bu ülkenin gördüğü en naif ve kibar hocalardan biri olan Riekerink'e karşı bu tavrın sebebi mutlaka bir "kuyruk acısıdır", Halil Özer'in "Galata Sarayı Efendileri" kitabında bahsettiği Florya'dan "sızmaları" belli ki yok ettiği, bazılarının istediği "ayrıcalıkları" vermediği ve en önemlisi işini adam gibi yaparak Galatasaray'ın menfaatlerini koruduğu olsa gerek... Kendisi hakkında çıkan haberler üzerine  Hollandalı hoca şahsi instagram hesabından aşağıdaki açıklamayı yapmış:

"Dün kulüpten çıkarken her zaman olduğu gibi tesise gelen taraftarlarımız için durdum ve formalarını imzalayıp fotoğraf çektirdim...Bu sırada gazetecilerin geldiğini görünce imza vermeyi bırakıp yoluma devam etmek istedim ve sonrasında çıkan formaları imzalamadı,fotoğraf çekilmedi gibi haberler beni çok üzdü...Tesise gelen bütün taraftarlarımız çok iyi bilir ki herkesle tek tek fotoğraf çekilip imza veririm...Galatasaray taraftarı benim için hep önemli oldu ve hayatım boyunca hep önemli olmaya devam edecek..."

Bizler zaten hocanın Galatasaray'a karşı olan duygularının farkındayız, böyle haberleri "bi tarafımıza takmıyoruz" bile de, haberde bahsedilen Numan Biçen adlı taraftar da hocanın paylaştığı kalem fotoğrafının altına şu cümleleri sarf ederken, basındaki Galatasaray karşıtlarına çakmış voleyi doksana:

" adam formayı itmedi dün yapılan haber kesinlikle yalan forma imzalatan bendim ben verdim tam imza atarken 5 6 kişilik basın mensupu foto çekmek istedi o yüzden bıraktı biraz ileri gitti beni bekledi güvenlik yasak bölge dedi yine de herşey için teşekkür ediyorum kalem sahibi bnm dün floryadan almıştım böyle bir paylaşım yaptığınız için adam gibi adamsınizzz"

Şimdi bu haberi yapan utanır mı dersiniz?
Ben hiç zannetmiyorum...

12 Şubat 2017 Pazar

The Sun'a Liverpool Yasak


Kulüp gibi kulüp... Protesto gibi protesto... Tavır gibi tavır...
Öyle göstermelik, üç beş günlük tepki değil, bir ömür sürecek bir tepki gösteriyor Liverpool, İngilizlerin tabildot gazetesi The Sun'a...
Bundan 28 sene evvel meydana gelen Hillsborough faciasının hemen ardından The Sun gazetesi Liverpool taraftarının ölen kişileri gaspettiğini ve ölenlerin üstlerine idrarlarını yaptıklarını yazmış, Liverpool şehri ayaklanmıştı. The Sun'a tepki o kadar büyük olur ki, Liverpool'un ezeli rakibi Everton taraftarları da "Liverpool şehrinde The Sun satılmayacak" diyerek protestoya katılmışlardı.
Faciadan günümüze 28 sene geçmesine rağmen taraftarlar protestolarını devam ettirirken, Liverpool kulübü de cuma günü yaptığı bir açıklamayla The Sun muhabirlerinin kulübün her türlü bina, tesis, antrenman sahası gibi birimlerine girişini yasaklamış...
Dedik ya, kulüp gibi kulüp, protesto gibi protesto...
Bizde olduğu gibi taraftarın gazını almak için akreditasyonu iptal edip, üç gün sonra affedip,bir de kulüp televizyonuna çıkarmıyorlar "yalan" haber yapanları adamlar...


13 Kasım 2016 Pazar

Utanç Vericiydi, Küçük Düşürücüydü

İskoçya'nın Dünya Kupası Eleme Grubu müsabakasında İngiltere'ye 3-0 kaybetmesinin ardından ülkenin  spor gazetelerinden Record Sport, kapağında siyah bir sayfa üzerinde
" Utanç vericiydi. 
Küçük düşürücüydü. 
Kalp kırıcıydı... 
Ve biz size fotoğraf göstermeye dahi dayanamıyoruz "
diyerek manşet atarken, sayfanın altında ise " Ama gerçekten okumak zorundaysanız, sayfayı çeviriniz"  diyerek mağlubiyeti oldukça sert eleştirmiş...


7 Kasım 2016 Pazartesi

Mete Kalkavan ve Trabzon Medyası


Beşiktaş-Trabzonspor maçında göstermiş olduğu "başarısız" yönetim ile Beşiktaş'ın 3 puan almasında pay sahibi olan Mete Kalkavan'a Trabzon yerel gazeteleri ateş püskürdü. Karadeniz gazetesi "Kan Emici" başlığı atarken, Günebakış gazetesi, Beşiktaş forması giydirilmiş Mete Kalkavan resmi üzerine "Yeter" manşeti ile öfkesini gösterdi. Karadenizde Son noktası gazetesi "Kalkavan:2 Trabzonspor:1" derken, Taka ise "Bir hakem cinayeti daha" diye ateş püskürüyordu Mete Kalkavan'a...




6 Haziran 2015 Cumartesi

Blog Widget by LinkWithin