11 Mart 2026 Çarşamba

Galatasaray:1-0:Liverpool


We Are Family and Family is Everything (Biz bir aileyiz ve aile her şeydir) yazarken bir kale arkasında, diğerinde de Liverpool'un dünyaca meşhur sloganı You'll Never Walk Alone (Asla yalnız yürümeyeceksin)'a atıfta bulunan You Are Alone in Sami Yen Hell pankartı beliriyordu. Ve başta hakem arkasında iki takımın topçuları Şampiyonlar Ligi marşını dinlemek için yeşil sahaya ayak basarken hemen karşılarında "The World Met Hell Here, Welcome To Hell" uyarısı beliriyordu... Şampiyonlar Liginin yeni formatında grupta birbiriyle eşleşen Galatasaray ve Liverpool bir kez daha Sami Yen'de kozlarını paylaşacaktı: Tarih tekerrür mü edecekti yoksa İngilizler Galatasaray'a karşı İstanbul'daki makus talihlerini yenecek miydi?


Handel'in 1727 yılında bestelediği Zadok the Priest bestesinden uyarlanan Şampiyonlar Liginin o ikonik müziği çalarken başta kaptan Abdülkerim olmak üzere Uğurcan, Sanchez, Lemina, Osimhen, Sara, Torreira, Jakobs, Singo, Lang ve Barış şeklinde sıralanan sarı-kırmızılılar arasında şüphesiz en duygulanan oyuncu Victor Osimhen'di, zira bir kaç hafta evvel bir internet sitesine yazmış olduğu hayat hikayesinde yaşadığı zorlukları anlatırken anne özlemini belirtmiş ve bu herkesi derinden yaralamışken Galatasaray taraftarı da annesinin ve kızının olduğu bir koreografi ile oyuncularına "Biz Bir Aileyiz" diyerek kucak açıyordu... Maçı anlatan spikerin dediği gibi Osimhen bu günü asla unutmayacaktır... Tıpkı yaşlısı genci bütün Galatasaray taraftarları gibi...


Eylül ayında 1-0 kaybettikleri maçta taraftarın yoğun tezahüratından etkilenen İngilizler, bu sefer "cehenneme" biraz daha alışıklardı ki Galatasaray'ı kendi silahıyla vurmayı seçmişlerdi: Rakip sahada çok adamla baskı kurup, kapılacak toplarla gol aramak. Gil Manzano'nun ilk düdüğü ile Ali Sami Yen'de taraftarın yarattığı "kulakları sağır eden" tezahürattan Liverpool'luların rahatsız olması beklenirken, Galatasaraylı topçuların "eli ayaklarına dolanıyordu" ki daha maçın skorbordu ikinciyi dakikaya geçmeden deplasman takımı öne geçecekti ki Wirtz boş kaleye topu yuvarlayamadı. Devamında yine Sanchez'ten, Torreira'dan, Singo'dan pas hataları derken, Galatasaraylıların hafızalarından silmek istedikleri bir 6 dakikalık süreç yaşanırken, bu kâbus tünelinden çıkış anahtarı Lang oluyordu.  Hollandalı teknik direktör Slot Barış Alper'i yakın markajla Kerkez'e durdurma emri vermiş ama ters taraftaki vatandaşını "hafife almanın" cezasını yediği golle öderken, Galatasaray'ın savunmadan çıkmakta zorlandığı dakikalarda Noa Lang nefes oluyordu. İşte yine Lang'ın kişisel gayretle taşıdığı top sonrası kazanılan köşe atışında, Sara ortaladı, Osimhen en yükseğe zıpladı ve kafa pasında Lemina "tekmeye kafa koyarak" maçın tek golünü kaydediyordu... İki yıla yakın süredir duran toptan gol yemeyen İngilizler bir ilki de tadıyordu...


Erken gol Liverpool'un oyun planını bozmadı, yine çok adamla oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediler ama kaptırdıkları toplar yahut Singo ve Abdülkerim gibi savunmacıların orta sahayı topla geçmesiyle savunmalarında eksik yakalandılar ki 9. dakikada Osimhen'in kazandığı topta Barış pas vermede başarılı değilken, iki dakika sonra Jakobs'un ortasında Osimhen yine en yükseğe zıpladı, kafa vuruşu az farkla auta gidiyordu. İki takım çok dikkatli davranıyor, birbirini iyice tartıyordu ama pozisyonlar da yine basit hatalardan geliyordu ki deplasman ekibi uzun süre top çevirip, en boştaki Wirtz'i gördüğü bir anda Alman topçunun vuruşunu Uğurcan çeliyordu. Sonrasında Konate'nin uzaktan denemesi tribünlere giderken, Galatasaray'ın farkı ikiye çıkarma, belki de Liverpool'a Juventus "şoku" yaşatacak atakları peşi sıra gerçekleştiriyordu. Önce Lang'ın kavisli plasesini Gürcü kaleci eliyle değil şansına dirseğiyle kornere atarken, sonrasında Sara'nın ortasında Sanchez'in bomboş kafasını uçarak kornere çeliyordu Mamardashvili. Ve 5 dakika sonra Singo'nun kanattan yardırıp ortaladığı topu Konate Osimhen'e ikram etti de Victor'un sert vuruşu kaleyi tutmuyordu. İşte bu anlardan gelecek bir gol, belki de maçın Galatasaray adına kırılma noktası olacaktı.


Juventus maçlarında rakiplerini oyundan attıran Barış Alper, bu defa Kerkez'i de attıracaktı da İspanyol hakemler insaflıydı, sarı kartla cezalandırıyordu aşil tendona basılmasına ki maçtan sonra Slot yine ilk karşılaşmada olduğu gibi yine hakemden dert yanarken, bu pozisyondan bahsetmeyecektir.


İlk devrede olduğu gibi ikinci yarıya yine Liverpool baskılı başladı, Szoboszlai'nin şutunu Uğurcan çeldi, sonra ceza sahasında oluşan karambolde Mac Allister kaleyi tutturamazken, Galatasaray'ın ilk atağı Abdülkerim'in çaprazdan yan ağları sarsan sert şutuydu. Liverpool eşitlik ararken, Galatasaray ise savunmadan vurduğu uzun toplarla ikinci golü hedefliyordu ki, bunu da başardılar, Osimhen'in başlattığı atakta Lang ortaladı, Konate ıskaladı ve düşerken, Osimhen bomboş kaleye meşin yuvarlağı gönderiyordu ama yardımcı hakem topla alakası olmayan Barış için ofsayt bayrağı kaldırıyor ve Manzano da ona uyuyordu... Gol geçersizdi...


Ofsaytta kalarak golün geçersiz olmasına neden olan Barış, bir kaç dakika sonra Ekitike'ye al da at pası attı ki Uğurcan "ahtapotlaşmasa" Barış'ı çarmıha germek için bekleyenler davul zurna ile kutlama yapacaklardı. Sene başı transferin son günlerinde Trabzon'dan transfer edildiğinde "dudak bükenler" şimdi Uğurcan'ı avuçları patlarcasına alkışlarken, bu transferde ısrarcı olan Dursun Özbek de purosunu keyifle tüttürüyordur her kurtarış sonrası...


Kendi liglerinde köşe atışlarında rakip savunmayı ve kaleciyi "itip kakmaya" alışık olan İngilizler, bunu her pozisyonda yapmaya çalıştılar da İspanyol hakem dikkatliydi, özelikle kaleciye temaslara izin vermedi ama bir karambolde top Uğurcan'ı geçti lakin VAR hakemi Konate'nin elle temasını yakaladı, golü geçersiz kılıyordu. İlk maçın son dakikalarında kazandırdığı penaltıyı VAR engelleyen Konate, bu gece de takımının attığı golde bir kez daha VAR'a takıldı...


Lang ve Lemina'yı kenara alıp Yunus ve Sallai ile kuvvet tazeleyen Okan Buruk, yaptığı değişikliklerden de istediği sonucu aldı, zira Barış sol kanada geçince daha verimli oldu ve Galatasaray pozisyonlar da bulmaya başladı, önce Osimhen'in çaprazdan şutunu kaleci çıkarmışken Singo kaleyi tutturamıyor, ve bitime beş dakika kala Barış'ın yine kanattan sürüklediği topta Sara'ya topukla pasında Brezilyalı oyuncunun füzesi yine yağ ağlarda patlıyordu. 

Ekitike'nin auta giden kafası ile Gakpo'nun kaleyi tutmayan şutu deplasman ekibinin cılız atakları olarak istatistiklere geçerken, Jakobs'un dışarı giden gol denemesi de Galatasaray adına maçın son pozisyonu oluyordu.

Kaleci Uğurcan dahil bütün savunma elemanlarının sarı kart cezası sınırında oldukları bir maçı neredeyse kart görmeden tamamlamak üzereydi Galatasaray da Gil Manzano Sanchez'e faul dahi olmayan bir pozisyonda sarı kart çıkarıyor ve İngiliz şampiyonunu ikinci defa yenme mutluluğuna limon sıkıyordu...


Tarih tekerrür mü etti, yoksa deja vu der futbol ulemaları bilemem de Okan Buruk ve öğrencileri "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diye kulübün kuruluş hedefinin açıklayan Ali Sami Bey'in izinden gittiklerini bir kez daha göstermiş oldular.

İyi ki varsın Galatasaray, iyi ki...





Stat: RAMS Park

Tarih: 10/03/2026

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Angel Nevado, ,Guadalupe Porras Ayuso VAR: Guillermo Cuadra Fernandez

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 90+3), Mario Lemina (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 87), Noa Lang (Yunus Akgün dk. 77), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Mauro Icardi, Leroy Sane, Ahmed Kutucu, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Liverpool: Giorgi Mamardashvili, Joe Gomez, Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez (Andy Robertson dk. 60), Alexis Mac Allister, Ryan Gravenberch, Mohamed Salah (Jeremie Frimpong dk. 60), Florian Wirtz (Cody Gakpo dk. 73), Dominik Szoboszlai, Hugo Ekitike

Yedekler: Freddie Woodman, Kornel Misciur, Curtis Jones, Trey Nyoni, Amara Nallo, Kieran Morrison, Rio Ngumoha

Teknik Direktör: Arne Slot

Gol: Mario Lemina (dk. 7) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez (Galatasaray), Milos Kerkez, Virgil van Dijk, Ryan Gravenberch, Dominik Szoboszlai (Liverpool)

8 Mart 2026 Pazar

Beşiktaş:0-1:Galatasaray


Şampiyonluğa giden yolda her maç çok önemlidir, hepsi üç puan değerindedir ama Galatasaray'ın bir aylık fikstüründeki Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool, Trabzonspor serisinin başlangıç maçıydı İnönü'de oynanacak olan derbi. Oyunu her ne kadar güven vermese de içinde bulunduğumuz senenin namağlup takımı Beşiktaş, kötü giden sezonu kendi taraftarı önünde alacağı Galatasaray galibiyeti ile unutturup, Avrupa'ya katılmak için üst sıralara tırmanmak gayesindeyken, Galatasaray için ise rakibi Fenerbahçe'nin peşisıra kaybettiği puanlar sonrası dördüncü şampiyonluğa giden yolda atılacak çok kritik bir adımdı cumartesi geceki karşılaşma...

Beşiktaşlılar "fena inanmışlardı galibiyete", maçın biletlerini 10-15 dakikada tüketmişler, maç için de uzun zamandır yapmadıkları tribün kareografisi de yapmışlardı... Galatasaray taraftarı da bu sene bir kat daha yükseltilen tel örgülerle Amerikan hapishanelerine dönüşmüş deplasman tribününde yerini alırken, bir kaç gün önce yapılan ultrAslan iftarında Okan Buruk'un "kazanacağız, şampiyon olacağız" sözünün peşindeydiler.


Okan Buruk'un herhangi bir cezalı topçu olmadığı durumda kritik ve değerli maçlardaki on bir oyuncusu belliydi: Uğurcan - Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs - Lemina, Torreira -Barış, Sara, Sane, Osimhen... Aynı kadro ile sahadaydı hoca da yedekler de ligde üst sıralara oynayacak bir takım oluşturacak güçteydi: Günay, Icardi, Yunus, Eren, İlkay, Kaan, Nhaga, Lang, Singo ve Boey...


Maçın ilk pozisyonunda Galatasaray ceza sahası içinde Murillo'nun Barış Alper'in ayağına bastığı pozisyonda hakemin "pas" geçmesinden maçın nasıl gideceğini tahmin etmek bu meşin yuvarlağın peşinde ömrünü geçirmişler için pek de zor olmasa gerekti. Sonraki bir kaç pozisyonda da taraftarın "auuu, vuuu" gibi nidalarıyla düdüğünü üfleyen Ozan Ergin'i görünce, savımızı da kanıtlamış olduk. Hakemi bu yazının sonuna bırakarak devam edecek olursak, ligin hatta Avrupa liglerinin en fazla hücümda top kapan takımı olan Galatasaray ilk atağını da yine Beşiktaşlılar kendi yarı sahasından çıkarken kaptırdıkları topla buldu, Sara ara pasıyla Osimhen'i gördü, onun Beşiktaşlıların "dev adam" dedikleri Agbadou'nun bacak arasından geçirdiği top iyi yer tutan Ersin'de kalıyordu. İlk pozisyon Okan Buruk'un da statejisini göstermesi açısından önemliydi. İki takım birbirlerini tartıp, pozisyon ararken, ev sahibi çeyrek saat dolarken Sara'nın rakip sahada Cerny'e kaptırdığı topla başlayan atakta Asllani'nin ceza sahası önünden auta giden topla Uğurcan'ın kalesine gelirken, auta giden top belki de maçın geri kalanı için sinyali veriyordu: o top bu gece filelerle buluşmayacaktı.


Barış Alper Yılmaz nasıl ki sertlikleriyle ünlü İtalyanları peşine takıp sürüklediyse, İnönü'de de Agbadou'ya gerçek Hulk'un kim olduğunu gösterdi, siyah beyazlı topçuyu peşine taktı, ceza sahasına girdiğinde de topu terse çeviriverince yardıma gelen Uduokhai tarafından düşürülüverdi de hakem zaten düdük çalamazdı, oynattı dönen topta Sara'nın şutu Ersin'de kalıyordu... Şampiyonlar Liginde penaltı çalınacak pozisyona bizde ne hakem ne de VAR müdahale etmiyordu. Beş dakika sonra ise yine Beşiktaş'ın savunmadan çıkarken kaptırdığı topta, Sane 5 rakip oyuncu arasından bilardo topu misali Barış'a attığı pasta, genç topçu iyi kontrol etti ama plasesi o kadar da iyi değildi.

Ve yine Galatasaray'ın oyunun kontrolünü eline aldığı dakikalarda geliştirdiği atakta topla savunmadan çıkmaya çalışan Beşiktaşlılar yine kaptırdı ve Lemina-Sara-Sane paslaşmaları sonra Sane'nin yumuşak ayak içi asistinde Osimhen kafayla Ersin'i mağlup ederken, bu kez deplasman tribününe doğru koşarken maskesini çıkarıyordu.

İlk devre kaleyi tutan şutu olmayan Beşiktaş devre biterken en tehlikeli pozisyonu buldu, Orkun-Cerny-Murillo paslaşmaları sonrası sağ bek altı pasta boş kaldı da Jakobs "kayarak" belki de golü çıkarıyordu.


İkinci yarıya "kaybedecek bir şeyi olmayan" Beşiktaş daha istekli ve arzulu başladı oyuna ki Cerny'nin şutunu Uğurcan kornere atarken gelecek tehlikenin de ayak sesleri oluyordu. Sonrasında maçta sesi pek duyulmayan Oh'un çaprazdan vuruşu auta giderken, Galatasaray'ın Osimhen'le çıktığı ani atağı hakem kesiyordu. Galatasaray Barış'ın pasında Osimhen'le ceza sahası dışından kaleyi yoklarken, oyunda tekrar kontrolü eline geçirmeye başladığı anlarda Sane Rıdvan'ı geçmiş giderken ayağı Rıdvan'ın bileğine basınca maçın hakemi devam kararı verip, VAR'ın daveti ile Alman oyuncuya kariyerinin ilk kırmızı kartını gösteriyordu. Futbol oyun kuralları dünyada aynı ama bizim hakemlerimizin yorumlaması çok farklı, Falcao da kariyerinin ilk kırmızı kartını Türkiye'de görüyordu...


On kişi kalan Galatasaray ile taraftarının desteği ile neredeyse on iki kişi oynayan Beşiktaş'ın kalan yarım saatte mücadelesi tek kaleye dönüşmüştü, Juventus karşısında skoru koruyamayan Galatasaray bakalım gereken dersi çıkarıp savunma yaparak maçı kazanabilecek miydi? Sane ile Lang'ı değiştirecekken kırmızı karttan dolayı plan rotasyonu yapan Okan Buruk, Sara'yı kenara alıp daha enerjik bir takım yapmak için Boey'i sahaya sürdü, Sallai'yi ile sağ kanadı çiftledi. 


Ev sahibi Orkun'la vurdu, Olaitan ile denedi, savunmadan Agbadou ile geldi, Ndidi ile boş pozisyonda kaldı da ya Uğurcan sahneye çıktı ya da ev sahibi topçular beceriksizce topu kale yerine saha dışına atıyordu. Galatasaray ise maçın fişini çekecek pozisyonlar da buldu, 74te gelişen ani atakta Osimhen Barış'a iyi pas atamazken pozisyon harcanırken, iki dakika sonra oluşan karambolde Barış kaleciyle karşı karşıya kaldı, aşırtmasında Ersin'in kolu golü önlüyordu...

Maçın bitimine 9 dakika ekleyen Ozan Ergin, o da yetmezmiş gibi iki dakika daha fazla oynatırken, neredeyse bütün sarı-kırmızılı topçulara sarı kart gösterdiği gibi Okan Buruk'a da uzatmalarda kart gösteriyordu.


Galatasaray, atanı ve tutanına 100 milyon euroya yakın para harcayıp, bunun sonucunu kritik derbi maçında alırken, ev sahibi ve Galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen rakipleri hakem kararlarını bir hafta konuşmaya devam edecekken, Galatasaray ise bu maçın sayfasını çevirmiş ve kafalar salı günü oynanacak Liverpool maçına dönüyordu.

Şimdi gelelim hakem Ozan Ergin ve VAR'daki Ömer Faruk Turtay'ın kararlarına:


Maçın ikinci dakikasında Murillo'nun Barış'ın ayağına basmasına sarı kart verilmezken, Osimhen-Ersin pozisyonunda hakem faul çalıyor, nedense 1 dakika sonra sarı kart çıkarıyordu, kulağına mı üflendi diye sormadan edemiyor insan... Beşinci dakika Olaitan'ın taç çizgisi kenarında Sallai'ye çelmesi ise uyarılmadan geçiştiriliyordu... 74te Sallai'ye vurması yine görülmedi, ancak son dakikalarda itirazdan sarı kart gördü. 


Peki 20. dakikada Barış'ın Uduokhai tarafından ayağına basılması? Penaltı olması için daha ne yapılması gerekiyor?



Maçta dakikalar 27'yi gösterilirken Sane'nin Orkun'un ayağına bastığı pozisyonda ev sahibi topçular kırmızı kart beklerken, Ozan Ergin'in sarısı belki de diğer meslektaşlarını haklı çıkarıyordu zira Skrinar'ın Galatasaray derbisinde Sara'ya, Orkun'un da Trabzon maçında rakibine basmasına kırmızı kart çıkmıyordu.


Orkun demişken, maç sonu isyan eden Beşiktaşlı topçu, keşke Trabzon maçından sonra da "Benim hareketim sarı değil kırmızı karttı" diyebilseydi ama itirazdan gördüğü sarı kart sonrası, Osimhen'in sarı kartı olduğu halde hakemin düdüğü sonrası topu aşırtıp gol yapmasına ikinci sarı kart itirazı yaparken, Osimhen bu hareketi itiraz için değil, pozisyonun devamında yaptı ki hakemin çaldığı faul de tartışmalıydı (VAR'ın gelişi sonrası bu pozisyonlar devam ettiriliyor, gol olması halinde inceleniyordu)  oysa Galatasaray'lı oyuncu yerde yatarken hakemin oyunu durdurması sonrası öfkeyle topa vuran Orkun "şiddetli itirazdan" ikinci sarı görmeliydi ki ondan önce 55. dakikada hakemin kolundan tutup çekmesi bir başka sarı kart, yani Orkun maç boyu 3 sarı kart görecekken tek kartla günü kurtardı. Sürekli hakemin üzerine koşan Orkun tek kartla kurtardı da hakemin 3 adım ötesindeki kaptan Abdülkerim itiraz edince sarı neden görüyor acaba?

Peki dakikalar 30dayken Barış yine topu almış kanattan gidecekken Murillo'nun Barış'ın yüzüne vurup sarı kartı görmesi? İkinci dakika ayağa basma sarı olsa oyundan atılmayacak mı?


İlk devre biterken Agbadou'nun Osimhen'in ayağına basmasına bırakın sarı kart vermeyi, Ozan Ergin taç verdi, Beşiktaş kullandı, 42de Agbadou'nun Osimhen'in yüzüne eliyle vurmasına devam edilmesi gibi... Elle yüze vurmalar orda bitti mi, Olaitan 74te Sallai'nin yüzüne vurdu yine faul yok yine sarı yoktu. 

Singo'nun topa yükselirken Beşiktaşlının "kambura yatması" normalde Galatasaray lehine faul olacakken hem faulu ev sahibi kullandı, hem de Singo sarı kart gördü.



Maç biterken Agbadou'nun Eren'in üzerine çıkıp onu ezmesine hakem hemen düdük çalmıyor ve pozisyon bittiğinde faul çalıyordu da Osimhen'in ikinci sarı beklenilen atağında neden hemen düdük çaldı?

Kısaca, ev sahibi oyuncular ve Sergen Yalçın maçtan sonra mağlubiyeti Ozan Ergin ve VAR hakemine fatura ederken, FIFA kokartlı "tecrübesiz" hakem iki takım lehine de aleyhine de oldukça fazla hatalı karar verdi ve maça ister istemez damga vurdu...

Ve Sallai yerde yatarken topu auta atmayıp atak yapıp, üzerinden atlayan Beşiktaşlı oyuncu, Boey sakatlanmış ceza sahasında yerde olduğu için topu dışarı atmayı bırak onun ofsaytı bozmasından yararlanmaya çalışan Oh ve Uğurcan sakatlandığı için topu dışarı attığında "centilmenlik" gereği geri vermeyip Olaitan ile uzun taç kullanıp gol arayan Beşiktaş'ı görünce, "Efendi Beşiktaş" söyleminin Süleyman Seba döneminde kaldığını anlamış olduk maalesef...


Stat:
Tüpraş

Tarih:07/03/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Anıl Usta, Mustafa Savranlar VAR: Ömer Faruk Turtay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Vaclav Cerny (Cengiz Ünder dk. 72), Kristjan Asllani (Mustafa Hekimoğlu dk. 72), Orkun Kökçü, Junior Olaitan, Hyeon-Gyu Oh

Yedekler: Devis Vasquez, Gökhan Sazdağı, Tiago Djalo, Yasin Özcan, Milot Rashica, Salih Uçan, Kartal Yılmaz, Jota Silva

Teknik Direktör: Sergen Yalçın

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Yunus Akgün dk. 90+3), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 82), Lucas Torriera (Kaan Ayhan dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 67), Leroy Sane, Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Noa Lang, Mauro Icardi

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Victor Osimhen (dk. 39) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Leroy Sane (dk. 62) (Galatasaray)


Sarı kartlar: Orkun Kökçü, Amir Murillo, Junior Olaitan, Sergen Yalçın (Teknik direktör) (Beşiktaş) Victor Osimhen, Abdülkerim Bardakcı, Mario Lemina, Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Wilfried Singo, Okan Buruk (Teknik Direktör) (Galatasaray)

3 Mart 2026 Salı

Alanyaspor:1-2:Galatasaray (Türkiye Kupası)

Kupada üçte üç yapıp, çeyrek finale çıkmayı çok büyük oranda garantilemiş olan Galatasaray, ligde üç gün evvel mağlup ettiği Alanyaspor'a konuk olurken, Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool serisine çıkmadan önce Osimhen, Icardi, Sanchez, Abdülkerim, Sara, Yunus, Uğurcan, Sallai gibi oyuncularını İstanbul'da bırakarak geldi Alanya'ya... İlk onbirin değişmezleri yokken, Asprilla ve Nhanga gibi gençlere maça başlama şansı doğmuştu ve Okan Buruk kalede kupa kalecisi Günay, savunmada Boey-Kaan-Jakobs-Eren ile önlerinde tecrübeli İlkay ve çömez Nhaga, hücum hattında da Sane-Ahmed-Asprilla-Barış vardı... Barış fizikli olunca Okan Buruk onu dinlendirmeyi düşünmemiş, oynadıkça form tutacağını biliyordu...


80-81 sezonundan ilham alınarak yapılan beş yıldızın yan yana olduğu sarı formayla ilk defa sahaya çıkıyordu Galatasaray ve İlkay da o senelerin Fatih Terim'i gibi Jakobs ve Kaan'ın arasına girerek sarkık libero gibi "abilik" yapıyordu takıma. İlkay "halı sahaların ağır abisi"ydi de 18 yaşındaki Nhaga enerjisi ve isteğiyle sahanın her tarafında yer alıyordu. Eyüpspor maçında sahaya ayak basmasıyla taraftarın yoğun ilgisine maruz kalan genç oyuncu, Alanya'da da tüm gözlerin üzerinde olduğu maçta formasını sırılsıklam etti, Galatasaray kariyerinin ilk golünü de attı. Az kalsın ikinci golü de atıp, maçın fişini çekecek ve kulübede şans bekleyen diğer gençlere de oyuna ayak basması için fırsat yaratacaktı da sol ayağı sağ ayağı kadar güçlü değildi...


Nhaga kadar gözlerin üzerinde olduğu bir diğer oyuncu da Asprilla'ydı. Bugüne kadar kanatlarda görev yapıp, biraz da fiziksel yönden bizim ligin sertliğine "yumuşak" kalan Kolombiyalı, bu gece Alanya'da on numara oynayınca, çok daha rahat etti, bol bol gezdi, arkadaşlarını oynattı da o da Barış Alper'in pasında Nhaga gibi siftah yapacaktı ama biraz acelecilik, biraz da kaleci Victor'un başarısıyla gol sevinci yaşayamadı.



Ve maçın yıldızı Barış Alper Yılmaz. Ianis Hagi'nin karşı karşıya Günay'ı geçemediği atak ve ev sahibinin "baskın basanındır" mantığıyla ilk dakikalarda Galatasaray'ın üzerine gelme coşkusunu kanattan topu alıp Fatih'e penaltı yaptırarak söndürdü. 11 metre atışını da çok şık kullanarak takımını öne geçirirken, 5 dakika sonra önce kafayla Victor'u çok zorladı, sonrasında kullanılan köşe atışında da direk ikinci gole müsaade etmedi. Topu bol bol ayağında tutup, İlkay ve Sane ile dantel gibi ince ince dokuyup, kalede rahat pozisyon arayan Galatasaray, ev sahibine uzaktan attırdığı şutlar dışında pozisyon vermezken, Sane'nin kamıkaze gibi rakip ceza sahasına çaprazlama dalıp, Eren'i kaçırması, onun pasında Barış'ın da boş Nhaga'ya bırakması ile Galatasaray iki farklı öne geçiverdi. Bu kadar net golün ofsayt için neden VAR'ı beklediğimizi kimse anlamadı...


İlk devre biterken önce Güven boş plaseyi auta attı, sonra Asprilla Barış'ın ikinci asistini pasa dönüştürken, Barış'ın sürekli arkadaşlarına gol attırma çabası gözlerden kaçmıyordu.


İkinci yarıya Barış-Lang değişikliği ile başlarken Galatasaray, oyuncular da oyunu rolantıye alıp, skoru korumak ve önündeki derbiyi düşünmeye başladılar. Bu dakikalarda Alanyaspor, Güven ve İbrahim ile bir kaç Günay'ı zorlasa da yine Galatasaray "bilmemkaç" pas yaptığı bir sekansta Sane savunma arkasına kaçtı, onun "al da at" pasında Ahmed kolayı değil, zoru başardı ve topu kale çizgisindeki savunmacıya isabet ettirdi. Peşinden Sane de "hep pas mı vereceğim" dercesine bir kaç kez kaleyi denedi ki, 64te Lang'ın pasında o da rahatken fileleri göremedi. 

Ev sahibi için Ianis'in orta sahaya yakın yerden kavisli ortası az kalsın gol olacakken, bitime 15 dakikadan az kala savunma arkasına atılan topta Singo hatalıydı, İzzet topu taşıdı ve Mounie'ye üç gün aradan sonra tekrar bir Galatasaray maçında gol attırıyordu. Farkın teke inmesi Alanyalıları yüreklendirince, Galatasaray savunmasının gol için ileri çıkarken kaptırdığı iki topta hem Mounie hem de İzzet meşin yuvarlakla fileleri buluşturamayınca maçın skoru değişmezken, Galatasaray üst tura çıkarken, taraftarın çok merak ettiği Can Armando Güner de siftah yapıyordu...



Stat: Alanya Oba

Tarih:03/03/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Candaş Elbil, Hüseyin Aylak VAR: Erkan Engin

Corendon Alanyaspor: Victor, Fatih Aksoy (Ümit Akdağ dk. 46), Viana, Aliti, İbrahim Kaya, Makouta (İzzet Çelik dk. 74), Janvier, Enes Keskin (Hadergjonaj dk. 46), Efecan Karaca (Hwang dk. 59), Hagi, Güven Yalçın (Mounie dk. 59)

Yedekler: Mahmut Can Kara, Batuhan Yavuz, Lima, Meschack, Buluthan Bulut

Teknik Direktör: Joao Pereira

Galatasaray: Günay Güvenç, Boey, Kaan Ayhan, Jakobs (Singo dk. 67), Eren Elmalı (Dağhan Kahraman dk. 90), İlkay Gündoğan, Nhaga, Sane (Can Güner dk. 77), Asprilla (Gökdeniz Gürpüz dk. 90), Ahmed Kutucu, Barış Alper Yılmaz (Lang dk. 46)

Yedekler: Arda Yılmaz, Sara, Torreira, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mounie (dk. 78) (Alanyaspor), Barış Alper Yılmaz (dk. 6 pen.), Nhaga (dk. 29) (Galatasaray)

1 Mart 2026 Pazar

Galatasaray:3-1:Alanyaspor


Türkiye Süper Liginin 2025-2026 sezonunda 55 puanla lig 1.si Galatasaray'ın, 26 puana sahip lig 10.su Alanyaspor'u 28.02.2026 tarihinde 20.00de başlayıp saatlerin 22.00ye yaklaştığı gece 3-1 ile yendiğini yazacaktır tarihin "rakam"sever istatistikleri de acaba futbol sadece "kuru" rakamlardan mı oluşuyor diye merak eden olacak mı? Ya da başka bir deyişle "futbol sadece 90 dakikadan mı ibaret?"

Galatasaray iki gün evvel İtalya'da iki saatlik bir maç oynadıktan sonra "yorgun-argın" geldiği İstanbul'da ligin "teknik direktör" takımı Alanyaspor'u 3-1 ile geçebildiyse, o maçı dün gece değil bundan 1 hafta evvel Konya'daki maçın bitiminde tribünleri dolduran seyircinin yaktığı alevle başlayıp, İstanbul havalimanında binlerce sarı-kırmızı sevdalısının gecenin bir köründe mağlup olmuş topçuları karşılayıp "Bu takım bu sene s.ke s.ke şampiyon" tezahüratının ateş olmasıyla kazanmıştır. Ki bu ateş öyle yayılmıştı ki Juventus maçından sonra televizyon ve sosyal medyanın köşe başlarını kaplamışların "utanıyorum" söylemlerini tozla küle çevirmiş, takıma güveni ve bağlılığı arşa çıkarmış ve Alanyasporlular topu her ayaklarına aldıklarında ıslık ve protesto altında kalmışlardı. Rakip ligin orta sıralarındaki Alanyaspor muydu yoksa Real Madrid mi Liverpool mu hiç belli değildi, tribün "konsantre" olmuştu, "cehhenemi" yaşatıyordu...


Bir hafta evvel Konya'daki "rotasyondan" dili yanmış olan Brian Birch'un mavi eşofmanıyla sahaya çıkan Okan Buruk, yorgun olmalarına rağmen as kadrodan Uğurcan, Sanchez, Sara, Torreira, Lang, Barış ve Osimhen ile başlarken oyuna, onların yanına da Boey, Singo, Eren, Sane'yi eklemişti. Icardi, Jakobs, İlkay, Lemina, Abdülkerim, Asprilla, Nhaga, Kaan, Ahmet ve Günay kulübede yer alırken, Yunus ve Sallai ise tribünden destekliyordu arkadaşlarını.

Derbiler dışında lig maçlarında görmeye alışık olmadığımız bir tribün desteği altında sarı-kırmızılı topçular da yorgunluklarını bir nebze unutmuş olsalar gerek ki, ilk tehlike Galatasaray'dan geldi. Savunmadan atılan "başıboş" topu Usain Bolt misali bir koşuyla Barış yakaladı, pasında Torreira Osimhen'e verdi ve onun pergel gibi uzun bacaklarıyla topuk vuruşunda kaleci Victor başarılıydı. İlk atak ev sahibinden geldi gelmesine ama sonra Alanyasporlular peşi sıra zorladılar Uğurcan'ın kalesini. Uzaktan şut mu denemediler, ara pas mı yapmadılar, rövaşeta bile denediler gol atmak için ama Uğurcan başarılıydı. Hatta dakikalar 38i gösterirken Koreli Ui-Jo orta sahadan öyle bir "balistik füze" yolladı ki (bu arada savaşa hayır diyelim) Uğurcan parmak uçlarıyla ancak direk yardımıyla golü engelliyordu.


Galatasaray ise 4. dakikadaki atak dışında ikinci atağında uzun süreli paslaşmalar sonrası beşli savunmanın arkasına Torreira-Sane işbirliği ile geçip, Boey ile golü buluyordu lakin VAR'dan ofsayt kararı çıkıyordu. 


İlk 30 dakika ev sahibi için pek de alışık olmadığı bir "suskunlukla" geçer yeşil zemindeki oyun, sonrası ufaktan hareketlenmeler başlıyor, Barış savunmatı peşine takıp getirdiği atakta kaleciyi geçip, direğe takılıyor; peşi sıra korner atışlarında tehlikeler golle sonuçlanmıyor; Sara'nın plasesi direğe santimetrelerle auta gidiyor; Osimhen'in hırsla çaprazdan abanması üst tribünlerde son buluyor; Lang'ın boş pozisyonda trivela denemesini rahatlıkla Victor kucaklıyor derken yine bir basket takımı gibi paslaşmalar sonrası Sane'nin Torreira'ya pasında Uruguaylı Boey'i ceza sahası içinde görüyor ve onun sol ayakla plasesi bilardo topu edasıyla süzülerek uzak köşe dibinden filelerle sarmaş dolaş oluyordu... Top ağlarla buluştuğunda +2 dakika uzatmanın olduğu maçta dakikalar 46.41 gösteriyordu ki hakem Ali Şansalan santradan sonra maçı bitirmek için neredeyse 1 dakika daha ekledi oyuna da Ali Şansalan ve VAR hakemi Halil Umut Meler için özel bir paragraf açacağım yazının sonlarında.

İkinci yarıya Alanyaspor'un gol sinyali ile başladık, önce Hadergjonaj'ın ortasında Makuta kafayı auta attı ama iki dakika sonra renktaşı Mounie ligin ilk devresinde değerlendiremediği bir ton pozisyonun aksine bu sefer kafayla skorda eşitliği sağlıyordu. Oyunda yeniden eşitlik sağlanmış, Galatasaray taraftarı tekrar devreye girip, galibiyet için topçularını yüreklendiriyordu ki Sara'nın ortasında meydana gelen karambolde top direkten dönerken, üç dakika sonra Boey'in savunma arkasına Sara'yı kaçırıp, onun kafayla pasında Osimhen rövaşeta deniyor ve başarısız deneme Torreira'ya asiste dönüşüp, kaptanlık bandının sahibi Uruguaylı fileleri sarsıyordu. Sonrası mı? Duygu boşalması, ya da Müslüm Babadan "Böyle bir aşk görülmemiş dünyada."







Geriye düşen Alanyaspor eşitlik için bir kez daha şansını deniyor, Mounie'nin uzaktan şutu alt direği yalayarak auta giderken, Galatasaray ise maçı koparacak üçüncü golün peşindeydi. 77'de Boey'in sara bir pasında daha Brezilyalı yine kale arkasındaki fileleri döverken, Sane'nin son 10 dakikaya girilirken "al da at" pasında Victor Osimhen adaşını geçemiyordu. Ama, kaleci Victor o kurtarışın hayali aleminden çıkamamış olacak ki iki dakika sonra ayağındaki topu Osimhen'e veriyor, golcü de gerekeni yapıyordu... Ligdeki 10. golüne imza atan Osimhen yine gol sonrası maskesini çıkararak sevinmiyor, bir kez daha maç sonrası tartışmalara zemin hazırlıyordu...


Oyunun kalan dakikalarında yapılan topçu değişiklikleri, Sane'nin özlettiği çaprazdan şutlarından bir tanesini göstermesi ve Güven'in auta giden ama hakemin ofsayt bayrağı kaldırdığı an dışında kayda değer bir olay olmazken, maçın hakemlerine değinmeden geçmek olmaz. Öncelikle Ali Şansalan'ın vakti evvelinde yönettiği ve hiç de başarısız olmadığı Trabzonspor-Fenerbahçe maçı sonrası Ali Koç'tan veto yiyip, uzun yıllar Fenerbahçe maçlarına çıkamaması sonrası ilk çıktığı Fenerbahçe maçıyla birlikte hakemliğinde de gerileme, kararlarında da korkaklık göze çarpıyordu. Dün gece maçın 52. dakikasında Osimhen'in Aliti'den önce davranıp ayağını öne koyup, Alanyalının ona vurmasında yaşadığı tereddüt gözlerden kaçmıyordu: penaltı verip verme arasında saniyeler düşünüp her hakemin yaptığı "Galatasaray lehine hata yapmaktan Galatasaray aleyhine hata yapmak" seçeneğiyle topu VAR'daki Halil Umut Meler'e paslamıştı. Peki VAR'daki hakem ne karar verecekti, bir zamanlar saha içinde Ankaragücü-Galatasaray maçında Mohammed Moustafa'ya dirsekten kırmızı kart çıkaran Halil Umut Meler, 25. dakikada Koreli Jo'nun Torreira'ya "aparkart"ını 5-6 kameradan göremiyordu... Aliti'nin Osimhen'e "açık seçik vuruşunda" penaltı vermeyen Ali Şansalan, iki dakika sonra aynı oyuncunun Osimhen'e ceza sahası dışında müdahalesinin olmamasına rağmen faul çalıyordu. İşte bu iki hareket zaten hakemlerin hangi kafayla maç yönettiklerini gösteriyordu. Karşılaşmada dakikalar 64ü gösterirken Mounie'nin Sanchez'in kaval kemiğine basıp, sıyırarak ayağına kadar inmesine ise kırmızı kart demeyecek hakem yokken, Ali Şansalan eline cebine götürmüyordu. Öte yandan Boey'in gol sevincinde bayrak direğini tekmeleyip, Torreira'nın seyircinin içine kadar gitmesine ise aşırı sevinçten kart verilebilirdi ama ben bu kuralın da değişmesinden yanayım zira forma çıkarma da seyirciye koşma da bence serbest olmalı: Gol sevincine özgürlük... Bir istatistikle bitirelim: Ali Şansalan bugün Alanyaspor aleyhine sadece 4 kez faul düdüğü çaldı. Galatasaray aleyhine ise 18!






Güzellikle bitirirsek, İlkay'ın oyuna girmesi sonrası Osimhen'in ona kaptanlık bandını takması attığı gol kadar değerliydi...


Stat: RAMS Park

Tarih:28/02/2026

Hakemler: Ali Şansalan, Bersan Duran, Murat Altan VAR:Halil Umut Meler

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey, Singo, Sanchez, Eren Elmalı, Torreira (İlkay Gündoğan dk. 79), Sara (Asprilla dk. 87), Sane, Barış Alper Yılmaz (Lemina dk. 66), Lang (Jakobs dk. 79), Osimhen (Icardi dk. 86)

Yedekler: Günay Güvenç, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Alanyaspor: Victor, Lima (Fatih Aksoy dk. 82), Aliti, Ümit Akdağ, Hadergjonaj, Makouta (Enes Keskin dk. 82), Janvier, Ruan, Meschack (Hagi dk. 62), Hwang Ui-jo (İbrahim Kaya dk. 73), Mounie (Güven Yalçın dk. 82)

Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, İzzet Çelik, Efecan Karaca, Baran Moğultay, Viana

Teknik Direktör: Joao Pereira

Goller: Sacha Boey (dk. 45+2), Torreira (dk. 58), Osimhen (dk. 83) (Galatasaray), Mounie (dk. 49) (Alanyaspor)

Sarı kartlar: Lang, Singo (Galatasaray), Lima, Aliti, Makouta (Alanyaspor)

Blog Widget by LinkWithin