18 Şubat 2026 Çarşamba

Galatasaray:5-2:Juventus


Dakikalar 76yı gösteriyor ve maçın bitimine 15 dakika varken Ali Sami Yen tribünleri "Beş beş beş" diye inliyordu...  Dört golün sevincini yaşamış sarı-kırmızıya sevdalılar takımlarından beşinci golü atmasını arzuluyorlardı. Peki rakip kimdi? Türkiye Süper Liginde küme düşmeye oynayan ya da Ziraat Türkiye Kupasında alt liglerden gelen bir takım mı? Hayır, Galatasaray'dan kadro değeri kat be kat fazla olan İtalyanların "yaşlı kadını" ve daha önce Şampiyonlar Liginde kalesinde 5 gol görmeyen Juventus... O kadar çaresiz duruma düşmüştü ki "siyah-beyazlılar", kalelerini tüm hatlarıyla korumaya çalışsalar da, hocaları Spaletti'nin "Benim oyun anlayışımda yok" dediği topu canhıras taca, kornere ya da yakıp sahaya şişirseler de Galatasaraylılar taraftarının "ricasını" kırmıyor ve beşinci golü skorborda yazdırıyorlardı... Beş bile yetmezdi, altı belki yedi de olacaktı da Hollandalı hakem kırmızı kartın çıktığı, sekiz oyuncunun değişimi için vaktin durduğu, aut atışlarında Juventusluların kaleci dahil stoperlerinin topu çizgiye koymadan elle kontrol ettiği bir maçta sadece 2 yazıyla "iki" dakika uzatma oynattı. Onun da gönlü razı gelmiyordu İtalyan devinin böyle çaresiz biçare "kurbanlık koyun" gibi kaçınılmaz sonu beklemeye...


Sonu "mükemmel" biten maçtan sonra herkes Okan Buruk'tan tutun da topçuları tek tek övüyordu ama 2-1 yenik kapatılan ilk 45 dakikanın ardından sosyal medyada Yunus başta olmak üzere Barış, Lang, Sanchez, Uğurcan ve kadro seçiminden dolayı Okan Buruk lime lime doğranıyordu. Hele ki renkli tavla taşlarını mıknatıslı futbol sahası zemini üzerine yerleştirmeyi "teknik üstatlık" olan görenler neredeyse hocanın lisansını sorgulayacaklardı. Özellikle Juventıs'un attığı ikinci golü överken "Spalletti taktik dehaymış, Okan Buruk dersine çalışmamışmış", oysa o pozisyonda benim aklıma Metin Türel'in Ersun Yanal'a söylediği o ikonik söz gelir: "Hagi sana 30 metreden bir çakar, nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri"... On toptan dokuzunu auta atacak Koopmeiners, Hagi gibi bir vurdu gol oldu. O kadar...


Okan Buruk'un üst düzey teknik adamlar arasına girdiği, belki de sene sonu İtalya'ya transferini gerçekleştirecek maça dönersek, ligdeki Eyüpspor karşılaşması zaten çıkabilecek kadronun ip uçlarını veriyordu. Okan Buruk bazı maçlarda sürprizi sever de her teknik adam gibi "hayati" maçlarda garantiyi de seçmektedir, bu nedenle kalede Uğurcan, sağ bekte Sallai, stoperlerde Sanchez ve Abdülkerim ile sol bekte Jakobs'un olacağını tahmin etmek zor değildi. Lemina yoktu ki, "Hangi maçta olmasın? diye seçenek olsa iç sahada derdim diyen hoca, onun yerine Torreira ve Sara'yı görevlendirmişti. Osimhen kesin bankoydu da, taraftarın da desteği ile Bodo, Bayern, Tottenham maçları gibi rakibe baskı yapılacağı için güçlü Barış ve preste başarılı olan Yunus tercihi mantıklıydı. Juventus'u iyi bilen genç yaşına rağmen bu ligin tecrübelisi Lang mı yoksa sakatlıktan yeni dönen Sane mi tercihinde, yine "garanti" adam olarak Hollandalı vardı maçın başlangıç listesinde...


Maçların başlangıçlarında üçlü artık klasiktir de, Fenerbahçe'ye edilen küfür de Galatasaray için bir başka klasik olmaya başladı. Yönetimin jesti olarak tüm tribünlere dağıtılan sarı-kırmızılı bayraklar ellerde, gök gürültüsü gibi desibel rekorları kıracak bir tezahüratla konuk takıp topçuları şaşkına dönerken, maçın ilk tehlikeli atağı da Sara'nın pasında Yunus'un uzaktan auta giden şutu ile yazılıyordu kayıtlara. On dakika sonra da gol geldi, Juventus'luların Kenan'a yolladıkları taç atışında araya giren Osimhen topu Torreira'ya aktardı onun pasında Lang ayaklarına dolaştırdı ama boşta kalan topa Sara sol ayağının içiyle harika vurdu... Sami Yen yıkılıyordu, Galatasaraylılar sevinç sarhoşuydu da erken gol deplasman ekibini şakına çevirmedi, orta noktaya topu dikip maçı başlattılar ve Cambiasso'nun salına salına getirip ortasında Kalulu kafayı vurdu, Uğurcan kurtardı da selen topu içeri yollamak Koopmeiners için hiç de zor değildi. Kağıtlar tekrar baştan dağıtılacaktı...

Maç başında beklenildiği gibi Galatasaraylılar konuk takıma en önde baskı yapıyor, onların rahatça topla çıkmalarını engellerken, kaptığı toplarla da Osimhen ile olsun Abdülkerim'in kafalarıyla olsun ikinci gol için Di Gregorio'yu zorluyordu. Presle top kapılıyordu da telaş ile çabukluk karıştırılınca istenilen "net" pozisyonlar yakalanamıyordu. Özellikle "maestro"luk görevinde olan Yunus'un hataları Galatasaraylı savunmacıları zor durumda bırakıyordu ki genç topçunun faul beklediği bir anda siyah-beyazlılar topu kaptılar ve ani bir atakla ikinci golü atıverdiler...

1-0 galibiyetten, 2-1 yenik duruma düşmek... Filmin sonu kötü bitecek diye "sosyal medya yangıncıları" parmaklarını çalıştırırken kendilerinden daha akıllı olan telefonlarında, Ali Sami Yen tribünlerinde gerçek arma sevdalıları "Re re re ra ra ra Galatasaray Galatasaray Cim Bom" diye motive ediyordu takımlarını... 


Sağ kanatta Barış, Hulk'a dönüşmüşçesine önüne gelen beki eziyor, hallaç pamuğu gibi atıp, yoluna devam ederken, rakiplerin tek çaresi onu "yaka paça" düşürmek oluyordu. Cambiasso 18de sarı kart gördü de, 33te bir kez daha Barış'ı arkadan çekti, hakem insaflıydı. Üç dakika sonra McKennie'nin Sallai'nin yüzüne vurmasına da "göz yumuyordu". Rakibin ikinci golünde "faulle karışık" topu kaptıran Yunus devrenin bitmesine beş dakika kala uzaktan kaleyi yokladı, Di Gregorio yere uzanarak zorlukla çeliyordu. Ve devre biterken önce Lang'ın şutu savunmaya çarpıp kornere gidiyor, sonra da kullanılan köşe atışında arka direğe gelen topa Sallai istediği gibi vuramıyordu.


İkinci yarıya başlarken yine taraftarın yüksek desibelli tezahüratı inletiyordu stadyumu. Zaten çok olmadan da Barış'ın kendisini durdurması için Spalletti tarafından Cambiasso'nun yerine görevlendirilen Cabal'dan sıyrılıp başlattığı atakta Torreira iki Juventuslu arasından kafayı vurdu, önüne düşen topa Barış "abandı" ve kalecinden seken meşin yuvarlağı filelerle buluşturmak Lang için hiç de zor olmuyordu. Süper Ligde asistlerle taraftarla tanışan Hollandalı, gol açılışını da Şampiyonlar Arenasında yapıyordu. Bundan seneler önce Buffon'u üzen vatandaşı Sneijder gibi Lang da İtalyanları üzüyordu. 10 dakika sonra ise önce Osimhen'in kafa pasında Torreira'nın volesi auta gitmişti ama bir dakika sonra Barış yine kanatta "deli danalar" gibi daldı, Cabal çaresizce düşürüp sarı kart aldı ve topun başına geçen Sara öyle bir vurdu ki Sanchez dokunmasa yine kaleci topu filelerden çıkaracaktı ama Kolombiyalı stoper "El Patron" golün sahibiydi...


Bir kez daha öne geçen Galatasaray, farkı arttırmak için çabalarken, Cabal bir kez daha Barış'ı düşürdü ve artık oyundan çıkma vakti gelmişti... Yaz transfer sezonunda önünde Liverpool, City gibi takımlarla Şampiyonlar Liginde oynamak şansı varken vizyonsuz menajeri tarafından Arabistana yollanmak istenen Barış Alper, sadece bu maçta yaptıkları ile değerini kat be kat arttırırken, ikamesi olarak Napoli'den kiralanan ve takımının dördüncü golünü atan Lang için de geçen yaz Osimhen'de olduğu gibi Napoli başkanı De Laurentiis Galatasaraylı yöneticileri fena zorlayacaktır.


Rakip bir kişi eksik kalınca Okan Buruk da satranç ustası gibi hamlelerini oynamaya başlıyordu, önce Yunus'la Sane'yi değiştirdi, ki onun başlattığı preste Thuram ceza sahasındaki Kelly'ye verdi ve orada Osimhen'in topu çalmasıyla Lang oldukça klas, bir o kadar da soğukkanlı bir vuruşla farkı ikiye çıkarırken, Okan Buruk da rakibin hızlı kontra ataklarını durdurmak için Abdülkerim'in yerine Singo'yu alıyordu oyuna. Bir de görevini fazlasıyla yapan Barış çıkarken "kral" Icardi taraftarın tezahüratları altında çimlere arz-ı endam yapıyordu...


Galatasaray rakibini kendi ceza sahasına hapsetmiş, tüm hatlarıyla golü ararken Singo'nun uzak mesafeli füzesi direği yalayarak auta gidiyor, taze güç Boey ve Eren rakibin kanatlarını kırarken, Sane-Osimhen birlikteliğinde Osimhen'in yine rakibinden topu çalmasıyla Boey yine Galatasaray tarihinin unutulmaz maçlarında Eboue'nin Real Madrid'e attığı golün benzerini Di Gregorio'nun koruduğu kaleye yolluyordu...


Bu sene Şampiyonlar Liginde sadece Real Madrid'e 1-0 kaybeden Juventus, yediği beş gole razıyken, daha fazlasını kalesinde görmemek için uğraş verirken, biraz hakemin "çabası" biraz da sarı-kırmızılı topçuların ciddiyetten uzaklaşmaları ile skor değişmiyordu ve hesap Torino'ya kalıyordu...

2000li senelerde Galatasaray üst üste şampiyon olup, her sene Şampiyonlar Liginde boy gösterirken Milan ile sürekli eşleşiliyor ve İtalyanları kendi evlerine hep boynu bükük gönderiyordu Galatasaray. Şimdi Juventus da aynı kaderi yaşıyor. 98de deplasmanda 2-2 biten maçtan sonra İtalyanların "terör protestosunu" bahane ederek "devlet güvencesi" alarak bir hafta geç geldikleri maçta Suat Kaya'nın kafa golü ile Galatasaray yine kaybetmiyordu. 2003-2004 sezonunda ise İtalyanlar iç sahada 2-0 kazanırken, yine "mızlanarak" Almanya'ya aldırdıkları ve Mondragon'un devleştiği maçta ise Galatasaray tokadı çakıyordu: 2-0... 2013-14 sezonu ise unutulmaz maçlara sahne oluyor, çiçeği burnunda hocası Mancini'nin Galatasaray'ın başında çıktığı maçta Galatasaray deplasmanda Juve ile 2-2 berabere kalırken, "iki gün süren" karlı maçta Galatasaray Sneijder'ın golü ile kazanıp, gruptan çıkıyordu... Ve şimdi de 5-2lik bir galibiyet... Artık darısı rövanşa...



Stat: RAMS Park

Tarih:17/02/2025

Hakemler: Danny Makkelie, Hessel Steegstra, Jan de Vries VAR: Bastian Dankert

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Wilfried Singo dk. 77), Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 83), Lucas Torreira, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz (Mauro Icardi dk. 77), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 70), Noa Lang (Sacha Boey dk. 83), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Juventus: Michele Di Gregorio, Pierre Kalulu, Gleison Bremer (Federico Gatti dk. 34), Lloyd Kelly, Andrea Cambiaso (Juan Cabal dk. 46), Khephren Thuram (Fabio Miretti dk. 80), Manuel Locatelli, Teun Koopmeiners, Francisco Conceiçao (Filip Kostic dk. 70), Kenan Yıldız (Lois Openda dk. 81), Weston McKennie

Yedekler: Mattia Perin, Carlo Pinsoglio, Edon Zhegrova, Jeremie Boga, Vasillije Adzic

Teknik Direktör: Luciano Spalletti

Goller: Gabriel Sara (dk. 15), Noa Lang (dk. 49 ve 75), Davinson Sanchez (dk. 60), Sacha Boey (dk. 86) (Galatasaray), Teun Koopmeiners (dk. 16 ve 32) (Juventus)

Kırmızı kart: Juan Cabal (dk. 67) (Juventus)

Sarı kartlar: Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Andrea Cambiaso, Luciano Spalletti, Juan Cabal (Juventus)

16 Şubat 2026 Pazartesi

Galatasaray:5-1:Eyüpspor

 


"En güçlü savaşçı zaman ve sabırdır" der Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy... Sosyal medya ile beslenen "yeni yetme" Galatasaray taraftarının ne zamanı vardı ne de sabrı golcüleri Icardi'yi yaşadığı sakatlıktan dönmesini beklemeye de "kral" sabırla eleştirilere göğüs gerdi, "zamanı gelecek" dedi ve cuma gecesi Eyüpspor karşısında yaptığı üçleme ile "kariyerinin değil hayatının bir parçası" olan Galatasaray'da rekorları kırmaya devam etti. İstanbulspor kupa maçında Hagi'nin rekorunu ele geçirirken, bu kez de Burak Yılmaz'ın 44 golle Rams Park'ta en fazla gol atan Galatasaraylı oyuncu rekorunu 47 golle tarihe gömüyordu...


Rakip Eyüpspor, Arda Turan ile Süper Lige çıktığı sezonda başarılı bir grafik çizmiş ama Arda'nın ayrılması sonrası bir türlü toparlanamamış, başkanlarının da cezaevine girmesi sonrası TMSF'ye geçerken, ligden düşecek takımlar arasına girmişti. Buna rağmen son haftalarda çıkışa geçmiş, Konyaspor ve Beşiktaş'la berabere kalırken, Alanyaspor'u deplasmanda yenmişti. 


Sahaya sürecek yedek topçu bulamamaktan yapılan transferler sonrası "kimi oynatsam" gibi tatlı dertlere gark olan Okan Buruk, Şampiyonlar Ligindeki Juventus maçı öncesi rotasyonlu bir onbirle oyuncularını sahaya sürmüştü... Takımın bankoları Sallai, Torreira, Barış, Sara, Jakobs kenardayken, Boey'in ağızlarda bıraktığı tadı tekrar verip veremeyeceği merak ediliyordu sağ bekte. Öte yandan İtalyanlara karşı cezalı Lemina ile yanında başlayan İlkay'ın da Juventus maçında kenarda olacağı için sahada 90 dakika kalmaları kimseye sürpriz olmadı. Maç kadrosunun en güzel sürprizi de İcardi ve Osimhen'i yan yana seyretmek oluyordu...


Karşılaşma golle başladı, Yunus'un ortasında Osimhen atacaktı Okan Buruk'un planında ama tersi oldu, Victor ortaladı Yunus geçen haftadan sonra ikinci kez kafayla (sırtla da olabilir) fileleri havalandırıverdi. Ev sahibi erken öne geçti, taraftarında fark beklentisi oluştu da Yunus'un hatalı pasında Umut karşı karşıya kalınca yürekler ağıza geldi ama Uğurcan başarılıydı. Bir çok Anadolu takımının, hatta şampiyonluk adaylarının aksine Atilla Gerin Rams Park'ta takımına "otüsü çekin" emri vermedi, tam tersi savunmadan paslarla çıkıp, Galatasaray'a önde basmak istedi, kısmen de başarılı oldular, özellikle Lenny Pintor Boey'i çok zorladı, bir çok defa da geçti Fransız oyuncuyu...


Galatasaray'ın maçta ikinci tehlikesi 20 dakikada Icardi'nin ara pasında Osimhen'in kaleciyi geçip plaseledi topun savunmada tarafından kornere atılmasıyla geldi. Dört dakika sonra deplasman ekibi Onguene ile gole bir kez daha yaklaştı da Uğurcan yine başarılıydı. Bir onlar bir Galatasaray tehlike yaratıyor derken, Icardi'nin düşerken ceza sahası dışında yolladığı füzeyi Jankat kornere atıyor, Lang'ın köşe vuruşunda penaltı tartışmaları arasında seken topu bu kez Hollandalı topçu kaleye nişanlıyor, Jankat'tan seken topu "fox in the box" Icardi zımbalıyordu ağlara...


Fark iki olmuşken, bir de Yunus'un Bedirhan'ın hatasından yararlanıp gole giderken düşürülmesi ile kader Eyüpspor için ağlarını örmüştü: Deplasman ekibi 10 kişi kalıyordu... Sonrası ise Galatasaray'da farkı arttırma, özellikle Osimhen'e gol attırma çabaları ile mecbur kapanan Eyüp savunması arasında bir mücadeleye dönüşüyordu. 

İkinci yarıya Yunus ve Sanchez'in yerine Singo ve Asprilla ile başladı Okan Buruk ki sonraki dakikalarda Abdülkerim'i de oyundan alınca Juventus karşısına stoperlerini bir nebze dinlenmiş, sakatlıksız çıkarmak istiyordu. Galatasaray'ın üçüncü golü de çok olmadan geliverdi, rakibin hatalı pasından yararlanan Osimhen Jankat'ı geçti, kaleyi denemek yerine boşta bekleyen Icardi'yi gördü ve maçtaki ikinci asistini yaparken, Mauro da ikinci golünü atıyordu... Galatasaray taraftarı bir kez daha "Aşkın Olayım" diye bağırırken, bitiminde de Osimhen'e tezahüratlar yükseliyordu Rams Park tribünlerinde...

Lang'ın "kırk yıllık Galatasaraylı" gibi rahat oyunu taraftarın alkışını alırken, Asprilla'nın da her geçen maç üstüne koyması, özgüvenli rakibin üzerine gidip, uzaktan kaleyi denemesi Okan Buruk'un ligde çok faydalanacağı özellikleri olarak göze çarpıyordu. Lang ve Asprilla taraftardan geçer notu çoktan almışlardı da, 56. dakikada sahaya ayak basan Nhaga hayatında unutamayacağı anlar yaşıyordu. Genç topçu topu ne zaman ayağına alsa tüm stad bir anda matadorun arenada boğayı şişlemesi gibi alkış tufanı koparıyordu ki, bir değil iki değil maç sonuna kadar sürdü bu coşku. 18 yaşındaki Renato da sevgiyi karşılıksız bırakmadı, sahada ayak basmadık alan kalmadı, düştü kalktı, düşürüldü, kart aldırdı rakibe, kilit paslar attı... Kısaca "kumaşını gösterdi", bu çocuktan olacak dedirtti.


62de Asprilla parçalı formayla ilk golüne yaklaşıyor, Jankat kale arkasındaki foto muhabirlerine poz verircesine çıkarıyor, kornerden bomboş kafayı Osimhen auta atarken, dakikalar sonrası Lang'ın yerine giren Barış'a İlkay'ın attığı uzun pasta Barış Osimhen'e asist deniyor ama Osimhen'in ıskasıyla Icardi hattrick yapıyordu... Kime niyet, kime kısmet... 

Stat anonsçusu golün anonsunu yaparken, Eyüpspor maça başlıyor, Rotariu'nun ortasında yaşanan karambolde Metehan Uğurcan'ın iki maçlık gol yememe serisini üçe çıkarmaya izin vermiyor ve takımın "onur" golünü atıyordu...


Kalan dakikalar yine Eyüpspor yarı sahasında geçiyor, Asprilla kaleyi deniyor, Barış plaseliyor direği yalıyor da herkesin kalbinden Osimhen'in gol atması yatıyordu. Atıyor da golünü Nijeryalı topçu Asprilla'nın asistinde ama yan hakem bayrağı acımasızca kaldırıyordu... Bu gün futbol tanrıları Osi'nin yanında değildi, o da gol atamasam asist yaparım diyor, iki dakika sonra "asistin asistini" yaparak Singo'yu savunma arkasına kaçırıyor, onun ortasında da Icardi'den önce Onguene topu kendi ağlarına yolluyordu...

Yeni oyuncuların forma şansı bulduğu, değişik oyun sistemlerinin denendiği ve asların dinlendiği maçta Galatasaray 5 gol atıp, üç puanı hanesine yazdırırken, tüm dikkatini Juventus maçına çevirirken, Icardi'nin fit görünümü ile 3 gollük performansı Okan Buruk'a tekrar Icardi-Osimhen'li bir kadro denemesi fikrini de aşılıyordu... Ne diyordu şarkı "Varlığı dert, yokluğu yara", yedek kulübesini genç topçularla doldurmaktan, oynatacak futbolcu bolluğuna dönüşen bir kadroda Okan Buruk'a kolaylıklar dileyelim...



Stat: RAMS Park

Tarih:13/02/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Kerem Ersoy, Mücahid Adem Çelebi VAR: Abdullah Buğra Taşkınsoy

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Kaan Ayhan dk. 74), Davinson Sanchez (Wilfried Singo dk. 46), Abdülkerim Bardakcı (Renato Nhaga dk. 58), Eren Elmalı, Mario Lemina, İlkay Gündoğan, Yunus Akgün (Yaser Asprilla dk. 46), Mauro Icardi, Noa Lang (Barış Alper Yılmaz dk. 65), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Ismail Jakobs, Rolland Sallai, Gabriel Sara, Lucas Torreira

Teknik Direktör: Okan Buruk

Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Jerome Onguene, Bedirhan Özyurt, Umut Meraş, Baran Ali Gezek, Mateusz Legowski (Charles Raux Yao dk. 80), Emre Akbaba (Taşkın İlter dk. 60), Lenny Pintor (Metehan Altunbaş dk. 46), Angel Torres (Denis Radu dk. 46), Umut Bozok (Dorin Rotariu dk. 60)

Yedekler: Marcos Monteiro, Abdou Khadre, Ismaila Manga, Ömer Ahmet Ceyhan, Arda Yavuz

Teknik Direktör: Atilla Gerin

Goller: Yunus Akgün (dk. 2), Mauro Icardi (dk. 33, 48 ve 70), Jerome Onguene (dk. 87 k.k.) (Galatasaray) Metehan Altuntaş (dk. 71) (Eyüpspor)

Kırmızı kart: Bedirhan Özyurt (dk. 38) (Eyüpspor)

Sarı kartlar: Taşkın İlter, Mateusz Legowski (Eyüpspor)

9 Şubat 2026 Pazartesi

Çaykur Rizespor:0-3:Galatasaray

 


Nihayet bitti... Ne bitti? Galatasaray'a pek iyi gelmeyen sezon ortası transfer sezonu bitti... Bir yandan takımı maça hazırlamak, öte yandan topçu izlemek gibi uykusuz geceler de Okan Buruk için bitti... Üst düzey onlarca topçunun adı geçerken, Lemina'yı yedekleyecek bir orta saha almadan Lang, Asprilla, Nhaga, Can Armando ve Boey'i kadroya takviye ederek bitti de, Kazımcan'ın son dakika ayrılması kalbimizi kırdı...


Kabus gibi geçen "yedeksiz" bir dönemden sonra "hangi oyuncuyu oyuna alsam acaba" düşünceleri içinde geçecek bir maç kadrosuyla Rize'ye geldi Okan Buruk. Geçen hafta Kayseri karşısında ilk on birde başlayan Lang yine sahaya çıkan dizilişte yer alırken, Lemina'nın yerine Sara görev alıyordu orta sahada...  Uğurcan kaleyi koruyacaktı, Sanchez-Abdülkerim ikilisi stabildi, sağ bekte belki devşirildiği bölgede son maçlarını oynayan Sallai ile ters tarafta Jakobs savunacaktı alanını. Takım yönlendirme görevi Yunus'ta olurken, bu toprakların çocuğu Barış misapirverliğini gösterip sol kanadı Lang'a bırakıp, sağ kanattan akacaktı... Tabii, gol atacak kişi de Osimhen oluyordu... Kulübeyi ısıtanlara göz atarsak, süper ligide bir çok takımın as kadrosunda bu kalite yoktu: 

Günay Güvenç, Sacha Boey, Eren Elmalı, Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Can Armando Güner, Mauro Icardi, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla...


Rizespor son haftalarda galibiyete hasret olsa da, büyük takımlara karşı iç sahada diş göstermeyi sever, özellikle Galatasaray'a karşı taraftarının bakışı farklıdır, yöneticileri de topçuları maddi-manevi motive ederler. Okan hoca da işi sıkıya almış olacak ki Galatasaray topa hakim olup, oyunu rakip yarı sahaya yığarak başladı maça. İlk dakikalarda Barış bölgesini yadırgasa da Lang ise çok rahattı, Jakobs ile rizeyi kanattan zorlarken ilk tehlikeli atak Sara'nın köşe atışında ortasında Sanchez'in kafası kalecide kalırken, bir dakika sonra Sara'nın füzesi üst direği sallıyordu. İki dakika sonra bu defa Lang da kaleciyi geçemezken, dakikalar on sekizi gösterirken Lang'ın ortasında Rize doğumlu Barış kafasının tersiyle maçın gol perdesini açarken akıllara Oscar Wilde'ın o meşhur dizeleri geliyordu: Herkes ölüdür sevdiğini, kimi göz yaşı dökerken öldürürken, kimi de kıpırdamadan...

Yenilen gol ev sahibini derin uykudan uyandırmış olacak ki aynı dakika içinde Sowe'la iki net pozisyonu harcadılar, önce yapılan ortada bomboş kafayı Sowe auta atarken, sonrasında Uğurcan'ın hatalı pasında karşı karşıya Galatasaray kalecisini geçemedi Rizeli forvet. Bu iki pozisyon dışında ev sahibi bir kez de Mithat'ın uzaktan auta topu yollamasıyla Galatasaray kalesinde  göründü ilk devre. Sonrası yine topu ayağında tutan Galatasaraylı oyunculardı da onlar da biraz ciddiyetten uzak davranınca skoru koparacak ikinci gol bir türlü gelmedi. Osimhen'in kafa pasında Sallai'nin rövaşetası fotojenikti, Osimhen'in yan ağları bulan şutu da dikkate değerdi...

Hakemler çoğunlukla verdikleri penaltılar ya da gösterdikleri kartlar ile değerlendirilir de benim için bunlardan ziyade ikili mücadelelerdeki kararları çok önemlidir, Ozan Ergun da 38. dakikada Yunus'un omuz mudahalesi ile rakibinden topu çalıp kontraya kalktığı pozisyonda düdük çalmasıyla "kalitesini" belli ediyordu... Tabii karalarında standart da önemlidir, maçın ilk dakikasında Olawoyin'e gösterdiği sarı kartın benzerini 48te Barış formasından çekilip düşürülünce ver(e)medi...


Soyunma odasında Okan Buruk "kulakları çekmiş" olacak ki Galatasaraylılar daha arzulu ve ciddi başladılar oyuna. 47de Yunus'un pasını ceza sahası çaprazında alan Lang'ın plasesi ikinci defa Galatasaray adına direkten dönerken, bir kaç dakika sonra Sara'nın ceza sahası yayından plasesi direği yalayarak auta gidiyordu. Yunus'un ara pasında Osimhen karşı karşıya Fofana'yı aşırtıp filelerle topu buluşturamıyordu ama "atamayana atarlar" dercesine ani gelişen Rize atağında Sanchez'ın dokunamadığı topa Sowe kontrol edip, Uğurcan'ı mağlup ediyor ama yardımcı hakem bayrak kaldırıyordu...

Bir kaç dakika sonra ise Galatasaray'ın repertuvarında olan gollerden biri geldi, Osimhen ve Yunus rakibe baskı yapıp, savunma hata yapınca 53 forma numaralı Barış'ın ortasında Yunus takımını rahatlatan golü kaydederken, Oscar Wilde satırlarına devam ediyordu: "Oysa herkes öldürür sevdiğini, kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever..."


Hayatın play station oyununa benzemediğini, futbolcuların geldikleri takımın sistemi ve takım arkadaşlarına uyum sürecinin önemli olduğunu Lang'ın bom boş pozisyonda Osimhen'e atamadığı pasta görürken, kalitenin de bu gibi sorunları çözdüğünü de Hollandalı topçunun Osimhen'e yaptığı asistte görüyorduk, tabi Osi'nin de kaleciyi geçip, top auta çıkmadan kale çizgisinden içeri yollaması da çabukluk ve golcülük yeteneğiydi... Üst üste beş maç ve hepsinde de gol atan bir Osimhen...


Fark üçe çıkınca Okan Buruk önce Lang ve Yunus'a yanına alıp Boey ile İlkay'ı sahaya sürdü. Sonra da sahada ayak basmadık yer bırakmayan ve maçın iyilerinden Torreira'yı nefeslendirip yerine Icardi'yi alırken, Abdülkerim ile Singo'yu da değiştiriyordu. Ve oyuna girer girmez Icardi golle de buluşuyordu ama Didi Stadının direkleri bir kez daha ev sahibini korumaktaydı... Üç gol, üç direk... Fena sayılmaz... Bitime 7 dakika kala Barış da yerini Asprilla'ya bırakınca, gözler Boey ve Asprilla'da oluyordu... Eski sağ bek kendisine pek görev düşmese de yine o rakibe "kene" gibi yapışan inatçı karakterini sergiliyor, rakip kovalıyordu. Kolombiyalı genç Yaser'in ise Kayserispor ve İstanbulspor maçında sergilediği fiziksel güçsüz yapısı yine göze batarken, cesurca rakibinin üzerine gidiyor, çalım deniyor, kaptırdığı topun peşinden koşuyordu...


Uzatma dakikalarında ev sahibi önce Mebude ile "şeref golünü" aradı Uğurcan başarılydı, sonrasında da Mihalia'nın serbest vuruşu örümcek ağlarını temizleyecekken Uğurcan Muslera'ya selam çakan bir kurtarışla geçen haftadan sonra bu gece de kalesini gole kapatıyordu...


Ve şu ikonik fotoğrafla bitirelim




Stad: Çaykur Didi Stadı

Tarih: 08/02/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Bersan Duran, Suat Güz VAR: Sarper Barış Saka

Çaykur Rizespor: Fofana, Taha Şahin, Mocsi, Samet Akaydin, Hojer (Altin Zeqiri dk. 76), Laçi (Muhamed Buljubasic dk. 84), Taylan Antalyalı (Giannis Papanikolaou dk. 76), Olawoyin (Awokoya Mebude dk. 64), Mihalia, Mithat Pala, Sowe (Frantzdy Pierrot dk. 76)

Yedekler: Erdem Canpolat, Modibo Sagnan, Emir Ortakaya, Halil Dervişoğlu, Emrecan Bulut

Teknik Direktör: Recep Uçar

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Wilfried Singo dk. 80), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Mauro Icardi dk. 80), Gabriel Sara, Yunus Akgün (İlkay Gündoğan 75), Barış Alper Yılmaz (Yaser Asprilla dk. 84), Noa Lang (Sacha Boey dk. 75), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Eren Elmalı, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Can Armando Güner

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 19) Yunus Akgün (dk. 63), Victor Osimhen (dk. 74) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Olawoyin (Çaykur Rizespor), Victor Osimhen (Galatasaray)

6 Şubat 2026 Cuma

Galatasaray:3-1:İstanbulspor

 


"Galatasaray kariyerimin bir parçası değil, Galatasaray hayatımın bir parçası." diyordu maçtan sonra Galatasaray forması ile 118. maçında attığı 73.golle Hagi'nin rekorunu kıran ve Galatasaray'ın tarihte en fazla gol atan oyuncusu olan Mauro Emanuel Icardi Rivero. Galatasaray'ı şampiyonluklara taşıyan, daha da önemlisi yeni nesli Galatasaraylı yapan unutulmaz iki sezon sonrası sakatlık nedeniyle bir seneye yakın vakti tedavi ile geçirdikten sonra sahalara dönüp eski formunu yakalamaya çalışırken, hayatı fast food gibi yaşayanların klasik tabirle "Vefa'yı sadece semt adı olarak bilenlerin" satılsın dedikleri Icardi efsane Hagi'yi geçiyordu İstanbulspor filelerini havalandırırken... Talihin de böylesi derler ya, Galatasaray forması ile ilk golünü de yine sarı-siyahlılara atmıştı Arjantinli yıldız...


Her sene statüsü değişen ki genelde üç İstanbullunun sonuna kadar gidebileceği şekilde planlanan Türkiye Kupasının bu sene üçlü grubunda Başakşehir ve Fethiyespor'u yendikten sonra totalde 9 puan yapmak için kendi taraftarı önünde sahaya çıkmıştı Galatasaray. Maçın hafta içi olması, rakibin zayıf olması gibi nedenlerle yönetim kombine devrini açınca sosyal medyada ünivesitelilere bilet devri kampanyası başladı ki, bir çok genç belki de ilk defa mabede gelme şansı bulabildiler. 


Kupa kalecisi Günay file bekçiliği yaparken, önünde bu hafta sonu Rize'de olmayacak olan Lemina ile Okan Buruk'un yeni jokeri sol ayaklı Kazımcan vardı. Takımın bekleri ise Gökdeniz ve Eren olurken, Kaan, Torreira ve İlkay orta sahada yer alacaktı. İleri hat ise Ahmed, Asprilla ve İcardi'den oluşuyordu. Bir kaç gün önce Kayserispor karşısında Lang'ı seyreden Galatasaraylılar, bu maçta yeni transfer Aspirlla'yı sedecekti ki 90 dakika da sahada tuttu onu Okan Buruk. "İlk elin günahı olmaz" derler, yeni gelen topçuyu, hele ki çocuk yaşta gençse bir yere alışma süreci uzun sürer, hemen yargılamamak lazım da İstanbulspor maçında sağ kanatta görev aldı ama kenar yerine biraz daha ortada oynamalı izlenimi yarattı. Top ayağına alıp, rakibini geçmeye çalıştığı bir çok defa topu kaptırdı, ikili mücadelede de zayıf kaldı ki Türkiye ligi sert bir lig, çarpışmada ayakta kalan kazanır. Lakin, boşa kaçan bir çok arkadaşını savunma arkasına kaçırdı, pozisyonlar buldukça da şut atmaya çalıştı ki bunlar da Kolombiyalı topçu için olumlu hareketlerdi.


Maça dönersek, daha dördüncü dakikada Icardi kendi kaptığı topla başlattığı atakta Ahmed'in asisti ile gol perdesini açtı, rekoru kırdı, "Aşkın Olayım"ı söyletti tribünlere, sonrasında Asprilla ve Ahmed'in denemelerinde kaleci başarılı olurken, 23te Asprilla'nın ortasında kaleciden seken topu ceza sahası önünde kontrol edip "zımbalayan" Torreira ile fark ikiye çıkıyordu. Tabii daha golün sevinci bitmeden pozisyonunu yadırgayan Gökdeniz'in hatsı Lemina'nın hatasıyla birleşince Mendy kaleciyi de geçip boş kaleye topu yuvarlıyordu. Icardi'nin golünün "copy-paste" tekrarında Torreira Eren'e veriyor, onun plasesini kaleci çıkarırken, Icardi'nin neden klas golcü olduğu bir kez daha tescilleniyordu. Ve üç dakika sonra Ahmed Kutucu Eyüpspor günlerini hatırlatan uzaktan attığı golle tekrar farkı ikiye çıkarıyordu. Sonraki dakikalarda Kaan'ın şutları farkı değiştirmezken, takımlar soyunma odasına gidiyordu.


İkinci devreye Torreira'nın yerine hafta sonu cezası nedeniyle oynamayan Barış girerken, Galatasaray farkı arttırmak istiyordu lakin Ahmed ile kaleci İsa'nın çarpışması sonrası iki topçunun da oyundan alınması, İsa'nın ambülansla hastaneye götürülmesi herkesin tadını kaçırıyor, oyuncular biraz daha sakınarak topa müdahale ediyordu. Hal bötle olunca Galatasaray adına İcardi'nin dönerek vurduğu şut ile Asprilla'nın savunmadan kornere çıkan topu dışında pek pozisyon olmazken, deplasman ekibinde Mendy'nin gollük şutunu Günay iki hamlede çıkarıyordu.


Galatasaray hanesine bir üç puan daha yazdırırken, rekoru kıran Icardi kadar ilk defa Galatasaray formasını resmi bir maçta giyen Dağhan ve Furkan da bu maçı unutamayacaklar. Fethiyespor karşısında ilki yaşayan 16 yaşındaki Ada Yüzgeç bir de gol atabilseydi, 4 Şubat 2026 tarihi pek çok yönüyle unutulmazlar arasına girecekti. 



Stat: RAMS Park

Tarih:04/02/2026

Hakemler: Reşat Onur Coşkunses, Mehmet Şengül, Kerem İlitangil VAR:Efe Tanrıverdi

Galatasaray: Günay Güvenç, Gökdeniz Gürpüz (Ada Yüzgeç dk. 75), Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 75), Kazımcan Karataş (Dağhan Kahraman dk. 88), Eren Elmalı (Furkan Koçak dk. 83), Kaan Ayhan, Lucas Torreira (Barış Alper Yılmaz dk. 46), Yaser Asprilla, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu (Ismail Jakobs dk. 52), Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Noa Lang

Teknik Direktör: Okan Buruk

İstanbulspor: İsa Doğan (Mücahit Serbest dk. 51), Özcan Şahan (Yunus Bahadır dk. 46), Demir Mermerci, Duran Şahin, Emrecan Uzunhan, Turan Deniz Tuncer (Yusuf Ali Özer dk. 80), David Sambissa (Alieu Cham dk. 71), İsa Dayaklı, Ömer Faruk Duymaz (Muhammed Mert dk. 71), Mendy Mamadou, Ertuğrul Sandıkcı (Mustafa Sol dk. 71)

Yedekler: Fatih Tultak, Demeaco Duhaney, Furkan Çiftçi, Soner Salih Yavuz

Teknik Sorumlu: İlyas Öztürk

Goller: Mauro Icardi (dk. 5), Lucas Torreira (dk. 24), Ahmed Kutucu (dk. 33) (Galatasaray), Mendy Mamadou (dk. 26) (İstanbulspor)

2 Şubat 2026 Pazartesi

Galatasaray:4-0:Kayserispor


Vanspor maçında Hagi, Konyaspor maçında İliç, Kasımpaşa maçında Icardi, Akhisar maçında Drogba, Kayseri maçında Gomis ve Ümraniye maçında Mertens...  Dün gece bu listeye adınız yazdırma şansını daha hakemin başlama düdüğünün yankısı bitmeden Sallai'nin ortasında bomboş kafayı auta vurarak kaçırıyordu çiçeği burnunda transfer Noa Lang...


Bir çok potansiyel transferin adının geçtiği ama sadece Lang ve Aspirlla'nın kadroya dahil edildiği kadroda Manchester City maçının ardından ev sahibi sarı-kırmızılılar cezalı Barış Alper'in yokluğunda Hollandalı yeni transferini ilk onbire yazarak başladı Kayserispor maçına. Hava soğuk ve yağmurluydu, tribünlerde yer yer boşluklar vardı da maça saatler kala çıkan "Icardi Juventus'a gidiyor" asparagası sosyal medyada heyecan yaratmış, bu ateş Sami Yen tribünlerine de yansımıştı da sanalla gerçek çok farklıydı. Sosyal medya "kralı tahtından etmiş, biletini kesmişti" ama tribünler ortalığı Icardi diye inletiyordu maçtan önce topçular sahaya çıktıklarında...


Rakip ligde can çekişen Kayserispor olunca, Galatasaray için kendi evinde kağıt üzerinde rahat bir maça çıkacaktı, gerçek de öyle oldu. İlk dakika Lang kafayı kaçırdı ama yedinci dakikada Yunus'un ortasında Kayserispor'lu Opoku ters bir vuruşla gol perdesini açıyordu ev sahibi adına. Devamında da bir kaç dakika sonra Sallai yine ortaladı, bu defa Eren rahat pozisyonda kafayı dışarı atıyordu. Arzuluydu Galatasaray, Osimhen ve Yunus'la rakip ceza sahası önünde baskı kuruyor, top da kapıyordu ki, bu anların birinde Lang'ın şutunu Bilal kurtarıyordu. Gözlerin üzerinde olduğu yeni transfer istekliydi, çalışkandı ama ilk maçı olduğu için de hata yapmamak için biraz daha garanti oynuyordu. Barış'ın kanadında ondan daha teknik ama onun kadar güçlü olmayan bir oyuncu gelmiş Galatasaray'a... Hollandalı topçu 17'de Eren'i de savunma arkasına kaçırdı, onun pasında Osimhen'in şutu kale direğini yalayarak auta gidiyordu.


Galatasaray oyunu rakip sahaya yoğmış, savunmacılara da pres yaptığı bir anda kaleciye atılan kısa topu kapan Osimhen gole giderken Bilal tarafından düşürülünce hakem penaltıyı gösteriyordu. Herkes kırmızı kart beklerken, yeni kurallar hem penaltı hem kırmızıya izin vermiyordu. Topun başına geçen Osimhen yerden sert vuruşla farkı ikiye çıkarırken, takımını da rahatlatıyordu.

Maçın hakemi Adnan Deniz Kayatepe oyunu sık sık durdururken, 33. dakikada Lemina'ya öyle bir sarı kart gösterdi ki... Kelimeler kifayetsiz... Bu kartla Gabonlu oyuncu bir hafta sonraki Rize maçında cezalı duruma düşüyordu. Lemina demişken, Lang'ın serbest vuruş ortasında Torreira'nın aşırttığı topa yaptığı rövaşetayı Bilal zorlanarak kornere atıyordu... 

Deplasman takımının forvetleri Sanchez ve Abdülkerim arasında ezilirken, maçın başında Furkan'ın şutu dışında devre biterken Uğurcan'ın hatasıyla topu önünde bulan Onugkha'nın plasesi auta gidiyordu.


İkinci devre Uğurucan'ın uzun mesafeli pasında Osimhen'in topu indirip Sara'nın neredeyse golüyle başlayacaktı da Bilal yine başarılıydı ama dönen topta Osimhen kafayı kaldırsa Lang'a ilk maçta ilk golün asistini yapacaktı. Devamında Galatasaray üçüncü golü atmak için baskıyı arttırdı, pozisyonlar sonuç vermezken, son yarım saate girilirken Sallai'nin uzun mesafeli pasını kovalayıp yakalayan Osimhen Sara'nın eliyle işaret ettiği bölgeye meşin yuvarlağı bırakınca Brezilyalı da son haftalardaki gol serisini devam ettiriyordu. Son üç maçında dört gol atan Gabriel Sara, 101 defa topla buluşup 95 isabetli pasla Süper Ligde kendi rekorunu kırarken, saha içinde de ayak basmadık yer bırakmazken, Osimhenle birlikte yaptığı presle Mertens'i de hatırlatıyordu.

 Farkın açılmasıyla Okan Buruk, Lemina, Abdülkerim ve Sallai'nin yerine Icardi, Kazımcan ve Kaan'ı oyuna dahil edince takımın ritmi bozulunca Kayserisopor Uğurcan'ın kalesine daha fazla gelmeye başladı ki, bir de gol attılar lakin pozisyon ofsayttı...


Ve bitime 20 dakika kala Lang kenara gelip Asprilla sahaya girince, taraftar bir diğer yeni transferi de seyretme şansı buluyordu. Kolombiyalı genç oyuncu biraz tedirgindi, top ayağına yakışıyordu ama ilk maç ilk heyecan yeteneklerini çok da sergileyemedi ama bir çalım sonrası şutu az farkla yan ağlara takılınca taraftarı yine de oturdukları koltuklarından zıplattı. 


Maçta uzatmalar oynanırken Ahmed Kutucu'nun şutunda top rakip savunmacıdan dönerken, hakem VAR uyarısıyla maçı durdurup bir karar bekliyordu. "Böyle de penaltı olmaz" derken, monitöre çağrılan Adnan Deniz Kayatepe penaltı noktasını gösteriyordu. Tabii ki topu eline alan oyuncu kaptan Icardi olacaktı, Arjantinli'nin füzesinde Bilal yerinden bile kıpırdayamazken, İcardi Hagi'nin 72gollük rekorunu egale ediyordu...

Maç sonu ise üçlü çektiren Lang, Asprilla ve Icardi olurken, Lang ultrAslan bayrağı ile sahayı dolaşıyordu... Tabelada artı üç puan yazılmışken, kafalarda ise o bitmeyen soru vardı: Yönetim transferler nerede?



Stat: RAMS Park

Tarih: 01/02/2026

Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, Süleyman Özay, Mehmet Kısal VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sallai (Kazımcan Karataş dk. 65), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 65), Eren Elmalı, Lemina (Icardi dk. 65), Torreira, Yunus Akgün, Sara, Lang (Asprilla dk. 73), Osimhen (Ahmed Kutucu dk. 82)

Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, İlkay Gündoğan, Gökdeniz Gürpüz, Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kayserispor: Bilal Bayazit, Aaron Opoku (Katongo dk. 87), Semih Güler, Denswill, Carole, Bennasser (Dorukhan Toköz dk. 78), Ramazan Civelek (Mane dk. 46), Furkan Soyalp (Makarov dk. 59), Benes, Cardoso, Onugkha (Mendes dk. 59)

Yedekler: Onurcan Piri, Burak Kapacak, Tuci, Görkem Sağlam, Talha Sarıarslan

Teknik Direktör: Radomir Djalovic

Goller: Aaron Opoku (dk. 8 k.k.), Osimhen (dk. 26 pen.), Sara (dk. 60), Icardi (dk. 90+4 pen.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Eren Elmalı, Lemina (Galatasaray), Bilal Bayazit, Ramazan Civelek, Furkan Soyalp, Denswill, Makarov (Kayserispor)

30 Ocak 2026 Cuma

Manchester City:2-0:Galatasaray

 


Eylül ayında Şampiyonlar Ligi kuraları çekilip, maç fikstürü belli olduğunda City'nin çoktan "ununu eleyip eleğini sereceğini" ve Galatasaray karşısına yedek ağırlıklı bir kadro ile çıkacağı söylenirken, Galatasaray için ise ilk 24e devam etmek için kazanılması gereken bir maç olacağı yazılıyordu. Oysa, çarşamba gecesi tam tersi bir durum yaşandı, Galatasaray bir hafta evvel Atletico Madrid'ten 1 puan alıp devler liginde devam etmeyi garantilerken, Guardiola ise play-off oynamamak için Norveç'te kaybettiği puanları gol ve gollerle Galatasaray karşısında telafi etmek zorundaydı...

Ev sahibi kendi bildiği sahada oynarken, seyirci avantajı Galatasaray'da gibiydi zira maç boyu skordan bağımsız Etihad'ı inleten ve İngilizleri "Arap sermayesi ligimize geldi, takımlarımız güçlendi ama taraftarlığı kaybettik" diye düşündüren ultrAslan ve ultrAslan-Avrupa üyeleri vardı. Daha seremonide meşaleleri yakan, maçta "Gençlik Marşını" da "Yerine Sevemem"i de "Adanmış Hayatların Umudunu" da İngilizlerin beyinlerine kazıttılar kelimenin tam manasıyla.


Torreira'nın sakatlığı nedeniyle Okan Buruk ilk onbire İlkay'ı monte edip, onu eski takımına karşı kaptanlık pazu bandı ile sahaya çıkarıyordu. Yeni nesil her şartta kazanmaya odaklı olduğu için onların "materyalist" dünyasında futbolun insani tarafları pek dikkate alınmaz da Okan Buruk'un bu jesti de Günay'a Süper Kupa maçında Fenerbahçe'ye karşı forma şansı vermesi de o pek beğendiğim bestede dediği gibi "başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter" gibi asil bir hareketti, ne biz unuturuz, ne de İlkay ve Günay...

Kazanmak ile kaybetmek arasında "bir kaç milyon euroluk" harici çok bir fark olmayınca, Okan Buruk da Anadolu takımlarının kendisine sürekli yaptığı "otobüsü çekmek" yerine kendi oyun felsefesini devam ettirdi: Rakibe onların sahasında basıp kapacağı toplarla gol aramak... Plan şahaneydi de rakip hoca bu işin üstadlarından Pep'ti ve her ne kadar bir çok topçusu sakat ya da cezalı olsa da,  kalecisinden forvetine dünyanın en iyilerine sahipti...


O "en iyilerden" olan Haaland'ın çömertçe ikramı ile başladı maç aslında, bomboş kafayı auta atınca yakın zamanda gelecek golün sinyali yanmıştı ve on 8 dakika sonra Doku'nun ara pasında Norveçli Abdülkerim'in "ağır" kalmasından faydalanıp Uğurcan'ın üzerinden ağları havalandırıyordu. Erken gol ev sahibini rahatlatırken, Galatasaraylılar oyuna alışmakta zorluk çekiyordu ki Torreira'nın yokluğunda İlkay'la olmuyordu Okan Buruk'un oyunu. Aslında İlkay'ı seyrederken, Drogba'nın Chelsea deplasmanındaki "yokluğu" bir çok kişinin hafızalarında canlanıyordur muhtemelen. Tecrübeli topçulardı bunlar ama maalesef onlar bile bu duygu yoğunluğunu kaldıramıyor anlaşılan. Lemina ve Sara'nın çabaları sarı-kırmızılıları oyunda tutmaya çalışırken, ayakta kalan, ikili mücadeleleri kazana ve topu koşturan City'lilerdi. 23'te O'Reilly'nin füzesini Uğurcan kornere atıp ikinci gole izin vermezken, eski takımına karşı Sane'nin becerileri ve Osimhen'in çabası ile rakip ceza sahasına giriyordu Galatasaray. Tabii, eşitliği ararken Doku ile gelişen bir başka ani atakta, onun pasında Cherki ceza sahasında boş kalıyor ve skorbordu değiştiriyordu. 


Farkın ikiye çıkması sonrası Okan Buruk Lemina'yı da savunmaya alıp defansı üçlerken, rakibi biraz daha durdurmaya çalışıyor, Doku'nun sakatlanıp çıkması Galatasaray adına maçın "talih" dakikası oluyorken, mavi-beyazlıların tüm hatlarıyla gol için yüklendiği bir anda Osimhen-Sane ikilisinin kazandığı topta Osimhen topu sürmek yerine Sane'ye aktarmayı hesap edince belki de Galatasaray adına ilk devrenin en önemli pozisyonu harcanıyordu.

İkinci devre City'nin diğer maçların sonucunu öğrenip rahatlaması ve Okan Buruk'un da savunmada yaptığı değişikliklerle Galatasaray oyuna biraz daha ortak olup pozisyonlar da yakaladı. 52. dakika Sallai'nin savunma arkasına ortasında Osimhen bomboş beklerken son anda savunma araya giriyor ve on dakika sonra yine Macar topçunun pasında Osimhen'in gelişine şutunu Donnarumma iki hamlede zorlukla yakalıyordu.  Galatasaray pozisyon buluyordu da savunmada Abdülkerim'in hataları rakibe şans veriyor, Cherki'nin iki dakika arayla net pozisyonlarını Uğurcan çıkarıyordu...

Yapılan oyuncu değişiklikleri Galatasaray'ı oyunda tutuyor ama beklenen golü getirmeyince, herkesin kafası sahadaki mücadeleden çok telefonlarından gelecek gol haberlerindeydi ve son düdük çaldığında Galatasaray 20. sırada yer alırken, City de Real Madrid'in kaybetmesi ile ilk sekizde bitiriyordu grup aşamasını... Maç sonrası ise Okan Buruk ile Guardiola'nın, Uğurcan ile Donnarumma'nın, İlkay ile eski arkadaşlarının, Osimhen ile Haaland'ın muhabbetleri futbolun güzel anları olarak objektiflere yansıyordu...

Stat: Etihad

Tarih:28/01/2025

Hakemler: Alejandro Hernandez, Jose Naranjo, Diego Sanchez Rojo VAR: Carlos del Cerro Grande

Manchester City: Gianluigi Donnarumma, Matheus Nunes, Abdulkodir Khusanov, Nathan Ake, Rayan Ait Nouri, Bernardo Silva, Nico O’Reilly, Rayan Cherki (Nicolas Gonzalez dk. 82), Omar Marmoush (Tijjani Reijnders dk. 67), Jeremy Doku (Phil Foden dk. 37), Erling Haaland

Yedekler: James Trafford, Marcus Bettinelli, Charlie Gray, Divine Mukasa, Max Alleyne, Rico Lewis, Stephen-Nevin Mfuni

Teknik Direktör: Pep Guardiola

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 68), Ismail Jakobs, Mario Lemina, İlkay Gündoğan (Lucas Torreira dk. 68), Leroy Sane (Kaan Ayhan dk. 80), Gabriel Sara (Mauro Icardi dk. 86), Barış Alper Yılmaz (Yunus Akgün dk. 68), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Ahmed Kutucu, Dağhan Kahraman, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak, Wilfried Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Erling Haaland (dk. 11), Rayan Cherki (dk. 29) (Manchester City)

Sarı kart: Mario Lemina (Galatasaray)


18 Ocak 2026 Pazar

Galatasaray:1-1:Gaziantep FK

 


Hakem Oğuzhan Çakır maçın sonuna altı dakika eklemişken, deplasman ekibinin ani gelişen atağında Mohamed Bayo çaprazdan Uğurcan ile karşı karşıya kalıyor ve plase şutu ağlarla kucaklaşacakken son anda falso alıp direği sıyırıyordu... Zaten o anın sonrası da Sane'nin auta giden şutuyla maç sona eriyordu. İşte, mayıs ayında son maç bittiğinde bu pozisyon belki de bir çok kişinin aklına gelecek, acaba Galatasaray burada kaybettiği iki puanla şampiyonluğu mu kaybedecek yoksa Bayo'nun golü kaçırması Galatasaray'a şampiyonluk getiren "altın bir" puan mı olacak? Sorunun cevabını mayıs ayında alacağız da biz bu geceye dönelim.


Eksik oyuncuların, sakatların, yapılamayan transferlerin bir araya gelmesiyle yedek kulübesinde gencecik çocuklardan oluşan bir kadroyla maça çıkan Galatasaray, rakip hoca Burak Yılmaz'ın cezalı olduğu ve kendisi gibi eksiklerle dolu bir takımı konuk ediyordu Sami Yen'de. Hava şartları sert, ısıtıcılar çalışmıyor, maç biletleri pahalı, Süper Kupa mağlubiyetinin öfkelisi "seyirci" maça gelmeyince tribünlerin bir kısmı dolamamıştı da iki takımın da kafaları pek maçta değil gibiydi. Dakikalar ona gelirken Barış'ın kanattan çalımlarla ceza sahasına kadar gelip pasında  Yunus'un rahat pozisyonda plasesi auta giderken, 20. dakikada Sane'nin serbest vuruşunda Abdülkerim'in kafası az farkla auta gidiyordu. Ve ev sahibi adına en tehlikeli pozisyon iki dakika sonra Barış'ın köşe vuruşundan gelen topa Lemina'nın plasesi direği yalıyordu. Deplasman ekibi adına tek atak Maxim'in köşe vuruşuna Mujakiç'in kafasını Uğurcan'ın çıkartması oluyordu.


Galatasaray'ın saman alevi gibi bir alevlenip, bir durağanlaştığı ilk devre sonrası, ikinci yarı da benzer başladı da, Abdülkerim'in ortasında Icardi çok rahat attığı kafa gollerinden bir benzerini atamıyor, on dakika sonra da Lemina'nın ara pasında kaleci ile karşıya pozisyonda vuruşunu Arda önlüyordu. Galatasaray gol için bastırıyor, Barış'ın korner ortasında Lemina'nın kafasını Zafer çıkarırken, eskilerin kontra dediği, yeni terimle "geçiş hücumunda" Yusuf'un taşıdığı topta üç Galatasaraylıyı geçip, şutu Abdülkerim'in eline çarpıyor ve topu önünde bulan Bayo gol perdesini açıyordu.

Geriye düşen Galatasaray'da Eren yerine Kazımcan oyuna dahil olunca, onun uzun taç atışları Gaziantep kalesinde tehlike yaratmaya başlarken, genç topçunun uzun menzilli bir taç atışında seken topta Barış bitime 7 dakika kala skoru eşitliyordu.


Kalan dakikalarda Galatasaray galibiyeti aradı da bulduğu pozisyonlarda kale çizgisini ikinci defa geçemedi ve şampiyonluk yarışında iki puanı taraftarının ıslıkları arasında bıraktı.

Geçen sene Kasımpaşa maçının olaylı hakemi Oğuzhan Çakır ve yardımcıları, bu gece de taktıkları FIFA kokartına layik olmayan bir yönetim sergilediler. Hakem ayağa basmalara kart çıkarmazken, oyunun durmasına oldukça fazla müsaade edip, uzatmalara eklemedi de... Yardımcı hakem de 46. dakikada Yunus'un ittirilmesine devam kararı verip, 63'te Sane'nin rakibine teması olmamasına faul çalmasıyla rengini belli ediyordu.


Maçın devre arasına giderken ve bitimindeki protestolara gelirsek, Fatih Terim'in protesto edildiği, Muslera'nın ıslıklandığını gördükten sonra sosyal medyanın taraftarlığı bitirdiğini acı da olsa anladık da alışmak zor oluyor ama üç sene arka arkaya şampiyon olan takımın hocasına ve Icardi gibi efsane golcüsüne söylenilenler bir kez daha kalbe giren o hançeri vahşice derine saplıyor. Eskiden biz taraftarın sözü geçerdi, artık müşterilerin...


Stat: RAMS Park

Tarih:17/01/2026

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Hakan Yemişken, Bilal Gölen VAR: Alper Çetin

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Kazımcan Karataş dk. 74), Mario Lemina, İlkay Gündoğan (Ahmed Kutucu dk. 79), Leroy Sane, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Yusuf Kahraman, Eyüp Can Karasu, Cihan Akgün, Yusuf Demir

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gaziantep FK: Zafer Görgen, Luis Perez, Arda Kızıldağ, Nihad Mujakic, Nazım Sangare, Melih Kabasakal, Ogün Özçiçek, Denis Draguş (Karamba Gassama dk. 63), Alexandru Maxim (Victor Gidado dk. 90+1), Yusuf Kabadayı (Christopher Lungoyi dk. 90+1), Mohamed Bayo

Yedekler: Burak Bozan, Mervan Müjdeci, Deian Sorescu, Muhammet Akmelek, Ali Osman Kalın

Teknik Sorumlu: Anıl Demirci

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 84) (Galatasaray), Mohamed Bayo (dk. 73) (Gaziantep FK)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi, Mario Lemina (Galatasaray), Nazım Sangare, Luis Perez (Gaziantep FK)

Blog Widget by LinkWithin