Geçen gün duymuştum bir yerde, bir film ya da dizi olmalıydı, "Hayat dediğin biraz umut, biraz da mağlubiyet" diyordu oyuncu... Güzel gelmişti kulağıma, kullanırım bunu bir yazımda derken, Barcelona maçı geldi çattı, başladım kelimeleri peşi sıra dizmeye o veciz deyişle...
"Dünyanın En İyi Takımı" tamlamasını bu sezon itibarı ile gerçek anlamıyla rakiplerine yaşatan bir ekipti Flick'in Barcelona'sı ve Şampiyonlar Ligi ikinci haftasında Galatasaray'ın konuğu oluyordu. Yaz aylarında kupa coşkusu yaşayan ve finalde Messi'li Arjantin'e atak dahi yaptırmayan İspanya milli takımına 8 topçu veren Katalanlar sezona da hızlı başlamışlar ve daha maçlarda dakikalar çift rakamları göstermeden rakip kaleye topu sokmayı beceriyorlardı... Fatih Terim'in deyişiyle "Kaybetmek kolay, kazanmak olay" olacaktı...
Bordo-mavililer "Dünyanın En İyi Takımı" apoleti ile "Dünyanın En Gürültülü Stadına" konuk olurken, Galatasaray'ın taraftar gücü ev sahibi için şartları eşitlemek anlamında avantaj teşkil ediyordu. Bunun yanında geçtiğimiz sezonlarda Bayern Münih, Liverpool, Juventus gibi takımlara karşı sergilenen maçlar da Okan Buruk ve öğrencilerinin CV'lerinde yer alıyordu. Rakibi iyi analiz edip, taraftar desteğini de arkasına alan ve maçın her dakikasını dolu dolu yaşayan bir Galatasaray'ın neler başarabildiğini de tarih sayfaları uzun uzun yazıyordu...
Topu koşturan ve boşlukları pek seven rakibe göre de kadro seçiminde kaleye her zamanki gibi Uğurcan'a emanet ederken Okan Buruk, Kasımpaşa maçının iyisi Barış'ı sağ beke tekrar yazmış, stopere de Sanchez'in partneri olarak hızından dolayı Abdülkerim'in yerine Jakobs'u koymuştu, sol bek yani Lamine Yamal'ı durdurmak görevi Eren'deydi. Orta saha böyle maçların olmazsa olmazı Torreira ve Lemina'ya emanet edilirken, onların önlerine Yunus, Batrakov ve Leao monte edilmiş ve Osimhen de gol ayağı olarak en ileri uçta görev alıyordu. Kadroyu görenlerin sorduğu bir soru vardı: Galatasaray ön alanda baskı mı yapacak, yoksa topu rakibe verip kalesini mi savunacak? İkisini de yaptı Okan Buruk'un takımı, organize bir şekilde büyük bir ciddiyetle kaleyi de savundular ki Leao'nun ani çıkışlarıyla pozisyon da buldular, top rakip sahadayken çok uzun süreli olmasa da "şok" baskılar da yaptılar... Kısaca analizlere göre bir ilk devre geçirdiler...
Yamal ve arkadaşlarının İstanbul'a turistik bir seyahat için gelmediklerini daha maçın ilk dakikalarında Lemina "Cehenneme hoş geldin" diyerek kulağını fısıldıyordu Barca'nın on numarasının. Barış da Gordon'a gösteriyordu buralarda elini kolunu sallayıp gezilmeyeceğini. Topu ayaklarında eveleyip gevelemeyen ve sürekli makine nizami ile boşlukları gören böylesine teknik topçulara karşı, hele ki daha "çocuk yaştalarsa" yapılacak işlerin başında "tatlı sert" müdahalelere onları kokutmak olacaktır, ki bunu halı saha oynayanlar iyi bilir, kimse karşısında "kasap" bir adamın gelmesini istemez. Lemina ve Barış dışında ancak 66dan sonra oyuna giren Sallai bunu yaptı ve Barca'yı durdurdu: Macar oyuncu bir kaç kere yatarak topla karışık ayaklara da girince, Barcelonalılar skorun da etkisiyle "sakatlanmak" yerine oyunu rolantiye alıverdiler... İllaki Barcelona gol ve goller bulacaktı ama ikinci devre Yamal bu kadar rahat oynayamayacaktı eğer biraz daha "ısırgan" olabilseydi Galatasaraylı futbolcular.
Yamal'ın ceza sahası dışından auta giden şutu, Uğurcan'ın karşı karşıya Gordon'u durdurması, Yamal'ın ortasında Olmo'nun direği yalayan kafası, Cancelo'ya geçit vermeyen Uğurcan derken, Barış'ın gole giden Gordon'a "Ben daha güçlüyüm" dercesine engel olması sonrası Leao'nun transfer edilme nedeni olan hızı ile ceza sahasına girerken asistinde Batrakov'un "çocukluk aşkının" fileleri havalandırmasıyla Galatasaray ilk atağında golü buluyordu... Erken gol atmaya alışık olan Katalanlar, rakiplerinin hislerini tecrübe ederken, morallenen ve seyirciyi de havaya sokan Galatasaray beş dakika sonra fileleri ikinci defa sarsıyordu ki Ali Sami Yen'de stat temelleri sarsılıyordu sevinçten... Batrakov'un köşe atışında Osmhen'in kafasına son temas Barış'tan gelmiş, rakibin de ayağına çarparak gol olurken, Marco Guida ve arkadaşları orta sahayı göstermiş de VAR hakemi kulağına "Wait" demişti. O "Bekle" uyarısı ne kadar uzun sürerse, işin içinde bir "bit yeniği" olacaktı ve öyle de oldu, 3-4 dakikaya yakın beklemek sonrası gol iptal edildi ve pozisyonun görüntüsü hem çok geç gösterildi, hem de yarım metreye yakın ofsayt gözüküyordu: Buna kim inanır, meşhur espiride olduğu gibi Kadir İnanır diyelim...
İptal edilen golün şokunu deplasman ekibi atlatamadan Galatasaray bir kez daha gole yaklaştı, Leao'nun ortasında Yunus'un arka direkteki plasesi kalecide kalırken, geçen dakikalarla birlikte Katalanlar tekrar Uğurcan'ın kalesine eşitlik için baskı kurdular ve Cancelo ile beraberliği de buldular. Yamal'ın kendini ceza sahası önünde atması ve yerdeyken topu dürtmesiyle meşin yuvarlak ofsayt olan Gordon'un önüne düşerken, İngiliz topçu hareketlenip, son anda durunca "pasif" konumda sayılıyordu... Galatasaray'ın iptal edilen ve Barca'nın iptal edilmeyen gollerinin kararını veren kimdi: Liverpool-Galatasaray maçında ev sahibine hem penaltı için hem de ilk golde Salla'ye yapılan faul için hakemi ekrana davet etmeyen Marco Di Bello... İnsan düşünmeden edemiyor, çocukluğunda Juventus'lu muydu da siyah beyazlıları elememiz acısını çıkarıyor diye... Pedri'nin Batrakov'a "tokadında" da hakemi uyarmazken Di Bello, neyin hesabını yapıyordu acaba?
Sanki Barcelona'dan gol yemek dünyanın sonuymuş gibi eşitlik sonrası hem tribün hem takım düştü, Barcelona Gordon'la golü aradı Uğurcan uzandı, bir dakika sonra Gordon bir kez daha Uğurcan'ı geçemedi, Olmo'nun uzaktan şutunda yine sahneye başarılı file bekçisi çıkıyordu.
İki farkla önde soyunma odasına gitmek varken eşitlikle gidilmişti ama dönüşte yorgun ve konsantrasyonu yitirmiş bir Galatasaray vardı ki, deplasman ekibi bunu değerlendirdi, 46'da Yamal'ın al da at pasında Gordon iki adımdan topu auta yollarken, üç dakika sonra yine Yamal'ın ortasında Lopez kafayla takımını öne geçiriyordu. Trabzon ve Lisbon deplasmanlarındaki kırılma Sami Yen'de de yaşanıyor ve 52'de Yamal'ın getirdiği topta Gordon iğne deliğinden topu filelerle kucaklaştırıyordu. Barcelona golleri üçlerken, ilk devre rakibe cehennemi yaşatan seyirci de susunca, sahada Galatasaraylı topçular adına tatsız, tuzsuz ve bitse de gitsek havasında bir maç oynanıyordu.
"Hayatımda en çok yorulduğum maç" diyen Batrakov'la birlikte Yunus ve Lemina da kenara alınıp taze güç olarak Sara, Lesley ve Sane'nin girmesi de pek etkili olmazken, Barış'ın da yorulmasını değerlendiren Adeyemi'nin plasesi ile Katalanlar farkı üçe çıkarıyordu ki Okan hoca sonrasında da Barış'ı kenara alıp Sallai'yi maça dahil ediyordu. Barcelona ikinci devre üç gol attı ve 75'te Adeyemi, 82'de Jesus ve 84'te Adeyemi'nin şutunda Sallai'nin kafayla çizgiden çıkardığı topla üç net pozisyonu daha değerlendirmezken, Galatasaray ise 74'te Osimhen'in karşı karşıya kaleciyi geçememesi ve atılan uzun topta Sane'nin kelciden "ağır" kalması ile fileleri bir kez daha sarsma fırsatını kaçırıyordu. Oyunun rölantiye alındığı dakikalarda ise Galatasaray taraftarının Okan Buruk'a desteği ve arkasından "Yerine sevemem" tezahüratı da gecenin güzellikleri arasında yer alıyordu.
Sporting maçında olduğu gibi Barcelona karşısında da VAR hakeminin "kurbanı" olarak hanesine puan yazdırmayan Galatasaray özellikle ilk devre sergilediği oyunla gelecek maçlar için taraftarına güven verip, "Galiptir bu yolda mağlup" mesajı verirken, nispetten zor maçları da geride bırakıp önündeki fikstürdeki rakiplerini yenmesi halinde tekrar iddialı duruma geçecektir.
Stat: RAMS Park
Tarih:13/10/2026
Hakemler: Marco Guida, Giorgio Peretti, Giuseppe Perrotti VAR: Marco Di Bello
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz (Roland Sallai dk. 67), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 81), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 58), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 58), Aleksey Batrakov (Gabriel Sara dk. 58), Rafael Leao, Victor Osimhen
Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş
Teknik Direktör: Okan Buruk
Barcelona: Joan Garcia, Eric Garcia (Jules Kounde dk. 73), Pau Cubarsi, Gerard Martin, Joao Cancelo, Rodri, Pedri (Marc Bernal dk. 73), Lamine Yamal, Fermin Lopez (Gavi dk. 82), Anthony Gordon (Karim Adeyemi dk. 59), Dani Olmo (Gabriel Jesus dk. 58)
Yedekler: Wojciech Szczesny, Dominik Livakovic, Alex Balde, Brian Farinas, Xavi Espart, Hamza Abdülkerim
Teknik Direktör: Hansi Flick
Goller: Aleksey Batrakov (dk. 28) (Galatasaray), Joao Cancelo (dk. 43), Fermin Lopez (dk. 50), Anthony Gordon (dk. 53), Karim Adeyemi (dk. 65) (Barcelona)
Sarı kartlar: Rafael Leao, Roland Sallai (Galatasaray)


























































