15 Ekim 2026 Perşembe

Galatasaray:1-4:Barcelona


Geçen gün duymuştum bir yerde, bir film ya da dizi olmalıydı, "Hayat dediğin biraz umut, biraz da mağlubiyet" diyordu oyuncu... Güzel gelmişti kulağıma, kullanırım bunu bir yazımda derken, Barcelona maçı geldi çattı, başladım kelimeleri peşi sıra dizmeye o veciz deyişle...

"Dünyanın En İyi Takımı" tamlamasını bu sezon itibarı ile gerçek anlamıyla rakiplerine yaşatan bir ekipti Flick'in Barcelona'sı ve Şampiyonlar Ligi ikinci haftasında Galatasaray'ın konuğu oluyordu. Yaz aylarında kupa coşkusu yaşayan ve finalde Messi'li Arjantin'e atak dahi yaptırmayan İspanya milli takımına 8 topçu veren Katalanlar sezona da hızlı başlamışlar ve daha maçlarda dakikalar çift rakamları göstermeden rakip kaleye topu sokmayı beceriyorlardı... Fatih Terim'in deyişiyle "Kaybetmek kolay, kazanmak olay" olacaktı...

Bordo-mavililer "Dünyanın En İyi Takımı" apoleti ile "Dünyanın En Gürültülü Stadına" konuk olurken, Galatasaray'ın taraftar gücü ev sahibi için şartları eşitlemek anlamında avantaj teşkil ediyordu. Bunun yanında geçtiğimiz sezonlarda Bayern Münih, Liverpool, Juventus gibi takımlara karşı sergilenen maçlar da Okan Buruk ve öğrencilerinin CV'lerinde yer alıyordu. Rakibi iyi analiz edip, taraftar desteğini de arkasına alan ve maçın her dakikasını dolu dolu yaşayan bir Galatasaray'ın neler başarabildiğini de tarih sayfaları uzun uzun yazıyordu...


Topu koşturan ve boşlukları pek seven rakibe göre de kadro seçiminde kaleye her zamanki gibi Uğurcan'a emanet ederken Okan Buruk, Kasımpaşa maçının iyisi Barış'ı sağ beke tekrar yazmış, stopere de Sanchez'in partneri olarak hızından dolayı Abdülkerim'in yerine Jakobs'u koymuştu, sol bek yani Lamine Yamal'ı durdurmak görevi Eren'deydi. Orta saha böyle maçların olmazsa olmazı Torreira ve Lemina'ya emanet edilirken, onların önlerine Yunus, Batrakov ve Leao monte edilmiş ve Osimhen de gol ayağı olarak en ileri uçta görev alıyordu. Kadroyu görenlerin sorduğu bir soru vardı: Galatasaray ön alanda baskı mı yapacak, yoksa topu rakibe verip kalesini mi savunacak? İkisini de yaptı Okan Buruk'un takımı, organize bir şekilde büyük bir ciddiyetle kaleyi de savundular ki Leao'nun ani çıkışlarıyla pozisyon da buldular, top rakip sahadayken çok uzun süreli olmasa da "şok" baskılar da yaptılar... Kısaca analizlere göre bir ilk devre geçirdiler...



Yamal ve arkadaşlarının İstanbul'a turistik bir seyahat için gelmediklerini daha maçın ilk dakikalarında Lemina "Cehenneme hoş geldin" diyerek kulağını fısıldıyordu Barca'nın on numarasının. Barış da Gordon'a gösteriyordu buralarda elini kolunu sallayıp gezilmeyeceğini. Topu ayaklarında eveleyip gevelemeyen ve sürekli makine nizami ile boşlukları gören böylesine teknik topçulara karşı, hele ki daha "çocuk yaştalarsa" yapılacak işlerin başında "tatlı sert" müdahalelere onları kokutmak olacaktır, ki bunu halı saha oynayanlar iyi bilir, kimse karşısında "kasap" bir adamın gelmesini istemez. Lemina ve Barış dışında ancak 66dan sonra oyuna giren Sallai bunu yaptı ve Barca'yı durdurdu: Macar oyuncu bir kaç kere yatarak topla karışık ayaklara da girince, Barcelonalılar skorun da etkisiyle "sakatlanmak" yerine oyunu rolantiye alıverdiler... İllaki Barcelona gol ve goller bulacaktı ama ikinci devre Yamal bu kadar rahat oynayamayacaktı eğer biraz daha "ısırgan" olabilseydi Galatasaraylı futbolcular.


Yamal'ın ceza sahası dışından auta giden şutu, Uğurcan'ın karşı karşıya Gordon'u durdurması, Yamal'ın ortasında Olmo'nun direği yalayan kafası, Cancelo'ya geçit vermeyen Uğurcan derken, Barış'ın gole giden Gordon'a "Ben daha güçlüyüm" dercesine engel olması sonrası Leao'nun transfer edilme nedeni olan hızı ile ceza sahasına girerken asistinde Batrakov'un "çocukluk aşkının" fileleri havalandırmasıyla Galatasaray ilk atağında golü buluyordu... Erken gol atmaya alışık olan Katalanlar, rakiplerinin hislerini tecrübe ederken, morallenen ve seyirciyi de havaya sokan Galatasaray beş dakika sonra fileleri ikinci defa sarsıyordu ki Ali Sami Yen'de stat temelleri sarsılıyordu sevinçten... Batrakov'un köşe atışında Osmhen'in kafasına son temas Barış'tan gelmiş, rakibin de ayağına çarparak gol olurken, Marco Guida ve arkadaşları orta sahayı göstermiş de VAR hakemi kulağına "Wait" demişti. O "Bekle" uyarısı ne kadar uzun sürerse, işin içinde bir "bit yeniği" olacaktı ve öyle de oldu, 3-4 dakikaya yakın beklemek sonrası gol iptal edildi ve pozisyonun görüntüsü hem çok geç gösterildi, hem de yarım metreye yakın ofsayt gözüküyordu: Buna kim inanır, meşhur espiride olduğu gibi Kadir İnanır diyelim...



İptal edilen golün şokunu deplasman ekibi atlatamadan Galatasaray bir kez daha gole yaklaştı, Leao'nun ortasında Yunus'un arka direkteki plasesi kalecide kalırken, geçen dakikalarla birlikte Katalanlar tekrar Uğurcan'ın kalesine eşitlik için baskı kurdular ve Cancelo ile beraberliği de buldular. Yamal'ın kendini ceza sahası önünde atması ve yerdeyken topu dürtmesiyle meşin yuvarlak ofsayt olan Gordon'un önüne düşerken, İngiliz topçu hareketlenip, son anda durunca "pasif" konumda sayılıyordu... Galatasaray'ın iptal edilen ve Barca'nın iptal edilmeyen gollerinin kararını veren kimdi: Liverpool-Galatasaray maçında ev sahibine hem penaltı için hem de ilk golde Salla'ye yapılan faul için hakemi ekrana davet etmeyen Marco Di Bello... İnsan düşünmeden edemiyor, çocukluğunda Juventus'lu muydu da siyah beyazlıları elememiz acısını çıkarıyor diye... Pedri'nin Batrakov'a "tokadında" da hakemi uyarmazken Di Bello, neyin hesabını yapıyordu acaba?

Sanki Barcelona'dan gol yemek dünyanın sonuymuş gibi eşitlik sonrası hem tribün hem takım düştü, Barcelona Gordon'la golü aradı Uğurcan uzandı, bir dakika sonra Gordon bir kez daha Uğurcan'ı geçemedi, Olmo'nun uzaktan şutunda yine sahneye başarılı file bekçisi çıkıyordu.

İki farkla önde soyunma odasına gitmek varken eşitlikle gidilmişti ama dönüşte yorgun ve konsantrasyonu yitirmiş bir Galatasaray vardı ki, deplasman ekibi bunu değerlendirdi, 46'da Yamal'ın al da at pasında Gordon iki adımdan topu auta yollarken, üç dakika sonra yine Yamal'ın ortasında Lopez kafayla takımını öne geçiriyordu. Trabzon ve Lisbon deplasmanlarındaki kırılma Sami Yen'de de yaşanıyor ve 52'de Yamal'ın getirdiği topta Gordon iğne deliğinden topu filelerle kucaklaştırıyordu. Barcelona golleri üçlerken, ilk devre rakibe cehennemi yaşatan seyirci de susunca, sahada Galatasaraylı topçular adına tatsız, tuzsuz ve bitse de gitsek havasında bir maç oynanıyordu.


"Hayatımda en çok yorulduğum maç" diyen Batrakov'la birlikte Yunus ve Lemina da kenara alınıp taze güç olarak Sara, Lesley ve Sane'nin girmesi de pek etkili olmazken, Barış'ın da yorulmasını değerlendiren Adeyemi'nin plasesi ile Katalanlar farkı üçe çıkarıyordu ki Okan hoca sonrasında da Barış'ı kenara alıp Sallai'yi maça dahil ediyordu. Barcelona ikinci devre üç gol attı ve 75'te Adeyemi, 82'de Jesus ve 84'te Adeyemi'nin şutunda Sallai'nin kafayla çizgiden çıkardığı topla üç net pozisyonu daha değerlendirmezken, Galatasaray ise 74'te Osimhen'in karşı karşıya kaleciyi geçememesi ve atılan uzun topta Sane'nin kelciden "ağır" kalması ile fileleri bir kez daha sarsma fırsatını kaçırıyordu. Oyunun rölantiye alındığı dakikalarda ise Galatasaray taraftarının Okan Buruk'a desteği ve arkasından "Yerine sevemem" tezahüratı da gecenin güzellikleri arasında yer alıyordu.


Sporting maçında olduğu gibi Barcelona karşısında da VAR hakeminin "kurbanı" olarak hanesine puan yazdırmayan Galatasaray özellikle ilk devre sergilediği oyunla gelecek maçlar için taraftarına güven verip, "Galiptir bu yolda mağlup" mesajı verirken, nispetten zor maçları da geride bırakıp önündeki fikstürdeki rakiplerini yenmesi halinde tekrar iddialı duruma geçecektir. 


Stat: RAMS Park

Tarih:13/10/2026

Hakemler: Marco Guida, Giorgio Peretti, Giuseppe Perrotti VAR: Marco Di Bello

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz (Roland Sallai dk. 67), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 81), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 58), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 58), Aleksey Batrakov (Gabriel Sara dk. 58), Rafael Leao, Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Barcelona: Joan Garcia, Eric Garcia (Jules Kounde dk. 73), Pau Cubarsi, Gerard Martin, Joao Cancelo, Rodri, Pedri (Marc Bernal dk. 73), Lamine Yamal, Fermin Lopez (Gavi dk. 82), Anthony Gordon (Karim Adeyemi dk. 59), Dani Olmo (Gabriel Jesus dk. 58)

Yedekler: Wojciech Szczesny, Dominik Livakovic, Alex Balde, Brian Farinas, Xavi Espart, Hamza Abdülkerim

Teknik Direktör: Hansi Flick

Goller: Aleksey Batrakov (dk. 28) (Galatasaray), Joao Cancelo (dk. 43), Fermin Lopez (dk. 50), Anthony Gordon (dk. 53), Karim Adeyemi (dk. 65) (Barcelona)

Sarı kartlar: Rafael Leao, Roland Sallai (Galatasaray)

10 Ekim 2026 Cumartesi

Galatasaray:3-1:Kasımpaşa


Ne zaman bir şiir yazmak istesem

Hep aklıma sen geliyorsun

Aklım yüreğimde

Hiç aklımdan çıkmıyorsun

der Sakaryaspor ve Kahramanmaraş'ta top koşturmuş emektar topçu Musa Pekin "Bir Futbolcunun Toplu Sevda Şiirleri" adlı kitabında. Şair kalemi eline aldığında sevdiğini hatırlarken, benim de 19 günlük "milli arada" ne zaman top peşinde koşan adamlar görsem Galatasaray geldi aklıma ve dün gece hasret bitti, yerini büyük bir coşku ve ümit deryasına bıraktı. Özlemişim Galatasaray'ı, özlemişim Sami Yen'i...

Son olarak Trabzon'da alınan farklı mağlubiyet moralleri bozmuş, üç puan kaybedilmiş, Lesley ve Okan hoca da kırmızı kart görerek Kasımpaşa karşısında takımı eksik bırakmışlardı. Yaraları iyileştirmek için aralar iyidir, "zaman çaresidir bir çok derdin" derler, kafalar toparlanıp, sakatlar iyileşti de ulusal bayraklarını savunmak için ülkelerine giden topçuların İstanbul'a yorgun dönmesi de ağızda ekşi tat bırakmadı değil...


Milli takımda kalesini gollere kapatamayan Uğurcan kalede yer alırken, Okan Buruk sağ beke Sallai ve Singo'nun sakat olması vesilesiyle Barış'ı görevlendirmişti. Çıkış yaptığı ve formayı "tapuladığı" dönemlerde savunmada gösterdiği performans ile dikkati çeken Barış, cuma gecesi Kasımpaşa karşısında da "geride" oynadı, ilk dakikalarda yerini yadırgadı lakin dakikaların ilerlemesiyle pozisyonuna uyum sağladı, rakiplere set olurken, hücuma da "efektiflik" kattı, çalışmasının ödülünü de galibiyet golünü atarak kazandı. Öyle bir etki bıraktı ki Barış, maç sonu kale arkasındaki taraftarlar "Barış gelmeden çıkmıyoruz" diyerek soyunma odasından genç topçuyu çıkarıp, üçlü çektirip öyle terk eylediler stadyumu...

Savunmanın diğer elemanları da klasik olarak Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs olmuştu. Onların önünde Torreira ve Sara yer alırken, Rusya milli takımında başarılı maçlar çıkaran Batrakov "orkestra şefi" rolünde, Yunus ve Leao kanatlarda ve genç Deniz forvetteydi. Sakatlıkları geçen Lemina, Osimhen, Sallai ile Sane ve İlkay gibi "pahalı" yıldızlar kulübedeydi.

19 günlük ara sadece milli maçlarla geçmedi, Federasyondaki istifalar, bahis oynayan yöneticiler, MHK başkanının ve "derbi hakemi!" Yasin Kol'un tutuklanması gibi "kaos" ortamı ile geçerken, İngiliz danışman Anthony Taylor "İstanbul derbisine" Halil Umut Meler'i görevlendirdi ki FIFA kokartlı hakem maça damgasını vurmak istercesine daha ikinci dakikada Leao'nun rakibine tartışılan temasında sarı kartı çıkarıverdi... İlk çeyrek saat biterken de Barış'ın pasında Kasımpaşalı topçunun elle topa teması "oyna devam" diye geçilirken, 22. dakikada Kerem Demirbay'ın Yunus'un bileğine basması kırmızı kart yerine sarı kart ile cezalandırıldı. İkinci devre Yunus'un ceza sahasında düşürülmesi penaltı verilecek ağırlıkta değildi ama "turpun büyüğü" sonra ortaya çıkacaktı. Dakikalar 60ları gösterirken, Sanchez'in rakibinin dirsek darbesi ile yerde kalması sonrası oyun kenarında 1 dakika bekletilmesi esnasında Kasımpaşa'nın atağında Benedyczak'ın Abdülkerim'i itmesi "görülmeyip!" devamında Torreira'nın VAR marifeti ile oyundan atılması hakem Halil Umut Meler ve VAR hakemi Gustavo Fernandes Correira'nın kararlarını sorgulatır nitelikteydi. Topun oyunda kaldığı 46 dakika ile ligin en az top oynanan süresinin olduğu maçta FIFA oyunun hızlanması için aut ve taç atışlarında hakeme süre sayma yetkisi verirken, Halil Umut Meler 1 saniyeyi 60 salise değil 120 salise olarak hesaplarken, uzatma dakikalarında Nhaga ve Osimhen'e yapılan faullere devam diyerek rakibe atak şansı veriyordu... Genç oyunculardan oluşan Kasımpaşa'nın savunma yapıp, kontralarla gol aradığı ve oyunun sürekli Galatasaray'ın hakimiyetinde olduğu maçta hakemin ön plana çıkması gerekmezdi ama Halil Umut Meler kendisini oyunda unutturmak istemedi maalesef.


Maça dönersek, milli aradan sonra yapılan karşılaşmaların zorlukları göz önüne alındığında Galatasaray yedi "net" pozisyondan yararlanamayıp, üç golle rakibini semtine yolcu ederken, yarım saat bir kişi eksik oynamasına rağmen "büyük takım refleksi" gösterip üç puanı hanesine yazdırırken, Batrakov'un bir asist, 32 pastan 29 isabet, 4 kilit paslık performansı ön plana çıkarken, Sara'nın "kötü oyunu" maça topçu ıslıklamaya gelen "seyirciye?" fırsat veriyordu. Geçtiğimiz sezonlarda korner ve serbest atışlarda "adrese teslim" paslar atan Brezilyalı bu sezon o maharetlerinden oldukça uzak görünüyor ki, Başakşehir maçında attığı golü bile unutturan bir serbest atış ve üçe ikiye giderken veremediği pasla teknik direktörü bile çıldırttı ki oyundan alındı. Oysa ki maçı tribünden izleyen Okan Buruk Torreira'nın kırmızı kartı sonrası Lemina'yı oyuna alırken, maçın iyilerinden Batrakov'u çıkarıp, her şeye rağmen kendisine güvenini gösteriyordu...


Osimhen'in varlığının Galatasaray adına ne kadar büyük bir güç olduğunu kimse yadsıyamazken, dün gece de son çeyrek saatte sahaya girmesi ile oluşan sinerjiye bir kez daha şahitlik ettik. 10 kişilik takım Nijeryalı forvetin aralarına dahil olması ile 12-13 kişilik bir ekip gibi oynamaya başlayıp, galibiyeti getiren iki golün biri onun başlattığı atak ve diğeri de asisti ile geliyordu. Biraz şanslı olsa, kornerde oluşan karambolde iki adımdan plasesi kale çizgisini de geçecekti ve girer girmez gol sevinci yaşayacaktı Osimhen.  Elbette, Osi'yi her daim sahada görmek isteriz de onun yokluğunda istatistiklere yansımasa da Deniz'in takıma katkısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Galatasaray'ın ilk devre ilk atağında çaprazdan cezasına girip çektiği şut kaleciden dönerken, 58'de sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip Sara'ya penaltı noktası üzerinde verdiği pas da "usta golcü" meziyetindeydi.  En yakın maçta bu çabasını golle süslerse, kendine öz güveni de gelecektir Deniz'in...


Bir kaç hafta evvelki Kocaelsipor maçının bir benzeri sergilenirken, Abdülkerim'in de o maçtan sonra Kasımpaşa'ya gol atması sadece takımına katkı yapmakla kalmayıp, "efsane kaptan" Bülent Korkmaz'ın Galatasaray forması ile attığı gol sayısını geçmesi anlamına geliyordu. Bu gol, özellikle son haftalarda formsuz gözüken Abdülkerim'in özgüvenini yerine getirecektir diye umuyorum. Gol demişken, yarım saatlik mücadelesini golle süsleyen Lemina için de bir kaç cümle etmek zaruri. Gabonlu oyuncu, her ne kadar bir çok kişi tarafından görülmese de, sahada kaldığı sürece takımına hem taktik yönden hem de liderlik anlamında büyük fayda sağlamaktadır. Sakatlanmadan önce ilk devre oynadığı Başakşehir maçında olsun, Kasımpaşa maçında olsun savunmaya katkı sağlarken, Galatasaray'ın alamet-i farikası hücum presinde ön plana çıkarken, Osimhen'in ikramında da rakibinin belini kırıp attığı şutla çabasını golle süslüyordu.

Kasımpaşa maçı son dakikalarda atılan gollerle kazanıldı da Leao taç çizgisi kenarında maharetli olduğu kadar ceza sahası içinde topu filelere yollamakta becerikli olsa oyun çok erken kopabilirdi, Barca maçı için rotasyon denenebilirdi. Dakikalar 18i gösterirken Batrakov'un "al da at" pasında Portekizli gol sevinci yaşayamazken, ikinci devrenin başında yine ceza sahası içinde Kasımpaşalı oyuncuyu "pazara gönderip" kaleye yolladığı top kaleciden dönüyordu. 


Galatasaray evindeki yenilmezlik rekorunu 39 maça çıkarırken, kazandığı üç puanla da tekrar liderlik koltuğuna otururken, gecenin tek can sıkıntısı Torreira'nın kaybedilmiş olması. Daha maç bitmeden iki hafta sonra oynanacak olan Fenerbahçe derbisi de hesaba katılırken, "Torreira iki maç ceza alacak" algısı da sosyal medyada başlarken, kural kitapçığında şöyle denilmekte:

"MADDE 43 – KURAL DIŞI HAREKETLER Futbol oyun kurallarına aykırı olarak sert ve ciddi faul yapan futbolculara 2 ila 4, şiddetli harekette bulunan futbolculara ise 3 ila 6 müsabakadan men cezası verilir."

Lucas, herhangi bir sert hareket yapmayıp, aslında temasın bile olduğu şüpheli bir pozisyonda ki Yunus'un penaltı beklediği atakta da temasın şiddeti aynı derecedeydi, sadece gole giden adamı düşürdüğü için bir maç ceza alıp, Gençlerbirliği deplasmanında takımını yalnız bırakacaktır.




Stat: RAMS Park

Tarih: 09/10/2026

Hakemler: Halil Umut Meler, Bersan Duran, Murat Temel VAR: Gustavo Fernandes Correira

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Leroy Sane dk. 77), Ismail Jakobs, Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 88), Lucas Torreira, Yunus Akgün, Aleksey Batrakov (Mario Lemina dk. 67), Rafael Leao (Eren Elmalı dk. 67), Deniz Gül (Victor Osimhen dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, Rolland Sallai, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan

Teknik Sorumlu: İrfan Saraloğlu

Kasımpaşa: Andreas Gianniotis, Claudio Winck, Kevin Mouanga, Matei Ilie, Ayberk Karapo (Jakob Jessen dk. 78), Andri Baldursson, Güven Yalçın (Thiemoko Diarra dk. 57), Elson Mendes, Kerem Demirbay (Haris Hajradinovic dk. 70), Ali Yavuz Kol (Jeserun Rak-Sakyi dk. 58), Adrian Benedyczak

Yedekler: Ali Emre Yanar, Adem Arous, Atakan Müjde, Marcus Rafferty, Emirhan Boz, Emin Bektaş

Teknik Direktör: Emre Belözoğlu

Goller: Abdülkerim Bardakcı (dk. 45), Barış Alper Yılmaz (dk. 90), Mario Lemina (dk. 90+6) (Galatasaray), Jeserun Rak-Sakyi (dk. 68) (Kasımpaşa)

Kırmızı kart: Lucas Torreira (dk. 65) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Rafael Leao, Davinson Sanchez (Galatasaray), Elson Mendes, Kerem Demirbay, Ali Yavuz Kol, Andri Baldursson (Kasımpaşa)

20 Eylül 2026 Pazar

Trabzonspor:4-0:Galatasaray


"Kaosu anlamlandırmanın en hızlı yolu, onu bir kişinin üstüne yıkmaktır. Tek bir kişiyi suçlamak, karmaşık sistemleri kabul etmekten çok daha kolay gelir" der Burcu Kapu piyasaya yeni çıkan kitabı 'Futbol, İnsanın Kendiyle Maçı'nda. Dünkü Trabzonspor mağlubiyeti sonrası sosyal medyada Galatasaray severlerin büyük bir duygusal reaksiyonla yazmış oldukları #OkanBurukİstifa hashtaglerini okuyunca bu cümleler akla geldi.  Pek anlaşılır şekilde canları yanıyordu, öfkelerini yönlendirecekleri bir hedef arıyorlardı ki bu genelde sahada görünen teknik direktör olur, sonra topçular gelir ve en son da yönetimle biter "istenmeyenler listesi". Takım kazanırken "Okanball" ki dört yıl boyunca şampiyon olan bir teknik direktör ama kaybettiğinde de "beceriksiz, futbolu bilmez"... Futbolcularıyla bir araya gelip "Okan Buruk İstifa " tezahüratı yapan bir "mentali" bu hashtagler bozamaz da söz konusu nankörlük olunca bizlerin de bir kaç çift laf edesi geliyor.

Ligin Kasımpaşa ile birlikte yenilgisiz iki takımından biri olan Galatasaray, Trabzon deplasmanına Osimhen, Lemina, Singo ve Kaan'dan yoksun giderken, kalede Uğurcan; savunmada klasik dörtlü Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs; ön liberoda Torreira ve Sara ile başlarken, gol yollarında Sane, Yunus, Leao ve en uçta Deniz vardı. Ev sahibi ise "şöhretli transferlerle" güçlendirdiği kadrosunun ligin ilk haftalarında aldığı mağlubiyetler sonrası Trabzon'un çocuğu Fatih Tekke ile yollarını ayırmış, geçici bir Hüseyin Şimşir dönemi sonrası Samsunspor eski hocası Thomas Reis ile anlaşmıştı. Yapılan bilimsel araştırmalar yeni hocaların ilk haftalarda takıma pozitif etki yaptığı kanıtlanmıştı ve cumartesi gecesi buna bir ispat daha eklendi 4-0 lık skorla...


Sporting deplasmanında Galatasaray'ın ilk devre oynadığı baskılı oyun çok beğenilmişti ki Okan Buruk da maça topu ev sahibinin sahasında tutarak başlamak istedi ki yine Portekiz'de attığı golün bir benzerini taç atışında Jakobs'un "elle ortasında" atmak hedeflerken "ava giden avlanır" misali Yunus'un hatalı pasında gelişen Trabzonspor kontraatağında Salah tecrübesi ile fileleri sarsıyordu. Slot ile ipleri kopardıktan sonra Liverpool'dan ayrılan Mo Salah Galatasaray ile özellikle Sami Yen'de oynadığı maçlardaki "hayranlığı" sonrası pek ala yeni adresini Kemerburgaz yapabilirdi ama Galatasaray'ın o bölgede Sane'si olduğu için Mısırlı forvet için bir girişim yapılmadı...

Yenik duruma düşen Galatasaray 5 dakika sonra Salah'tan bir gol daha yiyebilirdi de top direği yalayarak auta gidince derin bir oh çekiyordu sarı-kırmızılılar. Sonrasında ise oyun Galatasaray'ın hakimiyetindeydi, 16'da Leao'nun ara pasında ceza sahasını bir libero misali terk eden Onana Sane'den evvel topu uzaklaştırınca, kalesini bir golden koruyordu. Bir dakika sonra ise Sara'nın köşe atışında Abdülkerim'in kafa ile pasında Sanchez boş pozisyonda topu auta atıyordu. Beraberlik arayan Galatasaray'da Deniz'in baskı ile kaptı topu Sane ceza sahası önünden rahat pozisyonda auta atıyordu. İlk yarının otuzlu dakikalarına girildiğinde Leao'nun şutu kornere gidiyor, Sara'nın köşe atışında Deniz'in kafasını Dju çizgiden çıkarıyordu. Fena da oynamıyordu Galatasaray ama topu çizgiden bir türlü içeri atamıyordu, ki 36'da Leao ile paslaşarak ceza sahsına giren Jakobs'un şutunun Onana ve direk gol olmasına müsaade etmiyordu. 


Ve iki dakika sonra Galatasaray yarı sahası ortasında kazanılan bir serbest atışta ev sahibi hızlı başlattı, maçta bir çok defa yaptığı gibi Batuhan Kolak oyunu durdurdu, bir kez daha ev sahibi başlattı ve Galatasaray savunması o kadar dalgındı ki eksik yakalandılar ve Saviolo klas bir plase ile takımın ikinci golünü kaydetti. Golün faturası sağ bek Sallai'ye yazıldı da eli belinde pozisyonu seyreden Sane'yi görmek istemedi gözler o anda. Hiç beklemediği bu skor Galatasaraylı topçuların alamat-i farikası "kırılmayı" da getirdi ve Trabzonlular üçüncü gol için üç dakika içinde üç net pozisyon yakaladılar, önce Dju boş pozisyonda auta attı, sonra golü de buldular ama ofsayt kararı vardı ve bir dakika sonra Sanchez'in kaptırdığı topta Dju Salah'a "al da at" asisti yaptı...


Bir deplasman maçı için fena da oynamazken üç bireysel hata ile ilk yarıyı 3-0 yenik kapamak Galatasaray adına felaket gibi bir skordu. Ve ikinci yarıya başlarken Okan Buruk Deniz ile Barış'ı değiştirdi ki böyle zor deplasmanlarda Barış'ın oynamasında hep yanayımdır ve Sane'nin kulübeye gelmesini bekledim ama hocanın tercihi başkaydı. Teknik direktörlerin işine karışmak gibi bir yapım yoktur, lisans sahibi olup, futbolcularla idman yapan ve onlarla her an olan kendileridir ama Sane için tespitim "Bal yapmayan arı" zira Alma topçunun top ayağına çok yakılıyor, rakip de eksiltiyor lakin sonuç gol ya da asist ile neticelenmiyor, çoğunlukla rakibe geçen bir top oluyor. Öte taraftan rakip sahada baskı oyununu oynayan Galatasaray'da rakip takımlar Sane'nin göstermelik ve temiz baskısından pek çekinmiyor, oysa tatlı sert basan adamdan korkarlar, kimse onlarla "kapışmak istemez".

İkinci yarının 49. dakikasında Galatasaray yine gole çok yaklaştı, ceza sahası önünde bolca top çevirdi ve Sallai'nn şutunda yine Onana topu kornere yolluyordu. Ev sahibi hem skorun etkisiyle savunmaya çekiliyor, hem de baş başından beri ani atakla pozisyon kovalamak planından vaz geçmiyordu ama bir köşe atışında tüm takım Galatasaray kalesi önüne gelince Yunus'un başlattığı kontra atakta Leao topu sürdü sürdü ve ceza sahasına girerken savunmaya yakalanıp şutunu kornere gidiyordu. Salah'ın dördüncü dakika attığı golün benzerini Galatasaray atatamamıştı, üstelik Sane de boştaydı, pas verilse asiste dönüşme ihtimali vardı.

Dakikalar ilerleyip aranan gol gelmeyince Okan Buruk Jakobs, Sara ve Torreira'yı kenara alıp Eren, Batrkov ve Lesley'i oyuna sürdü ama çok da etkili olmadı ve tabela yine değişmedi.


Maç içinde çaldığı düdüklerle "bu maçın hakemi olamayacağını" ufak ufak sezdiren Batuhan Kolak dakikalar 70ye gelirken, önce Okan Buruk'a dördüncü hakemin uyarısıyla sarı kart gösterdi ve bir dakika sonra da "konuşuyor" işareti yaparak kırmızı kartla tribüne yolluyordu. Bu hareketi ile teknik direktörlerin "jest, mimik ve konuşmalarına" hassas olduğu anlaşılan Batuhan Kolak'ın iki hafta evvel oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde İsmail Kartal'ın kendisine parmak sallamasını Halil Meler'e kulaklıktan belirtmesine rağmen Halil Meler'in onu dikkate almaması sonrası maçın hakemini ısrarla yanına çağırmaması da tuhaf değil mi? Bu hassasiyet kişiye göre mi oluyor diye soralım biz de?


Okan Buruk'un atılmasından daha skandal olan ise Saviç'in Sane'nin ayağını kıracak şekilde tabanla müdahalesinde sadece sarı kart çıkartması ki çok başarılı olduğu söylenen İspanyol VAR hakeminin de onu ekrana çağırmamasıdır. Pozisyon o kadar kırmızı kart ki sonrasında Saviç'in Fabinho'ya "Beni nasıl atamadı ama" dercesine gülerek sohbeti televizyon kameralarına yansıyordu. Galatasaray iyi oynar kötü oynar da hakemlerin görevi maçı en adil şekilde yönetmektir. Hakemin kafasının maçta olmadığı o kadar belliydi ki maç biterken de Lesley'in Ozan'a tekmesini tüm stad gördü ama Batuhan Kolak görmedi, sarı kart verdi ve İspanyol hakem uyarınca kırmızıya döndü kart...

Dakikalar ilerleyip, iki takımın da maçın bitmesini beklediği anlarda Trabzonsporlular yine Sallah'ı Galatasaray savunması arkasına kaçırdılar ve tecrübeli oyuncunun plasesinde fark dörde çıkarken, Mısırlı da hatrick yapıyordu.


Maç Galatasaray adına kötü bitti de akılda kalan en güzel hareket  İlkay ve Sane'nin eski takım arkadaşları Salah ve Onana ile "gülerek?" sohbet ederken daha bir aylık Galatasaraylı Batrakov'un tek başına Galatasaray taraftarının olduğu tribüne gidip onları alkışlayarak sahadan çıkmasıydı.

"Herkes kazanmayı öğrenmek ister ama az çok insan kaybetmeyi öğrenebilir. Oysa bazen bir kulübün gerçek seviyesi, kuplarında değil mağlubiyet sonrası verdiği reflekslerde saklıdır" der Burcu Kapu, işte Galatasaray taraftarı için de kendini test etme vakti, kazanırken sevinmek ve sahip çıkmak kolay da ya kaybettiğinde? "Kafana göre Galatasaray" diyebilen kaç kişiyiz?


Stat: Papara Park

Tarih:19/09/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, İbrahim Çağlar Uyarcan, Candaş Elbil VAR:Guillerme Cuadra Fernandez

Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic (Cenk Özkaçar dk. 87), Mustafa Eskihellaç, Melih Kabasakal, Fabinho, Muçi (Ozan Tufan dk. 59) Saviola (Cabral dk. 72), Muhammed Salah (Aral Şimşir dk. 87), Dju (Onuachu dk. 59)

Yedekler: Ahmet Doğan Yıldırım, Erol Can, Samet Akaydın, Umut Nayir, Onuachu, Metehan Mimaroğlu

Teknik Direktör: Thomas Reis

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Kazımcan Karataş dk. 73), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 68), Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 68), Gabriel Sara (Batrakov dk. 68), Leroy Sane, Yunus Akgün, Rafael Leao, Deniz Gül (Barış Alper Yılmaz dk. 46)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Goller: Muhammed Salah (dk. 4 , 44 ve 80), Saviolo (dk. 39) (Trabzonspor)

Kırmızı kartlar: Okan Buruk (dk. 71), Lesley Ugochukwu (dk. 86) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Muçi, Savic, Muhammed Salah, Onana (Trabzonspor), Sane (Galatasaray)

15 Eylül 2026 Salı

Galatasaray:1-0:Kocaelispor

Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol...

Galatasaray'ın "Süper" adı verilen ligin altıncı haftasında konuk ettiği Kocaelispor'u tek golle geçerken oynadığı maçın özetini üç sıfat tamlaması ile özetleyebiliriz.

Okan Buruk'un Galatasaray kariyerinde mağlup edemediği Kocaelispor'u iç sahada konuk ederken Galatasaray, sahaya kaptan Abdülkerim'in sakatlığından iyileşmesi ile as savunma oyuncuları ile boy gösterdi. Uğurcan'ın önünde Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Eren yer alırken, ön libero Torreira ve yanında Sara yer alıyordu. Başakşehir maçında ilk onbirde başlayan Batrakov kulübede sırasını beklerken, onun yerine Yunus oynuyor, kanatlarda Leao ve Barış pozisyon almışken, Osimhen'in boşluğunu doldurma görevi de yeni transfer Deniz Gül'deydi.


"Taçsız Kral"'ın vefatının 35. yılında Metin Oktay önce kabri başında anıldı, maç öncesinde de dev ekranda sergilenen videolarla attığı goller genç nesillere gösterilirken, yeşil zeminde daha geniş çaplı bir anma beklerdik ama taraftarın astığı pankartlar dışında göze takılan bir şey yoktu.

Geçen sene Sami Yen'de beraberlikle biten maçta olduğu gibi başladı iki takım da oyuna, Galatasaray rakip sahada basıyor, deplasman ekibi ise çok adamla kalesini savunup, geçiş hücumlarıyla gol aramaktaydı. Başta kaleci Serhat olmak üzere yeşil-siyahlılar savunma işini iyi yaptılar, Galatasaray'a gol şansı vermediler de ileri uç elemanlarının koca doksan dakika içinde dört atağı vardı, en tehlikelisi de 37'de Agyei'nin kontra atağında direkten dönen topuydu. 90+1de ise Metehan'ın kafasında Uğurcan posterlik bir kurtarış yapıyordu.

Galatasaray ise Sara'nın dördüncü dakikada serbest vuruşta Serhat'ı rahatsız etmesiyle başladı rakip kaleye gelmeye, sonra Deniz'in uzaktan şutunda tekrar genç kaleciyi gösteriyordu televizyon kameraları ama aynı dakika içinde Yunus'un açıkça düşürülmesinin ardından hakem Atilla Karaoğlan'ın devam kararı verince, geçen aylarda haberlere de yansıyan sosyal medya hesapları üzerinden kendisine hakaret eden taraftarlara karşı binlerce dava açan hakemin, bu gece sonrası yeni davalara da gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerekti. Yine 2 dakika sonrası Deniz'in çekilmesinde faulu Kocaelispor lehine veren Atilla Karaoğlan, 12. dakikada da VAR yardımıyla Galatasaray'ın Deniz Gül ile attığı golü de iptal ediyordu. 


Galatasaray gol için bastırıyor lakin zeminin bozukluğunda top sürmede sıkıntı çekerken, Leao ve Deniz'in birlikteliği göze hoş geliyor, Yunus'un presi rakibe oyun kurdurtmuyor da Atilla Karaoğlan sahneye çıkmadan edemiyordu. 24te Barış'ın Haidara'ya müdahalesine devam diyen hakem 3-5 saniye sonra oyuncu yerde yatıyor diye faul çalıyor ve iki dakika sonra Haidara'nın Torreira'ya dirsek atmasında bırakın sarı kartı, faul bile çalmaya tenezzül etmiyordu. Çok değil bir hafta evvel benzer pozisyonda Başakşehir Galatasaray karşısında penaltı kazanıyordu...


Icardi ile yolların ayrılması sonrası Osimhen'in yedeği kimin olacağı merak edilirken Deniz'in Kocaelispor karşısında sergilediği istekli oyun, özellikle sırtı dönük rakipleriyle "boğuşması" ve hiç de devrilmemesi "transfer açlığı" çeken Galatasaray taraftarını mest ederken, ilk yarım saat dolarken Deniz'in sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip, çaprazdan yolladığı şut direkten patlamasa, haftanın en güzel gollerine adaydı. Öte yandan yeni transferlerden Leao'nun da topu her ayağına aldığında futbol resitali sergilemesi "parasının hakkını" veriyordu. Fiziksel olarak hazır olmadığı bazı anlarda eli belinde nefes nefes kaldığında anlaşılıyordu da, forma girdiğinde, bir de yanında Osimhen olduğunda yapacakları insana fena hayaller kurdurtuyor.


Galatasaray soyunma odasına gol atmadan gitmek istemiyordu, Sanchez'le başlayan atakta, Barış Yunus'la duvar pası yaptı, Barış'ın Leao'ya al da at pasında Portekizli kolay yerine zoru başardı, topu auta yolladı. Bir dakika sonra Leao'nun şutunda Serhat topu kornere yollarken, köşe vuruşunda kaptan Abdülkerim'in kafa vuruşunu yine Serhat dışarı atıyordu. Bir dakika sonra bu kez Sallai'nin ortasında bomboş pozisyonda Eren kafayla skoru değiştiremiyordu.

İkinci yarı Sara'nın serbest vuruşu auta giderken, üç dakika sonra onun kornerden ortasında Sanchez'in kafası dışarı giderken, Okan hoca oyunu değiştirmek için Sara ile Batrakov'u değiştiriyordu. Sara'nın köşe atışları ön direkte Kocaelililerde kalırken, Rus topçunun kornerlerinde Galatasaray tehlikeler yaratmaya başladı ki bir tanesinde deplasman ekibi topu çizgiden çeviriyordu.

Ve sağdan olmadan, soldan olmadı derken Galatasaray'ın tam takım rakip kale cıvarında kendini konuşlandırdığı dakikalarda kaptan Abdülkerim ceza sahası dışından "yaradana sığınarak" öyle bir top yolladı ki rakip kaleye, kalecinin bakışları arasında zeminin de yardımıyla top ancak ağalarda yolculuğuna son veriyordu. Maçı anlatan spikerin de dediği gibi "Kaptan gemisini kurtarmıştı"...

Maçtan evvel küçük kızı "Baba gol" diye babasını evden uğurladığı için de Abdülkerim gol sevincinde sarı kart görmek pahasına soluğu eşi ve kızının yanında tribünde alıyordu. 


Golden sonra Okan Buruk Yunus ve Deniz'in yerine Lesley ile Sane'yi alırken, bir dakika sonra kazanılan serbest atışta Sallai direkleri dövüyordu. Geriye düşen Kocaelispor eşitlik için Galatasaray kalesine gelirken, ev sahibi de boşluklar bulup ikinci golü arıyordu ki maçın iyilerinden Leao alkışlar eşlinde yerini Kazımcana'a bırakırken, Eren de Jakobs ile değişiyordu son beş dakikada...

Maçın sonuna hakem üç dakika uzatma eklerken, o sürenin bitmesine rağmen Kocaelispor'un atağının devam etmesini bekleyip, Galatasaray topu kapıp atağa kalkacağı anda düdüğü çalıyordu...

Ne demiştik başlarken, "Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol..."



Stat: RAMS Park

Tarih:13/09/2026

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Gökhan Barcın, Bilal Gölen VAR: Matej Jug

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Ismail Jakobs dk. 86), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Aleksey Batrakov dk. 59), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Lesley Ugochukwu dk. 77), Rafael Leao (Kazımcan Karataş dk. 86), Deniz Gül (Leroy Sane dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Anfernee Dijksteel, Tanguy Zoukrou (Arda Özyar dk. 86), Matej Maglica, Massadio Haidara, Mahamadou Susoho (Uğur Kaan Yıldız dk. 86), Show, Berkan Kutlu (Tayfur Bingöl dk. 77), Gonçalo Sousa, Daniel Agyei (Makana Baku dk. 59), Florian Aye (Metehan Altunbaş dk. 78)

Yedekler: Onurcan Piri, Muharrem Cinan, Emir Ortakaya, Mustafa Ege Bilim, Onur Öztonga

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Gol: Abdülkerim Bardakcı (dk. 71) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai (Galatasaray), Selçuk İnan, Anfernee Dijksteel (Kocaelispor)

10 Eylül 2026 Perşembe

Sporting Lizbon:3-1:Galatasaray


Abdülhak Hâmit Tarhan'ın şiir şeklinde yazdığı tiyatro eseri Eşber'de Pencap Hükümdarı Eşber'in  büyük hükümdar Büyük İskender'in devasa ordusuna karşı vatanını korumak için umutsuz ama son derece onurlu bir savaşa giriştiğini anlatır. Savaşın kendi aleyhine sonuçlanacağını ve askeri olarak yenileceğini öngörse de, Eşber teslim olmayı reddeder. Haklı bir davada, ülkesini savunurken ölmeyi nihai bir manevi zafer olarak görür ve bu duruşunu "Galip sayılır bu yolda mağlup!" diyerek ölümsüzleştirir. 

Dün gece Galatasaray'ın Portekiz'de Sporting'e karşı yaptığı mücadeleyi seyrederken aklıma geldi bu meşhur söz: Galip sayılır bu yolda mağlup.

Şampiyonlar Ligi kuraları çekildiğinde bilgisayar Galatasaray'ın rakiplerinden birinin Sporting olduğunu ilan ettiğinde "eyvah" demeye kalmadan maçın bir de Lizbon'da olduğunu görünce zor ki ne zor" sözleri döküldü dudaklarımdan. Futbolla yaşayan sıcak kanlı insanların ülkesinde geçen sezon Şampiyonlar Liginde iç sahada oynadığı çeyrek finaldeki Arsenal dışında tüm maçları kazanmış olan bir Sporting vardı ki bunlardan biri de Şampiyon PSG'ye karşıydı. Geçen yıldan bazı topçuları kaybettiler ama yerlerine de iyi takviyeler yaptılar.

Galatasaray ise böyle zorlu bir deplasmana gitmeden önce Osimhen şoku yaşarken, ona bir de zorlu maçlarda Okan Buruk'un en güvendiği topçulardan olan Lemina da eklendi. Singo da sakattı, Abdülkerim de iyileşememişti. Kadroda eksiklikler vardı da tribünde de büyük boşluk gözüküyordu, Sebahattin Şirin'in tutukluluk sürecinde sarf ettiği sözler sonrası ultrAslan-Avrupa "bağımsızlığını" ilan etmiş, Lizbon'da takımını desteklemiyordu. 


Play Station'da "sanal"topçuları onbire dizmek kolaydır da kanlı-canlı, her türlü ruh halindeki "insanları" görevlendirmek maharet ister. Okan Buruk da elindeki oyuncularını rakibin oynadığı oyunu da göz önüne alarak çıkardı Jose Alvalade stadına. Kalede Uğurcan varken, sağ bek Sallai ve sol bekte Eren yer alıyordu çünkü Jakobs Sanchez'in stoperdeki partneriydi. Orta sahada son Başakşehir maçının iyileri Torreira ve Sara yer alırken, ileri uçta Sane, Batrakov ve Yunus ile Barış gol arayacaktı. 

Ev sahibi tribünler My Way şarkısından esinlenen "O Mundo Sabe Que" nin 

Dünya biliyor ki,

Senin sevgin için tutkuluyum,

Seni her zaman önde görmek için

Elimden gelenin en iyisini yapacağım.

sözlerini bitirmeden Galatasaray Sara'nın ortasında Sanchez ile ilk tehlikeyi yarattı. Sanki Sami Yen'de oynar gibi çok adamla baskı yapıp, topu kapıyor, meşin yuvarlağın kıymetini bilip, bolca pas yapıp rakibi kendi sahasına hapsediyordu Galatasaray. Ve daha 5 dakika olmadan Jakobs'un kullandığı taç atışında Sanchez vurdu kaleci çıkardı, dönen topta Torreira'nın volesini bir kez daha Rui Silva çeldi ama top çizgiyi çoktan geçmişti. Yeşil beyazlılar şok yaşarken, 1 dakika sonra Sara penaltı noktası cıvrında kullandığı sol ayağı yerine sağ ile şutu deneyince tabela iki olmuyordu. Sporting'i iyi analiz eden Okan Buruk rakibe atak şansı vermiyor, zor geçmesi beklenen maçı kolaya çeviriyordu ki 16'da yine taç atışında oluşan karambolde kaleciden seken topu Sane kaleye yollayamıyordu. 

Ev sahibi adına ilk atak 18. dakikada geldi ve top ağlara da gitti ama yardımcı hakem ofsayt bayrağını sallıyordu çizgi kenarında.


"Hayat futbola fena halde benzer" deriz ya, hayatta olduğu kadar futbolda da kırılma anları çokça bulunmakta, dün gece de maçı kıran anlar az sayıda değildi...Dakikalar 22yi gösterirken Sanchez'in havalandırdığı topa Batrakov kafayı soktu Altimira Rus oyuncunun karnına karateci misali tekmeyi bastı. Maçın hakemi Espen Eskas sarı kart gösterirken, kamu yönetiminden hakemliğe geçiş yapan ve geçen sene de Barcelona'nın UEFA'ya şikayet ettiği Christian Dingert nırveçli hakemi VAR ekranına çağırmadı... Kırılma anı bir...

Ev sahibi10 kişi kalması gerekirken, dört dakika sonra Galatasaray ceza sahası içinde oluşan karambolde eşitliği sağlıyordu.


Sporting'in sol beki Araujo'nun kanadı bırakıp içe  kat etmelerini fırsata çevirmek için sağ kanada Sane'yi koyan Okan Buruk bunun ödülünü de 36da alıyordu: Galatasaray'ın hızlı gelişen atağında Yunus-Barış paslaşmasında top Sane'nin önüne düştü, Alman oyuncu rakibini "pazara yolladı" ve bomboş pozisyonda topu kale direğini sıyırarak auta yollayıverdi... Kırılma anı iki...

Maçın hakemi ve VAR'ı o kadar kötüydü ki, Suarez'in Sanchez'in aşil tendonuna basmasına sarı kart verdi, oysa kartın rengi kırmızı olmalıydı. 

Devre biterken Uğurcan'ın hatalı pasında savunmayı eksik yakalayan Sporting Lizbon'da Suarez'ın ceza sahası dışından plasesi Uğurcan'ın kucağında kalıyordu.

Norveçli hakemin yönetimi sadece Galatasaray tarafını değil ev sahibi taraftarı da öfkelendirmiş, Sporting'li topçular maç biterken hakemi baskı altına almışlardı ki Espen Eskas ıslıklar altında soyunma odasına gidiyordu.


Bu baskılardan fena halde etkilenmiş olacak ki maçın hakemi ev sahibinin yakaladığı ani atakta Suarez ceza sahasına girer girmez düşünce penaltı düdüğü çalıverdi. Hakem oyun anında pozisyonu görememiş olabilir de VAR'daki Christian Dingert yine ortalıkta yoktu. Bu hata VAR'dan döner diye beklerken, Okan Buruk'un küfür ve bedduaları eşliğinde Suarez penaltıdan takımının ikinci golünü kaydediyordu. Kırılma anı üç...


Bu kadar hakem hatası sonrası bir de Sallai'nin Çorumspor maçında yaptığı gibi rakibini geri geri koşarak karşılayıp ceza sahasına en yakın yerde faul yapması sonrası kazanılan serbest atışta Zalazar Hagivari bir serbest atış golü ile farkı ikiye çıkarıyordu.

Takımı tekrar maça ortak etmek için Okan Buruk önce Sane'nin yerine Leao'yu aldı, sonra da Batrakov'u çıkarıp taze golcü Deniz'i oyuna sürdü. Yapılan değişiklikler sonrası eski takımına karşı oynayan Leao ıslıklardan etkilenmeden Galatasaray'a hareket getirdi, kanattan ortalar yaptı ama onlara kafa vuracak Osimhen yoktu maalesef. Maçın ilerleyen dakikalarında bu sahayı bilen Nhaga ile birlikte İlkay ve Lesley de oyuna girdi, Galatasaray rakibi yine ceza sahasına hapsetti de istediği tehlikeleri yaratamadı.

Galatasaray Şampiyonlar Ligindeki ilk maçından puan çıkaramazken, "as kadrodan" üç oyuncunun olmadığı takımla Sporting Lizbon'u özellikle ilk devrede sahadan silince gelecek maçlar için büyük bir özgüven de kazanmış oldu. Hatta, belki de 27 Şampiyonluğun meşalesi Lizbon'da yakılmış da olabilir. Ne diyordu Abdülhak Hâmit Tarhan tiyatrosunda "Galip sayılır bu yolda mağlup!"... Bazı yenilgiler, hayırlı da olabilir...



Stat: Jose Alvalade

Tarih:09/09/2026

Hakemler: Espen Eskas, Jan Erik Engan, Alf Olav Rossland VAR: Christian Dingert

Sporting: Rui Silva, Altimira, Catamo, Vagiannidis (Ivan Fresneda dk. 84), Zalazar (Gonçalves dk. 66), Araujo, Inacio, Luis Guilherme, Quaresma (Debast dk. 84), Doumbia (Silas Andersen dk. 74), Luis Suarez (Fotis Ioannidis dk. 74)

Yedekler: Kaique, Rafael Ferreira Nel, Pedro Lima Barros, Jesse Derry, Eduardo Felicissimo, Irankunda, Rodrigo Dias

Teknik Direktör: Rui Borges

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 85), Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 84), Leroy Sane (Rafael Leao dk. 58), Aleksey Batrakov (Deniz Gül dk. 64), Yunus Akgün (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Catamo (dk. 27), Luis Suarez (dk. 57 pen.), Zalazar (dk. 63) (Sporting), Inacio (dk. 6 k.k.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Altimira, Luis Suarez (Sporting), Eren Elmalı, Deniz Gül, Okan Buruk, Ismail Jakobs (Galatasaray)

6 Eylül 2026 Pazar

Başakşehir:2-3:Galatasaray


Hesapta olmayan Çorumspor beraberliği sonrası Erzurumspor ve Göztepe karşısında alınan üçer puanlarla lig sıralamasında  tekrar "ait olduğu yere" yere yerleşen Galatasaray, üçüncü defa bir cuma gecesi İstanbul derbisinde Başakşehir'in konuğu oldu.  Galatasaray belki misafirdi de Okan Buruk  şampiyonluk yaşadığı yerde "ev sahibiydi." İroni de değil bu tamlama zira Okan hocanın çok iyi bildiği bir stadyumdu Fatih Terim stadı aynı zamanda da Galatasaray'ın başında yer aldığı dört sene boyunca 8 galibiyet de aldığı bir takımdı Başakşehir. 

Bir hafta evvelki Göztepe maçının ikinci yarısındaki baskılı oyun hem göze zevk verip hem de tabelayı değiştirince, Başakşehir deplasmanında da o oyunun etkenlerinden Batrakov'u ilk onbire alarak sahaya çıkardı takımını başarılı hoca, yanına da Sara'yı yerleştirdi, arkalarına da "etrafı derleyip toparlayacak" Torreira vardı. Kalede sakatlığı geçen Uğurcan, bekler her zamanki gibi Sallai ve Jakobs'ken kaptan Abdülkerim dinlendirilip Sanchez'in partneri "joker" Lemina'ydı. İleri uçta Osimhen her zamanki hırsı ile sahaya ayak basarken, arkasında Yunus ve Sane onu destekleyecekti.


Sezonun en erken golü, daha kronometre dakikaya geçmeden az daha Osimhen'den gelecekti ki genç kaleci Deniz Nijeryalı topçunun kafasını iyi çıkardı. Bu pozisyon maçın gidişatının fragmanı gibiydi aslında: Başakşehir kendi sahasından topla çıkmaya çalışacak, Galatasaray baskı ile kapacak, pozisyon bulacak ve attığı kadar kaçıracak... İlk devre aynen öyle de oldu... 

5 dakikada Yunus'un ceza sahası dışından şutunda Deniz başarılıydı; 12'de Yunus'un savunma arkasına attığı topta Osimhen karşı karşıya dönerek kaleye yolladığı topta yine Deniz sahneye çıktı; iki dakika sonra bir kez daha ceza sahasına giren Osimhen'in sert şutu savunmaya da çarpıp direği yalayarak kornere gidiyordu. 

Ve dakikalar 16yı gösterirken Başakşehir savunmadan çıkarken top kaptırdı, Osimhen ceza sahası dışından plase ile doksanı nişanladı, top üst direğe çarpıp zeminde kale içine düştü ve geri geldi. Galatasaraylılar gol beklerken, maçı yönetenler devam diyordu. Afrika'daki Dünya Kupasında Lampard'ın Almanya'ya attığı ama çizgiyi geçmesine rağmen sayılmayan gol sonrası kale çizgisi ve çipli top teknolojisi gelmişti futbola, bizim memlekette bu işler hala VAR'ın görüntü analizi ile çözülünce, Galatasaray'ın skorbordu değiştirmesi 2-3 dakika almıştı.

Deplasmanda öne geçen Galatasaray, özellikle Lemina'nın savunmadan orta sahaya kadar gelip etkili presi ile kaptığı toplarla pozisyonlar buluyordu ki 26'da Osimhen'in kafayla pasını Batrakov sol voleyi ıskalayınca asiste dönüştüremiyordu. 

Fayzullayev'in 19. dakika uzaktan şutu dışında pozisyonu olmayan Başakşehir karşısında Galatasaray güle oynaya maçı götürürken, "olanlar oldu"... Rakibin attığı bir pası "insansütü bir gayretle" ayağını pergelden hallice açıp kapmaya çalışan Osimhen kasığında bir ağrı hissetti, hemen çıkmadı, devam edip kendini denedi ama ilk yarım saat biterken kenara doğru elini kaldırıverdi... "Sensiz cennet bile sürgündür bana" şarkısındaki gibi Osimhensiz üç puanı neyleyim havasında girmeyen sarı-kırmızı sevdalısı var mıdır?


Osimhen'in yerine Barış oyuna dahil oldu da, sahadaki pozitif hava bir de kara bulutlu yağmur öncesi sıkıntıya döndü Galatasaraylılarda, tam tersi ev sahibi cesaretlendi, Uğurcan'ın kalesine gelmeye yeltendi ve devre biterken Kemen'in çaprazdan karşı karşıya şutunda Uğurcan gole geçit vermedi. 

İkinci yarı takımlar sahaya çıkarken bir kayıp daha verdi Galatasaray, bir pozisyonda darbe alan Lemina da içerde kalmış, Abdülkerim onun yerine sahaya çıkıyordu. Kaptan Galatasaray'a geldiğinden beri ilk sezonundaki Giresunspor maçı dışında hep başarılı bir performans ortaya koyarken, belki de sakatlığının etkisiyle cuma gecesi 45 dakikada dört yıllık Galatasaray kariyerinde yapmadığı kadar hata yaptı. Başakşehir'in ani ataklarında kayarak yerde kalmak mı dersiniz, topa vuramayıp çalım yemek mi dersiniz derken, ev sahibinin kazandığı penaltı öncesi de topu uzaklaştırmak yerine plase ile ceza sahası önüne yumuşak vuruş yapınca, dönen top penaltı oluverdi. 


Penaltı demişken, Kadir Sağlam'a bir paragraf açmadan geçmeyelim. 1986 Ankara doğumlu hakem ile tanışmamız yine Ziraat Türkiye Kupasında bir Başakşehir maçıyla olmuştu. O karşılaşmada gösterdiği yönetimle Galatasaray camiasının tepkisini çeken Kadir Sağlam, bir kaç hafta evvel Galatasaray'ın Sami Yen'de Villareal hazırlık maçına atanmış, orada da Okan Buruk'u daha maçın başında kırmızı kartla oyundan atmıştı. Söz konusu hakem maçın 63. dakikasında Sanchez'in düşürülmesine devam deyip, penaltı pozisyonunun başını hazırlayıp, Sallai'nin kendisinden kısa Fayzullayev'e dokunmasına tereddütsüz penaltı çalıverdi. Pek de sever kart vermeyi, Sallai, Sanchez ve Okan Buruk sarı kart gördü devamında. Sever dedik ya kart vermeyi, maç bitiminde derdini anlatan Nuri Şahin'e de kırmızı kart gösterdi Kadir Sağlam...


Shomurodov'un penaltı golü ile ev sahibi eşitliği sağlarken Okan Buruk da galibiyet için kulübeye baktı ve yeni transfer Leao'yu sürdü sahaya. Kim mi çıktı? Belki de Galatasaray adına "bize" göre sahanın en kötüsü Sane dururken maçın iyilerinden Batrakov kenara geldi. Sane için Okan hoca maçtan sonra şöyle demeç veriyordu: "Leroy Sane'yi bugün solda kullandık. Sol tarafta oynadığı çok maçı da var. Kaleye dikine gittiği, savunma arkası koşu yaptığı, bunu da zaman zaman denedi. Tersten girip kafa vuruşu vardı, sağ taraftayken bunu belki çok görmüyoruz ama solda oynarken ortaya kafa vurması beni sevindiren şeylerden biri. Hem savunma görevini iyi şekilde yaptı, hücum görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Sağ tarafta oynayan Yunus çok formda. Yunus'un çok formda olması, o yüzden özellikle sağ tarafı bozmama nedenim. Çok iyi gidiyor. Sane'nin de solda oynadığı çok fazla maç var. Forvet arkasında da onu kullanabiliriz, o da oynadığı yerlerden biri. Önemli olan çok mevkili oyuncularla hedeflere ulaşmamız. Sane'nin performansından memnunum." Demek ki bizlerin bakışı ile hocaların oyuna bakışı farklı oluyor.

Ve ev sahibinin golünden 5 dakika sonra Leao "sihirli" bir pas attı Barış'a ceza sahası içine, onun pasında Torreira Jakobs ile duvar pası yaptı ve topu filelere yolladı, halı saha golü gibi bir golle Galatasaray tekrar öne geçiyordu. "Transfersevicilerin" yeni maceralara yol açmak için yollamak istediği Lucas Torreira Osimhen'e yaptığı asistten sonra attığı golle de takımına skor katkısı yapıyordu.


Sonrasında zaten maç git gele geldi, orta sahalar hızla geçildi karşılıklı kalelerde pozisyonlar oldu, ev sahibi 74te çaprazdan denedi, Uğurcan kornere attı ve onun ortasında kafalardan seken top Sanchez'in kafasına çarparak tekrar eşitliği sağladı Başakşehir adına.

İlk yarısı Galatasaray'ın hakimiyetinde olan karşılaşma artık iki takımın da eline gelip gidiyordu, Galatasaray'da Sara 77de ceza sahası dışından Norwich City günlerini hatırlatan bir füze yolladı, Deniz'i geçen topun yolculuğu direkte son buldu, sonra Başakşehir geldi ve Galatasaray ceza sahası içinde Leao topu uzaklaştırırken, sonradan oyuna giren Umut Bozuk'un sert hareketi kırmızı karttı, hakem tereddüt etmedi.

Rakip eksik kalınca Okan Buruk galibiyet için Jakobs ile Sane'yi kenara alırken, Eren ve Deniz'i oyuna dahil ettı, forveti çiftledi ve Galatasaray da 82'de Sara'nın ortasında Sanchez ile golü de buldu ama...

Ama... Geçen yıldan kalan yarım gol sevinçleri yine devam etti, oyun başlamadı, VAR baktı, baktı ve ofsayt kararı verdi... Peki pozisyon ofsayt mıydı? Çizgiyi yanlış yerden çekersen, her gol ofsayt olur...


Rahat kazanılacak maçta puan kaybı mı olacaktı düşünceleri kafalara yer edinmeye koyulmuşken, ceza sahası önünde kazanılan serbest atışı bu kez Sara kullandı ( ilk devre aynı yerden Sane kullanmış ve çok farkla auta yollamıştı topu) ve kendisinden beklediğimiz golü kaydetti. En son Galatasaray serbest atıştan bir golü neredeyse bir sezon önce Kaan ile Göztepe deplasmanında atmıştı.


90 dakika bitmiş ama klasiktir Galatasaray önde olduğunda uzatmalarda cömert olur hakemler, 7 dakika daha oynanacak maç dendi, ve +3te Leao uzun topu aldı, sürükledi, ceza sahası içinde Deniz düşürüldü, "doğuştan Cim bomlu çocuk" penaltı kazandırdım diye sevinirken yan hakem ofsayt bayrağı sallıyordu. Şaşırdık nasıl gördü bunu, zira bir adım önünde Barış rakibini formasından çekerken görmemişti de. Penaltı iptal olunca VAR da bir çizgi çekti de o da yanlış kişiden çekilmişti...


Aksiyon biter mi? Ev sahibinin atağında sonradan oyuna giren Saba Kharebashvili'nin orta şut karışımı vuruşu direkten dönerken Galatasaray kalesi büyük bir tehlike atlatmış pozisyonun devamında Leao'nun plasesi de auta gitmişti...

Ve Kadir Sağlam son düdüğü çaldığında Okan Buruk'un pek de görmeye alışık olmadığımız gol sevinci maça dair çok şey anlatıyordu...


Stat: Başakşehir Fatih Terim

Tarih: 04/09/2026

Hakemler: Kadir Sağlam, Mehmet Kısal, Esat Sancaktar VAR:Manuel Schuttengruber

Başakşehir: Deniz Dilmen, Ömer Ali Şahiner (Michal Karbownik dk. 82), Emin Bayram, Jerome Opoku, Christopher Operi (Saba Kharebashvili dk. 63), Andreas Skov Olsen (Ousseynou Ba dk. 82), Jakub Kaluzinski (Umut Bozok dk. 74), Oliver Kemen, Umut Güneş, Abbosbek Fayzullayev (Ivan Brnic dk. 74), Eldor Shomurodov

Yedekler: Volkan Babacan, Yusuf Sarı, Davie Selke, Berkay Özcan, Bertuğ Yıldırım

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Mario Lemina (Abdülkerim Bardakcı dk. 46), Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 83), Lucas Torreira, Gabriel Sara, Leroy Sane (Deniz Gül dk. 83), Aleksey Batrakov (Rafael Leao dk. 68), Yunus Akgün, Victor Osimhen (Barış Alper Yılmaz dk. 33)

Yedekler: Jankat Yılmaz, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Eldor Shomurodov (dk. 66 pen.), Davinson Sanchez (dk. 76 k.k) (Başakşehir), Victor Osimhen (dk. 16), Lucas Torreira (dk. 71), Gabriel Sara (dk. 90) (Galatasaray)

Kırmızı kartlar: Umut Bozok (dk. 79), Nuri Şahin (Teknik Direktör) (Başakşehir)

Sarı kartlar: Christopher Operi, Saba Kharebashvili (Başakşehir), Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Okan Buruk (Teknik Direktör), Rafael Leao (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin