Abdülhak Hâmit Tarhan'ın şiir şeklinde yazdığı tiyatro eseri Eşber'de Pencap Hükümdarı Eşber'in büyük hükümdar Büyük İskender'in devasa ordusuna karşı vatanını korumak için umutsuz ama son derece onurlu bir savaşa giriştiğini anlatır. Savaşın kendi aleyhine sonuçlanacağını ve askeri olarak yenileceğini öngörse de, Eşber teslim olmayı reddeder. Haklı bir davada, ülkesini savunurken ölmeyi nihai bir manevi zafer olarak görür ve bu duruşunu "Galip sayılır bu yolda mağlup!" diyerek ölümsüzleştirir.
Dün gece Galatasaray'ın Portekiz'de Sporting'e karşı yaptığı mücadeleyi seyrederken aklıma geldi bu meşhur söz: Galip sayılır bu yolda mağlup.
Şampiyonlar Ligi kuraları çekildiğinde bilgisayar Galatasaray'ın rakiplerinden birinin Sporting olduğunu ilan ettiğinde "eyvah" demeye kalmadan maçın bir de Lizbon'da olduğunu görünce zor ki ne zor" sözleri döküldü dudaklarımdan. Futbolla yaşayan sıcak kanlı insanların ülkesinde geçen sezon Şampiyonlar Liginde iç sahada oynadığı çeyrek finaldeki Arsenal dışında tüm maçları kazanmış olan bir Sporting vardı ki bunlardan biri de Şampiyon PSG'ye karşıydı. Geçen yıldan bazı topçuları kaybettiler ama yerlerine de iyi takviyeler yaptılar.
Galatasaray ise böyle zorlu bir deplasmana gitmeden önce Osimhen şoku yaşarken, ona bir de zorlu maçlarda Okan Buruk'un en güvendiği topçulardan olan Lemina da eklendi. Singo da sakattı, Abdülkerim de iyileşememişti. Kadroda eksiklikler vardı da tribünde de büyük boşluk gözüküyordu, Sebahattin Şirin'in tutukluluk sürecinde sarf ettiği sözler sonrası ultrAslan-Avrupa "bağımsızlığını" ilan etmiş, Lizbon'da takımını desteklemiyordu.
Play Station'da "sanal"topçuları onbire dizmek kolaydır da kanlı-canlı, her türlü ruh halindeki "insanları" görevlendirmek maharet ister. Okan Buruk da elindeki oyuncularını rakibin oynadığı oyunu da göz önüne alarak çıkardı Jose Alvalade stadına. Kalede Uğurcan varken, sağ bek Sallai ve sol bekte Eren yer alıyordu çünkü Jakobs Sanchez'in stoperdeki partneriydi. Orta sahada son Başakşehir maçının iyileri Torreira ve Sara yer alırken, ileri uçta Sane, Batrakov ve Yunus ile Barış gol arayacaktı.
Ev sahibi tribünler My Way şarkısından esinlenen "O Mundo Sabe Que" nin
Dünya biliyor ki,
Senin sevgin için tutkuluyum,
Seni her zaman önde görmek için
Elimden gelenin en iyisini yapacağım.
sözlerini bitirmeden Galatasaray Sara'nın ortasında Sanchez ile ilk tehlikeyi yarattı. Sanki Sami Yen'de oynar gibi çok adamla baskı yapıp, topu kapıyor, meşin yuvarlağın kıymetini bilip, bolca pas yapıp rakibi kendi sahasına hapsediyordu Galatasaray. Ve daha 5 dakika olmadan Jakobs'un kullandığı taç atışında Sanchez vurdu kaleci çıkardı, dönen topta Torreira'nın volesini bir kez daha Rui Silva çeldi ama top çizgiyi çoktan geçmişti. Yeşil beyazlılar şok yaşarken, 1 dakika sonra Sara penaltı noktası cıvrında kullandığı sol ayağı yerine sağ ile şutu deneyince tabela iki olmuyordu. Sporting'i iyi analiz eden Okan Buruk rakibe atak şansı vermiyor, zor geçmesi beklenen maçı kolaya çeviriyordu ki 16'da yine taç atışında oluşan karambolde kaleciden seken topu Sane kaleye yollayamıyordu.
Ev sahibi adına ilk atak 18. dakikada geldi ve top ağlara da gitti ama yardımcı hakem ofsayt bayrağını sallıyordu çizgi kenarında.
"Hayat futbola fena halde benzer" deriz ya, hayatta olduğu kadar futbolda da kırılma anları çokça bulunmakta, dün gece de maçı kıran anlar az sayıda değildi...Dakikalar 22yi gösterirken Sanchez'in havalandırdığı topa Batrakov kafayı soktu Altimira Rus oyuncunun karnına karateci misali tekmeyi bastı. Maçın hakemi Espen Eskas sarı kart gösterirken, kamu yönetiminden hakemliğe geçiş yapan ve geçen sene de Barcelona'nın UEFA'ya şikayet ettiği Christian Dingert nırveçli hakemi VAR ekranına çağırmadı... Kırılma anı bir...
Ev sahibi10 kişi kalması gerekirken, dört dakika sonra Galatasaray ceza sahası içinde oluşan karambolde eşitliği sağlıyordu.
Sporting'in sol beki Araujo'nun kanadı bırakıp içe kat etmelerini fırsata çevirmek için sağ kanada Sane'yi koyan Okan Buruk bunun ödülünü de 36da alıyordu: Galatasaray'ın hızlı gelişen atağında Yunus-Barış paslaşmasında top Sane'nin önüne düştü, Alman oyuncu rakibini "pazara yolladı" ve bomboş pozisyonda topu kale direğini sıyırarak auta yollayıverdi... Kırılma anı iki...
Maçın hakemi ve VAR'ı o kadar kötüydü ki, Suarez'in Sanchez'in aşil tendonuna basmasına sarı kart verdi, oysa kartın rengi kırmızı olmalıydı.
Devre biterken Uğurcan'ın hatalı pasında savunmayı eksik yakalayan Sporting Lizbon'da Suarez'ın ceza sahası dışından plasesi Uğurcan'ın kucağında kalıyordu.
Norveçli hakemin yönetimi sadece Galatasaray tarafını değil ev sahibi taraftarı da öfkelendirmiş, Sporting'li topçular maç biterken hakemi baskı altına almışlardı ki Espen Eskas ıslıklar altında soyunma odasına gidiyordu.
Bu baskılardan fena halde etkilenmiş olacak ki maçın hakemi ev sahibinin yakaladığı ani atakta Suarez ceza sahasına girer girmez düşünce penaltı düdüğü çalıverdi. Hakem oyun anında pozisyonu görememiş olabilir de VAR'daki Christian Dingert yine ortalıkta yoktu. Bu hata VAR'dan döner diye beklerken, Okan Buruk'un küfür ve bedduaları eşliğinde Suarez penaltıdan takımının ikinci golünü kaydediyordu. Kırılma anı üç...
Bu kadar hakem hatası sonrası bir de Sallai'nin Çorumspor maçında yaptığı gibi rakibini geri geri koşarak karşılayıp ceza sahasına en yakın yerde faul yapması sonrası kazanılan serbest atışta Zalazar Hagivari bir serbest atış golü ile farkı ikiye çıkarıyordu.
Takımı tekrar maça ortak etmek için Okan Buruk önce Sane'nin yerine Leao'yu aldı, sonra da Batrakov'u çıkarıp taze golcü Deniz'i oyuna sürdü. Yapılan değişiklikler sonrası eski takımına karşı oynayan Leao ıslıklardan etkilenmeden Galatasaray'a hareket getirdi, kanattan ortalar yaptı ama onlara kafa vuracak Osimhen yoktu maalesef. Maçın ilerleyen dakikalarında bu sahayı bilen Nhaga ile birlikte İlkay ve Lesley de oyuna girdi, Galatasaray rakibi yine ceza sahasına hapsetti de istediği tehlikeleri yaratamadı.
Galatasaray Şampiyonlar Ligindeki ilk maçından puan çıkaramazken, "as kadrodan" üç oyuncunun olmadığı takımla Sporting Lizbon'u özellikle ilk devrede sahadan silince gelecek maçlar için büyük bir özgüven de kazanmış oldu. Hatta, belki de 27 Şampiyonluğun meşalesi Lizbon'da yakılmış da olabilir. Ne diyordu Abdülhak Hâmit Tarhan tiyatrosunda "Galip sayılır bu yolda mağlup!"... Bazı yenilgiler, hayırlı da olabilir...
Stat: Jose Alvalade
Tarih:09/09/2026
Hakemler: Espen Eskas, Jan Erik Engan, Alf Olav Rossland VAR: Christian Dingert
Sporting: Rui Silva, Altimira, Catamo, Vagiannidis (Ivan Fresneda dk. 84), Zalazar (Gonçalves dk. 66), Araujo, Inacio, Luis Guilherme, Quaresma (Debast dk. 84), Doumbia (Silas Andersen dk. 74), Luis Suarez (Fotis Ioannidis dk. 74)
Yedekler: Kaique, Rafael Ferreira Nel, Pedro Lima Barros, Jesse Derry, Eduardo Felicissimo, Irankunda, Rodrigo Dias
Teknik Direktör: Rui Borges
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 85), Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 84), Leroy Sane (Rafael Leao dk. 58), Aleksey Batrakov (Deniz Gül dk. 64), Yunus Akgün (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz
Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Catamo (dk. 27), Luis Suarez (dk. 57 pen.), Zalazar (dk. 63) (Sporting), Inacio (dk. 6 k.k.) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Altimira, Luis Suarez (Sporting), Eren Elmalı, Deniz Gül, Okan Buruk, Ismail Jakobs (Galatasaray)




















































