Galatasaray, belki de son yıllarda hiç görmediğimiz bir şekilde "transfer susuzluğu" çektiği bir iki ayı geride bırakıp bugün Rusların genç yeteneği Aleksey Batrakov'u sözleşme imzalamak üzere İstanbul'a getirdi. Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa'dan Rusya'ya yaptırımlar uygulanınca Rus ekiplerini UEFA'nın turnuvalarında seyredemiyoruz, bu sebeple de Rus Liginde oynayan topçular hakkında pek bilgi sahibi olamıyoruz. Ama, ülkede bir futbolcunun adı transferde geçince, youtube açılıp bir kaç "skill" videosu izleyen herkes o oyuncu hakkında "ulema" oluyor da, videoseverleri bir kenara bırakıp, Rus ve Avrupa basınında Aleksey Batrakov hakkında yazılanları blog sayfalarında paylaşmak istedim çünkü futbolcu sadece saha içinde yaptıklarıyla değil saha dışındaki yaşamıyla, ailesi ile ilişkilerle, okul yaşantısıyla, gelecek hayalleriyle bir bütündür... O halde bakalım bizim genç topçu nasıl bir oyuncuymuş...
Öncelikle 24 Şubat 2025'te Championat sitesindeki röportajından öne çıkan başlıklara bir göz gezdirelim hep birlikte.
Kış tatilini Maldivler yerine Milano'da geçirme tercihini sorarak başlamış muhabir ve Batrakov da İtalya'yı, özellikle de Milano'yu, yemeklerini, kültürünü çok sevdiğinden dolayı böyle bir seçim yaptığından bahsetmiş. Hazır Milano'ya gittiğinde de çocukluk aşkı Milan'ın San Siro'da şampiyonlar ligi maçını da seyretmiş. Milano'da başka ne yaptın diye sorulduğunda da :
"Javier Zanetti'nin restoranına gittim. Arkadaşlarımla, kendisini görme umuduyla oraya gittik; çünkü sık sık oraya geliyormuş. Bize ertesi gün geleceği söylendi. Ben de onunla fotoğraf çektirmek ve kaptanlık pazubandını satın almak istiyordum. Ayrıca onun kramponları da sergileniyor ama onları satın alamıyorsun. Pazubantlarını ve flamalarını ise satın alabiliyorsun. Çok heyecanlanmıştım; hem bir şeyler satın almak hem de onunla şahsen tanışmak istiyordum. Ertesi gün geleceğimiz konusunda anlaşmıştık." diye cevaplıyor Aleksey ama sonra garsonların Zanetti'nin gelmeyeceğini söylediklerini de hayal kırıklığı içinde belirtiyor.
San Siro dışında çocuklukta "kalbine giren" ilk takım olan Manchester United'ın stadı Old Trafford'u da gezmek istediğini belirtirken, Rooney gibi kızıl olmasından dolayı da kedisine Rooney adını vermiş. Çocukluğunda sevdiği bir başka takım olan Barcelona'nın Nou Camp stadına da gitmiş ama stadyum yapım aşamasında olduğu için sadece dışarıdan bakıp, Barcastore'dan çimler satın almış.
Röportajın devamında çocukluğunda okul ve antrenman sürecini nasıl yürüttüğü sorulduğunda şöyle diyor Aleksey:
"Bütün o dönem çok hızlı geçti. Bazı antrenmanları okul nedeniyle kaçırmak zorunda kalıyordum; bazen de tam tersine okula hiç gitmiyordum. Çoğu zaman annemle derslerden hemen sonra eve koşuyor, hızlıca yemek yiyor, trene atlıyor ve Moskova'ya yaklaşık iki saat gidiyorduk. Sonra bir 30-40 dakika da metroyla yolculuk yapıyorduk. Bütün bunları bir buçuk saatlik antrenman için yapıyorduk ve ardından aynı şekilde eve dönüyorduk. Ödevlerimi çoğu zaman doğrudan trende yapıyordum. İlginçti ama zordu. Hatta trenlerde zaman zaman korktuğum bile oluyordu."
Neden korktuğunu da dönüş treninin işçi treni olduğu ve insanların işten dönerken kalabalık olduklarını ve ezilecek olmaktan çekindiğini belirtmiş, hatta bir keresinde botu vagonla platform arasına bile sıkışmış.
Abisi ile şakalaşırken düşüp, alnının kapı pervazına çarpmasından dolayı kafasında iz kaldığını belirtirken, aile ilişkilerinde küçük kardeşlere gösterilen ilgiden de bahsetmiş.
Batrakov'un yükselişinde son dönemde Lokomotiv'de oluşan kadro değişiminin önemli bir payı bulunuyor. Anton Miranchuk ve Maksim Gluşenkov gibi önemli oyuncuların takımdan ayrılması, genç futbolcu için daha fazla forma şansı anlamına gelmiş ve Batrakov da bunun farkında ama röportajda kendisine verilen fırsatların bu kadar fazla olmasını beklemediğini söylüyor.
Röportajda belirttiğine göre asıl değişim özgüven konusunda yaşanmış. A takıma ilk çıktığı dönemde antrenmanlarda birçok şeyi fazla düşündüğünü belirten Batrakov, zamanla rahatladığını ve teknik direktörünün güveninin kendisine büyük katkı sağladığını ifade ediyor.
Şöhreti nasıl karşıladığı sorusuna ise :"Çok daha fazla röportaj yapılıyor ve benimle fotoğraf çektirmek isteyenler oluyor. Ama beni çok daha fazla tanımaya başladıklarını söyleyemem. Rusya'da halka açık bazı yerlerde beni sadece bir kez, bir restoranda garson tanıdı. Bana indirim yapacağını düşünmüştüm ama yapmadı. "diyor da Türkiye'de futbolculara verilen önemi yaşayarak görecek, cebini cüzdanına pek atmayacaktır.
İlgi görmek konusunda ise herkesin forma istediğini ama bunu reddetmek zorunda kaldığını belirtip, insanların kendisiyle çıkar için iletişim kurmak istemesini de popülerliğin dezavantajı olduğunu belirtmiş.
Muhabirin "Yıldız hastalığına nasıl kapılmıyorsun?" sorusuna da
"Çevrem sayesinde: ailem, yakınlarım. Annem ve babam beni iyi yetiştirdi. Aynı kişi olarak kalmaya çalışıyorum, kendimi kontrol ediyorum ve kendimi fazla kaptırmamaya dikkat ediyorum. Nasıl futbol oynuyorsam yine öyle oynuyorum." diyerek cevap vermiş Aleksey ve kazandığı paralarla daha rahat alışveriş yaptığını, hatta gereksiz şeyler bile aldığını belirtirken, maaşı arttığında da ailesini Maldivlere tatile yollamış.
Söz aileden açılmışken, babasının kendisine verdiği öğüdü hep aklında tutuyor: "Kötü şeylere takılıp kalma. Karanlık dönemin ardından her zaman aydınlık gelir."
2017den beri yani yedi yıldır yatılı okulda kaldığı için ilk zamanlar kendi evinde kalmanın zevkli olduğundan bahseden Aleksey, zamanla temizlik işinin can sıktığından dem vurmuş.
Futbol sahası ile saha dışındaki Aleksey'lerin çok farklı olduğu tespitine " Evet, daha sakin davranabilmek için kendim üzerinde çalışıyorum ama futbol duygularla oynanan bir oyun ve bazen onları kontrol etmek zor. Genç takımda takım arkadaşlarıma fazla yükleniyordum. Bazen bundan utanıyordum. Kaptan ve lider olarak herkese sürekli bir şeyler söylüyordum; sonra soyunma odasında bunun dozunu kaçırdığımı anlıyordum. Özür diliyordum." diye cevap vermiş genç futbolcu.
İnsanlarda samimiyetsizlik ve kibir duygularından nefret ettiğini de eklemiş kendisini en çok sinir eden durumların neler olduğu sorusuna.
Batrakov çocukluk döneminde fiziksel olarak yaşıtlarının gerisinde kalıyormuş ve genç takıma kadar birçok oyuncudan yaklaşık bir kafa boy daha kısaymış ama ona göre bu durum dezavantajdan çok futbol zekâsının gelişmesine yardımcı olmuş. Fiziksel olarak rakipleriyle mücadele edebilmek için daha hızlı düşünmek, karar vermek ve pozisyonu önceden okumak zorunda kalmış ve bugün sahayı çok iyi görmesi ve hızlı karar vermesi, belki de bu dönemin bir sonucu. Üstelik Batrakov hâlâ büyümeye devam ediyor. Bir yıl içerisinde boyunun 168 santimetreden 172 santimetreye çıktığını esprili bir şekilde anlatıyor.
Aleksey, Akademide birkaç maç üst üste yedek kaldığı zaman rekabetin aslında doğru bir şey olduğunu anladığını, antrenmanlarda öyle ekstra çalışmaya başlayıp bir gece aşırı yüklenmeden baldırının kasıldığını söylüyor.
"Uzaktan kumandayla yönetiliyormuş gibi görünen duran toplarının sırrı ne?" diye gelen soruya da hiçbir sırrının olmadığı, sadece antrenmandan sonra ekstra çalışma yaptığını dile getirmiş.
Genç futbolcunun oyun anlayışında birçok büyük yıldızın etkisi bulunuyor. Toni Kroos'un topa vuruş tekniğini izlediğini kabul etse de kendisini daha çok Luka Modrić'e yakın görüyor.
Özellikle Modrić'in dış ayakla yaptığı trivela paslar Batrakov'un dikkatini çekiyor. Kendisinin de bunu sürekli denediğini ancak Hırvat yıldızın yaptığı kadar başarılı olamadığını söylüyor.
Röportajın devamında Rusya Milli Takımı ve Lokomotiv Moskova'dan konu açılıyor. Batrakov'un kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri de Rusya Millî Takımı formasını giymesi olmuş.
Millî takımda daha deneyimli ve farklı liglerde oynayan futbolcularla aynı sahayı paylaşmanın kendisine çok şey kattığını belirten Batrakov, özellikle Aleksandr Golovin'in oyun hızından etkilendiğini ifade ediyor.
Valeri Karpin'in antrenman yaklaşımı da genç oyuncunun hoşuna gitmiş. Özellikle top kaybedildikten sonra hemen geri kazanmak için mücadele edilmesini isteyen Karpin'in bu yaklaşımını beğendiğini söylüyor. Galatasaray'da Okan Buruk'un sistemine de bundan dolayı uyum sağlayacağını tahmin ediyorum Aleksey'in.
Karpin'in genç oyuncuyla ilk karşılaşmalarından birinde yaptığı esprili yorum da Batrakov'un aklında kalmış. Karpin, onun fiziksel yapısına gönderme yaparak biraz daha spor salonuna gitmesi gerektiğini söylemiş.
Röportajın yapıldığı 2025 Şubat ayında Batrakov'un geleceğiyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri Avrupa'ya transfer ihtimali. Genç futbolcu için Avrupa'da oynamak açıkça bir hayal. Ancak bunun gerçekleşmesi için belirlediği kesin bir yaş olmadığını söylüyor. Hatta bu konu hakkında fazla düşünmemeye çalışıyor zira Avrupa'ya transfer düşüncesinin kendi mevcut performansına ve gelişimine zarar verebileceğini düşünüyor.
Şimdilik hedefi çok daha basit: Sahadaki anın değerini bilmek ve gelişmeye devam etmek...
Batrakov'un röportajdaki en dikkat çekici cevaplarından biri ise futbol dışındaki hayalleriyle ilgili.
“En büyük hayalin nedir?” sorusuna verdiği cevapta ilk olarak anne ve babasının sağlıklı olmasını dile getiriyor. Yaklaşık beş yıl içinde bir aile kurmayı da kişisel hedefleri arasında sayıyor ki bir yıl sonra 16 Haziran 2026'da Irina Podshibyakina ile evlendi Aleksey...
Ve röportaj biterken, kısa soru cevap bölümünde aşağıdaki cevapları vermiş genç oyuncu:
— En sevdiğin kelime?
— Aile.
— Nefret ettiğin kelime?
— Bağımlılık.
— Neden “bağımlılık”?
— Bu bir hızlı soru-cevap bölümü. (Gülüyor.)
— En sevdiğin ses?
— Okyanusun sesi ve anne babamın gülüşü.
— Nefret ettiğin ses?
— Sivrisinek vızıltısı.
— Güç aldığın yer?
— Ailemle birlikte ev.























































