"Yüksek enerji, birlikte mücadele beyler, birlikte mücadele.... Ağustos ayından beri bak, herkes ailesinden uzak, herkes ailesinden uzak, ağustos ayından beri. 5 maç kaldı, 5 maç..." diye motive ediyordu takım arkadaşlarını soyunma odasında Gençlerbirliği karşısına çıkmadan Uğurcan Çakır... Evet, şampiyon olmak için, üç kulvarda da oldukça başarılı geçen bir sezonun finalini kupayla taçlandırmak için sadece 5 maç kalmıştı, 5 maçlık kısa bir turnuva oynayacaktı Galatasaray...
Bu yolda da ilk rakip bu sene ikinci defa takımın başına gelen Volkan Demirel'in çalıştırdığı ve 9 maçtır kazanamayan ve 7 haftadır gol atamayan Ankara'nın Gençlerbirliği ekibiydi. Maçlar haftada bire düşünce Galatasaray'ın hazırlanması ve odaklanması için de geniş vakit vardı, teknik kadro rakibi iyi analiz ederken, ultrAslan da taraftara açık olan idmana gelip oyunculara "baklava" armağan ederek desteğini gösteriyordu. Sebahattin (Reis) Şirin'in idman sahasında topçularla megafonla konuşması kimi çevrelerin eleştirini alıyordu da Avrupa'da bunun örneklerini sıkça rastlarken, Galatasaray tribünü de kimi zaman iyi niyetle kimi zamanda "uyarı" mahiyetiyle Florya ziyareti çok kere yapmıştır, bu defa da Kocaelispor'a kaybedilen iki puandan sonra sosyal medyanın linçlediği teknik ekip ve topçulara güvenlerini gösterip, desteklemişlerdi ki Ankara'da bu "özgüveni" sarı-kırmızılı oyuncularda açıkça görürken, maçtan sonra Barış Alper Yılmaz'ın ısrarla tribüne gidip ultrAslan bayrağını isteyip saha ortasında dalgalandırması bu minnetin göstergesiydi.
Ev sahibi de hazırlanmıştı belli ki Galatasaray maçına da, saha içinden çok saha dışına odaklandıklarını Galatasaray taraftarına 5 bin 200 liralık rekor bilet fiyatı uygun görerek gösteriyorlardı. "Futbolu seven bir Galatasaray taraftarı Gençlerbirliği deplasmanı için 5 bin 200 liraya bilet almayı anlayışla karşılayabilmeli. Galatasaray’ın Osimhen’e verdiği bonservis bedeli bizim bütçemizin tamamı. Geriye bize bu maçlardan gelir elde etmek kalıyor." diye de pişkince kendilerini savunabiliyordu Ankaralı yöneticiler. Peki "sol görüşüyle" bilinen Kara Kızıl taraftar grubu bu "soyguna" ne dedi? Sessizce çalılıklar arasından kaybolup gittiler...
Biz yeşil sahaya dönersek, bir hafta evvel Kocaelispor maçında yapmadığını yaptı Okan Buruk ve kaptan Icardi ile başladı forvet hattında, durum böyle olunca da ideal düzenine döndü, Barış ve Sane kanatlarda oynarken, Sallai de çok daha iyi olduğu sağ beke geçiyordu. Kalede Uğurcan yer alırken, Sanchez ve Abdülkerim stoperde, Jakobs sol bekteydi. Lemina kulübede Torreira sahadaydı ve partneri Sara olurken, Yunus ise Mertens sonrası sıkça denendiği 10 numara görevi alıyordu. "Maça fırtına gibi başladı" deyimini bir çok spikere kullandırırcasına golle başladı Galatasaray, Sane'nin kanattan içe yönelip Yunus'a topu yollaması, onun da Icardi'ye ayak dışıyla pası ve "fox in the box" Mauro en sevdiği işi yapıyordu: Gençlerbirliği:0-Galatasaray:1...
Topu Galatasaray'a verip, çok adamla savunma yapmayı amaçlamıştı Volkan Demirel ve ilk dakikada geriye düşmesine rağmen oyun düzeni bozmadı, katı bir savunma yaptı ve Galatasaraylıların pas bağlantılarını sürekli kapattılar. Bu durumda da Abdülkerim ve Sanchez orta saha cıvarında bolca pas yapıp, bir "boşluk" aradılar ama istediklerini bulamayınca, kanatlardan ortalarla ikinci golü aradı deplasman ekibi ki Jakobs'un ortalarında birinde Yunus'un altı pasta şutunu son anda savunma ayak koyarak önlerken, Barış'ın kafa yerine omuzla vuruşu da auta gidiyordu. İlk onbirde başlamakla birlikte golü de bulmanın morali ile Icardi sahada liderliği alıyor, takım arkadaşlarını yönlendiriyor ve pazu bandının hakkını verirken, yine Sane'nin ara pasında bu kez Sara ceza sahası içinde topla buluşup Yunus'a kariyerinin en kolay gollerinden birini attırıyordu. İlk yarım saat biterken Galatasaray iki farklı öne geçmişti. Soyunma odasına üç farklı da girecekti de Icardi'ye ceza sahası içinde yapılan bir penaltı pozisyonunda hakem devam derken, bir dakika sonra da Arjantinli Sane'nin yine harika pasında topa vurmadan savunma son anda araya giriyordu.
Ev sahibi ilk devre kalesini korumakla o kadar meşgüldü ki Galatasaraylı Gökdeniz Gürpüz'ün abisi Göktan'ın auta giden serbest atışı, Tongya'nın uzaktan Uğurcan'da kalan şutu ve Zuzek'in auta giden kafası dışında pozisyon bulamamıştı rakip kalede.
Göztepe deplasmanında ikinci devrenin başında üçüncü golü atıp fişi çekememişti Galatasaray ve maç sıkıntıya girmişti, aynı durum bir hafta evvel iç sahada Kocaeli karşısında olmuş ve yenilen golle bir puana razı olmuştu, Ankara'da ev sahibi çok "uyanmadan" Sane'nin getirip, Yunus-Sallai paslaşmaları sonrası tekrar Alman topçunun filelerde son bulduğu golle maçın finalini yaptı Okan Buruk'un takımı ama memleket sahalarında bir ilk de yaşanıyordu. Golü atan Sane hiç bir şekilde ofsayt değilken, VAR'ın yarı otomatik ofsayt uygulamasına pasif pozisyondaki Yunus için çizgi çizdirildi ve sistem Gençlerbirliği savunmacısını kendi kalesine daha yakın olduğunu tespit etti. Hakemin gol verdiğini düşünenler fena halde yanıldılar ve VAR ekranına çağrılan Batuhan Kolak nizami golü iptal etti. Koceali deplasmanı, Konya deplasmanı ve şimdi de Ankara'da Galatasaray'ın attığı goller "pasif" alanda oyuncu olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılıyordu da bu kez hiç bir Galatasaraylı oyuncu rakiplerinden daha yakın değildi kaleye...
Böyle bir golün iptal edildiğini gören Okan Buruk, ikinci devrenin başında faul dahi olmayacak pozisyonda Sallai'ye çıkan sarı kartı da hesap edince, maçın geri kalanında sahada futbol dışı etmenlerin olabileceğini hesap edip Macar topçunun yerine Boey'i oyuna alırken, rakip de yaptığı oyuncu değişiklikleri ile Galatasaray kalesine daha cesurca gelip, Niang ile farkı tek sayıya indiriyordu. Trabzon ve Kocaeli'den sonra bir kez daha Jakobs'un kanadından gelmişti golün pası.
Sara ve Icardi'nin kenara gelip Lemina ve Lang değişiklikleri ile oyunu tekrar tutmayı arzu eden Okan Buruk rakibe kayda değer tehlikeli atak vermezken, 78de Torreira'nın eskilerin deyimiyle "dömivolesi" direği yalamasa uzun yıllar jeneriklerde izleyebilirdik. Ve beş dakika sonra yine Sane'nin akıl ve klas dolu pasında Yunus oldukça rahat pozisyonda fileleri bulsa maçın finali çok daha erken olabilirdi de olmadı, hem taraftara hem de takıma gereksiz bir 10 dakikalık stres yaşatmış oldu genç topçu.
Cuma günü Fenerbahçe'nin kendi sahasında Rizespor ile berabere kalıp iki puan kaybı ile tekrar en yakın rakibinden 4 puan önde olan Galatasaray, 26. şampiyonluk için son dört maça odaklanırken, hafta içi kupada oynayacağı Gençlerbirliği maçında rotasyonlu bir kadro ile çıkmayı planlarken, tüm dikkatler Sami Yen'deki derbide olacak... Herkesin ilk beklentisi, ki her ne kadar bu sene bulmakta güçlük çeksek de, düzgün bir hakemin maça atanması, gerisini zaten Galatasaraylı topçular hallederler...
Stat: Eryaman
Tarih:18/04/2026
Hakemler: Batuhan Kolak, Furkan Ürün, Osman Gökhan Bilir VAR:Abdullah Buğra Taşkınsoy
Gençlerbirliği: Ricardo Velho, Thalisson Kelven, Dimitrios Goutas, Zan Zuzek, Matej Hanousek, Dele Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 46), Göktan Gürpüz (Adama Traore dk. 46), Franco Tongya (Samed Onur dk. 87), Sekou Koita (Cihan Çanak dk. 82), Mbaya Niang
Yedekler: Erhan Erentürk, Arda Çağan Çelik, Dal Varesanovic, Ensar Kemaloğlu, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm
Teknik Direktör: Volkan Demirel
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 65), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kaan Ayhan dk. 87), Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 77), Leroy Sane, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 87), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi (Noa Lang dk. 78)
Yedekler: Batuhan Şen, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Mauro Icardi (dk. 2), Yunus Akgün (dk. 35) (Galatasaray), Mbaye Niang (dk. 66) (Gençlerbirliği)
Sarı kartlar: Roland Sallai, Uğurcan Çakır (Galatasaray), Franco Tongya, Zan Zuzek (Gençlerbirliği)

































.png)
































