13 Mayıs 2026 Çarşamba

Galatasaray:4-2:Antalyaspor


4 Sene Üst Üste Şampiyon Olduk

Avrupa'nın Kralı Olduk

Gerçekleri Tarih Yazar

Tarihi de Galatasaray...

Bundan 26 sene evvel söylediğimiz bir tezahürattı yukarıda satırları yer alan... Büyük bir gururla söylerdik, "dört sene üst üste şampiyon" olmuştuk ne de olsa... UEFA Kupasıve ardından Süper Kupayı da alarak "Avrupa'nın kralı olmuştuk"... Kimileri "tesadüf" dese de, "gerçekler tarihin sayfalarında" yer alırken, o tarihin yazarı da Galatasaray'dı... O gün 7 numaralı parçalı formayı giyen Okan-Emre-Suat bücürlerinden Okan Buruk, 9 Mayıs 2026 cumartesi gecesi Galatasaray bir kez daha üst üste 4 sene şampiyon olma tarihi yazarken bu kez saha kenarında takım elbiseliler safındaydı... Tarih gerçekleri bir kez daha yazmış, kalemi tutan da Galatasaray olmuştu...


Samsun mağlubiyeti sonrası iç sahada ligin dibine demir atmış Antalya'yı yenip bu maratona mutlulukla son vermek için hafta boyu tam konsantrasyon içindeydi sarı-kırmızılılar da taraftar için aynısını söylemek zordu. Herkes Akdeniz ekibini çantada keklik görüyor, maç öncesinden zafer sarhoşluğu içinde "üç atarız, beş atarız" kafasındaydılar. Okan Buruk ise maçın ciddiyetinde, hafta içi antrenmanlara kayıtılamayan Lemina-İlkay değişikliği dışında as kadrosu ile çıkmıştı şampiyonluk maçına. Konuk ekipte ise Sami Uğurlu sarı kart sınırında olan topçularını sahaya sürmemiş, ligin son haftasındaki "ölüm-kalım" maçı olan Kocaelispor karşılaşmasına saklamıştı.

İlk atak misafir takım adına sonradan sakatlanarak kenara gelecek olan Doğukan'ın ceza sahası dışından plasesi ile gerçekleşti. Sonrasında Galatasaraylılar aldı sazı eline, savunmanın hatasında topu kapan Osimhen dördüncü dakikada skoru değiştireyazdı. Dört dakika sonra Osimhen boşta top beklerken Yunus'un auta giden şutu ve 16'da Yunus'un ortasında Osimhen'in şahane bir göğüs kontrolü ama o kadar da kötü bir şutu vardı. Çok adamla kapanan ve zaman geçirmeyi öncelikleyen Antalyaspor müdafasını kanat ortalarıyla açmaya çalışıyordu ev sahibi oyuncular ama o anlarda Osimhen ve Abdülkerim'in kafa vuruşları dışarı gidiyordu. Telaş ile aceleciliği karıştırınca Galatasaraylılar, bir türlü kendilerini rahatlatacak golü atamıyordu. İşin daha da beteri devre biterken Soner omuzuyla bir de gol atıyordu Antalyaspor adına. Beş dakika uzatmanın verildiği ilk devrenin sonlarında futbolun ilahları konuk takımın yanındaydı ki Abdülkerim2in ortasında Gianetti'nin ters vuruşu direkten dönüyordu, seken topta Osimhen'in kafa vuruşu bir kez daha auta gitmekteydi...


Devre sona erdiğinde Konya'da Fenerbahçe'nin 1-0lik üstünlüğü haberi de alınınca, sosyal medya ergenleri şampiyon teknik direktör için "Okan Buruk İstifa" diyorlardı. Başarısızlıkta hemen fatura teknik adama kesilirken, Sane-Lang ve İlkay-Lemina değişiklikleri ile kazanılan maçtan sonra "Helal olsun Okan Buruk" diyen olmadı, böyle de "nankörler" işte...


İkinci 45 dakikanın başlama düdüğünden on dakika sonra Galatasaray Lemina ile eşitliği yakaladı. Lang kanattan ortaladı, Barış kafa ile asist yaptı ve Lemina boş kaleye dokundu... Mütakip dakikalarda Sallai ve Yunus'un direkleri yalayan şutlarına şahit olurken, Soner kendi takımı adına Hagivari bir gol atarak tekrar susturuyordu Sami Yen tribünlerini. 


Lakin, Galatasaray'ın Osimhen'i vardı, şampiyon olmak isteyen aç bir aslanı vardı ki santra vuruşunun hemen ertesinde Antalyaspor ceza sahasına yapılan ortada savunma oyuncusundan evvel ayağını uzattı ve "penaltıyı alıverdi"... İlk devre Antalyalı stoperin hava topunda Osimhen'in suratına vurmasını "göremeyenler" bu defa penaltıyı çalıyorlardı. İki hafta evvel nasıl Osimhen Barış'a topu ikram ettiyse, bu kez Barış arkadaşına penaltıyı hediye ediyordu ve Osimhen de tekrar eşitliği sağlayan golü atıyordu...



Artık Galatasaray'ın önünde tek hedef vardı: Bir gol atıp şampiyon olmak. Çok adamla kapanan savunmaya karşı Okan Buruk Icardi'yi de sahaya sürdü, Jakobs ile Eren'i de değiştirdi. İşte o Eren bitime 2 dakika kala füzeyi yolladı, kaleci sektirdi, Lang "pasladı" ve Osimhen İbrahimoviçvari bir vuruşla şampiyonluk meşalesini yaktı. Öyle bir gol sesi çıktı ki tribünlerden, desibel ölçülse rekor olarak kayıtlara geçerdi.


"Gidecek mi kalacak mı?" "Sami Yen'de son maçına çıkıyor" denilen "aşk çocuğu" Icardi de uzatma dakikalarında iki Antalyaspor'luyu bağlayıp öyle bir çalım attı ki, saha kenarındaki Osimhen daha gol olmadan ellerini havaya kaldırmıştı ki zaten  Icardi'nin o asistini gol atamayacak adamı "kızılcık sopasıyla döverler", Kaan Ayhan da maçın fişini çekiverdi...

2005-2006 sezonunun şampiyonu Galatasaray olurken, skorbordda ise "Dominasyon" yazıyordu. Her sene üst üste şampiyon olurken Galatasaray, Türkiye ligini "domine" etmişti...

Ve taraftarlar tekrar o meşhur besteye başlamışlardı:

4 Sene Üst Üste Şampiyon Olduk

Avrupa'nın Kralı Olduk

Gerçekleri Tarih Yazar

Tarihi de Galatasaray...



*Maça ait podcast yorumları dinlemek için tıkla


Stat: RAMS Park

Tarih:09/05/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Esat Sancaktar, Bilal Gölen VAR:Özer Özden

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 67), İlkay Gündoğan (Mario Lemina dk. 46), Lucas Torreira, Leroy Sane (Noa Lang dk. 46), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz (Mauro Icardi dk. 67), Victor Osimhen (Kaan Ayhan dk. 90+2)

Yedekler: Batuhan Şen, Wilfried Singo, Sacha Boey, Renato Nhaga, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Antalyaspor: Abdullah Yiğiter, Bünyamin Balcı (Erdoğan Yeşilyurt dk. 76), Lautaro Giannetti, Hüseyin Türkmen, Kenneth Paal, Dario Saric (Ramzi Safuri dk. 23), Jesper Ceesay, Abdülkadir Ömür (Samet Karakoç dk. 76), Soner Dikmen, Doğukan Sinik (Sander Van de Streek dk. 31), Samuel Ballet

Yedekler: Julian, Bahadır Öztürk, Georgi Dzhikiya, Bachir Gueye, Yohan Boli, Kerem Kayaarası

Teknik Direktör: Sami Uğurlu

Goller: Mario Lemina (dk. 56), Victor Osimhen (dk. 66 pen. ve 88), Kaan Ayhan (dk. 90+5) (Galatasaray), Soner Dikmen (dk. 45+3 ve 62) (Antalyaspor)

Sarı kartlar: Abdülkerim Bardakcı, Victor Osimhen, Davinson Sanchez, Noa Lang (Galatasaray), Abdullah Yiğiter, Erdoğan Yeşilyurt, Lautaro Giannetti (Antalyaspor)

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Samsunspor:4-1:Galatasaray


"Hazırlıkta başarısızsan, başarısızlığa hazırlanıyorsun" derler, Galatasaray'ın Samsun deplasmanında kaybetmesinden sonra hafta için Ali Sami Yen'de yaptığı taraftara açık idmanı ve Fenerbahçe maçı sonrası kutlamaları "abartmasını" ön plana çıkarıp, teknik ekip ve topçuları suçlayan çok vardır da, ne Galatasaray cumartesi gecesi "kafası leyla" bir oyun oynadı, ne de Samsun deplasmanı öyle çantada keklik bir yerdi...

Zaten Okan Buruk da cezalı kaleci Uğurcan dışında geçen hafta derbiyi kazanan takımı hiç bozmadan sahaya çıkarken, ev sahibi de son haftalardaki kazanma serisini devam ettirmek için taraftarın maç öncesi koreografi desteği ile oyuna başlayıp, kırmızı-beyazlı oyuncuların kendi sahalarında Galatasaray'a şampiyonluk kutlatmama gayesi bir yandan, bir de Avrupa Kupalarına katılabilme hedefini sürdürme amacıyla elinden geleni yapmaktaydılar.

İlk dakikalarda iki takım da birbirlerini tartarken, ilk tehlike Mouandilmadji'nin karşı karşıya Günay'ı geçememesi ile gelişiyordu. Sonrasında ise Osimhen'le van Drongelen mücadelesinde topu kapan Yunus'un uzun bir mesafe meşin yuvarlakla yol kat edip Hagivari bir vuruşla Okan'ı mağlup etmesiyle Galatasaray deplasmanda erken dakikada öne geçiyordu. Bu skor şampiyonluk demekti de, maçın bitmesine daha çok vardı...


Samsunspor savunma arkasına uzun topla forvetlerini kaçırıp eşitlik ararken, Galatasaray ise bir hafta evvel Fenerbahçe'ye taçtan attığı ilk gol gibi yine taç atışıyla başlattığı atakta Barış'ın ortasında Osimhen kafa vuracakken Mendez'in darbesi başına geliyor ama maçın hakemi ve VAR hakemi devam kararı veriyordu. Koca sezon Galatasaray maçlarında "sessizliğe bürünen" VAR hakemleri yine sahnede yoktu.

Bir dakika önceki pozisyonda aklı kalmış olacak ki Galatasaray atağa kalktığı bir posizyonda Osimhen, van Drongelen'e topu kaptırıyor ve devamında gelişen ani atakta Mouandilmadji eşitliği sağlıyordu. Oyun dengeye geldikten sonra Galatasaray yine gol için gidiyor rakip kaleye, Sane'nin serbest vuruşu Okan'da kalırken, beş dakika sonra da Sane'nin kornerden kale içine yolladığı ayak içi plaseyi Okan çizgiden çıkarıyordu...

Oyuna iyi bir başlangıç yapan genç hakem Reşat Onur Coşkunses, geçen dakikalarla birlikte insiyatifi kaybediyor, sertlikle faulleri karıştırırken, ev sahibi de devre biterken Ndiaye ile çok net bir pozisyondan yararlanamıyordu.

Torreira'nın sakatlanıp İlkay ile yer değiştirmesi ile başlayan ikinci yarıda Galatasaray'ın da tehlikeli atakları geldi. Önce Barış boşta arkadaşları olduğu halde ceza sahasında pas mı şut mu derken pozisyonu harcadı, sonrasında Barış'ın ortasında Abdülkerim'in kafası kalecide kalıyordu. Ve "atamayana atarlar" kuralı bir kez daha işledi, 55'te Yunus orta sahadan topla çıktı, rakip kaleye kadar sürüp bir tarafta Sane, diğer tarafta Barış ve Osimhen varken, Osimhen'e pas verdi ve onun şutu auta giderken, bir dakika sonra Ndiaye takımını öne geçiren golü kaydediyordu.


Yine Galatasaray'ın rakip kalede gol arayıp, Sane'nin şutunun direkten dönmesi ve önüne düşen topu Sallai'nin fileleri yollayamaması sonrası Osimhen'in hatalı pasında Mouandilmadji topu kapıp Günay'ı geçeceken top Galatasaray file bekçisinin koluna çarpıyor ve hakem kırmızı kartı çıkarıyordu. Osimhen'in penaltı beklediği pozisyonda "ortada olmayan" VAR ekibi, Mouandilmadji'nin Günay'ın koluna vurmasını da görmüyor ve kartı iptal etmiyordu.


Batuhan oyuna girecekti de kim çıkacaktı? Deplasmanda oldukça enerjik bir takıma karşı oynarsan, eksik kaldığın için iki kişilik koşmalısın ve doğal olarak da takımın en az koşanı Sane'yi kenara aldı Okan Buruk, tabii Alman topçu çıkarken hiç mutlu değildi de, bir seçim yapmak lazım bazen...

Eksik kalan ve geride olan Galatasaray, Avrupa deplasmanlarında gördüğümüz senaryoyu bir kez daha tekrarladı, oyundan koptu, sıkça pas hataları yaptı ve bunun bedelini de Mouandilmadji ve Ndiaye'den yediği iki golle ağır ödedi. Maç biterken skorbortta Okan Buruk'un Galatasaray'ın başında Süper Lig maçında aldığı en ağır yenilginin adı yazıyordu: Samsunspor:4-1:Galatasaray...

Fenerbahçe ile bu sahada hakeme rağmen berabere kalmış, Beşiktaş'ı yenmiş, kupada Trabzonspor'a penaltılarda elenmiş Samsunspor'u kolayca geçip şampiyonluk turuna çıkılacağını zanneden sosyal medya Galatasaraylıları, bir hafta evvel yere göğe sığdırmadıkları Okan Buruk ve topçuları "gömerken", Samsun 19 Mayıs stadının deplasman tribününde yer alan cefakar ve vefakar taraftar her zaman olduğu gibi yine oyuncuları alkışlıyordu...

Şampiyonluğun ilan edilmesi bir hafta gecikmişti de, Okan Buruk ve takımı bu işi haftaya Sami Yen'de bitirecek ve 27 şampiyonluğun ateşini yakacaktır....



Stat: 19 Mayıs

Tarih:02/05/2026

Hakemler: Reşat Onur Coşkunses, Bersan Durak, Hüseyin Aylak VAR:Sarper Barış Saka

Samsunspor: Okan Kocuk, Joe Mendes (Zeki Yavru dk. 87), Lubo Satka, Rick van Drongelen, Logi Tomasson (Ali Diabate dk. 90), Antoine Makoumbou, Yalçın Kayan (Yunus Emre Çift dk. 87), Carlo Holse, Tanguy Coulibaly (Elayis Tavsan dk. 72), Cherif Ndiaye, Marius Mouandilmadji (Soner Gönül dk. 90)

Yedekler: Efe Törüz, İrfan Can Eğribayat, Enes Albak, Toni Borevkovic

Teknik Direktör: Thorsten Fink

Galatasaray: Günay Güvenç, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 84), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Wilfried Singo dk. 74), Ismail Jakobs, Mario Lemina, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 46), Yunus Akgün, Leroy Sane (Batuhan Şen dk. 66), Barış Alper Yılmaz (Noa Lang dk. 74), Victor Osimhen

Yedekler: Eren Elmalı, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Mauro Icardi, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mouandilmadji (dk. 22 ve 71), Ndiaye (dk. 57 ve 82) (Samsunspor), Yunus Akgün (dk. 9) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Günay (dk. 63) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Coulibaly, Soner, Yalçın (Samsunspor)

28 Nisan 2026 Salı

Galatasaray:3-0:Fenerbahçe


"Bunu defalarca söyledim. Yine söyleyeceğim. Söylemekten hiç sıkılmayacağım. Galatasaray'ı çok seviyorum. Galatasaray armasını her zaman koruyacağım. Bu armayı korumak için her zaman elimden geleni yapacağım. Takım arkadaşlarım için, Galatasaray için mücadeleyi asla bırakmayacağım. Çünkü ben Galatasaray'ı çok seviyorum." diyen bir topçunuz varsa, rakibi de yenersiniz, hakemi de yenersiniz, federasyonu da...

Şampiyonluk yolunda geçen hafta Fenerbahçe'nin Rize'ye iki puan kaybetmesi ve Galatasaray'ın da Ankara'da Gençlerbirliği'ni yenmesi sonrası puan farkının tekrar dörde çıkması ile Kadıköy ekibinin tek şansı kalmıştı: Galatasaray'ı Sami Yen'de yenmek. Düşünülmesi bile zor bir hedefti bu da işi kolaylaştırmak için ligin ilk yarısında Kadıköy'de koskoca 40 dakika Galatasaray lehine tek bir faul dahi çalamayan ve İstanbul derbilerinde Fenerbahçe'nin "kadrolu" hakemi olan Yasin Kol seçilmişti. O da yetmez gibi VAR ekranına da  Ömer Faruk Turtay'ın asistanlığına Türkiye'ye "coğrafi ofsayt" kavramını sokan Abdullah Buğra Taşkınsoy verilmişti. Galatasaray yönetimi Federasyonla tüm ilişkileri askıya almıştı, Yasin Kol'u istemiyordu da rakip takımdan "Bu hakemi istemiyoruz" diye bir cümle duyan olmamıştı nedense. Bu "ahval ve şerait" içinde yapılacak tek bir şey kalıyordu: Sami Yen'e çıkıp, full motive bir şekilde, hem rakibi hem de hakemi yenmek. Kolay mı olacaktı. Hayır...


Nasıl ki cemrenin düşmesi baharın müjdecisi olarak kabul edilir "Kapalıya güneşin vurması" da  Galatasaray taraftarı için şampiyonluğun habercisidir ve pazar günü de yazdan kalma bir havada sarı kırmızılı bayrakların dalgalandığı karşı tribünün yarısı gölgede yarısı güneşin pırıltısı altındaydı. Tribün inanmıştı, maça konsantre olmuş, maç öncesi "mazot alım" işini asgariye indirmişti. Deplasman tribünü de dolmuştu da yağmur çamur, yaz kış, İstanbul Anadolu demeden takımının peşinde koşan Fenerbahçeliler en arzu ettikleri maça bilet bulamazken, magazin ünlüleri onların yerine Sami Yen'de olacaklarını çektikleri selfilerle gösteriyorlardı, ellerinde yakmayı bilip bilmedikleri şüpheli meşalelerle...

İki sene evvel Mert Hakan Yandaş'a sataşan, "Burası bizim evimiz" diyerek horozlanan, Galatasaray ile şampiyonluk kutlarken şimdi formasını giydiği takıma "analı bacılı küfüler başlatan" Kerem Aktürkoğlu da ısınmaya çıktığında yoğun tepki alırken Galatasaray taraftarından, maç sonu "utanç verici bir mağlubiyet yaşadık" diyen İsmail Yüksek ile ultrAslan tribününe gidip, akıllarınca ortalığı gereceklerdi de "hayvan terliydi", onları kaale alan bile olmadı zira Galatasaray taraftarı haftalar sonra ilk onbirde başlayacak Osimhen'le coşuyordu, hafta içi kupa maçında hatalı gol yiyen Günay'ı motive ediyordu, 200. maçına çıkan Barış Alper'i alkışlıyordu...


"Haftada bir maç oynayan Galatasaray" tehlikesi diye bir şey vardır, bir de rotasyonu bırakmış, esas onbirle oynayan Galatasaray... Geçen sene ligde Beşiktaş'a mağlup olduktan sonra kupada Fenerbahçe'de deplasmanında oynayan takımı hiç değiştirmeden şampiyon olmuştu Galatasaray, ligin son haftaları için de "onu bunu mutlu etmek" yerine kazanacak takımı sahaya sürüyordu Okan Buruk: Kalede Uğurcan, sağ bek Sallai, stoperde Sanchez-Abdülkerim, sol bek Jakobs, onların önünde Lemina ve Torreira ve ilerde Sane, Yunus, Barış ile golcü Osimhen... Sakatlık ve cezalı olmaması halinde ligi bitirecek oyuncular bunlardı...

Geldiğinden beri ülke futbolunun pek alışık olmadık bir tarz sergileyen ve saha dışı polemiklere girmeyip sadece oyuna odaklanan ve Kadıköy'deki maçtan sonra yaptığı gibi pazar gecesi de maç bitiminde Galatasaray'ın büyüklüğü ve gücünü çekinmeden vurgulayacak olan Tedesco, en büyük silahı Assensio'nun yokluğunda elindeki en iyi takımı sahaya sürmüş lakin tek bir sıkıntı göze çarpıyordu, orta sahasında Kante ve Guendouzi yetersiz kalacaktı Galatasaray karşısında, zira Talisca onlara yeterli desteği veremeyecekti. Öyle de oldu...

Maçlar genelde iki takımdan birinin atakları ile başlar da pazar gecesi derbide "esas oğlan" Yasin Kol'du. Önce Guendouzi'nin kendini balıklama atmasına faul verdi, kullanılan serbest atışta "mevzu" arayan Oosterwolde'nin Uğurcan'a dirseğinde çıkan itiş kakışta iki topçuya da sarı kart gösterdi. Aslında dördüncü dakikada maçın fragmanı Sami Yen'e yansımıştı: Yasin Kol cebindeki kart silahını maç içinde bolca kullanacak, Fenerbahçeliler ortalığı gerip Galatasaray'ın sahaya odaklanmasını bozmaya çalışacak ve Oosterwolde'nin arkadaşlarını itmesine seyirci kalmayan ve anında reaksiyon gösteren Galatasaraylılar, bu arzu ve isteği maça da yansıtacaklar... 


Galatasaray'ın iç sahadaki baskılı oyununu durdurmaya çalışan Fenerbahçe kaptığı toplarla genç Cherif'i savunma arkasına kaçırmaya çalışırken, Davison'un dikkatsizliği ile bir de penaltı buluverdi. Penaltı haklı karardı ama Yasin Kol'un yine orta saha yakınından bu pozisyonu süzmesi "şahaneydi!", düdüğü çalmasa şaşardık, şaşırtmadı... Topun başına Talisca geçerken, herkes hangi köşeye atacağını biliyordu, Uğurcan da, ve Brezilyalı farklı davranmadı da bu sefer kaleyi de tutturamadı. Takım arkadaşı penaltı atarken dua eden Kerem'e de cevabı sezon boyunca kazanılan haksız puanlara karşılık "ilahi adalet" olarak çok geçmeden veriliyordu.


Fenerbahçe'nin kaçırdığı penaltı sonrası oyunda ipleri eline alan Galatasaray oldu. Önce Sallai'nin uzaktan şutu auta gitti, sonra Sallai'nin ortasında Osimhen ve Barış'tan evvel Skriniar kornere attı topu. Ve yine Yasin Kol'un ön plana çıkacağı dakika geldi çattı. Sane'nin maç içinde bolca yaptığı "al ver"lerin bir tanesinde ceza sahasına girerken Nene tarafından düşürüldü ve hakem "düdüğü çalıp çalmama" tereddütü yaşarken her zaman dediğim gibi Galatasaray lehine hata yapmaktan aleyhine yaparım diyerek penaltıyı vermedi, topu VAR'a attı. Tabii sonrası daha da trajikomik, pozisyonun penaltı olduğunu bilen  Archie Brown beyaz noktayı oymakla uğraşırken, yüzde bir ihtimalin peşinde nafile itirazın gayretinde Fenerbahçeliler Yasin Kol'u sarmışken, Ederson'un kendisine kafa atacak yakınlıkta itirazını sarı kart ile geçiştiren Yasin Kol yine şaşırtmadı, penaltıyı vermedi. Maç öncesi beklenilen senaryo sahneye koyuluyordu, "zor da olsa" , "gereksiz de olsa" hakemi de yenmek lazımdı. Fenerbahçe tüm hatlarıyla kapanıyor, Galatasaray ise kanat ortalarıyla onların katı savunmasını delmeye çalıyordu. Bu anlarda taraftarı motive eden olaylar da olmuyor değildi, bir pozisyonda Kerem Davison'u geçmeye çalıştı, bizim Kolombiyalı dur dedi, Kerem düştü ve onun kalkıp topa hareketlenmesini bekleyen Davison "eski takım arkadaşını" bir omuz darbesiyle yere serip, patronun kim olduğunu gösterdi, gol olmuşçasına coştu tribünler. 


Skriniar'ın Barış'a dirseğini görmeyen Yasin Kol'un Semedo'nun Barış'ı düşürmesine avantaj deyip, devamında sarı kart vereceğini beklemek saflık olurdu, beklemedik de. Zaten gördüğünü cesurca çalabilseydi, orada Semedo sarı kart alır, ikinci devre de Barış'ın yüzüne vurduğu için oyundan atılırdı, aynen Skriniar'ın ikinci yarı Sallai'ye topsuz alanda vurması sonrası olacağı gibi. 



Maçta dakikalar 38i gösterirken, Osimhen ceza sahası kenarında Oosterwolde tarafından düşürüldü, karar oyna devamdı ki VAR yine "üç maymunu" oynadı. Ama bu sezonun adı "İlahi Adalet" olacak şekilde dönüşündeki taç atışında Galatasaray Osimhen ile golü buldu, hem de haftalar önce "Dizinden ameliyat oldu, futbol oynaması sıkıntılı" diye algı yapılan diziyle attı golü Nijeryalı topçu. Futbol tanrıları devreye girmedi diyen olabilir mi? Gol sevinci de ikonikti, kameralara kolunu gösterirken, ağlama işareti yapıyor ve hafta başında Federasyona Osimhen'in alçısını şikayet edenlere selam çakıyordu...

Topçuların bu resitalde öne çıkmasına müsaade eder miydi Yasin Kol? Gol sonrası santraya gerisi geri giden Yunus yanlışlıkla kendisine çarptı ve özür dilerken sarı kartı gördü. Yine flaşlar Yasin'in üzerindeydi...

Golün coşkusuyla baskıyı arttıran Galatasaray Yunus'un volesiyle ikinci bulamazken, 6 dakikalık uzatmanın verildiği anlarda da bir kaç "geçiş" oyununda da ağır kalarak skorbordu değiştiremedi. Deplasman takımı için ise Talisca'nın direği sıyıran şutu penaltı sonrası ikinci tehlikeydi ilk devrede.



Derbilerde soyunma odalarında yaşanılan atmosferi hep merak etmişimdir, orada olmak istemişimdir ve pazar gecesi de Galatasaray soyunma odasının barut fıçısı gibi olduğuna eminim ki ikinci yarıya da alev alev başladı sarı-kırmızılılar. Barış'ın şutunda Osimhen ikinci golü attı, ofsayt bayrağı kalkıyordu, sonrasında Sane'nin Guendouzi ve Kante'yi birbirine dolayıp şık pasında Torreira fileleri havalandırdı, ilk devre "uyuyan" var uyandı, ofsayt kararı verdi, coğrafik miydi, felsefik miydi acaba bilemedik.


Köşeye sıkışmış böksör misali Fenerbahçe kendisini tüm hatlarıyla savunurken, Galatasaray "vurdukça vuruyordu", nakavt yapacağı pozisyonu arıyordu ki Barış'ın orta sahadan ters kanattaki Sane'ye attığı şahane pasla başlayan atakta Alman topçu yine kadife bir dokunuşla Yunus'u pozisyona soktu ve Yunus Oosterwolde'ye unutamayacağı bir doğum günü hediyesi veriyordu. "Artık ben de sizi kurtaramam" der gibi Yasin Kol şaşırtıcı bir şekilde penaltı noktasını gösteriyordu. Evet, 2001 yılından beri ilk defa Galatasaray kendi sahasında Fenerbahçe derbisinde penaltı kazanmıştı. Yasin Kol adını bir kez daha tarihe yazdırmıştı...


Talisca eski takımına karşı gol atma şansı yakalayan Kerem'e penaltıyı vermemişti ama daha önce Fenerbahçe'ye gol atmamış ve 200. maçına çıkma şerefine ulaşan Barış'a penaltıyı atması için topu veriyordu Osimhen. "Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır" değil mi? Barış farkı ikiye çıkaracaktı da Ederson kalesine geçmiyordu, oyalanıyordu, Yasin Kol'u dinlemiyordu ve bir de hakemin Türkçe dışında başka bir dil bilmediğinden bir şeyler mırıldanıyordu. Keçiören'den Galatasaray'a transfer olur olmaz ilk yaptığı şey İngilizce dersi almak olan Barış Alper, Ederson'un dediklerini Yasin Kol'a çevirince hakem de Brezilyalı kaleciye ikinci sarı kartı çıkarıyordu. Devamı ise komedi: Ederson yine Yasin Kol'un kulağına kafasını uzatıyor, hakem AVM güvenlikçiliği yaptığı günleri hatırlayarak kafasıyla Ederson'a vuracağı esnada TFF'de hakem olarak çalıştığını anımsıyordu... Sahne az kalsın Tarantino filmlerine dönecekti de araya girenler filan olunca, ortalık duruldu, kaleye Mert geçerken, Talisca ve Kerem "boynu bükük" oyundan çıkıyordu. İlahi adalet dedik ya, bir zamanlar Barış'a penaltı attırmayan Kerem "hiçleri" oynarken, Barış ise Süper Ligde on asistinin yanında sekizinci golünü atarak kariyer sezonunu yaşıyordu. (Toplamda 12 gol 13 asist)


Golden sonra Yunus ile Lang yer değiştirirken, Sane'nin ortası az kalsın üncü gol olarak filelerle buluşayazıyordu. 78de Barış'ın ortasında Osimhen'in kafasını çıkarıyor Mert, üç dakika sonrasında kornerden sekip önüne düşen topa dömivole vuran Osimhen'e bir kez daha geçit vermeyen Mert Günok, devamında Lang'ın kullandığı korner atışında topu elinden sektirince Torreira fileleri üçüncü kez havalandırıyordu. Okan Buruk'un takımı Fenerbahçe'ye bir kez daha üç gol atmıştı...


Lemina,Barış ve Jakobs'un çıkıp Icardi, İlkay ve Eren'in girmesiyle takıma taze kan verip, tecrübe katan Okan Buruk, oyuncularına sık sık dördüncü golü aramaları için talimatlar yollasa da koca bir sezonun yorgunluğu ve şampiyonluğun kıyısına gelinmenin rahatlığı ile sarı-kırmızılılar bolca topa hakim olup, vakti öldürmeyi yeğlediler ki taraftarın en sevdiği anlardır "oley" çekmek, tribünleri mutlu ettiler ama rakip prestij golü peşindeydi, İsmail ile denedi Uğurcan izin vermedi, İlkay'ın hatalı pasında Cherif karşı karşıya kaldı auta attı.

Bir çok itiş kakışın olduğu ikinci devreye de 6 dakika uzatma veren Yasin Kol (Bir kaç hafta önce Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin ikinci yarısında hiç bir tartışma ve VAR müdahalesi olmamasına rağmen 8 dakika uzatma vermişti) Osimhen'in yüzüne top atan ve kırmızı kart görmesi gereken Mert Müldür'e sarı kart verip, Osimhen'e de sarı vererek en sevdiği işi yapıp, maçı sonlandırıyordu. Sonrası ise Ali Sami Yen'de bayram havası... "Fener Ağlama" çalıyor, Kerem Aktürkoğlu'nun Galatasaray'dayken kullandığı "Böylesi bence daha güzel oldu, daha tatlı oldu çünkü biraz umut vermek güzel oldu herkese" sözleri dev ekranlara yansıtılıyor, derbinin kazanılması ve farkın yediye çıkması coşkusu doyasıya yaşanırken, Icardi orta sahada üçlü çektiriyordu...

Her şey güzeldi, ama lig daha bitmemişti ve bu satırları yazdığım dakikalarda Trabzon'un da Konya'da kaybetmesi ile hafta sonu oynanacak Samsunspor deplasmanı Galatasaray için şampiyonluğu ilan etme maçı olacak. Çarşamba günü Ali Sami Yen'de taraftara açık yapılacak antrenmanla motive olup Karadeniz'den şampiyonlukla dönecektir bu oyuncular, bunu çoktan hak ettiler...



Stat: RAMS Park

Tarih:26/04/2026

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 85), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 82), Mario Lemina (Mauro Icardi dk. 82), Lucas Torreira, Leroy Sane, Yunus Akgün (Noa Lang dk. 68), Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Gabriel Sara, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Sacha Boey

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: Ederson Moraes, Nelson Semedo (Mert Müldür dk. 84), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 84), N’Golo Kante, Matteo Guendouzi, Dorgeles Nene (Anthony Musaba dk. 71), Anderson Talisca (Mert Günok dk. 65), Kerem Aktürkoğlu (İsmail Yüksek dk. 66), Sidiki Cherif

Yedekler: Çağlar Söyüncü, Fred Rodrigues, Yiğit Efe Demir, Marco Asensio, Oğuz Aydın

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Goller: Victor Osimhen (dk. 40), Barış Alper Yılmaz (dk. 67 pen.), Lucas Torreira (dk. 83) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Ederson Moraes (dk. 62) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Uğurcan Çakır, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Victor Osimhen (Galatasaray), Jayden Oosterwolde, Archie Brown, Matteo Guendouzi, Mert Müldür (Fenerbahçe)

23 Nisan 2026 Perşembe

Galatasaray:0-2:Gençlerbirliği


"Kupa beyi Galatasaray"... Çocukluğuma dair futbolla ilgili hatırladığım ilk tamlamalardan biridir. Şampiyonluklarda belki ezeli rakibinin gerisindeydi bizim takım ama Türkiye Kupasını en fazla müzesine götürendi, boynumuz bükülmüyordu, "Bizim de Türkiye Kupamız var" diyorduk gururla, inatla, ezilmeden...

Tabii aradan yıllar geçti, o romantik vakitlerden sonra paranın her şey olduğu zamanlara geldik, Türkiye Kupası bile adının önüne "sponsor" isimleri aldı, kazanana para vermiyorlar diye kupa ikinci plana düştü, takımlar "rotasyon" dedikleri yedek topçularla maçlara çıktılar, hazırlık maçı havasında oynanmaya başlandı müsabakalar, ülke futbolunu yöneten federasyon da her sene kupaya "acayıp" statüler yükleyince, kulüplerden sonra taraftarın da ilgisi azaldı...

Ligde şampiyonluk peşinde koşan Galatasaray da 3 gün evvel deplasmanda yendiği Gençlerbirliği ile Sami Yen'de kupa maçı için karşılaşacaktı da ne teknik adam maçı ciddiye aldı, ne topçular, ne de taraftarlar. Küme düşmeme mücadelesi veren Ankaralılar da aynı kafadaydı, onlar da hafta sonu oynayacakları "hayati" maç öncesi as topçularını dinlendiriyordu... Bu maça "önem" arz eden yok muydu? Kendisini "ispatlamak!" isteyen Oğuzhan Aksu ve deplasman tribününde yer alıp takımına inanan 12 adet Gençlerbirlikli taraftar...


Lemina ve Sane dışında ki Osimhen'in dönmesiyle Icardi de yedek kulübesine dönecektir, hafta sonu oynanacak derbide yer almayacak 9 "rotasyon" oyuncusu ile başladı Okan Buruk karşılaşmaya. Oysa rakibi Fenerbahçe bir gün evvel Konya'da as takımla sahaya çıkmış ve uzatmalar sonrası kaybetmişlerdi. Yorulan rakibine karşı "as"larını dinlendirip derbide fiziksel yönden avantajlı olmayı denemişti belki de. Belki de rakibini küçümsemişti o da. Tıpkı sahadaki sarı-kırmızılı topçular gibi. Onların da aklı belli ki hafta sonu oynayacakları maçtaydı ki Galatasaray tarihinde belki de ilk defa benim hatırladığım koskoca bir 45 dakika "dişe dokunur" tek bir atak yapılmadan geçti. 30. dakikada Sane'nin ortasında seken topta Icardi'nin dağlara taşlara giden şutu ile 10 dakika sonra Ahmed'in yine aynı şekilde kaleyi tutmayan ceza sahası dışından vuruşu hariç atak yoktu. Tabii, bu "ukalalık" ikinci yarı Ahmed'in kaptırdığı bir top sonrası kendi kalesinde golle sonuçlanınca, "işler sıkıya alındı" daha ciddi ataklar yapıldı da kaleci Erhan'ın becerisi, Galatasaraylıların paniği ile birleşince skorbord değişmedi. "Kader ağlarını örmüştü" diye Türk filmlerinin klişe sözü vardır ya, Barış, Yunus, Sallai ve Osimhen'in de sahaya eşitlik sayısı için sürüldüğü dakikalarda Ankara ekibinin korner atışında Günay elindeki topu kaçırınca bitime 8 dakika kala fark ikiye çıkıyordu...


Dünkü mağlubiyette kimse sütten çıkmış ak kaşık değil demiştik ya, lig ve Avrupa maçlarını tıka basa dolduran kombineli taraftarların büyük bir kesmi de maçı "küçümsemiş" ve Sami Yen'e gelmemiş, iyi niyetle tribünler boş kalmasın diye biletlerini "birilerine" devretmişti. O "yeni gelenler" de restoranda yemeği beğenmeyip garsona çıkışan müşteri gibi maç içi topçulara tepki gösterirken, Günay'ı ıslıklıyordu. İhaleyi sadece onlara yüklemek de yanlış olur zira bir Avrupa maçında Muslera da yuhalanmıştı bu stadyumda maalesef...

Maç sonu "yuhalayanlar" suçluya hesabı kesip, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tatil olan ertesi gün yapacakları "eğlence" aktivitelerini düşünerek stadyumdan ayrılırken, cefakar ve vefakar ultrAslan tribünü göz yaşları içindeki Günay'ı tribüne çağırıp olması gereken "Yenilsen de yensen de taraftarın senle" tezahüratı ile oyuncularına destek oluyordu. Bir çok kesim bir çok hareketi ile ultrAslan'ı eleştirse de "iyi ki varsın ultrAslan", iyi ki...



Stat: RAMS Park

Tarih:22/04/2026

Hakemler: Oğuzhan Aksu, Bahtiyar Birinci, Kerem Ersoy VAR: Eren Özyemişçioğlu

Galatasaray: Günay Güvenç, Sacha Boey (Roland Sallai dk. 69), Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Mario Lemina (İlkay Gündoğan dk. 46), Renato Nhaga (Victor Osimhen dk. 78), Leroy Sane (Yunus Akgün dk. 69), Ahmed Kutucu (Barış Alper Yılmaz dk. 56), Noa Lang, Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Lucas Torreira, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Fıratcan Üzüm, Dimitrios Goutas, Thalisson, Abdurrahim Dursun, Ousmane Diabate, Samed Onur (Franco Tongya dk. 87), Cihan Çanak (Sekou Koita dk. 70), Oğulcan Ülgün (Matej Hanousek dk. 87), Metehan Mimaroğlu (Furkan Ayaz Özcan dk. 90+5), Adama Traore (Göktan Gürpüz dk. 90+5)

Yedekler: Ricardo Velho, Emirhan Ünal, Arda Çağan Çelik, Ensar Kemaloğlu, Yiğit Hamza Aydar

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Goller: Fıratcan Üzüm (dk. 51), Adama Traore (dk. 83) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Kaan Ayhan, Mario Lemina, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Galatasaray), Fıratcan Üzüm, Erhan Erentürk (Gençlerbirliği)

21 Nisan 2026 Salı

Gençlerbirliği:1-2:Galatasaray

 


"Yüksek enerji, birlikte mücadele beyler, birlikte mücadele....  Ağustos ayından beri bak, herkes ailesinden uzak, herkes ailesinden uzak, ağustos ayından beri.  5 maç kaldı, 5 maç..." diye motive ediyordu takım arkadaşlarını soyunma odasında Gençlerbirliği karşısına çıkmadan Uğurcan Çakır... Evet, şampiyon olmak için, üç kulvarda da oldukça başarılı geçen bir sezonun finalini kupayla taçlandırmak için sadece 5 maç kalmıştı, 5 maçlık kısa bir turnuva oynayacaktı Galatasaray...

Bu yolda da ilk rakip bu sene ikinci defa takımın başına gelen Volkan Demirel'in çalıştırdığı ve 9 maçtır kazanamayan ve 7 haftadır gol atamayan Ankara'nın Gençlerbirliği ekibiydi. Maçlar haftada bire düşünce Galatasaray'ın hazırlanması ve odaklanması için de geniş vakit vardı, teknik kadro rakibi iyi analiz ederken, ultrAslan da taraftara açık olan idmana gelip oyunculara "baklava" armağan ederek desteğini gösteriyordu. Sebahattin (Reis) Şirin'in idman sahasında topçularla megafonla konuşması kimi çevrelerin eleştirini alıyordu da Avrupa'da bunun örneklerini sıkça rastlarken, Galatasaray tribünü de kimi zaman iyi niyetle kimi zamanda "uyarı" mahiyetiyle Florya ziyareti çok kere yapmıştır, bu defa da Kocaelispor'a kaybedilen iki puandan sonra sosyal medyanın linçlediği teknik ekip ve topçulara güvenlerini gösterip, desteklemişlerdi ki Ankara'da bu "özgüveni" sarı-kırmızılı oyuncularda açıkça görürken, maçtan sonra Barış Alper Yılmaz'ın ısrarla tribüne gidip ultrAslan bayrağını isteyip saha ortasında dalgalandırması bu minnetin göstergesiydi.

Ev sahibi de hazırlanmıştı belli ki Galatasaray maçına da, saha içinden çok saha dışına odaklandıklarını Galatasaray taraftarına 5 bin 200 liralık rekor bilet fiyatı uygun görerek gösteriyorlardı. "Futbolu seven bir Galatasaray taraftarı Gençlerbirliği deplasmanı için 5 bin 200 liraya bilet almayı anlayışla karşılayabilmeli. Galatasaray’ın Osimhen’e verdiği bonservis bedeli bizim bütçemizin tamamı. Geriye bize bu maçlardan gelir elde etmek kalıyor." diye de pişkince kendilerini savunabiliyordu Ankaralı yöneticiler. Peki "sol görüşüyle" bilinen Kara Kızıl taraftar grubu bu "soyguna" ne dedi? Sessizce çalılıklar arasından kaybolup gittiler... 


Biz yeşil sahaya dönersek, bir hafta evvel Kocaelispor maçında yapmadığını yaptı Okan Buruk ve kaptan Icardi ile başladı forvet hattında, durum böyle olunca da ideal düzenine döndü, Barış ve Sane kanatlarda oynarken, Sallai de çok daha iyi olduğu sağ beke geçiyordu. Kalede Uğurcan yer alırken, Sanchez ve Abdülkerim stoperde, Jakobs sol bekteydi. Lemina kulübede Torreira sahadaydı ve partneri Sara olurken, Yunus ise Mertens sonrası sıkça denendiği 10 numara görevi alıyordu. "Maça fırtına gibi başladı" deyimini bir çok spikere kullandırırcasına golle başladı Galatasaray, Sane'nin kanattan içe yönelip Yunus'a topu yollaması, onun da Icardi'ye ayak dışıyla pası ve "fox in the box" Mauro en sevdiği işi yapıyordu: Gençlerbirliği:0-Galatasaray:1...


Topu Galatasaray'a verip, çok adamla savunma yapmayı amaçlamıştı Volkan Demirel ve ilk dakikada geriye düşmesine rağmen oyun düzeni bozmadı, katı bir savunma yaptı ve Galatasaraylıların pas bağlantılarını sürekli kapattılar. Bu durumda da Abdülkerim ve Sanchez orta saha cıvarında bolca pas yapıp, bir "boşluk" aradılar ama istediklerini bulamayınca, kanatlardan ortalarla ikinci golü aradı deplasman ekibi ki Jakobs'un ortalarında birinde Yunus'un altı pasta şutunu son anda savunma ayak koyarak önlerken, Barış'ın kafa yerine omuzla vuruşu da auta gidiyordu. İlk onbirde başlamakla birlikte golü de bulmanın morali ile Icardi sahada liderliği alıyor, takım arkadaşlarını yönlendiriyor ve pazu bandının hakkını verirken, yine Sane'nin ara pasında bu kez Sara ceza sahası içinde topla buluşup Yunus'a kariyerinin en kolay gollerinden birini attırıyordu. İlk yarım saat biterken Galatasaray iki farklı öne geçmişti. Soyunma odasına üç farklı da girecekti de Icardi'ye ceza sahası içinde yapılan bir penaltı pozisyonunda hakem devam derken, bir dakika sonra da Arjantinli Sane'nin yine harika pasında topa vurmadan savunma son anda araya giriyordu.


Ev sahibi ilk devre kalesini korumakla o kadar meşgüldü ki Galatasaraylı Gökdeniz Gürpüz'ün abisi Göktan'ın auta giden serbest atışı, Tongya'nın uzaktan Uğurcan'da kalan şutu ve Zuzek'in auta giden kafası dışında pozisyon bulamamıştı rakip kalede.

Göztepe deplasmanında ikinci devrenin başında üçüncü golü atıp fişi çekememişti Galatasaray ve maç sıkıntıya girmişti, aynı durum bir hafta evvel iç sahada Kocaeli karşısında olmuş ve yenilen golle bir puana razı olmuştu, Ankara'da ev sahibi çok "uyanmadan" Sane'nin getirip, Yunus-Sallai paslaşmaları sonrası tekrar Alman topçunun filelerde son bulduğu golle maçın finalini yaptı Okan Buruk'un takımı ama memleket sahalarında bir ilk de yaşanıyordu. Golü atan Sane hiç bir şekilde ofsayt değilken, VAR'ın yarı otomatik ofsayt uygulamasına pasif pozisyondaki Yunus  için çizgi çizdirildi ve sistem Gençlerbirliği savunmacısını kendi kalesine daha yakın olduğunu tespit etti. Hakemin gol verdiğini düşünenler fena halde yanıldılar ve VAR ekranına çağrılan Batuhan Kolak nizami golü iptal etti. Koceali deplasmanı, Konya deplasmanı ve şimdi de Ankara'da Galatasaray'ın attığı goller "pasif" alanda oyuncu olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılıyordu da bu kez hiç bir Galatasaraylı oyuncu rakiplerinden daha yakın değildi kaleye...




Böyle bir golün iptal edildiğini gören Okan Buruk, ikinci devrenin başında faul dahi olmayacak pozisyonda Sallai'ye çıkan sarı kartı da hesap edince, maçın geri kalanında sahada futbol dışı etmenlerin olabileceğini hesap edip Macar topçunun yerine Boey'i oyuna alırken, rakip de yaptığı oyuncu değişiklikleri ile Galatasaray kalesine daha cesurca gelip, Niang ile farkı tek sayıya indiriyordu. Trabzon ve Kocaeli'den sonra bir kez daha Jakobs'un kanadından gelmişti golün pası.



Sara ve Icardi'nin kenara gelip Lemina ve Lang değişiklikleri ile oyunu tekrar tutmayı arzu eden Okan Buruk rakibe kayda değer tehlikeli atak vermezken, 78de Torreira'nın eskilerin deyimiyle "dömivolesi" direği yalamasa uzun yıllar jeneriklerde izleyebilirdik. Ve beş dakika sonra yine Sane'nin akıl ve klas dolu pasında Yunus oldukça rahat pozisyonda fileleri bulsa maçın finali çok daha erken olabilirdi de olmadı, hem taraftara hem de takıma gereksiz bir 10 dakikalık stres yaşatmış oldu genç topçu.


Cuma günü Fenerbahçe'nin kendi sahasında Rizespor ile berabere kalıp iki puan kaybı ile tekrar en yakın rakibinden 4 puan önde olan Galatasaray, 26. şampiyonluk için son dört maça odaklanırken, hafta içi kupada oynayacağı Gençlerbirliği maçında rotasyonlu bir kadro ile çıkmayı planlarken, tüm dikkatler Sami Yen'deki derbide olacak... Herkesin ilk beklentisi, ki her ne kadar bu sene bulmakta güçlük çeksek de, düzgün bir hakemin maça atanması, gerisini zaten Galatasaraylı topçular hallederler...


Stat: Eryaman

Tarih:18/04/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, Furkan Ürün, Osman Gökhan Bilir VAR:Abdullah Buğra Taşkınsoy

Gençlerbirliği: Ricardo Velho, Thalisson Kelven, Dimitrios Goutas, Zan Zuzek, Matej Hanousek, Dele Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 46), Göktan Gürpüz (Adama Traore dk. 46), Franco Tongya (Samed Onur dk. 87), Sekou Koita (Cihan Çanak dk. 82), Mbaya Niang

Yedekler: Erhan Erentürk, Arda Çağan Çelik, Dal Varesanovic, Ensar Kemaloğlu, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 65), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kaan Ayhan dk. 87), Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 77), Leroy Sane, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 87), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi (Noa Lang dk. 78)

Yedekler: Batuhan Şen, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mauro Icardi (dk. 2), Yunus Akgün (dk. 35) (Galatasaray), Mbaye Niang (dk. 66) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Roland Sallai, Uğurcan Çakır (Galatasaray), Franco Tongya, Zan Zuzek (Gençlerbirliği)

13 Nisan 2026 Pazartesi

Galatasaray:1-1:Kocaelispor


"Kızgın değilim, kırgınım. Koskoca Galatasaray gol yedikten sonra reaksiyon vermediği için. Umutsuz değilim, mutsuzum. İçeride kolay kolay maç vermeyen takımım puan kaybettiği için. Fakat bunların hiçbiri için -bizi bugüne getiren- ekibe sövmem. Sezon sonunda kupa bizim olacak." diye yazmıştı Gamze twitterda. Dün gece maçtan sonra bloga yazı yazmak için oturum, yaz sil, yaz sil, yarım saat oyalandıktan sonra bilgisayarı kapayıp, gözlerin yorgunluktan kapandığı sabahın dördüne kadar beyni uyuştursun diye Amazon'da dizi seyretmiştim... O doksan dakikayı hatırlamak, özellikle son 20 dakikayı aklımdan çıkarmak istiyordum...  Futbolla ilgilenmeyen insanlar ne kadar şanslı diye de düşünmedim değil, film eleştirmenin derdi nedir ki? Ya da müzikle ilgilenenin? Kitapseverler mesela, sevdiği yazar kötü kitap yazdı diye geceyi zehir eder mi kendine? Hiç sanmam... Ama futbol böyle bir tutku işte, daha kötüsü de taraftar olmak, hele ki "canım feda" diyenden, öfke geçsin diye topçusuna, hocasına sövmeyip, içine atan... Omurga sahibi olmak belki de, bugün "çöp" dediğin topçuyla fotoğraf çektirmek için yarışmamak, "istifa etsin hoca" dediğin teknik adam şampiyon olduğunda onu övüp övüp bitirememek gerekir ama "o eski çamlar bardak oldu" diyelim geçelim...

Ligde son haftalara yaklaşırken, şampiyonluk için her puan önemliyken, Galatasaray'ın Göztepe deplasmanında kazandığı üç puandan sonra kendi taraftarı önünde Kocaelispor'u "rahatlıkla" yenip yoluna emin adımlarla devam etmesi bekleniyorduk, ki 70. dakikaya kadar da öyle oldu, ilk devre Sane'nin kaptırdığı bir topta Agyei'nin şutunu Uğurcan'ın çıkarması dışında Kocaelispor'un tek atağı yokken, Jakobs'un Can'dan çalım yemesi sonrası siyah-yeşilli oyuncunun ortasında Abdülkerim'in ıskası ile oluşan karambolde Petkoviç eşitliği sağladı ve Galatasaray maçı çeviremedi, iki puan kaybetti. Sami Yen'de Gaziantep'e de iki puan vermişti, Konya deplasmanında da üç puan bırakmıştı... İç burkan kayıplar bunlardı, yoksa, Trabzon'a, Beşiktaş'a, Fenerbahçe'ye, Kocaelispor'a deplasmanda puan vermek çok da can yakmıyordu...


Deplasmandaki Kocaelispor maçında yapılanlar hatırlatılmıştı Okan Buruk tarafından maçtan önce, taraftar da motive olmuştu, stad dolmuştu tıklım tıklım da içerde ertesi maç Fenerbahçe derbisi olunca ceza almamak için biletler devredilmiş, gelenler de pek suskundu. Yine de Felipe Melo'nun ultrAslan tribününde sete çıkması hep de özlemle beklediğimiz bir andı, çok da yakıştı "capoluk" Melo'ya...


Kalede her zamanki gibi Uğurcan vardı, sağ bekte Boey, stoperde Sanchez ve Abdülkerim yer alırken, sol bek Jakobs olacaktı. Lemina dinlenirken Torreira ve İlkay savunma önünde yer alıyor, kanatlarda Sane ve Sallai varken, Sara ortada, ilerde de Barış olacaktı. Kadro fena değildi ama iç sahada kapanan bir takıma karşı Barış kanatta, Icardi ceza sahasında olmalıydı, lakin fena halde bitirildi Icardi Galatasaray'da. Sosyal medya ergenleri ve "teknisyen" youtuberlar Okan Buruk'u da etkilediler diye düşünüyorum ki hoca "kral"ı sildi defterden...


10. dakikada Uğurcan'ın uzun pasında Barış auta attı, sonrasında Sara'nın ara pasında Barış dokunamadı. Tüm takımla kapanan rakibini kanatlardan açmaya çalışırken Galatasaray, en göze batan topçu Sane oluyordu ki onun kanattan çaprazlama dalışları sonrası Boey boş kalıyor ama onun da ortaları sonuç vermiyordu. Jakobs'ın taç atışında Abdülkerim'in kafası kalecide kalırken, yedi dakika sonra Sara'nın şutunu yine genç kaleci çıkarıyordu. Tabii, pozisyonun dönüşünde de Jakobs'un itilmesine penaltı çalacak bir hakem kadrosu yoktu sahada...


Ve iki dakika sonra da Jakobs'un kanattan ortasında Kocaeli savunmasının ıskasında Sane uzun aradan sonra kafayla fileleri havalandırıp, takımını rahatlatıyordu.  Takım öyle "rahataladı" ki devre bitene kadar da başka kayda değer atak yapmadı, oyunu rolantiye aldı.

İkinci yarıya Sane'nin ceza sahası dışından sert şutunu yine kaleci Serhat çıkarırken, üç dakika sonra da ani gelişen atakta Sane penaltı noktası üzerinde Sara'ya verdi onun yavaş şutu kalecide kaldı, tıpkı Atletico Madrid maçının son dakikalarındaki pozisyon gibi, aynı topçu, aynı kale...


Topu ayağında tutuyordu Galatasaray da beklenilen net tehlikeleri yaratamıyordu ve oyuna çeşitlilik katmak için Sallai ve Boey çıkıp, Lang ve Singo dahil oluyor ama onlar ad pek faydalı olmuyordu ki, Kocaelispor Petkoviç ile eşitliği sağlayınca Torreira ve İlkay'ın yerine Yunus ve Lemina girdi, Sara çıktı Icardi girdi ama Lang'ın uzaktan auta giden şutu ve Yunus'un uzatmalarda direği ıskalayan şutu dışında Galatasaray üç puanı alacak pozisyonu bulamamıştı... Oysa deplasman takımı 83te Agyei ile ikinci gole de kavuşacaktı da direk müsaade etmedi.


Galatasaray'ın içerde Anadolu takımlarına puan verdiği maçların hakeminin de Oğuzhan Çakır olması  tesadüf mü? Kocaelisporluların bir çok sertliğine devam diyen hakem, Galatasaray'ın serbest vuruş kazandığı anda ilk devreyi bitirmiş, uzatmalarda sürekli ayaklarında "çekme" olduğu bahanesiyle zaman çalan yeşil-siyahlıları  ödüllendirircesine uzatmayı uzatmamıştı... Jakobs'un itilmesini bahsettik de Kocaelispor'un attığı golde Uğurcan'ın önündeki oyuncuya "pasif" ofsayt neden çalınmadı pek anlamadık? İlk devre Kocaeli'de Galatasaray'ın böyle bir golü iptal edilmiş, yetmedi Konya'da da geçersiz sayılmıştı...


Maç sonu herkeste büyük hayal kırıklığı vardı, topçuların yüzü asılmış, Okan hoca hakeme isyan ederken, ultrAslan yine ateşi yaktı, takımı tribüne çağırıp moral verdi. Bakmayın sosyal medyada yangın çıkaranlara, onları dikkate almıyorum artık... Bu takım, hu hoca, bu yönetim üç yıldır bizi şampiyon yaptı, bu sene de yapacak ve burda en büyük etken haftada bir maç oynayıp konsantre olacak topçular... Yeter ki Galatasaraylıyım diyenler yarın utanacakları sözleri bugün söylemesinler... Beş maçlık mini bir lig başladı ve Galatasaray alnın akıyla oradan çıkacaktır...


Stat: RAMS Park

Tarih:12/04/2026

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Ceyhun Sesigüzel, Mehmet Kısal VAR: Adnan Deniz Kayatepe

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Wilfried Singo dk. 67), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Mario Lemina dk. 75), İlkay Gündoğan (Yunus Akgün dk. 75), Leroy Sane, Gabriel Sara (Mauro Icardi dk. 80), Roland Sallai (Noa Lang dk. 66), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Batuhan Şen, Eren Elmalı, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Ahmet Oğuz, Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Rigoberto Rivas (Can Keleş dk. 64), Mahamadou Sissoho (Tayfur Bingöl dk. 53), Manuel Show, Habib Keita, Daniel Agyei (Darko Churlinov dk. 87), Joseph Nonge (Massadio Haidara dk. 46), Serdar Dursun (Bruno Petkovic dk. 64)

Yedekler: Gökhan Değirmenci, Karol Linetty, Deniz Ceylan, Furkan Gedik, Samet Yalçın

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Goller: Leroy Sane (dk. 30) (Galatasaray), Bruno Petkovic (dk. 72) (Kocaelispor)

Sarı kart: Joseph Boende (Kocaelispor)

Blog Widget by LinkWithin