22 Ekim 2026 Perşembe

Lille:2-4:Galatasaray


"Lille iyi bir takım. Yarın kazanıp galibiyeti taraftarımıza ve doğum günü olan Okan hocamıza armağan etmek istiyoruz.” diyordu Yunus Akgün Galatasaray'ın Lille deplasmanında oynayacağı maçtan bir gün evvel yapılan basın toplantısında. Bazı laflar "öylesine" sadece ağızdan çıkmaz, tutulması gereken sözler olarak da tarihe yazılır ve Pierre Mauroy stadyumunda maç başlar başlamaz daha bir dakika dolmuşken Yunus Berke'nin koruduğu kalenin filelerini sarsarak perdeyi açıp, doğum günü pastasının ilk mumunu yerleştiriyordu.


Şampiyonlar Ligine Galatasaray gibi "kötü" bir başlangıç yapmış olsalar da Fransa Lig 1'de zirveyi paylaşan bir ekipti Lille ve kendi sahasında taraftarının desteği ile "devler liginde" puan siftahı peşindeydi. Galatasaray da Sporting ve Barcelona maçlarından sonra geçen yılki başarıyı tekrar etmek için puan hatta puanlar alması gereken bir maça çıkıyorken, Okan Buruk "macerayı" bırakıp kritik maçlarda hep yaptığı gibi "güvendiği" adamlarla yolla çıkmıştı: Kalede Uğurcan, savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim,Jakobs; orta sahada Torreira ve Sara ( Rakibin topu Galatasaray'a bırakacağı hesaplanıp, Lemina'ya göre ayağı daha "temiz" olan Sara) ve ileri uçta Barış, Yunus, Batrakov ile Osimhen vardı. Geçen sene bir çok zor maçı kazanan kadrodan tek farklı isin Batrakov'du...

Fransa'da son haftalarda öğrencilerin okulların fiziksel şartları ile öğretmen eksikliklerini protesto etmek için çıktıkları sokaklarda, onların bu haklı isyanını provoke eden "vandalların" dükkanlara saldırıp önüne geleni yağmalaması ile belli saatler arasında sokağa çıkma yasağı gelince Pierre Mauroy stadı bu kritik maçta pek dolmazken, ev sahibi taraftardan boşalan koltukları Galatasaraylı taraftarlar dolduruyordu.


Girizgahta da belirttiğimiz gibi Barış Alper Yılmaz'ın genç rakibinden sıyrılıp ceza sahasına getirdiği topu penaltı noktası üzerinde Yunus sahiplendi ve Galatasaray tarihinin Şampiyonlar Ligindeki en erken golünü atmış oldu. Üç dakika sonra Barış bir daha getirdi, bu sefer Sara ceza sahası içinde topu kötü kontrol ediyordu. Osimhen'in başlatıp, Batrakov ve Yunus'la devam eden rakip sahadaki presle Galatasaray topu kapıp, erken dakikalarda ikinci golü ararken, savunma oyuncusu Alexsandro'nun kendi yarı sahasından Galatasaray sahasına girip bir maestro edasıyla defans arkasına atılan ara pasta Sallai "zayıf" kalıp yere düşünce Lille genç oyuncusu Soriba Diaoune ile eşitliği yakalıyordu. Tabelaya beraberliği yazdıran Lille'li oyuncuları bu gol yüreklendirirken, Galatasaray tekrar öne geçmek için pozisyonlar aradı: Jakobs'un uzun taç atışında Osimhen'in kafası auta giderken; Sallai'nin ara pasında Osimhen pas imkanı varken kaleyi denedi ve top yine dışarı çıktı. Dakikalar 27ye gelirken Yunus'un ara pasında Osimhen ceza sahasına girdi, Berke de yatarak topu aldı ama hakem penaltı noktasını gösteriyordu, oysa genç kalecinin rakibine teması yoktu ve pozisyon VAR'dan haklı olarak dönüyordu ki on dakika sonra Yunus'un yine savunma arkasına ara pasında Barış kaleyi çaprazdan görüp, sert şutu yan fileleri sarsıyordu.

Galatasaray bir kez daha öne geçmek istiyordu da Ancelotti'nin takımı da Galatasaray'ın boşluklarından faydalanıp bir gol daha kaydetmek arzusundaydı. Önce Diaoune kafasını Uğurcan kornere yollarken, on dakika sonrasında Alexsandro'nun başlattığı atakta Andre'nin ortasında yaşanılan karambol sonrası Haraldsson topu auta atarken 37'de Bakwa'nın ceza sahası dışından şutunda Uğurcan topu rahatlıkla kucaklıyordu da bir dakika sonra Galatasaray'ın orta sahada kaybettiği bir topta Bentaleb savunma arkasına Bakwa'yı kaçırıyor, onun ortasında oluşan karambolde Diaoune ikinci golü kaydediyordu. Golden sonra Lille'in Türk file bekçisi Berke'nin "abartılı" sevinci ekranlara yansırken, Galatasaray'a transfer süreci günlerinde "on yaşında çocuk cahilliği ile" yaptığını iddia ettiği Galatasaray'a küfürler akıllara geliyordu ister istemez. 


Öne geçip, sonrasında kalesinde gördüğü gollerle Galatasaray'ın bu sezon çok kırıldığı maç vardı ve aynı senaryonun gerçekleşmesini bekleyenlere Sallai'nin bir sürprizi oldu: Macar topçu Noa Lang'ın deyişiyle "Ronaldinho" misali bir çalımla rakibini pazar yollayıp ceza sahası içine ortalıyor ve Lyoşa kafayla eşitliği sağlıyordu. Önce Barcelona maçı, şimdi de Lille... Aleksey (Koruyucu) Batrakov (tarım işçisi) adı gibi bu sezon bu takımı savunmaya gelmiş gibiydi. Gol sonrası eşine yolladığı "Kore kalbi" ise onun klasiğiydi.


"Devre arasında güzel bir ses yükseldi soyunma odasında. Bu çok tatlı. Oyuncular pozisyonları tartıştılar. Bu tepkiyi vermeleri de çok iyiydi. Bunu futbol olarak ikinci yarı çok iyi gösterdiler" diye açıklıyordu Okan Buruk maçtan sonra verdiği basın toplantısında ikinci kırk beş dakikada topçularının Lille kelimenin tam anlamıyla sahadan silmesini. İlk devre olduğu gibi ikinci yarıya da golle başladı Galatasaray, Sara'nın kullandığı köşe atışında Torreira ön direkte kafayla topa yön verdi ve savunmaya da çarpan top Berke'nin şaşkın bakışları arasında filelerde yolculuğunu sonlandırıyordu. Uruguaylı'nın gol sevinci ise Manchester'da uçan Icardi'yi hatırlatıyordu...


Tekrar geriye düşen Lille'li topçular şaşkınlık yaşarken, Galatasaray "şok presi" ile onların oyun kurmasına zorluk çıkartırken, savunmadan Davison ve Abdülkerim'in kaptığı toplarla ani ataklara çıkıyordu. 54'te gelişen ani atakta Batrakov'un pasında Barış'tan önce savunma araya girdi ama 60ta Abdülkerim'in kaptığı topu Aleksey getirdi, onun pasında Barış-Osimhen paslaşmasında Nijeryalı golcü yıllar evvel rakipleri üzdüğü sahada eski takımını üzerken, gol sevincinde ise sakin kalıp, kalp işareti ile vefayı gösteriyordu.


Farkı ikiye çıkaran Galatasaray'da Okan Buruk Sara'nın yerine Lemina'yı oyuna dahil ederken, hem orta sahaya daha fazla sertlik yüklüyor, hem de Gabonlu oyuncunun top kapma becerisi ile rakibini savunmasız yakalamak hedefindeydi ki üç dakika sonra Jakobs'un pasında Osimhen karşı karşıya kalıyor kaleci ile Barış'a pas vermek yerine şutu deneyince savunmadan top kornere çıkıyordu. Aynı ikili on dakika sonra tekrar sahneye çıkıyor, Jakobs'un "al da at" kavisli pasında Osimhen milimetre farkı ile meşin yuvarlağı kalenin içine itemiyordu.


İlk golün başlangıcı ile dördüncü golün asistini yapan ve takımın en fazla ikili mücadele kazananı Barış Alper ile Yunus'un "yorulmaz" baskısı ev sahibi takım için işleri iyice "içinden çıkılmaz" hale sokarken, son 15 dakikada "pilleri tükenen" bu topçuları Okan Buruk, Eren ve Sane ile değiştiriyordu. Maçın sonuna 7 dakika kala da maçın adamı ödülü alacak olan Osimhen yerini Deniz'e bırakırken, bütün stat onu ayakta alkışlıyordu. Ev sahibinin de yaptığı oyuncu değişiklikleri, ki 40 yaşındaki Olivier Giroud bunlardan biriydi, onlar adına pek fayda sağlamazken, maçta son dakikalara girilirken iki Kuzeyli olan Haraldsson'un ortasında Kjaergaard çok rahat pozisyonda topu yan ağlara nişanlıyordu.

Ve maç biterken Sanchez'in Lille'in ilk golünde Alexsandro'nun yaptığı gibi topla hareketlenip savunma arkasına arkadaşını kaçırma denemesinde Sane'den önce savunma topu uzaklaştırırken, Trabzon ve Gençlerbirliği maçlarından sonra Lille maçında da Alman oyuncu "bir adım" geç kalıyordu topla buluşmaya... 

Şampiyonlar Liginde Türk takımlarının aldığı galibiyetlerin yarıdan fazlasını elde eden Galatasaray, Lille'e attığı dört golle de bu ligde bir Fransız takımına dört gol atan ilk Türk takımı oluyordu. Sahadaki oyuncular ve tribünlerdeki taraftarlar Batrakov'un galibiyet üçlüsü ile çoşkuyla kutlama yaparken, Okan Buruk ise pazartesi günü yapılacak derbiyi kafasında oynamaya başlıyordu bile.


Stat: Pierre Mauroy

Tarih:21/10/2026

Hakemler: Rade Obrenovic, Jure Praprotnik, Matej Zunic VAR:Matej Jug

Lille: Berke Özer, Maxima Goffi (Nianzou Kouassi dk. 63), Nathan Ngoy, Alexsandro Ribeiro, Calvin Verdonk, Ngalayel Mukau (Olivier Giroud dk. 63), Nabil Bentaleb (Başar Önal dk. 75), Benjamin Andre (Maurits Kjaergaard dk. 63), Dilane Bakwa, Soriba Diaoune (Gaetan Perrin dk. 75), Hakon Haraldsson

Yedekler: Orlando Gill, Thomas Sajous, Loun Srdanovic, Isaac Cossier, Romain Perraud

Teknik Direktör: Davide Ancelotti

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 62), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 76), Aleksey Batrakov (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 76), Victor Osimhen (Deniz Gül dk. 84)

Yedekler: Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Bitshiabu, Wilfried Singo, Lesley Ugochukwu, Renato Nhaga, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Soriba Diaoune (dk. 7 ve 39) (Lille), Yunus Akgün (dk. 2), Batrakov (dk. 44), Bentaleb (dk. 52), Osimhen dk. 61) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Nabil Bentaleb, Benjamin Andre, Gaetan Perrin (Lille), Ismail Jakobs (Galatasaray)

18 Ekim 2026 Pazar

Gençlerbirliği:0-1:Galatasaray


Каждый воин, парень бравый, (Her savaşçımız cesurdur,)

Смотрит соколом в строю.(Saflarda şahin gibi)

Породнились мы со славой, (Biz artık zaferle akrabayız,)

Славу добыли в бою.(Şanımız kazanıldı.)


Maksim Perepelitsa filmi için bestelenen В путь (Yola Çık) şarkısının bir kuplesini Kızıl Ordu Korosundan dinler gibiydim cumartesi yağışlı bir öğleden sonra çamur içindeki zeminde herkese inat pes etmeden zafer için mücadele eden Aleksey Andreyeviç Batrakov'un mücadelesini seyrederken. Dört gün önce "çocukluk hayali" Barcelona filelerini havalandırarak Galatasaray forması ile ilk gol sevinci yaşayan "Alyoşa", her ne kadar istatistiklere geçmese de Ankara'da da takımına üç puanı getiren oyuncu oluyordu. Dakikalar 87ye gelmiş, balçık içinde koşmaktan kimsede hal kalmamışken, ev sahibi topçunun topla ilerleyişini eli belinde seyretmek yerine peşinden kovalayıp, yatarak topu çalmış ve Deniz'in attığı golü hazırlamıştı... Maç sonu Aleksey tribünleri alkışlamıştı da, alkışın en büyüğü bu savaşçı genç Rus'a gitsin...


Şampiyonlar Ligi maçları sonrası kendi ligine dönmek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zordur, hele deplasmana gitmek işleri daha da karmaşık hale getirir de, zaten rezil bir zemini olan Eryaman'a bir de yağmur yağınca "patates tarlasına" dönen zeminde puan mücadelesi hiç de kolay olmayacaktı. Gençlerbirliği hocasını değiştirmiş, Alman ekolüne geçiş yapmış, ligin çıkış yapan ekiplerinden Amed'e son dakika attıkları golle yenilmemiş ve ilk hafta Fenerbahçe'ye yaptıkları sürprizi Galatasaray'a da yapmak istememişti. Sadece sahada zorluk çıkarmak derdinde değillerdi, tribüne gelen deplasman ekibine de kendi sezonluk kombine bileti olan 6 bin liraya yakın bir bilet ücreti (5800) belirlemişlerdi... Sol ve entelektüel kesimin hayranlık duyduğu "kızıl-karalar" futbolun endüstrisine çoktan kapılmış da, hala uyanmamış olanlara "günaydın" diyelim...


Ankara'daki mücadeleye Okan Buruk çok köklü olmasa da bir kaç rotasyon yaparak başladı, kaleyi Uğurcan korurken, bir kaç maç sonra Sallai tekrra sağ beke dönerken, Sanchez ve Abdülkerim merkez savunmada ve Eren sol taraftaydı. Torreira cezalıydı yerine Lemina vardı ve partneri de Sara'ydı. İleri uçta ise Batrakov'un sağında Sane ile solunda Barış yer alırken, Osimhen en uçta gol kovalayacaktı.


Sara'nın ilk dakikada kaleye yolladığı cılız şutla başlayan mücadelede daha ilk dakikalarda topun zemin dolayısıyla istendiği gibi hareket etmeyeceği anlaşılıyordu. Maç öncesi yayıncı kuruluşa "Galatasaray'a sadece savunma yaparak zorluk çıkaramayız" diyen Bernd Storck'un topçuları kalelerini dikkatle korudukları kadar, ani ataklarla da Sanchez ve Abdülkerim'i "gafil avlamak" çabasındaydılar ki 35te Salih çaprazdan plase vurdu, Uğurcan ve direk gole izin vermezken, atılan kornerde Thalison'un kafası auta gidiyordu. Beş dakika sonra Salih bir kez daha golle "yüzyüze" kaldı, Fıratcan'ın ortasında topu çizgiden geçirmezken, 45te Uğurcan karşı karşıya Tiago'ya geçit vermedi. Ev sahibi böyle net pozisyonlar bulurken, Galatasaray önce 21'de Batrakov'un pasında ofsayt olan Osimhen'in auta giden plasesi ile rakibi zorlarken, 38'de Galatasaray adına sahanın en kötüsü Sane'nin ortasında Osimhen'in kafası İrfan Can'dan dönüyordu. Sane demişken, Okan Buruk'un önünde gittikçe büyüyen bir sorun olarak duruyor Alman oyuncu: Zaha ve Ziyech gibi oynatsan saha içinde fayda görmüyorsun, kulübede tutsan başka bir sıkıntı. "İçi seni yakar, dışı beni" derler ya, o misal. Rakip de Sane'nin neler "yapamayacağını" biliyor ki topla buluştuğunda baskı ile meşin yuvarlağı kolayca kapabiliyorlar. Sane ise hala ülke futboluna yabancı, City ya da Bayern'de oynar gibi, topu ayağında tutuyor, minik paslar yapıyor,  hızlı atağı geriye pas atarak kesiyor ve rakiplerin sertliğine cevap veremiyor. Devre biterken, gol atarak kötü oyunu unutturma şansı ayağına da geldi aslında Alman topçunun, Osimhen'in maç içinde çokça yaptığı pas vermek yerine kaleyi denediği bir anda top önüne düştü ama onu da filelere yollayamadı.


İkinci devreye iki takım da oyuncu değiştirmeden başlarken, yine benzer pozisyonlar sahneleniyordu, Galatasaray çok adamla rakip sahaya gidiyor, ev sahibi de hızlı ataklarla pozisyon buluyor ama ya siyah-kırmızılı oyuncular beceriksizce pozisyonları auta atıyor ya da Uğurcan başarılı oluyordu ki bu Uğurcan'ın bu sezon en fazla kurtarış yaptığı maç olarak da istatistiklere geçiyordu. Galatasaray adına ise son yarım saate girilirken Sara'nın ortasında Osimhen'in rahat kafasını İrfan Can kornere çelerken, on dakika sonra Batrakov'un pasında Osimhen bu kez yan ağları sarsıyordu. Beklenen gol gelmeyince, Okan Buruk Sara, Sane ve Barış'ı kulübeye alıp, Leao, İlkay ve Yunus'u oyuna dahil edince sarı-kırmızılıların yaratıcılığı daha da arttı, özellikle Yunus sağ tarafa hareket getirirken, Leoa'yu seyretmemize "balçık zemin" izin vermedi ve Portekizli topçu sakatlanarak 15 dakika sonra yerini Deniz'e bırakmak zorunda kaldı. "Leao yanlış krampon giymiş, ondan hoca çıkardı", "Leao ile Okan Buruk arasında kriz var", "Galatasaraylı futbolcular Okan Buruk'u istemiyor" gibi "maksadı belli" cümleler daha maç oynanırken sosyal medyada yer almakta hiç zaman kaybetmiyordu.


Deniz'in oyuna girmesiyle forveti çiftleyen Galatasaray'da Batrakov sol kanada geçip, Eren'in yerine oyuna dahil olan Jakobs'un enerjisiyle de Gençlerbirliğini soldan zorlamaya başladılar. Osimhen ve Batrakov'un yararlanamadığı bir kaç pozisyonla beraber süre de buz gibi erirken, mayıs ayında hepimizin hatırlayacağı o sahne yaşandı: Fıratcan Galatasaray yarı sahasından driplingle giderken Batrakov yatarak topu kazanıyor, pasında İlkay Yunus'u görüp, onun Deniz'i topla buluşturmasında genç golcü çaprazdan topu kaleye sürüp şutunda İrfan Can'ın hatasıyla Galatasaray'ın aradığı golü atıyordu. Galatasaray'ın çocuğu Deniz'in çocukluk hayalini gerçekleştirmesi kadar, Fenerbahçe'de oynadığı maçlarda rakiplere karşı yaptığı tahrikkar hareketleri ile bildiğimiz İrfan Can'ın maç sonu Galatasaraylıları kızdıramayacak olması da "futbolun ilahlarının" bir hediyesi olsa gerek.


Maça pek etki etmeyen Reşat Onur Coşkunses'in golden sonra sevinçle topu havaya diken Osimhen'e sarı kart göstermedeki aceleciliği keşke Batrakov'un düşürülmesinde de penaltı noktasını işaret etmede olsaydı da maç öncesi Galatasaray yönetimine deklarasyon yazdıracak kadar istenmeyen "hissiyatıyla penaltı kararı verdiren" Erkan Engin'in ne yapacağını görseydik.


Maçta uzatma dakikaları oynanırken Deniz'in golünün yanına bir de asist yazmasını da Yunus'un penaltı noktası üzerinden şutunda ev sahibi savunma elemanları engel oluyordu.

Hasan Kabze'nin 2006'da Beşiktaş'a...

Marek Heinz'in 2006'da Denizlispor'a...

Selçuk İnan'ın 2015'te Konyaspor'a...

Kostas Mitroglou'nun 2019'da Akhisar'a...

Fredrik Midtsjö'nün 2023'te Adana Demirspor'a...

Berkan Kutlu'nun ve Carlos Vinicius'un 2024'te Karagümrük ve Kasımpaşa'ya...

Batshuayi'nin 2024 Aralık ayında Trabzonspor'a attığı "şampiyonluk getiren" gollerden sonra Deniz'i de bu listeye ekleyeceğiz umarım...

Rusça başladık, Rusça bitirelim...

Давай, Алёша!


Stat: Eryaman

Tarih:17/10/2026

Hakemler: Reşat Onur Coşkunses, Murat Altan, Hüseyin Aylak VAR:Erkan Engin

Gençlerbirliği: İrfan Can Eğribayat, Fıratcan Üzüm (Koita dk. 90+1), Metehan Baltacı, Goutas, Thalisson, Salih Uçan (Oğulcan Ülgün dk. 72), Diabate (Martor dk. 90+1), Gouveia (Orakpo dk. 72), Luis (Zafer Göktuğ Erdem dk. 80), Tongya, Mendes

Yedekler: Gökhan Akkan, Yiğit Hamza Aydar, Arda Aslan, Muhammet Ensar Çavuşoğlu, Abdürrahim Dursun

Teknik Direktör: Bernd Storck

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Ismail Jacobs dk. 70), Mario Lemina, Gabriel Sara (İlkay Gündoğan dk.61), Leroy Sane (Rafael Leao dk. 61, Deniz Gül dk. 77), Aleksey Batrakov, Barış Alper Yılmaz (Yunus Akgün dk. 61), Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Kazımcan Karataş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Deniz Gül (dk. 88) (Galatasaray)

Sarı kart: Victor Osimhen (Galatasaray)

15 Ekim 2026 Perşembe

Galatasaray:1-4:Barcelona


Geçen gün duymuştum bir yerde, bir film ya da dizi olmalıydı, "Hayat dediğin biraz umut, biraz da mağlubiyet" diyordu oyuncu... Güzel gelmişti kulağıma, kullanırım bunu bir yazımda derken, Barcelona maçı geldi çattı, başladım kelimeleri peşi sıra dizmeye o veciz deyişle...

"Dünyanın En İyi Takımı" tamlamasını bu sezon itibarı ile gerçek anlamıyla rakiplerine yaşatan bir ekipti Flick'in Barcelona'sı ve Şampiyonlar Ligi ikinci haftasında Galatasaray'ın konuğu oluyordu. Yaz aylarında kupa coşkusu yaşayan ve finalde Messi'li Arjantin'e atak dahi yaptırmayan İspanya milli takımına 8 topçu veren Katalanlar sezona da hızlı başlamışlar ve daha maçlarda dakikalar çift rakamları göstermeden rakip kaleye topu sokmayı beceriyorlardı... Fatih Terim'in deyişiyle "Kaybetmek kolay, kazanmak olay" olacaktı...

Bordo-mavililer "Dünyanın En İyi Takımı" apoleti ile "Dünyanın En Gürültülü Stadına" konuk olurken, Galatasaray'ın taraftar gücü ev sahibi için şartları eşitlemek anlamında avantaj teşkil ediyordu. Bunun yanında geçtiğimiz sezonlarda Bayern Münih, Liverpool, Juventus gibi takımlara karşı sergilenen maçlar da Okan Buruk ve öğrencilerinin CV'lerinde yer alıyordu. Rakibi iyi analiz edip, taraftar desteğini de arkasına alan ve maçın her dakikasını dolu dolu yaşayan bir Galatasaray'ın neler başarabildiğini de tarih sayfaları uzun uzun yazıyordu...


Topu koşturan ve boşlukları pek seven rakibe göre de kadro seçiminde kaleye her zamanki gibi Uğurcan'a emanet ederken Okan Buruk, Kasımpaşa maçının iyisi Barış'ı sağ beke tekrar yazmış, stopere de Sanchez'in partneri olarak hızından dolayı Abdülkerim'in yerine Jakobs'u koymuştu, sol bek yani Lamine Yamal'ı durdurmak görevi Eren'deydi. Orta saha böyle maçların olmazsa olmazı Torreira ve Lemina'ya emanet edilirken, onların önlerine Yunus, Batrakov ve Leao monte edilmiş ve Osimhen de gol ayağı olarak en ileri uçta görev alıyordu. Kadroyu görenlerin sorduğu bir soru vardı: Galatasaray ön alanda baskı mı yapacak, yoksa topu rakibe verip kalesini mi savunacak? İkisini de yaptı Okan Buruk'un takımı, organize bir şekilde büyük bir ciddiyetle kaleyi de savundular ki Leao'nun ani çıkışlarıyla pozisyon da buldular, top rakip sahadayken çok uzun süreli olmasa da "şok" baskılar da yaptılar... Kısaca analizlere göre bir ilk devre geçirdiler...



Yamal ve arkadaşlarının İstanbul'a turistik bir seyahat için gelmediklerini daha maçın ilk dakikalarında Lemina "Cehenneme hoş geldin" diyerek kulağını fısıldıyordu Barca'nın on numarasının. Barış da Gordon'a gösteriyordu buralarda elini kolunu sallayıp gezilmeyeceğini. Topu ayaklarında eveleyip gevelemeyen ve sürekli makine nizami ile boşlukları gören böylesine teknik topçulara karşı, hele ki daha "çocuk yaştalarsa" yapılacak işlerin başında "tatlı sert" müdahalelere onları kokutmak olacaktır, ki bunu halı saha oynayanlar iyi bilir, kimse karşısında "kasap" bir adamın gelmesini istemez. Lemina ve Barış dışında ancak 66dan sonra oyuna giren Sallai bunu yaptı ve Barca'yı durdurdu: Macar oyuncu bir kaç kere yatarak topla karışık ayaklara da girince, Barcelonalılar skorun da etkisiyle "sakatlanmak" yerine oyunu rolantiye alıverdiler... İllaki Barcelona gol ve goller bulacaktı ama ikinci devre Yamal bu kadar rahat oynayamayacaktı eğer biraz daha "ısırgan" olabilseydi Galatasaraylı futbolcular.


Yamal'ın ceza sahası dışından auta giden şutu, Uğurcan'ın karşı karşıya Gordon'u durdurması, Yamal'ın ortasında Olmo'nun direği yalayan kafası, Cancelo'ya geçit vermeyen Uğurcan derken, Barış'ın gole giden Gordon'a "Ben daha güçlüyüm" dercesine engel olması sonrası Leao'nun transfer edilme nedeni olan hızı ile ceza sahasına girerken asistinde Batrakov'un "çocukluk aşkının" fileleri havalandırmasıyla Galatasaray ilk atağında golü buluyordu... Erken gol atmaya alışık olan Katalanlar, rakiplerinin hislerini tecrübe ederken, morallenen ve seyirciyi de havaya sokan Galatasaray beş dakika sonra fileleri ikinci defa sarsıyordu ki Ali Sami Yen'de stat temelleri sarsılıyordu sevinçten... Batrakov'un köşe atışında Osmhen'in kafasına son temas Barış'tan gelmiş, rakibin de ayağına çarparak gol olurken, Marco Guida ve arkadaşları orta sahayı göstermiş de VAR hakemi kulağına "Wait" demişti. O "Bekle" uyarısı ne kadar uzun sürerse, işin içinde bir "bit yeniği" olacaktı ve öyle de oldu, 3-4 dakikaya yakın beklemek sonrası gol iptal edildi ve pozisyonun görüntüsü hem çok geç gösterildi, hem de yarım metreye yakın ofsayt gözüküyordu: Buna kim inanır, meşhur espiride olduğu gibi Kadir İnanır diyelim...



İptal edilen golün şokunu deplasman ekibi atlatamadan Galatasaray bir kez daha gole yaklaştı, Leao'nun ortasında Yunus'un arka direkteki plasesi kalecide kalırken, geçen dakikalarla birlikte Katalanlar tekrar Uğurcan'ın kalesine eşitlik için baskı kurdular ve Cancelo ile beraberliği de buldular. Yamal'ın kendini ceza sahası önünde atması ve yerdeyken topu dürtmesiyle meşin yuvarlak ofsayt olan Gordon'un önüne düşerken, İngiliz topçu hareketlenip, son anda durunca "pasif" konumda sayılıyordu... Galatasaray'ın iptal edilen ve Barca'nın iptal edilmeyen gollerinin kararını veren kimdi: Liverpool-Galatasaray maçında ev sahibine hem penaltı için hem de ilk golde Salla'ye yapılan faul için hakemi ekrana davet etmeyen Marco Di Bello... İnsan düşünmeden edemiyor, çocukluğunda Juventus'lu muydu da siyah beyazlıları elememiz acısını çıkarıyor diye... Pedri'nin Batrakov'a "tokadında" da hakemi uyarmazken Di Bello, neyin hesabını yapıyordu acaba?

Sanki Barcelona'dan gol yemek dünyanın sonuymuş gibi eşitlik sonrası hem tribün hem takım düştü, Barcelona Gordon'la golü aradı Uğurcan uzandı, bir dakika sonra Gordon bir kez daha Uğurcan'ı geçemedi, Olmo'nun uzaktan şutunda yine sahneye başarılı file bekçisi çıkıyordu.

İki farkla önde soyunma odasına gitmek varken eşitlikle gidilmişti ama dönüşte yorgun ve konsantrasyonu yitirmiş bir Galatasaray vardı ki, deplasman ekibi bunu değerlendirdi, 46'da Yamal'ın al da at pasında Gordon iki adımdan topu auta yollarken, üç dakika sonra yine Yamal'ın ortasında Lopez kafayla takımını öne geçiriyordu. Trabzon ve Lisbon deplasmanlarındaki kırılma Sami Yen'de de yaşanıyor ve 52'de Yamal'ın getirdiği topta Gordon iğne deliğinden topu filelerle kucaklaştırıyordu. Barcelona golleri üçlerken, ilk devre rakibe cehennemi yaşatan seyirci de susunca, sahada Galatasaraylı topçular adına tatsız, tuzsuz ve bitse de gitsek havasında bir maç oynanıyordu.


"Hayatımda en çok yorulduğum maç" diyen Batrakov'la birlikte Yunus ve Lemina da kenara alınıp taze güç olarak Sara, Lesley ve Sane'nin girmesi de pek etkili olmazken, Barış'ın da yorulmasını değerlendiren Adeyemi'nin plasesi ile Katalanlar farkı üçe çıkarıyordu ki Okan hoca sonrasında da Barış'ı kenara alıp Sallai'yi maça dahil ediyordu. Barcelona ikinci devre üç gol attı ve 75'te Adeyemi, 82'de Jesus ve 84'te Adeyemi'nin şutunda Sallai'nin kafayla çizgiden çıkardığı topla üç net pozisyonu daha değerlendirmezken, Galatasaray ise 74'te Osimhen'in karşı karşıya kaleciyi geçememesi ve atılan uzun topta Sane'nin kelciden "ağır" kalması ile fileleri bir kez daha sarsma fırsatını kaçırıyordu. Oyunun rölantiye alındığı dakikalarda ise Galatasaray taraftarının Okan Buruk'a desteği ve arkasından "Yerine sevemem" tezahüratı da gecenin güzellikleri arasında yer alıyordu.


Sporting maçında olduğu gibi Barcelona karşısında da VAR hakeminin "kurbanı" olarak hanesine puan yazdırmayan Galatasaray özellikle ilk devre sergilediği oyunla gelecek maçlar için taraftarına güven verip, "Galiptir bu yolda mağlup" mesajı verirken, nispetten zor maçları da geride bırakıp önündeki fikstürdeki rakiplerini yenmesi halinde tekrar iddialı duruma geçecektir. 


Stat: RAMS Park

Tarih:13/10/2026

Hakemler: Marco Guida, Giorgio Peretti, Giuseppe Perrotti VAR: Marco Di Bello

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz (Roland Sallai dk. 67), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 81), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 58), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 58), Aleksey Batrakov (Gabriel Sara dk. 58), Rafael Leao, Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Barcelona: Joan Garcia, Eric Garcia (Jules Kounde dk. 73), Pau Cubarsi, Gerard Martin, Joao Cancelo, Rodri, Pedri (Marc Bernal dk. 73), Lamine Yamal, Fermin Lopez (Gavi dk. 82), Anthony Gordon (Karim Adeyemi dk. 59), Dani Olmo (Gabriel Jesus dk. 58)

Yedekler: Wojciech Szczesny, Dominik Livakovic, Alex Balde, Brian Farinas, Xavi Espart, Hamza Abdülkerim

Teknik Direktör: Hansi Flick

Goller: Aleksey Batrakov (dk. 28) (Galatasaray), Joao Cancelo (dk. 43), Fermin Lopez (dk. 50), Anthony Gordon (dk. 53), Karim Adeyemi (dk. 65) (Barcelona)

Sarı kartlar: Rafael Leao, Roland Sallai (Galatasaray)

10 Ekim 2026 Cumartesi

Galatasaray:3-1:Kasımpaşa


Ne zaman bir şiir yazmak istesem

Hep aklıma sen geliyorsun

Aklım yüreğimde

Hiç aklımdan çıkmıyorsun

der Sakaryaspor ve Kahramanmaraş'ta top koşturmuş emektar topçu Musa Pekin "Bir Futbolcunun Toplu Sevda Şiirleri" adlı kitabında. Şair kalemi eline aldığında sevdiğini hatırlarken, benim de 19 günlük "milli arada" ne zaman top peşinde koşan adamlar görsem Galatasaray geldi aklıma ve dün gece hasret bitti, yerini büyük bir coşku ve ümit deryasına bıraktı. Özlemişim Galatasaray'ı, özlemişim Sami Yen'i...

Son olarak Trabzon'da alınan farklı mağlubiyet moralleri bozmuş, üç puan kaybedilmiş, Lesley ve Okan hoca da kırmızı kart görerek Kasımpaşa karşısında takımı eksik bırakmışlardı. Yaraları iyileştirmek için aralar iyidir, "zaman çaresidir bir çok derdin" derler, kafalar toparlanıp, sakatlar iyileşti de ulusal bayraklarını savunmak için ülkelerine giden topçuların İstanbul'a yorgun dönmesi de ağızda ekşi tat bırakmadı değil...


Milli takımda kalesini gollere kapatamayan Uğurcan kalede yer alırken, Okan Buruk sağ beke Sallai ve Singo'nun sakat olması vesilesiyle Barış'ı görevlendirmişti. Çıkış yaptığı ve formayı "tapuladığı" dönemlerde savunmada gösterdiği performans ile dikkati çeken Barış, cuma gecesi Kasımpaşa karşısında da "geride" oynadı, ilk dakikalarda yerini yadırgadı lakin dakikaların ilerlemesiyle pozisyonuna uyum sağladı, rakiplere set olurken, hücuma da "efektiflik" kattı, çalışmasının ödülünü de galibiyet golünü atarak kazandı. Öyle bir etki bıraktı ki Barış, maç sonu kale arkasındaki taraftarlar "Barış gelmeden çıkmıyoruz" diyerek soyunma odasından genç topçuyu çıkarıp, üçlü çektirip öyle terk eylediler stadyumu...

Savunmanın diğer elemanları da klasik olarak Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs olmuştu. Onların önünde Torreira ve Sara yer alırken, Rusya milli takımında başarılı maçlar çıkaran Batrakov "orkestra şefi" rolünde, Yunus ve Leao kanatlarda ve genç Deniz forvetteydi. Sakatlıkları geçen Lemina, Osimhen, Sallai ile Sane ve İlkay gibi "pahalı" yıldızlar kulübedeydi.

19 günlük ara sadece milli maçlarla geçmedi, Federasyondaki istifalar, bahis oynayan yöneticiler, MHK başkanının ve "derbi hakemi!" Yasin Kol'un tutuklanması gibi "kaos" ortamı ile geçerken, İngiliz danışman Anthony Taylor "İstanbul derbisine" Halil Umut Meler'i görevlendirdi ki FIFA kokartlı hakem maça damgasını vurmak istercesine daha ikinci dakikada Leao'nun rakibine tartışılan temasında sarı kartı çıkarıverdi... İlk çeyrek saat biterken de Barış'ın pasında Kasımpaşalı topçunun elle topa teması "oyna devam" diye geçilirken, 22. dakikada Kerem Demirbay'ın Yunus'un bileğine basması kırmızı kart yerine sarı kart ile cezalandırıldı. İkinci devre Yunus'un ceza sahasında düşürülmesi penaltı verilecek ağırlıkta değildi ama "turpun büyüğü" sonra ortaya çıkacaktı. Dakikalar 60ları gösterirken, Sanchez'in rakibinin dirsek darbesi ile yerde kalması sonrası oyun kenarında 1 dakika bekletilmesi esnasında Kasımpaşa'nın atağında Benedyczak'ın Abdülkerim'i itmesi "görülmeyip!" devamında Torreira'nın VAR marifeti ile oyundan atılması hakem Halil Umut Meler ve VAR hakemi Gustavo Fernandes Correira'nın kararlarını sorgulatır nitelikteydi. Topun oyunda kaldığı 46 dakika ile ligin en az top oynanan süresinin olduğu maçta FIFA oyunun hızlanması için aut ve taç atışlarında hakeme süre sayma yetkisi verirken, Halil Umut Meler 1 saniyeyi 60 salise değil 120 salise olarak hesaplarken, uzatma dakikalarında Nhaga ve Osimhen'e yapılan faullere devam diyerek rakibe atak şansı veriyordu... Genç oyunculardan oluşan Kasımpaşa'nın savunma yapıp, kontralarla gol aradığı ve oyunun sürekli Galatasaray'ın hakimiyetinde olduğu maçta hakemin ön plana çıkması gerekmezdi ama Halil Umut Meler kendisini oyunda unutturmak istemedi maalesef.


Maça dönersek, milli aradan sonra yapılan karşılaşmaların zorlukları göz önüne alındığında Galatasaray yedi "net" pozisyondan yararlanamayıp, üç golle rakibini semtine yolcu ederken, yarım saat bir kişi eksik oynamasına rağmen "büyük takım refleksi" gösterip üç puanı hanesine yazdırırken, Batrakov'un bir asist, 32 pastan 29 isabet, 4 kilit paslık performansı ön plana çıkarken, Sara'nın "kötü oyunu" maça topçu ıslıklamaya gelen "seyirciye?" fırsat veriyordu. Geçtiğimiz sezonlarda korner ve serbest atışlarda "adrese teslim" paslar atan Brezilyalı bu sezon o maharetlerinden oldukça uzak görünüyor ki, Başakşehir maçında attığı golü bile unutturan bir serbest atış ve üçe ikiye giderken veremediği pasla teknik direktörü bile çıldırttı ki oyundan alındı. Oysa ki maçı tribünden izleyen Okan Buruk Torreira'nın kırmızı kartı sonrası Lemina'yı oyuna alırken, maçın iyilerinden Batrakov'u çıkarıp, her şeye rağmen kendisine güvenini gösteriyordu...


Osimhen'in varlığının Galatasaray adına ne kadar büyük bir güç olduğunu kimse yadsıyamazken, dün gece de son çeyrek saatte sahaya girmesi ile oluşan sinerjiye bir kez daha şahitlik ettik. 10 kişilik takım Nijeryalı forvetin aralarına dahil olması ile 12-13 kişilik bir ekip gibi oynamaya başlayıp, galibiyeti getiren iki golün biri onun başlattığı atak ve diğeri de asisti ile geliyordu. Biraz şanslı olsa, kornerde oluşan karambolde iki adımdan plasesi kale çizgisini de geçecekti ve girer girmez gol sevinci yaşayacaktı Osimhen.  Elbette, Osi'yi her daim sahada görmek isteriz de onun yokluğunda istatistiklere yansımasa da Deniz'in takıma katkısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Galatasaray'ın ilk devre ilk atağında çaprazdan cezasına girip çektiği şut kaleciden dönerken, 58'de sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip Sara'ya penaltı noktası üzerinde verdiği pas da "usta golcü" meziyetindeydi.  En yakın maçta bu çabasını golle süslerse, kendine öz güveni de gelecektir Deniz'in...


Bir kaç hafta evvelki Kocaelsipor maçının bir benzeri sergilenirken, Abdülkerim'in de o maçtan sonra Kasımpaşa'ya gol atması sadece takımına katkı yapmakla kalmayıp, "efsane kaptan" Bülent Korkmaz'ın Galatasaray forması ile attığı gol sayısını geçmesi anlamına geliyordu. Bu gol, özellikle son haftalarda formsuz gözüken Abdülkerim'in özgüvenini yerine getirecektir diye umuyorum. Gol demişken, yarım saatlik mücadelesini golle süsleyen Lemina için de bir kaç cümle etmek zaruri. Gabonlu oyuncu, her ne kadar bir çok kişi tarafından görülmese de, sahada kaldığı sürece takımına hem taktik yönden hem de liderlik anlamında büyük fayda sağlamaktadır. Sakatlanmadan önce ilk devre oynadığı Başakşehir maçında olsun, Kasımpaşa maçında olsun savunmaya katkı sağlarken, Galatasaray'ın alamet-i farikası hücum presinde ön plana çıkarken, Osimhen'in ikramında da rakibinin belini kırıp attığı şutla çabasını golle süslüyordu.

Kasımpaşa maçı son dakikalarda atılan gollerle kazanıldı da Leao taç çizgisi kenarında maharetli olduğu kadar ceza sahası içinde topu filelere yollamakta becerikli olsa oyun çok erken kopabilirdi, Barca maçı için rotasyon denenebilirdi. Dakikalar 18i gösterirken Batrakov'un "al da at" pasında Portekizli gol sevinci yaşayamazken, ikinci devrenin başında yine ceza sahası içinde Kasımpaşalı oyuncuyu "pazara gönderip" kaleye yolladığı top kaleciden dönüyordu. 


Galatasaray evindeki yenilmezlik rekorunu 39 maça çıkarırken, kazandığı üç puanla da tekrar liderlik koltuğuna otururken, gecenin tek can sıkıntısı Torreira'nın kaybedilmiş olması. Daha maç bitmeden iki hafta sonra oynanacak olan Fenerbahçe derbisi de hesaba katılırken, "Torreira iki maç ceza alacak" algısı da sosyal medyada başlarken, kural kitapçığında şöyle denilmekte:

"MADDE 43 – KURAL DIŞI HAREKETLER Futbol oyun kurallarına aykırı olarak sert ve ciddi faul yapan futbolculara 2 ila 4, şiddetli harekette bulunan futbolculara ise 3 ila 6 müsabakadan men cezası verilir."

Lucas, herhangi bir sert hareket yapmayıp, aslında temasın bile olduğu şüpheli bir pozisyonda ki Yunus'un penaltı beklediği atakta da temasın şiddeti aynı derecedeydi, sadece gole giden adamı düşürdüğü için bir maç ceza alıp, Gençlerbirliği deplasmanında takımını yalnız bırakacaktır.




Stat: RAMS Park

Tarih: 09/10/2026

Hakemler: Halil Umut Meler, Bersan Duran, Murat Temel VAR: Gustavo Fernandes Correira

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Leroy Sane dk. 77), Ismail Jakobs, Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 88), Lucas Torreira, Yunus Akgün, Aleksey Batrakov (Mario Lemina dk. 67), Rafael Leao (Eren Elmalı dk. 67), Deniz Gül (Victor Osimhen dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, Rolland Sallai, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan

Teknik Sorumlu: İrfan Saraloğlu

Kasımpaşa: Andreas Gianniotis, Claudio Winck, Kevin Mouanga, Matei Ilie, Ayberk Karapo (Jakob Jessen dk. 78), Andri Baldursson, Güven Yalçın (Thiemoko Diarra dk. 57), Elson Mendes, Kerem Demirbay (Haris Hajradinovic dk. 70), Ali Yavuz Kol (Jeserun Rak-Sakyi dk. 58), Adrian Benedyczak

Yedekler: Ali Emre Yanar, Adem Arous, Atakan Müjde, Marcus Rafferty, Emirhan Boz, Emin Bektaş

Teknik Direktör: Emre Belözoğlu

Goller: Abdülkerim Bardakcı (dk. 45), Barış Alper Yılmaz (dk. 90), Mario Lemina (dk. 90+6) (Galatasaray), Jeserun Rak-Sakyi (dk. 68) (Kasımpaşa)

Kırmızı kart: Lucas Torreira (dk. 65) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Rafael Leao, Davinson Sanchez (Galatasaray), Elson Mendes, Kerem Demirbay, Ali Yavuz Kol, Andri Baldursson (Kasımpaşa)

20 Eylül 2026 Pazar

Trabzonspor:4-0:Galatasaray


"Kaosu anlamlandırmanın en hızlı yolu, onu bir kişinin üstüne yıkmaktır. Tek bir kişiyi suçlamak, karmaşık sistemleri kabul etmekten çok daha kolay gelir" der Burcu Kapu piyasaya yeni çıkan kitabı 'Futbol, İnsanın Kendiyle Maçı'nda. Dünkü Trabzonspor mağlubiyeti sonrası sosyal medyada Galatasaray severlerin büyük bir duygusal reaksiyonla yazmış oldukları #OkanBurukİstifa hashtaglerini okuyunca bu cümleler akla geldi.  Pek anlaşılır şekilde canları yanıyordu, öfkelerini yönlendirecekleri bir hedef arıyorlardı ki bu genelde sahada görünen teknik direktör olur, sonra topçular gelir ve en son da yönetimle biter "istenmeyenler listesi". Takım kazanırken "Okanball" ki dört yıl boyunca şampiyon olan bir teknik direktör ama kaybettiğinde de "beceriksiz, futbolu bilmez"... Futbolcularıyla bir araya gelip "Okan Buruk İstifa " tezahüratı yapan bir "mentali" bu hashtagler bozamaz da söz konusu nankörlük olunca bizlerin de bir kaç çift laf edesi geliyor.

Ligin Kasımpaşa ile birlikte yenilgisiz iki takımından biri olan Galatasaray, Trabzon deplasmanına Osimhen, Lemina, Singo ve Kaan'dan yoksun giderken, kalede Uğurcan; savunmada klasik dörtlü Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs; ön liberoda Torreira ve Sara ile başlarken, gol yollarında Sane, Yunus, Leao ve en uçta Deniz vardı. Ev sahibi ise "şöhretli transferlerle" güçlendirdiği kadrosunun ligin ilk haftalarında aldığı mağlubiyetler sonrası Trabzon'un çocuğu Fatih Tekke ile yollarını ayırmış, geçici bir Hüseyin Şimşir dönemi sonrası Samsunspor eski hocası Thomas Reis ile anlaşmıştı. Yapılan bilimsel araştırmalar yeni hocaların ilk haftalarda takıma pozitif etki yaptığı kanıtlanmıştı ve cumartesi gecesi buna bir ispat daha eklendi 4-0 lık skorla...


Sporting deplasmanında Galatasaray'ın ilk devre oynadığı baskılı oyun çok beğenilmişti ki Okan Buruk da maça topu ev sahibinin sahasında tutarak başlamak istedi ki yine Portekiz'de attığı golün bir benzerini taç atışında Jakobs'un "elle ortasında" atmak hedeflerken "ava giden avlanır" misali Yunus'un hatalı pasında gelişen Trabzonspor kontraatağında Salah tecrübesi ile fileleri sarsıyordu. Slot ile ipleri kopardıktan sonra Liverpool'dan ayrılan Mo Salah Galatasaray ile özellikle Sami Yen'de oynadığı maçlardaki "hayranlığı" sonrası pek ala yeni adresini Kemerburgaz yapabilirdi ama Galatasaray'ın o bölgede Sane'si olduğu için Mısırlı forvet için bir girişim yapılmadı...

Yenik duruma düşen Galatasaray 5 dakika sonra Salah'tan bir gol daha yiyebilirdi de top direği yalayarak auta gidince derin bir oh çekiyordu sarı-kırmızılılar. Sonrasında ise oyun Galatasaray'ın hakimiyetindeydi, 16'da Leao'nun ara pasında ceza sahasını bir libero misali terk eden Onana Sane'den evvel topu uzaklaştırınca, kalesini bir golden koruyordu. Bir dakika sonra ise Sara'nın köşe atışında Abdülkerim'in kafa ile pasında Sanchez boş pozisyonda topu auta atıyordu. Beraberlik arayan Galatasaray'da Deniz'in baskı ile kaptı topu Sane ceza sahası önünden rahat pozisyonda auta atıyordu. İlk yarının otuzlu dakikalarına girildiğinde Leao'nun şutu kornere gidiyor, Sara'nın köşe atışında Deniz'in kafasını Dju çizgiden çıkarıyordu. Fena da oynamıyordu Galatasaray ama topu çizgiden bir türlü içeri atamıyordu, ki 36'da Leao ile paslaşarak ceza sahsına giren Jakobs'un şutunun Onana ve direk gol olmasına müsaade etmiyordu. 


Ve iki dakika sonra Galatasaray yarı sahası ortasında kazanılan bir serbest atışta ev sahibi hızlı başlattı, maçta bir çok defa yaptığı gibi Batuhan Kolak oyunu durdurdu, bir kez daha ev sahibi başlattı ve Galatasaray savunması o kadar dalgındı ki eksik yakalandılar ve Saviolo klas bir plase ile takımın ikinci golünü kaydetti. Golün faturası sağ bek Sallai'ye yazıldı da eli belinde pozisyonu seyreden Sane'yi görmek istemedi gözler o anda. Hiç beklemediği bu skor Galatasaraylı topçuların alamat-i farikası "kırılmayı" da getirdi ve Trabzonlular üçüncü gol için üç dakika içinde üç net pozisyon yakaladılar, önce Dju boş pozisyonda auta attı, sonra golü de buldular ama ofsayt kararı vardı ve bir dakika sonra Sanchez'in kaptırdığı topta Dju Salah'a "al da at" asisti yaptı...


Bir deplasman maçı için fena da oynamazken üç bireysel hata ile ilk yarıyı 3-0 yenik kapamak Galatasaray adına felaket gibi bir skordu. Ve ikinci yarıya başlarken Okan Buruk Deniz ile Barış'ı değiştirdi ki böyle zor deplasmanlarda Barış'ın oynamasında hep yanayımdır ve Sane'nin kulübeye gelmesini bekledim ama hocanın tercihi başkaydı. Teknik direktörlerin işine karışmak gibi bir yapım yoktur, lisans sahibi olup, futbolcularla idman yapan ve onlarla her an olan kendileridir ama Sane için tespitim "Bal yapmayan arı" zira Alma topçunun top ayağına çok yakılıyor, rakip de eksiltiyor lakin sonuç gol ya da asist ile neticelenmiyor, çoğunlukla rakibe geçen bir top oluyor. Öte taraftan rakip sahada baskı oyununu oynayan Galatasaray'da rakip takımlar Sane'nin göstermelik ve temiz baskısından pek çekinmiyor, oysa tatlı sert basan adamdan korkarlar, kimse onlarla "kapışmak istemez".

İkinci yarının 49. dakikasında Galatasaray yine gole çok yaklaştı, ceza sahası önünde bolca top çevirdi ve Sallai'nn şutunda yine Onana topu kornere yolluyordu. Ev sahibi hem skorun etkisiyle savunmaya çekiliyor, hem de baş başından beri ani atakla pozisyon kovalamak planından vaz geçmiyordu ama bir köşe atışında tüm takım Galatasaray kalesi önüne gelince Yunus'un başlattığı kontra atakta Leao topu sürdü sürdü ve ceza sahasına girerken savunmaya yakalanıp şutunu kornere gidiyordu. Salah'ın dördüncü dakika attığı golün benzerini Galatasaray atatamamıştı, üstelik Sane de boştaydı, pas verilse asiste dönüşme ihtimali vardı.

Dakikalar ilerleyip aranan gol gelmeyince Okan Buruk Jakobs, Sara ve Torreira'yı kenara alıp Eren, Batrkov ve Lesley'i oyuna sürdü ama çok da etkili olmadı ve tabela yine değişmedi.


Maç içinde çaldığı düdüklerle "bu maçın hakemi olamayacağını" ufak ufak sezdiren Batuhan Kolak dakikalar 70ye gelirken, önce Okan Buruk'a dördüncü hakemin uyarısıyla sarı kart gösterdi ve bir dakika sonra da "konuşuyor" işareti yaparak kırmızı kartla tribüne yolluyordu. Bu hareketi ile teknik direktörlerin "jest, mimik ve konuşmalarına" hassas olduğu anlaşılan Batuhan Kolak'ın iki hafta evvel oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde İsmail Kartal'ın kendisine parmak sallamasını Halil Meler'e kulaklıktan belirtmesine rağmen Halil Meler'in onu dikkate almaması sonrası maçın hakemini ısrarla yanına çağırmaması da tuhaf değil mi? Bu hassasiyet kişiye göre mi oluyor diye soralım biz de?


Okan Buruk'un atılmasından daha skandal olan ise Saviç'in Sane'nin ayağını kıracak şekilde tabanla müdahalesinde sadece sarı kart çıkartması ki çok başarılı olduğu söylenen İspanyol VAR hakeminin de onu ekrana çağırmamasıdır. Pozisyon o kadar kırmızı kart ki sonrasında Saviç'in Fabinho'ya "Beni nasıl atamadı ama" dercesine gülerek sohbeti televizyon kameralarına yansıyordu. Galatasaray iyi oynar kötü oynar da hakemlerin görevi maçı en adil şekilde yönetmektir. Hakemin kafasının maçta olmadığı o kadar belliydi ki maç biterken de Lesley'in Ozan'a tekmesini tüm stad gördü ama Batuhan Kolak görmedi, sarı kart verdi ve İspanyol hakem uyarınca kırmızıya döndü kart...

Dakikalar ilerleyip, iki takımın da maçın bitmesini beklediği anlarda Trabzonsporlular yine Sallah'ı Galatasaray savunması arkasına kaçırdılar ve tecrübeli oyuncunun plasesinde fark dörde çıkarken, Mısırlı da hatrick yapıyordu.


Maç Galatasaray adına kötü bitti de akılda kalan en güzel hareket  İlkay ve Sane'nin eski takım arkadaşları Salah ve Onana ile "gülerek?" sohbet ederken daha bir aylık Galatasaraylı Batrakov'un tek başına Galatasaray taraftarının olduğu tribüne gidip onları alkışlayarak sahadan çıkmasıydı.

"Herkes kazanmayı öğrenmek ister ama az çok insan kaybetmeyi öğrenebilir. Oysa bazen bir kulübün gerçek seviyesi, kuplarında değil mağlubiyet sonrası verdiği reflekslerde saklıdır" der Burcu Kapu, işte Galatasaray taraftarı için de kendini test etme vakti, kazanırken sevinmek ve sahip çıkmak kolay da ya kaybettiğinde? "Kafana göre Galatasaray" diyebilen kaç kişiyiz?


Stat: Papara Park

Tarih:19/09/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, İbrahim Çağlar Uyarcan, Candaş Elbil VAR:Guillerme Cuadra Fernandez

Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic (Cenk Özkaçar dk. 87), Mustafa Eskihellaç, Melih Kabasakal, Fabinho, Muçi (Ozan Tufan dk. 59) Saviola (Cabral dk. 72), Muhammed Salah (Aral Şimşir dk. 87), Dju (Onuachu dk. 59)

Yedekler: Ahmet Doğan Yıldırım, Erol Can, Samet Akaydın, Umut Nayir, Onuachu, Metehan Mimaroğlu

Teknik Direktör: Thomas Reis

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Kazımcan Karataş dk. 73), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 68), Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 68), Gabriel Sara (Batrakov dk. 68), Leroy Sane, Yunus Akgün, Rafael Leao, Deniz Gül (Barış Alper Yılmaz dk. 46)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Goller: Muhammed Salah (dk. 4 , 44 ve 80), Saviolo (dk. 39) (Trabzonspor)

Kırmızı kartlar: Okan Buruk (dk. 71), Lesley Ugochukwu (dk. 86) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Muçi, Savic, Muhammed Salah, Onana (Trabzonspor), Sane (Galatasaray)

15 Eylül 2026 Salı

Galatasaray:1-0:Kocaelispor

Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol...

Galatasaray'ın "Süper" adı verilen ligin altıncı haftasında konuk ettiği Kocaelispor'u tek golle geçerken oynadığı maçın özetini üç sıfat tamlaması ile özetleyebiliriz.

Okan Buruk'un Galatasaray kariyerinde mağlup edemediği Kocaelispor'u iç sahada konuk ederken Galatasaray, sahaya kaptan Abdülkerim'in sakatlığından iyileşmesi ile as savunma oyuncuları ile boy gösterdi. Uğurcan'ın önünde Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Eren yer alırken, ön libero Torreira ve yanında Sara yer alıyordu. Başakşehir maçında ilk onbirde başlayan Batrakov kulübede sırasını beklerken, onun yerine Yunus oynuyor, kanatlarda Leao ve Barış pozisyon almışken, Osimhen'in boşluğunu doldurma görevi de yeni transfer Deniz Gül'deydi.


"Taçsız Kral"'ın vefatının 35. yılında Metin Oktay önce kabri başında anıldı, maç öncesinde de dev ekranda sergilenen videolarla attığı goller genç nesillere gösterilirken, yeşil zeminde daha geniş çaplı bir anma beklerdik ama taraftarın astığı pankartlar dışında göze takılan bir şey yoktu.

Geçen sene Sami Yen'de beraberlikle biten maçta olduğu gibi başladı iki takım da oyuna, Galatasaray rakip sahada basıyor, deplasman ekibi ise çok adamla kalesini savunup, geçiş hücumlarıyla gol aramaktaydı. Başta kaleci Serhat olmak üzere yeşil-siyahlılar savunma işini iyi yaptılar, Galatasaray'a gol şansı vermediler de ileri uç elemanlarının koca doksan dakika içinde dört atağı vardı, en tehlikelisi de 37'de Agyei'nin kontra atağında direkten dönen topuydu. 90+1de ise Metehan'ın kafasında Uğurcan posterlik bir kurtarış yapıyordu.

Galatasaray ise Sara'nın dördüncü dakikada serbest vuruşta Serhat'ı rahatsız etmesiyle başladı rakip kaleye gelmeye, sonra Deniz'in uzaktan şutunda tekrar genç kaleciyi gösteriyordu televizyon kameraları ama aynı dakika içinde Yunus'un açıkça düşürülmesinin ardından hakem Atilla Karaoğlan'ın devam kararı verince, geçen aylarda haberlere de yansıyan sosyal medya hesapları üzerinden kendisine hakaret eden taraftarlara karşı binlerce dava açan hakemin, bu gece sonrası yeni davalara da gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerekti. Yine 2 dakika sonrası Deniz'in çekilmesinde faulu Kocaelispor lehine veren Atilla Karaoğlan, 12. dakikada da VAR yardımıyla Galatasaray'ın Deniz Gül ile attığı golü de iptal ediyordu. 


Galatasaray gol için bastırıyor lakin zeminin bozukluğunda top sürmede sıkıntı çekerken, Leao ve Deniz'in birlikteliği göze hoş geliyor, Yunus'un presi rakibe oyun kurdurtmuyor da Atilla Karaoğlan sahneye çıkmadan edemiyordu. 24te Barış'ın Haidara'ya müdahalesine devam diyen hakem 3-5 saniye sonra oyuncu yerde yatıyor diye faul çalıyor ve iki dakika sonra Haidara'nın Torreira'ya dirsek atmasında bırakın sarı kartı, faul bile çalmaya tenezzül etmiyordu. Çok değil bir hafta evvel benzer pozisyonda Başakşehir Galatasaray karşısında penaltı kazanıyordu...


Icardi ile yolların ayrılması sonrası Osimhen'in yedeği kimin olacağı merak edilirken Deniz'in Kocaelispor karşısında sergilediği istekli oyun, özellikle sırtı dönük rakipleriyle "boğuşması" ve hiç de devrilmemesi "transfer açlığı" çeken Galatasaray taraftarını mest ederken, ilk yarım saat dolarken Deniz'in sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip, çaprazdan yolladığı şut direkten patlamasa, haftanın en güzel gollerine adaydı. Öte yandan yeni transferlerden Leao'nun da topu her ayağına aldığında futbol resitali sergilemesi "parasının hakkını" veriyordu. Fiziksel olarak hazır olmadığı bazı anlarda eli belinde nefes nefes kaldığında anlaşılıyordu da, forma girdiğinde, bir de yanında Osimhen olduğunda yapacakları insana fena hayaller kurdurtuyor.


Galatasaray soyunma odasına gol atmadan gitmek istemiyordu, Sanchez'le başlayan atakta, Barış Yunus'la duvar pası yaptı, Barış'ın Leao'ya al da at pasında Portekizli kolay yerine zoru başardı, topu auta yolladı. Bir dakika sonra Leao'nun şutunda Serhat topu kornere yollarken, köşe vuruşunda kaptan Abdülkerim'in kafa vuruşunu yine Serhat dışarı atıyordu. Bir dakika sonra bu kez Sallai'nin ortasında bomboş pozisyonda Eren kafayla skoru değiştiremiyordu.

İkinci yarı Sara'nın serbest vuruşu auta giderken, üç dakika sonra onun kornerden ortasında Sanchez'in kafası dışarı giderken, Okan hoca oyunu değiştirmek için Sara ile Batrakov'u değiştiriyordu. Sara'nın köşe atışları ön direkte Kocaelililerde kalırken, Rus topçunun kornerlerinde Galatasaray tehlikeler yaratmaya başladı ki bir tanesinde deplasman ekibi topu çizgiden çeviriyordu.

Ve sağdan olmadan, soldan olmadı derken Galatasaray'ın tam takım rakip kale cıvarında kendini konuşlandırdığı dakikalarda kaptan Abdülkerim ceza sahası dışından "yaradana sığınarak" öyle bir top yolladı ki rakip kaleye, kalecinin bakışları arasında zeminin de yardımıyla top ancak ağalarda yolculuğuna son veriyordu. Maçı anlatan spikerin de dediği gibi "Kaptan gemisini kurtarmıştı"...

Maçtan evvel küçük kızı "Baba gol" diye babasını evden uğurladığı için de Abdülkerim gol sevincinde sarı kart görmek pahasına soluğu eşi ve kızının yanında tribünde alıyordu. 


Golden sonra Okan Buruk Yunus ve Deniz'in yerine Lesley ile Sane'yi alırken, bir dakika sonra kazanılan serbest atışta Sallai direkleri dövüyordu. Geriye düşen Kocaelispor eşitlik için Galatasaray kalesine gelirken, ev sahibi de boşluklar bulup ikinci golü arıyordu ki maçın iyilerinden Leao alkışlar eşlinde yerini Kazımcana'a bırakırken, Eren de Jakobs ile değişiyordu son beş dakikada...

Maçın sonuna hakem üç dakika uzatma eklerken, o sürenin bitmesine rağmen Kocaelispor'un atağının devam etmesini bekleyip, Galatasaray topu kapıp atağa kalkacağı anda düdüğü çalıyordu...

Ne demiştik başlarken, "Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol..."



Stat: RAMS Park

Tarih:13/09/2026

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Gökhan Barcın, Bilal Gölen VAR: Matej Jug

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Ismail Jakobs dk. 86), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Aleksey Batrakov dk. 59), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Lesley Ugochukwu dk. 77), Rafael Leao (Kazımcan Karataş dk. 86), Deniz Gül (Leroy Sane dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Anfernee Dijksteel, Tanguy Zoukrou (Arda Özyar dk. 86), Matej Maglica, Massadio Haidara, Mahamadou Susoho (Uğur Kaan Yıldız dk. 86), Show, Berkan Kutlu (Tayfur Bingöl dk. 77), Gonçalo Sousa, Daniel Agyei (Makana Baku dk. 59), Florian Aye (Metehan Altunbaş dk. 78)

Yedekler: Onurcan Piri, Muharrem Cinan, Emir Ortakaya, Mustafa Ege Bilim, Onur Öztonga

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Gol: Abdülkerim Bardakcı (dk. 71) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai (Galatasaray), Selçuk İnan, Anfernee Dijksteel (Kocaelispor)

Blog Widget by LinkWithin