"Kupa beyi Galatasaray"... Çocukluğuma dair futbolla ilgili hatırladığım ilk tamlamalardan biridir. Şampiyonluklarda belki ezeli rakibinin gerisindeydi bizim takım ama Türkiye Kupasını en fazla müzesine götürendi, boynumuz bükülmüyordu, "Bizim de Türkiye Kupamız var" diyorduk gururla, inatla, ezilmeden...
Tabii aradan yıllar geçti, o romantik vakitlerden sonra paranın her şey olduğu zamanlara geldik, Türkiye Kupası bile adının önüne "sponsor" isimleri aldı, kazanana para vermiyorlar diye kupa ikinci plana düştü, takımlar "rotasyon" dedikleri yedek topçularla maçlara çıktılar, hazırlık maçı havasında oynanmaya başlandı müsabakalar, ülke futbolunu yöneten federasyon da her sene kupaya "acayıp" statüler yükleyince, kulüplerden sonra taraftarın da ilgisi azaldı...
Ligde şampiyonluk peşinde koşan Galatasaray da 3 gün evvel deplasmanda yendiği Gençlerbirliği ile Sami Yen'de kupa maçı için karşılaşacaktı da ne teknik adam maçı ciddiye aldı, ne topçular, ne de taraftarlar. Küme düşmeme mücadelesi veren Ankaralılar da aynı kafadaydı, onlar da hafta sonu oynayacakları "hayati" maç öncesi as topçularını dinlendiriyordu... Bu maça "önem" arz eden yok muydu? Kendisini "ispatlamak!" isteyen Oğuzhan Aksu ve deplasman tribününde yer alıp takımına inanan 12 adet Gençlerbirlikli taraftar...
Lemina ve Sane dışında ki Osimhen'in dönmesiyle Icardi de yedek kulübesine dönecektir, hafta sonu oynanacak derbide yer almayacak 9 "rotasyon" oyuncusu ile başladı Okan Buruk karşılaşmaya. Oysa rakibi Fenerbahçe bir gün evvel Konya'da as takımla sahaya çıkmış ve uzatmalar sonrası kaybetmişlerdi. Yorulan rakibine karşı "as"larını dinlendirip derbide fiziksel yönden avantajlı olmayı denemişti belki de. Belki de rakibini küçümsemişti o da. Tıpkı sahadaki sarı-kırmızılı topçular gibi. Onların da aklı belli ki hafta sonu oynayacakları maçtaydı ki Galatasaray tarihinde belki de ilk defa benim hatırladığım koskoca bir 45 dakika "dişe dokunur" tek bir atak yapılmadan geçti. 30. dakikada Sane'nin ortasında seken topta Icardi'nin dağlara taşlara giden şutu ile 10 dakika sonra Ahmed'in yine aynı şekilde kaleyi tutmayan ceza sahası dışından vuruşu hariç atak yoktu. Tabii, bu "ukalalık" ikinci yarı Ahmed'in kaptırdığı bir top sonrası kendi kalesinde golle sonuçlanınca, "işler sıkıya alındı" daha ciddi ataklar yapıldı da kaleci Erhan'ın becerisi, Galatasaraylıların paniği ile birleşince skorbord değişmedi. "Kader ağlarını örmüştü" diye Türk filmlerinin klişe sözü vardır ya, Barış, Yunus, Sallai ve Osimhen'in de sahaya eşitlik sayısı için sürüldüğü dakikalarda Ankara ekibinin korner atışında Günay elindeki topu kaçırınca bitime 8 dakika kala fark ikiye çıkıyordu...
Dünkü mağlubiyette kimse sütten çıkmış ak kaşık değil demiştik ya, lig ve Avrupa maçlarını tıka basa dolduran kombineli taraftarların büyük bir kesmi de maçı "küçümsemiş" ve Sami Yen'e gelmemiş, iyi niyetle tribünler boş kalmasın diye biletlerini "birilerine" devretmişti. O "yeni gelenler" de restoranda yemeği beğenmeyip garsona çıkışan müşteri gibi maç içi topçulara tepki gösterirken, Günay'ı ıslıklıyordu. İhaleyi sadece onlara yüklemek de yanlış olur zira bir Avrupa maçında Muslera da yuhalanmıştı bu stadyumda maalesef...
Maç sonu "yuhalayanlar" suçluya hesabı kesip, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tatil olan ertesi gün yapacakları "eğlence" aktivitelerini düşünerek stadyumdan ayrılırken, cefakar ve vefakar ultrAslan tribünü göz yaşları içindeki Günay'ı tribüne çağırıp olması gereken "Yenilsen de yensen de taraftarın senle" tezahüratı ile oyuncularına destek oluyordu. Bir çok kesim bir çok hareketi ile ultrAslan'ı eleştirse de "iyi ki varsın ultrAslan", iyi ki...
Stat: RAMS Park
Tarih:22/04/2026
Hakemler: Oğuzhan Aksu, Bahtiyar Birinci, Kerem Ersoy VAR: Eren Özyemişçioğlu
Galatasaray: Günay Güvenç, Sacha Boey (Roland Sallai dk. 69), Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Mario Lemina (İlkay Gündoğan dk. 46), Renato Nhaga (Victor Osimhen dk. 78), Leroy Sane (Yunus Akgün dk. 69), Ahmed Kutucu (Barış Alper Yılmaz dk. 56), Noa Lang, Mauro Icardi
Yedekler: Batuhan Şen, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Lucas Torreira, Arda Ünyay
Teknik Direktör: Okan Buruk
Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Fıratcan Üzüm, Dimitrios Goutas, Thalisson, Abdurrahim Dursun, Ousmane Diabate, Samed Onur (Franco Tongya dk. 87), Cihan Çanak (Sekou Koita dk. 70), Oğulcan Ülgün (Matej Hanousek dk. 87), Metehan Mimaroğlu (Furkan Ayaz Özcan dk. 90+5), Adama Traore (Göktan Gürpüz dk. 90+5)
Yedekler: Ricardo Velho, Emirhan Ünal, Arda Çağan Çelik, Ensar Kemaloğlu, Yiğit Hamza Aydar
Teknik Direktör: Volkan Demirel
Goller: Fıratcan Üzüm (dk. 51), Adama Traore (dk. 83) (Gençlerbirliği)
Sarı kartlar: Kaan Ayhan, Mario Lemina, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Galatasaray), Fıratcan Üzüm, Erhan Erentürk (Gençlerbirliği)





































.png)



















