"Her şey ters gittiğinde, işte o zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Bu oyuncu grubu asla savaşmaktan vazgeçmeyecek." diyordu Galatasaray adına ligin ikinci haftasında oynanan Erzurumspor maçının en iyi topçularından Lucas Torreira...
Kuru kuru istatistikle işim olmaz, maça bakar gözümün gördüğünün yılların futbol seyretmişliğinin aklımla harmanlanmasına inanırım da "matematik"i sevenler için de "atom karinca"nın deniz seviyesinden 2000 metre yüksekteki Kazım Karabekir stadında yaptıklarına bakalım:
54 pasın 48ini (%89) isabetli atmış, 64 defa topla buluşmuş, 4 adet top çalmış, bir kere pas arası yapmış, 6 defa geri kazanmış meşin yuvarlağı, 8 ikili mücadelenin 6sından galip çıkmış, hem de bunları 80 dakikada yapmış...
Peki "deniz seviyesinden 2000 metre yüksekte oynarsan ne olur?" diye yapay zekaya sorduğumda şu cevap geldi:
"Deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe çıkıldığında atmosfer basıncı ve havadaki oksijen yoğunluğu azalır. Bu durum hava sıcaklığının düşmesine, nefes ve kalp atışlarının hızlanmasına, çabuk yorulmaya ve hassas kişilerde hafif irtifa belirtilerinin görülmesine yol açar."
Sami Yen'de oynamakla, Kazım Karabekir'de oynamak aynı demek değilmiş demek? Evde televizyonu açıp, aynı koltukta İstanbul'daki maç ile Erzurum'daki maç aynı olabilir de, gerçekte işler çok ama çok farklı...
Böyle "sert" bir giriş yaptık da, sebebi sosyal medyadaki "transfersevicilerin" İcardi'den sonra Torreira'nın da Galatasaray'dan kopartılması için el birliği ile "kampanya" yapması. "Lucas Galatasaray'dan gitmek istemişmiş", "Zaten koşmuyormuş", "Şampiyonlar Ligindeki en az koşan orta sahaymış", "Galatasaray'a ne vermişmiş".... miş, muş gider de gider...
"Futbolda dün yoktur" diye de süslü bir zırh almışlar ellerine, her türlü itibar suikastliği ve nankörlüklerine karşı kendilerini koruyorlar. Dün yoksa futbolda, o halde Metin Oktay da yok, Prekazi de yok, Fatih Terim de yok, yok ki yok...
Torreira ve Lemina'nın yerine Erzurumspor deplasmanında 19luk Nhaga ile başlamalıymışız, Okan Buruk gençleri sevmiyormuş... Dadaşların Süper Lige çıktıktan sonra uzun bir aradan sonra "kutu" gibi yaptıkları ve tıka basa doldurdukları stada tecrübeli oyuncular yerine 19luk Nhaga, 23lük Lesley ile çık ak lazımmış... Yenilik, heyecan faturayı başkası ödeyince çok daha güzel de, hesap bizim önümüzü konulduğunda o kadar geniş rahat edemiyoruz, değil mi?
Okan Buruk da "şanssız" Çorumspor beraberliği sonrası deplasmandan alınacak kötü bir skoru bekleyen "akbabalara" karşı fabrika ayarlarına" dönerek "garanti" topçularıyla maça başladı. Geçmişi unutmaya meğilliyiz de hani 31 Mart 2025'te Beşiktaş'a 2-1 kaybettikten sonra Türkiye Kupasında Kadıköy'de Fenerbahçe deplasmanına çıktığı düzenle: Savunmanın önüne Torreira-Lemina koymuş, onların önlerine de Barış- Sara-Yunus'tan bir üçlü yapıp en ileri uca da Osimhen'i yollamıştı... O takım derbiyi kazandıktan sonra yelkenleri arkasına alıp öyle bir fırtına estirmişti ki hem şampiyon hem de kupayı kazanmıştı düzeni bozmadan...
Dün gece de Erzurumspor karşısında Uğurcan kalede, savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs ile Galatasaray'a çifte kupayı getirenler vardı.
İlk maçta kaybetmiş ev sahibi taraftarının da desteği ile baskılı başladı oyuna, zaten bu kutu gibi stadyumda rakiplerine çok zorluklar çıkaracaklar, bolca üç puan alacaklardır. Rakıma, zemine, tribün ortamına alışmaya çalışırken Galatasaraylılar on dakika geçti ve kazanılan ilk korner atışında da Sara'nın ortasında kaleci elinden kaçırdı, Sallai iyi kontrol ve şutla tabelayı değiştirdi: 0-1... Erken gol böyle maçlarda büyük avantajdır, taraftarı susturdu, mavi-beyazlı "Arjantin" forması görünümlüleri sersemletti. O anlarda Galatasaray klasiği bir gol daha geliverdi dakikalar yirmiye yaklaşırken, Sara pres yaptı, Yunus kaptı, onun tek pasında Osimhen topu sürdü ve arkadaşına asist yaptı: Yunus boş kaleye topu yuvarladı.
Galatasaray farkı ikiye çıkarınca tecrübeli oyuncuları ile tempoyu da kontrol etti, topu bolca ayağında tuttu, uzun paslarla Osimhen'i, Yunus'u buluşturmaya çalıştı ki Uğurcan bile az kalsın Yunus'a asist yapıyordu, kaptırdığı topları da Torreira ve Lemina ile aldı, savunmada da başta geçen haftanın "hatalısı" Sanchez ve Abdülkerim ile rakiplerine üstünlük sağladı. Temponun artmadığı, topçuların kendilerini pek yormadan devreyi bitirmeye hazırlanırken, Galatasaray Bodo-Glimt'e attığı golün benzerini yolladı Erzurum filelerine: Rakip savunma ayağında topu geveleyip, kaleciye geri pas yaptığında, Osimhen fuleli koştu, heyecanlan kaleci Orbaniç topu ayağından kaçırdı ve Nijeryalı forvet sezonun üçüncü golü attı kendi adına. Biraz da duygu katalım yazıya, golden sonra da gitti Orbaniç'i teselli etti...
Erzurumspor adına ilk devre ise tek pozisyon vardı, o da Galatasaray'ın en kötüsü Barış Alper'in kaptırdığı top sonrası hızlı gelişen kontrada Orhan Ovacıklı'nın düşürülmesi sonrası kazanılan serbest atışı Rodriguez'in auta atmasıydı. Galatasaray oyunu o kadar elinde tuttu ki, ev sahibi sadece Orhan Ovacıklı'nın Barış'tan kazanıp Galatasaray altyapısından çıkan Mustafa Fettahoğlu'na gönderdiği toplarla taraftarını heyecanlandırdı da sarı-kırmızılı savunma o dakikalarda başarılıydı.
İkinci yarıya da aynı düzende başladı takımlar ve Galatasaray önce Lemina'nın kaptığı ve Osimhen'i gol pozisyonuna sokacak pas yerine kaleciye verdiği topla, sonra da Jakobs'un hızlı atağında Osimhen'in şutunu savunmanın engellemesiyle farkı açmaya çabaladı. Ev sahibinin kaleyi tutan ilk şutu sonradan oyuna giren Neriman Axundzade 'nin 57deki plasesi oldu.
Dakikalar 65'i gösterirken Okan Buruk dört oyuncu birden değiştirdi: Sallai, Lemina, Yunus, Jakobs çıktı yerlerine Singo, Lessley, Sane ve Eren girdi.
Serkan Özbalta da değişiklikler ile oyunu biraz daha değiştirmek istedi de "ipler "Galatasaray'ın elindeydi, rahatça maçı götürüp, dördüncü golü de arıyorlardı. 67de Osimhen ortaladı Barış'ın kafasının tersiyle kendine has vuruşu auta gitti, 73te de Barış'ın ceza sahasına pasında Eren şansını denedi, az farkla auta gitti meşin yuvarlak. Erzurum da Rodriguez ve Fernando ile geldi peşi sıra dakikalarda da Sanchez geçen hafta için "özür dilercesine" konsantreydi.
Ve Galatasaray'ın "ani atağında" Barış topu taşıyıp Sara'ya attı ceza sahası içinde, onun kale çizgisine paralel pasında da Osimhen sadece topa dokundu ve farkı dörde çıkardı.
Sonrası ise "bitse de gitsek" havasında geçen 10 dakika, Galatasaray taraftarının Erzurumspor diye tezahürat yapması ve karşılıklı jestler derken, Sane'nin şahsına münhasır çalımları ile Barış'ı kaleciyle karşı karşıya bırakıp, Barış'ın topu auta yollaması... Yine sosyal medyaya malzeme: Sane oluyor Messi, Barış ise "hain"...
Evet, hepimiz Sane topu ayağına aldığında heyecanlanıyoruz, ümitleniyoruz, sahadaki takım arkadaşları da aynı duygulara bürünüyor ama beş topun üçünü kaptırması yok mu? Biz ekran karşısında bakakalıyoruz da savunmacıların geriye koşması da onlar adına pek zevk verici olmuyor, hele ki Leroy'un topu kaptırdıktan sonra olacakları eli belinde seyrederken...
Youtube yorumcularının, sosyal medya kalemşörlerinin küçümsemediği bir galibiyet olmasına rağmen Okan Buruk ve oyuncuları "akbabalara" malzeme vermeden Erzurum'dan 3 puanla dönüp, bir hafta sonra Sami Yen'de oynayacakları Göztepe maçına çevirdiler dikkatlerini. Çiçeği burnunda transfer Batrakov ve gelebilecek bir iki takviye ile daha da güçlenecek olan Galatasaray, peşi sıra beşinci şampiyonluğun yine en büyük adayı...
Ama, iki maç sonrası tek zayıf tarafımız tribünler. Nasıl olacak, kim el atacak konusunda çeşit çeşit fikirler var da, 2001 Ocak ayında olduğu gibi tribüne hayatını veren büyükler ile yöneticiler bir araya gelip bu sorunu çözmeli ve tekrar takıma maç kazandıran o devasa koro Sami Yen ve deplasmanlarda arz-ı endam etmeli...
Stat: Kazım Karabekir
Tarih:21/08/2026
Hakemler: Çağdaş Altay, Bersan Duran, Selim Şenöz VAR:Bülent Birincioğlu
Erzurumspor FK: Matija Orbanic, Orhan Ovacıklı (Festy Ebosele dk. 70), Yakup Kırtay, Amar Gerxhaliu, Nihad Mujakic, Brandon Baiye, Elisha Owusu, Gyrano Kerk (Neriman Axundzade dk. 55), Martin Rodriguez (Sefa Akgün dk. 76), Mustafa Fettahoğlu (Miguel Cardoso dk. 76) , Eren Tozlu (Fernando Andrade dk. 70)
Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, Guram Giorbelidze, Mustafa Yumlu, Murat Cem Akpınar, İlkan Sever
Teknik Direktör: Serkan Özbalta
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 66), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 66), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 66), Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 80), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 66), Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen
Yedekler: Jankat Yılmaz, Kaan Ayhan, Kazımcan Karataş, Arda Ünyay, İlkay Gündoğan
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Roland Sallai (dk. 11), Yunus Akgün (dk. 20), Victor Osimhen (dk. 45 ve 80) (Galatasaray)
Sarı kart: Neriman Axundzade (Erzurumspor FK)



















































