15 Eylül 2026 Salı

Galatasaray:1-0:Kocaelispor

Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol...

Galatasaray'ın "Süper" adı verilen ligin altıncı haftasında konuk ettiği Kocaelispor'u tek golle geçerken oynadığı maçın özetini üç sıfat tamlaması ile özetleyebiliriz.

Okan Buruk'un Galatasaray kariyerinde mağlup edemediği Kocaelispor'u iç sahada konuk ederken Galatasaray, sahaya kaptan Abdülkerim'in sakatlığından iyileşmesi ile as savunma oyuncuları ile boy gösterdi. Uğurcan'ın önünde Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Eren yer alırken, ön libero Torreira ve yanında Sara yer alıyordu. Başakşehir maçında ilk onbirde başlayan Batrakov kulübede sırasını beklerken, onun yerine Yunus oynuyor, kanatlarda Leao ve Barış pozisyon almışken, Osimhen'in boşluğunu doldurma görevi de yeni transfer Deniz Gül'deydi.


"Taçsız Kral"'ın vefatının 35. yılında Metin Oktay önce kabri başında anıldı, maç öncesinde de dev ekranda sergilenen videolarla attığı goller genç nesillere gösterilirken, yeşil zeminde daha geniş çaplı bir anma beklerdik ama taraftarın astığı pankartlar dışında göze takılan bir şey yoktu.

Geçen sene Sami Yen'de beraberlikle biten maçta olduğu gibi başladı iki takım da oyuna, Galatasaray rakip sahada basıyor, deplasman ekibi ise çok adamla kalesini savunup, geçiş hücumlarıyla gol aramaktaydı. Başta kaleci Serhat olmak üzere yeşil-siyahlılar savunma işini iyi yaptılar, Galatasaray'a gol şansı vermediler de ileri uç elemanlarının koca doksan dakika içinde dört atağı vardı, en tehlikelisi de 37'de Agyei'nin kontra atağında direkten dönen topuydu. 90+1de ise Metehan'ın kafasında Uğurcan posterlik bir kurtarış yapıyordu.

Galatasaray ise Sara'nın dördüncü dakikada serbest vuruşta Serhat'ı rahatsız etmesiyle başladı rakip kaleye gelmeye, sonra Deniz'in uzaktan şutunda tekrar genç kaleciyi gösteriyordu televizyon kameraları ama aynı dakika içinde Yunus'un açıkça düşürülmesinin ardından hakem Atilla Karaoğlan'ın devam kararı verince, geçen aylarda haberlere de yansıyan sosyal medya hesapları üzerinden kendisine hakaret eden taraftarlara karşı binlerce dava açan hakemin, bu gece sonrası yeni davalara da gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerekti. Yine 2 dakika sonrası Deniz'in çekilmesinde faulu Kocaelispor lehine veren Atilla Karaoğlan, 12. dakikada da VAR yardımıyla Galatasaray'ın Deniz Gül ile attığı golü de iptal ediyordu. 


Galatasaray gol için bastırıyor lakin zeminin bozukluğunda top sürmede sıkıntı çekerken, Leao ve Deniz'in birlikteliği göze hoş geliyor, Yunus'un presi rakibe oyun kurdurtmuyor da Atilla Karaoğlan sahneye çıkmadan edemiyordu. 24te Barış'ın Haidara'ya müdahalesine devam diyen hakem 3-5 saniye sonra oyuncu yerde yatıyor diye faul çalıyor ve iki dakika sonra Haidara'nın Torreira'ya dirsek atmasında bırakın sarı kartı, faul bile çalmaya tenezzül etmiyordu. Çok değil bir hafta evvel benzer pozisyonda Başakşehir Galatasaray karşısında penaltı kazanıyordu...


Icardi ile yolların ayrılması sonrası Osimhen'in yedeği kimin olacağı merak edilirken Deniz'in Kocaelispor karşısında sergilediği istekli oyun, özellikle sırtı dönük rakipleriyle "boğuşması" ve hiç de devrilmemesi "transfer açlığı" çeken Galatasaray taraftarını mest ederken, ilk yarım saat dolarken Deniz'in sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip, çaprazdan yolladığı şut direkten patlamasa, haftanın en güzel gollerine adaydı. Öte yandan yeni transferlerden Leao'nun da topu her ayağına aldığında futbol resitali sergilemesi "parasının hakkını" veriyordu. Fiziksel olarak hazır olmadığı bazı anlarda eli belinde nefes nefes kaldığında anlaşılıyordu da, forma girdiğinde, bir de yanında Osimhen olduğunda yapacakları insana fena hayaller kurdurtuyor.


Galatasaray soyunma odasına gol atmadan gitmek istemiyordu, Sanchez'le başlayan atakta, Barış Yunus'la duvar pası yaptı, Barış'ın Leao'ya al da at pasında Portekizli kolay yerine zoru başardı, topu auta yolladı. Bir dakika sonra Leao'nun şutunda Serhat topu kornere yollarken, köşe vuruşunda kaptan Abdülkerim'in kafa vuruşunu yine Serhat dışarı atıyordu. Bir dakika sonra bu kez Sallai'nin ortasında bomboş pozisyonda Eren kafayla skoru değiştiremiyordu.

İkinci yarı Sara'nın serbest vuruşu auta giderken, üç dakika sonra onun kornerden ortasında Sanchez'in kafası dışarı giderken, Okan hoca oyunu değiştirmek için Sara ile Batrakov'u değiştiriyordu. Sara'nın köşe atışları ön direkte Kocaelililerde kalırken, Rus topçunun kornerlerinde Galatasaray tehlikeler yaratmaya başladı ki bir tanesinde deplasman ekibi topu çizgiden çeviriyordu.

Ve sağdan olmadan, soldan olmadı derken Galatasaray'ın tam takım rakip kale cıvarında kendini konuşlandırdığı dakikalarda kaptan Abdülkerim ceza sahası dışından "yaradana sığınarak" öyle bir top yolladı ki rakip kaleye, kalecinin bakışları arasında zeminin de yardımıyla top ancak ağalarda yolculuğuna son veriyordu. Maçı anlatan spikerin de dediği gibi "Kaptan gemisini kurtarmıştı"...

Maçtan evvel küçük kızı "Baba gol" diye babasını evden uğurladığı için de Abdülkerim gol sevincinde sarı kart görmek pahasına soluğu eşi ve kızının yanında tribünde alıyordu. 


Golden sonra Okan Buruk Yunus ve Deniz'in yerine Lesley ile Sane'yi alırken, bir dakika sonra kazanılan serbest atışta Sallai direkleri dövüyordu. Geriye düşen Kocaelispor eşitlik için Galatasaray kalesine gelirken, ev sahibi de boşluklar bulup ikinci golü arıyordu ki maçın iyilerinden Leao alkışlar eşlinde yerini Kazımcana'a bırakırken, Eren de Jakobs ile değişiyordu son beş dakikada...

Maçın sonuna hakem üç dakika uzatma eklerken, o sürenin bitmesine rağmen Kocaelispor'un atağının devam etmesini bekleyip, Galatasaray topu kapıp atağa kalkacağı anda düdüğü çalıyordu...

Ne demiştik başlarken, "Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol..."



Stat: RAMS Park

Tarih:13/09/2026

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Gökhan Barcın, Bilal Gölen VAR: Matej Jug

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Ismail Jakobs dk. 86), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Aleksey Batrakov dk. 59), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Lesley Ugochukwu dk. 77), Rafael Leao (Kazımcan Karataş dk. 86), Deniz Gül (Leroy Sane dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Anfernee Dijksteel, Tanguy Zoukrou (Arda Özyar dk. 86), Matej Maglica, Massadio Haidara, Mahamadou Susoho (Uğur Kaan Yıldız dk. 86), Show, Berkan Kutlu (Tayfur Bingöl dk. 77), Gonçalo Sousa, Daniel Agyei (Makana Baku dk. 59), Florian Aye (Metehan Altunbaş dk. 78)

Yedekler: Onurcan Piri, Muharrem Cinan, Emir Ortakaya, Mustafa Ege Bilim, Onur Öztonga

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Gol: Abdülkerim Bardakcı (dk. 71) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai (Galatasaray), Selçuk İnan, Anfernee Dijksteel (Kocaelispor)

10 Eylül 2026 Perşembe

Sporting Lizbon:3-1:Galatasaray


Abdülhak Hâmit Tarhan'ın şiir şeklinde yazdığı tiyatro eseri Eşber'de Pencap Hükümdarı Eşber'in  büyük hükümdar Büyük İskender'in devasa ordusuna karşı vatanını korumak için umutsuz ama son derece onurlu bir savaşa giriştiğini anlatır. Savaşın kendi aleyhine sonuçlanacağını ve askeri olarak yenileceğini öngörse de, Eşber teslim olmayı reddeder. Haklı bir davada, ülkesini savunurken ölmeyi nihai bir manevi zafer olarak görür ve bu duruşunu "Galip sayılır bu yolda mağlup!" diyerek ölümsüzleştirir. 

Dün gece Galatasaray'ın Portekiz'de Sporting'e karşı yaptığı mücadeleyi seyrederken aklıma geldi bu meşhur söz: Galip sayılır bu yolda mağlup.

Şampiyonlar Ligi kuraları çekildiğinde bilgisayar Galatasaray'ın rakiplerinden birinin Sporting olduğunu ilan ettiğinde "eyvah" demeye kalmadan maçın bir de Lizbon'da olduğunu görünce zor ki ne zor" sözleri döküldü dudaklarımdan. Futbolla yaşayan sıcak kanlı insanların ülkesinde geçen sezon Şampiyonlar Liginde iç sahada oynadığı çeyrek finaldeki Arsenal dışında tüm maçları kazanmış olan bir Sporting vardı ki bunlardan biri de Şampiyon PSG'ye karşıydı. Geçen yıldan bazı topçuları kaybettiler ama yerlerine de iyi takviyeler yaptılar.

Galatasaray ise böyle zorlu bir deplasmana gitmeden önce Osimhen şoku yaşarken, ona bir de zorlu maçlarda Okan Buruk'un en güvendiği topçulardan olan Lemina da eklendi. Singo da sakattı, Abdülkerim de iyileşememişti. Kadroda eksiklikler vardı da tribünde de büyük boşluk gözüküyordu, Sebahattin Şirin'in tutukluluk sürecinde sarf ettiği sözler sonrası ultrAslan-Avrupa "bağımsızlığını" ilan etmiş, Lizbon'da takımını desteklemiyordu. 


Play Station'da "sanal"topçuları onbire dizmek kolaydır da kanlı-canlı, her türlü ruh halindeki "insanları" görevlendirmek maharet ister. Okan Buruk da elindeki oyuncularını rakibin oynadığı oyunu da göz önüne alarak çıkardı Jose Alvalade stadına. Kalede Uğurcan varken, sağ bek Sallai ve sol bekte Eren yer alıyordu çünkü Jakobs Sanchez'in stoperdeki partneriydi. Orta sahada son Başakşehir maçının iyileri Torreira ve Sara yer alırken, ileri uçta Sane, Batrakov ve Yunus ile Barış gol arayacaktı. 

Ev sahibi tribünler My Way şarkısından esinlenen "O Mundo Sabe Que" nin 

Dünya biliyor ki,

Senin sevgin için tutkuluyum,

Seni her zaman önde görmek için

Elimden gelenin en iyisini yapacağım.

sözlerini bitirmeden Galatasaray Sara'nın ortasında Sanchez ile ilk tehlikeyi yarattı. Sanki Sami Yen'de oynar gibi çok adamla baskı yapıp, topu kapıyor, meşin yuvarlağın kıymetini bilip, bolca pas yapıp rakibi kendi sahasına hapsediyordu Galatasaray. Ve daha 5 dakika olmadan Jakobs'un kullandığı taç atışında Sanchez vurdu kaleci çıkardı, dönen topta Torreira'nın volesini bir kez daha Rui Silva çeldi ama top çizgiyi çoktan geçmişti. Yeşil beyazlılar şok yaşarken, 1 dakika sonra Sara penaltı noktası cıvrında kullandığı sol ayağı yerine sağ ile şutu deneyince tabela iki olmuyordu. Sporting'i iyi analiz eden Okan Buruk rakibe atak şansı vermiyor, zor geçmesi beklenen maçı kolaya çeviriyordu ki 16'da yine taç atışında oluşan karambolde kaleciden seken topu Sane kaleye yollayamıyordu. 

Ev sahibi adına ilk atak 18. dakikada geldi ve top ağlara da gitti ama yardımcı hakem ofsayt bayrağını sallıyordu çizgi kenarında.


"Hayat futbola fena halde benzer" deriz ya, hayatta olduğu kadar futbolda da kırılma anları çokça bulunmakta, dün gece de maçı kıran anlar az sayıda değildi...Dakikalar 22yi gösterirken Sanchez'in havalandırdığı topa Batrakov kafayı soktu Altimira Rus oyuncunun karnına karateci misali tekmeyi bastı. Maçın hakemi Espen Eskas sarı kart gösterirken, kamu yönetiminden hakemliğe geçiş yapan ve geçen sene de Barcelona'nın UEFA'ya şikayet ettiği Christian Dingert nırveçli hakemi VAR ekranına çağırmadı... Kırılma anı bir...

Ev sahibi10 kişi kalması gerekirken, dört dakika sonra Galatasaray ceza sahası içinde oluşan karambolde eşitliği sağlıyordu.


Sporting'in sol beki Araujo'nun kanadı bırakıp içe  kat etmelerini fırsata çevirmek için sağ kanada Sane'yi koyan Okan Buruk bunun ödülünü de 36da alıyordu: Galatasaray'ın hızlı gelişen atağında Yunus-Barış paslaşmasında top Sane'nin önüne düştü, Alman oyuncu rakibini "pazara yolladı" ve bomboş pozisyonda topu kale direğini sıyırarak auta yollayıverdi... Kırılma anı iki...

Maçın hakemi ve VAR'ı o kadar kötüydü ki, Suarez'in Sanchez'in aşil tendonuna basmasına sarı kart verdi, oysa kartın rengi kırmızı olmalıydı. 

Devre biterken Uğurcan'ın hatalı pasında savunmayı eksik yakalayan Sporting Lizbon'da Suarez'ın ceza sahası dışından plasesi Uğurcan'ın kucağında kalıyordu.

Norveçli hakemin yönetimi sadece Galatasaray tarafını değil ev sahibi taraftarı da öfkelendirmiş, Sporting'li topçular maç biterken hakemi baskı altına almışlardı ki Espen Eskas ıslıklar altında soyunma odasına gidiyordu.


Bu baskılardan fena halde etkilenmiş olacak ki maçın hakemi ev sahibinin yakaladığı ani atakta Suarez ceza sahasına girer girmez düşünce penaltı düdüğü çalıverdi. Hakem oyun anında pozisyonu görememiş olabilir de VAR'daki Christian Dingert yine ortalıkta yoktu. Bu hata VAR'dan döner diye beklerken, Okan Buruk'un küfür ve bedduaları eşliğinde Suarez penaltıdan takımının ikinci golünü kaydediyordu. Kırılma anı üç...


Bu kadar hakem hatası sonrası bir de Sallai'nin Çorumspor maçında yaptığı gibi rakibini geri geri koşarak karşılayıp ceza sahasına en yakın yerde faul yapması sonrası kazanılan serbest atışta Zalazar Hagivari bir serbest atış golü ile farkı ikiye çıkarıyordu.

Takımı tekrar maça ortak etmek için Okan Buruk önce Sane'nin yerine Leao'yu aldı, sonra da Batrakov'u çıkarıp taze golcü Deniz'i oyuna sürdü. Yapılan değişiklikler sonrası eski takımına karşı oynayan Leao ıslıklardan etkilenmeden Galatasaray'a hareket getirdi, kanattan ortalar yaptı ama onlara kafa vuracak Osimhen yoktu maalesef. Maçın ilerleyen dakikalarında bu sahayı bilen Nhaga ile birlikte İlkay ve Lesley de oyuna girdi, Galatasaray rakibi yine ceza sahasına hapsetti de istediği tehlikeleri yaratamadı.

Galatasaray Şampiyonlar Ligindeki ilk maçından puan çıkaramazken, "as kadrodan" üç oyuncunun olmadığı takımla Sporting Lizbon'u özellikle ilk devrede sahadan silince gelecek maçlar için büyük bir özgüven de kazanmış oldu. Hatta, belki de 27 Şampiyonluğun meşalesi Lizbon'da yakılmış da olabilir. Ne diyordu Abdülhak Hâmit Tarhan tiyatrosunda "Galip sayılır bu yolda mağlup!"... Bazı yenilgiler, hayırlı da olabilir...



Stat: Jose Alvalade

Tarih:09/09/2026

Hakemler: Espen Eskas, Jan Erik Engan, Alf Olav Rossland VAR: Christian Dingert

Sporting: Rui Silva, Altimira, Catamo, Vagiannidis (Ivan Fresneda dk. 84), Zalazar (Gonçalves dk. 66), Araujo, Inacio, Luis Guilherme, Quaresma (Debast dk. 84), Doumbia (Silas Andersen dk. 74), Luis Suarez (Fotis Ioannidis dk. 74)

Yedekler: Kaique, Rafael Ferreira Nel, Pedro Lima Barros, Jesse Derry, Eduardo Felicissimo, Irankunda, Rodrigo Dias

Teknik Direktör: Rui Borges

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 85), Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 84), Leroy Sane (Rafael Leao dk. 58), Aleksey Batrakov (Deniz Gül dk. 64), Yunus Akgün (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Catamo (dk. 27), Luis Suarez (dk. 57 pen.), Zalazar (dk. 63) (Sporting), Inacio (dk. 6 k.k.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Altimira, Luis Suarez (Sporting), Eren Elmalı, Deniz Gül, Okan Buruk, Ismail Jakobs (Galatasaray)

6 Eylül 2026 Pazar

Başakşehir:2-3:Galatasaray


Hesapta olmayan Çorumspor beraberliği sonrası Erzurumspor ve Göztepe karşısında alınan üçer puanlarla lig sıralamasında  tekrar "ait olduğu yere" yere yerleşen Galatasaray, üçüncü defa bir cuma gecesi İstanbul derbisinde Başakşehir'in konuğu oldu.  Galatasaray belki misafirdi de Okan Buruk  şampiyonluk yaşadığı yerde "ev sahibiydi." İroni de değil bu tamlama zira Okan hocanın çok iyi bildiği bir stadyumdu Fatih Terim stadı aynı zamanda da Galatasaray'ın başında yer aldığı dört sene boyunca 8 galibiyet de aldığı bir takımdı Başakşehir. 

Bir hafta evvelki Göztepe maçının ikinci yarısındaki baskılı oyun hem göze zevk verip hem de tabelayı değiştirince, Başakşehir deplasmanında da o oyunun etkenlerinden Batrakov'u ilk onbire alarak sahaya çıkardı takımını başarılı hoca, yanına da Sara'yı yerleştirdi, arkalarına da "etrafı derleyip toparlayacak" Torreira vardı. Kalede sakatlığı geçen Uğurcan, bekler her zamanki gibi Sallai ve Jakobs'ken kaptan Abdülkerim dinlendirilip Sanchez'in partneri "joker" Lemina'ydı. İleri uçta Osimhen her zamanki hırsı ile sahaya ayak basarken, arkasında Yunus ve Sane onu destekleyecekti.


Sezonun en erken golü, daha kronometre dakikaya geçmeden az daha Osimhen'den gelecekti ki genç kaleci Deniz Nijeryalı topçunun kafasını iyi çıkardı. Bu pozisyon maçın gidişatının fragmanı gibiydi aslında: Başakşehir kendi sahasından topla çıkmaya çalışacak, Galatasaray baskı ile kapacak, pozisyon bulacak ve attığı kadar kaçıracak... İlk devre aynen öyle de oldu... 

5 dakikada Yunus'un ceza sahası dışından şutunda Deniz başarılıydı; 12'de Yunus'un savunma arkasına attığı topta Osimhen karşı karşıya dönerek kaleye yolladığı topta yine Deniz sahneye çıktı; iki dakika sonra bir kez daha ceza sahasına giren Osimhen'in sert şutu savunmaya da çarpıp direği yalayarak kornere gidiyordu. 

Ve dakikalar 16yı gösterirken Başakşehir savunmadan çıkarken top kaptırdı, Osimhen ceza sahası dışından plase ile doksanı nişanladı, top üst direğe çarpıp zeminde kale içine düştü ve geri geldi. Galatasaraylılar gol beklerken, maçı yönetenler devam diyordu. Afrika'daki Dünya Kupasında Lampard'ın Almanya'ya attığı ama çizgiyi geçmesine rağmen sayılmayan gol sonrası kale çizgisi ve çipli top teknolojisi gelmişti futbola, bizim memlekette bu işler hala VAR'ın görüntü analizi ile çözülünce, Galatasaray'ın skorbordu değiştirmesi 2-3 dakika almıştı.

Deplasmanda öne geçen Galatasaray, özellikle Lemina'nın savunmadan orta sahaya kadar gelip etkili presi ile kaptığı toplarla pozisyonlar buluyordu ki 26'da Osimhen'in kafayla pasını Batrakov sol voleyi ıskalayınca asiste dönüştüremiyordu. 

Fayzullayev'in 19. dakika uzaktan şutu dışında pozisyonu olmayan Başakşehir karşısında Galatasaray güle oynaya maçı götürürken, "olanlar oldu"... Rakibin attığı bir pası "insansütü bir gayretle" ayağını pergelden hallice açıp kapmaya çalışan Osimhen kasığında bir ağrı hissetti, hemen çıkmadı, devam edip kendini denedi ama ilk yarım saat biterken kenara doğru elini kaldırıverdi... "Sensiz cennet bile sürgündür bana" şarkısındaki gibi Osimhensiz üç puanı neyleyim havasında girmeyen sarı-kırmızı sevdalısı var mıdır?


Osimhen'in yerine Barış oyuna dahil oldu da, sahadaki pozitif hava bir de kara bulutlu yağmur öncesi sıkıntıya döndü Galatasaraylılarda, tam tersi ev sahibi cesaretlendi, Uğurcan'ın kalesine gelmeye yeltendi ve devre biterken Kemen'in çaprazdan karşı karşıya şutunda Uğurcan gole geçit vermedi. 

İkinci yarı takımlar sahaya çıkarken bir kayıp daha verdi Galatasaray, bir pozisyonda darbe alan Lemina da içerde kalmış, Abdülkerim onun yerine sahaya çıkıyordu. Kaptan Galatasaray'a geldiğinden beri ilk sezonundaki Giresunspor maçı dışında hep başarılı bir performans ortaya koyarken, belki de sakatlığının etkisiyle cuma gecesi 45 dakikada dört yıllık Galatasaray kariyerinde yapmadığı kadar hata yaptı. Başakşehir'in ani ataklarında kayarak yerde kalmak mı dersiniz, topa vuramayıp çalım yemek mi dersiniz derken, ev sahibinin kazandığı penaltı öncesi de topu uzaklaştırmak yerine plase ile ceza sahası önüne yumuşak vuruş yapınca, dönen top penaltı oluverdi. 


Penaltı demişken, Kadir Sağlam'a bir paragraf açmadan geçmeyelim. 1986 Ankara doğumlu hakem ile tanışmamız yine Ziraat Türkiye Kupasında bir Başakşehir maçıyla olmuştu. O karşılaşmada gösterdiği yönetimle Galatasaray camiasının tepkisini çeken Kadir Sağlam, bir kaç hafta evvel Galatasaray'ın Sami Yen'de Villareal hazırlık maçına atanmış, orada da Okan Buruk'u daha maçın başında kırmızı kartla oyundan atmıştı. Söz konusu hakem maçın 63. dakikasında Sanchez'in düşürülmesine devam deyip, penaltı pozisyonunun başını hazırlayıp, Sallai'nin kendisinden kısa Fayzullayev'e dokunmasına tereddütsüz penaltı çalıverdi. Pek de sever kart vermeyi, Sallai, Sanchez ve Okan Buruk sarı kart gördü devamında. Sever dedik ya kart vermeyi, maç bitiminde derdini anlatan Nuri Şahin'e de kırmızı kart gösterdi Kadir Sağlam...


Shomurodov'un penaltı golü ile ev sahibi eşitliği sağlarken Okan Buruk da galibiyet için kulübeye baktı ve yeni transfer Leao'yu sürdü sahaya. Kim mi çıktı? Belki de Galatasaray adına "bize" göre sahanın en kötüsü Sane dururken maçın iyilerinden Batrakov kenara geldi. Sane için Okan hoca maçtan sonra şöyle demeç veriyordu: "Leroy Sane'yi bugün solda kullandık. Sol tarafta oynadığı çok maçı da var. Kaleye dikine gittiği, savunma arkası koşu yaptığı, bunu da zaman zaman denedi. Tersten girip kafa vuruşu vardı, sağ taraftayken bunu belki çok görmüyoruz ama solda oynarken ortaya kafa vurması beni sevindiren şeylerden biri. Hem savunma görevini iyi şekilde yaptı, hücum görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Sağ tarafta oynayan Yunus çok formda. Yunus'un çok formda olması, o yüzden özellikle sağ tarafı bozmama nedenim. Çok iyi gidiyor. Sane'nin de solda oynadığı çok fazla maç var. Forvet arkasında da onu kullanabiliriz, o da oynadığı yerlerden biri. Önemli olan çok mevkili oyuncularla hedeflere ulaşmamız. Sane'nin performansından memnunum." Demek ki bizlerin bakışı ile hocaların oyuna bakışı farklı oluyor.

Ve ev sahibinin golünden 5 dakika sonra Leao "sihirli" bir pas attı Barış'a ceza sahası içine, onun pasında Torreira Jakobs ile duvar pası yaptı ve topu filelere yolladı, halı saha golü gibi bir golle Galatasaray tekrar öne geçiyordu. "Transfersevicilerin" yeni maceralara yol açmak için yollamak istediği Lucas Torreira Osimhen'e yaptığı asistten sonra attığı golle de takımına skor katkısı yapıyordu.


Sonrasında zaten maç git gele geldi, orta sahalar hızla geçildi karşılıklı kalelerde pozisyonlar oldu, ev sahibi 74te çaprazdan denedi, Uğurcan kornere attı ve onun ortasında kafalardan seken top Sanchez'in kafasına çarparak tekrar eşitliği sağladı Başakşehir adına.

İlk yarısı Galatasaray'ın hakimiyetinde olan karşılaşma artık iki takımın da eline gelip gidiyordu, Galatasaray'da Sara 77de ceza sahası dışından Norwich City günlerini hatırlatan bir füze yolladı, Deniz'i geçen topun yolculuğu direkte son buldu, sonra Başakşehir geldi ve Galatasaray ceza sahası içinde Leao topu uzaklaştırırken, sonradan oyuna giren Umut Bozuk'un sert hareketi kırmızı karttı, hakem tereddüt etmedi.

Rakip eksik kalınca Okan Buruk galibiyet için Jakobs ile Sane'yi kenara alırken, Eren ve Deniz'i oyuna dahil ettı, forveti çiftledi ve Galatasaray da 82'de Sara'nın ortasında Sanchez ile golü de buldu ama...

Ama... Geçen yıldan kalan yarım gol sevinçleri yine devam etti, oyun başlamadı, VAR baktı, baktı ve ofsayt kararı verdi... Peki pozisyon ofsayt mıydı? Çizgiyi yanlış yerden çekersen, her gol ofsayt olur...


Rahat kazanılacak maçta puan kaybı mı olacaktı düşünceleri kafalara yer edinmeye koyulmuşken, ceza sahası önünde kazanılan serbest atışı bu kez Sara kullandı ( ilk devre aynı yerden Sane kullanmış ve çok farkla auta yollamıştı topu) ve kendisinden beklediğimiz golü kaydetti. En son Galatasaray serbest atıştan bir golü neredeyse bir sezon önce Kaan ile Göztepe deplasmanında atmıştı.


90 dakika bitmiş ama klasiktir Galatasaray önde olduğunda uzatmalarda cömert olur hakemler, 7 dakika daha oynanacak maç dendi, ve +3te Leao uzun topu aldı, sürükledi, ceza sahası içinde Deniz düşürüldü, "doğuştan Cim bomlu çocuk" penaltı kazandırdım diye sevinirken yan hakem ofsayt bayrağı sallıyordu. Şaşırdık nasıl gördü bunu, zira bir adım önünde Barış rakibini formasından çekerken görmemişti de. Penaltı iptal olunca VAR da bir çizgi çekti de o da yanlış kişiden çekilmişti...


Aksiyon biter mi? Ev sahibinin atağında sonradan oyuna giren Saba Kharebashvili'nin orta şut karışımı vuruşu direkten dönerken Galatasaray kalesi büyük bir tehlike atlatmış pozisyonun devamında Leao'nun plasesi de auta gitmişti...

Ve Kadir Sağlam son düdüğü çaldığında Okan Buruk'un pek de görmeye alışık olmadığımız gol sevinci maça dair çok şey anlatıyordu...


Stat: Başakşehir Fatih Terim

Tarih: 04/09/2026

Hakemler: Kadir Sağlam, Mehmet Kısal, Esat Sancaktar VAR:Manuel Schuttengruber

Başakşehir: Deniz Dilmen, Ömer Ali Şahiner (Michal Karbownik dk. 82), Emin Bayram, Jerome Opoku, Christopher Operi (Saba Kharebashvili dk. 63), Andreas Skov Olsen (Ousseynou Ba dk. 82), Jakub Kaluzinski (Umut Bozok dk. 74), Oliver Kemen, Umut Güneş, Abbosbek Fayzullayev (Ivan Brnic dk. 74), Eldor Shomurodov

Yedekler: Volkan Babacan, Yusuf Sarı, Davie Selke, Berkay Özcan, Bertuğ Yıldırım

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Mario Lemina (Abdülkerim Bardakcı dk. 46), Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 83), Lucas Torreira, Gabriel Sara, Leroy Sane (Deniz Gül dk. 83), Aleksey Batrakov (Rafael Leao dk. 68), Yunus Akgün, Victor Osimhen (Barış Alper Yılmaz dk. 33)

Yedekler: Jankat Yılmaz, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Eldor Shomurodov (dk. 66 pen.), Davinson Sanchez (dk. 76 k.k) (Başakşehir), Victor Osimhen (dk. 16), Lucas Torreira (dk. 71), Gabriel Sara (dk. 90) (Galatasaray)

Kırmızı kartlar: Umut Bozok (dk. 79), Nuri Şahin (Teknik Direktör) (Başakşehir)

Sarı kartlar: Christopher Operi, Saba Kharebashvili (Başakşehir), Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Okan Buruk (Teknik Direktör), Rafael Leao (Galatasaray)

31 Ağustos 2026 Pazartesi

Galatasaray:3-2:Göztepe


"Hayat da futbol da size bilmediğiniz yerden sorar" diyordu Fatih Terim bu hafta sonu yayınlanan youtube kanalındaki sohbetinde. Yaşam içinde de sporda da muhakkak ki bir çok duruma hazırlıklı oluyor insan ama bazen de sürprizler karşına çıkabilir, tıpkı cumartesi gecesi hiç hesapta yokken maça sayılı dakikalar kala Uğurcan'ın sakatlanıp kaleye 2004 doğumlu Jankat'ın geçmesi gibi. Hem taraftar için, hem Okan hoca için hem de Jankat için büyük sürpriz olmuştu, rakip de ligin dişlisi Göztepe olunca, genç kaleci için de Galatasaray kariyeri için "zorlu" bir sınav olacaktı, bu sınavı da başarıyla geçti Jankat Yılmaz...


Bir hafta evvel Erzurum deplasmanından 4 farkla galip gelen Galatasaray "kara bulutları" dağıtmış ama transfer sezonunda taraftar için sahadaki mücadeleden çok "gelen-giden" daha değerli olup Batrakov'un peşinden tüm hafta boyunca transfer beklentisi yaşanıp, "KAP Bildirisi" olmayınca, bir de Şampiyonlar Liginde zorlu rakipler çıkınca torbadan kara bulutlar tekrar gökyüzünü kapladı ve Göztepe maçında "şimşek" gibi protesto beklenirken, Rafael Leao'nun Sami Yen'e getirilmesi kapkara tünelin ucundaki ışık gibi parlattı etrafı...


Göztepe bir hoca takımı olmuştu, iki yıldır Stoilov'un İzmir ekibine ne oynattığı belliydi, bir çok topçusunu kaybetmişlerdi ama yapacakları ortada olunca Okan Buruk da geçen haftaki kazanan on biri bozmamıştı, bir tek değişiklik olarak son dakika sakatlanan Uğurcan'ın yerine Jankat kaleyi koruyacaktı.
İlk on dakika içinde karşılıklı ataklar oldu, Sara'nın ortasında Osimhen'in topuk vuruşunu savunma çeldi; Sara'nın ceza sahası  dışından plasesi auta gitti; Göztepe'de Henrique'nin karşı karşıya aşırtaması auta gitti, üç dakika sonra kafasını Jankat kornere çeldi, yine üç dakika sonra taç atışından Bokele kafayla gol aradı, Jankat yine başarılıydı ama kornerden gelen topta Galatasaraylılar adam paylaşımını yapamayınca arka direkte Miroshi bomboş tabelayı değiştiriyordu. Bu pozisyon sonra Galatasaray eşitlik için baskıyı kurunca, deplasman ekibinin Galatasaray kalesinde başka da atağı olmuyordu.


Göztepe nasıl taçlarla gol aradıysa ki ikinci devre Arda'nın taç atışında ikinci golü öyle buldular, Galatasaray da Jacobs ile uzun taç attı, Osimhen, Sanchez ve Abdülkerim'in kafa vuruşlarından gol bekledi. İlk yarım saat biterken Sara'nın ceza sahası dışından plasesi direği yalayarak auta giderken taraftar gol için ayağa kalkarken, tribünlerde "au, ou" gibi cılız sesler çıkmaya başlamışken Yunus'un düşürülmesi sonrası kazanılan serbest atışta topun başına geçen Sallai'nin sert şutu bilardo topu misali Göztepe savunmasından sekip, Sanchez'in göğsünden yön değiştirip filelerle buluşuyordu... Eşitlik ev sahibini rahatlatınca, Galatasaraylılar daha rahat top çevirdi, pozisyon aradı, 38'de Abdülkerim ortaladı Yunus'un kafası dışarı gitti ve devre biterken Sallai'nin ara pasında Osimhen çaprazdan kaleciyi geçemedi. İlk devre biterken de Sara'nın ortasında Barış kendisine has "kafaşata" vuruşu denedi, çerçeveyi tutturamadı. Barış demişken, üç maçtır genç topçuda bir değişim fark ediyorum, kenar çizgiye yaslanıp topu alıyor ve ısrarla rakibini çalımla geçmeye çalışıyor ki bu bizim bildiğimiz Barış özelliği değil ki bu topları sürekli kaptırıp, kötü bir Barış izlenimi yaratıyor. Umarım, bu maçları tekrar izler ve "Ben ne yapmaya çalışıyorum?" diye kendini sarsıp, eski haline döner.


İkinci devreye Abdülkerim'in sakatlığı sonrası Batrakov ile başladı Galatasaray.  Lemina'yı "maç seçiyor" diye beğenmiyor Galatasaray taraftarı ama Mario Okan hocanın jokeri. Cumartesi gecesi de stoper çıkıp, stoper girmesi yerine Lemina geriye kaydırılıp, orta sahaya oyuncu alabiliyorsun maçın gidişatına göre, ki maç içinde orta saha başlayıp, stopere kaydı, sonra tekrar orta sahaya geçti Lemina.
Fırtına gibi ikinci yarıya başladı Galatasaray, dakika başı atak yarattı, Sallai'nin ortasında Lemina'nın kafası auta gitti, Yunus'un şutunda kaleci ön plana çıktı, Yunus'un ara pasında Osimhen'in şutu yan ağlarla kucaklaştı, bir dakika sonra yine Yunus ortaladı Osimhen kafayla vurdu kaleci sektirdi, dönen topta Osi vurdu yine Gürcü kaleci başarılıydı. Bu güneşe kar dayanmaz derler ya, bu kadar baskı golü getirdi, Batrakov'un ara pasında Osimhen topukla Sara'ya verdi, onun şutu kalecini koluna çarpıp kale çizgisini geçiyordu.

Öne geçince taraftarın da ateşlenmesiyle baskı devam etti, beş dakika sonra gelişen atakta Batrakov kaleciden seken topu kaptı, pas verdi, karambolde Osimhen düşürüldü ve top tekrar Rus oyuncunun önüne düştü ve ilk maçında çiçeği burnunda transfer az kalsın Galatasaray kariyerine golle başlıyordu da volesini kaleci çıkardı. Eller kafada "ah vah "derken, VAR hakemi penaltı için çağırdı ve Mehmet Türkmen penaltı noktasını gösteriyordu. Topu alan Osimhen takımının üçüncü golünü atarken, ligde de gol sayısını beşe çıkarıyordu. 
Daha tribünlerde gol anonsu bitmeden deplasman ekibi Juan ile farkı tekrar bire indirirken, iki dakika sonra Sallai'nin ortasında Osimhen öyle bir kafa golü attı ki, anlatılmaz izlenir. Nijeryalı golcü Ege'nin üzerinden öyle bir havaya sıçradı ki basketbolda Michael Jordan misali sadece en tepeye zıplamadı, bir de yer çekimine meydan okurcasına bir kaç saniye havada uçtu. Rakibin dahi itiraz etmeden belki de içten içe alkışladığı golü ilginç bir VAR ofsayt çizgisi sebep göstererek iptal ettiler.


Maçın devamında sezon başı yorgunluk iki takımda da devreye girdi, orta sahalar kolay geçildi, uzun toplarla pozisyonlar arandı da savunmalar dikkatliydi, gelen topları kolayca uzaklaştırdılar da Galatasaray adına 72'de Barış'ın şutu kalecide kaldı, yine 77'de Jakobs'un ortasında seken topta Batrakov'un volesinde Gürcü file bekçisi yerindeydi ve 90+3te Osimhen'in "pis burun" vuruşunda Luka Gugeshaskvili tekrar gole izin vermedi.

Sezona puan kaybı ile başlayan Galatasaray, sonraki iki maçını da kazanarak puanını 7ye çıkardı ve tekrar aşina olduğu liderlik koltuğuna oturdu. Yaz tatilini "transfersevicilere" zehir eden kuraklık sonrası gelen Leao sonrası, bu hafta içi de Galatasaray alt yapısından çıkma Yusuf Akçiçek ile Porto'dan Deniz Gül'ün takıma katılacakları büyük ihtimalken, bir de orta sahaya bir takviye ile Galatasaray tekrar yelkenlere rüzgarı doldurup 5. şampiyonluk rotasına büyük bir güvenle çıkacaktır.


Stat: RAMS Park

Tarih:29/08/2026

Hakemler: Mehmet Türkmen, Ceyhun Sesigüzel, Abdullah Bora Özkara VAR:Pawel Malec

Galatasaray: Jankat Yılmaz, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Aleksey Batrakov dk. 46), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 90+1), Mario Lemina, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 81), Gabriel Sara (Wilfried Singo dk. 73), Barış Alper Yılmaz (Leroy Sane dk. 73), Victor Osimhen

Yedekler: Uğurcan Çakır, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Göztepe: Luka Gugeshaskvili, Taha Altıkardeş, Malcom Bokele, Ege Yıldırım, Arda Okan Kurtulan, Rhaldney (Alex Matos dk. 90), Novatus Miroshi, Richard Akonnor (Ogün Bayrak dk. 65), Efkan Bekiroğlu (Sinclair Armstrong dk. 65), Andre Henrique (Bekir Böke dk. 79), Janderson (Juan dk. 65)

Yedekler: Arda Özçimen, Şamil Öztürk

Teknik Direktör: Stanimir Stoilov

Goller: Davinson Sanchez (dk. 33), Gabriel Sara (dk. 54), Victor Osimhen (dk. 63 pen.) (Galatasaray), Miroshi (dk. 16), Juan (dk. 65) (Göztepe)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Eren Elmalı (Galatasaray), Andre Henrique, Richard Akonnor (Göztepe) 

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Erzurumspor:0-4:Galatasaray


"Her şey ters gittiğinde, işte o zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Bu oyuncu grubu asla savaşmaktan vazgeçmeyecek." diyordu Galatasaray adına ligin ikinci haftasında oynanan Erzurumspor maçının en iyi topçularından Lucas Torreira... 

Kuru kuru istatistikle işim olmaz, maça bakar gözümün gördüğünün yılların futbol seyretmişliğinin aklımla harmanlanmasına inanırım da "matematik"i sevenler için de "atom karinca"nın deniz seviyesinden 2000 metre yüksekteki Kazım Karabekir stadında yaptıklarına bakalım:

54 pasın 48ini (%89) isabetli atmış, 64 defa topla buluşmuş, 4 adet top çalmış, bir kere pas arası yapmış, 6 defa geri kazanmış meşin yuvarlağı, 8 ikili mücadelenin 6sından galip çıkmış, hem de bunları 80 dakikada yapmış...

Peki "deniz seviyesinden 2000 metre yüksekte oynarsan ne olur?" diye yapay zekaya sorduğumda şu cevap geldi:

"Deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe çıkıldığında atmosfer basıncı ve havadaki oksijen yoğunluğu azalır. Bu durum hava sıcaklığının düşmesine, nefes ve kalp atışlarının hızlanmasına, çabuk yorulmaya ve hassas kişilerde hafif irtifa belirtilerinin görülmesine yol açar."

Sami Yen'de oynamakla, Kazım Karabekir'de oynamak aynı demek değilmiş demek? Evde televizyonu açıp, aynı koltukta İstanbul'daki maç ile Erzurum'daki maç aynı olabilir de, gerçekte işler çok ama çok farklı...

Böyle "sert" bir giriş yaptık da, sebebi sosyal medyadaki "transfersevicilerin" İcardi'den sonra Torreira'nın da Galatasaray'dan kopartılması için el birliği ile "kampanya" yapması. "Lucas Galatasaray'dan gitmek istemişmiş", "Zaten koşmuyormuş", "Şampiyonlar Ligindeki en az koşan orta sahaymış", "Galatasaray'a ne vermişmiş".... miş, muş gider de gider...

"Futbolda dün yoktur" diye de süslü bir zırh almışlar ellerine, her türlü itibar suikastliği ve nankörlüklerine karşı kendilerini koruyorlar. Dün yoksa futbolda, o halde Metin Oktay da yok, Prekazi de yok, Fatih Terim de yok, yok ki yok...


Torreira ve Lemina'nın yerine Erzurumspor deplasmanında 19luk Nhaga ile başlamalıymışız, Okan Buruk gençleri sevmiyormuş... Dadaşların Süper Lige çıktıktan sonra uzun bir aradan sonra "kutu" gibi yaptıkları ve tıka basa doldurdukları stada tecrübeli oyuncular yerine 19luk Nhaga, 23lük Lesley ile çık ak lazımmış... Yenilik, heyecan faturayı başkası ödeyince çok daha güzel de, hesap bizim önümüzü konulduğunda o kadar geniş rahat edemiyoruz, değil mi? 


Okan Buruk da "şanssız" Çorumspor beraberliği sonrası deplasmandan alınacak kötü bir skoru bekleyen "akbabalara" karşı fabrika ayarlarına" dönerek "garanti" topçularıyla maça başladı. Geçmişi unutmaya meğilliyiz de hani 31 Mart 2025'te Beşiktaş'a 2-1 kaybettikten sonra Türkiye Kupasında Kadıköy'de Fenerbahçe deplasmanına çıktığı düzenle: Savunmanın önüne Torreira-Lemina koymuş, onların önlerine de Barış- Sara-Yunus'tan bir üçlü yapıp en ileri uca da Osimhen'i yollamıştı... O takım derbiyi kazandıktan sonra yelkenleri arkasına alıp öyle bir fırtına estirmişti ki hem şampiyon hem de kupayı kazanmıştı düzeni bozmadan...

Dün gece de Erzurumspor karşısında Uğurcan kalede, savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs ile Galatasaray'a çifte kupayı getirenler vardı. 


İlk maçta kaybetmiş ev sahibi taraftarının da desteği ile baskılı başladı oyuna, zaten bu kutu gibi stadyumda rakiplerine çok zorluklar çıkaracaklar, bolca üç puan alacaklardır. Rakıma, zemine, tribün ortamına alışmaya çalışırken Galatasaraylılar on dakika geçti ve kazanılan ilk korner atışında da Sara'nın ortasında kaleci elinden kaçırdı, Sallai iyi kontrol ve şutla tabelayı değiştirdi: 0-1... Erken gol böyle maçlarda büyük avantajdır, taraftarı susturdu, mavi-beyazlı "Arjantin" forması görünümlüleri sersemletti. O anlarda Galatasaray klasiği bir gol daha geliverdi dakikalar yirmiye yaklaşırken, Sara pres yaptı, Yunus kaptı, onun tek pasında Osimhen topu sürdü ve arkadaşına asist yaptı: Yunus boş kaleye topu yuvarladı.



Galatasaray farkı ikiye çıkarınca tecrübeli oyuncuları ile tempoyu da kontrol etti, topu bolca ayağında tuttu, uzun paslarla Osimhen'i, Yunus'u buluşturmaya çalıştı ki Uğurcan bile az kalsın Yunus'a asist yapıyordu, kaptırdığı topları da Torreira ve Lemina ile aldı, savunmada da başta geçen haftanın "hatalısı" Sanchez ve Abdülkerim ile rakiplerine üstünlük sağladı. Temponun artmadığı, topçuların kendilerini pek yormadan devreyi bitirmeye hazırlanırken, Galatasaray Bodo-Glimt'e attığı golün benzerini yolladı Erzurum filelerine: Rakip savunma ayağında topu geveleyip, kaleciye geri pas yaptığında, Osimhen fuleli koştu, heyecanlan kaleci Orbaniç topu ayağından kaçırdı ve Nijeryalı forvet sezonun üçüncü golü attı kendi adına. Biraz da duygu katalım yazıya, golden sonra da gitti Orbaniç'i teselli etti...


Erzurumspor adına ilk devre ise tek pozisyon vardı, o da Galatasaray'ın en kötüsü Barış Alper'in kaptırdığı top sonrası hızlı gelişen kontrada Orhan Ovacıklı'nın düşürülmesi sonrası kazanılan serbest atışı Rodriguez'in auta atmasıydı. Galatasaray oyunu o kadar elinde tuttu ki, ev sahibi sadece Orhan Ovacıklı'nın Barış'tan kazanıp Galatasaray altyapısından çıkan Mustafa Fettahoğlu'na gönderdiği toplarla taraftarını heyecanlandırdı da sarı-kırmızılı savunma o dakikalarda başarılıydı.

İkinci yarıya da aynı düzende başladı takımlar ve Galatasaray önce Lemina'nın kaptığı ve Osimhen'i gol pozisyonuna sokacak pas yerine kaleciye verdiği topla, sonra da  Jakobs'un hızlı atağında Osimhen'in şutunu savunmanın engellemesiyle farkı açmaya çabaladı. Ev sahibinin kaleyi tutan ilk şutu sonradan oyuna giren Neriman Axundzade 'nin  57deki plasesi oldu. 

Dakikalar 65'i gösterirken Okan Buruk dört oyuncu birden değiştirdi: Sallai, Lemina, Yunus, Jakobs çıktı yerlerine Singo, Lessley, Sane ve Eren girdi. 

Serkan Özbalta da değişiklikler ile oyunu biraz daha değiştirmek istedi de "ipler "Galatasaray'ın elindeydi, rahatça maçı götürüp, dördüncü golü de arıyorlardı. 67de Osimhen ortaladı Barış'ın kafasının tersiyle kendine has vuruşu auta gitti, 73te de Barış'ın ceza sahasına pasında Eren şansını denedi, az farkla auta gitti meşin yuvarlak. Erzurum da Rodriguez ve Fernando ile geldi peşi sıra dakikalarda da Sanchez geçen hafta için "özür dilercesine" konsantreydi.

Ve Galatasaray'ın "ani atağında" Barış topu taşıyıp Sara'ya attı ceza sahası içinde, onun kale çizgisine paralel pasında da Osimhen sadece topa dokundu ve farkı dörde çıkardı.


Sonrası ise "bitse de gitsek" havasında geçen 10 dakika, Galatasaray taraftarının Erzurumspor diye tezahürat yapması ve karşılıklı jestler derken, Sane'nin şahsına münhasır çalımları ile Barış'ı kaleciyle karşı karşıya bırakıp, Barış'ın topu auta yollaması... Yine sosyal medyaya malzeme: Sane oluyor Messi, Barış ise "hain"...

Evet, hepimiz Sane topu ayağına aldığında heyecanlanıyoruz, ümitleniyoruz, sahadaki takım arkadaşları da aynı duygulara bürünüyor ama beş topun üçünü kaptırması yok mu? Biz ekran karşısında bakakalıyoruz da savunmacıların geriye koşması da onlar adına pek zevk verici olmuyor, hele ki Leroy'un topu kaptırdıktan sonra olacakları eli belinde seyrederken...

Youtube yorumcularının, sosyal medya kalemşörlerinin küçümsemediği bir galibiyet olmasına rağmen Okan Buruk ve oyuncuları "akbabalara" malzeme vermeden Erzurum'dan 3 puanla dönüp, bir hafta sonra Sami Yen'de oynayacakları Göztepe maçına çevirdiler dikkatlerini. Çiçeği burnunda transfer Batrakov ve gelebilecek bir iki takviye ile daha da güçlenecek olan Galatasaray, peşi sıra beşinci şampiyonluğun yine en büyük adayı... 

Ama, iki maç sonrası tek zayıf tarafımız tribünler. Nasıl olacak, kim el atacak konusunda çeşit çeşit fikirler var da, 2001 Ocak ayında olduğu gibi tribüne hayatını veren büyükler ile yöneticiler bir araya gelip bu sorunu çözmeli ve tekrar takıma maç kazandıran o devasa koro Sami Yen ve deplasmanlarda arz-ı endam etmeli...



Stat: Kazım Karabekir

Tarih:21/08/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Bersan Duran, Selim Şenöz VAR:Bülent Birincioğlu

Erzurumspor FK: Matija Orbanic, Orhan Ovacıklı (Festy Ebosele dk. 70), Yakup Kırtay, Amar Gerxhaliu, Nihad Mujakic, Brandon Baiye, Elisha Owusu, Gyrano Kerk (Neriman Axundzade dk. 55), Martin Rodriguez (Sefa Akgün dk. 76), Mustafa Fettahoğlu (Miguel Cardoso dk. 76) , Eren Tozlu (Fernando Andrade dk. 70)

Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, Guram Giorbelidze, Mustafa Yumlu, Murat Cem Akpınar, İlkan Sever

Teknik Direktör: Serkan Özbalta

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 66), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 66), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 66), Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 80), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 66), Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Kaan Ayhan, Kazımcan Karataş, Arda Ünyay, İlkay Gündoğan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Roland Sallai (dk. 11), Yunus Akgün (dk. 20), Victor Osimhen (dk. 45 ve 80) (Galatasaray)

Sarı kart: Neriman Axundzade (Erzurumspor FK)

21 Ağustos 2026 Cuma

Aleksey Batrakov: Lokomotiv’den Avrupa’nın Zirvesine Uzanan Rus Yıldız


Aleksey Batrakov ile 5 Haziran 2026'da Dünya Kupası başlamadan önce yapılmış en son röportaj. Milli takım antrenmanının ardından Sport24 muhabirleri Andrey Babich ve Aleksandr Muyjnek, Aleksey genç futbolcu ile bir araya geliyorlar ve başlıyorlar sohbete. Biz de ultras/Movement okurları için bu görüşmeyi Türkçeye çevirip, derleyip toparladık. Buyurun bakalım...


Milli takım hocası Valeri Karpin'in uzun ve yorucu lig maratonu sonrası bazı oyuncuların milli takıma çağrılma konusunda  “sızlandığını” belirtip, kendisinin de gruba dahil olup olmadığı sorusuna, hayır diye cevap veren Aleksey sözlerine şöyle devam ediyor: "Milli takıma çağrılmak ve burada oynamak büyük bir onur. Burada deneyim kazanıyor ve gelişiyorum. Milli takımda üç maç oynamak elbette alışılmış bir durum değil ama beni rahatsız etmiyor. Ayrıca sezonun ardından biraz dinlenme fırsatı da buldum. Şampiyona bittikten sonra Moskova'da beş gün geçirdim ve kendime gelebildim."

Rusya Milli takımının kendisine ne kattığı sorulduğunda ise iki takımda farklı bir görevleri bulunduğundan, Lokomotiv'de oynadığından daha geride oynayıp  hücumları daha fazla başlattığından söz ediyor Batrakov ve bundan da keyif aldığını söylüyor. Lakin daha ileride oynamaya alışık olduğunu da ekliyor cümlelerine. Söz ulusal takımdan devam edip, Mısır mağlubiyeti sorulunca da rakibin iyi bir ekip olduğunu ama kendilerinin de onlardan geri olmadığını, Marmoush'u özellikle beğendiğini belirtip, maçtan sonra üç gün boyunca neden kaybettiklerini analiz ettiklerini ve bazı bölgelerde eksik kaldıklarını açıklıyor.


Muhabirlerin Mısır'ın Dünya Kupasında şansının ne  olduğu sorusuna da ikincilik için iyi şanları olduğunu söyleyen Aleksey tahmininde de isabetli oluyor zira Mısır grubu Belçika'nın arkasında ikinci bitirdi. Kendisine Rusya Milli Takımının Mısır'dan daha iyi performans gösterip göstermeyeceği sorulduğunda ise "Bunu düşünmek bile istemiyorum. Bir anlamı yok. Ben ne İspanya'yla ne de Fransa'yla oynadım; nasıl karşılaştırma yapabilirim? Rakiplerimizin seviyesi arasında ciddi bir fark var. Önce Nikaragua'nın temposuna ayak uyduruyoruz, ardından iyi organize olmuş Mısır'la karşılaşıyoruz. Buna alışmak kolay değil." diye yanıtlıyor soruyu.

Muhabirlerin hazırlık maçlarında yorulup yorulmadığını merak ettiklerinde de Aleksey "Tekrar söylüyorum, kıyaslayabileceğim bir deneyimim yok çünkü Rusya Milli Takımı'yla resmi maç oynamadım. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası elemelerini görmüş oyuncular için daha zor. Her ne olursa olsun bütün futbolcular bu duruma alıştı ve bir gün değişmesini bekliyor. Milli takım maçlarındaki mücadele bundan etkilenmiyor. Hazırlık maçlarının bile büyük ilgi gördüğünü ve statların dolduğunu görüyoruz. Bu da yeterli motivasyon ve sorumluluk getiriyor. Sadece resmi turnuva maçlarının verdiği deneyimin hazırlık maçlarıyla doldurulamayacağından bahsediyorum." diye cevap veriyor.

Ve konu yavaş yavaş Avrupa futboluna gelip, Andrey Babich ve Aleksandr Muyjnek genç oyuncunun Şampiyonlar Ligi finalinde kimi desteklediğini soruyorlar, Batrakov'un cevabı Safonov'tan dolayı PSG oluyor. Tabii sadece Milli Takımdan arkadaşı değil bunun nedeni, aynı zamanda Arsenal'in savunma ağırlıklı oyununu sevmediğini, PSG'nin tarzını daha ilgi çekici bulduğunu anlatıyor. Khvicha Kvaratskhelia'nın gelişimini de kendisine örnek alıp, Avrupa'ya "kapağı atan" her topçunun sonrasında kaderinin kendi elinde olduğuna inanıyor Aleksey.


Ülkemizde de çok konuşulan PSG'nin Aleksey'i transfer etmek istediği söylentileri sonrası PSG logolu bir t-shirt ile fotoğraf çektirmesine de "kafa bulmak" için yaptığını, olası transfer haberlerinden bıktığını ve kendisinin o kadar da değerli olmadığını söyleyenlere karşı dalga geçmek için o pozu verdiğini anlatıyor. Smolov'un Batrakov'un PSG'de oynayamayacağı için PSG yerine Barcelona'ya gitmesi cümlesi hatırlatıldığında da "Bu Fedor'un düşüncesi. Başkasının düşüncesi farklı olabilir." diye özgüvenini gösteriyor. Muhabirlerin PSG gibi bir takımda oynamak için hangi yönlerini geliştirmelisin sorusuna "Her şeyimi" diyen Aleksey, Arsenal oyuncuları gibi iki saat koşmanın onun oyununa uygun olup olmadığı sorulduğunda Lokomotiv'de de topa çok fazla sahip olmadıklarını ama yaptığı işten memnun olduğunu belirtiyor. Muhabbet PSG'den devam edip, kendileri ile bir transfer görüşmesi içinde olup olmadığı sorulunca şöyle cevaplıyor genç topçu: "Benimle doğrudan kimse iletişime geçmedi. Kulüpler arasında bir şeyler oluyorsa menajerlerim bana haber veriyor. Ama şu anda milli takımdayım ve onlardan hiçbir şey söylememelerini istedim." Transfer Fransa ile ilgili olunca ülkenin dilini bilip bilmediği hususunda ise Fransızca öğrenmediğini ama İngilizce bildiğini de açıklıyor Batrakov.

Rusya Milli Takımı'na ilk kez çağrılan 18 yaşındaki Amir İbrahimov hakkında da konuşan Batrakov, Manchester United akademisinde yetişen genç futbolcunun teknik açıdan Rusya'daki yaşıtlarından daha ileri olduğunu söylüyor. "Teknik açıdan daha iyi. Fiziksel özellikleri de çok iyi. Avrupa'da buna biraz daha farklı yaklaşılıyor."  Batrakov, İbrahimov'un gelecekte Manchester United'ın ilk 11'inde yer almasının mümkün olduğunu da düşünüyor:" Yakın gelecekte bunun gerçekleşmesi mümkün."

Lokomotiv'in kaptanı Dmitri Barinov'un takımdan ayrılması da Batrakov'un gündemindeydi. Genç yıldız, eski kaptanın yokluğunun takım tarafından hissedildiğini kabul ediyor "Kaptanın ayrılığını fark etmemek mümkün değil. Bazı anlarda eksikliğini hissediyoruz."

Batrakov, Barinov'un gerektiğinde takım arkadaşlarını sert şekilde uyarmasının da takım açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Röportajda muhabirlerin Arsenal karşısında kupadaki maçta penaltıyı kaçırdığı ve daha sonra penaltıları neden kullanmayı bıraktığı sorusuna :"Nisan ayında çok yoğun bir fikstürümüz vardı; bir hafta içinde üç maç oynadık. Önce Orenburg deplasmanı, ardından sahamızda Zenit ve sonra Samara maçı. Zenit karşılaşmasının uzatma dakikalarında penaltı kazandık. Ben daha 65. dakikada bacaklarımda kramp hissetmeye başlamıştım ve penaltıyı normalde olduğu kadar iyi kullanabilecek durumda değildim. Kolya Komlichenko da o sırada oyuna girmişti ve daha dinçti. Ayrıca penaltıları genellikle iyi kullanıyor." diye cevaplıyor.

Söz penaltıdan açılmışken, kız arkadaşı İra Podşibyakina'nın oynadığı “Banka” takımının maçında penaltı kullanması teklif edildi mi diye sorulunca, öyle bir şey olmadığını, bir şekilde nabız yokladıklarını,  kullanmaya hazır olup olmadığını sorduklarını söylüyor.  Ayrıca, şimdiki eşi İra'nın oynadığı Medya Ligini eskiden takip ettiğini ama artık ilgisini çekmediğini belirtiyor.

Geçtiğimiz sezonu üçüncü sırada tamamlayan Lokomotiv'in daha ileri gidebilecek güce sahip olduğunu söyleyen Batrakov, şampiyonluk yarışının gelecek sezon için gerçekçi bir hedef olduğuna inanıyor. "Elbette. Bahara kadar zaten zirvenin yakınındaydık. Sonrasında kazanmamız gereken maçları kendimiz verdik."

Batrakov için bronz madalya da özel bir anlam taşıyor. Genç futbolcu, bunun Lokomotiv formasıyla kazandığı ilk madalya olduğunu ve değerini küçümsemediğini söyledi.

"Bireysel olarak kazandığın en değerli ödül hangisi?" sorusuna ise "2011 yılında Lokomotiv formasıyla katıldığım ilk turnuvada takımın en iyi oyuncusu seçilmiştim. Hâlâ hatırlıyorum. Son dönemde ise geçen sezonun en iyi genç oyuncusu ödülü." diyor. 

Şimdiki eşi İra'nın kedisine motive olmak konusunda yardımcı olup olmadığı sorulduğunda "Elbette. Yanımda olduğu, bazı konularda tavsiyelerde bulunduğu ve benimle konuştuğu için ona teşekkür ederim." diyen Aleksey, İra'nın futbolcu olarak da tavsiyelinden faydalandığını şöyle dile getiriyor: "Evet, hatalarımı gösterebilir. Ama ben de kendi hatalarımı zaten anlıyorum. Ayrıca İra, Şampiyonlar Ligi'nde oynadı; ben ise oynamadım. Demek ki benden daha iyi!"

Batrakov, Rusya Premier Ligi'nde artık gelişebileceği alan kalmadığı yönündeki düşüncelere de katılmıyor. Kendisini hâlâ geliştirebileceğine inanan 20 yaşındaki futbolcu, Avrupa'ya transferin gerçekleşmemesi halinde de Lokomotiv'de kalıp kulübe başarı kazandırmaktan mutlu olacağını belirtti:

"Lokomotiv'de kalır ve kulübe başarılar kazandırırsam ben de mutlu olurum."

Bu açıklama, Batrakov'un kariyerinde Avrupa hedefinin önemli olduğunu ancak transfer gerçekleşmediği takdirde Lokomotiv'de kalmaya da sıcak baktığını gösteriyor.

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Batrakov'a Zenit iddialarıyla ilgili yöneltilen soru oldu.

Rus futbolunun önemli isimlerinden Andrey Arshavin kısa süre önce Zenit'in Batrakov'u transfer etmek istemesi halinde genç oyuncunun bu teklifi değerlendirmesi gerektiğini söylemişti.

Batrakov'un cevabı ise oldukça netti:"Avrupa'nın yanında Zenit'e transfer olmak kesinlikle motive etmiyor."

Bu açıklama, genç yıldızın kariyer planındaki önceliği açık biçimde ortaya koyuyor. Batrakov'un hedefi, Rusya'daki başka bir kulübe geçmekten ziyade Avrupa'nın üst düzey liglerinde kendisini kanıtlamak.

Aleksey Batrakov: Ödüllerle Değil, Hedeflerle Yaşayan Genç Yıldız


Aleksey Batrakov 2025 yılında Lokomotiv Moskova formasıyla mart ayından aralık ayına kadar her ay gol atarak 21 gol sevinci yaşayıp, Football dergisi tarafından Yılın Futbolcusu seçilince, Sovetsky Sport 14 Ocak 2026'da kendisiyle yapışmış oldukça uzun bir röportajı yayımladı. 

ultras/Movement blog takipçileri için bu röportajı da derlemek istedim ki Galatasaray'ın yeni transferini daha yakından tanımış olalım...

Nikita Plokhikh ve Nikita Vakhitov adlı muhabirler oylamada Matvey Kislyak, Stanislav Agkatsev, Igor Akinfeev ve Matvey Safonov'u geride bırakarak yılın futbolcusu seçilen Batrakov'a ödülünün kendisi için neler ifade ettiğini sorarak başlamışlar konuşmaya, Aleksey'in cevabı da: "Elbette memnunum. Ama daha önce de söylediğim gibi, ödüllere çok fazla önem vermemeye çalışıyorum. Her seferinde çok heyecanlanırsam, gelişimimde muhtemelen duraklama yaşarım. Her halükarda, güzel bir şey; doğru yönde ilerlediğimin bir işareti." şeklinde olurken, ödülün güzel bir şey olduğunu ama hala gelişmeye açık alanları olduğunu da eklemeden edememiş.

Muhabirlerin Rusya'da yılın sporcusu oylamasında üçüncü olduğunu hatırlatmalarına da " Alexander Ovechkin ve Islam Mahachev'in ardından üçüncü sırada olmanın utancı yok. Teşekkür ederim, çok memnunum." der Aleksey.

Batrakov, Rusya'nın en çok konuşulan genç futbolcularından biri olmasına rağmen şehirde şimdilik rahatça dolaşabildiğini söylüyor. Gözlük veya şapka takmadan şehir merkezinde yürüyebildiğini, insanların zaman zaman kendisine yaklaştığını ancak bunun sürekli yaşanmadığını anlatıyor. Ünlü olmanın getirdiği ayrıcalıklardan ise şimdiye kadar pek faydalanmamış:

"Dürüst olmak gerekirse, hayır. Konumumdan faydalanmadım ve kimse de öyle bir şey yapmadı. Belki restoranın müdürü öğrenir ve doğrudan masa ayırtabilmeleri için bir kartvizit bırakır. Ama hepsi bu."

Muhabirlerin sporcuların kamuoyu önünde idealist bir sporcu imajı sergilenmesi gerekip gerekmediği sorusuna ise ailesi ve arkadaşları arasında daha rahat olduğu için farklı davrandığını ama bunu bilerek yapmadığını belirtiyor Aleksey ve  insanların kendisi hakkında ne düşündüklerini umursamadığını ama bir hayran kitlesi olduğu için, muhtemelen ne olursa olsun onu destekleyeceklerini belirtiyor.

Röportajın ilerleyen dakikalarında Igor Akinfeev yakın zamanda bir giyim markası çıkardığından ve Batrakov'un da benzer planı olup olmadığı soruluyor, Aleksey'in cevabı: "Henüz değil. Bence çok erken; daha çok futbola odaklanmak istiyorum. Genel olarak ilginç bir hikaye; Akinfeev'in giyim markasını gördüm. Hayran kitlesini göz önünde bulundurursak, doğru bir karar." şeklinde olmuş. Konu değişmeden bir markanını reklam yüzü olmak isteyip istemediği sorusuna da Nike ile sözleşme imzalamak ve Ronaldo ile birlikte bir reklamda oynamak istediğini ama bunun hayalini kurarak uykuya dalmadığını da vurgulamış :"Ne olursa, ister olsun ya da olmasın... Onsuz da yaşayabilirim."


Griezmann'ın uzun süredir sosyal medyada Arsène Zakharyan'a yazdığının hatırlatılıp Aleksey Batrakov'un yakın bir zamanda João Félix'le yapmış olduğu görüşmeyi anlatması istendiğinde genç oyuncu şöyle cevap veriyor:

" Griezmann çoğunlukla Arsène'i övdü. Félix beni özellikle övmedi, sadece temsilcisi için menajerimin numarasını istedi. Konuşma orada bitti." Daha detaylı anlatması istendiğinde "Maçtan önce otele giriş yapıyorduk. Silyanov bana birkaç video gönderdiğini söyledi. Kontrol etmek için baktığımda mesajının altında Felix'ten bir istek gördüm. İlk başta sahte olduğunu düşündüm, ama sonra sayfaya girdim ve milyonlarca takipçisi olduğunu gördüm. Tabii ki şaşırdım, birlikte güldük. Güzeldi." diye devam ediyor Batrakov.

Basınla ilgili olarak onların ilgisinden sıkılıp sıkılmadığı sorusuna da  "Artık daha sık yanlarından geçip gidiyorum. Bunun işiniz olduğunu anlıyorum, ama aynı sorular çok fazla soruluyor. Birkaç yayın organı aynı şeyi üst üste sorduğunda, görmezden gelip yolunuza devam etmek istiyorsunuz. Ama mümkün olduğunca, iyi maçlardan sonra ve iyi bir ruh halindeyken durmaya çalışıyorum." diyen Aleksey, yenildikleri maçlardan sonra üzgün olduklarını ve konuşmak istememelerini gazeteciler tarafından anlayışla karşılanmasını bekliyor.

"Gazetecilerin size sorduğu en tuhaf soru neydi? Ya da sizi en çok rahatsız eden soru?" sualine de "Avrupa'ya taşınmakla ilgili. Cevaplayamadığım bir soru bu. Evet, istiyorum ama ne zaman bilmiyorum. Hepsi bu." derken Galatasaray'a gelerek de bu soruyu cevaplamış oluyor geç de olsa...

Kendisine saha dışındaki kişiliği açısından bir rol model sorulduğunda verdiği cevap dikkat çekici:

Tek rol modelim Aleksey Batrakov.

Genç futbolcu başkasının davranışlarını taklit etmek yerine sakin kalmaya ve kendi karakterini korumaya çalıştığını söylüyor.

Ödüllerinin ise büyük bölümünün babasının kuracağı müzeye gideceğini anlatıyor. Bunun kendisi açısından da faydalı olduğunu düşünüyor. Çünkü kazandığı ödüllere sürekli bakmanın rehavete yol açabileceğini düşünüyor.

"Belki de babamın müzesine gönderirim, böylece sürekli onlara bakmak zorunda kalmam ve gelişimimi durdurmam. Yoksa ödül orada olurdu ve ona bakıp 'Bu yılın en iyi futbolcusu, sorun yok' diye düşünürdüm. Bu yüzden yılda bir kez tatile geliyorum, sadece orada ne olduğunu görmek için."

Röportajda, Aleksandr Golovin'in kupa kazanana kadar CSKA'dan ayrılmayacağı sözlerinin hatırlatılıp, kendisinin de böyle bir hikayesi olup olmadığı merak edilince,  Lokomotiv ile kupayı kaldırmak için can attığını ve uzun zamandır kupa bekleyen taraftarları memnun etmek için elimden gelen her şeyi yapacağını belirtiyor Lokomotiv'in genç kaptanı ve Avrupa'ya gitmekle ilgili soruların kendisini çok rahatsız ettiğini belirtiyor. Muhabirlerin ısrarla "Önce hangisi olacak: Avrupa'ya gidişiniz mi yoksa Lokomotiv'in şampiyonluğu mu?" sorusuna da "İnsanların bana seçim yapmamı istemesinden nefret ettiğim türden bir soru bu. Her şeyin nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum." diyor.

Bu sezon Lokomtiv ile kupa kazanmayı hedefleyip hedeflemediği sorulduğunda da "Hedef koymazsanız, oynamanın ve gelişmenin ne anlamı var ki? Elbette kupayı ve şampiyonluğu kazanmak istiyorum. Lokomotiv için başka bir hedef olmamalı." diye kesin bir cevap veriyor.

Sıklıkla Matvey Kislyak ile karşılaştırılması hakkındaki görüşü merak edildiğinde ise "Bu rekabet sizin için devam ediyor, bizim için değil. Manşetlere taşınan bu haberleri siz yaratıyorsunuz. Bizi karşılaştırmak tamamen adil değil: farklı pozisyonlarda oynuyoruz. Matvey'nin gol oranı daha düşük çünkü daha aşağıda oynuyor. İki genç ve heyecan verici oyuncunun ortaya çıkmasından mutlu olmalıyız, bizi karşılaştırmamalıyız. Matvey'e başarılar dilerim." diye samimi bir cevap veriyor.


20 yaşındaki oyuncu, 21 gollük sezonun ardından bile kendisini yeterli görmüyor. Tam tersine, hedeflerini daha da yukarı taşıyor. "Çok daha iyileri var, bir sınır yok. Elli gol atmak istiyorum, hiç durmamaya çalışıyorum." Batrakov, Rusya Premier Ligi seviyesini aştığını düşünmediğini de özellikle vurguluyor. Ona göre hâlâ gelişmesi gereken birçok alan var ve kariyerinin bu aşamasında “artık daha üst seviyeye geçmeliyim” düşüncesine kapılmak doğru değil.

Ve laf yine dönüp dolaşıp Avrupa'ya transferine gelince: "Avrupa'da şansımı denemek istiyorum ama hayat farklı şekillerde ilerliyor. Igor Akinfeev bir noktada ayrılabilirdi ama kalmaya karar verdi. Herkes tekliflerden bahsediyor ama kim bilir, belki de hiç teklif gelmez. Lokomotiv benim yuva kulübüm ve onlara bir kupa ile teşekkür etmek istiyorum." diye yineliyor Lokomotiv'e bağlılığını...

Rusya'nın yasaklarının kalkıp Zenit ya da Krasnodar'ın Şampiyonlar Ligine gitme durumunda o takımlara transfer olma ihtimalinin olup olmadığı sorulduğunda Aleksey net bir cevap veriyor: "Bu ya Lokomtiv ile olur ya da farklı bir ligde başka bir takımla..."


Avrupa'da en sevdiği ligin İspanya La Liga olduğunu ve oynamak istediği takımın Barcelona olduğunu söyleyen Batrakov, Barca ile ilgili transfer söylentileri başladığında ne hissettiği sorusuna : "Eğer gerçeklerse, evet. İlk başta sahte olduklarını düşündüm, ama sonra 'Eğer doğruysa, elbette güzel olur' diye düşündüm." diyor. Ve menajerinin bir Suudi Arap kulübünün kendisine 120 milyon avro gibi bir teklif yapabileceğini belirtmiş olması ile alakalı soruya Aleksey "Böyle bir durumda transferi muhtemelen düşünürdüm. Aklınıza ne geleceğini bilmiyorum" şeklinde cevap veriyor...

Konu paradan açılınca "Sözleşmedeki rakamlara bakıyor musunuz, yoksa bu sizin için pek önemli değil mi?" diye merak eden muhabirlere "İmzaladığım şeye baktım. Rakamlar şu anda benim için pek önemli değil. Başka Rus kulüplerinden de teklifler aldım, ama şu anda bunların peşinde değilim; ben futbolun peşindeyim." diyerek geri dönüş yapıyor Batrakov.


Futbolculuğu kadar sosyal hayattaki giyim kuşamı ile de beğenilen Aleksey Batrakov, kıyafet konusunda takip ettiği belirli bir kişinin olmadığını, sosyal medyada insanların nasıl giyindiğine bakıp kendisi için tarz oluşturduğunu söylüyor.  "Sizce en şık Rusya Premier Lig futbolcusu kim?" sorusuna da Tokha Miranchuk ve Sasha Chernikov diye cevap veriyor. 

Röportaj esnasında üzerinde Travis marka spor ayakkabı, Burberry sweatshirt, Rooth tişört ve Avrupa'daki bir mağazadan aldığı kot pantolon olan Aleksey, ayakkabı tutkunu olduğunu, bir çok ayakkabısı olduğunu belirtiyor.

Moskova'da ayda 30.000 rubleyle geçinmenin zor olduğunu düşünüyor Batrakov ve geçinmenin satın alımlara bağlı olduğunu, kimi zaman 100 bin, kimi zaman 250 bin harcanabildiğini belirtmiş.

 Ehliyetini de bir kaç ay önce aldığını ve trafik sıkışıklığı olmadığı zamanlarda Moskova'da otomatik bir araç kullanabildiğini belirtiyor.

Batrakov'un futboldan arta kalan zamanlarında bilgisayar oyunlarıyla ilgilendiği de biliniyor. Özellikle Counter-Strike oynuyor ve FACEIT'te 10. seviyede olduğunu, ELO puanının ise yaklaşık 2100-2250 arasında bulunduğunu söylüyor. Ancak profesyonel bir e-spor oyuncusu olabileceğini düşünmüyor. Geçmişte çok daha fazla oynadığını, bugün ise bunu daha çok arkadaşlarıyla birkaç saat vakit geçirmek için yaptığını belirtiyor.

FIFA konusunda ise kendisine daha fazla güveniyor. En sevdiği FIFA oyununun FIFA 20, favori kartının ise TOTS Griezmann olduğunu söylüyor.

Kendisinin de oyunda yer almasını isteyen Batrakov, 80'in üzerinde bir reyting almayı umuyor. Ancak mevcut durumda 69-70 civarında bir puanı hak ettiğini düşünüyor.

Kendi istatistiklerini değerlendirirken de oldukça temkinli davranıyor. Hızına 73, şutuna 80, pasına 75, driplingine 70 ve savunmasına 63 puan veriyor. Fiziksel özelliklerde ise esprili bir yaklaşım sergiliyor.

"Envanterinizdeki en pahalı ürün hangisi?" diye sorulunca  "Son zamanlarda piyasada bir çöküş yaşandı. Ondan önce 35.000 rubleye bir M9 Ultraviyole bıçak aldım. Bunu satabileceğim bir şey olarak düşünüyorum. Tüm paranızı kaybettiğiniz bir alışveriş değil. İstediğim zaman satabilirim, bu yüzden biraz daha rahatım." diye cevaplıyor.

"Spor dizilerinde sürekli sporcular arasındaki kişisel ilişkiler gösteriliyor: Tartışıyorlar ve sahada birbirleriyle etkileşim kurmuyorlar. Profesyonel futbolda da böyle hikayeler yaşanıyor mu, yoksa hayal bile edilemez mi? "diye muhabirlerden gelen soruya Aleksey, böyle şeylerin olduğunu ama kişisel hayatınızı işinizden ayırmanız gerektiğini ve kendi kariyerinde böyle bir şey yaşamadığını açıklamış.

Meslektaşları tarafından iyi muamele görmenin kendisi için ne kadar önemli olduğu sorusuna "Herkesle iyi ilişkiler kurmaya çalışıyorum. Birinin yardıma ihtiyacı varsa, yardım etmeye çalışırım. Tıpkı normal bir insan gibi, yapmaya çalıştığım şey bu." diye cevap veriyor.

Röportajın sonlarına gelinirken kız arkadaşı ile nasıl tanıştığı sorulduğunda " O ​​zamanlar Ira, bir sakatlıktan iyileşirken spor salonunda egzersiz yapıyordu. Onu sık sık görüyordum ve bir noktada ondan hoşlandım: yavaş yavaş konuşmaya başladık ve her şey yolunda gitti." derken " İlişkide olmak, bekar olmaktan daha mı rahat hissettiriyor?" sorusuna "İlişkiler sorumluluklar ve bir ölçüde disiplin getirir. Bu bana saha dışında da yardımcı oluyor: Evde sorumluluklarım olduğunu anlıyorum ve bu beni doğru yolda tutuyor. Bu şekilde kendimi rahat hissediyorum. Benim yaşımdaki bazı insanlar dışarı çıkmak istiyor ama ben artık bunu pek istemiyorum." diyor.

Yaşadığı hayatla ilgili oldukça saygın olduğu ve beğenildiği için futbolculara ne gibi tavsiyeleri olacağı merak edildiğinde "

"Kendin ol, hepsi bu. Başkasına uyum sağlama ya da başkası gibi davranma. Bir maske takma ve sadece kendin ol."

Peki bu kuraldan saptığında kendisini kim uyaracak sorusuna da "Kız arkadaşımdan tutun da aileme ve arkadaşlarıma kadar. Bu yüzden sevdiklerime minnettarım." diyerek röportajı sonlandırıyor Aleksey Batrakov.

Blog Widget by LinkWithin