3 Mart 2021 Çarşamba

Galatasaray:2-0:Erzurumspor

 

Türkiye Süper Ligi 27. Hafta
27.02.2021 / 19.00

Uzun lig yarışının tehlikeli virajlardan biri olan Alanyaspor deplasmanı üç puanla atlatıldıktan sonra Galatasaray evinde Erzurumspor'u konuk edecekti ama herkesin aklını kurcalayan rakipten ziyade Türk Telekom Stadyumunun zeminiydi. 15 gün evvel Kasımpaşa maçında "balçık" tarlasına dönen saha "iki pas" yapılacak hale gelmiş miydi? Yoksa sarı-kırmızılı topçular rakipten çok "zorlu saha koşullarıyla" mı mücadele edecekti? Zemine atılan çim tohumları, onların korunması için serilen örtüler işe yarayacak mıydı? Topçular sahaya ısınmaya çıkıp, yayıncı kuruluş yayına geçtiğinde tüm bu soruların az da olsa cevabını bulabilmiştik: Seyrek seyrek kahveringilerin arasında yeşillikler gözümüzü alıyordu, fena değildi zemin...


Sahanın toparlanmasıyla birlikte, Muslera'ya verilen plaketle birlikte keyfimiz daha da yerine gelmişti. Galatasaray formasıyla Süper Ligde 300. maçına çıkan Fernando Muslera'ya Fatih Terim plaket vermişti. Dile kolay 300 maç... Nice futbolcunun  hayalini dahi kuramadığı bir rakam ve şimdi de tek dileğimiz Muslera ile yönetimin en yakın zamanda sözleşmeye imza atıp, bu rakamın 400e çıkması...

Fatih Terim, geçen hafta Alanya deplasmanında başlayan takımı, Erzurum karşısında da sahaya sürerken, güzel hisler içinde başlayan karşılaşma, beklendiği gibi Galatasaray'ın kontrolü altında gitti. Dadaşlar ise kalelerini savunup, yakalayabilirlerse, ani ataklarla Muslera'yı mağlup etmenin hesaplarını yapıyorlardı, bir bakıma oyunu kilitlemekti niyetleri ve nispetten de başarılı oldular, zira Galatasaray'ın ilk atağı ilk çeyrek saat dolarken Yedlin'in ortasında Onyekuru'nun savunmadan dönen şutu ile gerçekleşti. Erzurumspor da taktiğine uygun kontrayı yakaladı, sağ kanattan gelişen atakta ceza sahası çizgisi cıvarından Gomez'in şutu Muslera'da kaldı. 

Dakikalar geçtikçe düzeldiğini zannettiğimiz zemin ağırlaşmaya başlamış, Galatasaray'ın pas oyunu da sekteye uğramıştı. Kolay geçmesi beklenilen müsabaka, pozisyonsuz, tatsız, tuzsuz bir orta saha mücadelesine dönüşmüştü. Birinin "fitili ateşlemesi" gerekiyordu ki o isim de yeni transfer Yedlin oldu. İlk yarı Luyindama'nın sıkça yaptığı gibi atılan uzun bir topta rakibinin arkasında olmasına rağmen, pes etmeyip mücadele eden Amerikalı savunma oyuncusu takımına korner kazandırmış, Ömer'in kullandığı köşe vuruşunda seken topta Emre Kılınç topu ceza sahası içine bir kez daha ortalamış ve Onyekuru'nun kafa vuruşu kaleciden dönerken, "golcü" Mostafa Mohammed ağları sarsıyordu. Ayak içi plase, penaltı, kafa vuruşu derken bu hafta da repertuvarından "fırsatçılığı" ve "füzeleri" çıkarıvermişti. Belki de devreyi eşitlikle bitirmeyi kafalarına koyan Erzurumsporlular yedikleri gol ile yıkılmış ve peşi sıra kalelerinde pozisyonlar görür olmuşlardı. Önce Arda'nın jeneriklerde yer alabilecek sert şutu iki direğin birleştiği noktadan dönerken, devre biterken Arda'nın ofsaytta olduğunu bilip, hareketlenmediği Luyindama'nın pasında ceza sahasında topla buluşan Mostafa Mohammed Allah'a sığınıp Metin Oktay gibi fileleri yırtmak için abandı, bereket kale direkleri sağlamdı, yıkılmadı ama Galatasaray iki farklı öne geçiverdi.

Çok pozisyon bulmadan, yakaladıklarını gole çevirerek 2-0 öne geçen Galatasaray ikinci yarı vites küçültüp, savunmada da bireysel hatalar yapınca, Erzurumspor belki de maçtan evvel hayal kurmadığı kadar Muslera ile karşı karşıya kaldı ama Gomes'in, Aaatıf'ın, Rashani'nin ataklarında kalesini gole kapamayı aklına koymuş bir Muslera vardı, haliyle kendisi için özel bir günde gol yemek yoktu aklının ucunda. Ev sahibi beklemediğimiz bir şekilde taktik disiplinden kopmuş, rakibini kendi kalesine davet etmişti ama istediği anda da pozisyon bulabileceğini de gösteriyordu. O anların birinde Onyekuru'dan seken topu Arda önünde bulmuş, "akıllıca" pasında Emre Kılınç şık bir plase ile kaleciyi üçüncü kez avlamıştı ama Mete Kalkavan VAR'dan gelen uyarıyı dinleyip, pozisyonda topun Onyekuru'nun eline çarpması nedeniyle golü iptal ediyordu. Top Henry'nin eline çarpmıştı ama ona bunu yaptıran müdahalede bulunan Da Costa'nın tekmesi görmezden gelinmişti. Ne diyelim, Galatasaray'ın golü iptal olunca sıkıntı olmuyordu!


Skorbordda dakikalar 86yı gösterirken saha kenarında dünyaca ünlü golcü Falcao, Mostafa Mohammed ile yer değiştirmek için bekliyordu. Çocukluğunda televizyonda maçlarını izleyip, onun gibi goller atmayı düşlediğin forvet senin yerine oyuna giriyor. Ne büyük bir gurur, değil mi? Umarım önümüzdeki maçlarda yan yana da izleriz bu iki golcüyü...

Kağıt üstünde kolay ve rahat geçmesi beklenilen müsabaka, ilk devrenin son 20 dakikalık oyunu ile Galatasaray lehine sonuçlandı ama bir kez daha gördük ki bu uzun maratonda dikkatsizliğe ve gevşemeye yer yok, her maça final gözü ile bakıp, tam konsantrasyon ile hazırlanacak bir Galatasaray da mutlu sona ulaşacak takım olacaktır...



Stat: Türk Telekom

Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Kemal Yılmaz

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Luyindama, Marcao, Ömer Bayram, Etebo (Dk. 72 Taylan Antalyalı), Gedson Fernandes, Emre Kılınç (Dk. 72 Belhanda), Arda Turan (Dk. 83 Babel), Onyekuru (Dk. 83 Kerem Aktürkoğlu), Mustafa Muhammed (Dk. 86 Falcao) 

Büyükşehir Belediye Erzurumspor: Mehmet Göktuğ Bakırbaş, Schwechlen, Da Costa, Teikeu, Butko, Cenk Ahmet Alkılıç (Dk. 76 Emrah Başsan), Omolo, Rahman Buğra Çağıran (Dk. 46 Rashani), Chahechouhe, Osman Çelik (Dk. 76 Mehmet Murat Uçar), Gomes (Dk. 67 El Kabir) 

Goller: Dk. 38 ve 45 Mustafa Muhammed (Galatasaray) 

Sarı kartlar: Dk. 23 Etebo, Dk. 79 Mustafa Muhammed, Dk. 81 Taylan Antalyalı (Galatasaray), Dk. 48 Teikeu, Dk. 63 Chahechouhe, Dk. 90 El Kabir (Büyükşehir Belediye Erzurumspor)

24 Şubat 2021 Çarşamba

Alanyaspor:0-1:Galatasaray


Türkiye Süper Ligi 26. Hafta
20.02.2021 / 19.00

" Bir tuzağı daha bertaraf etmenin mutluluğu içindeyim." diyordu maçın bitiminde sıcağı sıcağına Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim. Normalde maçlar iki devre oynanırken, Alanya'da "üç devre" oynanan bir "oyun!" seyrederken futbolseverler, hoca da  maçın en çok konuşulan ikinci devresinden bahsediyordu. Peki neler olmuştu cumartesi gecesi Alanya Bahçeşehir Okulları Stadında?

Bu sezon, önce ligin ilk yarısında Ali Sami Yen'de, sonra da iki hafta evvel kupada yine İstanbul'da Galatasaray Çağdaş Atan'ın takımına mağlup olmuştu. İki karşılaşmada da deplasman ekibi birbirine benzer stratejiler ile saha çıkmış, özellikle ilk yarılar orta sahayı güçlü tutup, forvet oyuncuları ile de sarı-kırmızılı stoperlere hatta kalecilere baskı yaparak rakibini kilitlemesini bilmiş ve iki maçı da kazanmıştı. Aynı hatayı sürekli yapmak Fatih Terim gibi tecrübeli bir hocanın işi olmayacağı için, Galatasaray deplasmandaki maça çok daha farklı bir anlayışla çıkmıştı, Fatih Terim'in deyimiyle "oyun anlayışının dışına çıkan" bir Galatasaray vardı sahada. İstanbul'daki karlı havanın da idman yapmasını etkilemesi sebebiyle Antalya'da geçirilen kamp dönemi de topçuların maça konsantre olmaları konusunda oldukça büyük etken olmuştu. 


Alanyaspor'un hiç beklemediği şekilde Donk'un yerine fiziken güçlü Luyindama ile Babacar'ı marke eden Galatasaray'da, Yedlin de sağ beke görevlendirlmişti. Taylan ve Belhanda'nın yerine de Etebo ve Gedson ile orta sahaya fiziki dinamizm katılmış, cezası biten Arda da 96-2000 senesi Fatih Terim'inin saha içindeki Hagi'si olmuştu. Genç, dinamik ve güçlü oyuncularla oluşturulan kadro da ev sahibine beklemediği bir direnç göstermiş, onların rahatça top yapmalarını engellemiş ve Morafona'nın kalesinde tehlikeler yaratmıştı. Önce Mostafa Mohammed kendi gayreti ile kaptığı topla golü denemiş, meşin yuvarlak ev sahibi file bekçisinin bakışları arasında direğe çarpmış, çok geçmeden bu kez Mostafa Onyekuru'ya bir pas atmış, onun da ayak içi plasesi auta gitmişti. Bir başka atakta Fernades'in ortasında Onyekuru ofsaytta kalırken, ev sahibinin ilk tehlike atağında Salih'in vuruşu direkten dönüyordu. Salih ve arkadaşları "ahlar vahlar" içinde saç baş yolarken, Mostafa ve Onyekuru'nun savunmacılarını sağ kanada çekip, sol tarafı boşalttığı bir anda Yedlin "efsane" bir uzun pasla Emre Kılınç'ı kaleci ile karşı karşıya bırakıp, Galatasaray'ı öne geçiren golün asistini yapıyordu. Pozisyonların olduğu, zevkli bir mücadele seyretme hayali kurarken, haçın orta hakemi Zorbay Küçük ve VAR hakemi Emre Malok sahneye çıkıp, ilk devre bitti deyiverdi...


Evet, karşılaşmada kronometre 23. dakikayı gösterirken, Alanya ceza sahası içinde topu kontrol edip, dönmeye çalışan Onyekuru'ya Umut'un attığı tekmeyi herkes görürken, maçı yönetenler göremiyordu. Zorbay Küçük'ün gördüğünü düşünüyorum lakin VAR'dan uyarı gelmeyince o da pozisyonu devam ettiriverdi. "Aklımıza gelen, başımıza gelmez umarım" diye düşünürken, Babacar, Luyindama'nın kafasına tekme atıyor, sarı-kırmızılı stoper kanlar içinde yerde kalıyor ama maçı yöneten Zorbay Küçük "ağzını kapayıp, VAR ile bir şeyler konuştuktan" sonra Alanyalı futbolcuya sarı kart gösterip maçı devam ettiriyordu. Oysa ki Cüneyt Çakır'ın Beşiktaş-Galatasaray derbisinde Diagne'ye çıkardığı kırmızı kart hala akıllardaydı. Bunlarla bitecek miydi hakemlerin "şov"u? İlk devrenin bitmeye yaklaştığı dakikalarda Gedson Fernandes topu alıp, ani bir atağa kalkarken, Tzavellas'ın sağından atıp solundan geçme düşüncesindeydi ama nereden bilecekti rakibinin bir kaleci edasıyla topu elle keseceğini ve yan hakem ile dördüncü hakemin gözleri önündeki pozisyonda "üç maymunu" oynayacaklarını... Oysa bu iki arkadaş maçın ikinci 45 dakikasının başlarında Ömer'in eline çarpan topta Zorbay Küçük'ü büyük heyecanla uyarmışlardı.


Peki, Alanya-Galatasaray maçını yöneten hakemlerin böyle tereddütlü ve özellikle de Galatasaray aleyhine kararlar vermelerine ne sebep olmuştu? Hafta içi başta medya trolleri olmak üzere, Fenerbahçe sportif direktörü Emre Belezoğlu'nun Zorbay Küçük hakkında sarf ettiği sözler olabilir mi? Hatta aynı demeçler içinde Fenerbahçe-Göztepe maçını yönetecek Hüseyin Göçek ismi geçip, Hüseyin Göçek'in söz konusu maçta sergilediği "komik ötesi" yönetimi görünce neden olmasın diyebiliyoruz gönül rahatlığı ile.

İlk devrenin uzatma dakikaları biterken, Henry Onyekuru "iki adımdan" topu Morafona'nın koruduğu kalenin içine yollayabilse, Fatih Terim'in bahsettiği "tuzağı" çok daha erken bertaraf etmiş olacaktı Galatasaray ama maalesef olmadı...

Ve maçının "üçüncü bölümü" de Yedlin'in Davidson tarafından ceza sahasına girerken düşürülmesine hakemlerin tekrar sessiz kalması sonrası ev sahibinin kurduğu amansız baskı karşısında Galatasaray'lı oyuncuların yorgunlukla beraber skoru koruma iç güdüsü içinde savunma yapması ile başladı. "Topu rakibe vermek" diye bir deyim uyduruldu son yıllarda, zayıf takımların oyununu güzellemek için. Futbolda güçlü olan takım topu ayağında tutar, sağlı sollu paslarla rakibi ceza sahasına hapseder ve bir yolunu bulup, golü atar, Galatasaray'ın sürekli yaptığı gibi. Cumartesi gecesi Galatasaray karşısında çok konsantre ve hocalarının sezon boyunca oynattığı sistemi içelleştirmiş bir futbolcu topluluğu vardı ki, sarı-kırmızılılar ister istemez kapanıp, gol yememek için oynadılar.  Öncelikle ev sahibi takım halinde öyle istekli ve bilinçli oynarken, Galatasaraylılar da yine takım halinde hatasız savunma yapınca, iki teknik adam da kulübeye bakıp oyuncu değiştirme gereği duymadı. Fatih Terim son 10 dakikada Arda ve Emre Kılınç'ı yanına alıp, Taylan ve Kerem'i maça sokarken, Çağdaş Atan da gol ümidi olarak Kadzior ve Mustafa Pektemek'i sahaya sürdü. Fakat, kimi oyuna dahil ederse etsin Alanya kenar yönetimi "Galatasaray'ın Muslera'sı vardı", nam-ı diğer "haksız rekabet sahneye çıktı, bir çok pozisyonda soğukkanlılığı ile arkadaşlarına moral verirken, sadece elle değil, uzatma dakikalarında Pektemek'in kafa vuruşunu ayakla da çeliyordu ve oldukça kritik bir üç puanın kazanılırken "çorbada tuzu" da oluyordu.


Galatasaray
zorlu bir fikstür sürecini Alanya deplasmanında kazanılan üç puan ile sonlandırırken, önünde nispetten "zayıf" takımlarla yapacağı maçlara yelken açtı. Lakin, ligin ilk yarısında puan kaybettikleri maçlar da göz önüne alındığında rakibin adı ya da gücünden ziyade konsantrasyonun kaybedilmesi durumunda istenmeyen sonuçlarla noktalanabilir karşılaşmalar. Bunun yanında yine Alanya deplasmanında görüldü ki Galatasaray kalan haftalarda sadece saha içindeki rakiplerle değil, saha dışındakilerle de mücadele etmek zorunda kalacak ve bu mücadele Galatasaray'ın üç puan kazandığı her haftanın ardından daha da zorlaşacak... O halde, Fatih Terim'in bir sözüyle de bitirelim "Herkesin bir oyunu varsa, Allah'ın adaleti şaşmaz ve Allah her zaman iyilerin yanındadır."


Stat: Bahçeşehir Okulları 

Hakemler: Zorbay Küçük, Kerem Ersoy, İbrahim Çağlar Uyarcan 

Aytemiz Alanyaspor: Marafona, Tayfur Bingöl, Tzavellas, Caulker, Moubandja, Umut Güneş (Dk. 83 Kadzior), Berkan İsmail Kutlu, Salih Uçan (Dk. 90 Mustafa Pektemek), Efecan Karaca , Davidson, Babacar

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Luyindama, Marcao, Ömer Bayram (Dk. 90 Donk), Etebo, Gedson Fernandes (Dk. 82 Linnes), Emre Kılınç (Dk. 79 Taylan Antalyalı), Arda Turan (Dk. 79 Kerem Aktürkoğlu), Onyekuru (Dk. 90 Babel), Mustafa Muhammed

Gol: Dk. 18 Emre Kılınç (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 33 Babacar, Dk. 59 Salih Uçan, Dk. 65 Tzavellas (Aytemiz Alanyaspor)

14 Şubat 2021 Pazar

Galatasaray:2-1:Kasımpaşa


Türkiye Süper Ligi 25. Hafta
14.02.2012/ 16.00

Dakikalar 88'i gösteriyordu ki Galatasaray, Kasımpaşa karşısında penaltı kazanmış, kritik vuruşu yapmak için Mısırlı golcü Mostafa Mohamed çamur içinde kaybolmuş olan beyazdan siyaha döndürülmüş noktaya turuncu topu dikmeye çalışıyordu. O anda herkesin bakışları arasında Marcao ve Onyekuru sahil kenarında kumda oynayan çocuklar gibi elleriyle balçık zemini düzeltip, çamur sularını temizlemekle meşgüldüler, evet koskoca adamlar yere çömelmiş, arkadaşları topa daha iyi vursun diye zemini "tamir ediyorlardı". Bir de aklıma düşüverdi Gündüz Kılıç'ın o meşhur sözü: "Galatasaray bir his takımıdır. Renklerine aşık birbirlerine seven futbolcuların takımıdır...Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır."


Nasıl ki iki sezon evvel karlı bir İstanbul gününde, avuçtan giden maç beraberinde şampiyonluğu da götürecekken Mitroglou sahneye çıkıp, takıma üç puanla birlikte şampiyonluk ümitlerini de hediye etmiş ve sene sonunda hep hatırlanmıştı, bu sene mayıs ayında da kutlanacak olan şampiyonluk günlerinde Marcao ve Onyekuru'nun emekleri asla unutulmayacaktır. Üstelik Marcao, üç gün önce pek de fena oynamadığı bir maçtan sonra "Galatasaraylı!?" olduğunu iddia eden medya trolleri tarafından tehdit ve hakaretlere uğramışken...

Sondan başladık, başa dönelim "balçık tarlasındaki" maçı anlatmaya başlarken. Günler öncesinden İstanbul'da pazar günü şiddetli bir kar yağışının olacağı dillendirilmiş, Birinci ligde Ümraniyespor-Eskişehirspor maçı pazardan cumartesiye alınmış ama Galatasaray-Kasımpaşa karşılaşmasının günü ve saatini değiştirmek için kılını kıpırdatmayan Federasyon yetkilileri iki takımdan da gelen tepkiler sonrası sadece maçın saatini 19.00'dan 16:00'ya almışlardı. Oysa bir gün önce pırıl pırıl bir zeminde, futbol adına iki takımın da yeteneklerini sergileyebilecekleri "kora kor" bir karşılaşma izleyebilirdi televizyon başındaki futbolseverler. Ama niyet başka olunca, kim önemser ki güzel futbolu, sporcu sağlığını, saha zeminini...

Yukarıda yazdıklarımızı doğrularcasına da zeminin futbolu oynanmaz hale getirdiği yirmili dakikalara kadar Galatasaray, sahada rakibini adete boğmuştu. Daha skorbordda dakika dolmadan Mostafa Mohamed'in vuruşu ile başlayan şut bombardımanında, ilk kez ilk onbirde oynayan Kerem'in altı pastan şutunu Ertuğrul çeliyor, bir kaç dakika sonra yine genç oyuncunun gol denemesi Kasımpaşa kalecisinde kalıyordu. Bir dakika sonra Emre Kılınç'ın orta sahadan getirdiği ve ceza sahasına girer girmez yolladığı füzeyi yine Ertuğrul kornere yollarken, kullanılan köşe atışından dönen topa Etebo'nun Allaha sığınarak yolladığı şuttan rakip kaleci yine kale arkasındaki foto muhabirlerine poz veriyordu topu dışarı atarken. Böyle güneşe kar dayanmaz derler ya, böyle baskıya savunma da dayanamazdı ve 9. dakikada Ömer'in kullandığı köşe vuruşunda Mostafa Mohamed iyi yükseldi, vurduğu kafa vuruşunda kaleci topu çizgiden çeldi ama Kerem fırsatçıydı ve boştaki topu ağlara yollayıverdi.


Zemin ağırlaştıkça, top sürmek de, pas yapmak da zorlaşınca iki takım da savunmadan topu rakip yarı sahaya havadan şişirmelere başladı. Mısır'dan geldiği günden beri çıktığı her maçta fileleri havalandıran Mostafa Mohamed sadece gol atmadığını, Galatasaray'ın aradığı sırtı dönük top oynayan, takımını hücüma çıkaran forvet olduğunu da göstermiş oldu. Hava toplarının çoğunu kazanan Mısırlı oyuncu, arkadaşları için de duvar olup, atakların gelişmesinde de istasyon görevi görüyordu. Öte yandan Kasımpaşalı forvetler ise maç boyu hatasız ve temiz oynayan Marcao ve Luyindama'nın arasında etkisizdi.

 


Deplasmanda kaybedilen Konyaspor maçından sonra ilk onbirdeki yerini Donk'a kaptıran Luyindama bu ağır zeminde Fatih Terim'in tercihi olmuş ve hocasının güvenini boşa çıkartmamıştı. Onun gibi Taylan'ın yerine oynayan Etebo da maçın en çalışkan ve başarılı oyuncusuydu. Takım arkadaşlarının altına içlik giydiği ortamda kısa kollu forma ile sahaya çıkan Nijeryalı, orta saha ile savunma arasında mekik dokumakla kalmayıp, topu en "garanti" kullanan futbolcuydu.

Galatasaray'in tek farklı üstünlüğü ile biten ilk devrenin ardından Kasımpaşa ikinci kırkbeş dakikada beraberlik için kanatlardan gelmeyi denedi ama Marcao ve Luyindama oldukça dikkatliyken, yine Marcao'nun hava topuna çıktığı bir anda Muslera da pozisyona dahil olmak isteyince, Kasımpaşalı Thelin'in vuruşu boş kaleye gidiverdi. Sakatlık sonrası Fatih ve Okan'a emanet ettiği kaleyi geri alan Muslera yapmış olduğu kurtarışlarla Galatasaray'a puanlar kazandırırken, bu hafta kaybettirecek miydi? Arkadaşları Uruguaylı kaleciyi kurtaracak mıydı?


Kalesinden golü çıkardığı dakikadan sonra sarı-kırmızılı topçuların tüm gayesi topu bir kez daha Ertuğrul'un koruduğu kaleye sokmaktı ama bu iş bu ağır zeminde hiç de kolay olmadı. Zaten pas yapmak imkansıza yakınken, topu rakip ceza sahasına yollamak için şişirmek lazımdı ama orada da rakip stoperler duvar örmüş, geleni geri yolluyordu. Korner atışları, serbest vuruşlar kullanıldı Ömer'le çoğunlukla ama hepsi savunmanın kafasına gitti, oysa Mostafa gibi "Mısır hava kuvvetlerinden" bir transfer vardı. Fatih Terim oyunu çevirmek için Gedson, Emre Kılınç ve Babel'i çıkarıp, Emre Akbaba, Onyekuru ve Donk'u oyuna dahil etti. Bu üç oyuncunun girmesi karşılaşmaya biraz hareket getirse de, istenen gol gelmeyince Yedlin ve Belhanda da taze kuvvet olarak sahaya sürüldü ve sarı-kırmızılılar tüm hatlarıyla Kasımpaşa kalesine yüklendi. O anların birinde kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen Etebo tüm gücüyle topu deplasman ekibinin kalesine yolladı, Marcao havaya yükseldi, rakibini bozdu ve seken topta Onyekuru, Ertuğrul tarafından düşürülünce hakem tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi.

Sonrası zaten yazının başında yer alıyor, Mostafa penaltı atışından golünü attı ve bu zor zeminde Galatasaray'a üç puan kazandırırken, kaptanı Muslera'yı da sosyal medya trollerinin saldırısından kurtarmış oldu.


Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Erkan Özdamar, Serkan Ok, Mustafa Sönmez 

Galatasaray: Muslera, Linnes (Dk. 82 Belhanda), Luyindama, Marcao, Ömer Bayram, Etebo, Gedson Fernandes (Dk. 71 Emre Akbaba), Emre Kılınç (Dk. 71 Onyekuru), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 77 Yedlin), Babel (Dk. 72 Donk), Mustafa Muhammed 

Kasımpaşa: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Brecka, Dusko Tosic, Hadadi, Aytaç Kara, Bistrovic, Koomson (Dk. 46 Varga), Hajradinovic, Hodzic, Thelin

Goller: Dk. 9 Kerem Aktürkoğlu, Dk. 89 Mustafa Muhammed (Penaltı) (Galatasaray), Dk. 51 Thelin (Kasımpaşa) 

Sarı kartlar: Dk. 15 Thelin, Dk. 71 Hajradinovic, Dk. 82 Varga, Dk. 85 Tosic (Kasımpaşa)

12 Şubat 2021 Cuma

Karalama Defteri #59

 
Karalama Defteri'nin 59. bölümünü geçen cumartesi oynanan Fenerbahçe-Galatasaray derbisine ayırdık ve maçtan 2 gün sonra yaptık ki karşılaşmaya dair, öncesi, içi ve sonrası, her şeyi konuşmak istedik. Öyle de yaptığımızı düşünüyoruz zira 1 saat 13 dakika süren bir kayıt yaptık... Podcastte değindiğimiz başlıca konular aşağıda:

  • Seyircisiz Maç Nasıl Seyircili Oldu?
  • Fatih Terim'in Mont Uğuru
  • On Yıllık Bir Şilt Hikayesi
  • Cüneyt Çakır, Ali Palabıyık ve Yardımcıları
  • Albayrak'a Çirkin Saldırı
  • Golcü Mostafa Mohammed
  • Gizli Kahraman Taylan
  • Müthiş Transfer Muslera
  • Emre Kılınç Yerini Buldu
  • Özür Dileriz Arda
  • Fedakar Sarrachi
  • Erol Bulut'a Gelen Kağıt
  • ve daha fazlası..

Dinlemek için de Spotify linki burda...

Ama hazır bloga gelmişken yandaki uygulamadan da kaydı dinleyebilirsiniz...

Keyifli dinlemeler, yorumlarınızı bekliyoruz...

Fenerbahçe:0-1:Galatasaray

Türkiye Süper Ligi 24. Hafta
06.02.2021/ 19.00

 Futbolun İstanbul'da yavaş yavaş yayılmaya başladığı yıllardı 1900lerin başları. James La Fontaine maçları daha heyecanlı kılmak için İngilizler gibi kurallı, formalı, hakemli bir lig kurmak için çalışmalara başlar ve sene sonunda galiplere vermek için ülkesinden bir şilt sipariş eder. Her yıl şampiyon olan takım şilte adını yazdıracak ve bir yıl süre ile şiltin sahibi olacak, ertesi sene de yeni şampiyona teslim edilecek söz konusu ödül ve 10 yılın sonunda en fazla şampiyon olan takım şiltin ebedi sahibi olacaktır.

Lig başlar, ilk sene Cadi-Keuy şampiyon olur, sonraki sene yine Cadi-Keuy, 1907-1908 senesinde Moda, ertesi yıl Galatasaray, peşinden yine Galatasaray, bir sonraki sene tekrar Galatasaray, 1911-12de Fenerbahçe, 1912-13'te Fenerbahçe lider iken Balkan savaşı başlar ve lig yarıda kalır, 1913-14te Fenerbahçe kazanır.

1914-15 sezonu başlamadan evvel elinde şilti bulunduran Fenerbahçe lige katılmayacağını beyan eder. Diğer takımların ısrarları da onları bu inadından vazgeçiremez ve Fenerbahçe olmadan lig başlar. Lig başlar başlamasına da, Fenerbahçe Altınordu'dan yaptığı transferler sonrası devam eden lige dahil olmak ister, tabii ki bu teklifi değer görmez ve James La Fontaine'in ligi devam eder, Galatasaray şampiyon olur.

Fenerbahçe şilti teslim etmemek için Türk İdman Ocağı, Darüşşafaka, Hilal gibi nispetten amatör takımlardan oluşturduğu bir ligde şampiyon olur ve kendisinin 1914-15'in şampiyonu olduğunu iddia ederek, şilti Galatasaray'a teslim etmez.

2021 yılının ilk aylarında oynanmış bir derbinin yazısına neden mi 100 seneden fazla geçmişte kalmış bir olayı bahsederek başladım? Cevabı kolay: Galatasaray'ın nasıl bir rakip ile mücadele ettiğini en baştan göstermek istedim...

Yıllar geçse de rakibin yaptıkları değişmiyordu, Hasan Şaş'ın kafasına atılan yumurtalardan, Gerets'in başının yarılmasından, Galatasaray tribününe konulan tezeklerden sonra bu sene de bir ilk yaşandı: Seyircisiz maça seyirci alındı...

Sağlık çalışanlarını maça alıyoruz diyerek "1907" şifresini söyleyen iki bin-üç bin arasındaki taraftar localarda yerini alıp, başta Fatih Terim ve kaptan Arda'ya küfür edip, onları tahrik etmeye çalıştı da, hoca ve oyuncuları tecrübeliydi, maça odaklıydı, cevap vermediler yapılan tahriklere ki zaten cevap verseler kendilerine ceza yazmak için bekleyenler de yok değildi. Maçtan sonra soyunma odasında Arda Turan'ın yapmış olduğu bir tezahürat nedeniyle PFDK'ya sevk edildiğini görünce, tahminimizin ne kadar da doğru olduğu ortaya çıktı aslında...


Geçen sene "gerçek seyircili" derbide oyuncularını rahatlatmak için Fatih Terim maç öncesi ekstra idmanlar yapmamış, kulüp sosyal medyası tansiyonu yükseltecek paylaşım yapmamış ve hoca da idmana çıkar gibi altta eşofman, üstte spor mont ile takımını yönetmişti saha kenarında. Bu sene de hoca mont ve rahat kıyafetlerle arz-ı endam etmişti. Senaryosu belliydi, kafası rahattı...


Oyun da kağıt üstünde düşünüldüğü gibi başladı, Galatasaray topa sahipti, topu koşturan takımdı. Fenerbahçe ise kendilerini kandırdıkları bir "topu rakibine vermek" sistemi içinde savunma yapmakla meşguldü. Deplasman ekibinin ilk atağı ilk dakika içinde korner olurken, Fenerbahçe 3 dakika sonra Muslera'nın maçtaki tek hatasıyla Samatta ile pozisyon buldu ama değerlendiremedi. Sonrası yine Galatasaray'ın atakları vardı, Emre Kılınç vurdu top auta çıktı, Belhanda'nın pasında ceza sahasına giren Linnes'in ortasını son anda Nazım Sangare kornere yolluyordu. Galatasaray gol için bastırırken, diğer haftalardan farklı olarak maçın başlamasına 24 saat gibi bir kısa bir zaman kala neden hakemin açıklandığının da cevabı veriliyordu aslında. Geçen sene mükemmel bir maç yöneten, iki takım lehine de penaltı düdüğü çalan, hiç bir baskıdan etkilenmeyen Halil Umut Meler yine derbiyi yönetecek hakemler arasında gösterilirken, MHK Cüneyt Çakır'ı görevlendirmişti. Ona yardımcı olması için de VAR'a Ali Palabıyık atanmıştı. İki hakemin de Galatasaray-Fenerbahçe maçlarındaki yönetimleri bu blog sayfalarında mevcut, uzun uzun yazmayacağız. Maça dönersek de Galatasaray'ın kullandığı bir korner atışında Serdar Aziz'in Donk'a dirsek atmasını görmeyen de, Serdar Aziz'in Emre Kılınç'ı biçmesini değerlendirmeyen de, Valencia'nın Linnes'i itmesine devam diyen de, Caner'in Mostafa'ya kırmızı kartlık dirseğine sarı kart çıkaran da aynı hakemlerdi... Böyle bir yönetimin 9 dakika uzatma göstermesi kimseyi şaşırtmazken, Donk'un Cisse'ye temasına penaltı çalmaması şahsen beni şaşırttı, açıklayamayacaklarından çekinmiş olsalar gerek... Ozan'ın ofsayt olan golüne hiç değinmiyorum, VAR çizgileri teknoloji ile çiziliyor, onlara itimat etmek durumundayız...


Oyun içine dönersek, nadir gelişen Fenerbahçe ataklarında Sosa'nın şutunu panter çevikliği ile kornere çelen Muslera, köşe atışında da Samatta'nın kafasını yine aynı çeviklikle kurtarıyordu. Yeni transfer Onyekuru'yu sol kanatta beklerken, Fatih Terim "cinlik" yapıp, oyuncusunu Caner'in önüne atarak Fenerbahçe'nin bu sezon tek organizasyonu olan "Caner'in ortalarıyla gol bulma"şansını da bitirmişti. Ters kanatta da Arda mücadele ediyordu, takımın ataklarında liderlik ediyor, karakter koyuyordu sahaya...

Derbinin ilk 45 dakikasında aradığı golü bulamayan Galatasaray, ikinci yarıya da sistemini bozmadan devam etti ve aradığı pozisyonları da buldu. Önce Belhanda'nın altı pas önünde bulunan Linnes'e pasında, Norveçli topukla Onyekuru'ya aktardı meşin yuvarlağı da onun vuruşunu Altay çıkardı. İki dakika sonra da Fenerbahçe ceza sahası önünde oluşan karambolde Belhanda yatarak topu kapıp, Emre Kılınç'a aktardı, onun pasında Mostafa Mohammed önce Serdar Aziz'i geçti, sonra da plase vuruşunda takımını öne geçiriyordu... 


Galatasaray
aradığı golü bulduktan sonra da ataklarına devam ederken, önce Linnes'in, 10 dakika sonra da Taylan'ın ortalarında Mostafa'nın kafa vuruşları az farkla auta giderken, Fenerbahçe'nin Ozan'la denediği uzaktan şut Muslera'nın "plonjonu" ile kornerle sonuçlanıyordu. Ev sahibi beraberliği yakalamak için Cisse, Mesut,Osayi-Samuel gibi gol ayaklarını oyuna dahil ederken, Fatih Terim de sakatlanıp değişiklik isteyen Linnes ve Sarrachi'nin yerine Yedlin ve Emre Taşdemir'i alırken, Babel ve Kerem'i de son 10 dakikada oyuna dahil etti, yorulan Arda ve Onyekuru yerine. Ve son maçlarda oyuna sonradan giren topçuların gol atma alışkanlığı derbide de devam edecekti de Babel, maçın ipini çekecek pozisyonda topu Kerem'e aktarmak yerine şut çekmeyi denedi maalesef...


Fatih Terim
hakemlerin maçı oynatmasını ister, uzatmaları da düzgün şekilde hesaplayıp maç sonuna dahil etmesini bekler de nedense "ekstra süreler" Galatasaray önde olduğunda uzayıp da uzar, geride olup gol aradığında da 3-5 dakika ile sınırlanıverir. Cumartesi gecesi de 1 dakika kadar kısa süre alan Fenerbahçe'nin ofsayt nedeniyle gecerli olmayan golündeki VAR kontrolü ve oyuncu değişiklikleri dışında top durmamışken, Cüneyt Çakır tam tamına 9 dakika uzatma işaret ediverdi. Dedik ya, beraberlik hakemlerin işine gelecekti ama Galatasaray buna müsaade etmedi ve Kadıköy'den iki sene arka arkaya galibiyetle döndü...

Maç sonu tüm takım boş olan deplasman tribüne gidip Galatasaray taraftarına saygılarını sunması galibiyetten de değerliydi. Zira topçusu, hocası, yöneticisi, taraftarı ile Galatasaray kenetlenince hiç bir güç onların karşısında duramazdı...


Stat: Ülker

Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Nazım Sangare, Serdar Aziz, Szalai, Caner Erkin, Ozan Tufan, Sosa, Valencia (Dk. 63 Cisse), Mert Hakan Yandaş (Dk. 63 Mesut Özil), Osayi-Samuel, Samatta (Dk. 78 Sinan Gümüş)

Galatasaray: Muslera, Linnes (Dk. 82 Yedlin), Donk, Marcao, Sarrachi (Dk. 87 Emre Taşdemir), Taylan Antalyalı, Belhanda, Emre Kılınç (Dk. 87 Etebo), Arda Turan (Dk. 78 Babel), Onyekuru (Dk. 78 Kerem Aktürkoğlu), Mustafa Muhammed

Gol: Dk. 54 Mostafa Mohamed (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk. 17 Mert Hakan Yandaş, Dk. 90 9 Caner Erkin (Fenerbahçe), Dk. 28 Sarrachi, Dk. 81 Linnes (Galatasaray)

5 Şubat 2021 Cuma

21. Haftanın Panoraması



 Gençlerbirliği:1-2:Trabzonspor

  • Trabzonspor'un son 10 dakika haricinde oldukça üstün oynayıp, rahat kazandığı bir karşılaşma, %64-36...
  • Ev sahibi Gençlerbirliği takımında kalede Galatasaray maçında çok eleştirilen Übeyd vardı, fena da maç çıkarmadı genç kaleci.
  • Trabzonsporlular attıkları golden sonra geçen hafta sakatlanan Abdülkadir Ömür'e vefa gösterdiler.
  • Berat eski takımına karşı oynadı, çok da iyi oynadı ilk defa forma giymesine rağmen. Geleceği parlak bir oyuncu, Abdullah Avcı'nın elinde parlayacaktır, kendini iyi yetiştirmiş, İngilizce ve Fransızca bilen bir çocuk.
  • Ekuban 1 gol 1 asist ile maçta ön plana çıkan oyuncu oldu.
  • Trabzonspor yenilmezlik serisini 5 maça çıkardı.
  • Djanini-Ekuban paslaşması ile Trabzon ilk golü şapka çıkarılacak türdendi.
  • Ekuban'ın golünde Wakaeme'nin asisti müthiş.
  • Gençlerbirliği'nin penaltı kazandığı pozisyonda Edgar Ie'nin eline çarpan top Galatasaray maçındaki ile bire bir ama birinde penaltı diğerinde verilmedi...
  • Gençlerbirliği Stancu girdikten sonra hareketlendi ama yetmedi...


Başakşehir:1-1:Rizespor
  • Rizespor, İstanbul deplasmanına Covid vakaları nedeniyle bir çok eksikle geldi, yedek oyuncu sor buldular
  • Sumudica Romanya'da olduğu için yine zoomla bağlandı soyunma odasına, öyle taktik verdi, maç içi yardımcılarına telefonla oyuncu değişikliklerini bildirdi.
  • Rumen hoca sahaya çıkmadı ama adı yetti: Geçen hafta Gaziantep'i yendi, bu hafta eski şampiyon karşısında berabere kaldı.
  • Başakşehir için zırveye yaklaşma maçlarından biriydi ve yine galip gelemediler.
  • İkinci devrenin başında Hasan Ali'nin sakarca müdahelesi Rizespor'a penaltı kazandırdı ve sonrasında deplasman ekibi iyice yarı alanına çekildi, golü savundu durdu...
  • Ev sahibi Mehmet Topal'ın vurulu ve kalecinin kontrupiyede kalması ile beraberliği yakaladı ama galibiyet golünü bir türlü atamadı.
  • Rizespor kalecisinden savunmacısına zaman geçirme dersleri verdi, hakem de onlara ayak uydurdu ve futbol yerine yerde yatan adamlar seyrettik son dakikalarda...
  • Başakşehir 3 maçtır galibiyete hasret kaldı, yeni transferleri Junior Fernandes maçı locadan seyretti.


Konyaspor:0-0:Antalyaspor

  • Konyaspor forması yeşil-beyaz, Antalya ise kırmızı renklere sahipti. Antalyalılar uzun kolluydu ve kollar kırmızıydı ama kısa kollu forma giyen Konyalı topçular içlerine beyaz içlik giymişlerdi. Maçın başında maçı yöneten Tugay Kaan Numanoğlu ev sahibi topçulara içlikleri çıkarttırdı... Neden? Bilinmez.
  • Maçın hakemi Tugay Kaan Numanoğlu neden her hafta maç alıyor anlamış değilim, hiç de başarılı yönetim sergilemiyor, Konya'da göze batan hatası yoktu ama takımlar da oynamaktan ziyade oynatmamaya çıkmışlardı.
  • İlk yarı çok zevksiz bir oyun varken, ikinci devre Konyaspor biraz daha arzuluydu, gol için rakip kaleye yüklendi, direkten dönen topları oldu ama golü atamadılar.


Denizlispor:1-2:Karagümrük
  • Galatasaray'a farklı mağlup olan Denizlispor için hem psikolojiyi düzeltmek hem de son sıradan kurtulmak için puan alması gereken bir maçtı.
  • Karagümrük de farklı Beşiktaş mağlubiyetinin yaralarını sarmak istedi.
  • Ev sahibi maç boyu top kontrolünde, toplam şut, isabetli şut, pas sayısı gibi istatistiklerde önde olmasına rağmen topu kaleye sokmadan geride kalınca kaybetti.
  • Karagümrük Borini ile harika bir gol attı, gelen ortaya İtalyan topçu gelişine harika vurdu. Karagümrük ilk kez geldi, gol yaptı.
  • Deplasman ekibi Ndao ile rakibin hatasını değerlendirip ikinci golü buldu, ev sahibi buna Diskerud ile cevap verdi.

Beşiktaş:2-1:Göztepe
  • Beşiktaş'ın rakibi tamamen hapsettiği ama Göztepe'nin de kontra ataklarla etkili olduğu bir mücadele yaşandı Vodafone Park'ta.
  • Maçta atılan goller ve yaşanılan pozisyonlar kadar hakemin verdiği ve vermediği kararlar haftaya damga vurdu.
  • Gezal'ın adrese teslim ortaları ilk yarı Beşiktaş'ı pozisyona soktu, gol de kazandırdı ama VAR görüntüleri ofsayt olduğunu duyurdu hakemlere.
  • Titi'ye Mensah'ın basması, Gezal'ın rakibine kafa atmaya teşebbüs etmesi, Nsakala'nın Halil'e basması sarı ve kırmızı kartlar arası olacakken, Al, Şansalan kart dahi göstermedi.
  • Ersin'in ikinci devre ceza sahası içinde Halil'i yerle bir etmesi de ne VAR'ın ne de hakemin dikkatini çekmedi.
  • Beşiktaş gol ararken Göztepe ani çıktı ve Tripiç'le öne geçti.
  • İkinci yarı başında Beşiktaş Ljajic ile beraberliği yakaladı, asist Gezal'dan.
  • Ev sahibi N'Diaye ile iki tane net pozisyon kaçırdı ki maçın kırılma anıydı, ilkinde üçe 2 gitti bir anda pas tercihi yapamayan N'Diaye ikincisinde ise karşı karşıya Ersin'i geçemedi.
  • Sergen Yalçın, Gezal'ı çıkardı, Gökhan'ı oyuna aldı ve onun da asistinde Aboubakar galibiyet golünü attı.
  • Ünal hoca Göztepe'ye geldi ve Trabzon'da yaptığı gibi İstiklal Marşında topçular bayrağa dönerek okudular ulusal marşı.

Gaziantep FK:1-1:Hatayspor
  • Sumudica'nın ayrılması sonrası yeni hocası Sa Pinto ile karşılaşmaya çıkan ev sahibi Gaziantep, Hatay ile berabere kaldı.
  • Oyun üstünlüğü tamamen deplasman ekibindeyken, ev sahibi de kontralarla geldi ki attıkları golde de harika çıktılar, özellikle Muhammed iyi getirdi ve ortasında Jeferson ağları sarstı.
  • Hatay'ın golcüsü Boupendza bu hafta da fileleri havalandırmak istedi ama direkler izin vermedi. İkinci yarı golü attı ama bu sefer de yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırmıştı...
  • Maçın 90+8. dakikasında Münir'in de gol atmak için rakip ceza sahasına girdiği bir serbest atışta Morais'in ters kafa vuruşu deplasman ekibine beraberliği getirdi.
  • Kendi kalesine gol atan Morais'in takımdan ayrılmak istediği yazıldı maçtan sonra.
  • Sa Pinto ise Fırat Aydınus'un maçı 2 dakika fazla oynattığından şikayetçiydi.

Kasımpaşa:2-0:Sivasspor
  • Oldukça hızlı bir oyun başlangıcı yapan Kasımpaşa, ilk 20 dakika içinde 2 gol buldu, bir o kadar da kaçırdı. Hajradinoviç'in serbest vuruşu tam da örümcek ağlarını temizledi denecek türdendi.
  • Aytaç Kara da ceza sahası içinde soğukkanlı bir vuruşla farkı ikiye çıkardı.
  • Ev sahibi ilk devre o kadar rahat geldi ki Sivas kalesine, maç sonunda tarihi farkı kaçırdıkları için üzgün olmalılar.
  • İkinci devre Sivas biraz daha hareketliydi ama arzuladıkları gol ve golleri bulamadılar.
  • Kasımpaşa'da Ertuğrul'un harika bir kurtarışı var ki Ramazan'ın neden oynadığını çoğu maç anlamış değilim.
  • Kasımpaşa iki hafta sonra kazandı puanı 25 yaptı. Sivasspor ise 5 maç sonra kaybetti ve 24 puanda kaldı.


Fenerbahçe:3-0:Kayserispor
  • Mesut Özil "reklamları" gölgesinde oynanan maçta ev sahibi Kayserispor'u 3 farkla mağlup etti.
  • Kayserispor kalesinde genç kaleci Doğan harika kurtarışlar yaptı ama Thaim'ın karşı karşıyasında yapacak bir şeyi yoktu.
  • İkinci devre Samatta ve maç biterken de Cisse ile Fenerbahçe skoru ilan etti.
  • Fenerbahçe'de Pelkas ön plana çıktı.
  • Kayserispor çok etkili olamadı, Dan Petrescu eksiklerin de olması ile istediği oyunu oynatamadı.
  • Fenerbahçe stoperde Atilla Szalai ile ilk defa sahaya çıktı, Macar oyuncu beğeni topladı.


Alanyaspor:4-3:Ankaragücü
  • Ankaragücü ligde maçlarını zevkle seyrettiğim takımlardan biri, dün gece Alanya'da da futbolun hakkını verdiler.
  • Yağmurdan ağırlaşmış sahada iki takım da istekli olunca 7 gollük bir maç seyretti taraftarlar.
  • Ankara ekibi ilk atakta Paintsil ile öne geçti, sonrasında Paintsil bir tane daha attı ve fark ikiye çıktı.
  • Salih'in uzaktan vuruşu Alanya'yı oyunda tutarken,  ilk devre başka gol gelmedi.
  • İkinci yarı Bakasetas beraberliği sağlarken, Babacar tekrar takımını öne geçirdi.
  • Ankara ekibi Badji ile tekrar eşitliği yakaladı ama Moubandje harika bir vuruşla skoru ilan etti.
  • Salih bir gol iki asistle maça damga vururken, son dakikada Marafona yaptığı kurtarış ile 3 puanı getiren isim oldu.
  • Alanya diğer maçlara nazaran topla biraz daha az oynadı %65 ve galip geldi.
  • Ankaragücü böyle cesurca oynama devam etsin, küme düşmez.


HAFTANIN TAKIMI:
  1. Alanya
  2. Trabzon
  3. Kasımpaşa
HAFTANIN TEKNİK DİREKTÖRÜ:
  1. Fatih Terim
  2. Mustafa Dalcı
  3. Abdullah Avcı
HAFTANIN FUTBOLCUSU:
  1. Salih
  2. Pelkas
  3. Ekuban
HAFTANIN KALECİSİ:
  1. Ertuğrul
  2. Ersin
  3. Morafona
HAFTANIN GOLÜ:
  1. Borini
  2. Hajradinovic
  3. Babel
  4. Paintsil
  5. Moubandje
HAFTANIN OLAYLARI
  1. Fenerbahçe'nin Mesut transferi
  2. Sumudica'nın uzaktan takımını yönetmesi
  3. Morais'in kendi kalesine gol atıp takımı bırakması
*** Haftanın değerlendirmesini Spotify üzerinden dinlemek için tıkla...

Rizespor:0-4:Galatasaray


Türkiye Süper Lig 10.Hafta
28.11.2020/ 19:00

Bir hafta evvelki Kayserispor maçının devam dakikalarını oynar gibiydi Galatasaray Rize deplasmanında, top hakimiyetini elinde bulundurup, sağlı sollu ortalarla gol arıyordu Gökhan'ın kalesinde. Ev sahibi ekip de geçen sezonlarda sahip olduğu "Galatasaraylı futbolcu sakatlama" oyununun devamını getirir vaziyette daha ilk dakikada Emre Akbaba'ya öyle bir "girildi" ki herkesin aklına Emre'nin, Muslera'nın, Andone'nin sakatlandığı pozisyonlar geliverdi, şükür ki Galatasaraylı oyuncu yapılan müdahale sonrası ayağa kalkıyordu.

Feghouli-Emre Akbaba paslaşmasında Oğulcan'ın ceza sahasına girerken vurduğu ve auta çıktığı pozisyon ile başladı Galatasaray'ın "sayısız" pozisyonu Rize'de. İki dakika sonra Emre Kılınç'ın ortasında Diagne'den önce Gökhan araya giriyor, bir dakika sonra Emre Kılınç'ın şutunda Gökhan meşin yuvarlağa sahip oluyordu. Bir hafta evvel Ljung kalesinde yıldızlaşırken, bu hafta sahne sırası Gökhan'daydı, ev sahibi kaleci tek başına direniyordu Galatasaray ataklarında. 10. dakikada Feghouli'nin şutunda yine "gol yemem" diyen Gökhan'ı izlerken sahada, sonraki dakikalarda Oğulcan'ın kafa şutu direkten dönüyor, seken topta Diagne'nin kafasını ayağıyla yine Rizeli eldiven çıkarıyor, devamında da Oğulcan'ın topunu "panter" çevikliği ile blokluyordu. Galatasaray Rize kalesini ablukaya alıp, golleri kaçırdıkça, akıllara ister istemez bir hafta evvelki talihsiz karşılaşma geliyordu.

Son haftaların formda takımıydı Rizespor, bu kadar çekingen oynayacağını kimse beklemiyordu ki ilk atakları 34. dakikada Skoda'nın ceza sahası önünde vurduğu ve auta giden şutuydu. Onun dışında Fatih televizyon kadrajına nadir girdi. 

Bu kadar üstün ve baskılı oyunda golün geleceği belliydi ki sağ kanattan kullandığı korner atışında Emre Akbaba ile birlikte yükselen Melnjak rakibine dirsek atınca, karşılaşmanın hakemi VAR'a bakarak penaltı noktasını gösteriverdi. Topun başına geçen Diagne golü attı atmasına ama Gökhan az kalsın penaltı vuruşunu bile kurtaracaktı.


İlk devreyi önde kapatan Galatasaray, ikinci yarı da oyun anlayışında herhangi bir değişiklik yapmadan sahaya çıktı, yine arzulu, yine mücadeleci, yine koşan bir takım vardı. Tabii, bu oyunda Feghouli'nin de payı yadsınamazdı, pek koşmayan, presi sevmeyen, top ayağındayken oynayan ama savunmaya gelmeyen Feghouli gitmiş, takım liderliğine göz diken, doğruları yapmaya çabalayan bir oyuncu gelmişti sanki. Takım arkadaşlarına paslar atıyor, rakibe basıyor, top kaptırınca da sonuna kadar rakibi kovalıyordu. Onun liderliğinde Galatasaray, ilk devre attığı tek gole, 3 gol daha ekleyip, zor geçmesi beklenen Rize deplasmanından güle oynaya dönmesini bildi.

Hattrick yapan Diagne'den de bahsetmezsek olmaz, ikinci yarının başında Emre Akbaba'nın al da at diye verdiği pasa dokunamadı belki ama iki dakika sonra Oğulcan'ın kanattan taşıyıp Emre Akbaba'ya verdiği pasta, Emre'nin asistindeki dokunuşu "golcülük" kokuyordu. Ya üçüncü gol, klas ve tecrübe bir aradaydı: Feghouli pres yaparak kazandı, Emre Kılınç'a aktardı topu, onun pasında Diagne vücut hareketi ile Gökhan'ı yatırıp, boş kaleye yuvarlayıverdi topu... Galatasaray taraftarının kendisinden beklediği görüntülerdi bunlar, uzun zaman sonra güldürdü sevenlerinin yüzünü...

Bir hafta evvel kırmızı kart gören Muğdat, eskiden Galatasaray'da oynadığı için "maçı satmakla" yaftalanırken, bu hafta da sarı kartı varken, ikinci devre topsuz alanda Emre Taşdemir'e dirsek atan ve oyundan ihraç olan Boldrin'in dedelerinin Galatasaraylı olup olmadığı ile ilgili bir arayışa girmiştir aynı arkadaşlar...

Ve Taylan'la bitirelim. Bu sezon için Galatasaray'ın savunmada ve oyun kurmada en önemli oyuncusu iken atmış olduğu klas gol pastanın çileği gibiydi. Bizler golün büyüsünden çıkamamışken, maç bitimi Taylan'ın sevinmeyi bir kenara bırakıp 4 gol yemiş Gökhan'ı teselli etmesi ise karakterinin de topçuluğu kadar pırıl pırıl pırıl olduğunun göstergesi... Böyle devam et Taylan...



Stat: Çaykur Didi 

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Serkan Ok, Serkan Çimen  

Çaykur Rizespor: Gökhan Akkan, Moroziuk, Emir Dilaver, Meriah, Melnjak, Abdullah Durak (Dk.64 Onur Bulut), Donsah, Baiano, Samudio (Dk.64 Onur Bulut), Boldrin, Skoda (Dk.64 Remy)

Galatasaray: Fatih Öztürk, Linnes, Donk, Marcao, Emre Taşdemir (Dk.89 Şener Özbayraklı), Taylan Antalyalı, Feghouli, Oğulcan Çağlayan (Dk.78 Sekidika), Emre Kılınç (Dk.89 Kerem Aktürkoğlu), Emre Akbaba (Dk.89 Ömer Bayram), Diagne (Dk.90 2 Ali Yavuz Kol)

Goller: Dk.45 2 (Penaltıdan), 52 ve 79 Diagne , Dk.86 Taylan Antalyalı (Galatasaray)

Kırmızı Kart: Dk.77 Boldrin (Çaykur Rizespor) 

Sarı kartlar: Dk.23 Baiano, Dk.45 Emir Dilaver, Dk.45 Melnjak, Dk.63 (Çaykur Rizepsor) Dk.78 Fatih Öztürk (Galatasaray) 

Galatasaray:1-2:Aytemiz Alanyaspor


Türkiye Süper Lig 5.Hafta
19.10.2020/ 19:00

 Covid salgınının hayatımıza girmesinden sonra sessizleşen tribünlere bir nefes olması için "localara taraftar alma" uygulaması ile uzun aradan sonra Ali Sami Yen'de taraftarının karşısına çıktı Galatasaray. Rakip, ligin sürpriz takımlarından Alanyaspor idi ve Galatasaray bir hafta evvelki Kasımpaşa maçının  yarasını sarmak istemekteydi.

Deplasman takımı yeni hocası Çağdaş Atan ile benimsediği yeni oyun anlayışı gereği deplasmanda olmasına aldırmadan Galatasaray'ın üzerine gelerek başladı oyuna. İlk atağı da Akdeniz ekibi buldu, Bakasetas'ın şutu Taylan'a çarparak yön değiştirdi, Fatih kontrol etti.

Galatasaray ilk atağını 15. dakikada gelişen kontra atakla buldu. Linnes'le başlayan akında Babel, Emre Kılınç'a verdi, onun şutunda kaleci Marafona topu kornere uzaklaştırdı, yapılan köşe atışında da Falcao'nun şutu yine kalecide kalıyordu. Deplasman ekibi Babacar ile de bir pozisyon buldu ama orada da Fatih başarılıydı.


Maç ortada giderken bir Galatasaray akınında top Moubandje'nin eline çarptı ve hakem penaltı noltasını gösterdi. Topun başına gelen Falcao, Galatasaray'ı öne geçiren golü kaydetti. Atılan gol sonrası sarı-kırmızılı topçular daha çok istediler maçı, daha da geldiler rakip kaleye lakin ne olduysa devre biterken oldu. Önce Alanyaspor'un kazandığı bir serbest atışta Fatih barajı yanlış kurdurunca, Babacar jeneriklik bir gol atarak takımı adına eşitliği sağlarken, sarı kartı olan Etebo "dikkatsiz" davranınca ikinci sarıyı görerek takımını 10 kişi bırakıyordu...  Artık, oyunda ipler Alanyaspor'un eline geçmişti...


Fatih Terim, oyundaki sayısal eksikliği telafi etmek için ikinci yarıya Falcao ve Emre Akbaba'yı çıkarıp yerlerine Belhanda ve Ömer Bayram'ı alarak başladı da deplasman takımı kazanmaya istekliydi, Bareiro, Bakasetas ve Babacar ile Fatih'in koruduğu kaleyi zorladı da zorladı. Galatasaray ise daha ağırlıkta savunma yaparken, 70. dakikada Linnes'in ortasında Emre Kılınç kafayla Babel'e verdi, onun vuruşunda Marafona başarılıydı, seken topta Alanyasporlu oyuncuların uzaklaştırdığı topu kapan Belhanda'nın vuruşu gol oldu ama VAR devreye girdi ve Babel'in pozisyonunda topun ele çarpması nedeniyle gol iptal oldu. Oysa kural açık ne netti, top rakibe geçmiş, rakip oyuncu kontrol etmiş ve uzaklaştırmış, sonrasında Belhanda kapmıştı... Kısaca Galatasaray'ın golü, hakem ve VAR hatasıyla "güme" gitmişti...

Oyunun son dakikalarında Alanyaspor yine Galatasaray kalesine gelirken, Davidson'un şutu Fatih'in bakışları arasında auta giderken Galatasaray taraftarı derin bir "oh" çekmişti ama maçın uzatma dakikaları biterken Berkan'ın şutuna Davidson ayak koyunca, Alanyaspor'un galibiyet golü yazılıyordu skorborda, tıpkı geçen sezon Konyaspor maçının son dakikaları gibi...



Stat: Türk Telekom

Hakemler: Tugay Kaan Numanoğlu, Mustafa Emre Eyisoy, Mustafa Savranlar

Galatasaray: Fatih Öztürk, Linnes, Luyindama, Marcao, Saracchi, Taylan Antalyalı (Dk. 82 Diagne), Etebo, Emre Akbaba (Dk. 46 Ömer Bayram), Emre Kılınç (Dk. 83 Donk), Babel (Dk. 90 1 Arda Turan), Falcao (Dk. 46 Belhanda)

Aytemiz Alanyaspor: Marafona, Juanfran, Caulker, Tzavellas, Moubandje, Siopis (Dk. 90 1 Berkan İsmail Kutlu), Salih Uçan (Dk. 69 Efkan Bekiroğlu), Davidson, Bakasetas, Bareiro (Dk. 79 Tayfur Bingöl), Babacar (Dk. 69 Mustafa Pektemek)

Goller: Dk. 34 Falcao (Penaltıdan) (Galatasaray), Dk. 43 Babacar, Dk. 90 5 Davidson (Aytemiz Alanyaspor)

Kırmızı kart: Dk. 45 2 Etebo (Galatasaray)

25 Ocak 2021 Pazartesi

Malatyaspor:0-1:Galatasaray


Kazanan takımı bozmamak ve formayı saha içinde yaptıkları ile hak edenlere vermek konusunda Fatih Terim ilkelidir, adaleti sağlar, bu sebeple ki Denizlispor karşısında 6 gol atıp, oynadığı oyun ile alkışı hak eden topçularını Malatya deplasmanında da sahaya sürdü... Oyuncular formdaydı, istekliydi de rakibin adından farklı olarak Ali Sami Yen gibi bir zemin de yoktu Malatya'da. Memleket genelinde artık her ilde neredeyse son teknoloji ile stadlar yapılıyor, tribünler ve localar güzelleşiyor, stadyum giriş çıkışları rahatlatılıyor, çatılar kapatılıyor da kimse zemine önem göstermiyor, oysa futbol o yeşil zeminde oynanıyor... 

Teknik oyuncuların yeteneklerini sergileyemeyeceği, oyun oynamak isteyen takımların zorlanacağı "saha koşullarında" Galatasaray yine her zamanki oyununu yansıtarak başladı maça. Gençlerbirliği maçında olduğu gibi daha ilk dakika dolmadan Emre Akbaba ile kaleye şut attı, dönen topu Feghouli "şut"ladı ama rakibe çarpan top kalecide kaldı. Takımlar ilk dakikalarda "baskın basandır" anlayışıyla golü atıp, bu "sorunlu" sahada tek yapılacak olan kapanıp, ani ataklarla gol arama stratejisini uygulamaya koymak istedi de aradığını bulamadı ve orta sahada bol bol top kayıplarının olduğu bir mücadele izledi seyirciler.

Arda'nın kanatlardan başlattığı ataklarla Galatasaray yirmili dakikalarda yine skoru lehine çevirmek için çabaladı, Feghouli'nin pasında Babel'in şutu kalecide kalırken, Sarrachi'nin ortasında ayağının tozuyla oyuna giren Emre Kılınç'ın bomboş kafası auta gitti. Sonrasında yine Arda'nın kaptığı topta başlattığı kontra atakta Emre Akbaba'nın ceza sahası içinde topu kontrol edememesi sadece Arda'yı değil, televizyon başındakileri de çıldırtmaya yetiyordu...


İlk devre golsüz sona ererken, Galatasaray adına kayıp da vardı: Feghouli sakatlanıp, oyundan çıkmıştı... Trabzon deplasmanında olduğu gibi yine formda olduğu bir dönemde, baldırını tutarak kenara geliyordu, kaç maç uzak kalacaktı formasından acaba?

"Tarla gibi bu sahaya traktör gibi bir topçu lazım:Ömer Bayram" yazan bir tweet maçın devre arasında gözüme ilişmişti, Emre Akbaba ile Ömer değişir miydi acaba diye beklerken, kadroya dokunmadan başlattı ikinci yarıyı Fatih Terim. Ve oyun başında olduğu gibi de rakip kalede pozisyonla başladı oyuna deplasman yapan sarı-kırmızılılar: Taylan'ın Emre Kılınç'a yolladığı derinlemesine pasta Emre'nin ortasında Malatyalı savunma oyuncusu son anda kornere çeliyordu topu, 71de Belhanda'nın ortasında yaptıkları gibi... Galatasaray yine baskıyı kurmuştu ama bir türlü rakip savunmayı yaramıyor, kaleciyi zora sokacak şutları atamıyordu. Öte yandan ev sahibi de kontralar ile gol ararken, Marcao ve Donk gününde bir performans sergiliyor, atakları çok ciddi olmadan önlüyordu. Yazmadan geçmeyelim, ikinci yarı oyuna giren Tetteh'in ceza sahası dışından yolladığı aşırtma top ve Hafez'in serbest vuruşları auta gitse de rakipte heyecan yaratacak pozisyonlar arasındaydı...


Sabaha kadar oynansa berabere bitecek bu maçı bozmak için Fatih Terim Arda ve Belhanda'yı çıkarıp, Kerem ve Sekidika gibi hızlı ve enerjik oyuncuları saha sürerek Malatya'yı biraz daha üzerine çekip, kanatlardan hızlı çıkışlarla gol bulmayı denedi... İki oyuncu da maça hareketlilik getirdi, "patates tarlasında" top yaptı, rakibi çaresiz bırakan pozisyonlar yarattı da beklenen gol gelmeyince hoca ikinci hamlesini gerçekleştirdi: Emre Akbaba ve Sarrachi'yi yanına alıp, Ömer ve Luyindama'yı oyuna soktu ve Donk'u gol araması için Babel'in yanına yolladı. İşte Galatasaray'ın maç boyu aradığı gol de bu değişiklikler sonrası geldi: Kerem kendi yarı sahasından aldığı topu Malatya sahasına taşıdı, pasında Donk rakiplerinden sıyrılıp Babel'e verdi ve Hollandalı'nın şutu kalecinin de hatasıyla filelerle buluşuverdi. Futbol ilginç bir oyun, 15-20 gün önce aynı yerden Umut vurmuş, Fatih "yumurtlamıştı", Malatyalılar sevinmişti, şimdi Galatasaraylılar seviniyor...

Öne geçen Galatasaray, kaleci Muslera'nın da tecrübesi ile kalan az sayıdaki dakikada skoru korumayı bildi ve zorlu zemin şartlarında "uzun" ligin ilk devresinin son maçında 3 puan alarak yarışta var olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. 

Maç öncesi Umut, Semih, Adem'in başta Muslera olmak üzere Galatasaraylı futbolcular ile "sımsıkı" kucaklaşması Florya'da nasıl bir arkadaşlık ortamının olduğunu göstermesi anlamında manidardı. Tabii, yine sosyal medyada "linçlenecekler" de, olsun, sevgi ve dostluk her zaman kazanır...


Stat: Yeni Malatya 

Hakemler: Ali Palabıyık, Kemal Yılmaz, Erdinç Sezertam 

Yeni Malatyaspor: Abdulsamed Damlu, Chebake (Dk. 90 3 Doğukan Emeksiz), Wallace, Semih Kaya, Hadebe, Acquah (Dk. 79 Zeki Yavru), Ndayishimiye, Karim Hafez, Kubilay Kanatsızkuş (Dk. Tetteh), Adem Büyük (Dk. 79 Ahmet Ildız), Umut Bulut Dk. 90 1 Lukoki) 

Galatasaray: Muslera, Linnes, Donk, Marcao, Saracchi (Dk. 85 Luyindama), Taylan Antalyalı, Belhanda (Dk. 73 Kerem Aktürkoğlu), Emre Akbaba (Dk. 85 Ömer Bayram) Feghouli (Dk. 26 Emre Kılınç), Arda Turan (Dk. 73 Sekidika), Babel 

Gol: Dk. 88 Babel (Galatasaray) 

Sarı kartlar: 65 Tetteh, Dk. 89 Chebake, 90 1 Ahmet Ildız (Yeni Malatyaspor), Dk. 81 Taylan Antalyalı, Dk. 90 Babel (Galatasaray)

17 Ocak 2021 Pazar

Galatasaray:6-0:Gençlerbirliği


"Maçı kaybedebilirsin ama güzel futbol oynarsan itibarını asla kaybetmezsin. " der Arjantin milli takımının efsane hocalarından Cesar Luiz Menotti. Onun tersine Maradona ile 86 Dünya Kupasını kazanan Carlos Bilardo ise "Futbol kazanmak için oynanır. Şovlar tiyatro içindir" diyerek güzel oyuna karşı pragmatik bir bakış açısı geliştirir...

7 gün evvel Ali Sami Yen'de kalenin önüne otobüsü park eden ve rakibinin eksik kalmasına rağmen oyun anlayışını değiştirmeyip, 1 puana razı olan Ersun Yanal "itibarını kaybedip", 1 puan kazanmaya razı geldi de cumartesi gecesi takımı kalesinden 6 defa topu çıkarmak zorunda kalan Mehmet Kaplan "maçı kaybetti ama onurunu kaybetmedi"...

Başta teknik direktörü Fatih Terim olmak üzere cezalı ve sakat oyuncularının kadroya dönmeleri ile Galatasaray teknik heyeti "kafasındaki" on biri sahaya çıkardı, üstelik Sarrachi ve Linnes gibi değişmez oyuncularını da kulübede bırakarak. Bir kanadı Emre Taşdemir, diğer tarafı Şener savunacaktı ki, maç öncesi bir çok taraftar için bu karar sürprizdi ama her zaman belirttiğimiz bir gerçek vardı ki, futbolcularla hafta içi idman yapan, onlarla özel olarak görüşen ve form durumlarını en iyi bilen takımın teknik direktörüdür...


Özellikle Emre Taşdemir tercihi de Fatih Terim'i haklı çıkardı zira oyunun 27. saniyesinde atılan açılış golünden son gole kadar neredeyse hepsinde "icraatın içindeydi"... Oyun da Diagne'nin "şimdilik" rekor golüyle başladı, sol kanattan Emre'nin pasında harika bir plase ile ağları havalandırdı" king kong"... Nortfeld'in sakatlığı sonrası Galatasaray maçında kaleyi koruyacağını hocasından duyduktan sonra uyuyamamıştır Ubeyd Adıyaman ve onun heyecanla çıktığı ilk maçında daha ısınmadan gol yemesi anlaşılır da, siyah-kırmızılı forma ile nice maçlara çıkan Gençlerbirlikli oyuncuların "ayaklarının taş gibi ağırlaşmasına" ne demeli. Galatasaray golün de cesareti ile özellikle iki "yeni" beki Şener ve Emre ile ikinci gol ile gelirken rakip kaleye, ani bir kontra yakaladı deplasman ekibi, atılan ara pasta Soner Okan ile karşı karşıya kaldı ama onda da Marcao'nun Galatasaray savunması için ne kadar kritik olduğunu "kör göze parmak" misali gösterildi...

Emre Akbaba, Oğulcan, Arda beklerden gelen "gol ikramlarını" geri çevirdiler de Marcao'nun uzun top atarak başlattığı akında, Diagne Arda'yı gördü, onun pasında Belhanda forma numarasının hakkını vererek uzaktan sert vurdu ve farkı iki yaptı. Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi: Ubeyd hatalı pas attı, Belhanda kaptı, üç oldu; Emre Taşdemir ortaladı, Oğulcan-Arda-Belhanda "tiki taka" ve Faslı köşeye astı:4-0...


Skor ilk devre alınmıştı, sonrası "averaj" hesapları, "istatistik" düzeltme durumlarına döndü. Galatasaray oynamak istedi, Gençlerbirliği de "oyunu çirkinleştirmeden" savunmaya çalıştı, hal böyle olunca da yine yine oynayanlara zevk, seyredenlere keyif veren bir maç ortaya çıktı. Ama Halis Özkahya bu "temiz" maçta adından söz ettirmeden yapamadı. Dakikalar 54ü göstermiş, Diagne'nin bomboş kaçırdığı pozisyonun hemen sonrasında rakip savunma arkasına atılan bir topta Oğulcan Gençlerbirlikli oyuncudan sıyrılıp Übeyd ile "kafa kafa" kalacakken hakemin düdük sesi yankılanıyordu Ali Sami Yen'de... Ofsayt desen değil, faul desen değil ama hakem oyunu durdurmuştu, oysa VAR diye bir sistem vardır, gözden kaçan pozisyonları düzeltmek için ortaya çıkmıştı da hakem düdük çaldıktan sonra VAR'ın varlığı sonlanıyordu. Taylan'a atılan tekmeler, Arda'ya atılan kafa konusuna hiç girmiyoruz da Halis Özkahya keşke Meireless'in ona tükürdüğü maçtan sonra federasyonun raporunu okuduğunda istifa edip, beden öğretmenliğine devam etseydi...

Hakem 10 dakika önce Oğulcan'ın gol sevincini engelledi ama Emre Akbaba'nın harika pasında genç topçu takımı adına beşinci golü kaydediverdi. Ve herkesin beklediği değişiklik: Kerem Aktürkoğlu oyuna girdi... Girer girmez de penaltı yaptırarak Babel'in skora katkısına bir nevi asist yapmış oldu. Hakemin penaltı noktasını işaret ettiğinde Diagne'nin topu kimseye bırakmayacağını bekledim lakin Hollandalı golü atmış, ilk tebrik Diagne'den gelmişti...


Televizyon başındaki seyirci acımasızdır, gol iştahlısıdır, rakibi düşkün yakalamış takımından avını parçalayan bir aslan gibi saldırmasını bekler de üç günde bir maç gibi yoğun bir Ocak ayı takviminde oyuncular ister istemez tempoyu düşürür, vites küçültür, "bitse de gitsek" havasına girerler, cumartesi gecesi olduğu gibi...

Maç 6-0 gibi farklı sonuçla bitti bitmesine de maçtan sonra  Fatih Terim'in transfer açıklamaları ve Taylan ile Oğulcan'ın gol sevinci skorun da önüne geçti, haftanın gündemi oldu...



Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Halis Özkahya, Cevdet Kömürcüoğlu, İbrahim Bozbey 

Galatasaray: Okan Kocuk, Şener Özbayraklı, Donk (Dk. 82 Ozornwafor), Marcao, Emre Taşdemir, Taylan Antalyalı (Dk. 77 Luyindama), Belhanda (Dk. 65 Kerem Aktürkoğlu), Emre Akbaba, Oğulcan Çağlayan (Dk. 65 Babel), Arda Turan, Diagne (Dk. 77 Sekidika) 

Gençlerbirliği: Übeyd Adıyaman, Johansson, Arda Kızıldağ (Dk. 69 Halil İbrahim Pehlivan), Toure, Polomat, Piris Da Motta (Dk. 82 Mustafa Seyhan), Murat Yıldırım, Candeias (Dk. 69 İlker Karakaş), Soner Dikmen, Sefa Yılmaz (Dk. 69 Gökhan Altıparmak), Ayite (Dk. 77 Rahmetullah Berişbek) 

Goller: Dk. 1 Diagne, Dk. 30, 44 ve 45 2 Belhanda, Dk. 64 Oğulcan Çağlayan, Dk. 67 Babel (Penaltıdan) (Galatasaray) 

Sarı kartlar: Dk. 25 Ayite, Dk. 29 Polomat, Dk. 70 Piris Da Motta (Gençlerbirliği)

Blog Widget by LinkWithin