20 Eylül 2026 Pazar

Trabzonspor:4-0:Galatasaray


"Kaosu anlamlandırmanın en hızlı yolu, onu bir kişinin üstüne yıkmaktır. Tek bir kişiyi suçlamak, karmaşık sistemleri kabul etmekten çok daha kolay gelir" der Burcu Kapu piyasaya yeni çıkan kitabı 'Futbol, İnsanın Kendiyle Maçı'nda. Dünkü Trabzonspor mağlubiyeti sonrası sosyal medyada Galatasaray severlerin büyük bir duygusal reaksiyonla yazmış oldukları #OkanBurukİstifa hashtaglerini okuyunca bu cümleler akla geldi.  Pek anlaşılır şekilde canları yanıyordu, öfkelerini yönlendirecekleri bir hedef arıyorlardı ki bu genelde sahada görünen teknik direktör olur, sonra topçular gelir ve en son da yönetimle biter "istenmeyenler listesi". Takım kazanırken "Okanball" ki dört yıl boyunca şampiyon olan bir teknik direktör ama kaybettiğinde de "beceriksiz, futbolu bilmez"... Futbolcularıyla bir araya gelip "Okan Buruk İstifa " tezahüratı yapan bir "mentali" bu hashtagler bozamaz da söz konusu nankörlük olunca bizlerin de bir kaç çift laf edesi geliyor.

Ligin Kasımpaşa ile birlikte yenilgisiz iki takımından biri olan Galatasaray, Trabzon deplasmanına Osimhen, Lemina, Singo ve Kaan'dan yoksun giderken, kalede Uğurcan; savunmada klasik dörtlü Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs; ön liberoda Torreira ve Sara ile başlarken, gol yollarında Sane, Yunus, Leao ve en uçta Deniz vardı. Ev sahibi ise "şöhretli transferlerle" güçlendirdiği kadrosunun ligin ilk haftalarında aldığı mağlubiyetler sonrası Trabzon'un çocuğu Fatih Tekke ile yollarını ayırmış, geçici bir Hüseyin Şimşir dönemi sonrası Samsunspor eski hocası Thomas Reis ile anlaşmıştı. Yapılan bilimsel araştırmalar yeni hocaların ilk haftalarda takıma pozitif etki yaptığı kanıtlanmıştı ve cumartesi gecesi buna bir ispat daha eklendi 4-0 lık skorla...


Sporting deplasmanında Galatasaray'ın ilk devre oynadığı baskılı oyun çok beğenilmişti ki Okan Buruk da maça topu ev sahibinin sahasında tutarak başlamak istedi ki yine Portekiz'de attığı golün bir benzerini taç atışında Jakobs'un "elle ortasında" atmak hedeflerken "ava giden avlanır" misali Yunus'un hatalı pasında gelişen Trabzonspor kontraatağında Salah tecrübesi ile fileleri sarsıyordu. Slot ile ipleri kopardıktan sonra Liverpool'dan ayrılan Mo Salah Galatasaray ile özellikle Sami Yen'de oynadığı maçlardaki "hayranlığı" sonrası pek ala yeni adresini Kemerburgaz yapabilirdi ama Galatasaray'ın o bölgede Sane'si olduğu için Mısırlı forvet için bir girişim yapılmadı...

Yenik duruma düşen Galatasaray 5 dakika sonra Salah'tan bir gol daha yiyebilirdi de top direği yalayarak auta gidince derin bir oh çekiyordu sarı-kırmızılılar. Sonrasında ise oyun Galatasaray'ın hakimiyetindeydi, 16'da Leao'nun ara pasında ceza sahasını bir libero misali terk eden Onana Sane'den evvel topu uzaklaştırınca, kalesini bir golden koruyordu. Bir dakika sonra ise Sara'nın köşe atışında Abdülkerim'in kafa ile pasında Sanchez boş pozisyonda topu auta atıyordu. Beraberlik arayan Galatasaray'da Deniz'in baskı ile kaptı topu Sane ceza sahası önünden rahat pozisyonda auta atıyordu. İlk yarının otuzlu dakikalarına girildiğinde Leao'nun şutu kornere gidiyor, Sara'nın köşe atışında Deniz'in kafasını Dju çizgiden çıkarıyordu. Fena da oynamıyordu Galatasaray ama topu çizgiden bir türlü içeri atamıyordu, ki 36'da Leao ile paslaşarak ceza sahsına giren Jakobs'un şutunun Onana ve direk gol olmasına müsaade etmiyordu. 


Ve iki dakika sonra Galatasaray yarı sahası ortasında kazanılan bir serbest atışta ev sahibi hızlı başlattı, maçta bir çok defa yaptığı gibi Batuhan Kolak oyunu durdurdu, bir kez daha ev sahibi başlattı ve Galatasaray savunması o kadar dalgındı ki eksik yakalandılar ve Saviolo klas bir plase ile takımın ikinci golünü kaydetti. Golün faturası sağ bek Sallai'ye yazıldı da eli belinde pozisyonu seyreden Sane'yi görmek istemedi gözler o anda. Hiç beklemediği bu skor Galatasaraylı topçuların alamat-i farikası "kırılmayı" da getirdi ve Trabzonlular üçüncü gol için üç dakika içinde üç net pozisyon yakaladılar, önce Dju boş pozisyonda auta attı, sonra golü de buldular ama ofsayt kararı vardı ve bir dakika sonra Sanchez'in kaptırdığı topta Dju Salah'a "al da at" asisti yaptı...


Bir deplasman maçı için fena da oynamazken üç bireysel hata ile ilk yarıyı 3-0 yenik kapamak Galatasaray adına felaket gibi bir skordu. Ve ikinci yarıya başlarken Okan Buruk Deniz ile Barış'ı değiştirdi ki böyle zor deplasmanlarda Barış'ın oynamasında hep yanayımdır ve Sane'nin kulübeye gelmesini bekledim ama hocanın tercihi başkaydı. Teknik direktörlerin işine karışmak gibi bir yapım yoktur, lisans sahibi olup, futbolcularla idman yapan ve onlarla her an olan kendileridir ama Sane için tespitim "Bal yapmayan arı" zira Alma topçunun top ayağına çok yakılıyor, rakip de eksiltiyor lakin sonuç gol ya da asist ile neticelenmiyor, çoğunlukla rakibe geçen bir top oluyor. Öte taraftan rakip sahada baskı oyununu oynayan Galatasaray'da rakip takımlar Sane'nin göstermelik ve temiz baskısından pek çekinmiyor, oysa tatlı sert basan adamdan korkarlar, kimse onlarla "kapışmak istemez".

İkinci yarının 49. dakikasında Galatasaray yine gole çok yaklaştı, ceza sahası önünde bolca top çevirdi ve Sallai'nn şutunda yine Onana topu kornere yolluyordu. Ev sahibi hem skorun etkisiyle savunmaya çekiliyor, hem de baş başından beri ani atakla pozisyon kovalamak planından vaz geçmiyordu ama bir köşe atışında tüm takım Galatasaray kalesi önüne gelince Yunus'un başlattığı kontra atakta Leao topu sürdü sürdü ve ceza sahasına girerken savunmaya yakalanıp şutunu kornere gidiyordu. Salah'ın dördüncü dakika attığı golün benzerini Galatasaray atatamamıştı, üstelik Sane de boştaydı, pas verilse asiste dönüşme ihtimali vardı.

Dakikalar ilerleyip aranan gol gelmeyince Okan Buruk Jakobs, Sara ve Torreira'yı kenara alıp Eren, Batrkov ve Lesley'i oyuna sürdü ama çok da etkili olmadı ve tabela yine değişmedi.


Maç içinde çaldığı düdüklerle "bu maçın hakemi olamayacağını" ufak ufak sezdiren Batuhan Kolak dakikalar 70ye gelirken, önce Okan Buruk'a dördüncü hakemin uyarısıyla sarı kart gösterdi ve bir dakika sonra da "konuşuyor" işareti yaparak kırmızı kartla tribüne yolluyordu. Bu hareketi ile teknik direktörlerin "jest, mimik ve konuşmalarına" hassas olduğu anlaşılan Batuhan Kolak'ın iki hafta evvel oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde İsmail Kartal'ın kendisine parmak sallamasını Halil Meler'e kulaklıktan belirtmesine rağmen Halil Meler'in onu dikkate almaması sonrası maçın hakemini ısrarla yanına çağırmaması da tuhaf değil mi? Bu hassasiyet kişiye göre mi oluyor diye soralım biz de?


Okan Buruk'un atılmasından daha skandal olan ise Saviç'in Sane'nin ayağını kıracak şekilde tabanla müdahalesinde sadece sarı kart çıkartması ki çok başarılı olduğu söylenen İspanyol VAR hakeminin de onu ekrana çağırmamasıdır. Pozisyon o kadar kırmızı kart ki sonrasında Saviç'in Fabinho'ya "Beni nasıl atamadı ama" dercesine gülerek sohbeti televizyon kameralarına yansıyordu. Galatasaray iyi oynar kötü oynar da hakemlerin görevi maçı en adil şekilde yönetmektir. Hakemin kafasının maçta olmadığı o kadar belliydi ki maç biterken de Lesley'in Ozan'a tekmesini tüm stad gördü ama Batuhan Kolak görmedi, sarı kart verdi ve İspanyol hakem uyarınca kırmızıya döndü kart...

Dakikalar ilerleyip, iki takımın da maçın bitmesini beklediği anlarda Trabzonsporlular yine Sallah'ı Galatasaray savunması arkasına kaçırdılar ve tecrübeli oyuncunun plasesinde fark dörde çıkarken, Mısırlı da hatrick yapıyordu.


Maç Galatasaray adına kötü bitti de akılda kalan en güzel hareket  İlkay ve Sane'nin eski takım arkadaşları Salah ve Onana ile "gülerek?" sohbet ederken daha bir aylık Galatasaraylı Batrakov'un tek başına Galatasaray taraftarının olduğu tribüne gidip onları alkışlayarak sahadan çıkmasıydı.

"Herkes kazanmayı öğrenmek ister ama az çok insan kaybetmeyi öğrenebilir. Oysa bazen bir kulübün gerçek seviyesi, kuplarında değil mağlubiyet sonrası verdiği reflekslerde saklıdır" der Burcu Kapu, işte Galatasaray taraftarı için de kendini test etme vakti, kazanırken sevinmek ve sahip çıkmak kolay da ya kaybettiğinde? "Kafana göre Galatasaray" diyebilen kaç kişiyiz?


Stat: Papara Park

Tarih:19/09/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, İbrahim Çağlar Uyarcan, Candaş Elbil VAR:Guillerme Cuadra Fernandez

Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic (Cenk Özkaçar dk. 87), Mustafa Eskihellaç, Melih Kabasakal, Fabinho, Muçi (Ozan Tufan dk. 59) Saviola (Cabral dk. 72), Muhammed Salah (Aral Şimşir dk. 87), Dju (Onuachu dk. 59)

Yedekler: Ahmet Doğan Yıldırım, Erol Can, Samet Akaydın, Umut Nayir, Onuachu, Metehan Mimaroğlu

Teknik Direktör: Thomas Reis

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Kazımcan Karataş dk. 73), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 68), Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 68), Gabriel Sara (Batrakov dk. 68), Leroy Sane, Yunus Akgün, Rafael Leao, Deniz Gül (Barış Alper Yılmaz dk. 46)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Goller: Muhammed Salah (dk. 4 , 44 ve 80), Saviolo (dk. 39) (Trabzonspor)

Kırmızı kartlar: Okan Buruk (dk. 71), Lesley Ugochukwu (dk. 86) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Muçi, Savic, Muhammed Salah, Onana (Trabzonspor), Sane (Galatasaray)

15 Eylül 2026 Salı

Galatasaray:1-0:Kocaelispor

Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol...

Galatasaray'ın "Süper" adı verilen ligin altıncı haftasında konuk ettiği Kocaelispor'u tek golle geçerken oynadığı maçın özetini üç sıfat tamlaması ile özetleyebiliriz.

Okan Buruk'un Galatasaray kariyerinde mağlup edemediği Kocaelispor'u iç sahada konuk ederken Galatasaray, sahaya kaptan Abdülkerim'in sakatlığından iyileşmesi ile as savunma oyuncuları ile boy gösterdi. Uğurcan'ın önünde Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Eren yer alırken, ön libero Torreira ve yanında Sara yer alıyordu. Başakşehir maçında ilk onbirde başlayan Batrakov kulübede sırasını beklerken, onun yerine Yunus oynuyor, kanatlarda Leao ve Barış pozisyon almışken, Osimhen'in boşluğunu doldurma görevi de yeni transfer Deniz Gül'deydi.


"Taçsız Kral"'ın vefatının 35. yılında Metin Oktay önce kabri başında anıldı, maç öncesinde de dev ekranda sergilenen videolarla attığı goller genç nesillere gösterilirken, yeşil zeminde daha geniş çaplı bir anma beklerdik ama taraftarın astığı pankartlar dışında göze takılan bir şey yoktu.

Geçen sene Sami Yen'de beraberlikle biten maçta olduğu gibi başladı iki takım da oyuna, Galatasaray rakip sahada basıyor, deplasman ekibi ise çok adamla kalesini savunup, geçiş hücumlarıyla gol aramaktaydı. Başta kaleci Serhat olmak üzere yeşil-siyahlılar savunma işini iyi yaptılar, Galatasaray'a gol şansı vermediler de ileri uç elemanlarının koca doksan dakika içinde dört atağı vardı, en tehlikelisi de 37'de Agyei'nin kontra atağında direkten dönen topuydu. 90+1de ise Metehan'ın kafasında Uğurcan posterlik bir kurtarış yapıyordu.

Galatasaray ise Sara'nın dördüncü dakikada serbest vuruşta Serhat'ı rahatsız etmesiyle başladı rakip kaleye gelmeye, sonra Deniz'in uzaktan şutunda tekrar genç kaleciyi gösteriyordu televizyon kameraları ama aynı dakika içinde Yunus'un açıkça düşürülmesinin ardından hakem Atilla Karaoğlan'ın devam kararı verince, geçen aylarda haberlere de yansıyan sosyal medya hesapları üzerinden kendisine hakaret eden taraftarlara karşı binlerce dava açan hakemin, bu gece sonrası yeni davalara da gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerekti. Yine 2 dakika sonrası Deniz'in çekilmesinde faulu Kocaelispor lehine veren Atilla Karaoğlan, 12. dakikada da VAR yardımıyla Galatasaray'ın Deniz Gül ile attığı golü de iptal ediyordu. 


Galatasaray gol için bastırıyor lakin zeminin bozukluğunda top sürmede sıkıntı çekerken, Leao ve Deniz'in birlikteliği göze hoş geliyor, Yunus'un presi rakibe oyun kurdurtmuyor da Atilla Karaoğlan sahneye çıkmadan edemiyordu. 24te Barış'ın Haidara'ya müdahalesine devam diyen hakem 3-5 saniye sonra oyuncu yerde yatıyor diye faul çalıyor ve iki dakika sonra Haidara'nın Torreira'ya dirsek atmasında bırakın sarı kartı, faul bile çalmaya tenezzül etmiyordu. Çok değil bir hafta evvel benzer pozisyonda Başakşehir Galatasaray karşısında penaltı kazanıyordu...


Icardi ile yolların ayrılması sonrası Osimhen'in yedeği kimin olacağı merak edilirken Deniz'in Kocaelispor karşısında sergilediği istekli oyun, özellikle sırtı dönük rakipleriyle "boğuşması" ve hiç de devrilmemesi "transfer açlığı" çeken Galatasaray taraftarını mest ederken, ilk yarım saat dolarken Deniz'in sırtı dönük aldığı topta rakibini geçip, çaprazdan yolladığı şut direkten patlamasa, haftanın en güzel gollerine adaydı. Öte yandan yeni transferlerden Leao'nun da topu her ayağına aldığında futbol resitali sergilemesi "parasının hakkını" veriyordu. Fiziksel olarak hazır olmadığı bazı anlarda eli belinde nefes nefes kaldığında anlaşılıyordu da, forma girdiğinde, bir de yanında Osimhen olduğunda yapacakları insana fena hayaller kurdurtuyor.


Galatasaray soyunma odasına gol atmadan gitmek istemiyordu, Sanchez'le başlayan atakta, Barış Yunus'la duvar pası yaptı, Barış'ın Leao'ya al da at pasında Portekizli kolay yerine zoru başardı, topu auta yolladı. Bir dakika sonra Leao'nun şutunda Serhat topu kornere yollarken, köşe vuruşunda kaptan Abdülkerim'in kafa vuruşunu yine Serhat dışarı atıyordu. Bir dakika sonra bu kez Sallai'nin ortasında bomboş pozisyonda Eren kafayla skoru değiştiremiyordu.

İkinci yarı Sara'nın serbest vuruşu auta giderken, üç dakika sonra onun kornerden ortasında Sanchez'in kafası dışarı giderken, Okan hoca oyunu değiştirmek için Sara ile Batrakov'u değiştiriyordu. Sara'nın köşe atışları ön direkte Kocaelililerde kalırken, Rus topçunun kornerlerinde Galatasaray tehlikeler yaratmaya başladı ki bir tanesinde deplasman ekibi topu çizgiden çeviriyordu.

Ve sağdan olmadan, soldan olmadı derken Galatasaray'ın tam takım rakip kale cıvarında kendini konuşlandırdığı dakikalarda kaptan Abdülkerim ceza sahası dışından "yaradana sığınarak" öyle bir top yolladı ki rakip kaleye, kalecinin bakışları arasında zeminin de yardımıyla top ancak ağalarda yolculuğuna son veriyordu. Maçı anlatan spikerin de dediği gibi "Kaptan gemisini kurtarmıştı"...

Maçtan evvel küçük kızı "Baba gol" diye babasını evden uğurladığı için de Abdülkerim gol sevincinde sarı kart görmek pahasına soluğu eşi ve kızının yanında tribünde alıyordu. 


Golden sonra Okan Buruk Yunus ve Deniz'in yerine Lesley ile Sane'yi alırken, bir dakika sonra kazanılan serbest atışta Sallai direkleri dövüyordu. Geriye düşen Kocaelispor eşitlik için Galatasaray kalesine gelirken, ev sahibi de boşluklar bulup ikinci golü arıyordu ki maçın iyilerinden Leao alkışlar eşlinde yerini Kazımcana'a bırakırken, Eren de Jakobs ile değişiyordu son beş dakikada...

Maçın sonuna hakem üç dakika uzatma eklerken, o sürenin bitmesine rağmen Kocaelispor'un atağının devam etmesini bekleyip, Galatasaray topu kapıp atağa kalkacağı anda düdüğü çalıyordu...

Ne demiştik başlarken, "Kötü hakem... Berbat zemin... Harika gol..."



Stat: RAMS Park

Tarih:13/09/2026

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Gökhan Barcın, Bilal Gölen VAR: Matej Jug

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Ismail Jakobs dk. 86), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Aleksey Batrakov dk. 59), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Lesley Ugochukwu dk. 77), Rafael Leao (Kazımcan Karataş dk. 86), Deniz Gül (Leroy Sane dk. 77)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Anfernee Dijksteel, Tanguy Zoukrou (Arda Özyar dk. 86), Matej Maglica, Massadio Haidara, Mahamadou Susoho (Uğur Kaan Yıldız dk. 86), Show, Berkan Kutlu (Tayfur Bingöl dk. 77), Gonçalo Sousa, Daniel Agyei (Makana Baku dk. 59), Florian Aye (Metehan Altunbaş dk. 78)

Yedekler: Onurcan Piri, Muharrem Cinan, Emir Ortakaya, Mustafa Ege Bilim, Onur Öztonga

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Gol: Abdülkerim Bardakcı (dk. 71) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Deniz Gül, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai (Galatasaray), Selçuk İnan, Anfernee Dijksteel (Kocaelispor)

10 Eylül 2026 Perşembe

Sporting Lizbon:3-1:Galatasaray


Abdülhak Hâmit Tarhan'ın şiir şeklinde yazdığı tiyatro eseri Eşber'de Pencap Hükümdarı Eşber'in  büyük hükümdar Büyük İskender'in devasa ordusuna karşı vatanını korumak için umutsuz ama son derece onurlu bir savaşa giriştiğini anlatır. Savaşın kendi aleyhine sonuçlanacağını ve askeri olarak yenileceğini öngörse de, Eşber teslim olmayı reddeder. Haklı bir davada, ülkesini savunurken ölmeyi nihai bir manevi zafer olarak görür ve bu duruşunu "Galip sayılır bu yolda mağlup!" diyerek ölümsüzleştirir. 

Dün gece Galatasaray'ın Portekiz'de Sporting'e karşı yaptığı mücadeleyi seyrederken aklıma geldi bu meşhur söz: Galip sayılır bu yolda mağlup.

Şampiyonlar Ligi kuraları çekildiğinde bilgisayar Galatasaray'ın rakiplerinden birinin Sporting olduğunu ilan ettiğinde "eyvah" demeye kalmadan maçın bir de Lizbon'da olduğunu görünce zor ki ne zor" sözleri döküldü dudaklarımdan. Futbolla yaşayan sıcak kanlı insanların ülkesinde geçen sezon Şampiyonlar Liginde iç sahada oynadığı çeyrek finaldeki Arsenal dışında tüm maçları kazanmış olan bir Sporting vardı ki bunlardan biri de Şampiyon PSG'ye karşıydı. Geçen yıldan bazı topçuları kaybettiler ama yerlerine de iyi takviyeler yaptılar.

Galatasaray ise böyle zorlu bir deplasmana gitmeden önce Osimhen şoku yaşarken, ona bir de zorlu maçlarda Okan Buruk'un en güvendiği topçulardan olan Lemina da eklendi. Singo da sakattı, Abdülkerim de iyileşememişti. Kadroda eksiklikler vardı da tribünde de büyük boşluk gözüküyordu, Sebahattin Şirin'in tutukluluk sürecinde sarf ettiği sözler sonrası ultrAslan-Avrupa "bağımsızlığını" ilan etmiş, Lizbon'da takımını desteklemiyordu. 


Play Station'da "sanal"topçuları onbire dizmek kolaydır da kanlı-canlı, her türlü ruh halindeki "insanları" görevlendirmek maharet ister. Okan Buruk da elindeki oyuncularını rakibin oynadığı oyunu da göz önüne alarak çıkardı Jose Alvalade stadına. Kalede Uğurcan varken, sağ bek Sallai ve sol bekte Eren yer alıyordu çünkü Jakobs Sanchez'in stoperdeki partneriydi. Orta sahada son Başakşehir maçının iyileri Torreira ve Sara yer alırken, ileri uçta Sane, Batrakov ve Yunus ile Barış gol arayacaktı. 

Ev sahibi tribünler My Way şarkısından esinlenen "O Mundo Sabe Que" nin 

Dünya biliyor ki,

Senin sevgin için tutkuluyum,

Seni her zaman önde görmek için

Elimden gelenin en iyisini yapacağım.

sözlerini bitirmeden Galatasaray Sara'nın ortasında Sanchez ile ilk tehlikeyi yarattı. Sanki Sami Yen'de oynar gibi çok adamla baskı yapıp, topu kapıyor, meşin yuvarlağın kıymetini bilip, bolca pas yapıp rakibi kendi sahasına hapsediyordu Galatasaray. Ve daha 5 dakika olmadan Jakobs'un kullandığı taç atışında Sanchez vurdu kaleci çıkardı, dönen topta Torreira'nın volesini bir kez daha Rui Silva çeldi ama top çizgiyi çoktan geçmişti. Yeşil beyazlılar şok yaşarken, 1 dakika sonra Sara penaltı noktası cıvrında kullandığı sol ayağı yerine sağ ile şutu deneyince tabela iki olmuyordu. Sporting'i iyi analiz eden Okan Buruk rakibe atak şansı vermiyor, zor geçmesi beklenen maçı kolaya çeviriyordu ki 16'da yine taç atışında oluşan karambolde kaleciden seken topu Sane kaleye yollayamıyordu. 

Ev sahibi adına ilk atak 18. dakikada geldi ve top ağlara da gitti ama yardımcı hakem ofsayt bayrağını sallıyordu çizgi kenarında.


"Hayat futbola fena halde benzer" deriz ya, hayatta olduğu kadar futbolda da kırılma anları çokça bulunmakta, dün gece de maçı kıran anlar az sayıda değildi...Dakikalar 22yi gösterirken Sanchez'in havalandırdığı topa Batrakov kafayı soktu Altimira Rus oyuncunun karnına karateci misali tekmeyi bastı. Maçın hakemi Espen Eskas sarı kart gösterirken, kamu yönetiminden hakemliğe geçiş yapan ve geçen sene de Barcelona'nın UEFA'ya şikayet ettiği Christian Dingert nırveçli hakemi VAR ekranına çağırmadı... Kırılma anı bir...

Ev sahibi10 kişi kalması gerekirken, dört dakika sonra Galatasaray ceza sahası içinde oluşan karambolde eşitliği sağlıyordu.


Sporting'in sol beki Araujo'nun kanadı bırakıp içe  kat etmelerini fırsata çevirmek için sağ kanada Sane'yi koyan Okan Buruk bunun ödülünü de 36da alıyordu: Galatasaray'ın hızlı gelişen atağında Yunus-Barış paslaşmasında top Sane'nin önüne düştü, Alman oyuncu rakibini "pazara yolladı" ve bomboş pozisyonda topu kale direğini sıyırarak auta yollayıverdi... Kırılma anı iki...

Maçın hakemi ve VAR'ı o kadar kötüydü ki, Suarez'in Sanchez'in aşil tendonuna basmasına sarı kart verdi, oysa kartın rengi kırmızı olmalıydı. 

Devre biterken Uğurcan'ın hatalı pasında savunmayı eksik yakalayan Sporting Lizbon'da Suarez'ın ceza sahası dışından plasesi Uğurcan'ın kucağında kalıyordu.

Norveçli hakemin yönetimi sadece Galatasaray tarafını değil ev sahibi taraftarı da öfkelendirmiş, Sporting'li topçular maç biterken hakemi baskı altına almışlardı ki Espen Eskas ıslıklar altında soyunma odasına gidiyordu.


Bu baskılardan fena halde etkilenmiş olacak ki maçın hakemi ev sahibinin yakaladığı ani atakta Suarez ceza sahasına girer girmez düşünce penaltı düdüğü çalıverdi. Hakem oyun anında pozisyonu görememiş olabilir de VAR'daki Christian Dingert yine ortalıkta yoktu. Bu hata VAR'dan döner diye beklerken, Okan Buruk'un küfür ve bedduaları eşliğinde Suarez penaltıdan takımının ikinci golünü kaydediyordu. Kırılma anı üç...


Bu kadar hakem hatası sonrası bir de Sallai'nin Çorumspor maçında yaptığı gibi rakibini geri geri koşarak karşılayıp ceza sahasına en yakın yerde faul yapması sonrası kazanılan serbest atışta Zalazar Hagivari bir serbest atış golü ile farkı ikiye çıkarıyordu.

Takımı tekrar maça ortak etmek için Okan Buruk önce Sane'nin yerine Leao'yu aldı, sonra da Batrakov'u çıkarıp taze golcü Deniz'i oyuna sürdü. Yapılan değişiklikler sonrası eski takımına karşı oynayan Leao ıslıklardan etkilenmeden Galatasaray'a hareket getirdi, kanattan ortalar yaptı ama onlara kafa vuracak Osimhen yoktu maalesef. Maçın ilerleyen dakikalarında bu sahayı bilen Nhaga ile birlikte İlkay ve Lesley de oyuna girdi, Galatasaray rakibi yine ceza sahasına hapsetti de istediği tehlikeleri yaratamadı.

Galatasaray Şampiyonlar Ligindeki ilk maçından puan çıkaramazken, "as kadrodan" üç oyuncunun olmadığı takımla Sporting Lizbon'u özellikle ilk devrede sahadan silince gelecek maçlar için büyük bir özgüven de kazanmış oldu. Hatta, belki de 27 Şampiyonluğun meşalesi Lizbon'da yakılmış da olabilir. Ne diyordu Abdülhak Hâmit Tarhan tiyatrosunda "Galip sayılır bu yolda mağlup!"... Bazı yenilgiler, hayırlı da olabilir...



Stat: Jose Alvalade

Tarih:09/09/2026

Hakemler: Espen Eskas, Jan Erik Engan, Alf Olav Rossland VAR: Christian Dingert

Sporting: Rui Silva, Altimira, Catamo, Vagiannidis (Ivan Fresneda dk. 84), Zalazar (Gonçalves dk. 66), Araujo, Inacio, Luis Guilherme, Quaresma (Debast dk. 84), Doumbia (Silas Andersen dk. 74), Luis Suarez (Fotis Ioannidis dk. 74)

Yedekler: Kaique, Rafael Ferreira Nel, Pedro Lima Barros, Jesse Derry, Eduardo Felicissimo, Irankunda, Rodrigo Dias

Teknik Direktör: Rui Borges

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Ismail Jakobs, Eren Elmalı, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 85), Gabriel Sara (Renato Nhaga dk. 84), Leroy Sane (Rafael Leao dk. 58), Aleksey Batrakov (Deniz Gül dk. 64), Yunus Akgün (İlkay Gündoğan dk. 85), Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük, El Chadaille Bitshiabu, Abdülkerim Bardakcı, Berat Luş

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Catamo (dk. 27), Luis Suarez (dk. 57 pen.), Zalazar (dk. 63) (Sporting), Inacio (dk. 6 k.k.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Altimira, Luis Suarez (Sporting), Eren Elmalı, Deniz Gül, Okan Buruk, Ismail Jakobs (Galatasaray)

6 Eylül 2026 Pazar

Başakşehir:2-3:Galatasaray


Hesapta olmayan Çorumspor beraberliği sonrası Erzurumspor ve Göztepe karşısında alınan üçer puanlarla lig sıralamasında  tekrar "ait olduğu yere" yere yerleşen Galatasaray, üçüncü defa bir cuma gecesi İstanbul derbisinde Başakşehir'in konuğu oldu.  Galatasaray belki misafirdi de Okan Buruk  şampiyonluk yaşadığı yerde "ev sahibiydi." İroni de değil bu tamlama zira Okan hocanın çok iyi bildiği bir stadyumdu Fatih Terim stadı aynı zamanda da Galatasaray'ın başında yer aldığı dört sene boyunca 8 galibiyet de aldığı bir takımdı Başakşehir. 

Bir hafta evvelki Göztepe maçının ikinci yarısındaki baskılı oyun hem göze zevk verip hem de tabelayı değiştirince, Başakşehir deplasmanında da o oyunun etkenlerinden Batrakov'u ilk onbire alarak sahaya çıkardı takımını başarılı hoca, yanına da Sara'yı yerleştirdi, arkalarına da "etrafı derleyip toparlayacak" Torreira vardı. Kalede sakatlığı geçen Uğurcan, bekler her zamanki gibi Sallai ve Jakobs'ken kaptan Abdülkerim dinlendirilip Sanchez'in partneri "joker" Lemina'ydı. İleri uçta Osimhen her zamanki hırsı ile sahaya ayak basarken, arkasında Yunus ve Sane onu destekleyecekti.


Sezonun en erken golü, daha kronometre dakikaya geçmeden az daha Osimhen'den gelecekti ki genç kaleci Deniz Nijeryalı topçunun kafasını iyi çıkardı. Bu pozisyon maçın gidişatının fragmanı gibiydi aslında: Başakşehir kendi sahasından topla çıkmaya çalışacak, Galatasaray baskı ile kapacak, pozisyon bulacak ve attığı kadar kaçıracak... İlk devre aynen öyle de oldu... 

5 dakikada Yunus'un ceza sahası dışından şutunda Deniz başarılıydı; 12'de Yunus'un savunma arkasına attığı topta Osimhen karşı karşıya dönerek kaleye yolladığı topta yine Deniz sahneye çıktı; iki dakika sonra bir kez daha ceza sahasına giren Osimhen'in sert şutu savunmaya da çarpıp direği yalayarak kornere gidiyordu. 

Ve dakikalar 16yı gösterirken Başakşehir savunmadan çıkarken top kaptırdı, Osimhen ceza sahası dışından plase ile doksanı nişanladı, top üst direğe çarpıp zeminde kale içine düştü ve geri geldi. Galatasaraylılar gol beklerken, maçı yönetenler devam diyordu. Afrika'daki Dünya Kupasında Lampard'ın Almanya'ya attığı ama çizgiyi geçmesine rağmen sayılmayan gol sonrası kale çizgisi ve çipli top teknolojisi gelmişti futbola, bizim memlekette bu işler hala VAR'ın görüntü analizi ile çözülünce, Galatasaray'ın skorbordu değiştirmesi 2-3 dakika almıştı.

Deplasmanda öne geçen Galatasaray, özellikle Lemina'nın savunmadan orta sahaya kadar gelip etkili presi ile kaptığı toplarla pozisyonlar buluyordu ki 26'da Osimhen'in kafayla pasını Batrakov sol voleyi ıskalayınca asiste dönüştüremiyordu. 

Fayzullayev'in 19. dakika uzaktan şutu dışında pozisyonu olmayan Başakşehir karşısında Galatasaray güle oynaya maçı götürürken, "olanlar oldu"... Rakibin attığı bir pası "insansütü bir gayretle" ayağını pergelden hallice açıp kapmaya çalışan Osimhen kasığında bir ağrı hissetti, hemen çıkmadı, devam edip kendini denedi ama ilk yarım saat biterken kenara doğru elini kaldırıverdi... "Sensiz cennet bile sürgündür bana" şarkısındaki gibi Osimhensiz üç puanı neyleyim havasında girmeyen sarı-kırmızı sevdalısı var mıdır?


Osimhen'in yerine Barış oyuna dahil oldu da, sahadaki pozitif hava bir de kara bulutlu yağmur öncesi sıkıntıya döndü Galatasaraylılarda, tam tersi ev sahibi cesaretlendi, Uğurcan'ın kalesine gelmeye yeltendi ve devre biterken Kemen'in çaprazdan karşı karşıya şutunda Uğurcan gole geçit vermedi. 

İkinci yarı takımlar sahaya çıkarken bir kayıp daha verdi Galatasaray, bir pozisyonda darbe alan Lemina da içerde kalmış, Abdülkerim onun yerine sahaya çıkıyordu. Kaptan Galatasaray'a geldiğinden beri ilk sezonundaki Giresunspor maçı dışında hep başarılı bir performans ortaya koyarken, belki de sakatlığının etkisiyle cuma gecesi 45 dakikada dört yıllık Galatasaray kariyerinde yapmadığı kadar hata yaptı. Başakşehir'in ani ataklarında kayarak yerde kalmak mı dersiniz, topa vuramayıp çalım yemek mi dersiniz derken, ev sahibinin kazandığı penaltı öncesi de topu uzaklaştırmak yerine plase ile ceza sahası önüne yumuşak vuruş yapınca, dönen top penaltı oluverdi. 


Penaltı demişken, Kadir Sağlam'a bir paragraf açmadan geçmeyelim. 1986 Ankara doğumlu hakem ile tanışmamız yine Ziraat Türkiye Kupasında bir Başakşehir maçıyla olmuştu. O karşılaşmada gösterdiği yönetimle Galatasaray camiasının tepkisini çeken Kadir Sağlam, bir kaç hafta evvel Galatasaray'ın Sami Yen'de Villareal hazırlık maçına atanmış, orada da Okan Buruk'u daha maçın başında kırmızı kartla oyundan atmıştı. Söz konusu hakem maçın 63. dakikasında Sanchez'in düşürülmesine devam deyip, penaltı pozisyonunun başını hazırlayıp, Sallai'nin kendisinden kısa Fayzullayev'e dokunmasına tereddütsüz penaltı çalıverdi. Pek de sever kart vermeyi, Sallai, Sanchez ve Okan Buruk sarı kart gördü devamında. Sever dedik ya kart vermeyi, maç bitiminde derdini anlatan Nuri Şahin'e de kırmızı kart gösterdi Kadir Sağlam...


Shomurodov'un penaltı golü ile ev sahibi eşitliği sağlarken Okan Buruk da galibiyet için kulübeye baktı ve yeni transfer Leao'yu sürdü sahaya. Kim mi çıktı? Belki de Galatasaray adına "bize" göre sahanın en kötüsü Sane dururken maçın iyilerinden Batrakov kenara geldi. Sane için Okan hoca maçtan sonra şöyle demeç veriyordu: "Leroy Sane'yi bugün solda kullandık. Sol tarafta oynadığı çok maçı da var. Kaleye dikine gittiği, savunma arkası koşu yaptığı, bunu da zaman zaman denedi. Tersten girip kafa vuruşu vardı, sağ taraftayken bunu belki çok görmüyoruz ama solda oynarken ortaya kafa vurması beni sevindiren şeylerden biri. Hem savunma görevini iyi şekilde yaptı, hücum görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Sağ tarafta oynayan Yunus çok formda. Yunus'un çok formda olması, o yüzden özellikle sağ tarafı bozmama nedenim. Çok iyi gidiyor. Sane'nin de solda oynadığı çok fazla maç var. Forvet arkasında da onu kullanabiliriz, o da oynadığı yerlerden biri. Önemli olan çok mevkili oyuncularla hedeflere ulaşmamız. Sane'nin performansından memnunum." Demek ki bizlerin bakışı ile hocaların oyuna bakışı farklı oluyor.

Ve ev sahibinin golünden 5 dakika sonra Leao "sihirli" bir pas attı Barış'a ceza sahası içine, onun pasında Torreira Jakobs ile duvar pası yaptı ve topu filelere yolladı, halı saha golü gibi bir golle Galatasaray tekrar öne geçiyordu. "Transfersevicilerin" yeni maceralara yol açmak için yollamak istediği Lucas Torreira Osimhen'e yaptığı asistten sonra attığı golle de takımına skor katkısı yapıyordu.


Sonrasında zaten maç git gele geldi, orta sahalar hızla geçildi karşılıklı kalelerde pozisyonlar oldu, ev sahibi 74te çaprazdan denedi, Uğurcan kornere attı ve onun ortasında kafalardan seken top Sanchez'in kafasına çarparak tekrar eşitliği sağladı Başakşehir adına.

İlk yarısı Galatasaray'ın hakimiyetinde olan karşılaşma artık iki takımın da eline gelip gidiyordu, Galatasaray'da Sara 77de ceza sahası dışından Norwich City günlerini hatırlatan bir füze yolladı, Deniz'i geçen topun yolculuğu direkte son buldu, sonra Başakşehir geldi ve Galatasaray ceza sahası içinde Leao topu uzaklaştırırken, sonradan oyuna giren Umut Bozuk'un sert hareketi kırmızı karttı, hakem tereddüt etmedi.

Rakip eksik kalınca Okan Buruk galibiyet için Jakobs ile Sane'yi kenara alırken, Eren ve Deniz'i oyuna dahil ettı, forveti çiftledi ve Galatasaray da 82'de Sara'nın ortasında Sanchez ile golü de buldu ama...

Ama... Geçen yıldan kalan yarım gol sevinçleri yine devam etti, oyun başlamadı, VAR baktı, baktı ve ofsayt kararı verdi... Peki pozisyon ofsayt mıydı? Çizgiyi yanlış yerden çekersen, her gol ofsayt olur...


Rahat kazanılacak maçta puan kaybı mı olacaktı düşünceleri kafalara yer edinmeye koyulmuşken, ceza sahası önünde kazanılan serbest atışı bu kez Sara kullandı ( ilk devre aynı yerden Sane kullanmış ve çok farkla auta yollamıştı topu) ve kendisinden beklediğimiz golü kaydetti. En son Galatasaray serbest atıştan bir golü neredeyse bir sezon önce Kaan ile Göztepe deplasmanında atmıştı.


90 dakika bitmiş ama klasiktir Galatasaray önde olduğunda uzatmalarda cömert olur hakemler, 7 dakika daha oynanacak maç dendi, ve +3te Leao uzun topu aldı, sürükledi, ceza sahası içinde Deniz düşürüldü, "doğuştan Cim bomlu çocuk" penaltı kazandırdım diye sevinirken yan hakem ofsayt bayrağı sallıyordu. Şaşırdık nasıl gördü bunu, zira bir adım önünde Barış rakibini formasından çekerken görmemişti de. Penaltı iptal olunca VAR da bir çizgi çekti de o da yanlış kişiden çekilmişti...


Aksiyon biter mi? Ev sahibinin atağında sonradan oyuna giren Saba Kharebashvili'nin orta şut karışımı vuruşu direkten dönerken Galatasaray kalesi büyük bir tehlike atlatmış pozisyonun devamında Leao'nun plasesi de auta gitmişti...

Ve Kadir Sağlam son düdüğü çaldığında Okan Buruk'un pek de görmeye alışık olmadığımız gol sevinci maça dair çok şey anlatıyordu...


Stat: Başakşehir Fatih Terim

Tarih: 04/09/2026

Hakemler: Kadir Sağlam, Mehmet Kısal, Esat Sancaktar VAR:Manuel Schuttengruber

Başakşehir: Deniz Dilmen, Ömer Ali Şahiner (Michal Karbownik dk. 82), Emin Bayram, Jerome Opoku, Christopher Operi (Saba Kharebashvili dk. 63), Andreas Skov Olsen (Ousseynou Ba dk. 82), Jakub Kaluzinski (Umut Bozok dk. 74), Oliver Kemen, Umut Güneş, Abbosbek Fayzullayev (Ivan Brnic dk. 74), Eldor Shomurodov

Yedekler: Volkan Babacan, Yusuf Sarı, Davie Selke, Berkay Özcan, Bertuğ Yıldırım

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Mario Lemina (Abdülkerim Bardakcı dk. 46), Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 83), Lucas Torreira, Gabriel Sara, Leroy Sane (Deniz Gül dk. 83), Aleksey Batrakov (Rafael Leao dk. 68), Yunus Akgün, Victor Osimhen (Barış Alper Yılmaz dk. 33)

Yedekler: Jankat Yılmaz, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Eldor Shomurodov (dk. 66 pen.), Davinson Sanchez (dk. 76 k.k) (Başakşehir), Victor Osimhen (dk. 16), Lucas Torreira (dk. 71), Gabriel Sara (dk. 90) (Galatasaray)

Kırmızı kartlar: Umut Bozok (dk. 79), Nuri Şahin (Teknik Direktör) (Başakşehir)

Sarı kartlar: Christopher Operi, Saba Kharebashvili (Başakşehir), Rolland Sallai, Davinson Sanchez, Okan Buruk (Teknik Direktör), Rafael Leao (Galatasaray)

31 Ağustos 2026 Pazartesi

Galatasaray:3-2:Göztepe


"Hayat da futbol da size bilmediğiniz yerden sorar" diyordu Fatih Terim bu hafta sonu yayınlanan youtube kanalındaki sohbetinde. Yaşam içinde de sporda da muhakkak ki bir çok duruma hazırlıklı oluyor insan ama bazen de sürprizler karşına çıkabilir, tıpkı cumartesi gecesi hiç hesapta yokken maça sayılı dakikalar kala Uğurcan'ın sakatlanıp kaleye 2004 doğumlu Jankat'ın geçmesi gibi. Hem taraftar için, hem Okan hoca için hem de Jankat için büyük sürpriz olmuştu, rakip de ligin dişlisi Göztepe olunca, genç kaleci için de Galatasaray kariyeri için "zorlu" bir sınav olacaktı, bu sınavı da başarıyla geçti Jankat Yılmaz...


Bir hafta evvel Erzurum deplasmanından 4 farkla galip gelen Galatasaray "kara bulutları" dağıtmış ama transfer sezonunda taraftar için sahadaki mücadeleden çok "gelen-giden" daha değerli olup Batrakov'un peşinden tüm hafta boyunca transfer beklentisi yaşanıp, "KAP Bildirisi" olmayınca, bir de Şampiyonlar Liginde zorlu rakipler çıkınca torbadan kara bulutlar tekrar gökyüzünü kapladı ve Göztepe maçında "şimşek" gibi protesto beklenirken, Rafael Leao'nun Sami Yen'e getirilmesi kapkara tünelin ucundaki ışık gibi parlattı etrafı...


Göztepe bir hoca takımı olmuştu, iki yıldır Stoilov'un İzmir ekibine ne oynattığı belliydi, bir çok topçusunu kaybetmişlerdi ama yapacakları ortada olunca Okan Buruk da geçen haftaki kazanan on biri bozmamıştı, bir tek değişiklik olarak son dakika sakatlanan Uğurcan'ın yerine Jankat kaleyi koruyacaktı.
İlk on dakika içinde karşılıklı ataklar oldu, Sara'nın ortasında Osimhen'in topuk vuruşunu savunma çeldi; Sara'nın ceza sahası  dışından plasesi auta gitti; Göztepe'de Henrique'nin karşı karşıya aşırtaması auta gitti, üç dakika sonra kafasını Jankat kornere çeldi, yine üç dakika sonra taç atışından Bokele kafayla gol aradı, Jankat yine başarılıydı ama kornerden gelen topta Galatasaraylılar adam paylaşımını yapamayınca arka direkte Miroshi bomboş tabelayı değiştiriyordu. Bu pozisyon sonra Galatasaray eşitlik için baskıyı kurunca, deplasman ekibinin Galatasaray kalesinde başka da atağı olmuyordu.


Göztepe nasıl taçlarla gol aradıysa ki ikinci devre Arda'nın taç atışında ikinci golü öyle buldular, Galatasaray da Jacobs ile uzun taç attı, Osimhen, Sanchez ve Abdülkerim'in kafa vuruşlarından gol bekledi. İlk yarım saat biterken Sara'nın ceza sahası dışından plasesi direği yalayarak auta giderken taraftar gol için ayağa kalkarken, tribünlerde "au, ou" gibi cılız sesler çıkmaya başlamışken Yunus'un düşürülmesi sonrası kazanılan serbest atışta topun başına geçen Sallai'nin sert şutu bilardo topu misali Göztepe savunmasından sekip, Sanchez'in göğsünden yön değiştirip filelerle buluşuyordu... Eşitlik ev sahibini rahatlatınca, Galatasaraylılar daha rahat top çevirdi, pozisyon aradı, 38'de Abdülkerim ortaladı Yunus'un kafası dışarı gitti ve devre biterken Sallai'nin ara pasında Osimhen çaprazdan kaleciyi geçemedi. İlk devre biterken de Sara'nın ortasında Barış kendisine has "kafaşata" vuruşu denedi, çerçeveyi tutturamadı. Barış demişken, üç maçtır genç topçuda bir değişim fark ediyorum, kenar çizgiye yaslanıp topu alıyor ve ısrarla rakibini çalımla geçmeye çalışıyor ki bu bizim bildiğimiz Barış özelliği değil ki bu topları sürekli kaptırıp, kötü bir Barış izlenimi yaratıyor. Umarım, bu maçları tekrar izler ve "Ben ne yapmaya çalışıyorum?" diye kendini sarsıp, eski haline döner.


İkinci devreye Abdülkerim'in sakatlığı sonrası Batrakov ile başladı Galatasaray.  Lemina'yı "maç seçiyor" diye beğenmiyor Galatasaray taraftarı ama Mario Okan hocanın jokeri. Cumartesi gecesi de stoper çıkıp, stoper girmesi yerine Lemina geriye kaydırılıp, orta sahaya oyuncu alabiliyorsun maçın gidişatına göre, ki maç içinde orta saha başlayıp, stopere kaydı, sonra tekrar orta sahaya geçti Lemina.
Fırtına gibi ikinci yarıya başladı Galatasaray, dakika başı atak yarattı, Sallai'nin ortasında Lemina'nın kafası auta gitti, Yunus'un şutunda kaleci ön plana çıktı, Yunus'un ara pasında Osimhen'in şutu yan ağlarla kucaklaştı, bir dakika sonra yine Yunus ortaladı Osimhen kafayla vurdu kaleci sektirdi, dönen topta Osi vurdu yine Gürcü kaleci başarılıydı. Bu güneşe kar dayanmaz derler ya, bu kadar baskı golü getirdi, Batrakov'un ara pasında Osimhen topukla Sara'ya verdi, onun şutu kalecini koluna çarpıp kale çizgisini geçiyordu.

Öne geçince taraftarın da ateşlenmesiyle baskı devam etti, beş dakika sonra gelişen atakta Batrakov kaleciden seken topu kaptı, pas verdi, karambolde Osimhen düşürüldü ve top tekrar Rus oyuncunun önüne düştü ve ilk maçında çiçeği burnunda transfer az kalsın Galatasaray kariyerine golle başlıyordu da volesini kaleci çıkardı. Eller kafada "ah vah "derken, VAR hakemi penaltı için çağırdı ve Mehmet Türkmen penaltı noktasını gösteriyordu. Topu alan Osimhen takımının üçüncü golünü atarken, ligde de gol sayısını beşe çıkarıyordu. 
Daha tribünlerde gol anonsu bitmeden deplasman ekibi Juan ile farkı tekrar bire indirirken, iki dakika sonra Sallai'nin ortasında Osimhen öyle bir kafa golü attı ki, anlatılmaz izlenir. Nijeryalı golcü Ege'nin üzerinden öyle bir havaya sıçradı ki basketbolda Michael Jordan misali sadece en tepeye zıplamadı, bir de yer çekimine meydan okurcasına bir kaç saniye havada uçtu. Rakibin dahi itiraz etmeden belki de içten içe alkışladığı golü ilginç bir VAR ofsayt çizgisi sebep göstererek iptal ettiler.


Maçın devamında sezon başı yorgunluk iki takımda da devreye girdi, orta sahalar kolay geçildi, uzun toplarla pozisyonlar arandı da savunmalar dikkatliydi, gelen topları kolayca uzaklaştırdılar da Galatasaray adına 72'de Barış'ın şutu kalecide kaldı, yine 77'de Jakobs'un ortasında seken topta Batrakov'un volesinde Gürcü file bekçisi yerindeydi ve 90+3te Osimhen'in "pis burun" vuruşunda Luka Gugeshaskvili tekrar gole izin vermedi.

Sezona puan kaybı ile başlayan Galatasaray, sonraki iki maçını da kazanarak puanını 7ye çıkardı ve tekrar aşina olduğu liderlik koltuğuna oturdu. Yaz tatilini "transfersevicilere" zehir eden kuraklık sonrası gelen Leao sonrası, bu hafta içi de Galatasaray alt yapısından çıkma Yusuf Akçiçek ile Porto'dan Deniz Gül'ün takıma katılacakları büyük ihtimalken, bir de orta sahaya bir takviye ile Galatasaray tekrar yelkenlere rüzgarı doldurup 5. şampiyonluk rotasına büyük bir güvenle çıkacaktır.


Stat: RAMS Park

Tarih:29/08/2026

Hakemler: Mehmet Türkmen, Ceyhun Sesigüzel, Abdullah Bora Özkara VAR:Pawel Malec

Galatasaray: Jankat Yılmaz, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Aleksey Batrakov dk. 46), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 90+1), Mario Lemina, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 81), Gabriel Sara (Wilfried Singo dk. 73), Barış Alper Yılmaz (Leroy Sane dk. 73), Victor Osimhen

Yedekler: Uğurcan Çakır, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Göztepe: Luka Gugeshaskvili, Taha Altıkardeş, Malcom Bokele, Ege Yıldırım, Arda Okan Kurtulan, Rhaldney (Alex Matos dk. 90), Novatus Miroshi, Richard Akonnor (Ogün Bayrak dk. 65), Efkan Bekiroğlu (Sinclair Armstrong dk. 65), Andre Henrique (Bekir Böke dk. 79), Janderson (Juan dk. 65)

Yedekler: Arda Özçimen, Şamil Öztürk

Teknik Direktör: Stanimir Stoilov

Goller: Davinson Sanchez (dk. 33), Gabriel Sara (dk. 54), Victor Osimhen (dk. 63 pen.) (Galatasaray), Miroshi (dk. 16), Juan (dk. 65) (Göztepe)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Eren Elmalı (Galatasaray), Andre Henrique, Richard Akonnor (Göztepe) 

22 Ağustos 2026 Cumartesi

Erzurumspor:0-4:Galatasaray


"Her şey ters gittiğinde, işte o zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Bu oyuncu grubu asla savaşmaktan vazgeçmeyecek." diyordu Galatasaray adına ligin ikinci haftasında oynanan Erzurumspor maçının en iyi topçularından Lucas Torreira... 

Kuru kuru istatistikle işim olmaz, maça bakar gözümün gördüğünün yılların futbol seyretmişliğinin aklımla harmanlanmasına inanırım da "matematik"i sevenler için de "atom karinca"nın deniz seviyesinden 2000 metre yüksekteki Kazım Karabekir stadında yaptıklarına bakalım:

54 pasın 48ini (%89) isabetli atmış, 64 defa topla buluşmuş, 4 adet top çalmış, bir kere pas arası yapmış, 6 defa geri kazanmış meşin yuvarlağı, 8 ikili mücadelenin 6sından galip çıkmış, hem de bunları 80 dakikada yapmış...

Peki "deniz seviyesinden 2000 metre yüksekte oynarsan ne olur?" diye yapay zekaya sorduğumda şu cevap geldi:

"Deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe çıkıldığında atmosfer basıncı ve havadaki oksijen yoğunluğu azalır. Bu durum hava sıcaklığının düşmesine, nefes ve kalp atışlarının hızlanmasına, çabuk yorulmaya ve hassas kişilerde hafif irtifa belirtilerinin görülmesine yol açar."

Sami Yen'de oynamakla, Kazım Karabekir'de oynamak aynı demek değilmiş demek? Evde televizyonu açıp, aynı koltukta İstanbul'daki maç ile Erzurum'daki maç aynı olabilir de, gerçekte işler çok ama çok farklı...

Böyle "sert" bir giriş yaptık da, sebebi sosyal medyadaki "transfersevicilerin" İcardi'den sonra Torreira'nın da Galatasaray'dan kopartılması için el birliği ile "kampanya" yapması. "Lucas Galatasaray'dan gitmek istemişmiş", "Zaten koşmuyormuş", "Şampiyonlar Ligindeki en az koşan orta sahaymış", "Galatasaray'a ne vermişmiş".... miş, muş gider de gider...

"Futbolda dün yoktur" diye de süslü bir zırh almışlar ellerine, her türlü itibar suikastliği ve nankörlüklerine karşı kendilerini koruyorlar. Dün yoksa futbolda, o halde Metin Oktay da yok, Prekazi de yok, Fatih Terim de yok, yok ki yok...


Torreira ve Lemina'nın yerine Erzurumspor deplasmanında 19luk Nhaga ile başlamalıymışız, Okan Buruk gençleri sevmiyormuş... Dadaşların Süper Lige çıktıktan sonra uzun bir aradan sonra "kutu" gibi yaptıkları ve tıka basa doldurdukları stada tecrübeli oyuncular yerine 19luk Nhaga, 23lük Lesley ile çık ak lazımmış... Yenilik, heyecan faturayı başkası ödeyince çok daha güzel de, hesap bizim önümüzü konulduğunda o kadar geniş rahat edemiyoruz, değil mi? 


Okan Buruk da "şanssız" Çorumspor beraberliği sonrası deplasmandan alınacak kötü bir skoru bekleyen "akbabalara" karşı fabrika ayarlarına" dönerek "garanti" topçularıyla maça başladı. Geçmişi unutmaya meğilliyiz de hani 31 Mart 2025'te Beşiktaş'a 2-1 kaybettikten sonra Türkiye Kupasında Kadıköy'de Fenerbahçe deplasmanına çıktığı düzenle: Savunmanın önüne Torreira-Lemina koymuş, onların önlerine de Barış- Sara-Yunus'tan bir üçlü yapıp en ileri uca da Osimhen'i yollamıştı... O takım derbiyi kazandıktan sonra yelkenleri arkasına alıp öyle bir fırtına estirmişti ki hem şampiyon hem de kupayı kazanmıştı düzeni bozmadan...

Dün gece de Erzurumspor karşısında Uğurcan kalede, savunmada Sallai, Sanchez, Abdülkerim ve Jakobs ile Galatasaray'a çifte kupayı getirenler vardı. 


İlk maçta kaybetmiş ev sahibi taraftarının da desteği ile baskılı başladı oyuna, zaten bu kutu gibi stadyumda rakiplerine çok zorluklar çıkaracaklar, bolca üç puan alacaklardır. Rakıma, zemine, tribün ortamına alışmaya çalışırken Galatasaraylılar on dakika geçti ve kazanılan ilk korner atışında da Sara'nın ortasında kaleci elinden kaçırdı, Sallai iyi kontrol ve şutla tabelayı değiştirdi: 0-1... Erken gol böyle maçlarda büyük avantajdır, taraftarı susturdu, mavi-beyazlı "Arjantin" forması görünümlüleri sersemletti. O anlarda Galatasaray klasiği bir gol daha geliverdi dakikalar yirmiye yaklaşırken, Sara pres yaptı, Yunus kaptı, onun tek pasında Osimhen topu sürdü ve arkadaşına asist yaptı: Yunus boş kaleye topu yuvarladı.



Galatasaray farkı ikiye çıkarınca tecrübeli oyuncuları ile tempoyu da kontrol etti, topu bolca ayağında tuttu, uzun paslarla Osimhen'i, Yunus'u buluşturmaya çalıştı ki Uğurcan bile az kalsın Yunus'a asist yapıyordu, kaptırdığı topları da Torreira ve Lemina ile aldı, savunmada da başta geçen haftanın "hatalısı" Sanchez ve Abdülkerim ile rakiplerine üstünlük sağladı. Temponun artmadığı, topçuların kendilerini pek yormadan devreyi bitirmeye hazırlanırken, Galatasaray Bodo-Glimt'e attığı golün benzerini yolladı Erzurum filelerine: Rakip savunma ayağında topu geveleyip, kaleciye geri pas yaptığında, Osimhen fuleli koştu, heyecanlan kaleci Orbaniç topu ayağından kaçırdı ve Nijeryalı forvet sezonun üçüncü golü attı kendi adına. Biraz da duygu katalım yazıya, golden sonra da gitti Orbaniç'i teselli etti...


Erzurumspor adına ilk devre ise tek pozisyon vardı, o da Galatasaray'ın en kötüsü Barış Alper'in kaptırdığı top sonrası hızlı gelişen kontrada Orhan Ovacıklı'nın düşürülmesi sonrası kazanılan serbest atışı Rodriguez'in auta atmasıydı. Galatasaray oyunu o kadar elinde tuttu ki, ev sahibi sadece Orhan Ovacıklı'nın Barış'tan kazanıp Galatasaray altyapısından çıkan Mustafa Fettahoğlu'na gönderdiği toplarla taraftarını heyecanlandırdı da sarı-kırmızılı savunma o dakikalarda başarılıydı.

İkinci yarıya da aynı düzende başladı takımlar ve Galatasaray önce Lemina'nın kaptığı ve Osimhen'i gol pozisyonuna sokacak pas yerine kaleciye verdiği topla, sonra da  Jakobs'un hızlı atağında Osimhen'in şutunu savunmanın engellemesiyle farkı açmaya çabaladı. Ev sahibinin kaleyi tutan ilk şutu sonradan oyuna giren Neriman Axundzade 'nin  57deki plasesi oldu. 

Dakikalar 65'i gösterirken Okan Buruk dört oyuncu birden değiştirdi: Sallai, Lemina, Yunus, Jakobs çıktı yerlerine Singo, Lessley, Sane ve Eren girdi. 

Serkan Özbalta da değişiklikler ile oyunu biraz daha değiştirmek istedi de "ipler "Galatasaray'ın elindeydi, rahatça maçı götürüp, dördüncü golü de arıyorlardı. 67de Osimhen ortaladı Barış'ın kafasının tersiyle kendine has vuruşu auta gitti, 73te de Barış'ın ceza sahasına pasında Eren şansını denedi, az farkla auta gitti meşin yuvarlak. Erzurum da Rodriguez ve Fernando ile geldi peşi sıra dakikalarda da Sanchez geçen hafta için "özür dilercesine" konsantreydi.

Ve Galatasaray'ın "ani atağında" Barış topu taşıyıp Sara'ya attı ceza sahası içinde, onun kale çizgisine paralel pasında da Osimhen sadece topa dokundu ve farkı dörde çıkardı.


Sonrası ise "bitse de gitsek" havasında geçen 10 dakika, Galatasaray taraftarının Erzurumspor diye tezahürat yapması ve karşılıklı jestler derken, Sane'nin şahsına münhasır çalımları ile Barış'ı kaleciyle karşı karşıya bırakıp, Barış'ın topu auta yollaması... Yine sosyal medyaya malzeme: Sane oluyor Messi, Barış ise "hain"...

Evet, hepimiz Sane topu ayağına aldığında heyecanlanıyoruz, ümitleniyoruz, sahadaki takım arkadaşları da aynı duygulara bürünüyor ama beş topun üçünü kaptırması yok mu? Biz ekran karşısında bakakalıyoruz da savunmacıların geriye koşması da onlar adına pek zevk verici olmuyor, hele ki Leroy'un topu kaptırdıktan sonra olacakları eli belinde seyrederken...

Youtube yorumcularının, sosyal medya kalemşörlerinin küçümsemediği bir galibiyet olmasına rağmen Okan Buruk ve oyuncuları "akbabalara" malzeme vermeden Erzurum'dan 3 puanla dönüp, bir hafta sonra Sami Yen'de oynayacakları Göztepe maçına çevirdiler dikkatlerini. Çiçeği burnunda transfer Batrakov ve gelebilecek bir iki takviye ile daha da güçlenecek olan Galatasaray, peşi sıra beşinci şampiyonluğun yine en büyük adayı... 

Ama, iki maç sonrası tek zayıf tarafımız tribünler. Nasıl olacak, kim el atacak konusunda çeşit çeşit fikirler var da, 2001 Ocak ayında olduğu gibi tribüne hayatını veren büyükler ile yöneticiler bir araya gelip bu sorunu çözmeli ve tekrar takıma maç kazandıran o devasa koro Sami Yen ve deplasmanlarda arz-ı endam etmeli...



Stat: Kazım Karabekir

Tarih:21/08/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Bersan Duran, Selim Şenöz VAR:Bülent Birincioğlu

Erzurumspor FK: Matija Orbanic, Orhan Ovacıklı (Festy Ebosele dk. 70), Yakup Kırtay, Amar Gerxhaliu, Nihad Mujakic, Brandon Baiye, Elisha Owusu, Gyrano Kerk (Neriman Axundzade dk. 55), Martin Rodriguez (Sefa Akgün dk. 76), Mustafa Fettahoğlu (Miguel Cardoso dk. 76) , Eren Tozlu (Fernando Andrade dk. 70)

Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, Guram Giorbelidze, Mustafa Yumlu, Murat Cem Akpınar, İlkan Sever

Teknik Direktör: Serkan Özbalta

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 66), Davinson Sanchez, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 66), Mario Lemina (Lesley Ugochukwu dk. 66), Lucas Torreira (Renato Nhaga dk. 80), Yunus Akgün (Leroy Sane dk. 66), Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Kaan Ayhan, Kazımcan Karataş, Arda Ünyay, İlkay Gündoğan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Roland Sallai (dk. 11), Yunus Akgün (dk. 20), Victor Osimhen (dk. 45 ve 80) (Galatasaray)

Sarı kart: Neriman Axundzade (Erzurumspor FK)

Blog Widget by LinkWithin