Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2026 Salı

Liverpool:4-0:Galatasaray


Dakikalar 23.43 gösteriyor ve Wirtz'in zayıf ortasını Jakobs kapıp, orta saha yakınındaki Sara'ya yolluyor. Galatasaray'ın Brezilyalısı kendine has vücut çalımı ile rakibini geçmişken, Gravenberch kolundan çekiyor lakin hakem Raczkowski oralı olmayınca ev sahibi Galatasaray kalesine gelip, maçtaki ilk köşe vuruşunu kazanıyor. Sonrası Konate'nin Sallai'ye faulu de "görmezden" gelinince Liverpool aradığı golü atmış oluyor...

Koskoca 25 dakika Ekitike'nin cılız şutu dışında pozisyonu olmayan Liverpool bu şekilde tura ortak ediliyor...


Maç yazısını belki de kimsenin bahsetmediği, lakin maçın da kırılma anı olan pozisyon ile açmak istedim... Galatasaray'ın Liverpool'a 4-0 kaybettiği ve Şampiyonlar Liginden elendiği maçı bir hafta sonra tekrar izleyip, maç yazısını yazarken, bu anda dondum kaldım...


Ev sahibi olmanın avantajıyla Liverpool baskılı başlamıştı da Galatasaray da topu rakibe vermesine rağmen iyi direniyordu ki Osimhen'in şansız sakatlığı meydana geldi. O andan sonra Nijeryalı golcünün sadece adı vardı sahada, kendisi maalesef yoktu da olayın sıcaklığı ile kimsenin aklına "kırık" olacağı gelmedi, Osimhen de kolay pes eden topçu değildi, bırakmadı maçı...


10 kişi "gibi" oynayan Galatasaray pozisyon dahi vermezken Liverpool'a, Marciniak'ın yerine sahaya çıkan Raczkowski bu seviyenin hakemi olmadığını gösteriyordu. Saha kenarında Arne Slot'un "şaklabanlıklarına" destek verircesine maç yönetiyordu Polonyalı hakem. Öyle ki Frimpong'un Lemina'ya dirseğine, Mac Allister'in Torreira'nın ayağına basmasına, Gravenberch'in Sara'yı çekmesine, Konate'nin Sallai'yi tutmasına ve 29. dakikada Barış'ın topu atmış kanattan yardırırken Kanote tarafından çekilmesine faul dahi çalamıyordu. Hal böyle olunca iş Kadıköy derbisindeki Yasin Kol'un koskoca bir ikinci devre Galatasaray lehine faul çalamamasına benzemişti.


Galatasaray lehine faul çalamayan Polonyalı hakem devre biterken ne de kolayca penaltı veriyordu ev sahibi lehine, o da inanmıyordu penaltıya ki 3-4 saniye duraklayıp düdüğü üflemişti... Penaltı basitti de Salah kolayı başaramadı, ya da başka ifadeyle Uğurcan topu çıkarıyordu... 

İlk yarı gol avantajı ve Osimhen'i kaybeden Galatasaray ikinci devreye Lang ve Sane'yi oyuna alarak başladı, maçta da dengeyi sağladı, sol kanattan Barış ve Lang'ın ataklarıyla tehlikeler yaratıyordu ki Alisson'un kalesinde, Salah'a atılan bir ara top, onun da pasıyla Ekitike iki maçtır mağlup edemediği Uğurcan'ı geçiyordu. Sonrası ise Galatasaray'ın klasik deplasman hastalığı: soğukkanlığı kaybedip, panikle birlikte kalesinde pozisyon verme. İki dakika sonra Salah'ın şutu bir kez daha çıkaran Uğurcan, dönen topta Gravenberch'in golünü çaresizce seyrederken, Singo da kendi kalesine atıyor bir kaç dakika sonra ama VAR ofsayt kararı veriyordu. 

Okan Buruk'un oyuncu değişiklikleri de rakibi durduramıyor, Liverpool "moral olarak çöken" rakibinin üzerine geliyor, Uğurcan tek başına direniyor ama Salah illaki gol atmaya niyetli olunca 62deki plasesine dokunsa da başarılı kaleci golü engelleyemiyor ve skorbordda fark dörde çıkıyordu...


Osimhen'in sakatlığına üzülürken bir de Noa Lang'ın parmağının reklam panolarına sıkışması sonrası sedye ile sahada çıkarılması gecenin acı hesabını daha da katlıyordu... Ve bu sakatlık sonrası herkes de moraller bozulurken, maç Galatasaray adına bitse de gitseğe dönerken, Liverpool farkı da arttırmak istedi ama karşılarında Uğurcan vardı, arzu ettiklerini yapamadılar...

Berbat gecenin kötüleri arasında en başta maçın hakemi Raczkowski yer alırken, Arne Slot'un yaptıkları ise bir Hollandalıya asla yakışmıyordu, Cruyff bu maçı seyretmiş olsaydı kendisiyle aynı nüfus kağıdını paylaşmaktan utanç duyardı. Öte yandan maçta "kasap" gibi önüne geleni biçen Konate'nin yere düşen Lang'ı kaldırmaya çalışan Frimpong'u çekmesi ve Icardi'yi Lang'ın sakatlandığı reklam panolarına doğru itmesi ise "karakterini" sergilemekteydi.

Şampiyonlar Liginde tüm İngiliz takımlarının saf dışı kalması sonrası Liverpool'u UEFA'nın koruduğunu söylemek belki komplo teorisi olarak görülebilir de sakat olan Marciniak'ın bu maça atanması ve Galatasaray taraftarına verilen deplasman cezasını düşününce komplonun gerçeğe dönüşmediğini kim iddia edebilir ki?

Gönül ister ki hep kazanalım lakin bu oyunda kaybetmek de var ve Galatasaray Liverpool'da kaybederek bu sezonki Şampiyonlar Ligi macerasına sonlandırdı lakin geriye bakıldığında kazandığı maçlar ve sergilediği performans ile alkışı da hak ederek veda etti devler arenasına... Şimdilik bu filme reklam arası vermiş olalım, seneye kaldığımız yerden devam ederiz...

Stat: Anfield

Tarih:18/03/2026

Hakemler: Pawel Raczkowski, Tomasz Listkiewicz, Adam Kupsik VAR:Marco Di Bello

Liverpool: Alisson, Jeremie Frimpong (Curtis Jones dk. 67), Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez, Ryan Gravenberch (Trey Nyoni dk. 89), Alexis Mac Allister, Dominik Szoboszlai, Mohamed Salah (Cody Gakpo dk. 74), Florian Wirtz (Rio Ngumoha dk. 89), Hugo Ekitike (Federico Chiesa dk. 89)

Yedekler: Mamardashvili, Freddie Woodman, Joe Gomez, Andrew Robertson, Amara Nallo, Kieran Morrison

Teknik Direktör: Arne Slot

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Noa Lang dk. 46, Mauro Icardi dk. 80), Wilfried Singo, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 73), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Yunus Akgün dk. 60), Mario Lemina, Roland Sallai, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Leroy Sane dk. 46)

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla, Gökdeniz Gürpüz, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Dominik Szoboszlai (dk. 25), Ekitike (dk. 51), Gravenberch (dk. 53), Mohamed Salah (dk. 62) (Liverpool)

11 Mart 2026 Çarşamba

Galatasaray:1-0:Liverpool


We Are Family and Family is Everything (Biz bir aileyiz ve aile her şeydir) yazarken bir kale arkasında, diğerinde de Liverpool'un dünyaca meşhur sloganı You'll Never Walk Alone (Asla yalnız yürümeyeceksin)'a atıfta bulunan You Are Alone in Sami Yen Hell pankartı beliriyordu. Ve başta hakem arkasında iki takımın topçuları Şampiyonlar Ligi marşını dinlemek için yeşil sahaya ayak basarken hemen karşılarında "The World Met Hell Here, Welcome To Hell" uyarısı beliriyordu... Şampiyonlar Liginin yeni formatında grupta birbiriyle eşleşen Galatasaray ve Liverpool bir kez daha Sami Yen'de kozlarını paylaşacaktı: Tarih tekerrür mü edecekti yoksa İngilizler Galatasaray'a karşı İstanbul'daki makus talihlerini yenecek miydi?


Handel'in 1727 yılında bestelediği Zadok the Priest bestesinden uyarlanan Şampiyonlar Liginin o ikonik müziği çalarken başta kaptan Abdülkerim olmak üzere Uğurcan, Sanchez, Lemina, Osimhen, Sara, Torreira, Jakobs, Singo, Lang ve Barış şeklinde sıralanan sarı-kırmızılılar arasında şüphesiz en duygulanan oyuncu Victor Osimhen'di, zira bir kaç hafta evvel bir internet sitesine yazmış olduğu hayat hikayesinde yaşadığı zorlukları anlatırken anne özlemini belirtmiş ve bu herkesi derinden yaralamışken Galatasaray taraftarı da annesinin ve kızının olduğu bir koreografi ile oyuncularına "Biz Bir Aileyiz" diyerek kucak açıyordu... Maçı anlatan spikerin dediği gibi Osimhen bu günü asla unutmayacaktır... Tıpkı yaşlısı genci bütün Galatasaray taraftarları gibi...


Eylül ayında 1-0 kaybettikleri maçta taraftarın yoğun tezahüratından etkilenen İngilizler, bu sefer "cehenneme" biraz daha alışıklardı ki Galatasaray'ı kendi silahıyla vurmayı seçmişlerdi: Rakip sahada çok adamla baskı kurup, kapılacak toplarla gol aramak. Gil Manzano'nun ilk düdüğü ile Ali Sami Yen'de taraftarın yarattığı "kulakları sağır eden" tezahürattan Liverpool'luların rahatsız olması beklenirken, Galatasaraylı topçuların "eli ayaklarına dolanıyordu" ki daha maçın skorbordu ikinciyi dakikaya geçmeden deplasman takımı öne geçecekti ki Wirtz boş kaleye topu yuvarlayamadı. Devamında yine Sanchez'ten, Torreira'dan, Singo'dan pas hataları derken, Galatasaraylıların hafızalarından silmek istedikleri bir 6 dakikalık süreç yaşanırken, bu kâbus tünelinden çıkış anahtarı Lang oluyordu.  Hollandalı teknik direktör Slot Barış Alper'i yakın markajla Kerkez'e durdurma emri vermiş ama ters taraftaki vatandaşını "hafife almanın" cezasını yediği golle öderken, Galatasaray'ın savunmadan çıkmakta zorlandığı dakikalarda Noa Lang nefes oluyordu. İşte yine Lang'ın kişisel gayretle taşıdığı top sonrası kazanılan köşe atışında, Sara ortaladı, Osimhen en yükseğe zıpladı ve kafa pasında Lemina "tekmeye kafa koyarak" maçın tek golünü kaydediyordu... İki yıla yakın süredir duran toptan gol yemeyen İngilizler bir ilki de tadıyordu...


Erken gol Liverpool'un oyun planını bozmadı, yine çok adamla oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediler ama kaptırdıkları toplar yahut Singo ve Abdülkerim gibi savunmacıların orta sahayı topla geçmesiyle savunmalarında eksik yakalandılar ki 9. dakikada Osimhen'in kazandığı topta Barış pas vermede başarılı değilken, iki dakika sonra Jakobs'un ortasında Osimhen yine en yükseğe zıpladı, kafa vuruşu az farkla auta gidiyordu. İki takım çok dikkatli davranıyor, birbirini iyice tartıyordu ama pozisyonlar da yine basit hatalardan geliyordu ki deplasman ekibi uzun süre top çevirip, en boştaki Wirtz'i gördüğü bir anda Alman topçunun vuruşunu Uğurcan çeliyordu. Sonrasında Konate'nin uzaktan denemesi tribünlere giderken, Galatasaray'ın farkı ikiye çıkarma, belki de Liverpool'a Juventus "şoku" yaşatacak atakları peşi sıra gerçekleştiriyordu. Önce Lang'ın kavisli plasesini Gürcü kaleci eliyle değil şansına dirseğiyle kornere atarken, sonrasında Sara'nın ortasında Sanchez'in bomboş kafasını uçarak kornere çeliyordu Mamardashvili. Ve 5 dakika sonra Singo'nun kanattan yardırıp ortaladığı topu Konate Osimhen'e ikram etti de Victor'un sert vuruşu kaleyi tutmuyordu. İşte bu anlardan gelecek bir gol, belki de maçın Galatasaray adına kırılma noktası olacaktı.


Juventus maçlarında rakiplerini oyundan attıran Barış Alper, bu defa Kerkez'i de attıracaktı da İspanyol hakemler insaflıydı, sarı kartla cezalandırıyordu aşil tendona basılmasına ki maçtan sonra Slot yine ilk karşılaşmada olduğu gibi yine hakemden dert yanarken, bu pozisyondan bahsetmeyecektir.


İlk devrede olduğu gibi ikinci yarıya yine Liverpool baskılı başladı, Szoboszlai'nin şutunu Uğurcan çeldi, sonra ceza sahasında oluşan karambolde Mac Allister kaleyi tutturamazken, Galatasaray'ın ilk atağı Abdülkerim'in çaprazdan yan ağları sarsan sert şutuydu. Liverpool eşitlik ararken, Galatasaray ise savunmadan vurduğu uzun toplarla ikinci golü hedefliyordu ki, bunu da başardılar, Osimhen'in başlattığı atakta Lang ortaladı, Konate ıskaladı ve düşerken, Osimhen bomboş kaleye meşin yuvarlağı gönderiyordu ama yardımcı hakem topla alakası olmayan Barış için ofsayt bayrağı kaldırıyor ve Manzano da ona uyuyordu... Gol geçersizdi...


Ofsaytta kalarak golün geçersiz olmasına neden olan Barış, bir kaç dakika sonra Ekitike'ye al da at pası attı ki Uğurcan "ahtapotlaşmasa" Barış'ı çarmıha germek için bekleyenler davul zurna ile kutlama yapacaklardı. Sene başı transferin son günlerinde Trabzon'dan transfer edildiğinde "dudak bükenler" şimdi Uğurcan'ı avuçları patlarcasına alkışlarken, bu transferde ısrarcı olan Dursun Özbek de purosunu keyifle tüttürüyordur her kurtarış sonrası...


Kendi liglerinde köşe atışlarında rakip savunmayı ve kaleciyi "itip kakmaya" alışık olan İngilizler, bunu her pozisyonda yapmaya çalıştılar da İspanyol hakem dikkatliydi, özelikle kaleciye temaslara izin vermedi ama bir karambolde top Uğurcan'ı geçti lakin VAR hakemi Konate'nin elle temasını yakaladı, golü geçersiz kılıyordu. İlk maçın son dakikalarında kazandırdığı penaltıyı VAR engelleyen Konate, bu gece de takımının attığı golde bir kez daha VAR'a takıldı...


Lang ve Lemina'yı kenara alıp Yunus ve Sallai ile kuvvet tazeleyen Okan Buruk, yaptığı değişikliklerden de istediği sonucu aldı, zira Barış sol kanada geçince daha verimli oldu ve Galatasaray pozisyonlar da bulmaya başladı, önce Osimhen'in çaprazdan şutunu kaleci çıkarmışken Singo kaleyi tutturamıyor, ve bitime beş dakika kala Barış'ın yine kanattan sürüklediği topta Sara'ya topukla pasında Brezilyalı oyuncunun füzesi yine yağ ağlarda patlıyordu. 

Ekitike'nin auta giden kafası ile Gakpo'nun kaleyi tutmayan şutu deplasman ekibinin cılız atakları olarak istatistiklere geçerken, Jakobs'un dışarı giden gol denemesi de Galatasaray adına maçın son pozisyonu oluyordu.

Kaleci Uğurcan dahil bütün savunma elemanlarının sarı kart cezası sınırında oldukları bir maçı neredeyse kart görmeden tamamlamak üzereydi Galatasaray da Gil Manzano Sanchez'e faul dahi olmayan bir pozisyonda sarı kart çıkarıyor ve İngiliz şampiyonunu ikinci defa yenme mutluluğuna limon sıkıyordu...


Tarih tekerrür mü etti, yoksa deja vu der futbol ulemaları bilemem de Okan Buruk ve öğrencileri "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diye kulübün kuruluş hedefinin açıklayan Ali Sami Bey'in izinden gittiklerini bir kez daha göstermiş oldular.

İyi ki varsın Galatasaray, iyi ki...





Stat: RAMS Park

Tarih: 10/03/2026

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Angel Nevado, ,Guadalupe Porras Ayuso VAR: Guillermo Cuadra Fernandez

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 90+3), Mario Lemina (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 87), Noa Lang (Yunus Akgün dk. 77), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Mauro Icardi, Leroy Sane, Ahmed Kutucu, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Liverpool: Giorgi Mamardashvili, Joe Gomez, Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez (Andy Robertson dk. 60), Alexis Mac Allister, Ryan Gravenberch, Mohamed Salah (Jeremie Frimpong dk. 60), Florian Wirtz (Cody Gakpo dk. 73), Dominik Szoboszlai, Hugo Ekitike

Yedekler: Freddie Woodman, Kornel Misciur, Curtis Jones, Trey Nyoni, Amara Nallo, Kieran Morrison, Rio Ngumoha

Teknik Direktör: Arne Slot

Gol: Mario Lemina (dk. 7) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez (Galatasaray), Milos Kerkez, Virgil van Dijk, Ryan Gravenberch, Dominik Szoboszlai (Liverpool)

1 Ekim 2025 Çarşamba

Galatasaray:1-0:Liverpool

 


"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diye açıklıyordu Ali Sami Bey Galatasaray'ın temel kuruluş hedefini...

1 Ekim 1905'te Galatasaray Lisesinin beşinci sınıfında edebiyat dersi esnasında Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil gibi öğrenciler baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verirler...  

Ve tam da 1 Ekim 2025 tarihinde, kuruluşun 120. yılında Okan Buruk önderliğindeki Galatasaray'lı topçular İngilizlerin şampiyonu Liverpool'u 1-0 ile yenerek kurucularının ruhunu şad ederken, Galatasaray adını dünyaya bir kez daha hatırlatıyorlardı...


Şampiyonlar Ligi ikinci hafta maçı gece yarısı onikiyi geçtikten sonra bitti bitmesine da aslında 24 saat evvel Maslak'ta başlamıştı. Sosyal medya analizcileri(!)nin gazıyla "kaç fark yiyeceğiz?" şımarıklığı ile "light" taraftarlar evlerinde mışıl mışıl uyurken, "cimbomun çocukları" Liverpool'un konakladığı hotelin önüne gelip, havai fişeklerle İngilizleri korkutup, uyutmuyor, "Cehenneme Hoş Geldiniz" mesajı veriyordu.

Bir gece evvel yakılan ateş, maça ümitsiz gelecek bir çok taraftara "Galatasaraylılığı" hatırlatırken, Ali Sami Yen'de saatler 22.00yi gösterirken desibel rekorları kırılıyordu ki Liverpoollular şaşkınlıkla etrafa baka kalıyor, Salah kulaklarını kapatıyordu. Deplasman tribününe gelen Liverpool'lular ülkelerinde dönüşlerinde yaşadıkları ortamı anlatmak için video çekerken, bir yandan da ultrAslan tribünde açılan "Rest in Peace Ahmet& Jota" pankartını alkışlıyordu...


Bir kaç haftadır "acımasızca" eleştirilen Okan Buruk, maçtan 1 gün evvel Kemerburgaz'daki basın toplantısında bir yandan  rakiplerinin Premier Ligde kaybettikleri Crystal Palace maçını hatırlatıyor, diğer taraftan da "maça başlayan kadro ile bitirecek kadronun aynı olmayacağını ve her topçuya ihtiyacı olacağını" söyleyerek salı gecesi sahaya süreceği kadronun ip uçlarını veriyordu. Oyuna da oldukça "sert" ve güçlü adamlarla başladı. Singo sağ bek, Jakobs sol bek ve birbirlerine uyumlu uzunlar Sanchez ve Abdülkerim stoperde yer alıyordu. Önlerinde Torreira ve Lemina yer alırken, İlkay'ın tecrübesi ve oyun aklına güveniliyordu. Gol yollarında ise Barış, Yunus ve sakatlığı atlatan Osimhen bulunuyordu. Takıma uyum sürecini atlatamayan, bir de fizik yönünde güçsüz gözüken Sane kulübedeydi de Barış Alper uzun kollu forma ile takım arkadaşının eksikliğini aratmıyordu.


Taraftarın coşkusuna eşlik eden şok presle maça başladı Galatasaray, rakipleri daha oyuna uyum sağlamaya çalışırken, idmanlanan pozisyonu da buldular, Yunus'un ara pasında Barış ceza sahasına girdi de pas mı şut mu ikileminde kötü bir vuruşla Alisson'a ilk kurtarışını yaptırdı. Okan Buruk'un lige damgasını vuran tarzıdır rakip ceza sahası önünde başlayıp, çok adamla baskı kurmak, çok da maç puanlar kazanmıştır da zamanla "antitezi" bulununca Galatasaray kalesi de sıkıntılar yaşıyordu. "Upgrade" etmişti hoca kendini, rakip analizini de yaparak, bazen Liverpool ceza sahası çevresinde press yaptırıken, çoğunlukla da Lemina ve Torreira ile rakip orta sahayı kapatıp, stoperlerin oyun kurmasına müsaade ediyordu, hal böyle olunca Konate ve van Dijk uzun attılar, durdular, seken toplar Galatasaraylılarda kaldı...


Deplasman takımı adına Gakpo'nun ortasında Ekitike kafayla auta yollarken topu, maçın kırılma anı da ilk çeyrek saat biterken yaşandı. Savunma arkasına yollanan topta "Apokerim" Ekitike'yi kaçırdı, "düşürsem düşürmesem" tereddütü yaşarken, biraz da rakibini bozdu ve onun şutunda iyi yer kaplayan Uğurcan golü önlerken, devamında Gakpo'nun boş kaleye yolladığı topu Jakobs ikinci bir kaleci edasıyla çıkarıyordu. "Atak sonlandırmak" deyimi vardır ya, Liverpool bunu yapamadı ve oyunda kalan topta İlkay'ın zekası, Torreira'nın oyun görüşü birleşince, Barış bek özelliği olmayan Szoboszlai'yi tekte yakalayıp, yüzüne şamarı yiyince hakem penaltıyı gösteriyordu. Napoli forması ile Liverpool'a karşı penaltı kaçıran Osimhen, o günleri unutmuş mudur bilmem de bir golcü cesareti ve öz güveniyle topun başına geçti ve skorbordu değiştirdi...


Geriye düşmek Slot'un planında var mıydı bilinmez de yine de bildikleri oyunu oynamaya devam ettiler, Galatasaray da özellikle Torreira ile ani preslerle top kapmaya. O anların birinde Osimhen'in pasında İlkay'dan önce Konate kornere atarken, sonrasında Sanchez'in rövaşetası fotojenikti. Bir kaç dakika sonra yine Torreira-Osimhen işbirliğinde Nijeryalı aşırttı, Alisson yerindeydi, topu yakaldı da yardımcı hakem yanlış ofsayt bayrağı kaldırıyordu. Galatasaray Torreira ile devre biterken bir kez daha top kaptı, Osimhen ceza sahasına santimetreler kala düşürüldü ve kazanılan serbest atışta Abdülkerim'in şutunda penaltı itirazları arasında hakem devreye giden düdüğü çalıyordu. Liverpool'un da ilk yarı akıllarda kalacak bir pozisyonu Wirtz'in şutunu Uğurcan'ın uçarak kornere çelmesi ve köşe atışında Konate'nin boş kafayı dışarı atmasıydı.


İkinci yarıya deplasman ekibi daha baskılı başlarken Jakobs'un kafayla geri pasını Uğurcan son anda çeliyor, bir kaç dakika sonra ise hafta sonu Alanya'da Singo-İcardi işbirliğinde Arjantinli'nin golüne benzer Ekitike'nin bir dokunuşunu Uğurcan çıkarıyordu. Ev sahibi kontrollü oyununu devam ettirirken, Liverpool çözüm bulmakta zorlanıyor, topu da fazla ayaklarında geveleyince kaptırıyorlar ki 49. dakikada Osimhen kendi kazandığı topla gitti, şutunu savunma engellerken, pas bekleyen Yunus saçlarını yoluyordu. Yine çok geçmeden Osimhen topu çaldı, sürdü, ceza sahasına girdi ve plasesinde Alisson sakatlanma pahasına golü engelliyordu. 


Mevcut topçularla eşitliği sağlayamayacağını anlayan Arne Slot, milyon euroluk Salah ve Isak'ı oyuna dahil ederek hücum hattını fazlalaştırdı da Galatasaraylılar istim üstündeydi, çok dikkatli ve çalışılmış planın dışına çıkmıyorlardı. Futbol bu, hatalar oyunu bazen kazalar da olacaktı ve bunlardan birinde Isak ceza sahasına girerken plaseledi Uğurcan meşin yuvarlağı kucaklarken, 8 dakika sonra Bradley'in kafası auta gidiyordu.

"Önemli olan başladığımız değil, bitirdiğimiz kadro" diyen Okan Buruk, Yunus'un yerine Sallai, sakatlanan Osimhen'in yerine Icardi ve yorulan İlkay'ı da Sara ile değiştirerek güç tazeliyordu. Dakikalar ilerleyince de tüm gücünü tüketen Barış Eren'le değişiyor, Galatasaray'ın kanatları da tazeleniyordu. Rakip baskı kuruyor, top çeviriyor da Uğurcan'ı zorlayacak pozisyon bulamazken, maçın Fransız hakemi birden Singo-Konate düellosuna penaltı düdüğü çalıyorduç Buz kesmişti Sami Yen, çıt çıkmıyordu, desibeller yerlere inmişti de Okan Buruk'un kulübeden el sallayarak yan hakeme koşusu uyandırıyordu herkesi bu kabüs gibi uykudan: penaltı değildi, Konate Singo'ya vurmuştu ve VAR'a giden Turpin de kararını hemen değiştiriyordu...


Sonrasında bir ömür gibi geçen 8 uzatma dakikası... Geçmek bilmeyen dakikalar, saniyeler... Mc allister'in auta giden uzun mesafeli şutu, Torreira'nın direği yalayan füzesi...

Ve son düdük...

Yorgunluktan yerlere kapanan sarı kırmızılılar, sevinçten ağlayan taraftarlar ve Okan hocayı tebrik etmeden kaçan "centilmen!" Hollandalı Arne Slot... Hepsi Mehter Marşı eşliğinde yaşanan sahneler... Bir de ultrAslan tribünü önünde takımıyla birlikte hak ederek üçlü çeken Okan Buruk... Gerçekten inanan taraftar, sahaya yüreğini koyan futbolcular ve maça kafa yoran teknik adam... 

Gerisi mi? Sosyal medyada gönderilerini silen, taslaklara hazırladıkları "istifa" tweetlerini atamayan ve yapmacıktan sevinenler... Sonraki maça kadar sessiz moda alabilirler kendilerini...


Stat: RAMS Park

Tarih: 30/09/2025

Hakemler: Clement Turpin, Nicolas Danos, Benjamin Pages

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Mario Lemina, İlkay Gündoğan (Gabriel Sara dk. 76), Yunus Akgün (Roland Sallai dk. 72), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 85), Victor Osimhen (Mauro Icardi dk. 72)

Yedekler: Günay Güvenç, Metehan Baltacı, Kaan Ayhan, Arda Ünyay, Leroy Sane, Berkan Kutlu, Ahmed Kutucu, Yusuf Demir

Teknik Direktör: Okan Buruk

Liverpool: Alisson (Giorgi Mamardashvili dk. 56), Dominik Szoboszlai, Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez, Ryan Gravenberch (Alexander Isak dk. 62), Curtis Jones, Jeremie Frimpong (Conor Bradley dk. 62), Florian Wirtz, Cody Gakpo (Mohamed Salah dk. 62), Hugo Ekitike (Alexis Mac Allister dk. 68)

Yedekler: Freddie Woodman, Joe Gomez, Andrew Robertson, Wataru Endo, Rio Ngumoha

Teknik Direktör: Arne Slot

Gol: Victor Osimhen (dk. 16) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Mario Lemina, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mauro Icardi, Uğurcan Çakır (Galatasaray) Ryan Gravenberch, Conor Bradley, Curtis Jones (Liverpool)

Blog Widget by LinkWithin