Bulgaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulgaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2020 Perşembe

Bulgar Ultraları


 "Bulgar futbolu oldukça farklı, belki Türkiye ile karşılaştırılabilir ama ultralardan bahsetmeden geçemem. Hiç normal değiller. CSKA ve Levski birbiriyle karşılaştığında tribünde normal bir rekabet göremezsin, sadece nefret vardır. CSKA ultralarının başında ayı gibi iri kel biri var ve maç boyu çıldırmış gibi bağırıyorlar. Eğer derbiyi kaybederseniz, şehirde normal bir şekilde gezme şansınız yok. Ulusal Stadyumda oynuyorlar derbiyi ve iki takım taraftarı arasındı oldukça geniş güvenlik boşlukları var. Güvenlik tedbirlerinden dolayı derbilerde eşim ve çocuklar maçları evde televizyondan seyrediyorlar."

Roland Alberg

Elazığspor forması da giyen CSKA Sofya'nın eski futbolcusu

Bulgaristan'da derbileri anlatırken


15 Kasım 2020 Pazar

Bruno Akrapoviç Röportajı

 


Lokomotiv Plovdiv ile iki sene üst üste Bulgaristan Kupasını kazanan ve bu sene de Süper Kupa'yı müzesine götüren Boşnak teknik direktör Bruno Akrapoviç, Plovdiv'ten ayrılıp CSKA Sofya'ya imza attıktan sonra TV+ kanalına ilk röportajını verdi. Kırmızı-beyazlıların çiçeği burnunda hocasının görüşlerini u/M blog okurları için çevirdik:

- CSKA'daki göreviniz için sizi tebrik ediyoruz sayın Akrapoviç, ne kadar zamandır bu teklifi düşünüyordunuz?

"Her teknik adam gibi geleceğimi düşünüyordum ve bana yapılmış herhangi bir teklif yoktu. CSKA Sofya, perşembe gecesi Young Boys'la UEFA Avrupa Ligi maçı yaparken, devre arasında bana bir teklif geldi. Düşündüm, konuşmam gereken kişilerle konuştum ve teklifi kabul ettim."

- Yani CSKA'nın maçını izlerken teklifi mi düşünüyordunuz?

"Tabii ki. Kendi kendime nasıl hissedeceğimi düşündüm ve atacağım adımın benim geleceğim için olumlu olacağına karar verdim. Şimdi de eminim ki her şey çok güzel olacak."

- CSKA yönetimi görüşmelerde sizin aklınızı nasıl çeldi?

" CSKA yönetimi benim aklımı çelmedi, beni etkileyen şu dört harf oldu- CSKA... Böyle bir takımın başına geçmek hiç de kolay değil, taraftarın ve yönetimin sizden ne beklediğini biliyorsunuz ve ben de onlara nasıl yardımcı olacağımı çok iyi biliyorum. Bay Ganchev benimle oldukça ciddi bir şekilde konuştu ve gördüm ki ikimizin de hedefleri aynı doğrultuda."

- CSKA'nın şu anki takım kadrosu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

"Büyük takımlarla kafa kafaya oynayabilen bir çok yetenekli oyuncuya sahip. Basel ve Roma maçlarında bunu gösterdiler. Daha da iyisini yapabileceklerini biliyorum."

- Bu sezon Lokomotiv Plovdiv'in başındayken CSKA'yı 2-1 yendiniz. Rakibi analiz ederken, CSKA'nın hangi zayıflıklarını gördünüz?

"Eski teknik adamlar ve onların çalışma prensipleri hakkında konuşmak istemiyorum, ben rakibe pek bakmam, ben oyuncularımla ilgilenirim. Onlara sahada herşeylerini göstermeleri için güven veririm. Her iki takımın da kapasitelerini biliyorduk ama eğer kazanma arzun ve isteğin varsa, çok başarılı olabilirsin, CSKA'nın Roma karşısında yaptığı gibi, o maçta CSKA kolayca maçı da kazanabilirdi."

-CSKA'nın oyununda neyi değiştirmek istiyorsunuz?

"Daha fazla özgüven, daha fazla özgürlük ve daha fazla atak futbolu seyrettirmek istiyorum."

- Bu sezon CSKA'nın en beğendiniz maçları hangileriydi?

"Basel'e karşı harika bir maç çıkardılar. Avrupa Ligi gruplara kalırken kazanıp, herkesi etkilediler."

- Bir taraftar olarak CSKA'da en çok beğendiniz oyunclar kimlerdi?

"Thiago ve Ali Sow'u beğeniyordum. Ayrıca Zanev, Mazikou, Keita, Sankhare, Ahmedov, Galabov, Antov, Jedderson çok iyi topçular. Umarım herhangi birini unutmamışımdır."

-Kış transfer sezonu yaklaşıyor. CSKA orda ne kadar aktif olacak?

"Bu bana ve oyunculara bağlı. Eğer onlardan istediklerimi yaparlarsa, eğer CSKA'ya layik bir performans gösterirlerse, değişiklik yapmaya ihtiyacımız olmayacak. Eğer olursa, bir şeyler yapacağız tabii..."

-Lokomotiv Plovdiv'ten oyuncu alma şansınız nedir?

"Bu konuyu hiç düşünmedim. Onların kendi oyuncuları ve kendi planları var. Herkes kendi oyuncusu hakkında kendisi karar verir."

- CSKA'da bir çok hücum oyuncusu var, sizce bu bir avantaj mıdır yoksa dezavantaj mı?

"Her ikisi de olabilir, sizin bakış açınıza bağlı olarak değişir. Eğer atak oynarsanız ve 5 oyuncu değişikliği izni varsa, sizin için çok büyük bir avantaj olur. Ama daha fazla oynamak isteyen mutsuz oyuncular da olabilir. Bütün herşey takımla, teknik adamın çalışması ve oyuncuların disipliniyle alakalı."

-Bir maç öncesi oyuncunuza onun kadroda olmadığını ya da yedek bekleyeceğini nasıl açıklıyorsunuz?

"Onun kötü olmadığını ama benim başka planlarımım olduğunu söylüyorum. Oyuncu kalitesi ile ilgili bir durum değil, benim fikirlerimle ilgili bir olay bir topçunun yedek kalması. Oyuncu bana idmanlarda onsuz olamayacağımı göstermeli ki ben de onu kadroya yazayım."

-CSKA'nın en büyük hedefi şampiyon olmak, bu sezon bunu başarabilir misiniz?

"Herşey mümkün. Bu bir yandan bize bağlıyken, bir taraftan da rakiplere bağlı. Eğer başarılı olabileceğimize inanıyorsa, şampiyon olmak için herşeyi deneyeceğiz."

-Ludogorets'i yendiniz. Onları uzun lig yarışında yenmek mümkün mü? Onların zayıf yanlarını gördünüz mü?

"Her takımın zayıf tarafları vardır. Lokomotiv Plovdiv, Ludogorets'e zayıf taraflarını gösterdi. Takımının güçlü taraflarını bilirsen, rakibin zayıf yönlerinden istifade edebilirsin."

- Lokomotiv, CSKA'ya ne kadar zorlu bir rakip olabilir?

"Lokomotiv kaliteli oyunculara sahip bir ekip. Bu oyuncuları seçen ve bir araya getiren bir kişi olarak onların yeteneklerini çok iyi biliyorum. Gerçekten ne kadar özel oyunculara sahip olduklarını biliyorum. Aldıkları sonuçlar tesadüfi değil. Belli bir plan ve program dahilinde çalıştık ve başarılı da olduk."

- CSKA, Avrupa Ligi gruplarında üç maç daha oynayacak. CSKA'nın gruptan çıkabileceğini düşünüyor musunuz?

"Eğer yapılacak bir şeyler varsa hala, biz bu şansı çöpe atmayacağız. Herkesi mutlu etmek için elimize gelen bütün şansları sonuna kadar kullanacağız."

- Ligde ilk maçınız Levski Sofya'ya karşı olacak, böyle bir derbiye nasıl başlayacaksınız?

"Üç puan için saldıracağız. CSKA'nın tek amacı bu olacak"

- Maç ilk defa seyircisiz olacak. Boş tribünlere bakış açınız nedir, sadece Bulgaristan'da değil, neredeyse bütün dünyada?

"Hocalar, oyuncular ve taraftarlar için berbat bir duygu. CSKA-Levski büyük bir derbi ve stadyumda hiç kimse olmayacak. Eğer yıllar önce böyle bir şeyi biri sizi söylese, onun normal olmadığını düşünürdünüz. Lakin, günümüzde durum bu ve malesef bunu kabul etmek zorundayız. Hiç kimse için kolay değil ama biz elimizden gelenin en iyisini yapacağız."

- Lokomotiv ile Levski'yi çok defa yendiniz. Mavilere karşı oynamak nasıl bir strateji gerektiriyor, ne tür bir rakipler?

"Çok şey değişti, bir çok oyuncu takımdan ayrıldı. Biri CSKA derbisi, öteki ise ligde sıradan bir Lokomotiv maçı onlar için. Her şey motivasyonla ilgili ve şimdi bizim amacımız üç puana konsantre olmak ve derbi dışında başka şeyi düşünmemek."

- Lokomotiv'deyken büyük maçların büyük hocası olarak nam saldınız. Siz de böyle olduğunuzu düşünüyor musunuz?

"Hayır, öyle olduğumu düşünmüyorum, Plovdiv'teyken yapmış olduğumuz bütün çalışmaların ürünü bu. Bu işlerin ne kadar zor ve baskı getirdiğini bir tek ben biliyorum. İşini iyi yapmak ve kendinle barışık olmak harika bir duygu."

- Lokomotiv'le üç kupa aldınız ve bütün bu maçlarda, Botev, CSKA ve Ludogorets, siz favori değildiniz. Kazanmayı nasıl başardınız?

"Bir final maçında eğer bir takım favori olmadığını düşünüyorsa, bu çok yanlıştır. Motivasyon, adrenalin, istek. Takım o zaman kazanmak istiyordu ve kazandı. O kadar."

- Oldukça sert disipline sahip olduğunuz söyleniyor. CSKA'lı oyuncular sizden korkmalı mı?

"Hayır. Disiplin denen olgu oyuncuların kendilerini anlamaları, hocalarının isteklerini bilmeleri ve kulübün kurallarına uymalarıyla ilgili. Eğer idmanın 8de olduğunu söylersek, bu disiplin değil, antrenmanın planlanmasıdır."

- CSKA, sizin kariyerinizdeki en büyük kulüp. Çalışmaya başlamadan aklınızda herhangi soru işareti var mı?

"Eğer aklımda endişe varsa, bu Bulgaristan'ın en iyi takımıyla ilgili değildir. Yeteneklerimi gösterebileceğim bir işi yaptığım için mutluyum ve aklımda da herhangi bir korku ve endişe yok."

- Son yıllarda, CSKA sıkça hoca değiştiren bir kulüp, çok uzuyn süreli görev yapamayacağınızı düşünüyor musunuz?

"Daha fazla kalacak birinin gelmesi için bu bir neden. Ben doğru kişi olduğumu düşünüyorum"

- Neredeyse bütün futbolculuk kariyeriniz Almanya2da geçti. Bir gün bir Bundesliga takımı çalıştırabileceğinizi hayal ettiniz mi?

"Herkes iyi bir kariyerin hayalini kurar. Eğer sonraki adım Bundesliga'ysa herkes mutlu olur. Ama ben bu kadar ilerisini ve geçmişi düşünmek istemiyorum. Ben sadece önüme bakıyorum."

- CSKA sizin gibi bir hoca için sıçrama tahtası olabilir mi? Sizin ne kadar hırslı bir hoca olduğunuzu biliyoruz ve CSKA tarihinde de yurt dışına giden bir çok Bulgar futbolcu var.

"Burada bir yanlış yapılıyor, ben CSKA'yı çok, çok büyük bir kulüp olarak görüyorum. Takımı sıçrama tahtası olarak görmek pek hoş bir tabir değil. Burada olmak oldukça eşsiz bir duygu ve ben burada çalışmaktan keyif alıyorum. Ben kulübü bir şeylerin arasındaki bir adım olarak görmüyorum, tam tersi harika bir şans olarak görüyorum. Burada olmaktan mutluyum."

- Üç sene içinde Bulgar futbolu hakkında ne öğrendiniz?

"Bir şeyler başarmak için futbolcular adına oldukça çnemli olan taktik antrenmanlar kadar sizin motivasyon ve isteğe de gerek duyduğunuzu öğrendim. Bu bir çok şeyi değiştirebilir."

- Bulgaristan'ı seviyor musunuz?

"Evet, hem de çok"

-En fazla neyini?

"Doğasını... İnsanlarını da. Harika yerlerde gezmeyi seviyorum. Boş zamanım olduğunda yürüyüş yapmaktan çok zevk alıyorum".

-2017'de Lokomotiv'in teklifini nasıl kabul ettiğinizi hatırlıyor musunuz?

"Hem de çok iyi"

-Peki nasıl oldu?

"Beni Hırvatistan'dan çok iyi tanıyan İvaylo Petev vasıtasıyla oldu. Teklifi bana iletti ve ben de Plovdiv'e gelip, yetkililerle konuşabileceğimi söyledim. İlk buluşma Sofya'da oldu ve çok çabuk kafalarımız uyuştu."

-CSKA'ya gideceğinizi duyduğunda Hristo Krusharski'nin tepkisi nasıl oldu?

"Çok mutlu değildi."

- Lokomotiv taraftarının bir kısmı sizi alkışlarken uğurlarken, bir bölümü de sizi hain olarak yaftaladı. Eski takımınızın taraftarına ne söylemek istersiniz?

"Neler yaşadığımı sadece ben biliyorum. Beni anlamalarını beklemiyorum zira anlayamayacaklar. Lokomotiv taraftarına, hem bana tükürenlere hem de bana başarı dileyenlere,  onları çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Son olarak onlardan gözlerini kapayıp, ben ve üç kupa ile ilgili güzel şeyleri düşünmelerini istiyorum. Sonra gözlerini açıp, istediklerini yapabilirler."

- Siz kelimenin tam anlamıyla "Dünya İnsanısınız". Hırvatistan, Makedonya, Almanya, Cebelitarık,Bulgaristan'da çalıştınız. En çok nereyi sevdiniz?

"Bulgaristan"

- Şu an Bulgaristan'da çalıştığınız için söylemiyorsunuz bunu değil mi?

"Hayır, dediğiniz gibi bir çok yerde çalıştım ama buraya çok alıştım. Dili,m dilinize yakın, Bulgarca da öğrenmek istiyorum. İnsanlara kendime olduğu gibi saygı duymak istiyorum. Ve başarılı bir yönde ilerlemek."

- Kariyerinizde en çok hangi hocanın etkileri var?

"Wolfgang Frank ve Josip Kuze, Mainz'in iki hocası ki Kuze maalesef hayatını kaybetti. Ayrıca Ede Geier, Felix Magath ve Hermann Gerland gibi hocalardan da çok şey öğrendim."

- Ve şu anda Dünya'da en fazla beğendiğiniz hoca ki?

"Tottenham'la oynamadan önce, Pep Guardiola olduğunu zannediyordum ama maçtan sonra Mourinho'yu çok beğendim. Onunla konuştuktan sonra, oldukça alçak gönüllü olduğunu da gördüm. Evet Jose, ünlü ve özel ama aynı zamanda da bizim gibi sıradan bir kişi. Kendisini çok sevdim ve hayatında başarılar diliyorum."


- Mourinho'nun sizden 10 metre uzakta takımını idare ettiğini görünce ne hissettiniz?

"Onun da bir insan olduğunu düşündüm. Ona ilk olarak ne söyleyeceğimi soran bir arkadaşıma şöyle bir espiri yaptım: Ben Bruna, peki sizin adınız ne?

- Eğer Lokomotiv, Tottenham'ı yenseydi, şu anda Bulgaristan'da bir hoca olur muydunuz?

"Evet, neden olmasın. Büyük maçlardan çok şey öğrenildiğini biliyorum ama ayaklarınız da yere sağlam basmalı. Öğrenmeye devam etmeli ve bildiklerinizi oyuncularınıza aktarmalısınız. Öncelikle yaptığım işimi seviyorum ve sahaya çıkınca herşeyi unutuyorum. Oyuncularıma bildiklerimi verip, özel bir şeyler yapmayı seviyorum. Bazen de başarılı oluyorum."

-Mourinho dışında, Jurgen Kloop'la da buluşmalarınız oldu. Onlardan bahseder misiniz?

"Jurgen Kloop eşşiz bir hoca ve insan. Aynı hocalar bizi çalıştırdı."

-Yan yana , birlikte oynadınız, değil mi?

"Evet, üç yıl birlikte oynadık ve aynı hocalardan bir şeyler öğrendik. Onun ve benim oynattığım futbol tarzı Josip Kuze'den geliyor. Ben çok fazla bir şey yapamadım belki ama Kloop başardı.

-Mainz'te birlikte olduğunuz döneme dönersek, Kloop nasıl bir futbolcuydu?

"Çok sinirli. Nasıl ki şimdi saha kenarında oyuncularına bağırıyor, oynarken de öyleydi. Eğer bir pozisyon kaçırırsa, damarları patlayacak gibi olurdu, kalkar ve herkese bağırırdı."

- Bulgaristan'a gelmeden önce Bulgar futbolu hakkındaki izlenimleriniz nelerdi ve şimdi neler düşünüyorsunuz?

"Bulgaristan'a gelmeden önce, Bulgar futbolu hakkında bilgiye sahip değildim."

-Ama Bulgar takım arkadaşınız vardı, Tsanko Tsvetanov?

"Evet, hatırlıyorum. Bulgarları çok sevmişimdir. Vesselin Gerov benim çok iyi arkadaşımdı, Tsanko Tsvetanov da her zaman gülerdi, hep neşeli bir havası vardı. Bulgaristan'dan sadece onları tanıyordum, diğer kişileri buraya gelince tanıdım. Bulgaristan'ı seviyorum.

- Bulgaristan'da kaç arkadaşınız oldu?

"Bir çok, bana başarı dileyen bir çok gerçek dostum var. Onlara buradan da teşekkür etmek istiyorum".


11 Ağustos 2020 Salı

CSKA Sofya Hakkında Tüm Gerçekler

Bulgaristan'ın en fazla şampiyon olan takımı CSKA Sofya'nın ekonomik sıkıntılar sebebiyle amatöre düşürülmesi süreci Bulgaristan'da kulübe yakın olanlar tarafından biliniyordu ama yurt dışında bu işin nasıl olduğunu merak eden oldukça fazla futbolsever vardı. Geçtiğimiz günlerde kırmızı-beyazlı ekibin eski başkanlarından Alexander Tomov Sportal TV'ye çıkıp, tüm sorulara açık yüreklilikle cevap vermiş. Biz de blog okurlarımız için bu röportajı Türkçeye çevirmek istedik, buyurun:

"Sadece gerçeklerden bahsedeceğim. Belki benim konuşacaklarımın bir çoğu söylendi ama konu oldukça da dağıldı, farklı yerlere de çekildi. Ligimizde iki tane CSKA'nın olması hoş bir durum değil ama bu 2015'te  CSKA'yı iflasa sürükleyen suçların bir sonucu. Bu işin içinde siyaset ve para vardı, iki kulüp ortaya çıktı, keşke birleşselerdi ama bu dileğim artık hiç de gerçekçi değil. Her iki kulüp de takım kurmak için futbolculara para harcadı, CSKA 1948 Balakov'u hoca olarak takımın başına getirdi. Belki seneler sonra birleşmek isterler..."

"Pramod Mittal çok büyük yatırımlar yaptı. Kremikovski Demir Çelik Fabrikası ülkenin gelirinin %2sini oluşturuyor. Mittal spora destek vermeye hazır olduğunu söyledi. Levski de dahil olmak üzere kendisine bir çok teklif vardı ama bazı güçlü siyasetçiler tarafından CSKA'ya yardım etmesi istendi. Önceki Bulgaristan Devlet Başkanı Georgi Parvanov'la yaptığı görüşme sonrası Mittal bana geldi ve " Sen CSKA'nın başına geçeceksin" dedi. Bütün anlaşma 15 milyon euro değerindeydi. Vasil Bozhkov'a bütün borçları sıfırlama şansı verdik. Temiz bir kulüp aldık ve çok pahalı transferler yaptık. Kulübün bütçesi yıllık 4-5 milyon euro cıvarındaydı."


"Çok yatırım yapmadan 16 puan farkla şampiyon olduk. Kulübün geleceğe dair büyük umutları vardı. Michel Platini'den mektup aldım, CSKA'nın Şampiyonlar Liginde oldukça başarılı olması bekleniyordu ama politik güçler bunun olmasını engellediler. Avrupa Parlamento Üyesi Sergei Stanishev kulübe büyük darbeler vurdu. Devlet Ulusal Güvenlik Ajansını CSKA'nin üzerine yönlendirdi. Bu oldukça kaba bir saygısızlıktı. İki ay sonra Devlet Ulusal Güvenlik Ajansı başkanı kulüpte yasadışı herhangi bir şey olmadığına dair bize mektup yolladı. Ama herşey bana karşı yapılıyordu. Onların korkusu, CSKA'nın Bulgaristan ve Avrupa Şampiyonlar Liginde alacağı başarılı sonuçları benim siyasi olarak kullanmamdı. Ama benim öyle bir amacım hiçbir zaman olmadı."


"Daha sonra Kral Simeon II sürgünden geldi, siyaset tamamen karıştı. Stanishev'in o zamanki müdahalesi yasal değildi. CSKA'dan Avrupa Kupalarına katılma lisansını geri almalarının resmi açıklaması 700 bin Bulgar Levası borcu olmasıydı. Şampiyonlar Ligine katılım hakkını bizden alıp Levski'ye verdiler. Bu işin arkasında Batkov'un parmağı vardı. Kişisel hesaplarla yapıldı bunlar: Stanishev'in danışmanı, bir grup polis ve Batkov. "


"Titan hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. Bütün baskı benim üzerimdeydi. Biz kulüpte kalmak istedik. Emo Danchev'in yardımıyla Manchester United'a gittim. Orada önemli kişilerle buluştum. Mittal'la devam etme seçeneği vardı. Ama onların kulübü bırakmaları sonrası üzerimize büyük saldırılar geldi. Eğer Mittal kalsaydı ki onun üzerinde de savcılık kanalıyla baskı kuruldu, CSKA'nın başına gelen bu felaketler olmayacaktı. Mittal, CSKA'ya tek bir kuruş dahi ödemeyeceği şeklinde bir anlaşma imzaladı. Takımda kar elde edecek bir şey de yoktu. Ama şurası güzel ki CSKA'da yapılan herşey belgeleniyordu fakat gazeteciler bu belgelere ulaşmadılar, kimse de bunları okumadı."


"Benim CSKA'ya ikinci gelişim, Pernik'tekilerin iflas etmesi sonrasıydı. Stoycho Mladenov, Tolyata Nankov ve CSKA'dan dört-beş arkadaş Mladost'ta bir restorana beni davet etti. Bana kulübün finansal durumunu anlattılar, CSKA'nın 36 milyon Bulgar Levası borcu vardı ve UEFA'nın Finansal konulara bakan yetkilileri de ayrıca kulübe mektup yazmışlardı. Plamen Oresharski (Eski Bulgaristan Başbakanı) ile konuştum ve kulübü kurtarmaya karar verdik. CSKA taraftarlarlarıyla beraber büyük bir kurum. Kulübe geldiğimde takımda sadece üç oyuncunun olduğunu öğrendim. Bir takımımız yoktu ve lig başlayacaktı. Bir çok dış bağlantılarım olması benim elimdeki tek güçtü, bir çok yabancı yatırımcı tanıdığım vardı ve Mittal da beni terk etmemişti."


"Bir yıl içinde sadece takımı yeniden kurmadık, aynı zamanda 2014'te Ludogorets'in 6 puan önünde ligi bitirdik. Bir sene içinde 14 milyon harcadık ki bunun yarısı borçları temizlemek içindi. Bütün bunlar belgelidir. Bulgaristan Futbol Federasyonu içinde "kişisel hesaplar" olduğu müddetçe kendinizi kurtarmak da zor oluyor doğal olarak. Steven Lo ile büyük bir turizm projesi başlattık, eğer o bu işte olmasaydı ben de başlayamazdım zaten. Bana verdiği bütün paralar CSKA'ya gitti. Sponsorlardan gelen paralar, benim şirketlerimden aktardığım 4 milyon leva ve benim bağışladığım 1 milyon levadan oluşuyordu takımın bütçesi. Eğer büyük projeleriniz varsa, spora destek olmak zaten ahlaki bir yükümlülük. 1 milyar 600 milyon euroluk projesi vardı Lo'nun ve projeyle birlikte CSKA'ya da para geliyordu. Benim niyetim kulübün hisselerini halka sunmak ve takımı bırakmaktı. Böyle bir kulübü iflas ettiremezsiniz."


"Eğer Steven Lo bu projeyi sürdürseydi, şüphesiz ki CSKA Avrupa'nın en büyük kulüplerinden biri olacaktı. Niyetimiz tekrar şampiyon olmaktı, biz 32. şampiyonluğu istiyorduk. Play-offlar başlamadan önce benim görevime son verildi ve Steven Lo da ayrılmaya zorlandı. Amaç projeyi baltalamak değildi ama niyetleri beni takımdan uzaklaştırıp, o zamanki hükümete yakın kişilere kulübe sokmaktı. Bulgaristan'da eğer bir yerde çok para varsa, işler tatsızlaşır, bu herkesin bildiği bir gerçektir."

"Ben Hristo Stoichkov'u CSKA yönetimine getirmek istedim, ama onun yurt dışında başka işleri vardı. Ve bir çok hata yaptım. 32.Şampiyonluğun bütçesi için 2 milyon levam yoktu ve Grisha Ganchev'den yardım istedim ama onun bu işe girmeye niyeti yoktu. Benden sonra gelen iki kişi kulübü nasıl satacakları konusunda çalışıyordu. Ve 28 Mayıs 2015'te kulübe borçlardan dolayı lisans verilmemesi benim için büyük bir şoktu. Tony Silva için iki teklif vardı, bir tanesi İngiltere'den 1.5 milyon pound cıvarındaydı, öteki de Beşiktaş'tandı. Tony Silva ve menajerine serbest olduğunu söylediler. Esas soru "Neden?" Büyük isimler devreye girdiler ve takımı iflas ettirdiler. Takımı iflas ettirdiler ve Ganchev'le en dipten başlamak üzere anlaşama yaptılar. Onun için bu en kolay seçenekti, zira takımın değeri 22 milyon levaydı."

"Bu süreçte sadece adaletsizlik yok aynı zamanda politikacıların da kötü bir şekilde sürece müdahil olması var. Kimin ne kadar para aldığını çok iyi biliyorum. Çok iyi spor avukatlarımız var ama yasalarla ilgili problemlerimiz de var. Bu iki kişi bana bazı oyuncuların haklarını almam karşılığında kulübe 4 milyon euro bırakmayı kabul etmem için bir kağıt imzalatmaya çalıştı. Ama buna rağmen kulübü dağıttılar. Bu oyuncuları hatırlıyorum ama isimlerini söylemeyeceğim. Piyasa değeri olan topçulardı. Bir tanesiyle önceden konuşmuştum, 30 Martta sözleşme imzalandı ve hisseler iki tarafa da gitti. İflas basittir, eğer bu kulup ekonomik olarak kötü durumdaysa, neden onu satın alırsınız ki? 30 Martta şampiyonluğa bir kaç maç kala kulübü satın alıp, sonra da bu kulübün idare edilemeyeceğini söyleyip neden dağıtırsınız ki takımı?"

Köstendil'den Ivan ve Rosen bütün gerçeği biliyorlar. Şimdi görev almak istemiyorlar. Ben her zaman onların arkadaşıydım. Bir çok ikili görüşme ile kulübün çok borcunu temizledik. CSKA, bazı kişilerin çıkarı için bilerek iflas ettirildi. Bazı tahminlerim ve bilgim var bu konuda ama kanıtlayamayacağım konularla da başım ağırsın istemiyorum. Takımı 2015'te dağıtacak herhangi bir sebep yoktu. Bu kadar iyi bir takım neden 10 mağlubiyet aldı? Yönetimi uzaklaştırdın, hocayı kovdun, katlanılmaz bir ortam oluşturdun ve öteki takımların sahipleriyle pazarlıklara giriştin. Stoycho Mladenov müthiş bir motivasyon uzmanıdır, sıradan bir topçudan müthiş bir futbolcu yapar."

"Bir kaç sebepten dolayı Levski hakkında konuşmak istemiyorum. Sirakov entellektüel bir kişidir. Hem CSKA'nın hem de Levski'nin yaşadıklarında siyasi mevzular var. Açıkça gözüküyordu ki Bozhkov'un Levski'yi alması politik olarak arzulanan bir gelişmeydi. Çok harcama yaptılar ve şimdi de o maaşları ödeyemiyorlar. CSKA'yı yok saymaya çalıştılar. Her şeyi yapabilirsin ama geleneği yok sayamazsın. 100 yıllık geleneğin varsa, onu bırakma. Bu Spor Bakanlığının, Grisha Ganchev'in ve herkesin birlikte yaptığı bir hataydı. Her şeyi engellediler, şirketi kapattılar ve tarihi yok ettiler."

"Bozhkov dün borçları ödemedi ama bugün ödemek zorunda. Bunlar politik belirsizlikler. Bu iki kulüp herkes tarafından finanse edilemezler. İşler orada çok daha karışık. Kralev bizim kulübe tek bir çivi çakmadığımız konusunda yalan söyledi. Bu doğru değil. Sektor G'yi yaptık, takımı tekrar oluşturduk. Sergiu Buş'u 50 bin dolara aldık ve yaklaşık olarak 800 bin dolara sattık. Siyasetin müdahalesine karşı Avrupa'daki bütün futbol federasyonları tetikte. Burda birileri stadı alamazken, başkası tribünü satın alabiliyor. Stanishev'in dahli olmadan bu işler olamaz. Bulgaristan'da son 20 yıldır büyük bir yozlaşma var ve bu da her konuda dengesizliğe sebep oluyor. Borislav Mihailov'u bunlara karşı gelmediği için suçladım. O bir yöneticiydi ve Borissov'un ona "istifa et" demeye hakkı yoktu. Bırakmayacağını söyledi başkanlığı ama daha sonra hükümetten gelen emirle kendisinden istenileni yaptı. Avrupa'da böyle şeyler olmaz. Rekabet gelişimi getirir."

"Son yıllarda CSKA ve Levski kötü günler geçiriyorlar. Mikhael Chorny ülkeden sınır dışı edildi, kulübün sahipleri politikacıların istediklerini yapıyor. Eğer devlet bir işe girerse, o hemen yapılıyor. Kiril Domuschiev 10 tane harika yabancı satın alabilir ama onlar milli takımı kurtarmıyor. Yabancılar ligi domine ediyor çünkü futbol akademileri çok zayıf."

"Kırmızı" Bulgaristan'a yalanlara karşı dikkatli olmaları ve birlikte hareket etmelerini söyleyebilirim. Dümende adamlarınız olsun. Her türlü hükümete destek olun. Yeni hükümetle, CSKA ve Levski ait olduğu yerde olacaktır. Lokomotiv Plovdiv'e hayranlık duyuyorum. Lokomotiv'i kimse önemsemiyordu ama iyi bir yönetimle şimdi nerelerde olduklarını görüyorsunuz. CSKA 1948'in hissedarı olmam konusunda davet aldım lakin reddetim . Eğer bir gün CSKA eskisi gibi bir araya gelir ve benden destek isterse seve seve kabul ederim."

10 Ağustos 2020 Pazartesi

CSKA 1948: 2-2 :CSKA-Sofya

Bulgaristan Efbet Ligi cuma gecesi "CSKA Sofya'nın mirasçıları biziz" diyen iki CSKA'nın tarihi bir kapışmasına sahne olarak açılışını yaptı. 2016 yılında CSKA Sofya'nın ekonomik sıkıntılar nedeniyle amatör lige düşürülmesi sonrası Bulgaristan'ın en popüler ve en başarılı kulübünü bu "rezil" durumdan kurtarmak için sevenleri değişik çözüm önerileri araştırmış ve ortak bir noktada buluşamayıp, kulüp iki parçaya ayrılmıştı.Bir kısım Pırva Ligada mücadele eden Litex'in başkanı Grisha Ganchev'in desteğini alıp Litex'in lisansıyla CSKA-Sofya olarak ait olduğu lige geri dönmeyi makul görürken, bir kısım "gelenekçi" de "Biz küllerimizden doğmasını biliriz" diyerek kulübün kuruluş tarihini adlarının sonuna alıp CSKA 1948'i kurarak amatörden Pırva Ligaya yükselmek için "zorlu ve meşakatlı" yolu seçmişti. Ve yıllar sonra bu iki ekip geçtiğimiz günler pandemi tedbirleri nedeniyle kısıtlı seyirci alınan maçta Vasil Levski stadında karşı karşıya geldiler.




Ev sahibi CSKA 1948'ti, Efbet'in sponsorluğunu yaptığı Pırva Ligde "çömezdi" ve nispetten daha az seyircisi varken, karşı taraftaki "kardeşinin" destekçileri çok daha fazlaydı. Ev sahibi olmasının avantajıyla Krasimir Balakov'un takımı tarihi CSKA Sofya ile özdeşleşmiş kırmızı forma ile sahada boy gösterirken, Stamen Belçev'in teknik direktörlüğünü yaptığı CSKA-Sofya ise beyaz forma-beyaz şortla çıkmıştı maça. Maç başlarken karşılıklı tribünlerden "CSKA, CSKA" diye tezahürat yapılması da maçın belki de en ilginç anıydı.


Tecrübeli ve "emekliliğe gün sayan" ligin eskileri ile "sakalı yeni biten" heyecanlı gençlerden karma ve tamamen Bulgar oyunculardan kurulu bir kadro ile bu sene maçlara çıkacak olan CSKA 1948, daha tecrübeli ve geçen seneden beri birlikte oynayan rakibi karşısında maça çekingen başladı ve topu CSKA-Sofya'ya verip, öncelikle kalesinde gol görmemeyi düşündü. Planları da ilk 45 dakika için tuttu zira önce tecrübeli golcü Martin Kamburov takımını öne geçiren golü atarken, daha sonra da Daniel Mladenov ile iki farkı ikiye çıkardı Balakov'un öğrencileri. Geçen senenin lig ikincisi CSKA-Sofya ise Tiago'nun oyun kuruculuğunda ipleri eline almaya çalışırken, ligimizden Alanyaspor'un transfer radarında olduğu söylenen Gambiyalı Ali Sowe ise Rafael Henrique'nin "al da at" ikramını kafayla auta atıyordu. Bu arada Garry Rodrigues'in Levski'den sonra ülkemizde yaptığı çıkışı Henrique de yapabilir, bileklerine hakim, kolay adam geçebilen ve hızlı bir oyuncu, biraz güçlenirse, "çok canlar yakabilir."



"Her şerde vardır bir hayır" derler ya, ilk devrenin sonlarına doğru meydana gelen bir hava topu kapışmasında Pirgov'la çarpışan CSKA-Sofya'nın yeni transferi Jurgen Mattheij kanlar içinde yerde kalırken yerine maçın kaderini değiştirecek Türk oyuncu Ahmet Ahmedov girdi ve ilk yarının uzatma dakikaları oynanırken yapılan bir ortada Ahmedov'un kafa asistiyle Antov farkı bire indirerek soyunma odasına yolluyordu arkadaşlarını...

İkinci devre daha arzulu ve istekli oyuna başlayan CSKA-Sofya, yine Ahmet Ahmedov'un asisti ile Ali Sowe'la beraberliği yakaladı ama peşinden yine oldukça kolay bir pozisyonda Gambiyalı topu auta yolladı. Ali Sowe için bir kaç kelam edecek olursak, fizikli,hareketli bir santrafor ama son top becerisi maalesef sınırlı, transfer edecek takım taraftarına saç baş yoldurabilir. Maçın kalan dakikalarında fiziksel olarak "tükenen" tecrübelileri kenara alan Balakov, yerlerine genç oyuncuları sürerken, CSKA-Sofya ise Henrique ve Mazikou'nun kanatlarda getirdiği toplarla etkili olmaya çalıştı ama iki takım da skor tabelasını değiştiremedi ve CSKA'nın mirasının sahibinin kim olacağı sorusu ligin ikinci devresindeki maça kaldı.

Not: CSKA Sofya'nın tarihi ve sonrasında ortaya iki takımın çıkma sürecini Karalama defteri podcastte anlatmıştım. Dinlemek için link burda


22 Şubat 2020 Cumartesi

Levski Sofya'yı Taraftar Kurtaracak


Geçen hafta yapılan Beşiktaş Genel Kurulunda Beşiktaş'ın "çiçeği burnunda" yeni başkanı Ahmet Nur Çebi "Şu an kulüpte elektrik faturasını ödeyecek para yok" diye gözleri sulanmış, çaresizliğini belirtiyordu. Yanlış transferler, menajer ücretleri, hesapsız yatırımlar derken asırlık kulüpler günümüzde ekonomik krizin sancılarını en acı şekilde yaşıyorlar. Bu kulüplerden biri de Bulgaristan'ın Levski Sofya kulübü. Kulübü borçlardan kurtarmak için başkanlığa gelen Vasil Bojkov'un yurt dışına kaçması ile sahipsiz kalan mavi-beyazlıları yaşatmak için taraftarlar ellerini taşın altına koymuş ve bağış kampanyası başlatmışlar. Buna göre Futbol Federasyonuna her ay 143 bin Bulgar levası ödeyip borcu kapatmayı planlamışlar ve şimdilik bağışlardan ve satılan bilet ile kulüp ürünlerinden toplanan miktar 288 leva, yani Mart ayının taksidi bile toplanmış... Sofya ekibinin yöneticileri de taraftara stadı doldurma çağrısı yaparak, eğer tüm biletler satılırsa 130 bin leva kazanacaklarını ve Nisan ayı taksidi için de rahat olacaklarını belirtmişler...



Kostadinov Başkanlığa Aday


Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde Bulgaristan'ın iç sahada İngiltere'ye karşı aldığı 6-0lık yenilgi ve maçın da ırkçı tezahüratlar nedeniyle bir kaç durması neticesinde oluşan kriz sonrası Federasyon başkanı Borislav Mihailov istifa etmiş, yerine geçici olarak başkan yardımcısı Mihail Kasabov seçilmişti. Haziran başında yapılacak Federasyon Başkanlığı seçimleri için henüz kimse adaylığını açıklamazken, Bulgar medyasında  Emil Kostadinov'un ilk aday olarak yakın zamanda ortaya çıkacağı belirtiliyor. Kostadinov dışında Stilian Petrov ve Dimitar Berbatov'un da başkanlık için yarışması bekleniyor.

16 Şubat 2020 Pazar

İçerde Misin Bojkov?


Kafatası lakabıyla anılan ve 1.5 milyar dolar servetiyle Bulgaristan'ın en zengin adamı olarak bilinen Vasil Bojkov'un geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirliklerinde yakalandığı haberi düşmüştü internet sayfalarına. Vergi kaçakçılığı, insan ticareti, kültürel değerlerin özelleştirilmesi, mafya kurma ve devlet memurlarına rüşvet gibi onbire yakın suçtan Bulgar emniyeti tarafından aranan Bojkov, "paçayı kurtarmak" için Rus ortaklarının yardımı ile Rus Hükümetine sığınıp, Bulgaristan'a iade edilmek yerine Rusya'ya sığınma talebinde bulunmuş. Peki, Vasil Bojinov'u ultras/Movemet blog sayfalarına taşıyan olay nedir?

1999-2006 yılları arasında CSKA Sofya'nın başkanlığını yapan "Kafatası" Bojkov, kırmızı-beyazlı kulübün 3 Bulgaristan Ligi Şampiyonluğu ve 2 de Bulgaristan Kupası almasında katkıda bulunurken, onun zamanında Sofya'nın "kırmızılıları" Bayer Leverkusen'i UEFA Kupasında elerken, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarında Liverpool karşısında da 1-0lık bir galibiyet almışlardı. Kulübe "maddi" olarak her ne kadar fayda sağlamış olsa da CSKA taraftarı Bojkov'a beklediği ilgiyi göstermeyince, Bulgar iş adamı da kulübü bırakmıştı 2006 yılında.

Aylar yıllar geçti, Vasil Bojkov servetine servet kattı ve geçtiğimiz aylarda da 16 milyon euro gibi bir borçla lisans alamayacak duruma gelen CSKA Sofya'nın ezeli rakibi Levski Sofya'ya "yardım eli" uzattı. Zamanında başkentin "kırmızılılarını" kurtarmış olan Bojkov'un "mavileri" sahiplenmesine Levski'nin ileri gelenleri razı olmadı ama ne yaparsın, "denize düşen yılana sarılır"dı ve verilmişti mavi-beyazlı kulübün anahtarı Bojkov'a... Bu arada Bojkov'un CSKA Sofya ile bağlantısı aslında kopmamıştı zira zengin iş adamı alttan alta CSKA 1948 projesine sponsorluk yapıyordu. ( CSKA Sofya'nın borçlar nedeniyle amatöre düşürülmesinden sonra kırmızı-beyazlı kulüp Litex'in lisansını alarak tekrar Bulgaristan A Grupa'da mücadele etmeye devam etmiş ama takımın bir çok efsane oyuncusu ve yöneticisi bu olayı kabullenmeyip, orjinal CSKA'yı yaşatmak için CSKA 1948'i kurmuştu)

Bojkov, Levski Sofya'yı finansal yönden ayağa kaldırmak için "bahis şirketlerinden" birini kullanıyordu ama Bulgaristan Hükümeti anayasada bir değişiklik yaptı ve bütün özel bahis şirketlerini yasakladı, böylece Bojkov'un Levski'ye para kaynağı da "yasa dışı" hale gelmiş oldu. İşin kötüsü Bulgar emniyeti "memleketin zengini"nin mal varlığını araştırınca, bir çok suçu da gün yüzüne çıkmış oldu ve Bojkov soluğu Birleşik Arap Emirliklerinde aldı...

"Sizi iflastan kurtaracağım" diyerek Levski'yi satın alan ama daha sonra yurt dışına kaçıp, yakalanınca da servetine el konulması gündeme gelen ve mavi-beyazlıları "iflas endişesine" sevk eden Bojkov'un ezeli rakipte yarattığı travmayla "kafa bulmak" için Vasil Bojkov'un kırmızı-beyazlı atkılı "Gerçek CSKA'lı" yazan polarlı resmini kullandı CSKA'lılar kale arkası tribünde... "En büyük CSKA'lı Levski'ye en fazla zarar verendir" demiş kırmızılılar...  O zaman biz de soralım "İçerde misin Bojkov?"



2 Temmuz 2019 Salı

Georgi Asparuhov


Bulgaristan futbolu denince aklınıza kim gelir? Ya da şöyle soralım sizce Bulgaristan'ın  yetiştirmiş olduğu en iyi futbolcu kim? Beş defa La Liga şampiyonluğu yaşamış, beş defa Bulgaristan'da yılın oyuncusu seçilmiş, ülkesini Dünya Kupasında yarı finale taşımış ve 1994 yılının Ballon d'Or sahibi Hristo Stoichkov cevabını verdiğinizi duyar gibiyim. Evet, haklısınız Stoichkov bir Barcelona efsanesi olduğu kadar Bulgarlar için de efsanevi bir oyuncu ama komşuda geçtiğimiz yıllarda yapılan bir ankette 20. yüzyılın futbolcusu olarak Georgi Asparuhov seçildi...

Georgi Asparuhov ya da zamanında kendisine takılan lakapla "Gundi" 4 Mayıs 1943'te Sofya'da dünyaya geldi. Gundi'nin dünyaya gözlerini açtığı yılda Bulgaristan çarlık monarşi ile yönetilirken, İkinci Dünya Savaşının bitimiyle Komunist Parti ülkenin yönetimini ele geçirdi. Küçük yaşlarda futbol, basketbol, voleybol ve jimnastik sporlarına yatkın olmasına rağmen babası Asparuh Rangelov oğlunu yedi yaşındayken Levski Sofya'nın futbol seçmelerine götürür. İki saatlik idman sonrası genç takım hocası Kotse Georgiev "Gundi"nin babasına yaklaşır ve şöyle der: "Senin oğluna bizim öğretebileceğimiz bir şey yok. O doğuştan futbolcu." Başkent Sofya'nın mavi beyazlı ekibi Levski'nin alt yapısında futbola başlayan Asparuhov genç takımda ortaya koyduğu üstün performans sonrası daha 17 yaşındayken A takımla ilk maçına Botev Plovdiv karşısında çıkar. Yaşıtlarına göre boylu poslu ve iri olmasından dolayı hocaları onu hep savunmada oynatırken, Gundi golcü olmak istediğini belirtse de hocalarına karşı gelmeyip verilen görevi yerine getirmesini de bilir. Gencecik bir çocuğu ligin güçlü ekiplerinden birine karşı defansta oynatmak cesaret isterken, Asparuhov sadece savunma yapmaz bir de gol atarak maç sonu alkışları alır. Çoğunlukla savunmada oynamasına rağmen mavi-beyazlı formayla çıktığı 23 lig maçında 7 gol atarak "zincirlerini kırıp" forvet pozisyonuna yaklaşır. Ve Bulgaristan Genç Milli Takımı ile çıktığı bir maçta attığı harika bir gol sonrası artık herkes Gundi'yi golcü olarak anmaya başlar. 18 yaşına geldiğinde ise hayatı boyunca sıkça karşılaşacağı "kader değiştiren" olaylardan biri yaşanır, askerlik çağı gelmiştir ve orduya katılmıştır genç Georgi. Askeriyenin takımı olarak bilinen CSKA Sofya bu futbolcuyu kendi genç takımına gönderir ama oradaki hocalar Asparuhov'u bir hazırlık maçında oynattıktan sonra beğenmez ve Botev Plovdiv'e yollarlar.

18 yaşında olmasına rağmen Asparuhov, Botev ekibinin yıldız futbolcusudur. Tek şampiyonluğunu 1927'de kazanan ve müzesinde hiç Bulgaristan Kupası olmayan Botev Plovdiv genç golcüsünün etkisiyle şampiyonluğa oynayan bir takıma dönüşür ve ligi üçüncü bitirirken, Bulgaristan Kupasını sevinci de yaşar. Takımı adına iki sezonda oynadığı 47 maçta 25 gol atan Gundi, sarı-siyahlıları bir sonraki sezon da lig ikinciliğine taşır. Asparuhov'un yükselen grafiği milli takım seçicilerinin gözünden kaçmaz ve genç golcü ülkesinin 1962 Dünya Kupası kadrosuna dahil edilir. İngiltere, Arjantin ve Macaristan'la birlikte "ölüm grubunda" yer alan Bulgaristan, grubu sonuncu bitirirken, Levski Sofya'lı Sokolov ülkesinin tek golünü Macaristan'a 6-1 yenildikleri maçta atar bu turnuvada.


İki yıllık Botev tecrübesinden sonra Georgi Asparuhov tekrar futbola başladığı Levski Sofya takımına döner ve kulübün Bulgaristan liginde ve Avrupa Kupalarındaki başarılarında kilit rol oynar. 20 yaşındaki golcü oyuncuları etrafına bir takım kuran Levski Sofya, 1964-65 sezonunda 12 yıl aranın ardından şampiyonluk ipini göğüslerken, Gundi de 27 golle gol kralı oluyordu. Aynı sezon Bulgaristan'da yılın futbolcusu ödülünü alırken, Ballon d'Or için de aday gösterilir ve yapılan oylama sonrası sekizinci olur, Portekizli Eusebio ise Avrupa'da Yılın Futbolcusu seçilir.

Ballon d'Or sevinci yaşayan Eusebio, ertesi sezon Avrupa Kupasında Levski ile Benfica karşılaştığında Asparuhov karşısında oldukça zorlu anlar yaşayacaktır. Sofya'da 2-2 biten maçın rövanşında Asparuhov'un erken golü ile Bulgarlar deplasmanda öne geçerler ama Estadio da Luz'da ev sahibi devre bitmeden attığı üç golle rahatlar. Buna karşın Gundi önderliğindeki Levski Sofya takımı maçı bırakmaz, Asparuhov'un 75. dakikada attığı golle farkı bire indirir ama turu getirecek golü bulamazlar.  Benfica karşısında oynadığı iki maçta attığı üç gol sonrası Avrupalı devlerin radarına girer Georgi Asparuhov ve en çok da Eusebio mevkidaşının transferini yana yakıla istemektedir: "Bulgaristan'da böyle oyuncular olduğunu bilmiyordum. Bu adama karşı oynamaktan korkuyorum. Gördüğüm en iyi oyunculardan biri olan Asparuhov'la yan yana oynamak için yalvarıyorum. Benfica-Levski maçında bütün Lisbon şehrini fethetti."


1968-69 Kupa Galipleri Kupasında Milan'a da iki gol attıktan sonra İtalyanlar da  kırmızı-siyahlı kulübün hocası Nereo Rocco'nın "hayallerimin golcüsü" dediği Asparuhov'un peşine düşer. Levski Sofya forması ile 150 leva kazanırken İtalyanların Schnellinger, Rivera, Sormani gibi "top klas" oyunculara önerdikleri 500 bin dolar ve eşi ile kendisine özel arabalar gibi "astronomik" tekliflerini elinin tersiyle iten Asparuhov memleketinden ayrılmaya sıcak bakmaz ve Milan'lı yöneticilere şöyle bir cevap verir " Bulgaristan diye bir ülke var ve orada da Levski diye bir takım var. Belki siz bu takımı daha önce duymadınız ama ben bu takımda doğdum ve burada öleceğim." Asparuhov futbol kariyerini mavi-beyazlı takımda sonlandırmak ister istemesine de, Avrupa'ya gitmek istemiş olsa bile bu komunizm ile yönetilen Bulgaristan'da imkansız yakındı ve rejim futbolcularının yurt dışına çıkmasını yasaklamıştı. yasaklar o kadar sertti ki Asparuhov'a Lev Yashin'in jubilesi için Rusya'ya gitme izni bile çıkmamıştı...

Kulüp takımında gösterdi başarı kadar Georgi Asparuhov'un namı milli takımda attığı gollerle de Dünya'ya yayılır. 1962'de olduğu gibi 1966 Dünya Kupasında da Bulgarlar yine çetin bir gruba düşerler. Pele'li Brezilya, Eusebio'lu Portekiz ve Florian Albert'li Macaristan'a karşı Asparuhov'lu Bulgaristan. Gundi ülkesinin Macaristan karşısındaki tek golünü atarken, Bulgarlar yine grubu son sırada tamamlıyordu.

İki sene sonra Wembley'de oynanan İngiltere-Bulgaristan hazırlık maçında Gundi attığı golle taraflı tarafsız herkesin alkışını alıyordu. Orta sahadaki bir kafa topu mücadelesinden kaptığı topla bütün İngiltere yarı sahasını kat ediyor ve kaleci ile karşı karşıya kaldığı anda kalecinin solundan topu plase bir vuruşla ağlara yolluyordu. Bulgaristan deplasmana İngiltere ile 1-1 berabere kalırken, maçtan sonra konuşulan isim yine kahramanımız oluyordu.



Levski Sofya ve Botev Plovdiv formaları ile oynadığı 244 maçta attığı 150 golle Bulgaristan futbol tarihine adını yazdırmış olsa da Georgi Asparuhov, futbolseverler onu hep karizmatik duruşu, ahlaklı oyun yapısı, rakiplerine karşı centilmenliği ve Levski Sofya'ya olan bağlılığı ile hatırlayacaktır. İyi de bir aile babasıdır aynı zamanda Gundi, eskilerin deyimiyle "sigarası ve alkolü olmayan" karısı ve oğluna adamıştır hayatını. "Yağmurlu bir geceydi ve eve geç gelmişti Georgi" diye anlatıyor karısı Lita eşinin insani tarafını"Arabadan çıktığında kucağında bir çok çiçek buketi vardı, 'Bunu hak edecek ne yaptım ki?' diye soracaktım ki, yolda giderken yağmur altındaki yaşlı bir çiçek satıcısına acıdığını ve bütün çiçeklerini satın aldığını anlattı"


Ve 1970-71 sezonun son maçında Levski ezeli rakibi CSKA'yı konuk ederken, maçın son dakikalarında kırmızı beyazlı takımın oyuncusu Yankov sert bir müdahale ile Asparuhov'u düşürür. Futbol kariyeri boyunca kendisini durdurmak için rakiplerinden tekmeler yemeye alışık olan ve sahada kavga-gürültüden nefret eden Gundi, hiç beklenmediği bir şekilde yerinden fırlar ve Yankov'a vurur. Bu iki topçunun "kapışması" hakem Aleksandar Shterev'in karşılıklı kırmızı kartları ile sona ererken, maç da olayların büyümesi sonrası yarıda kalır. Genelde maçlardan dört gün sonra toplanan Futbol Disiplin Komitesi ne hikmetse vakit kaybetmeden bir araya gelir ve iki oyuncuya da üçer maç ceza verir. İşte bu ceza da Asparuhov'un "kader değiştiren" olaylardan biri olur...

Cezalı olduğu için sonraki kupa maçında oynayamayacak olan Gundi, ertesi gün yine de takımının antrenmanına gelir ve yakın arkadaşı  Nikola Kotkov'u da yanına alır ve Plovdiv'in yerel takımı Vratsa'nın ellinci kuruluş yılını anısına düzenlediği özel maçta oynamak için Sofya'dan ayrılırlar. Yolculukları bir saati geride bırakmışken, Asparuhov'un Levski renklerinde olan mavi-beyaz Alfa Romeo'su benzin almak için Vitinya'da bir benzincide mola verir. Depoyu 9.20 levaya dolduran Georgi Asparuhov pompacıya 10 leva verir ve her zamanki cömertliği ile para üstü için beklemez ve yola çıkar. 80 santim belki onu zengin etmeyecektir ama o parayı almak için bekleyeceği zaman hayatını kurtaracaktı, nereden bilecekti ki?  Azrail golcü futbolcuyu almaya gelmiştir ama futbolun melekleri onun bu dünyada daha bir çok gol atması için çabalamaktadırlar. Arabasına bindiği esnada benzincide bulunan biri kendisini de yolları üzerindeki bir yere "atmaları" konusunda ricacı olur, Gundi tereddütsüz bu isteği de kırmaz. Oysa "Kimdir, nedir, nereye gidecektir" gibi sorular sorsa yine o talihsiz kaza yerine geç varacaktır... Yola çıkmalarının ardından çok olmadan yoldaki bir kör nokta arabanın kontrolünü kaybettirir Gundi'ye ve karşıdan gelen kamyonla çarpışırlar. Alevler içinde kalan otomobildeki üç kişi hayatını kaybeder.



Aynı gün uzaydaki bir kazada üç Rus astronot hayatını kaybedince, Bulgar gazeteleri efsane oyuncusunun ölümüne baş sayfalarında yer vermez ama kötü haber çabuk yayılır, binlerce insan polisin, itfaiyenin, hatta askerlerin engellemelerine karşın Levski Stadının etrafında toplanmaya başlar. Resmi olmayan rakamlara göre de 550 bin insan Georgi Asparuhov'un cenazesinde Sofya'da göz yaşı dökecektir... Bu Bulgar tarihinde İmparator III.Boris'in ölümünden sonra bir cenazede toplanan en fazla kalabalık olarak tarihe geçecektir.  Futbolculuk kariyerinde Bulgaristan dışına çıkmamış olan Asparuhov, attığı goller, kazandığı kupalardan ziyade yaşadığı yıllarda Sovyet Rusya'nın bir uydu devleti olan Bulgaristan halkına, Bulgarlar'ın kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekleri ve kendi başlarına büyük başarılar elde edebilecekleri duygusu verdiği için bugün bile saygı ve minnet ile anılmaktadır.


Bu trajik kazanın 40 gün sonrasında Asparuhov'un arkadaşı olan gazeteci İvo Bozhkov "İki Dokuz" adında yazmış olduğu ve daha sonra şarkısı yapılacak olan bir şiirini Gundi'nin mezarı üzerine bırakır. Cenazede polisin ve askerlerin Bulgar halkına karşı takındığı tavır, Bozhkov'un şarkısının "politbüro" tarafından yasaklanması Asparuhov'un ölümünün kazadan çok suikast olma şüphesini iyice netleştirir sevenlerinin kalbinde. Georgi Asparuhov'un popularitesinin gün be gün artması komunistler arasında kıskançlıkla karşılanırken, ünlü futbolcunun stadyuma topladığı kalabalıklar da "parti"yi huzursuz etmeye başlamıştı. Kazadaki üçüncü kişinin eşinin de yıllar sonra çıkıp, Asparuhov'un eşinden özür dilemesi, bu trajik ölümün kazadan çok cinayet olduğu konusunda herkesi çoktan hem fikir etmişti.




İki Dokuz
Yolun sonunda solda, yolların kesiştiği yerde,
Yaz ve kış iki buket çiçek yatar.
Dört yolda iki yalnız buket,
Bizim oraya gitmemizi bekler...

Yağmurda ve karda onlar bizi bekler,
Ve biz tekrar o yolu hatırlarız.
Mavi takımın iki sevilen dokuz numarası
Bugün bile her Bulgar takımını etkiler.
Asparuhov ve Kotkov, iki güzel yürek
Asparuhov ve Kotkov, batmayan güneş...

Yanıp kül olmuş olsa da bu şehitler
Büyüleyici kuşlar gibi sonsuza dek onları hatırlayacağız...

17 Mayıs 2019 Cuma

Bulgaristan Kupası Lokomotiv Plovdiv'in


Bulgaristan Kupası Finali Plovdiv derbisine sahne olurken, kupayı kazanan Botev Plovdiv'i 1-0la mağlup eden siyah beyazlı Lokomotiv Plovdiv oldu. 21 bin taraftar önünde Vasil Levski stadında oynanan maçta Lokomotiv'e galibiyeti getiren golü 78. dakikada Alen Ozbolt atarken, bu kupanın ilginç özelliği de siyah-beyazlıların kazanmış olduğu tek Bulgaristan Ligi Şampiyonluğu da aynı gün, 15 Mayıs'ta kazanılmasıydı.
Kupayı kazanan Lokomotiv takımı yönetici ve oyuncuları ertesi günü sanki Dünya Kupasını ülkesine getirmiş  gibi kupayı şehrin belediye başkanına götürüp, taraftarlarıyla balkon coşkusu yaşadılar...









22 Nisan 2019 Pazartesi

CSKA-Sofya: 0-0: Levski Sofya


Bulgaristan A Grupada "şampiyonluk play-offları" oynanırken, zirveyi yakından ilgilendiren maçta CSKA ile Levski golsüz berabere kalırken, maçın sonucu Botev Plovdiv'i 3-0la geçen Ludogorets'e yaramış oldu ve Razgrad ekibi CSKA ile farkı 5 puana çıkardı...
Maçı domine eden ev sahibi CSKA olurken, kırmızı beyazlılar kendilerine gereken golü bir türlü bir zamanlar Mersin İdman Yurdu'nun kalesini de koruyan Nikolay Mihailov'un kalesine yollayamadılar. Bu karşılaşma CSKA'ya iki puan kaybettirirken, Bulgarların da bir an evvel VAR sistemine geçmesini göstermiş oldu zira maçı yöneten Stanislav Todorov ev sahibi lehine en az üç tane "bariz" penaltıyı görmezden gelerek belki de 2018-2019 sezonunun şampiyonunu belirlemiş oldu.

Sofya derbisinde saha içinde yaşanılanlar elbette önemlidir lakin bizim ilk baktığımız yer maç öncesi ve maç esnasında taraftarın yapmış olduğu koreografiler, açmış oldukları pankartlardadır... İşte iki taraftan fotoğraflar:





Ve Levski Sofya tarafı:











Blog Widget by LinkWithin