Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2025 Cumartesi

İsrail'e Norveç'te Kırmızı Kart

 


Bu akşam Dünya Kupası elemelerinde Norveç-İsrail maçı vardı. Norveçliler maç öncesi ve maç esnasında İsrail'in Filistin'de yaptığı soykırımı protesto etmek için yürüyüşler yaptı, maçta devasa bir Filistin bayrağı açtı ve Gazze'ye desteklerini göstererek, futbol deyimiyle İsrail'e kırmızı kart gösterdiler. Norveç Futbol Federasyonu da bu maçın hasılatını Gazze'ye bağışlayacağını açıklamıştı geçen hafta içinde...

Norveçlilerin insan hakları konusunda hassasiyetleri önemliydi zira daha önce de Katar'daki Dünya Kupasını Katar'da stadyumların inşaa edilmesi sırasında bir çok işçinin hayatını kaybetmesi ve çalışanların insanlık dışı şartlarda bulunması nedeniyle protesto etmişlerdi.

Bugün Oslo'da bu protestolara maruz kalan İsrail milli takımını bir kaç gün sonra İtalya'da çok daha zorlu bir süreç bekleyecek. İtalyanlar geçen hafta İsrail'i protesto etmek için ülke çapında eylemler yapmış, sendikalar öncülüğünde işçiler Roma'ya yürümüş, ülkede ulaşım durdurulmuştu...







9 Ekim 2025 Perşembe

Tek Göz Devrimi

 


Avrupa Şampiyonası için hazırlıklarını yapan İtalya U-21 takımının "yenilikçi" teknik direktörü Silvio Baldini oyuncularına "korsan göz bandı" taktırıp antrenman yaptırmış geçen pazartesi günü. Üzerlerinde ulusal takımın antrenman setleri olan genç topçulardan kimileri sağ gözünü, kimileri de sol gözünü kapatıp birbirleriyle top kapma mücadelesi yaparken, bunun nedeni sorulduğunda Baldini: "Sahayı farklı şekilde görmelerini istiyorum" diye cevap veriyordu. Bu çalışmanın bilimsel açıklaması ise zihin gücüyle fiziksel yorgunluğu yenmek.

Baldini, Palermo ve Pescara takımlarını da çalıştırdığı dönemde sıradan antrenman taktikleri yerine farklı tarzda çalışmalarla adından söz ettirirken, genç İtalyan millilere de bu felsefesini öğretmek niyetinde. Tabii, bu bir idmanda olacak bir şey değil, yani oyuncular en az 6 ay boyunca tek gözle çalışsalar, görsel algıları çok gelişecekti ama bu deneme bile onları daha fazla odaklanmaya, daha hızlı tepki vermeye ve zorluklara uyum sağlamaya itmekte.

Catania, Palermo ve Pescara'da da uyguladığı "tek göz kapalı" çalışma en fazla 20 dakika ve üç aşamadan oluşmakta:

1-Baskın göz kapatılıyor

2-Diğer göz kapatılıyor

3-Hiç bir göz kapatılmadan çalışma devam ediyor.

Tirrenia'da deniz kenarında yaptığı ilk kampta da Baldini "Oyuncuların sahaya sadece gözleriyle değil, zihinleri ve bedenleriyle de bakmalarını istiyorum" demişti. Takım deniz kenarında kamptayken, topçuları plaja götürmüş, orada da koşturmuştu.


Tabii yenilikler sadece bununla bitmiyor, futbolcuların kampta tek kişilik odalarda kalmaları yerine aynı pozisyonda oynayan oyuncuları birlikte aynı odada kalmaları kuralını da getirmiş Silvio Baldini. Kaleciler de üç kişilik odada kalırken buradaki amaç da oyuncularının teknik konuları konuşmaları ve aralarındaki iletişimi arttırmak.

İletişim demişken, telefonla ilgili de yasaklar koymuş Baldini. Akıllı telefonlar soyunma odasına girmiyor, antrenman bitene kadar ya odada kalıyor ya da kapatılıp sepete konuluyor.

Hep sıkı kurallar da olmayacak tabii ki? Devrimci hoca kamplarda bir geceyi de "kaçamak" gecesi olarak ilan etmiş ve beslenme uzmanlarının sıkı diet listelerini bir gecelik unutup, futbolcuları restorana yemeğe götürmüş.

Daha önce bazı rugby takımları, golf şampiyonları ve Formula 1 yarışçılarına başarıyı getiren "tek gözlü antrenman" bakalım İtalya U-21'in Avrupa Şampiyonası giden yolunda etkili olacak mı?



3 Ekim 2025 Cuma

Trionda

 

2026 Dünya Kupasında kullanılacak resmi maç topu bugün görücüye çıktı: Trionda... FIFA'nın yıllarca sponsorluğunu yapan Adidas'ın bugüne kadar ürettiği en teknolojik top olan Trionda'nın adı Tri (üç) ve Onda (dalga) isimlerinde gelmektedir. Topun üzerindeki kırmızı, yeşil ve mavi renkler de turnuvanın yapılacağı olan üç ülke Canada, Meksika ve ABD'yi temsil etmektedir. Ayrıca topun içine yerleştirilen chip teknolojisi ile ofsayt kararlarının VAR'dan çok daha çabuk verilebilmesi sağlanacak...

Bakalım bu topla ilk gol kime kısmet olacak?


21 Ocak 2023 Cumartesi

Mauro'nun Akli Fikri Takımında Mı?



Günlük twitter turumu atarken taraftar hesabı olsun, spor hesabı olsun bir çok hesaptan Wanda Nara'nın ağzından Icardi ile ilgili sözler etrafta uçuşuyordu. Kimi Wanda'nın Shakira ile aynı kaderi paylaştığından, kimi güçlü kadınların erkeklere yön verebildiğinden, kimi de ünlü çiftin boşanmasından bahsediyordu. Ama tümünde ortak bir cümle vardı "Mauro'nun aklı fikri takımında."





Kadıköy'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde oynadığı 10-15 dakikalık sürede bir asist bir golle galibiyete katkı yapan Arjantinli golcü, Galatasaray taraftarının gönlünde saray kurmak için beton temeli atmışken, sansasyonel sevgilisi Wanda'nın ağzından "Mauro'nun aklı fikri takımında." cümlesini duymak ister istemez biz Galatasaray taraftarının gönlünü okşarken, Arjantinli golcüye duyduğu hislerinin de karşılık görmesi pek de hoştu...

Ama... İşte o ama var ya... Blog yazmaya başladığım günlerden beri alışkanlık haline geldiği üzere haberi kaynağından doğrulamak alışkanlığı yok mu...Bakalım Wanda Nara bu sözlerin hepsini söylemiş miydi yoksa sanal medyada her zaman olduğu gibi takipçilerin duymak istediği sözcükler mi havada uçuşuyordu?

Wanda Nara ile yapılan röportajın kaynağı olarak Caras sitesi gösteriliyordu, ben de siteye girip röportajı buldum ve google translate yardımıyla İngilizce'ye, oradan da Türkçeye çevirdim. Bakalım neymiş orada söylenilenler:


Wanda Nara, L-Gante ile ilgili ilişkisi hakkında konuştu: "Onun başka ilişkileri olduğunu biliyorum ama birbirimizi seviyoruz."

Wanda Nara, Icardi'den ayrılığından, Maxi Lopez'le arkadaşlığına ve L-Gante ile ilişkisine kadar her şey hakkında konuştu.

Caras: "Özel hayatına geçelim, Icardi'den ayrıldın mı?"

Wanda Nara: "Evet Icardi'den ayrıldım ama aramızdaki seviyeli ilişki devam ediyor ve gelecekte de devam edeceğini umuyorum. Şu anda her iki taraftan da birbirine karşı büyük bir sevgi ve saygı var, ama gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Bir çok açıdan ele alarak sonuçlandırdığımız bir karardı zira ikimizin de yapacağı çok iş vardı, son üç aydır Arjantin'de olduğum için sevsek de sevmesek de bu fikir ayrılıkları bazı şeylerin başlamasına neden oldu."

Caras: "Bu resmi mi yoksa duygusal bir ayrılık mı?"

Wanda Nara: " Gerçek şu ki şu anda ayrıyız ama ne benim tarafımdan ne de onun tarafından boşanma prosedürleri başlamadı. Zaman her şeyi gösterecek. Kağıtlar benim yaşantımı ya da duygularımı değiştirmiyor. Ve bir buçuk yıl önce Mauro ile aramızdaki bu büyük kriz meydana geldiğinde tüm ekonomik konular çok önceden çözülmüştü. Her ne kadar ilişkimiz kötü gitse de, ben her zaman Mauro'nun yanında oldum ve onu kariyeri boyunca hep destekleyeceğimi söyledim. Ve her nereye giderse de çocuklarımı yanına götüreceğimi belirttim."

Caras: "Bu arada günler önce Maxi Lopez'in Buenos Aires'te sizi ziyaret ettiğini biliyoruz. Onunla ilişkiniz düzeldi mi?"

Wanda Nara: "Evet, ilişkimiz yıllar önce düzeldi. Çocuklar şimdi büyüdü ve ben de topu artık onların tarafına yolladım, her birinin kendi telefonu var ve canları ne zaman isterse babalarını aramakta özgürler, artık aralarındaki ilişki bana bağlı değil, tam tersi kendileri halledebilirler. Şanslıyız ki, uzun zamandır çok iyiyiz ve babası ile aralarındaki mesafe uzak olsa da çocuklar bunu hiç hissetmiyorlar."

Caras: "Onun tekrar baba olduğundan dolayı mutlu musunuz?"

Wanda Nara: "Evet, Maxi iyi bir baba ve şimdi bu tecrübeyi başka bir yaşta ve başka bir yoldan yaşayacak. Bizim çocuklarımıza baba olduğunda çok gençti, kariyerinin zirvesindeydi ve bir yerden başka bir yere sürekli taşınıyorduk. Bir baba olarak onunla ilgili harika anılarım var."

Caras: "Onun şimdiki eşi Daniela Christiansson'ı tanıyor musunuz?"

Wanda Nara: "Evet, çocuklarımın doğum gününden. Ben çok Arjantinliyim o ise çok Avrupalı. Aramızda da çok büyük farklar var, İsveçli bir kadın ile Arjantinli kadın arasında fark su ve yağ gibidir. Tabii ki o Maxi'ye saygı duyuyor çünkü o Maxi'nin seçtiği kadın."

Caras: "Hayatındaki erkeklerden konuştuk ve şimdi sıra L-Gante'de. O senin erkek arkadaşın mı, sevgilin mi, arkadaşın mı?"

Wanda Nara: "İyi soru çünkü ona hangi sıfatı vereceğimi daha önce hiç düşünmedim. L-Gante çok sevdiğim biri ve onun da beni sevdiğini hissediyorum. İşlerimizi yaparken tanıştık, aynı duygusal durumu yaşıyorduk ve eşlerimizden yıllar önce ayrılmıştık. Ve her ne kadar aramızda büyük bir yaş farkı olsa da, aramızda harika bir bağ var. Her iki tarafta da aşk ve şefkat var ve her zaman yaşamımda olacağını biliyorum."

Caras: "36 yaşındaki bir kadınla 22 yaşındaki bir erkek nasıl birbirine bağlanıyor?"

Wanda Nara: "Onun başka ilişkileri olduğunu biliyorum, ona tavsiyelerde bulunacak iyi bir arkadaş gibi hayatında olanlar hakkında benimle sakince konuşuyor. Dünyanın değiştiğini duyuyorum, yeni nesil ilişkilerini ad koymuyor, bunu anlamıyorum ve de buna gülüyorum.  Bir çok konuda farklı bakış açılarımız var. Ona her şeyi çıkar gözetmeden anlatacağımı biliyor ve bazen böyle karakterler ya da sanatçıların etrafında çok fazla yalaka var ama ben öyle değilim."

Caras: "Seni onunla gördüklerinde çocukların ne söylüyor?"

Wanda Nara: "Hiç birşey. Onlar L-Gante ile tanıştılar ve iyi bir ilişkimiz olduğunu biliyorlar. 'Senin arkadaşın L-Gante' diye sesleniyorlar, onunla video oyunları ve Play Station hakkında konuşuyorlar.  Onları bir araya getiren konular bunlar."


Evet, Caras'taki röportaj bu şekilde...

Shakira ile ilgili sözleri de burada...

Google Translate'e de pek güvenmediğim için, Arjantin, İtalya ve İspanya futboluna hakim bir abime de danıştım ve beni haklı bulunca bu yazıyı yazma gereği duydum...

Yine de bir açık kapı bırakalım ve "Mauro'nun aklı fikri takımında." cümlesinin geçtiği röportajı gören-duyan-bulan varsa yorumlara yazabilir...

Icardi'nin ağzından yazılan "Wanda Nara'dan ayrıldıktan sonra tamamen Galatasaray'a odaklandım. Bekarlık sultanlıktır." tweetini ise sadece güzel bir espiri olarak blog sayfalarına koyuyorum...

Zira Caras'ta gexerken "aşk çocuğunun" Paris Hilton ve Shannon De Lima'nın da instagram hesaplarında karşılıklı beğenilerde bulunduğu yazıyordu...

14 Haziran 2021 Pazartesi

Tek Dişi Kalmış Canavar



Covid pandemisi sebebiyle 2021 yılında bir yıl gecikmeyle oynanan Euro 2020 Avrupa Şampiyonası atılan müthiş goller, yapılan basit hatalar, hayal kırıklığı yaratan ülkeler ve kupayı evine götüren takımla hatırlanacağı kadar, Danimarka-Finlandiya maçının ilk devresi biterken aniden yere yığılan ve yaşam savaşı veren Christain Eriksen'le de anılacaktır.

Danimarkalı futbolcunun yerde kaldığını gören başta kaptanı Simon Kjaer olmak üzere takım arkadaşları büyük bir soğukkanlık örneği göstermiş, yerde yatan arkadaşlarının etrafında bariyer örüp, yürek sızlatıcı görüntülerin yayınlanmasını engellemişlerdi. Bu talihsiz olaydan etkilenen iki takım oyuncuları da soyunma odalarına gitmiş ve karşılaşma saatlerden sonra kaldığı yerden devam etmişti. Kafaları arkadaşlarının sağlık durumuyla meşgul, bünyeleri sahada olan Danimarkalılar da hem tek kale oynadıkları maçta kalelerine ilk gelen topta golü yemi, hem de penaltı kaçırarak beraberlik şansını kaybetmişlerdi.

Saha içinde "ölüm-kalım" savaşının yaşandığı böyle bir durum sonrası maçın devam etmesini kaydetmiş olduğumuz Boş Mukavele #15 podcastte eleştirmiş ve endüstriyel futbolu "tek dişi kalmış canavar"a benzetmiştik. 


Bugün medyaya yansıyan haberleri okudukça da Endüstriyel Futbolun UEFA'yı ne kadar hapsettiği, insan sağlığının ve futbolcu psikolojisinin de sadece laftan ibaret olduğunu öğrenmiş olduk. Danimarkalı futbolcular soyunma odasına gitmiş ve maçı seyreden tüm futbolseverler gibi Eriksen'in sağlığı için dua ederken, ya maça devam etmeleri ya da ertesi gün saat 13'te oynamaları seçenekleri sunulmuş. "Kişisel olarak karar veremeyecek bir seçenekle karşı karşıya bırakıldık. Bu kararı şimdi verecek zamanın olmadığı birileri tarafından söylenmeliydi" diye kaldıkları tuhaf durumu belirtirken kaleci Kasper Scmeichel, Barcelona forması giyen Braitwaite de "İkisi de birbirinden kötü seçeneklerle karşılaştık. Kötünün iyisini seçmek zorunda kaldık ama sahada oynayamayacak durumda arkadaşlarımız vardı. Onların aklı sahadan ziyade Eriksen'deydi. Böyle bir durumda üçüncü seçenek verilmeliydi bize." diye isyanını belirtmiş...

Futbolcuları sahaya çıkmaları için zorlayan UEFA ise cumartesi gecesi twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada maçın iki takım oyuncularının isteği ile oynandığını belirtmişti. 

Peki, Danimarkalılar oynamak istemedi de Finlandiya tarafı bu konuda ne düşündü acaba diye soracak olanlara da Finlandiyalı topçuların maçı devam etmek için sahaya çıkan Danimarkalıları alkışlamasını görünce, onların her türlü karara saygı duyacaklarını düşünüyorum...

10 Haziran 2021 Perşembe

Mancini'den Mektup



 İtalya Milli Takım teknik direktörü Roberto Mancini, yarınki Türkiye maçı öncesi İtalyan taraftara yönelik bir mektup yazdı. Bakalım Mancini hoca nelerden bahsetmiş mektubunda:


"Sevgili İtalya,

2019 Ekim'inde Olimpiyat Stadında Yunanistan'ı yenip, Avrupa Şampiyonasına katılmaya hak ettiğimiz günden bugüne sanki uzun yıllar geçmiş gibi. O günlerde coşku doluyduk ve bir kaç ay sonra tekrar Olimpiyat Stadında karşınıza çıkıp, bir çok ülkede gezilecek Avrupa Şampiyonasında mücadele etmeyi dört gözle bekliyorduk. 2020  yılı bizim için birlikte yaşayacağımız mutluluk dolu bir sene olacaktı ama nasıl gittiğini hepiniz biliyorsunuz. Öyle bir sene oldu ki, alışkanlıklarımızı değiştirdik, aylarca sevdiklerimizden uzak kaldık ve maalesef bazılarımız sevdiklerini kaybetti. Oldukça basit şeylerin çok karmaşık olduğu aylar yaşadık. Hiç kimse için kolay zamanlar değildi. Küresel pandeminin sonuçları herkesin malumu ve hala da bu salgına karşı güçlü durmalıyız.

İşte bu nedenlerle ki mavi formanın ve İtalya halkının gücünün bilerek maçlarımızı oynayacağız. Yeşil alana ayak bastığımızda her dakikanın onurunu yaşayıp, futbol oynamaya başlayan küçük bir çocuğun neşesini hissederken, dünyanın en güçlü ve güzel ülkelerinden birini temsil etmenin sorumluluğunu da üzerimizde hissediyor olacağız. 

Mavi gökyüzünün altında birleşelim... Mavi formalarımızı giyelim... 60 milyon İtalyanı bir araya getiren o koruda buluşalım: FORZA AZZURRI...


4 Haziran 2020 Perşembe

Eski Manken Futbol Kulübü Satın Aldı


Eski mankenlerden Anamaria Prodan'ın  CS Buftea takımına başkan olarak futbola giriş hikayesini 2009'da blog sayfalarında paylaşmıştık. Başkanlığı geçici bir heves olarak görmeyip, sonraki senelerde de futboldan elini çekmeyen Prodan, çeşitli futbolcuların menajerliğini de yaparak, ülkenin önde gelen spor kadınlarından biri olmayı sürdürüyordu. Al Wasl takımını çalıştıran eşi Laurentiu Regenkampf''la birlikte bir müddet Romanya dışında olduğu için spor gündeminde yer bulamayan Anamaria Prodan, ülkesinden bir futbol takımı satın alarak tekrar o çok sevdiği işi yapmış oldu: insanları kendisi hakkında konuşturmak... Romanya Liga 1'de orta sıralarda mücadele eden Hermannstadt kulübünden bugün yapılan açıklamada şöyle cümleler sarf ediliyordu:

"AFC Hermannstadt kulübü ve Sibiu şehri için oldukça güzel haberlerimiz var. Bir kaç dakika önce AFC Hermannstadt yöneticileri ve Regenkampf ailesi ortak bir anlaşmaya vararak, kulübü finansal ve sporsal olarak Regenkampf ailesine devretti."


Finansal olarak sıkıntılı günler geçiren Sibiu şehrinin takımı olan AFC Hermannstadt, 7.25 milyon euro karşılığında Anamaria Prodan'a devredilirken, halihazırda futbolcu menajerliği yapan eski manken, bu "satıştan" sonra ortaya çıkabilecek yasal sıkıntıları ortadan kaldırmak için de kulübü 21 yaşındaki kızı Rebecca'nın yöneteceğini belirtmiş. "Eşim Steaua Bükreş'in teknik direktörü olduğunda da menajer olmamam sebebiyle aynı sorular bana soruldu, şimdi de soruluyor ama eşim hocalık yapıyor, kızım kulüp başkanı ve ben de menajerim, yasal olarak hiç bir sıkıntı yok" diyen Anamaria, çocukları için iş alanları açmak istediğini ve 21 yaşındaki kızının da ülkesinin en genç ve tek kadın başkanı olduğunu belirtmiş.

3 yıldır Milano'da mankenlik yapan Rebecca Dimitrescu ise " Sibiu harika bir futbol takımını hak eden harika insanlara sahip müthiş bir şehir. Bizim ailemiz futbolla nefes alıp verdiği için bu harika takımın ölmesine izin veremezdik" diyerek duygularını belirtmiş...

Bu arada Anamaria Prodan, Romanya Futbol Federasyonu başkanlık seçimlerine de aday olacağını ve Steaua başkanı Becali dışındaki tüm üyelerin kendisine oy vereceğini belirtmişti geçtiğimiz günlerde. Eğer böyle bir ihtimal gerçekleşir ve Prodan başkan olursa, Romanya'da annenin federasyon başkanı, kızının kulüp başkanı olduğu ligde maç yönetecek hakemlerin vah haline...


2 Haziran 2020 Salı

Böyle De Olur Transfer Bedeli


Futbolcuların transfer ücretleri günümüzde alışık olduğumuz üzere milyon eurolarla ölçülmemiştir pek çok defa, bazen "paradan çok daha değerli" varlıklar değiştirtmiştir topçulara giydikleri formanın rengini. Karides için de takımını bırakan olmuştur, protez bacak için de... Ansiklopedi seti karşılığında yeni diyarlara yelken açan futbolcuyu da yazmıştır futbolun tozlu sayfaları, bir şişe gazoz uğruna yeni takıma geçeni de... İsterseniz girizgahı çok fazla uzatmayalım da, bu ilginç transfer hikayelerine bir göz atalım...

  • İlk hikayemiz ülkemizin sevimli sahil şehirlerinden Çanakkale'den gelsin. Çanakkale 2. Amatör grubunda mücadele eden Bolayır Gençlikspor,  Osman Yusufoğlu'nu 1 ton buğday, 1 ton ayçiçeği ve 4500 lira değerinde sanal para "etherium"  karşılığında renklerine bağlamış.
  • Pandemi günlerinde evlere hapsolmuşken, Netflix yayınladığı filmler ve belgesellerle en büyük yardımcımız oldu. Bu belgesellerden biri de Sunderland'ın hikayesini anlatan Sunderland: Till I Die olmuştu. Bizim gibi belgeseli seyredip, Sunderland'a sempati besleyen eski Leeds United'lı Laurens de Bock da hiç vakit kaybetmeden Sunderland'a transfer olmuş...
  • Bursaspor'un şampiyon kadrosunun kalecisini hatırlıyor musunuz? İvankov, dediğinizi duyar gibiyim. Peki Bulgar kaleci Bursa'ya nasıl gelmiş? Onun hikayesini de takımın yardımcı antrenörlerinden Adnan Örnek'ten dinleyelim: "İvankov, transfer esnasında bize maddi olarak hiç pürüz çıkarmadı, tek şartı vardı, çocuklarının okuyacağı bir Amerikan Koleji. Bursa'da böyle bir kolej olmamasına rağmen, ona "Evet, Bursa'da çocukları Amerikan Kolejine yazdırırız" dedim. Adam şehre gelip, yalan söylediğimi öğrenince, soğukkanlı davranıp, bana sitem etmedi. Ama Bursaspor şampiyon olsun, ben İvankov'un çocukları için yabancı dille eğitim veren bir kolej açarım."
  • Fenerbahçe ve Trabzonspor geçtiğimiz aylarda Gölcükspor'lu İsmail Yüksek için kapışmışlar, son sözü sarı-lacivertli ekip söylemişti. Peki, Fenerbahçe İsmail için Gölçükspor'a ne mi verecek? 500 bin lira paranın yanında, alt yapıdan iki oyuncuyu kiralık yollayacak ve Gölcükspor'u Topuk Yaylasında iki sezon ücretsiz kampa konuk edecek.
  • Avrupa Gol Kralı Tanju Çolak'ın Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye transferini bilirsiniz de 16 yaşında Yolspor'a geçiş hikayesini bilir misiniz? Biz anlatalım o halde, Tanju alt yapıya çok önem verdiğini bildiği Yolspor'a bir şişe Yedigün gazoz ve bir pasta karşılığında transfer olmuş...
  • Sağlık parayla ölçülür mü? Tabii ki ölçülmez. Ampute Futbol Süper Liginde mücadele eden Konya Engelli Gücü de Gana milli takımında da oynayan Atta'ya transfer teklif eder. Golcü oyuncu tek bir şart karşılığında kabul eder: Çocukluğundan beri sakat olan sol bacağına protez takılacaktır. Teklif kabul edilince Atta eşini ve dört çocuğunu Gana'da bırakarak Türkiye'ye gelir.
  • Türkiye'de çeşitli amatör kulüplerde 5 yıldır forma giyen Ganalı Mohammed Sumaila iki sene evvel Mudanya'da düzenlenecek olan bir futbol turnuvasında Yörükalispor adlı köy takımında forma giymek için 10 kilo organik zeytin yağ talep etmiş...
  • Mohammed Sumaila 10 kilo zeytin yağ alacak da Adanalı Oktay Karakan boş mu duracak, tecrübeli ön libero Aladağspor'lu yöneticilerle 10 kilo pekmez karşılığında el sıkışmış.
  • Ordu Amatör Liginde mücadele eden Korganspor "Para da neymiş, fındıktan değerlisi mi var?" diyerek her ay verilecek birer çuval fındık karşılığında kaleci Murat Karabayrak ile sağ bek Mustafa Partal'ı kadrosuna katmış. 
  • Romanya Liginden de ilginç bir transfer ücreti var: Finansal sıkıntılar çeken Jiul Petrosani para eder oyuncularından Ion Radu'yu 1998 yılında 500 kilo domuz eti karşılığında Chimia Ramnicu Valcea takımına satmış... Başkan bu transferi şöyle açıklamış: "Etleri satıp, topçuların maaşlarını ödeyeceğiz."
  • Yine Romanya'dan devam edersek, Marius Cioara ikinci lig ekibi Arad'tan dördüncü lig takımı Regal Hornia'ya 15 kg sucuk karşılığında evet demiş. Transfer bedeli kadar ilginç olan da Cioara'nın sözleşmeye imza atmasının ertesi günü futbolu bırakması ve Hornia kulübünün isyanı: "Hem iyi bir topçuyu kaybettik, hem de takımın bir haftalık yemeği gitti."
  • Romanya'dan son transfer haberi ise 10 top karşılığında Jiul Petrosani'den Arad'a giden Liviu Baicea'yla ilgili olsun.
  • 2002 senesinde Norveç Üçüncü Liginde Vindbjart forması terleten ve 14 gole imza atan Kenneth Kristensen yaz tatilini Norveç'in güney kıyılarında Flekkeroy'da deniz ürünleri tüketip, idmanlara da kilo fazlasıyla gelince, Vindbjart  oyuncuyu Flekkeroy takımına göndermeye karar vermiş, tabii teklifleri de ilginçtir: Oyuncunun kilosu karşılığında karides isterler. Güney ekibi "Bizde karidesten bol ne var ki?" diyerek teklifi seve seve kabul etmiş ve 75 kg karidesi rakiplerine yollamış. İşin ilginci Flekkeroy o sezon ligi ikinci bitirip, bir üst lige yükselirken, Vindbjart ise beşinci olmuş.
  • Norveç'le devam edersek, eski birinci lig oyuncularından Bard Erik Olsen haftalık bir kutu büyük boy pizza karşılığından emeklilikten dönüp Beşinci lig takımlarından Trovnik'te forma giymeye başlamış...
  • Manchester United günümüzde yapacağı transferlere milyon euroları su gibi harcıyor ama 1927 yılında Stockport County'nin kanat oyuncusu Hugh mc Lenhan'ı 3 derin dondurucu dolusu dondurmaya transfer ettiğini yeni nesil bilmiyordur herhalde.
  • Bir varil bira karşılığında transfer olur mu? 1921 yılında Hull City 19 yaşındaki Ernie Blenkinsop'u transfer ederken 100 poundun yanında bir de bir varil bira yollamış Cudworth United Methodists takımına.
  • Collins John Hollanda u-16 takımında oynarken geleceği parlak olarak görülür ve Nijverdal'den Twente'ye transfer edilir. Ne karşılığında mı? Bir kaç koli ansiklopedi. Ansiklopediler daha sonra yerel bir lisenin kütüphanesine bağışlanır.
  • Liverpool ve İngiltere Milli Takımının efsanelerinden John Barnes'i listemize ekleyen transfer ücreti ise bir kaç çift forma. Sudbury Court takımıyla dikkati çeken genç oyuncuyu Watford hemen kapmış ve eski takımına bir kaç forma vermiş ve sözleşmeyi imzalatmış.
  • İrlanda futbolunun efsane isimlerinden Tony Cascarino da 1982 yılında Gillingham'a çeşitli antrenman malzemeleri karşılığında transfer olmuş.
  • Garry Pallister 19 yaşında ilk transferini yaparken, forma takımı, top çantası ve kale ağları kazandırmış eski kulübüne. Sonraki kulüplerini ise zengin etmiş...
  • Zat Knight da amatör Rushel Olympic'ten Fullham'a 1999 senesinde transfer olurken, o da eski takımına 30 çift eşofman kazandırmış.
  • Arsenal efsanelerinden Ian Wright'ın, Crystal Palace transferi sonrası eski takımı bir çift ağırlık seti sahibi olmuş...
  • Daniel Allande ise Uruguay'da 550 biftek karşılığında takım değiştiren oyuncu olarak yıllarca konuşulup durmuş.

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Mayıslar Bizimdir


İngilizlerin efsane golcüsü Gary Lineker'in meşhur sözünü bilirsiniz "Futbol iki takım halinde 90 dakika boyunca oynanan ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur." Fatih Terim'in 90ların ortasında Galatasaray'a teknik direktör olmasıyla birlikte, Galatasaray taraftarının da ağızlarına pelesenk olan bir söz ortaya çıktı: "Mayıslar bizimdir" Bu cümle sadece ağızlarda ve tezahüratlarda kalmadı, İTÜ'li Aslanlar sayesinde tribünlere de pankart yapıldı...

Peki, Mayıslar gerçekten Galatasaray'ın mıdır? Üşenmedik, Milliyet'in arşivini açtık, tarama yaptık, Türkiye Ligi şampiyonluklarını, Türkiye Kupası finallerini, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupalarını inceledik ve ortaya şöyle bir tablo çıktı: 31 günlük mayıs ayının sadece 7 günü Galatasaray taraftarı bir kupa sevinci yaşamamış... Belki o 7 günde de sarı-kırmızı sevdalılarının yüzünü güldürecek bir başarı vardır da biz bulamadık, eğer siz biliyorsanız, yorumlar bölümüne yazarsanız, seve seve tabloyu tamamlarız...

Başlayalım müsadenizle:

1 Mayıs: 

  • 1 Mayıs işçi bayramı olması vesilesiyle o gün maç ya da final oynanmış olsa gerek ki, herhangi bir final ya da kupa törenine rastlayamadık.


2 Mayıs:

  • Galatasaray adına boş geçen nadir günlerden biri.


3 Mayıs:

  • 03 Mayıs 1998, Galatasaray:4-1:İstanbulspor (Okan, Hakan2,Arif) 12.Şampiyonluk Garantilendi
  • 03 Mayıs 2000, Antalya:3-5:Galatasaray, Türkiye Kupası Kazanıldı
4 Mayıs: 
  • 04 Mayıs 2002, Galatasaray:5-0:Yimpaş Yozgatspor (Perez2,Arif2,Radu) 15. Şampiyonluk Kupası Töreni
(28 Nisan 2002, Kocaelispor:0-2:Galatasaray (Hasan, Radu) 15.Şampiyonluk Garantilendi)
5 Mayıs: 
  • 05 Mayıs 2013, Galatasaray:4-2:Sivasspor (Selçuk2, Burak2) 19. Şampiyonluk Garantilendi
6 Mayıs:

  • Sevinç ve zaferlere bir günlük mola verdik. 

7 Mayıs:
  • 07 Mayıs 2014, Eskişehirspor:0-1:Galatasaray (Sneijder), Türkiye Kupası Kazanıldı
8 Mayıs:
  • 08 Mayıs 1991, Ankaragücü:1-3:Galatasaray, Türkiye Kupası Kazanıldı
9 Mayıs:
  • 09 Mayıs 1998, Karabükspor:2-3:Galatasaray (Hakan,Fatih,Arif) 12. Şampiyonluk Kupası Töreni
10 Mayıs:
  • 10 Mayıs 1997, Antalyaspor:0-2:Galatasaray(Hakan,Hagi) 11. Şampiyonluk Garantilendi (2 Hafta kala)
  • 10 Mayıs 2008, Galatasaray:2-0:Hacettepespor (Hakan,Hakan B.), 17.Şampiyonluk Kupa Töreni
11 Mayıs:
  • 11 Mayıs 2005, Galatasaray:5-1:Fenerbahçe (Hakan3,Necati,Ribery), Türkiye Kupası Kazanıldı
12 Mayıs:
  • 12 Mayıs 2012, Galatasaray:0-0:Fenerbahçe, Süper Final, 18.Şampiyonluk Kupası Töreni
13 Mayıs:

  • Süper Final sezonunda kazanılan "duble şampiyonluktan" sonra bir günlük ara herkesin hakkı olsa gerek.

14 Mayıs:
  • 14 Mayıs 2000, Beşiktaş:1-3:Fenerbahçe, 14. Şampiyonluk Garantilendi
  • 14 Mayıs 2006, Galatasaray:3-0:Kayserispor (İliç, Sabri2) 16. Şampiyonluk Kupa Töreni
15 Mayıs:
  • 15 Mayıs 1988, Galatasaray:2-0:Karşıyaka(Tanju, Prekazi), 8.Şampiyonluk Garantilendi (2 Hafta kala)
  • 15 Mayıs 1994, Galatasaray:2-0:Bursaspor (Ljung,Hakan), 10. Şampiyonluk Kupa Töreni
  • 15 Mayıs 2019, Galatasaray:3-1:Akhisar Belediyespor (Sinan, Feghouli,Diagne) Türkiye Kupası Kazanıldı
16 Mayıs: 
  • 16 Mayıs 1970, Galatasaray:86-83:İTÜ, Basketbol Türkiye Kupası Kazanıldı

17 Mayıs:
  • 17 Mayıs 2000, Galatasaray:4-1:Arsenal, UEFA Kupası Kazanıldı
18 Mayıs:
  • 18 Mayıs 2013, Galatasaray:2-0:Trabzonspor (Riera,Burak), 19.Şampiyonluk Kupası Töreni
19 Mayıs:
  • 19 Mayıs 2018, Göztepe:0-1:Galatasaray (Gomis), 21. Şampiyonluk Kupası Töreni
  • 19 Mayıs 2019, Galatasaray:2-1:Başakşehir (Feghouli, Onyekuru), 22. Şampiyonluk Garantilendi
20 Mayıs:

  • Bir gün nefeslenmek, fena olmaz değil mi?

21 Mayıs:
  • 21 Mayıs 2000, Galatasaray:1-1:İstanbulspor(Recep K.K.), 14. Şampiyonluk Kupa Töreni
22 Mayıs:
  • Kupa sevinci yaşamadık ama Fenerbahçe-Trabzonspor 2010-2011 Şampiyonu Kim diye tartışırken, seyretmek de mutluluk sebebi.
23 Mayıs:
  • 23 Mayıs 1973, Ankaragücü:1-1:Galatasaray, (İlk maç 1-3) Türkiye Kupası Kazanıldı
  • 23 Mayıs 1990, Galatasaray:1-0:Trabzonspor (Tanju), Başbakanlık Kupası Kazanıldı
  • 23 Mayıs 1999, Antalyaspor.1-1:Galatasaray (Burak Akdiş),13. Şampiyonluk Garantilendi
24 Mayıs:
  • 24 Mayıs 1997, Bursaspor:2-3:Galatasaray (Hakan2,Arif), 11.Şampiyonluk Kupa Töreni
  • 24 Mayıs 2019, Sivasspor:4-3:Galatasaray(Linnes,Muğdat2), 22. Şampiyonluk Kupası Töreni
25 Mayıs:
  • 25 Mayıs 1969, Şekerspor:1-2:Galatasaray (Çeloviç,Gökmen Özdenak), 3. Şampiyonluk Kupası Töreni
  • 25 Mayıs 1995, Galatasaray:1-1:Fenerbahçe (Penaltılarda 3-2), Başbakanlık Kupası Kazanıldı
  • 25 Mayıs 2015, Başakşehir:2-2:Fenerbahçe, 20. Şampiyonluk Garantilendi
26 Mayıs:
  • 26 Mayıs 1976, Galatasaray.1-0:Trabzonspor (6-4 penaltılarla), Türkiye Kupası Kazanıldı
  • 26 Mayıs 1991, Beşiktaş:0-1:Galatasaray (Kosecki), Cumhurbaşkanlığı Kupası Kazanıldı
  • 26 Mayıs 1982, Ankaragücü:2-1:Galatasaray (İlk Maç 0-3), Türkiye Kupası Kazanıldı
  • 26 Mayıs 2016, Galatasaray:1-0:Fenerbahçe (Podolski), Türkiye Kupası Kazanıldı
27 Mayıs:
  • 27 Mayıs 1973, Galatasaray:2-1:Bursaspor (Mehmet Özgül2), 6. Şampiyonluk Kupası Töreni
  • 29 Nisan 1973, Galatasaray:1-0:Fenerbahçe, 6. Şampiyonluk Garantilendi (3 Hafta Kala)
28 Mayıs:
  • 28 Mayıs 1972, Galatasaray:2-0:Boluspor (Gökmen Özdenak2), 5. Şampiyonluk Kupası Töreni
29 Mayıs:
  • 29 Mayıs 1988, Galatasaray:1-0:Boluspor(Uğur Tütüneker), 8.Şampiyonluk Kupası Töreni
30 Mayıs:
  • 30 Mayıs 1993, Ankaragücü:0-8:Galatasaray (Arif2,Falko2,Gutschow3,Hakan), 9.Şampiyonluk Kupası Töreni
  • 30 Mayıs 1999, Galatasaray:0-0:Gaziantepspor, 13. Şampiyonluk Kupası Töreni
  • 30 Mayıs 2015, Rizespor:1-1:Galatasaray(Umut Bulut), 20. Şampiyonluk Kupası Töreni
31 Mayıs:
  • 31 Mayıs 1997, Galatasaray:2-1:Kocaelispor (Ümit,Hakan), Cumhurbaşkanlığı Kupası Kazanıldı

11 Mayıs 2020 Pazartesi

En İyi 10 Kaleci


France Football dergisi gelmiş geçmiş en büyük 10 kaleci listesini geçtiğimiz günlerde yayınlamış. Buna göre bir numara hiç şüphesiz ki Rusların efsanesi "kasketli" kaleci Lev Yashin (1960 Avrupa Şampiyonu ve 1956 Olimpiyat Şampiyonu Rusya) olurken, ikinci sırada ise 73. kere İngiltere milli takımı kalesini koruyan, Stoke City  ve Leicester City efsanesi Gordon Banks yer almış... Kürsüye çıkan bir diğer isim de İtalya'da kaleci denince ilk akla gelen kişi: Dino Zoff.

Peki listenin devamı mı:
4.Gianluigi Buffon
5.Manuel Neuer
6.Peter Schmeichel
7.Sepp Maier
8.Iker Casillas
9.Edwin van der Saar
10.Peter Shilton

Bu listeye Dassaev, Taffarel, van Breukelen, Oliver Kahn, Chilavert gibi kaleciler girmez mi? Pek tabii ki girebilir, sizce?

3 Mayıs 2020 Pazar

Futbol Oynarken Virüs Kapmazsın


Bütün dünya Covid-19 virüsü nedeniyle evlere kapanmış, her türlü sosyal, kültürel ve sportif etkinliği durdurmuşken, Danimarka'dan gelen bir araştırma futbol liglerini yeniden başlatmak isteyen federasyonlar için "can simidi" oldu.

"Bir futbolcu yeşil sahada covid 19 pozitif olan başka bir futbolcunun yanında ortalama olarak bir buçuk dakika geçirir"

Yukarıdaki cümle, Danimarka'nın Aarus Üniversitesi tarafından "futbolcuların futbol oynarken corona virüsünden etkilenip etkilenmeyecekleri" ile ilgili yapılan bir araştırmadan... Nikolas Knudsen, Manuel Thomasen ve Thomas Bull Andersen 14 Süper Lig maçındaki futbolcu hareketlerini ölçüp, yukarıdaki neticeyi ortaya çıkarmışlar.

Henüz herhangi bir dergide yayımlanmamış olsa bile söz konusu araştırma, Kopenhag Üniversitesinden virolog Allan Randrup Thomsen'in dahanin önce ortaya atmış olduğu futbolcuların açık havada futbol oynarken enfekte olma ihtimalleri düşük olduğu tezini de destekliyor bir bakıma. Thomsen "Ulusal Sağlık Kuruluna göre virüsün bir kişiyi ciddi manada etkilemesi için o kişi enfekte olmuş biriyle iki metreden yakın mesafede on beş dakikadan fazla bir arada kalmalı diyor. Bu sebeple meslektaşlarımın ortaya çıkarmış olduğu bilgiler oldukça önemli, özellikle açık alanda futbol oynarken" diye araştırmayla ilgili düşüncelerini belirterek "Futbolcular çok yakın temas halinde bulunacakları soyunma odaları yerine, maçlara evlerinde soyunup gelir, maç bitimi de duşlarını evde alırsa, gol esnasında birbirlerine sarılmazsa, dirsek içine öksürüp, ellerini yıkar ve maç içinde de tokalaşmazsa, futbol oynamaya bir engel yoktur" diye sözlerine devam etmiş ve Amerikan futbolu ve rugbynin sıkıntılı olduğunu ama bizim bildiğimiz futbolu oynamanın bir tehlikesi olmadığını da eklemiş.

Aarus Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya dönersek, Nikolas Knudsen ve Manuel Thomasen futbolcuların sahada nasıl hareket ettikleri konusunda Süper Lig maçlarındaki bilgileri ve analizleri incelemişler. Araştırmanın üçüncü ortağı Thomas Bull Andersen'in anlattığına göre, maç içinde "hayali olarak bir oyuncuyu enfekte kabul edip", onun saha içindeki hareketleri ve diğer oyuncuların ona yakın temas sürelerini ölçmüşler. Buna göre futbolcular enfeksiyon bölgesinde 0 ile 657 saniye arasında bulunuyor, yani 11 dakikanın altında ki ortalama "bir arada bulunma" 1 dakika 28 saniye. "Bir kaç oyuncunun enfekte olduğunu düşünürseniz, bu süreyi de enfekte sayısıyla çarpabilirsiniz" diyor araştırmacılar. Yani iki oyuncu üç dakikanın altında enfekte olma süresi oluştururken, dört oyuncuda bu süre 6 dakikaya çıkıyor.

Tabi bu araştırmanın bir başka boyutu da virüse nerede maruz kalınacağı ile ilgili, örneğin iki rakip kaleci birbirine saha içinde yakın durmazken ya da sağ kanattaki bir oyuncu rakibin sağ kanadında oynayanla temas etme şansı çok azken, forvetler savunma oyuncuları ile oldukça yakın olabiliyorlar.

Araştırma futbol liglerini açmayı düşünenler için sevindirici sonuçlar verse de, unutulmamalı ki burada sadece futbolcuların hareketlerinden bahsediliyor Oysa ki bir futbol maçında, teknik ekipler, seyirciler, yayıncı kuruluş, gazeteciler de var ve bunun yanında futbolcular da topu taç atmak veya korner ya da serbest atışa yerleştirmek için elle tutmaktalar... Futbolcuların teri, daha da kötüsü, futbolcuların sahaya tükürmeleri işin başka bir boyutu... Bu gibi etmenler de virüsün yayılımını hızlandırabilirler hiç kuşkusuz...








22 Şubat 2020 Cumartesi

Levski Sofya'yı Taraftar Kurtaracak


Geçen hafta yapılan Beşiktaş Genel Kurulunda Beşiktaş'ın "çiçeği burnunda" yeni başkanı Ahmet Nur Çebi "Şu an kulüpte elektrik faturasını ödeyecek para yok" diye gözleri sulanmış, çaresizliğini belirtiyordu. Yanlış transferler, menajer ücretleri, hesapsız yatırımlar derken asırlık kulüpler günümüzde ekonomik krizin sancılarını en acı şekilde yaşıyorlar. Bu kulüplerden biri de Bulgaristan'ın Levski Sofya kulübü. Kulübü borçlardan kurtarmak için başkanlığa gelen Vasil Bojkov'un yurt dışına kaçması ile sahipsiz kalan mavi-beyazlıları yaşatmak için taraftarlar ellerini taşın altına koymuş ve bağış kampanyası başlatmışlar. Buna göre Futbol Federasyonuna her ay 143 bin Bulgar levası ödeyip borcu kapatmayı planlamışlar ve şimdilik bağışlardan ve satılan bilet ile kulüp ürünlerinden toplanan miktar 288 leva, yani Mart ayının taksidi bile toplanmış... Sofya ekibinin yöneticileri de taraftara stadı doldurma çağrısı yaparak, eğer tüm biletler satılırsa 130 bin leva kazanacaklarını ve Nisan ayı taksidi için de rahat olacaklarını belirtmişler...



Kostadinov Başkanlığa Aday


Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde Bulgaristan'ın iç sahada İngiltere'ye karşı aldığı 6-0lık yenilgi ve maçın da ırkçı tezahüratlar nedeniyle bir kaç durması neticesinde oluşan kriz sonrası Federasyon başkanı Borislav Mihailov istifa etmiş, yerine geçici olarak başkan yardımcısı Mihail Kasabov seçilmişti. Haziran başında yapılacak Federasyon Başkanlığı seçimleri için henüz kimse adaylığını açıklamazken, Bulgar medyasında  Emil Kostadinov'un ilk aday olarak yakın zamanda ortaya çıkacağı belirtiliyor. Kostadinov dışında Stilian Petrov ve Dimitar Berbatov'un da başkanlık için yarışması bekleniyor.

21 Şubat 2020 Cuma

Hagi'nin Oğlu Ianis


Daha karşılaşmanın ilk on dakikası biterken geriye düşmüştü Rangers, kendi evinde Braga karşısında. Bir kaç gün önce 1954'ten beri deplasmanda yenemedikleri Benfica'yı mağlup edip, "şeytanın bacağını" sağlam kıran Portekiz'in kırmızı-beyazlıları, UEFA Avrupa Liginde bir de İskoçya deplasmanından galibiyetle dönmek arzusundaydılar. Bir sıfır yetmezmiş gibi ikinci bir gol daha bulup farkı ikiye çıkarıp, derin bir nefes de aldılar ama hesaba katmadıkları biri vardı rakipte: Hagi'nin oğlu Ianis...
Devre arası transferde Belçika'nın Genk takımından satın alma opsiyonuyla kiralanan Ianis aynı babası gibi hiç de pes edecek hali yoktu. Maçın ilk yarısında attığı gollük pasları takım arkadaşları gole çevirememişti ama Ianis boş durmadı, sazı eline aldı ve sahneye çıktı. Önce ceza sahasına girer girmez rakibini geçip, sol ayakla fileleri sarstı, sonra da maç bitmeden babasının çok sevdiği "serbest vuruştan" galibiyet golünü attı takımının... Tabii, Steven Gerrard'ın sevinci görülmeye değerdi...
O anlarda tribünde başka bir tanıdık da göz yaşlarını tutamıyordu. Her ne kadar "sadece rüzgardı" demiş olsa da profesyonelliği bir tarafa bırakıp, bir kaç gün sonra çalıştırdığı Viitorul'un maçı olmasına rağmen oğlunun yanında yer almayı tercih etmişti "baba" Hagi ve belki de Ianis'in kariyerinde unutulmazlar arasına koyacağa maça şahit olmuştu... "Tüm ailem burada, ilk defa İskoçya'ya beni izlemeye geldiler. Onların gözleri önünde işimi yapmış olmanın gururunu yaşıyorum" derken genç topçu, Romanya dönüşü gazetecilerin mikrofon uzattığı Gheorge Hagi ise "Siz de gördünüz, o oldukça formda, harika oynuyor ve de mutlu. Kendisi için en ideal takımı buldu da bunları bana niye soruyorsunuz, Ianis artık yetişkin olduğunu ispatladı, iyisi mi onunla röportaj yapın..." diye mutluluk ve gururunu belirtmiş...

Ah be çocuk, ne kadar isterdik seni Galatasaray formasıyla görmek, ah...  Şimdi bir taraftan senin bu performanslarını gördükçe gurur duyuyoruz, bir yandan da her attığın golden sonra bizden uzaklaştığını biliyoruz... Ah şu Fiorentina dönüşü Belhanda'yı satıp, seni Galatasaray'a getirmediler ya...

19 Eylül 2019 Perşembe

Alanyaspor'a Dövmeci Sponsor


Günümüzde vücudunda dövme olmayan futbolcu neredeyse yok gibidir, hatta bırakın futbolcuyu çevremizde kolunda bacağında, sırtında ailesinden birinin adı, sevdiği takımın ismi ya da beğendiği bir fotoğrafı taşımayan kişi bulmak neredeyse imkansızdır. Bu dövme çılgınlığını paraya çevirmek isteyen Alanyaspor da kendi şehrinde faaliyet gösteren Cleopatra Ink ile "çorap" sponsorluğu konusunda anlaşma yapmış bugün. "Alanya'da doğdum, Alanya'da yaşıyorum ve burada para kazanıyorum, bu nedenle Alanyaspor'a destek olmak istedim" diye duygularını açıklayan şirket sahibi Halil İbrahim Karadere, şehirdeki diğer esnafların da turuncu-yeşilli takıma katkı sağlamalarını beklediğini söyledi...

Dimitar Berbatov Yeşil Sahalara Veda Etti


Bulgar futbolunun yetiştirmiş olduğu en özel yeteneklerden biri olan ve son olarak Hindistan'ın Kerala Blasters takımında forma giyen Dimitar Berbatov 38 yaşında aktif futbolculuk hayatına veda ettiğini açıkladı. Dokuz sene önce bugün Manchester United formasıyla Liverpool karşısında hattrick yapan Berbatov, bu özel günde futbolu bırakırken, İnstagram hesabında şöyle bir açıklama yaptı:

"Bu özel günde, eğer özelliğini bilmiyorsanız hikayelere bakın, sizinle uzun zamandır yapmayı planladığım ama yapamadığım ve neden yapamadığımın nedenini bilmediğim bir şeyi paylaşmak istiyorum. Biliyorum bazılarınız benim çok önceden emekli olduğumu düşünüyordur ve şimdi de zaten kulüpsüzdün Berbatov diyordur ama ben bir senedir takım bulmaya çalıştım... Ama olmadı...

Bazıları bir şey söylemem gerektiğini söyledi, hatta eve döndüğümde bir veda mesajı yayınlamam gerektiğini belirttiler. İşte şimdi bunu yapıyorum...

Son maçım bir sene önceydi ve şimdi bitirmenin en uygun zamanı olduğunu düşünüyorum. Ama bu asla futbola bir veda değildir çünkü öyle ya da böyle bu oyunun içinde kalacağım. Şimdi sadece 20 yıllık profesyonel aktif futbolculuk kariyerimin sona erdiğini söylemenin zamanı. 

Futbolu özleyeceğim. S..timin futbolunu özleyeceğim. Herşeyi, maçları, antrenmanları, golleri, hazırlıkları, baskıları, takım arkadaşlarımı ve.... gol attığımda taraftarın coşkusunu...

Dünyanın en iyileriyle birlikte oynamak için çok şanslıydı ve de çok çalıştım. Özellikle de küçük bir ülkeden çıkmış bir futbolcu olmak bu şerefi benim için daha da özel kıldı.

Çıkışlarım olduğu kadar, inişleri de gördüm kariyerimde, bir çok gol attım, kupalar da kazandım, istediğim gibi oynadığım, istediğim golleri attım. 

Benim gelişmeme yardımcı olan ve hayalini kurduğum futbolcu olmamı sağlayan herkese teşekkürler... Eski takım arkadaşlarım, hocalarım, teknik ekibe çok teşekkürler ediyorum.

Bazen benimle çalışmanın çok kolay olmadığını biliyorum ama formasını giydiğim takımlar için elimden geleni her zaman yaptım.

Umarım hepiniz benim sahadaki mücadelemi beğenmişsinizdir.

Ve kahretsin bütün bu insanları özleyeceğim çünkü futbolu çok seviyorum. Ve eminim ki siz de beni çok özleyeceksiniz. 

Herşey için teşekkürler...






19 Haziran 2019 Çarşamba

Süper Mario Jardel'den Uyuşturucu İtirafı



Ülkesindeki Pilhado adlı Youtube kanalında yapılan röportaj sorularını cevaplayan Galatasaraylı eski futbolcu Mario Jardel, futbol hayatının zannedildiği kadar kolay geçmediğini, bu zorlukları aşmak için de uyuşturucu kullandığını itiraf etti. "Avrupa'da oynarken, meraktan bu illetle tanıştım." diye sözlerine başlayan "Süper Mario" Jardel, "Bazı kişiler bana bu maddeleri önerdiler, ben de denedim ve sonrasında  özellikle tatillerde sürekli olarak kullanmaya başladım çünkü maçlarda anti-doping testleri yapılıyordu ve yakalanmak istemiyordum." diye sözlerini devam etti. Ünlü golcü şimdi uyuşturucudan tamamen kurtulduğunu, bunda da eşinin büyük çabası ve desteği olduğunu belirtirken, "Tedavi sürecimde eşim beni asla yalnız bırakmadı, özellikle de parti ortamlarında alkolün de etkisiyle tekrar bu maddeleri alacağımdan korktuğu için sürekli yanımdaydı" diyerek hayat arkadaşına minettini iletti.

9 Nisan 2019 Salı

Tribünlerde Tabut, Kutlamalarda Kafatası


Liverpool'un efsane hocası Bill Shankly'nin "Futbol ölüm kalım meselesi değildir, ondan daha mühim bir şeydir" sözünü doğrularcasına Güney Amerika'dan gelen iki haber futbol "çılgınlığının" geldiği nokta bakımından "daha ötesi olabilir mi?" diye sordurtuyor insana.
Geçen hafta Arjantin'de Racing Club beş sene aradan sonra şampiyonluğu kazanırken taraftarı da sokaklarda çılgınca eğleniyordu. Bu kutlamalar arasında biri vardı ki, elinde tuttuğu "kafatası" ile tüm dikkatleri üzerinde toplamıştı. Gabriel Aranda'ydı bu çılgın taraftar ve tek başına çıkmamıştı şampiyonluk kutlamalarına, koyu bir Racing taraftarı olan yıllar önce gözlerini hayata kapamış dedesini de yanına almıştı. Tüyler ürpertici değil mi? "Büyük babamı da getirdim. Racing oynarken sürekli bana bakıyordu ve takıma şans getirmişti, onun da burda olmaya hakkı var"


Çılgınca değil mi?
Evet ama daha delicesi Kolombiya'dan geldi...
Kolombiya'da bir kaç gün önce Cristopher Jacome adlı 17 yaşında bir genç Kukuta'nın kenar mahallelerinde futbol oynarken vurulur ve hayatını kaybeder. Her Güney Amerikalı gibi futbola düşkün olan Cristopher'in arkadaşları da talihsiz gence karşı son vazifelerini yaparlar ve naaşını tabutuyla birlikte taraftarı olduğu Deportivo Kukuta'nın maçına getirirler. İşin tuhafı tabut tribünlere gelene kadar Deportivo 1-0 mağlupken, Cristopher'in naaşının gelmesiyle takımı beraberliği sağlar ve maç bitimiyle beraber taraftarlar cenazeyi gömmek üzere mezarlığa götürür...



Ne kadar da haklıymış değil mi Bill Shankly... Futbolu sadece 22 adamın bir topun peşinden koştuğu oyun olarak görenlere selam yollayalım... Futbol hayattır, hayat...

29 Mart 2019 Cuma

İhanetin Nedeni


95 senesinde Sporting Lisbon'dan Barcelona'ya transfer olduğunda, Katulunya sınırları içinde "muzaffer bir komutan" gibi karşılanmıştı Luis Figo. Hakkını da vermişti giydiği formanın 5 sene boyunca, kanattan bindirmeleri, yaptığı ortalar ve kullandığı serbest vuruşlarla "bayrak adamlığa" terfi etmişti Nou Camp muhitinde. O kadar seviliyordu ki Barcelona'da Portekizli oyuncu, ezeli rakip Real Madrid'in başkanı Florentino Perez'in Los Galacticos'u kurmak için yaptığı "astronomik teklife" hayır diyemeyince birden adı "haine" çıkıverdi... O artık Katulunya için bir düşmandı ve yeni takımının formasıyla Nou Camp'a çıktığı ilk maçta bozuk para, çakmak ve viski şişesinin yanında kesik domuz başı ile "ödüllendirilmişti"...

Futbol tarihine de geçen bu "efsanefi" transferin sebebini 19 sene sonra Luis Figo şöyle açıklamaktadır: "Bir değişiklik istediğinde, kendin için her zaman en iyisini ararsın. Hayatımdaki ilk mantıklı değişikliği Portekiz'den İspanya'ya geldiğimde yaptım. Gençtim ve kariyerime prestij kazandıracak bir meydan okumaya ihtiyacım vardı. Sonra Real Madrid transferi gerçekleşti. Bu zor kararı almamın bir kaç sebebi vardı, her yönden zirvede olmak istiyordum: ekonomik olarak, kariyer olarak, prestij olarak. Ve sonra İnter'e transferimin sebebi ise sadece ve sadece fyeşil zeminde oynadığım futbolda mutluluğu aramamdı..."


28 Mart 2019 Perşembe

Kadın Hakeme Kaynar Sulu Saldırı


Arjantin futbolunda daha önce görülmemiş bir skandal yaşandı geçtiğimiz günlerde...
Marquesado ile San Martin arasında oynanan Arjantin altıncı lig maçında yardımcı hakem olarak görev yapan Rosana Paz, maçın son dakikalarında birden acı içinde bayrağını sallayarak orta hakeme doğru koşmaya başlar. "Maçı takip ederken, birden sırtımda bir yanma hissettim, tribünlerden biri kaynar su atmıştı üzerime. Orta hakeme doğru koşup, sırtıma soğuk su dökmesini istedim" diyen yan hakem, ev sahibi taraftarın maçı tatil ettirmek amacında olduğunu ama acı çekerek de olsa maçı bitirdiğini belirtmiş.
Maçtan sonra hastaneye kaldırılan Paz'ın yaralarının ciddi olduğu açıklanırken, ev sahibi kulüp başkanı "kaynar suyu" iddalarını kabul etmezken, tribünlerden sadece bir şişe içme suyu atıldığını belirtmiş Arjantin basınına. Öte yandan bu vahşi olayın kurbanı Rosana Plaz ise "Futbolda hakem olmak zor, hele ki kadın hakem olmak oldukça zor ama ben yılmayacağım, sevdiğim bu işi sonuna kadar götüreceğim ve bu hafta sonu da sahalarda yine maç yöneteceğim" diye "hooliganlara" meydan okumuş...


Blog Widget by LinkWithin