Rizespor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rizespor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2026 Pazartesi

Çaykur Rizespor:0-3:Galatasaray

 


Nihayet bitti... Ne bitti? Galatasaray'a pek iyi gelmeyen sezon ortası transfer sezonu bitti... Bir yandan takımı maça hazırlamak, öte yandan topçu izlemek gibi uykusuz geceler de Okan Buruk için bitti... Üst düzey onlarca topçunun adı geçerken, Lemina'yı yedekleyecek bir orta saha almadan Lang, Asprilla, Nhaga, Can Armando ve Boey'i kadroya takviye ederek bitti de, Kazımcan'ın son dakika ayrılması kalbimizi kırdı...


Kabus gibi geçen "yedeksiz" bir dönemden sonra "hangi oyuncuyu oyuna alsam acaba" düşünceleri içinde geçecek bir maç kadrosuyla Rize'ye geldi Okan Buruk. Geçen hafta Kayseri karşısında ilk on birde başlayan Lang yine sahaya çıkan dizilişte yer alırken, Lemina'nın yerine Sara görev alıyordu orta sahada...  Uğurcan kaleyi koruyacaktı, Sanchez-Abdülkerim ikilisi stabildi, sağ bekte belki devşirildiği bölgede son maçlarını oynayan Sallai ile ters tarafta Jakobs savunacaktı alanını. Takım yönlendirme görevi Yunus'ta olurken, bu toprakların çocuğu Barış misapirverliğini gösterip sol kanadı Lang'a bırakıp, sağ kanattan akacaktı... Tabii, gol atacak kişi de Osimhen oluyordu... Kulübeyi ısıtanlara göz atarsak, süper ligide bir çok takımın as kadrosunda bu kalite yoktu: 

Günay Güvenç, Sacha Boey, Eren Elmalı, Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Can Armando Güner, Mauro Icardi, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla...


Rizespor son haftalarda galibiyete hasret olsa da, büyük takımlara karşı iç sahada diş göstermeyi sever, özellikle Galatasaray'a karşı taraftarının bakışı farklıdır, yöneticileri de topçuları maddi-manevi motive ederler. Okan hoca da işi sıkıya almış olacak ki Galatasaray topa hakim olup, oyunu rakip yarı sahaya yığarak başladı maça. İlk dakikalarda Barış bölgesini yadırgasa da Lang ise çok rahattı, Jakobs ile rizeyi kanattan zorlarken ilk tehlikeli atak Sara'nın köşe atışında ortasında Sanchez'in kafası kalecide kalırken, bir dakika sonra Sara'nın füzesi üst direği sallıyordu. İki dakika sonra bu defa Lang da kaleciyi geçemezken, dakikalar on sekizi gösterirken Lang'ın ortasında Rize doğumlu Barış kafasının tersiyle maçın gol perdesini açarken akıllara Oscar Wilde'ın o meşhur dizeleri geliyordu: Herkes ölüdür sevdiğini, kimi göz yaşı dökerken öldürürken, kimi de kıpırdamadan...

Yenilen gol ev sahibini derin uykudan uyandırmış olacak ki aynı dakika içinde Sowe'la iki net pozisyonu harcadılar, önce yapılan ortada bomboş kafayı Sowe auta atarken, sonrasında Uğurcan'ın hatalı pasında karşı karşıya Galatasaray kalecisini geçemedi Rizeli forvet. Bu iki pozisyon dışında ev sahibi bir kez de Mithat'ın uzaktan auta topu yollamasıyla Galatasaray kalesinde  göründü ilk devre. Sonrası yine topu ayağında tutan Galatasaraylı oyunculardı da onlar da biraz ciddiyetten uzak davranınca skoru koparacak ikinci gol bir türlü gelmedi. Osimhen'in kafa pasında Sallai'nin rövaşetası fotojenikti, Osimhen'in yan ağları bulan şutu da dikkate değerdi...

Hakemler çoğunlukla verdikleri penaltılar ya da gösterdikleri kartlar ile değerlendirilir de benim için bunlardan ziyade ikili mücadelelerdeki kararları çok önemlidir, Ozan Ergun da 38. dakikada Yunus'un omuz mudahalesi ile rakibinden topu çalıp kontraya kalktığı pozisyonda düdük çalmasıyla "kalitesini" belli ediyordu... Tabii karalarında standart da önemlidir, maçın ilk dakikasında Olawoyin'e gösterdiği sarı kartın benzerini 48te Barış formasından çekilip düşürülünce ver(e)medi...


Soyunma odasında Okan Buruk "kulakları çekmiş" olacak ki Galatasaraylılar daha arzulu ve ciddi başladılar oyuna. 47de Yunus'un pasını ceza sahası çaprazında alan Lang'ın plasesi ikinci defa Galatasaray adına direkten dönerken, bir kaç dakika sonra Sara'nın ceza sahası yayından plasesi direği yalayarak auta gidiyordu. Yunus'un ara pasında Osimhen karşı karşıya Fofana'yı aşırtıp filelerle topu buluşturamıyordu ama "atamayana atarlar" dercesine ani gelişen Rize atağında Sanchez'ın dokunamadığı topa Sowe kontrol edip, Uğurcan'ı mağlup ediyor ama yardımcı hakem bayrak kaldırıyordu...

Bir kaç dakika sonra ise Galatasaray'ın repertuvarında olan gollerden biri geldi, Osimhen ve Yunus rakibe baskı yapıp, savunma hata yapınca 53 forma numaralı Barış'ın ortasında Yunus takımını rahatlatan golü kaydederken, Oscar Wilde satırlarına devam ediyordu: "Oysa herkes öldürür sevdiğini, kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever..."


Hayatın play station oyununa benzemediğini, futbolcuların geldikleri takımın sistemi ve takım arkadaşlarına uyum sürecinin önemli olduğunu Lang'ın bom boş pozisyonda Osimhen'e atamadığı pasta görürken, kalitenin de bu gibi sorunları çözdüğünü de Hollandalı topçunun Osimhen'e yaptığı asistte görüyorduk, tabi Osi'nin de kaleciyi geçip, top auta çıkmadan kale çizgisinden içeri yollaması da çabukluk ve golcülük yeteneğiydi... Üst üste beş maç ve hepsinde de gol atan bir Osimhen...


Fark üçe çıkınca Okan Buruk önce Lang ve Yunus'a yanına alıp Boey ile İlkay'ı sahaya sürdü. Sonra da sahada ayak basmadık yer bırakmayan ve maçın iyilerinden Torreira'yı nefeslendirip yerine Icardi'yi alırken, Abdülkerim ile Singo'yu da değiştiriyordu. Ve oyuna girer girmez Icardi golle de buluşuyordu ama Didi Stadının direkleri bir kez daha ev sahibini korumaktaydı... Üç gol, üç direk... Fena sayılmaz... Bitime 7 dakika kala Barış da yerini Asprilla'ya bırakınca, gözler Boey ve Asprilla'da oluyordu... Eski sağ bek kendisine pek görev düşmese de yine o rakibe "kene" gibi yapışan inatçı karakterini sergiliyor, rakip kovalıyordu. Kolombiyalı genç Yaser'in ise Kayserispor ve İstanbulspor maçında sergilediği fiziksel güçsüz yapısı yine göze batarken, cesurca rakibinin üzerine gidiyor, çalım deniyor, kaptırdığı topun peşinden koşuyordu...


Uzatma dakikalarında ev sahibi önce Mebude ile "şeref golünü" aradı Uğurcan başarılydı, sonrasında da Mihalia'nın serbest vuruşu örümcek ağlarını temizleyecekken Uğurcan Muslera'ya selam çakan bir kurtarışla geçen haftadan sonra bu gece de kalesini gole kapatıyordu...


Ve şu ikonik fotoğrafla bitirelim




Stad: Çaykur Didi Stadı

Tarih: 08/02/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Bersan Duran, Suat Güz VAR: Sarper Barış Saka

Çaykur Rizespor: Fofana, Taha Şahin, Mocsi, Samet Akaydin, Hojer (Altin Zeqiri dk. 76), Laçi (Muhamed Buljubasic dk. 84), Taylan Antalyalı (Giannis Papanikolaou dk. 76), Olawoyin (Awokoya Mebude dk. 64), Mihalia, Mithat Pala, Sowe (Frantzdy Pierrot dk. 76)

Yedekler: Erdem Canpolat, Modibo Sagnan, Emir Ortakaya, Halil Dervişoğlu, Emrecan Bulut

Teknik Direktör: Recep Uçar

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Wilfried Singo dk. 80), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Mauro Icardi dk. 80), Gabriel Sara, Yunus Akgün (İlkay Gündoğan 75), Barış Alper Yılmaz (Yaser Asprilla dk. 84), Noa Lang (Sacha Boey dk. 75), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Eren Elmalı, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Can Armando Güner

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 19) Yunus Akgün (dk. 63), Victor Osimhen (dk. 74) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Olawoyin (Çaykur Rizespor), Victor Osimhen (Galatasaray)

2 Eylül 2025 Salı

Galatasaray:3-1:Çaykur Rizespor

 


"Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir." der Mustafa Kemal Atatürk...

30 Ağustos Zafer Bayramının coşkusu akşam saatlerinde bir çok il ve ilçede fener alayları ile kutlanırken, Ali Sami Yen'de de Galatasaray taraftarı elinde Türk bayrakları ile karşılıyordu iki takımı da. Stadyumun yeni ledleri de sokuya daha bir ihtişam katıp katkı sunuyordu.

Ligin ilk üç haftasında rakiplerine 10 gol atıp, kalesini de kapayan Galatasaray hem Milli maç arasına kayıpsız girmek hem de yeni bir rekor kırmak için çimlere çıkmıştı. Rakip Rizespor ise geçen hafta maç yapmamış, 15 gündür tek konsantrasyonu Galatasaray olmuştu. 


Kayseri deplasmanında görev almayan Lemina formasını almış, Barış Alper Yılmaz ise yine evden seyredecekti "takım arkadaşlarını"... 

Her zamanki gibi rakibi kendi yarı sahasına hapsedip, bol sayıda pas yaparak başladı oyuna Galatasaray, top hep ev sahibindeydi, basketbol takımı gibi set yapıp, yarmaya çalışıyor Rize defansını ama pek de başarılı olamıyordu. Hal böyle olunca kayda değer ilk pozisyon 11. dakika Sallai'nin uzaktan auta attığı şut oldu. Sonrasında ApoKerim'in ortası direğe takılınca Galatasaray taraftarı bir heyecan yaşadı da üç dakika sonra Taha Günay'ın kalesinin direğini sarsarak aynı coşkuyu deplasman tribünündeki az sayıdaki Rizeliye yaşattı.

Geçen hafta 10 numara pozisyonunda harika işler yapan Yunus'a Okan Buruk yine kanadı bırakıp içe yönelme talimatı verince Galatasaray'ın sol bölgesinde Eren yalnız kaldı, Rize de hep o "madeni" işledi durdu. 


Geçen sezon şampiyon olurken attığı gollerin neredeyse yarısını duran toptan atan Galatasaray, ilk 20 dakika dolarken yine klasik bir golle perdeyi açtı: Sara kornerden ortaladı, Sanchez en yükseğe sıçradı ve uzak köşeye topu bıraktı. "El Patron" sadece takımın ilk golünü değil aynı zamanda Galatasaray'ın resmi olarak 4000. golünü atarak tarihe de geçiyordu. Gecenin ilk ikramı Sara'dan gelmişti...

Aradığı golü bulan Galatasaray rahatlarken, deplasman ekibi de ani baskılarla kaptığı toplarla Laçi ile iki gol de buldu ki, ilki az farkla ofsayt olurken, ikinci gol öncesi hem Sane'ye faul yapıldı hem de pası veren Sowe çok açık ofsayttaydı. Skor tabelası ilk devre değişmedi belki lakin Galatasaray'ın bu maçtan gol yemeden ayrılması zor gözüküyordu ki ikinci devre hiç gereksiz bir pas ve top kaybı sonrası Günay 7 maç sonra kalesinde gol görüyordu.


İlk devre "rolantide" oynayan Galatasaray soyunma odasında "fırça yemiş" olmalı ki  ikinci devre daha arzulu ve istekli başladı ve Sara'nın akıl dolu serbest vuruşunda Torreira'ya pasında olsun, Yunus'un ara pasında Sara'nın şutunda olsun, Yunus'un çalımlarla ceza sahasına girip vuruşunda olsun tabelayı değiştiremedi ama Abdülkerim'in bir sol açık edasıyla yaptığı ortada Osimhen kafayla en rahat gollerinden birini atıyordu. Gecenin ikinci ikramı da Abdülkerim'den gelmişti...

Fark ikiye çıkınca Lemina-İcardi değişikliği taraftarı tekrar ayağa kaldırmışken, Galatasaray kalesinde golü gördükten sonra biraz bocalasa da son dakikalarda yeni transfer Singo'nun oyuna dahil olup Sallai'nin sağ kanada geçmesi ve yaptığı şok presle kaptığı topla bu hafta Icardi'den hediyeyi kapacak oyuncu oluyordu. Kral da Zafer Bayramında sevincini asker selamı ila kutlamaktaydı... Gecenin üçüncü ikramının sahibi Sallai olmuştu...


Uzatmalarda atılan gol maçın skoru olacak derken, Rize'nin son nefeste Galatasaray ceza sahasına girip, boş pozisyonda iki topçunun birbirini rahatsız etmesiyle belki de deplasman ekibi bir golden oluyordu...

Bir yandan Şampiyonlar Ligi kuraları, diğer taraftan transfer sezonu biterken gelecek ya da gidecek topçular, Barış Alper süreci, Kerem Aktürkoğlu'na Avrupa Kupalarında oynama izni verilmesi protestosu gibi gündemlerin altında "konsantrasyonun" çok düşük olduğu maçı Galatasaray hiç de "alkışlanacak" bir oyun oynamayarak kazandı ve yoluna kayıpsız devam etti.



Stat: RAMS Park

Tarih:30/08/2025

Hakemler: Ali Yılmaz, Ceyhun Sesigüzel, Mustafa Savranlar VAR: Onur Özütoprak

Galatasaray: Günay Güvenç, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Lucas Torreira, Mario Lemina (Mauro Icardi dk. 67), Yunus Akgün (İsmail Jakobs dk. 84), Gabriel Sara (Kaan Ayhan dk. 83), Leroy Sane (Nicolo Zaniola dk. 83), Victor Osimhen (Wilfried Singo dk. 90)

Yedekler: Jankat Yılmaz, Metehan Baltacı, Berkan Kutlu, Ahmed Kutucu, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Çaykur Rizespor: Erdem Canpolat, Taha Şahin, Husniddin Alikulov (Attila Mocsi dk. 72), Samet Akaydin, Casper Hojer, İbrahim Olawoyin (Muhamed Buljubasic dk. 73), Giannis Papanikolaou, Halil Dervişoğlu (Altin Zekiri dk. 60), Kazim Laçi (Vaclav Jurecka dk. 88), Mithat Pala (Dal Varesanovic dk. 60), Ali Sowe

Yedekler: Efe Doğan, Taylan Antalyalı, Modibo Sagnan, Furkan Orak, Emrecan Bulut

Teknik Direktör: İlhan Palut

Goller: Davinson Sanchez (dk. 20), Victor Osimhen (dk.65), Mauro Icardi (dk. 90+2) (Galatasaray), Dal Varesanovic (dk. 73) (Çaykur Rizespor)

Sarı kartlar: İbrahim Olawoyin, Husniddin Alikulov, Casper Hojer, Erdem Canpolat (Çaykur Rizespor), Roland Sallai (Galatasaray)

19 Şubat 2025 Çarşamba

Çaykur Rizespor:1-2:Galatasaray

 


"Tribünler bir şairin kalbi gibidir; bazen coşar, bazen susar ama asla hissetmekten vazgeçmez." diye çok beğendiğim anonim bir söz vardır...

Futbolcular, hocalar, başkanlar gelip geçen yolcudur da, tribünler ise daimi hancıdır... İyi gün, kötü gün fark etmeden, hep oradadırlar...

Sevdanın peşindedirler. 

Hele ki de deplasman yaparlarsa... En unutulmazı da odur...

Dün gece de Galatasaray, Rize deplasmanında şampiyonluk yolunda çok kritik üç puan kazanırken, sahanın yıldızı Osimhen, maçın yıldızı da bir dakika dahi susmayan Galatasaray taraftarı oldu...

AZ Alkmaar yenilgisi sonrası herkes gömecek bir oyuncu bulmuş, "kaos ateşine" bir odun atıp alevi körükleme telaşındayken, yağmurlu ve soğuk havada İstanbul ve diğer illerden kalkıp Rize'ye gelen Galatasaray tribün emekçilerine selam olsun...


Taraftar inanmıştı da topçularda durum nasıldı?

Okan hoca, "tadı damağımda kaldı" dediği Tottenham maçındaki formasyonu sürekli oynatmak istiyor topçulara da, Icardi'den sonra yerine koydukları onun boşluğunu dolduramayınca, maalesef her deneme de hüsran oluyor.

Rize'de de ilk yarı böyle geçti. Musera kaleyi korurken, üçlü savunmada çiçeği burnunda stoper Cuesca , Sanchez ve Abdülkerim vardı. Onların önünde Torreira ve Sara yer alırken, Barış ve başka bir yeni transfer Frankowski kanatlarda oynuyordu. Mertens takımın oyun aklı, Ahmed de Osimhen'e bağlantı noktasındaydı...


Ahmed'in savunmanın da hatasından yararlanıp kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda Galatasaray golü erken bulabilse çok farklı bir maç seyredecektik ama olmadı. 7 dakika sonra da kartlarda Galatasaray'a cömert, Rize'ye cimri Zorbay Küçük, Osimhen'in gole giderken düşürülmesine düdük çalsa, rakip eksik de kalabilirdi ama bu sezon Galatasaray her maçta hakemleri de yenmek zorundaydı, öyle de oldu.

Rize'nin en tehlikeli atağında Sowe topu direğe nişanlarken Abdülkadir'in Torrera'ya yaptığı faul gözükmüyor, ikinci yarı önce Sara'nın Olawoyin tarafından itirilmesi, sonra kaleci Tarık'ın top yerine Osimhen'in kafasını yumruklaması penaltı ile cezalandırılmıyor.

Golsüz ve nispeten etkisiz geçen ilk 45 dakika sonrası Okan Buruk ikinci yarıya Mertens ve sarı kartla oynayan Cuesca'nın yerine Sallai ve Eren Elmalı ile "dörtlü" savunmaya, yani Galatasaray'ı iki sene arka arkaya şampiyon yapan dizilimle başladı. Hal böyle olunca da, çok geçmeden Frankowski ilk asistini yaptı, Osimhen parçalı formayla 13. golünü attı.


Galatasaray tribünleri tezahüratın coşkusunu arttırmış, Fener'e küfürler başlamışken, Rizeliler de plaka şovunu yaparken, üç gün önce Alkmaar maçında Barış'ın penaltı yaptırdığı pozisyonuna başında olduğu gibi sarı-kırmızılı savunmacılar uyudu, rakip uyanıktı ve Sowe, eşitliği sağlayan golü attı..

Gol lazımdı, galibiyet gerekliydi ve Okan Buruk bir başka yeni transfer Lemina'yı sahaya sürdü. Eski Galatasaraylı Lemina da sanki takımdan hiç ayrılmamış gibi, yabancılık çekmeden, sahaya tecrübesini koydu, maçın iplerini eline aldı oyun birden tek kaleye döndü: Galatasaray bastırıyor, Rize savunuyor...


Lemina'nın oyuna dahil olmasıyla Sara 10 numara devşirildi, pozisyonlarda da adı vardı: bir şutu az farkla auta gitti, Apokerim'in asist olacak ortasında kafayı ıskaladı, bir penaltısı da "güme" gitti...

Sara gol atamadı ama kullandığı kornerde Lemine kafayla asist yaptı ve "özcimbomlu" Osimhen skoru belirleyen golü filelerle buluşturdu... Gole sevinirken mi yoksa maç içinde pas isterken  bağırmaktan mı bilinmez de maç sonu Osimhen röportaj verirken, sanki ultrAslan tribünden çıkmış gibi boğuk sesle konuşuyordu...

Galatasaray zor da olsa maçı kazanırken, hakemin uzatmaların uzatmasını oynattığı dakikada Zeqiri'nin boş pozisyonda Sowe'a kafayla attığı pası Muslera tecrübesiyle kurtarıyor, "ben daha ölmedim" mesajı veriyordu...

Üç puan kazanılmış... Keyifler yerine gelmiş ve dikkatler derbiye çevrilmişti... Tabii, arada kazanılması gereken bir AZ Alkmaar rövanşı da vardı...


Maçı konuştuğumuz podcast linki de burada: Karalama Defteri#156


Stat: Çaykur Didi.

Hakemler: Zorbay Küçük, Esat Sancaktar, Mustafa Savranlar.

Çaykur Rizespor: Tarık Çetin, Taha Şahin, Atilla Mocsi (Dk. 90+2 Jurecka), Husniddin Alikulov, Hojer, Papanikolaou, Mithat Pala (Dk. 79 Berkay Özcan), Abdülkadir Ömür (Dk. 71 Ghezzal), Olawoyin (Dk. 90+2 Zeqiri), Akintola, Sowe.

Galatasaray: Muslera, Cuesta (Dk. 46 Eren Elmalı), Sanchez, Abdülkerim Bardakçı, Frankowski, Sara (Dk. 90+2 Kerem Demirbay), Torreira, Barış Alper Yılmaz (Dk. 89 Kaan Ayhan), Ahmed Kutucu (Dk. 60 Lemina), Mertens (Dk. 46 Sallai), Osimhen.

Goller: Dk. 47 ve 86 Osimhen (Galatasaray), Dk. 54 Ali Sowe (Çaykur Rizespor).

Sarı kartlar: Dk. 23 Cuesta, Dk. 90+6 Muslera (Galatasaray), Dk. 35 Akintola, Dk. 45+4 Mithat Pala, Dk. 84 Tarık Çetin (Çaykur Rizespor).

17 Eylül 2024 Salı

Galatasaray:5-0:Çaykur Rizespor


 Nihayet bitti.

Sevabıyla günahıyla, iyisiyle kötüsüyle, linçiyle istifasıyla transfer sezonu sona erdi de herkesin kafası rahatladı...

En çok da Okan Buruk ve topçular rahat bir nefes aldılar...

Her gün "kim gelecek", "ben gidecek miyim", "istediğim topçu alınacak mı", "sistemi revize etmeli miyim" gibi kafa karışıklığı bitince, Galatasaray kendi sahasında Rizespor karşısına "askerden yeni dönmüş delikanlı" misali çıktı ve daha ilk dakikada golü "patron" ile buluverdi... "The Boss" Sanchez bu sene talihsiz sakatlık yaşamazsa takımın savunma komutanı olacak gibi duruyor.


Herkesin gözü Osimhen'in üstündeydi ama maça damga vuran bir başka yeni transfer, taze baba Gabriel Sara oldu. Skoru açan golde Sanchez'in kafasına topu servis eden Sara, yaklaşık 20 dakika sonra bu defa da Osimhen'in kafasına yolluyordu meşin yuvarlığı ikinci golde. İki asist yapan Brezilyalı ikinci devre başında da fileleri havalandırarak Galatasaray formasıyla siftah yapıyordu.

Partneri Torreira ile de uyumları arttıkça, kendisinden beklenilen gol ve asist katkısı daha da artacaktır, Torreira demişken, Mertens'e yaptığı asist öncesi topu kapması Uruguaylı oyuncunun "imza" hareketiydi: Karşsında Torreira varsa, ayağında topu tutmayacaksın, yoksa cezayı gol asisti ile keser... Golde Mertens'in vuruşu da buram buram tecrübe kokuyordu...

100 milyonluk "fırsat transferi" Osimhen'e dönersek, Nijeryalı oyuncu bir çokların "Galatasaray'ı yarım sezonluk bir sıçrama tahtası olarak kullanıyor" iddialarına karşın "40 yıllık Galatasaraylı" gibi arzulu ve istekli bir görünümdeydi. Okan hocanın pres oyununa yatkın bir şekilde ayak basmadığı bölge bırakmazken Sami Yen'de, hava toplarında da çok etkili olacağı sinyallerini verdi seyredenlere. Öndeki forvet rakibe basınca , arkasındakiler de seyretmediler, onlar da görevlerini yerine getirince, rakip takım 90+3te Eray'ın uzaktan şutu dışında Muslera'nın kalesini zorlamaktan acizdi.


Yenilerden söz etmişken transfer döneminde "alemci" yaftası yapıştırılarak değersizleştirilmeye çalışılan Jakobs da fena bir görüntü vermedi. Rakip kapandığından olsa gerek savunmadan çok hücuma çıkışlarıyla dikkat çekerken, savunmada da bir kaç pozisyonda yaptığı kritik hamlelerle atakları başlamadan da önledi. İlk maç çok bir şey anlatmaz da en kritik sınavı hafta sonu Kadıköy'de oynayacağı derbi olacaktır Jakobs'un...

Son yarım saate 4 farklı öne girince takımı, Okan Buruk da salı günü oynayacağı maçı düşünerek bir çok oyuncusunu alkışlattırıp, dinlenmek için kulubeye alınca maçın geri kalanı da Barış Alper'in attığı golde Galatasaray'ın göze hoş gelen paslaşmaları dışında oldukça sakin ve monoton bir tempoda geçti...



Stat: Rams Park

Hakemler: Arda Kardeşler, Hakan Yemişken, Abdullah Uğur Sarı

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez (Dk. 67 Nelsson), Abdülkerim Bardakçı, Jakobs (Dk. 73 Jelert), Torreira (Dk. 67 Berkan Kutlu), Sara (Dk. 67 Kerem Demirbay), Barış Alper Yılmaz (Dk. 83 Yusuf Demir), Mertens (Dk. 67 Batshuayi), Yunus Akgün, Osimhen

Çaykur Rizespor: Grbic, Taha Şahin (Dk. 59 Eray Korkmaz), Alikulov (Dk. 38 Hadziahmetovic), Mocsi, Anıl Yaşar, Hojer, Papanikolaou (Dk. 46 Emrecan Bulut), Mithat Pala, Olawoyin (Dk. 84 Buljubasic), Akintola (Dk. 59 Zeqiri), Sowe (Dk. 59 Jurecka)

Goller: Dk. 3 Sanchez, Dk. 25 Abdülkerim Bardakçı, Dk. 49 Sara, Dk. 61 Mertens, Dk. 80 Barış Alper Yılmaz (Galatasaray)

31 Ekim 2023 Salı

Çaykur Rizespor:0-1:Galatasaray

 


"Galatasaray'a puan kaybedersek sürpriz olur."

Bu sözleri Şampiyonlar Liginin Manchester City ile birlikte en büyük favorisi olan ve futbolcu değeri milyon euroları bulan  Bayern Münih basın sözcüsü Galatasaray maçı öncesi mi söyledi?

Söylese garipser miydik?

Tabii ki hayır!

Peki, kim sarf etti bu "pek iddiali lakırdıları"?

Çaykur Rizespor Basın Sözcüsü Hasan Yavuz Bakır...

Takımına güvenirsin, takımını motive etmek istersin, şehri de tribünleri doldurması için "gazlamak" istersin de buna benzer "safsatalar" hep Galatasaray maçları öncesi gelirse Rize tarafından, pek de "sevimli" durmuyor.

Şampiyonlar Ligi yorgunu Galatasaray, Okan Buruk'un da "hicivli" söyleyişiyle 3 günlük bir aradan sonra çıktı Rize deplasmanına.  Fikstürün azizliği mi desek, Avrupa dönüşü sarı-kırmızılılar hep Anadolu deplasmanına gidiyor!

Bayern Münih maçından farklı olarak rotasyona Angelino, Kerem Demirbay ve Mertens girmişti...

Ev sahibi olmanın avantajı ile Rizespor oyuna presle, baskıyla başladı, Muslera'nın kalesini yokladı da maçın esas kahramanın Kadir Sağlam olacağı 10 dakikada Mithat'ın herhangi bir temas olmadan çime takılarak düşmesine faul çalmasından belliydi. Hakemlerin verdiği penaltı ya da kırmızı kartlarla maça etki ettiği düşünülür de ben ise "alakasız" yerde çaldıkları ve "saçma sapan" düdüklerle maçı bir taraftan alıp öbürüne verdiklerini düşünürüm. Kadir Sağlam da "temaslı" oyuna izin vereceğim diye "bariz" faulleri es geçti ki daha maçın 24. dakikasında kulübeden yedek kaleci Günay itirazdan sarı kart gördü.

Rakibin sertliğine maçın hakemi de göz yumunca Galatasaray uzaktan bir kaç cılız şut ile Kerem'in harika plasesinde Gökhan'ın uçarak çıkardığı top dışında pozisyon bulamadı. Ama, öte yandan ilk yarıyı da yine gol yemeden de kapamasını bildi...


İkinci yarı rotasyon oyuncularını kenara alan Okan Buruk, onların yerine Kaan, Ziyech ve Sergio'yu saha sürdü ve maça da hareket geldi. Kerem'in pasında Icardi kaçırdı, dönen topta Rizeli Minchev auta attı. Kerem ve sonraki dakikalarda Davison'un şutlarını savunma bloklarken, Zaqiri taraftarına saç baş yolduruyordu. Bu arada Rizeli Zaqiri, buna şampiyonlar ligi maçları da dahil, Boey'i uzun uzun aradan sonra ilk defa zorlayan futbolcu oldu... Bu çocuğu takibe almak lazım...


Futbol karşılaşması bir anda iki kaledeki git gellerle tenis maçına dönmüşken, ev sahibinin çıkarken atağını kesen "devşirme" sol bek Abdülkerim, Kerem'le topu buluşturuyor, onun pası her zamanki gibi Icardi'ye gidiyor o da Sergio'ya şutluk pozisyon hazırlayınca Galatasaray'ın aradığı gol Portekizli oyuncuyla geliyordu. Yedek kalmasına mı içerlemiş, yoksa attığı goller hep savunmaya çarparak mı girmesine takıldı bilmem de Oliviera'nın golden sonraki ifadesi pek hoşuma gitmedi...


Geriye düşen Rizespor eşitlik için açılınca Galatasaray daha rahat pozisyonlar buldu ki, bunlardan Tete'nin karşı karşıya şutu kaleci Gökhan'dan sekip, Kerem'in önüne düştü ve "Harry Potter" zoru başarıp auta attı! Sosyal medya linççilerine gün doğdu, yine saldıracaklar Kerem'e, oysa bir kez daha yazıyorum: Bu çocuk öyle zamanda öyle bir gol atacak ki, herkesi ettiği laflardan dolayı utandıracak...

Alışık olmadığımız bir oyun sonrası Galatasaray, zor da olsa bir deplasmandan daha 3 puanla ayrılıp, Sami Yen'de oynayacağı Kasımpaşa maçı öncesi "hediye" gibi bir haftalık bir araya giriyor. Biz Cumhuriyet bayramını , yabancılar cadılar bayramını kutlasınlar, herkes coşsun, eğlensin, enerji depolasın ve yine üç günde bir maç oynamaya hazır hale gelsinler...

Yolumuz uzun, hedeflerimiz büyük...


Hakemler: Kadir Sağlam, Esat Sancaktar, İbrahim Bozbey

Çaykur Rizespor: Gökhan Akkan, Eray Korkmaz (Muhammet Taha dk. 78), Attila Mocsi, Emirhan Topçu, Halil İbrahim Pehlivan (Hojer dk. 83), Mithat Pala (Varesanovic dk. 78), Jonjo Shelvey, Gustavo, Olawoyin, Altin Zeqiri (Gaich dk. 83), Minchev (Benhur Keser dk. 67)

Yedekler: Zafer, Alikulov, Seyfettin Anıl, Janne-Pekka, Faye

Teknik Direktör: İlhan Palut

Galatasaray: Fernando Muslera, Sacha Boey, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Angelino (Kaan Ayhan dk. 46), Lucas Torreira, Kerem Demirbay (Sergio Oliveira dk. 46), Wilfried Zaha (Tete dk. 67), Dries Mertens (Hakim Ziyech dk. 46), Kerem Aktürkoğlu (Barış Alper Yılmaz dk. 87), Mauro Icardi

Yedekler: Günay, Victor Nelsson, Kazımcan Karataş, Cedric Bakambu, Halil Dervişoğlu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Sergio Oliveira (dk. 68) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Altin Zeqiri, Gustavo, Taha (Çaykur Rizespor) Günay Güvenç, Davinson Sanchez, Hakim Ziyech (Galatasaray)

5 Şubat 2021 Cuma

Rizespor:0-4:Galatasaray


Türkiye Süper Lig 10.Hafta
28.11.2020/ 19:00

Bir hafta evvelki Kayserispor maçının devam dakikalarını oynar gibiydi Galatasaray Rize deplasmanında, top hakimiyetini elinde bulundurup, sağlı sollu ortalarla gol arıyordu Gökhan'ın kalesinde. Ev sahibi ekip de geçen sezonlarda sahip olduğu "Galatasaraylı futbolcu sakatlama" oyununun devamını getirir vaziyette daha ilk dakikada Emre Akbaba'ya öyle bir "girildi" ki herkesin aklına Emre'nin, Muslera'nın, Andone'nin sakatlandığı pozisyonlar geliverdi, şükür ki Galatasaraylı oyuncu yapılan müdahale sonrası ayağa kalkıyordu.

Feghouli-Emre Akbaba paslaşmasında Oğulcan'ın ceza sahasına girerken vurduğu ve auta çıktığı pozisyon ile başladı Galatasaray'ın "sayısız" pozisyonu Rize'de. İki dakika sonra Emre Kılınç'ın ortasında Diagne'den önce Gökhan araya giriyor, bir dakika sonra Emre Kılınç'ın şutunda Gökhan meşin yuvarlağa sahip oluyordu. Bir hafta evvel Ljung kalesinde yıldızlaşırken, bu hafta sahne sırası Gökhan'daydı, ev sahibi kaleci tek başına direniyordu Galatasaray ataklarında. 10. dakikada Feghouli'nin şutunda yine "gol yemem" diyen Gökhan'ı izlerken sahada, sonraki dakikalarda Oğulcan'ın kafa şutu direkten dönüyor, seken topta Diagne'nin kafasını ayağıyla yine Rizeli eldiven çıkarıyor, devamında da Oğulcan'ın topunu "panter" çevikliği ile blokluyordu. Galatasaray Rize kalesini ablukaya alıp, golleri kaçırdıkça, akıllara ister istemez bir hafta evvelki talihsiz karşılaşma geliyordu.

Son haftaların formda takımıydı Rizespor, bu kadar çekingen oynayacağını kimse beklemiyordu ki ilk atakları 34. dakikada Skoda'nın ceza sahası önünde vurduğu ve auta giden şutuydu. Onun dışında Fatih televizyon kadrajına nadir girdi. 

Bu kadar üstün ve baskılı oyunda golün geleceği belliydi ki sağ kanattan kullandığı korner atışında Emre Akbaba ile birlikte yükselen Melnjak rakibine dirsek atınca, karşılaşmanın hakemi VAR'a bakarak penaltı noktasını gösteriverdi. Topun başına geçen Diagne golü attı atmasına ama Gökhan az kalsın penaltı vuruşunu bile kurtaracaktı.


İlk devreyi önde kapatan Galatasaray, ikinci yarı da oyun anlayışında herhangi bir değişiklik yapmadan sahaya çıktı, yine arzulu, yine mücadeleci, yine koşan bir takım vardı. Tabii, bu oyunda Feghouli'nin de payı yadsınamazdı, pek koşmayan, presi sevmeyen, top ayağındayken oynayan ama savunmaya gelmeyen Feghouli gitmiş, takım liderliğine göz diken, doğruları yapmaya çabalayan bir oyuncu gelmişti sanki. Takım arkadaşlarına paslar atıyor, rakibe basıyor, top kaptırınca da sonuna kadar rakibi kovalıyordu. Onun liderliğinde Galatasaray, ilk devre attığı tek gole, 3 gol daha ekleyip, zor geçmesi beklenen Rize deplasmanından güle oynaya dönmesini bildi.

Hattrick yapan Diagne'den de bahsetmezsek olmaz, ikinci yarının başında Emre Akbaba'nın al da at diye verdiği pasa dokunamadı belki ama iki dakika sonra Oğulcan'ın kanattan taşıyıp Emre Akbaba'ya verdiği pasta, Emre'nin asistindeki dokunuşu "golcülük" kokuyordu. Ya üçüncü gol, klas ve tecrübe bir aradaydı: Feghouli pres yaparak kazandı, Emre Kılınç'a aktardı topu, onun pasında Diagne vücut hareketi ile Gökhan'ı yatırıp, boş kaleye yuvarlayıverdi topu... Galatasaray taraftarının kendisinden beklediği görüntülerdi bunlar, uzun zaman sonra güldürdü sevenlerinin yüzünü...

Bir hafta evvel kırmızı kart gören Muğdat, eskiden Galatasaray'da oynadığı için "maçı satmakla" yaftalanırken, bu hafta da sarı kartı varken, ikinci devre topsuz alanda Emre Taşdemir'e dirsek atan ve oyundan ihraç olan Boldrin'in dedelerinin Galatasaraylı olup olmadığı ile ilgili bir arayışa girmiştir aynı arkadaşlar...

Ve Taylan'la bitirelim. Bu sezon için Galatasaray'ın savunmada ve oyun kurmada en önemli oyuncusu iken atmış olduğu klas gol pastanın çileği gibiydi. Bizler golün büyüsünden çıkamamışken, maç bitimi Taylan'ın sevinmeyi bir kenara bırakıp 4 gol yemiş Gökhan'ı teselli etmesi ise karakterinin de topçuluğu kadar pırıl pırıl pırıl olduğunun göstergesi... Böyle devam et Taylan...



Stat: Çaykur Didi 

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Serkan Ok, Serkan Çimen  

Çaykur Rizespor: Gökhan Akkan, Moroziuk, Emir Dilaver, Meriah, Melnjak, Abdullah Durak (Dk.64 Onur Bulut), Donsah, Baiano, Samudio (Dk.64 Onur Bulut), Boldrin, Skoda (Dk.64 Remy)

Galatasaray: Fatih Öztürk, Linnes, Donk, Marcao, Emre Taşdemir (Dk.89 Şener Özbayraklı), Taylan Antalyalı, Feghouli, Oğulcan Çağlayan (Dk.78 Sekidika), Emre Kılınç (Dk.89 Kerem Aktürkoğlu), Emre Akbaba (Dk.89 Ömer Bayram), Diagne (Dk.90 2 Ali Yavuz Kol)

Goller: Dk.45 2 (Penaltıdan), 52 ve 79 Diagne , Dk.86 Taylan Antalyalı (Galatasaray)

Kırmızı Kart: Dk.77 Boldrin (Çaykur Rizespor) 

Sarı kartlar: Dk.23 Baiano, Dk.45 Emir Dilaver, Dk.45 Melnjak, Dk.63 (Çaykur Rizepsor) Dk.78 Fatih Öztürk (Galatasaray) 

15 Haziran 2020 Pazartesi

Çaykur Rizespor:2-0:Galatasaray


Üç ay aradan sonra merhaba...
Öncelikle Covid-19 salgınında hayatını kaybedenlere rahmet dilerken, bu hastalıkla tanışıp iyileşen ya da hala mücadele eden takipçilerimize geçmiş olsun ve acil şifalar diliyoruz...
Evet, biz öyle kendi halimizde yaşamı sürdürmeye çalışır, kendi içimizde kavgalarımızla, sevdalarımızla gün be gün takvimden birer yaprak eksiltirken, hiç akla gelmeyen bu pandemi ile evlere hapsolup, bambaşka telaşlar, gündemler, uğraşlar bulmak zorunda kaldık aylarca...
Lakin, hayat yaşanmalıydı, fabrika bacaları tütmeliydi, tarlalar sürülmeliydi, üretim devam etmeliydi kısaca"yeni" normale dönülmeliydi. Kafeler açıldı, kuaförler açıldı, AVMler açıldı ve en nihayet futbola da kavuşmuş olduk...

Kavuştuk kavuşmasına da böyle bir "özlem giderme" olmaz olaydı... Pandemi süresince biz evlerde her akşam ortaya çıkan vaka sayısına bakıp, "acıma" duygularımız hümanizm seviyemizi arttırdıkça, bazıları da kin ve garez duygularını bilemekteymiş. Geçen sene oynanan ve Emre Akbaba'nın ayağının kırıldığı maçtan sonra "Silahım olsaydı, o hakemi vururdum" diyen Rizespor başkanı,  "Artık hiç bir hakem bizim maçta hata yapmaya cesaret edemez" sözleriyle hazırlanıyordu pazar geceki maça. Ahmet Çakar'ın nüktedan bir şekilde twitte belirttiği gibi de "Hakem Yaşar Kemal Uğurlu da vurulmaktan korktuğu için Galatasaray'ı bir penaltı ve bir kırmızı kartla vurdu"... Ama, üç puanlara, penaltılara geçmeden, 15. dakikada kalbimizden vurulduk esas... Canımız, sevdalımız Fernando Muslera'yı acılar içinde "uğursuz stadın" sessizliğinde çığlık atarken seyretmek, ömür boyu gider mi hafızlarımızdan... Hiç zannetmiyorum... Geçen sene Emre Akbaba, bu sene Fernando Muslera'nın kaval kemikleri kırıldı, Florin Andone'nin az kalsın bacağı kopuyordu...

"Pandemi sonrası futbolcular tekrar maçlara dönerken antrenman temposunu kaldırmakta zorlanıp, sakatlıklar yaşanabilir" minvalinde sözler sarf ederken Rizespor hocası Ünal Karaman, sedye ile sahayı terk eden iki Galatasaray'lı oyuncunun kendi topçuları tarafından "kasapça" müdahale ile sakatlandığını görmemiş miydi? Gördü elbette ama hırs gözlerini öyle bürümüştü ki, maçtan sonra ne kendisi, ne de kalecisi Tarık,  Muslera ve Andone'ye bir geçmiş olsun dileğinde bulunmadılar yayıncı kuruluş mikrofonlarına. Oysa, daha maç oynandığı esnada hem Türkiye'den, hem de dünyanın çeşitli ülkelerinde bir çok kulüp ve futbolcu sosyal medya hesaplarında acılarını ve dualarını paylaşıyordu şanssız iki futbolcuyla. Umarım haftaya Tunay Torun kadro dışı kalmaz, zira kendisi Muslera'ya geçmiş olsun dileğinde bulundu maç bitiminde...

Üç ay evde antrenmansız bir çok korku ve endişe hisleriyle "zaman öldürüp", tekrar sahalara dönmenin zor olacağının hepimiz farkındaydık ki Galatasaray'lı oyuncular da "toplama takım" hüviyetindeydiler ilk devre. Zaten Muslera'nın sakatlığı sonrası moral motivasyonları da iyice düşmüş "Ne işimiz var burada" izlenimi vermekteydiler. His takımıdır Galatasaray, duygu takımıdır Galatasaray diye övünürüz ya, bazen de duygusuz olup, "umursamaz olup" mücadele etmelisin eğer hedef üç puansa ama o zaman da nerede kaldı takımdaşlık, arkadaşlık, en önemlisi de insanlık?


Ofsayt olduğu bariz pozisyonda "kurala sığınıp" pozisyon bitene kadar maçı durdurmayan ve Muslera acılar içinde çığlık atarken bile "korkuyla" düdüğünü "zarzor" çalan Yaşar Kemal Uğurlu, Sarrachi ile Samudio'nun ikili mücadelesinde aradığı fırsatı bulup, penaltı noktasını gösteriverdi. Rizeli penaltı olduğuna şakın, Galatasaraylı da penaltı yaptırdığına şaşkındı... Ama hakem düdüğü çalmıştı. Bu pozisyonun oldukça benzerinde, hatta daha sert müdahalelerin olduğu Trabzonspor-Galatasaray maçında Kamil Ahmet, Emre Mor'u indirdiğinde VAR hakemi olan Yaşar Kemal Uğurlu, maçı yöneten Ali Palabıyık'ı hiç uyarmamıştı bile.  Muslera'nın yerine giren Okan Skoda'nın vuruşunu kurtardı ama dönen topta yapacak bir şey yoktu. Ev sahibi öne geçmiş, hakem de rahatlamıştı.

Galatasaray belki kendisinden beklenilen performansı gösteremiyor ama oyunu Rizespor yarı sahasına yıkarken, ev sahibi hakemin de "desteğinin" farkında "kemikkkıran" tarzında takılıyordu. Özellikle Moroziuk'un dört dakika arayla iki sarı görecek sertlikte hareketlerine tek kartın çıkmamış olması bile maçın hakeminin niyetini gözler önüne seriyordu.

Beş değişiklik hakkı ve geniş yedek kulübesinin de avantajıyla Fatih Terim ikinci yarı oyunu değiştirmek için Ahmet Çalık ve Ömer'in yerine Emre Akbaba ve Andone ile oyuna başladı. Yapılan değişiklikler ve soyunma odasında konuşulanlar etkisini gösterdi ki Galatasaray beraberlik fırsatlarını buldu ve golü beklemeye başladı ki, Yaşar Kemal Uğurlu'nun yarattığı bir faul sonrası Mariano'nun adamını kaçırması ile ceza sahası içinde oluşan karambolde Okan kalesinde ikinci golü görüverdi. Uzun bir ara topa dokunmadan geçen ve hiç hazırlık maçı yapmadan sahaya çıkılan bu süreçte 2-0dan maç çevirmek imkansıza yakınken, yenilen golün hemen ardından Feghouli'nin pasında Onyekuru'nun altı pastan vurduğu topu Tarık'ın çıkarması da Galatasaray adına kırılma anıydı. O gol olsa, maç çok başka sonuçla da bitebilirdi...


Bir yandan talihsizlik, bir yandan hakem Galatasaray'ın yakasını bırakmaya hiç niyetli değildi, bitime 20 dakika kala gelişen Galatasaray atağında, Rizespor kalecisi boşa çıkıp, Andone'nin üzerine düştü ve Rumen oyuncu acılar içinde yerde kıvranırken, VAR'dan gelen uyarıya rağmen Yaşar Kemal Uğurlu maç içinde Galatasaray lehine bir karar vermemeye yeminli gibi penaltıya hükmetmiyordu. Oysa kural açık ve netti, top oyundayken kalecinin yaptığı müdahale cezalandırılmalıydı. Misaller de boldu, Malatya-Fenerbahçe karşılaşması, geçen sene Galatasaray-Fenerbahçe ve Fenerbahçe-Ankaragücü maçları... İlk devre Donk'un indirilmesine, ikinci devre Andone'nin düşürülmesine penaltı çalmayan Yaşar Kemal Uğurlu, Donk'a ve Adem'e sarı kartını cesurca çıkarıp cezalı duruma da düşürüyordu. Hatta Adem'e kırmızı kart da çıkardı ki, az kalsın sahada Engin Baytar-Cüneyt Çakır sahnesi yaşanacaktı... Galatasaray'ın bu hakemle çıktığı 7 deplasmanda 5 mağlubiyet yaşayıp, 3 kırmızı kart görmüş olması şansla açıklanamaz bu seyrettiğimiz maçtan sonra...


Galatasaray Rize deplasmanında ilk yarı etkisiz ama ikinci devre adına yakışır bir oyun oynayarak üç puan kaybetti ve şampiyonluk yarışındaki rakipleri Trabzonspor ve Başakşehir'den 6 puan geriye düştü ama keşke Muslera ve Andone sakatlanmasaydı da Galatasaray farklı kaybetseydi. İnsan sağlığının her şeyden önemli olduğunu anladığımız bu aylarda maç sonu çılgınca sevinen Rizespor yönetim kuruluna da bir mesajımız olsun: Erken öten horoz masalını hatırlayın, sene sonu küme düştüğünüzde "sosyal mesafeyi" unutup yine sarmaş dolaş sevinirsiniz!...



Stat: Çaykur Didi
Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Erdinç Sezertam, Serkan Çimen
Çaykur Rizespor: Tarık Çetin, Moroziuk, Talbi, Fernandes, Melnjak, Diomande (Dk. 81 Oğuz Kağan Güçtekin), Vetrih (Dk. 88 Burak Albayrak), Garmash (Dk. 68 Abdullah Durak), Tunay Torun (Dk. 68 Oğulcan Çağlayan), Samudio, Skoda (Dk. 88 Orhan Ovacıklı)
Galatasaray: Muslera (Dk. 24 Okan Kocuk), Mariano, Donk, Ahmet Çalık (Dk. 46 Andone, Dk. 72 Belhanda), Saracchi, Seri, Lemina, Ömer Bayram (Dk. 46 Emre Akbaba), Feghouli, Onyekuru (Dk. 76 Adem Büyük), Falcao
Goller: Dk. 42 Skoda, Dk. 53 Tunay Torun (Çaykur Rizespor)
Kırmızı Kart: Dk. 90 Adem Büyük (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 7 Melnjak, Dk. 59 Samudio, Dk. 85 Vetrih, Dk. 90 +3 Burak Albayrak (Çaykur Rizespor), Dk. 61 Donk (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin