Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026 Perşembe

Galatasaray:0-2:Gençlerbirliği


"Kupa beyi Galatasaray"... Çocukluğuma dair futbolla ilgili hatırladığım ilk tamlamalardan biridir. Şampiyonluklarda belki ezeli rakibinin gerisindeydi bizim takım ama Türkiye Kupasını en fazla müzesine götürendi, boynumuz bükülmüyordu, "Bizim de Türkiye Kupamız var" diyorduk gururla, inatla, ezilmeden...

Tabii aradan yıllar geçti, o romantik vakitlerden sonra paranın her şey olduğu zamanlara geldik, Türkiye Kupası bile adının önüne "sponsor" isimleri aldı, kazanana para vermiyorlar diye kupa ikinci plana düştü, takımlar "rotasyon" dedikleri yedek topçularla maçlara çıktılar, hazırlık maçı havasında oynanmaya başlandı müsabakalar, ülke futbolunu yöneten federasyon da her sene kupaya "acayıp" statüler yükleyince, kulüplerden sonra taraftarın da ilgisi azaldı...

Ligde şampiyonluk peşinde koşan Galatasaray da 3 gün evvel deplasmanda yendiği Gençlerbirliği ile Sami Yen'de kupa maçı için karşılaşacaktı da ne teknik adam maçı ciddiye aldı, ne topçular, ne de taraftarlar. Küme düşmeme mücadelesi veren Ankaralılar da aynı kafadaydı, onlar da hafta sonu oynayacakları "hayati" maç öncesi as topçularını dinlendiriyordu... Bu maça "önem" arz eden yok muydu? Kendisini "ispatlamak!" isteyen Oğuzhan Aksu ve deplasman tribününde yer alıp takımına inanan 12 adet Gençlerbirlikli taraftar...


Lemina ve Sane dışında ki Osimhen'in dönmesiyle Icardi de yedek kulübesine dönecektir, hafta sonu oynanacak derbide yer almayacak 9 "rotasyon" oyuncusu ile başladı Okan Buruk karşılaşmaya. Oysa rakibi Fenerbahçe bir gün evvel Konya'da as takımla sahaya çıkmış ve uzatmalar sonrası kaybetmişlerdi. Yorulan rakibine karşı "as"larını dinlendirip derbide fiziksel yönden avantajlı olmayı denemişti belki de. Belki de rakibini küçümsemişti o da. Tıpkı sahadaki sarı-kırmızılı topçular gibi. Onların da aklı belli ki hafta sonu oynayacakları maçtaydı ki Galatasaray tarihinde belki de ilk defa benim hatırladığım koskoca bir 45 dakika "dişe dokunur" tek bir atak yapılmadan geçti. 30. dakikada Sane'nin ortasında seken topta Icardi'nin dağlara taşlara giden şutu ile 10 dakika sonra Ahmed'in yine aynı şekilde kaleyi tutmayan ceza sahası dışından vuruşu hariç atak yoktu. Tabii, bu "ukalalık" ikinci yarı Ahmed'in kaptırdığı bir top sonrası kendi kalesinde golle sonuçlanınca, "işler sıkıya alındı" daha ciddi ataklar yapıldı da kaleci Erhan'ın becerisi, Galatasaraylıların paniği ile birleşince skorbord değişmedi. "Kader ağlarını örmüştü" diye Türk filmlerinin klişe sözü vardır ya, Barış, Yunus, Sallai ve Osimhen'in de sahaya eşitlik sayısı için sürüldüğü dakikalarda Ankara ekibinin korner atışında Günay elindeki topu kaçırınca bitime 8 dakika kala fark ikiye çıkıyordu...


Dünkü mağlubiyette kimse sütten çıkmış ak kaşık değil demiştik ya, lig ve Avrupa maçlarını tıka basa dolduran kombineli taraftarların büyük bir kesmi de maçı "küçümsemiş" ve Sami Yen'e gelmemiş, iyi niyetle tribünler boş kalmasın diye biletlerini "birilerine" devretmişti. O "yeni gelenler" de restoranda yemeği beğenmeyip garsona çıkışan müşteri gibi maç içi topçulara tepki gösterirken, Günay'ı ıslıklıyordu. İhaleyi sadece onlara yüklemek de yanlış olur zira bir Avrupa maçında Muslera da yuhalanmıştı bu stadyumda maalesef...

Maç sonu "yuhalayanlar" suçluya hesabı kesip, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tatil olan ertesi gün yapacakları "eğlence" aktivitelerini düşünerek stadyumdan ayrılırken, cefakar ve vefakar ultrAslan tribünü göz yaşları içindeki Günay'ı tribüne çağırıp olması gereken "Yenilsen de yensen de taraftarın senle" tezahüratı ile oyuncularına destek oluyordu. Bir çok kesim bir çok hareketi ile ultrAslan'ı eleştirse de "iyi ki varsın ultrAslan", iyi ki...



Stat: RAMS Park

Tarih:22/04/2026

Hakemler: Oğuzhan Aksu, Bahtiyar Birinci, Kerem Ersoy VAR: Eren Özyemişçioğlu

Galatasaray: Günay Güvenç, Sacha Boey (Roland Sallai dk. 69), Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Mario Lemina (İlkay Gündoğan dk. 46), Renato Nhaga (Victor Osimhen dk. 78), Leroy Sane (Yunus Akgün dk. 69), Ahmed Kutucu (Barış Alper Yılmaz dk. 56), Noa Lang, Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Lucas Torreira, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Fıratcan Üzüm, Dimitrios Goutas, Thalisson, Abdurrahim Dursun, Ousmane Diabate, Samed Onur (Franco Tongya dk. 87), Cihan Çanak (Sekou Koita dk. 70), Oğulcan Ülgün (Matej Hanousek dk. 87), Metehan Mimaroğlu (Furkan Ayaz Özcan dk. 90+5), Adama Traore (Göktan Gürpüz dk. 90+5)

Yedekler: Ricardo Velho, Emirhan Ünal, Arda Çağan Çelik, Ensar Kemaloğlu, Yiğit Hamza Aydar

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Goller: Fıratcan Üzüm (dk. 51), Adama Traore (dk. 83) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Kaan Ayhan, Mario Lemina, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Galatasaray), Fıratcan Üzüm, Erhan Erentürk (Gençlerbirliği)

3 Mart 2026 Salı

Alanyaspor:1-2:Galatasaray (Türkiye Kupası)

Kupada üçte üç yapıp, çeyrek finale çıkmayı çok büyük oranda garantilemiş olan Galatasaray, ligde üç gün evvel mağlup ettiği Alanyaspor'a konuk olurken, Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool serisine çıkmadan önce Osimhen, Icardi, Sanchez, Abdülkerim, Sara, Yunus, Uğurcan, Sallai gibi oyuncularını İstanbul'da bırakarak geldi Alanya'ya... İlk onbirin değişmezleri yokken, Asprilla ve Nhanga gibi gençlere maça başlama şansı doğmuştu ve Okan Buruk kalede kupa kalecisi Günay, savunmada Boey-Kaan-Jakobs-Eren ile önlerinde tecrübeli İlkay ve çömez Nhaga, hücum hattında da Sane-Ahmed-Asprilla-Barış vardı... Barış fizikli olunca Okan Buruk onu dinlendirmeyi düşünmemiş, oynadıkça form tutacağını biliyordu...


80-81 sezonundan ilham alınarak yapılan beş yıldızın yan yana olduğu sarı formayla ilk defa sahaya çıkıyordu Galatasaray ve İlkay da o senelerin Fatih Terim'i gibi Jakobs ve Kaan'ın arasına girerek sarkık libero gibi "abilik" yapıyordu takıma. İlkay "halı sahaların ağır abisi"ydi de 18 yaşındaki Nhaga enerjisi ve isteğiyle sahanın her tarafında yer alıyordu. Eyüpspor maçında sahaya ayak basmasıyla taraftarın yoğun ilgisine maruz kalan genç oyuncu, Alanya'da da tüm gözlerin üzerinde olduğu maçta formasını sırılsıklam etti, Galatasaray kariyerinin ilk golünü de attı. Az kalsın ikinci golü de atıp, maçın fişini çekecek ve kulübede şans bekleyen diğer gençlere de oyuna ayak basması için fırsat yaratacaktı da sol ayağı sağ ayağı kadar güçlü değildi...


Nhaga kadar gözlerin üzerinde olduğu bir diğer oyuncu da Asprilla'ydı. Bugüne kadar kanatlarda görev yapıp, biraz da fiziksel yönden bizim ligin sertliğine "yumuşak" kalan Kolombiyalı, bu gece Alanya'da on numara oynayınca, çok daha rahat etti, bol bol gezdi, arkadaşlarını oynattı da o da Barış Alper'in pasında Nhaga gibi siftah yapacaktı ama biraz acelecilik, biraz da kaleci Victor'un başarısıyla gol sevinci yaşayamadı.



Ve maçın yıldızı Barış Alper Yılmaz. Ianis Hagi'nin karşı karşıya Günay'ı geçemediği atak ve ev sahibinin "baskın basanındır" mantığıyla ilk dakikalarda Galatasaray'ın üzerine gelme coşkusunu kanattan topu alıp Fatih'e penaltı yaptırarak söndürdü. 11 metre atışını da çok şık kullanarak takımını öne geçirirken, 5 dakika sonra önce kafayla Victor'u çok zorladı, sonrasında kullanılan köşe atışında da direk ikinci gole müsaade etmedi. Topu bol bol ayağında tutup, İlkay ve Sane ile dantel gibi ince ince dokuyup, kalede rahat pozisyon arayan Galatasaray, ev sahibine uzaktan attırdığı şutlar dışında pozisyon vermezken, Sane'nin kamıkaze gibi rakip ceza sahasına çaprazlama dalıp, Eren'i kaçırması, onun pasında Barış'ın da boş Nhaga'ya bırakması ile Galatasaray iki farklı öne geçiverdi. Bu kadar net golün ofsayt için neden VAR'ı beklediğimizi kimse anlamadı...


İlk devre biterken önce Güven boş plaseyi auta attı, sonra Asprilla Barış'ın ikinci asistini pasa dönüştürken, Barış'ın sürekli arkadaşlarına gol attırma çabası gözlerden kaçmıyordu.


İkinci yarıya Barış-Lang değişikliği ile başlarken Galatasaray, oyuncular da oyunu rolantıye alıp, skoru korumak ve önündeki derbiyi düşünmeye başladılar. Bu dakikalarda Alanyaspor, Güven ve İbrahim ile bir kaç Günay'ı zorlasa da yine Galatasaray "bilmemkaç" pas yaptığı bir sekansta Sane savunma arkasına kaçtı, onun "al da at" pasında Ahmed kolayı değil, zoru başardı ve topu kale çizgisindeki savunmacıya isabet ettirdi. Peşinden Sane de "hep pas mı vereceğim" dercesine bir kaç kez kaleyi denedi ki, 64te Lang'ın pasında o da rahatken fileleri göremedi. 

Ev sahibi için Ianis'in orta sahaya yakın yerden kavisli ortası az kalsın gol olacakken, bitime 15 dakikadan az kala savunma arkasına atılan topta Singo hatalıydı, İzzet topu taşıdı ve Mounie'ye üç gün aradan sonra tekrar bir Galatasaray maçında gol attırıyordu. Farkın teke inmesi Alanyalıları yüreklendirince, Galatasaray savunmasının gol için ileri çıkarken kaptırdığı iki topta hem Mounie hem de İzzet meşin yuvarlakla fileleri buluşturamayınca maçın skoru değişmezken, Galatasaray üst tura çıkarken, taraftarın çok merak ettiği Can Armando Güner de siftah yapıyordu...



Stat: Alanya Oba

Tarih:03/03/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Candaş Elbil, Hüseyin Aylak VAR: Erkan Engin

Corendon Alanyaspor: Victor, Fatih Aksoy (Ümit Akdağ dk. 46), Viana, Aliti, İbrahim Kaya, Makouta (İzzet Çelik dk. 74), Janvier, Enes Keskin (Hadergjonaj dk. 46), Efecan Karaca (Hwang dk. 59), Hagi, Güven Yalçın (Mounie dk. 59)

Yedekler: Mahmut Can Kara, Batuhan Yavuz, Lima, Meschack, Buluthan Bulut

Teknik Direktör: Joao Pereira

Galatasaray: Günay Güvenç, Boey, Kaan Ayhan, Jakobs (Singo dk. 67), Eren Elmalı (Dağhan Kahraman dk. 90), İlkay Gündoğan, Nhaga, Sane (Can Güner dk. 77), Asprilla (Gökdeniz Gürpüz dk. 90), Ahmed Kutucu, Barış Alper Yılmaz (Lang dk. 46)

Yedekler: Arda Yılmaz, Sara, Torreira, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mounie (dk. 78) (Alanyaspor), Barış Alper Yılmaz (dk. 6 pen.), Nhaga (dk. 29) (Galatasaray)

6 Şubat 2026 Cuma

Galatasaray:3-1:İstanbulspor

 


"Galatasaray kariyerimin bir parçası değil, Galatasaray hayatımın bir parçası." diyordu maçtan sonra Galatasaray forması ile 118. maçında attığı 73.golle Hagi'nin rekorunu kıran ve Galatasaray'ın tarihte en fazla gol atan oyuncusu olan Mauro Emanuel Icardi Rivero. Galatasaray'ı şampiyonluklara taşıyan, daha da önemlisi yeni nesli Galatasaraylı yapan unutulmaz iki sezon sonrası sakatlık nedeniyle bir seneye yakın vakti tedavi ile geçirdikten sonra sahalara dönüp eski formunu yakalamaya çalışırken, hayatı fast food gibi yaşayanların klasik tabirle "Vefa'yı sadece semt adı olarak bilenlerin" satılsın dedikleri Icardi efsane Hagi'yi geçiyordu İstanbulspor filelerini havalandırırken... Talihin de böylesi derler ya, Galatasaray forması ile ilk golünü de yine sarı-siyahlılara atmıştı Arjantinli yıldız...


Her sene statüsü değişen ki genelde üç İstanbullunun sonuna kadar gidebileceği şekilde planlanan Türkiye Kupasının bu sene üçlü grubunda Başakşehir ve Fethiyespor'u yendikten sonra totalde 9 puan yapmak için kendi taraftarı önünde sahaya çıkmıştı Galatasaray. Maçın hafta içi olması, rakibin zayıf olması gibi nedenlerle yönetim kombine devrini açınca sosyal medyada ünivesitelilere bilet devri kampanyası başladı ki, bir çok genç belki de ilk defa mabede gelme şansı bulabildiler. 


Kupa kalecisi Günay file bekçiliği yaparken, önünde bu hafta sonu Rize'de olmayacak olan Lemina ile Okan Buruk'un yeni jokeri sol ayaklı Kazımcan vardı. Takımın bekleri ise Gökdeniz ve Eren olurken, Kaan, Torreira ve İlkay orta sahada yer alacaktı. İleri hat ise Ahmed, Asprilla ve İcardi'den oluşuyordu. Bir kaç gün önce Kayserispor karşısında Lang'ı seyreden Galatasaraylılar, bu maçta yeni transfer Aspirlla'yı sedecekti ki 90 dakika da sahada tuttu onu Okan Buruk. "İlk elin günahı olmaz" derler, yeni gelen topçuyu, hele ki çocuk yaşta gençse bir yere alışma süreci uzun sürer, hemen yargılamamak lazım da İstanbulspor maçında sağ kanatta görev aldı ama kenar yerine biraz daha ortada oynamalı izlenimi yarattı. Top ayağına alıp, rakibini geçmeye çalıştığı bir çok defa topu kaptırdı, ikili mücadelede de zayıf kaldı ki Türkiye ligi sert bir lig, çarpışmada ayakta kalan kazanır. Lakin, boşa kaçan bir çok arkadaşını savunma arkasına kaçırdı, pozisyonlar buldukça da şut atmaya çalıştı ki bunlar da Kolombiyalı topçu için olumlu hareketlerdi.


Maça dönersek, daha dördüncü dakikada Icardi kendi kaptığı topla başlattığı atakta Ahmed'in asisti ile gol perdesini açtı, rekoru kırdı, "Aşkın Olayım"ı söyletti tribünlere, sonrasında Asprilla ve Ahmed'in denemelerinde kaleci başarılı olurken, 23te Asprilla'nın ortasında kaleciden seken topu ceza sahası önünde kontrol edip "zımbalayan" Torreira ile fark ikiye çıkıyordu. Tabii daha golün sevinci bitmeden pozisyonunu yadırgayan Gökdeniz'in hatsı Lemina'nın hatasıyla birleşince Mendy kaleciyi de geçip boş kaleye topu yuvarlıyordu. Icardi'nin golünün "copy-paste" tekrarında Torreira Eren'e veriyor, onun plasesini kaleci çıkarırken, Icardi'nin neden klas golcü olduğu bir kez daha tescilleniyordu. Ve üç dakika sonra Ahmed Kutucu Eyüpspor günlerini hatırlatan uzaktan attığı golle tekrar farkı ikiye çıkarıyordu. Sonraki dakikalarda Kaan'ın şutları farkı değiştirmezken, takımlar soyunma odasına gidiyordu.


İkinci devreye Torreira'nın yerine hafta sonu cezası nedeniyle oynamayan Barış girerken, Galatasaray farkı arttırmak istiyordu lakin Ahmed ile kaleci İsa'nın çarpışması sonrası iki topçunun da oyundan alınması, İsa'nın ambülansla hastaneye götürülmesi herkesin tadını kaçırıyor, oyuncular biraz daha sakınarak topa müdahale ediyordu. Hal bötle olunca Galatasaray adına İcardi'nin dönerek vurduğu şut ile Asprilla'nın savunmadan kornere çıkan topu dışında pek pozisyon olmazken, deplasman ekibinde Mendy'nin gollük şutunu Günay iki hamlede çıkarıyordu.


Galatasaray hanesine bir üç puan daha yazdırırken, rekoru kıran Icardi kadar ilk defa Galatasaray formasını resmi bir maçta giyen Dağhan ve Furkan da bu maçı unutamayacaklar. Fethiyespor karşısında ilki yaşayan 16 yaşındaki Ada Yüzgeç bir de gol atabilseydi, 4 Şubat 2026 tarihi pek çok yönüyle unutulmazlar arasına girecekti. 



Stat: RAMS Park

Tarih:04/02/2026

Hakemler: Reşat Onur Coşkunses, Mehmet Şengül, Kerem İlitangil VAR:Efe Tanrıverdi

Galatasaray: Günay Güvenç, Gökdeniz Gürpüz (Ada Yüzgeç dk. 75), Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 75), Kazımcan Karataş (Dağhan Kahraman dk. 88), Eren Elmalı (Furkan Koçak dk. 83), Kaan Ayhan, Lucas Torreira (Barış Alper Yılmaz dk. 46), Yaser Asprilla, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu (Ismail Jakobs dk. 52), Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Noa Lang

Teknik Direktör: Okan Buruk

İstanbulspor: İsa Doğan (Mücahit Serbest dk. 51), Özcan Şahan (Yunus Bahadır dk. 46), Demir Mermerci, Duran Şahin, Emrecan Uzunhan, Turan Deniz Tuncer (Yusuf Ali Özer dk. 80), David Sambissa (Alieu Cham dk. 71), İsa Dayaklı, Ömer Faruk Duymaz (Muhammed Mert dk. 71), Mendy Mamadou, Ertuğrul Sandıkcı (Mustafa Sol dk. 71)

Yedekler: Fatih Tultak, Demeaco Duhaney, Furkan Çiftçi, Soner Salih Yavuz

Teknik Sorumlu: İlyas Öztürk

Goller: Mauro Icardi (dk. 5), Lucas Torreira (dk. 24), Ahmed Kutucu (dk. 33) (Galatasaray), Mendy Mamadou (dk. 26) (İstanbulspor)

13 Ocak 2026 Salı

Fethiyespor:1-2:Galatasaray

 


Süper Kupa mağlubiyeti sonrası Türkiye Kupasında Fethiye'ye giden Galatasaray, ilk devre gol atmakta zorlansa da ikinci yarı bitime 20 dakika kala attığı gol ile öne geçip, Icardi'nin asistinde Barış'ın son 10 dakikadaki kafa golü ile galip gelip, devre arası kamp süreci yaşamadan ligin ikinci yarısını beklemeye başladı...

İlginç kupa fikstüründe Başakşehir'i iç sahada yenip, ikinci maç için Uğurcan, Sane, İlkay, Torreira gibi yıldızlarını İstanbul'da bırakıp Fethiye'ye gelen sarı-kırmızılılar rahat geçmesi beklenilen maçta biraz "lakayitlik" biraz da zeminin kötü olmasının etkisiyle taraftarının beklediği "bol gollü galibiyeti" alamadı ama puanı altıya çıkarak "zorlu fikstüre" yelkenleri açtı. Tabii, bu maçla ilgili akıllarda kalacak en önemli olay Fethiyespor kalecisi Arda'nın peşi sıra arka arkaya Icardi'nin iki penaltısını da kurtamış olmasıydı. Kazımcan'ın şutunun Şahan'ın koluna çarpması sonrası kazanılan penaltıda Hagi'nin rekorunu egale etmek için topun başına geçen Mauro Icardi'nin şert vuruşunu çıkaran Trabzonun eski kalecisi Arda tam sevinirken, hakem tekrar kararı verirken topu bir kez daha eline alan Icardi'nin "panenka" yapmasını beklerken Arjantinli aynı köşeye bir daha vurdu, Arda yine benzer şekilde topu çıkardı ve gole izin vermedi. Pozisyonları seyrederken Icardi'nin Hagi'nin rekorunu penaltı ile egale etmek istemediğini düşündüm, Sami Yen'de kendi taraftarı önünde bu başarıyı kutlayacaktır.


Maçın bir başka unutulmaz anı da 16 yaşında Ada'nın 86. dakika Eren Elmalı'nın yerine oyuna girip, Galatasaray forması ile siftah yapmasıydı. Geçen oyuncu süre bulduğu dakikalarda gol fırsatı da buldu da plase vuruşu gecenin yıldızı Arda Akbulut'ta kaldı. Yıldız demişken, Fethiyespor'da göze batan bir başka oyuncu da Barış Alper gibi kıvırcık saçlı ve 53 numaralı formalı Fethiyespor alt yapısından yetişen Berat Satır oldu. Bu çocuğu buraya not edelim, gelişimini takip edeceğiz...

Yusuf Demir ile yolların ayrılacağını belirten Okan Buruk, genç oyuncuyu 90 dakika sahada tutarken, transfer öncesi topçusunu belki de parlatmak istiyordu ama Barcelona'da forma giymiş Yusuf yine kendini gösteremedi, yine maçın en "çelimsizlerinden" biriydi sahada. "Sen zayıf olursan seni ezerler" diye boşa dememişler, maçın hakemi de Yusuf'a yapılan bir çok faule "devam" kararı vermekten geri durmuyordu. O kadar zayıf ve güçsüz bir halde ki Yusuf, attığı paslar "zorla" takım arkadaşlarına giderken, ikili mücadelelerde sürekli rakip topun galibi olurken, Fethiye'nin attığı golde de rakibine sadece uzaktan eşlik ediyordu... "Her çiçek her bahçede açmaz" derler ya, bizim topraklar Yusuf'a iyi gelmedi demek...

Aradaki "siklet farkından" dolayı ev sahibi Fethiyespor Galatasaray'ı çok zorlayamasa da, devre biterken Berat'ın karşı karşıya şutunu Günay başarı ile çıkarırken, son beş dakikada Ali Mert'in uzun mesafeli "füzesi" direği sallıyordu, tabii Barış'ın kornerden ortasında Sallai'nin de vuruşu karşı kale direğini titretmişti...

Gecenin şansızı da daha on dakika olmadan baldırında çekme hissedip oyunu terk etmek zorunda kalan genç Arda oluyordu, umarım ciddi bir sakatlığı yoktur genç futbolcunun...


Stat:
Fethiye

Tarih:13/01/2026

Hakemler: Ayberk Demirbaş, Erkan Akbulut, Murat Temel Çimen VAR: Eren Özyemişçioğlu

Fethiyespor: Arda Akbulut, Berat Satır, Oğuz Yılmaz, Şahan Akyüz, Berkay Can Değirmencioğlu (Ulaş Zengin dk. 76), Ali Mert Aydın, Samet Asatekin (Muhammet Raşit Yöndem dk. 82), Cihan Kazan (Uğur Ayhan dk. 76), İrfan Akgün, Melih Okutan (Yusuf Türk dk. 60), Muhammet Enes Erdem (Ramazan Çevik dk. 60)

Yedekler: Hakan Canbazoğlu, Serdarcan Eralp, Arda Yakup Yılmaz, Yusuf Efe Çağlar, Serkan Yıldız

Teknik Direktör: Sait Karafırtınalar

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez (Yunus Akgün dk. 70), Arda Ünyay (Abdülkerim Bardakcı dk. 9), Kazımcan Karataş, Gökdeniz Gürpüz (Roland Sallai dk. 46), Mario Lemina (Barış Alper Yılmaz dk. 46), Ahmed Kutucu, Yusuf Demir, Eren Elmalı (Ada Yüzgeç dk. 86), Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Ahmet Şen, Necati Oğulcan Yançel, Yusuf Dağhan Kahraman, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Abdülkerim Bardakcı (dk. 73), Barış Alper Yılmaz (dk. 80) (Galatasaray), Uğur Ayhan (dk. 90) (Fethiyespor) 

18 Aralık 2025 Perşembe

Galatasaray:1-0:Başakşehir (Kupa)

 


Her sene düzenli olarak değişen Türkiye Kupası statüsünün 2025-2026 versiyonunda geçen sene olduğu gibi Galatasaray yine ilk maçta Başakşehir'le Ali Sami Yen'de karşılaştı. Maç günü Galatasaray cephesinde tartışmalara neden olsa da Türkiye Futbol Federasyonu hiç oralı olmadı ve pazar gecesi oynanacak Kasımpaşa lig maçından bir kaç gün evvel Galatasaray'ı sahaya çıkardı. Bunlara kızmıyoruz, alıştık artık...

Osimhen'in Afrika Kupası için ulusal takımda olacağı bir aya yakın süre zarfında yerini ikame edecek olan Mauro Icardi için "kendini bulma" maçı olarak düşünülecek olursa Türkiye Kupası maçı, Ahmed gibi, Yusuf gibi, belki de Arda gibi topçular için transfer sezonu öncesi Galatasaray'da "var mısın yok musun" maçı anlamına da geliyordu.


Rakibin "dişli" olması ve geçen sene olduğu gibi ülke sınırları içinde çifte kupa kazanma arzusu içindeki Okan Buruk "ideale" yakın bir kadro ile sahaya çıkarken, maçı ilk devre, ikinci devre ve son 15 dakika şeklinde üçe ayırıp, topçularına görev dağılımı yapmıştı. İlk bölümde Sanchez, Torreira, Barış, Yunus dinlenecekti, Ahmed ve genç Gökdeniz kendini gösterecekti.

Sallai ve Icardi'nin aynı dakika içinde şutlarıyla ilk atağını yaparken ev sahibi, Ahmed'in sert şutunu Berat kafa ile çıkarıyordu. Sane'nin sağ kanattan alıp getirdiği ataklarla Galatasaray pozisyon bulurken, Alman topçu kaleyi düşünmek yerine sürekli pası arzulayınca, aranan gol gelmiyordu. Ama Başakşehir'in savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kapılan topta Sane yine Ahmed'i gördü, gurbetçi topçu iyi kontrol sonrası, rakibini geçti ve yeden şutunda takımını öne geçiriyordu.

Golün ardından Galatasaray ikinciyi de Ahmed'le attı da Halil Umut Meler Sara'nın topu kaparken faul yaptığını gösteriyordu. Bir dakika sonra ise Sara'nın ortasında Icardi kariyerinin en kötü kafa vuruşunu yapıyordu.


İlk yarı Galatasaray kalesini pek düşünmeyen deplasman ekibi, Arda'nın hatası ile Bertuğ'nun al da at pasında Shomurodov ile fileleri sarsamıyordu.

İkinci yarıya Sanchez, Torreira ve Barış ile başlayan Galatasaray Sara'nın ara pasında Icardi ile gole çok yakşatı, tabelayı değiştiremedi de, bitime yarım saat kala Torreira'nın Zidanvarı ara pasında topla hareketlenen Barış, Icardi'ye müthiş bir ikram yaptı ama Arjantinli bu gece şanssızdı, Muhammed'i geçemedi, maçın fişini de çekemedi.


Yunus ve Yusuf'un oyuna dahil olması beklenilen etkiyi yaratmayınca, Başakşehir eşitlik için oyunu Galatasaray yarı sahasına yığdı, bir kaç kez de golle burun buruna kaldı ama birinde Arda bir diğerinde Sanchez "hayati" müdahalelerle takımını galip tuttular. Ve maçta uzatma dakikaları oynanırken, Başakşehirli topçuların önce sağ üst köşeye sonra sol üst köşeye kafa vuruşlarında gole izin vermeyen isim Günay'dı...

Bir gol atan ve pozisyonlara giren, savunmaya da çokça destek olan Ahmed oyundan çıkarken taraftardan alkış alırken, Borussia Dortmund'un çok şey beklediği Gürpüz kardeşlerden Gökdeniz de hocasının verdiği görevi kusursuz yaparak beğeni toplayanlar arasında yer aldı ki Okan Buruk Fethiyespor deplasmanında kendisiyle başlayacaktır maça. 90 dakika sahada kalan Arda da iyi niyetli ve azimli çabasıyla geçer not alırken, bazı pozisyonlarda tecrübesizliği ve sakarlığı az kalsın başa bela açıyordu.

Stat: RAMS Park

Tarih: 18/12/2025

Hakemler: Halil Umut Meler, Mehmet Emin Tuğral, Esat Sancaktar VAR: Kadir Sağlam

Galatasaray: Günay Güvenç, Sallai, Arda Ünyay, Abdülkerim Bardakcı (Sanchez dk. 46), Kazımcan Karataş, İlkay Gündoğan (Torreira dk. 46), Sara, Sane (Barış Alper Yılmaz dk. 46), Gökdeniz Gürpüz (Yunus Akgün dk. 72), Ahmed Kutucu (Yusuf Demir dk. 84), Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Oğulcan Yançel, Yusuf Kahraman, Ege Araç, Cihan Akgün

Teknik Direktör: Okan Buruk

RAMS Başakşehir: Muhammed Şengezer, Onur Bulut, Opoku, Hamza Güreler, Ömer Ali Şahiner (Ebosele dk. 64), Berat Özdemir (Onur Ergün dk. 63), Kaluzinski, Brnic (Harit dk. 74), Shomurodov (Fayzullayev dk. 64), Da Costa (Selke dk. 74), Bertuğ Yıldırım

Yedekler: Doğan Alemdar, Duarte, Ömer Faruk Beyaz, Umut Güneş, Ba

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Gol: Ahmed Kutucu (dk. 22) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Sallai, Ahmed Kutucu, Arda Ünyay (Galatasaray)

18 Mayıs 2025 Pazar

Trabzonspor:0-3:Galatasaray (Ziraat Türkiye Kupası)


Milyonlarca insanın adına futbol denen ayak topunun peşinden yıllarca koşmasının sebebi sorulacak olursa herkesin bir nedeni vardır da en çok verilecek yanıtlardan ikisi kendine has hikayeleri olması ve sonucunun önceden asla kestirilememesi olacaktır hiç şüphesiz. Öyle de ilginç bir kupa serüveni yaşadı Galatasaray futbol takımı Gaziantep'te 19. defa Türkiye Kupasını müzesine götürdüğü maça gelene kadar.

Takımlar için maddi ve manevi yük teşkil ettiği için katılmak istemedikleri, maçlara yedek ağırlıklı topçularla çıktıkları kupayı daha "heyecanlı" yapabilmek için her sene değişiklikler yapan TFF, bu sefer 6 takımın sadece 3 maç oynadığı "tuhaf"  bir statüyle başlattı maçları. Böyle "apar topar" hazırlanan bir uygulamada da son maçların "dramatik" olması kaçınılmazdı, Galatasaray da aynı grupta yer aldığı ve son dakika penaltı kaçırarak puanları bölüştüğü Başakşehir'i "centilmenlik puanıyla" geçip ikinci olup, kupa serüvenine devam etti.

Lig yarışı kızışmış, yeni transferler takıma alışamamış, deplasmanların olduğu zor bir lig fikstüründe, tek maç ve elemeli Kadıköy deplasmanı...

Ölüm kalım maçı...

Kaybedersen sadece kupadan elenmiyorsun, bir de üç gün önce Beşiktaş deplasmanında kaybettiğin için ikinci bir derbi mağlubiyeti "psikolojik" yıkım demek...

Kazanman ise bu sezon müzeye iki kupa koymak demek...

Galatasaray, aslında Kadıköy'de sadece Fenerbahçe'yi kupadan elemedi, o geceki oyun sistemi ve elde ettiği özgüvenle hem ligi hem de kupayı kazandı...

Sonrası çorap söküğü gibi geldi, ligde peşi sıra alınan galibiyetler, kupada deplasmanda yarı finalde farklı bir Konyaspor galibiyeti ve Trabzonspor'la 4 gün içinde iki kritik maç...

Ligde iki takım başka hesaplarda olduğu için, çok kıran kırana bir maç çıkmazken, Galatasaray istediği galibiyeti almıştı.


Gaziantep'te oynanacak final bordo-mavili takım için hem bu sezonun hem de önümüzdeki sezonun en kritik maçıydı, Fatih Tekke'nin takımı galip gelirse, kötü geçen bir yılda taraftara kendini affettirecek, önümüzdeki yıl da Avrupa Kupalarında mücadele edecekti. Elindeki tüm oyuncularıyla sahaya çıktı ama kaybetti, tepkiler başladı, Avrupa da olmayınca transferler de zor gelecek...

Galatasaray ise finalin favorisiydi, beşinci yıldız için çıkılan uzun ve zor yolda, kupa çok hesapta yokken, "bedavadan" bir kupaya kim hayır der ki...


Beklenildiği gibi Galatasaray ağırlığını koyarak başladı, daha ilk dakikada Yunus Osimhen'in sektirdiği topu boş pozisyonda auta yollarken, üç dakika sonra Barış'a asist yapıyordu genç oyuncu... Zaten özgüvenliydi Okan Buruk'un oyuncuları bir de erken gol bulunca, iyice rahatladılar, topu ayaklarında tuttular, kendi oyunlarını oynadılar. Öte yandan Fatih Tekke'nin finale hazırladığı Banza ve Zubkov Galatasaray savunması içinde kaybolurken, Nwakaeme takımda ışık parıltısı gösteren oyuncu oluyordu. İlk devrede ilk yarım saat biterken, Trabzon adına maçın en kritik pozisyonu gerçekleşiyor, Sanchez'in savunmada kaptırdığı topta Ozan karşı karşıya Günay'ı geçemiyordu, ya da başka bir deyişle kupa maçlarının file bekçisi Günay, Muslera'nın önümüzdeki sezon "tamam mı devam mı" kararının beklendiği günlerde "Ben de varım" mesajı veriyordu Okan Buruk'a...


Eski Trabzonlu Eren'in ortasında Osimhen'in auta giden kafası, Sanchez'in savunmadan çıkarak başlattığı akında Yunus'a kaleyi tutturamaması, Barış'ın ortasında Osimhen'in eskilerin tabiriyle "dömivolesi" skoru değiştirmezken, ilk 45 dakika akıllarda kalan pozisyonlardı.

Maçın hakemi Cihan Aydın'dan da bahsetmeden geçmeyelim. Çocuğu olmadığı halde, Acun Ilıcalı'nın "Galatasaraylı kızı var" diyerek futbol kamuoyuna Galatasaraylı diye lanse edilen Cihan Aydın finale atanınca, Trabzonspor yönetimi hemen bir basın bildirisi yayınlayıp, "akıllarınca" da hakemi etki altına almaya çalıştılar. Zaten "objektif" olduğunu göstermek için Galatasaray maçlarında Galatasaray aleyhine kararlar veren Cihan Aydın, finalde de bu seneki meslektaşlarının mottosunu uyguladı: Galatasaray lehine hata yapmaktansa Galatasaray aleyhine yaparım...


Maçta dakikalar 22'yi gösterirken Saviç'in Osimhen'e kırmızı kartlık tekmesinde sarı kart çıkarmış, Karadağlı oyuncunun kendisine "kafa atacak" kadar yakınlaşmasına seyirci kalmıştı. Oysa ki aynı hakem ligde Fenerbahçe-Samsunspor maçında Samsunlu oyuncu koluna temas ettiği için ikinci sarıdan kırmızı kart göstermişti.

Trabzonlu oyuncuyu atmamak bir yana Trabzonspor ceza sahası içinde o kadar penaltı çalınacak pozisyon vardı, hepsinde sorumluluktan kaçıp, düdük çalmadı, işi VAR'a bıraktı, onlar da hakem çalmadıysa biz de devreye girmeyelim dediler...

İlk yarıyı erken golle önde kapayan Galatasaray, ikinci devre başlarken Yunus'un savunma arkasına attığı pasta Osimhen'in Uğurcan'ın kapattığı köşeye "zımbalamasıyla" farkı ikiye çıkarıp, maçın ipini çekiverdi...

Bundan sonrası tribündekiler için "lay lay lom" besteleri, bizim için de çay çekirdek keyfiyle maç izleme... 

Okan Buruk da skor alınınca yarım saat kala Morata'yı Sara'nın yerine aldı ve İspanyol oyuncu ayağının tozuyla kendi yarı sahasından topu taşıyıp, Yunus'a akıl dolu bir pas atınca, genç oyuncu da "asist hattrick"i yapıyordu Osimhen'e "al da at "pasında...


Galatasaray taraftarı mutlu, Osimhen kariyer rekorları kırarken mutluydu. Hal böyle olunca da Antep tribünlerinden bir gök gürültüsü: "Taraftar çıldırdı, Osimhen'i istiyor."

Maç iki takım için de kafadan bitmiş, Galatasaray kupa için dakikalar sayarken, Okan Buruk da emek sarf edenleri alkışlatmak, az süre alanları onore etmek için oyuncu değişiklikleri yaparken, Trabzonspor "onur sayısı" için yükleniyor, Nwakaeme'nin bir golü ofsayt nedeniyle geçersiz ilan edilirken, bitime 5 dakika kala Draguş boş pozisyonda topu yan ağlara isabet ettiriyordu.

Galatasaray adına ise Morata'nı şutunu kale çizgisinden Trabzonlu oyuncu omuz-kolla çıkarıyor, Jakobs'un Uğurcan'la karşı karşıya kaldığı anda şutu auta giderken, Yunus'un akıl dolu pasını Morata gole çeviriyor ama VAR ofsayt kararı veriyordu...

Haftaya başlarken "5 günde 2 kupa" hedefi koyan Galatasaray, ilk kupayı alırken, gözler pazar günü Sami Yen'deki Kayserispor maçına çevriliyordu...

Kupa seremonisine çıkarken Federasyon Başkanının yanında Spor Bakanı olduğu halde ceketinin önünü iliklemeyip kendisini yuhlayan Galatasaray taraftarına bakışı, bu sene Galatasaray'ın ne kadar zorlu bir süreçte bu başarıları kazandığını gösterir mahiyetteydi. Federasyon başkanı Hacıosmanoğlu'na Bursa ve Kocaeli'den sonra Antep'te gösterilen tepki "kupa kazanmış taraftarın" kendisine verdiği karneydi. Kazanan ıslıklarsa, peki kaybeden ne düşünüyor, varın siz hesaplayın...

Finali kaybeden Trabzonspor takımının seremoniye çıkmaması da sebebi her ne olursa olsun, bizim spor kültüründe yürüyeceğimiz çok yol olduğunu gösteriyor...


Türkiye'de bir sezonda en fazla gol atarak Jardel'in 38 gollük rekorunu kıran maçın oyuncusu Osimhen'i de kutlayalım ve Nazan Öncel şarkısı armağan edelim kendisine:

Gitme, gitme

Gitme, kal bu şehirde

Gitme, gitme

Yazık olur bize








Stat: Gaziantep Büyükşehir Belediye Stadı

Hakemler: Cihan Aydın, Hakan Yemişken, Mustafa Savranlar

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Pedro Malheiro, Stefan Savic, Arseniy Batagov (John Lundstram dk. 45+2), Mustafa Eskihellaç, Batista Mendy (Serdar Saatçı dk. 80), Okay Yokuşlu (Denis Draguş dk. 59), Ozan Tufan (Muhammed Cham dk. 80), Oleksandr Zubkov, Anthony Nwakaeme, Simon Banza (Edin Visca dk. 59)

Yedekler: Taha Tepe, Danylo Sikan, Cihan Çanak, Arif Boşluk, Ali Şahin Yılmaz

Teknik Direktör: Fatih Tekke

Galatasaray: Günay Güvenç, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 71), Eren Elmalı (İsmail Jakobs dk. 78), Mario Lemina (Kerem Demirbay dk.71), Lucas Toreira, Gabriel Sara (Alvaro Morata dk. 61), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Dries Mertens dk. 71)

Yedekler: Fernando Muslera, Berkan Kutlu, Ahmed Kutucu, Carlos Cuesta, Przemyslaw Frankowski

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 6), Osimhen (dk. 46 ve 63) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Stefan Savic, Lundstram (Trabzonspor), Gabriel Sara, Mertens (Galatasaray)

25 Nisan 2025 Cuma

Konyaspor:1-5:Galatasaray (Türkiye Kupası)


 Son senelerde Türkiye Kupasının ehemmiyeti iyice azaldı. Kulüpler bu kupayı zul adlediyor, zorunluluktan katılıyor, katılınca da yedek kadroları ile sahaya çıkıyor. Maalesef ülke federasyonu da "ateşe körükle gider" gibi bu düşünceleri desteklercesine her sene ayrı bir statü ile çıkıyor karşımıza. Bu sene de ilginç bir statü vardı, 6 takımlı gruplar ve sadece üç maç sonu ilk iki takım belirleniyordu...

Galatasaray da 5. yıldıza gittiği bu sezonda kupaya "olsa da olur olmasa da olur" felsefesiyle yaklaşmış, grubun son maçında Sami Yen'de mutlak galibiyetin gerektiği maça Konya karşısında "rotasyonlu" bir kadro ile çıkmış, golsüz biten maç Başakşehir-Eyipspor maçının da golsüz bitmesiyle Konyaspor'un ardından "sarı kart" farkıyla ikinci çıkmıştı...

Hiç olmadık yerde, zorlu fikstürün göz korkuttuğu bir anda kupada Kadıköy deplasmanı nereden çıktı derken, Aydilge'nin o şarkısı gibi gelişiverdi her şey birden:

Hayat şaşırtır hep zaten

"Ben bittim, ay" derken

Hiç umudun kalmamışken

Bi' güneş parlar bazen

Kadıköy'deki galibiyet ve "müthiş" oyun sonrası dudak bükülen kupa birden Galatasaray'ın lig serüveni için de bir kırılma noktası oluverdi... Okan Buruk ideal düzenini bulurken, topçular da psikolojik üstünlüğü ele geçirirken, ligde rakip Fenerbahçe ise "kırılmıştı"...


Bu hava ve motivasyonla deplasmandaki Konyaspor maçına çıkan Galatasaraylı oyuncular oldukça rahat bir oyunla kendi taraftarı önünde kupada finale çıkmak isteyen Konyaspor'u farklı bir skorla mağlup ediyordu. Mertens maestro gibi takımı yönetti, Osimhen gollerine bir gol daha ekledi, Lemina'nın kadroya adapte olmasıyla rakip ceza sahası çevresi ve içine daha çok giren Torreira üç gün evvel Bodrum'a attığı golden sonra bir kez daha gol sevincini Muslera ile paylaştı, Sallai iki golle yıldızlaşırken, Eyipspor maçında cezalı olan Barış'ı aratmayacağı mesajını verdi, Yusuf Demir gol sevinci yaşadı, kupa kalecisi Günay kalede güven tazeledi, ayaklarının da "kadife" olduğunu gösterdi, Apo ve "El Patron" yine kusursuzdu...


Abdülkerim demişken, Konyaspor taraftarı?!nın maç boyu kendi hemşehrilerini ıslıklaması, gittikçe de dozunu arttırıp "ana-bacı" küfürlere başlamalarının tribün kültüründe yeri nedir? Hiç bir demecinde geldiği yeri yadırgamayan, 42 numaralı forma ile 42 plakalı araba kullanan ve takımdan ayrılırken Konyaspor'a da iyi bir bonservis ücreti kazandıran bir topçuya neden küfredilir ki? Formasını giydiği Galatasaray'da Konya'ya attığı golden sevinmişmiş, ne yapsaydı? Taraftarın önünde yapmacıktan üzülecek miydi, bir çok topçunun yaptığı samimi olmayan jest ve mimikler gibi... Bu muydu Apo'nun tek suçu? Gerçi bu gibi tepkileri tüm şehre mal etmemek lazım da, bunun kaynağı maç öncesi el-yüz gizleyerek karanlık ortamda Galatasaray aleyhine küfürlü besteler söyleyenler olduğunu söyleyebiliriz. 


Futbol adına Galatasaray'ın ipleri elinde tuttuğu, istediği an istediği kadar gol atabilecek bir izlenimde geçen maçta, Konyaspor ligde Samsunspor ve Bodrumspor gibi "otobüsü çekmedi", çok adamla rakip sahada pres yaptı, nadir de olsa başarılı oldu ama sahanın "ağır abisi" Galatasaraylılardı, yorulmadan istediklerini almayı başardılar. 




Onun dışında maça dair izlenimlere geçersek sahalarda pek görülmeyen bir olay yaşandı Konya'da ve maçı yönetecek olan hakem Abdullah Buğra Taşkınsoy rahatsızlanırken, onun yerine Ali Yılmaz sahaya çıktı. Maç seramonisine de Gazzeli çocuklar topçularla birlikte çıktı.


Daha önce kupayı 23 finalde 18 defa kazanan Galatasaray, mayıs ayında 19. Türkiye Kupası için saha çıkacak...

Stat: Medaş Konya Büyükşehir

Hakemler: Ali Yılmaz, Bersan Duran, Bilal Gölen

Konyaspor: Deniz Ertaş, Boranijasevic (Prip dk. 46), Uğurcan Yazğılı, Adil Demirbağ, Guilherme, Jevtovic (Aleksic dk. 61), Ndao, Melih İbrahimoğlu, Oğulcan Ülgün (Pedrinho dk. 46), Yusuf Erdoğan (Melih Bostan dk. 81), Kramer (Umut Nayir dk. 72)

Yedekler: Slowik, Yasir Subaşı, Kaan Akyazı, Bazoer, Bjorlo

Teknik Direktör: Recep Uçar

Galatasaray: Günay Güvenç, Przemyslaw Frankowski, Davinson Sanchez (Metehan Baltacı dk. 83), Abdülkerim Bardakcı (Carlos Cuesta dk. 59), Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Mario Lemina (Berkan Kutlu dk. 59), Roland Sallai, Dries Mertens, Yunus Akgün (Ahmed Kutucu dk. 59), Victor Osimhen (Yusuf Demir dk. 72)

Yedekler: Muslera, Eyüp Aydın, Eren Elmalı, Gabriel Sara, Efe Akman

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Victor Osimhen (dk. 25), Lucas Torreira (dk. 41), Roland Sallai (dk. 46 ve 55), Yusuf Demir (dk. 90+1) (Galatasaray), Pedrinho (dk. 53) (Konyaspor)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez, Lucas Torreira (Galatasaray), Deniz Ertaş, Adil Demirbağ (Konyaspor)

9 Nisan 2025 Çarşamba

Fenerbahçe:1-2:Galatasaray (Türkiye Kupası)


 bazı

kelime-

ler

çok

güzel.

Can Yayınlarından çıkan Lügat 365'i okurken aklıma geldi son yılların en "kavgalı" derbisini çok güzel kelimelerle anlatmak. Her ne kadar muhalefet partisi aspor'u boykot etme çağrısı yapsa da, söz konusu Galatasaray-Fenerbahçe derbisi olunca, bir de şifresiz yayında, herkes televizyon başına mıhlanmış, maçı da seyretmiştir.

Okan Buruk'un son yıllarda olduğu gibi yine Kadıköy'de "dersine iyi çalıştığını" gördük, Sara'nın Galatasaray adına ne kadar önemli olduğuna şahit olduk, Osimhen'in belki de sarı-kırmızılı forma ile son derbisinde Fenerbahçe'ye gollerini seyrettik, Apo ve Sanchez'in savunma krallığını alkışladık, Lemina ve Torreira'nın savaşçılığı, Kaan'ın tecrübesi, Eren'in Galatasaraylılığı, Barış ve Yunus'un cengaverliklerini, Günay'ın Muslera'yı aratmadığını büyük bir keyifle izledik... Mourinho'nun da "şımarıklığını", yardımcılarının "oyunlarını", Mert Hakan'ın yaptıklarını da unutmadık...


Kısaca, maçı herkes seyretti de biz de tarihe not düşmek için "güzel kelimelerle" şahit olduklarımızı paylaşalım istedik...

tahayül... Gözünün önüne getirme. Canlandırma...

tumturak... Gösteriş. İhtişam. 

Beşiktaş derbisinden mağlup ayrılmış Galatasaray'ın üç gün sonra Kadıköy deplasmanında rakibini boğacağını kim tahayül edebilirdi ki? Otoriteler Galatasaray'a şans vermezken, "çıkılmaz" denilen Kadıköy'ü artık "yol geçen hanına" çeviren Galatasaray'ın muhteşem taraftarı deplasman tribünü doldururken, tumturaklı tezahüratlarla takımı coşturuyordu...

sergüzeşt... Macera. Seruven.

müstesna... Benzeri az bulunan. Bir bütünün dışında bulunan.

Tuhaf bir Türkiye Kupası statüsünün son maçında iç sahada Konya karşısında çok rahat kazanıp, kupada iç saha avantajını elde etmek varken, sergüzeşt peşinde Fener deplasmanına gidip, müstesna bir galibiyetle Okan Buruk'un takımı lig yarışında da psikolojik üstünlüğü ele geçirmişti...


nazenin...
İnce ve narin yapılı. Cilveli. Nazik.

sürünceme... Sonuçlanması beklenen bir işin envai çeşit sebepten geciktirilmesi...

Gabriel Sara durdu durdu da derbide öyle bir nazenin top oynadı ki, Amrabat'ın da belini kırdı, takım arkadaşlarını da oynattı. Gol de atacaktı, Fred'i de oyundan attıracaktı ilk dakikalarda da hakemler o kaçınılmaz sonu sürüncemede bırakıyordu...

peyderpey... Azar azar. Parça parça.

hissikablelvuku... Olacak bir şeyi henüz gerçekleşmeden önce hissetmek. Önsezi

Galatasaray maçın ilk devresinde o kadar arzuluydu ki, köşe atışlarıyla, ara paslarıyla peyderpey rakip kaleye geliyor, pozisyon buluyor, taraftarlar gelecek golün hissikablelvukunu yaşıyordu...

mükellef... Bir işi yapmakla yükümlü olan kişi.

sukutuhayal... Düş kırıklığı...

palas pandoras... Doğru düzgün hazırlık yapmadan.

kıtıpıyoz... Niteliği düşük olan. Sıradan.

Galatasaray'da golü atmakla mükellef olan Osimhen'in 15. dakikada ağları sarsan füzesi,ardından penaltı golü ev sahibi taraftarı sukutuhayale uğratmış, ev sahibi palas pandıras rakibinin üstüne kıtıpiyoz ataklarla gitme girişimi sonuç vermiyordu.

rehavet... Gevşeklik.

fecaat... Çok acıklı durum.

mamafih... Bununla birlikte. Öyleyse bile.

cansiperane... Özveriyle.

İki farklı öne geçmek, rakibin fecaat oyunu, sarı-kırmızılı topçularda erken dakikalarda bir rehavet yarattı ve farklı skora gidecek oyun usul usul temposunu kaybetti. Mamafih, 42. dakikada Barış'ın kaleciyi de geçen topunu Çağlar cansiperane çıkarmasa çizgiden, ev sahibi tribünler daha devre bitmeden stadı terk edecekti...


sürünceme...
Sonuçlanması beklenen bir işin envai sebepten ötürü gecikmesi.

müsebbip... Sebep ya da neden olan. 

namüsait... Elverişli veya uygun olmayan.

pestenkerani... Saçma. Uydurma. Ehemmiyetsiz.

Fenerbahçe'nin ilk devre Galatasaray savunmasını namüsait duruma düşürecek tek bir atağı dahi yokken, uzatma dakikalarında Talisca'nın pasında Szymanski elini kolunu sallayarak topu ağlara yolladığında yardımcı hakem oyfsayt bayrağı kaldırmıştı lakin Cihan Aydın oyunu başlatmayı sürüncemede bıraktı, dakikalarca beklenildi ve herkesin şaşkın bakışları arasında pestenkerani bir ofsayt çizgisi ile gol kararı çıkıverdi... Bu kararın müsebbipi de karşılaşmanın AVAR Hakemi Erkan Engin'di...


kalendermeşrep...
Dünya malında gözü olmayan, hoşgörülü ve kalender mizaçlı kişi.

yadigar... Bir kimseyi veya bir olayı hatırlatan şey ya da kişi. Hatıra.

aliyülala... İyinin en iyisi. En üstün. Pekiyi.

Victor Osimhen'in anlatacak en güzel kelime değil mi kalendermeşrep. 100 milyon euro değerinde oyuncu olup, dünyanın zirve takımları senin peşinde koşsun ve sen Galatasaray'ı şampiyon yapmak hedefini kendine koyup, Kadıköy'de derbi kazandıran adam ol ve maç sonu sahada attığın taklaları yadigar olarak bırak genç nesillere... Bu topraklara gelmiş aliyülala topçulardan biri Osimhen, iyi ki parçalıyla izledik onu...


beyhude...
Yararı olmayan. Bir faydaya hizmet etmeyen...

zapturapt... Düzen. İntizam. Disiplin.

Galatasaray öyle zapturapt bir oyun oynamıştı ki derbi maçında AVAR hakemi ve Mourinho'nun çabaları beyhude kalıyordu...


hercümerç...
Kargaşa. Kaos. Dağınıklık.

keşmekeş... Karışıklık. Kavga.

kadim... Çok eski zaman...

lafazan... Çok konuşan. Geveze.

Sahada kazanamayınca, başta Mert Hakan ve Mourinho'nun yardımcıları kadim bir taktiğe başvuruyordu: hercümerç... Sarı-kırmızılı topçular da bu lafazanlara cevap verince, saha kenarında başlayan keşmekeş saha içine taşıyor, maç oynanırken oyun alanına emniyet kuvvetlerinin girmesine şahit oluyordu derbiyi seyredenler...


babayani...
Görmüş geçirmiş. Ağırbaşlı...

Maç sonu o kadar patırtı sonrası ise Günay'ın yayıncı kuruluşa verdiği demeç ise babayaniydi... 

fevkalbeşer... Üstün nitelikli insan.

tahammülfersa... Dayanılmaz, çekilmez.

hoyrat... Hırpalayıcı. İncitici.

biteviye... Sürekli. Durmadan.

Kendisini fevkalbeşer ilan eden Fenerbahçe teknik direktörü Jose Mourinho lig maçında kaybettikten sonra basın toplantısına çıkmamış, Sami Yen de ise "maymun" diyerek rakiplerine saygısızlık yapmaktan geri durmamıştı. Kupada da Okan Buruk'a bir kez daha kaybettikten sonra hoyratça saldırması, biteviye kontrolü kaybettiğini gösteriyordu. Portekizli hocanın bu tarz hareketleri Türk futbolseverler için tahammülfersa olurken, bakalım kendi taraftarı ne zaman gerçekleri idrak edecek.


pirüpak...
Tertemiz.Lekesiz.

mahlas...Gerçek isim yerine kullanılan takma isim.

Sadece gol atarak mı maç kazanılır? Peki El Patron mahlaslı Sanchez'in maçın uzatma dakikalarında meşin yuvarlak Günay'ın üzerinden ağlarla kavuşmadan pirüpak şekilde "makas"la çıkardığı top kaç gole bedel?

velhasıl... Sözün özü...

lafügüzaf... Lüzümsuz söz. Manası olmayan konuşma.

Velhasıl Galatasaray derbiden tarihi bir galibiyetle ayrılarak çifte kupa hedefini devam ettirdi... Gerisi lafügüzaf...




Stat: Kadıköy Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Cihan Aydın, Deniz Caner Özaral, Volkan Ahmet Narinç

Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Çağlar Söyüncü (Mert Müldür dk. 64), Milan Skriniar, Yusuf Akçiçek, Oğuz Aydın (Dusan Tadic dk. 79), Fred, Sofyan Amrabat, Filip Kostic (Allan Saint-Maximin dk. 65), Sebastian Szymanski, Anderson Talisca, Youssef En-Nesyri (Edin Dzeko dk. 75)

Yedekler: Dominik Livakovic, Bright Osayi-Samuel, Levent Mercan, İsmail Yüksek, Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci

Teknik Direktör: Jose Mourinho

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Lucas Torreira, Mario Lemina (Przemyslaw Frankowski, dk. 62), Gabriel Sara, Yunus Akgün (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Ahmed Kutucu dk. 86), Victor Osimhen (Alvaro Morata dk. 86)

Yedekler: Fernando Muslera, Ismail Jakobs, Kerem Demirbay, Dries Mertens, Berkan Kutlu, Carlos Cuesta

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Victor Osimhen (dk. 10 ve 27 pen.) (Galatasaray), Sebastian Szymanski (dk. 45+1) (Fenerbahçe)

Kırmızı kartlar: Kerem Demirbay (dk. 90+2), Barış Alper Yılmaz (dk. 90+2) (Galatasaray), Mert Hakan Yandaş (dk. 90+2), Salvatore Foti (dk. 90+2) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Çağlar Söyüncü, Edin Dzeko, İrfan Can Kahveci, Milan Skriniar, Sebastian Szymanski (Fenerbahçe), Roland Sallai, Eren Elmal, Victor Osimhen, Przemyslaw Frankowski (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin