Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2025 Perşembe

Galatasaray:4-1:Sivasspor


Mayıs ayında Ali Sami Yen kapalısına vuran güneş...

Neyin habercisi? Bilmeyen var mı ki?

Sarı kırmızılı topçular da bunun farkında ki düşmemek için can çekişen Sivasspor karşısında öyle bir başlangıç yaptılar ki ilk yarım saat dört defa kırmızı-beyazlı ekibin kalesine geldiler, dört tane de gol kaydına muvaffak oldular...


Ama ne goller... Hepsi de hafta boyu taktik odalarında çizilmiş, idmanlarda çalışılmış goller... Rakip ceza sahası cıvarında baskı yapıyor Galatasaraylılar, topu 3-5 saniye içinde çalıyor, bir bekten diğer beke oyun yönünü çevirip, rakibi şakına çeviriyor ve ceza sahası içinde "atik" davranıp kaleci yetenekleri olmadığı halde yıllarca Sivasspor kalesini koruyan Ali Şaşal'ı mağlup ediveriyorlardı. 


9. Dakika Yunus sağ kanattan sol tarafa Eren'e ortaladı, onun tek pasında Osimhen şutladı, seken topu son haftaların golcüsü Torreira filelere yolladı. Son 7 maçta 5 gol ve toplamda 6 golle Torreira kariyer rekoru kırıyordu. Beş dakika sonra yine sağ kanattan Sallai ortaladı, Moratta topukla Eren'e verdi, şutu direkten döndü, Osimhen boş kaleye yollarken rekor egale ediyordu. Yine 6 dakika aradan sonra Osimhen'in sağ kanattan ortasında Tolga topu kaptı ama Barış ondan söküp meşin yuvarlağı uzaktan şutu filelerle sarmaş dolaş oluyordu. Ve dakikalar 30u gösterirken Sallai yine sağ kanattan serbest atışta orta yaptı, kafalardan seken topu Osimhen iyi kontrol etti ve iki adımdan yapması gerekeni yaptı ve Galatasaray formasıyla çıktığı 37 maçta 33 gole ulaşarak kariyer rekorunu kırıyordu.

Çalışılmış, makine düzeninde goller... Hem teknik direktör hem de topçular alkışı hak ediyorlar...


Sivas'taki karşılaşmanın "kötü niyetlisi" Manaj'ı Sami Yen'de hiç de iyi niyetli duygularla karşılamadı Galatasaray taraftarı da Arnavut golcü 32 dakikada Muslera'yı mağlup edince, Galatasaray taraftarını daha da öfkelendirdi, fatura da Muslera'ya kesildi. "Kaleye ilk gelen şut gol olmuş"tu tek suçu Uruguaylının... Peki bu günahsa, kaçıncı şut gol olunca kaleci günah keçisi olmuyor? Üçüncü, beşinci yoksa onuncu mu?

Galatasaray'ın yediği gol canımızı acıtmadı ama maçın iyilerinden Eren'in daha devre bitmeden sakatlanarak oyundan çıkması ağzımızın tadını kaçırdı. Umarım tedbir amaçlıdır, Eren eski takımına karşı Trabzon'da sol bekin muhafızı olur tekrar.


Sakatlığını atlatıp, ligin başında ağızımıza bal çaldığı performansını tekrar göstermeye başlayan Yunus, Osimhen'e "hattrick" şansı verdi, Nijeryalı kaleciye takıldı, ikinci yarı başlarken bu kez Sallai asist yaptı ama Osimhen bir adım ilerideydi, "üçleme"sini iptal etti VAR hakemi. 

Sonrası zaten "bitse de gitsek" havasındaydı, Okan Buruk rasyonel davranıp sarı kart sınırında olan Osimhen'i Mertens'le ve Sanchez'i de Kaan'la değiştirirken, Lemina'yı da korumak için yanına alıp Sara'yı oyuna sürdü. Sonraki dakikalar da Torreira alkışlatılıp, Berkan'la yer değiştirdi.


İkinci devre skorun da rahatlığı ile Galatasaraylılar vitesi çok artırmazken, uzaktan şutlarla beşinci golü aradılar ama tabelayı değiştirmediler.

Futbol tanrılarının ara ara kendi adaletlerini sağladıklarından bahsediyoruz, ilk devre sona ererken Efkan'ın topla alakası olmadığı halde Sanchez'e tekme sallamasına maçın hakemi Ozan Ergün kayıtsız kalmıştı ama "görünmez bir el" Sivaslı topçuya dokunup, onu sakatladı ve ikinci yarı oyuna devam edemedi Efkan. Kimse sakatlanmasın da, kimse de kasti olarak rakibine tekme atmasın...


Geri sayımda bir sayfaya daha çarpı atıp yeni bir sayfaya yelken açtı Galatasaray. Şimdi hedef Karadeniz'in hırçın dalgalarından galibiyetle dönüp, belki de 25. şampiyonluğu "resmi" olarak da tescil ettirmek. Hele ki tarafsız olması gerekirken Dursun Özbek'le bir çatışmaya girip, her verdiği karar Galatasaray'ın aleyhinde olan federasyon başkanının memleketinde Galatasaray'ın şampiyon olması uzun yıllar konuşulacak bir olay olacaktır... Neden olmasın?  



Stat: Ali Sami Yen Rams Park

Hakemler: Ozan Ergün, Çağlar Uyarcan, Esat Sancaktar

Galatasaray: Muslera, Sallai, Sanchez (Kaan Ayhan dk. 70), Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Jakobs dk. 25), Torreira (Berkan Kutlu dk. 86), Lemina (Gabriel Sara dk. 71), Yunus Akgün, Morata, Barış Alper Yılmaz, Osimhen (Mertens dk. 70)

Yedekler: Günay Güvenç, Kerem Demirbay, Ahmed Kutucu, Cuesta, Frankowski

Teknik Direktör: Okan Buruk

Sivasspor: Ali Şaşal, Murat Paluli, Radakovic, Samba Camara, Ziya Erdal, Tolga Ciğerci, Moutoussamy (Poungouras dk. 46), Bekir Böke (Koita dk. 46), Efkan Bekiroğlu (Pritchard dk. 46), Garry Rodrigues (Simic dk. 71), Rey Manaj (Emrah Başsan dk. 84)

Yedekler: Arda Erdursun, Menig, Sonko, Emirhan Başyiğit, Turgunbayev

Teknik Direktör: Rıza Çalımbay

Goller: Torreira (dk. 9), Osimhen (dk. 15 ve 31), Barış Alper Yılmaz (dk. 21) (Galatasaray), Rej Manaj (dk. 33) (Sivasspor)

Sarı kartlar: Mertens (Galatasaray) Rej Manaj, Koita (Sivasspor)

12 Aralık 2024 Perşembe

Sivasspor:2-3:Galatasaray


 "Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadığı sürece, harp bir cinayettir." der Mustafa Kemal Atatürk...

"Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder." diye de belirtir savaşın ne kadar kötü olduğunu Nazım Hikmet...

"Savaşın sonunu sadece ölüler görür" diye de Platon harbin acımasızlığını vurgular...

Evet, genel manada savaş insanoğlu için en tehlikeli eylemken, bir de onun spora girmesi hiç de istemeyeceğimiz bir durumdu...

Ama, maalesef hafta içi sezon boyunca Galatasaray maçlarında yapılan hakem "hataları!" sonrası Dursun Özbek bir televizyon kanalına çıkıp, TFF ve Federasyon Başkanını istifaya davet edince, Federasyon başkanının da bir kaç gün sonra TRT'ye çıkıp Galatasaray başkanını alenen tehdit etmesi sonrası Galatasaray ile TFF arasındaki "savaş" başlamış oluverdi...

Saflarda kimler vardı? Galatasaray tarafında yönetim ve muhalifler birleşmiş, zaten taraftar her zaman orada ve teknik yönetim ile topçular vardı. Bir de az sayıda medya elemanı bulunuyordu...


Öte taraf çok kalabalıktı, Federasyona bağlı kurumlar (kendilerini atayan başkanlarına sırt çevirmeleri beklenemezdi), Kulüpler Birliği üyeleri ( Tehdit edilen bir kulüp başkanına arka çıkmamaları başka nasıl açıklanır), yayıncı kuruluş (pozisyonları tekrar göstermemesi son maçlarda fena soru işareti doğuruyor) ve sosyal ile ana akım medya elemanları...


Bu şartlar altında ilk cephe Sivas'ta açıldı. TFF İkinci Başkanının evi olan Sivas'ta... Sahada adaleti sağlamak üzere "sözüm ona" görevlendirilen Turgut Doman, 15. dakika Metehan'ı oyundan atarken, pozisyon öncesi Manaj'ın topu elle kontrolünü "gör(e)memişti!

Eksik kalan Galatasaray bir de gol görünce kalesinde, "liderin" kaybetmesini bekleyenlerin iştahı kabarmış ama "usta kaptanlar fırtınalı havada belli olur" sözünde olduğu gibi Okan Buruk korkmadan "cesurlar bir gün, korkaklar her gün ölür" deyip  takımına bildiği cesur oyunu oynatıp, önce beraberliği, sonrasında da Osimhen'in örümcek ağlarını temzileyen penaltı vuruşu ile öne geçen golü attırmıştı...


Soğuk havada, bir eksik elemanla Galatasaray zafere gidedursun, ilk devre biterken hakemin gözü önünde Charisis Mertens'in ayaklarını yerden kesiyor, Turgut Doman topu gösterip, "oyna devam" diyordu. Devamında da Manaj'ın şutunda "futbolun ilahları" Muslera'nın yanında yer alıyor, topu direğe nişanlıyordu...

Manaj'ın Sallai ve Sanchez'e peşi sıra faullerine seyirci kalınıyor, Koita'nın dirseğine faul düdüğü dahi çalınmıyorken, Barış Alper takımını rahatlatan golü atıveriyordu... Mertens pozisyon gereği rakibinin krampona basınca "jet hızıyla" sarı kart gösteren hakem, Balde'nin tokadını, Koita'nın dirseklerini nedense görmezden geliyordu...


Dedik ya, savaş ilan edilmişti, herkesin görevi vardı... 

Galatasaray maçı kazanıyordu ve son düdük çalınmadan Turgut Doman ve Manaj son darbeyi vuruyordu rakibe.

Arnavut oyuncu acımasızca Barış Alper'in ayağına basıyor, Turgut Doman VAR'dan seyretmesine rağmen kırmızı kart göstermiyordu...

Cicero'nun dediği gibi " savaşta yasalar susar"dı... Futbol oyun kuralları unutulmuştu...

Saflar çok açıkça belliydi artık...

Galatasaray, Sivas cephesini kazanmıştı...

Ve hedefte Federasyon başkanının memleketinin takımı olan Trabzonspor vardı...

Victor Hugo'nun dediği gibi "Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır"

Mayıs ayında da iyiler mutlaka ama mutlaka kazanacak...




Stat: BG Grup 4 Eylül

Hakemler: Turgut Doman, Ceyhun Sesigüzel, Furkan Ürün

Net Global Sivasspor: Nikolic (Dk. 46 Ali Şaşal Vural), Murat Paluli, Sonko, Radakovic (Dk.73 Bekir Turaç Böke), Emirhan Başyiğit (Dk. 58 Pritchard), Uğur Çiftçi, Koita, Charisis (Dk. 64 Özkan Yiğiter), Poungouras, Rodrigues (Dk. 73 Balde), Manaj

Galatasaray: Muslera, Barış Alper Yılmaz, Metehan Baltacı, Davinson Sanchez, Berkan Kutlu, Torreira (Dk. 90 Efe Akman), Sara (Dk. 90 Kerem Demirbay), Mertens (Dk. 64 Jelert), Sallai, Yunus Akgün (Dk. 74 Nelson), Osimhen (Dk. 74 Batshuayi)

Goller: Dk. 25 Rodrigues, Dk. 90+1 Bekir Turaç Böke (Net Global Sivasspor), Dk. 36 Yunus Akgün, Dk. 45+9 Osimhen (Penaltıdan), Dk. 53 Barış Alper Yılmaz (Galatasaray)

Kırmızı kart: Dk.16 Metehan Baltacı (Galatasaray)

Sarı kartlar: Dk.1 Sonko, Dk. 31 Koita, 45+8 Nikolic, Dk. 77 Balde, Dk. 90+6 Manaj, Dk. 90+7 Ali Şaşal Vural (Net Global Sivasspor) Dk. 60 Mertens, Dk. 77 Sallai, Dk. 90+3 Batshuayi, Dk. 90+7 Kerem Demirbay (Galatasaray)

9 Mart 2021 Salı

Galatasaray:2-2:Sivasspor

 

Türkiye Süper Ligi 29. Hafta
07.03.2021/ 19.00

Antep, Fener ve Alanya deplasmanlarından kayıpsız 9 puanla çıktıktan sonra fikstüre bakanların Galatasaray'ın uçacağı ve zirveyi kimseye kaptırmayacağına dair yazılarını okudukça, Gürkan'la yapmış olduğumuz Karalama Defteri podcastlerde sürekli şunu vurgulamıştım "Ligde zor ya da kolay maç yok, her maça ayrı ayrı, final havasında konsantre olunmalı zira Galatasaray ligin ilk devresinde "kolay" denilecek rakiplere puan kaybetti."

Çift lig haftası denen çarşamba-pazar maçlarında Galatasaray'dan "kağıt üzerinde" 6 puan kazanması beklenirken, hesaba sadece 1 puan yazılabildi ve sarı-kırmızılılar zirveyi Beşiktaş'a bırakmış oldular...

Bu puan kayıpları sonrası "Galatasaray'ın artık kolay bir fikstürü var, önündeki maçları rahat kazanacak" diyenler, "Galatasaray şampiyonluğu kaybetti, geçmiş olsun" demeye başladılar. Kahin değiliz, geleceği bilme gibi bir iddiamız yok ama yaşımızın getirdiği tecrübe ile "skora göre yaşayan" arkadaşlara diyorum ki: Bu köprünün altından daha çok sular akacak ve söz konusu Galatasaray ise "Galatasaray bitti demeden bitmez"...


Çarşamba gecesi Ankara'da maçın hakemiyle, VAR'ıyla tam bir hakem faciası yaşandı ki PFDK'nın Mostafa Mohammed'e vermiş olduğu 1 maçlık ceza bile Halil Umut Meler'in yanlış karar verdiğini gösteriyordu, zira doğrudan kırmızı kartın cezası en az 2 maçtır... Ankaragücü mağlubiyetinin yaralarını Sivas maçında alınacak 3 puanla sarmak ve yeniden bir galibiyet serisi başlatmak arzusundaydı Galatasaray. Kadroda da revizyon yapmıştı Fatih Terim, Taylan ve Belhanda'yı tekrar ilk onbire yazmış, Falcao ve Babel ile de çeşitlendirmişti gol yollarını. Sakatlığı geçen Sarrachi'yi sol beke, Linnes'i de sağ beke görevlendirmişti. Taktik tahtasında Sivasspor karşısına çıkacak ilk onbir oldukça etkili gözükürken, onları rakipten çok zorlayacak etkeni Fatih hoca maçtan önce dile getiriyordu: "Televizyondan saha yeşil gözükebilir ama işin aslı hiç öyle değil. Maç içinde duruma göre değişik oyun tarzları da deneyebiliriz."

Beklenildiği gibi de oldu, daha 10 dakika dolmadan sahanın ağırlaştığını televizyon karşısında olanlar da hissetmeye başladı ki, sahada mücadele eden topçuların yaşadığı hayal edilmezdi. Yine de Galatasaray kapanan ve Gradel-Boyd ikilisi ile kontralarla pozisyon arayan rakibi karşısında oyunu rakip sahaya yıkmaya çalıştı, Taylan'ın attığı uzun toplarla Onyekuru'yu savunma arkasına kaçırmaya çalışayım derken, "pozisyon" denmeyecek bir anda Linnes'in Muslera'ya yolladığı topu yakalayan Gradel takımını sürpriz bir şekilde öne geçiriverdi. Beklenmedik golün şokunu çok olmadan Sneijdervari bir vuruşla Falcao ile atlattı Galatasaray. Maçtan önce kendisinden "son bir şarkı" isteyenlere el sallıyordu Kolombiyalı golcü, bir bakıma da "Ben daha ölmedim" mesajı veriyordu. 20. dakika olmadan ikinci gole de yaklaştı ev sahibi ekip, Babel yaptığı ortaya altı pas içinde Onyekuru kaval kemiği ile vurunca belki de Galatasaray'ın maçı koparacak pozisyonu auta gidiyordu. 31. dakikada Sarrachi'nin ortasında Belhanda'nın şutunun auta gitmesi de Galatasaray adına kaçan başka bir pozisyon oluyordu.

Maçtan bir kaç gün önce kulup web sitesinden yayınladıkları bildiride "Endişeleniyoruz, hakemler Galatasaray maçında bizi ezebilirler" yazan Sivassporlular, nedense top oynamak yerine "hakemle oynamayı" tercih etmişlerdi, maç öncesi ortaya attıkları bildirinin hakem üzerindeki etkisini görmek için her ikili mücadelede yüzlerini tutup, yere atlamaktaydılar, Halil Umut Meler Ankara'da Mostafa'yı atmıştı ya, Ali Şansalan neden böyle bir şey yapmasın ki?


Galatasaray
pas yapmayı zorlaştıran zeminde bildiği oyundan şaşmadan ikinci golü ararken, Sivasspor'un kullandığı taç atışında Muslera hatalı bir çıkış yapıyor, yine de iyi toparlanıp Gradel'in şutunu zorlukla çıkarıyor ama ortaya düşen topa Linnes ve Donk'tan önce Boyd dokununca ev sahibi bir kez daha geriye düşüyordu. 

İlk devreyi geride kapamış olsa da Galatasaray sergilediği oyun ile maçı çevirecek bir havadaydı ki Fatih Terim de ikinci 45 dakikaya başlarken oyuncu değişikliği yapmadı ama Donk'un sakatlığı mecburen Luyindama'nın oyuna dahil olmasını gerektirmişti. Ve "Boss"un o ağır sahada hatasız oynadığını gördükten sonra acaba ilk onbirde Luyindama ile başlansaydı, Linnes'in hatalı pası verdiği pozisyonda Yatabare'ye o kafa topunu Luyindama sektirir miydi diye düşünmeden edemedik, ama futbol bu ne olacağını kestirmek imkansız. Galatasaray beraberlik için Falcao ve Onyekuru ile pozisyonlar bulurken, Galatasaray maçlarında hiç "sekmeyen" bir an gerçekleşti: Ziya topu uzaklaştırıp, Onyekuru'ya tabanla vurdu ama hakemler oralı bile olmadı. Pozisyon öncesi Gedson'a basılmasını geçtim, herkesin gördüğü tekmeyi ne Ali Şansalan, ne de Ali Palabıyık değerlendirdi. Diyor ya Fatih Terimki Ali bir kırmızı diyemedi" diye, bir Türkiye ligi klasiği Galatasaray aleyhine bariz bir hata daha gerçekleşiyordu.


Galatasaray arzuluydu, baskılıydı, Falcao'nun kafasıyla golü de buldu ama ofsayttı, skorbord değişmedi lakin bir kaç dakika sonra Babel'in geliştirdiği atakta Uğur'un eline çarpan topa "hakem ve yardımcısı kör kalınca" VAR marifetiyle penaltı oldu ve Falcao da usta bir vuruşla eşitliği sağladı. Kalan dakikalarda yapılan oyuncu değişiklikleri ile beraber Galatasaray galibiyet için daha arzuluydu, sağlı sollu rakibinin üzerine gitti, Halil iki adımdan auta attı, Luyindama'nın pivot santrafor gibi rakip ceza sahasında indirdiği toplarda Ali Şaşal Vural sarı-kırmızılılara geçit vermeyince, maç da eşitlikle sonlanmış oldu... İki defa geriye düşüp maçı beraberlikle bitirmek azımsanmayacak bir sonuç ama son saniyede Kerem'in kaleciyi geçememesi de içimizi burkmuyor değil. Lig sona erip, Z raporunu çıkardığımızda bakalım bir puana mı sevineceğiz yoksa Kerem'in kaçırdığı gole mi üzüleceğiz, hep birlikte göreceğiz..


Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Ali Şansalan, İbrahim Çağlar Uyarcan, Özgür Ertem 

Galatasaray: Muslera, Linnes, Donk (Dk. 50 Luyindama), Marcao, Saracchi, Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes (Dk. 79 Halil Dervişoğlu), Belhanda (Dk. 72 Feghouli), Babel (Dk. 72 Kerem Aktürkoğlu), Onyekuru (Dk. 79 Arda Turan), Falcao

Demir Grup Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Ahmet Oğuz (Dk. 84 Alaaddin Okumuş), Camara, Robin Yalçın, Uğur Çiftçi, Boyd (Dk. 89 Arouna Kone), Ziya Erdal, Gradel, Faycal Fajr, Hakan Arslan, Yatabare (Dk. 73 Kayode) 

Goller: Dk. 9 Gradel, Dk. 38 Boyd (Demir Grup Sivasspor), Dk. 14 ve 68 (Penaltıdan) Falcao (Galatasaray) 


Kırmızı kart: Dk. 90 6 Gradel (Demir Grup Sivasspor) 


Sarı kartlar: Dk. 43 Yatabare, Dk. 81 Ali Şaşal Vural (Demir Grup Sivasspor), Dk. 58 Belhanda, Dk. 63 Marcao, Dk. 63 Muslera, Dk. 90 5 Halil Dervişoğlu (Galatasaray)

10 Kasım 2020 Salı

Sivasspor:1-2:Galatasaray


Türkiye Süper Lig 8.Hafta
08.11.2020/ 19:00

Saatlerin gece yarısına yaklaştığı ve insanın soğuğu iyice hissetmeye başladığı o anlarda, gözleri buğulu Arda Turan yayıncı kuruluş mikrofonlarına bir bakıma televizyon başındaki bizlerin duygularını dillendiriyordu. "Galatasaray her zaman benim için bir sürü duyguyu barındırıyor. Çok önemliydi, çok sevindim bugün. Konu Galatasaray olunca garip hissediyorum. Kazandığımız için çok mutluyum." derken kaptan, maç analizcilerini fazla yormadan "Maçı Florya'da kazandık. Hocamız muhteşem bir taktik dehası gösterdi diye düşünüyorum." diyerek 3puanı hocasına adıyordu...

Geçen hafta iç sahada "top oynamadan" kazanılan Ankaragücü maçından sonra herkes Galatasaray'ın yıllardır zorlandığı Sivas deplasmanında neler yapacağını merak ediyordu. Merak değil aslında, bir çok sporsever Fatih Terim'in takımının yenilgisini bekliyordu ama "hoca"nın her zaman olduğu gibi söyleyeceği bir sözü, oynayacağı bir hamlesi, aklında bir planı vardı. Ve dün gece yaptığı aslında oldukça basitti: 2020-2021 Galatasaray'ını fabrika ayarlarına döndürmek... Hani lige "şahane" başlayan, "dosta güven, düşmana korku" salan ama Rangers mağlubiyeti sonrası bozulan takımı tekrar bir araya getirdi Fatih Terim, sakat Falcao ve Sarrachi'nin yerlerini Babel ve Emre Taşdemir ile doldurarak... Tabii, orta saha oyuncularına biraz daha özgürlük tanıyıp, kanatlara da taç çizgisini bırakıp, ortaya da devrilmelerini tembihleyerek... Hal böyle olunca, Arda, Belhanda, Feghouli ve Emre gibi topu "ayaklarına yakıştıran" oyuncuların taşıdığı ataklarda rakip savunmalar için sorun olmaması düşünülmezdi... Gol de erken dakikalarda bu dörtlünün organizasyonu ile geliverdi. Belhanda topu Emre Kılınç'a yolladı, Arda boş koşu yaparak savunmayı üstüne çekti, Emre çalımlarla ceza sahasına daldı, rakipleri eksiltip Feghouli'ye verdi, onun da asistinde Belhanda uzak köşeye yuvarladı topu... Kaliteli oyuncuların varsa, bir de onları motive edersen, Pep'in Barcelona'sı gibi de oynarsın bu oyunu...


Sonrasında yine Babel Feghouli paslaşmasında, Babel'in pasında Emre Kılınç'ın şutu auta giderken, Babel'in bir başka pasında Feghouli'nin şutunu da kaleci Samassa zorlukla çıkarıyordu. Turuncu forma yakışmış, Babel'in milli takımının bir zamanlar yaptığı gibi "total" futbol oynuyordu Galatasaray, her hattıyla dikkatli, istekli ve birbirine yardım edercesine... Savunma hattı da çok dikkatliydi, pozisyon vermiyordu ev sahibi ekip forvetlere de Marcao'nun uzaklaştırmaya çalıştığı bir vuruş taca çıkınca, top toplayıcı çocuğun zekice Yatabare'ye elindeki topu vermesi ve onun elle pasında topla bulup ceza sahasında ilerleyen Kayode'yi düşürünce Marcao hiç gereksiz bir penaltıya sebep veriyordu Brezilyalı savunmacı... Okan'ın penaltı vuruşlarında topun gideceği köşeyi tahminleri meşhurdur, "bu vuruşu kurtarır" diye içimde geçirirken, Okan köşeyi yine tuttu ama topu da çelen kale direği oldu... Golü kaçıran Sivaslılar şaşkın olması gerekirken, Belhanda şaşkındı, ayağındaki topu rakibe verdi ve az kalsın ev sahibi bir penaltı daha kazanacaktı... Bir gol ve bir asistle maçın önemli adamı olarak karşılaşma sonrası yıldız tablosunda üstlerde kendisine yer bulan Belhanda, maç içinde bazen hiç olmayacak hatalar da yapabiliyor. Ayağından topu kaptırabilir, hatalı pas da atabilir de, ilk devre iki serbest atışta topun başına geçti ve yaptığı ortalar amaçsızca auta gitti. Seyrederken çok tuhaf geliyor insana...


Devre biterken yenilecek bir gol Galatasaray'ın hem havasını hem de planını bozacaktı ama penaltının kaçması kırmızı-beyazlıları etkilemiş olacak ki, ikinci yarının başında da ceza sahası önünde kaptırdıkları bir toptan Belhanda'nın zekice pası ve Arda'nın bir zamanlar Sivas'ta şampiyonluğu getiren golüne benzer vuruşla iki farklı geriye düşüverdiler. Goller Galatasaray'ı iyice havaya soktu, oyunda "tiki-taka"lar başladı ve maçtan kopan rakip savunma arkasına atılan toplarla Emre ve Feghouli ile pozisyonlar da bulundu ama üçüncü gol gelmedi. Maçı bırakmayan Rıza Çalımbay, yaptığı oyuncu değişiklikleri ile  takımının ümidini korumasını sağlarken, Max Gradel de tecrübesi ile maça asılıyordu ama karşısında gününde bir Okan vardı. Galatasaraylı eldiven bir çok topu başarıyla çelerken, bir korner atışında boşa çıktı, uzaklaştırılan top Sivas'lı oyuncuya geldi, onun da pasında Caner farkı bire indiriyordu. Galatasaray pek çok defa yaptığı gibi yine "krize" girmiş, beraberlik golü geliyor derken, önce Yasin'in örümcek ağlarını temizleyecek şutunu harika çıkarıyor Okan, ardından da Muslera'yı hatırlatırcasına altı pastan Kone'nin şutunu kurtarıyordu... Bu pozisyonları seyrederken, harika bir kaleci, yani Muslera'nın, Galatasaray'ın başarılarında ne kadar etkili olduğunu bir kez daha hatırlıyorduk...


Fatih Terim yorulan "teknik" oyuncuları çıkarıp, dinç ve savaşçı orta sahaları sahaya sürünce, Okan kalesinde devleşince, savunma oyuncuları da daha soğukkanlı davranınca, kalan dakikalarda da ev sahibinin etkinliği azalırken, Galatasaray da zorlu geçeceği düşünülen bir deplasmandan üç puanla İstanbul'a dönüyordu...


Stat: Yeni 4 Eylül 

Hakemler: Abdulkadir Bitigen, Kemal Yılmaz, Ceyhun Sesigüzel 

Demir Grup Sivasspor: Samassa, Goiano, Caner Osmanpaşa, Camara, Uğur Çiftçi, Robin Yalçın, Fajr (Dk. 68 Yasin Öztekin), Hakan Arslan (Dk. 55 Ninga), Gradel, Kayode (Dk. 56 Kone), Yatabare (Dk. 68 Claudemir) 

Galatasaray: Okan Kocuk, Elabdellaoui, Luyindama, Marcao, Emre Taşdemir, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç (Dk. 90 Emre Akbaba), Feghouli (Dk. 81 Etebo), Belhanda (Dk. 81 Ömer Bayram), Arda Turan (Dk. 90 5 Oğulcan Çağlayan), Babel (Dk. 81 Diagne) 

Goller: Dk. 19 Belhanda, Dk. 48 Arda Turan (Galatasaray), Dk. 76 Caner Osmanpaşa (Demir Grup Sivasspor)

Sarı kartlar: Dk. 26 Yatabare, Dk. 33 Goiano, Dk. 42 Hakan Arslan, Dk. 57 Samassa, Dk. 61 Caner Osmanpaşa (Demir Grup Sivasspor), Dk. 45 +5 Taylan Antalyalı, Dk. 52 Babel, Dk. 90 +7 Okan Kocuk (Galatasaray)

9 Mart 2020 Pazartesi

DG Sivasspor:2-2:Galatasaray


"Her hafta bu hakemlerin aynı hataları yapması utanç verici. Türkiye büyük bir ulus ve burada insanlar futbolu seviyor ancak bu hakemleri anlamıyorum. Bu konuda bir şeyler yapılmalı." diye isyanını okuyordum Kayserisporlu Bernard Mensah'ın Sivasspor-Galatasaray maçının devre arasında sosyal medyada. 5-1 kaybettikleri maçtan sonra böyle ağır konuşabiliyorsa bir futbolcu, maçta ciddi sıkıntılar olmuştur derken çok geçmeden Sivas Yeni 4 Eylül Stadında da Mete Kalkavan ve VAR hakemi Atilla Karaoğlan Ganalı futbolcuyu haklı çıkaran kararlara imza atıverdiler. Gerçekten "utanç verici" bir maç yönetimine imza attı dün gece iki hakem de...


Seri'ye serbest vuruşu erken kullandığı gerekçesiyle sarı kart gösterirken Mete Kalkavan "Düdük bende" diyordu ama ikinci yarıda Onyekuru'nun Sivasspor ceza sahası içinde düşürülmesine düdük çalamadı. Hadi o görmedi, VAR hakemi de "gözlerini kapamış olacak" ki, o taraftan da bir uyarı gelmedi saha içine ama  pozisyonun devamında Seri'nin Fernando'ya dokunup dokunmadığı tartışmalı pozisyondan penaltı çıkarıverdiler. Mete Kalkavan gözü önündeki pozisyona "devam" dedi ama sonra gidip VAR hakemine uydu. Penaltı atışı kullanıldığı esnada ise başka bir skandal daha yaşandı Sivas'ta: Mete Kalkavan'ın görüş açısında olmayan Mert Hakan arkadaşı daha topa vurmadan 3-5 metre ceza sahasına girmişti bile. Penaltı atıldı, Muslera topu çeldi ama dönen topu Emre filelere yolladı. İşte o anda devreye girmesi gereken VAR'dan ses seda yoktu. Tam bir skandal... Çünkü IFAB'ın yayınladığı kural kitapçığında açıkça belirtilmiş bu ihlal ve sonrası: "Eğer top kaleye girmezse, hakem oyunu durdurur ve oyunu endirekt serbest vuruşla tekrar başlatır."
Ama kural filan uygulanmadı...


Bununla da yetinmedi VAR hakemi ve 63. dakikada Sivasspor ceza sahası içinde Falcao ile Uğur Çiftçi'nin mücadelesinde Uğur'un eline çarpan topta "üç maymunu" oynadı. İşin vahim tarafı da, alakasız pozisyonları bile 5-6 defa tekrar gösteren yayıncı kuruluş rejisi bu "apaçık penaltıyı" hiç tekrar göstermedi bile. Takipçilerimiz hatırlayacaktır, Trabzon'da da Marcao'ya Sorloth'un golden önce yaptığı faul oyun esnasında ekranlara gelmemiş, maç bitiminde yayınlanan programda ortaya çıkmıştı...

Maç biterken Sarrachi'nin tekmesine kırmızı kart yerine sarı kart vermek de artık alışageldiğimiz Türk hakemi refleksi olarak maça damgayı vuruverdi: "Hatayı hatayla kapatmak"... Kimse sizden eyyam beklemiyor, gördüğünüzü "kafanızda tilkiler dolaşmadan" çalmanızı bekliyor...

Fenerbahçe maçından sonra Halil Umut Meler'i ısrarla övmemizin sebebini Mete Kalkavan ve VAR hakemi Atilla Karaoğlan pek de güzel göstermiş oldular aslında. Sen ne kadar iyi oynarsan oyna, maçı yönetenler formda değilse, o maçta hak eden hak ettiğini alamıyor, Galatasaray'ın 3 puanı kaçırdığı gibi. Bakmayın siz "maçın hakkı beraberlikti" diyenlere, Galatasaray rakibe verilen ama kendisine verilmeyen penaltılarla 2 puanı Sivas'ta bıraktı... Yazık oldu ve umarım ilerde bu puanlar aranmaz...

Galatasaray'ın deplasmanda oynadığı en "sağlam" maçların birinde hakem yazmak istemezdim ama Mete ve Atilla bu harika karşılaşmadan rol çalmak istediler, biz de isimlerini blog sayfalarına yazmış olduk. Hava şartlarının harika olduğu kadar zeminin de bir o kadar berbat olduğu karşılaşmaya ev sahibi seyirci desteğini de arkasına alıp beklenildiğinden de "hızlı ve saldırgan" başladı. Galatasaray'la ön protokol yaptığı için hafta içi "üzerlerine oynan Mert Hakan ve Emre" ikilisinden Emre kulübedeyken, Mert takımının en "iştahlısıydı" ve kaleyi gördüğü yerden Muslera'yı avlamak arzusundaydı. Uruguaylı bir iki çıkardı lakin korner atışı sonrası oluşan karambolde Hakan Arslan daha 10 dakika olmadan takımını öne geçirmişti bile.


Ev sahibi öndeydi, pozisyonlar da buluyordu da topla oynama istatistiğinde Galatasaray %62 önde gözüküyordu. Fenerbahçe derbisinde olduğu gibi geriye düşmelerine rağmen oyun anlayışını bozmamıştı sarı-kırmızılılar, topun kıymetini bilip, mümkünce top çevirip boş pozisyondaki arkadaşlarını pozisyona sokmak gayesindeydiler. O anların birinde kazanılan serbest atışta duran top kullanma becerisini oldukça geliştiren Ömer Bayram, Florya'da çalışıldığı belli olan bir orta yaptı, Feghouli arka direkte dokundu ve Falcao fileleri havalandırdı... Galatasaray strese girmeden, sakin oynayarak beraberliği yakalamıştı ve öne geçmek için de tekrar yükleniyordu. Son iki karşılaşmaya nazaran maç içinde pek varlığını hissetirmeyen Onyekuru'nun nadir savunma arkasına koştuğu bir pozisyonda Feghouli'ye al da at verdiği pasta, Cezayirli zor olanı yaptı, topu aşırtmak yerine kaleciye nişanladı... O anda Adrien İlie geliverdi aklımıza, ne de güzel geçirirdi topu kalecilerin üstünden...


Sivasspor hocası Rıza Çalımbay, Galatasaray'ı iyi analiz etmiş ve Seri-Onyekuru bağlantısını kapamıştı ama Galatasaray'da çözüm üretecek topçu az değildi, Feghouli sık sık boşluklara girmeye başlıyor ya da Seri-Onyekuru hattında Falcao orta sahaya kadar gelip "istasyon" oluyordu. Berbat zemine de alışınca deplasman ekibi, pozisyonlar da daha çok gelmeye başladı ve Donk'un sürükleyip, ortaladığı uzun mesafeli vuruşta Falcao kafayla asisti yapıyor, Feghouli dakikalar evvel kaçırdığı golün öfkesini çıkartırcasına voleyi çakıyordu. Devre biterken üçüncü gol de geliyordu Feghouli'nin ceza sahasında Falcao'ya pasında da Sivas savunması son anda ayak koyarak topu kapmıştı...


İkinci devre Yasin'in yerine Emre Kılıç'ı oyuna alarak tekrar Galatasaray kalesine baskı kurmak isteyen Rıza Çalımbay, hakem ikilisinin de "desteği" ile Emre'nin penaltısı sonrası amacına ulaştı. Deplasmana kazanmak için gelmiş olan Fatih Terim de beraberliği bozmak için Emre Akbaba ve Adem Büyük hamlelerini yaparak tekrar rakip kaleye oyunu yığdı. Onyekuru ile Falcao ile pozisyonlar da yaratıldı ama top çizgiden geçmezken, zeminin ağırlaşmasına yorgunluk da eşlik edince pas ve şut tercihleri de yanlış olmaya başladı ve iki takım sahadan eşitlikle ayrıldı....

Galatasaray, Başakşehir dışında zirve yarışındaki diğer tüm rakiplerinin puan kaybettiği haftada  galibiyet serisine Sivas deplasmanında ara verdi belki ama oynadığı cesur ve arzulu oyun ile şampiyonluk yolunda özgüvenini doruğa çıkarmış oldu. Dün gece o kadar konsantre olmuş Sivasspor karşısında ligde hangi takım olursa olsun "ezilecekken" Fatih Terim'in takımının galibiyeti kaçırıyor olması 23. Şampiyonluğun ayak sesleri değil midir?

"Utançla" başladık "gururla" bitirelim o halde. Bülent Uygun'la 2008-2009 sezonunda şampiyonluk kovaladığı dönemler Sivasspor'un güçlü ve etkili bir taraftar potansiyelinden söz edilmezken, dün gece üç tribünde yapmış oldukları kareografi ile "tribün aleminde" biz de varız demiş oldu Yiğidolar. Bu da onların gururu olsun... Umarım sadece iç sahada değil, deplasmanlarda da tribünlerde boş koltuk bırakmazlar..."Support Your Local Team" demiş ya yabancılar, çok haklılar, şehrinizin, semtinizin takımını tutun arkadaşlar, hem de sonuna kadar...



Stat: Yeni 4 Eylül
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar
Demir Grup Sivasspor: Samassa, Goiano, Caner Osmanpaşa, Appindangoye, Uğur Çiftçi, Fatih Aksoy, Hakan Arslan, Fernando (Dk. 71 Kone),Mert Hakan Yandaş (Dk. 86 Claudemir),Yasin Öztekin (Dk. 50 Emre Kılınç),Yatabare
Galatasaray: Muslera, Mariano, Donk, Marcao, Saracchi, Lemina (Dk. 82 Adem Büyük),Seri, Ömer Bayram (Dk. 77 Emre Akbaba),Feghouli, Onyekuru, Falcao
Goller: Dk. 7 Hakan Arslan, Dk. 59 Emre Kılınç (Demir Grup Sivasspor),Dk. 14 Falcao, Dk. 37 Feghouli (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 18 Seri, Dk. 90+7 Saracchi (Galatasaray),Dk. 19 Fernando (Demir Grup Sivasspor)

21 Şubat 2020 Cuma

Galatasaray'ın Çocuğu Mert Hakan Yandaş


Galatasaray'ın Alanyaspor'la Ali Sami Yen'de oynadığı Ziraat Türkiye Kupası rövanş maçında deplasman ekibinin hocası Erol Bulut'un Fatih Terim'e karşı yaptığı "sevinç?!" hareketi çok konuşulmuş, Hasan Şaş'ın tepkisine de Erol Bulut "Muhattabım değilsin" diyerek konuyu daha da alevlendirmişti.
Biz o mevzu orada kaldık diye bilirdik ama bu akşam oynanan Sivasspor- Alanyaspor maçında kazanılan penaltı atışını gole çeviren Mert Hakan Yandaş gol sevincini Alanyaspor kulübesi önünde teknik direktör Erol Bulut'un karşısında aynı onun Fatih Terim'e yaptığı gibi kutlayıvermiş...
Fatih Terim'in sadece Galatasaray futbol takımı teknik direktörü olmadığını, ondan da öte olduğunu Erol Bulut bu şekilde öğrenmişken, sene sonunda Hakan Mert'i bir şekilde transfer etmek bu yönetimin boynunun borcudur...


Blog Widget by LinkWithin