Gaziantep FK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantep FK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2026 Pazar

Galatasaray:1-1:Gaziantep FK

 


Hakem Oğuzhan Çakır maçın sonuna altı dakika eklemişken, deplasman ekibinin ani gelişen atağında Mohamed Bayo çaprazdan Uğurcan ile karşı karşıya kalıyor ve plase şutu ağlarla kucaklaşacakken son anda falso alıp direği sıyırıyordu... Zaten o anın sonrası da Sane'nin auta giden şutuyla maç sona eriyordu. İşte, mayıs ayında son maç bittiğinde bu pozisyon belki de bir çok kişinin aklına gelecek, acaba Galatasaray burada kaybettiği iki puanla şampiyonluğu mu kaybedecek yoksa Bayo'nun golü kaçırması Galatasaray'a şampiyonluk getiren "altın bir" puan mı olacak? Sorunun cevabını mayıs ayında alacağız da biz bu geceye dönelim.


Eksik oyuncuların, sakatların, yapılamayan transferlerin bir araya gelmesiyle yedek kulübesinde gencecik çocuklardan oluşan bir kadroyla maça çıkan Galatasaray, rakip hoca Burak Yılmaz'ın cezalı olduğu ve kendisi gibi eksiklerle dolu bir takımı konuk ediyordu Sami Yen'de. Hava şartları sert, ısıtıcılar çalışmıyor, maç biletleri pahalı, Süper Kupa mağlubiyetinin öfkelisi "seyirci" maça gelmeyince tribünlerin bir kısmı dolamamıştı da iki takımın da kafaları pek maçta değil gibiydi. Dakikalar ona gelirken Barış'ın kanattan çalımlarla ceza sahasına kadar gelip pasında  Yunus'un rahat pozisyonda plasesi auta giderken, 20. dakikada Sane'nin serbest vuruşunda Abdülkerim'in kafası az farkla auta gidiyordu. Ve ev sahibi adına en tehlikeli pozisyon iki dakika sonra Barış'ın köşe vuruşundan gelen topa Lemina'nın plasesi direği yalıyordu. Deplasman ekibi adına tek atak Maxim'in köşe vuruşuna Mujakiç'in kafasını Uğurcan'ın çıkartması oluyordu.


Galatasaray'ın saman alevi gibi bir alevlenip, bir durağanlaştığı ilk devre sonrası, ikinci yarı da benzer başladı da, Abdülkerim'in ortasında Icardi çok rahat attığı kafa gollerinden bir benzerini atamıyor, on dakika sonra da Lemina'nın ara pasında kaleci ile karşıya pozisyonda vuruşunu Arda önlüyordu. Galatasaray gol için bastırıyor, Barış'ın korner ortasında Lemina'nın kafasını Zafer çıkarırken, eskilerin kontra dediği, yeni terimle "geçiş hücumunda" Yusuf'un taşıdığı topta üç Galatasaraylıyı geçip, şutu Abdülkerim'in eline çarpıyor ve topu önünde bulan Bayo gol perdesini açıyordu.

Geriye düşen Galatasaray'da Eren yerine Kazımcan oyuna dahil olunca, onun uzun taç atışları Gaziantep kalesinde tehlike yaratmaya başlarken, genç topçunun uzun menzilli bir taç atışında seken topta Barış bitime 7 dakika kala skoru eşitliyordu.


Kalan dakikalarda Galatasaray galibiyeti aradı da bulduğu pozisyonlarda kale çizgisini ikinci defa geçemedi ve şampiyonluk yarışında iki puanı taraftarının ıslıkları arasında bıraktı.

Geçen sene Kasımpaşa maçının olaylı hakemi Oğuzhan Çakır ve yardımcıları, bu gece de taktıkları FIFA kokartına layik olmayan bir yönetim sergilediler. Hakem ayağa basmalara kart çıkarmazken, oyunun durmasına oldukça fazla müsaade edip, uzatmalara eklemedi de... Yardımcı hakem de 46. dakikada Yunus'un ittirilmesine devam kararı verip, 63'te Sane'nin rakibine teması olmamasına faul çalmasıyla rengini belli ediyordu.


Maçın devre arasına giderken ve bitimindeki protestolara gelirsek, Fatih Terim'in protesto edildiği, Muslera'nın ıslıklandığını gördükten sonra sosyal medyanın taraftarlığı bitirdiğini acı da olsa anladık da alışmak zor oluyor ama üç sene arka arkaya şampiyon olan takımın hocasına ve Icardi gibi efsane golcüsüne söylenilenler bir kez daha kalbe giren o hançeri vahşice derine saplıyor. Eskiden biz taraftarın sözü geçerdi, artık müşterilerin...


Stat: RAMS Park

Tarih:17/01/2026

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Hakan Yemişken, Bilal Gölen VAR: Alper Çetin

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Kazımcan Karataş dk. 74), Mario Lemina, İlkay Gündoğan (Ahmed Kutucu dk. 79), Leroy Sane, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Yusuf Kahraman, Eyüp Can Karasu, Cihan Akgün, Yusuf Demir

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gaziantep FK: Zafer Görgen, Luis Perez, Arda Kızıldağ, Nihad Mujakic, Nazım Sangare, Melih Kabasakal, Ogün Özçiçek, Denis Draguş (Karamba Gassama dk. 63), Alexandru Maxim (Victor Gidado dk. 90+1), Yusuf Kabadayı (Christopher Lungoyi dk. 90+1), Mohamed Bayo

Yedekler: Burak Bozan, Mervan Müjdeci, Deian Sorescu, Muhammet Akmelek, Ali Osman Kalın

Teknik Sorumlu: Anıl Demirci

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 84) (Galatasaray), Mohamed Bayo (dk. 73) (Gaziantep FK)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi, Mario Lemina (Galatasaray), Nazım Sangare, Luis Perez (Gaziantep FK)

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Gaziantep FK:0-3:Galatasaray


 "Schmeichel değil bütün Michael'lar gelse o golü oradan çıkarması mümkün değil." cümlesini sadece kulaklarımıza değil kalbimize de kazımıştı rahmetli Ümit Aktan... Futbolun gerçekten ayak topu olduğu, spikerlerinin de işini layıkıyla yaptığı dönemin maç anlatıcısı ve sonranın futbol yorumcusu ve program yapıcısıydı. İyi de Galatasaraylıydı, dobraydı, samimiydi ve adam gibi adamdı...

2025-2026 Türkiye Süper Liginin başlamasına bir gün kala aramızdan ayrıldı maalesef Ümit Aktan... Okan hoca maçın başında üzüntülerini iletti de Antep'te atılan üç golle alınan üç puanı keşke Ümit Aktan'a adansaydı... Neyse ben bu yazıyı ona adamış olayım...

Geçen senenin şampiyonu, "gerçek" beş yıldızının sahibi Galatasaray, "Hedef 26" diyerek çıktığı maratona 27 plakalı şehirde başlıyordu. Son üç yılın birincisi takımdan Mertens ve Muslera arkadaşlarına veda etmiş ama yaz sezonunun başında Sane Kemerburgaz'a gelmiş ve memleketin en büyük transferi Osimhen'in tapusu alınmıştı. Tabii, Osimhen'le uğraşırken kaleci dahil diğer mevkiler sonraya kalırken, hazırlık maçlarındaki performans "Bu sene harika olacak" dedirtiyordu.

Yine de ligin ilk maçına, ki ülke futbolunun zor deplasmanlarından olan Antep'e "golcüsüz" gidiyordu Galatasaray. Icardi sakatlığı atlatıyor, Osimhen tatilin tozunu atıyor, Morata ise İtalya'ya yolculanıyordu, elde kalan Barış'tı... Rize'nin "joker" çocuğu, sağ bek, sol bek, sağ kanat ve sol kanatta kendisine ihtiyaç olduğunda görev alırken, bu hafta da golcü rolüne soyunacaktı.

35-40 derece sıcaklık ve "berbat" bir zemin. Bundesliga ve Premier Ligde halı gibi sahalarda top koşturan Sane, acaba sahayı incelemeye çıktığında ne demiştir. Esas gösterinin olacağı yeşil zemini önemsemeyen Antep yönetimi ve başkanı, maçtan evvel "Yeneceğiz Lan" demekten, deplasman tribünü biletlerini 3627 lira yapmaktan başka ne yaptı ki? 34 dakikada Mbakata'nın sezonu kapamasının vebali hepsinin üzerindedir...



Gerçi işini düzgün yapan kim var ki? Federasyon yetkilileri medya mensuplarını dağıttıkları giriş kartlarında Galatasaray'a 4 yıldızlı logo yapmışlar, Puma da dokunulduğunda yırtılan kağıt gibi formaya "uhu"yla yapıştırmış Galatasaray'ın anlı şanlı armasını, maç içinde formalardan sapır sapır düştü armalar, reklam patchleri... Formadan devam edersek, benim çok sevdiğim ama uzun yıllardır üretilmeyen uzun kollu forma Sane için özel üretilmiş, çok beğendim, belki taraftar için de satışa çıkar, alırız, giyeriz...


Maça dönersek, yeni kalecinin sezon başına yetişmediği, biraz da Günay'a olan güvenden dolayı Antep'te kalede eski Gaziantep kaptanı Günay vardı. Savunmanın sağında bir diğer joker Sallai, ortada Sanchez ile Apokerim ve solda Eren Elmalı. Lemina -Torreira vazgeçilmezleri savunmada önünde yer alırken, Sara ise sahanın her yerindeydi. Hücüm hattında da sözleşme tazeleyen Yunus, çiçeği burnunda transfer Sane ve yeni golcü Barış Alper Yılmaz...


Zemine alışmak zaman alsa da Yunus'un pasında Sallai ortaladı, Arda son anda kornere çeldi ama köşe vuruşunda Sallai çekilince "tartışmalı" hakem Ali Şansalan devam derken, VAR'daki Sarper Barış Saka "penaltı" dedi... Osimhen'in yokluğunda kim atacak, Sane mi yoksa Sara mı derken, topun başına geçen Barış takımı erken dakikada öne geçirip, Oz Büyücüsü Harry Kewell'a selam yolluyordu... Harry Potter sevinci ile Galatasaray taraftarının gönlüne giren Kerem Aktürkoğlu'nun Fenerbahçe'ye gideceği söylentileri sonrası eski takım arkadaşına mesaj mıydı bilmiyordu Barış, "medya ekibi istedi ben yaptım" diyordu maçtan sonra..


Sezonun ilk golünü atan Barış, beş dakika sonra Sara'nın mükemmel pasında ceza sahasına girip, bu sefer Eren'e asist yapıyor, Galatasaray bu sıcak hava ve kötü zeminde erken şekilde maçı koparıyordu. Doğal olarak da oyunu rolantiye alıyor, hele ki Mbakata'nın sakatlığı sonrası topçular çok daha dikkatli oynuyordu. Gözler yeni transfer Sane'deydi, o da zemine ve takım arkadaşlarına uyum salamaya çalışıyor, devre biterken Apo'nun uzun mesafeli pasını çok "kibarca" göğsüne alıp kaleci ile karşı karşıya kalınca siftahı yapamıyordu. 89. dakikada bir kez daha net fırsatı yakalıyor, yine meşin yuvarlağı üç direk arasından sokamıyordu yeni 10 numara. İlk devre daha ürkek ve pas hatalarıyla oynarken, ikinci yarı uzaktan attığı bir şutla beraber açılan ve "işte Sane bu" dedirten bir performans izletti Alman topçu.


VAR izlemesi, Mbakata'nın sakatlığı, su molası derken bolca duran devreye 11 dakika ekledi Ali Şamsalan ve o süre biterken Sane'nin pasıyla ceza sahasında Brezilyalı gibi çalım atan Barış tekmeyi yedi ve ikinci penaltıyı kazandı. Yine topun başına geçen isim Barış'tı ve yine kaleciyi terse yatırdı... Selçuk hoca Burak'ı oynatıyordu, İsmet Taşdemir de ona güvenmiş ama ben beğenmiyorum genç kaleciyi, çok da güven vermiyor kalede ki ikinci yarı hatalı çıkıp, ceza sahası dışında topu eliyle çelince takımını eksik bıraktı...


İlk yarı tek pozisyonu olmayan ev sahibi, ikinci yarı sonradan oyuna giren Enver Kulasin'in ataklarıyla Galatasaray'ın sol tarafını zorladı, bir pozisyonda Günay'ı geçemedi, bir tanesinde de pasında Boateng beceriksizdi. Kaybedecek bir şeyi olmayan ev sahibi bir gol için yüklenirken, Sanchez'in uzun pasında Barış savunmadaki Arda'yı bozdu, Burak da hatalı çıkınca kırmızı kartı görüyordu ve maç oradan sonra "hazırlık" karşılaşmasına dönüyordu. Okan Buruk sarı kartlı oyuncularını çıkarıyor, Sane çok daha rahat hareket ediyor, Zaniolo ve Arda'ya kendilerini gösterme fırsatı doğuyordu. Pozisyonlar da buldu Galatasaraylılar ama biraz lakayitlikten, biraz da ev sahibi topçuların cansiparene müdahaleleri sonrası başka gol seyredemedi futbol severler...

Memleket futbolun değişmez gerçeğidir her maçta hakem konuşmak, hele ki sosyal medyanın yaşantımızın içine bu denli girdiği bir dönemde, ev sahibi hakemden şikayet ederken, maç sonu yorumcular ise Ali Şansalan ve VAR hakemini başarılı buluyordu. Oysa ki ilk penaltıya hakem düdük çalmamış, Burak'ı da oyundan atmamıştı ki VAR olmasa Galatasaray aleyhine iki bariz hata yapacaktı Ali Şansalan. Aynı şekilde maçın başında Torreira'nın ayağına basan Lungoyi'ye sarı kart çıkmamış, Torreira topa müdahale ettiği halde sarı kart görmüş ki devamında Maxim'in başlattığı itiş kakışta Sanchez boşuna sarı kart görmüştü. Lemina'ya ayağa basma diye gösterilen sarı kartta, Barış'ın ayağına basın penaltıya neden olan Antepli neden boş geçiyordu? Kısaca "algı" Ali Şansalan'ın Galatasaray'ı koruduğu yöündeyken, gerçek ise tam tersiydi. VAR hakemi Sarper Barış Saka'ya gelirsek, geçen yıl Konya'nın kendi evinde doğrandığı bir Fenerbahçe maçı var ki, onun VAR hakemi kimdi acaba?



İki penaltı golü ve bir asistle maç sonu üçlü çektirmeyi hak eden Barış'ın yanına karşılaşmanın iyilerinden biri de Sara idi. 90 dakika boyunca sahada basmadık yer bırakmayan Brezilyalı topçu, sadece duran toplarla değil, oyun içinde arkadaşlarına pas opsiyonları yaratma, topu kullanma ile de maçı kolaylaştıran topçu oldu. Bir de Yunus'u unutmayalım, geçen seneki şampiyonluktaki katkısı sonrası özgüveni daha da artan genç oyuncu, teknik topçular için zor olan bu zeminde dahi becerisini konuşturdu. Ve Sallai... Okan Buruk'un en sevdiği oyuncu türü: Joker. Dün geceki performansı ile "sağ bek alınmıyorsa, kafanız rahat olsun, ben varım" dedi.


Stat: Gaziantep Büyükşehir

Hakemler: Ali Şansalan, Bersan Duran, Samet Çiçek. VAR: Sarper Barış Saka

Gaziantep FK: Mustafa Burak Bozan, Salem Mbakata (Enver Kulasin dk. 34), Arda Kızıldağ, Myenty Abena, Kevin Rodrigues, Kacper Kozlowski, Juninho Bacuna, Maxim (Sokratis Dioudis dk. 66), Deian Sorescu (Mirza Cihan dk. 79), Christopher Lungoyi (Badou Ndiaye dk. 46), Emmanuel Boateng (Ogün Özçiçek dk. 79)

Yedekler: Semih Güler, Onur Başyiğit, Ali Osman Kalın, Taha Güneş, Kuzey Ege Bulgulu

Teknik Direktör: İsmet Taşdemir

Galatasaray: Günay Güvenç, Eren Elmalı (Nicolo Zaniolo dk. 73), Abdulkerim Bardakcı, Davinson Sanchez (Arda Ünyay dk. 66), Roland Sallai, Mario Lemina (Kaan Ayhan dk. 66), Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 66), Gabriel Sara, Yunus Akgün (İsmail Jakobs dk. 66), Leroy Sane, Barış Alper Yılmaz

Yedekler: Jankat Yılmaz, Metehan Baltacı, Ahmed Kutucu, Elias Jelert, Yusuf Demir

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Barış Alper Yılmaz (dk. 11 pen. ve dk. 45+12 pen.), Eren Elmalı (dk. 16) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Rodrigues, Maxim (Gaziantep FK), Torreira, Lemina, Sanchez, Abdulkerim (Galatasaray)

Kırmızı kart: Mustafa Burak Bozan (Gaziantep FK)

3 Şubat 2025 Pazartesi

Gaziantep FK:0-1:Galatasaray


Transfer sezonlarına taraftarlar bayılır da teknik adamların hiç hoşlanmadığı dönemlerdir, hele ki maçlar devam ederken gelen ve gidenler olunca, kadro kurmak da bir o kadar sıkıntılı olur... Oyuncuların kafa yapısı "karışık" olur, konsantrasyonu sağlamak zorlaşır...

Nelsson "Forza Roma" derken, Batshuayi "gidecek rota "ararken, Yunus sakat, Barış da ağrılar içinde kulübede "hamle" oyuncusuna dönüşmüşken, Okan hoca zor bir Antep deplasmanında eksik oyuncularla sahaya çıkıyordu...

İyi haber taze transfer Moratta kulübedeydi, 25 dakika kadar forma giyecekti...


Yenilerden, "çocukluk aşkına" kavuşan Ahmed'in de jeneriklik golüyle Galatasaray, daha taraftarların bir kısmı stada girmeden Antep deplasmanına önde başlıyordu. Bu yıl Eyüpspor formasıyla "uzaktan" attığı gollerle transferin gözdesi olan Ahmed Kutucu, Dries abisiyle idmanda çalıştığı golle hayallerini gerçekleştiriyordu. 

Kaan-Sanchez ve Abdülkerim üçlüsüyle savunmaya başlayan Galatasaray, hücumda çok adamla rakip sahada baskı yapıp, top kapıyor, Selçuk İnan'ın takımını oynatmıyordu. İkinci gol gelse rahatlayacak ama Osimhen'in kafa pasında Ahmed ıska geçiyor, devamında Mertens'in plasesinde genç kaleci Burak ortaya çıkıyordu. Ev sahibinin kalecisi devre biterken Kaan'ın bomboş kafasını öyle bir çıkardı ki, takımını da oyunda tutan oyuncu oluverdi birden...


"Oyunda tutmak" demişken, maç öncesi "Galatasaray'ın Avrupa maç dönüşlerinde Galatasaray maçı yönetiyor" diye yalan üzerine algı oluşturulan Kadir Sağlam, sarı kartı olan Lungoyi'ye Torreira'nın yüzüne vurduğu için sarı kart vermiyor ama Torreira'ya kart gösteriyordu. Ne de olsa "Torreira'ya kart göstreme" modası başlamıştı... Bununla yetinmeyen maçın hakemi "F.ck Off" diyen Sorescu'ya da kayıtsız kalıyordu... Derler ya "futbolcu milleti cin gibidir" diye, Sorrescu hakemin kart göstermeyeceğini anlayınca Sallai'ye öyle bir bastı ki 62. dakikada, yine hakem ve VAR "üç maymunu" oynadı...


Ev sahibinin penaltı beklediği pozisyonda ise Muslera'dan seken top Sanchez'in eline çarpıyor lakin kural penaltıyı işaret etmiyordu...

Selçuk hocanın takımı ilk devre pek Muslera'nın kalesine gelemese de ikinci devre orta sahalar kolay geçilince yeterli derecede pozisyon buldu ama karşılarında "hata yapsın da linçleyip etkileşim alayım" diye beklenen Fernando Muslera vardı. Özellikle Sorescu'nun Sallai'yi geçip çaprazdan çektiği şutu Uruguaylı kaleci başarıyla kornere çeliyordu. 

Galatasaray taraftarına alıştırdığı oyunu pek izletemese de, yine de maçı koparacak pozisyonları buldu rakip kalede, özellikle Sallai'nin harika bacak arası pasında Osimhen Ahmed'e gol servisi yaptı, genç topçu güçlü vuramadı, üç dakika sonra yine aynı kanatta Sallai Sara'ya verdi, Brezilya bu kez cılız vurdu... 5 dakika sonra ise kornerden Ahmed bir kez daha attığı golün aynısı denedi, seken topta Sanchez iki adımda kaleciyi geçemedi...

Maç kopmayınca, son dakikalarda ev sahibi beraberlik için daha da ümitlendi, Selçuk hoca elinde gol atabilecek kaç eleman varsa saha sürdü ama maçın kahramanı olma şansı savunmacı Arda'nın önüne düştü de onun şutu auta gidiyordu...

Galatasaray, zor olması beklenilen bir deplasmandan üç puan alırken, iç sahada oynayacağı Adana Demirspor maçı öncesi de sarı kart cezası sınırında olan Torreira, Barış Alper, Muslera ve Abdülkerim de kart görerek cezalı duruma düştü, bir bakıma "kartları temzilediler"...


Galatasaray'ın Konyaspor maçı sonrası Antep'te de gol yemediği konuşulmayacak ama Muslera'nın ilk devre kalesini terkedip, topu kaptırdığı pozisyon-ki hakem hocaları faul olduğunu beyan etti- bolca konuşulacaktır. Bu da maalesef bizim acı gerçeğimiz olarak devam edecek...

Oysa ki, iki hafta önce Konya'da, sonra Göztepe karşısında,bir gün önce de Kadıköy'de Fenerbahçe "yuh artık, bu kadar da olmaz" dedirten kararlarla üçer üçer puanları alırken, hala Muslera'nin hatası, Mertens'in yaşı, Sallai'nin parası, Yunus'un çalımları, Osimhen'in golcülüğü, Okan Buruk'un hocalığı konuşmak nasıl bir taraftar kafası anlamış değilim...

,
Galatasaray bu deplasmanda aldığı üç puanla Fenerbahçe ile arasındaki 6 puanlık farkı korurken, Muslera en fazla Galatasaray forması giyen oyuncu rekorunu bir daha arttırıyor, Ahmed Kutucu ilk golünü atıyor,  Barış Alper Yılmaz sarı-kırmızı forma ile 100 maçına çıkıyor ve Moratta da taraftara ilk selamını veriyordu...

Stat:Kalyon Stadyumu

Hakemler: Kadir Sağlam, Süleyman Özay, Murat Ergin Gözütok

Gaziantep FK: Mustafa Burak Bozan, Cyril Mandouki (Salem M’Bakata dk. 30), Arda Kızıldağ, Bruno Viana, Deian Sorescu, Kacper Kozlowski (Furkan Soyalp dk. 89), Badoo Ndiaye, Maxim (Kenan Kodro dk. 69), Mustafa Eskihallaç (Emmanuel Boateng dk. 84), David Okereke, Christopher Lungoyi (Halil İbrahim Dervişoğlu dk. 46)

Yedekler: Sokratis Dioudis, Emre Taşdemir, Ertuğrul Ersoy, Ogün Özçiçek, Ömürcan Artan

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Elias Jelert (Barış Alper Yılmaz dk. 62), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Eyüp Aydın dk. 90+4), Roland Sallai (Berkan Kutlu dk. 79), Dries Mertens (Alvaro Morata dk. 68), Victor Osimhen, Ahmed Kutucu (Metehan Baltacı dk. 90+4)

Yedekler: Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz, Efe Akman

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Ahmed Kutucu (dk. 5) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Bruno Viana, Lungoyi, Sorescu, Arda Kızıldağ (Gaziantep FK), Torreira, Sara, Barış Alper Yılmaz, Muslera, Abdulkerim Bardakcı (Galatasaray)

15 Eylül 2020 Salı

Galatasaray:3-1:Gaziantep FK


Türkiye Süper Ligi 1. Hafta
12.09.2020/ 20:00

 "Ben basit bir, iyi futbol dilencisiyim. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum. Tanrı rızası için güzel bir maç lütfen."

Türkiye futbolunun en tepe noktası olan Süper Ligin açılış haftasında Galatasarayımız adına ilk maç yazısına üstat Eduardo Galeano'nun o en bilindik sözlerinin biriyle başlamak, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak adına oldukça isabetli olacağı kanısındayım... Evet, hayatlarımızn merkezine futbolu koymuş olan bizleri, "güzel bir maç" ve Galatasaray galibiyetinden daha fazla ne mutlu edebilir ki? Cumartesi gecesi sezonun "taraftarsız" prömiyerinde Fatih Terim'in öğrencileri, konuk ettiği Gaziantep ekibini farklı geçerken, hem sahneledikleri mücadele hem de ortaya koydukları performans ile gelecek adına olumlu sinyaller verdiler.

"Santrayla üçlü" tabiri tribünlerde en azından bir kaç maç izleyen her futbolseverin bilebileceği bir taraftar jargonudur ve maçı seyretmek kadar hakemin ilk düdüğü ile o "masalımsı" ortamının içinde bulunmak için bilet alan nice taraftar biliyorum. Lakin, dünyayı sarsan pandemi sonrası hayatlarımızda pek çok şeyin değiştiği gibi, maçların da sessizliğine alışacağımız bir sürece doğru gidiyoruz. Maalesef Galatasaray kendi "maabedinde" taraftarın rakibi sağır eden o "boğucu coşkusu"ndan mahrumdu ama yeşil çimlerdeki topçular hem fizik olarak hem de ruhsal yönden maça iyi hazırlanmışlardı, daha ilk dakikalarda oyunu yıktılar deplasmancıların yarı sahasına ki Gaziantepli oyuncular topu taca ya da kornere atıp rahatlayayım derken, Feghouli'nin şutunda meşin yuvarlak Kubilay'ın eline çarpınca karşılaşmanın hakemi Bahattin Şimşek, VAR'ın da yardımıyla penaltı noktasını gösteriverdi. Futbol oyun kuralları karmaşıklaştıkça, tartışması da bitmeyecektir, oyunun zevki de gün be gün elimizden alınmaktadır. Gaziantepliler penaltıya isyan ederken, "topun ele çarpmasına" penaltı verilmesi benim de pek içime sinmiyor lakin kural böyle ve son bir kaç yıldır bir çok maçta da hakemler beyaz yuvarlağı tereddütsüz gösteriyor. Oysa bizim gençliğimizde kural basit ve tatminkardı: top ele çarparsa, adı üstünde "çarpma" ve oyun devam ederken, el topa giderse, "kasıt" olduğu için penaltı çalınıyordu... Keşke o günlere dönebilsek...

Kazanılan penaltıda Günay her ne kadar köşeyi tahmin etse de, "El Tigre" lakaplı Falcao bir kaplan kurnazlığı ile rakibi avlayıp, Galatasaray adına yeni sezonun ilk golünü filelere yolluyordu. Pandemi sonrası futbolcuların oyuna adaptasyonları ve sağlıkları düşünülerek 5 oyuncu değişikliğine izin veren yetkililer, ortaya atılan "maçlarda mola da olsun" teklifini ellerinin tersiyle itmişti ama yedikleri golün ardından Gaziantep ekibinin Rumen hocası Sumudica bir basketbol "coach"u edasıyla ufak bir mola almayı da ihmal etmedi. Doğal olarak 0-0'a oynayacak takımın stratejisi ile 1-0 yenik oynayacak takımın farklı olacaktı... Değinmeden geçmeyelim, kırmızı-siyah renklere sahip bir kulübe deplasman forması olarak turkuaz mavisi bir ekipman hazırlayan forma üreticisi Nike'a da bir alkış gitsin, Gaziantep FK'nın formaları oldukça şıktı...


Transfer sezonun açılmasıyla birlikte yazılı ve görsel medya ile sosyal medya mecralarında Galatasaray ile bir çok futbolcunun ismi geçerken, bu seneki uzun lig yarışında en büyük transferin kondisyoner Scot Piri olacağını belirtmiştik Karalama Defteri podcastlerde. Amerikalı antrenörün "ufak dokunuşları" daha ilk maçta kendilerini belli etmeye başladı, kaç yıldır top oynamamış Arda fitleşmiş, Falcao savunmadan top çıkarıyor, Sarrachi-Omar kendi bölgelerini baştan aşağıya otobana çeviriyor. Teknik kapasite ve güç birleşirse de ortaya hem oynayanın hem de seyredenin zevk alacağı bir oyun çıkar. Erken bulunan gole rağmen iştahı kapanmayan ev sahibi futbolcular, topun rakipte kalmasına tahammül edemiyor, pres yapıyor, top kapıyor ya da taç olsun, faul olsun oyunun durduğu anlarda maçı hemen başlatarak "oyun oynamak" istiyor. Uzun zamandır göremediğimiz ve hasret kaldığımız bir futbol iştahı... O anların birinde Arda'nın topu çabuk başlattığı bir pozisyonda, Belhanda ikinci golü "yazamazken", bir kaç dakika sonra ise rakibe kaptırılan bir top Belhanda ve Taylan'ın baskısı ile saniyeler içinde tekrar kazanılıyor ve Emre-Falcao paslamşması sonrası Falcao, Galatasaray'ın çiçeği burnunda oyuncusu Emre'ye ömrü boyunca hatırlayacağı bir jest yapıyor: Emre Kılınç sarı-kırmızı forma ile ilk golünü 28. dakikada kaydediyordu. Futbolcular golden sonra sarmaş-dolaş olmuş, kutlama yaparken, empati yaptım ve kendimi Emre'nin yerine koydum. Ne tarifi mümkün olmayan bir duygudur, bir yandan sevinç, bir yandan Falcao'ya müteşşekir olma, kendisinden beklentileri boşa çıkarmama... Kısaca müthiş bir duygu yoğunluğu, o an düşünürken gözümden bir göz yaşı damlası düşüvermiş...

Galatasaray baskılıydı da rakip de Fatih'in kalesine hiç gelmedi diyemeyiz, önce Güray'ın kullandığı serbest atışta Luyindama'dan seken topu Fatih başarılı bir refleksle kornere çeldi de, Galatasaraylı topçuların atağa kalkarken kaptırdıkları bir topla Djilobodji rakip ceza sahasına kadar gidip, Fatih'in de vuruş açısını bozmasıyla takıma adına kritik bir pozisyonda golü bulamadı. Sonrasında diğer kaledeki file bekçisi Günay'ın transfer görüşmelerinde tanıtım videosuna ekleyeceği anlara şahitlik ettik, önce Belhanda'nın al da at pasında Feghouli'nin tabelayı değiştirmesini engelledi,daha sonra kazanılan korner atışında da  Luyindama'nın kafasına izin vermeyip, Feghouli'nin volesini harika çıkardı. Galatasaray üçüncü golü arzuluyor, Günay direnirken, yine Emre ile kazanılan bir topla başlayan ani atakta, Feghouli Falcao'ya ikinci golünü attırıyordu. 


Şüphesiz ki karşılaşmada gözler yeni transferlerin üzeindeydi, Omar Mariano'nun boşluğunu doldurabilecek mi? Emre Kılınç kendisinden bahsedildiği kadar verimli olacak mı? İkisi de hocalarının verdiği görevi başarı ile yaptılar ve kendilerini televizyon başında seyreden taraftara merhaba dediler ama maça golleri ve asiiti ile damga vuran Falcao'dan sonra en büyük alkış Belhanda ve Taylan'a geldi. Eldeki imkan(sız)lıklar doğrultusunda transfer için "ince eleyip, sık dokuyan" Galatasaray yönetimi, Seri ve Lemina'nın ayrılıkları sonrası orta sahayı güçlendirmek için Karo Etebo'yu getirmiş, Okay Yokuşlu için de Celta Vigo ile dirsek temasına girmişken, Fatih Terim kendi transferini yapmıştı: Taylan Antalyalı... Oyun zekası ve ayaklarına da hakimiyetiyle dikkatleri çeken genç oyuncu, iyi bir kamp dönemi geçirmiş ve hayranı olduğu Gerrard'ın milli takımda giydiği 4 numaralı formasıyla Gaziantep karşısında takımın en fazla çaba gösteren oyuncusuydu, bir yandan rakip atakları kesiyor, öte taraftan da oyun kurmada oldukça maharetliydi.  Bir de Belhanda vardı tabii ki. Hani canı istediğinde oynar, istemediğinde de dünyanın en umursamaz topçusu olabilen Belhanda. Cumartesi gecesi canı oynamak istedi ki, bir yaz boyunca "Belhanda gitsin, pasta keseceğim" diyenlere "Aslında, kalabilir, hiç de fena değil" dedirtti. Ama dedik ya, Belhanda bu, kendisine güvenerek yola çıkılır mı? Çok zor soru...

Galatasaray ikinci devreye de aynı iştah ve azimle başladı, Arda ve Feghouli ile kanatlardan geldi, Taylan ile uzaktan şutlarla farkı arttırmak isterken, Luyindama ve Fatih'in zincirleme hataları ile kalesinde golü görmekten geri kalmadı. Gaziantepli Andre, Luyindama'yı kolayca geçerken, Boss'un maç eksiği göze çarptı. Öte yandan Brezilyalı golcü her ne kadar sert vurduysa vursun, Fatih o topu çıkarmalıydı, Muslera öyle yapardı zira...


Attıkları golden sonra deplasmancılar ikinci gol için Galatasaray kalesine gelmiş olsalar da, ev sahibi topçular o baskıyı kolay atlattılar ve özellikle 60-75 arası skorbordda yazan kadar gol kaçırdılar, başka bir deyişle Günay farkın açılmasına izin vermedi. Önce Taylan'ın pasında Falcao'nun vuruşunu çıkaran Günay, iki dakika sonra Omar'ın ortasında yine Falcao'nun kafasında topun gol çizgisini geçmesine müsaade etmedi Yukarıda yazdığım gibi, sadece bu maçta yaptığı kurtarışların CDsi ile Günay ileride bol sıfırlı kontratlara imza atabilir.

Skorun farklı olması ve oyun hakimiyetini elinde tutan Galatasaray'da Fatih Terim, perşembe gecesi oynanacak UEFA Avrupa ligi maçını da düşünerek Arda, Feghouli, Luyindama'yı kenara alıp, Ömer, Donk ve Babel'i sahaya sürdü. İleriki dakikalarda da Emre Jimmy ile Falcao da Diagne ile değişti. Şampiyonluk yolunda yürürsen kulüben de zengin olmalı ve bu sene sakatlık ve cezalılar fazla olmazsa, Fatih Terim'in arkası da oldukça sağlam... Nazar değmesin...

Bitirirken Digane'nin çok hırslı olduğu, oyunda olduğu 5-10 dakikalık süre içinde kendini göstermek için çabaladığı ve Belhanda'nın ara pasıyla yaptığı vuruşun da direkten döndüğü, Babel'in ise hala "takımın el freni" olduğu tespitlerimizi de eklemeden bitirmeyelim...



Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Bahattin Şimşek, İbrahim Bozbey, İlker Takpak 

Galatasaray: Fatih Öztürk, Elabdellaoui, Luyindama (Dk. 66 Donk), Marcao, Saracchi, Taylan Antalyalı, Feghouli (Dk. 66 Ömer Bayram), Belhanda, Emre Kılınç (Dk. 80 Jimmy Durmaz), Arda Turan (Dk. 66 Babel), Falcao (Dk. 87 Diagne) 

Gaziantep FK: Günay Güvenç, Oğuz Ceylan, Djilobodji, Kana Bıyık, Kubilay Aktaş (Dk. 46 Jefferson), Morais, Sousa (Dk. 55 Furkan Soyalp), Maxim (Dk. 70 Muhammet Demir), Güray Vural (Dk. 65 Kozulj), Andre, Kenan Özer (Dk. 46 Enver Cenk Şahin) 

Goller: Dk. 8 (penaltıdan) ve 40 Falcao, Dk. 28 Emre Kılınç (Galatasaray), Dk. 53 Andre (Gaziantep FK) 

Sarı kartlar: Dk. 7 Kubilay Aktaş, Dk. 63 Morais, Dk. 82 Jefferson (Gaziantep FK), Dk. 23 Luyindama, Dk. 78 Belhanda (Galatasaray)

14 Eylül 2020 Pazartesi

Galatasaray:3-1:Gaziantep FK


Blogumuzun konuk yazarlarından Burak Terzi'nin Galatasaray- Gaziantep FK karşılaşmasına dair izlenimleri... Kalemine sağlık Burak...


 Öncelikle yeni sezon hayırlı, uğurlu olsun. Sakatlıkların çok fazla olmadığı, hakem hatalarının sonuca çok fazla etki etmediği ve belki de daha önemlisi dışsal faktörlerin ; algı operasyonlarının yine kaybettiği bir sezon olmasını diliyorum.


Galatasaray sezona oldukça etkili ve iyi başladı. 


Özellikle Taylan’nın orta sahada kendisine verilen görevi yerine getirdiğini, Arda’nın 9 yıl aradan sonra Ali Sami Yen’e kaptan olarak çıkıp, iyi mücadele ettiğini, Türkiye’ye gelmiş en kariyerli forvetlerden olan ki dünyada halen kariyerini devam ettiren aktif futbolcular içinde de en iyi 10 forvet arasında gösterilen Falcao’nun da sezona iyi başladığını söylemeliyiz. Hatta Hat trick yapması içten bile değildi.


Yeni transferlerden Emre Kılıç’ın da hızlı, dikine hücumlara katkı sağlarken ; ilk maçında ve kaleye çektiği ilk şutunda golü bulması, Feghouli’nin çıkana kadar istekli görüntüsü ve ilk iki gole doğrudan katkı sağlaması, Belhanda’nın dahi geçen sene ilk 10 maçta sağladığı katkıyı tek maça sığdırması göz alıcıydı. 


Yine yeni transferlerden Omar Elabdellaoui’de hem defansta, hem de kanatta sağlam duruşu ile daha ilk maçında güven verdi. 


Defansta Luyindama’nın yaklaşık 10 aydır sakatlıktan sonra oynamayışı haliyle maç eksikliğini beraberinde getirdi. Ancak oynadıkça o da daha iyi olacaktır. Normalde ki Luyindama Gaziantep’in golcüsüne maç içinde o şutu çektirmez, önünde duvar örürdü. Ancak hava hakimiyetini daha ilk maçta gösterdi. 


Çok değil daha bir kaç ay önce yine Gaziantep ile oynanan maçta Gaziantep’in ilk golünün penaltı noktası üzerinden yenen kafa golüyle başladığını da hatırlarsak Luyindama güçlü fiziği, hava hakimiyeti ile bu açığı form tuttukça kapatacaktır. Marcao ile birlikte defansın göbeğinde yine iyi bir ikili olacaklarını düşünüyorum. 


Sonradan oyuna giren Babel ise kafası halen Galatasaray’da değil gibi...

Ligimizin Mario Bolotelli’si Diagne ise süre bulduğu kısa sürede Belhanda’nın etkili ara pasında golle burun buruna geldi. Ben beslendiği takdirde, konsantrasyonu sağladığında ve fizik gücünü daha iyi seviyeye çıkardığında sonradan oyuna girerek dahi minimum 15 gol atabilecek potansiyel bir futbolcu. 


Gaziantep’in Brezilya’dan gelen şutor forveti Andre’nin de ligimizde iş yapabilecek stili olduğunu düşünüyorum.


Benim kişisel görüşüm Galatasaray’ın özellikle sezon başı tamamen sahaya ve güzel futbola odaklanması; sonuç odaklı ve öz güvenli bir yaklaşımla maçlara konsantre olması kritik öneme sahip olacak. 


İyi, etkili, baskılı, coşkulu oyunla herkesi dostu, düşmanı susturmalı...

Gerekirse hakemleri, yürütülmeye çalışılan  algı oyunlarını, masa başı planları sahada oynaya oynaya, konsantrasyonu devamlı üst seviyede tutarak yenmeli...

Psikolojileri bozacak kalitede, golleri ata ata, sıralaya sıralaya, deplasmanlarda da baskılı olacak şekilde oynanmalı...


Ligde maalesef yine ciddi bir algı operasyonu var. Ezeli rakiplerden Fenerbahçe’nin defansı yok doğru dürüst, Vedat Muriç’ten sonra forveti yok ! Ancak yazılı ve görsel basında sanki yüzyılın kadrosu kurulmuş gibi lanse ediliyor. Alınmamış forvet oyuncusunun bile 30 gol atacağından bahsediliyor ! 

Neredeyse şimdiden Şampiyon ilan edilmeye kalkışılıyor !


Aynı şey geçtiğimiz Cuma akşam ki maçta dahi pohpohlanıyor !


Örneğin Orta Sahada Tolga oynuyor halen !

Forvette Frey 

Defansta ise eski tip, vur kır stili ile oynayan Serdar Aziz...


Halen oturmuş doğru dürüst defans yok, yeni transfer gelse bile uyum yakalamaları zaman alacaktır.

Gustavo dışında orta saha yok, Misal geçen seneki toparlayıcı Emre Belözoğlu dahi yok 

Forvet halen yok...

Kanatlarda bütün sezonun yüküne bel bağladıkları 30 küsürlük Caner ve Gökhan dışında dürüst seçenek yok !


Sezon başındaki genel izlenime bakacak olursak sanarsınız yüzyılın kadrosunu kurmuşlar !


Galatasaray’ın bu ligin en iyi kadrosunun ve en iyi teknik ekibinin kim olduğunu, daha ligin başında 3.Haftada gösterilmesi lazım.


Bu bağlamda özellikle ilk yarıdaki oyuna; genç Taylan’ın da belki de sürpriz yaparak iyi oynamasına sevindim. Emre Kılıç’ı bile yedek rotasyon yer bulur diyen sözde gazeteciler de daha ilk 45 dakikada utanmıştır umarım.


Genç Taylan bence maçın adamıydı.

Tam mevkisi olmasa bile hiç sırıtmadı. Çoğu Galatasaray taraftarının bile küçük gördüğü, ağız burun kıvırdığı noktada elinden geleni yapıyor. Son hazırlık maçı olan Hatay maçında da iyiydi. 


Şans buldukça, özellikle iç saha maçlarımızda oynamalı bence...

Pekala Taylan yeni transfer gibi görülebilir. İstanbul’a genç yaşta geldi ve bir sene de geçiş + alışma sürecini tamamladı.

Şut çekmesi, denemesi bile bence olumlu...

Ön libero ya da göbekte oynayan orta sahanın sezon içinde 5-6 gol atması, kendi alanında da oyunu kurabilmesi, pozisyon bilgisinin günden güne artması yeter de artar bile.


6 numara ( Uzun boylu ve pozisyon bilgisi olan ve oyunu arkadan vasat üstü kurabilen ) 

Ve 

50-55 maçta lazım olacak 

Rakibi Isıran, devamlı pres yapan, şutor, dinamik bir alternatif orta saha bizi gerçekten ligin üstüne geçirir.


Muslera iyileşip, form tutunca ligin en iyi kalecisi bizde.

En iyi tandem defans bizde...

Bence en iyi, en hızlı, en dinamik kanatlar bizde...

( Hem sağ bek Omar, hem sol bek Saracchi ) 

Saracci’nin defansı, Omar’ın ön tarafında zaman zaman sıkıntılar yaşayabiliriz, ama yine de ortalamanın üzerindeler. 

Ligin en iyi Forvetleri bizde, beslenirlerse ve maçlarda en az 10 şut çektirebilirsek her maç gol atabilecek güçteler.

Beğenmediğimiz Orta Sahada da 

Arda, Emre Kılınç, Feghouli, Taylan, Donk, Etebo var.


Perşembe UEFA kupası maçında Bakü’den moralli dönüp, hafta sonu Başakşehir’i devirip, sonraki hafta bu ligin patronu kim dosta düşmana gösterme fırsatı var.


Son olarak Bakü’de başarılar Galatasaray...

Son dönemde ki Avrupa şansızlığımızı ve şeytanın bacağını kırmak ve Avrupa’daki eski günlere dönmek dileğiyle... 


Taçsız Kral Metin Oktay’ımızın hatırına... 


Burak Terzi/Bursa 13.09.2020

22 Haziran 2020 Pazartesi

Galatasaray:3-3:Gaziantep FK



"Belçika, Fransa ve Türkiye’de futbol oynadım. Hayatımda ilk defa, gol öncesi bu şekilde çalınan bir düdük görüyorum."
Henry Onyekuru...

" Ben İspanya’da, Fransa’da top oynadım böyle kararlar, böyle çalınan düdükler inanın hayatımda görmedim. Şampiyonlar Ligi, Avrupa maçlarını izliyoruz, dünyanın her yerinde maçları seyrediyoruz. 6 saniye kuralını her hakem sayıyor mu? İlk defa hayatımda bu kuraldan ötürü hakemin düdük çaldığını akabinde golün yendiğini görüyorum"
Mariano Ferreira

Henry Onyekuru ve Mariano Ferreira'nın maçtan sonra yayıncı kuruluşa vermiş oldukları röportajdan birer kesit...

Ve aynı röportajlardan ligin seyri ile ilgili çok çarpıcı diğer cümleler de şöyle:

 "Biz kesinlikle rakibimize dokunamıyoruz. Dokunduğumuz zaman hemen bizim aleyhimize fauller çalınıp, anlamsız kartlar gösteriliyor. Hakem, bir yere kadar izin verip, bu şekilde kararlar verirse, bu şekilde fauller çalarsa, gol öncesi bir 6 saniye kuralından aleyhimize düdük çalarsa, artık siz de bir şey yapamıyorsunuz."
Henry Onyekuru

"Galatasaray takımı sonuna kadar mücadele eder. Tabii bizim de mücadele etmemize ne kadar izin veriyorlar, verecekler o da tartışılır."
Mariano Ferreira

Bir hafta evvel Rize'de Yaşar Kemal Uğurlu'nun sergilediği "hakemlik" ve dün gece de Alper Ulusoy'un ortaya koyduğu "performans!"tan sonra maç analizi yapmak yerine Galatasaray'lı iki futbolcunun daha terleri kurumadan yapmış oldukları açıklamaları okumak yeterli olacaktır da tarihe arşiv düşmek adına yine karalayalım kafamızdakileri blog sayfalarına.

Rize'de pandemi sonrası Galatasaray futbol takımının ilk karşılaşması olması vesilesiyle özellikle maçın ilk devresinde ortaya konan kötü oyun birçoklarına göre "hakemi" kurtardı ama ya dün gece Sami Yen'de seyrettiklerimiz nasıl açıklanacak? Ya da açıklanabilecek mi?


Karşılaşmaya oldukça arzulu ve motive başlayan Galatasaray, daha 5 dakika dolmadan Emre Akbaba'nın başlattığı iki pozisyonda gole çok yaklaşırken, bu maçın "bol gollü" olacağı mesajı veriliyordu. Sumudica'da açık oynamayı seven bir hocadır, o da takımını savunmaya çekme niyetiyle gelmemişti ama eksiklerine rağmen Galatasaray müthiş bir baskı kurmuş, ilk devre %72 gibi bir top kontrolü istatistiği yakalamıştı. Buna rağmen ilk golü kalesinde de gören ev sahibi oldu. Gaziantep takımı Belhanda'nın uzaklaştıramadığı bir pozisyonda kazanılan korner atışında yine Belhanda'yı "iterek" Djilobodjy'nin kafa vuruşuyla tabelayı değiştirmeyi başarmıştı. Kalesinde beklemediği bir golü gören sarı-kırmızılılar sonraki 5-10 dakikalık süreçte bocalayıp, oyun kontrolünü rakibine verseler de çabuk toparlanmayı bildiler. Özellikle bu süreçte Güray'ın kullandığı serbest atışta Okan harika refleks göstererek takım arkadaşlarına güven verirken, hakem Alper Ulusoy ise maçın ileriki dakikalarında nasıl bir yönetim sergileyeceğinin "spoiler"ını veriyordu. Okan'dan seken topa ofsayt pozisyonundaki Kenan hareketlenmiş ve kaleciyle temas yokken kendini yere bırakıvermişti. Maçı yöneten hakem Alper Ulusoy, yan hakemine bile bakmadan direkt penaltıyı gösteriverdi. Bereket VAR'dan ofsayt uyarısı geldi de kararından geri adım attı.


Galatasaray, hakemin "oynatmama" çabalarına rağmen yine de maça tutunmayı bildi, önce Falcao-Feghouli paslaşmasında, Cezayirli'nin attığı uzun pasta Onyekuru kaleci Günay'ın da hatasından yararlanıp, boş kale ile karşı karşıya kaldı ama vuruşunu Kana Bıyık çizgiden çıkardı. İki dakika sonra Feghouli bu kez Falcao'ya harika bir asist yaptı, Kolombiyalı da soğukkanlılığı ve tecrübesini konuşturarak beraberliği sağlayan golü atıverdi. Tribünlerde karton maketler vardı ama sarı-kırmızılı forma içindekiler sanki taraftarın ruhunu hisseder gibi baskıyı kurmuştu konuk ekip üstünde, bu baskı da Belhanda'nın Falcao'ya nazire yaparcasına attığı "şık"golü getirdi ilk devre bitmeden. Yüzler gülüyordu Galatasaraylılarda da devre bitmiş, hatta uzatma dakikaları sonlanmışken, Alper Ulusoy'un aradığı fırsatı Mariano kendisine veriverdi. Galatasaray'da haftaya oynanacak olan Başakşehir maçı öncesi Mariano, Seri ve Feghouli sarı kart sınırındaydı ve orta sahada olan, sıradan bir faulden sonra hakem Mariano'ya sarı kartı çıkarıvermişti."Mariano dokunmasaydı" diyenler olacaktır da, buna benzer maçta onlarca pozisyon olup, sarı kart çıkmıyorsa, neden Mariano? Bunun cevabı da maçın sonunda saklıydı aslında...


İkinci devre Lemina'nın kaptanlığında Galatasaray ilk yarıdaki oyununu oynarken, ne olduysa Belhanda'nın ters bir geri pasında Ahmet Çalık'ı zor durumda bırakıp, oyundan atılmasından sonra oldu. Maçın bitimine 35 dakika kala eksik kalan Galatasaray refleks olarak savunmaya çekilirken, deplasman ekibi tüm hatlarıyla Okan'ın kalesinde baskı kurdu. Pandemi arasında Marcao'yu sakatlıktan, Donk'u geçen hafta cezalı olmasından dolayı kaybeden Fatih Terim stopersizlikten yakınırken, şimdi de Ahmet'i kaybederken, Emre-Taylan değişikliği ile savunmaya sürpriz bir oyuncu görevlendiriyordu. Stres düzeyi bu kadar yüksek bir maçta 17 yaşındaki Emin'i harcamak yerine Taylan seçeneğini sahaya sürmüş ve de yerinde bir hamle yapmıştı, zira Taylan hem savunmada başarılı müdahalelerde bulundu hem de atak başlangıçlarında yer aldı ki onun başlatmış olduğu bir atakta Sarrachi'nin Feghouli'ye yaptığı asistle Galatasaray üçüncü golü buluverdi.

Bir kişi eksik oynayıp, iki farklı öne geçmek ev sahibini rahatlatırken, rakip "ya herru ya merru" dercesine elindeki tüm kozlarını sahaya sürmüştü ve son on dakikaya girilirken Twumasi'nin uzaktan yolladığı şut Kenan'ın kafasının üzerinden geçip, Okan'ı da yanıltarak farkı bire indiriyordu. Başta kaleci Okan olmak üzere sarı-kırmızılı futbolcular VAR'dan ofsayt kararı çıkacağını beklerken, Cüneyt Çakır gol kararı vermişti. Ne ilginç değil mi? Kural kitabında şöyle demektedir: "Rakip oyuncu topla oynadığında ofsaytta olan oyuncunun kaleciye yönelik alansal bir tehditi olduğu takdirde ofsayt kuralı uygulanmalıdır."  ve Kenan topa temas etmese de kaleciyi yanıltan ofsayt pozisyonunda olduğu için ofsayt verilmesi gerekir denilirken, gol kararı çıkmıştı. Oysaki bir gün önce Ankaragücü-Başakşehir maçında ev sahibinin golü bu gerekçe ile iptal edilmişken... Bu ülkede futbol Galatasaray'a karşı oynanan bir oyun mudur acaba?


Farkı bire indirmiş, saha içinde ve VAR'daki hakemlerin desteğini hissetmiş Gaziantep, beraberlik için Galatasaray kalesine yüklendi de yüklendi ama o anlarda sahnede Okan vardı, özellikle Kenan'ın kafa vuruşunu çizgiden çıkarması alkışı hak ediyordu. Ve maçın uzatma dakikalarına girilmiş, Jimmy Durmaz rakip korner direği cıvarında topu saklarken, rakibinin itmesiyle kendini yerde buldu ama Alper Ulusoy oyna dedi, sonra gelişen atakta ceza sahası içinde Selçuk formasından çekildi ama karar yine devamdı ve Gaziantep takımının golü geldi. VAR olmasa Alper Ulusoy çoktan golü vermiş, santrayı yaptırmıştı da, protokoller vardı, göz göre göre "operasyon" yapılamazdı, öyle baktılar böyle baktılar ve öncesinde iki bariz faul olan golü " gönülsüzce" iptal ettiler. Tabii, bu kararı verirken, geçen sene yönettikleri ve Galatasaray'ın kazandığı maçlar sonrası ağır eleştiriler alan ve hakemliği bıraktırılan hakemler geçmiş midir Alper Ulusoy'un aklından acaba? "Acaba ben de onlardan biri olur muyum?" diye düşünmüş müdür genç hakem ki son düdüğü çalmadan can simidi gibi 6 saniye kuralına sarılıverdi.


Neymiş, Okan topu elinde 6 saniyeden fazla tutmuş...Böyle bir kural vardı elbet ama 10-15 yıldır uygulayan hakem yoktu? Üstelik kendisi de uygulamıyordu. 16 Şubat 2020de Sami Yen'de oynanan Galatasaray-Yeni Malatyaspor maçında Farnolle maçta dakikalar 33, saniyeler 42'yi gösterirken topu tutup, 33.57'de degaj kullanırken, Alper Ulusoy düdük çalmamıştı. Dört aylık bir süre çok geçmişte kalmış derseniz, dün geceki maçta dakikalar 31, saniyeler 52'yi işaret ederken topu tutan Gaziantep FK kalecisi Günay, topu tam 17 saniye sonra 32.09'da elinden çıkarırken, hakem 6 saniye kuralını bilmiyor muydu?


Kural tek ama aynı maç içinde kuralın uygulanıp uygulanmadığı takımlar farklı...İşte o zaman hakemin niyeti sorgulanır, hem de sonuna kadar... Bu arada biz sorguluyoruz, Fatih Terim ceza almamak için mümkünce kibar kelimelerle sorguluyor da bu kulübün yöneticileri neden sessiz acaba? Mustafa başkana tek kelam edemeyiz, sağlık sorunları ile boğuşuyor belki evinde içi içini yemektedir de başkan yardımcısı sayın Abdurrahim Albayrak nerede acaba? "Apo başkan", kaybedilen bir Fenerbahçe maçı sonrası Süleyman Rodop'un tuttuğu mikrofonda Hagi'yi eleştirdiğin gibi şimdi aynı hiddet ve celal ile iki haftadır Galatasaray'ı "doğrayan" hakemlere veryansın etmeyecek misin? Senin de sağlığını hiçe sayacak kadar "hasta Galatasaraylı" olduğunu biliyoruz, peki seni sessizliğe iten nedir? Bi' de bize Apo başkan...

Nitekim hakemin uydurduğu bir "endirek" serbest atış sonrası Sekidika'nın acemiliği ile kazanılan penaltı ile Gaziantep eşitliği sağlayıp, belki de Galatasaray'ı şampiyonluktan ediyordu. Konya, Ankaragücü ve dün gece de Gaziantep maçlarında, Galatasaray uzatmalarda yediği gollerle 6 puan bırakması da bu sezonun unutulmazları arasına girecektir...


Stat: Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom
Hakemler: Alper Ulusoy, İsmail Şencan, Mustafa Sönmez, Cüneyt Çakır (VAR)
Galatasaray: Okan Kocuk, Mariano (Dk. 81 Linnes), Ahmet Çalık, Lemina, Saracchi, Seri, Belhanda (Dk. 72 Selçuk İnan), Emre Akbaba (Dk. 59 Taylan Antalyalı), Feghouli (Dk. 80 Jimmy Durmaz), Onyekuru, Falcao (Dk. 80 Sekidika)
Gaziantep FK: Günay Güvenç, Mehmet Erdem Uğurlu (Dk. 62 Diarra, Dk. 79 Furkan Soyalp), Tosca, Djilobodji, Kana Bıyık (Dk. 79 Kubilay Aktaş), Oğuz Ceylan, Jefferson (Dk. 67 Muhammet Demir), Güray Vural (Dk. 62 Twumasi), Maxim, Kenan Özer, Kayode
Goller: Dk. 17 Djilobodji, Dk. 78 Twumasi, Dk. 90 15 Maxim (Penaltıdan) (Gaziantep FK), Dk. 36 Falcao, Dk. 40 Belhanda, Dk. 66 Feghouli (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 45 2 Mariano, Dk. 51 Belhanda, Dk. 63 Saracchi, Dk. 90 1 Okan Kocuk, Dk. 90 10 Ömer Bayram, Onyekuru (Maç bitiminde) (Galatasaray), Dk. 51 Kenan Özer, Dk. 90 6 Sumudica (Teknik direktör) (Gaziantep FK)
Kırmızı kart: Dk. 55 Ahmet Çalık (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin